pdf 17

ölüm sürecinin tıbbi olarak icra edilmesinden cenaze törenlerinin düzenlenmelerine kadar pek çok yaklaşım ölümün günlük yaşamdan uzaklaştırılması amacına hizmet etmektedir.
+
aries’e göre ilk kez 20. yüzyılın başlarında amerika birleşik devletleri’nde ortaya çıkıp, oradan endüstrileşmiş avrupa’ya yayılmış olan yasak ölüm döşeğini, ölenin yakınlarının ve toplumun iyiliği için evden hastaneye taşımıştır.
+
kitapta pek çok klinik vakada, ölüm kaygısı ile ilişkilendirilmeyen semptomların aslında ölüm gerçeğiyle yüzleşildiğinde nasıl tedavi edilebildiği anlatılmaktadır.
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/44920.pdf

bizim modem ölüm tecrübemizi etkileyen önemli değişikliklerden biri, ölümün, dr. michael wilson’un ifadesiyle, «toplumdan kurumlara taşınmış olmasıdır>>
+
1956’da ingiltere’deki ölümlerin yarıdan fazlası hastanelerde, bakımevlerinde ve diğer sağlık kuruluşu ya da huzurevlerinde olmuştur; şüphesiz bugün bu oran daha artmıştır.
+
hastanede ölen bir kimsenin son günleri ağır uyuşturucular altında geçmektedir.
+
ölüm, herkesin mecburen katıldığı bir olay olmaktan çıkarak, doktor, cenaze işleri yöneticisi ve din adamının katıldığı bir iş durumuna gelmiştir.
http://isamveri.org/pdfdrg/D00038/1990_7/1990_7_KOCT.pdf

kawasaki hastalığı tanısı ile takip edilen olgularımızın klinik ve epidemiyolojik özellikleri
http://www.cocukenfeksiyondergisi.org/upload/documents/2018-03/2018-12-3-087-092.pdf

hadislerde geçen hastalık adları
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/604192

ibn sa‘d’ın kitâbü’t-tabakâti’l-kebîr’ine göre hz. peygamber, sahâbe ve tabiun döneminde hastalıklar ve tedâvileri
http://isamveri.org/pdfdrg/D02042/2017_1/2017_1_EFEZG2.pdf

hz. eyyûb’ün (a.s.) hastalıklar karşısındaki sabrı ve manevî hastalıklarımız
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/264547

islam’ın salgın hastalıklara bakışı
https://dosya.diyanet.gov.tr/DIYKDosya/YayinDosya/cc6ce083-8d46-48a3-84c1-095f7808206e.pdf

hadisler ışığında haset hastalığı ve psikoterapi
http://earsiv.ebyu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12432/1227/2002_10_4_DOLEKA.pdf

tarihten günümüze insan sağlığının korunması ve tıbb-ı nebevî’de karantina uygulamaları
https://acikerisim.bartin.edu.tr/bitstream/handle/11772/1797/2016_KOYCUE.pdf

hazreti peygambere yapılan büyüler ve yahudilerde büyücülük
https://atauni.edu.tr/yuklemeler/e3c80eee9e304eceb2fe030f8e845188.pdf

peygamberimize büyü yapılması ile ilgili rivayetler
(ideoloji ile realitenin çatışma alanına bir örnek)
http://ilahiyat.firat.edu.tr/sites/ilahiyat.firat.edu.tr/files/2.%20Kamil%20%C3%87ak%C4%B1n.pdf

sa’d b. ebi vakkas’ın hastalanması
http://openaccess.ogu.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11684/1507/Ali+%20K%20Z+TEZ+BASKI+%20%C3%87%20N++20.08.2017+en+son+hali.pdf

pandemik hastalıklar ve karantina üzerine fıkhî bir analiz
https://www.atlasjournal.net/Makaleler/201526294_ID%20458.pdf

memluk sultanı zahir seyfuddin çakmak döneminin salgın hastalık ve iktisadî buhranları
http://dergisosyalbil.selcuk.edu.tr/susbed/article/download/581/561

ortaçağda herât bölgesinde meydana gelen kıtlıklar, bazı doğal felaketler ve salgın hastalıklar
https://www.sosyalarastirmalar.com/cilt8/sayi36_pdf/2tarih_uluslararasiiliskiler_siyaset/sahin_mustafa.pdf

göz kapağı hastalıklarının ortaçağ islam dönemi eser ve tercümelerindeki yeri
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/48832.pdf

hazâinü’s-saadât’ta geçen tıp terimleri
http://www.turkiyatjournal.com/Makaleler/1797783268_K%C3%A2z%C4%B1m%20K%C3%96KTEK%C4%B0N.pdf

hz. peygamber zamanında medîne’de ortaya çıkan hastalıklar ve tedavi yöntemleri
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/345816

hz. peygamber’in hastalığı ve vefatı
+
hz. peygamber’in ateşi o kadar şiddetli idi ki abdullah b. mes’ud elini peygamberin vücuduna koyamadı.
+
hz. peygamber’in rahatsızlığı ağırlaştı ve onu şiddetli bir ateş nöbeti bastı. hastalığın başlangıcı hicretin on birinci yılı, safer ayının son günleriydi. bu arada hz. âişe daima ona kur’ân-ı kerim’den “muavvizeteyn” (felâk ve nâs sürelerini) okuyup üflüyordu.
https://acikerisim.erbakan.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12452/1073/abdulwali_aqbulut_tez.pdf

allah elçisi’nin hastalığının teşhisiyle ilgili bilgiler, büyük ölçüde dönemin tıbbî bilgilerine dayanmaktadır. öte yandan allah elçisi’nin tıbbî hizmet aldığını ancak dönemin koşullarında iyi bir hizmet aldığının söylenemeyeceğini ifade etmek gerekir.
https://acikerisim.uludag.edu.tr/bitstream/11452/8554/1/emine_demircan_tez.pdf.pdf

âmine’nin ölmeden önce hasta olmasına rağmen medine’ye yolculuk yapması, evladı için akrabalarının yanında güvenli bir yer arama çabası olarak anlaşılmalıdır.
+
rodinson, peygamber’in epilepsi hastası olduğunu açıklamıştır.
https://siyerinebi.ksu.edu.tr/depo/belgeler/15-%20Soner%20Akp%C4%B1nar%20-%20%C3%87a%C4%9Fda%C5%9F%20Oryantalistlerin%20Hz.%20Muhammed%20Alg%C4%B1s%C4%B1_1911071052233151.pdf

bazı oryantalistlerin aksine andrae, hz. peygamber’in sara hastası olduğu görüşüne karşı çıkmaktadır. o, bu kanıya uzun bir tartışma sonucu varmaktadır.
https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/34539/BekirARMAGANtez.pdf

miryam, alaca hastalığına yakalandı ve derisi beyazlaştı. hz. hārūn, miryam’ın iyileşmesi için hz. mūsā’dan tanrı’ya yakarmasını istedi. hz. mūsā da tanrı’ya dua etti. miryam kampın dışında yedi gün tek başına yaşadı ve daha sonra iyileşerek halkın arasına döndü.
+
etiyopya kralı ölümcül bir hastalığa yakalanarak çölde ölür. bunun üzerine askerler hz. mūsā’yı kral ilan ederler.
+
and olsun, eğer münafıklar, kalplerinde hastalık bulunanlar ve şehirde kışkırtıcılık yapıp yalan haber yayanlar bu tutumlarına son vermeyecek olurlarsa, gerçekten seni üzerlerine gönderip onları perişan ederiz, sonra orada senin yanında daha fazla kalamazlar.
+
miryam ve hārūn’un hz. mūsā’ya yönelik eleştirileri literal olarak okunduğunda, onların hz. mūsā’yı, ibranî olmayan, yabancı ve özellikle de siyahî bir kadın alması sebebiyle kınadıkları görülmektedir. nitekim miryam’ın cezası da evlenilen kadının cildiyle ilgili bir kınama dolayısıyla aynı cinsten olmak üzere cilt hastalığına yakalanmak şeklinde olmuştur. allah’ın hz. mūsā’yı temize çıkardığı bilgisi göz önüne alındığında burada kastedilen şey, hz. mūsā’nın yapmadığı bir eylemden ötürü ithama/iftiraya maruz kalmasıdır.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/581173

elini koynuna sok; firavun’a ve onun kavmine gösterilecek olan dokuz ayetten biri olarak, hastalık sebebiyle olmadan bembeyaz olarak çıksın. çünkü onlar fasık bir toplumdur.
+
bu taşın, hz. mûsâ’nın yıkanırken üzerine elbiselerini koyduğu, hatta bir keresinde yuvarlanarak elbiselerini kaçırıp hz. mûsâ’yı hastalık iftirasından kurtaran taş olduğu da rivayet edilmiştir.
+
ölüleri dirilten, kör ve alaca hastalığına tutulmuş kimseleri iyileştiren allah, küçük bir taştan büyük miktarda su çıkarmaya da kadirdir.
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/ET000261.pdf

aram kralı’nın, ordu komutanı naaman, kralın gözünde çok değerli ve saygıdeğer bir kimse idi. çünkü aramlılar onun sayesinde zafere ulaşmışlardı. güçlü bir asker olan naaman,deri hastalığına yakalanmıştı. hastalığına birçok yerde deva aramışlar ancak bir türlü şifasını bulamamışlardı. hz. elyasa bu durumdan haberdar olunca naaman’a haber göndererek yanına gelmesini söyler. naaman yanına geldiğinde ona şeria ırmağında yedi defa yıkanmasını söyler. böylece hastalığından hiçbir iz kalmayacağını anlatır naaman onun söylediklerini aynen yerine getirir. eski sağlığına kavuşmuş olarak hz. elyesa’nın yanına gelir ve ona iman ettiğini açıklar.
+
hz. isa şehirlerde, havralarda, halk arasında dolaşırken hasta kimselerin dertlerine de derman oluyordu. isa’nın şöhreti bütün suriye’ye yayılmıştı. acı çeken insanları, felçleri ve cinlileri allah’ın izni ile şifaya kavuşturuyordu.
+
hz. isa, kalabalık arasında yürürken, o bölgede on iki yıldır kanaması olan bir kadın, hz. isa’ya yetişmeye çalışıyordu. kadın pek çok hekime görünmüştü ancak durumunda herhangi bir düzelme olmamıştı. aksine hastalığı her geçen gün artıyordu. kadın, hz. isa’nın kendi derdine derman olacağına o kadar inanmıştı ki, giysisine dahi dokunabilse iyileşeceğini düşünüyordu. hasta kadın, kalabalık arasında bir yolunu bularak hz. isa’nın elbisesine dokunmayı başardı. kadın, o anda acısının dindiğini fark etti. hz. isa, kadına kendisine ulaşma isteğinin nedenini sorunca kadın, düşüncelerini anlattı. hastalığından o anda kurtulduğunu ifade eden kadına, hz. isa, imanının kendisini kurtardığını söyledi.
+
kadının eline dokununca ateşi düştü. günlerdir yerinden kalkamayan kadın hemen ayağa kalkarak hz. isa’ya hizmet etmeye başladı.
+
hastaların şifa bulması aslında bir mucize değildir. zira bu imkan dahilinde tıbbın gerçekleştirebileceği mümkün bir olaydır. ancak hastanın aniden, peygamberin bir sözü ile iyileşmesi ise mucizedir.204 cüzamlı bir hastanın, ateşli hastalığa yakalanmış olan kimsenin normal şartlarda, tıbbın imkanları ölçüsünde tedavi edilmesi mümkündür. ancak belli bir tedavi sürecine ve bir takım ilaçlara ihtiyaç vardır. bu hastalıktan birden bire kurtulmuş olmak ise tamamen allah-u teala’nın elçisine vermiş olduğu mucizenin bir sonucudur.
+
hz. isa onların kendisine inanmış olduklarını görünce felçli adama “kalk yatağını topla evine git” dedi. hasta adam yatağından doğrularak yürümeye başladı. halk bunu görünce korkuya kapılmıştı. çünkü adamın yıllardır yerinden kalkamadığını biliyorlardı.
+
hz. isa, havrada vaaz ettiği bir sırada hasta olan bir kadında onu dinleyenler arasındaydı. kadının beli iki büklüm olmuştu. belini doğrultamıyordu. hz. isa, kadının bu çaresiz halini görünce onu yanına çağırdı. ellerini kadının beline koyunca kadının beli düzeldi ve doğruldu. yılarca çekmiş olduğu bu hastalıktan bir anda kurtulan kadın rabbine şükretmeye başladı.
https://openaccess.firat.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11508/16084/186006.pdf

incillerden anlaşıldığı kadarıyla hz. isa mesajını halktan fakir, acı çeken, hasta insanlara ulaştırabilmiş; bunun yanında söylemleriyle mevcut siyasi ve dini otoritelere meydan okumuştur.
+
evlilik dışı cinsel ilişki tehlikeli ve yasak olduğundan bu yasak ilişki, insan bedenine bulaşan ve insanı kirleten bir hastalık olarak ifade edilmiştir. bu hastalığa yakalanan kişi artık hem bedeninde hem de kalbinde bir çürümeyle karşı karşıyadır.
http://acikerisimarsiv.selcuk.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/6262/308805.pdf

hz. isa zamanında geçici hastalıkların ilaçla tedavisi mümkündü. aynı durum cüzzam hastalığı için de geçerli idi.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/254372

