pdf 15

hasat sonrası putresin, salisilik, oksalik asit ve kalsiyum klorür uygulamalarının bazı erik çeşitlerinin muhafaza süresi ve meyve kalitesi üzerine etkisi
+
erik klimakterik bir meyve türüdür. erik meyvesinin hasat sonrasındaki meyve olgunlaşması ile ilişkili olarak fizyolojik ve biyokimyasal değişimleri, meyve eti sertliği, meyve eti rengi, aroma ve meyve lezzeti değişiklik gösterir. fizyolojik duyarlılığı nedeniyle depo ömrü kısa bir meyve olup bazı kimyasallar ile olgunlaşmasının geciktirildiği ve raf ömrünün uzatıldığı araştırma sonuçlarında ortaya konmuştur. erik meyvelerinin raf ömrünü uzatmak için hasat öncesinde ve sonrasında çeşitli uygulamalar yapılmaktadır. hasat öncesinden ziyade hasat sonrasında yapılan uygulamaların kayıpları azaltmada daha iyi sonuçlar verdiği gözlemlenmiştir.
+
poliaminler bir grup doğal bileşik olarak bilinir. alifatik azot yapısı hemen hemen tüm canlı organizmalarda bulunmaktadır. hücre büyümesi, gelişmesi, çevresel strese karşı tepki verme gibi birçok fizyolojik süreçte önemli rol oynarlar. bununla birlikte, dna ve protein sentezinde, yumru köklerin dinlenmesinde, tohumların çimlenmesinde ve meyvelerin olgunlaşmasında da etkilidir. yaygın poliaminler putresin (diamin), spermidin (triamin), ve spermin (tetramin)’dir ve bu poliaminler her bitki hücresinde bulunur. yaygın poliaminlerin yanı sıra nadir bulunan poliaminler de vardır bunlar homospermidin, 1,3-diaminoporopan, kadaverin ve kanavalmin’dir. bu poliaminler bitkiler, hayvanlar, algler ve bakterilerde bulunmaktadır.
+
kayısı meyvesinde yapılan bir çalışmada prunus armeniaca l. cv. mauricio çeşidi kullanılmıştır. meyveler ticari olgunluğa geldiğinde hasat edilerek, mekanik zarar gören ve görmeyen meyveler ayrılmıştır. meyveler 1 mm putresin ile muamele edilerek 6 gün süre ile 10°c’de muhafaza edilmiştir. çalışma sonucunda putresin uygulamasının meyve eti sertliğini koruduğu ve hasar görmüş meyvelerde de çürük bölgelerin artmasını engellediği tespit edilmiştir. putresin uygulanan meyveler ile uygulanmayan meyveler farklı fizyolojik tepkiler göstermiştir. putresin uygulanan meyvelerde renk değişiminin, ağırlık kaybının, etilen üretiminin ve solunum hızının daha düşük olduğu tespit edilmiştir.
+
mango meyvesi hasat edildikten sonrada büyük oranda olgunlaşmaya devam eden bir meyve türüdür. uygun ortam sıcaklığında çok kısa ömre sahip olmakla birlikte hasat sonrası yüksek kayıplara neden olma özelliğine sahiptir. tüm bunlar göz önüne alınarak mango meyvesinde putresin uygulamasının depolama ömrü ve meyve kalitesi üzerindeki etkisi üzerine bir çalışma yapılmıştır. fizyolojik olgunluğa erişen mango meyveleri hasat edilerek 0, 1, 2, ve 3 mm putresin uygulamasına tabi tutulmuştur ve meyveler 13°c’de %90-95 nem koşullarında 4 hafta süre ile muhafaza edilmiştir. çalışma sonucunda putresin ile muamele edilen meyvelerin, kontrol meyvelerine göre lezzet, sçkm, asitlik, ağırlık kaybı ve fizyolojik bozulma yüzdesinde düşük kayıplara neden olduğu ve kaliteyi daha iyi şekilde koruduğu sonucuna varılmıştır.
