pdf 13

jeolojinin bir bilim olarak gelişmesinde 17. yüzyıl, danimarkalı anatomi bilgini nicolas steno’nun (1638-1686) geniş ölçüde yayılan yazılarından ötürü önemli bir dönemdir.
http://www.kursatozcan.com/ders_notlari/fiziksel_jeoloji/8_jeolojik_zaman.pdf

elmalarda görülen bazı fizyolojik bozukluklar
https://kahramanmaras.tarimorman.gov.tr/Belgeler/dergi/dergi3.pdf

göz kapağı hastalıklarının ortaçağ islam dönemi eser ve tercümelerindeki yeri
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/48832.pd

nöronları, yüzyılımızın başında ilk inceleyen ispanyol anatomi uzmanı santiago) ramon y cajal olmuştur.
https://services.tubitak.gov.tr/edergi/user/yaziForm1.pdf?cilt=18&sayi=208&sayfa=14&yaziid=3444

anatomi konusundaki çalışmalar beyinin sol yansının sağdan oldukça büyük olduğunu ve broca alanının bulunduğu bölgenin hemen üzerinde görülebilir bir yumru olduğunu göstermiştir.
+
beyinin farklı bazı işlevleri yürüten iki ayn yanmküre biçiminde bir yapısı bulunmaktadır. bu durum ilk kez 1861 yılında fransız anatomist paul broca tarafından beynin özelleşmiş bölgelerinde oluşan hasarların incelenmesi yoluyla saptanmıştır.
+
diğer primat1arda insana benzer bir asimetrinin varlığı da bir tartışma konusudur. faik, hewes ve diğerlerinin (galaburda, le may, kemper ve geschwind 1978) bu görüşe katılmamasına karşın, beyin kabuğunda bulunan sulcus (oluk) kalıplarının belirli özellikleri bakımından, eski dünya maymunlarının kaba anatomik asimetri sergilediklerini savunmaktadır.
+
insanlarla maymunlar arasındaki bu beyine ait anatomik asimetri benzerliğine karşın, aynı benzerliğin işlevsel asimetri için sözkonusu olmadığı görülür. falk’a göre; bireyselolarak bazı maymunların el tercihi sergilemelerine karşınmaymunlarda insandakine benzer bir el kullanımı sözkonusu değildir. ona göre maymunlardaki serebral asimetri, insanlarda olduğu gibi, el kullanımıyla ilişkili değildir. sagan’a göre ise; maymun beyin ve davranışlarında belirgin bir asimetri ,bulunmasa da, bazı lateralization örneklerine rastlanabilir.
http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/26/1613/17373.pdf

daha 1911’lerde nöro anotominin babası sayılan santiago ramon y cajal, sinaps adı verilen nöronlar arasındaki bağlantıların dehanın gerçek ölçütü olduğunu, beyin gücünü belirlemede nöronların sayısından çok daha önemli olduğunu bulmuştu. öte yandan california üniversitesi berkeley’den nöro anatomi profesörü marian diamond yaptığı deneylerle dehanın fiziksel mekanizmasının zekâ egzersizi ile oluşturulabileceğini göstermişti.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/321359

dünyada ve türkiye’de ilk kadın hekimler ve kadınların hekim olma mücadelesi
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/MAKALE/M4176.pdf

türk dilinde meronimi: organ adları
https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/33870/6228.pdf

osmanlı imparatorluğunda deneysel fizyolojinin kuruluşu
http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/19/834/10549.pdf

18. yüzyılın italyan antikeri alessandro machiavelli’yi alessandra giliani’nin hikâyesini icat etmeye ya da ele almaya iten, bologna ve feminist dava için duyduğu yakınlıktı. 1326 yılında hayatının baharında on dokuz yaşında trajik bir biçimde ölen ve büyük anatomi uzmanı mondino de’ luzzi’nin yardımcısı olan bu genç kız, anatomik teşhirler için kan damarları hazırlayabileceğini ve bunları capacaniı resmedebileceğini kanıtlamıştı. machiavelli bu genç kızın erdemlerini ve başarılarını göstermek için latince bir kitabe hazırlamıştı.
https://docplayer.biz.tr/147445090-Anlam-ta-rih-b-u-dizi-levent-y-ilm-az-m-yonetim-inde-d-ost-k-itabevi-yayinlan-icin-hazirlanm-aku-4-r.html

konuşamayan işitme engellilerin (sağırların) tarihi
http://dergi.kbb-bbc.org.tr/uploads/pdf/kbb22-1-4.pdf

modern mimarlıkta le corbusier etkisi ve villa savoye mutfağı
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/767855

insan yaşadığı çevrenin kültür ve toplum koşullarına göre var olduğu günden itibaren çoğunlukla iç güdüleri ile ve doğayı taklit ederek bir gelişim göstermiştir. insanın zayıf anatomisinin getirdiği ihtiyaçlar doğrultusunda kendine barınaklar inşa etmişlerdir.
+
insanoğlu var olduğu günden itibaren zayıf anatomik yapısı gereği yaşamda kalabilmesi için önce ağaç kovuklarında, mağaralarda yaşamlarını sürdürmüşlerdir. zamanla iklimin ılıması ve ateşinde keşfi ile bir arada yaşamaya başlamıştır.
http://docs.neu.edu.tr/library/6725319673.pdf

marcel bruer’in tasarım anlayışını yansıtan mobilya tasarım kriterleri ortaya çıkmaktadır. bunlar;
– sağlıklı bir oturma sağlamak için omurganın anatomik rahatlığı,
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/380596

kostof’a göre bir mimar, yeni estetik idealler için yeterli teorik bilgiye, perspektif, oran ve anatomi ile ilgili yeterli teknik bilgiye sahip olmalıdır.
+
le corbusier’nin “sandalyeler oturmak için yapıldı” ifadesi, tasarımın nesnesi olan sandalyenin kullanıcısı olan insan vücudunun anatomik yapısına uygun olarak biçimlendirilmesi gereğine işaret eder.
http://openaccess.maltepe.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12415/347/10230835.pdf

m.s. 1’ inci yüzyılda yazılıp yapı sanatının “mimarlık mesleği” olarak yapılanmasının düsturu olan marcus vitruvius pollo’nun işlevsellik-sağlamlık-güzellik üçayağı, yeniden tanım ve geçerlilik kazandığı 14 üncü yüzyıldan sanayi devrimine değin, mimarlık mesleğinin sorumluluk alanının tanımı olarak hep varoldu.
+
eğer bir ekosistemi değerlendirmek için kapsayıcı bir koşul varsa bu, “sağlık” düşüncesidir ve bizim politik ve toplumsal olanla dolu, sağlıklı bir çevreyi güvence altına almak için yaptığımız – etken ya da edilgen – müdahalelerdir. bir çevrenin sağlığını nasıl ölçeriz? kendimizinkini uzun ömürle (soyun tükenmesinin karşıtı), hastalığın varlığı ya da yokluğu ile ve yaşamla ve yaşamın niteliği ile ölçüyoruz (tüm bunlar yağmur ormanıyla olduğu kadar kentle benzeşim içinde kullanılabilirler). sağlıklı bir ekosistem, üretken (yukarıda aktarılan anlamlarda) ve dengeli olandır ve çeşitlilik her ikisi için de çok önemlidir.
+
yürüyen bir kent, mimarlığında dallanıp budaklanır. kolay erişilebilirlik çoğu zaman yere yakın bir mimarlık üretir. yirmi yıldan fazla zaman asansörsüz bir binanın beşinci katında yaşadım; düzenli olarak merdiven inip çıkmak için doğal sınır. modernist, hem yatay hem düşey eksendeki hareketin getirdiği eksersizin organizmaların sağlığı için çok önemli olduğunu söyleyecektir, fakat bu hareketliliği sadece yabancılaştırıcı bir dizi kapsüllenmeler yoluyla gerçekleştirir; asansörden arabaya, oradan asansöre, oradan… bir an önce bir taşıt alıp onu sürmeye başlamamızı teşvik eden mesajlar, otomobilden başka alternatif önermeyen kalıplar, asansörlü yüksek binalarda yaşamın gitgide artan baskınlığı, hatta bedenlerimizin ilaçlar, ameliyatlar ve diğer merkezi olarak yönetilen “kişisel” gelişim biçimleriyle sınırsız tamirine yönelik fantezi bile – hepsi de bedenlerimizin birer biçim yönlendiricisi olarak marjinalleştirilmesine katkıda bulunurlar. merkeze geri getirilmediği sürece, mimarlık ölüdür.
+
günümüzde bir çok ülkede milyonlarca insanın yaşam ve sağlıklarını tehdit eden koşullarda düşük standart, çok yoğun ve geçerli yasalaramevzuata uygun olmayarak inşa edilmiş barınaklarda yaşadığı bir gerçektir.
http://www.mimarlarodasiankara.org/dosya/dosya24.pdf

konutun çevresinde ortaya çıkan problemlerden konutta yaşayan hane halkları sağlık, mutluluk ve refah gibi çeşitli gereksinimler açısından etkilenmektedir. dolayısıyla konut, bulunduğu çevreden ayrı ve izole edilmiş bir şekilde düşünülmemelidir.
+
her şeyden önce bir sığınak olan konut, kişilerin yaşamsal ihtiyaçlarını karşılamakla birlikte, insanları yaşamın olumsuzluklarından uzaklaştırmakta, sosyal tatmin yanında psikolojik tatmin de sağlamaktadır.
+
konut, diğer bir ifadeyle kullanıcı memnuniyetinin temelini oluşturan bir olgudur.
+
kentlerin varlığının temel simgesi olan konutlar, sadece bir barınak değil, ayrıca kişi ve aile mahremiyetinin korunduğu, bireyin kendisini güven içerisinde hissettiği, bireyin günlük hayat içerisinde sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürdürebilmesi amacıyla enerji depoladığı bir mekândır.
+
konut sorunu
nitelikli konut sayısındaki yetersizlikler nedeniyle, bazı ailelerin çağdaş yaşam düzeyine uygun olmayan ve sağlık koşullarından uzak, niteliksiz konutlarda yaşamaları ve nitelikli konutlarda yaşamak isteyenlerin de yüksek bedel ödemeleri anlamına gelmektedir.
https://avys.omu.edu.tr/storage/app/public/alper.bodur/132540/Konutla%20%C4%B0lgili%20Temel%20Kavramlar.pdf

türk toplumunda üst çene ikinci küçük azı dîşlerindeki kök kanalı sayısının sıklığı: radyografik bir inceleme
https://cdn.istanbul.edu.tr/file/1CD58DF90A/A11B440E5A2A48379B2DBBDAB54E4DEC?doi=

giyim, çağlardan beri insanoğlunun temel gereksinimlerinden birisidir. vücudu dış etkenlerden korumak için ortaya çıkan giyim; günümüzde estetik görünme, rahatlık, kullanışlılık, sosyal hayata uyum sağlama gibi değişik işlevler üstlenmiştir.
+
estetik, vücuda uyumlu ve kullanışlı bir giyim öncelikle insan anatomisi ve ergonomisine uygun temel kalıpların geliştirilmesiyle mümkündür. kalıp sisteminin geliştirilmesi vücudun basitleştirilip, sayısal hale getirilmesi ile gerçekleşir. bu noktada insan vücudunun antropometrik verileri devreye girer.
+
araştırma sonucunda elde edilen verilere göre müller kalıp sistemi ile hazırlanan 46,48,50,52 beden (38,39,40,41 yaka) sportmen tip klasik erkek gömlekleri, 46,48,50,52 beden (38,39,40,41 yaka) sportmen tip erkek öğrencilere tam olarak uyum sağlamamaktadır. otuz yıl önce alman insanının anatomik özelliklerine göre hazırlanan müller kalıp sisteminin günümüz türk erkek öğrencilerine uymamasının nedeni, türk erkeğinin farklı anatomik yapısı olabilir. beslenme, kalıtım ve çevre gibi faktörlerin anatomik yapı üzerinde etkisi olduğu düşünülebilir. elde edilen sonuçtan yola çıkılarak, araştırma sonucunda elde edilen veriler doğrultusunda, müller kalıp sistemi sportmen tip klasik erkek gömlekleri geliştirilmiş, geliştirilen gömlek kalıpları sportmen tip erkek öğrenciler üzerinde tekrar denenmiş ve herhangi bir problemle karşılaşılmamıştır.
+
tse’nin hazırlamış olduğu türk erkeğinin standart vücut ölçüleri tablosu bulunmasına rağmen, türk insanının anatomisine dayanan bir kalıp sisteminin geliştirilmemiş olması büyük eksikliktir.
+
giysinin istenilen özelliklere sahip olabilmesi için insan vücudunun anatomik ve mekanik yapısının iyi bilinmesi gerekmektedir. insanların yaşadıkları yer, genetik yapıları, beslenme biçimleri, çalıştıkları meslekleri, uğraştıkları spor dalları ve daha birçok sosyo-ekonomik koşullar vücut yapılarını etkilemektedir.
+
kalıp hazırlamada vücudun anatomik özelliklerinin tanınması, sonucun başarılı olması açısından oldukça gereklidir. vücudun hangi noktalarında kas, kemik ve eklem yerinin olduğunun bilinmesiyle vücuda uyumlu bir kalıp elde edilebilir.
+
giyim açısından ergonomi; bireyin anatomik, psikolojik ve biyolojik özelliklerini, statik ve dinamik antropometrik verilerini göz önünde bulundurarak daha rahat, kullanışlı, estetik ve fonksiyonel giysiler üretmeye ve geliştirmeye çalışan çok amaçlı bir bilimdir.
+
anatomi, fizyoloji ve psikoloji gibi alanlardan yararlanan ergonomi, giyime önemli katkılar sağlamaktadır.
+
fizyolojik açıdan gömlekte ergonomiyi irdelersek; klasik erkek gömleğinde yüzde yüz pamuklu kumaşlar tercih edilmelidir, doğal olduğu için cildin nefes almasını sağlar. şayet kumaş sadece pamuklu değilse, karışım oranında sentetiğin üçte biri geçmemesine özen gösterilmelidir. kışın daha ağır pamuklu gömlekler, yazın ise daha hafif pamukluların yanı sıra keten ile karışık pamuklular ve ipek pamuk karışımı kumaşlar tercih edilmelidir.
+
bir giysinin öncelikle rahat, kullanışlı ve vücuda uyumlu olabilmesi için ergonomik açıdan yeterli ve antropometrik verilere dayanan kalıplardan elde edilmiş olması gerekir. birey kendisini giysi içerisinde rahat ve huzurlu hissetmeli ayrıca görünüm açısından da tatmin olmalıdır.
+
kalıp hazırlayan birey, anatomik vücut özelliklerini iyi bilmeli, kalıp hazırlama konusuna yeterli düzeyde bilgi ve beceriye sahip olmalıdır.
http://acikerisimarsiv.selcuk.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/8235/189445.pdf

