pdf 18

diş hekimliği fakültesi öğrencilerinin beden ve organ bağışına bakışı
+
günümüzde hiç kadavra görmeden mezun olan hekimler yetişmektedir. anatomik numunelerin azlığı diseksiyonun tarihsel öncü rolünü üstlenmiş italya’da da tıp eğitimini tehdit etmektedir.
+
birçok üniversitenin tıp fakültelerinde kadavra kıtlığı sebebiyle insan vücudunu yalnızca bilgisayar programları veya anatomi atlaslarıyla çalışmak zorunda kalan öğrenciler ideal tıbbi bilimler eğitiminin uzağında kalmaktadır.
https://www.journalagent.com/yeditepe/pdfs/YDJ_14_3_59_65.pdf

anatomi terimlerine önerilmiş türkçe karşılıklardaki yabancı kökenli terimlerin analizi
https://www.bibliomed.org/mnsfulltext/134/2008_15_3_6.pdf

islâm-osmanlı tıp tarihinde cerrahlık/kadavra eğitim ve uygulamasının dini temelleri üzerine
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/827116

tıbbi müdahalede etik ve hukuki ikilemler ile çözüm yolları
http://earsiv.medeniyet.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/396/TIBB%C4%B0%20M%C3%9CDAHALEDE%20ET%C4%B0K%20VE%20HUKUK%C4%B0%20%C4%B0K%C4%B0LEMLER%20%C4%B0LE%20%C3%87%C3%96Z%C3%9CM%20YOLLARI.pdf

tıp ve fetva
https://www.isar.org.tr/public/filedownload/isar_tac_b.pdf

tıp ve fetva, tıbbî konularda fetva verirken bilgi edinme usulleri
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/46219

osmanlı fetvalarında ıskât-ı cenînin (cenin düşürmenin) cezai sonuçları
http://isamveri.org/pdfdrg/D03416/2016_46/2016_46_OZDEMIRM.pdf

islâm hukukunda fetvâ
+
müftü, her durumda fetvâ veremez. bazan ahlâkı ve kalbi bozulabilir. sinirlilik, açlık, susuzluk, hüzün, uykusuzluk, aşırı sevinç, rahatsız edici sıcak ve soğuk, hastalık gibi durumlarda sağlam bir yorum yapamadığından fetvâsında yanılmış olabilir. kişi kendini iyi bildiği için her ne zaman bu durumda olur ise fetvâ vermekten uzak durmalıdır. eğer bu durumda fetvâ verirse, fetvâsının isâbetli olup olmdığını bilemeye bilir.
https://acikerisim.deu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12397/10848/261519.pdf

ayıntab şer‘î mahkeme sicilleri’nden örneklerle tıp ve hekimlik üzerine gözlemler
http://www.cshd.org.tr/uploads/pdf_CSH_552.pdf

hekim hatalarının hanefî mezhebi açısından değerlendirilmesi
http://www.muharrembalci.com/hukukdunyasi/alintilar/875.pdf

bakü’de kolera salgını ve osmanlı devleti’nin başvurduğu bazı sıhhî uygulamalar (1893-1894)
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/837460

1847-1848 kolera salgını ve osmanlı coğrafyasındaki etkileri
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/392193

osmanlı imparatorluğu’nda karantina
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/758601

osmanlı’da karantina uygulama süreçleri ve tepkiler (1865-1914)
http://openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/22552/Ag%CC%86%C4%B1r%2C%20Sevda-yeni.pdf

filozof (φιλόσοφος), sofist (σοφιστής), retor (ῥήτωρ): ıı. sofistik dönem’de sınıflandırma problemi
http://proje.akdeniz.edu.tr/mcri/mjh/5-2/MJH-10-1-Elif_Akgun_KAYA.pdf

hiçbir şey kuram kadar gerçekleri bozamaz.
+
derrida’ya göre dil, 20. yüzyılın başında isviçreli dilbilimci ferdinand de saussure’ün söylediği gibi salt bir gösteren-gösterilen ilişkisine bağlı değildir. tersine gösterenin doğrudan doğruya gösterilene bağlı olmadığı karmaşık bir yapıdır. gösteren ile gösterilen arasında birebir karşılıklı ilişkiler yoktur (…) bu tıpkı bir sözcüğün anlamına sözlükten bakmak gibidir; her sözcük başka bir sözcüğün anlamını bilmeyi gerektirir. böylece anlam hep bir sonraki göstergeye bağlı olduğundan sürekli ertelenir. metin de dilsel bir bütünlük olduğuna göre, bir cümlede anlam cümlenin sonuna değin ertelenir öyle ki birçok kez sonradan söylenen bir cümle öncekinin anlamını değiştirebilir.
http://dspace.baskent.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11727/4133/10245593.pdf

nüfus defterleri’ne göre boynuincelü aşireti
(1830-1845)
https://www.ttk.gov.tr/Dergiler/Belleten/295-Belleten/05-NecmettinAYGUN.pdf

kent kültürünün oluşmasında basının görevi: kastamonu örneği
+
kastamonu’da yayınlanan ikinci gazete ittihat ve terakki cemiyeti’nin yayın organı olan köroğlu’dur.
+
köroğlu gazetesinde şehrin aydınları, uzmanlar, edebiyatçılar, doktorlar, ziraatçiler, siyasi görüş sahipleri yazılar yazmışlardır.
+
köroğlu’da, kastamonu gazetesinde olduğu gayrimüslim vatandaşlar da yazı yazmışlardır. bu durum şehirde yaşayan farklı kültürlere mensup insanlar arasında bir ayrımın yapılmadığını; tam aksine, birlikte yaşama kültürünün olduğunu ve demokrat bir havanın varlığını göstermektedir.
+
iktidar yanlısı köroğlu gazetesi vilayet matbaası’nda basılırken, özel bir gazete olan zafer’in basımına, sırf muhalif olduğu için izin verilmemesi, ittihatçıların, aykırı fi kirlere tahammül edemediklerini göstermektedir. her ne olursa olsun özgürlük, demokrasi ve muhalefet anlayışının kent kültürüne yerleşmesi bakımından bu iki gazetenin çatışması şehir için çok hayırlı olmuştur.
+
gazetelerin asıl işlevi siyaset dışı yazılarla halkı aydınlatmaktır. bu açıdan konuya yaklaştığımızda ıı. meşrutiyet sonrasında bu görevin kastamonu’da fazlasıyla yerine getirildiğini söyleyebiliriz.
+
millî marşımızın ankara dışında ilk kez yayınlanma şerefi açıksöz’e aittir ve mehmet âkif’in kastamonu’ya verdiği değeri gösterir.
+
türk toplumu mizaha meraklıdır. 1927 yılında çalçene adıyla bir mizah gazetesi çıkarılmıştır. iki yıl süreyle, ayda iki kez yayınlanan bu gazete uzun ömürlü olamamıştır.
+
kastamonu basın tarihi incelendiğinde hüsnü açıksöz’ün bıraktığı boşluğun günümüze kadar doldurulamadığı açıkça görülür.
+
kastamonu basının en verimli çağları 1882- 1930 yılları arasını kapsamaktadır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/567348