+
kalsiyum, meyve ve sebzelerde hasat sonrasında da uygulanmaktadır. hasat öncesi meyve ve sebzelerde bulunan kalsiyum birikimi ürünün görsel kalitesini arttırırken hasat sonrasında kalsiyumun etkisi raf ömrünü uzatmada fayda sağlamaktadır. hasat sonrasında uygulanan ca uygulamasına kalsiyum uygulaması denir. hasat sonrasında kalsiyum uygulaması daldırma, yıkama, vakum veya basınç infiltrasyonu, balmumu kaplamalarla karıştırılarak veya elektrostatik toz boya şeklinde uygulanır. kalsiyum uygulamasının kaynağının seçimi biyoyararlanıma, çözünürlüğe, lezzet üzerindeki etkilerine, meyve ve sebze ürünüyle olan etkileşime bağlıdır. hasat sonrasında uygulanan kalsiyum uygulaması hücre duvarı bozulmasını engellemesinin yanında, uygun hücre zarı fonksiyonu ve turgor basıncını koruyarak meyve ve sebzelerin yumuşamasını engeller. aynı zamanda lezzet ve besin kaybını önler, meyve ve sebze dokusundaki antioksidan kapasitesini iyileştirir, fizyolojik bozuklukları ve çürüme oranını azaltabilir.
+
salisilik asit uzun yıllar ikincil ürün kabul görmüştür fakat günümüzde biyolojik olarak farklı etkilere sahip, bitkilerde doğal olarak sentezlenen bitkisel hormon olarak kabul edilmektedir. salisilik asit özellikle söğüt ağacının gövde kabuğundan elde edilmekte ve aspirinin hammaddesi olarak uzun yıllardan beri ilaç olarak kullanılmaktadır. salisilik asidin diğer bir etkin formu metil salilisik asittir. metil salisilik asit bitkilerde sinyal molekülü olarak fotosentezde, stomaların kapanmasında, transpirasyonda, iyon alınımı ve taşınmasında, hastalıklara karşı gösterilen dirençte, yaprak anatomisinin belirlenmesinde, çiçeklerde cinsiyet gelişiminde, verimlilik, glikozis ve tohum çimlenmesinde görev almaktadır. aynı zamanda salisilik asit patojenlere karşı proteinlerin oluşumunda ve sistemik dirençte de etkili olmaktadır.
+
toplam fenolik bileşikler ve toplam flavonoid içeriğinde, muhafaza süresince benzer bir değişim tespit edilmiştir. genel olarak soğukta muhafaza süresince artış azalış şeklinde dalgalanmalar olmakla birlikte, muhafaza süresi sonunda uygulamalarda fenolik bileşiklerde başlangıca göre azalmalar meydana gelmiştir. ghasemnezhad ve ark. (2010)’da depolama sürecinde toplam fenolik bileşik seviyesinin azalmasının, olgunlaşma fizyolojisinden ve hücre yapısının bozulmasından kaynaklanabileceğini bildirmiştir. toplam fenolik bileşiklerin bir kısmını flavonoidler oluşturmaktadır. bu yüzden benzer bir değişim içerisinde olması beklenen bir durumdur. meyvelerde toplam fenolik bileşik içeriği, black diamond erik çeşidinde putresin uygulaması ile, autumn giant erik çeşidinde ise salisilik asit ve putresin uygulaması ile daha iyi muhafaza edilmiştir
http://acikerisim.nku.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/20.500.11776/3432/0065905.pdf