kişiye özel, anatomik özelliklere uygun, birebir ölçülerde, iyi malzeme, iyi kesim ve kaliteli bir dikiş uygulamasıyla özgün modeller yaratan haute couture, kelime karşılığı olarak türkiye’deki tüketiciler tarafından ısmarlama giyimle eş anlamlı olarak kullanılmaktadır.
+
“haute couture” terimi dilimize fransızcadan geçmiştir. fransızca da kelimenin başında bulunan “h” sesi telaffuz edilmeden otkütür diye okunur.
+
haute kelimesi, yüce olağanüstü, şık ve zarif demektir. couture ise, elbise dikmek, dikiş veya iğne ile işlemek anlamındadır. bu iki kelimenin kombinasyonu ise giysi modasında kusursuz bir sanatçılığı ifade eder.
+
ölçü alma işleminde kullanılacak araç ve gereçlerin (mezura, cetvel, bel şeridi, kâğıt, kalem, v.b.) öncelikli olarak hazırlanması gerekmektedir. kullanılacak kalıp sistemine göre kişinin normal duruşu sağlanmalı ve ölçüler iç çamaşırı üzerinden doğru ve net alınmalıdır. ölçü alma esnasında kişinin vücut özelliklerine dikkat edilmelidir. iki taraflı ölçülerde (omuz genişliği gibi) sağ tarafın ölçüsü alınmalıdır. ayrıca ölçü alırken kişinin anatomik yapısı dikkate alınmalıdır. simetrik olmayan vücutlarda ölçü sağ ve sol olarak ayrı ayrı alınmalıdır.
+
günümüzde kullanılan kalıp sistemleri, müler sistemi, ingiliz sistemi, fransız sistemi v.b. gibi isimler almaktadır. dünya üzerinde yaşayan toplumların, farklı anatomik yapılara sahip olmaları kalıp sistemlerinin çeşitlilik göstermesinde etkendir. bu sistemlerin ortak özelliği, standart ölçü tablosu ve hesaplama formülleri ile çalışılmasıdır. sistemler, kendilerine özgü çizim kuralları ve teknikleri açısından birbirinden farklılık gösterir.
+
insanın anatomik yapısı, kişiye ve topluma göre değişiklik gösteren boyut, tip ve özelliklere sahiptir. bu değişiklikler, çeşitli vücut ölçüleri arasındaki istatistik verilerden yaralanarak bulunmuş, oran farklarıyla sınıflandırılmıştır.
http://acikerisimarsiv.selcuk.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/2316/234984%20ayfe%20%C5%9Fahin.pdf

sanat ve gerçeklik: robert tressell’in ‘baldırı çıplak hayırseverler’i ile emek tarihine bakmak
+
fuat man
https://www.researchgate.net/publication/331198456_Sanat_ve_Gerceklik_Robert_Tressell’in_’Baldiri_Ciplak_Hayirseverler’i_ile_Emek_Tarihine_Bakmak

sanatın ya da herhangi bir estetik faaliyet veya algının var olabilmesi için, belli bir fizyolojik önkoşul şarttır: sarhoşluk hali. sarhoşluk, önce tüm makinenin uyarılabilme kapasitesini artırmış olmalı: bu olmadan sanat olmaz.
https://www.yapikrediyayinlari.com.tr/dosyalar/2018/02/Antikler-ve-Postmodernler-PDF-tadimlik.pdf

dini değerleri aşağılama suçu (tck m.216/3)
+
mehmet emin artuk, mehmet emin alşahin
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/787645

bilimsel verileri kullanması bakımından ahmed avni konuk’un mesnevî-i şerîf şerhi
+
zeliha öteleş
http://acikerisim.fsm.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11352/3086/%C3%96tele%C5%9F.pdf

temel insani değerler ile yaşam doyumu arasındaki ilişki: sivas cumhuriyet üniversitesi örneği
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/737604

iş yaşamında bireysel değerler: bir vakıf üniversitesi meslek yüksek okulu örneği
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/62460

insan hayatının değeri
http://www.imo.org.tr/resimler/ekutuphane/pdf/17655_41_39.pdf

yaşam değerleri ile iş değerleri arasındaki etkileşim: otel çalışanları örneği
http://iibfdergi.bartin.edu.tr/wp-content/uploads/2018/11/8-Ya%C5%9Fam-De%C4%9Ferleri-ile-%C4%B0%C5%9F-De%C4%9Ferleri-Aras%C4%B1ndaki-Etkile%C5%9Fim-Otel-%C3%87al%C4%B1%C5%9Fanlar%C4%B1-%C3%96rne%C4%9Fi.pdf

kaliteli yaşamanın felsefesi
https://www.acarindex.com/dosyalar/makale/acarindex-1423905118.pdf

toplumsal yaşam bilinci olarak değer
konuya değerler sosyolojisi ve değerler eğitimi bağlamında bir yaklaşım
https://www.pegem.net/dosyalar/dokuman/962017144057toplumsal.pdf

üniversite öğrencilerinde değerler ve yaşamın anlamı arasındaki ilişki
https://ded.dem.org.tr/gorsel/pdf/ded-29-makale-12.pdf

spinoza ve nietzsche’de yaşamın olumlanması sorunu
https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/33626/cagan.pdf

a holü fuaye alanı’nda gerçekleşen ne yersek biz o’yuz konulu söyleşide ziyaretçilerle buluşan onkolog dr. yavuz dizdar, tecrübelerini aktardı. “yediğiniz kaliteli olsun. biraz aç kalmakla hiçbir şey olmaz. bilakis bilenirsiniz. aşırı tokluk insanı rehavete sürükler ve çalışma azminin azaltır. bir miktar açlık her zaman için insan vücuduna faydalıdır. acıktığınızı hissetmeden de sakın ara öğün ve benzeri şeyler yemeyin. ama ‘ben bunu istiyorum’ derseniz de istediğinizi yiyebilirsiniz. ‘benim canım sürmelik bir şey çekti’, yiyin mesela” ifadelerini kullandı.
https://ekolojiizmir.izfas.com.tr/images/bultenler_pdf/Ekoloji_bulten_23.pdf

yapmış olduğunuz röportajda dr. yavuz dizdar’ın yanlışlar ve safsatalar içeren bilgilerinde gerçeklerin ortaya konması açısından aşağıdaki görüşlerimi sizle paylaşmak istiyorum. bu konulardaki doğru bilgilere sütunlarınızda yer vererek halkın yanlış anlamalardan dolayı duymuş olduğu kaygıların giderilmesine yardımcı olmanızı diler saygılar sunarım.
+
vatan gazetesinde 04. 04. 2012 tarihinde yayımlanan istanbul üniversitesi tıp fakültesi onkoloji enstitüsü öğretim üyesi dr. yavuz dizdar ile yaptığınız röportajın manşeti “sağlıklı diye yediğiniz tavuklar tavuk değil” şeklinde atılmış.
http://www.banvit.com/library/9.pdf

ağrının fizyoloji ve ileticileri
yavuz dizdar
http://e-kutuphane.teb.org.tr/pdf/eczaciodasiyayinlari/aneljezikle/3.pdf

hygieia’nın kumaşları
yavuz dizdar
+
giyinmek örtünmek değildir.
giyinmek yalıtmak değildir.
giyinmek vücudu dışa bağlar.
ipek korur, yün tutar.
http://www.ekoteks.com/Content/Documents/06-yavuzdizdar.pdf

halûk perk müzesi
antik çağdan günümüze biberon koleksiyonu
+
halûk perk
burcu özdemir
https://www.academia.edu/36351405/Hal%C3%BBk_Perk_M%C3%BCzesi_Antik_%C3%87a%C4%9Fdan_G%C3%BCn%C3%BCm%C3%BCze_Biberon_Koleksiyonu

osmanlı istanbul’unda çocuk olmak
yahya araz
https://www.academia.edu/25132783/_Osmanl%C4%B1_%C4%B0stanbulunda_%C3%87ocuk_Olmak_B%C3%BCy%C3%BCk_%C4%B0stanbul_Tarihi

6-9 aylık bebeklerin psikomotor gelişimini destekleyen yenilikçi giysi önerileri
http://earsiv.halic.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12473/1450/398322.pdf

muğla ilinde annelerinbebekbakımında uyguladıkları geleneksel yöntemler
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/755498

prematüre bebeklerde duyu bütünleme müdahale programının duyusal işlemleme, emosyonel ve adaptif cevaplar üzerine etkisi
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/1616/2c62debb-0d8c-42af-b769-223f08bfafee.pdf

0-12 aylık bebeği olan ebeveynlerin bebek bakımına ilişkin geleneksel uygulamaları
http://acibadem.dergisi.org/uploads/pdf/pdf_AUD_584.pdf

karaman ilindeki annelerin bebeklerinin bakımında uyguladıkları geleneksel yöntemler
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/29657

ahmet rasim küçükusta, bahar alerjisini polenlerin sebep olduğu solunum yolu alerjisi olarak tanımlıyor.
+
prof. dr. küçükusta’ya göre bitkilerin türlerine göre polen zamanları farklı. mesela, hem yaprak döken hem iğne yapraklı ağaçlar ilkbaharda, otlar ve çiçeklerin çoğu haziran ve temmuz aylarında polen yayıyor.
http://haber.tobb.org.tr/ekonomikforum/2006/04/80-81%20saglik.pdf

ahmet rasim küçükusta;” kongredeki bilim adamlarına adeta yukarıdan bakan canan karatay, başımıza bir “gebelikte şeker testi” çıkardı ve dünyanın bir numaralı sağlık problemi obezite ve diyabeti gündemden düşürdü” dedi….
+
ahmet rasim küçükusta son yazısında , canan karatay’ı yalanlama kongresi yapılmalıdır” diyerek “endobridge 2015 kongresi’ne giden ve orada uzmanlardan görüş aldığı alan mesude erşan’ın da canan karatay’ın işbirlikçisi olabileceğini ima ederek;”böyle büyük bir kongreden “gebelikte şeker testi şart” başlıklı bir haber çıkarmak şapkadan tavşan çıkarmaktan farksızdır” ifadesini kullandı.
http://www.diabetcemiyeti.org/var/cdn/9/7/Adnan-Gokcel.pdf

prof. dr. ahmet rasim küçükusta’ya göre “vahşi tıp” ve “sağlıksız gıda endüstrisi” ortak çıkarlar doğrultusunda adeta sırt sırta vermiş, “müşteri” bekliyor!
http://www.dirim.com/Dirim_2014-303_files/Kebikec%CC%A7.pdf

prof. dr. ahmet rasim küçükusta: iğneyi kendimize batıralım. modern tıp ve doktorlar hastalıkların doğru yaşanarak nasıl önleneceğine dair tavsiyelerde bulunmuyor. besin takviyesi adı altında satılan bu ürünlere gıda bakanlığı, reklamının yapılmasına rtük ve sağlık bakanlığı göz göre göre izin veriyor, üniversiteler araştırma yapmıyor, medya rating ve tiraj uğruna bu kişileri ekrana çıkartıyor.
https://www.el.tufs.ac.jp/prmeis/html/pc/pdf/pdfNews20120630_101434.pdf

mehmet şevket eygi: tıp, endüstri haline gelince sağlık çöker!
+
sağlık durumumuzu son derece kötü görüyorum. tıp ve ilaç sanayii bir sektör olmuştur. hasta ikinci plana atılmış, yerini müşteri almıştır. gereksiz yere pahalı tahliller yaptırılmakta, lüzumsuz ilaçlar yutturulmaktadır. yine hiç gereği olmadığı halde ameliyatlar yapılmaktadır. tıp, endüstri haline gelince sağlık çöker. bu konularda dr. ahmet rasim küçükusta’nın yazılarının okunmasını tavsiye ederim. tıbbı inkâr etmemekle birlikte, modern tıp kilisesini inkâr ediyor, başta islam tıbbı olmak üzere paralel yumuşak tıplara dönülmesini istiyorum. hastaların yürüyerek gittiği, muayeneden sonra sedyelerle taşındığı bir tıp sistemi insanî ve islamî olamaz.
http://sdplatform.com/document/edergiler/SD_35_web.pdf

‘’hazır gıdalara ancak halk ‘dur’ diyebilir’’
ahmet rasim küçükusta
https://www.cekmekoy.bel.tr/uploads/geneldosya/cekmekoy-2023-57-4169-d.pdf

gıda tüketim trendlerinin şekillenmesinde kanaat önderlerinin rolü: canan karatay örneği
http://betadergi.com/ttad/yonetim/icerik/makaleler/225-published.pdf