sosyoloji’de coğrafyacı yaklaşım ve trabzon’da toplumsal karakterin ekolojik yorumu
+
trabzon’da insanların olamadığı bir hal varsa o da sakinlik ve sükunettir. sürekli hareket halindeki bu insanlar, karıncalar gibi biraz telaşlı ve acelecidirler. hızlı konuşur, hızlı yemek yerler.
+
trabzon’da diğer şehirlerden daha fazla oranda müteahhit bulunmaktadır.
+
bütün müteahhitler yahudi, bütün yahudiler müteahhit.
+
yüzyıllardır devam edilen bu kültür hamsi ve balıkta bolca bulunan ve başka gıda maddelerinde nadiren bulunan omega ve fosforun düzenli bir şekilde alınmasını sağlamıştır. bu maddeler sağlıklı, zeki, dinamik bir birey ve bu bireylerden müteşekkil dinamik bir toplumun üretilmesine hayati birer katkı yapmışlardır.
+
fevrilik (tezcanlılık) trabzon halkı sıra dışı bir şekilde fevrilik olarak nitelendirebileceğimiz tezcanlı hatta kolay sinirlenebilir, asabi bir toplumdur. ne var ki bu hali, sinirlendiğini düşünerek takınmamaktadır.
+
bir gıda maddesinin eksikliği bu kolay sinirlenebilirliği tetiklemektedir.
+
trabzon halkı kendine özgü bir şekilde zeki bir toplumdur.
+
deniz ürünlerinin daha önce işaret edilen vitaminlerce zenginliği kuşaklar içinde ve uzun zamanlarda trabzon toplumunun yüksek ve kıvrak zekâlı bir toplum olmasını sağlamıştır.
+
bize her yer trabzon.
+
bir zamanlar bölücü terör karşısında çok sayıda şehit verilmesine tepki koyan şehir halkı, son kertede “artık çocuğumuzu askere vermiyoruz, vermeyeceğiz” diyebilmiştir. dolayısıyla bu tür milliyetçilikte ulusal çıkarlar ilanihaye önem arzetmesi gerekmemektedir. bu örnekler, yerel çıkarlarla istikrarlı bir ters düşme durumunda, ulusal milliyetçiliktense yerel milliyetçiliği ilk tercih edecek illerin başında trabzon’un geleceğini göstermesi bakımından da kayda değerdir.
+
trabzon insanı bazı açılardan ve özellikle dışarıdan cimrilik olarak da algılanabilecek kendine özgü bir tutumluluğa sahiptir.
+
trabzon’da tarıma uygun arazilerin son derece sınırlı oluşu ve iklimin tahıl üretimine uygun olmayışı, bu yöre insanının sosyal hareket kabiliyetini ve temel ihtiyaçlarını karşılama anlamında alternatiflerini son derece sınırlandırmaktadır. bu anlamda trabzon halkı adeta tabiatın kendilerine sunduğu limitleri zorlamakta ve bu sınırlarda yaşamaktadırlar.
+
trabzon’da yetişen ve buğdaya en çok benzeyen veya onunla karşılaştırılabilecek tek bitki mısırdır. adeta trabzon mutfak kültürü mısır üzerine inşa olmuştur.
+
buğday kültürü bolluk, bereket kültürü ve mısır kültürü sınırlılık ve adeta bir “kıtlık” kültürüdür.
+
cephesi iyi görünmeyen evler adeta deşifre olmakta ve toplumun diline düşebilmektedir. güzel olanlar güzelliğiyle, kötü görünenler de bu kötü görüntüsüyle konuşulmaktadır. bu durum gündelik hayat içerisinde hemen her gün konu olabilmekte ve insanlar üzerinde kamusal bir etki yapmaktadır. evi güzel görünenler halk dilinde taltif edilmekte, kötü görünenler ise kınanmakta ve üzerlerinde bir toplumsal baskı oluşturulmaktadır.
+
trabzon’a dışarıdan gelen kadınların ilk dikkatini çeken hususlardan birisi de, trabzonlu kadınların evlerinin perdelerini ve avizelerini son derce lüks yaptırdıkları hususudur.
+
trabzon insanı için gösteriş meraklısı olma, marka giyme tutkusu taşıma sürekli içsel özellik haline gelmiş, coğrafya topluma aksetmiş, sosyolojinin konusu olmuştur.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/106434

sabahat tuluy kaymakçalan
http://www.24saatgazetesi.com/wp-content/uploads/2019/03/gazete-6.pdf

akreplerin biyolojisi
+
çok eski akrepler ile bunların yaşayışları ve beslenmeleri hakkında fazla bilgi bulunmamaktadır.
+
akrepler, ılık ve nemli yerlerde yaşarlar.
http://www.journalagent.com/turkhijyen/pdfs/THDBD_64_1_51_60.pdf

kurbağa hastalıkları
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/592717

yarı-karasal, kavgacı yengeçlerden uca’ların erkekleri, asimetrik kelipedlerinden “iri” olanını, kur yapma, yer kavgası, vb… durumlara göre farklı şekillerde sallar…
http://cdn.istanbul.edu.tr/statics/subilimleri.istanbul.edu.tr/wp-content/uploads/2016/11/Crustace-2-Web.pdf

eğirdir gölü tatlısu yengeci (potamon potamios olivier. 1804)’nin bazı üreme ve popülasyon özellikleri
https://www.researchgate.net/publication/307757773_Egirdir_Golu_Tatlisu_Yengeci_Potamon_potamios_Olivier_1804’nin_Bazi_Ureme_ve_Populasyon_Ozellikleri/fulltext/57d80bef08ae0c0081edeb14/Egirdir-Goelue-Tatlisu-Yengeci-Potamon-potamios-Olivier-1804nin-Bazi-Uereme-ve-Popuelasyon-Oezellikleri.pdf

dolandırıcılık suçu
http://dspace.baskent.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11727/2860/10177308.pdf

tck’da dolandırıcılık suçu
https://hukuk.deu.edu.tr/wp-content/uploads/2019/09/BEHIYE-EKER-KAZANCI-ILKER-ZEYREK.pdf

yahudilik, hıristiyanlık ve islam geleneklerinde iş ahlakı: karşılaştırmalı bir analiz
https://core.ac.uk/download/pdf/148740458.pdf

işletmelerde etik problemleri ve yönetim yaklaşımlarını değerlendiren, goodpaster, iş hayatı etiğini poker etiğine benzeterek, işletmelerde hangi yönetim yaklaşımı kullanılırsa kullanılsın etik problemin var olacağını ifade etmektedir.
+
friedman, bir işletmenin sosyal sorumluluğu olamayacağını, ancak bireylerin sosyal sorumluluğu olabileceğini savunmuştur.
+
carr, iş etiğinin bir poker oyunundaki etiğe benzediğini, normai hayatlarında dürüstlük, sadıklık gibi iyi erdemleri benimsemiş bireylerin de iş hayatlarına geldiğinde ister istemez oyunu kuralına göre oynamak zorunda olduklarını söylemiştir.
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/3706/10152259.pdf

güvenilir ve doğruluktan ayrılmayan ticaret ehli, peygamberler, sıddıklar, şehitler ve sâlihlerle beraberdir.
+
ticarette yalan yemin, tüccarın zannınca mala rağbeti artırır. halbuki gerçekte kazancı ve bereketi götürür.
+
fiyatları koyan allah teâlâ’dır.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/587649

iş etiği ve ahilik
+
eski yunan ve roma dünyasında yazar ve filozofları işletmecilik ve ticarî faaliyetlere iyi gözle bakmazlardı. çünkü bu tür faaliyetleri para kazanma hırsı, yalan ve dolanla karışmış varsayar ve barbar tüccarlarla ilişki sonunda medeniyetlerinin bu toplumlardan bulaşacak yolsuzluklarla yozlaştırılacağını düşünürlerdi.
+
yolsuzlukla, dolandırıcılıkla haksız gelir elde etme bir ahi’ye uzaktı. ahilik kendi ve yakınlarını geçindirecek insaflı ve dürüst bir ticarete karşı olmayıp mal biriktirme ve yığma peşinde koşan haris ve istismarcı ticarete karşıdır.
+
hekimin “yararlı” olmayı hedefleyen davranış modelinin sınır tanımaması halinde, uç noktada paternalizme varacağı hatırdan çıkarılmamalıdır. paternalizm günümüzde meslekî açıdan uygun bir davranış örneği olarak görülmemektedir.
https://atauni.edu.tr/yuklemeler/9b90a6a959068f827d25194f8f61a47d.pdf