“muselmann” (t. “müslüman”) toplama kamplarında açlık, hastalık ve ağır işlerde çalışmaktan bitkin düşmüş, psikolojik ve fiziksel olarak ölümün eşiğine gelmiş olan tutuklular için kullanılmış ve literatüre geçmiş olan takma isimdir.
+
avrupa’nın hasta adamı, kampın muselmann’ı gibidir.
+
k-a-h-v-e, çok fazla kahve içme
bu türk içeçeği çocuklar için değildir
sinirlerini zayıflatır, seni hasta eder ve sarartır
kahveden uzak duramayan müslüman gibi olma.
+
yukarıdaki dizeler ünlü alman besteci karl gottlieb hering tarafından yazılmış olup hemen her alman çocuğun bildiği çocuk şarkısıdır.
https://acikerisim.uludag.edu.tr/bitstream/11452/3262/1/s%C3%BCmeyra_y%C4%B1ld%C4%B1z_tez.pdf

rabb, yaptığı yanlışlar sebebiyle yehoram’ı ağır bir bağırsak hastalığıyla cezalandırır. yehoram, yeruşalim’de sekiz yıl krallık yaptıktan sonra bu hastalık sebebiyle ölür.
+
hizkiya’nın hastalığı ağırlaştığında, tanrı’ya ömrünü uzatması için yalvarır. babası davut’un tanrısı da ona on beş yıllık bir süre tanır.
http://acikerisimarsiv.selcuk.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/144/Serpil_Akb%C4%B1y%C4%B1k_Tez.pdf.pdf

yaşam geçip giden bir gölgedir, oynadığı rolü süresince sahnede boy gösteren gariban bir aktör gibi, sonra bir daha duyulmaz sesi. bir aptalın anlattığı zırvalarla dolu hikâye gibidir, anlamsızdır.
http://www.derindusunce.org/img/kaliteli_ateizm.pdf

oyunculuk eğitiminde brechtyen oyunculuğun yeri açısından eğitimci sorunu
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/193406

oyuncunun bir sanatçı olarak eğitimi
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/193400

çağdaş oyunculuk yöntemleri açısından stanislavski sistemi’nin incelemesi
http://openaccess.maltepe.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12415/4249/10240055.pdf

sığınmaevi deneyiminden sonra, evlilik kararlarını sorgulayanlar, ikinci evliliğin hata olduğunu düşünenler, evliliğin çözüm olmadığını fark edenler olduğu görülmüş ve nasıl aile olunması dair sorgulama yapmaya başladıkları anlaşılmıştır.
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/6069/10226109.pdf

halka önderlik etmek için eğitimli veya onurlu bir adam değil, cahil ve pis olman yeterli.
https://iletisim.com.tr/Images/UserFiles/Documents/Gallery/siyaset.pdf

ifşanın sosyal medyada intikam ve cezalandırma aracı olarak kullanımı: facebook, twitter ve instagram örneği
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/ET001612.pdf

para sevgisi aşağılık bir şeydir; çünkü o, bir insanın ödül ile her şey için kazanılabileceğini gösterir.
thomas hobbes
+
thomas hobbes, toplum ve siyaset felsefesinin en kötü ve karamsar, belki de aynı derecede kötümser ve karanlık kişiliğini simgeler.
+
insanın yaşamı yalnız, fakir, pis, hayvanca ve kısadır.
https://dogangocmen.files.wordpress.com/2015/07/thomas-hobbes_leviathan_ve_toplumsal_barc4b1c59f_perspektifi.pdf

insan sosyal bir yaratık değil bilakis “hırs ve arzularına tabi egoist bir varlıktır.
+
insanlann mücadele halinde bulundukları böyle bir durumda doğruluk, yanlışlık haklılık haksızlık olamaz.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/634074

bir karıncanın rahatsız olmasını bile hoş gören kişi kara yüreklidir, taş kalplidir.
http://isamveri.org/pdfdrg/D00615/2012_56/2012_56_EMIROGLUI.pdf

bir toplumsal iktidar alanı olarak beden ve “yaşlanan bedenin” yeniden inşaası
https://www.academia.edu/37148602/B%C4%B0R_TOPLUMSAL_%C4%B0KT%C4%B0DAR_ALANI_OLARAK_BEDEN_VE_YA%C5%9ELANAN_BEDEN%C4%B0N_YEN%C4%B0DEN_%C4%B0N%C5%9EAASI

sefaletle sınanmış, kötülüklerle mücadele etmeye çalışırken ahlakından derin yaralar almış bir toplum nasıl iyileştirilebilir? bizi toplumun diğer fertlerinden ayırt eden kişiliğimiz toplumun eseri olabilir mi? peki ya mutluluk?
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/790203

her gün yaklaşık 6.000 kişi iş kazası veya meslek hastalıkları nedeniyle yaşamını yitirmektedir.
http://docs.neu.edu.tr/staff/belkis.karatas/7.%20%C4%B0%C5%9E%20SA%C4%9ELI%C4%9EI_9.pdf

pervical pott (1714-1788) 1775 yılında baca temizleyicileri arasında, topluma oranla daha büyük sıklıkla görülen skrotum kanserlerinin başlıca nedenlerinden birinin yapılan iş olduğunu ortaya koymuştur.
https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/63422/mod_resource/content/1/4.%20Ders%20%20-%20D%C3%BCnyada%20Tarihsel%20Geli%C5%9Fim.pdf

avrupa’da iş sağlığı ve güvenliği’nin ortaya çıkması ve türkiye’deki uygulamaları
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/609918

bu işte üç dört saat kalan neden bu kadar hızlı çalıştığımı anlar. daha fazla burada kalsam kör olacağım, o yüzden işimi bitireyim, evime koşup, gözlerimi yıkamak ve karanlık bir odaya kapanmak istiyorum.
+
ramazzini gözlemleri sırasında çalışanların iş yerindeki etkenlerden dolayı hastalandıklarını gözlemlemiştir.
http://www.aysegulyildirimkaptanoglu.com/rsmlr/dosya/%C4%B0%C5%9F%20sa%C4%9Fl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20ve%20Meslek%20Hastal%C4%B1klar%C4%B1.pdf

1713 yılında yayınlanan ilk meslek hastalıkları kitabı olan “de morbis artificum diatriba” adlı eseri yazan kişi dr. bernardini ramazzini “iş sağlığının babası” olarak tarihe yerini almıştır.
+
hastalara “ne iş yapıyorsun?” sorusunun sorulmasını önermiştir. hasta muayenesi sırasında “ne iş yapıyorsun?” sorusunun sorulma alışkanlığının yerleşmesini sağlayan hekim olarak tarihe geçmiştir.
https://www.tarimorman-is.org/dosyalar/files/is-sagligi_guvenligi_tarihsel_gelisimi-2.pdf

modern tıbbın kurucusu kabul edilen hipokrat, iş ve inşaatlarda kullanılan kurşunun zararlarından bahsetmiş, nicander ise bunu geliştirmiştir.
+
dünyada iş kazaları ve mesleki hastalıklar sebebiyle günde 6300, yılda ise 2,3 milyon kişi hayatını kaybetmektedir.
+
juvanel işle hastalık arasındaki ilişkiye temas etmiş ve çözüm önerileri sunmuştur.
+
iş sahibi çalışanın başına gelebilecek kazalardan sorumlu tutulmuştur. örneğin eğer bina sahibi kazada ölürse işi yapan, bina sahibinin oğlu ölürse işi yapanın oğlu öldürülür veya bina ….
+
2016 yılında türkiye’de toplam 286.068 kişinin iş kazası geçirdiği tespit edilmiş,1405 kişi ise iş kazaları neticesinde hayatını kaybetmiştir.
+
ülkemizde ve dünyada endüstrileşme süreciyle birlikte ortaya çıkan iş hastalıkları ve sakatlıkları hatta iş kazaları sonucu ölümlerin artması, çalışanlar açısından ciddi mağduriyetler ortaya çıkartmıştır.
+
meslek hastalıklarına dair sağlık kuruluşlarının yetersizliği nedeniyle iş kazasına uğrayanların birçoğu uygun tedaviyle iş hayatına tekrar dönebilecekken dönememektedir.
https://openaccess.izu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12436/328/Naz%C4%B1m%20O%C4%9Fuz%20T%C3%BCr%C3%BCd%C3%BC.pdf

eş seçilirken aranılacak şartları sırasıyla gelinin/damadın güzelliği, zenginliği, asaleti, sağlam bir itikada sahip olması ve bunlara ek olarak da adayın tıbbi olarak sağlıklı olması gerektiğini sayar.
+
hem bulaşıcı hastalıkların önüne geçmek hem de sağlıksız gençlerden hastalıklı çocukların dünyaya gelmesinin önüne geçmek için dinen izin alınması gerektiği gibi tıbben de izin alınması gerekmektedir.
+
sağlık olmadıktan sonra ebeveynlerin çocuklarına bırakacakları hiçbir mirasın anlamı da olmayacaktır.
+
ebeveynlerin tıbbi açıdan uyumlu olmasına ek olarak ruhi açıdan da sağlıklı olmadırlar. aksi takdirde agresif bir erkekle asabi bir kadının evliliği, çocuğun tabiatında bozukluklara sebep olacaktır.
+
gayr-ı meşru ilişkileri bir ahlaksızlık olarak vasıflamanın yanında birçok hastalığa da neden olduğunu belirterek kişinin neslini tehlike attığını ifade eder.
+
maddi vazifeler çocuğun sağlıklı bir şekilde büyüyüp gelişmesini sağlamak, hastalıklarından korumak, yeme-içmesine dikkat etmek gibi, bedeniyle ile ilgili sorumluluklar iken, manevi vazifeleri ise çocuğu kötülüklerden korumak, ahlaki gelişimini sağlamak ve güzel terbiye etmek gibi, çocuğun ruhunu şekillendirme amaç edinen sorumlulukları içermektedir.
+
ahmed midhat’a göre evlenmenin sağlık ve mal açısından önemi olmakla birlikte asıl ve en önemli amacı evlat sahibi olmaktır.
+
o, avrupa gazetelerinde her zaman görülen intihar haberlerini de dinsizliğin bir neticesi olarak yorumlamaktadır.
+
insanlara acı veren depremler, sel felaketleri, sakat doğumlar gibi fiziksel kötülüklerin yanı sıra tecavüzler, hırsızlık, yalan söylemek gibi ahlaki kötülüklerin varlığı insanları karamsarlığa itmiş ve bunun sonu olarak da tanrı’nın hakkında olumsuz düşüncelerin doğmasına sebep olmuşlardır.
https://acikerisim.erbakan.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12452/3582/502014.pdf

lupelus “hasta, ıstıraplı ve yoksul olduğunuz için tanrı’dan nefret edebilirsiniz, ama sizi temin ederim ki, hastalığınızın, ıstırabınızın ve yoksulluğunuzun nedeni tanrı’dan ayrılmış olmanızdır” demiştir.
+
kuran’a göre hayale esir olmuş, gerçekle bağını koparmış, şaşkın, at gibi yalpalaya yalpalaya yürüyen bir karakteri ifade eden bu tipler, kibirden şaşırmış, gerçekle hayali birbirine karıştırmış, hastalıklı bir ruh hali içiresindedirler.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/31207

antakya şehrinde de ortaçağ boyunca birçok doğal âfet ve salgın hastalık yaşanmıştır.
+
şehir halkı, deprem ve sonrasında ortaya çıkan salgın hastalıkların nedeni olarak tanrının gazabının üzerlerinde olduğunu düşünmüş bol bol dua etmişlerdir.
+
deprem şehir surlarının yıkılmasına sebep olmuştur. şehrin normale dönmesi uzun zaman almış ve bu süre içerisinde şehirde salgın hastalık ortaya çıkmıştır.
+
antakya halkı, türlü türlü günahlarından dolayı adil hâkim olan allah’ın bu cezasına çarptırılmıştır. gerek romalı ruhani sınıfının, gerekse hıristiyanların antakya şehrinde yaptıkları günahlar ağza alınamaz. bu günahlarının cezası olarak gerek ateş, gerekse toprağın yarılmasıyla telef edildiler. onlar hala küstahlıklarında ısrar edip duruyorlar. onlar, allah’a tapındıkları halde dinsizlere layık işler yapıyorlardı ve ağza alınamayacak hakaretlerde bulunuyorlardı. işte allah, antakya şehrine günahlarının cezasını vermiştir.
+
mateos depremin oluş sebebini antakya’da süryanilere yapılan haksızlıklara ve incilin yakılarak yok edilmek istenmesine bağlayarak yaşanan depremi dini yaşantıdaki olumsuzluklar sebebiyle meydana geldiğini söylemektedir.
+
rum patriği 1000 kişi ile yarılmış toprağın içine gömüldüler, çünkü bunlar ortodoks asurîlerin incilini yakmışlardı.
+
yeryüzü şiddetle titredi, kayalar yarıldı ve tepeler çatladı. dağlarla tepeler şiddetle çınladı. onlar canlı hayvanlar gibi ses çıkardılar. dağların sesi kulaklarda bir ordunun çıkardığı gürültüyü andırıyordu.
+
26 ağustos 1157 tarihinde her tarafta bir zelzele meydana geldi. halep taraflarında birçok müslüman şehirleri temelinden yıkıldı. hıristiyan şehirleri ise allah tarafından korundu.
+
588 yılında yaşanan depremin ardından şehirde kıtlık baş göstermiştir. şehirde ekmek sıkıntısından altmış bin insan hayatını kaybetmiştir.
+
insanlar dağlarda da ölüyorlar ve yırtıcı hayvanlara ve kuşlara yem oluyorlardı günahlarımızın cezası olarak meydana gelen şark memleketinin mahvı meselesi işte böyle başlamıştır allah günahlarımızdan dolayı, bir ceza olarak toprağı yağmursuz bıraktı. mahsul kurudu, suriye, filistin ve mezopotamya’da açlık zuhur etti.
+
hastalığın ortaya çıkma sebeplerinden biri şehrin uzun süre kuşatmalar, istilalar ve savaşlar sırasında sağlık koşullarının kötüleşmesidir.
https://pegem.net/dosyalar/dokuman/122114-20110618144530-microsoft20word20-2012_18_kaya_kiyili.pdf