şeker yükleme testine ne oldu? medyanın halk sağlığı üzerine etkisi
+
ünlü kişilerin sağlık algısı ve sağlıkla ilgili karar süreçlerindeki etkisi belirgindir. ticari ürünlerle ilgili kararlarda olduğu gibi sağlıkla ilgili kararlarda da olumlu veya olumsuz etkileri olmaktadır. dr. canan karatay’ın açıklamalarından sonra yapılan şeker yükleme testi sayısı azalmıştır ve bu açıklamaların yarattığı olumsuz etki halen sürmektedir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/553198

gıda mühendislerinden canan karatay’a tepki
http://www.usf.org.tr/Eklenti/765,gida-muhendisleri-canan-karataya-tepkipdf.pdf?0

çocukların meyve suyundan uzak tutulması gerektiğini söyleyen canan karatay, “meyve suyunun içine konulan fruktoz ve içinde bulunan mısır şurubu şekeri, çocuklarımızın karaciğerini yağlandırıyor. çocukların en önemli alkolü meyve sularıdır. ‘çocuklara şeker verme’ kampanyası başlattık. asitli içecekler de aynı. bir bardak kolada 22 paket şeker var. çocuğumuza evde sıktığımız portakal suları da dahil meyve suyu vermeyeceğiz. çünkü meyve içmek için değil, yemek içindir.
https://kucukcekmece.istanbul/Content/dosya/2089/kcm-bulten-4-nisan-2016-40782-152419.pdf

hasta mıyız? yoksa müşteri mi? sorusunun yanıtının arandığı deşifre programı’nda kardiyolog prof. dr. gülümser heper’in şok eden açıklamaları dikkat çekti..
heper: “yıllardır doktorum, ilaçla iyileşen hastaya rastlamadım, ilaçlar hastalığı bir süreliğine uyutuyor, hastalık sonra tekrar nüksediyor. ben hastalarımı uyarıyorum, ne olur bana hasta olarak gelmeyin. hastalıklardan korunmaya çalışın. koruyucu tedavi hastalığın tedavisinden daha önemlidir.” uyarısında bulundu.
https://silo.tips/download/salkl-nsanlardan-hasta-yaratma-yntemleri

sağlıklı insanlardan hasta yaratma fikri, insanların sağlıklarını çalan dev bir pazar oluşmasına neden oldu.
https://www.kanser.org/saglik/userfiles/file/TTOKkitap5.pdf

ünlü sistematikçi linne, “üç sinek bir arslandan daha çabuk cesedi tahrip eder” demektedir.
http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/38/285/2599.pd

rudolf ludwig karl virchow (1821-1902) prusya’nın schivelbein (bugün polonya’nın swidwin kasabası) adlı küçük bir kasabasında doğdu. liseyi baltık denizi yakınındaki köslin (bugünkü koszalin) kentinde okudu; en sevdiği dersler doğa bilimleri ve tarihti. yabancı dile de yeteneği vardı: latince, yunanca, ibranice, fransızca ve italyanca öğrendi.
+
tıp eğitimini aldığı berlin’de en çok etkilendiği hocası johannes müller (1801-1858) oldu. charité tıp merkezinde, 1845’te prosektör olarak çalışmaya başladı. bir yıl sonra, fakültede ders vermeye başladı ve ilk dersi kaslardaki yangı üzerineydi. ertesi yıl, archiv für pathologische anatomie (patolojik anatomi arşivi) adlı bir dergi kurdu. uluslararası tıp çevrelerinde virchow’s archiv olarak tanınan bu derginin editörlüğünü elli yıldan fazla süreyle üstlendi.
+
prusya hükümeti tarafından, 1848 yılında bir tifüs salgınını araştırmak üzere görevlendirildi. raporunda epidemik hastalıklarla en iyi mücadelenin demokrasi, eğitim ve ekonomik adalet ile yapılabileceğini bildirdi. yayınladığı yarı siyasi die medizinsche reform (tıbbi reform) dergisinde bu görüşlerini savundu. düşünceleri dolayısıyla, berlin’den sürüldü ve bavyera’nın würzburg kentinde patolojik anatomi profesörü olarak çalışmaya başladı.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/509035

virchow, arşivlerin ilk sayısında dönem itibariyle devrimci bir çıkış olan ana tezini yayınladı; bu teze göre, bilimsel tıp bilgisi patolojik anatomi ve fizyoloji üzerine inşa edilmeliydi.
http://www.belgelik.dr.tr/toplumhekim/download.php?Id=iGEyPybAMna

“hükümetin asli hedeflerinden biri, halk sağlığı ile ilgilenmektir” diyen virchow, sağlık hakkının anayasal bir hak olduğuna ilişkin şu net cümleyi kurar: “iyi bir anayasa, … her türlü kuşkuyu giderecek şekilde, bireyin yaşam hakkı olduğunu beyan etmelidir.” döneminin “tek-nedenli” hastalık yaklaşımına itiraz ederek, hastalığın çok nedenli olduğu vurgusunu yapmıştır. tıbbın, bireye indirgenen dar yaklaşımına da itiraz ederek, tıbbın kapsayıcılığının altını çizer: “tıbbın, tümüyle demokratik, refah tabanlı bir topluma dönüşümündeki politik sürecin parçası olması gerekir.” böyle bir toplum ve böyle bir tıp tarifi, haliyle hekime de farklı görevler yükleyecektir: “doktorun görevi, yoksulların doğal avukatı olmaktır”.
https://www.belgelik.dr.tr/ToplumHekim/download.php?Id=TRsRPfqAwPj

koruyucu sağlık rehberi
http://www.eczaakademi.org/images/upld2/ecza_akademi/20170119koruyucu_saglik_rehberi_2210.pdf

insan kalbinde altın oran
http://cms.galenos.com.tr/Uploads/Article_32811/GMJ-57-1-En.pdf

vücut yapısı ölçüm yöntemleri ve şişmanlıkla başa çıkma
https://avys.omu.edu.tr/storage/app/public/murat.elioz/131138/13-VUCUT-YAPISI-VE-SISMANLIKLA-BASA-CIKMA.pdf

islam dini intiharı kesin olarak yasaklamıştır. fakat buna rağmen müslümanlar arasında da intihar vakaları görülmektedir. çalışmamızın en önemli araştırma konusunu da bu oluşturmaktadır. çok ağır maddi ve manevi sıkıntılar yaşayan bir müslüman intihar etmeyi düşünmezken, daha hafif bir sıkıntı sebebi ile intihara teşebbüs eden müslüman birisinde bu farkı oluşturan nedir?
+
“insanı mutlu ya da mutsuz eden olaylar değil, kişinin olaya bakış açısıdır.” sözü, çalışmamız açısından çok önemlidir. çünkü olaylar aynı olduğu halde gösterilen tepkiler kişilere göre değişmektedir. işte islamiyet’in kişiye kazandırdığı “olaylara bakış açısı” tezimizde araştırdığımız başlıca konulardandır.
https://core.ac.uk/download/pdf/35314364.pdf

savaş, politikanın başka bir araçla şiddet yoluyla sürdürülmesidir.
http://www.idildergisi.com/makale/pdf/1482735349.pdf

muhteşem ortaklık: kant ve clausewitz
+
ali l. karaosmanoğlu
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/539758

savaşı siyaset ile okumak: clausewıtz paradigması ne söyler?
https://www.muhafazakar.com/uploads/articles/56/6.pdf

savaş ve savaşmak: batı’nın terörle mücadele pratiklerinin paradoksu üzerinde düşünmek
https://www.esbadergisi.com/images/sayi10/savas-ve-savasmak.pdf

clausewitz’in savaş teorisi ve yeni savaş çalışmaları
+
kıvılcım romya bilgin
+
savaş konusunda en bilinen isimlerden olan carl von clausewitz (1780-1831) için pierre naville, şu tespiti yapmıştır: “clausewitz sık sık zikredilir, az okunur, daha az anlaşılır.”
http://merkezstrateji.com/assets/media/48-2015-k-r-bilgin-clausevitz.pdf

ünlü sistematikçi linne, “üç sinek bir arslandan daha çabuk cesedi tahrip eder” demektedir.
http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/38/285/2599.pdf

basının ham maddesi küfür ve çamur mu?
+
mehmet barlas
https://core.ac.uk/download/pdf/149222772.pdf

postmodern süreçte fotoğraf sanatında çıplak beden kullanımı
+
onur tatar
+
rönesans döneminde hıristyan inancını temsil eden diğer bir figür de insan vücudu anatomisinin kusursuz bir şekilde işlendiği donatello’nun “davud” heykelidir. donatello’nun bu eseri, rönesans döneminde yapılan ilk çıplak heykellerden biridir.
+
gerek insan vücudunun anatomik olarak merak edilmesi ve incelenerek bu anatomik yapının sanat eserlerine aktarılması gerekse dinî yasaklamaların ortadan kalkmasıyla çıplaklık ön plana çıkmıştır.
http://acikerisim.deu.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/20.500.12397/9652/328050.pdf

çıplak bedenin kamusal alanda eleştiri nesnesi olarak kullanımı: spencer tunick’in enstalasyonları
+
onur tatar
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1148337

avrupa birliği’nin terörizmle mücadele yöntemleri
+
kübra deren ekici
+
terörün ortak tanımı yapılmasına rağmen terörizm konusunda ortak bir tanım bulunmamaktadır. bunun en önemli nedenlerinin başında devletlerin terörizmi ulusal çıkarlarını gerçekleştirebilmek için bir araç olarak kullanmaları gelmektedir.
+
bölgede yaşanan terörist saldırılarının ardından yayılmaya başlayan “islamofobia” insan hakları ihlallerinin önlenmesi bakımından çözülmesi gereken bir konu halini almıştır.
+
terör kavramının tanımlanmasında bir sorun yaşanmazken siyasal hedef gözeten terörizm kavramının tanımlanmasında sorunlar yaşanmaktadır.
+
terör ve terörizm sanayileşme döneminde, asimetrik bir savaşın stratejisi ve ölü üzerinden propaganda kurgusuyla ortaya çıkmıştır.
+
terör ve terörizmi dinsel anlamda habil’in kardeşi kabil’i öldürmesine kadar götürmek mümkündür.
+
trafik teröründen de bahsedebiliriz.
+
islâm tarihinde de terörün çok önemli bir yeri olmuştur. hz. ali’nin öldürülmesi islâm dininin mezheplere bölünmesine yol açmıştır.
+
bir öldür bin korkut.
+
1980’lerde afganistan’da sovyetlere karşı mücahitlere destek veren abd yönetimi “dinsiz komünizmin” yıkılmasına ivme kazandırmak için orta asya’da pompaladığı islamî uyanışın da bir gün kendisi için problem teşkil edeceğini tahmin edememiştir.
+
ey özgürlük! senin uğruna ne cinayetler işlenir.
+
terörizmin uluslararası platformda kabul görmüş tek bir tanımı yoktur.
+
dinin doğrudan terör eylemlerinin kaynağı olmadığı ancak terör gruplarının eylemlerini meşrulaştırmak için dini bir araç olarak kullandığı vurgulanmıştır.
+
günümüzdeki çatışmaların çoğu etnik ve dini kökenli çatışmalar olup soğuk savaş sonrası dönemin uluslararası siyasi yapısı bunda etkilidir.
+
islamcı terörist grupların daha öldürücü olduğuna kanaat getirmişlerdir. bu iddialarını 1968 den 2005 e kadar olan terörist saldırıların %93,6’ dan islamcı grupların sorumlu olmasına bağlarlar.
+
dini motivasyonlu terörist gruplar seküler olanlara göre saldırıya daha fazla eğimlidir ve daha çok kayıpla sonuçlanır.
+
terörün dini ve inancı yoktur.
http://acikerisimarsiv.selcuk.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/1435/308897.pdf

din ve terör üzerine
+
mustafa erdem
+
terör, bazı kesimlere göre son yılların korkulan, ürkülen, nefret edilen, insanlığı felakete götüren gayri ahlaki, gayri insani, gayri dini yol ve yöntemi olarak kabul edilmektedir.
+
buna mukabil bazı kesimlerde ise tersine ezilen, horlanan, zorlanan, inanma ve yaşama hakkı elinden alınmak istenen ya da alınan insanların başvurduğu, askeri, ahlaki, hatta dini meşru hakları olarak ilan edilmektedir.
http://ktp.isam.org.tr/pdfdrg/D01949/2004_20/2004_20_ERDEMM.pdf

“özgürlüklerin şiddeti”nden “şiddetin özgürlüğü”ne: sosyo-hukuksal gelişimi içinde terör kavramına ulusötesi etik yaklaşım mümkün mü?
+
erdem ilker mutlu
http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2016-123-1566

neizvesty’nin estetik öfkesi
+
terlan mehdiyeva azizzade
+
onun yaratıcılığı, sosyalizm ruhuna ters düşmektedir. ‘sanat toplum içindir’ düsturuyla benimsenen resmî sanat anlayışın kural ve yasalarına zıt bir duruş sergilemektedir.
+
neizvestny’ye hem akademi hem de birlik karşıydı. çünkü onun eserlerini bir tehdit olarak görmekteydiler.
+
berger ….. neizvestny’deki erotizmin görsel sanatlarda olduğu gibi çıplaklık kadar yüzeysel olmadığını; yapay cinsel tahrik olmadığını ileri sürerek, sanatçının amacının cinselliğin doğal, hayati ve söndürülemez gücünü aktarmak olduğunu vurgulamaktadır. neizvestny’nin cinselliği ticareti yapılan bir cinsellik olmayıp, her şeyden önce bir enerji formudur.
http://www.idildergisi.com/makale/pdf/1450082683.pdf

