pdf 11

bağnazlığın etkisiyle gerileyen tıp, rönesans ile birlikte anatomi ve deneylerle gelişmeye başladı.
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/35921.pdf

insanın kendisi olmasının koşulu, kim olduğunu hiç mi hiç bilmemesidir.
+
ilk nietzsche kitabı: ahmet nebi-baha tevfik-memduh süleyman
+
nietzsche düşüncesini anlama/değerlendirme noktasında diğer isimlere nazaran öne çıkan ve dönemi itibariyle en önemli yorum dile getiren isim baha tevfik’tir.
+
baha tevfik, yeni bir dil ve felsefe anlayışını inşaa etmeye çalışırken, bunu yerel olmayan kurucu figürler üzerinden yapar.
+
platon’dan kant’a kadar evrenselci ve bütünlükçü felsefi anlayışlarla doğrudan bir hesaplaşmaya giren baha tevfik, bu bağlamda nietzsche’yi çoğunlukla felsefi bir enstrüman olarak kullanır.
+
bütün mantığın görünüşteki özerk işleyişinin gerisinde de, değer biçimler, daha açık söylersek, yaşamın belli türlerini korumak için fizyolojik gereksinmeler bulunur.
+
“iyi” değerinin öğretilip “kötü”yle savaşılması realiteyle ilişkili bir tavır değildir.
+
onun felsefesinin kaynağının, çıkış noktasının ve modelinin kendi bedensel/fizyolojik/psişik deneyimleri olduğunu söylemek bir abartma olmaz.
+
özlem’e göre, kendinde ve yaşamında kaosu, sürekli bir değişimi ve çatışmaları yaşamış olan nietzsche’nin felsefesinde akılsal yoldan kavranabilecek bir düzenli dünya ve kosmos fikrini bulamayız.
+
nietzsche’nin felsefesinin rasyonel bir kurgulamaya/inşaya dayanmadığını vurgulayan özlem’e göre, onun ortaya koymuş olduğu felsefe bir yaşama felsefesi olarak görülebilir.
+
nietzsche için akıl ve düşünmenin yapabileceği tek şey, oluşu, bir fizyolojik/psişik süreç olarak görmek ve onaylamaktır.
+
yaşama nietzsche’de, nedensiz, ereksiz, sonuçsuz bir akıştır; bir organik/fizyolojik süreçtir; bir gerilimdir, azalan ve çoğalan kuvvetlerin birbirleri içine geçmiş bir hareketidir.
http://www.beytulhikme.org/Makaleler/944601894_16_Er_(271-329).pdf

tevfik’in etkilendiği düşünürler arasında moleschott, haeckel ve büchner gibi materyalist isimler bulunmaktadır. ona göre madde ve kuvvet ana esaslardır. bu ikisi birbirinden ayrılamazlar ve birbirini bütünlerler.
+
madde sonsuzdur ve süreklidir, maddî varlıklarla açıklanamayan her şey değişmeye mahkûmdur.
+
baha tevfik de ruh kavramını maddeden ayrı tutmaz. ölüm canlılar için sonsuz bir uykudur ve ölümden korkmak yersizdir. ahlâk kesinlikle dinsel kaynaklarla açıklanmamalı ve insana ait bir şey olmalıdır. ona göre, dinsel ve düşünsel ahlâk bitmiş durumdadır.
https://dspace.gazi.edu.tr/bitstream/20.500.12602/174784/1/58bd713837ff8a1c6593d1c1da0681ab.pdf

baha tevfik (1884-1914)
+
kimilerine göre zamanında müdahale edilmeyen bir apandisit yüzünden kimilerine göre ise yakalandığı karaciğer hastalığından dolayı yatırıldığı haydarpaşa hastanesinde çok genç yaşta vefat etmiştir.
+
ona göre; eğer insandaki fikir, hassasiyet, içgüdü, gibi ruhi ve fizyolojik hadiseler iyi idare edilirlerse ideal anlamda bir ahlâk sistemi kendiliğinden doğmuş olur. baha tevfik’in bu düşünceleri onun hümanist anlayıştan etkilendiğinin kanıtıdır.
+
baha tevfik bu fikirlerinin gerçekleşebilmesi için immoralizm’i (töretanımazlık) kabul etmiş ve bu konuda nietzsche’ yi kendine rehber etmiştir. baha tevfik, biyolojik bir materyalizmi savunur ve onu her ortamda serbestçe savunmaktan geri durmaz.
+
baha tevfik, toplum tarafından mukaddes tanınan şeylere pervasızca hücum eden bir kişilik olarak görülmektedir.
https://acikerisim.firat.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11508/12553/333851.pdf

yapıtlarıyla, gazete ve dergi yazılarıyla yeni bir düşünce ekolü başlatan baha tevfik iyi bir polemikçi olarak ve çattığı kimselere yaptığı sert hücumlarla ünlenmişti. çıkardığı felsefe dergisi osmanlı’da ilk felsefi dergidir.
+
doğunun kültürünün durakladığı, batının ise felsefe sayesinde ileri gittiği görüşündeydi. o’na göre bilim ve tekniğin varamadığı alana felsefe denir, bugünün bilim ve tekniği dünün felsefesidir. felsefe bilim ve teknikle kaynaşmıştır. bilimci olmayan filozof olamaz.
+
baha tevfik’e göre felsefenin iki ilkesi vardır. bunlardan birincisi iyi ve doğru düşünebilmek diğeri de düşünüldüğü gibi davranmaktır. baha tevfik metafiziği gereksiz bulmuştur.
http://openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/2515/ee84e8cc-c4ba-4fae-b64a-24225fdf2a71.pdf

beşir fuad burada gözyaşından bahsetmek için fizyoloji bilmek gerektiğini söyler.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/402564

beşir fuat’ın bir edebiyatçıdan fizyolojinin verilerine dair bilgi sahibi olmasını beklemesi onun edebiyat anlayışını goncourt kardeşlerin anlayışına yaklaştırmaktadır.
http://thesis.bilkent.edu.tr/0002602.pdf”>http://thesis.bilkent.edu.tr/0002602.pdf”>http://thesis.bilkent.edu.tr/0002602.pdf

beşir fuat memlekete yeni giren müsbet ilim fikrinin hararetli taraftarıdır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/373347

intihara anatomik ve patolojik açıdan yaklaşan bartel ve paltauf’a göre, intihar lemfatik bir yapıdan ileri gelir. dimağın aşırı biçimde büyümesi ve birtakım organik anormallikler intihara yol açar.
+
kadının üst beninin daha hoşgörüsüz olmasını freud, anatomik yapı farkına bağlar. freud’a göre, anatomi “kader” demektir. çoğu zaman daha hoşgörüsüz ve sert olan kadınların, ….. bu da kadınların daha fazla nevroz nöbetleri yaşamasına neden olur.
+
eğer yaşamak acı çekme ise amaç acının anlamını bulmak olmalıdır.
+
beşir fuad’ın intiharını takip eden diğer bir intihar da tanzimat döneminin renkli simalarından, ittihat ve terakki partisi’nin kurucularından, ermenilerin göçe zorlanması ve katliamından sorumlu tutulan doktor reşit bey’in intiharıdır.
+
can iren (1941 – 1967) yazdığı şiirlerle dikkat çeker. hassas kişiliği sayesinde doktora yaptığı almanya’dan evine geldiği bir gece, hassas kişiliği dolayısıyla bu dünyayla uzlaşamadığını ileri sürerek, siyanür alıp intihar etmiştir.
https://acikerisim.uludag.edu.tr/bitstream/11452/4002/1/204305.pdf

müşahede gösterir, tecrübe ise agâh eder.
+
isyan/başkaldırı, insanoğlunun yeryüzüne gelmeden önceki serüveniyle başlar.
+
her başkaldırı yönelimi bir değeri çağırır sessizce.
+
osmanlı’nın içinde bulunduğu kaotik durumu, eleştirel bir akıldan uzak olmaya bağlayan beşir fuad; voltaire, rousseau, montesquieu, emile zola, büchner, claude bernard gibi batılı aydınları osmanlı’ya tanıtarak materyalist dünya görüşünün temellerini atar.
+
dünyaya atılarak, orada acı çekerek, savaşarak yavaş yavaş kendini belirler. bu belirleme yolu hiç kapanmaz, her zaman açıktır.
+
aklı merkeze koyan beşir fuad, insanlığın ancak bilimsel verilerle ilerleyeceğini, bunun için de metafizik değerlere sırt çevrilmesi gerektiğini dile getirir.
+
madde her yerde hareket ve hayat getirir.
+
onun başkaldırısı, dönemin yerleşik düzenine bir protesto ve yeni bir dünya düzeninin hayalidir.
+
başkaldıran insan bir değer oluşturan insan olduğu için başkaldırma da bir değer oluşturmaktır.
voltaire’in oluşturduğu yeni değer pozitivizmdir.
+
beşir fuad’ın kaleme aldığı ikinci monografik eser victor hugo’dur. hugo da voltaire gibi papazların akıl almaz uygulamalarına karşı çıkar.
+
romalılarla yunanlılar, hristiyanlara yenildikten sonra eski uygarlık yıkılacak yerde daha da gelişmeliydi. nitekim hristiyanlık avrupası, gelişmek yerine on dört asır kendini karanlığa hapseder.
+
beşir fuad, osmanlı’nın içinde bulunduğu kaotik ortamdan ancak metafizik bir başkaldınyla çılalabileceğini ileri sürer; ancak bunu açıktan açığa söyleyemez.
+
beşir fuad, genç yaşta intihar ettiğinde dönemin birçok yazarı bunun sebebini pozitivist, materyalist anlayışın bir neticesi olan dinsizliğe bağlar:
+
beşir fuad da çağının tanığı olarak romantik edebiyatın hüküm sürdüğü bir dönemde, realizmi osmanlı aydınına tanıtan öncü bir yazardır.
+
değişime karşı gösterilen direnç, “hayaliyyun ve hakikiyyun” çatışmasının ötesinde, osmanlı aydının yeni bir medeniyet dairesine girişinin ıstıraplarını yansıtır.
+
ıstırap, hakikatin habercisidir. bir şeyin ıstırabım çekmeyen onu ne tanır ne de sever.
+
tanpınar’ın “bilgi mistiği” olarak tanımladığı beşir fuad da hakikati yansıtan bir edebiyatın ıstırabını yaşar ve hayali yansıtan yerleşik edebiyat anlayışına başkaldırır.
+
hugo’nun karakterlerini gerçekçi bulmayan beşir fuad, zola’nın karakterlerini savunarak “hayaliyyun-hakikiyyun” tartışmasının fitilini ateşler.
+
en basit ayaklanma bile bir düzen eğiliminin belirtisidir.
+
beşir fuad, almancadan çevirdiği “kalp” eseriyle edebiyatı fizyolojiye uyarlamak ister ve hayalperest edebiyatçıların bazı organları birtalam duygularla eşleştirmesini eleştirir:
+
bana kalırsa akıcı söz söylemenin ahengine tamamıyla uygun, bütün söz sanatlarını bir araya getirmiş biri beyit söyle,mektense, bir bilimsel gerçeği keşfetmek, her halde daha yeğlenebilir.
+
özellikle intiharını iki sene önceden planlaması ve bunu da fenne uygulama düşüncesi, bilinçli bir aydın intiharını yansıtır.
+
aydının intiharı sadece eylemin nedenini değil kendi döneinini açımlayan sorunların çlarım da bünyesinde barındırır; zira “çağımızda bir filozofa, sanatçıya ya da düşünüre yaklaşmak, belli bir tarzda onun çağına ve çağın sorunlarına da yaklaşmak demektir.”
+
materyalist bir dünya yaratma uğruna kendi hayatını feda eder; çünkü o, intiharını da bilime hizmet amacıyla gerçekleştirir.
+
intihar esnasında onun kaygı ya da korku duymaması metafizik bir başkaldınnın neticesidir.
+
başkaldıran insan, bir değer için ölümü göze alan insandır.
+
“vücudumu teşrih olunmak üzere mekteb-i tıbbiye’ye teberruan bahşettim. cenaze oraya naklolunmalıdır.” ifadeleri; hayatı boyunca mücadelesini verdiği yeni dünya hayalini ölümünden sonra da devam ettirme düşüncesini yansıtır.
+
isyan bir değişimdir.
http://isamveri.org/pdfdrg/D03602/2018_22/2018_22_PAKSOYH.pdf