kanser bir bağışıklık sistemi hastalığıdır. ya da daha doğru bir ifadeyle zayıf bağışıklık sisteminin yol açtığı bir hastalıktır.
+
ferd ve cemiyetler dinsiz yaşadığı zamanlarda çok daha kuvvetli olmuşlardır. hem maddeye hem de maneviyata dayanmak insanın bütün fonksiyonlarını işler hale getirmesi demektir.
+
mutedil doğru bir inanca sahip dindar bir şahıs sinir sistemini metin bir zarla muhafaza etmektedir. çünkü dini his cinneti meydana getiren bir çok sebep ve fenalıklardan insanı korur.
+
müslümanlık sinir sisteminin selametini temin eden bir dindir.
+
ben kanser hastasıyken, soğuk, berrak bir suyun hasta hücreleri bedenimden dışarıya püskürttüğünü imgelerdim. bilinçaltına çok saldırgan gelmeyen imgeler yaratmaya gereksinimimiz var.
+
eski insanlar müziğin bu tedavi gücünü, kötü ruhları uzaklaştıran, moral kuvvetler kazandıran mistik kuvvetler aracılığı ile sağladığına inanmışlardır.
+
kanser olgusu , ruhsal ve psikososyal bileşenleri yoğun olan bir hastalıktır, bir yıkım olarak algılanır ve kişinin psikososyal dengelerini bozar. kanserli hastalarda ortaya çıkan psikiyatrik bozukluklar aşağıdaki gibi sıralanabilir.
+
“kanser ya da aids olursam , ölmeyi yeğlerim” gibi düşünceler , karamsar tutumlar görülmüştür.
+
ağrıdan kurtulmak istiyorsanız , yapmanız gereken tek şey zihninizin işleyişini değiştirmektir. bu yöntem (ki kuşkusuz davranışlarınızı da değiştirmeyi içerir), en dramatik biçimde ölümcül kanser hastalarında işe yaramaktadır.
https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/28594/2643.pdf

2. dünya savaşı’nın başlamasından 1945’li yıllara kadar süren ve görevlileri yaşadıkları çaresizlikten dolayı intiharı düşünmeye sürükleyen bu yokluk yıllarında yıkıcı depremler ve bulaşıcı hastalıklar, yaşanan sıkıntıyı bir kat daha artırmıştır.
+
bu gün nasıl ki “laiklik yobazları” varsa ismet paşada da maalesef o hastalık vardı. dinin zararlı olduğuna kaniydiler…
+
laiklik asla dinsizlik olmadığı gibi, sahte dindarlık ve büyücülükle mücadele kapısını açtığı için, gerçek dindarlığın gelişmesi imkânını temin etmiştir.
+
“paşam, niçin konuşmalarınızda allah adını hiç kullanmıyorsunuz? diye sorulduğunda şöyle cevap verir: “ben o yüce adı bu cüce politikaya sokmam!”.
+
ben laik bir devletin cumhurbaşkanıyım, camiye gitmem.
+
hastalıklara karşı yegane korunma vasıtası, asırlar boyunca gelişmiş olan bu muafiyete ilaveten güneşle yağmurun temizleyici tesiridir.
+
hastaların çoğu (hep kadınlar) ne hastalandığı günü biliyor, ne de hangi organı ağırdığını söyleyebiliyor. zavallılarda yıl, ay, gün, saat, hararet derecesi gibi kavramlar teşekkül etmemiş. ilaç diye bildikleri hocanın okuması, hocanın yazdığı muska, yatıra bez bağlama, adak, üfürük gibi şeyler.
+
kadın hastalardan çoğunun göbeklerinin, göğüslerinin üstüne hocalar kargacık, burgacık yazılar yazmışlar; onlara modern tıbbın, doktorun aleyhinde türlü telkinlerde bulunarak zihinlerini allak bullak etmişler.
+
bazı tarikat üyeleri deli oldukları gerekçesiyle hastanelere yatırılmıştır.
+
“dinlerde ileri sürülen tanrıya inanmam” diyen ataç, duyguya ve korkuya dayanan inancın düşünceyi öldüreceğine ve kişiyi onurlu kılan özgürlüğü ortadan kaldıracağına inanmaktadır. duygusal bağlanmayla yaşanan inancın bir korku mahsülü olduğunu, bunun da bir nevi hastalık olduğunu belirten ataç, bu inancın düşünce gücünü de azaltacağını vurgulamıştır.
+
türk toplumunun geçmişinden koparılmak suretiyle sosyal şizofreniye sürüklendiğini bu nedenle de geçmişini çarpık algıladığını ileri süren tarhan, şizofren bir hastanın babasını düşman görüp öldürmesi gibi türk toplumunun zihninde fatih ve yavuz gibi osmanlı hanedanlarının öldürülmeye çalışılması da aynı mantıksal hatanın bir ürünüdür. bu şizofrenik davranışın sebebi ise osmanlı’nın düşman olarak algılanmasıdır.
https://atauni.edu.tr/yuklemeler/20fa9641d4c175d30ec78836696fafcc.pdf

üstbiliş kavramına ve problem çözme sürecinde üstbilişin rolüne eleştirel bir bakış
+
insan davranışlarının altında yatan sebepleri bulmak oldukça zordur; ve biliş ve üstbiliş kavramları arasındaki ilişkiyi kavrayamamak da bu süreçte bazı hatalı çıkarımlar yapılmasına yol açmaktadır.
+
biliş ve üstbiliş kavramları arasındaki ilişkiye baktığımızda, biliş; kişinin bir durum veya olay karşısında sergilediği düşünsel eylemlerken, üstbiliş; kişinin bu bilişsel eylemleriyle ilgili sergilediği zihinsel eylemleridir.
+
hanoi kuleleri, mangala gibi matematiksel oyunlar ve satranç gibi düşünsel aktivitelerin çok fazla ön planda olduğu durumlarda üstbiliş daha da fazla ayırt edilebilir ve gözlemlenebilir olmaktadır.
+
farkındalık, düşük düzeyde üstbilişsel aktiviteyi işaret etmektedir. bu da şunu göstermektedir. üstbiliş aslında sadece farkındalıktan ibaret bir kavram değildir. bu da iç gözlemsel bilinç kavramı ile açıklanmaktadır.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/474324#:~:text=Flavell%20%C3%B6nderli%C4%9Finde%201970’li%20y%C4%B1llar%C4%B1n,%E2%80%9D%20ve%20%E2%80%9C%C3%BCstbili%C5%9F%E2%80%9D%20gibi%20farkl%C4%B1

üst biliş hakkında bir gözden geçirme: üstbiliş çalışmaları mı yoksa üst bilişsel yaklaşım mı?
https://www.psikolog.org.tr/tr/yayinlar/dergiler/1031828/tpy1301996120100000m000125.pdf

biliş ve üstbiliş (metabiliş) kavramlarının zihin felsefesi açısından analizi
+
üstbiliş kavramını ilk kez ortaya atan flavell‟e göre, üstbiliş, bireyin kendi bilişsel süreçleri hakkındaki bilgisi ve bu bilginin bilişsel süreçleri kontrol etmek için kullanılmasıdır.
+
üstbilişin bilişten ayrışan farklı bir „bilme şekli mi‟, bir „üsthafıza özelliği mi‟, bir „sezgi mi‟ yoksa bir „düşünme biçimi mi‟ olduğu konusu, belirsizliğini korumaktadır.
+
üstbiliş‟i “bulanık bir kavram” olarak nitelendiren brown‟a göre de, üstbilişin üzerinde anlaşılmış tek bir tanımı yoktur.
+
„bilişin bilgisi‟ veya „bilişsel farkındalığı‟ ifade eden üstbiliş olgusunun, bilinç (şuur) ve benlik gibi kavramlar ile olan ilişkisi pas geçilerek, neredeyse hiç temas edilmemiş olması dikkat çekicidir. oysaki bireyin tüm farkındalıklarının kaynağının bilinç olduğu bilinmektedir.
+
biliş kavramı, etimolojik olarak latince „cognoscere‟ teriminin karşılığı olup; bilmek, kavramsallaştırmak ve tanımak anlamına gelir.
+
paskal‟a göre, kalp, “aklın bilmediği bir mantığa sahiptir”. farabiye‟ye göre, insanın ilk bilgisi algıdır.
+
bilme süreci; algılama, hafıza ve muhakemeyi içerir.
+
schunk‟a göre de, üstbiliş, “yüksek düzeyli biliştir”. selçuk ise, üstbilişi, “bireyin bilişsel süreç ile ilgili bilgisi ve bu konudaki farkındalığı” olarak açıklamaktadır.
+
wells, üstbilişin üç türü (boyutu) olduğunu belirtmektedir. bunlar: üstbilişsel bilgi, üstbilişsel deneyimler ve üstbilişsel kontrol stratejileridir.
+
shaffere, bilinç‟i, “insanı çevresindeki birçok şeyden ayıran şeydir; uyanık olma halidir” şeklinde ele alırken; lektorsky, “bir yandan, nesnenin kavranması, öte yandan da kişinin kendi bilincinin kavranması” olarak açıklamaktadır.
+
wilcox‟a göre, bilinç, duyularla elde edilmez bir cevherdir. benzer şekilde ġbn sina ve descartes‟a göre, bilinç, bedenden bağımsız vardır ve manevi bir cevherdir.
+
comte‟nin paradoksu yol gösterici olabilir: buna göre, bir birey, kendi benliğini ikiye bölemez; bireyin benliği bilişe bağlı ise, biliş-üstbiliş de ayrılamaz, bunlar birbirini içermektedir.
+
felsefenin sorunlu konularından birisi olan “bilincinde olmanın bilinci” gibi, bilmenin bilinmesi (farkındalığı) anlamında kullanılan üstbiliş de, bilinç (şuur) hariç tutulursa, sorunlu bir kavramdır.
+
çok boyutlu, uzun soluklu ve öncelikle teorik bazda yürütülecek bu çalışmalarda amaç, birincil olarak biliş-üstbiliş ilişkisi ile üstbiliş-bilinç ilişkisini ortaya koymak olmalıdır. çünkü işin sırrı bu noktada saklı gibidir.
http://www.acarindex.com/dosyalar/makale/acarindex-1423933909.pdf

üst-biliş mi? yönetici işlevler mi?: bilme hissinin nöropsikolojik testlerle ölçülen dikkat
süreçlerinden yordanması
https://www.psikolog.org.tr/tr/yayinlar/dergiler/1031828/tpd1300443320050000m000168.pdf

kur’an’a göre inkâr ve bunalım
-inkârcılığın ruh sağlığına olumsuz etkileri-
http://isamveri.org/pdfdrg/D03583/2010_1_1/2010_1_1_KASAPOGLUA2.pdf

kamusal alanda abdülhamid’i hatırlatan kamu binalarına veya yerleşim yerlerine verilen “hamidiye” adı da ittihat ve terakki yönetiminde değişmeye başlar. abdülhamid tarafından istanbul’da açılan ilk çocuk hastanesi hamidiye etfâl hastanesi’nin ismi osmanlı etfâl hastanesi olarak değiştirilmiştir.
+
abdülhamid’in iktidar yıllarında bulundukları yerdeki bir camiye, hastaneye, karakola veya bir köye “hamidiye” adını vermek istediklerini bildiren yerel idarecilerin iktidar değişimiyle birlikte istekleri de değişir.
+
sultan ıı. abdülhamid, 32 sene 7 ay 27 gün sürecek olan saltanatının ilk anından islâm birliği fikrini devletin karşı karşıya kaldığı sıkıntı ve hastalıklara karşı etkin bir metot olarak görmüştür.
https://www.izu.edu.tr/docs/default-source/bildiriler/2-abdulhamit.pdf

sıraladığımız kategoriler içinde ve genel olarak din insan ilişkisi bağlamında kur’ an-ı kerim’ in oynadığı role bakıldığında klasik bir metin konumuna düşürülmüş olduğu gözlenmektedir. kur’an’ı okuyup üzerinde düşünme, dininin kutsal kitabı ve başucu kaynağı olması yerine, yaşayan insanlara hitap etmeyen, hayatın hiç bir problemine çözüm getirmeyen sırf ahirete yönelik bir kitap gibi algılanmaya başlanmıştır. sonuçta, teberrüken ezberlenen ve sevap için, hastalara okunan şifa kitabı, nazar değmiş olanlara, cin çarpmışlam okunan, bir üfurük kitabı gibi kullanılmaya başlanmıştır.
+
fal bakmak, yapılması tasarlanan ‘bir işin doğru olup olmayacağı konusunda kur’an’dan tesadüfen açılan bir sayfanın başında olumlu veya olumsuz ifadenin başlamasına göre işin hayırlı olup olmayacağına karar verilmesi. kaza ve belalardan korunmak için belirli sayıda kur’an hatimieri okumak. nazardan korunmak için insanlar nazar ayetini yazıp üzerinde taşıma, ev veya işyerine asmak. ölümcül hastalara şifa bulur ümidiyle çeşitli sureler okumak. ölen insanların arkasından ölümlerinin 40. gecesinde veya 52. gecesinde kur’an hatimieri indirmek veya yasin suresi okutmak. kur’an-ı kerim’ in her hangi bir sayfasını açarak, o sayfada geçen isimlerden birini, yeni doğan çocuğa vermek.
http://www.mku.edu.tr/files/1979-a17fc703-f508-4422-8fb1-380cc7d14ebb.pdf