‘ibn arabi’de “dinlerin (aşkın) birliği” ve “ibadet” meselesi’ hakkında bir değerlendirme
+
dilaver gürer
+
her din eddin’dir. yani bir dini yaşayan kimse tüm dinleri yaşamış gibidir.
+
her din bir biçim ve öze sahiptir.
+
her din temelde ilahi vahye dayanır.
+
her kitle kendisi için seçilmiş olan dini izliyor; kendi irâdeleriyle seçtikleri dini değil. bir insanın bir başkasını, izlediği din yüzünden itham edebilmesi için, o dinin o kişi tarafından özgür irâdeyle seçilmiş olması gerekir.
+
her din sahibi, allah’a diğerinlerininkinden farklı bir şekilde bakar.
http://www.tasavvufdergisi.net/Makaleler/169732395_11_1_2003_IV_11_GURERD.pdf

din dili ve dilde din: “din” atıflı şahıs isimleri üzerine – ı
din dili ve dilde din: “din” atıflı şahıs isimleri üzerine – ıı
+
hasan peker
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/612891
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/747623

zâti, şiirin metalaşmasına bir örnek olarak gösterilmektedir. yoğun kaside ve gazel üretimi bu şaire önemli bir ekonomik getiri sağlamıştır.
http://monografjournal.com/sayilar/1/klasik-donem-osmanli-siirinde-patronaj-ve-sairin-uretim-sureci-iliskisine-bir-bakis-monograf-sayi-1.pdf

dinin magazinleştirilmesi: türk televizyonlarında dinin temsili
+
merve yazıcı
http://acikerisim.ticaret.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11467/2286/63385.pdf

postmodern tanrı misafiri: popüler “tasavvuf”çuluk
+
adem bölükbaşı
+
türkiye modeli laikleşmede de bir yandan katı bir dinde reform söylemi hâkim olurken, öte yandan ise devletin dinsel alanı tamamen kontrol ettiği kurumsal yapılar oluşturulmuş ve bu kontrolün dışında kalabilecek hiçbir yapıya müsaade edilmemiştir.
+
olguların dünyasında bu denli keskin bir din/dünya, dinî/dünyevî veya kutsal/profan ayrımının var olduğu söylenemez.
+
parsons modern batı düşüncesindeki “determinist insan doğası” fikrinin hıristiyanlıktaki “günahkâr doğal insan” kavramının sekülerleştirilmiş versiyonu olduğunu ifade etmektedir.
+
geleneksel toplumlarda din kültürün omurgası olmuşsa, günümüz toplumlarında da popüler din de popüler kültürün omurgası olmaktadır.
+
dindarlıklar geleneksel din anlayışlarından farklılaşarak kişiye özel olarak bireyselleştirilmiş bir forma bürünmüştür. bu durum, müşteriye özel esnek üretim düzenini anlatan post-fordist üretim biçiminin adeta dinî pazara uyarlanmış biçimidir.
+
söz konusu postmodernleşme ideolojik bir konum ve bir kimlik olarak ateizmin, teizmin veya farklı dinlere ait paradigmaların kendilerini yegâne doğru olarak gören gerçeklik iddialarından vazgeçerek birbiriyle uzlaşabilen ayrı varlıklar şeklinde hayatiyetlerini devam ettirebileceği bir toplumsal ortamı da işaret etmektedir.
+
türkiye’de din ile seküler ana akım kültürün uzlaşma zeminini dinî açıdan oluşturan temel, büyük ölçüde popüler tasavvufçuluk olmuştur.
+
islâm’ın modernleşme karşısında bir anlamda aklanması için günah keçisi olarak tasavvuf seçilmiştir.
+
“gerçek islâm” “türk islâmı”dır.
+
dinin kurumsuzlaşması ve post-geleneksel çağ
+
söz konusu olan, kurumsal dinden bireyselleştirilmiş dine geçiş, saygı ve tabu konusu olan dinden tüketim nesnesi haline gelen “metalaşmış kutsal”a geçiş, sorumluluktan tercih özgürlüğüne geçiş gibi dinamikleri içerisinde barındıran bir dönüşüm sürecidir.
+
kültür ve turizm bakanlığı tarafından “mevlevîlik ve semâ törenleri hakkında genelge” yayımlanmış ve mevlevî ayininin aslına uygun yapılmasıyla ilgili bazı uyarılarda bulunulmuştur.
+
hatta bu genelgede bile semâ töreni ibaresinin yanı sıra sema gösterisi ibaresi de kullanılmaktadır. bu durum dinî/tasavvufî bir ayin ve ritüelin “gösteri” olarak popülerleşmesinin ve dinî formların
metalaşmasının bir belirtisi olarak okunabilir.
+
kurguya dayalı edebî eser türündeki kitaplar da, kişisel gelişim kitapları da tasavvufî başlıklar ve temalarla çok yoğun bir okuyucu kitlesinin ilgisini çekmiştir.
+
…. dinî kurtuluşun yerini de mutluluk arayışı almaktadır.
+
mevlânâ, şems veya yunus emre’nin o sözün sahibi olup olmadığı önemli değildir.
+
resim-2’de besmele gibi “dini” ve “kutsal” bir unsur kadın-erkek ilişkisi ve sevgisiyle ilişkilendirilmiştir.
+
yazılı kültürde popüler tasavvufçuluğun bir başka boyutunu kurgusal metinler olan romanlar oluşturmaktadır. bunlar arasında en çok üne kavuşan ve edebî bir popüler kültür ürünü olarak türk edebiyatında en kısa zamanda en çok satışı yapma anlamında büyük bir başarı getiren elif şafak’ın aşk adlı romanı olmuştur.
+
mevlana ve mevlevilik adı etrafında kurulan derneklerin ve vakıfların ya da yerli ve yabancı turistlere yönelik “sema gösterisi” düzenleyen işletmelerin yaptığı sema ayinleri ve benzeri faaliyetler tam anlamıyla dindışı/profan bir performans ve pop kültüre ait bir gösteriden ibarettir.
+
avm’lerde veya açılış törenlerinde mevlevî âdâb ve erkânına uygun olmayan şekillerde yapılan ve bu anlamda ritüel olma vasfını yitiren bir dindışı popüler kültür ürününe dönüşmektedir.
http://www.momentdergi.org/index.php/momentdergi/article/download/170/330

john m. coetzee’nin gözüyle filozoflar ve hayvanlar
+
barış mutlu
+
hayvanlar dünyanın her yerindeki üretim çiftliklerinde, kesimhanelerde, laboratuvarlarda türlü korkularla ve ölümlerle yüzleşmektedirler.
+
kültür hayvanlarla olan ortaklığımızı yıkmak için her şeyi yapmaktadır.
+
hayvanlardan daha zeki olmamız, entellektüel beceriler göstermemiz “daha yüksek bir ahlaki mevki”de yer aldığımızı göstermez.
+
onları ve yaşadıkları toprakları istediğimiz gibi kullandık, zapt ettik.
+
bizler kendi türümüzü korumak için öz-bilinç becerisi taşımayan bebeklere bir buzağı gibi yaklaşmasak da buzağı öldürme konusunda bir sorun görmeyiz.
+
evreni gerçekten hayvanlardan daha mı iyi anlıyoruz?
+
soyut bir şekilde, bir hayvan zihni ile bir hayvan zihnini taklit eden bir makineyi ayıramazsın.
+
jaguar poetik güçle bizledir, bizde dalgalanarak bedenimize egemen olur.
+
bir tavuğu öldüren kasap ile bir insanı öldüren infazcıyı aynı göremeyiz,
+
süt içen bir buzağı anneyle belli bir anlamlı ilişkiye ve annesinin yokluğunun değerine dair yeterli, belli bir anlayışa sahiptir.
+
para için getirdiği ceset parçaları
+
böyle sorumluluk alanlarına kör olduğumuz ve kendimizi kapattığımız için, sempati yoksunluğu ile hayvanları hapsedip öldürmek kadar insanları fırınlarda yakma gücünü gösterebilmekte ve dünyanın dengesini de her geçen gün bozabilmekteyiz.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/653072

aristoteles’te ve derrida’da hayvan sorusu
+
güncel oğulcan ülgen
+
neden bir hayvan felsefesinden bahsedilemez?
+
“bu kadar animot’yu evde nasıl ağırlar ya da özgürleştirebiliriz?”
+
ilk başta insana verilen buyruk bitki yemekken, “[t]anrı, ancak dünyayı bir tufanla yerle bir ettikten sonra nuh’a insanların ‘bütün canlıları’ yiyebileceğini” söylemiştir.
+
romantik yazarlara göre insana anatomik olarak en uygun diyet vejetaryenliktir. hastalıklar etçil bir beslenmenin sonucudur. dolayısıyla, hastalıktan uzak bir yaşam sürmek isteyen insanın vejetaryen beslenmesi gerektiğini düşünürler.
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/12021/Aristoteles%27te%20ve%20Derrida%27da%20Hayvan%20Sorusu%20.pdf

cennet’in mekân değişimi: yaşam kalitesini arttırma çabasında türkiye pratiği
+
mazhar bağlı
+
her toplumun kendine özgü bir “ütopya” anlayışı veya kusursuz toplum modeli ve pratiği vardır.
+
eğer her arzu ettiğimizi gerçekleştirecek yetkinliğimiz ve imkânlarımız varsa neden “kusursuzluğu” sürekli bizden uzaklaştırmak isteyen din ve ütopya/dinlerin aksine onu hemen şimdi aramıyor veya kurmuyoruz?
+
kısaca belirtmek gerekirse gerek geçmişte gerek günümüzde devletlerle veya siyasal yapılarla dinsel yapılar arasındaki temel ilişki, birinin diğerini kendisine tarihsel bir dayanak olarak görüyor olması ve bu dayanağı kaybetmekle de kendi iddiasını kaybedebileceği korkusunu yaşıyor olmasındandır.
http://www.sehirdusunce.com/pdf/cennetin_mekan_degisimi_mazhar_bagli.pdf

tarihte goygoycular
+
hikmet toker – erhan özden
http://www.hikmettoker.com/wp-content/uploads/2019/08/Tarihte_Goygoycular_Goygoycus.pdf

dilencilik yoksulluk ilişkisi
+
suvat parin
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/4088

dilenciler ve dilencilik
(sosyolojik bir araştırma)
+
celalettin vatandaş
https://sbd.aku.edu.tr/IV1/15CelalettinVatandas.pdf

tanzimat hikâye ve romanlarında dilenciler ve dilencilik
+
beste semiha bahçeci
http://dedekorkutdergisi.com/Makaleler/153904111_Beste%20Semiha%20BAH%C3%87EC%C4%B0.pdf

ölüm rahatlıktır.
http://ekitap.yek.gov.tr/FFv/o3/web/d.php?pD=.&pP=e648fa98-be76-4294-bcd7-516f654a95c4.pdf&pid=597&file=e648fa98-be76-4294-bcd7-516f654a95c4.pdf

ölüm huzurdur.
https://booksfer.com/electronic-book/1267

ölüm kurtuluştur.
https://openaccess.firat.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11508/15365/443013.pdf

ölüm tatlıdır.
http://arsivakurd.org/images/arsiva_kurd/kovar/ozgurluk_yolu/ozgurluk_yolu_37_38.pdf

ölüm sükûnettir.
http://ekitap.yek.gov.tr/FFv/o3/web/d.php?pD=Ke%C5%9F%C5%9F%C3%A2f%20Tefsiri%20Cilt%205&pP=12424b9d-49e3-461d-ba8b-22f7719ae2b4.pdf&pid=685&file=12424b9d-49e3-461d-ba8b-22f7719ae2b4.pdf

insaf!…
+
kadircan kaflı
+
….. ceketi bile bulunmayan hastalar bu yüzden perişan bir halde kalıyorlar.
http://earsiv.sehir.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11498/46015/001524484006.pdf

doktorların ekonomik durumları ve toplumsal konumları (elazığ ili örneği)
+
yelda sevim, yavuz selim dayı
http://web.firat.edu.tr/sosyalbil/dergi/arsiv/cilt19/sayi2/231-248.pdf

dom-temel kitap
https://www.academia.edu/32019931/DOM_Temel_Kitap

savaş, terör ve hemşirelik
https://fnjn.org/Content/files/sayilar/163/Sava__%2C%20Ter__r%20ve%20Hem__irelik%5B%23112279%5D-95118.pdf

savaş cerrahisi
+
silahlı çatışmalar ve şiddet içeren diğer tüm koşullarda kısıtlı olanaklarla çalışmak
https://www.icrc.org/ar/download/file/35020/savas-cerrahisi-war-surgery.pdf
https://www.icrc.org/en/doc/home/languages/turkish/files/savas-cerrahisi-war-surgery-2.pdf

hayatta kalmak ve soyunu devam ettirmek isteyen insan elbette ki karşısına çıkacak olan tehlikelerden kendini korumak isteyecektir. ancak bunu gece yapmak oldukça zordur çünkü anatomik ve fizyolojik yapımız buna imkan tanımıyor.
https://nbeyin.com.tr/dergi/sayi-02/files/assets/common/downloads/publication.pdf

dr. jill, felci bir talih kuşu olarak değerlendirdi. görüyorsunuz, dr. jill nöroanatomisttir, ağır akıl hastalıkları ve beyin anatomisi ilişkisi üstüne ölüm sonrası incelemelerde uzmanlaşmıştır.
+
sol beyninin dırdırı olmayınca ve bedeninin nerede başlayıp nerede bittiğini hissedemeyince “ruhu özgürlüğe yükseldi.
+
eğer yeterince cesursanız 43 cm uzunluğunda, omuriliğe bağlı gerçek bir insan beyni göreceksiniz.
+
eğer daha çok öğretmen “tiksindirici” –duygu yüklü– sunumlar yapsaydı, öğrenciler lise ve üniversitede öğrendiklerinin daha çoğunu aklında tutardı.
https://belc.az/uploads/library/bf159-carmine-gallo-ted-gibi-konus.pdf

sığırları hastalık ve parazitlerden korumak için ahırlarda bulunan gübre ve yem kalıntıları temizlenmeli, ahır içi sönmüş kireçle badana yapılmalı, dezenfekte edilmeli ve gübrelikler ahırdan uzak bir yere yapılmalıdır.
+
ahır zemininde nemli gübrenin uzun süre kalması, tırnak, meme sağlığı ve süt kalitesini olumsuz etkilemektedir.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/327701