beşir fuad’ın intiharından sonra şiir tartışmaları neredeyse son bulmuştur.
+
muallim naci’nin tercüman-ı hakikat ile ilişiğinin kesilmesi ve beşir fuad’ın intiharı daha canlı bir edebî tartışma ve gelişme ortamını zayıflatmıştır.
+
beşir fuad’ın vefatı müteakip intihar kavramı ve pozitivizm en çok tartışılan kavramlardan olmaya başlamıştır.
+
beşir fuat adını verdiği ve yedi bölümden eserinin altıncı bölümü olan “materyalizm’in reddiyle intihar hakkında muhakeme” adlı metinde materyalizmi “hikmet-i batıla” olarak nitelendirir.
+
her şeyi doğadaki maddî gerçeklerle açıklamaya çalışan materyalistlere doğada intihar kavramı olmadığı iddiasıyla cevap verir. materyalistlerin doğadaki intihara örnek olarak verdikleri akrep örneğinin ise son çalışmalarla çürütüldüğünü belirtir.
+
vefatı en ciddi etki uyandıran kişi beşir fuat’tır. gerek tercüman-ı hakikat’in yazarı olması gerekse deneysel bir intihar sonucu ölmesi beşir fuat’a dair vefat ve taziye yazılarının mahiyetini değiştirmiştir.
+
beşir fuad’ın ahmet midhat’a hitaben yazdığı intihar sürecini ve vasiyetini içeren “mezardan bir seda” olarak bilinen mektup yayımlanır. beşir fuad ayrıca cesedinin mekteb-i tıbbiye-i şahane’ye bağışlanmasını ve böylece fen ve ilme hizmete devam etmek istediğini belirtir.
+
11 mart 1887’de intihar haberleri ve tartışmalarının yayımlanması ceridetü’l-hakayık gazetesine çekilen ihtar ile yasaklanır.
+
“mezardan bir seda”da beşir fuad intiharının bir çaresizlik sonucu değil aksine bir fikriyatın gereği olduğunu savunur. uzun zamandır deneysel bir intihar ile fenne son hizmetini yapmayı tasarladığını belirtir.
+
ezkiyâ-yı erbab-ı kalemden ve müstaiddân muharrirlerinden beşir fuad bey her ne sebebe mebni ise evvelki gece nallı mescitte kâin hanesinde bil-intihar vefat eylemiştir.
+
5 şubat 1887 günü deneysel bir intihar neticesinde hayatını kaybetmesi, bu tartışmaları şiirden ziyade felsefî boyuta çekmiştir.
+
beşir fuad’ın intiharı sonrası kendi vücutları üzerinde deneyler yapan doktorların maceralarını anlattığı fennî bir roman yahut amerika doktorları adlı romanla toplumun fen konularını işleyen roman ihtiyacını karşılamayı umar.
+
tıbbiye-i şahane fizyoloji muallim muavini hüseyin hulki efendi’nin siyaset gazeteleri ile tıp ilmini halka öğretme çabalarını eleştiren “varaka”. halkın öğrenme arzusu güzel olsa da tıbbın geniş ve derin bir alan olduğu kolayca her şeyin öğrenilemeyeceği belirtilmiştir.
+
kadınların erkeklere göre fizyolojik olarak daha güçsüz ve narin olmasına rağmen bazı konularda erkeklerden daha güçlü olduğunu özellikle koku alma ve ayırt etme konusunda çok daha hassas ve donanımlı olduğunu belirten “fenniye”.
https://acikerisim.cumhuriyet.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12418/12189/10268350.pdf

auguste comte 1798’da fransa’da montpellier’de doğmuş, 1857 yılında paris’te ölmüştür. ….. tıp ve fizyoloji okumuştur. ….. kendini sen nehrine atarak intihar etmek ister, fakat etraftan görenler tarafından kurtarılır.
+
ben iki cami arasında binamaz kaldım. hiçbirine dert anlatmak mümkün değil. işte bu yüzden birkaç hafta zarfında böyle bir müşkül mevkide kaldım. bundan kurtulmaya çare olarak intihardan evla bir şey görmedim.
+
daima bir ıstırap altında kalmaktır hayat
mevt eyler bir huzuru mutlak-ı ima bana
+
arendt, benjamin’in bu kadar parasızlık çekmesinin, hatta sonunda intihar ile sonuçlanan ölümünün sorumluları olarak adorno ve horkheimer´i görmekteydi.
https://www.tufed.net/arsiv/59.pdf

anatomi ölenlerin ahrette dirilecekleri inancı dolayısıyla yasaktı. bilimsel araştırmalara yaradılışından düşkünlüğü yüzünden roger bacon’un (13. yüzyıl) uzun süre hapiste yatması, ortaçağda bilime olan güvensizliğe iyi bir örnektir.
https://web.itu.edu.tr/~bulu/favorite_books_files/dusunce_ozgurlugu.pdf

insanların kuyruksuz maymunlardan türediği görüşünü ilk ifade edenlerden biri olan lucilio vanini bu görüşü 1616’da açıkça ileri sürdüğü için 1619’da idam edilmişti.
https://mirror.anarhija.net/tr.anarchistlibraries.net/mirror/z/zc/zeynel-cuhadar-antropolojide-kropotkin-etkisi.pdf

…. bir tıp doktoru olan la mettrie ise doğal olayların insanlar üzerindeki fizyolojik, ruhsal etkilerinin incelenmesine kendisini adamıştır.
http://www.acarindex.com/dosyalar/makale/acarindex-1423868159.pdf

de la mettrie ve cobanis gibi fransız hekimler zihnin maddesel yönüne dikkat çekmiş ve “zihinsel olaylar bedensel olayların bir ürünüdür” iddiasını ortaya atmışlardır.
http://docs.neu.edu.tr/staff/fatmagul.cirhinlioglu/PS%C4%B0KOLOJ%C4%B0YE%20G%C4%B0R%C4%B0%C5%9E%20B%C3%96L%C3%9CM%20%201-PS%C4%B0KOLOJ%C4%B0N%C4%B0N%20DO%C4%9EASI%20Do%C3%A7.%20Dr.%20Fatma%20G%C3%BCl%20Cirhinlio%C4%9Flu_1.pdf

aydınlanma düşünürlerinden la mettrie, filozofu, bir cihaz olarak insan zihninin parçalarını bir araya getiren bir mühendis olarak görürken; voltaire ise filozofu, insan bedenini ve aklını açıklayabilen mükemmel bir anatomi uzmanı olarak tanımlar.
http://acikerisim.artuklu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12514/1045/Zeynep%20ERDEM.pdf

doğada amaçlılığa karşıt bir argüman olarak büchner, zararlı hayvanları, insanın kuyruk sokumu gibi işlevsel olmayan organları, sakat doğumları vs. ileri sürmüştür. doğa bir amaç doğrultusunda hareket etseydi, böyle hatalar yapmazdı.
+
bazı hayvanların insanlar tarafından kullanılmasını mümkün kılan bunların yaratılma amaçları değildir. insanların, hayvanları kendilerine hizmet etmeleri için kullanmaları ya da onları öldürmeleri güçlü olmalarından dolayıdır.
+
vogt da özgür iradenin mümkün olmadığı görüşünü savunmuştur. …… bundan dolayı, ahlak veya hukuk sisteminin iddia ettiği gibi bir cezaî ehliyet kavramı da yoktur.
+
vogt ….. insanların beslenmesindeki bir değişiklik ile ahlak, devlet ve hukukun da değiştirilebileceği sonucunu çıkarmıştır.
+
büchner de, halkların özelliklerinin içerisinde bulundukları yaşam koşulları tarafından belirlendiği görüşündedir. fakat vogt ve moleschott’un aksine bunu beslenme ile değil, iklimin niteliği ile açıklamaktadır.
https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/68936/530096.pdf

1725’de hai’court koleji’nde doğal felsefe okudu ve burada büyük bir ilerleme kaydetti. britanny’e döndüğünde saint malo’lu bir doktor ona tıp alanında çalışmasını salık verdi. ortalama bir doktorun, tedaviden, iyi bir papazın günah çıkarmadan kazanacağından daha iyi kazanacağını söyleyerek babasını ikna ettiler. genç la mettrie ilk olarak kendini anatomi çalışmalarına verdi. iki yıl boyunca teşrih masasında çalıştı. bundan sonra 1725’de rheims’de doktor derecesini elde etti ve hekim olmaya hak kazandı.
+
la mettrie beynini keskinliğini insan hastalıklarının bilgi ve tedavisine vakfetti ve kısa süre içinde büyük bir hekim oldu.
+
bir filozof için hastalık bir fizyoloji okuludur.
+
nekahati sırasında, bu düşüncelerle dolu olarak, deneyin meşalesiyle yiğitçe metafizik’in gecelerini aydınlattı; anatominin yardımıyla ince anlayış kumaşını açıklamaya çalıştı ve diğerlerinin maddenin üstünde bir öz aradıkları yerde o yalnızca mekanizmayı buldu.
+
felsefî sanılarını “ruhun doğal tarihi” başlığı altında yayınladı. alayın kayyumu derhal tehlike çanlarına sarıldı ve tüm bağnazlar ilk anda ona karşı yaygarayı koparttılar.
+
yazar korkunç saldırılara uğradı ve papazlar sapkınlıkla suçlanan bir doktorun fransız muhafızlarını tedavi edemeyeceğini öne sürdüler.
+
bağnazların nefretine rakiplerininki de eklendi. la mettrie’nin “hekimlerin politikası” başlıklı çalışması tüm bunları daha da alevlendirdi.
+
bir filozof için fazla içten ve bir dost için de fazla hoşgörülü olan la mettrie ülkesini terketmeye zorlandı. duras dükü ve chaila vikontu ona papazların nefretinden ve hekimlerin öfkesinden kaçmasını salık verdiler.
+
konumları itibariyle insan düşüncesinin gelişmesinin yeminli düşmanlarını hoşnutsuz kılması kaçınılmaz olan bu kitap, leyden’in tüm papazlarını yazarına karşı ayaklandırdı.
+
la mettrie, yaşamını kurtardığı fransa’nın tam yetkili elçisi milord triconnel’in evinde öldü.
+
teologların bağnazca hakaretlerine aldanmayan herkes. la mettrie’de iyi bir insanı ve akıllı bir hekimi yitirmiş olduğuna ağlıyor.
+
ruhun çeşitli durumlarıyla bedeninkiler arasında daima bir bağlantı vardır. (’’) bu bağımlılığı ve nedenlerini daha belirgin bir şekilde göstermek için karşılaştırmalı anatomiden yararlanalım; insanların ve hayvanların iç organlarına bakalım. însan ve hayvan yapılarının doğru bir karşılaştırılmasından bilgi çıkaramazsak, insan doğasını kavrayamayız.
https://monoskop.org/images/3/3d/La_Mettrie_Julien_Offray_de_Insan_Bir_Makine.pdf

mekteb-i tıbbiye, ……, baron d’holbach (1723-1789)’ın, la mettrie (1709-1751)’nin, diderot (1713-1784)’nun, d’alembert (1717-1783)’in, voltaire (1694-1778)’in materyalizm ve ateizm propagandası yapan eserlerini içeren bir kütüphane şekline dönüşmüştür.
http://acikerisimarsiv.selcuk.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/612/tez%20t%C3%BCm%C3%BC.pdf

la mettrie, bedenin maddenin fiziksel örgütlenmesi sonucunda yalnızca yaşamsal değil, düşünsel yeteneklerimizin de kaynağı olduğu fikrini öne sürmüştür.
+
mettrie?ye göre ruh diye bir şey yoktur, duygularımız bedenimizin faaliyetlerinin sonucunda oluşan durumlardır ve beden tıpkı bir makine gibi işler.
+
mettrie bu düşüncelerinden dolayı hollanda?ya sığınmak zorunda kalmıştır. deskartes de bu düşüncelere sahip olsa da papazlardan korkusundan açıkça ifade edememiştir.
+
mettrie hayvan ve insan arasında hiçbir fark olmadığını söyleyerek materyalist düşünce yöntemine önemli bir iz bırakmıştır.
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/22824/D%C4%B0YALEKT%C4%B0K%20BA%C4%9ELAMDA%20MEKAMORF%C4%B0%20VE%20ANATOM%C4%B0.pdf

ona göre, bütün bu düalist ya da spiritüalistleri yanlışa sevk eden şey, onların tıbbi ya da bilimsel verilerden yoksun olmaları ve ampirik öğelerin yokluğunda a priori spekülasyonda bulunmalarıdır.
+
la mettrie bu yanlışı gösterdikten sonra, bir yandan materyalist bir dönüşüm ve anlam kazandırdığı
locke’un duyumculuğundan ve diğer yandan da kendi anatomik bilgilerinden hareketle, ruhun
tinselliğini ortadan kaldırdığına inandırdığı ampirik delillerini sıralamaya geçer:
+
ona göre, bütün duyumlar bize duyu organlarımızdan gelmektedirler. duyu organları ise duyumun merkezi olan beyinle sinirler aracılığıyla temas kurarlar.
+
o makine insan’da da bu kez daha çok anatomiden derlenen delillerle, bedenle birlikte uykuya dalan ve işlevini yerine getirmek için beslenmeye ihtiyaç duyan ruhun, bedenin belli fonksiyonlarından söz etmenin bir yolundan başka hiçbir şey olmadığını öne sürer.
+
onun daha ziyade locke’un ampirisizmini popülerleştirmekten meydana gelen duyumcu epistemolojisi, insana dair anatomik ve materyalist bir açıklama ortaya koymak bakımından aydınlanma ruhunu yansıtır
https://avys.omu.edu.tr/storage/app/public/engin.yurt/64305/Felsefe%20376-413.pdf