anomi maddeci, faydacı ve fertçi normların ağırlık kazandığı toplum bünyelerinde görülen hastalıklı haldir.
+
bilgisizlik, fakirlik, korkaklık ve hastalık türk hasjetleri içersinde yer almayan özelliklerdir.
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/22023.pdf

hick, doğal kötülüğü, “hastalık yapan bakteriler, depremler, fırtınalar, kuraklıklar, kasırgalar ve benzeri durumlarda, insan eylemlerinden bağımsız olarak meydana gelen kötülükler” olarak tanımlar.
+
doğal kötülükten anladığım, insanlar tarafından bile bile meydana getirilmeyen ve insanların kendi ihmallerinin bir sonucu olarak meydana gelmesine izin verilmeyen bütün kötülüklerdir. doğal kötülük, insanlar kadar hayvanlara da ait olan, hem fiziksel acıyı hem de zihinsel acıyı içerir; hastalıkların, doğal âfetlerin ve insanlar tarafından tahmin edilemeyen kazaların peşinden sürükledikleri bütün acı izleri bu türdendir.
+
mccloskey ise fiziksel kötülüğün alanını oldukça geniş tutar. ona göre, doğal âfetler ve onların akabinde insanlara dokunan acı ve kederler, insanlara çeşitli acıları çektirdikten sonra onları ölüme götüren hastalıklar, çoğu kişinin daha doğarken beraberinde getirdiği fiziksel ve ruhsal özürler yanında, çöller, buzlarla kaplı alanlar ve avlanarak beslenen tehlikeli etçil hayvanlar da fiziksel kötülük olarak sayılmalıdır.
+
kötülüğün realitesi yoktur. o ne “şahıs”, ne “yer” ne de “şey”dir; sadece olarak maddesel zihnin yanılsaması sonucu oluşan inançtır. kötülük yanlış inançtır.
+
kötülüklerin “hiçbir şey” oluşunu anlamakla, hastalıkları ve acıları bile yenebiliriz.
+
hastalıklar, depremler, fırtınalar ve benzeri şeklindeki doğal kötülüklere geldiğinde ise, onlar insanlarin işledikleri günahların cezâi sonuçlarıdır.
+
bütün kötülükler ya günahtır ya da günahtan dolayı cezâdır.
+
tüm kötülüklerin insan özgürlüğünden kaynaklanmadığı bilinen gerçektir. örneğin, hayvanlar arasında yaşanan kötülüklerden de insan irâdesi sorumlu değildir. ayrıca insan yaşamında ortaya çıkan acılar, hastalıklar ve sonuçta ölümlerden insan irâdesi sorumlu değildir.
+
ibn rüşd`ün rasyonel yaklaşımına gelince, o, nasıl ki, gıdalar her ne kadar faydalı olurlarsa olsunlar, zayıf veya hasta vücutlara yararı olmayacağı gibi, iyi öğüt ve nasihatlerin de sapık ve delâlette olanlara fayda vermeyeceğini vurgular.
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/41966.pdf

sonra ikinci kez “darülfünun osmanî” adıyla (1870-1873) öğretime başlar. halka açık dersler de programa konur. deneye dayalı ders verilmesine halk tepki gösterir ve bazı hocalar dinsizlikle suçlanır.
http://guncel.tgv.org.tr/journal/35/pdf/364.pdf

hemşirelik araştırmalarında gömülü teori yaklaşımı
https://www.journalagent.com/jaren/pdfs/JAREN_5_1_73_80.pdf

semantik analiz ve gömülü teori çerçevesinde sağlığın kültürleşmesi
+
çalışmanın sonucunda değişen hekim kimliklerinin sağlığın kültürleştiğinin bir göstergesi olduğu bulunmuştur. indirgemeci, hastane sınırlarını aşamayan, ilaç şirketleriyle çıkar ilişkisi bulunan ve ticarileşen sağlık olgusunun; bireylerin algılarını, davranışlarını, yaşama biçimlerini, dolayısıyla toplumsal hayatlarını dönüştüren bir yapı arz ettiği tespit edilmiştir. ayrıca sağlığın; yaşamı bir salgın ya da tedavi edilmesi gereken hastalık süreçleri gibi sunması, dolayısıyla hayatı tıbbileştirmesi, bireyleri sağlıkla ilişkili tüm ürünleri tüketmeye sevkettiği ortaya çıkmıştır.
+
kilise, hekimlerin çoğunu dinsiz saymış ve tıbbi bilgiler manastırlarda saklanmıştır. bu yüzden hekimlik bu dönemde ciddi kilise sınırlandırmaları altında ve kısmî olarak icrâ edilebilmiştir.
+
hastalıkların bir günah veya inançsızlık sebebiyle ortaya çıktığını düşünen antik tıp ve devamı olan ortaçağ tıbbından farklı olarak osmanlı tıbbı, şifanın allah?tan geldiğine iman haricinde sağlıkla teolojik bir bağ kurmamıştır.
http://tez.sdu.edu.tr/Tezler/TS02127.pdf

insanlar depremler, salgın hastalıklar, kuraklıklar, savaşlar, çevresel felaketler gibi durumlar karşısında kendilerini güvende hissetmezler. böyle durumlarda, din insanların bir sığınağı haline gelir.
+
güvenli olmayan ve ekonomik bunalımlar içindeki toplumlarda dinî canlılık artarken, modern güvenli toplumlarda dinî canlanma azalmaktadır.
https://www.istiklal.edu.tr/depo/belgeler/16.%20Say%C4%B1_1506091357584896.pdf

hemodiyaliz hastalarında dindarlık ve öznel iyi oluş
+
kardiyovasküler hastalığı olan yaşlı erişkinlerde, erkeklerin daha fazla dinî şüphe ifade etmeleri ve diğer hasta gruplarına göre daha az dua ederek ilahi yardım almaktan uzak durmaları da araştırmanın bir başka bulgusudur.
+
bulgular kalp rahatsızlığı olan yaşlı erkeklerin erkeksi bir üsluba sahip olabildiklerini ve ilahi yardım istemediklerini ortaya koymuştur.
+
arslantürk, 1900 kişi üzerinde yaptığı bir araştırmada, dindarlık-mutluluk ilişkisini değerlendirmiştir. araştırma bulgularına göre, “dindarım ve mutluyum” diyen katılımcıların oranı % 52’dir (985 kişi). “dinsizim ve mutsuzum” diyenlerde ise bu oran % 8’dir (150 kişi).
+
hastalar hastalığa yakalanmalarını dinî bir bakış açısıyla (ceza, imtihan, kader), doğal bir durum olarak, üzüntü ya da stres şeklinde açıklamışlardır.
+
kadınların dindarlığı erkeklere kıyasla daha yüksek düzeydedir.
+
il merkezinde ikamet eden katılımcıların dindarlık düzeyleri, köyde ve ilçede yaşayanlara göre daha yüksektir.
http://earsiv.hitit.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11491/5749/nevzat-gencer2019.pdf

kamu çalışanları dini tutum ve sağlık algılarının sosyo-demografik değişkenlerle ilişkisi: kamu alan çalışması
+
personel “hastalıklar insanın günahlarına kefarettir.” sözüne, %73,9 oranında katıldığını, %26,1 oranında ise katılmadığını belirtmiştir.
http://acikerisim.kirklareli.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/20.500.11857/835/10149001.pdf

ruh sağlığı ve din:
batı toplumu açısından bir değerlendirme
+
hiçbir şey insanı allah’a yaklaşmaktan daha çok sağlığa ulaştıramaz.
+
bazı bilim adamları, psikolog ve antropologların, fizik bilimcilere göre dini araştırmalara daha fazla yer verdiklerinden veya dinle doğrudan ilgilendiklerinden dolayı daha az dindar ve daha fazla dine karşı olduklarını ileri sürmektedirler.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/188511

şüphesiz üzüntünün başlıca ilacı dini imandır.
+
dua ve ibadet olmasa idi ben çoktan çıldırırdım.
+
51 yaşında göğüs kanseri olan bir hasta ise kanser hastası olduğunu öğrendikten sonra dini duygu ve düşüncelerinde yaşamış olduğu şüpheyi şu şekilde anlatmaktadır:
ilk başta imanım sarsıldı. çünkü çevrede sürekli iyi insanların ızdırap çektiklerinin farkına vardım. ondan bir tanesi de ben idim. biraz din ve adalet konusunda şüphelerim uyanmaya başladı. daha sonra ise çevrenin etkisi ile bunun bir imtihan olduğunu anladım. ve sabırdan başka seçeneğim yoktu.
https://acikerisim.uludag.edu.tr/bitstream/11452/6271/1/363747.pdf

pratisyen hekimlikte bir bütünsel şey var, ondan sonra uzmanlıkta parçalara ayrılıyor. doktorlar parçalar üzerinden yorumlar yapıyorlar. bütüne bakmayı unuttular.
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/1202/330714ba-0c8c-43fb-ba36-08e535b811d6.pdf

islam dünyası’nda bimaristanlar ve gelişme süreçleri
+
ortaçağ karanlığının başladığı dönemlerde insan sağlığı adeta ayaklar altına alınmıştır.
+
hastaya günde iki kere bal ile yapılmış tavuk karaciğerli baklava, kızartılmış horoz, komposto ve şerbetler ile lezzetli yemekler ikram ettirdi.
+
bu sayede doktorların maddi durumları oldukça iyi bir durumda olup hatta bazıları sultanın ya da halifenin makamına yakışır parfümler bile kullanmıştır.
+
1490 yılında cüzzamlı bir akıl hastası tanrıya küfrettiği için işkence cezasına çarptırılmıştır.
+
eczanelerin varlığında dinsizlik ve küfür arayan kilise öğretmeni tatian “…..insanları tanrıdan çevirtmek isteyen şeytanlarla fena ruhlar, budalalarla imanı zayıf bulunanları kandırıp aldatmaktadırlar. eczacılık, her çeşit şekiller içinde bu nevi iğfalkâr sanat ve hareketlerden doğmuştur. maddeye güvenerek onunla tedavi olmak isteyen kimse, kendisini tanrı’nın kudretine terk ederse, çok daha çabuk şifa bulur. ilahi kudrete baş vurma yerine, neden bir köpek gibi otlar, geyik gibi yılanlar, domuz gibi istakozlar, arslan gibi maymunlarla tedavi olmayı tercih ediyorsun? dünyevi şeyleri neden ilâhileştiriyorsun?…” şeklinde ifade etmiştir.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/748861

hz. musa’nın bu bedduası sonucu toplumdan tecrit edilmiş ve insanların kendisine dokunmasından korka korka yaşamıştır. zira insanlar kendisine temas ettiğinde hemen ateşli bir hastalığa tutulmakta idi.
http://www.ekevakademi.org/Makaleler/550208682_07%20Fatih%20TOK.pdf

gömülü teori: spor bilimlerinde kullanılabilirliği
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/370596

ceza hukukunda akıl hastalığı ve akıl hastalarının yargılanması
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/289674

osmanlı’dan cumhuriyet türkiyesi’ne bilim insanı kimliğinin değişimi: (1839-1946)
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/ET000316.pdf

anestezinin tarihçesi
https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/99122/mod_resource/content/1/1-%20Anestezinin%20Tarih%C3%A7esi.pdf

doğa okunması, üzerinde çokça düşünülmesi gereken fakat ingiliz romantik şairlerinden coleridge’in da hissettiği üzere, son derece karmaşık ve derin olması nedeniyle asla tam anlamıyla çözümlenemeyecek, okunması hiçbir zaman bitmeyecek sonsuz bir felsefe gibidir. bu bağlamda, coleridge, her ne kadar bir eleştirmen olarak biographia literaria’da ‘the vale of human life and beyond’ başlığı altında herkesin bir filozof olamayacağını ve olması gerekmediğini belirtse de amerikan doğa düşünürleri ve şairleri, örneğin, ingiliz doğa şairi w. wordsworth ve coleridge ve düşünür t. carlyle ile avrupa’da tanışan r.w. emerson, h.d. thoreau, ve walt whitman doğanın gücünü, gizemlerini, insanı iyileştirici ve insanın kendini keşfettirici gücünden bahsederken bu kaynağın algılanabilmesinin daha mümkün olabileceği izlenimini uyandıracak şekilde yazmışlardır.
+
şairi bir kahraman, bir kurtarıcı, geleceğin yol göstericisi olarak gören bir diğer amerikalı şair de walt whitman’dır. whitman’ın sıradan amerikalıların, ve kadınların da okuması için yazdığı doğa­insan ilişkisini, çevrenin insan üzerindeki etkilerini irdeleyen, ve bir sevgi toplumunun yaratılması gerektiğini vurgulayan, ve böyle bir toplumda kurumlara ve yasaklara ya da kurallara gerek kalmayacağını gösteren şiir kitabı leaves of grass bu görev anlayışının ve kültürlü, gelişmiş bir toplum yaratma amacının ürünüdür.
+
romanda ise benzer bir anlayışı ünlü moby dick adlı epik romanında doğa-­insan çatışmasını, doğa’nın karmaşık işleyişini ele alan ve pierre, the confidence man ve billy budd’ın da yazarı olan herman menville belirtmiştir: ‘roman da din gibidir. bir başka dünyayı tanıtır, fakat bağlı olduğumuz bir dünyayı.’
+
ne var ki, johnson’a göre doğayı incelemek, evrenin çalışması hakkında bilgi edinmeye çalışmak aydınlanmak isteyen ve bu yolla da aydınlatmayı görev edinenler için yetmez. şair her tür yaşam biçimini de bilmek zorundadır: üstlendiği işin doğası her durumun içerebileceği mutluluğu ve kederi tahmin etmeyi, değerlendirmeyi, her tür halleriyle tüm duyguların/arzuların gücünü gözlemlemeyi, ve insan zihninin çeşitli sistemler, kurumlar ya da alışkanlıklar, gelenekler veya iklimlerin tesadüfi etkileriyle şekillendirilmeleri sonucunda geçirdiği tüm değişiklikleri incelemeyi gerektirir.
+
johnson, ingiliz şair shelley’nin ve amerikalı şair whitman’ın da sonradan yineleyeceği üzere, şair ‘doğanın yorumcusu ve insanlığın kanun yapıcısı olarak yazmalı, kendini gelecek nesillerin düşünce ve davranışlarının hakimi, yönlendiricisi, ve zamanın ve mekânın üzerinde bir varlık olarak görmelidir,’ der.
+
johnson ayrıca, benjamin franklin’in de önerdiği gibi şairin ‘pek çok dili ve pek çok bilimi bilmesi’ gerektiğinin altını çizer. kısacası, şair hem doğa bilimcisi hem de toplum bilimcisi olmalıdır.
+
okuma, doğanın incelenmesi, gözlemler, deneyler, ve deneyimler ile kazanılanlar yazarların hem kendi zihinlerini hem de insanın zihnini güçlendirmeyi sağlayacak, yani bilinci dogmatik düşünceden kurtaracak bir güçtür. ancak giderek karmaşıklaşan bir dünyada sadece bilgi aktarımının insan zihnini dogmatik düşünceden kurtarmada yetersiz olabileceği düşüncesi yazarlar arasında giderek yaygınlaşmaya başlamıştır. amacın sadece bilgi edinmek değil, bilgiyi analitik biçimde sorgulamak olduğu inancını yazınlarında gerek konuları işleyiş biçimi gerekse de açık söylemleri ile en yoğun ve çarpıcı yansıtanların başında da ‘etik ve sosyal öğretileri şiir kapsamında’ gören wells gelir.
http://www.littera.hacettepe.edu.tr/TURKCE/20_cilt/ege.pdf

