pdf 1

cerrahi nöroanatomi öğretim ve eğitim grubunun üçüncü bülteni ile altı aylık bir aradan sonra yeniden sizlerle birlikteyiz. bültenin kapağında yer alan kişi ile başlayacak olursak; resim cerrahi anatominin en önemli ismi ve tartışmasız öncüsü belçika doğumlu cerrah andreas vesalius’a (1514-1564) aittir. vesalius’un “de humani corporis fabrica” adlı kitabı 1542 yılında padua üniversitesinden yayınlandığı zaman tıp bilimi ve cerrahi sanatı bir daha geri dönüşü olmayacak şekilde kökten bir değişime, hatta bir devrime, uğradı. cerrahinin evriminde bundan sonra hiçbir birey ve/veya yazılı bir belge bu derece büyük bir etkiye sahip olmamıştır. vesalius’un bültenimizin ön kapağında yer almasının bir başka nedeni ise ardında bıraktığı en önemli mesajdır; ona göre iyi bir anatomi bilgisi olmadan iyi ve güvenli bir cerrahinin asla mümkün olamayacağı açıktır. elinizdeki bültende bir nöroanatomist’in klinik anatomiye kendi gözü ile bakışı ve beyin ve sinir cerrahisi pratiğinde anatomi doktorasınının avantajlarını özetleyen birbiri ile ilişkili iki makale ile birlikte, biri kadavralarda yeni enjeksiyon yöntemlerini inceleyen dört adet derleme bulunmaktadır.
https://www.turknorosirurji.org.tr/TNDData/Books/137/noroanatomi-bulten-no-3.pdf

anatomik çalışmaların ancak yaşayan bir beden üzerinde yapıldığında değer taşıyabileceğini savunarak disseksiyona karşı çıkmış ……
+
anatomi ve botanik saçma şeyler!.. hayır delikanlı, hayır! hastanın yatağına git, hastalığı ancak orada öğrenebilirsin.
+
almanya’daki meşhur tübingen tıp fakültesi, anatomi eğitiminin tek aracı olan insan iskeletine 1548’de sahip olmuştur.
+
kanın görevini bilmeden dolaşımı, hastalık ile anatomi arasında ilişki kurmadan anatomiyi bilmenin günlük hekimliğe etkisi yoktu.
+
divân-ı lugâti’t türk’te anatomi, fizyoloji, belirtiler, hastalıklar, aletler ve ilaçlarla ilgili 581 kelime vardır. ……. öncesi orta asya türklerinin hastalıkların bir kısmını tanındığını ve bunları bitkilerle tedavi etmeye çalıştığını göstermektedir.
+
hastalıkların bedenin genel dengesizliğinden değil, organlardaki bozukluklardan kaynaklandığı tespit etmiş; daha sonra anatomik hastalık düşüncesi olarak adlandırılacak teorisinin temelini oluşturmuştur.
+
250 yıllık sürede pek çok anatomist onun yolundan giderek insan organizmasında bilinmeyen, öğrenilmeyen hiçbir yer bırakmamışlardır.
+
mondino’nun 1316’da yayınladığı anatomia, insan kadavrası üzerinde disseksiyona dayalı ilk anatomi kitabıdır. ülkesinde olduğu kadar fransa ve almanya’da da ilgi uyandırmıştır.
+
“vücudun gücü onun maddi yapısına bağlı değildir; bu sebeple bedenin yapısını araştırmak yerine onu felsefi açıdan incelemek gerekir”anlayışı temel tıp bilimlerinden anatomi ve fizyolojinin gereksiz görülmesine yolaçmış ve tıbbın gelişmesini engellemiştir.
+
mısırlılarda zengin bir anatomi sözlüğü ortaya çıkmıştır.
+
anatomi bilmeyenlerin yaptığı operasyonların vahim sonuçlar doğurduğunu gözlediğini anlatmıştır.
+
anatomik bilgileri az olmasına rağmen cerrahlıktaki başarıları şaşırtıcıdır.
+
mir’âtü’l-ebdân ilk modern anatomi kitabı, usûlü’t-tabî‘a ise türkiye’de basılmış ilk fizyoloji kitabı olma özelliğini taşır.
+
bernard’ın üzerinde çalıştığı konular ve vardığı sonuçlar günümüz deneysel tıbbının ve fizyolojisinin temelini teşkil etmektedir. en önemli tespitlerinden biri, ilk kez vurgulanan iç ortam kavramıdır.
+
erasistratus fizyolojide ise sağlık ve hastalığın tek sebebi olarak gördüğü pneuma’nın zannedildiği gibi vücutta kendiliğinden varolmadığını, nefes yoluyla alınarak önce akciğerlere, sonra kalbin sol karıncığına, oradan da beyne ve bütün organlara …….
http://zeytinburnu.istanbul/Document/FileManager/tip-tarih-kitabi.pdf

anatomist giovanni battista morgagni …… her şeyi anatomik bakış açısından yorumlamaya çalıştı.
http://okumedya.com/Bilim_Ve_Buluslar_Tarihi-Isaac_Asimov.pdf

anket sonuçları ışığında, mezuniyet sonrası tıp eğitiminde anatomi bilgisinin yeri ve önemi sorgulanmıştır ve uzmanlık eğitimi alan hekimler tarafından, eğitimleri sırasında, alabilecekleri anatomi bilgisinin önemli ve faydalı olabileceği vurgulanmıştır.
http://static.dergipark.org.tr/article-download/068e/d2fe/036b/5b5ec76240e25.pdf?

deliliğin imalatı adlı kitabında thomas szasz tıbbi olanakların ayrıcalıklı sınıfların dışında daha sınırlı olduğu ortaçağ’da cadı denilen kişilerin aslında şifacı özelliği taşıdıklarını; kilise’nin yasağına karşın “insan anatomisini incelemeye cüret edenler[in]”, “eczacılık konusunda ilk araştırmaları” yapanların “cadılar” olduğunu; kadınların cadılıkla suçlanmalarının en önemli nedeninin sahip oldukları bu ayrıcalık olduğunu vurgular.
+
ı. meşrutiyet’in (1876) ardından gelen süreç ise eğitim alanındaki yeniliklerle beraber “akılcılık” adına daha etkili sonuçlar doğurmuştur. şerif mardin’in belirttiği üzere özellikle ıı. abdülhamid döneminde (1876-1909) açılan okullardaki ders programları aracılığıyla “19. yüzyıl müspet bilimlerinin batı’nın esas güç kaynağını oluşturduğu” anlaşılmaktaydı. bu durum pozitivizmin güçle ilişkilendirilmesi ve bu ilişkilendirmenin osmanlı aydınının düşünce ufkuna bir tohum olarak yerleşmesi anlamına gelir. 19. yüzyılda üyelerinin askerî tıbbiye öğrencilerinden oluştuğu ittihat ve terakki partisinin düşünsel köklerinde “biyolojik materyalizm” etkisinin olduğunu öne süren mardin, “askerî tıbbiye öğrencileri, kendilerine okutulan derslerin icabı olarak, hayatı, allah’ın iradesinin bir ürünü olmaktan çok biyolojik ve fizyolojik süreçlerin bir sonucu olarak görüyorlardı” demektedir. aynı şekilde pozitivizmin de cemiyetin kurucu üyeleri arasındaki etkisinden ve ülke “kalkınma”sının “bilimselleşme” ile bağlantılı ele alındığından söz eder mardin. böylece pozitivizmin aklı yücelten tutumu da bazı osmanlı aydınları, daha da özelde yeni osmanlılar (jön türkler) arasında zaman içinde geçerlilik kazanacaktır.
https://core.ac.uk/download/pdf/52939331.pdf

o, tıp ansiklopedisi el-hâvî’de her bir hastalığı inceledi ve onların semptomlarını [belirtilerini], nedenlerini ve tedavilerini analiz etti. hipokrat ve galen’den ishak b. huneyn’e kadar eskilerin ve yenilerin konularını anlattı ve daha sonra kendi kişisel gözlem ve tecrübelerine dayalı olarak onları kritik etti, tamamladı veya reddetti. razi hipokrat’ın eserinde muğlak ve düzensiz olarak tespit ettiği bu bilgileri, hatalarından dolayı yeniden düzenlemeye karar verdi. öğrencilerinden biri olan hekim el-mecûsî, mademki herkes tarafından tekrarlanıyorsa, dün ve bugün herkesin söylediği sanattan bahsetmeyi faydasız gördü. fakat razi, bu konuda açıklamalarda bulundu: o eserini her türlü bilgiye ihtiyacı olan öğrencilerine tahsis etti. razi, buhara hükümdan mansur b. ishak’a vakfettiği başlıca eserlerinden bir diğeri olan kitabü’l-mansur’u anatomiye hasretmişti. mihnetü’t-tabîb’de razi, tıp öğrencilerinin bitirme sınavının tıbbi incelemelerde nasıl yapılması gerektiğini açıklar. bu kitaplar bir çiçek ve kızamık hastalığı ile ilgili inceleme kitabıdır (traite de la variole et la rougeole) ve eseri gezgin hekimlerin kılavuzudur (le guide du medicin nomade).
+
razi’nin öğrencisi ebû ali b. abbas el-mecûsî (öl. 385 h/ 995 m), ahvaz’da doğmuştu. o, hocasının hacminden dolayı kullanımı zor olan kitabından daha özlü ve daha metodik olmasını dilediği, kitâbü’l-mülûk adlı bir eser yazdı. o’na hipokrat çok kısa, galen ise aksine çok uzun ve dağınık yazdığından dolayı, anlaşılmaz geliyordu. ibnü’l-kıfti’nin işaret ettiğine göre, kitabü’l-mülûk bazen kâmilü’s-sınâ’a fi’t-tıb [tıp mesleğinde mükemmellik] olarak anılıyordu. ei-mecûsî, tıp öğrencilerine her zaman hastaları gözlemek için sık sık hastaneye gitmelerini öğütlüyordu. o sonra anatomide, fizyolojide, tedavide ve farmakolojide bilinmesi gerekli [kaçınılmaz] bilgileri açıkladı. bu eser, ibn sîna’nın tıbbın kanunu kitabının yayınlanmasına kadar klasik bir eser olma özelliğini korudu.
+
kahire’de hastaneler ve kütüphanelerin varlığı doğu’dan birçok hekimi kendisine cezbetti. süryani hekim ibnü’n-nefis (öl. 686 h/ 1288 m) küçük kan dolaşımını keşfetti ve galen’i kalbin anatomisi konusunda yanılgı içinde olmakla eleştirdi. ıraklı hekim abdullatîf ei-bağdadî de aynı şekilde birçok yunan hekiminin gözlemlerini düzeltti.
http://ktp.isam.org.tr/pdfdrg/D02535/2009_VII_14/2009_VII_14_SIMSEKH.pdf

dâvud el-antakî’nin yüzeysel ve kısa da olsa nöroanatomi konusunda her iki eserinde de bilgi vermesi onun anatomi bilgisine ve öğrenimine verdiği önemi göstermektedir. ulaşabildiğimiz bilgiler dâvud el-antakî’nin nöroanatomi konusunda yeni bir bilgi sunmadığını ya da bu konuya yeni bir katkı yapmadığını göstermektedir.
+
dâvud el-antakî beyin yapılarını uzunluğuna ikiye ayırmaktadır. çağdaş anatomik tanımlamalarımızın işaret ettiği anatomik yapılar, hemisferler arasında fissura longitudunalis cerebri, medula oblongatada önde fissura mediana anterior, arkada sulcus medianus posterior, ponsta ön yüzde sulcus basilaris, arka yüzde sulcus medianus fossae rhomboideae gibi yarık ve oluklar bu görünümü sağlayan yapılar olarak söylenebilir.
+
şemseddîn ‘itâkî de “beynin yeri olan başın anatomisi” adlı bir bölümle insanın başının diğer hayvanların başına oranla niye büyük olduğunu ve beynin niye büyük olması gerektiğini açıklamaktadır.
+
dâvud el-antakî’nin insan anatomisinden bahsederken hayvan anatomisi ile ilgili bilgiler vermesi, daha önce bu konuda çalışma yapmış olan müelliflerden elde edilmiş bilgilerin okuyucuya sunulmasını ve insan anatomisi bilgilerinin bu bilgilerle karşılaştırılmasını sağlamıştır.
http://www.journalagent.com/sscd/pdfs/SSCD_2_2_106_118.pdf

barton, dinî araştırmalarda kişiselci eğilim (personolojik yanlılık) olarak tanımladığı durumu şu şekilde eleştirmiştir:
araştırmacılar, insanları aktüel toplumsal çevrelerinin dışına çıkarmaya ve analizlerini bireysel değişkenlerle sınırlandırmaya devam etmektedirler… bu, bir biyoloğun deney hayvanlarını bir et makinesine bağlamasına ve her bir yüzüncü hücreyi incelemek için bir mikroskop altına almasına benziyor; (bu durumda) anatomi ve fizyoloji, yapı ve işlev hakkındaki hemen her bilgi kayboluyor.
http://ktp.isam.org.tr/pdfdrg/D02498/2005_1/2005_1_MEHMEDOGLUAU.pdf

bu dalın ustası olarak italya tıp fakültelerinde görev yapan ve aslen flemenk’li olan andreas vesalius (1514-1564) gösterilmektedir. 1543 yılında yazmış olduğu, de humani corporis fabrica adını verdiği ünlü eserinde, kendisinden önce yazılmış çeşitli eserlerdeki hataları ortaya koyduğu gibi, anatomi konusunda da ortaya attığı yeni fikirlerle, alanında hak ettiği bir üne kavuşmuştur. vesalius kalbin sağ ve sol yarısı arasında bağlantı olmadığını kanıtlamakla, bazı çevrelerce eski bilginlere karşı saygısızlık yaptığı şeklinde bir yorumla adeta aforoz edilmiştir.
+
doğa bilimi, buffon sayesinde gerçek bir bilim dalı olmayı haketmiştir. o zamana kadar doğa bilimcileri, hayvanları ve bitkileri sınıflandırırken, anatomi açısından yaklaşmaktadırlar. oysa buffon bu incelemelerine, canlıların alışkanlıkları (etoloji) ve yaşam biçimleri (ekoloji) açısından yaklaşarak bu bilim dalına yeni bir boyut kazandırıyordu. hatta bitki ve hayvanların, anakaralar üzerindeki dağılımlarını konu edinen ilk araştırmacı da o oluyordu.
+
biyolojiyi, tıp dünyasındaki gelişmeler izlemekte ve özellikle kimyadaki buluşlarla da bir paralellik göstererek, eczacılık alanında da ilaç endüstrisi’ne dönük çalışmalar da ivme kazanacaktır.1811 yılında beyin hakkında ilginç bir kitap yayımlanıyordu. ingiliz tıp adamı charles bell (1774-1842), beyin anatomisi hakkında yeni bir görüş (new idea of anatomy of brain) adı verilen kitabında, omuriliğin ön köklerinin hareketteki rolünü keşfettiğini açıklıyordu.
+
1830 yılı, biyoloji alanı için önemli gelişmelerin yaşandığı bir yıl olmuştur. çünkü o yıl önemli bir tartışma başlamış ve bu uzun süre devam etmiştir. 15 aralık 1830 günü fransız bilimler akademisi’nden iki ünlü biyoloji bilgini, bir konu tartışılırken karşı karşıya geleceklerdir. bunlardan biri bir anatomist olan georges cuvier (1769-1823) ve diğeri ise yine bir anatomist etienne geoffroy saint hilaire (1772-1844)’dir. karşılaştırmalı anatomi’nin iki ustasının çeşitli konularda ve yöntemlerde anlaşamamış olmaları, belki de bu bilim alanında bir hareketlenme yaşanmasının nedenlerinden birini oluşturacaktır.
http://www.ek.yildiz.edu.tr//images/images/yayinlar/bilimtipfelsefeson.pdf