çevre kirliliği sorunu belirli ülkelerle sınırlı kalmamaktadır. bu sorun global bir sorun olarak tüm dünyayı ilgilendirmektedir.
+
bilinmelidir ki çevre kirliliği ve doğal kaynakların tüketimi konusu sadece iş ahlakı açısından değil genel ahlak açısından ve gelecek kuşaklara bırakılacaklar açısından da büyük önem taşıyan bir konudur.
+
çevre kirliliği ve doğal kaynakların yok olması konusu iş ahlakı açısından işletmelerin göz ardı etmemesi gereken önemli bir konudur.
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/41225.pdf

iş ve meslek ahlakı
(iş etiği)
+
ayetler ve hadisler incelendiğinde, islâm dininin çalışmaya çok büyük önem verdiği, çalışmayı ibadet olarak, hatta herkesin borcu olarak gördüğü, kur’anda 360 ayette çalışma (iş ve amel) terimine işaret edildiği, 50’den fazla …..
+
hıristiyanlık da iş ahlakında önemli etkisi olan bir dünya dinidir.
+
protestanlıkta sermaye koyan kişinin faiz hakkı yasallaştırılmış ve dinen meşru sayılmıştır.
+
faizin reddi uzun süre din ve iş dünyası arasında bir gerilim ve ahlaken bir ikilem oluşturmaya devam etmiştir.
+
yahudilik serveti, tanrının bir lütfu olarak görüyor ve kişinin işindeki başarısını tanrısal bir onay olarak kabul ediyordu.
http://auzefkitap.istanbul.edu.tr/kitap/kok/isetigiau258.pdf

modernizmle birlikte ötekinin inşası ve ötekinin üretimi sürecine girildiğini düşünen baudrillard’a göre, öncelikli olan öteki olandan nefret etmek, onu suçlamak, yargılamak, öldürmek, tahkir etmek ya da sevmek değildir. modernizmde önemli olan ve ilk yapılan şey ötekiyi üretmektir. böylelikle tikelden tümele (bireyden devlete dek) her şey kendisini inşa ederken bir öteki üretmek zorundadır. ulus devlete geçildiği dönemde devletlerin kendilerini, kendi toplumlarına haklı göstermeleri için kendileri gibi olmayan ve kendi meşruiyetlerini sağlamaya yarayacak olan bir öteki olmazsa olmazdır.
https://acikerisim.uludag.edu.tr/bitstream/11452/1472/1/446768.pdf

doksan dokuz dolaplı doktor dolandırıcı dondurmacıdan dopdolu dondurma dolabı aldı.
https://atauni.edu.tr/yuklemeler/a1514caafad958cad1085097100ff46c.pdf

bakewell geliştirdiği ırkın koçlarını, yıllık olarak çok yüksek fiyatlara kiralamaya başlamıştır. 1789 yılında, 3 adet koçu yıllık 90.000 sterline kiralamıştır. bakewell dishley birliğini kurarak, bu ırktan en üst düzeyde yararlanmayı amaçlamıştır.
+
saf olarak, değişik yerlere götürülen dishley leicester ırkı, bakewell’in öğrencileri tarafından daha da ıslah edilerek, bugünkü ünlü border leicester ırkı oluşmuştur.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/154097

hayvan yetiştiriciliğinde bilimsel bir yaklaşımla ıslah çalışmalarına ilk olarak 18. yüzyıl ortalarında (1760) ingiltere’de başlanmıştır.
+
robert bakewell adında hayvan yetiştiriciliğine meraklı ve ileri görüşlü bir aristokrat, uygulamaya koyduğu prensiplerle modern yetiştiriciliğin öncüsü olmuştur.
+
bakewell daha çok sığırlar üzerinde olmak üzere çiftçilikle ilgili çalışmalarını sığır, koyun ve at ırkları üzerinde yoğunlaştırmıştır.
+
et sığırı için yaptığı ıslah çalışmasının amacını fazla ve iyi kalitede et üretecek olan, hızlı büyüyen, yerden yapılı, dolgun vücutlu hayvanlara sahip olmak esasında dayandırmıştır.
+
bakewell’in ortaya koyduğu hayvan yetiştirme prensipleri bugünde geçerliliğini korumaktadır.
+
bakewell’in başarısı, onun zekâ, ileri görüş ve titizliğinin ortak ürünü olarak gerçekleşmiştir. bakewell çalışmalarını dört ilkeye dayandırmıştır.
+
18 y.y başlarında kasaplık canlı sığır ve koyunların ortalama ağırlıkları 170 ve 13 kg iken o yüzyıl sonlarında 360 ve 36 kg a ulaşmıştır.
http://www.istanbulmanda.org/wp-content/uploads/2015/06/ISLAH-MAKALE-KAFKAS.pdf

bakewell, 1770 de leicestershire ve lincolnshire’de diğer koyun ırklarından dishley veya new leicester koyun ırkını oluşturmuştur. ıslah edilmiş koyun eti üretimi için seleksiyon yapmış ve sonuç olarak, koyun ırkının pazara, eskiden olan 3-4 yaş yerine 1 yaştan daha kısa sürede ulaştığını iddia etmiştir. et ırklarındaki bu erken seleksiyon ve zamanın sürü yönetim metodlarıyla çok yağlı hayvanlar üretmiştir. o zamanlarda yağ insan populasyonunun büyük kısmında, en azından fiziksel olarak görevli olduğu işte büyük ihtiyaçtı.
http://www.ozelsekerden.com/yukleme/ky4914.pdf

genom düzenleme teknikleri ve hayvan ıslahında kullanılabilirliği
+
seleksiyon yöntemini temel alan modern hayvan yetiştiriciliğindeki ıslah çalışmaları ilk olarak 1700’lerde robert bakewell ile başlamıştır (wood, 1973; oldenbroek, 2014). bu dönemde “iyi özellikte olanı koru” düşüncesiyle fenotipik seleksiyon yöntemleri kullanılmaya başlamıştır. çiftçi olan bakewell, avrupa’da ilk kez gelecek generasyona en iyi özellikleri aktarabilmek için hayvanların kaydını tutmuştur. belirli özellikleri geliştirmek için benzer özellikte olan hayvanları çiftleştirme (akrabalı yetiştirme) ve ilk yavru grubundaki özelliklere bakarak bir sonraki generasyonda kullanılacak baba hattı seçme yöntemini de ilk defa bakewell kullanmıştır. genetik bilgisi ve hiçbir eğitimi olmadan bunları yapan bakewell’in bu uygulamaları, zamanla insanlar arasında bir hayvan yetiştirme sistemi olarak giderek yaygınlaşan bir kullanım alanı bulmuş ve bu bir ıslah yöntemi haline gelmiştir.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1292362

en büyük domuz eti üreticisi (%20’yle) almanya’dır. bunu (%17’yle) ispanya, (%13’le) fransa, (%11’le) danimarka ve (%11’le) hollanda takip eder.
+
domuzlar için en önemli bileşen maddesi tahıllar ve soyadır.
+
genç dişi domuzlar ve hamile domuzlar için, zemin alanının bir kısmı, maksimum %15’i drenaj açıklıklarına ayrılan sürekli sert zemin olmalıdır
http://www.haliccevre.com/images/PDF/o/28.pdf