sert çekirdekli meyvelerde dengeli gübreleme
https://www.toros.com.tr/6-Sert%20%C3%87ekirdekli%20Meyvelerde%20Dengeli%20G%C3%BCbreleme.pdf

bu büyük devrimi meydana getiren iki sanat madencilik ve maden sanayi ile tarım olmuştu. insanı uygarlaştıran, insan türünü yitiren, şaire göre altın ve gümüştür; fakat filozofa göre, demir ve buğdaydır.
http://turkoloji.cu.edu.tr/GENEL/hasan_aydin_fransiz_devrimi_rousseau.pdf

fârâbî, erdemin (el-fazîle) yalnızca insana mahsus bir sıfat olmadığını düşünmekte ve herhangi bir şeyin erdeminin, o şeyin zatına ve eylemlerine iyilik ve yetkinlik (cevdet ve kemâl) katan şey anlamına geldiğini belirtmektedir. hiç şüphesiz yalnızca insana mahsus erdem de (el-fazîletu’l-insâniyye) söz konusudur. bu erdemi ise fârâbî şöyle tanımlamaktadır:
insanın kendileri vasıtasıyla iyi şeyleri ve güzel eylemleri yerine getirdiği nefse ait yapılara (el-hey’âtu’n-nefsâniyye) erdemler (el-fezâil) denilir; yine kendileri vasıtasıyla kötü şeyleri ve çirkin eylemleri icra ettiği yapılara ise rezillikler (rezâil), eksiklikler (nekâis) ve adilikler (hasâis) denilir.
http://earsiv.erzincan.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12432/1027/Ibrahim%20Aksu%2C%20Farabi%27de%20Temel%20Erdemler%2C%20Doktora%20Tezi.pdf

platon, hiç kimsenin kendi iradesiyle, isteyerek bir erdemsizliği (rezîlet/rezâ’il) irtikap edeceğini kabul etmez. insan iradesi ancak hayra koşar; insanın özü hayır/iyilik ile irtibatılıdır.
+
her bir güce ait bir erdemsizlik (rezîle, çoğul: rezâil) vardır.
http://auzefkitap.istanbul.edu.tr/kitap/ilahiyat_ue/islamahfel.pdf

bazı kişilerde ve şartlarda fazilet, bazılarında ise rezilet olacak şekilde bir “çift yönlülük” arz etmektedir. yani bu huylara yüklenen ahlâkî değerin fazilet mi yoksa rezilet mi olduğu bir tür “görelilik” taşımaktadır.
+
hem fazilet hem de rezilet olabilecek şekilde ahlâkî değeri göreli olan huylar şunlardır: övülmeyi sevmek (hubbu’l-kerâme), süslenmeyi sevmek (hubbu’z-ziyne), övgüye karşılık vermek (el-mücâzât ale’l-medh) ve zühd.
+
bu davranışları tek tek inceleyip hangi şartlarda fazilet hangi şartlarda rezilet olduklarını ele alarak ahlâkî değerlerdeki göreliliğin sebeplerini araştırabiliriz.
+
süslenmeyi sevmek (hubbü’z-zîne): süslü elbiseler giymek, hizmetçiler, yardımcılar, araçlar ve bineklerle gösteriş yapmaktır. bu huy da hükümdarlar, önemli kişiler, gençler, zarif kimseler, müreffeh yaşam tarzına sahip olanlar ve kadınlar için güzeldir. ancak rahipler, zâhidler, yaşlılar, ilim ehli olanlar ve özellikle hatip, vaiz ve dinî liderler için gösteriş ve süslenmek çirkindir.
+
zühd: yahya ibn adî’nin ahlâk felsefesinde fazilet ve rezilet oluşu görelilik arz eden son huy da zühddür. zühd mal, gösteriş ve kazanca karşı fazla ilgili olmamaktır. aynı zamanda dünyayı, onun güzelliklerini ve lezzetlerini hafife almaktır. bu huy, âlimler, dinî liderler, hatipler, vaizler, âhiret hayatını ve ölümden sonraki kalıcılığı arzulayanlar için bir fazilettir. ancak hükümdar ve asiller için bu huy bir fazilet sayılmaz. hükümdar olan kimse zâhid olursa eksik kalır.
+
yetkin insan (el-insânü’t-tâmm), herhangi bir fazileti yitirmemiş ve herhangi bir rezilet ile de kirlenmemiş olan kişidir.
+
yetkin insanın tüm faziletleri elde etmiş ve tüm reziletlerden arınmış birisi olduğunu ve bunun aslında pratik olarak gerçekleşmesi zor ve ideal bir düşünce olduğunu söyleyebiliriz.
+
insanın sevgisi fazilet ve şeref sahibi, yüce gönüllü, ağırbaşlı ve hayranlık uyandırıcı seçkin kişilere yönelik olduğunda bu huy güzel görülür. ancak insanların rezil ve düşük olanlarına, kadınlara, gençlere, edepsiz kişiler ve benzerlerine karşı sevgi beslemek gerçekten çirkindir.
http://ekitap.yek.gov.tr/Uploads/ProductsFiles/c69a9267-19c1-4c42-a503-20c00d8da0b0.pdf