hıristiyan teolojisi ve bilgi felsefesi oluşturulurken evren ve evreni oluşturan varlıkların fiziksel ve biyolojik tasarımı aristoteles; astronomik ve astrolojik tasarımı batlamyus ve insanın anatomik ve fiziksel tasarımı ise galenos’un ortaya koyduğu ve savunduğu kuramlar çerçevesinde belirlenmiştir. bu dünya görüşü önceleri patristik felsefe, daha sonra da skolastik felsefe olarak bilinen ve avrupa’da uzun süre etkili olan, antik yunan ve roma kültürleri ile hıristiyan inançlarını yansıtan bir düşünce şeklini ifade etmektedir.
+
er-râzi et-tıbbu’r-rûhânî isimli eserinde şarabın zihni yorgunluk ve sıkıntıyı giderdiğini ve insana neşe kattığını ifade etmektedir.
https://www.aydin.edu.tr/tr-tr/arastirma/arastirmamerkezleri/tarmer/programlarimiz/kat%C4%B1ldigimiz-programlar/PublishingImages/Pages/Van—Y%C3%BCz%C3%BCnc%C3%BC-Y%C4%B1l-%C3%9Cniversitesi—Uluslararas%C4%B1-Deizm-Sempozyumu/Sempozyum%20Yay%C4%B1n%C4%B1%20-%20Din%20Kar%C5%9F%C4%B1t%C4%B1%20%C3%87a%C4%9Fda%C5%9F%20Ak%C4%B1mlar%20ve%20Deizm%20-%20Van%202017.pdf

tıp tarihinde ilk müstakil anatomi ve aynı zamanda canlı varlıkların organ ve dokularının niteliklerini ve işlevlerini inceleyen bir tıp dalı olarak fizyolojiyi konu alan et-tıbbu’l-mansûrî er-râzî’nin hacmi küçük fakat önemi ve ilmi içeriği büyük bir eseridir.
+
gerçekten zehrâvî’nin ameliyat çeşitleri hakkında bilgi verirken, bizzat yaptığı ameliyatların neticeleriyle ilgili olarak son derece geniş bir bilgiye sahip olduğu anlaşılmaktadır. zehrâvî, özellikle yapmış olduğu ameliyatlardaki pratik bilgisi ve deneyimlerini öğrencilerine ve meslektaşlarına ve bu konuda çalışma yapacak tabiplere önemli tavsiyelerde bulunarak birikimini aktarır. bilhassa operasyon yapacak olan cerrâhın vücudun bütün organlarını çok yakından tanımış olmasını tavsiye edip, organların uzantılarını, yani anatomi bilgisine sahip olması gerektiğini ısrarla anlatmakta ve bunun yanında uzuvların insan vücudundaki fonksiyonlarını, bu organların önemini ve görevlerini, sayılarını, parçalarını ve ifraz ettikleri maddeleri tek tek izah etmektedir.
şöyle diyor ez-zehrâvi: “teşrih (anatomi) bilgisine sahip olmayan kimse sakın ameliyat yapmaya kalkışmasın. bu bilgiye sahip olmadığı taktirde ameliyat yapmaya kalkan tabip bir çok insanın hayatına kıyabilir. ben şahsen bu şekilde davranan pek çok kimseyi gördüm ve işittim, ama maalesef bu konuda bilgileri, tecrübeleri olmayan bazı tabiplerin cerrâhî operasyonlara kalkışmalarından dolayı bir çok insanın ölümüne sebep oldukları müşahede edilmiştir.”
+
ibnü’l-baytar, bu eserinde kendilerinden yararlandığı bir çok tabip ve eczacıdan sözederken yüz elli kadar müellifin adını kaydeder. alfabetik olarak tertiplediği bu eserinde iki bin üçyüz elli üç ilaç ismini maddeler halinde sıralamaktadır. fakat onun kendisine üstad kabul ettiği en ünlü tabipleri belirtirken dioscories, galenos, ibn sina, er-râzî, dineverî ve el-ğâfikî’yi zikreder. ama daha çok kendisinden kısa müddet önce yaşamış ve bu arada eserini yazmış olan el-idrisî ve el-ğâfikî’ye dayandığı kanaati yaygındır. gerçekten ibnü’l-baytar’ın eserinde el-ğâfikî’nin adının bir kaç kez zikredildiği ifade edilir. ibnü’l-baytar öğrencileriyle birlikte kırlarda ve dağlarda dolaşarak bitki ve ağaçların anatomik yapısı üzerinde araştırmalar ve incelemeler yaparak eserini oluşturmuştur. o gerek el-câmi’ li müfredeti’l-edviye ve’l-ağziye’yi gerekse el-muğni fi’l-edviyeti’l-müfrede adlı her iki eseri eyyubîler sultanı el-meliku’s-salih necmuddin eyyub’e ithaf etmişti. baytarname adının yanısıra müfredetu ibnü’l-baytar[26] adıyla da tanınan bu eser iki bin üçyüz otuz başlık altında bin dörtyüz kadar ayrı drog’u incelemektedir.
+
şirvanî’nin el-faslu’l-âşiru fi ma’rifeti’l-evzâni ve’l-mekâyil adlı eserine gelince, ölçü ve tartı aletlerini anlattığı bir risalesdir. yegane nüshası süleymaniye kütüphanesi, şehid ali paşa bölümü 2093/8 numarada kayıtlıdır. yine şirvânî’nin risaletün mine’t-tıb fi beyanı m’ebtuliye bihi mine’l-kulunç adlı eseri 1434’de bursa’da telif etmiştir. eser kulunç ve barsak tutukluğu hastalıklarının sebeplerini, belirtilerini, tedavilerini konu alan bir eserdir. risale, mukaddime ve bir babdan oluşmaktadır. önsözünde, bağırsakların anatomisi aktarıldıktan sonra kulunç hastalığını ele alıp gerekli bilgileri serdetmiştir.
+
el-gafikî, genel bir girişten sonra tıbbın üstün bir meslek olmasının yanısıra göz hastalıklarıyla ilgilenmenin ise daha büyük bir şeref olduğunu anlatır. sonra da gözün anatomisi, göz hastalıkları, bunların ameliyatla tedâvî şekillerini anlatır. gözün yeri ve anatomisini, tabakaları, kısımları, bunların yapıları, gözün içindeki sinir ve damarları ve görme olayının nasıl meydana geldiğini anlatır.
+
sinoplu mü’min ibn mukbil : sultan ıı. murad devri tabiplerindendir. göz hastalıklarına dair sultan ıı. murad adına yazdığı ve ona takdim ettiği miftahu’n-nur ve hazainü’s-sürur adıyla yazdığı yedi bölüm ve 110 babtan ibaret türkçe olarak telif edilmiş bir eserdir. ibn mukbil’in, islam bilginlerinin eserleri yanında kendi gözlemlerine dayanarak yazdığı kitabın ı-ıı. bölümü, kafatasının anatomisi ile başta görülen hastalıklar; ııı. bölümü, genel olarak göz hastalıkları; ıv. bölümü, göz kapağı hastalıkları; v. bölümü, konjoktiva hastalıkları; vı. bölümü, kornea hastalıklarını; vıı. bölümü, kristalen hastalıkları ve tedavilerini ihtiva eder. eserin ali emiri kütüphanesi no: 279 türkçe tıp’ta kayıtlı 166 ve 255 te kayıtlı 139 varaktan ibaret iki yazması vardır. ayrıca hamidiye no: 1034/4; nuruosmaniyye no: 3585; manisa no: 1857 de başka nüshaları daha mevcuttur.
+
enmuzecü’t-tıb: emir çelebi’nin 1034/1624 yılında vezir recep paşa adına yazdığı, devrinin en önemli tıp kitaplarındandır. önsözünde, kitap yazanların, önceki eserleri olduğu gibi aktarmasının doğru olmadığını, kendi tecrübelerini de eklemesinin gerektiğini savunur. kitap hava, toprak ve iklimin nitelikleri üzerine sağlık bilgisiyle başlar, anatomiden kısaca bahsettikten sonra, hastalıkların ve ilaçların açıklamasına geçer. son bölüm ise vesaya-yı hükema-i selef ve etibbâ-i halef başlığı altında, hekimlere deontolojik tavsiyeleri içerir. bu arada hekimlerin anatomi öğrenmelerinin gerektiği, bu amaçla savaşta ölen askerlerin cesetleri üzerinde incelemeler yapmalarını şu kelimelerle ifade eder: “ilm-i teşrihi, hoş ehlinden görmek lazımdır deyu temam-ı dikkat ile ilm-i teşrihe göre belki kendusu kitabdan mücerred takrır ile kâni’ olmayub seferlerde ölen mevtadan ve sairâna göre hulkiyâtı insane müşabih olan hayvanatdan hınzırın ve maymunun gerek asab ve gerek im’â ve gerek uruk’u cümlesi insane müşabihdir. bir danesin her kangısı olursa getürüb kat’ ve teşrih idüb tamar be tamar, uruk be uruk temam gördükden sonra im’anun ve rie ve kebedi hey’etini ve gıdalarun vasıl olduğı mahalli görmek kâbildir. bu tarîkle temam ilim hâsıl ider”.
http://ahmetagirakca.com.tr/uploads/default/articles/5-Osmanli_Tibbinin_Kaynaklari_ve_Osmanli_Tibbina_Giris.pdf

kanuni döneminde de musa bin hamun, eserinde cesetlerin teşrihine dair bilgi vermektedir. abdullatif bağdadî de kahire’de vebadan ölen 2.000 kadar iskelet üzerinde çalışarak galen’in osteolojiye ait yanlışlarını düzeltmiştir. ibni maseveyh ve razî’nin maymunlar, ibni zühr’ün de keçiler üzerinde teşrih yaptığını biliyoruz. bu durumda tababette çok mühim olan anatomi ilminin tecrübeye dayalı temellerinin ıslam hekimlerince atıldığını görüyoruz. bu tecrübî şartarın ışığı altında ibni nefs’in küçük kan dolaşımını bulduğunu görmekteyiz.
https://cetele.org/wp-content/uploads/2017/12/Musluman-ilim-Onculeri-IsikYayinlari.pdf