samuel taylor coleridge’in “yaşlı gemici” şiirinde semptom olarak albatros
http://www.littera.hacettepe.edu.tr/TURKCE/26_cilt/8.pdf

ingiliz edebiyatı’nda romantikler ve afyon bağımlılığı
+
afyon (opium), haşhaş (papaver somniferum) bitkisinden elde edilir. afyonda; morfin, kodein, tebain, papaverin ve narkotin (noskapin) alkaloitleri bulunur. fizyolojik etkilerinden ilk kez sümerler bahsetmiştir.
+
birçok ünlü şair ve romancının afyon bağımlısı oldukları bilinmektedir.
+
on beşinci yüzyıl ve sonrasında avrupa’da paracelsus tarafından laudanum (laudare: latince hamd, şükür) olarak adlandırılan afyon tentürü (%1 morfin içerir) hazırlanmış ve kullanımı yaygınlaşmıştır.
http://www.tfd.org.tr/sites/default/files/Klasor/Dosyalar/ebultenler/110_2011_4_0.pdf

adli tıp boyutu ile zehirlenmeler
“bütün maddeler zehirdir. ilacı zehirden ayıran, dozdur.” paracelsus (1493-1541)
sözlüklerde zehir, “canlı organizmaya girdiğinde sağlığında bozulmaya, hatta ölüme yol açan mineral, bitkisel, hayvansal veya sentez yoluyla yolla üretilmiş maddeler” olarak tanımlanmaktadır.
hukuksal açıdan bir maddenin zehir olduğunun belgelenebilmesi için, madde şu özelliklere haiz olmalıdır:
1. organizmaya etkisi fiziksel değil kimyasal olmalıdır.
2. çok düşük dozlarıyla zehirlenme oluşturmalıdır.
3. parenteral yol dışında ağızdan alımla, solunumla veya ciltten alındığında da toksik etki oluşturabilmelidir.
4. organik veya inorganik maddelerden ya da canlıların ürettiği bir madde niteliğinde olmalıdır.
https://www.istabip.org.tr/dosyalar/adli_tip.pdf

… paracelsus ismindeki bir âlim bunu piliçleri uyutmakta kullamış …
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/GAZETE/aksam/aksam_1938/aksam_1938_tesrinisani_/aksam_1938_tesrinisani_2_.pdf

avrupa’da ilk kez basilius valentinius metalik çinkoyu tariflemede “zinck” terimini kullandı. “zinck” isminin bir metal olduğu ve bu metalin fiziksel özellikleri paracelsus tarafından yazıldı.
http://www.kareltel.com.tr/Dosyalar/Galeri/Resim/f435d201-a.pdf

hidrojenin tarihi 1520 – phillipus theophratus bombastus von hohenheim (paracelsus) hidrojen gazı ilk olarak 16.yüzyılda, 1520 yılında isviçreli doktor ve kimyager, modern tıbbın ve farmakolojinin kurucularından biri sayılan philippus aureolus paracelsus tarafından keşfedilmiştir
+
paracelsus ve tüm canlıların kimyasal oluşumlar olduğunu, dolayısıyla canlıda meydana gelen değişiklik ya da bozuklukların kimyayla açıklanabileceği ve tedavinin kimyasal maddeler ve yollarla mümkün olduğunu ileri sürdüğü tezi “iatrokimya” üzerine çalışamalar yapan ve pnömatik kimyanın(hava ile ilgili, basınçlı hava, sıkıştırılmış hava kimyası) kurucusu sayılan ve “gaz” terimini bilim dünyasına sokan flemenk kimyager ve fizikçi van helmont, hidrojen gazının bir çeşit hava olduğunu düşünmüştür. van helmont, hidrojeni metan ve karbondioksit gibi gazlara benzetmiş ve hidrojen için “gaz” kelimesini kullanan ilk isim olmuştur.
+
1650 – theodore de mayerne 17.yüzyılın önemli bilim adamlarından, paracelsus’un görüşlerine oldukça önem verip onun çalışmaları ve gözlemleri üzerine çalışmış, pigment ve kozmetik kavramlarını kimyaya sokarak tıbbi bir çok başarı elde etmiş isviçre doğumlu mayerne, deneyinde demirin sülfürik asit içerisinde çözünmesiyle açığa çıkan bir gaz kütlesi gözlemiş ve bu gazı “kolaylıkla alev alan/tutuşan hava” olarak tanımlamıştır.
+
kimyager, fizikçi ve filozofu olan boyle, mayerne ve paracelsus’un da gözlemlediği gibi derişik asitlerle metalleri tepkimeye sokmuş ve 1671 yılında hidrojeni elde etmiştir. gözlemlerini 1672 yılında “new experiments touching the relation between flame and air” (alev ve hava arasındaki ilişkilere dair yeni deneyler) ismini verdiği makalesinde duyurmuştur.
https://web.itu.edu.tr/~akkurtb/itu_orbital/orbital2.pdf

15. yüzyılda yaşamış olan dahi alman hekimi paracelsus da hahnemann gibi benzer düşünce kalıplarını açık ve net formüllerle başarılı bir şekilde kullanmıştır. buradan da anlaşılacağı üzere hahnemann’ın hippokrat ve paracelcus’tan etkilendiği ortaya çıkmaktadır.
https://gavsispanel.gelisim.edu.tr/Document/rkale/20190527190923211_c7949718-55c3-4ea2-ae9b-721338281396.pdf

“bilim devrimi” kavramı ve osmanlı devleti
+
bilim devrimi kavramı çerçevesinde tıbbı paracelsus (1493-1541) ve andreas vesailus (1514- 1564) temsil etmektedir. paracelsus, reform döneminde yaşamıştır ve ‘tıp biliminin luther’i’ kabul edilir. başka ifadeyle paracelsus’un fikirleri ile radikal reform hareketi arasındaki ortak anlayış güçlüdür. o geleneksel tıp otoritelerini (galen-ibn sînâ) reddetti ve tedavide bitkilerden yapılmış ilaçlar yerine madensel ilaçları kullandı. paracelsus maddeci doğalcılıktan ve rönesans büyüsünden derinden etkilenmiş biridir.
+
zamanın tıp ilmiyle güçlü bir şekilde mücadele ederek ‘deneyimin’ değerini ve gerekliliğini açıkça ortaya koydu. ancak yıldızların etkisi onun için dünyadaki hayat kadar kesinlik taşıyordu. aynı zamanda salgın hastalıkların ortaya çıkması ve yayılmasını mantıklı bir şekilde açıklamanın tek yolu yıldızların etkisini bilmekten geçiyordu.
+
paracelsus’un temel itirazı klasik tıptaki hastalık kavramınadır. ona göre kötülük, uyuşmazlıkla, uyumsuzlukla ve düzensizlikle ortaya çıkar. varlıkları -kendi başlarına iyi olan varlıkları- meydana getiren farklı güçler kendi aralarında mücadele ederler ve böylece hastalıkları, acıları ve ölümü ortaya çıkarırlar. öyleyse hastalık çoğunlukla iki hayat akımı arasındaki bir mücadeledir.
+
burada, paracelsus’un kendi zamanının tıbbına (galenci tıp), diğer bir deyişle semptomlarla ilgili tıbba karşı çıkmasının gerçek sebebini buluruz. karşıtlıklarıyla birlikte bir hastalığın belirtileriyle mücadele etmek, paracelsus’a benzerlikleriyle birlikte onlarla mücadele etmek kadar saçma gelmiştir.
+
paracelsus tıpta dört-unsura (anasır-ı erbaa) dayalı hılt teorisini hedef almış ve reddetmişti. ikinci olarak vesalius’un anatomik başyapıtı olan ‘de humani corporis fabrica’nın 1543’te (kopernik’in eseriyle aynı yıl) yayımlanması sık sık bilimsel devrimin dönüm noktalarından biri olarak anılır. vesalius, galen’in iki yüzden fazla hatasını bulmuştur. her iki bilim adamının rönesans tıbbına etkisi tartışmasız olsa da tıbba dair yeni bir teori ortaya konulmamıştır. tıpta yeni bir teori hastalık kadar beden kavramının değişimini ifade eder.
+
bilim devrimi içinde tıbbın arayüzü paracelsus ve vesailus iken modernliğin ilk temsilcisi servetus’tur. servetus ‘hristiyanlığın yeniden düzenlenmesi’ adlı eserinin bir kısmında kanın kalp ve akciğerler arasındaki küçük dolaşımı hakkındaki teorisini ortaya koymuştur. galenci tıbba karşı yeni bir teorinin başlangıcı olan bu yaklaşım harvey’le tamamlanmıştır. bilim devrimi çerçevesinde adı geçmeyen servetus bir alternatif ortaya atan isimlerin de ilkidir. bu görüş galenci tıpta yer alan karaciğer merkezli beden kavramının değişimidir.
+
osmanlı tıp tarihinde paracelsus ve vesailus’un etkisi 17. yüzyılda kendini gösterir.
+
17. yüzyıl ortalarına doğru osmanlılarda batı’da gelişen anatomi çalışmalarının, paracelsus’ün ortaya koyduğu kimyevi tıbbın etkisi görülmeye başlar. şirvanlı şamsuddin al-itaki ‘taşrih al-abdan tercüman-ı kıbale-i feylesufiyan’ adlı eserinde vesalius’un eserinden faydalanır. eserlerinde batı’da yazılan kitaplardan çok miktarda faydalanan ilk osmanlı tabibi salih b. nasrullah b. sallum’dur. salih b. nasrullah’tan sonra 18. asır boyunca batı dillerinden mealen ve metne sadık epeyce tercüme yapılmasına rağmen osmanlı tıbbı gene geleneksel islam tıbbının devamı olmuştur.
+
salih b. nasrullah (et-tıbbu’l-cedid el-kimya) ile başlayan paracelsus’un yaklaşımı osmanlıda ‘tıbb-ı cedid’olarak tanınmış ve paracelsus’tan referansla bir dizi tıp kitabı kaleme alınmıştır.
+
paracelsus’un yeni olarak tanımlanması ancak geleneğin içinde entegre edilmesi anlamını, bu yaklaşımın islam dünyasında bir karşılığının olmasından kaynaklanmaktadır. cabir b. hayyan tarafından simya ilmi içinde geliştirilen ‘civa-kükürt teorisi’ osmanlı tabipleri tarafından bilinmektedir ve paracelsus’un ‘civa-kükürt-tuz teorisi’ eski teorinin güncellenmiş hâlidir. hem hayyan hem de paracelsus hermetik geleneğin temsilcisidir. osmanlı simya ve kimya geleneği, islam simya geleneğine dayanır. bu konuda osmanlı coğrafyasında simyevi-kimyevi doğa felsefesinin en büyük temsilcisi, iznikli fazıl ali bey’dir. ali bey’in çalışmaları paracelsus’un kimyevi tıbbının osmanlı ülkesinde yer edinmesini sağlamıştır.
+
paracelsus’un başta mısır olmak üzere arap coğrafyası ile kudüs’e gittiği ve istanbul’u ziyaret ettiği bilinmektedir. bu seyahatlerden maksadı, etkili tıbbi ilaçları üretmesine imkân sağlayacak simya ilmini tecrübi olarak öğretecek insanları bulmaktı. paracelcus’un kurduğu yeni tıbba köken ortaklığı nedeniyle osmanlı tabipleri yakın ilgi duymuşlardır.
+
bilim tarihçileri açısından kozmolojiye dair değişimin başlangıcı olarak değerlendirilen devrimin, weber’in ‘dünyanın büyüsünün bozulması’ kavramıyla karşıladığı etkisi osmanlıda benzer sonuçları doğurmamıştır. aynı bağlamda tıbba dair alanda ortaya çıkan gelişmelerin etkisi daha açık çözümleme imkânı sunmaktadır. yine bilim devriminin temsilcileri olarak sayılan paracelsus ve vesalius’un çalışmaları yeni bir teori anlamına gelmemektedir. modern tıbba başlangıç servetus’la başlamış ve yeni teorik inşa harwey’le tamamlanmıştır.
+
özelde tıp alanında paracelsus’un etkisi -modern tıbba katkısı olmasına karşın- olması gerekenin üstündedir. bu durum paraselsus’un referanslarında gizlidir ve hermetik yaklaşım hem batı’da hem de batı-dışında geleneğin önemli bir bileşenidir. yeni bu bağlamda geleneğin içinde bir yenidir. osmanlıda modern bilimi temsil eden kepler’in gelenek tarafından fark edilememesi anlamlı iken ibn nefis’i ve onun aracılığıyla küçük kan dolaşımını tanıyan osmanlı tabiplerinin servetus’a karşı kayıtsız kalması anlamını modernliğin karakteristiğinde bulur. yeni bir teori geleneğin ontolojisinde karşılık bulmamaktadır.
https://insanvetoplum.org/content/6-sayilar/8-8/3-m0097/mehmet-aysoy.pdf