ülkemizde yatırımcılar, barınaklarda hayvanın refahına odaklanmaktan ziyade, sermayesini gösterişli hayvan barınaklarına harcamaktadır (beton ahır gösterisi).
+
son yıllarda kısmen azalsa da ülkemizde dört tarafı duvarlarla çevrili, çatısı çeşitli malzemeyle örtülmüş, yani kapalı ahırlar son derece yaygındır.
https://www.tarimorman.gov.tr/HAYGEM/Belgeler/Hayvanc%C4%B1l%C4%B1k/B%C3%BCy%C3%BCkba%C5%9F%20Hayvanc%C4%B1l%C4%B1k/2019%20Y%C4%B1l%C4%B1/Buyukbas_Hayvan_Yetistiriciligi.pdf

süt hayvanı yetiştiriciliğinde sütün sentezlendiği organ olan meme çok hassas bir yapıya sahiptir. hastalanması hâlinde, zamanında ve etkili tedavi uygulanmazsa düzeltilemeyen hasar meydana gelerek süt verimi düşer.
+
sağımcının ineği tanıması ve dolayısı ile ineklerle iyi anlaşan birisi olması sağlıklı ve kaliteli süt üretiminde büyük önem arz etmektedir.
+
sağım işleminde ilk ve altın kural ineğe, yumuşak bir şekilde sabırla yaklaşılmasıdır.
http://megep.meb.gov.tr/mte_program_modul/moduller/Meme%20Hastal%C4%B1klar%C4%B1yla%20M%C3%BCcadele.pdf

meme sorunlarıyla birlikte 15 yılda toplam 3007 vaka kaydedildi. bunlardan 721 tanesinin (%23.97) meme sorunu olduğu görüldü. meme sorunlarının sığır, koyun, keçi ve köpeklere dağılımı sırasıyla 714 (%99.02), 5 (%0.69), 1 (%0.13) ve 1 (%0.13) bulundu.
http://vfdergi.yyu.edu.tr/archive/2008/19_2/2008_19_(2)_1-6.pdf

süt salgısını uyarmak için, sağım öncesi 5-10 saniye süreyle memeye masaj uygulanır. bunun için sol elle meme önden karına, sağ elle de arkadan kuyruğa doğru yumuşak hareketlerle sıvazlanır.
+
sağıma bundan sonra tüm memeyi avuçları içinde tutup,sünger sıkar gibi yukarıdan aşağıya birkaç defa süt alınır. memede arta kalan ve daha yağlı olan sütü almak için, kuzunun anasını emdiği sırada yaptığı baş vurma hareketlerini hafif el darbeleri ile taklit ederek, parmak arası sağımla işi bitirir.
+
kimi koyun ırklarında memenin sağım için yeterli özelliklere sahip olmamaları, elle meme üzerine daha fazla basınç kullanılmasına neden olur. eğer koyunlar küçük memeli ve kısa meme başına sahipse, iki ya da üç parmakla sağım daha da güçleşir. bazen bilinçsiz yapılan elle sağım meme üzerinde yaraya neden olur, böylece koyunlarda mastitis için ortam yaratılır.
+
meme bakımı özellikle süt tipi koyunlarda meme bakımı hem hayvanın sağlığı, hemde sağlıklı süt üretimi açısından önem kazanır.
http://albinacmsfile.albinasoft.com/Dosyalar/61/289/LK289D102062015152229O63.pdf

koyun-keçilerde mastitise sebep olabilecek risk faktörleri;
yetersiz hayvan refahı,
koyun-keçi vücudunun ıslak ve kirli olması,
meme başı yara, bere ve ısırıklar,
aşırı kalın meme başları,
meme sarkıklığı,
…..
https://bartin.tarimorman.gov.tr/Belgeler/SolMenu/Yeti%C5%9Ftiricilik%20Bilgileri/Hayvanc%C4%B1l%C4%B1k/Koyun_Yetistiriciligi.pdf

çocuk hayvanı öldürdü,
sadece bilgi için.
çocuk sordu: iyilik ve bilgi için
bir insan da öldürülebilir mi?
eğer sen böceği, kuşu, hayvanı
öldürdüysen, insanları da
niye öldürmeyesin ki?
https://dspace.gazi.edu.tr/bitstream/20.500.12602/175062/1/a64d33882ae33b4f5652c1ae9907ea49.pdf

kadınlarda üretra, vajina, anüsün birbirine yakın olması, serviks ve vajinanın anatomik yerleri ve özellikleri nedeni ile iç genital organlar enfeksiyon açısından bir giriş kapısıdır. böylece bir yere yerleşen enfeksiyon ajanları diğer bölgelere kolayca yayılmaktadır.
http://adudspace.adu.edu.tr:8080/jspui/bitstream/11607/1233/1/pelin_palas_tez.pdf

wormian kemikleri ilk olarak 1643 yılında danimarkalı bir anatomist olan olaus wormian tarafından thomas bartholin’e bir mektupla tanımlanmıştır.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/196940

kanser kök hücresi fikri her ne kadar ilkesel anlamda ilk olarak bir patolog olan julius cohnheim [12] tarafından ortaya atılmış olsa da bilimsel çalışmalarla ortaya konması için uzun bir zaman geçmesi gerekmiştir.
http://www.ubaksymposium.org/Upload/editor/files/KONGRE_hakan%20(1).pdf

esasen, kök hücrelerle ilgili çalışmalar insan kanı üzerinde yapılan çalışmalarla hız kazanmıştır. franz ernst christian neumann (1834-1918) kemik iliği üzerine yaptığı çalışmalar sonucu akyuvarlara benzer hücrelerin varlığını tespit ettikten sonra kemik iliğinin kan hücrelerini oluşturan organ olduğu tezini ileri sürmüştür. daha sonra, julius friedrich cohnheim (1839–1884) ise yaraları iyileştiren hücrelerin kandan, dolayısıyla da, kemik iliğinden geldiğini ileri sürmüştür. arthur pappenheim (1870—1916) ise bu sefer alyuvarlarla ilgili yaptığı çalışmalar sonucu kemik iliğinde, işlevsel olarak kök hücrelere benzeyen progenitor hücrelerin varlığını tespit etmiştir. pappenheim kök hücre ile alyuvar ve akyuvar üretebilme özelliğine sahip öncü hücre anlamında kullanmaktadır. kan fizyolojisi üzerine yoğunlaşan alexander alexandrowitsch maximow (1874—1928) ise 1909 yılında hematopoetik kök hücre adını verdiği ve yaralanma esnasında kandan yaralı dokuya taşınan kan hücrelerinin varlığını ortaya çıkarmıştır. bu hücreler hasar görmüş yere ulaştıklarında ihtiyaç hissedilen hücrelere farklılaşabilmektedirler.
+
başlangıçta ernst haeckel, august weismann, theodor boveri, valentin hacker gibi bilim adamları tarafından germ plazmın devamlılığı ve primordiyal üreme hücresi gibi embriyolojik konuların izahında kullanılan kök hücre kavramı daha sonra franz ernst christian neumann, julius friedrich cohnheim, arthur pappenheim ve alexander alexandrowitsch maximow gibi bilim adamlarının insan kanı üzerinde yaptıkları araştırmalar neticesinde kan/dolaşım sisteminin menşei gibi konularda kullanılmaya başlamıştır.
+
aksoy’a göre tüm bilimsel (anatomik ve fizyolojik) ve metafiziksel (dini ve spiritüel) argümanların, eğer döllenme ile doğum arasında embriyonun insan olduğu ya da ahlaki olarak önemli bir statü kazandığı bir an varsa, o anın sekizinci hafta olduğunu ileri sürmektedir.
http://openaccess.ihu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12154/507/E0000205.pdf

tıp biliminin tarihsel gelişimine bakıldığında mö 4. yüzyılın ikinci yarısından itibaren insan kadavralarının incelendiği, beyin yapısı ve sinir sistemi gibi insan vücudunun iç kısımlarının keşfedildiği, fizyoloji ve anatomi alanlarında yeni araştırmalara yönelimin çoğaldığı bilinmektedir. çıkıkçıların, bitki ve diğer doğal ilaç uzmanlarının etkin çalışmaları geçmiş zamanların en yaygın faaliyetleri olmuştur. din, orta çağ’da insanların özel uğraşlarını önemli ölçüde etkileyerek hastalıklara çare arayışında veya diğer tıbbi uygulamalarda geri kalınmasına neden olsa da sağlıkla ilgili araştırmalar, klasik antik çağlar’da daha da ilerlemiştir.
https://dergipark.org.tr/en/download/issue-full-file/43223

tylor tarafından sunulan tek açıklama, zaman zaman insanların belli özellikler bakımından hayvan anatomisini ve fizyolojisini andırdığı şeklindedir. tylor şöyle der: “vahşi, yan-insani özellikleri, eylemleri ve hayvani karakterleri sempatik bir şaşkınla, çocuk gibi gözlemler. hayvan, insanın günlük niteliklerinin tanı bedenlenmiş hali değil midir? aslan, ayı, tilki, baykuş, papağan, engerek ve solucan gibi sıfatları belli insanlar için kullandığımız da, beşeri bir hayatın belli özelliklerini tek bir kelimede özetlemiş olmuyor nıuyuz?”
https://www.aktaranadolu.com/assets/uploads/gallery/general/0/emile-durkheim-dini-hayatin-ilkel-bicimleri.pdf

insanın biyomekanik adaptasyonu: resuloğlu yerleşimine ait uzun kemiklerin kesitsel geometrik analizi
+
mekanik adaptasyonla ilişkilendirilen ‘wolff kanunları’, wolff’un döneminde öne sürdüğü fikirlerden çok farklı yönlere gönderme yapmaktadır. tarihsel bağlamda kemiğin yapısal adaptasyonu hakkında ilk yazan roux’dur (roux,1885). hatta cowin (2001), wolff kanunları içerisinde bahsedilen ‘adaptasyon’ kavramının wolff tarafından kabul görmediği ancak sonraki araştırıcıların bu kavramı roux’dan devşirerek ‘wollf kanunları’ içerisine dâhil ettiğini öne sürmektedir. öte yandan wolff’un teorisinin oluşmasında en büyük etkinin isviçreli mühendis culmann ve ünlü anatomist von meyer’in sol proksimal femur kemiğine ait kanselöz dokusunu ele alan çizimleri olduğu ileri sürülmektedir. wolff bu çizimler üzerinden kanselöz kemik yapılanması ve temel gerilme yörüngeleri arasında bir bağ olduğunu iddia etmiş ancak bu fikrini hiçbir zaman matematik ile destekleyememiştir.
+
kanselöz kemik yapısını detaylıca inceleyerek hazırladığı anatomi atlasına katan bourgery (1832), kitabında ‘maksimum kemik direncinin minimum materyalle kazanıldığını’ dile getirmiştir. bunun yanı sıra bell (1827), kemiğe binen yüklerin kanselöz dokudan tespit edilebileceğini belirtmiştir.
+
mühendis profesör culmann, ünlü anatomist von meyer’in ofisine yaptığı bir ziyaret sırasında proksimal femur kemik kesitini görmesiyle üzerinde çalıştığı gerilme yörüngeleri grafiğinin aynısının femur kemik kesitindeki trabeküler boşluk diziminde olduğunu keşfetmiştir. kemiğin basma- çekme yüklenmelerini kaldırmak üzere tam da kemiğin kuvvetlenmesi gereken yerlerde trabeküler boşlukların sık dizildiğini fark etmiştir.
+
yapısal adaptasyon ve gerilme yörüngelerinin kemik üzerindeki etkilerine dair deneyler koch (1917), benninghoff (1925), carey (1929), murray (1936), pauwels (1950) tarafından başlatılmıştır. koch (1917) femur başına uyguladığı makul düzeydeki yüklenmeye dayanarak femurdaki gerilme yörüngelerini ve gerçek anatomik ölçümlere dayanarak geometrisini ortaya koymuştur.
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/ET000270.pdf

bugün, bilim dediğimiz şey tamamen halktan ve zanaattan elde edilen bilgiler ile oluşturulmuştu.
http://www.posseible.com/uploads/dergi/76.pdf