islâm tıp teorisi metafizik, kozmoloji ve felsefeyle içli. dışlıydı. ınsan bizzat tıbbın konusuydu. küçük bir alemdi. bedeniyle ruhu, hatta nefsi arasında bağlantılar vardı. bu bağlantı, etki kozmik güçlere kadar uzanıyordu. onun için insanı bu üçlü bağlantı içinde ele aldılar. ruh, nefis, beden, kainat ve metafizik güçlerle bir bütünlük içinde düşündüler. evet, onlar anatomiyle fizyolojiye bir bütünlük içinde baktılar. bu bakış açısı tıbbın bütün branşlarına giriş niteliğinde oldu. bundan dolayı tıp filozoflar, sufiler ve kelamcıların da en önemli ilgi sahaları arasında yerini aldı. yaratıkları allah’ın varlığının birer yeti, yani işareti olarak gören islâm bilginleri insan vücudunu incelemenin daha büyük bir öneme sahip olduğunu çok iyi kavramışlardı.
+
aliyyü’t-taberi (770 veya 780-850) 770 veya 780 yılında taberistan’ın merv şehrinde doğduğu sanılan, önceden hıristiyanken islâma giren taberistanlı aliyyü’t-taberi (ali bin rabban et-taberi), halife el-mütevekkil zamanında hizmet verdi. 850’de kaleme aldığı firdevsü ‘l -hikme’si tıpla ilgili en eski arapça eser olarak bilinir. firdevsü‘l -hikme çağının en önemli tıp kitabıydı. tıpla ilgili ilk sistematik eser budur. anatomi hakkında geniş bilgileri içinde bulunduruyordu. râzî’ye de hocalık eden ali bin rabban et -taberi tıpta rasyonal tedavi metodlarını geliştirdi. dokulardaki asalak guina ve medina kurtlarını ve uyuzu meydana getiren paraziti ilk defa bulan da odur.
+
huneyn bin ishak tercümeleriyle olduğu kadar doktorluğuyla da ün saldı. islâm tıbbını çocukluktan kurtaran doktorlar arasında yerini aldı. daha çok göz hakkındaki çalışmalarıyla tanındı. yunanlıların çok geri olduğu bu sahada lslam dünyasında ilk eseri veren odur. bu sahada göz hakkında on rısale ve gözle ilgili meselelere dair isimli iki eseri ünlüdür. birincisi gözün anatomik çizimini içinde bulunduran en eski sistematik risale olarak kabul edilir. göz alanında ciddi eserleriyle tanınan ali bin isa bile onu referans verir.
+
uzun yıllar islâm dünyasında cerrah adaylarına ilk sorulan sorulardan biri, ali bin abbas’ın el-kitabü’l-melikisindeki anatomiyle cerrahi konularıydı. bunları bilmeyen cerrah olamazdı. bilhassa kırık -çıkık tedavisi, safra ve idrar yolları taşları, bademcik ve katarakt ameliyatı, çıbanların yarılması, trepanasyon bir uzvun kesilmesi kitaptan sorulan sorulardan bir kısmıydı. ancak cerrah adayı bu soruları güzel bir şekilde cevaplandırabilirse, kendisine, içinde aşağıdaki yazılanrı bulunan bir diploma verilirdi: “allah’ın yardımıyla biz onu, cerrahlıkta bildiği şeyleri icraya, işini yürütebilmeye izin vermek istiyoruz. artık o, iyileştirinceye kadar yara tedavi edebilir, kan alabilir, hemoroid kesebilir, diş çekebilir, sünnet yapabil ir. yalnız o, bundan sonra üstleriyle, bilgili ve tecrübeli öğretmenlerine danışmayı ihmal etmeyecektir.”
+
kurtuba’da ıı. abdurrahman ve ıı. hakemin sarayında çalıştı. vezirin evinde ilim sohbetlerine katıldı. hastalara gece gündüz evini açtı. evi avluya kadar hastalarıyla dolan doktor bilgilerini halkın hizmetine sunmaktan zevk duydu. zehravi, zamanının en büyük anatomi araştırmacısıydı. tıbba birçok yenilik kazandırdı. bir kısmını burada kaydetmek gerekirse şunları söyebiliriz: zehravi, dağlama usulleri, ağız ve diş yapısı bozukluklarının düzeltiımesi ateş ve dağlama yoluyla kanamaların kesilmesi üzerinde durdu ve bu haliyle bugünkü termo -cautherenin müjdecisi oldu.
+
tezkire sahasında günümüze kadar gelebilmiş, en eski ve en geniş arapça eser olarak bilinir. ali bin ısa, bu eserini yazarken galen, huneyn bin ıshak, hipokrat, dioskurides gibi otorite ve hocalarının bilgilerinden yararlandı. üç bölümden meydana gelen eserinin birinci bölümünde gözün anatomi ve fizyolojisi, ikinci bölümde göz kapakları, gözyaşı bezleri, katarakt ameliyatı, kornea ve uveanın hastalık ve tedavileri, üçüncü bölümde de miyopi, hipermetropi, gece körlüğü gibi göz hastalıklarını anlatır. eserde 132 çeşit göz hastalığı ve tedavileri yer almaktadır. ayrıca sonunda alfabetik olarak 141 çeşit basit ilacın göze olan etkileri anlatılmaktadır.
+
ibn rüşd tıpla ilgili 23 eser vermiş, bunlardan 18’i günümüze kadar ulaşmıştır. el-küllıyat fi’t-tıp tıpla ilgili eserlerinden en tanınmış olanıdır. latinceye tercüme edilen kitap yüzyıllarca batı üniversitelerinde ders kitabı olarak okutulmuştur. ibn rüşd bir tıp ansiklopedisi olan, kısa adıyla el -külliyatında genel konuları olduğu kadar hastalıkları tek tek ele almakta, daha özel konuları ise ibn zühr’un teysir’ine havale etmektedir. eser anatomi, fizyoloji, patoloji, semiyoloji, terapari, hijyen ve tedavi olmak üzere yedi ana bölümden meydana gelmektedir.
+
ibn rüşd, galen’in anatomiyle ilgili görüşleri kendinden önceki doktorların çoğunluğu tarafindan kabul edildiği halde o, bir kısım kuşkuları olduğunu belirtmekten çekinmedi. ibn sînâ’nın kanun’una olduğu gibi galen’in eserlerine de şerhler yazdı.
+
ıbnünnefis’in keşfine batıda ilk defa dikkatlerin çekilişi 1 924’te oldu. ancak atik-i şirvani’nin 1631 ‘de yazdığı teşrih -i ebdan tercüme-i kıbele-i feyleson adlı eserinde aza-i mürekkebe isimli bölümde buna yer vermişti. şöyle anlatıyordu: “biz dedik ki yüreğin üç tecvifi [boşluğu] vardır. cem -i ashab teşrih [bütün anatomistler] bu minval üzere yazmışlardır. amma ıbnünnefis şerh -ı tepib-i kanun’da bu kavli tezyif etmiştir. demiştir ki yürekte tecvif ik idir. biri sağ taraftakine kızılciğerden [kebed] gelen kan ol tecvifte tabh bulunup [temizlenip] ve rakik ola [incele]. sol tecviften öygen [akciğer] tarafina gide. onda dahi hava ile mahlût olup [karışıp] akciğere gıda olduktan sonra yine bu hava ile mah lüt olmuş kan ki ruh hasiyetini bağlamıştır.
+
eserin girişinde kitapla ilgili ayrıntılı bilgi verirken şu ayrıntılardan bahseder; “tıbbın iki kısmından, he rşeyi içine alan ve genel konularından bahsetmek istiyorum. bunlardan teorik ve pratik kısımları kastediyorum. daha sonra, müfred (basit) ilaçların etkileri hakkındaki görüşlerden genel olarak bahsedeceğim ve daha sonra da tek tek organların anatomisini ve yardımcı organların anatomisini ele alacağım. daha sonra da onlarda görülen hastalıkları ele alacağım. birinci kitap’ta tek tek basit organların anatomisini ele alıp, onların yararını anlatacağım.
+
görüldüğü üzere tüm bilgiler belli bir düzen içerisinde verilmektedir. kitabın girişinden de anlaşılacağı üzere vücudun anatomisi üzerinde öncelikle duruluyor, sonra hastalıkların tanımlanması ve nihayet tadaviden bahsediliyor. günümüz modern tıp eğitimi anlayışındada aynı sistematiği görmemiz mümkündür. takdir edilmelidir ki,tıp eğitiminin bugünkü düzeyine gelmesine ibn sînâ’nın bu eserinin büyük katkıları olmuştur.
+
o zamana kadar en büyük tıp kitabı olarak kabul edilen galen’in “anatomi kitabı” islâm alimleri tarafından tercüme edildikten ve onun muhtevası olduğu gibi kabul edilmeyip, üzerinde tetkikler yapıldıktan sonra, içinden yanlış kısımları çıkartılmak suretiyle kabul edilmişdir. bu tercüme kitabı üzerinde yapılan çalışmalardan başka, birçok islâm hekimi orijinal çalışmalar yaparak, bizzat kendileri te’lif eserler meydana getirmişlerdir ki, bu eserlerin modern tababete katkıları çok büyük olmuştur. bu islâm hekimlerinden yuhan -na ibn mesaveyh (m.s. 857) insan vücudu hakkında galen’in yazdıkları ile iktifa etmeyerek, daha tef erruatlı malumat edinmek istemiş, bu hususta devrin halifesi mu’tasım billah kendisine çok büyük yardımlarda bulunmuş ve üzerlerinde çalışmak üzere maymunlar tedarik etmiştir. ibn el kifti isimli islâm âliminin yazdığına göre, ibn mesaveyh’deki ilim aşkı o derece ileri imiş ki, insan vücudunu daha teferruatlı öğrenebilme hususunda oğlunu feda etmeyi dahi göze almıştır.
+
mansur ibn muhammed’in (1396) “teşrih el mansuri” kitabındaki insan vücudunun organlarına ve kısımlarına ait teferruatlı ve modern tıp ilmin in ancak xx. yüzyılda vakıf olabildiği ilmi hakikatlerle alâkalı şema ve şekillere, eski yunan medeniyetine ait tıp kitaplarında hiçbir zaman rastlanılamamıştır. mikroskobun sitoloji-histoloji (histoloji-hücre doku ilmi) sahalarında kullanılmasından sonra ancak xx. asırda keşfedilebilmiş bir hakikat olan, atardamarların çeperlerinin üç tabakadan müteşekkil olduğu hususu, islâm alimi ali ibn abbas tarafından daha o zamanlar bulunmuştu. ayrıca, aynı zat orta kulakta işitmeyi kolaylaştırıcı yönde rolü bulunan üç küçük kemikçikten de yine bu kemikçiklerin modern anatomi ilmince keşfinden asırlar evvel bahsetmiştir.
+
burhan ed-din, kitabı “şerh el esbab” ta, kanın üzüm şekeri (glikoz) ihtiva ettiğini belirtmiştir. er-râzî ise mide fonksiyonunda acı bir suyun rolünün bulunduğunu söylemiştir. huneyn bin ishak ise, açlık hissine, midedeki acı suyun sebeb olduğuna inanıyordu.
+
çoğu tıp mensubu ibn sînâ’nın anatomi ile ilgili tesbitlerini, kalbin karıncık ve kapakçık sistemini, büyük ve küçük kan dolaşımını, çeşitli nabız şekillerini ve bunların hastalıklara delalet ettiğini, şeker hastalarında idrardaki şekerden, ameliyatta kullanılan cerrahi aletlerden, barsak parazitlerin keşfi ve saymakla bitirilemeyecek daha bir çok buluşun sahibini bilmemektedir.
+
islâm dininde de maddi tedavilerle birlikte manevi bir tedavi çeşidi olan duada emredilmktedir duanın tesiri, genellikle yaşanmakla bilinmesine rağmen, tıbbi ve fizyolojik te’sirleri, klinik olarak da isbat dilmiştir. duanın te’siri, şekli, şiddeti ve tekrarı ölçüsündedir fransa’daki luordes isimli tıp bürosu normal tedavi usullerin tatbik edilemediği ya da tadbik edilip de fayda verrmediği hastalıklarda duanın te’sirini ilmen isbat etmiştir. kanser, böbrek iltihabı, ülser, akciğer, kemik ve karın zarı veremleri gibi hastalıkların dua ile bir anda iyi oluverdikleri görülmüştür.
+
eski âlimlerden çoğu teneffüste, akciğerlerin hareketlerini aktif telakki ediyorlardı. hâlbuki “el’kanun fi’t-tıb”da ibn sînâ şöyle diyor: “göğsün hareketi bizzat olup, akciğerin hareketi göğse bağlı olarak meydana gelir.” bu hüküm, akciğerlerin hareketlerini aktif değil pasif telakki eden modern fizyolojik bilgimize uygun gelmektedir.
https://openaccess.firat.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11508/16385/221702.pdf

bunlardan öğreniyoruz ki eski mezopotamya tababeti animiste bir tebabettir. ve dini sebepler dolayısiyle insan bedenini diseke edemiyen eski mezopotamya halkları tababeti anatomi itibariyle zayıftır.
+
cerrahi papirüs, 1862 de edwin smith tarafından teb şehrinde bulunmuştur. mevcut papirüslerin en eskisidir. m.ö. 2000 senelerine yani eski imparatorluk devrine aittir. halen newyork historical society’nin elindedir. baştan ayağa kadar metodik olarak 40 kadar cerrahi hastalık hakkında malumat ve bazı anatomik bilgiler verir. böylece ortaçağda dahi adet hükmünde olan hastalıkları baştan ayağa doğru incelemek usulünü mezopotamya gibi antik mısır’da da görüyoruz.
+
bunlardan başka eski hind tıbbını bize nakleden bazı tıbbi yazmalar da vardır ki gene sanskritçe olan bu eserlerin en meşhuru susruta-sushruta’dır. budha (m. ö. 622 – 542) devrine ait olan bu eser altı bölümdür:
1. cerrahi aletler
2. teşhis usulleri
3. anatomi
4. iç hastalıkları tedavisi
5. zehir ve panzehirler
6. kulak ve göz hastalıkları
+
merkezde aynı zamanda bir okul olan müz – muse mabedi (museion – museum) vardı. burada çalışan rahip öğretmenler, hekim-eczacılar ve öğrenciler için açık kapalı yatma ve çalışma yerleri, lojmanlar mevcuttu. çevrede ise hayvanat ve botanik bahçeleri, tabiat tarihi müzeleri, fizik, kimya laboratuvarları, anatomi öğretimi için diseksiyon salonları, rasathaneler ve çok zengin bir kitaplık vardı.
+
iskenderiye ekolünde fizyoloji hariç tıbbın bütün şubeleri bilhassa anatomi süratle gelişmiştir. çünkü bütün antik milletler gibi mısır da bir gün ruhun yeniden bedene kavuşacağına inandığı için ölünün disseke edilmesine yani insan bedeni üzerindeki anatomik çalışmalara şiddetle karşı idi. ancak m. ö. ııı. yüzyılda ptoleme’ler bir ara bu çalışmalara izin verdilerse de dini taassup kısa bir zaman sonra bunu önlemiştir. bu sebeple ilim adamları, hatta meşhur calinos bile, yeniden hayvanlar üzerinde yaptıkları anatomik çalışmalarla yetinmek zorunda kalmışlardır.
+
iskenderiye ekolünün eczacılık alanındaki diğer bir önemi de rhizotome – kökçülerle, pharmacopole – aktarların belirmesidir. böylece iskenderiye’de hekim-eczacı ikiliğine doğru ilk adım atılmıştır. iskenderiye ekolünü kuran ve buradan yetişen ünlü başlara gelince: bu ekolün kurucuları arasında bilhassa knid ekolünden ve büyük anatomlardan proksagor – proxagoras, herofil – herofilos, erasistrat – erasistratos ile yine aynı ekolden ünlü anatom ve totanikçi teofrast – theophrastus (m. ö. 370 – 288) gibi şöhretli ilim adamları vardır.
+
ali b. isa ‘(ıx. yüzyıl): bağdatlı hıristiyan bir hekim olup kehhal – göz hastalıkları uzmanıdır. bu alanda yazdığı tezkeret al- kehhalin (12) eseriyle meşhurdur. bu konuda şarkta yazılan ilk eser olan bu yazma calinos’un eserlerinden ve huneyn b. ishak’ın tercümelerinden faydalanılarak meydana getirilmiştir. eserin birinci kısmında göz anatomisi ve fizyopatolojisi erildikten sonra ikinci ve üçüncü kısımlarında da gözün dışındaki ve içindeki hastalıklarla tedavileri verilmekte ve bir çok droglardan bahsedilmektedir. bu eser liber memorialis ophtalmicorum ismiyle latinceye çevrilmiştir.
+
bu son eserinde ibn sina., hipokrat, calinos ve razi gibi şark ve garp otoritelerinin tıbbi bilgilerini vermekle yetinmemiş, bu klasik bilgilere kendi kişisel gözlemlerini de eklemiştir. avrupa’da xvıı. yüzyıl ortalarına kadar klasik öğretim kitabı olarak kullanılan bu eserde ibn sina yalnız anatomik bilgiler, tümörler, menenjit ve benzeri hastalıklar gibi hekimlikle ilgili konulara temas etmemiş, aynı zamanda bilhassa nebati menşeli droglar hakkında geniş bilgi vermiştir. bu arada 700 den fazla drog ismi geçer.
+
ibn al-nefis (1210 – 1288): asıl adı alaeddin b. ebil hazım al-karaşi’dir. tıpkı ibn ebi usaybia gibi suriye’de şam’da doğmuş, nureddin şehit darüşşifası’nda okumuş ve sonra da kahire’ye giderek kalâvun hastanesi’ne yerleşmiştir. fazla olarak bu hastanenin başhekimliğine kadar yükselmiştir. iyi bir insan, iyi bir hekim, iyi bir eczacı, iyi bir hoca idi. kolaylıkla yazardı. hafızası çok kuvvetli olduğundan kaynaklarını çok kere ezberden tekrarlayabilirdi. zamanında ikinci ibn sina olarak ün salmıştı. tababet, eczacılık, teoloji, felsefe, gramer ve saire konularda pek çok eser yazmıştır. islam dünyasında ilk müstakil anatomi eseri yazan gene odur. şerh-i teşrih-i ibn sina (40) adını verdiği bu eserinde ibn al-nefis, harvey’den 4 asır önce küçük kan dolaşımından bahsetmekte, yani calinos’-un anatomik hatalarını belirtmektedir. bu sebepledir ki ibn alnefis, calinos’un ilk muarızlarındandır. onun polifarmasisine de karşıdır. tedavi bakımından prensibi «basit ilaç vermek mümkün iken mürekkep drog vermemek, rejimle tedavi mümkün ise hiç ilaç vermemek» tir.
+
ebül kasım zehravi – abulcasis (936 – 1013): asıl künyesi ebül kasım halef b. abbas’tır. kurtuba yakınlarında zehra kasabasında doğmuştur. tababette her ne kadar calinos’un muakkibi ise de anatomide onun gibi nazari kalmamış ve pratiği tavsiye etmiştir. bu sayede modern cerrahinin babası olmuştur.
+
rönesans çağının bu dev san’ at karlarının büyüklüğü hakkında bir fikir verebilmek için tek bir insanı, l. da vinci’yi, örnek olarak ele alalım: anatomist, kimyager, jeolog, matematikçi, mühendis, fizikçi, musikişinas, ressam ve nihayet hazır cevap ve şair.
+
yine bu araştırma hızıyladır ki, galilee, newton modern fizik ve mihaniki, r. descartes (1596 – 1650) ve f. bacon (1651 – 1626) modern felsefeyi, leibnitz ve newton yüksek matematiği, kepler ve tycho-brarıe modern astronomiyi, gerard, merkator (xvı. y.y.) modern kartografyayı kurdular. meşhur anatomist jacob dubois sylvius (1478 – 1555) ile iki ünlü talebesi a. vesale, m. servetus hayatın sırrını ve insan denen meçhulü çözmeğe uğraşırlarken luther, calvin, rabelais, montaigne, shakespeare ve cervantes’ler de manevi varlığın sırlarına ermeğe çalışıyorlardı. böylece harika – olağanüstü, ilimden koğuldu. müspet düşünce ön saflarda yer almaya başladı. esasen daha xlll yüzyılda bir rahip ve ilim adamı olan roger bacon (1217 – 1294) rönesansa su sözleriyle öncülük ediyordu: «tabiata dön!». «tabiata dön!» rönesansın ilk, akıl ve idrakin ise son sözüdür. artık insan, kadim yunan’da olduğu gibi tekrar tabiatın odağıdır. insan sevgisi – humanizma bilim için yeniden ana gaye olmuştur. böylece ortaçağın skolastik yani donmuş öğretim metodu reddedilince yeni bir usul, tecrübe – deney metodu doğmuş oldu ki hekim-kimyager thecyphraste bombaste paracelse (1493-1541), anatomist a. vesale (1514 – 1564) ve cerrah ambrise pare (1517 – 1590) gibi isimjeri bu alanda başta görüyoruz. öyle ki ‘an ve yer yer ellerde dolaşan hipokrat’ın, calinos’un, dioscorides’in daha doğrusu kadim yunan’ın ve islam hekimlerinin bilhassa razi, cabir ve ibn-i sina’nın eserleri yanında rönesansın bu genç başlarının eserleri de artık tıbbi bilimler klasikleri arasında yer alıyordu. genç hekim ve kimyager theophraste paracelse 1527 de bale’de ilk akademik dersini verirken kürsünün arkasına yığdığı klasik tıp eserlerini de yakıyordu; ve böylece rönesansın yeni anlayı mı da müjdeliyordu. çünkü ona göre tıp mensubu kitaplara değil kendi tecrübesine inanmalı idi. bu sebeple «tababet ilim ve tecrübeden ibarettir. ilimsiz hiçbir şey sağlanmaz, tabibin kütüphanesi ise cihandır» sözü pek meşhurdur. .onun içindir ki, th. paracelsus’un ıatroşimik ve farmakolojik eserleri kısa zamanda çeşitli dillere, bu arada türkçeye de çevrilmiştir.
+
tıp ilimleri bakımından xvı asırda her ne kadar bilhassa fizyoloji, patoloji ve anatomi ele alınmışsa da anatomi ve cerrahinin yanında botanik ve kimya alanlarında da büyük yenilikler vardır. yani farmakoloji ve eczacılık da gelişmiştir. bu yüzyılda artık tabii drogların yanında, bunların müessir maddelerinden de söz edilmeğe başlanmıştır.
+
gi dö şolyak – guy de chauliac – guidon (1298 ? – 1368 ?) ünlü bir fransız cerrahı ve anatomistidir. aynı zamanda tıp tarihçilerinin de babasıdır. fakir bir çiftlik hizmetkarı iken ilim aşkına düşmüş, monpelye, tuluz, bolonya ve paris gibi avrupa’nın ünlü tıp okullarında okumuştur. bil’ahare monpelye (montpellier)’de hocalık etmiştir. bu arada arapçasını da ilerletmiş, bu sayede hippocrate’ınkiler kadar ibn-i sina ve razi gibi islam büyüklerinin eserlerini de incelemiştir. ameliyattan evvel uyuşturma ve ilaçları bal yerine şekerle tatlılaştırma usullerini g. de chauliac islamlardan öğrenmiştir. yaraları şarapla yıkayarak asepsi – antisepsi alanında lord lister’e asırlar önce önderlik eden gene odur. ortaçağın en korkunç salgını olan 1348 kara veba salgınında avignon’da çalışmış ve sonra bu alanda yayın da yapmıştır. 1363 de yazdığı büyük cerrahi eseri, chirur gia lagna, devri için çok değerli olup xvı. asra kadar şöhretini muhafaza etmiş, defalarca basılmış, birçok dillere çevrilmiş veya özetlenmiştir. bu gibi çalışmaları sayesindedir ki g. de chauliac sırasıyla papa vı. clement, vı innocent ve v. urban’a özel hekimlik etmiştir. ancak afrikali kostantin gibi g. de chauliac da ana eserlerini kısmen de olsa arapçadan çevirdiği halde zamanında bunu saklayıp kendi eserleri imiş gibi göstermesi dolayısiyle devrindeki bütün şöhretine rağmen bugün büyük intihalci, yani ilim hırsızı olarak tanınır.
+
buna rağmen bir ispanyol rahibi ve hekimi olan michael servetus (1509 – 1553) bir taraftan xvı. yüzyıl sonlarına kadar avrupa’da bir dogma halinde yaşayan calinos anatomisine en büyük darbeyi indirirken diğer taraftan da christianismi restitutio adlı eseriyle hıristiyanlıkta devrim isteyince engizisyon mahkemesince ölüme mahkum edildi. kaçarken cenevre’de yakalanarak calvin tarafından ateşe atıldı. bugün ise hürriyetin vatanı olan bu şehirde ve yakıldığı yerde adına dikilmiş bir anıt vardır.
+
tarvih al-ervah iki cilt olup ı. cildin nazari kısmında anatomi, patoloji gibi hazırlayıcı bilgilerden sonra hijiyen ve farmakokoloji gibi tatbiki bilgiler verilmekte, ıı. ciltte ise baştan ayağa kadar teker teker hastalıklardan ve tedavilerinden bahsedilmektedir.
+
miyar al-etibba veya şdnizade hamsesi denen 5 ciltlik eseri pek meşhurdur. garp dillerinden çevrilen bu eserin, 1. cildi iç hastalıklarından, 2. cildi anatomi, 3. cildi ise fizyolojiden bahseder.
+
istanbul eczacılık fakültesi : 4 şubat 1961 tarihinde istanbul tıp fakültesi profesörler kumlu’nun eczacı okulu’nun fakülte haline getirilmesi yolunda aldığı karar her ne kadar 16 kasım 1961 de senatoca, 15 ocak 1962 de de milli eğitim bakanlığınca onaylanarak kesin bir’ hale gelmişse de bir çok formalitelerin ikmali ile okulun fakülte olarak çalışmağa başlaması ancak 4 kasım 1963 günü mümkün olabilmiştir.
o tarihteki ders programı ise şöyle idi:
ı. sene ı – fizik
2 – kimya (organik – anorganik)
3 – botanik
4 – analitik kimya
5 – bitki anatomisi
+
dr. mahir tokay (1881 – 1940) : istanbul tıp fakültesi teşrih (anatomi) muallimlerindendir. 24.xıı.1932 den 4.ıv.1933 tarihine kadar okul müdürlüğünde bulunmuş ve o tarihte istifa etmiştir.
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/KITAP/206549.pdf