m.s. 1500 – 1800 yılları arasını kapsayan devrede tedavi kimyasına geçildi ve düşünce şeklinde değişimler meydana gelmeye başladı. örneğin paracelsus : «çayırdan sütü, kuru topraktan salkımı yapan nedir?» şeklinde bilimsel yanıtlar isteyen sorular ortayıa atıyordu.
+
m.s. 1800 yıllarından sonraki devrede «toprak bilimi» nin ilk temelleri atılmıştır. toprak bilimi’nin bugünkü anlamda ortaya konma çabaları fallou ile başlamıştır. aslen hukukçu olan fallou, emekliye ayrıldıktan sonra 20 yıl daha toprakla uğraşmış ve «pedoloji» (= toprak bilimi) deyimini kabul ettirmiştir. özellikle orman toprakları bilimi’ne ilişkin geniş bilgiler kazanılmasını sağlamıştır.
https://www.ktu.edu.tr/dosyalar/15_01_05_c44d2.pdf

bitkilerle tedavi ise; dini ve psikolojik telkinle tedavi yöntemlerinin yanında kullanılmış olan bir diğer tedavi şeklidir. eski dönemlerde tabiat bilimleri ile ilgili çalışma yapan paracelsus: “tüm çalılıklar, otlaklar ve dağlar, tepeler birer eczanedir.” derken; xvı. yy. hekimleri “bahçesinde adaçayı yetiştiren niye ölsün?” demişlerdir. bir kültür ürünü olan halk hekimliği, hiçbir tıbbi bilgisi olmayan insanoğlunun, şifalı bitkileri deneme yanılma yöntemiyle ve hayvanları gözlemleyerek keşfettiği bir yöntem ve modern tıbbın temelidir.
http://acikerisimarsiv.selcuk.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/5559/325850.pdf

örneğin beşeri ilaçlar tedavi veya hastalık önleme amacı ile kullanılırken, alınan doz son derece önemlidir. paracelsus (1493 -1541 isviçreli hekim) “dünyada zehirli olmayan hiçbir şey yoktur. her şey zehirlidir. zehir ile deva arasındaki fark dozdur” doktrini ile modern toksikolojinin temelini oluşturmuştur. gerçekten de, alacağınız bir aspirin baş ağrınızı giderebilir ancak alacağınız 15 aspirinin hayati tehlike yaratma ihtimali büyüktür. evlerimizde bulundurduğumuz en masum olarak gördüğümüz tehlikeli maddelerden beşeri ilaçların kullanımında dahi bir risk yönetimi yapmaktayız. bu tür tehlikeli maddelerin bize getirdiği riskleri, onları önerildiği şekilde kullanarak en aza indirilebiliriz.
http://www.iso.org.tr/sites/1/upload/files/sanayide-acil-durum-planlama-ve-kriz-yonetimi-179.pdf

dinin tıptaki (ve dolayısı ile tıp eğitimindeki) etkisini iki temel etken azaltıyordu. birincisi, dindeki reformdu. luther’in katoliklere meydan okurken kilisenin kapısında “on tez” i yakması olayının benzeri tıp(/eğitimi) alanında yaşanıyordu. paracelsus diye anılan philippus theophrastus bombastus von hohenheim, sembolik olarak, dinsel tıp kitaplarını basel üniversitesi’nde yakıyordu. dinin etkisini azaltan ikinci süreç, tıptan değil felsefeden geliyordu. bacon ile birlikte deneyin önem kazanması, descartes ile birlikte de madde-ruh ilişkisine yeni yaklaşımın gündeme gelmesi, akılcı tıbbın bugüne kadar gelen öyküsünün önünü açtı.
https://www.belgelik.dr.tr/ToplumHekim/download.php?Id=qLURfPNAnI3

bu çalışmada afyonkarahisar’da tek lokalitede yayılış gösteren stachys palustris l.’nin morfolojik, anatomik ve ekolojik özellikleri incelenmiştir. stachys palustris’in yaprak damarlanmaları retikulat-pinnat’tır. kök enine kesitlerinde öz parankima hücreleri yoktur. bu bölgeyi tamamen ksilem elemanları kaplamıştır. ayrıca korteksin büyük bir kısmında aerenkima vardır. toprakların fiziksel özellikleri killi-tınlı topraklardır. kimyasal özellikleri ise genellikle; tuzsuz, hafif alkali, orta derecede kireçli, iyi derece azotlu, orta derece fosforlu, orta derece humuslu; eksik potasyumlu; yeterli miktarda demir, bakır, çinko ve magnezyum mineralleri bulunan topraklardır.
https://fenbildergi.aku.edu.tr/1102/021001(1-9).pdf

sanayi-i nefise 1928 yılında güzel sanatlar akademisi adını almıştır. 1940 yılında akademi neşriyatından yayınlanan anatomi kitabında ord. prof.dr.nurettin ali berkol anatomi dersinin önemini şu ifade ile vurgulamıştır: “memleketimizde güzel san’atlar günden güne inkişaf ediyor ve türk san’atkârının tarihî ve fıtrî istidat ve kabiliyeti, bilgi ve tekniğe dayanarak canlı eserler yaratıyor. bu bilgiler içerisinde artistik anatomi, en mühim mevkii tutmaktadır.”
+
marmara üniversitesi güzel sanatlar fakültesi heykel bölümü’nde 1988 yılından bu yana kesintisiz sürdürülmekte olan “artistik anatomi” dersi de aynı şekilde, 2014 yılında oluşturulan müfredat kapsamında “morfoloji” adını alarak günümüz sanat anlayışına uygun biçimde yenilenmiştir.
+
uygulamadaki bu yeniliğe dek kas ve iskelet sistemine ait bilgi, canlı modelden desen etütleri ve ona eşlik eden anatomi kitapları yoluyla aktarılmış, aktarılan bilginin farklı malzemelerle yorumlandığı ödevlerle de uygulama yaptırılmıştır.
+
anatomiye ilişkin bilgi, bazı çağlarda felsefi ya da dinî inanca uygun olarak sadece dışarıdan gözlem ve akıl yürütme yolu ile edinilmiş olsa da, asli doğrulara ancak bedenin kesilip açılması ile erişilmiştir.
+
1807’de floransa güzel sanatlar akademisinin başkanı cav.giovanni degli allessandri, etrurya kraliçesinden kadavra incelemeleri konusunda yardım taleb etmiştir:“iktidar kraliçesi maria luisa di borbone’ye: kraliyet güzel sanatlar akademisi için yeni eğitim programı; yüce resim sanatını öğrenmeye adanmış gençlerin kemik ve kas anatomisini bilmeleri gerektiğini görerek, majesteleri’ne anatomi çalışmaları için santa maria nuova hastanesi anatomi laboratuarının yılda bir ay (majestelerinin seçeceği) kullanımını onaylamasını önermek isterim. ayrıca, laboratuvar bu deneyimlerden en iyi şekilde yararlanmaları için sanatçıların akademik ihtiyaçlarına uygun olarak uyarlanacaktır.”
+
artistik anatomide, sanat için anatomi alanında ilerleme kaydedilmelidir. kas ve kemik yapısı, yüzey formunu, sanatsal ve ifadeci formu anlamayı engellediği ya da yok ettiği zaman bırakılmalıdır. sanatın anatomik figürü, tıp öğrencileri ve cerrahların değil, sanatçıların ve sanat öğrencilerinin kullandığı figür anlayışına, yaşayan figürün dinamiklerine, hareket halindeki hacimlerin ilişkisine, katkı sağlamalıdır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/878540

ancak dini bilginin tabu olarak kabul edilmekten çıktığı aydınlanma dönemiyle birlikte, bu kez beden imgesi ruh-beden ikiliğinden arındırılmış adeta saat gibi işleyen bir mekanik rasyonaliteye konu olmuştur. saat metaforu insan bedenini mekanik biyolojik ve fizyolojik bütünlüğüyle açıklayan tıbbın tahayyülüdür. hristiyanlığın insanın kesilmesine ve kan akıtılmasına yönelik katı görüşleri nedeniyle, alan bulamayan anatominin bilimsel keşfi ve ardından gelişen fizyoloji bilimi insan bedenine bakışın sekülerleşmesine imkân tanımıştır.
https://www.belgelik.dr.tr/ToplumHekim/download.php?Id=cpGycyfAE4R

halluks valgus’daki morbid anatomi 19. yüzyıl boyunca çeşitli araştırmacılar tarafından ortaya konulmaya başladı. literatüre 1856’da volkmann, 1887’de lane, 1894’de payr, ve 1897’de heubach tarafından kısmen ve dolaylı , daha sonraları ise 1918’de simon ve 1925’de hohmann tarafından daha belirgin katkılarda bulunuldu.
http://www.istanbulsaglik.gov.tr/w/tez/pdf/ortopedi_travmatoloji/dr_yunus_emre_akman.pdf

morbid anatomi çalışmaları ile dikkatli klinik gözlemlerin birleştirilmesi bize sınırlarımızı fark etmeyi ve bazı hastalıkların tedavisiz olduğu gerçeğini kabul etmeyi öğretmiştir.
https://www.jarss.org/pdfs/2014_3D-151(124-134).pdf

evrimsel tıp
+
özet: son yıllarda bilimsel çalışmalar, birçok hastalığın insan evrimine ne kadar bağlı olduğu göstermiştir. bulunan genomik verilerin tüm organizmalar arası ilişkileri anlamada ve açıklamada kullanılabilmesi için, evrimsel tıp önemli bir olanak oluşturarak evrimsel biyoloji temel bilimini tıp ve halk sağlığı alanlarının kullanımına sunmaktadır. böylelikle canlıya ve yaşama bütüncül bakış sağlamakta, genetik ve ekoloji ilişkisi kurulmakta, dünyadaki tüm canlılar ile insanların yakın ilişkisini anlamak, araştırmak mümkün olmaktadır. toplum ve hekim’in “evrimsel tıp” başlıklı bu özel dosyasında türkiye’den ve yurtdışından evrim ve evrimsel tıp alanında çalışan bilimcilerin katkısıyla konu çeşitli yönleriyle ele alınmaktadır.
+
tıp enstitüsü (ınstitude of medicine) başkanı harvey feinberg, insan genom çalışmalarından elde edilen yeni bilgilerle evrimsel düşünce birleştiğinde insan vücuduna yepyeni bir gözle bakılabileceğini, bunun için ise evrimsel tıbbın, hekimleri güçlü bir evrimsel perspektif sahibi yapabilmek için tıp eğitiminin içine yerleşmesi gerektiğini bildirdi.
+
tübitak bilim ve teknik dergisi yayın yönetmeni ve sorumlu yazı işleri müdürü dr. çiğdem atakuman, evrim kuramı’nın kurucusu charles darwin’i derginin mart sayısının kapak konusu olarak belirlediği gerekçesiyle, tübitak başkan yardımcısı prof. dr. ömer cebeci tarafından görevden alındı.
+
son yıllarda pek çok bilimsel çalışma, birçok hastalığın insan evrimine ne kadar bağlı olduğu gösterdi. bulunan genomik verilerin tüm organizmalar arası ilişkileri anlamada ve açıklamada kullanılabilmesi için, evrimsel tıp önemli bir olanak sunmaktadır.
+
darwin’in görüşleri 150 yıl sonra günümüz tıbbını deyim yerindeyse derinden sarsmaktadır.
+
genetik ve ekoloji ilişkisi kurulmakta; dünyada’ki tüm canlılar ile insanların yakın ilişkisini anlamak, araştırmak mümkün olmaktadır.
+
…… kanser ilişkisini, ejder yıldırım ve hakan karaş evrimsel psikiyatri alanını, abdullah olgun yaşlanmanın evrimini, metin berberoğlu insan bedenindeki anatomik tuhaflık olarak gördüğümüz yapıların evrim süreci ile ilişkisini yazdılar.
+
evrimsel tıp tıp fakültesi müfredatının önemli bir parçası haline getirilmelidir. evrimsel biyolojinin tıp ile ilişkili prensipleri aynı anatomi, genetik ve fizyoloji gibi tıp eğitimin vazgeçilmez bir parçası olarak düşünülmeli ve evrimsel tıp programları oluşturulmalıdır. bu sayede evrimsel düşüncenin gücünden tıp bilimi de yararlanacak ve vücutlarımızı evrimsel sürecin ürünü olarak görmeye başlayacağız.
+
sonra…
evet sonrası çok heyecanlı ve göz kamaştırıcı olacak…
https://www.belgelik.dr.tr/ToplumHekim/download.php?Id=taRyNyAA3ro