covid-19 enfeksiyonu sağlık çalışanları yönünden işten kaynaklanan hastalıktır.
https://toraks.org.tr/site/sf/nmf/pre_migration/95abb3047369d8f3213f52d76a4d74878d0cc50515f3cdea117e6b00688b0731.pdf

alıcı dizdim ipe, hepsini yemiş sıpa.
+
ehlikeyfe keyf verir kahvenin kaynaması, eşeği yoldan çıkarır sıpanın oynaması.
+
eşeğe “sıpan oldu” demişler, “sırtımdan yükümü alacak değil ya, önümden yemimi alacak” demiş.
+
harmanda dirgen yiyen sıpa, yılına kadar acısını unutmaz.
+
kendi atasını bilmeyen, kendi sıpasını da bilmez.
http://kentarsivi.corum.bel.tr/wp-content/uploads/2017/12/corum_yoresi.pdf

harman öküzünün ağzı bağlanmaz
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/524786

“harman” adının etimolojisi ve zaman anlamı
https://actaturcica.files.wordpress.com/2020/01/v_i_10.pdf

çiftlik hayvanlarında sosyal sıra ve agonistik davranışlar
+
çiftlik hayvanlarının büyük bir kısmı sosyal türlerdir.
+
hayvan yetiştiriciliğinde agonistik davranışlar, hayvanların birbirlerini yaralamasına, sürüde huzursuzluk ve strese neden olabilmektedir.
+
grup halinde yaşayan hayvanlar arasında iyi organize olmuş bir sıralama bulunmaktadır. sürüde oluşan başatlık sırası sadece o guruba özgü olup bireyler arasındaki agonistik etkileşimler sonucunda oluşmaktadır.
+
hayvanlar, enerji kayıplarına neden olan agresif etkileşimleri baskı altında tutan, oldukça stabil bir hiyerarşi oluştururlar.
+
süt keçilerinde sosyal hiyerarşinin sabit bir yapı göstermeyip oldukça dinamik olduğu görülmüştür.
+
ruminant sürülerde sosyal hiyerarşinin oluşumuna etkili en önemli faktörler olarak hayvanın boynuzluluğu, canlı ağırlığı ve yaşı gösterilmektedir.
+
yaşça küçük ve düşük canlı ağırlığa sahip olsalar dahi bazı hayvanlar sahip oldukları boynuz sayesinde hiyerarşinin üst sıralarında yer alabilmektedirler.
+
her bir birey diğer bireylerin kendisine belli bir mesafeye kadar yaklaşmasına izin verir. genellikle agonistik etkileşimlerin, bireysel mesafe denilen bu alanın işgal edilmesiyle başladığı bildirilmektedir.
+
tos vurma davranışı boynuz sallama imkânı olan mekânlarda daha sık kullanılırken, dar alanlarda tos vurma yerine ısırma davranışı sergilenmektedir.
+
sürüde oluşan sosyal hiyerarşinin üst sıralarında yer alan bireyler, alt sıralarda yer alan bireylere göre çiftleşme, yem, su, dinlenme, gölge ve otlama alanları gibi kaynakların kullanımında önceliğe sahiptirler.
+
sosyal hiyerarşinin üst sıralarında yer alan hayvanlar alt sıralarında yer alan hayvanlarda kronik strese neden olabilmektedirler.
+
sosyal hiyerarşinin üst sıralarında yer alan hayvanların ilk kızgınlıkta gebe kalma oranlarının diğerlerine göre daha düşük olduğu saptanırken, agresif olarak nitelendirebileceğimiz hayvanların süt verimlerinin önemli düzeyde düşük olduğu görülmüştür.
+
süt keçilerinde en yüksek süt ve et verimine hiyerarşinin ortalarında yer alan hayvanlar sahiptir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/85104

politik iktidar bağlamında hayvan çiftliği romanı
+
kitap bir çiftlikte yaşayan hayvanların eşitlik mücadelesini anlatmaktadır. çiftlik sahibinin kendilerini sömürdüğünü düşünen hayvanlar bir plan yaparak örgütlü bir biçimde çiftlik sahibine karşı bir ayaklanma gerçekleştirirler.
+
bu hareketin düşünsel boyutunun en başında koca reis adında bir domuz bulunmaktadır. hayvanlar arasında onun düşünceleri benimsenir.
+
roman özgürlük ve eşitlik mücadelesi ile başlayıp ancak amacından sapan bir yönetim biçimine işaret etmektedir.
+
bu roman george orwell’in bir yönetim biçimi hayalinin nasıl diktatörlüğe dönüştüğünü hayvanlar üzerinden anlatmasıdır.
+
hayvanlar insanlara karşı bir mücadeleyi kazanmıştır ancak kendi türü olan domuzların daha baskıcı yönetimi ile karşı karşıya kalmıştır.
+
eşitlik ile başlayan mücadele sonunda eşitlikten söz etmek artık olanaksız hale gelmiştir.
+
romanı foucault’un iktidar çözümlemesi ekseninde değerlendirebiliriz. foucault, iktidarı bir hükümranlık, yasa ve yasaklama sistemi içinde tasarımlar.
+
iktidar bir el koyma hakkıdır.
+
bütün hayvanlar eşittir fakat bazı hayvanlar ötekilerden daha fazla eşittir.
+
bilmezlikten gelme durumu, toplumsal ve siyasi kurumlar tarafından inşa edilmektedir. bu inşa sürecinde ekonomik, siyasi, toplumsal kurumlar işbaşındadır.
+
george orwell’ın hayvan çiftliği romanı günümüzde de iktidarın niteliklerini ve uygulamalarındaki çelişkileri analiz etmemizde yardımcı bir kaynak niteliği taşımaktadır.
http://www.itobiad.com/tr/download/article-file/489995

eski çağda ilk evcil hayvanlar ve deve
+
evcilleştirme kavramını tarif etmek pek kolay değildir.
+
1-ürünlerinden faydalanılan sığır, koyun, keçi, deve, domuz, kümes hayvanları.
2-gücünden faydalanılan sığır, at, eşek, deve gibi hayvanlar.
3-dostluklarından faydalanılan kedi, köpek, kuş ve akvaryum balıkları, bunların dışında av için evcilleştirilen yırtıcı bazı kuşlar, bal arısı ve ipek böceği de insanların yararlanmak üzere evcileştirdiği hayvanlara dâhil edilmektedir.
+
ilk evcilleştirilen hayvanlar 10 bin yıl önce köpek, sonra keçi ve koyun olurken bunları sığırlar, domuz ve at takip etmiştir.
+
bitki ve hayvanların evcilleştirilmesinde evcilleştirme sürecinin ne kadar sürdüğü henüz bilinmemektedir.
+
evcilleştirme için önemli şartlardan biri evcilleştirilecek hayvanın insanlarla iyi geçinme özelliğine sahip olmasıdır.
+
sadece 14 hayvan türü, insanlar tarafından evcilleştirilip yetiştirilmişlerdir.
+
develerin ataları bu dönemde tavşan büyüklüğünde idiler bunların kemiklerine bakarak bugünkü büyük ve tuhaf görünümlü hayvanı hayal etmek bile oldukça zordur.
+
bugünkü bilgilerimizde en eski evcil sığırın varlığı m.ö.6400 civarında anadolu da çatalhöyük’te tespit edilmiştir. domuz m.ö.vıı.bin yılda evcilleştirilirken at ve eşek daha geç dönemde evcilleştirilmiştir.
+
devenin ilk defa nerede ve ne zaman evcilleştirildiği tartışmaya açık bir konudur.
+
develer, atlar kadar popüler olmamakla birlikte taşıma, yarış ve binek hayvanı olarak insanlar için ekonomik açıdan önemini daima muhafaza etmişlerdir.
+
iran coğrafyasında hâkimiyet kuran pers ordusunda da deve kullanıldığı anlaşılmaktadır.
+
en önemli özelliklerinden birisi de insana kendini sevdirmesi ve insanı kendisine bağlaması olan develer evcil hayvanlar içerisinde yetiştirilmesi oldukça zor ve zahmetli olan hayvanlardandır.
+
orta asya’dan çin aracılığıyla devetüyü ithal etmişlerdir. ancak plastik sektörünün gelişmesiyle devetüyünün kullanımı bir kenara atılmıştır.
+
hayvanların evcilleştirilmesi insanların uzun mesafe yük taşımalarını kolaylaştırmıştır.
+
endüstrileşme ve makineleşmenin bir sonucu olarak develerin mevcudu türkiye’de ve de tüm dünyada azalmıştır. günümüzde avrupa’da ise hayvanat bahçeleri dışında deve bulunmamaktadır.
http://www.jshsr.org/Makaleler/457494989_9_ID.85_2017_JSHSR_4-4.%20Hac%c4%b1%20%c3%87OBAN_554-560.pdf