abdullatîf el-bağdâdî’nin, ……. ibn-i sînâ’nın şeker hastalığı hakkındaki tedâvi metodlarının yanlış olduğunu diğer hekimlerin eserlerine ve kendi gözlemlerine dayanarak çürütmeğe çalışması, …….
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/693570

iktisadi alanda ilk liberal düşünceler fransız fizyokratları tarafından öne sürülmüştür. liberalizmin meşhur sloganı “bırakınız yapsınlar” formülünü ortaya atanlar fizyokratlardır.
http://dspace.yildiz.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/1/620/0152785.pdf

fizyokrasi zenginleşme amacını, fizyolojik ücret açmazının kafa karışıklığından kurtaramamış, ancak iktisadi liberalizme dikkat çekerek merkantilist çağlarda iyice kökleşmiş olan devlet müdahaleciliğine karşı güçlü bir felsefi savunma geliştirmiştir.
http://iibfdergisi.ksu.edu.tr/tr/download/article-file/495904

pennsylvania üniversitesinde fizik tedavinin ilk profesörü tait mckenzie oldu ve 1909 yılında “eğitimde egzersiz ve tıp” adlı . kitapta ilk kez “fiziksel terapist” tanımı kullanıldı ve fizyoterapistler “hekim olmayan sağlık profesyoneli” olarak tanımlandı.
+
fiziyatri terimi ilk kez dr. frank h. krusen tarafından 1938 yılında kullanıldı. american medical association 1946 yılında bu terimi kabul etti.
+
fiziyatri ve fiziyatrist terimi latince “physicos = fiziksel” ve “ietra = iyileştirme sanatı” kelimelerinden köken almıştır, iyileştirmenin fiziksel anlamıdır.
+
bu alan 2. dünya savaşı’ndan dönen çok sayıdaki hasarlı askerin sofistike rehabilitasyon tekniklerine gereksinimi ile giderek büyümeye başladı.bir dahiliye uzmanı olan dr.howard rusk ise bu dönemde modern rehabilitasyon tıbbının ilk önemli kurucu adı oldu.
http://ftrdergisi.com/uploads/sayilar/234/buyuk/1-31.pdf

fizyoterapistlerin, mesleğin tarihçesini ve ilk günlerden beri toplum sağlığına olan katkılarını bilmeleri, mesleğin bundan sonraki hedeflerini belirlemeleri açısından oldukça önemlidir.
+
bu yüzyılın başında gelişen polimyelit epidemisi ve 1. dünya savaşı, modern fizyoterapi mesleğinin başlamasını sağlayan önemli nedenler olmuş ve mesleğin gelişimi ortopedistlerin yardımı ile gerçekleşmiştir.
+
fizyoterapi-rehabilitasyondaki en önemli ilerleme, 19. yüzyıl ile başlamıştır.
+
fizyoterapide manipulatif tedavi yöntemlerinin yeniden gündeme gelmesi ve kliniklerde kullanılmaya başlanması, fizyoterapi mesleğinin gelişimine önemli ölçüde katkıda bulunmuştur.
+
1980’lerde tıp ve sağlık bilimlerinde bilgisayar kullanımının yaygınlaşması sonucu, rehabilitasyonda teknolojiye dayalı önemli gelişmeler kaydedilmiş ve fizyoterapi alanında büyük ilerlemeler olmuştur.
+
tarihçenin bilinmesi aynı zamanda,mesleği tanıtmak,toplumsal sağlığın korunmasında ve sağlık harcamalarını azaltmada politika yapıcılara fizyoterapinin önemini göstermek ve hastalıkların tedavisindeki mesleki yetkinliği ortaya koymak için yön göstericidir
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/767585

19. yy başlarında ‘klinik-anatomik bakış’la, hastalık kavramı değişmeye başladı ve psikiyatrik hastalık belirtileri altında da anatomik lezyonların bulunuyor olmasına inanıldı. ……. sonunda ‘fizyolojik işlev bozukluğu’ şeklini aldı.
http://cdn.istanbul.edu.tr/statics/istanbultip.istanbul.edu.tr/wp-content/uploads/2014/05/256_Kitap-Psikiyatri.pdf

…… gibi sebeplerle türkiye’de fizyoloji eğitimini gelecekte önemli problemlerin beklediği belirtilmiştir.
+
yetkin hekimlerin “tıp sanatı” ile “bilimedayalı tıp” arasında denge kurmasını sağlayan temel bilim disiplinlerinden biri de fizyolojidir.
+
fizyolojinin klinik bağlamına uygun şekilde kavranması ve anımsanacak şekilde öğrenilmesi çok önemlidir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/468365

sağ akciğer, kalp tarafından sıkıştırılmadığı için soldakine göre daha büyüktür. ayrıca sağ akciğerin içinden geçen havayolu, soldakine göre daha dikey doğrultuda ilerler; o nedenle, soluk borusuna fıstık ya da düğme kaçtığında, sağ akciğere gitme olasılığı daha fazladır. büyük damarların girip çıktığı akciğer kökünden uçlardaki yapraksı zarlara dek uzanan havayolları bir ağacı andırır; hatta uzmanlar bu nedenle “bronş ağacı” terimini kullanır. havayollarının anatomisi üzerinde titizlikle çalışılmış olmasının tek nedeni çocukların soluk borusuna kaçan küçük cisimleri çıkarmak değil, bu bilgiyi cerrahide kullanmaktır. bir akciğer tümörünü kesip almak istiyorsanız akciğerin etkilenmiş segmentini, oraya hava götüren havayolu dalıyla birlikte çıkarmanız gerekir.
+
batı’nın böbregi anlama süreci yavaş gelişti. böbrekler kanı süzerek idrar oluşturur; bunu aristoteles bile biliyordu. ancak on beşinci yüzyıl kadar geç bir dönemde dahi, rönesans döneminin büyük anatomi uzmanlarından gabriele de zerbis hala, böbreğin yarısının kanı toplayıp organın ortasındaki bir zardan süzdüğünü düşünüyordu. insan böbreğini kesip inceleyen de zerbis gibi anatomi uzmanları böyle bir zar görmüş olamazlardı çünkü öyle bir zar yok. belki de olmasını o kadar çok istemişlerdi ki gerçekten de gördüklerini sandılar.
https://docplayer.biz.tr/109760226-Insan-vucuduna-seyahat.html

ağrılarına ve acılarına batı tıbbının anatomik-fizyolojik paradigması aracılığıyla tanı koymak mümkün değildir.
https://docplayer.biz.tr/43673757-Acinin-antropolojisi.html

fizyoloji, ölümün bir kerelik anlık bir olay değil, tam tersine çok uzun bir süreç olduğunu kanıtladığı için, ölüm anını saptamak da aynı şekilde imkânsızdır.
+
hiç kuşku yok ki, insanların aşırı anatomik ve fizyolojik uyumsuzluğu, ……..
+
…. yeni bir temel anatomik tasarım ortaya çıkmadı.
+
fizyoloji ne kadar gelişirse, bu ardı arkası kesilmeyen sonsuz küçük değişikliklerin ve dolayısıyla özdeşlik …….
+
insansı maymunlar iki ayakları üzerinde yürümek üzere inşa edilmemişlerdir, bu nedenle de iki ayakları üzerindeyken hantaldırlar. en erken hominidlerin anatomileri bile açıkça dik yürümeye uyum sağlamış bir kemik yapısını gözler önüne serer.
https://tr.pdfdrive.com/akl%C4%B1n-%C4%B0syan%C4%B1-marksist-felsefe-ve-modern-bilim-alan-woods-ted-grant-e117517793.html

islâm aleminde anatomi önemle ele alınmış bir ilim değildi; insan vücudunun tasviri yasaklanmıştı; din ve adet seksiyona karşı idi; islâm aleminde seksiyon, esas itibariyle yapılmamıştır.
+
araplarda ceset üzerinde çalışma yapıldığı malûm değildir.
+
bu hususta kâtip çelebi’nin bundan 304 yıl önce (h. 1083 1672’de) yazmış olduğu “mizanülhak maa takvim-ültevarih” adlı tâlik-yazma eserinde türkçe metin arasında ünlülere atfen bir arapça cümle halinde açıkladığı “astronomi ve anatomi bilmeyenin tanrı anlayışı yetersizdir” sözü de pek özlüdür ve konumuzla ilgili olarak anatomi’nin üstün değerini belirtmektedir.
+
anatomi tatbikatı görmeden cerrahlık yapamaz.
http://www.turkjpath.org/pdf/pdf_PB_245.pdf