bizler, neredeyse kutsallık katına çıkartılacak kadar değerli kabul edilen yahut muazzam derecekarmaşıkyahut(bazıelitlerdışındasıradaninsanlartarafından)aslaanlamlandırılamayacak şeylerin ancak “yüce/üstün varlıklar” tarafından “ortaya çıkarıldıklarını/yaratıldıklarını” düşünmeye fazlasıyla inandırılmış nesilleriz. örneğin sadece dünyamızın içindeki canlılık ve cansızlık bile muazzam derece çeşitliliğe sahiptir ve dolayısıyla böyle karmaşık bir şey ancak yüce tanrı’nın işi olabilir, diye düşünürüz. örneğin, insanın biyolojik ve anatomik yapısı da öyledir. yüce bir yaratanın eseri olmasındansa doğa ile etkileşimi sonucu evrimsel bir süreçle var olduğunu düşünmek, böylesine kusursuz (!) bir canlı söz konusu olduğunda pek olası değildir. bilimsel kuramlar, bilimsel icatlar yahut bilimsel bilgiler için de bu durum aynıdır; bu sefer bir tanrı değil ama üstün zekâlı bir insandır yaratıcısı! böyle düşünmek mantıklıdır; zira bunca karmaşık kuramsal ifadeler ve birçok ince ayarın gerekli olduğu icatlar yahut makineler, ancak bu işten kesinlikle anlayabilecek üstün zekâlara sahip – çok değil – birkaç insanı gerekli kılar ve bu kişiler de bugün bizlere öğretilen ve isimleri bilim tarihi ve okul ders kitaplarında altın harflerle yazılı olanlardan başkaları olamaz. gerçekten de bizlere; bilimsel ilerlemelerin, buluşların, çözülemez şeylerin çözümünün hep geleneksel olarak bilinegelen kişiler tarafından gerçekleştirildiği söylenmekte ve öğretilmektedir. dahası yine bizlere, şu anki yaşamı eğer bu konforda yaşayabiliyorsak, artık hayatımız çok daha kolaysa, pratik buluşlar bu denli insanlığın hizmetine sunulabilmişse,tümbunların,kesinlikle onların sayesinde olduğu ve dolayısıyla onlara çok şey borçlu olduğumuz sürekli hatırlatılmaktadır. söz konusu olan tek tek kişilerdir: antik çağlardan itibaren platon’dur, aristo’dur, bilimsel devrim zamanlarında galileo galilei’dir, isaac newton’dur, tycho brahe’dir, francis bacon’dır, georges cuvier’dir, portekizli prens henry’dir ve bu liste böyle uzayıp gitmektedir; ama sanıldığı kadar da uzamamaktadır. buluşlar, kuramlar, icatlar ve bilime yapılan katkılartek bir kişiye mâl edilmekte ve artık onunla anılır olmaktadır. oysa conner, farklı bir ses çıkarıp, bilime yapılan hiçbir katkının bireysel olamayacağını, ama kolektif bir yaratı olduğunu söylemektedir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/811446

bu noktada iki grubun asıl önemli olanla değil de ikinci dereceden önemli şeylerle zaman harcadıklarını örneklerle gösterdikten sonra, konunun bu noktaya gelmesinin nedenini fizyolojiye gerektiği kadar önem verilmemesine bağlayan subhî edhem, evrim ya da değişim kuramında bir noktaya saplanıp kalmanın hakikati tamamıyla görmeye engel olduğunu, çünkü böyle bir anlayışın bir bilime, bir mesleğe dönüşemeyeceğini, belki sadece materyalizm kisvesi altında içeriği değişmiş bir metafizik olacağını ve faydasının da içeri ile değerlendirileceğini ileri sürerek evrimin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
+
bu konu bilim tarihi açısından incelenecek olursa lamarck’ın bu düşüncesinde félix vicg d’azyr’den (1746-1794) ilham aldığı görülecektir. bilindiği üzere, vicg d’azyr anatomi sistemi üzerine kaleme aldığı bir eserinde basitten mükemmele doğru giden hayvanlardaki anatomik sistemi içine alan bir cetvel çizmiş ve sindirim, beslenme, dolaşım, solunum, salgılama, kemikleşme, üreme, irkilme ve duyarlılık olarak belirlediği canlıyı cansızdan ayıran özellikleri sıraladıktan sonra, bu fonksiyonları yerine getiren organların ortak olup olmamasına göre canlıları sınıfl andırmıştır. lamarck da bu varlık zinciri vasıtasıyla hayvanlardaki organlar ve görevler silsilelerinin temellerini görmüş, sınıfl andırma sistemini de bu temeller üzerine kurmuştur.
+
meselenin muazzel bir kisveye bürünmesi fizyolojiye verilen ehemmiyyetin azlığındandır. hayâtî hâdiseleri tefrîk etmek ve bütün tedkiklerini felsefî bir tarzda icrâ etmekle mükellef olan fizyoloji-i umûmî bilinmezse nazariyyeler dâimâ zihni müşevveşiyyetden müşevveşiyyete atar. tatbîkat yapılmasa bile hiç olmazsa ecsâm ta‘dîlâtında yalnızmış gibi i‘tibâr edilmemelidir. muhît-i hâricînin te’sîri nasıl unutulmuyorsa muhît-i dâhilî de inkâr olunmamalıdır. bir kere uzviyyet-i muhtelitede esâsî bir vazîfesi olan münâsebetler nazar-ı lâ-kaydî ile görülmekden kurtarılırsa hâl-i hâzır taharriyyâtı kendiliğinden ehemmiyyetini kazanmış olur.
+
bugünün fenni tıhâl ve isnâ-aşerde husûle gelen hormon ifrazı vâsıtasıyla kalın bağırsaklarda takallüs tahassul etdiğini meydâna koydu. pankreas hücre-i halâliyyesinin şekerin husûl ve teşekkülünde mühim bir te’sîri vardır. mahfaza-i fevk’al-külliyye, fizyolojinin vazîfesini kat‘î bir sûretde ta‘yîn edemediği cism-i derekî ile cism-i gamızdan bahs lâzım gelince, bunlar da evvelkiler gibi tekâmül neticesinde ne gibi bir şekil alacakları, ne gibi bir vazîfe ile meşgûl olacakları hakkında bize vasî fikirler vermeye müstaiddir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/567417

bu sırada ahmet mithat ilk felsefe yazılarını yazdı. “anatomi ilerledikçe fizyoloji ve psikoloji de ilerleyecek” diye düşünüyordu.
https://saltonline.org/media/files/ipek_duben_yazi_ve_soylesileri-1978-2010-scrd.pdf

avrupa’nın zikredilen önemli tıp adamlarını yetiştirebilecek düzeye gelmesinde ve kilisenin başını çektiği dogmatik fikriyatı aşmasında daha öncede belirttiğimiz üzere islam bilim insanları başroldedir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/339400

türklerin bahçeyi düzenleme şekillerinde göçebe kültürün etkisi gözlenmekle birlikte, islamiyet’in etkisi oldukça büyük olmuştur. islamiyet’i kabul etmiş olan türklerde cennet olgusu ile birlikte bahçeler şekillenmeye başlamıştır.
+
kurandaki cennet mekân tasvirlerinde; cennet, içinden ırmakların aktığı, çeşit çeşit meyvelerle bezeli meyve ağaçlarının olduğu, çiçeklerin ve yeşilliklerin bulunduğu bir bahçe olarak anlatılmaktadır. bu tasvirlerin de etkisi ile türkler yeryüzündeki bahçelerini, ebedi bahçe olan cennet bahçesine benzetmek istemişlerdir.
+
‘türklerin en dindarları hayır işlemek için bitkileri sular, daha iyi beslenmeleri için topraklarını kabartır. müslümanlar bitkilere bakarak her şeyi yaratan ve koruyan allah’a hoş gelen bir şey yaptıklarına inanırlar.
+
kimi toplumlarda, kışın yapraklarını döküp ilkbaharda yeşererek yenilenmeleri, ağaçların ruhları olduğu fikrini doğurmuş ve onları ilahlaştırmıştır.
+
bütün dünya kültürlerinde olduğu gibi “hayat ağacı” kültü, türk kültüründe de en yaygın inançlardan biridir.
+
hayat ağacı ile kadın arasında da bir bağlantı kurulmuştur. bu bağlantı üst kısmı kadın, alt kısmı ağaç olan tasvir örneklerinden anlaşılmaktadır.
+
islamiyet’in getirdiği mahremiyet olgusunun da etkisi ile bu bahçelerin etrafını genellikle duvar boyunca çevreleyen uzun boylu ağaçlar kullanmışlardır.
+
türk-islam bahçelerinin en önemli özelliğinden biri de işlevsel oluşudur.
+
meyve yüklü nar ağaçları ise, çoğu zaman islam sanatında bereket ve bolluğu simgelemiştir.
+
türkler, eskiden beri iri yapılı ağaçlara önem vermiştir. meşe, çınar, dişbudak, çitlembik ve karaağaç, ıhlamur, kavak, atkestanesi gibi yapraklı ağaçlar çoğunlukla tercih sebebi olmuştur.
+
doğaya, allah’ın insana hediye ettiği güzellik karşısında saygı, hayranlık ve huzur hissi içinde yaklaşılmasını sağlamak amacı ile düzenlenen bu bahçelerde, ağaçların geometrik şekiller verilerek budanması yerine bunların biçimlerinin değiştirilmeden yüceltilmesi amaçlanmıştır.
https://www.plantdergisi.com/PDF/sayi31-32.pdf

rönesans resim sanatının temel özelliği, ortaçağ’ın şematik ve sembolik resim dilinin terk edilmesidir. insan figürünün ön plana çıkarıldığı kompozisyonlarda, hacim, perspektif, anatomik doğruluk, mekan-figür ilişkisi ve doğalcılık resmin en önemli anlatım araçlarıdır.
+
mantegna (1431-1506), perspektif ve kompozisyon sorunlarını irdelemiş, bilimsel bulgular ve hümanist düşüncelerle yoğrulmuş bir sanat anlayışı ortaya koymuştur. mantegna’nın figürleri, sağlamlık, etkileyicilik ve anatomik doğruluk özellikleri ile öne çıkmaktadır. sanatçının en önemli özelliklerinden biri, resim tekniği açısından “rakursi” (kısa görünüş) yöntemini en yetkin biçimde yapıtlarında uygulamasıdır.
+
heykel sanatının yeni odak noktası, diğer sanat alanlarında olduğu gibi “insan” ve dolayısıyla insan bedeninin betimlenmesi olmuştur. mimaride uygulanan merkezi planlı yapı anlayışına koşut biçimde heykel sanatında da tek başına duran, her taraftan görülebilecek bir heykel anlayışı amaçlanmıştır. 15. yüzyıl heykeltıraşları yüzyıl sonuna kadar insan bedeninin işlevleri ve anatomiyi gerçekçi bir anlayışla yansıtmış, insan bedeninin çevresi ile ilişkili olarak bütün açıklığıyla betimlenmesini hedeflemişlerdir. kusursuz form, denge, uyumlu oranlar, zarafet, resim ve mimarinin yanı sıra 15. yüzyıl heykel anlayışının da en önemli unsurlarını oluşturmaktadır. bu gelişmeler sonucunda heykel mimarinin bir parçası olmaktan çıkmış, kendi başına değer taşıyan, mimariden koparılmış bir sanat ürünü halini almıştır.
http://auzefkitap.istanbul.edu.tr/kitap/kulturelmiras_ao/stmitolojisi.pdf

avrupa’da raslantı sonucu bulunan paleolitik mağaralardan en eskisinin fransa’daki lascaux mağarası olduğu ve buradaki en eski yerleşimin 40.000 yıl öncesine kadar gittiği ileri sürülür. lascaux mağarasının resimleri arasında bir bizon saldırısına uğrayan insan figürünün yer aldığı örnek, o çağ sanatçılarının özellikle hayvan figürlerinin hareket ve anatomisine egemen olduğunu ortaya koyar. ispanya’da ötekilerden önce bulunan altamira mağarası’nın tarihçesi, 15-20.000 yıl öncelerine uzanmaktadır. bu resimler herhangi bir sıva olmaksızın doğrudan kaya yüzeyine doğal oksitler, manganez, hematit (kan taşı) ve limonit oksitlerden elde edilen ve kahverenginden sarıya uzanan geniş bir renk yelpazesi oluşturan pigmentlerle yapılmışlardır. zaman zaman bu renklere, kemikten elde edilen siyah ve kilden elde edilen beyaz da ilave edilmiştir.
+
kendi döneminde anatomi ve perspektif resmin yüzeyinde yer almazken giotto, bunları resme uygulamıştır. resimde mekân kullanma fikrini de ilk kez bu sanatçıda görmekteyiz. resimlerinde eşyalar ve insanlar bir mekân içinde ifade edilmiştir. ilk kez estetik düşünce fikri resme girmiştir. resim yüzeyinde, gereksiz hiçbir boşluk yoktur. açık renkler kullanmıştır. rönesans’ın öncüsü olmakla birlikte, orta çağ’daki sembollerle ifade etme tarzını ortadan kaldırmıştır. fakat orta çağ’ın etkisinden de kurtulamamıştır. “mısır’a kaçış”, “meryem’in tapınakta sunuluşu”, “ognissanti meryem anası (tahta oturan meryem ana)” önemli eserlerindendir.
+
masaccio’nun resimlerinde ayrıca, gelişmiş bir anatomi bilgisi de hemen göze çarpar. aynı yerdeki âdem ve havva kompozisyonu, onun figürlere nasıl can verdiği konusunda tipik bir örnektir. açıklı koyulu renklendirme, gölgeli ışıklı alanlarla figürler kusursuz bir biçimde verilmiştir. âdem ile havva’nın yüz ve ellerindeki anlatım da konunun gerektirdiği, yani cennetten kovuluştaki dramatik etkiyi güçlendirmektedir.
+
mektebin resim atölyelerinde yapılan çalışmalarında ise, düzey yönünden abartılmamak koşuluyla, türkiye’de resim eğitiminin akademik bir disipline sokulması yönünden bir aşama olarak görülmektedir. bu eğitimde figür anatomisi ve porte sorunlarına önem verilmiş olduğu da göze çarpmaktadır. bu eğitim çevresinin statik atmosferini osman hamdi’nin yapıtları kadar, öğrenci kesimlerinin biçim arayışlarındaki değerler ve figür ilgisinin yaygınlaştığı oranda örneklerine rastlanan portrelerde belirmiştir.
+
sanayi-i nefise’nin kurulması plastik sanatlar öğretiminin kurumsallaştırılması adına atılmış en büyük adımdır. 3 mart 1883 yılında açıldığı gibi öğretim elemanları da görevlerine başlamıştır. o günkü yönetim şöyle şekillenmiştir. okul müdürü osman hamdi bey, heykel öğretmeni oskan efendi, fenni mimari öğretmeni aleksander valluriy, yağlı boya öğretmeni salvatore valeri, karakalem resim öğretmeni warnia zarzecki, tarih öğretmeni aristoklis efendi, matematik öğretmeni kaymakam hasan fuat paşa, teşhir anatomi öğretmeni kolağası yusuf rahmi efendi’dir. çağdaş türk sanat eğitimi için bir ilk olma özelliği olan sanayi-i nefise mektebi’nin kurulduğu 1883’ten 1914’e kadar, sanat eğitimi yukarıda adı zikredilen birçoğu batı kültüründen gelen kişilerin elinde kalmıştır. bu yönü daha sonra birçok sanat çevresi ve sanatçı tarafından eleştirilmesine rağmen osman hamdi ve sanayi-i nefise mektebi’nin çağdaş sanat eğitiminin yeşermesi için önemi yadsınamayacak kadar büyüktür.
+
izlenimci ve post-modern sanatın en önemli heykeltıraşlardan biri olan auguste rodin (1840-1917) tarafından temsil edilmiştir. insan vücudu ve duyumların dışa vurumundan edindiği izlenimleri eserlerine aktaran sanatçı canlı ve dinamik bir üslubun sahibidir. kasların ve anatomik özelliklerin dikkatli bir inceleme konusu yapıldığı bu eserlerde yaşamın dinamizmi hâkimdir. rodin’in en tanınmış eseri “düşünen adam” büyük popülarite kazanmıştır. 1906’da tamamlanmıştır.
http://auzefkitap.istanbul.edu.tr/kitap/kulturelmiras_ao/rstarihi.pdf