personel kılık kıyafet prosedürü
+
ayakkabılar boyalı ve temiz olmalıdır. sandalet ve terlik giyilemez.
+
poliklinik hemşiresi: beyaz üst tişört / önlük, yeşil pantolon.
+
stajyer / intern doktor: beyaz önlük.
http://jci.med.neu.edu.tr/JOINT_COMMISSION_INTERNATIONAL_JCI_KALITE_BELGELERI/027_INSAN_KAYNAKLARI/PROSEDURLER/CNE_P07_RV02_PERSONEL_KILIK_KIYAFET_PROSEDURU_.pdf

hastanelerde personel giyimi, kişisel görünüm politikaları ve hasta bakımına etkisi
https://jag.journalagent.com/kuhead/pdfs/KUHEAD_13_3_163_169.pdf

beyaz önlüklüler siyah kefen giydi!
https://www.turksagliksen.org.tr/belgeler/20956659144.sayisite.pdf

çocuk psikiyatristleri nasıl giyinmeli?
çocuk gözünden bir bakış
http://yenisymposium.com/Pdf/TR-YeniSempozyum-d6d6f6aa.pdf

beyaz önlük korkusu gerçek mi?
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/268031

hekimlerin beyaz önlük giymesi hakkında halkın düşünce ve tutumları
http://abakus.inonu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11616/752/2010_17_1_1%20%281%29.pdf

halk arasında hekim, eczacı, sağlık memuru, hemşire ve ebe. “beyaz önlüklüler” olarak algılanıyor.
http://e-kutuphane.teb.org.tr/pdf/eczaciodasiyayinlari/aydin_haz04/18.pdf

organik tarım dünyayı besleyebilir mi?
http://research.sabanciuniv.edu/18154/1/Organik_Tar%C4%B1m_D%C3%BCnyay%C4%B1_Besleyebilir_mi.pdf

tarihsel kesitlerden yargı(ç) eliyle hukuksuzluk
http://www.kamuhukukculari.org/upload/dosyalar/heper_-metin.pdf

hukukun bilimselliği üzerine
https://hukuk.deu.edu.tr/wp-content/uploads/2020/01/S.Keyman-7.pdf

vecdi aral’da hukukun bilimselliği sorunu
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/753628

endüstri toplumu’nun oluşmasında etkili olan iktisadi ve sina-i faktörler
http://eskidergi.cumhuriyet.edu.tr/makale/175.pdf

bir kısa anamnez: sağlık sistemi ekseninde tıp uygulamaları ve öğrenciler
https://jag.journalagent.com/tjob/pdfs/TJOB-99609-VOICE_OF_STUDENTS-OZKAN.pdf

hasta ve yaşlı hizmetleri insan anatomisine ilişkin tıbbi terimler
http://megep.meb.gov.tr/mte_program_modul/moduller/%C4%B0nsan%20Anatomisine%20%C4%B0li%C5%9Fkin%20Terimler.pdf

türk sözlü kültür geleneğinde ayrıntılar-2:
“hayvan ata kültü mü? atalar kültü mü?”
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/406229

4 mart 2010 tarihli doktorum’da doktor olmayan ama beyaz önlük giyemesinden dolayı izleyicilerin büyük kısmının doktor zannettiği kadın sunucu “biz hepimiz ev kadınıyız. çalışsak da ev kadınıyız. çoluğumuzun çocuğumuzun, kardeşlerimizin, annelerimizin, bacılarımızın sağlığından sorumluyuz” demiştir ki burada kadının ev kadını olarak bir başka deyişle schoenen’in aile yönelimli altruistik kadın tipi içinde konumlandırılması çarpıcıdır. kadın çalışma hayatında aktif bir şekilde yer alsa dahi birincil statüsü ev kadınlığıdır, aileden ve onun sağlığından sorumludur.
http://www.sosyolojidernegi.org.tr/s/2300/i/sos_aras_der_2011_2_sahin_kaya_sehriban.pdf

türk kültüründe tarihi gelişim içinde hayvan ve bitkilerin “ölçü birimi” olarak kullanılması hakkında
+
av hayvanlarının öldürülmesi, hayvanların soylarının tükenmesi korkusunu ortaya çıkarmıştır. insanlar eğer ihtiyacından fazla öldürürlerse kendilerinin de aç kalacağını böyle öğrenmişlerdir. hayvanların sütü, eti ve yünü olmasa onu sağmanın veya kırkmanın anlamı olmazdı. bunu fark eden insanlar hayvanlarla ilgili mitleri ve inanç sistemlerini yaratmıştır.
+
hiung-nu’lar hoten’i işgal ederler. dinlenmek üzere geceyi geçirmek isterler. atlarının koşumlarını sıçanlar kemirirler. ertesi gün hun askerleri atlarına binemezler. hoten’den çekilmek zorunda kalırlar. şehrinin kurtulduğunu gören hoten kralı, farelere minnettarlığını göstermek ister ve bir tapınak yaptırır.”
+
anadolu’da “gün görmek” deyimi vardır. anlamı “mutlu yaşamak”tır. gün görmek, güneş görmek, her zaman insanları mutlu etmiştir. o hâlde güneşi ilk görenin isminin takvimdeki ilk yıla isim olarak verilmesi, her şeyden önce “gün görmek” deyimindeki mutluluğu hatırlatmaktadır. bir diğer anlam da bir günün güneşin doğumu ile başlaması olayıdır. güneşin doğumu nasıl günü yani 24 saatlik zaman dilimini başlatıyorsa on ikilik dilimi de güneşi ilk gören hayvan başlatsın dercesine güneş-hayvan ilişkisi kurulmaktadır. böylece güneş kültü, yine anadolu’daki pek çok bitkiye de benzer şekilde isim olmaktadır. güne bakan gibi…
https://millifolklor.com/PdfViewer.aspx?Sayi=95&Sayfa=93