dinsel baskıların ortaya çıkmasıyla bedenin kesilip incelenmesi kesintiye uğramıştır. hayvanlar üzerinde yapılan diseksiyonlar, yüzyıllar boyunca yanlış anatomi bilgilerinin öğrenilmesine neden olur. tedavinin başarılı olması için doğru anatomi bilgisinin önemi gittikçe artar. gelişen teknolojiden tıp ve sanat alanlarında da yararlanılır. tıpta rönesans’ın başlamasıyla anatomik yanlışlar öğrenilir.
+
dünya savaşlarının sonucundaysa tıpta ve görüntüleme teknolojilerinde üretilen yenilikler cerrahinin hızla gelişmesini sağladı. bedenin anatomisi üzerine çalışmaların yanı sıra hasta anatomik dokular, organlar incelenerek tedavisi yapılmaya başlandı.
+
eski yunan uygarlığında savaşlarda yaralanan askerler birbirlerini tedavi ederlerdi. homeros iliada ve odysseia’da 150 civarında anatomiyle ilgili kelime yazar. ok, mızrak, ve kılıç gibi savaş aletleriyle yaralanma ve tedavi anlatılır. akhilleus’un aşil tendonunun tedavisi vazo üzerinde resimlenmiştir.
+
anatomik şekiller; siyah- beyaz basılmış resimler elle boyama, tahta oyma, yakarak dağlama, baskı teknikleri olan gravür, metal, ağaç ve taş baskılar tıp kitaplarında kullanılmıştır. biçimlendirme sürecinde sanatsal ve teknik etkinlik oldukça önem taşır.
+
sanatçı resmettiği figür resminin doğru ve etkileyici olması için de doğru anatomi bilmeye ihtiyacı olduğundan anatomi çalışmalarına katılmıştır. hekimle birlikte işbirliği içinde organların yapısını çizerek tıbbi eğitim materyallerini oluştururlar.
+
hekim için hastalıkların doğru tedavi edilmesinde bedenin iç yapısının bilinmesi oldukça önemlidir. cerrahinin gelişmesi ve başarısı iyi anatomi bilgisiyle mümkün olur. bu amaçla ölü insan ve hayvanların kesilerek içinin incelenmesi yoluna gidilmiştir.
+
insan vücudunun parçalanarak incelenmesinin yasağının kaldırıldığı bir dönemde anatominin babası kabul edilen herophilos sinir sisteminin merkezi olan beyindeki karıncıkları inceleyerek beyin zarındaki sinüslerden birleşme yerlerini keşfetmiştir.
+
ortaçağ avrupa toplumunda kilisenin etkisi günlük hayatın içinde yer alır. ayrıca insan vücudu kutsal ve dokunulmazdır. bu yüzden tıbbi araştırmalar kadavra üzerinde yapılamazdı. ancak anatomi çalışmaları için bedenin kesilmesi 13. yy. başlarında papa’nın karşı çıkmalarına rağmen ıı. frederik’in (1212-1250) izniyle tekrar başlar. ilk tıp okulunun açıldığı bologna’da mondino de luzzi (1275-1321) ilk kitabı hazırlayarak anatominin mimarı unvanını adını alır. kadavra çalışmalarının resimlenmesi ve kitaplar da yer alması için sanatta kullanılan tekniklerden yararlanılır. sanatçı- hekim işbirliği sonucunda etkili görsellerden oluşan tıp kitapları hazırlanmıştır. anatomik şekiller 13.yy’dan itibaren bir tahta parçası üzerine çizilip mürekkeplenerek kağıda basılırdı. gutenberg hareketli anatomi kitapları hazırlamıştır. 1490’da ilk anatomi salonu italya’nın padova şehrinde açılır ve bir yıl sonra johannes de ketham 1491 yılında venedik’te ilk resimli tıp kitabı olan fascilus medicinae’yi basar.
+
batıda avicenna olarak bilinen türk asıllı hekim ebu ali ibni sina’nın (980-1037) el kanun fit-tıbb adlı eseri tamamen tıp ansiklopedisidir. beş kitaptan oluşan kitabın üçüncüsü, anatomi ve hastalıkları inceler. bedenin açılması islam dininde yasak olmasından dolayı anatomik resimler yorumlanarak yapılmıştır.
+
rönesans devri sanatçıları hekimlerle birlikte kadavra çalışmalarına katılır. bilim ile sanatın iç içe geçmesiyle “artistik anatomi” kavramı oluşur. rönesans’ın önemli bilim adamı andreas vesalius (1514-1564) idam edilen mahkûmların üzerinde bedenin iç yapısını inceler. bu diseksiyonlarda (bedenin kesilerek incelenmesi) doğru bilgiler öğrenerek galen’in dönemini sonlandırır ve tıpta rönesans’ı başlatır. galen’in kalp, karaciğer, rahim üzerine yazdıklarının insan vücudunda olmadığı keşfederek gerçek anatomiyi inceler. vesalius 1539’da tabulae anatomicae’yi yayımlayarak ilköğretim şemalarına yer verir. 1543 yılında de humani corporis fabrica libri septem’i ( insan vücudunun yapısı üzerine yedi kitap) yayınlar. kitabın anatomik illüstrasyonlarını flaman ressam jan stephan calcar (1499-1546) çizmiştir. sanatçı bedeni sanat nesnesi olarak gösterirken anatomiye çok önemli katkılar sağlar. ağaç baskı olarak yapılan sanat illüstrasyonları écorché (derinin kaslar görülecek şekilde soyulduğu anatomik model) olarak resmeder. iskelet olarak resmedilen bedenler ölümleriyle de yüzleştirir. (fig.6) ‘de gösterildiği gibi “iskelet sol kolunu klasik bir lahdin kapağına dayamış şekilde bir kafatasına bakar, lahdin ön yüzünde vivitur ingenio, caetera mortis erunt yazılıdır.(deha dışında herşey ölümlüdür.)”.
+
leonardo da vinci (1452-1519) marcantonia della torreyle anatomi kitabını tasarlarlar fakat yayımlanamaz. da vinci’nin desen olarak yaptığı çizimlerde üç boyutlu organ anlatımı öncelenir. çizimlerindeki anatomik detaylar tıp bilimine büyük katkı sağlar.(fig. 7-8). michelangelo buonarroti (1475-1564) heykellerinde anatomik unsurları etkileyici bir şekilde gösterir. mateo realdo colombo (1515-1559) ile kadavra çalışmalarına katılır. de re anatomica’yı hazırlar. benvenuta cellini( 1500-1571) ise vidis vidius ile de anatome corpis humani kitabının çizimlerini yapar.
+
barok dönemin en önemli merkezi 17.yy.’da kuzey avrupa ülkeleridir. gelişen teknoloji ve ticaret sonucunda devinim düşüncesi yaşamın her alanında yer alır. sanatta gelişen yeni boya teknikleriyle yapılan eserler öncü rol oynar. hollandalı ressam rembrandt von rijn (1605-1669) tablolarında ustalıkla açık- koyu karşıtlığını kullanır. insan vücuduna karşıysa ilgisi ve merakı devam etmektedir. rembrandt, dr. nicolas tulp’un kadavra çalışmalarına katılır. yılda bir defa yapılan teşrih cerrahlar loncasında ki idam mahkumun incelenmesini yağlı boya tablo olarak resmeder. tarihsel olarak çok önemli olan dr. tulp’un anatomi dersi resmi, sosyolojik olarak bir belge niteliğindedir. izleyiciler arasında hekimler, tüccarlar ve halk vardır. sanatçı zamanın hakim düşüncesi olan devinimi ustalıkla resmeder. anatomi dersi normal anatomi derslerinden farklıdır. dr. tulp parmakların hareketini gösteren flexor digitorum süperficialisi gösterir.
+
diğer flaman sanatçı jan vandelaar( 1690-1759), bernard siegfried albinus ile çalışır. albunis anatomisi olarak bilinen tabulae sceleti et muscolorum corporis humani de ki usta çizimleriyle kuzeyin vesalius’u olarak gelecek kuşaklara rehber olmuştur. flaman diğer önemli ressam thomas keyzer (1596-1667), dr. sebastian egbertsz de vrij.’in anatomi dersi tablosunda ise iskelet incelemesi görülür.
+
ingiliz hekim thomas willis (1621-1675) 17.yy.’da beyin üzerine yaptığı araştırmaları resimli eser olarak yazar. cerebri anatomy (beyin anatomisi) kitabının çizimlerini öğrencisi cristopher wren (1632-1723) yapar. günümüzde önemini yitirmeyen eserde beynin alt bölümünde yer akan willis poligonu keşfi damar ameliyatlarının başarısını getirmiştir. sinir ve işlevlerinin açıklayan çizimler sanatsal bir estetikle çizilmiştir.
+
anatomi üzerine çalışmalar çağın getirdiği imkanlarla devam etmiştir. kağıda basılarak çoğaltılan kitaplar basılır. 1858 yılında dr. henry gray (1831-1897) anatomi çalışmalarını gray’s anatomy adıyla basar. 363 resmin yer aldığı kitabın çizimlerini anatomist ve ressam olan henry vandyke carter (1831-1897)ile hazırlar. günümüze kadar birçok baskısı yapılan bu anatomi kitabı önemli bir ders kitabıdır.
+
osmanlılarda tıpla ilgili çalışmalar 14.yy.dan itibaren başlar. ishak b. murat’ın (?/?) havasü’l edviye (1389) adlı eseri osmanlılarda yazılmış ilk ilmî eserdir. 15,16 ve 17.yy’larda tıbbi eserler artarak çeşitlenip, zenginleşmiştir. 17.yy’ın ilk yarısından itibaren osmanlılarda avrupa etkisi şirvan’lı şemseddin-i itaki’nin (1570-1640) yazmış olduğu risale-i teşrih-i ebdan ve tercüman-ı kibale-i feylosofan (1632) adlı eserinde görülür. kitapta yer alan anatomik resimler ve bilgiler anatomik terminolojiyle yazılmıştır.
+
osmanlı imparatorluğu döneminde ilk tıp kitabını şanizade ataullah efendi (1771-1826) yazar. hamse-i şanizade’de çevirilerin yanı sıra kendi tecrübelerini ekleyerek beş bölümden oluşur. anatomik resimler renkli olarak hazırlanır ve devlet erkanına sunulur. ibn-i sina’nın kanuna benzediğinden kanun-i şanizade ismini verir. içinde 56 adet resim ile türkçe ve latince anatomi terimleri açık bir türkçe ile yazılır. bu resimlerin bazılarında erzurumlu agop imzası yer alır. kitap, insan vücudunun genel bilgisiyle başlar, kas, kemik, sinirlerin ince yapıları anlatarak devam eder. kemiklerin tamamı bir şemayla isimlenir ve ayrıntılı olarak resmedilir.
+
tarihsel süreçte tıp eğitimi usta–çırak ilişkisiyle yapılmıştır. ayrıca tıbbi bilgilere sahip ailelerin nesilden nesile bilgileri aktarmasıyla devam eden bir meslek olmuştur. hastalıkların içerden oluştuğu düşüncesi, anatomi bilgisinin yetersiz olması…vb. gibi etkenlerle dahili tedavi yöntemleri tercih edilmiştir. tıp eğitimi alan kişiler uzun elbise giyer ve külah takarlar, cerrahi işlemleri ise köle, rahip ve ya berberlerden oluşan ve kısa elbise giyen berber cerrahlara bırakırlardı. dinin etkisiyle insan bedeni dokunulmaz ve kutsaldır. bundan dolayı, diş çekme, kan akıtma, amputasyon dışında cerrahi işlemler yapılmazdı.
+
tıp öğrencilerinin cerrahi eğitiminde görsel araçların kullanımında çeşitli anketler yapılmıştır. çünkü genel cerrahi eğitimi için ayrıntılı anatomi bilgisi gereklidir. spesifik ameliyatların anatomi ve fizyolojisi için çizim ve resimler oldukça sık kullanılmaya devam etmektedir. bu yöntemle öğrenci slaytlarda ki resimlere ve çizimlere eksiksiz hakim olmaktadır. ankette, gösterilen slaytlarda seçilen renk, açık- koyu fonun olması öğrenmeyi etkilediği, ameliyatlarla ilgili video gösterimini ameliyat sırasında izlemeyi tercih edildiği görülür.
https://cdn.istanbul.edu.tr/file/1CD58DF90A/2BFBEB6E4EE844BFA712E09BF0DD3396