photoshop programının figürleri yerleştirmede, renkleri ayarlamada ona büyük katkı sağladığı doğrudur ancak santos’un çizim gücü ve insan anatomisine hâkimiyeti yadsınamaz. resimlerinde geçmiş ve şimdi bir birleşim içindedir. connor’ın yorumundan farkı, o iki farklı yapıttan figürleri alıp birleştirmek yerine geçmişe ait olanı kendi çağdaş figürleri ile bir araya getirir.
https://www.ijiia.com/wp-content/uploads/makale_files/38669012_file_name=Figen%20Girgin.pdf

dinler, ana kaynaklarında sevgi, hoşgörü, barış ve özgürlük gibi insanların temel haklarını ön plana çıkarmışlardır. fakat zamanla dini inanışlarını ve manevi değerlerini sergilerken dini kaynaklarında bulunan şiddete ilişkin delilleri kullanmaktan kendilerini alamamışlardır. kilise başlangıçta işkenceyi kabul etmemişti. hatta papalar işkenceyi açıkça lanetlemişlerdir. fakat papalık 12.yüzyılda dini kurallardan sapmaya ve itaatsizlikleri şeytan eseri olarak görmeye başladı.
+
tarihin başlangıcından bu yana, diğer bir ifade ile devletlerin ortaya çıkmasıyla işkencenin yaşıt olduğu gerçeğinden hareketle, sevindirici olan şey 1950’li yılların ikinci yarısından itibaren dünya devletlerinin önemli bir kısmı işkenceyi yasaklamışlar ve hukuk sistemlerinde yaptıkları değişikliklerle işkence altında alınan ifadelerin delil olmayacağını kabul etmişlerdir. fakat işkencenin buna rağmen dünyanın birçok yerinde halen devam ettiği bilinmektedir. bu sebeple devletin dev gibi gücü karşısında, vatandaşların birey olarak haklarını arayabilmelerinin önündeki engeller kaldırılmalı ve işkenceye ve benzeri haksızlığa uğrayanların müracaat edebilecekleri kurumlar çoğaltılmalı ve sivil toplum kuruluşları ve toplumun diğer unsurları konu ile ilgili harekete geçirilmelidir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/208686

ülkede taş az olduğundan ilk basit evlerin yapımında ırmaktan elde edilen çamur ve kerpiç kullanılmıştı. bu zamandan kalma kilden küçük yontular vardı. bunlar ilkeldir, iyi bir anatomi bilgisine dayanmadan oluşturulmuştu. figürlerin başları yılan biçimindedir, büyük bir olasılıkla ana tanrıça ve bereket dinine ait yontulardı.
http://earsiv.halic.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12473/1855/398343.pdf

bizlere neler denilmedi ki; kara cübbeliler mi denilmedi, sakatlar mı denilmedi, kadılar mı denilmedi bize.
http://tbbyayinlari.barobirlik.org.tr/TBBBooks/7ougkt.pdf

bitkinin çeşitli organlarında deformasyona neden olan canlı ve cansız etkenler vardır. cansız etkenler hormon karakterli ot öldürücüler, toprakta zararlı kimyasal maddelerin bulunması ve genetik bozukluklar en sık rastlanan deformasyon faktörleridir. canlı etkenlerden bakteriler, virüsler, viroidler, fitoplazmalar, nematodlar, funguslar ve böcekler sayılabilir. bitkilerde deformasyona neden olan diğer abiyotik etkenler olarak beslenme bozukluğu, toprak ve iklim koşullarındaki ani değişiklikler, toprağa karışan toksik maddeler ve bitkiye verilen hormon benzeri kimyasal maddeler sayılabilir. bitkilerde bazen dışa vurmayan yani gözle görülmeyen belirtiler (simptomlar) oluşabilir.
+
bu tip patolojik anatomik olaylar hücre düzeyinden bitkinin tümüne kadarki sistemlerde meydana gelebilir.hücrelerin normale göre küçülmesi (hypoplasia), normalden çok büyümesi (hyperplasia) dır. normalden daha çok ve hızlı büyümeside (hypertrophy) dir. dokularda epidermisin incelmesi veya kalınlaşması, paranşim dokularında kloraplastların tahribi, iletken dokularındaki tıkanmalar, organlarda ur teşekkülü veya kapanmayan yaralar oluşması sayılabilir.
https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/10107/mod_resource/content/0/3.Konu.pdf

toksisite düzeyinde bor uygulamalarının besin çözeltisi koşullarında hibrit mısır çeşitlerinin anatomik özellikleri üzerine etkisi
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/226218

bahçe bitkileri fizyolojisi
https://www.researchgate.net/profile/Atilla_Eris/publication/327871314_Bahce_Bitkileri_Fizyolojisi/links/5baa7c9a299bf13e604c8447/Bahce-Bitkileri-Fizyolojisi.pdf

söylencelerde ve masallarda elma sembolü
+
bu bize adem ile havva’nın kendilerine yasaklanan ve bilgi ağacının meyvesi olarak söz konusu edilen elmanın baştan çıkartıcı özelliğini hatırlatır. tıpkı insan anatomisinde erkeklerin gırtlak bölgesi için kullanılan “adem elması” sözcüğünde olduğu gibi adem’in elmayı yedikten sonra elmayı yutamayıp boğazına takılan elma ısırığını hatırlatır. elma bu masalda hem baştan çıkartıcı bir meyve hem de yasağı çiğneterek ölümü getirendir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/468217

new york presbyterian hastanesi/columbia üniversitesi tıp merkezi’nde anatomi ve hücre biyolojisi departman başkanı, yeni oluşan nörogastroenteroloji alanında uzman ve 1998 yılı kitabı ‘’ikinci beyin’’(harpercollins yayınevi) in yazarı olan michael gershon, “ikinci beyin, büyük düşünce süreçlerine yardımcı olmamakta. din, filozofi ve şiir, baştaki beyine bırakılmış’’ demiştir.
+
gershon, böylelikle, kendi refleksleri ve hisleriyle donanımlı ikinci beynin, bağırsak davranışını beyinden bağımsız olarak kontrol edebildiğini söylemiştir. bu sinirlerin çapraşık ağının beyinlerimizden uzakta omurilik aracılığıyla olmasındansa, sindirim ve ‘’yerinde’’ boşaltım için muhtemelen geliştirdik. gershon, “baştaki beynin, bağırsaktaki beyinle görevlendirilen sindirimin kirli işiyle ellerini kirletmeye ihtiyacı yok’’ demiştir. bununla birlikte, o ve diğer araştırmacılar, ikinci beynin karmaşıklığının, bu işlemden geçirmeyle tek başına yorumlanamayacağını açıklamaktadırlar.
+
anatomistler bu yağlı tabakanın aksonları bakır telle birlikte olan lastik zırhı izole etmiş olduğunu tahmin ettiler. bununla birlikte garip bir şekilde, pek çok akson, özellikle de daha küçük olan teller, kaplı bile değillerdi. ve hatta izole edilmiş teller yanısıra izoledeki aralıklar her bir milimetre veya milimetre kadarında belirdi. çıplak noktalar onu ilk tarif eden fransız anatomist louis-antoine ranvier’den sonra ranvier düğümleri olarak bilinmektedirler.
+
bu durumda birinci husus; ifrat ve tefrite düşmeden, insan bedeni ile ruhunun birbirine temas ve tesir noktalarının iyi tespit edilmesi, fizyolojik ve biyo-kimyevî mekanizmaların -sebep olsalar bile- birer hakikatlerinin olduğunun bilinmesidir.
ikinci önemli husus ise; fizyolojik ve biyo-kimyevî süreçlerin, imtihan sırrı gereği allah’ın ilim ve kudretine birer perde olduğunun aslâ unutulmamasıdır. “insan denen meçhul”ün; ruh, nefis ve beden üçlüsünün, karşılıklı münasebet içinde gerçekleşen bir sistem olduğu akıldan çıkarılmamalıdır. ayrıca bilimlerdeki parçalanmışlık ve uzmanlığın parçacı bakışı sebebiyle, insanın ilâhî tecellilere mazhar aşkın boyutunun göz ardı edildiği bilinmelidir.
+
20 yıl sonra ben kendimi aynı üniversitenin koridorlarında bulduğumda, bir anatomi profesörü, babamla yaptığımız konuşmalar esnasında içine düştüğümüz bir hatayı gözler önüne serdi. hücreler yumağı arasına gizlenip korunmuş minik, fakat hayati metabolik fonksiyonları kontrol edebilen bir gizemden bahsetti.
+
midede, heyecandan “kelebekler uçuşur”, öfke mideye “vurur”.
+
bu insanlarda ,sindirim sistemi düzgün çalışmamakta ve bunun nedenini hiçbir doktor bilememektedir. ne anatomilerinde, ne de kimyasal analizlerde bir anormallik görülememiştir. bu yüzden ıbs hastalarına, çoğu zaman, ‘‘hastalık hastası’’ damgası vurulmaktadır. michael scheman’a göre, böyle hastalıkların çoğuna midedeki bir nöronsal fonksiyon bozuklugu sebep olmaktadır veya bağırsak beyin çıldırmış durumdadır.
+
dünyanın anatomisine baktığımızda toprağın içinden ve üstünden akan farklı türde bir enerjiden, hayatsal öneme sahip bir ley akışından bahsediyordu kitaplar.
+
hastalık bilimi (patoloji), ünlü patolog william boyd tarafından ‘’fizyolojinin (yani doğal halin) bozulması’’ olarak tanımlanmıştır. anormal sonuçlara yönlendiren, doğal işleyişleri kurcalamamızdır. insan vücudu bir dereceye kadar bir makineyle karşılaştırılabilir. büyüleyici teyp kayıt cihazı, pek çok mekanik ve elektronik kısımlara sahiptir; fakat yaşam, elektrik akımı ondan geçene dek işlemez. benzer bir şekilde, insan vücudunun öğelerinde sadece anatomik kısımlar ve sıvılar değil; aynı zamanda da ruh vardır. bir makinenin bakımı onu temiz tutmayı, onu bir parça dinlendirmeyi, uygun voltajlı bir elektrik akımını, dikkatli ve akıllı bir şekilde kullanmayı gerektirdiği gibi; beden ve bedenin tümü için de gereksinimler böyledir.
http://okyanusum.com/wp-content/uploads/2019/01/Yay%C4%B1nlanan-Bilimsel-Makaleler-2.pdf

okul doktoru anatomi dersinde incelememiz için bir öküz kalbi getirmeye söz verdi. ertesi sabah hâlâ kanlı ve taze olan kalbi okulun buzdolabına gönderdi, ama ders için kalbi almaya mutfağa gittiğimizde yerinde bulamadık. bize söz verdiği gibi bir öküz kalbi bulamayan doktorun, son dakikada ayağı kayarak dördüncü kattan düşen kimsesiz bir inşaat işçisinin kalbini getirdiği öğrenildi. bunun öğretmenlerin masası için ısmarladıkları yürek olduğunu sanan aşçılar, herkese yetecek büyüklükte olmadığını görünce onu lezizsoslarla çoğaltarak pişirmişlerdi.
https://qubadliblog.files.wordpress.com/2014/05/gabriel-garcia-marquez-anlatmak-ic3a7in-yac59famak.pdf

türk ekonomisinin aslen koyun ve at üzerine kurulmuş bir ekonomi olduğunu çinliler, “türklerin kaderi sadece koyun ve ata bağlanmıştır.” sözleriyle dile getirmişlerdir.
+
eski türklerde zenginliğin ve maddi gücün ölçüsü, at ve koyun sürüsü idi.
+
çoban, aynı zamanda müzisyendir. kamıştan kestiği neyle yanık şarkılar çalar ve koyunların daha çok süt vermesini sağlar.
+
ekme bağ, bağlanırsın,
ekme ekin, eğlenirsin,
çek deveyi, güt koyunu,
bir gün olur, beylenirsin
+
afyon‟un çay ilçesinde, çoban ekmek kırıntılarının üzerine işeyince aslana benzer bir taşa dönüşür. çobanın karısı çocuğunun altını ekmekle temizler. çoban ve kuzusu taş kesilir.
+
müslüman olan hazar ismindeki bir çoban, gölün ortasında bulunan kilisedeki papazın kızına âşık olur. tıpkı, kerem ile aslı hikâyesinde olduğu gibi: “kızımı, bir müslüman çobana mı vereceğim?” diyen baba, bu evliliğe karşı çıkar.
+
ilk sütü sağan kadınlar, yoğurt mayalarlar. kısır bir koyun kesilir, topluca neşe içinde pilav, kavurma ve yoğurtlar yenir. buna yoğurt bayramı adı verilir.
+
çoban çimdirme şenlikleri, 21 haziran sabahı, çobanların bir gece öncesi dağa otlatmaya çıkardığı kıl keçisi ve koyundan oluşan karma sürüyü yaylaya sütlerini sağdırmaya indirmesiyle başlar.
https://openaccess.firat.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11508/15271/393577.pdf