bedenlerimizdeki tuhaflıklar
+
anatomik tuhaflıklar
+
anatomik çarpıklıklar
+
öksürük
+
hapşırık
+
kusma
+
klasik tıp bilgisi ve algısı bu fenomenin varlığını ve fonksiyonunu açıklayamamakta ve tıkanmaktadır.
https://belgelik.dr.tr/ToplumHekim/download.php?Id=BVTyNqqAxzT

mesleki bağlılığın çalışanların ihbarcılık eğilimleri üzerindeki etkisinin incelenmesine yönelik görgül bir çalışma
+
ihbarcılık konusunda ise, dış ihbarcılık ile karşılaştırıldığında hemşireler iç ihbarcılık konusunda daha olumlu tutumlara sahiplerdir.
+
bir çalışan için ihbarcılık kararı oldukça zordur. nitekim, ihbarcının (whistleblower) kamu yararı ile işverenler ve çalışma arkadaşlarına olan sadakati arasında seçim yapması gerekmektedir. bu nedenle, ihbarcılık karmaşık bir süreç olarak güçlü bir şekilde bireyleri etkilemektedir.
+
elde edilen sonuçlar mesleğe devam bağlılıkları yüksek olan hemşirelerin aynı zamanda sessiz kalma konusunda sahip oldukları ortalamaların yüksek olduğunu göstermektedir.
+
hemşirelik mesleği hayat kurtarma, kişilerin sağlığına katkıda bulunma gibi değer atfedilen eylemleri içermektedir. bu anlamda bireylerin mesleklerine yükledikleri farklı değerler mesleki bağlılığın nedenlerinden birisi olarak değerlendirilmektedir.
+
hemşireler hasta güvenliği için zararlı olabilecek en ufak olayları dahi ciddiye alarak bir an önce harekete geçmenin önemli olduğuna inanmaktadırlar.
+
bireylerin mesleklerine duygusal anlamdaki bağlılıklarının düşük olması olaylara karşı sessiz kalmalarına neden olabilmektedir.
+
mesleğe devam bağlılığı yüksek olan hemşirelerin de olaylar karşısında sessiz kalabilme konusundaki tutumları daha kuvvetlidir.
http://www.ijoess.com/Makaleler/27536584_1.%201-21%20Ey%c3%bcp%20Bayram%20%c5%9eEKERL%c4%b0.pdf

adaletin olmadığı yerde ıslık çalamamak, örgütsel adaletin whistleblowing (ifşa etme) niyeti üzerine etkisi
+
whistblowing konusunda yapılan bir araştırmada, hemşire ifşa ediciler ciddi sonuçlara maruz kalırken, sessiz kalanlar çok az olumsuz etki yaşadılar. resmi misillemeler arasında % 4 rütbe indirimi, % 11’i kınama,% 9’u psikiyatriye sevk vardı.
+
hemşireler ayrıca; tehditler şeklinde profesyonel misillemelerde bulunulduğunu (% 16), akranlar tarafından reddedildiklerini (% 14), istifa baskısına uğradıklarını (% 7), bir hain olarak muamele gördüklerini (% 14) ve kariyerinin durdurulduğunu hissettiklerini (% 10) bildirmişlerdir.
https://www.isarder.org/2018/vol.10_issue.4_article13_full_text.pdf

sağlık sektöründe ihbarcılık: bir üniversite hastanesinde çalışan hemşire ve sekreterler üzerine bir uygulama
+
sağlık sektöründe yanlış uygulama veya etik dışı davranışlar, insan hayatını etkileyebilecek önemli sonuçlara neden olabilir. bu olumsuz sonuçları engellemede ihbarcılık önemli bir araç olabilmektedir.
+
sağlık profesyonellerinin hastaların ya da diğer çalışanların iyiliğine dair endişelerini dile getirmelerini teşvik eden bir kültürel çevrede çalışmaları önemlidir. bu nedenle çalışanlar arasında ihbarcılığın teşvik edilmesi önem taşımaktadır.
+
hastanelerde tıbbi hatalar dışında yasaya ve etiğe aykırı davranışlar da görülebilmekte ve bu davranışlar da sağlık hizmeti kalitesini olumsuz yönde etkileyebilmektedir.
+
türkçe’de fikir birliğine varılmış bir karşılığı bulunmayan “whistleblowing” kavramı, ingiliz polislerinin suç işleme eğiliminde olan birini gördüğünde meslektaşlarını ve halkı haberdar etmek amacıyla düdük çalmasından türetilmiştir.
+
ihbarcılık sonucunda daha düşük pozisyona gerilemekten, işten kovulmaktan ya da emekliliğe zorlanmaktan korkan birçok sağlık çalışanı yöneticileri ele vermede gönülsüz davranmaktadır.
+
türkiye’de yaptıkları çalışmada, en düşük puana sahip olan maddenin %49 katılım oranı ile “hastaların güvenliğiyle ilgili olarak duyabileceğim herhangi bir endişeyi söylemek için meslektaşlarım tarafından cesaretlendirilirim” olduğunu bulmuştur.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/552165

kişisel sağlık verilerinin kayıt ve korunmasında hemşirelerin cezai sorumluluğu
https://afyonluoglu.org/PublicWebFiles/Reports/PDP/akademik/tr/2019-Ki%C5%9Fisel%20sa%C4%9Fl%C4%B1k%20verilerinin%20kay%C4%B1t%20ve%20korunmas%C4%B1nda%20hem%C5%9Firelerin%20cezai%20sorumlulu%C4%9Fu.pdf

erkek doğrama cemiyeti manifestosu
https://www.pdfdrive2.com/erkek-do%C4%9Frama-cemiyeti-manifestosu-valerie-solanas-d117495323.html

feminizm ve politika ilişkisi bağlamında radikal feminizm
http://isamveri.org/pdfdrg/G00304/2020_1/2020_1_CAGILA.pdf

zeno transplantasyon (bir hayvan dokusu ya da organının insana nakli), yahudi, hıristiyan ve müslüman inançları olan insanlara göre literatürde geniş çapta incelenmiştir. zenotransplantasyon prevalansının gelecekte artacağı özellikle domuz anatomisinin insana benzer en olası tür olduğu düşünülürse umut vericidir.
https://www.belgelik.dr.tr/ToplumHekim/download.php?Id=PyuycqyA9gz

medüller sünger böbrekte kalsiyum fosfat ve okzalat taşı oluşumunun nedeni, olguların % 35’inde bulunan hiperokzalüri ve tüm olgularda görülen anatomik hozukluklardır.
https://www.belgelik.dr.tr/toplumhekim/download.php?Id=HCcqZNqL2g

manyetik rezonans görüntüleme (mrg), pelvik anatomiyi her plandan görüntüleme ve farklı sekans özellikleri yanı sıra, yumuşak doku yapıları ve tümör uzanımının daha iyi değerlendirilmesi imkânını sağlamaktadır.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/555916

insan beyninin belli bir kısmını kullanamazsa, oluşturulan her kıvrımda mikrometrelik bir yanlışlık dahi olsa büyük hasarlara ve hastalıklara sebebiyet verir. yani sonuç itibariyle “beynimizin %10’unu kullanıyoruz” şeklinde iddia edilen düşünceler, şehir efsanesinden ibarettir.
+
karl landsteiner, 14 haziran 1868 tarihinde viyana‘da doğdu.
+
1896 yılında viyana’da hijyen enstitüsü’nde max von gruber‘in asistanı oldu. burada morbid fizyolojisi ve anatomisi üzerine çalışmalara başladı.
+
1896 yılında viyana’da hijyen enstitüsü’nde max von gruber‘in asistanı oldu. burada morbid fizyolojisi ve anatomisi üzerine çalışmalara başladı.
+
viyana patoloji enstitüsü’nde araştırmacı olarak çalışırken insanlarda kanın yapısındaki farklılıkları bularak, uygun olmayan kan nakillerinin tehlikelerini ortaya çıkardı. 1901’de, alyuvarlarda hücre zarının dış katmanına bağlanan antijenlerin türüne göre insanda en az üç kan grubu olduğunu gösterdi; bu grupları a, b ve o olarak adlandırdı.
+
17. yy’dan beri bilinen insandan insana kan nakli uygulaması, çoğu kez ölümle sonuçlandığından 19. yy sonlarında pek çok ülkede yasaklanmıştı.
+
başlıca kan gruplarını bulması ve kan naklinin tıpta basit bir işlem haline gelmesini sağlayan abo kan grupları sistemini geliştirmesiyle 1930 nobel fizyoloji veya tıp ödülü’nü aldı.
+
yaklaşık on yılını çocuk felci (poliomyelit) çalışmalarına adadı. bu hastalıktan ölmüş bir çocuğun beyin omurilik sıvısını maymunlara enjekte ederek hastalık yapıcı etkenin bir virüs olduğunu ilk kez landsteiner açıkladı.
+
1911 yılında, viyana üniversitesinde patolojik anatomi profesörü oldu. 1919 yılına kadar burada morbid anatomi ve immünoloji üzerine çeşitli çalışmalar yapıp makaleler yayınladı.
https://www.labmedya.com/sayi/51/files/downloads/LAB_51.pdf

19. yüzyılda tıp biliminde morbid anatomi, mikrobiyoloji ve biyokimya alanında elde edilen başarılar, giderek artan uzmanlaşmayı ve tıbbın psikolojik yönlerinin incelenmesini içine alan yeni bir yönelimle sonuçlanmıştır. özellikle freud, pavlov ve cannon gibi bilim insanlarının çalışmaları tıbbi uygulama ve araştırmalarda psikosomatik yaklaşımının önünü açmıştır.
+
core kelimesi ingiliz lisanında merkez veya çekirdek anlamı taşımaktadır (gür, 2015). türkçe de ise vücudun merkezi olan anatomik bölgeyi en iyi ifade eden terim gövdedir. çoğu ingilizce kitapta core egzersizi vücudun merkezinde bulunan kas ve dokuları antrene etmek için kullanılan gövde egzersizleri olarak tanımlanmaktadır. bir takım fizyoloji ve antrenman bilgisi kitaplarında core kelimesi temel egzersizler olarak belirtilmiş ve genelde antrenmanların başlangıcı sırasında uygulanan egzersizleri işaret etmek için kullanılmaktadır.
http://www.uakb.org/source/2019%20EYUL%20KITAPLARI/2019%20EYLUL/SA%C4%9ELIK%20B%C4%B0L%C4%B0MLER%C4%B0NDE%20AKADEM%C4%B0K%20%C3%87ALI%C5%9EMALAR-2019_2.pdf

kral xııı louis’ e ait notlardan 17. yüzyılda elde edilen bilgilere göre kralın yıllardır diyareden muzdarip olduğu ve diyare ile birlikte ateş, abdominal ağrı ve rektal absesinin olduğu rapor edilmiştir. kırk iki yaşında ölen kralın otopsi sonuçlarına göre ince ve kalın barsakta ülserler, abseler ve fistül gelişimi mevcuttur ve bu hastalığın ileoçekol tüberküloz ya da regional ileitis olabileceği öne sürülmüştür (22, 23). morgagni’de 1761 yılında 20 yaşındaki bir olgunun otopsisinde kralın bulgularına benzer ileum ve ileum’a yakın kolonda erozyonlar, ülserasyonlar ve perforasyon saptamıştır. matthew baillie 1793’de “morbid anatomi” kitabında, daha sonraki yıllarda da j. cruveilher “anatomi-patoloji atlasında” ibh’larına ait detaylı bilgilere ve çizimlere yer vermişlerdir.
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/4021/H%C3%BClya%20KAMARLI%20ALTUN-%20DOKTORA%20TEZ%C4%B0.pdf

medyanın cinsiyetçi söyleminde anomik ve dikotomik unsurlar:
ayşegül terzi örneği
https://www.ktu.edu.tr/dosyalar/iletisimarastirmalari_c7c42.PDF

ikinci beynimizin bağırsaklar olduğunu bilmeyenimiz yoktur. peki, ikinci kalbimizin baldırlar olduğunu biliyor muydunuz?
+
bacaklarımızdaki toplardamar (ven) sistemi, kan taşıma fonksiyonunu yer çekiminin tersi yönünde çalışarak yukarıya, kalbe doğru göndererek yapar. normalde bacak venlerindeki kirli kan, ağırlıklı olarak bacak kaslarının (baldır kaslarımız) kasılma ve gevşemesi sırasında bacak venlerini sıkıştırıcı, sıvazlayıcı etkisi ile bacaklardan yukarı gövdemize, kalbe doğru pompalar. neymiş, pompalarmış. kalbimiz de bir pompa değil mi basitçe. demek ki bacak (baldır) kaslarımız bizim ikinci kalbimiz olarak değerlendirilebilir bu durumda.
http://www.iaosb.org.tr/Media/magazine/images/iaosb-eylul2020.pdf

absurd (uyumsuz) tiyatro ve yapısal özellikleri
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/28822

absürt tiyatro’nun 1970 sonrası tiyatromuza yansımaları
http://openaccess.ogu.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11684/1442/Arzu%20%C3%96ZY%C3%96N%20DOKTORA%20TEZ%C4%B0%20%28414%20Syf%29.pdf

absürd’ün dili
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/193328

batı kanonu hayal perdesinde: tiyatrotem yeniden yazım ve yeniden çevirilerinde “absürd”, “tragedya” ve “komedya” kavramlarının dönüşümü
https://webyonetim.bandirma.edu.tr/Content/Web/Yuklemeler/DosyaYoneticisi/437/files/Ba%C5%9Fak%20Ergil.pdf