tıp tarihi araştırmalarının edindirdiği en şaşırtıcı olay, insanın kendi yapısına karşı yüzyıllar boyu ilgisiz kalışıdır. anatomi çok uzun bir süre sadece kentsoylu aydınının genel kültür çeşnisi olarak çiğnenmiş ve bireysel araştırıcılar dışında, insanları yeterince ilgilendirmemiştir. kişi eline geçirdiği her bilinmeyenin gizini çözmek için uğraşırken, kendi organlarının konum ve niceliklerini araştırmayı pek gerekli saymamış olacak. bu ilgisizliğin başlıca nedeni, insan organlarındaki hastalıkların, metafizik güçlerden kaynaklandığına inanılmış olmasından ileri geldiği kabul edilebilir. organların hastalanması yazgıysa, hasta organlara ulaşma ve onları tanıma gereksinimi ortadan kalkar.
+
tıp tarihinde önemli bir yeri olan eski mısır uygarlığında, tıp konusunun en uç köşesinde adı bilinen en eski hekim imhotep (2700 m.ö.)ten kalan kayıtlarda anatomik bilgi oldukça sınırlıdır. yalnız yaklaşık m.ö. 3100 yılında kral ucaphais döneminde insan vücudundaki damarlardan söz edilmiştir. daha geniş çapta ilk anatomik araştırma hekim-kral menes’in oğlu ıı.athothmes dönemine rastlar. bunlarla ilgili belgeler ne yazık ki iskenderiye kitaplığı yangınında yitirilmiştir.
+
yüzyılların yıpratamadığı eski mısır uygarlığı terekesi papiruslar, arkeologların ortaya çıkarıp çözdükleri yazıtlarda bir çok sağlık öğüdü varsa da anatomik bilgi yok denecek ölçüde azdır. eski mısırın tıp konulu en geniş belgelerini oluşuran , 875 parçalık “eber papirusları”nda kutsalorganlar, sinir, kiriş ve damar sözcükleri olduğu halde anatomik bilgilerden yoksundur. mısır uygarlığında yaşamış bilginlerin anatomi üzerine hiç bir araştırmaya yanaşmamış olmaları gerçekten şaşırtıcıdır.
+
aslında mumyalama işi eski mısırlılara yüzeysel de olsa anatomi bilgisi vermiş olmalıdır. ama bunu kanıtlayan önemli bir belge yoktur. hatta tarihçiler mısırlı tahnitçilerin, hekim mi, rahip mi yoksa yetiştirilmiş özel elemanlar mı olduklarını yazmıyorlar. yalnız tevrat’ta şöyle bir cümle var,” … ve josep, babasının ölüsünün tahniti için, hekimleri çağırmalarını hizmetçilerine emretti.
+
anatomiyi öğrenmek için değil de geleceği keşfetmek için babilli rahipler hayvan organlarını incelerlerdi. kurban hayvanlarının etiyle beslenen rahipler, hayvanın barsak ve karaciğerinin görünümüne göre ülke ve insanların falına bakarlardı. buna göre mezopotamya’da ortaya çıkan kitabeler, karaciğer maketleri, splanknolojik tabletler anatomiden değil fal eğitiminden söz eder.
+
dinsel yayınların incelenmesinden ibrani’lerin de anatomik bilgilerinin oldukça yüzeyselolduğu anlaşılmaktadır. ibrani’ler komşuları pers’ler gibi ölüyü murdar bilir,dokunmaz ve dokunmak zorunda kalanı da yedi gün tecrit ederlerdi. bu inanç mezopotamya ve pers imparatorluğunda anatomi öğrenimini baltaladı.
+
erken yunan edebiyatında insan ruhu, insan vücudunun çok üstünde tutulduğundan , psikolojik çalışmalar anatomik çalışmalarından çok daha fazla öriem taşırdı. buna karşın homer’in bir çok organı tanımladığı biliniyor. gerçek bilimsel anlamıyla ilk anatomist crotona’lı alcmaen (500 m.ö.) beynin düşünce ve bellek merkezi olduğunu açıkladı. alcmaen, optik nerv, ostaki borusu ve salya bezlerinin de tanımını yapmıştı.
+
hippocrates (490-430 m.ö.) iyi bir klinisyendi ama anatomist değildi. nitekim insan iskeletinde 91 kemik saymıştı. el parmakları tırnaklarını da buna ekleyerek 111’e çıkmıştı. anatomiyi yaralanmalardan, harici muayeneden, hayvan diseksiyonlarından, ve eski mezarlardan rastlantı sonucu çıkan iskelet kemiklerinden öğrenmişti.
+
milattan önce ııı. yüzyılda insan yapısını inceleyen bilim, anatomi gelişmeye başladı. iki büyük filozof ve bilgin herophilus (290 m.ö.) ve erasistratus (270 m.ö.) ilk sinir sistemini açıklayan, motor ve sensetiv sinirleri birbirinden ayıran ve cerebral ventriculleri açıklayan anatomist oldular. aynı zamanda erasistratus kalbin bir pompa gibi çalıştığını keşfetmişti. bu başarılar diseksiyon eyleminin gerçekleştirilebilmesine bağlıdır. insan anatomisi hakkında edindiğimiz tüm kesin bilgileri diseksiyona borçluyuz. insan kadavrasını ilk diseke edenler muhtemelen yukarıda kendilerinden söz edilen herophilus ile erasistratus’tur.
+
greklerin en büyük anatomisti kuşkusuz galen’dir. on dört yüzyıl galen’in kuralları ayakta durdu. osteoloji bilgisi eksikti. iskelette 200 den fazla kemik olduğuna inanırdı. kas ve kan üzerindeki bilgileri yanlıştı.
+
bir çok eski anatomist kristal lensi saptamamışlar ve yaşayan insanın gözündeki lensi bir sıvı olarak kabul etmiş ve ölümden sonra gördükleri lensi bu sıvının pıhtılaşmış biçimi olarak değerlendirmişler.
+
kendisinden daha önce gelen bilginler gibi galen de insan anatomisi üzerindeki bilgileri hayvanların kadavraları üzerinde yaptığı diselç,siyona dayanır. o yüzden çok yanlıştır. sözgelimi bin yıllık bir dönemde insan sternum kemiği maymununkine ve kalça kemiği de köpeğinkine benzediği sanıimıştır. ta ki vesalius (1514-1564), galenik teorilerin yanlış olduğunu kanıtladı. galenik öğretinin aksayan yanını yaratan olgu, dönemin dinci filozoflarının ağır basmaları olduğu düşünülebilir. “insan tanrıdan bir parça olarak her parçasının kendine özgü görevi var … ” düşüncesi genel bir kanıdır. galen, “benim görüşüme göre,” der, “insan vücudunda gereksiz ya da işlevsiz bir organ yoktur. tüm organlar yaratıcının bir ihsanı olarak, bir eşgüdüm içinde birbirini tamamlar. ”
+
dinsel doğmalar anatomik terminolojiyi de etkiledi. örneğin kuyruk sokumu kemiği coccyx, din kitaplarına göre, iskeleti yaratan kemik olarak belıenmiştir.
+
erken orta çağda avrupa’da anatomik araştırmalar üzerine küçük kıpırdamalar görüyoruz. vı. yüzyılda, yaklaşık 540 yıllarında theophilus, hippokrat ve galen’den esinlenerek yazdığı “vücut yapısı üzerinde çalışmalar” adlı yapıtı, tıp sanatı ile ilgilenenler için yararlı bir el kitabı oldu.
+
islam dini diseksiyona izin vermediği halde bu dönemde anatomik bilgilerin batı dünyasından daha gelişgin bir yerde olduğunu görüyoruz. ibni sina (980-1037) bu dönem altın çağın baştacıdır. islam dünyasının her yerinde kendisini duyuran, etkisi ispanya ve endülüs yoluyla avrupa’ya da yayılmış ve yüzyıllar boyu egemen olmuş ve avruparönesansının mayasını oluşturmuştur. gerçekten ortaçağda ibni sina demek tıp demektir.
+
insan göz kaslarının anatomisini ilk kez ibni sina tanımladı. vardığı sonuçlar göz mekanizması konusunda günümüzde bilinenlere yakındır. ibni sina ayrıca kalbin karıncık ve kapakçık sistemini de açıkladı.
+
batı yerinde sayıyordu o dönemde. galen’den kalan anatomik bilgileri içeren bir kaç kitapçık manastır kitaplıklarının dört duvarı arasında tutsaktı ve ancak uzun süreler içinde istinsah (kopye) edilebiliyorlardı. istinsah edilen her kitap aslından daha bozuk ve daha yanlış ortaya çıkmaktaydı. xvıı. yüzyılın “the anatomy of master richard” adlı yapıt bu skolastik dönemin, verim izliğinin belirgin bir belgesidir. bir başka örnek “anatomie of the body of man” ve copho’nun salerno okulunda okutulan, “anatomy of the pig” sayılabilir. ancak matbaanın işlevlik kazanmasıyladır ki bilim metafizikçi istinsahçılardan kurtuldu.
+
xıv. yüzyılda kilisenin bilime vurduğu pranganın zincirleri gevşemeye başladı. diseksionu engelleyen dinsel güce karşı ilk kez moudin di luzzi (1276-1326) bayrak açtı ve halkın önünde 1315’te ilk olarak iki kadın cesedini diseke etti ve gerçek büyüklükte resimli levhalarla birlikte bir kitap yayınladı. her ne kadar biz zincirlerin gevşemesinden söz ettikse, papa vııı. boniface 1301 yılında yayınladığı fetfa, katı ve kesindi. “ölülerin bedenini kesip kaynatarak etini kemiğinden ayıran barbarlar bilsinler ki ateşte yakılacaklar … ”
+
neyse ki sonunda bilginlerin savaşımı olumlu sonuçlar verdi, önce ingiltere’de sonra tüm avrupa’da, tıbbın gelişmesi için otopsi ve diseksiyona izin verildi. amerika’ya gelince, abd’de ilk tıp okulu sömürge döneminde philadelphia’da açıldı. bu okulda diseksiyon önemli olayları doğurdu. 1762 yılında ,-özel anatomi okulunu yöneten dr.william shipen jr. halk tarafından linç edilmek istendi, kıl payı ölümden kurtuldu. başka ülkelerde olduğu gibi abd’de de uzun süren bir savaşım sonu bilim özgürlüğe kavuştu, hem de çok yakın bir geçmişte. abd’de 1890 yılında çıkan bir yasa anatomistlere ölüleri diseke etme hakını veriyordu.
+
anatomide yapıtlarıyla bir devrim yaratan, köhne otoriteyi kökünden kazıyan leonardo da vinci (1452-1519) den söz etmeden geçilmez. sanatçı modern anatomi bilimini kuran andreas vesalius’un (1514- 1565) izindeydi. böylelikle da vinci, floransa’nın yumuşak, güneşli havasında gioconda’nın gülümsemesini ölümsüzleştirirken, derme çatma morgların loş ışığında bilimin ilerlemesine de yorulmadan çalışıyordu. araştırmaya karşı ilgi rönesans’ın özelliklerindendi.
+
leonardo da vinci anatomiyi sistematik ve gözlemci bir yöntemle ifade etti ve yazılı bir metinle zenginleştirdi. hal böyleyken kilise fırsat buldukça, dizgisinin dışına çıkanların canına okudu. örneğin küçük dolaşımın tam tanımını yapan michael servetus kardinal jan calvin’in buyruğuyla 1553 yılında kafir olarak damgalandı, ve ardından diri diri yakıldı.
+
tıp tarihi araştırması gösteriyor ki diseksiyon çalışması her zaman her kesimden insanlar için sevimsiz bir olay olarak ele alınmıştır. kültürlü ve aydın kesim bile, diseksiyonun bir hekime, mesleğini hakkıyla öğrenmesi için ne kadar gerekli olduğunu ne yazık ki bilmez. bilse bile ölüye diseksiyon yapılmasını hoş görmez. oysa konusu ne olursa olsun anatomi bilmeyen hekim düşünülmez. hastalıkları tanımak ve tedavisini gerçekleştirmek, cerrahi girişimde bulunmak anatomi bilgisine dayanır.
http://www.belgelik.dr.tr/ToplumHekim/download.php?Id=wnXARZqVa7

matematik alanındaki çalışmalarının yanı sıra, anatomiyle de meşgul olan descartes, bu alanda yaptığı incelemelerle tıbbın yönünü değiştirmiş, hipokrat’tan rönesans’a kadar geçerli olan organizmacı, vücuttaki-ruh yaklaşımlarından vazgeçilmesine büyük katkı sağlamıştır. ayrıca o, bilhassa optikteki çalışmalarıyla bir fizikçi; hayvanlar üzerinde yaptığı teşrih/diseksiyon çalışmalarıyla, kan dolaşımını açıklamış bir fizyolog olarak da bilim tarihine adını yazmıştır.
https://acikerisim.uludag.edu.tr/bitstream/11452/6331/1/363750.pdf

insanın anatomisi, maymun anatomisinin anahtarıdır. aşağı-hayvan cinslerinde, daha yüksek bir biçimin müjdeleyicisi olan işaretleri, ancak bu yüksek biçimin kendini tanıdıktan sonra anlamak mümkün olmuştur. buna göre, insanın anatomik yapısını açıklamak için doğrudan maymunun anatomisi üzerine bir araştırmaya başlamak hatalıdır; bunun yerine önce modern insan analiz edilmeli ve daha sonra bu somut bulgular ışığında maymunun anatomisi hem anlaşılabilir kılınır hem de araştırma daha doğru ve gelişkin bir düzeye yükselebilmektedir.
http://www.msydergi.com/uploads/dergi/276.pdf

ali ibn abbas 10. yüzyıl hekimlerindendir. tıp sanatı adlı eseri ibn sina’ya kadar, yani 11. yüzyıla kadar el kitabı olarak kullanılmıştır. burada ali ibn abbas baştan ayağa doğru beden hastalıklarını sırasıyla konu edinir. bunların belirtilerini, teşhis ve tedavilerini ele alır. ayrıca cerrahi müdahalelerde cerrahların uyması gereken kuralları vermesi bakımından oldukça önemlidir. ona göre bir cerrahın anatomi bilgisi yeterli, aletleri ameliyat öncesi temiz olmalı ve ameliyat sonrasında hastanın bakımına özen gösterilmelidir. bu da müslüman hekimlerin bu konuda ne kadar titiz ve temiz olduklarının bir göstergesidir.
+
islâm dünyası’nın en önemli hekimlerinden biri de 13. yüzyılda yaşamış olan ibn nefis’tir. ibn nefis, şam’da nurettin zengî hastanesi’nde ve kahire’de kalavun hastanesi’nde doktor olarak çalışmıştır. ibn sinâ’nın kanunu’nun anatomi kısmı için açıklama adlı eserinde galen’in kan dolaşımına ilişkin görüşlerine itiraz etmiş ve düzeltmiştir. galen, küçük kan dolaşımını verirken kanın, kalbin sağ tarafından sol tarafına kalpte bulunan bir delikten geçerek ulaştığını söyler. ibn nefis ise yaptığı incelemelerde böyle bir deliği gözlemlemediğini belirtir. onun belirlemelerine göre kalbin sağ karıncığına gelen kan, akciğerlere gidip temizlendikten sonra kalbin sol karıncığına gelmektedir. böylece ibn nefis küçük kan dolaşımını düzeltir.
+
hekim olarak ibn sînâ’ya en çok şöhret kazandıran eseri beş kitaptan oluşan kânûn’dur. birinci kitapta, anatomi, fizyoloji gibi genel tıp konuları ve sağlık, hastalık ve ölümün oluşma şartlarıyla tedavinin ilkeleri üzerinde durulmuştur. hastalık teşhisi için nabız ve idrar muayenesinin önemi vurgulanmıştır.
+
huneyn b. ishâk’ın görme olayı ve gözün anatomisi hakkında telif ettiği “kitabu’l-ʿayn”ı eseri, batılılarca tıp doktoru olarak bilinen yunan galenus’e nispet edilmiştir ve bu durumun hakikati ise ancak yirminci yüzyılın başlarında ortaya çıkmıştır. yine, ibn sînâ’nın “kitabu’l-ahcâr”ının aristoteles’e nispet edilmesi bu konuya örneklik eden bir husustur.
http://acikerisim.artuklu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12514/2139/Kesf-i_Kadimden_Vaz-i_Cedide_Islam_Bilim.pdf

ibn sina’nın 600 yıl boyunca bütün dünya tıp fakültelerinde temel kitap olarak kullanılan kitab’al-kanun fi’l tıbb kitabı, batı tarafından “tıp incili” (bible) adı verilerek okutulmuştur. dr. sigrid hunke’nin “avrupanın üzerine doğan islam güneşi” adlı kitabında dünya tarihinde en fazla okunan tıbbi eserin ibn sina’nın bu kitabı olduğu yazmaktadır (ulutan, 2000: 24-25). eski latince baskılarından birinde ibn sina, hz. isa ve hz. meryem’in arasında resmedilmiştir (okan, 2010: 23). da vinci’nin anatomisi ibni sina’nın bulduğu ve ayrıntıları ile şekillerini çizdiği çıkrık, kaldıraç, kama, palanga sistemlerine çok benzemektedir. da vinci’nin çalışmalarında arapça terimlere sıkça rastlanır.
https://www.rtuk.gov.tr/assets/Galeri/Haberler/kulturel-degerlerin-tanitiminda-medyanin-rolu-ozbekistan-ornegi.pdf