”tuz hakkı” deyimi insanı insan yapan sadakat değerini ifade eder.
+
tuz, tüm türk topluluklarında kutsal sayılan bir maddedir. hem aş, hem de huzuru ifade eder.
+
bir çocuk anasından doğunca
bedenini pişirmeye tuz ister
+
rabbin önünde ebedi tuz ahdidir.
+
toprağın tuzu, yaradan’ın öyküsünü anlatsın.
+
yeni evlenen çiftler hristiyanlıkta şarap, ekmek ve tuzla kutsanırlar.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/155096

bu sözke tanukı bu şa’ir sözi
bu şa’ir sözi sözke kattı tuzı
+
eski türklerin kutsal bir madde gözüyle baktığı tuzun, en az kendisi kadar kutsal ve mübarek bir yiyecek olan ekmek sözcüğüyle birlikte kullanılmasına bağlı olarak bir deyim oluşur: “tuz ekmek hakkı”.
+
“tuz ekmek hakkını bilmeyen kör olur.” halk böyle inanır: iyiliğini gördüğü, ekmeğini yediği kimseye karşı saygısızlık ve hayınlık eden kişiyi tanrı cezalandırır.
http://www.idildergisi.com/makale/pdf/1486645058.pdf

kuşlardan, bıldırcın ile ördeği ve önceden tuzladıkları birçok küçük kuşu çiğ yediklerini, yeşilbaşlı ördeği, pullu balıkları ve nil’de yaşayan yılan balığını kutsal saydıklarını, ……
+
görüyorum ki sen de insanlara kuru ekmekle ziyafet çekiyorsun.
+
kaldırdı dayaklarından, kutsal tuz ekti bolca.
etleri kızartıp döktü tepsilere.
patroklos güzel sepetlerden dağıttı ekmekleri
etleri pay etti akhilleus da.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/781184

bedende ve hayatiyette esrarengiz ve metafizik birtakım sebepler aramanın faydası yoktur.
+
insanlar önce fizyolojiye en sonra edebiyata yer vermeleri gerekirken bunun tersi olmuştur.
+
reva mıdır ki zihinlerimizi mevzun ve mukaffa ebyatla (beyitlerle) dolduralım, tesirat-ı kalbiyyeye dair (kalbi etkileyen) bir takım evhamat-ı şairane (şairce kuruntular) ile fikirlerimizi tağlit edelim (bozalım) de bu uzvun vazifesi neden ibaret olduğunu bilmiyelim?
+
almancadan tercüme ettiği kalp adlı kitabında da bu organın fizyolojik bir yapıdan ibaret olduğunu, mekanik bir görevle kanı pompalayan bir tulumba olduğunu söyleyerek edebiyatta bahsedilen duyguların merkezi görüşünü reddeder.
http://sssjournal.com/Makaleler/940298806_8_4-27.ID1075.%20Ayd%c4%b1n_5942-5948.pdf

bir lokma ekmeğin tarihi jean massé’den yaptığı fizyolojiye dair popüler içerikli bir tercümedir. beşer’de anatomi ve fizyolojiden bahsederken hayalperest şairlerin vücudun farklı organlarına isnat ettikleri yanlışlıkları düzeltme imkânı bulur.
http://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/besir-fuat

beşir fuad, fizik ve kimya bilimlerindeki işleyişin aynısının yaşamımızda da söz konusu olduğunu ifade ederek, metafizik nedenlerden çok maddeye ait kanunların yaşamımızda geçerliliğini göstermeye çalışmış, insan gerçeğinin ancak bilim (fizyoloji) aracılığıyla kavranabileceğini ileri sürmüştür.
https://avys.omu.edu.tr/storage/app/public/ferhat.akdemir/114929/klasik%20materyalizmin%20t%C3%BCrkiyeye%20ilk%20giri%C5%9Fi%20ve%20yans%C4%B1malar%C4%B1.pdf

insandaki bazı fizyolojik dürtüler (şehvet, cinsellik, hırs vb.), aklın gücüne rağmen insanın iradesini zayıflatmakta ve insanı kötülüğe itmektedir.
https://www.tybakademi.com/kitap/akademi1.pdf

hukuk ‘bilimi’nin yapıbozumsal okuması
+
yapıbozum stratejisi bir metnin alt katmanlarında kalmış, görmezden gelinmiş, ama aslında metnin içsel tutarlılığını tamamen altüst edecek üçüncü bir kavramı açığa çıkarır.
+
bir metni yapıbozuma tabi tutmak, daha ortodoks yorumcular tarafından her zaman zorunlu olarak göz ardı edilen bu ihmâl edilmiş ayrıntıları yakalamak suretiyle bir tür tersine çevirme işlemidir.
+
düşündüğünüz şey değil; imkânsızın deneyimi; düşünülen şey; ‘şeylerin kendilerinde’ zaten daima hareket halinde olan kararsızlık mantığı; her özdeşliği aynı anda hem kendisi hem kendisinden farklı kılan şey; hayalet mantığı; kuramsal ya da pratik parazitbilim ya da virüsbilim.
+
yapıbozumsal okuma sürekli uyanık, daima tetikte, ara vermeden üreten bir faaliyetin izini sürer.
+
çifte hareket de budur:içeriden dışa ve dışarıdan içe doğru anlamın yayılımına izin vermek.
+
yapıbozum stratejisi açısından batı metafiziğinin-ontolojisinin ürettiği kavramlardan kurumlara, söylemlerden yasalara kadar hiçbir şeyin anlamı göründüğü gibi değildir.
+
saçılma sayesinde derrida’nın kavramları, batı onto-teolojisinin ve metafiziğinin ikili karşıtlıklarını ya da diyalektiğin üçlü hâkimiyetini yıkarlar;fakat “metinsel olarak yıkarlar; onlar, kavram ya da gösterilen taşıyıcı tarafından hiçbir noktada hareketsiz kılınamayan saçılmanın işaretleridir (çokanlamlılığın değil).
+
şizofrenik bir uykusuzluğun ortasında ‘bilim’ yapmaktır yapıbozum. derrida’nın yapıbozumu bu yüzden daima ima eder; zira bir metnin yapıbozumunda, anlamın verili konumu ile sonsuz bağlamı eş zamanlı hareket eder.
+
hukukun bilimselliği, değerlerin onto-metafizik zemini üzerinden tartışılıyorsa ve değerlerin nihaî dayanağı “tanrının sesi”ne gönderme yapıyorsa, hâlâ neden ve nasıl adalet değerinin objektifliğine dayanarak hukukun bir bilim olduğunu ileri sürebiliriz?
+
pozitif yasa metninde, adaletin özü olan eşitlik yoksa o yasa kusurlu hukuktur (flawed law), zira hukukun tam da doğası olan adalet değerini içermemiştir.
+
inancın dilinde, aynı düşünceler incil’den iki ayetle tescil edilir. ilkinde şu yazılıdır: üzerinizde yetki sahibi olan otoritelerekarşı itaatkâr olun. ama diğer yandan şu da yazılıdır: insanlardan ziyade tanrıya itaat edin.bu yalnızca dindarca bir dilek olmayıp, geçerli bir hukuk önermesidir.
+
aral, adaletin objektif bir değer olduğunu kanıtlamak ve tanrının sesini bastırmak için daima ‘bilimsel’lik vurgusunu öne çıkarır. oysa hukukun ve adaletin bilimselliği savı, yine ve yeniden aşkınlığı maskeleme vazifesi görür.
+
“bilim sarayı”nın prensleri!
hukukun bir bilim olduğu savının ısrarla sahiplenilmesinin altında yatan neden hukuka ‘itibar’ kazandırma gayretidir.
+
her yargı nihayetinde bir inançtır.
+
değerler, bilimsel metotlarla kanıtlanmak yerine inançla işlerlik kazanır.
+
‘hukuk bir bilimdir’ yargısı aslında hukukun bir bilim olduğuna ilişkin gerekçelendirilmiş bir inançtır da. bir şey ‘bilimsel’ bilgi ile gerekçelendirilse dahi, bir inanç yargısı olmayı sürdürür. her inanç belli ölçüde sübjektiflik ya da arızîlik unsurunu içerir. dolayısıyla her bilimsel bilgi ‘öz’ünde, iddia ettiğinin aksine, objektifliği zedelenmiş bir yargıdır. aral, ‘hukuk nedir’ sorusunu, yasa koyucunun keyfî iradesinden, öznel, kişisel yargılardan arındırmak adına, adaletin objektivitesine sığınarak cevaplar; ne var ki ‘kaçındığı’ şeyler işlerini çoktan görmüştür;sübjektiflik ve keyfîlik, hukukun nesnelliği-bilimselliği yargısına örtülü bir şekilde zaten yerleşmiştir.
+
bilim sınırlıdır, “onun yaratıcısı olan insan aklı sonlu ve noksandır”; “her şey bilimin ve insan aklının alanına girmez”, “pek çok şey onun avuçlarından kaçar”:
bugün için, bilimin tanrılaştırılmasından uzak bulunulmaktadır. çünkü son zamanlarda batı insanlığı bir takım olaylar yaşamış ve bu olaylar yeni tanrıyı tahtından indirmiştir.
+
salt değerin objektifliği insanın tinsel yanı üzerinden bilimselleştirilirken, tanrının değer bilimindeki mevcudiyeti çoktan sağlama alınmıştır: tanrı ya da değerlerin metafizik mevcudiyeti ‘bilimsel’ metotlara ya da yargılara sessizce yerleşir.
+
hukuk ve adalet ilişkisi, bilimsellik etiketine sığınmadan tartışıldığında ‘bilimsel düşünce tarihi’ ne kaybeder ya da ne kazanır?
https://www.academia.edu/15548208/HUKUK_B%C4%B0L%C4%B0M%C4%B0_N%C4%B0N_YAPIBOZUMSAL_OKUMASI

gelişen biyoteknoloji ile birlikte tıbbi birtakım uygulamaların, tedavinin ötesine geçerek insan vücudunun doğal yapı veya işleyişini değiştirerek müdahalede bulunmak suretiyle gerçekleştirilmesi insan geliştirme olarak adlandırılmaktadır.
+
“insan geliştirme”, “insanı geliştirme” veya “insanın geliştirilmesi” ifadeleri ingilizce: human enhancement, almanca: menschliche verbesserung, fransızca: amélioration humaine ve arapça: البشري التعزيز (altaeziz al-bashariu) kavramlarının türkçe karşılığı ifadelerdir.
+
“verbesserung” kelimesi ise etimolojik temelde kusurlu ve eksik olan bir durumu daha iyi hale getirme, yani olumsuz bir durumdan olumlu bir duruma getirme şeklinde de kullanılmaktadır.
+
mevcut hukuk düzeni, her insanın bir kişi olduğunu ve eşit haklara sahip olma ehliyetinin var olduğunu kabul etmiştir. insan ise biyolojik bir beden ile bilinçli bir zihni ihtiva eden karmaşık yapıda bir canlıyı ifade eder.
+
gerek insan hakları evrensel beyannamesi’nde gerek anayasalarda ve uluslararası sözleşmelerde sıklıkla insan onuru vurgusu yapılsa da bu kavramı tanımlamaktan ve sınırlamaktan bilerek kaçınılmıştır.
+
insan onuru (haysiyet) kavramının en kapsayıcı şekilde; insana hariçten gelen sosyal onur (itibar)’dan farklı olarak, evrensel mahiyette saygıyı hak eden ve muhatap olan insanın haklarını gözetmesini sağlayan temel bir değer olduğu söylenebilecektir.
+
yeni zelandalı filozof nicholas agar’a göre insanlık olarak bizler insan geliştirme konusunda tasarruf sahibi olacağımız eşiği çoktan geçmiş bulunmaktayız, şu anda istesek de istemesek de insan geliştirmeye maruz kaldığımız ve sonuçlarına katlanacağımız bir çağda yaşıyoruz.
+
biyoteknolojinin tedavi sınırını aşarak insanın doğal kabiliyetlerinde kalıcı yükseltmeler iyileştirmeler meydana getirmesi, tıbbi müdahale uygulanan birey ve bireyin içinde yaşadığı toplum nezdinde önemli sonuçlar meydana getirecektir.
+
biyoteknolojik gelişmeler ile insan doğasına müdahale insanın ne olduğunu yeniden sorgulatmakta ve klasik insan onuru kavramını tartışmaya açmaktadır.
+
unutulmamalıdır ki insanlık tarihi, insan türüne dair gurur verici ve yüz kızartıcı uzun bir geçmişi haizdir. geçmişe dair tecrübeler değerlendirilmek, benzer hataları tekrarlamamak ve geleceğe ışık tutmak için vardır.
http://earsiv.medeniyet.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/226/Abdurrahman%20Ali%20Y%C4%B1ld%C4%B1r%C4%B1m%20_%20Y%C3%BCksek%20Lisans%20Tezi%20_%2015340801007.pdf