absürd tiyatro akımı bütün değerlerini yitiren, karamsar, bunalımlı insanın sanatıdır.
+
artık insanların dinsel inançları zayıflamış ve bağlanacakları bir değer sistemi yoktur. kesinliklerden yoksun absürd bir durumla karşı karşıyadır. bu durumda yaşamı asıl çıplak gerçekliğiyle görmek gerekir.
+
büchner?in yazmış olduğu leonce ile lena oyunu insanın varoluşunu yalnızca sevgi ve kendini saçma görebilme becerisiyle rahatlatabilecek anlamsızlığıyla ilgilidir.
+
ipleri bilinmedik güçlerin elinde olan kuklalarız.
+
camus ve sartre, eski gelenekteki yeni içeriği anlatırken absürd tiyatro anlatım biçimini değiştirerek bir adım daha ileriye gitmiştir.
+
absürd tiyatronun merkezinde birey vardır.
+
absürd oyunları pek çoğunda kitle insanının trajikomik dünyası anlatılır.
+
ionesco insanların gözlerinin önünde değiştiğini söyler.
+
insanlar çoktan klişeleşmiş selamlaşma biçimlerini, sohbet konularını kullanarak aralarında var olmayan bir iletişimi varmış gibi göstermeye çalışmaktadırlar.
http://acikerisim.bahcesehir.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/924/084594C1.pdf

kral iarbas dido’nun bir yabancıyla sevişmesini rezalet sayarak dido’yu sıkıştırır.
+
dido gidişlerini gözler, sonra kılıcının üstüne atılarak kendini öldürür.
https://acikerisim.deu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12397/9842/226341.pdf

yahudiler tanrı’yı ve dini kendi dünyevi haz ve hedefleri için kurgulamışlardır. müntesiplerince yahudilik, dünyevi bir dine dönüştürülmüştür.
+
xvı. yüzyıldan sonra ise bu ahlaki hastalığın avrupa’dan başlayarak ve giderek bütün dünyaya bulaşmasında başta hıristiyan düşüncesi olmak üzere, islâm düşüncesinin yorumlarının da kusurlarını unutmamak gerekir.
+
kimi ailelerde çocuklardaki vicdanın gelişmesi anne ve babanın örnek davranışlarıyla değil, allah korkusu ve dinî baskılarla sağlanmaya çalışılır.
+
salzmann, “çocukları dinden soğutma ve hissiz yapma çareleri” başlığı altında yaptığı açıklamada, “onları evvela yüce tanrı’dan çok korkutarak soğutunuz; göreceksiniz ki dinsiz olacaklardır” der.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/761697

diyarbakır’da dini gruplar ve din anlayışları
http://e-dusbed.com/InstitutionArchiveFiles/c305be46-4d62-e711-80f0-00224d68272d/4ce9b3d4-4f62-e711-80f0-00224d68272d/Cilt0Sayi24/9d7cff7e-735e-4f04-9c01-72a0b5c59de8_20200117003.pdf

hayvan haklarına yönelik temel görüşler ve yanılgıları
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/450531

christine m. korsgaard’da hayvanlar ve hayvanlara yönelik kimi pratik yükümlülüklerimiz
http://www.beytulhikme.org/Makaleler/237422173_09_Mutlu_(147-179).pdf

bilge karasu’nun hayvanları: etik ve politik karşılaşmalar
http://repository.bilkent.edu.tr/bitstream/handle/11693/33519/10158544.pdf

hayvan haklarına bakış
http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2006-62-200

türkiye’de insan-hayvan ilişki bilimi antrozooloji’nin faaliyet alanları
http://www.itobiad.com/tr/download/article-file/465522

ilahi adalet açısından çocuk ve hayvan elemleri meselesi
http://isamveri.org/pdfdrg/D02364/2009_2/2009_2_AYDINH.pdf

aristoteles düşüncesinde politik biyoloji ve prohairesis
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/670434

aristoteles’e göre tek politik hayvan insan değildir. hayvan araştırmaları’nda bal arılarının, yabanarılarının, karıncaların ve turnaların da politik hayvanlar olduğunu söyler. politika, ı, 2 de bunu doğrular ve ek olarak insanın, tek politik hayvan değilse de, diğer politik hayvanlardan daha politik bir hayvan olduğunu söyler.
http://www.ft.boun.edu.tr/icerik/53sayi.pdf

“hayvan”da ve “insan”da saldırganlık üzerine psikolojik ve felsefi bir inceleme
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/804028

antik yunan siyasal düşünüşünde insan doğası ve toplum anlayışı: platon ve aristoteles
https://www.academia.edu/29249066/Antik_Yunan_Siyasal_D%C3%BC%C5%9F%C3%BCn%C3%BC%C5%9F%C3%BCnde_%C4%B0nsan_Do%C4%9Fas%C4%B1_ve_Toplum_Anlay%C4%B1%C5%9F%C4%B1_Platon_ve_Aristoteles_Human_Nature_and_the_Notion_of_Society_in_Ancient_Greek_Political_Thought_Plato_and_Aristotle

peter singer’da hayvan özgürleşmesi hareketinin dini düşünce açısından değerlendirilmesi
https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/69247/566567.pdf

politik hayvan’ın bilişsel dönüşümü: politik zekâya yönelik bir değerlendirme
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/935136

biyonoetika’nın doğuşu
aristoteles düşüncesinde etik, politika ve canlı yaşamın yönetimi
https://www.siyasalkitap.com/doc/201

dünya’da ve türkiye’de hayvan haklarının tarihsel gelişimi
http://eurasianjvetsci.org/pdf/pdf_EJVS_153.pdf

hayvan deneyleri etiği
https://neu.edu.tr/wp-content/uploads/2018/01/03/Hayvan-Deneyleri-Eti%C4%9Fi-Yrd.Do%C3%A7.Dr_.-Sava%C5%9F-Volkan-Gen%C3%A7-1.pdf

zoopolis ya da postmodern fabl
http://www.beytulhikme.org/Makaleler/1249220272_17_Erincik_(1081-1119).pdf

hayvanın hukukî konumu
http://repository.bilkent.edu.tr/bitstream/handle/11693/48945/Hayvan%C4%B1n_hukuki_konumu.pdf

türkiye’de günah vergisi olarak ötv ııı sayılı listenin incelenmesi
http://www.maliyesempozyumu.org/wp-content/uploads/2018/01/32_Ulusal_Editorlu_Kitap.pdf

mükelleflerin vergiye direnme yöntemleri ve türkiye’de günah vergilerindeki artışların değerlendirilmesi
http://www.ahmetburcinyereli.com/AMSS172.pdf

günah vergileri açısından avrupa birliği ülkelerinin gıda ürünlerinde indirilmiş katma değer vergisi oranlarının değerlendirilmesi
http://jocrebe.com/Makaleler/1132367079_8-2-10-%c3%b6nkan.pdf

paternalist devlet anlayışının bir gereği olarak günah vergileri: türkiye örneği
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/226551

günah vergileri hasılat bakımından elverişli vergilerdir.
http://www.bingol.edu.tr/documents/asos2016_bildiri_kitabi_final.pdf

alkol ve tütün ürünlerinde uygulanan özel tüketim vergileri ve tüketim ilişkisi çerçevesinde türkiye örneği
http://acikerisim.nku.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/20.500.11776/2403/0051509.pdf

türk vergi sisteminin obeziteyle mücadeleye katkı sağlamaya yönelik işlevselleştirilmesi
http://iibfdergi.bartin.edu.tr/wp-content/uploads/2018/11/10-T%C3%BCrk-Vergi-Sisteminin-Obeziteyle-M%C3%BCcadeleye-Katk%C4%B1-Sa%C4%9Flamaya-Y%C3%B6nelik-%C4%B0%C5%9Flevselle%C5%9Ftirilmesi.pdf

anatomik yapıların sesin harmonik yapısı ve tını değişiklikleri üzerindeki etkileri
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/153262

farklı müzik türlerinde eğitim gören öğrencilerin seslerinin akustik analiz ile karşılaştırılması
http://www.istanbulsaglik.gov.tr/w/tez/pdf/kbb/dr_kursat_yelken.pdf

evcil ördek (anas domestica) ve evcil kaz (anser domesticus) neurocranıum’u üzerinde karşılaştırmalı makro-anatomik incelemeler
https://www.atauni.edu.tr/yuklemeler/c499e3764d14e072b457778bc942e726.pdf

levinas felsefesinde öznelik ve öteki problemi
https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/28847/3376.pdf

spinoza’nın etika’sı bağlamında mizahın politik işlevi
http://www.posseible.com/uploads/dergi/51.pdf

türkiye’de felsefenin kuruluşu
https://avys.omu.edu.tr/storage/app/public/ferhat.akdemir/114929/Tu%CC%88rkiye’de%20Felsefenin%20Kurulus%CC%A7u%20Zeynep%20Direk.pdf

“filodoks”(laşan)lar ile “kıen” (leşen) ler kutuplaşmasında bocalayan hukukun dramı
+
dünyanın en tehlikeli olduğu an, bilgisizliğin örgütlü biçimde eyleme geçmesidir.
+
bilinçli bir insanı hiçbir sözcük adalet, dolayısıyla hukuk kavramı kadar heyecanlandırmamış, düşündürmemiştir.
+
hukuk sorununu ve açmazlarını tadına vararak doyurucu biçimde çözmenin biricik yolu, ona çok disiplinli, yani felsefi, toplumbilimsel, insanbilimsel (antoropoljik), suçbilimsel (kriminolojik) vb. disiplinlerle birlikte kapsayıcı olarak yaklaşmaktan geçer.
+
hukukumuzun yakalandığı hastalığın virüsü de, adı da bellidir: “bilim başka, uygulama başka”.
+
iki arada, bir derededir, genç hukukçu. duyduğu ilk sarsıntıdır, bu.
yıllar aktıkça daha pek çok şey duyacak, görecek, ardışık şaşkınlıklar, sarsıntılar yaşayacaktır.
+
bilim ile uygulama arasında büyük bir uçurum oluşmuştur.
bu bir dramdır.
+
doğulu toplumsa, eleştiri öncesi toplumdur; hastadır. hem de pir sultan’ları öldürecek, nazım hikmetleri, kemal tahir’leri zindanlarda çürütecek denli hastadır.
+
türkler, çeviri vb. yaparak bir yere varamazlar. onların değiştirmeleri gereken asıl zayıf yönleri, eleştiriye kapalılıktır.
eleştiri, uyarır, incitmez. eleştiri, deyiş yerindeyse “yanılgısavardır”.
http://repository.bilkent.edu.tr/bitstream/handle/11693/49017/Filodoks%28la%C5%9Fan%29lar_ile_Kien_%28le%C5%9Fen%29ler_kutupla%C5%9Fmas%C4%B1nda_bocalayan_hukukun_dram%C4%B1.pdf

bireyler açısından hukuksuzluk ilkellik göstergesiyken, devletler arasında
hukuk bulunmaması egemenlikle ilintilidir.
+
barışı isteyenler güçlü olduğu kadar aydın bir millettir.
https://www.anayasa.gov.tr/files/pdf/anayasa_yargisi/BOZKURT.pdf

tahakküm isteği karşıdaki insanın kişilik ve karakter gelişimini felce uğratmakta, sağlıklı kararlar alamamasına sebebiyet vermektedir.
+
haksız ve hukuksuz müdahalelere karşı durabilmek için bir hakikat tasavvurunun ortaya çıkması gerekmektedir.
http://isamveri.org/pdfdrg/D02431/2017_36/2017_36_AKYOLA.pdf

vicdan, yaratan tarafından her insana bahşedilmiş, ancak akıl aracılığıyla yapılan yargılamalardan farklı olarak içgüdüsel ya da sezgisel olarak yönetilen, yanılmaz bir rehberdir.
+
vicdan tıpkı kelime anlamında olduğu gibi doğruyu “bulma” amacı taşır. bunun için de butler’ın ifade ettiği gibi, akıl yoluyla sakin bir biçimde düşünmeli, vardığı sonucu tüm boyutlarıyla değerlendirmeli ve bu sonuca uygun hareket etmelidir.
http://acikerisim.ybu.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/1533/414471.pdf

iktidarın hukuksuz otorite girişimi
https://www.emo.org.tr/ekler/6fac87081c55693_ek.pdf

insanın, insan olmak bakımından işlevi nedir?: aristotelesçi bir bakış
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/276733

ermenistan’ın dağlık karabağ’ın işgalinden doğan uluslararası sorumluluğu
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/460639

sınıraşan hava kirliliğinden dolayı devletin sorumluluğu
https://docplayer.biz.tr/40704262-Sinirasan-hava-kirliliginden-dolayi-devletin-sorumlulugu.html

ceza hukukunda kusur ilkesi bağlamında nedeninde serbest hareket (actio’libera’in’causa)’ kavramı ve geçici nedenlerin ceza sorumluluğuna etkisi
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/49182.pdf

radburch düsturu, hukuk felsefesinin en tanınmış ve şimdiye dek formüle edilmişler arasında en iyisi olması nedeniyle epey hayret uyandırıcı olanlardan biridir.
+
kendi kanunlarını hukuksuzluklarla dolduracak derecede hukuku saptırmış bir devleti, haksızlık rejimi olarak tanımlayabiliriz. bir haksızlık rejimi, hukuksuzluğu hukuk biçimi altında, yani yasal haksızlık biçimi dâhilinde gerçekleştirir.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/97716

orhan kemal’in eserlerindeki hukukun hukuksuzluğu ve hukuki pozitivizm eleştirisi
http://www.umut.org.tr/UserFiles/Files/Document/document_ba4edac860d442298d9c02a01fb16600.pdf