bir bilim tarihinden nefis bir yaprak açıyor kutay deniz atabay ve türker kılıç, “andreas vesalius ve modern anatominin uyanışı”nı anlatıyorlar. bir cesaretin nasıl 1400 yıllık bir inanışı yıkıp gerçeği başlattığının da öyküsü bu.
+
andreas vesalius ve modern anatominin uyanışı
tıbbın babası olarak kabul edilen hipokrat (m.ö 460- 370) ve kendisinden sonra gelen birçok doğu ve batı düşünürünü etkilemiş olan aristo (m.ö. 384-322), insanda kaslar ve kemiklerin yapısına ilişkin gözleme dayalı bilgilere sahiplerdi, fakat hiçbir zaman gerçek bir diseksiyon yapmadılar. bunun gerçekleşmesi, chalcedon (bugünkü kadıköy /istanbul) doğumlu herofl’in (herophilus m.ö 335- 280), bulabildiği insan cesetlerini disekte edip gözlemlerini belgelemesine kadar gerçekleşmedi.
+
bu belgelerin de çıkan bir yangında yitirilmesi birçok bilim tarihçisine göre anatomi biliminin vesalius’un ortaya çıkışına kadar uykuda kalmasına neden olmuştur.
+
herofl’den sonraki en önemli adım, bergama’lı galen (m.s. 129-200) tarafından atılmış ve batı ekollü tıbbın doğumuna neden olmuştur. galen’in çalışmaları, roma imparatorluğu’nda insan diseksiyonunun yasaklı olmasıyla ilişkili olarak daha çok köpek anatomisi üzerinedir ve yaptığı hayvan diseksiyonlarından elde ettiği ve insan anatomisiyle özdeşleştirdiği sonuçlar ilginç bir şekilde yaklaşık 1500 yıl boyunca okutulmuştur.
+
insan diseksiyonuna izin verilmesi rönesans döneminin başlangıcına kadar olmamıştır. ilk defa italya’nın bolonya, padua ve pavia şehirlerinde idam edilen suçluların bedenlerinin bu amaçla kullanılmasına izin verilmiş ve bu yolla ölmüş suçlular modern anatominin ilk denekleri olmuşlardır. bolonya’lı mondino de luzzi, 1316 yılında yazdığı ve ancak 1478 yılında basılabilen “anathomia” adlı eserinde, gerçekleştirdiği insan diseksiyonundan elde ettiği verileri kullanmıştır.
+
burada önemli olan deluzzi’nin “galen bilgileri” tarafından adeta kör edilmiş olmasıdır. örneğin, deluzzi’nin karaciğeri beş loblu, kalbi üç ventriküllü tanımlaması bu durumu doğrulayan önemli detaylardır ve bunun yanında, yazıları, bir insanın değil de doğrudan bir köpeğin anatomik özelliklerini açıklamaktadır. bu bize galen’in bu alandaki etkisinin oldukça derin olduğunu ispatlar. galen’in yazdıkları öylesine kemikleşmiştir ki buna karşı çıkmak adeta bir dini öğretinin karşısında durmak gibi bir tepkiyle karşılaşmayı göze almakla eşdeğer sayılabilir.
+
riski göze alıp bu öğretiye ilk karşı çıkan da berengario di carpi’dir. yaklaşık bin sayfalık kitabı “commentaries on anatomy (anatomi üzerine yorumlar)”’de galen’in bazı yanlışlarını düzeltmiş ve modern anatomi bu adımla doğuma daha çok yaklaşmıştır.
+
vesalius tarih sahnesinde
andreas vesalius 1514 yılında brüksel’de doğmuştur. daha çocukken birçok hayvan diseksiyonu gerçekleştirmiş olması gelecekte yapmak üzere olduğu şeyler için önemli bir duygusal hazırlık ve teknik beceri edinmesine neden olmuştur. louvain üniversitesi’nde sanat eğitimi almaya başlamış fakat daha sonra paris üniversitesi’nde tıp eğitimi almayı seçmiştir.
+
roma imparatorluğu ve fransa arasında çıkan anlaşmazlıkların yarattığı ortam yüzünden paris’i terk etmek zorunda kalmış, daha sonra venedik’e taşınmış ve kopernik, galileo ve kazanova gibi birçok önemli bilim adamı ve yazarın da mezun olduğu padua üniversitesi’nden 1537 yılında tıp lisansını almıştır. 1544 yılında anne van hamme ile evlenmiş ve anne adında bir kızları olmuştur. ölene kadar evli kalmasına rağmen aile içi ilişkilerinin pek sevecen olmadığına yönelik şüpheler bulunmaktadır.
+
1546 yılında roma imparatoru v. charles’ın özel hekim ekibine girmiş 1556 yılında imparatorun ölümüyle ispanya kralı ıı. philip’in hizmetine geçmiştir. 1564’teki ölümüne kadar kraliyet servisinde kalmıştır. ölümünden bir yıl kadar önce kudüs’e sürgüne gönderildiği bilinmektedir, fakat bunun nedenleri tam olarak açıklanmamıştır. bir söylenti, öldü sanıp üzerinde diseksiyona başladığı bir soylunun içini açtığında aslında kalbinin attığının fark edilmesi üzerine idam cezasına çarptırılması ve bu cezanın kral tarafından sürgüne çevrilmesi yönündedir.
+
“mekânı” masumlar mezarlığı!
vesalius, tıp eğitimi esnasında zamanının büyük bir kısmını paris’teki “masumlar mezarlığı’nda” cesetleri ve kemikleri inceleyerek geçirmiştir. aktardığı bir anısında mezarlıkta kemikler üzerinde inceleme yaptığı bir gece köpeklerin saldırısına uğradığını anlatmaktadır. padua’da öğretim üyesiyken öğrencilerini, hastalarının kayıtlarını tutmalarını ve hastalar öldükten sonra bedenlerini çalıp üzerlerinde inceleme yapmaları yönünde cesaretlendirmiş ve bu bedenleri kendi odasında saklanmıştır.
+
bütün bunlar, onun insan vücudunun yapısını öğrenmekle ilgili hırsını ve kararlığını gösteren önemli detaylardır. vesalius çekici ve tutkulu olmaktan çok soğukkanlı, kararlı ve olağanüstü hırslı bir bilim insanı olarak tanımlanabilir. yöntem konusundaki başarısı ve cesareti onu geniş çapta üne kavuşturan ve kraliyet görevine alınmasına neden olan birincil özelliklerindendir.
+
vesalius’un diseksiyon konusundaki ileri bilgi ve yeteneği onun tıp fakültesinden mezun olmasından birkaç hafta sonra padua üniversitesi’nin anatomi ve cerrahi bölüm başkanlığı’na getirilmesini sağlamıştır. bu arada hayvanların ve idam edilen suçluların bedenleriyle diseksiyon çalışmaları yapmaya devam etmiştir.
+
kendisinden önceki diğer anatomistler gibi vesalius da önceleri galen’in tanımladığı sınırlar içinde davranmış, fakat 1538 yılında “tubulae anatomicae sex” adlı eserinde ilk defa galen’in bazı yanlışlarını düzeltmeye cesaret edebilmiştir. bunlar oldukça küçük çaplı yanlışlar olmasına rağmen 1400 yıl boyunca kimse onları düzeltmeye yeltenmemiş olması dikkat çekicidir.
+
bunun da ötesinde bu eserde ilk defa artistik anlamda incelikli çizimler ve insan kas ve kemiklerini gösteren altı farklı illüstrasyon kullanılmıştır. bu illüstrasyonları çizen ressam, titian’ın stüdyosunda çalışan john stephanus olduğu ve basılan kitabın getirdiği kârdan bir parça aldığı bilinmektedir.
+
“ellerinizi kana bulayın”
vesalius’u kendisinden öncekilerden ve çağdaşlarından farklılaştıran başka bir şey de yapılan diseksiyonları kendisinin yapmasıdır, çünkü normalde işleyen yöntem dersi veren kişilerin galen’in kitaplarını açıp yazanları öğrencilere okurken bir berberin diseksiyonu yapması ve öğrencilerin bu izlemesine yöneliktir. vesalius her zaman bu duruma karşı çıkmış ve gerçekten anlamak için orada bulunup “ellerini kana bulamak” gerektiğini savunmuştur.
+
yine de, diseksiyon sırasında maruz kalınan kontaminantlara karşı antiseptiklerin ve koruyucu eldivenlerin o yıllarda bulunmayışı, hatta henüz bakteriler ve virüslerin varlığından bile haberdar olmayışları, vesalius ve en iyi üç öğrencisi fallopius, eustachius ve columbus’un en fazla elli beş yaşına kadar gelebilmelerine neden olmuştur.
http://www.adanafikirplatformu.org/UserFiles/File/20170106_HBT_Sayi_41.pdf

1543 yılında hekim andreas vesalius matbaa merkezlerinden biri olan basel’de “insan vücudunun anatomisi” üzerine isimli eserini yayınlatarak tıp alanında yepyeni bir iddia ileri sürüyordu; “bedene yapılan büyük saygısızlık onun gerçeklerini ortaya çıkaracaktır”. böylece insan bedenine, anatomiye yönelik bilinmeyenler açığa çıktıkça rasyonel bakış kutsallık anlayışını değiştirecektir. berengario 100’den fazla cerrahi işlem gerçekleştirmiş, “gözlerimin tecrübesi yol gösterici yıldızımdır” sloganına rağmen galen’in etkilerini taşımaya devam etmiştir.
+
18. yüzyılın başlarında “giovanni battista morgagni (1682-1771) hastalıktan ölenlere yaptığı otopsilerde gözlemlediği organ değişiklikleriyle ölenin hastalığı ve hastalık belirtisi arasındaki ilişkiyi araştırmış; hastalıkların bedenin genel dengesizliğinden değil, organlardaki bozukluklardan kaynaklandığını tespit etmiş, daha sonra anatomik hastalık düşüncesi olarak adlandırılacak teorisinin temelini oluşturmuştur”. böylece tıp beden üzerine yoğunlaşmaya başlamıştır. “ona göre hastalık bozulan bir organda yerleşmiştir ve belirtiler hasta organın çığlıklarıdır, hekimin görevi onu bulmaktır”. kadavra üzerine çalışma yapmak başlangıçta, din ve ahlak gibi çeşitli otoritelerle mücadele edilerek gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. daha sonra valsalva ve morgagni beden üzerinde teşrih çalışmalarıyla ilk adımları attılar. böylece “insan bedeni bilgi elde etmenin aracı” haline gelmeye başlar. böylece anatomik insan bedeni incelemeleri sessiz bedenin dili olmaya başlamıştır. artık bedene ilişkin bilgilere ölü insan üzerinden varılmak mümkün olmaktadır.
+
alman fizikçi wilhelm c. röntgen’in (1845-1923) “x ışınları”nı buluşu (1895) önemli bir kilometre taşı olmuş; tıbba canlı insanın iç yapısını, anatomisini, fizyoloji ve patolojisini inceleme imkanı vermiş, tıbbın ufkunu genişletip derinleştirmiş, teşhis gücünü artırmış ve tedavinin doğru yapılmasını sağlamıştır.
https://tyap.net/mediaf/omer_saglam.pdf

rönesans’ın büyük anatomistlerinden juan valverde de amusco’nun yaşamı ve çalışmaları
+
juan valverde de amusco (veya “de hamusco”) (ıoannis valuerdi muscensis) (1525?-1588?) kuzey ispanya’da özerk bir bölge olan castilla-leon’un bir vilayeti olan palencia’nın eski bir köyünde doğdu. valverde’nin hayatına ilişkin biyografik detayların yetersizliği ve tutarsızlığı anatomi konusundaki şöhretiyle çelişmektedir. eğitim ve mesleki hayatının çoğunu geçirdiği italya’ya tahminen 1542 yılında gitmiştir. padua ve roma’da, andreas vesalius’tan sonra padua’nın anatomi başkanı olan realdo columbo (1516-1599) ve değeri sonradan daha iyi anlaşılan bartolomeo eustachi tarafından tıp eğitimi almıştır.
+
valverde’nin çalışmaları galen’in zamanından beri deneylerde geleneksel olarak kullanılan maymun ve domuzlara ek olarak köpekler üzerinde yapılan deneyleri de içinde barındırır. choulant ile streeter ve ark. valverde’nin ispanyolca anatomi el kitabını fazla diseksiyon yapmadan hazırladığını, hatta kendisinin de sadece andreas vesalius’un figürlerini kopyaladığını söylemesine rağmen vesalius’un çalışmalarında görülmeyen figürlerin de bulunduğunu belirtmişlerdir. aynı şekilde markotos ve ark. valverde’nin vesalius’un göz kasları, burun ve larinks çizimlerini düzelttiğini belirtmiştir. valverde’nin çalışmaları bir yüzyıldan biraz daha uzun bir sürede, tamamen veya parçalar halinde on altı kez, ispanyolca, flemenkçe, italyanca ve latince olmak üzere 4 dilde yeniden yayımlanmıştır. lopez-valverde ve ark. valverde’nin terminolojisinin, detaylı tasvirlerinin açıklığının ve yorumunun karşılaştırmalı anatomiye katkısının ve ara sıra verilen terapötik tavsiyelerin onun çalışmalarının anatomik ve tarihsel belgeler olarak önemini gösterdiğini belirtmiştir. bunun yanında valverde, rönesans’ın en önemli ispanyol anatomisti olarak da kabul edilir.
+
her ne kadar bazı yazarlar tarafından vesalius’un çalışmalarını izinsiz alıntıladığı belirtilmiş olsa da valverde’nin bu çalışmalara katkıda bulunduğu ve vesalius’un çalışmalarını daha fazla insan için erişilebilir kıldığı görülmektedir. bu nedenle valverde takdir edilmelidir.
http://tipdekanlik.gantep.edu.tr/moduller/bilim/2018-2019bildirikitap.pdf