aristoteles’in zooloji eserlerinin ve kemalüddin demirî’nin hayâtü’l-hayevân adlı eserinin içerik ve yöntem açısından karşılaştırmalı olarak incelenmesi
+
eski hint uygarlığı da diğer uygarlıklar gibi doğayla ve hayvanlarla ilgileniyordu. örneğin samhita’lar, brahmana’lar, upanişad’lar ve sutra’larda hem hayvan ve bitkilerin iç ve dış yapılarının tarifleri hem de bunları sınıflandırmaya yönelik çabalar görülmektedir. bu eserlerde günümüzde sınıflandırma, morfoloji, anatomi, fizyoloji embriyoloji, ekoloji, hayvan ve bitki hastalıkları, evrim gibi alt dallara dâhil edilebilecek terimler bulunmaktadır.
+
hayvanları sahip oldukları özelliklere göre sınıflandırıp inceleme fikri de ilk olarak aristoteles’te görülmektedir. sınıflandırmasının temelini hayvanların anatomik özellikleri oluşturmaktadır. diğer önemli bir sınıflandırma kıstası ise hayvanların üreme şekilleridir. buna göre canlı bir yavru doğuran balinalar suda yaşamalarına rağmen balık olarak değil memeli olarak sınıflandırılmaktadır.
+
eserlerinde hayvanların sınıflandırılmasının yanı sıra anatomik ve morfolojik yapıları ile ilgili ayrıntılı bilgiler yer alıyor. sınıflandırmasında, aristoteles, hayvanların yapı ve organlarının benzerlikleri üzerinde durmuş ve canlıları birbirleriyle karşılaştırmıştır. bu karşılaştırmaların merkezinde insan yer almıştır. aristoteles, insanı sadece karşılaştırmak için temel almamış, diğer hayvanları incelediği gibi insanı da ayrıntılı bir şekilde incelemiştir. bu inceleme içerisinde insanların anatomik ve morfolojik yapılarının yanında üremeleri ve doğumdan ölüme kadar insanın gelişimi de anlatılmıştır.
+
helenistik dönemin önemli biyologlarından biri herophilos’tur. herophilos insan bedeni üzerinde ilk disseksiyon çalışmalarını yapmış bilgindir. herophilus’un çalışmaları anatomi alanına büyük katkılar yapmıştır ve günümüzde hâlâ onun kullandığı anatomi terimlerinden bazıları kullanılmaktadır.
+
roma döneminde yaşayıp zoolojiye önemli katkılar yapmış bir başka bilgin ise galenos’tur. aslında hekim olan galenos, hayvanların, özellikle maymun ve domuzların anatomilerini çalışmıştır. bu çalışmaları ile iç organların ve kasların yapıları hakkında önemli bulgulara ulaşmıştır.
+
nüzhet’in giriş kısmında gök cisimleri, yeryüzü ve iklimler hakkında bilgi verilmiştir. ana metin üç kısma ayrılmıştır. birinci kısım mineraller, bitkiler ve hayvanları içermektedir; ikinci kısım insanı, anatomisini ve ahlaki özelliklerini; üçüncü kısım ise coğrafya ile ilgili bilgiler vermektedir.
+
bunların dışında zooloji açısından önem taşıyan çeşitli veterinerlik, hayvan yetiştiriciliği ve tıp (hem anatomi, cerrahi gibi konularda hem de ilaç üretimi açısından) alanlarında islam bilginleri’nin eserleri olmuştur. fakat bugüne kadar bu eserlerin çoğu yeterince incelenememiş ve bilim tarihi açısından değerlendirilememiştir.
+
hayâtü’l-hayevân’ın değerlendirilmesi
hayâtü’l-hayevân, ağırlığı hayvanlara ayrılmış olan (halifeler tarihi gibi bazı istisnalar dışında) oldukça hacimli bir eserdir. fakat bu eseri bir zooloji eseri olarak değerlendirmek yanlış olur, çünkü bu eserde hayvanlara ilişkin morfoloji, anatomi, fizyoloji gibi konularda yeterli derecede bilgi verilmemektedir. hayâtü’l-hayevân, içerisinde zooloji gözlemlerinin anlatıldığı, bilgilerin veya görüşlerin ortaya konulduğu bir eser olmaktan ziyade, islam uygarlığı’nda hayvanlarla ilgili bilinen gerek zoolojik, gerek dini veya folklorik bilgilerin bir araya getirildiği bir derleme niteliğindedir.
+
aristoteles’in eserleri zoolojinin çeşitli alanlarına ilişkin kapsamlı gözlemlere ve bilgilere yer vermektedir. bu alanlardan bazıları anatomi, fizyoloji ve morfoloji gibi önceki filozof ve bilginlerin de belli oranda ele aldıkları alanlardır; bunun yanı sıra embriyoloji, ekoloji ve davranış bilimi üzerinde ise ilk defa aristoteles tarafından çalışılmıştır.
+
modern zoolojinin bu dönemde ortaya çıkmasının belki de en önemli nedeni ise rönesans’la birlikte doğa bilginleri arasında hayvanlara bakışın değişmiş olmasıdır. daha önceki bölümde incelediğimiz aristoteles ve onun dışında çok az bilgin hayvanlara ilişkin, bunların fizyolojileri, anatomileri, davranışları, etkileşimleri gibi alanları kapsayan ayrıntılı çalışmalar yapmıştır. genelde hayvanlarla ilgili çalışmalar bunların genel, yüzeysel özellikleri ile sınırlı kalmış, hayvanların sahip oldukları özelliklerin nedenlerine ilişkin kuramsal çalışmalara pek girilmemiştir. bu eğilim, özellikle orta çağ boyunca, hem islam hem de hıristiyan uygarlığı’nda belirgindir. bu dönemde islam uygarlığı’nda, daha önce gördüğümüz gibi, ya genel bilgiler içeren ansiklopedi tarzı eserler kaleme alınmış ya da pratik faydalara yönelik veterinerlik, hayvanların ilaç yapımında kullanılması, rüya yorumları ve sihir amaçlı kullanımları gibi alanlarda eserler verilmiştir. bu, orta çağ hıristiyan uygarlığı için de geçerlidir. burada da bestiary adı verilen ansiklopedi benzeri eserler kaleme alınmıştır.
+
örneğin 15. yüzyılda yaşamış olan leonardo da vinci ve michelangelo gibi bilginler her fırsatta canlıların bedenleri parçalayıp incelemişler. ve sadece incelemekle kalmamış bunları anatomi ve morfoloji açısından çok ayrıntılı bir şekilde tasvir eden resimlerini de çizmişlerdir.
+
belki de modern canlı bilimin doğuşunda en önemli rol 1514-1564162 yılları arasında yaşamış olan andreas vesalius’a aittir. vesalius, 1543163 yılında de fabrica corporis humani (insan vücudu’nun işleyişi) isminde bir eser yazmıştır. bu eserde vesalius, galenos’u hayvanların incelenmesinden elde edilen bilgileri insanlara uyarlamış olmasından dolayı eleştirmiş ve insanlara ilişkin sağlıklı bilgilerin ancak insanların incelenmesinden elde edilebileceğini savunmuştur. insan disseksiyonlarından da faydalanan vesalius, günümüz anatomi çalışmalarında da kullanılan birçok yöntem geliştirmiştir. ayrıca vesalius’un eserinde de bol miktarda resim bulunmaktadır.
+
‘modern zooloji’nin ortaya çıkışı’ alt başlığında da anlatıldığı gibi, gerek demirî’nin eserinde gerekse o dönemin diğer eserlerinde disseksiyon ve viviseksiyon çalışmalarının olmaması modern zooloji için temel olabilecek anatomi ve fizyoloji gibi alanlara ait bilgilerin üretilmesini engellemiştir. / diğer yandan resmin de yasak olması, var olan bilgilerin aktarılmasını daha da zorlaştırmıştır. bilgilerin aktarılması sadece kelimelerle, yani sözlü anlatımla yapılabilmiştir, bu ise zooloji ve botanik gibi doğa bilimleri alanları için yetersiz olmuştur. ayrıca osmanlı’da matbaanın da göreceli olarak geç kullanılmaya başlanması var olan bilgilerin yayılmasını ve bir birikimin oluşmasını engellemiştir.
+
yukarıda saydığımız bütün bu eksiklikler, islam zoolojisinin gelişip modern zooloji seviyesine gelmesini engellemiştir. yine de bu durum, aristoteles’in yapıtlarında karşılaştığımız bilimsel olgunluğun ve yaratıcılığın cahız, kazvinî ve demirî gibi islam uygarlığı’na ait bilginlerin yapıtlarında kaybolmasını açıklamaya yetmez. öyle anlaşılmaktadır ki, islam uygarlığı’nda hayvanlar ve bitkiler kendileri bakımından değil, tıp bakımından inceleme konusu yapılmışlardır. bu ise islam bilginlerinin hayvanları ve genel olarak canlıları bağımsız bir bütün olarak incelemelerini imkânsız kılmıştır. yani doğaya bakışlarını belirleyen temel kaygıları, onların matematik ve astronomi alanlarının aksine, bu alanları geliştirmelerine engel olmuştur. çünkü tıbbî, yani hayvan ve bitkilerle tedavi amaçlı ilaç elde etme ve edebi kaygılar, anatomik ve fizyolojik araştırmaları yararsız ve gereksiz kılmıştır.
https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/30067/harun.pdf

bitki besin maddeleri; bitki morfolojisini, anatomisini ve özelikle kimyasal bileşimini değiştirerek bitki büyüme desenini etkiler, buna bağlı olarak bitkilerin hastalık ve zararlılara karşı direnç ve toleransını artırabildiği gibi azaltabilir de.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/35310

alman milli jimnastikleri bilakis olimpiyad oyunlarına hazırlık neticelerini vermeyen ve aksine olan jimnastiklerdir; terbiye alemi bakımından da bu jimnastikler mektebi mahiyeti haiz değillerdir.
+
anatomi ve fiziyoloji bakımdan da muzırdırlar. içtimai üf’ulelere de tevafıkı yoktur. bir nevi meharet ve hüner jimnastikleridir.
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/GAZETE/acik%20soz/acik%20soz_1936/acik%20soz_1936_eylul_/acik%20soz_1936_eylul_4_.pdf

toprak kirlenmesi ve biyolojik çevre
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/34208

bir gram toprağın içerisinde, milyonlarca canlı bulunmakta ve ekosistemin devamı için bunların hepsinin ayrı önemi bulunmaktadır. toprağın verimliliğini sağlayan ve humus yönünden en zengin olan kısmı toprağın üst tabakasıdır.
+
toprak, en önemli doğal kaynaklardan birisi olup; tarım dışı gayelerle kullanılması, ağır metallerle kirlenmesi ve erozyon sonucu oluşan etkilerle kayıplara uğramakta ve verim düşmektedir.
+
kaybedilen toprakların yeniden kazanılması çok zordur. toprağın 1 cm’lik üst tabakası, ancak birkaç yüzyılda oluşabilmektedir.
https://webdosya.csb.gov.tr/db/bolu/editordosya/TOPRAK.pdf

çevresel sürdürülebilirlik açısından toprak, su ve hava kirliliği: teorik bir inceleme
+
çevresel bozulma kendini insanoğlu ile göstermiştir. ancak insanoğlunun çevresel bozulma üzerindeki etkisi geçmişten günümüze kadar sürekli artmıştır. insanoğlunun ilk dönemlerinde çevresel bozulma çok büyük oranlarda olmadığı için çevre kendini yenileme fırsatına sahipti. ancak aydınlanma, sanayileşme ve artan teknolojik gelişmelerle birlikte çevresel bozulma üst düzeylere ulaşmış ve çevrenin kendini yenileme fırsatı olmadan eskilerine yenileri de eklenmiştir. bu çalışmanın amacı konuyla ilgili literatür taraması yapılarak, çevresel sürdürülebilirlik açısından toprak, su ve hava kirliliğini teorik bir bakış açısı ile değerlendirmektir. sonuç olarak, yaşamın devamı için gerekli olan toprağın, suyun ve havanın doğal bileşimini bozmadan kullanmak ve korumak, sürdürülebilir yaşam ve doğal çevre için mutlak gereklidir. bu nedenle de doğal kaynakların sürdürülebilir bir biçimde kullanılması, korunmasını ve planlanması gerekmektedir.
http://www.sosyalarastirmalar.com/cilt10/sayi53_pdf/3sanattarihi_arkeoloji_cografya/mentese_serpil.pdf

insan anatomisinin canlı modelden nü (çıplak) çalışmalar yaparak öğrenilmesi en yararlı olan yoldur. anatomi bilgisine sahip olmak, formun doğru olarak ifade edilmesinde yardımcı olacaktır.
+
model olarak seçilen kişi giyinikse bile çizim yaparken elbisenin altında bir anatomik yapı olduğunu unutmamak gerekir. öncelikle model çıplak gibi düşünülmeli elbise sonradan çizilmelidir.
http://ismek.ibb.gov.tr/ismek-el-sanatlari-kurslari/webedition/file/2013_hbo_program_modulleri/insan_figuru.pdf

din, maneviyat ve tıp: klinik uygulama için araştırma bulguları ve öneriler
http://acarindex.com/dosyalar/makale/acarindex-1423873482.pdf

spor basınında toplumsal cinsiyetin kuruluşu:
türk futbol basınında kadın
http://acikerisim.gelisim.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11363/1180/529115.pdf

türkiye’de kadın iş gücünün görünümü ve büyümeye etkisi (2008-2018)
http://acikerisim.karatay.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/20.500.12498/1550/10215766.pdf

bedenin metalaşması: internet gazeteciliği örneği
http://acikerisim.pau.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11499/3110/Zeynep%20%C5%9Earbak.pdf

eski doğu ve eski batı toplumlarında karşılaştırmalı kadın profili
(mezopotamya, anadolu ve yunanistan toplumları)
http://acikerisim.pau.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11499/2724/Aylin%20Durmu%C5%9F.pdf

antik çağ’da bayramlar ve festivaller
(yunan – roma)
http://acikerisimarsiv.selcuk.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/3573/422471.pdf

tarih içinde görünürlükten, kadınların tarihine: amerikan kadın romanında feminist bilinç ve politika
http://acikerisimarsiv.selcuk.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/6868/249942.pdf

kuran’da insanlar arası ilişkiler ve sosyal değerler
http://acikerisimarsiv.selcuk.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/8065/189356.pdf

modernizm ve islamiyetin kadın anlayışlarının karşılaştırılması
http://acikerisimarsiv.selcuk.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/9691/217387.pdf

kadın çalışanlarda cam tavan sendromunun örgütsel vatandaşlığa etkileri kuşadası 4 ve 5 yıldızlı otel işletmelerinde bir uygulama
http://adudspace.adu.edu.tr:8080/jspui/bitstream/11607/2853/1/10091671.pdf

ilk çağ felsefesi
http://auzefkitap.istanbul.edu.tr/kitap/felsefe_ao/ilkcagfelsefesi.pdf

türkiye’de erkekliğin toplumsal inşasının tam (uzun) dönem ve kısa dönem askerlik yükümlülüğü bağlamında değerlendirilmesi
http://apbs.mersin.edu.tr/files/acikalin/Supervised_Doctorate_Theses_003.pdf

türkiye’nin askerlik sisteminin tarihsel süreç bağlamında incelenmesi(
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/509851

türk töresinde askerliğin yeri ve türkiye’de askerliğe bakış açısında meydana gelen değişmeler
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/552632

türkiye’de erkekliğin kurgulanışında askerliğin yeri
http://acikerisim.kirklareli.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/20.500.11857/302/Turkiye%27de%20Erkekligin%20Kurgulanisinda%20Askerligin%20Yeri%20-%20F.%20O.%20Aktas.pdf

türkiye’de erkeklik inşasının bedensel ve toplumsal aşamaları
https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/129558/mod_resource/content/0/T%C3%BCrkiye%E2%80%99de-Erkeklik-%C4%B0n%C5%9Fas%C4%B1n%C4%B1n-Bedensel-Ve-Toplumsal-A%C5%9Famalar%C4%B1-Atilla-Barut%C3%A7u.pdf

türk toplumunda hegemonik erkekliğin inşasında toplumsal süreçlerin rolü
https://www.researchgate.net/publication/315117275_Turk_Toplumunda_Hegemonik_Erkekligin_Insasinda_Toplumsal_Sureclerin_RoluThe_Role_of_The_Social_Process_On_Hegemonic_Masculinity_in_Turkish_Society

sosyoloji biliminin pazarlamaya katkıları üzerine bir deneme
http://betadergi.com/ttad/yonetim/icerik/makaleler/38-published.pdf

seni kalbime yazdım
http://beylagan.cls.az/front/files/libraries/421/books/796976909.pdf