çobanlar koyun ve keçi yetiştiriciliğinde önemli bir yere sahiptir. sürüyü, yıl boyunca yaylada otlatacak olan kişinin; sadık, işinin ehli olması istenir.
+
bir koyun sürüsünün sağlıklı, verimli ve sahibine yüksek kazanç getirmesinde çoban doğrudan sorumludur.
+
çobanlar, genellikle erkeklerden seçilirler. çobanlık mesleğinin icrası, küçük farklılıklar olmasına rağmen hemen hemen her yörede aynı şekilde sürdürülmektedir.
+
eğlence temelli olarak düzenlenen etkinliklerde bir oyun aracı olarak yer alan hayvanlar insanlar ile olan bağlarını da sergilerler.
+
bu çalışmada denizli-çal-aşağıseyit’de düzenlenen çoban bayramı olan sudan koyun geçirme etkinliği detaylı bir şekilde açıklanarak türk kültüründeki yeri ve önemine dikkat çekilmiştir.
+
sudan koyun geçirme etkinliklerinin yapıldığı yer yukarı menderes havzası içerisinde yer alan büyük menderes nehridir. bu coğrafyanın koyun yetiştiriciliğine çok elverişli olması “allah bu coğrafyayı koyun yetiştirilsin diye yaratmış” sözleri ile vurgulanmaktadır.
+
sudan koyun geçirilirken çobanlar ve koyunlar arasındaki sadakat, bağlılık ve sevgi ispatlanırken ölümsüz bir aşk da anılmaktadır.
+
boncuk ve çanlar takılarak süslenir. etkinliğe bir gelin edası ile hazırlanan koyunlar izleyicilere aynı zamanda görsel bir şov da yaşatır.
+
her çoban ve sürüsü için cazgır tarafından maniler okunur. sudan koyun geçirme etkinliğinin meşhur cazgırı baklan’lı beşli lakabı ile tanının ismail kara’dır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/909928

bağırcak ipi; bir ucu çobanın ayağına, bir ucu da bir koyunun ayağına bağlanan kendir, yulardan biraz ince iptir. çoban uyuduğu zaman sürü hareket ederse; ip bağlı olan koyun da hareket eder ve çobanı uyandırır.
+
hastalık geçirmiş, zayıf koyunlar sağlıklı hayvanlardan ayrılır.
+
koyunlar, keçiler ve inekler çalmanda gecelemez. daha çok malların sağım işinin yapıldığı yer olarak kullanılır. yani sağılacak malı sürüsünden alıp kaçamayacağı ve rahatsız edilmeyeceği bir yere koyma anlamı vardır.
+
telez yerken sürü hareketli ve neşelidir.
+
döller, belli bir dönem sürekli emiştirilir. sağım için süt bırakması düşünülmez.
+
bu aylarda boyalanan süslenen çok iyi bir besiden geçirilmiş koçlar ve tekeler sürüye katılarak çiftleşmesi sağlanır.
http://dergi.kmu.edu.tr/userfiles/file/aralik2012/83-88.pdf

islâm öncesi dönemde türkler tarafından mezar taşı (balbal) olarak kullanılan koyun, koç ve at şeklindeki mezar taşları ise, türk kültür ve sanat tarihinde, dikkat çeken eserler olarak karşımıza çıkmaktadır.
+
at, koyun ve koç heykelleri orta asya kaynaklıdır. bu gelenek islâmi dönemde de devam etmiştir.
+
mezarlar taşlarının üzerine at heykellerinin yapımının kökeninde; islamiyet öncesi orta asya coğrafyasında ölen kişinin öbür dünyada tekrar dirilerek, yapacağı yolculukta atını kullanması için atı ile birlikte gömüldüğü bir ölü gömme geleneğinin yattığı belirtilir.
+
islami dönemde ise, kozmolojik sembollerle donatılmış koç figürlü heykellerin, sırat köprüsü’nün geçilebilmesi için bir kurban ve aynı zamanda, yiğitlik, mertlik ve kahramanlığı sembolize ettiklerini anlatan yrd. doç. dr. berkli, “türkler, yerleştikleri ilk bölgelerde ölen ilk aşiret reisleri için, çok önemli kahramanlıklar gösterenler aşiret mensupları için ve ani bir ölümle üzerlerinde derin bir iz bırakan aşiret mensupları için koç, koyun ve at figürlü heykeller yaptırmışlardır.” diye konuştu.
https://atauni.edu.tr/yuklemeler/b9605f75b474c0d43e88cde59431cbae.pdf

yük hayvanı olup insanlar için çalıştılar. deney hayvanı olup bilimin sorularını yanıtlamaya zorlandılar. tüketim hayvanı olup sınaî ete dönüştüler. psikolojik rahatsızlıkları fizyolojik hastalıklara yol açmış hayvanlar olarak bugün bu “psikoloji” terminolojisini bilmek ve kendi psikolojik yapıları ve bilinçaltlarındaki kötülükleri açıklamak durumundalar. onların başına bütün bu işleri açanlar bizleriz. bizim yazgılarımızla hayvanlarınki hep aynıdır. bu olay insanın, ayrıcalıklı bir varlık olarak hayvandan önce geldiğini kabul ettirmeye çalışan insan aklını bozguna uğratan acı bir rövanştır.
+
kubrick’in 2001 filminde olduğu gibi biz de bilgisayarın denetimi altında uzayda ilerleyen derin koma halindeki yolculara benziyoruz. haberleşme ve iletişim toplumsal adlı bedeni hayatta tutuyor, beden, kan dolaşımı, soluk alıp verme, metabolizma, kalp atışları, hücre yenilenmesi gibi tüm yaşamsal işlevlerini sürdürüyor; tıpkı uzay gemisindeki yolcuların biyofizyolojik işlevlerini sürdürmesi gibi. yalnız buralarda yaşama dair hiçbir şey yok.
+
uyandığı zaman uykusunda görmüş olduğu rüyayı hatırlamaya çalışan kahraman, gece’ye bunun nedenini sorar. gece bu soruya yanıt vermekte önce zorlanır, sonra dayanamayıp artık eski rüyalar döneminin sona ermiş olduğunu söyler. “eskiden rüyalar adası’nın tek hâkimiyken kimin hangi rüyayı göreceğine ben karar verirdim. oysa şimdi rüyalar insanların beyinlerinde oluşuyor, bu yüzden onların beyinlerine ne tanrı ne de ben rüya gönderemiyoruz.” artık rüyaları insanlar bellek ve hazmetme süreci, bölük pörçük anılar ve gereksinimler, bilinçaltı ya da fizyoloji sayesinde üretiyorlar. rüyalar psişik bir olaya dönüştü. hele beji buna: “düşgücünün psikoloji bataklığına saplanıp kalması” diyor.
https://sentezfikir.files.wordpress.com/2020/05/bazc4b1-mevzular-ve-baudrillard-2.pdf

nizam ve terakki
+
tabii ilimlerde mevcut olan usulü, ahlak ilimlerine nakl ile tatbike çalışmak. bu ise tamamen auguste comte’un fikridir.
+
ahmed şuayb’a göre a.comte’un ilimleri tasnifteki amacı, metafiziğe muhtaç olmadan yaşayacak bir ahlak tesis etmektir.
+
tabiattan ayrı zannolunan insanı tabiatın sinesine atmak gerekir.
+
dirileri ölüler idare eder.
+
insan ahlaki bir hayvandır.
+
bizi hayvanattan tefrik eden bütün hissiyat yalnız bir derece farklıdır, bu da sevk-i tabi-i içtimaimize aid, binaenaleyh tamamen fizyolojik bir şeydir. esasen ahlak da böyledir.
+
türkiye’deki üniversite eğitiminin çağdaşlarıyla aynı düzeyde olmasını amaçlayan atatürk, isviçre’den profesör albert malche’yi bu konuda rapor vermek üzere, türkiye’ye davet etmiştir. daha sonra almanya’dan gelen anatomi profesörü philipp schwarts’ın da bu konuda bazı hizmetleri olmuştur.
https://www.tufed.net/arsiv/28.pdf

propaganda özelinde görsel olanı eleştirel okumak
http://www.tekedergisi.com/Makaleler/1939618706_16kaplan.pdf

kitapların kapak tasarımlarındaki mesajlarda kullanılan propaganda teknikleri
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/351118

nazi almanyası’nda çocuk kitaplarının propaganda aracı olarak kullanılmasına dair bir örnek: der giftpilz (zehirli mantar)
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/907133

gerontolojiye yunan mitolojisinden bakmak
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1140026

bediüzzaman said nursı ve erzurumlu ibrahım hakkı’nın eserlerınde tıbba daır bılgılerın değerlendırme ve yorumlanması
+
islam tarihinde tıp ilmi hep ön planda olmuştur.
+
nitekim yuhanna bin masaveyh (ö. 857) yaşadığı dönemde halife mutasım billah’ın desteğiyle insan anatomisine yardımcı olmak adına maymunlar üzerinde çokça deneyler ve araştırmalar yapmıştır. abdullatif bağdadi (1162-1231) teşrih el-mansuri adlı anatomi kitabında galen’in hatalarını düzelterek çeşitli organ ve kemiklere ait doğru bilgileri vermiştir.
+
bu çalışmalarda batılı bilim adamlarıyla müslüman bilim adamları arasında göze çarpan bir fark vardır. o da müslüman ilim adamlarının insan bedenini aziz görmeleri ve ona saygılı davranmalarıydı. bir taraftan insanlığa ve ilim alanı olarak tıbba hizmet ederken diğer taraftan allah’ın isim ve sıfatlarının birer yansıması olan bu harika sanat eserlerini inceleyerek tefekkür ufkunda da engin yol alıyorlardı. nitekim büyük islam âlimi hüccetü’l-islam imam-ı gazali “astronomi ve anatomi ilimlerini bilmeyen, allah’ı tanımakta acze düşer.” diyerek bu fikre kuvvet vermiştir.
+
özellikle insan anatomisi, organları ve hastalıkları, yaratılıştaki ana unsurlar, nefis, akıl, kalp ve ruhtan ayrıntılı bahsetmektedir. “nefsini bilmeyen allah’ı bilemez” prensibi üzerinde çok durur. anatomi ilminin; doktorları, sadece mesleki yönden ilgilendirdiğini, buna rağmen allah’ı bilmek isteyen her kulun kendi nefsini ve anatomisini bilmesi gerektiği hususunu da hep nazarlara vermektedir. tıpkı yunus emre’nin “ilim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir. sen kendini bilmezsin. bu nice okumaktır” ve bediüzzaman said nursi’nin de “ey kendini insan bilen insan, kendini oku” tarzındaki yaklaşımları birçok islam âliminin bu mana üzerinde ehemmiyetle durduklarını göstermektedir.
+
büyük veli ve mütefekkir erzurumlu ibrahim hakkı marifetname adlı eserinin ikinci bölümünde “anatomi ilmi doktorların sermayesi, yakin ehlinin din ve dünya işleriyle, allah’ı bilmenin vasıta ve yardımcısıdır. yani insanın yaratıcısını tanıması ve marifetullah yolunda ilerlemesi için bedenini bilmesi gerekir” şeklinde yorumlar yapmıştır.
+
ibrahim hakkı anatomi öğrenmenin faydalarını üç başlık halinde toplar:
1) aklın şaştığı ve hayret ettiği bu eseri seyretmekle, bütün eşyanın benzerini taşıyan bu binayı, bu parlak yapıyı en güzel ve en mükemmel şekilde yaratan cenab-ı hak karşısındaki aczini anlar ve o büyük sanatkar’ın sonsuz kudretini ilmelyakin bilerek idrak edersin.
2) bu harika eseri, bu incelikleriyle terkip eden ve süsleyen yaratıcı’nın ne kadar alim ve hakim olduğunu yapının şehadetiyle aynelyakin anlarsın
3) cenab-ı hakkın sana olan lütuf ve inayetlerini, şefkat ve merhametini idrak edip allah’ın seni zaman zaman terbiye ettiğini hakkalyakin anlarsın. beden bir merkeptir, nefis onun binicisidir. gaye allah’ı bilmektir. çünkü kendini bilme allah’ı bilmeyi, o da marifetullahı ve allah’ın sevgisine kavuşmayı sağlar.
http://www.koprudergisi.com.tr/wp-content/uploads/2020/07/K%C3%B6pr%C3%BC-145-H%C3%BCseyin-%C3%96zdemir.pdf

üriner sistem taş hastalığının tedavisi
https://www.uroturk.org.tr/urolojiData/Books/391/uriner-sistem-tas-hastaliginin-tedavisi.pdf

cebrî’nin mihr ü mâh’ında astronomi, kimya, anatomi, tıp, mantık gibi çeşitli aklî ilimlere dair kullandığı terminoloji yanında kur’an, tefsir, hadis gibi naklî ilimlerden beslenen ve eserine yansıyan derin bir tasavvufî altyapı görülmektedir.
http://mts.sosyalarastirmalar.com/Makaleler/1211598173_tanribuyurdu_gulcin.pdf

sağlık reformunun doğru yapılması
https://sbu.saglik.gov.tr/Ekutuphane/kitaplar/sarefdoyap.pdf

19. yüzyıl erken dönem psikiyatri fotoğrafçılığının gelişimi ve hugh welch diamond
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1145067

arı anatomisi
https://gida.ibb.istanbul/img/118281682016__7580377459i.pdf