haset, husumet, rezalet
https://hakikatadalethafiza.org/wp-content/uploads/Hafiza-Sanat/KAYNAKLAR/ARTER_HasetHusumetRezalet_BasinBulteni_23_01_2013.pdf

dört büyük rezilet: cehalet, hırs ve tama’ veya namussuzluk, korkaklık, zulüm
+
mükafât veya mücâzât heyecanlarla faziletlerle veya reziletlerle ilgilidirler.
+
fakat, eğer akıl, yalnız şahsi fayda peşinde koşar ve hatta bu u ğur da herkesi hayretler içinde bırakacak tertipler ve düzenler iycad ederse, akıl, bu aşırı kötü hâli ile kötüye yönelik bir basiret veya kiyâset veya kötüye yönelik bir dehâ olur ki buna, genel dilde (cerbeze) denir ki bu da bir rezilettir. ve yine, akıl, eğer tam doğru orta kudretinden yoksunsa, yani doğru düşüncede bulunamazsa, ona da ahmaklık veya câhillik denir ki bu da bir rezilettir.
+
iffet’in aşırı derecesi, luzumsuz fazla utangaçlık; iffet’in noksan derecesi ise (utanmazlık)tır ki bu her iki hâl de rezilettir”.
+
cesaret, tam orta bir haldir ve bir fazilettir. cesaretin aşırısı delice cesaret; noksan da korkaklık ve alçaklıktır ki bu iki hal de birer rezilettir.
+
ınsanların en kötüsü de hem kendi öz hayatında hem de cemiyyet hayatında reziletli davranan insandır.
+
adalet, hem bütün bir fazilettir hem de parça fazilettir. adâletsizlik te hem bütün bir rezilettir hem de parça rezilettir.
+
ihtiyarî olmayan işlemler: hırsızlık, sinan açığa vurmak, her çeşit rezillikte bulunmak, yalan yere şahitlik etmek veya insan öldürmek, insana saldırmak ve ırzına geçmek, insana iftira etmek yahut ta bir şeyi bozup yok etmek veya sakatlamak gibi işlemlerdir.
+
şeref hususunda fazla i ştiyak göstermek, ihtirastır. fakat, her ihtiras kötü de ğildir. ancak, ihtiras, iki yönlü bir terimdir: o, bazan rezilettir, fakat, bazan da fazilettir. ihtirasın zıddı da ihtirassızlıktır.
+
fazilet ve rezilet, ihtiyaridir ve bizim kudretimiz dahilindedir. bu sebeplerdir ki iyi işlerimiz için mükâfat ve kötü işlerimiz için mücâzat söz konusudur.
+
çocuklar, karı koca arasında sevgi ve birlik bağıdırlar ve soyçekim yolu ile, onların faziletlerine de reziletlerine de sahiptirler. çocuğu olmayan ev, çabuk yıkılır.
+
her fazilete karşı iki rezilet bulunur ki bunlar da en çirkin bir surette bellibaşlı sekiz rezileti teşkil ederler ve bütün bunlar da dört faziletin aşırılığından veya eksikliğinden ibarettirler ki bunlar da bilinen şeylerdir.
+
tam orta akıl faziletinin aşırılığı (ifrat)dır ve bir çeşit rezilettir. aklın azlığı (tefriti), yani büsbütün de ğilse bile pek ziyade noksanlığı da (ahmaklık) ve (budalalık)tır ki bu da en fena bir rezilettir.
+
ibn miskeveyh’in ahlak sistemi, bütün faziletleri kendinde toplamış ve bütün rezilliklerden sıyrılmış , yani duyular dünyasından tamamiyle tasfiye edilmiş bir ruha dayandırılmış bir ahlak sistemidir.
+
ruhu tasfiye edeceğiz ve bütün rezilliklerden sıyrılıp bütün faziletleri elde edeceğiz.
+
cahil kimse rezildir.
https://docplayer.biz.tr/51508182-I-bn-m-i-skeveyh-ve-yunan-da-ve-i-slam-da-ahlak-goru-s-leri.html