insan faktörleri analiz ve sınıflandırma sistemi’nin (hfacs) literatürde yaygın kullanımının değerlendirilmesi
http://cdn.istanbul.edu.tr/FileHandler2.ashx?f=10.30518-jav.463607-600491.pdf

kitlesel felaketlerde sağlık hizmetleri rehberi
http://cdn.istanbul.edu.tr/statics/istanbultip.istanbul.edu.tr/wp-content/uploads/attachments/021_Kitlesel%20Afetlerde%20Saglik%20Hizmetleri%20Rehberi.pdf

fizik tedavi programına alınan hastaların tedaviye ilişkin yararlanma, tedaviye uyum, farkındalık ve beklenti düzeyleri
http://cms.galenos.com.tr/Uploads/Article_32016/TOD-25-78.pdf

doğal afetlerin çocuklar ve ergenler üzerindeki etkileri
http://dacd.artvin.edu.tr/tr/download/article-file/691580

konya merkez geleneksel kadın iç giyimleri ile çağdaş kadın iç giyimlerinin giysi konforu açısından karşılaştırılması
http://dergisosyalbil.selcuk.edu.tr/susbed/article/download/16/1

tıbbi sosyal kontrol: şişmanlığın tıbbileşmesi bağlamında bedenlerin denetimi
https://www.researchgate.net/publication/326200319_TIBBI_SOSYAL_KONTROL_SISMANLIGIN_TIBBILESMESI_BAGLAMINDA_BEDENLERIN_DENETIMI

tüketim kültürü, medya ve meta estetik
https://atauni.edu.tr/yuklemeler/64553671fa66cb4cc9bbf46c93699f0b.pdf

michel foucault: özne ve iktidar
https://atauni.edu.tr/yuklemeler/11734302c3c34bcbd2334ec1250f57ce.pdf

henri bergson’da şuur-sezgi ilişkisi
https://atauni.edu.tr/yuklemeler/e6edcbaa668a8d90be9dfce3d775c3e3.pdf

toplumsal cinsiyet perspektifinde sağlık ve tıbbileştirme
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/117729

medikalizasyon süreci, sağlığın ticarileşmesi ve bedenin denetlenmesine sosyolojik bir bakış
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/392497

kadın bedeninin tıbbileştirilmesi
http://www.deontoloji.hacettepe.edu.tr/ekler/pdf/agustos_eylul_2011.pdf

kültürel bir inşa süreci olarak sağlık:
kavramsal ve tarihsel bir bakış
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/567658

görüldüğü gibi; eski çağlarda insanlar sağlıklılık durumları yok olduğunda ortaya çıkan bulguları (semptomlar) ortadan kaldıracak önlemler almaya çalışıyorlardı. herhangi bir rahatsızlıkları olduğunda hekime başvuruyorlardı. hekim bugünkü anladığımız anlamda bir hekim olmaktan ziyade bir din adamı, sihir-büyü ile uğraşan bir kişi ve başka bilimlerle de uğraşan bir kişi kimliğine sahipti.
+
anatominin kurucusu vesalius (1514-1563) diseksiyon çalışmaları sonucunda galen’in otoritesinin temellerini sallayıncaya kadar hiç kimse ona eşit olamadı.
+
vesalius galen’in anatomi bilgilerinin yanlışlarla dolu olduğunu söylediğinde padua üniversitesindeki görevinden kovuldu. gerekçe olarak şu söylendi: “yüzyıllar içerisinde insan anatomisi değişmiş olabilir ama galen yanılmış olamaz.
https://smyrnatipdergisi.com/dosyalar_upload/belgeler/Halk%20Sa%C4%9Fl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20tarih%C3%A7esi1490551100.pdf

hastalık süresince hastalıkla başa çıkmak için dönem dönem amaçların ve hastalıkla mücadeledeki motivasyonun yenilenmesi gerekmektedir. dini ve manevi inançlar, anlam yükleme ve amaçlandırma açısından çok önemli kaynaklardır.
+
din büyüklerinin başından geçenlere dair anlatılar, hastalık sürecinde yol gösterecek olumlu rol modeller gelişmelerine yardımcı olur.
+
hastayı dinlemek, gülümsemek, dokunmak, elini sıkmak, sorularını yanıtlamak, ağrılı müdahaleleri nazikçe gerçekleştirmek, endişe alanlarını keşfetmek, manevi bakımı diğer temel bakım alanlarına entegre etmenin yollarıdır.
https://www.journalagent.com/jaren/pdfs/JAREN_3_SUP_1_39_45.pdf

ölümden başka her derdin bir çaresi vardır.
+
islâm tarihinde yaralıları tedavi maksadıyla hazırlanan ilk sağlık merkezi, hendek savaşında eslem kabilesinden rufeyde el-ensâriyye adındaki kadına ait çadırdır.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/257728

bu tablo, tüm dinlerin veya herhangi bir dinin her zaman için olumlu duygulara, tatmin edici ilişkilere veya sağlıklı hayat tarzlarına katkıda bulunduğu anlamına gelmemektedir.
+
bu makale serisinin ilkinde de belirtildiği gibi din; korku, utanç ve suçluluk duygusu uyandırmak veya öfke ve saldırganlığı haklı çıkarmak için de kullanılabilir.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/116186

sağlık kurumu toplumsal yapıyı oluşturan diğer kurumlar (aile, eğitim, siyaset, ekonomi, din…) ile karşılıklı ilişki halindedir. sağlık, bugün artık toplumsal yaşantıyı etkileyen ve kendisi de toplumsal ve ekonomik olaylarda etkilenen bir toplumsal olgu olarak kabul edilmektedir. genel olarak sağlığı etkileyen en önemli toplumsal yapı faktörleri nüfus (doğum-ölüm oranları ve göç oranları), aile, sosyal sınıf, din, dil, kültür, ekonomidir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/157413

nil ya da tuna nehirlerinin akışını saptırmam bana suç olmayacaktır. o halde, kanın doğal kanallarında birkaç onsu yolundan çevirmekte suç nerededir?
+
bir insan yaşamının, istiridye kabuğundan daha fazla önemi yoktur.
+
yaşamı terkeden bir insan topluma zarar vermez: o sadece iyi olanı seçmiştir, bu iyi onun için bir yaraysa da daha düşük nitelikli bir yaradır.
+
neden topluma zarar vermeyen bir hareketle, bir kerede bütün hatalarımı sonlandırmayayım?
+
sağlıklı ve şansı yerinde hiç kimse intiharı tercih etmez; ancak çare olunmaz bir umutsuzluk varsa, kişinin bu yaşamı bir yük haline getirmesi anlamsızdır.
https://acikerisim.uludag.edu.tr/bitstream/11452/4298/1/221003.pdf

değerler dünyası, yaşamın teorik düzlemi, bilgisel içeriğidir. toplum, bu değerler dünyasına, kültürü, tarihi, sosyoekonomik düzeyi, siyaset anlayışı, din gibi özellikleriyle sahip olur.
+
yaşam katlanılamaz hale geldiğinde intihar son seçenek olmalıdır.
+
intihar, toplumsal bir sorumsuzluk örneği ve devlete karşı bir saldırıdır.
+
sokrates’in ölümünün intihar olup olmadığı hususu uzun zamanlar boyunca tartışılagelmiştir.
+
hazlar yoksa yaşamı korumak bir aptallıktır.
+
yaşam kadar ölüm de doğaldır.
+
intihara meyleden birey, ne tanrı’ya ne de topluma karşı sorumludur. yaşamak kadar doğal olan ölmeyi tercih eden birey, kendi kaderinin efendisidir.
+
yurttaş, “hastalık, acı veya buna benzer nedenlerle” ya da “hayattan bıkma… delilik veya onursuz bir duruma düşme korkusu” yüzünden intihar etmişse cezalandırılamaz.
+
kölelerin ve askerlerin intiharları bu kapsamın dışında tutuluyordu. çünkü köleler, sahipleri için önemli bir yatırım ve askerler ise devletin malıydı. eğer bu kişiler intihar edecek olursa mallarına el konulurdu.
+
bir neşterle o büyük özgürlüğe giden yol açılır, bir küçücük delikle sükûnete ulaşılır.
+
bilgece ve iyi bir yaşam önemlidir. ölüm, ancak bu yaşam çekilmez olduğunda, acılar içinde kıvranıp da aklın işlemez olduğu durumlarda gereklidir.
+
intihar, artık sadece tanrısal istence karşı gelmek değil, aynı zamanda kilisenin görevlerini gasp etmektir.
+
intihara karşı ilk önleyici silah cenazede hristiyan merasimi uygulanmamasıydı. bazen ceset, sokaklarda ayaklarından sürüklenir, yüzü aşağı doğru getirilir ve asılırdı. bazen kalbi çıkarılır ve oraya bırakılırdı.
+
acısını çekmekte olduğumuz ortak hastalık
+
durkheim’ın bu toplumsal hastalığa karşı önerisi, insanları meslek yaşamlarına daha fazla adapte etmektir.
https://acikerisim.uludag.edu.tr/bitstream/11452/10506/1/11_14.pdf

ağır işlerden ve efendilerinin davranışlarından tedirgin olan köleler arasında intihar edenlerin sayısının çok olduğu görülmektedir. intihar girişiminde bulunan köleye ahlaksız bir şahıs gözüyle bakılırdı.
+
korku veya tembellik nedenleriyle hayatına son veren askerin vasiyetnamesi iptal edilmiş ve kendisi şerefsiz bir kişi olarak kabul edilmiştir.
+
adam öldürmeyi yasaklayan islâm hukuku, intiharı da yasaklamıştır. ölümü gerçekleşen müntehirin cezalandırılamamasına karşılık, intihar etmek isteyen kişi ölmediği takdirde intihar suçuna kalkışmadan dolayı cezalandırılır.
+
egoistik intihar oranı, bireyin dine, aileye, devletine ve milletine olan bağlılığı ile ters orantılıdır. intiharların çoğalmasının asıl nedeni, toplumun yapısında meydana gelen değişikliklerdir.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/47831

intihar, doğru olmayan tiksindirici bir davranıştır.
+
insanoğlu küçük balığın büyük balık tarafından yutulduğu bir dünyada yaşamaktadır.
+
insanlık tarihi cinayet, soygun ve yalanlarla doludur.
+
intihar, insan için kötülüklerden kurtulmanın önemli bir yoludur.
+
insanın kendi isteğiyle seçtiği ölüm, doğru zamanda, çocukların ve şahitlerin yanında; aydınlık ve sevinçle gerçekleştirilen ölümdür.
+
en aşağılık koşullarda gerçekleşen ölüm, özgürce olmayan ölümdür.
+
kişi tesadüf eseri veya baskıyla değil özgürce, bilinçli ve onurlu bir şekilde ölmeyi göze alabilmelidir.
+
antisthenes, yeterince zeki olmayanların kendilerini asmaları gerektiğine inanmaktaydı.
+
diogenes, insanın yaşarken ölümden korkmamasını ve iyi bir yaşam sürmediğinde kendini öldürmesi gerektiğini söylemiştir.
+
dünyevi yaşam, tanrılar tarafından insanlara verilen bir ceza biçimidir.
+
tanrıların mülkü olan insanın canına kıyması onların gazabına sebep olmaktadır.
+
aristo hastalık ve sakatlık nedeniyle üretkenliğini yitirmiş yurttaşların dahi intihar etmelerini doğru bulmamıştır.
+
mezarda çürüyüp gitmek için yaşamını sonlandırmak doğru bir davranış değildir.
+
intihar, önlenemeyen kötülüklerden kaçıştır.
+
her insan karakteri ile uyumlu bir ölümü seçmek zorundadır.
+
ruh hastalıkları ve intihara sebebiyet veren satılay hanım, özellikle çaresiz ve umutsuz insanları intihar etmeleri için kandırmaktadır.
+
hasta ya da sakat olarak öte tarafa gitmektense intihar etmeyi daha doğru bir eylem olarak görmektedirler.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/159910

sanatçının yaşamı uzun süren güzelim bir intihardır.
+
acı, görünür, ölçülebilir ve algoritmik bulgulara işaret ettiği için tıbbîdir ve sonludur. ağrı ise insan yaşamında ömür boyu sorunsal olarak “sızı” bırakacağından edebîdir ve sonsuzdur.
+
sokrates kendini öldürmeyi kurnazca planlamıştır.
+
yalnızca ölümdür tedavi eden.
http://www.idildergisi.com/makale/pdf/1559070039.pdf

erken dönem cumhuriyet’te genç kadın intiharları
+
….. -yine hekimlerin önerileriyle- 1931 yılında çıkarılan matbuat kanunu’yla sansüre başvurulmuştur. özet bir ifadeyle, intihar “salgını” tartışmalarında hakim görüşün, devlet politikalarına etkisi itibariyle dönemin hekimlerince belirlendiği söylenebilir.
+
“türk kadınlığına” davet edilen “istanbul kadınlığı”
+
genç kız adamakıllı yürüyemediğini ve danstan mahrum kaldığı için intihar ettiğini ilave etmektedir
+
kadının “asriliğe heves etmesi, asriliği muhakkak bir gençle sevişmek” olarak anlaması intiharının sebebidir.
+
….. intihar edenleri kahraman gibi yansıttığı intihar haberlerinin “salgın”ı tetiklediğini savunur. gazetelerde intihar eden kişilerden “nefretle bahsetmek” gibi tedbirler etkili olacaktır.
+
çocuk yetiştirmek, hasta bakmak, bahçe ve ev işleri en sıhhi kadın işidir.
+
neslin “sağlıklı” olmasının ölçütü öncelikle potansiyel anneler olarak kadınlardır: “kuvvetli ve sağlam döl anneden alınır, babanın tesiri ikinci derecededir”.
+
doğup hayata gelen herkes, biri ‘sağlıklılar’, diğeri ‘hastalıklılar’ ülkesinde olmak üzere çifte vatandaşlığa sahiptir bu yeryüzünde”.
+
kadınlar bir nevi tıbbi bilgiler aracılığıyla bedenlerine sıkıştırılırlar.
+
her kadın ayının yarısını hazırlanma, adet, adetten sonra gayri tabiilikle, adeta yarı hasta olarak geçirir.
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/ET000810.pdf