insan bedeni anatomik yapısı itibariyle modern tıp tarafından incelenmesi yanında toplumsal bir unsur olarak sosyolojik bir çalışma konusu haline gelmiştir. öte yandan dünya üzerinde neredeyse tüm din ve inanç sistemlerine ait inanış ve uygulamalarda beden, bir bütün olarak veya farklı unsur ve uzuvlarıyla yer almaktadır.
+
yabancı kaynakların yanı sıra yerli kaynaklarda da insan bedeni ve bedensel unsurlarıyla ilgili inanış ve uygulamalar yer almaktadır. örneğin pertev naili boratav, 100 soruda türk folkloru (inanışlar. töre ve törenler, oyunlar) adlı çalışmasının bir bölümünü “insan ve insan vücudu ile ilgili olarak nelere inanılır?” başlığı altında bu konuya ayırmıştır. boratav, insan ve insan vücudu ile ilgili inanışlarla ilgili örneklere yer vermiştir. insanın yaradılışı ile ilgili inanışlar, vücudun çeşitli parçalarının, yönlerinin, iç ve dış uzuvlarının nitelikleri ile bedensel ve ruhsal güçler, yetenekler (eli büyük olan bahtlı olur gibi) arasındaki ilişkilerine ait düşüncelerin eski hekimlik, anatomi, fizyoloji, physiognomonie, psikoloji bilginlerinden serpintiler olduklarını ve zaman içerisinde kalıplaşarak inanç biçimine dönüştüklerini ileri sürmüştür.
+
boratav’ın belirttiği üzere vücudun çeşitli parçaları, yönleri, iç ve dış uzuvlarının nitelikleri ile onların beden ve ruh güçleri, yetenekleri arasındaki ilişki eski hekimlik, anatomi, fizyoloji, psikoloji gibi bilim dallarından serpintiler olup zaman içerisinde bu bilgiler kalıplaşarak inanç biçimini almıştır. bu görüşe göre, el falı ile ilgili inanışların arka planında köklü bir bilgi birikiminin bulunduğu söylenebilir.
+
batı’da rönesans ile birlikte gerçekleştirilen anatomi çalışmaları sonucunda insanın mükemmel ve karmaşık anatomik yapısı üzerine pek çok çalışma yapılmıştır. bilim ve sanatın birleştiği bu çalışmaların genellikle insanın anatomik yapısını sanatsal bir bakış açısıyla ele alan resim ve heykelcilik sanatına ait olduğu görülmektedir. bu çalışmaların en meşhuru leonardo da vinci’nin evrendeki mükemmel uyumun sembolü olarak gördüğü “vitruvius man” (vitruvius adamı) adlı çalışmasıdır. da vinci, bu çiziminde geometri kurallarına göre evrensel ve ideal insanı betimlemiştir.104 da vinci, vitruvian man adlı çiziminde romalı mimar ve yazar marcus vitruvius pollio’nun “de architectura” adlı eserinde bahsettiği altın oran veya ilahi oranlardan yola çıkarak evren ile insan vücudu yapısı arasındaki benzerliği ortaya koymayı amaçlamıştır. bu resimde betimlenen insan vücudunun ilahî orantısı tüm evrende yer alan simetriyi belirtmektedir.
+
fuzuli bayat’ın türk mitolojik sistemi’nde belirttiği üzere kozmolojik anatomide insanın başı (baş, yukarı, başkan, lider, başlangıç, kaynak, büyük, birinci vs. anlamlar içerir.) yukarıyı; sırtı, arkası (arka kelimesinin de sonraki, bir şeyin arkası, başka taraf, dayak vs. anlamları vardır) orta dünyayı; kolları (kol sözü de ağaç, nehir kolları, yan vs. anlamları içerir) nehirleri, ağaçları; kanı, suları; damarları da (damar, yerin damarı, ağacın damarı vs.) ağacın kökünü simgelemekle aşağı dünyayı sembolize eder.
+
elin anatomik yapısı el, insanoğlunun yaşamını sürdürmesinde kullanmış olduğu en işlevsel organlardan biridir. yapma, uygulama, çekme, tutma gibi pek çok eylemde başrol oynayan el, diğer organlara göre daha fazla kullanılmakta ve yaşamsal bir öneme sahip bulunmaktadır. elin vücut organı olarak yapısı, özellikleri, kullanım alanları, yaşamdaki işlevleri sembolik anlam ve işlevlerinin anlaşılması için gerekli görülmektedir.
+
sağ ve sol kavramlarını ve bu kavramlara atfedilen belirli özellikleri analiz ettiği çalışmasında hertz, evrensel sağ ve sol ikiliğinin bir izdüşümü olarak insan vücudunun sağ ve sol taraflarına ait evrensel bakış açısından bahsetmiştir. kökleri ilkel düşüncede yer alan bu ikiliğin en önemli örneklerinden biri olarak sağ el ve sol elin kutsallık boyutunu irdelemiş, sağ elin sahip olduğu üstünlükten, ayrıcalıktan ve kutsallıktan ve evrensel ikiliğin aydınlık, temizlik, yükseklik, gökyüzü, gündüz, iyilik tarafıyla ilişkili olmasından; sol ele atfedilen dindışılıktan, sol elin evrensel ikiliğin karanlık, kirlilik, alçaklık, yeryüzü, gece, kötülük ve günah ile ilişkili olmasından bahsetmiştir.
+
genellikle tüm din ve inanç sistemlerinde görülen sağ elin kutsallığı yahudi geleneğinde de yer alır. rab, kudretli ve sağ elini israiloğulları üzerine uzatarak onların mısır’dan çıkmalarını ve mısır firavunun zulmünden kurtulmalarını sağlar ve kendi halkını elleriyle kurduğu yere diker: “…oğluna diyeceksin: biz mısırda firavunun köleleri idik; ve rab bizi mısır’dan kudretli elle çıkardı.
+
senin sağ elin, ya rab, kudrette celildir, senin sağ elin, ya rab, düşmanı ezer.
+
eller, farklı toplum, kültür ve dinlerde yemin etmek için de kullanılır. kutsal kitaba veya kutsal nesneye sağ el bastırılarak yemin edilir. islâmî bir uygulama olarak doğru söz söyleyeceğine yemin etmek için kur’ân-ı kerîm üzerine el basılır. söz verirken sağ el yukarı kaldırılır ve bu şekilde bağlılık ve ikrar yemini edilir. mahkemede doğru söz söyleyeceğine dair yemin edilirken sağ el kaldırılır. öte yandan yemîn kelimesinin sözlüklerde “sağ, sağ taraf ve sağ el” anlamlarına gelmesi yemin ve el arasındaki bağlantıyı ortaya koyması açısından önemlidir.
+
un çuvalından bulgur sağ elle alınırsa bu çuvallarda bereket eksilmez.
sağ elin üzerine yatılırsa güzel rüya görülür.
sağ, allah’ın; sol şeytanın yönüdür.
yemek sağ elle yenilmelidir.
+
kadim anatomi bilginlerinin eserlerinden derlediği bilgilerle erzurumlu ibrahim hakkı, marifetnâme adlı eserinde tırnakların anatomik yapısı ve işlevleri hakkında şu bilgileri verir: …parmakların ucunda tırnaklar vardır. bunlar zamanında silah ve başka işleri yapmaktadır. parmakların uçları daha etlidir. birbirine bitiştiklerinde, iyice yapışırlar. orta parmağın mafsalları daha uzun olup, yüzük parmağının sonra işaret, sonra küçük parmağın mafsalları daha kısa olmuştur. tutma işi, bu şekilde daha kolay, parmakların bu hâlde bir araya gelmesi daha uygun olmaktadır. tırnaklar dört fayda için yaratılmıştır: 1. bir şeyi bağlamak, iliklemek isteyince, parmağa dayanak olmak, 2. onlarla ufak şeyleri toplamak ve kaldırmak, 3. onlarla kaşımak, kazımak ve temizlemek, 4. bazen, işi oraya düşünce, silah gibi kullanıp, onlarla düşmanından intikam almak…
+
erzurumlu ibrahim hakkı, marifetnâme adlı eserinde el, parmak, tırnak ve karakter ilişkisine dair verdiği bilgiler “diğer uzuvlardaki kıyafetin ahkâmı” adlı beşinci nevi’de 681 yer almaktadır. “ey aziz! hikmet ehli demişlerdir ki:
“…6. bileği olsa dırâz
bahşiş eder bî niyâz
7. ger küçük olduysa el
eşi yok, odur güzel.
8. parmağı olan uzun
ehl-i hüner zî fünûn
9. parmağı yumuşak olan
zeki olur bî gümân
10. tırnak enli olmasa
sev onu subh ü mesâ
11. tırnağı yumru, çizik
olsa o bilmez yazık
12. tırnağı yassı ve düz
olsa olur eli uz. …”
+
el falının inançsal boyutunu ortaya koyan çalışmalar yanı sıra elin anatomik özelliklerinden yola çıkarak kişilik özelliklerini ortaya koymak adına gerçekleştirilen bilimsel çalışmalar da mevcuttur. batı kültüründe physiognomy (fizyognomi), cardiognosy gibi adlarla belirtilen bilim dalında kişinin fiziksel yapısı, organlarının yapısı, el ve yüz hatları aracılığıyla ruhsal durumu ve karakter özellikleri tespit edilmeye çalışılmıştır.
+
el yazısından karakter tahlili yapan psikoloji fizyotipoloji bilim dalı yanı sıra el ile ilgili karakter analizleri hukuk’ta kriminoloji biliminin doğuşunda da rol oynamıştır.
+
insanın ruhu âlemin padişahıdır. nazarî akıl başvezirdir. gadap kuvveti emniyet âmiridir. şehvet kuvveti cizye alıcı (maliye) gibidir. bu padişahın makamı yürekte süveydadır (siyah noktadır). memleketi bu bedendir. binek hayvanı nefstir. tab’ası bedenin uzuvlarıdır. hazinedârı, makine (tutucu) kuvvetidir. bekçileri, iki gözdür. elçileri kulaklardır. polisler ellerdir…”
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/ET000713.pdf

endonezya toplumunda mekan iki kategoriye ayrılır.
sol, kadını, deniz kenarını, aşağıyı, toprağı, ruhani olanı, arkayı ve batıyı; sağ, erkeği, dağ kenarını, üstü, cenneti, önü ve doğuyu temsil eder.
+
erkekler dağdan ve üst dünyadan çıkan hayatla özdeşken, kadın denizin alt dünyasından çıkan ölüm, hastalık ve bela ile özdeştir.
http://dspace.yildiz.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/1/11334/0033958.pdf

sağ ve sol kavramları ilk anlamları itibariyle yön belirten nötr sözcükler olmasına rağmen kültürel bağlamda bu sözcüklerin olumlu ve olumsuz anlamlara sahip olduğu görülmektedir.
https://j-humansciences.com/ojs/index.php/IJHS/article/download/3339/1576/

solaklık: bilinenin dışında bir ötekilik deneyimi
https://www.academia.edu/33458384/SOLAKLIK_B%C4%B0L%C4%B0NEN%C4%B0N_DI%C5%9EINDA_B%C4%B0R_%C3%96TEK%C4%B0L%C4%B0K_DENEY%C4%B0M%C4%B0

solaklık üzerinden başka bir ötekilik inşasının imkânı üzerine
https://www.academia.edu/33458454/SOLAKLIK_%C3%9CZER%C4%B0NDEN_BA%C5%9EKA_B%C4%B0R_%C3%96TEK%C4%B0L%C4%B0K_%C4%B0N%C5%9EASININ_%C4%B0MK%C3%82NI_%C3%9CZER%C4%B0NE

semen parametreleri ile sağ ve sol el genişliği arasında negatif ilişki, sol el uzunluğu ve parmak 2d:4d oranları ile pozitif ilişki saptandı.
https://journalagent.com/androloji/pdfs/AND_20_4_108_113.pdf

test uygulanırken görülen nistagmusun yönü konulan suyun ısısına bağlıdır. örneğin, sağ kulağa soğuk su (20°c) vermek sola nistagmus, sıcak su (40°c) vermek sağa nistagmus ve baş dönmesi ( = vertigo) hasıl eder.
http://kitaplar.ankara.edu.tr/dosyalar/pdf/329.pdf

elde edilen bu bulgulara bakılarak hem futbolcuların hem de tenisçilerin fiziksel ve fizyolojik özelliklerinin yaptıkları spordan etkilenmiş olduğu ve futbolcularda sağ-sol her iki el ve ayak …… açısından performansın daha iyi olduğu belirlenmiştir.
http://sagens.erciyes.edu.tr/dergi/2006_3/hurmuz.pdf

denge ölçümlerinde sol hemisfer lezyonu olan hastaların daha iyi sonuç aldıklarını göstermiştir.
sağ veya sol hemisfer lezyonu olan hastaların denge yetenekleri kötüdür.
http://acikerisim.pau.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11499/543/10029550.pdf

aksesuar kemikler, tüm kadın olguların %45,8’inde ve tüm erkek olguların %44,4’ünde görüldü.
+
aksesuar kemikler olguların %55,5’inde her iki ayakta, %30,9’unda sağ ayakta ve %13,4’ünde sol ayakta görüldü.
https://journalagent.com/sislietfaltip/pdfs/SETB-59023-ORIGINAL_RESEARCH-KIR.pdf

erkek lise öğrencisi 110 solak ve 108 sağlak olmak üzere toplam 218 gönüllü katılmıştır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/370618

insanda verbal fonksiyonlar sol hemisferde uzaysal fonksiyonlar ise sağ hemisferde daha dominanttır.
https://journalagent.com/vtd/pdfs/VTD_7_3_120_125.pdf

el tercihi ile cinsiyet arasında bir ilişkinin bulunmadığı, her iki cinsiyette de yüksek oranda sağ elin tercih edildiği saptandı.
işlevsel lateralizasyona göre sol beyin yarım küresinin baskın olabileceği düşünüldü.
http://geneltip.org/upload/sayi/52/GTD-00401.pdf

sol el-elbileği radyogramındaki 22 kemiğin gelişimi, greulich-pyle atlasına göre 2-9 aylar arasında tam uyumlu iken 12-18 aylar arasında uyumluluğun azaldığı ve 24 aylık olan çocuklarda ise belirgin olarak geri kaldığı saptanmıştır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/421488

sağ kalp anatomik fizyolojik olarak soldan farklı bir yapıdır, disfonksiyonu ve yetmezliği de farklı fizypatolojik süreç ve tedaviler içerir.
http://file.tkd.org.tr/PDFs/ileri-evre-kalp-yetersizligi-rehberi.pdf

çiğneme işlevi çift taraflı oluşabilir ise de gözlenen kişilerin yaklaşık % 78’inin çiğnemenin oluştuğu tercih tarafına sahip olduğu ifade edilmiştir.
+
verilen işaret ile denek,sakızı ağzına yerleştirerek 15 saniye süre ile çiğnedi,bu zamanda çiğneme işlemi durduruldu ve sakızın sağ tarafta mı sol tarafta mı lokalize olduğu gözlendi
sağ yada sol çiğneme tercihi çiğneme karakterinin özelliği olarak bulundu
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/278729

sağlak ve solak bireylerde bilgisayar destekli viyana test sistemi ile tepki hızkalitesi, seçici dikkat ve nonverbal zeka dağılımı arasındaki ilişkiler
+
…… solak erkeklerin ise solak kadınlardan daha hızlı olduğu saptandı.
http://tfbd.org.tr/yuklemeler/kongre_38.pdf

kemikler dışarıdan gelen fiziksel baskıyı, belli sınırlar içerisine karşılayabilecek şekilde yapılarını değiştirme esnekliğine sahiptir.
+
yapılan hareketin fazla tekrarlanması ve günlük hayatta zorlayıcı hareketlerin sık yapılması sonucunda hareketi sağlayan kasın kütlesi artar.
+
artan kütle sonucunda, kas kemiğe daha sıkı tutunma ihtiyacı duyar. bunun sonucunda kemik kasın tutunduğu alanda yüzeyi arttıracak şekilde yeniden yapılanır.
+
körtik tepe höyüğü’nde yapılmakta olan arkeolojik kazılarda açığa çıkarılmış iskeletlerin bir kısmı incelenmiştir.
+
diyarbakır’ın bismil ilçesi sınırlarında bulunan körtik tepe höyüğü, çanak – çömleksiz neolitika dönemi’ne tarihlendirilmiştir.
+
84 erkek, 85 kadın birey bulunurken, 9 bireyin cinsiyeti belirlenememiştir. ölüm yaşı belirlenebilen 63 birey genç erişkin iken, 55 birey orta erişkin ve 17 birey ise yaşlı yaş grubu içerisinde yer almaktadır. 43 erişkin bireyin ise yaş grubu belirlenememiştir.
+
körtik tepe insanlarının günlük yaşamda yoğun fiziksel baskıya maruz kalmadığı belirlenmiştir.
+
insan vücudunda, anatomik pozisyona göre belirlenmiş, vücudun ağırlık merkezinden geçen üç temel plan bulunur. benzer şekilde yine ağırlık merkezinden geçen üç temel eksen mevcuttur.
+
toplulukta genel olarak bakıldığında, taraf kullanımı açısından ilk bakışta, sağ tarafın baskınlığı göze çarpmaktadır. bununla birlikte önemli sayıda tutunma alanında da sol taraf daha yüksek kullanıldığı görülmektedir.
+
körtik tepe insanlarında üst üye kullanımında genel olarak tercih edilen taraf sağ iken, alt üyelerde simetri, sağ ve sol taraf tercihi birbirine daha yakın oranlar ile ortaya çıkmaktadır.
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/3445/10118789.pdf