bütün rezillikler, söz konusu üç kuvvetin fesada uğraması sonucunda oluşur.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/446133

ahlâk ilmi, faziletler ve rezîletler ilmi olup bu ilim, nefsi faziletlerle bezeme ve rezîletlerden kurtarma yolunu gösterir.
http://acikerisimarsiv.selcuk.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/1502/308795.pdf

platon ve aristoteles gibi filozoflar, islâm ahlâk felsefesinde etkileri her konuda görülen, kişiler olarak erdem konusunda farklı bir yaklaşım sergilerler: eflâtun, erdemi, reziletin zıddı olarak algıladığı halde, aristoteles, ifrat ve tefritin ortası olarak görür. sadece bilen kişi aşırılıklardan kaçınır.
+
reziletler:
hovardalık, açgözlülük, saygısızlık, hafifmeşreplik, aptallık, şehvanilik, zulüm, hainlik, ihanet, sırrı ifşa etme, kibirlilik, kabalık, yalancılık, cimrilik, kindarlık, hasislik, korkaklık, kıskançlık, korku, alçaklık ve adaletsizlik.
+
erdemler, hep birlikte bir insanda toplanıyorken, hiçbir insan bir takım reziletlerden tam anlamıyla uzak olamaz.
+
ibn sinâ, ahlâk ilminin yani “hikmet-i hulkiyye” nin insanı erdemlerle donatıp ve reziletlerden arıttığını dile getirir. bu yaklaşımı bize ibn sinâ’nın erdemlerin inşası ve reziletlerin ortadan kaldırılmasında bilgiye bir aracı değer atfettiğini göstermektedir.
+
bilgi, irade ve basiretin yokluğunda her erdem bir rezilete dönüşebilir.
+
ibn sinâ, başta olmak üzere ibn miskeveyh, tusî ve onu takip eden kınalızade ali çelebi gibi ahlâk üzerine fikir yürütmüş düşünürler, her erdemin, iki reziletin ortası olduğu görüşünden hareketle, adâletin de zulüm ve inzilam (zülme boyun eğiş) gibi, ifrat ve tefrit halinin ortası olduğunu belirtirler.
https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/53060/mod_resource/content/1/Ahlak%20ve%20erdemin%20in%C5%9Fas%C4%B1.pdf

huy bir melekedir, onun sebebiyle fiiller sadır olur. bir huy, üç şeye, ya tam olan şeye, ya noksan olan bir şeye, ya da ne tam ve ne de noksan olan bir şeye sebep olur. birinci kısma erdem ve iyi huy, ikinci kısma rezilet ve kötü huy, üçüncü kısma ne erdem ve ne de rezilet denir.
http://sosbilder.igdir.edu.tr/Makaleler/1345747123_02_Aksit_(23-40).pdf

bu suretle allah, dünya hayatında onlara rezilliği tattırdı. muhakakki; ahiret azabı daha büyüktür. keşke bunu bilselerdi!
http://hizb-uttahrir.info/tr/index.php/yay%C4%B1nlar/hizb-ut-tahrir/download/2608_4671b9e8c39021c3d24f57ffcc66e446.html