mekân tasarlama eylemi ve eğitimine karmaşıklık teorisi üzerinden çağdaş bir yaklaşım
+
modern bilime göre, doğa ya kör kararlılıkla ya da rastgele değişimle doğmaktadır.
+
olgunlaşan tüm insanlar, yaşamın yalın ve düzenlenmiş gibi göründüğü bir anlayıştan, karmaşık ve usa aykırı geldiği başka bir anlayışa geçmektedir.
+
farklılık teorisi de, dünya ve toplumun giderek karmaşıklaştığına işaret etmektedir.
+
sadece söylem üreterek değil, aynı zamanda “farklı olarak” yaşadığımız “kayıtsızlık” topluluğuna karşı mücadele etmeliyiz.
+
karmaşık “gerekli bir birleştirmenin kaçınılmaz sonucunu önerir ve bir hata ya da başarısızlık anlamına gelmez. buna karşın karışık; anlama, çözme ya da açıklamada büyük zorluklar gösteren şeylere yöneliktir.
+
(m=o/c). burada m, “estetik ölçü” (veya güzellik) anlamına gelir, o düzen ve c ise karmaşıklık anlamına gelir. bu ölçü, güzelliğin düzen ve karmaşıklıkla ilgili bir şey olduğu fikrini ortaya koymaktadır.
+
karmaşıklık yok olunca sadelik yavanlığa dönüşür.
+
insanlar için iyi nedir? bu da tasarımı; tasarımcıların neredeyse sadece kendi ilgilendikleri konuları, kendi anlayışlarıyla yönlendirdikleri bir etkinlik haline getirmektedir.
+
yaratıcı eylemlerin doğası tanımlanamamaktadır.
+
“kötü huylu problemler; enformasyonun ve tüm sistemdeki dallanıp budaklanmaların bütünüyle kafa karıştırıcı olduğu, birbiriyle çatışan değerleri olan pek çok müşteri ve karar vericinin bulunduğu, kötü şekilde formülleştirilmiş bir toplumsal sistem problem türünü oluşturmaktadır.
+
günümüzde bütün erkekler ve kadınlar; işaretler, şeyler, eylemler ve düşünceler üzerine kurulu çerçevenin karmaşıklığı içinde iyi yaşamak için liberal bir tasarım sanatına ihtiyaç duymaktadırlar.
+
herbert simon, 1962’de yayınlanan “karmaşıklık mimarisi” adlı ufuk açan makalesinde, bir yapının (structure) ne kadar basit ya da karmaşık olduğunun onu “eleştirel bir biçimde tanımlama biçimimize” bağlı olduğunu belirtmiştir.
+
karmaşıklık ve çelişki kavramları mimarlık dışında her yerde, gödeli’nin matematikteki temel uyuşmazlık kanıtından, t.s. eliot’un “zor” şiir çözümlemelerine ve joseph alberts’in “resmin usa aykırı niteliği” tanımına değin benimsenmiştir.
+
mekânsal eser (anıt, mimari eser) örneği, düzyazı metnin ya da bir şiirinkinden başka bir karmaşıklığa erişmektedir.
+
doğal mekân ile kentsel mekân aşırı yüklüdür. burada her şey müsveddedir ve karmakarışıktır.
+
mekân artık, herhangi bir disipline ait sarsılmaz dogmalara ve ayrıcalıklı metodolojik kalıplara sığdırılamayan disiplinler ötesi bir kavram olarak ele alınmalıdır.
+
sanıyorum bunlar, düzeni bozmamız için iki haklı gerekçedir: içerde ve dışarda, programda ve çevrede ve aslında yaşamın her düzeyinde var olan çeşitlilik ve karmaşıklığın kabul edilmesi ve insanın yarattığı tüm düzenlerin özleri gereği sınırlı olduğunun bilinmesi. koşullar ve durumlar düzene karşı koyduğu zaman düzenin boyun eğmesi veya bozulması gerekmektedir: unutulmamalıdır ki kural dışı durumlar ve belirsizlikler mimarlığa geçerlilik kazandırmaktadır.
+
moholy-nagy, tasarım sürecinin ve projesinin karmaşıklığı diye adlandıracağımız şeyin farkında görünerek; “çağımızın anahtarının, her şeyin ilişkili olduğunu görmek (görebilmek) olduğunu belirtmiştir”. nesnenin görünür bir varlığı bulunurken, ilişkiler özünde görünmezdir.
+
mekânın mantığı var mıdır? hem evet hem hayır. belli ölçülerde matematiğin tümü bir mekân mantığı oluşturmaktadır.
+
salingoros, organize karmaşıklığın, rastgelelik olarak algılanan dağınık karmaşaya karşı bir yanıt ortaya çıkardığını belirtmektedir.
+
yücel ve aydınlı’nın deyimiyle stabil olmayan, akışkan, tahmin edilemeyen parametreler ve faktörler tarafından etkilenen tüm aktiviteler dünyaya bakış açımızı değiştirmemizi öngörüyor.
+
tasarım, tarihsel olarak metalara şekillendirme sanatı olarak tanındığı oranda, tasarımcılar mühendislik, doğa bilimleri ve sosyal bilimler alanındaki diğer profesyonellerle çalışmayı sağlayacak bilgi türlerine ilgisiz kalmışlardır.
+
tasarım topluluğu, yaratıcı içgüdülerini ekonomik modellerin sınırları içinde kaybederek, ekonominin ötesindeki dünyada var olan sorumluluklarını büyük oranda göz ardı etmiştir…
+
findeli, eğer tasarımın “ürün geliştirme, pazarlama iletişimi ve teknolojik fetişizmin bir dalı” haline gelmesini veya kalmasını istemiyorsak, buna bir çözüm geliştirilmesi gerektiğini; bu süreçte reaktif bir tutumda olmak yerine proaktif olmak zorunda olunduğunu, bunun içinde “gelecek için yeni senaryolar” önerilmesi gerektiğine dikkat çekmiştir.
+
tasarım, her örneğinde ‘devrimsel’ olmak zorundadır.
+
ne tek bir karmaşıklık bilimi ne de tek bir karmaşıklık teorisi henüz mevcut değildir.
+
herbert simon ise özde karmaşıklığın, görünür kaos içindeki gizli örüntüyü bulmaya yönelik olup, “basitlik için sadece bir maske” olduğunu belirtmiştir.
+
bizler ya/ya da’ların olduğu bir dünyada değil “hem/hem de”’lerin geçerli olduğu bir dünyada yaşamaktayız. bu noktada karmaşıklık ya/ya da’ların olduğu bir dünyada değil “hem/hem de”’lerin geçerli olduğu bir dünya tanımlamaktadır.
+
zamanın böyle sorunsallaştırılması mekânın da öncelikli rolüne meydan okumakta ve ‘varlık’ın karşısına ‘oluş’u koyan klasik problemi yeniden üretmektedir.
+
bütün hem insana hem de evrene “yaşamsal” bir ilişkiyle işaret ederek iki varlığı birbirinden ayrı düşünmenin olanaksızlığını ortaya koymaktadır.
+
nerede bir anlamlandırma, düşünme, yorumlama, sorgulama, algılama, bilme, duyma, hissetme, açığa çıkarma ve yapma varsa orada yaşamdan ve bir bütünden söz etmek mümkündür.
+
bu bütüne “yaşam bütünü”, “anlam bütünü”, “biliş bütünü” gibi çeşitli tamlamalarla işaret edilebilir. bununla birlikte tasarım kuramı bağlamında en uygun ifade “yapım bütünü” olabilir.
+
acı bir biçimde, çok donanımlı öğrenciler henüz herhangi bir okul tarafından ortaya çıkartılmamıştır.
+
deleuze, hayatı bir bütün olarak düşünme gücüne en iyi karşılık gelen kavramın farklılık olduğunu belirtmiştir. hayat farklılıktır; farklı düşünme, farklı olma ve farklılıklar yaratma gücüdür. deleuze’a göre de başlıca üç ana düşünme tarzı olan; sanat, bilim ve felsefe hayatı dönüştüren güçlerdir.
+
tasarımın, karmaşık ve kötü huylu/belalı problemlerin çözümü için benimsenen bütünleşik bir yaklaşım olarak benimsenir hale gelmesi gerekli görülmektedir.
+
“bütün”ün (burada özellikle üzerinde durulan sanatsal, mimari “bütün”) farklı bakış açılarının oluşturduğu bir çokluklar birliğinden, varolan duygu, heyecan, dil, düşünce vb. öznel ve nesnel bileşenlerden oluştuğunun (sayın vd. 2009, s. 69) farkına varılması önemlidir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/767409

modern toplumun doğaya karşı tutumu dünyayı ekolojik bir krize sürüklemiştir. modern toplumun çevre krizine düşmesinin nedeni yaşam anlayışında çevreyi, doğayı dikkate almayan insan merkezli bir dünya görüşüdür. modern toplumun doğaya karşı sahip olduğu insan merkezli anlayış, kültürel, ekonomik, teknolojik değerlere de yansımıştır. insan sahip olduğu bu değerleri, doğanın dengesini gözetmeyerek kullanmış ve sonuçta içinde bulunduğumuz ekolojik felaket ortaya çıkmıştır. aslında hiçbir zaman tek başına var olamayacak olan bu değerler, gerçekte her biri bir bütünün parçası olup, bir birleri ile sıkı bir ilişki içinde bulunmaktadır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/251985

psikoloji ile sosyoloji arasında, tıpkı biyoloji ile fizikokimyasal bilimler arasındaki gibi bir devamsızlık ve kopukluk vardır. sonuç olarak, sosyal bir olgu doğrudan doğruya psişik bir olgu aracılığıyla açıklandığı zaman, bu açıklamanın yanlış olduğuna emin olabiliriz.
http://www.sosyalarastirmalar.com/cilt12/sayi68_pdf/4sosyoloji_psikoloji_felsefe/dogan_sedat.pdf

simmel, para amaçlı kurulmuş evliliklerin, “biyolojinin ırksal bozulmanın doğrudan ya da öngörülemez nedeni olarak gördüğü” genetik karışımlara yol açtığını iddia etti.
+
bütün çatışmaların ve sorunların mutlaka çözüleceğini düşünmek, düpedüz cahillik olur.
+
para şeyleşmiş bir sosyal dünya yaratmanın yanında, nicel olanın nitel olan üzerindeki hâkimiyetini artırarak, şeyleşmiş sosyal dünyanın rasyonelleşmesini daha da arttırmaktadır.
+
bireyin “iç güvenliği”nin yerini, “modern hayatın hercümercinden, heyecanından doğan” “belirsiz bir gerilim, hafif bir özlem duygusu”, gizli bir huzursuzluk”, “çaresiz bir telaş” almıştır.
+
para, şeylerin bütün nitel farklılıklarını “kaça” terimiyle açıklar.
+
çok zengin ve aşırı yük altındaki kültürlerde yaşayan insanlar “omniahabentes, nihilpossidentes”tirler.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/490790

biyolojide, yapıyı anatomik olarak elementlere, dokulara ve organlara ayrıştırabiliriz. toplumsal organizmada da aynı şey olur… toplumsal gücün biçimleri dokuya denk düşer… element… vücudun hücresi ya da lifinden daha eksiksiz biçimde toplumun tohumu olan aileyle sağlanır… organlar da ancak şehirler olabilir.
+
dolayısıyla, bu yaklaşımda yapı işlevle bağlantı içinde ele alınır. giddens için, bu yaklaşıma göre “bir toplumun yapısını araştırmak bir organizmanın anatomisini araştırmaya, işlevlerini araştırmak da organizmanın fizyolojisini araştırmaya benzer”. bu yanıyla modern işlevselcilikte yapı hiçbir hareket türüyle ilişkili olarak ele alınmaz. giddens bu tespitini şöyle açıklar: modern işlevselciliğe göre, yapı esasen “sabit örüntü” benzeri bir şeye denk olarak anatomiye benzerlik içinde kullanılan betimsel bir terimdir. yapı burada hiçbir hareket türüyle ilişkili değildir; o sadece işlevin yapıyla bir araya gelmesiyle çatılmış kuru kemikler düzenidir. ġşlev açıklayıcı kavramdır ve parçanın bütünle ilişkisini sağlayan bir araçtır.
http://adudspace.adu.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11607/1642/10049803.pdf

küçük langa’da bir kuşlu lokanta var. burada içki yasak ama salonda uçuşan rengarenk muhabbet kuşları, yemek yiyenlere eşlik ediyor.
http://earsiv.sehir.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11498/3492/001502573006.pdf

5 yaşında dişi bir muhabbet kuşunda iştahsızlık, zayıflama, tüylerde kabarma, durgunluk gibi klinik bulgular eşliğinde radyografide kursakta dilatasyon ve sıvı birikimi saptandı.
http://veteriner.org.tr/files/dergi/cilt82sayi1/8.pdf