hayvan özgürlüğü insanlara ciddi bir hedeften daha çok diğer özgürlük hareketlerinin bir parodisi gibi görünebilir.
+
hayvanların acı çekmesini süsleyerek devam ettirmekten yana lobi yapan hayvan refahı yaklaşımlarının aksine hayvan özgürlüğü hareketi hayvan sömürüsünün tamamen ortadan kaldırılmasını talep ediyor.
+
fbi, alf’i (aynen elf gibi) abd’deki en büyük terör örgütü olarak kabul etti.
+
insanlar hayvanları yok ettiğinde kendi hayatları için gerekli ekosistemleri ve doğal yaşam alanlarını da yok ediyorlar.
+
hayvan hakları felsefesi 1983’te peter singer’ın yeni ufuklar açan the case for animal rights-hayvan hakları meselesi kitabı basılana dek pek de ciddi manada ortaya çıkmamıştır.
+
hayvanların çıkarları sonucu ne kadar iyi olursa olsun (mesela tıbbi bilgilerde ilerlemeler kaydetmek gibi) kurban edilemez.
+
bizler felsefi manada çok tehlikeliyiz. bu tehlikenin bir kısmı malın ve mülkün hayattan daha değerli olduğu ilüzyonuna kanmamamız…resmen delilik olan bu imtiyazı ortaya çıkarıyoruz ve görüyoruz ki sistem bu olmadan hayatta kalamaz.
+
hayvanlar söz konusu olduğunda bütün insanlar nazidir hayvanlar için bu sonu gelmeyen bir treblinka’dır.
+
türclük teorisi, pratiği sözü edilmeyecek denli zalimane hakimiyet, şiddet ve cinayet biçimleriyle şekillendiriyor.
+
kadınlar hayvanlara uygulanan zulmü azaltmaya uğraşırken onların bu mücadelesi erkek şiddetine karşı ve çocukların sömürülmesine karşı yürüttükleri mücadeleden ayrı bir şey değildi.
http://arsiv.ekoloji.org.tr/bitstream/handle/20.500.12029/31992/ekolojistler_org_8076.pdf

resimli çocuk kitaplarında hayvan karakter kullanımı
https://arastirmax.com/en/system/files/1066/309795951_79ugurluseyitbattal-edb-1381-1393.pdf

ütopya (1516) ve walden (1854)’da hayvan algısı
+
binlerce tavuk yetiştirirler, hem de mucizevi bir yöntemle. çünkü burada tavukları kuluçkaya yatırmazlar, çok sayıdaki yumurtayı yeterli sıcaklıkta tutarak hayat verir ve civciv çıkartırlar. civcivler kabuklarını kırıp dışarı çıktıkları anda, kendi analarının yerine insanların arkasına takılır ve insanları ana bilir.
+
suni kuluçka yöntemi francis bacon (1626) (11,12) ve john maundeville (1725) (11,12,13) tarafından üstü kapalı bir şekilde anlatılmış olsa da, 1516’da thomas more tarafından neredeyse mükemmel bir şekilde tanımlanması ilginç bir tarihsel gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır.
+
dinsel ayinlerinde asla hayvan kurban etmiyorlar ve bütün varlıklara yaşamaları için can bahşeden merhametli tanrının kan dökülmesinden ya da katliamlar yapılmasından hazzetmeyeceğini düşünüyorlar.
+
hayvanlardan insanların eğlencesi olsun diye yararlanılamaz, hayvanların seyrettirilmesi ve hayvanlardan yararlanılan gösteriler hayvan onuruna aykırıdır.
+
“zürafa peşinden koşmak” için güney afrika›ya giden kişilere, “kendilerini vurmaları
daha soylu bir av olur”.
+
bahçesi dağsıçanları tarafından bozulduğunda üzülmemesi, ormanda evi yanan hayvanlar için derin üzüntü duyması, kesilen ağaçlar için endişelenmesi thoreau’nun tüm canlılara “özsel” birer değer verdiğini ve onların başına gelen herhangi bir kötü duruma kendi başına gelmiş gibi üzüldüğünü göstermektedir.
+
thoreau doğanın olanaklarının insan tekelinde tutulmasına karşı çıkmakta ve kaynakların tüm canlıların yararlanabileceği şekilde kullanılabilmesini savunmaktadır. kendi beslenmesi için bile olsa, toprağı ektiği için hayvanların üzerinde yaşadığı toprağa zarar vermesini etik bir problem olarak görüp bu konuda endişelenmektedir.
+
tohumların, kuşların erzağı olan yabani otların bolluğuna da sevinmem gerekmez mi?
+
fakat ne zaman balık tutsam, tutmasaydım daha iyi olurmuş gibi hissediyorum.
https://jag.journalagent.com/tjob/pdfs/TJOB-92905-ORIGINAL_ARTICLE-ARSLAN.pdf

endüstriyel hayvancılığın etik eksende sorgulanması
+
ülkemizde 2018 yılı itibariyle; 353 561 499 tavuk, 5 656 363 diğer kanatlı, 274 574 yük hayvanı, 1 636 domuz, 35 194 972 koyun, 10 922 427 keçi ve 17 042 506 sığır bulunmaktadır.
+
“brambell raporu”nda yer alan 5 temel özgürlük alanı şunlardır:
1. hayvanlar açlık ve susuzluk çekmemeli, temiz suya ve sağlıklı uygun yeme erişebilmelidir.
2. hayvanlar, rahatsızlık durumundan uzak olmalı, insancıl şekilde korunmalı ve rahat bir dinlenme alanı sağlanmalıdır.
3. önleme veya hızlı tedavi ile hayvanlar ağrı, yaralanma ve hastalıklardan uzak tutulmalıdır.
4. hayvanlar, yeterli alana ve imkânlara sahip olmalı ve kendi türündeki hayvanlarla temas kurmalıdır.
5. hayvanlar korku ve sıkıntıdan uzak olmalı, aksi takdirde tedaviye tabi olmalıdır.
+
çoğunluğunun alışveriş sırasında hayvan refahını dikkate almadığı belirlenmiştir
+
kafes tavukçuluğunda hayvanların hareket alanlarının çok dar olması temel sorunlar olarak karşımıza çıkmaktadır.
+
erkek yavrular yumurta üretiminde kullanılamadığı için genellikle öldürülmekte ve yem üretiminde kullanılmaktadır.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1263425

endüstrinin çevremize etkileri
su, hava ve toprak kirlenmesi
http://eskisehir.imo.org.tr/resimler/ekutuphane/pdf/3067.pdf

endüstri ve çevre ilişkileri
https://umutertugan.com/oguz/1.pdf

sanayi ve çevre
https://sbb.gov.tr/wp-content/uploads/2018/11/6-SanayiveCevre_OIK420.pdf

sanayinin neden olduğu çevre kirliliğinin tarıma verdiği zararların değerinin biçilmesi: samsun gübre (tügsaş) ve karadeniz bakır (kbi) sanayileri örneği
+
sanayileşme bir yandan verimli tarım arazilerini kuruluş yeri olarak kullanmakta, diğer yandan da bu tesislerden çıkan çeşitli atıklar hava, su, toprak, gürültü ve radyasyon kirliliği vb. sorunlara neden olabilmektedir.
+
bu iki kuruluş, bölgede önemli ölçüde kirliliğine neden olmakta, böylece tarım ürünleri, ormanlar, materyaller ve insan sağlığı oluşan kirlilikten olumsuz etkilenmektedir.
+
kbi ve tügsaş tesislerinde teknolojik gerilik, kuruluş yerinin yanlış seçimi ve işletmecilik kararlarındaki eksiklikler kirliliğe neden olmaktadır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/120410

van iline bağlı bazı köylerde insan ve hayvan populasyonunda bruselloz seroprevalansı
https://jag.journalagent.com/vtd/pdfs/VTD_10_1_1_5.pdf

ortam, hayvanların tolere edebileceğinden daha fazla ısındığında ise hayvanlar ağızlarını açarak yedek soğutma sistemlerini devreye sokarlar. bu soğutma metodu, hava kısmen kuru ise daha iyi çalışır.
https://www.enerama.com.tr/pdf/ENERAMA_End%C3%BCstriyel_Uretim.pdf