onca insan böylesine bir rezilliğin sonucunda gözlerini kapattı bu hayata bahsettiğim bu katiller yüzünden, sadece ve sadece tartışılmaz ancak yine de tartışılan bir doğruluğu savundukları ve doğru olan yöntemin bu olmadığını herkese göstermeye çalıştıkları için.
https://stars.bilkent.edu.tr/turkce/publication?donem=20161&dersKod=TURK&dersNo=101&ogrenciNo=21502223&odevNo=4

ikisi de rezilet olarak nitelenen aşırılık ve eksikliğin ortası olan erdemlerin sınırlandırılmış olmasına karşılık erdemlerin iki ucunun yani erdemsizliğin sınırı yoktur.
http://www.itobiad.com/tr/download/article-file/392421

fazilet ve reziletlerin insanın irade ve ihtiyarıyla defalarca yapması neticesinde düşünüp taşınmadan meydana gelecek şeklide nefiste yerleşen ve alışkanlık haline gelen huylardır.
+
reziletler bir kişinin gelip geçici değil sürekli olarak yaptığı yatkınlık haline gelmiş fiillere denilmektedir.
+
tıpkı faziletler gibi reziletler de sonradan alışkanlıklarla edinilen yani sonradan kazanılan bir durumdur.
+
her erdemin aşılmaması, ifrat ya da tefritle asla rezilliğe, erdemsizliğe meyledilememesi gereken bir sınırı vardır.
+
faziletler bulunması çok zor olan orta ve denge (vasat ve itidal), reziletler ise bu ortanın kenarları ve ondan sapmadır.
+
ya fazlalık ya da eksiklik tarafına doğru meylederek bu sınırı aşmak suretiyle reziletler meydana gelir. faziletler tek olmasına rağmen reziletlerin sayıları çoktur.
+
ahlaklı kişi aynı zamanda sağlıklı kişidir.
+
hastalıların “ahlak” kelimesine değil de “nefse” nisbet edilerek “ruhsal tıp /psikolojik hastalıklar” denilmesi faziletlerin, reziletlerin, hastalıkların kaynağının nefs olması ve her iki ahlaki kavramın da bir melekesi kabul edilmesi sebebiyledir.
+
hem fazilet hem de rezilet alışkanlıklar neticesinde meydana geldiği için bunları ortadan kaldıracak olan bizzat kişinin kendisidir.
+
öfkenin tedavisi; her kim itidal ve denge ile süslenip donanırsa, onun için öfkenin tedavisi kolay olur. çünkü öfke zülümdür, adaletten ve sırat-ı müstakimden çıkmaktır. bunun tedavisi aklın reziletleri yönetmesi ile olmaktadır.
+
eğer hasede sebep, o nimetin kendisine erişmesine hırs etmek olursa, haset şehevî gücün katılımıyla olabilir. eğer sebep, sadece haset edilene çirkin bir şeyin erişmesini istemek olursa, bu öfke gücünün rezillik ve erdemsizliklerinden olur.
+
erdemli birey ve toplumun inşası kaynağı nefs olan faziletlerin korunması ve reziletlerin izole edilmesine bağlıdır.
+
fazilet ve reziletler kaynağını nefsten alır ve bunlar alışkanlıklar yolu ile huy haline gelir.
+
tıp ilmi nasıl ki sağlığın korunması ve hastalıkların tedavisi ile uğraşıyorsa ruhsal tıp olarak adlandırılabilecek ahlakın da faziletlerin korunması ve reziletlerin defedilmesi gibi bir görevi vardır.
+
filozofumuz faziletlerin tek, reziletlerin ise birden fazla olduğu gerçeğini vurgulayarak çeşitli reziletlerin nasıl vasat bir çizgiye geleceğini ahlak felsefesi bağlamında açıklamaktadır.
http://www.beytulhikme.org/Makaleler/1922624135_11_Aksit_(1055-1072).pdf