şiirde anlam bir mesaj, bir ileti, bir öğüt ise, o halde şiirin işlevi hakikati mi anlatmaktır? bir fikir ya da ideoloji ise şiirin işlevi yararlı olanı mı göstermektir? şiir bir oyun, kendiliğinden bir eğlence midir?
+
şiir her şeyden önce şiirdir, onun işlevi ilk önce kendisi olmaktır. bir şiirde başka işlevler de olabilir; örneğin bir hakikatten bahsedebilir.
+
iyi bir şair olmak, iyi bir düşünür olmaya engel olabilir.
+
edebiyatçılığınız nice üste çıkarsa, filozofluğunuz o kadar kötürümleşir.
+
şiirin kıymetini arttıran da bir fikri anlatması değil kendi ölçütlerini yerine getirmesidir.
+
şiirde geçerli olan duygu, hayal, fikir, ses ya da anlam değil, sadece şiirdir.
+
şiir, anlaşılmak için ruh ve zekâ istidâdından başka çetin bir hazırlanma ve hattâ ziya, hava ve zaman şartları gibi müşkil bir takım hâricî avâmilin de yardımını ister.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/607201

ayağın en önemli fonksiyonunun şiire ahenk katmak olduğu bir gerçektir.
+
ayak, şiirde ahengi sağlamanın yanında anlam bütünlüğünün kurulmasına da yardımcı olmaktadır.
+
günümüz sanat anlayışında tekrara düşmek kusur olarak nitelendirilebilecekken âşık tarzı şiir geleneğinde aynen tekrar eden dizelere ve söz gruplarına rastlamak dikkat çekici bir durumdur. bu kullanım ayakların şiir içerisinde şimdiye kadar üzerinde durulan birçok işlevinin yanında başka bir ihtiyacı da giderdiğini göstermektedir. onun bu ihtiyacı gideriş şeklini görebilmek için sözel zihin yapının işleyişine bakmak gerekmektedir.
http://mts.sosyalarastirmalar.com/Makaleler/475656117_celikten_hakan.pdf

şiirin işlevi toplumu uyandırmaktır.
http://turkiyatjournal.com/Makaleler/1449068567_6-%20Tacettin%20%C5%9E%C4%B0M%C5%9EEK%20TAMAM.pdf

şiirin işlevi “öncelikle şiir yoluyla, insanlığı bir yüceltiye vardırmak olmalıdır.
+
kavram ancak bir imge içinde yerini alınca işlevini bulur ve şiir ‘anlatı’ olmaktan kurtulur.
+
düşünce düzyazıyı kurar. imge ise şiiri.
+
şiirde sözcüklerin bir tek işlevi vardır. imge kurmak.
+
sözcüklerin, imgeye yükledikleri işlev yaratıcılıktır her şeyden önce.
+
odalarda dizilmiş sevimli cesetlerdi
+
insan, pencereden bakarken denizi, gökyüzünü, veya el değmemiş bakir doğayı görmez.
+
kadınlar caddelerden geçiyor / kadınlar pencerelerde. / ben hepsiyle evleniyorum / bir saniye içinde
+
mor rüyalar asmalarda, pembeleri yatakta
+
duvarlarda rahmi hatırlatan iç bükey şekiller vardır.
+
insan kendi içinde kapalıdır. kendisini çevreleyen tüm duvarlarla sürekli bağlantı halindedir ve sürekli de dört duvar arasında olduğunun farkında değildir.
+
bu duvarların hepsi tek bir hapishanedir ve bu hapishane, tek bir yaşam, tek bir eylemdir.
+
kim demiş tabiatta düzen var diye
+
lunapark beğenisiyle düzenlenmiştir yatak odaları
https://openaccess.firat.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11508/15375/443024.pdf

mehmet emin yurdakul’un öncülük ettiği millî edebiyat akımına bağlı şairler, hece veznini kullanarak, şiirin toplumsal işlevini ön plana çıkarırlar. yazı diliyle konuşma dilinin birleştirilmesi düşüncesini savunurlar.
+
şiir ideolojik mücadelenin aracı ve alanı olarak işlev görür.
+
ulusun içinde kadının konumu, savaşan erkeklere yardımcı olma, onlara erkek kimliği kazandırma ve savaş için cesaretlendirme işlevi yükler. kadın, anne ve sevgili olarak bu işlevi yüklenir.
+
kürtlerin aile ilişkileri temel alınarak yapılan çağrılarda anne, annelik hakkını ön plana çıkarıp erkekleri savaşa çağırırken, amcakızı (dotmam) zaferin ödülü olarak kendisini ona sunacağını vaat eder.
+
ağa, şeyh, devlet adlı kitabında bu duruma dikkat çeken martin van bruinessen, şeyhlerin kendilerine bağlı müritler aracılığıyla kitleleri harekete geçirebilecek güce sahip olduklarını belirtir.
+
ağa ve şeyhlere karşı başkaldırıyı işleyen bazı şiirlerde kadın mücadelenin aktif katılımcısı olarak görünür.
+
yüzlerce tüh olsun seni örten perdeye,
örttü siyah benleri.
perdenin arkasında görmek seni,
keder ve acı verir
http://www.thesis.bilkent.edu.tr/0006141.pdf

dünya sağlık örgütü (dsö) 1974 yılında intihar eylemini “kişinin amacının bilincinde ve değişik derecelerde ölümcül amaçlı olarak kendine zarar vermesi” olarak tanımlamıştır.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/88833

eşleri tarafından şiddete maruz kalan kadınların kendi çocuklarına daha ağır cezalar verdikleri ve kötü muamelede bulundukları saptanmıştır… şiddet görerek büyüyen çocuklar, ileriki yaşamlarında problemli ilişkiler yaşama riskiyle karşı karşıyadır.
http://myweb.sabanciuniv.edu/bac/files/2013/10/T%C3%BCrkiyede-Fiziksel-%C5%9Eiddet-E%C4%9Filiminin-Sebepleri-ve-Analizi_final.pdf

anadolu’da özgün bir ekonomik aktör tipi:
homo kaysericus
http://dtcfdergisi.ankara.edu.tr/index.php/dtcf/article/download/5254/5485

sorguda verilen bir ifadenin itiraf olarak tanımlanabilmesi için suça ilişkin ayrıntıları içermesi gerekmektedir.
http://www.nesnedergisi.com/makale/pdf/1505241357.pdf

ispat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında yargıçta kanaat uyandırmak için girişilen inandırma eylemidir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/273394

ülkemizdeki intihar vakaları ile gayrı müslim ülkelerdeki intihar vakaları farklı nedenlerle açığa çıkmaktadır. örneğin batı dünyasında meydana gelen intihar olayları türkiye’nin aksine yoksulluktan kaynaklanmıyor. tam tersine batılı insanların büyük çoğunluğunun, ekonomik imkânları onları şımartacak kadar çoktur. ama oralarda dini ve ahlâki bir boşluk olduğu, insanların bir arayış içinde oldukları ve sözde bağlı oldukları hristiyanlık onlara hiçbir ümit ve güven vermediği için bunalıma düşmekte veya intihara yönelmektedir. ama aklını kullanıp araştırma yapan nice batılıların hidayete yani islâm’a girdiklerini sevinçle izliyoruz. örneğin cat stevens ‘tan yusuf islam’a, malcom x’ten malik-el şahbaz’a, casiuss marcellus clay’dan muhammed ali clay’a, mike tyson ‘dan malik abdülaziz’e ,eva di vitray’dan havva’ya dönüştüğünü gördük. morris bucaile, roger garaudy veya gabriel mandel khan gibi ünlü düşünür ve bilim adamlarının da islam dinini seçtikleri malumdur. ayrıca futbol dünyasında nice ünlülerin hidayete erip müslüman olduklarını memnuniyetle öğreniyoruz.
http://www.sosyalarastirmalar.com/cilt8/sayi39_pdf/7ilahiyat/katipoglu_bedri.pdf

kuş beyinli insanlar sürüsü, birbirlerinden ayrılamayanların kalabalığı yalnızlık ihtiyacını o kadar az hisseder ki muhabbet kuşları gibi yalnız kaldıkları an ölürler, kendilerine şarkı mırıldanmadıkça uyumayan küçük çocuklara benzerler, onlara yemek, içmek, uyumak, dua etmek ve âşık olmak için gerekli toplumsallığı sağlayan şarkı nakaratlarına gereksinimleri vardır.
+
umutsuzluk; tinin, benin hastalığıdır. insan varlığı tindir. tin nedir? tin, bendir. o halde ben nedir? ben, kendisine gönderimde bulunan bir ilişkidir.
+
umutsuzluk tinin hastalığıdır. ancak bu hastalık kişinin bir birey haline gelmesi ve özgürlüğe ulaşabilmesinin koşuludur.
+
hakikate ulaşmak için paradoksun olması gerekir.
https://acikerisim.uludag.edu.tr/bitstream/11452/2324/1/262950.pdf

isa’nın sözünün aksine hastalık ölümcüldü. fakat sonra isa onu mezardan çağırdı ve lazar dirildi. şimdi bu hastalık ölümcül müydü?
+
bu hastalığın işkencesi, can çekişmede olduğu gibi, ölümle savaşmasına rağmen kişinin gene de ölememesinden kaynaklanır.
https://acikerisim.deu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12397/10791/274553.pdf

peter drucker 5 ölümcül günah sıralıyor
1. günah: “yüksek kâr marjlarına ve fazla fiyatlandırmaya tapmak.”
2. günah: “pazarın kaldıracağı kadar fiyat koymak.”
3. günah:”maliyet güdümlü fiyatlandırma yapmak.”
4. günah: “yarının fırsatını dünün ….
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1158422

devletin gelire ihtiyaç duyduğu zamanlarda sigara, alkol, kumar ve benzeri mal ve hizmetler üzerine aşırı vergiler uygulayarak gelirini artırmaya çalışması yaygın bir uygulamadır. günah vergisi olarak isimlendirilen bu tür müdahaleler, son yıllarda artış göstermeye ve ekonomik hayatta etkilerini daha fazla hissettirmeye başlamıştır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/56624

din görevlilerinin %88’i şizofreniyi bir hastalık, %50.2’si bir akıl hastalığı olarak değerlendirmiştir.
http://www.journalagent.com/phd/pdfs/PHD_1_2_63_70.pdf

kötü ruhlar, bir insanın ya da ulusun günahlarına karşılık, tanrılar tarafından yaratılırdı.
+
bir ülkenin ya da bir insanın, günah sonucu değil, tanrının ihmali neticesinde felâkete uğraması mümkündür.
+
ferdi hastalıklardan ziyade toplum sağlığını tehdit eden salgınların yorumlanmasında, hastalıklara sebep olan şeyin günahlar olduğu inancı daha bariz görünmektedir.
+
semâvî dinler’de geçmiş kavimlerin allah tarafından çeşitli felâket ve belâlara maruz bırakılarak helâk edildiği konusu, günahların hastalık sebebi olduğunu göstermektedir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/31106

cohen’in sınırlı sözcükleri, aşkının söz dizimi, salt kendini ilgilendirenin hedefine ulaşma yeteneği – sevmiş olduğu kadının ölümü, kendi ölümlülüğü, her ikisinin aşkı…
+
hoşça kal marianne, başlama
vaktimiz geldi
gülmeye ve ağlamaya ve ağlamaya
sonra da hepsine yeni baştan
gülmeye.
https://dergi.salom.com.tr/uploads/dergi/pdf/salom-dergi-sayi-59-eylul-2016.pdf

gülfizar adlı kadının ölümü üzerine yakılan maniler
http://dspace.balikesir.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12462/2390/MehmetAli_Yolcu.pdf

yaşlı kadının ölümü hayallerinden uzakta sırtında başkaları için taşıdığı yükle son bulur.
http://www.yyusbedergisi.com/imagesbuyuk/cc81935-sayi.pdf

türkiye adlı kadının ölümü
https://okumaninsonunayolculuk.com/pdf/e_kitap/e_17_umit_kaftancioglu.pdf

….. bu dirayetli kadının ölümü, tarihi de boğulup gitmiştir.
http://isamveri.org/pdfdrg/D00130/1991_70/1991_70_KITAPCIZ.pdf

çocuk doğurmanın biyolojik değil, sistemsel ve kültürel bir olgu olduğunu iyi bilmek gerekir. her çocuk mevcut kültür açısından bir değil, defalarca kadının ölümü demektir.
+
köklü bir kadın devrimi, dolayısıyla erkeğin zihniyet ve yaşam değişikliği yaşanmadan yaşamın kurtuluşu olanaksızdır. çünkü yaşamın başat kendisi olan kadın kurtulmadan, yaşam hep bir serap olarak yaşanacaktır.
+
erkeğin yaşamla ve yaşamın kadınla barışması sağlanmadıkça, mutluluk da boş bir hayal olacaktır.
https://anarcho-copy.org/free/demokratik-ozerklik-ve-yerinden-yonetim.pdf

burada 35-40 yaşlarında yeni gömülmüş bir kadın mezarı var.kadının ölümü ise,ipe boncuk saplarken meydana gelmiş ve şu anda kabrinde ipe boncuk saplamaktadır.
http://www.tesbitler.com/wp-content/uploads/2015/01/%C4%B0slam-Hukuku-Sorular-ve-Cevablar.pdf

bir kadının ölümü ne zaman trajik olur mesela, ne zaman kabul edilemez olur, ne zaman kanıksanır ve ussallaştırılır.
https://masculinitiesjournal.files.wordpress.com/2012/10/masculinities-journal_issue-3.pdf

yaşlı kadının ölümü ona mutluluk getirmiştir, çünkü kadın yalnızlık çektiği, arayış içine düştüğü sefil hayattan bu yolla kurtulmuştur.
https://dspace.gazi.edu.tr/jspui/bitstream/20.500.12602/175323/1/e352495b7edb91c5b4c96ffa11c50a64.pdf

tamamen trajik olaylar zinciri olarak yaşanan süreçte, aceleci davranan medyada olay, ‘yalnız yaşayan müzisyen kadının ölümü’ tarzında başlıklarla verilmiş ve maktulün başına gelenler konusunda sorumluluğunun olduğu izlenimi yaratılmıştır.
https://www.oka.org.tr/assets/upload/dosyalar/aile-eksenli-siddetten-sosyal-travmalara-yayini.pdf

bir erkeğin ya da bir kadının ölümü önemli bir olaydır… küçük topluluk ciddi biçimde etkilenmiştir… ölüm, ilkel bir toplum için bir üyenin kaybından çok daha fazlasını ifade eder.
+
ölüm, bir taraftan toplumda normal akışı kesintiye uğratan disfonksiyon görüntüsü verse de topluluğun bir araya gelmesi ve dayanışmasını yeniden kurmasıyla çok ciddi iki fonksiyon icra etmektedir.
https://www.academia.edu/41711365/ANTROPOLOJ%C4%B0_ve_D%C4%B0N

ali bey’in genç yaşta hayattan çekilmesine, sevdiği kadının öldürülmesi neden olur.
+
ali bey’i dünyaya getiren kadının ve ali bey’in sonraki yaşamını birlikte geçirmeyi düşündüğü kadının ölümü, onun hayattan zevk alamamasına neden olmuştur. ali bey bu ölümlerden sonra yaşamayı anlamsız bulmuştur.
+
iffet’in annesinin hastalığının uzun sürmesi, kadının ölmemesi yaptıklarının cezası niteliğindedir.
+
kadının öldüğünü öğrenince ona vefasızlık etmemek için eğlenceli bulduğu her şeyi bırakır.
http://acikerisim.pau.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11499/3095/Yasemin%20Aslan.pdf

hamile kadının ölümü, çok dramatik bir enstalasyon, sadece karşısında sessiz durulması gereken.
http://www.amargidergi.com/yeni/wp-content/uploads/2020/03/amargi22guz2011.pdf

kadının öldürülebilir bir av oluşu
https://avys.omu.edu.tr/storage/app/public/ngenc/128663/TOPLUMSAL%20CINSIYET_BASKI_2013(1).pdf

güzel bir kadının ölümü dünyadaki en şiirsel konudur.
http://www.thesis.bilkent.edu.tr/0006441.pdf

romanın en dokunaklı bölümü, genç kadının ölümünün ardından yaşananlardır.
https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/31723/TEZ.pdf