ırkçılık halk sağlığı sorunudur
https://www.belgelik.dr.tr/ToplumHekim/download.php?Id=TbmyZcZAL2T

modern kapitalizmin negatif kökeni, veba salgınları ve küresel kapitalizmin korona pandemisi
http://www.muhafazakar.com/uploads/articles/59/5.%20Mustafa%20Said%20Kur%C5%9Funo%C4%9Flu-%2059.%20Say%C4%B1.pdf

koronavirüs salgınından sonrası nasıl bir dünya ve türkiye?
https://www.tmb.org.tr/arastirma_yayinlar/tmb_bulten_nisan2020.pdf

pandemi ve sosyalizm
http://www.tkip.org/fileadmin/PDF/EKIM_322_Haziran_2020.pdf

kapitalizm, pandemi ve toplumun evrimi
http://metalurji.org.tr/ehaber/2020_07/07_Guncel_Kapitalizm_Pandemi.pdf

pandemi sonrası dünyada kapitalist medeniyetin eleştirel muhasebesi
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1353741

kapitalizmin pandemik sömürüsü bağlamında salgın hastalıklara bir bakış
https://www.calismatoplum.org/Content/pdf/calisma-toplum-6623-4a791b7d.pdf

ev ve süs hayvanlarının konuttan tahliye edilmesi
https://hukuk.deu.edu.tr/wp-content/uploads/2020/05/SERDAR-NART.pdf

türk mitolojisine baktığımızda ise; sarı at veya sarı inekle sarı devenin kesilmesinin önemli motiflerinden biri olduğu görülmektedir. at kurbanının dışında; sığır, keçi, koç, kuzu ve öküz eski türklere göre makbul kurbanlıklardır.
+
kurbanlık hayvanlarda da erkek olanlar üstün sayılmış, dişiler kurban dışı tutulmuştur.
+
kadınların erkeklere oranla daha az kırmızı et tükettikleri saptanmıştır.
+
et ve piliç reklamlarında et hep kadın olarak sembolleştirilmekte ve erkek egemen yapıya sunulmaktadır.
+
et endüstrisi de insanlar ne kadar az bilirse o kadar çok et yiyebileceği bilmektedir.
https://core.ac.uk/download/pdf/268073402.pdf

arkeolojik çalışmalarda, bir mezarda karşılaşılan yavru bir köpeğe sarılı insan fosili, insanlar ile hayvanlar arasındaki ilişkinin yalnızca beslenmeye yönelik değil, aynı zamanda sevgiye dayalı olduğunu da göstermektedir.
http://proje.akdeniz.edu.tr/mcri/mjh/5-2/MJH-10-18-Deniz_PAMUK.pdf

“kedi köpek seven herkes ahmaktır”: deleuze ve guattari’nin sevimsiz hayvanları
+
bireyselleştirilmiş hayvanlara duyulan sevgi, bu hayvanları insanlaştırması ve insansı bir ilişki şablonuna oturtması ölçüsünde, narsisistik ve ahmakça bir sevgi olarak kalır.
+
hayvanları salt organları temelinde sınıflandırıp cinslere, türlere ayıran biyolojinin hayvanları devlet hayvanlarıdır.
http://www.dtcfdergisi.ankara.edu.tr/index.php/dtcf/article/view/6467/5870

sperma sulandırıcıları ve spermanın sulandırılması spermanın kısa ve uzun süreli saklanması ve kryobiyoloji
http://cdn.istanbul.edu.tr/FileHandler2.ashx?f=sperma-sulandiricilari-ve-sperma-sulandirilmasi.pdf

değişik sulandırıcılar ile dondurulan aygır spermalarının in-vitro değerlendirilmesi üzerine çalışmalar
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/544183

koç spermasının dondurulmasında bireysel farklılıkların etkisi
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/320901

süt tozu ile hazırlanan sulandırıcılar ile dondurulan boğa spermasının ülkemizde kullanılabilirliği üzerinde araştırmalar
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/21481.pdf

köpeklerde taze ve donmuş-çözünmüş spermada anormal spermatozoon tiplerinin ve oranlarının tespit edilmesinde farklı yöntemlerin kullanılması
http://eurasianjvetsci.org/pdf/pdf_EJVS_471.pdf

kadın doğum hekiminin erkek faktörünün araştırılması ve değerlendirilmesindeki yaklaşımı ne olmadır?
http://cms.galenos.com.tr/Uploads/Article_9153/129-140.pdf

geçmişten bu yana ülkemizde hayvan hakları
• türklerin eskiden beri hayvanlara büyük değer verdiği bilinir. kartal, geyik ve kurt gibi hayvanlar türk boylarının simgesi olmuştur. atalarımız, ölen atlar için mezar taşları ve kitabeler yaptırmışlardır. kaya resimleri ve kilimlerde hayvan figürleri çoğunluktadır. edebiyatta, türkülerde vb., hayvan sevgisi hissedilir derecede vurgulanmıştır. bu sevgi, osmanlı döneminde de devam etmiştir. işte bir zamanlar osmanlıda batılıları şaşırtan manzaralardan bazıları:
hayvan ve ağaçlar yararına oluşturulan vakıflar,
kediler için yapılmış binalar,
hayvanların beslenmesi için tahsis edilmiş uşaklar,
hayvanların beslenmesi için bırakılan miraslar (örneğin sadece beyazıt vakfiyesinde kuşların beslenmesi için yılda 30 altın ayrılmıştı),
kedilerin beslenme saatlerinde zengin ve kibar osmanlıların kedileri her gün düzenli olarak kebaplarla beslemeleri,
kasap ve lokantaların önünde sıraya girmiş hayvanlar,
……
+
kediler şeytan olarak nitelendirilmiş, diri diri ateşe atılmak, asılmak, temellere harç olarak kullanmak gibi sayısız işkencelere maruz kalmıştı. saint-jean bayramında kediler torbalarla alevlere atılıyor ve yanarak kaçışırken tepelerine çullanılıyordu.
+
çeşitli ülkelerde boğa ve horoz dövüşleri, tam bir eziyet haline gelen tazı yarışları, yunus ve balina katliamları halen devam etmektedir. tıbbi deneylerin yanı sıra, ilaç, kozmetik, silah, oyuncak vb. gibi sektörlerde her yıl milyonlarca hayvan yok edilmektedir.
+
dövüş köpeği çok yakın bir geçmişte ingiltere’de yaratılmıştır. ingiltere’de kraliyet ailesinin öncülük ettiği sürek avları dünyaca meşhurdur. buna karşın dünyada “hayvanları koruma günü” ile ilgili ilk kararı ingiliz parlamenterler almıştır.
http://bizimsokagincocuklari.com/wp-content/uploads/2015/05/Neslihan-_Leman11.pdf

köpeklerin istanbul’a türklerle birlikte geldiği kabul ediliyor. bizans döneminde, sokaklara daha çok kediler hakimmiş. o dönemin tarihi kayıtlarında köpeklere ilişkin detay yer almıyor.
+
islam gelenekleri doğrultusunda hayvanları evlerine almayan istanbul halkı için sokak köpekleri, her zaman şefkat ve merhametle yaklaşılan birer mahalle sakini olagelmiş.
+
2012 yılında, adada ölüme terkedilen köpeklerin anısına bir tören düzenlendi ve bir özür anıtı dikildi.
+
güneş tanrısı ra’nın kızı olduğuna inanılan bast’a duyulan saygı, eski mısır’da kedilere de ilahi bir değer kazandırmış.
http://www.kartonsan.com.tr/files/paylasim/201901_Paylasim_WEB.pdf

evcil hayvan sahiplerinin affedicilik düzeyi ve genel sağlık durumlarının değerlendirilmesi
http://acikarsiv.beun.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12628/9340/%C3%96zt%C3%BCrk%2C%20P%C4%B1nar.pdf

sanal hayvanlar, özellikle en gelişmiş ülkelerde peynir ekmek gibi satılıyormuş. doğrusu bana da çok makul geliyor. bence bunlar modern (post-modern ya da her neyse) yaşam tarzına en uygun hayvanlar.
http://www.jmo.org.tr/resimler/ekler/5de7f00bad34f84_ek.pdf