şeylerin düzeninde kadının ölümünün ne anlama geldiğini bilmek istiyorum.
http://www.libertedownload.com/Ornek/Analitik_Ornek_Sayfalar.pdf

ölüm, bizleri sevdiklerimizden ayıran, hayata dair tüm yapıp etmelerimize dur diyen ve tüm gücümüzü elimizden alıp bizi çürümeye sürükleyen bir sondur.
+
din tüm korkuların kaynağıdır ve ölüm korkusu başta olmak üzere bazı korkuları kötü saymış, korkularını kullanarak insanları etkisi altına almıştır.
+
ölümsüzlük ne bu dünya da ne de dinin vat ettiği diğer dünya da hiçbir zaman inanç olmaktan çıkıp bilgi seviyesine yükselemeyecektir.
https://acikerisim.deu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12397/11357/215754.pdf

ölüm, en zor karanlıktır, aşkın hallerine karşı,
+
herkes için her an olağandır ölüm.
+
ölünmekte olunan saat, yaşanan saat değildir.
+
ölmek isteyen kişiyi de öldürme görevi üstlenmiş biri vardır ve yaşayan bir insanın bu istekte bulunması ölümü korkutucu kılmaktadır.
+
kendini öldürmek, bir başkasının katlinin trajik bir maskelenişidir.
+
eğer ki biri gelse bana, gel beni öldür dese ben ne yaparım, şair bir kadına bunu söylese o kişi, o şair kadın ne yapar, ben bunu görmek istedim.
+
cinselliğini yaşayamayan ve sembolik anlamda iktidarını kaybeden yavuz’un kadın karakterler tarafından ölüme gönderilmesi feminist film kuramları bağlamında düşünüldüğünde eril düzene verilen bir ceza mıdır?
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/717280

ölüm korkusu, aslında bireyler için gerekli bir korkudur. bu korku olmasaydı bireylerin zevk ve mutluluk anlayışlarının sonu olmaz, onların bu istek ve arzuları, belki de umumî felaketlere sebep olabilirdi.
+
ölümden korkmak çılgınlıktır.
+
ölüm; adalettir, eşitliktir.
+
insan yaşamının nihaî amacı, dışsal ve arızî hiçbir şeyden etkilenmeme, bir içsel huzur halidir.
+
o, dünyadan el etek çekmeyi önermez; tam tersine, istek ve arzulardan vazgeçerek, insanın doğasına yani aklına uygun bir hayat yaşamasını ister.
+
insanı mutsuz kılan şeyler, dünya malına aşırı tamah ve bunları elden kaçırmaktan dolayı yaşanan kızgınlık ve korkulardır.
+
insanın bedeniyle ilgili her şey akan bir su; ruhuyla ilgili her şey de bir rüya ve dumandır.
+
insan hayatı bir savaş, yabancı ülkede bir kalış, ölümden sonraki ünü ise bir unutmadır.
+
insanın tabiatı, akıllı ve ölümlüdür
+
ölüm kötü değildir, bilakis ölüm korkusu, kötüdür.
+
insanın ölümden korkmasının temelinde akıl yoksunluğu, kontrolsüz şehvet ve öfke duygularından kaynaklanan tutkular yatmaktadır.
+
insan ölümden korktuğu sürece akıldan ayrılarak, hevâya tâbi olur.
+
ölümü unutma apaçık bir kârdır. çünkü ölüm üzerinde düşünmek insana elem verir. ölümü tasavvur eden her defasında yeniden ölür.
+
hayattaki en önemli şey bedenî hazlardan yararlanmak değil, aksine ilim sahibi olmak ve adaleti uygulamaktır. çünkü bu dünyadan kurtulup ölüm ve elemin bulunmadığı bir âleme göçmek bu sayede kolay olacaktır.
+
dünyanın haz ve elemi ömrün sona ermesiyle son bulur. dolayısıyla ölümün olmadığı o âlemdeki hazlar sürekli ve sonsuz olduğuna göre bu dünyanın sonlu hazlarını seçen kimse aldanmıştır.
+
erdemli insan, ölüm karşısında dirayetle durur.
+
ölümden korkanlar bilgisiz şehirlerin halkıdır. cahil insanlar, dünyasal zevklerden mahrum kalma endişesiyle ölümden korkarken, fâsık insanlar cahil insanlardan daha çok acı duyarlar.
+
ölüm, insanın tamamı ve kemâlidir. insanın cinsi, canlı olması; faslı da akıllı ve ölümlü olmasıdır.
+
irade ile öl ki tabiat ile yaşayabilesin.
+
bedensel hayat nefsin bedeni kullanması, bedensel ölüm ise nefsin bedeni kullanmayı bırakmasıdır.
+
ölüm tanrı’nın kullarına bir hediyesidir.
+
dünya hayatı ise aldatıcı metadan başka bir şey değildir.
+
hayatı bilmeyen ölümü de bilemez.
+
ölüm, tabiatın değişmez kanunu olarak doğal ve zorunludur.
+
stoacılar evreni bütün bir organizma olarak düşünmüşlerdir. buna göre insan, bu organizmanın bir parçasıdır ve bütünün amacına uygun hareket etmesi gerekmektedir.
http://www.ekevakademi.org/Makaleler/1415869684_05%20Fatma%20Zehra%20PATTABANOGLU.pdf

ölüm kategorik olarak iyi ya da kötü olarak nitelenebilir mi?
+
doğumdan önceki yokluk hali ile ölümden sonraki yokluk hali arasındaki benzerlik simetri delilinin çıkış noktasıdır.
+
ben varken ölüm yok, ölüm geldiğinde ise artık ben yokum.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/511049

savaş esnasında işlenen her suç, savaş suçu değildir.
http://www.gam.gov.tr/files/7-4.pdf

her suç, asli ve tali nitelikteki çok çeşitli hukuki yararları ihlal edebilir.
+
her suçta “zarar gören bir tarafın (parte lase) ı mağdurun” olması zorunludur. suç hem toplumu, yani teşkilatlanmış bir toplum olarak “devleti”, hem de “fertleri” zarara sokar. bu zararların derecesi suça göre değişmekle birlikte, her suçta az veya çok her ikisi de bulunur.
+
her suçta olduğu gibi, “insan ticareti suçu”nun da oluşabilmesi için, hukuka aykırı olması gerekir. aksi halde, “hukuka aykırılık unsuru” mevcut olmadığından suç oluşmayacaktır.
http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/38/276/2495.pdf

her suç ve suçluluk türüne ilişkin toplumsal sorunlar vardır.
+
her suçun sosyal, siyasal, kültürel, ekonomik problemlere kadar uzanan bir çok nedeni olabilmektedir.
https://core.ac.uk/download/pdf/50609072.pdf

beccaria, her suç için cezaların açık bir şekilde yazılı olduğu, suçla orantılı ve işkence türü fiziksel cezaların olmadığı bir ceza rejimi önermiştir.
+
her suça ilişkin caydırıcı etki farklı olabilir.
+
her suç türünün arkadasında yatan nedenler ayrıdır.
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/3152/10137854_Puren_Demirel_Doktora_Tezi.pdf

her suç türü farklı zekâ düzeyi ile ilişkilidir.
+
her suçun bir işleyeni ve onun eyleminden zarar göreni vardır.
+
her suçun arkasında plana ve bilime karşı bir düzenin olduğunu unutmamak gerekir.
http://www.mimarlarodasiankara.org/dosya/dosya6.pdf

her suç bir sapmadır fakat her sapma suç olmak zorunda değildir.
https://muratyayinlari.com/storage/catalogs/0097668001520505265.pdf

her suçun icra hareketleri o suçun kanuni tanımındaki hareketlere göre belirlenir.
https://www.izmirbarosu.org.tr/pdfdosya/suca-tesebbusun-objektif-unsuru-olarak-icra-hareketlerine-baslama-ve-uygulama-sorunlari201942111422536.pdf

her suç daha büyüğünü teşvik etmiş olur.
+
her suç için çözüm aynı şekilde olmaz.
https://popcenter.asu.edu/sites/default/files/library/reading/PDFs/60steps_turkish.pdf

her suçun asli ve zorunlu mağduru devlettir.
+
icrai hareketle işlenen her suç aslında bir gerçek olmayan ihmali suçtur.
https://avesis.medeniyet.edu.tr/dosya?id=2b326b56-2fb4-41dd-9514-b42b80aee8fe

her suç türüne göre öngörülmüş bir ceza vardır.
https://www2.tbmm.gov.tr/d27/2/2-0938.pdf

her suç mutlaka bir hukuki değeri korumak üzere ihdas edilir
+
kast, her suçun zorunlu bir unsurudur.
https://api.hacibayram.edu.tr/files/1/Hac%C4%B1bayram%20AHBV/turkcemer(tr-TR)/Slaytlar/Prof.Dr.I%CC%87lhanUzulmez-Suc%CC%A7%20Teorisi.pdf

her suç tutanağı ile ilgili idari yaptırım kararı verilmesi zorunlu değildir.
https://www.ogm.gov.tr/ekutuphane/Tebligler/ORMANLARIN_KANUN_DISI_MUDAHALELERDEN_KORUNMASI_ESASLARI.pdf

teknolojik imkanların müthiş bir hızla artması ve gelişmesi ile birlikte, artık insan öldürme suçuna kadar her suç bilişim yoluyla işlenebileceği için, bu gruptaki suçların sınırını belirlemek mümkün değildir.
http://www.ozocak.com/dosyalar/a104b3.pdf

osmanlı’da modernleşme düşüncesi, tanzimat dönemiyle uygulama alanları bulurken osmanlı kadınını ve erkeğini yeniden biçimleyen en önemli güç, giysi değişimleri olmuştur.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/271413

erken cumhuriyet dönemi terzilik kültürü ve ulusal maddi kültürün inşası
http://www.ctad.hacettepe.edu.tr/10_20/2.pdf

che guevara’nın öldürüldükten sonra teşhir edildiği ahırda çekilen fotoğraflarla rembrandt’ın “dr. nicolaes tulp’un anatomi dersi” adlı tablosu arasındaki benzerliğe dikkat çeken john berger bu ikisi arasındaki temel benzerliğin amaçları olduğunu söyler. berger’e göre tablo tıp alanında ders verirken guevara’nın fotoğrafı siyasal bir uyarı olarak ele alınmalıdır ve verdiği ders politiktir. bolivyalı gazeteci ve askerlerin yanı sıra bir amerikan ajanının da başında beklediği che’nin ölü bedeninin sergilenme amacı efsaneye son vermektir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/659079

türk dilinin sesleri ve alfabe sorunu
http://www.turkoloji.cukurova.edu.tr/DIL%20SORUNLARI/Nadir_ilhan_Turk_Dilinin_Sesleri.pdf

bitmeyen öykü:
alfabe tartışmaları
http://www.ayu.edu.tr/yayinlar/alfabe_tartismalari_rapor.pdf

kayıt edilmiş insan sesinde konuşma anlaşılırlığının değerlendirilmesi ve anlaşılırlığı etkileyen faktörler
http://www.sosyalarastirmalar.com/cilt10/sayi50_pdf/8diger_sosyalbilimler/vergili_suat.pdf

arapça ve türkçede ünlü ve ünsüzlerin birbirlerine etkisi -karşıtsal çözümleme-
+
belli başlı dünya dillerinde, genellikle 3-5, bazen de 7 ünlü bulunur iken, türkçede 8 harfle gösterilen 9 ünlü bulunması; türkçenin ünlü bakımından çok zengin bir dil manzarası arz ettiğini göstermektedir.
http://acikarsiv.gazi.edu.tr/File.php?Doc_ID=16113

bitmeyen öykü:
alfabe tartışmaları
http://ayu.edu.tr/yayinlar/alfabe_tartismalari_rapor.pdf

ankaralı hanımlar, yaz aylarında istanbul’a gelirler, dönüşlerinde, beyoğlu’nda diktirdikleri giysileri kuşanıp mevsim başında, cumhuriyet balosu’nda birbirlerine gösterirlerdi.
https://core.ac.uk/download/pdf/38320764.pdf

hayvanlar sadece meta olarak görülmeye devam ettikleri sürece, onlara karşı uygulan muamelelerde anlamlı farklılıklar gerçekleşmez.
http://panel.stgm.org.tr/vera/app/var/files/t/u/turkiyede-hak-temelli-stoler.pdf