1545 yılında saint-julien köyü sakinlerinin ambléve’li haşerelere karşı açtığı dava, bu çerçevede ilgi çekicidir, davayı, piskoposluk yargıcının böceklere atadığı avukat tarafından savunulan böcekler kazanmıştır. yargıcın bu kararının gerekçesi ise, böceklerin de tanrı tarafından yaratılmış olduğu, dolayısıyla, bitkilerle beslenme konusunda insanlarla aynı haklara sahip olduğu argümanı etrafında sunulmuştur.
http://gozenekortaokulu.meb.k12.tr/meb_iys_dosyalar/63/04/757580/dosyalar/2020_03/05153813_Sokak_Hayvanlaro-19-Web.pdf

hadislerde hayvanları koruma ve gönenci (refahı) üzerine bir değerlendirme
https://ercivet.erciyes.edu.tr/ercivet/arsiv/2015/d2/Makale7.pdf

eski roma, kadîm iran, antik yunan, israil-yahudi ve ortaçağ avrupa hukuk sistemlerinde; verdikleri zararlar sebebiyle hayvanlar aleyhine davalar açılır ve yargılanırlardı. hatta mahkemelerde hayvanları savunmaları için avukatlar dahi görevlendirilirdi. suçu ve haksızlığı ispat edilen hayvanlar, ağır müeyyidelerle cezalandırıldı.
+
eski yunan’da milâttan yedi yüz yıl kadar önce çatıdan düşüp bir kişinin ölümüne sebebiyet veren kiremit yargılamış, kırılıp toz haline getirilerek cezalandırmıştır.
http://mts.sosyalarastirmalar.com/Makaleler/1913156482_ergun_mehmet.pdf

picasso’nun 1901 tarihli tabutundaki casagemas ve casagemas’ın ölümü adlı tabloları
+
casagemas’ın ölümü tablosunda sıcak renkler kullanan picasso, ölümün yeni gerçekleştiğini vurgular. sıcak ışığın kaynağı olan mum, hayatın metaforudur.
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/ET001255.pdf

yaşamış en zeki insanlardan biridir albert.
çılgın saçlıdır, barışçıldır, asla değildir sert.
iki karısı oldu iki de oğlu,
ama mutluluğu hep bilimde buldu.
onu bir mucit yaptı merak duygusu.
savaştı katliamdı tek korkusu
+
konuşmadan anlatmak
adı charlie
dünyaya umut ve neşe veren
sessiz film yıldızı
zeki, yaramaz, kocaman yürekli bir adam
http://efdergi.hacettepe.edu.tr/yonetim/icerik/makaleler/171-published.pdf

pablo bu dönemde tuvallerinde paris sokak yaşamını yansıtır. bazıları pastel ile çalışılmış bu resimlerden biri de el abrazo’dur (kucaklaşma).
https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/32134/TEZ.pdf

resmin sağ tarafında kaide üzerinde zafer çelengi ve kucaklaşan cupid ve psyche figürleri görülmektedir. bu iki figür geleneksel olarak manevi, ruhani aşkı simgelemektedir, kanatlar ise ruhsal çağrışımı güçlendirmektedir.
+
cehenneme düştükten sonra ise sevgililerin kolları birbirine kenetlenmiş, öpüşmek yerine korkudan dolayı sarılmışlardır.
https://www.sosyalarastirmalar.com/cilt6/cilt6sayi25_pdf_ozelsayi/ozmutlu_gunnaz.pdf

kadınlar ahlak terbiyesi ile birlikte ilme sarılır, eğitim ve öğretim faaliyetlerine tabi tutulurlarsa, içinde bulundukları tüm irfani ve ahlaki eksikliklerden de kurtulacaklardır.
http://isamveri.org/pdfdrg/D01777/2001_1/2001_1_ISCANMZ.pdf

aşkın-sevginin en masum fiziksel yansıması birbirine sarılmış kucaklaşan, genellikle giyimli kadın-erkek figürleriyle aksettirilmiştir. bu betimleri taşıyan pişmiş toprak bir grup içinde, protogeometrik (iö.1100-900) döneme tarihli pişmiş toprak bir çift figür, yalınlığına rağmen etkileyici bir örnek olarak karşımıza çıkar.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/152424

glauke büyülü elbiseyi giyip tacı takar takmaz tüm vücudu alevler içinde kalır, onun imdadına koşan babası da kızına sarılınca nasibini alır. baba kız korkunç bir biçimde can verirler.
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/46599.pdf

sarılma-i’tisam kelimesi, kişinin kendisini koruyan,
sakınılması ve korunulması gereken şeyden uzak tutan bir şeye tutunmak anlamına gelir.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/302538

bir erkek ve bir kadın toplum içinde sarılmak gibi ahlak kurallarına aykırı herhangi bir davranış sergilediğinde genelde toplum erkekten ziyade kadına tepki gösterir ve kadının ahlakını sorgular.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/626868

türk kültüründe “selamlaşma” ve “vedalaşma” hakkında genel bir değerlendirme
+
türk kültür tarihinde selamlaşma işleviyle kullanılan, beden dili ve davranış biçimleri arasındaki başlıca selamlaşma yöntemlerini ise el sıkışmak, başın öne doğru eğilmesiyle saygı gösterisinde bulunmak, el sallamak, elin baş tarafına götürülmesi, sağ eli göğsün üzerine götürmek, sarılmak, el sıkışarak veya omuzları birleştirerek sarılmak, gülümsemek/göz kırpmak, başı hafifçe öne doğru eğmek ve el öpmek şeklinde sıralamak mümkündür. bu doğrultuda türk kültüründe davranış kaynaklı selamlaşma türlerinin, yoğun olarak “el”, “baş” ve “bağır” bölgeleri üzerinden gerçekleştirildiği görülmektedir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/447245

sarılmayı da çok severdim. sarılınca sanki bütün farklar ortadan kalkıyor, sevgi iki insanı bir ediyordu.
+
oysaki ne de çok isterdim babamın işten gelişini dört gözle beklemeyi, onu özlemeyi, ona anlatacaklarımı gün boyu biriktirmeyi, onunla uçurtma uçurmayı. ne de çok isterdim güler yüzle sımsıcak sarılmasını, beni öpmesini.
https://www.anabilim.k12.tr/medya/1560493733imzadergisi2018-2019.pdf

hayvan besleyen ve beslemeyen çocukların saldırganlık eğilimlerinin incelenmesi
https://docplayer.biz.tr/19064548-.html

peruka’nın tarihçesi ve peruka, sakal, bıyık yapımı
+
ilk kullanım amacına baktığımızda giysi statüsünde kabul edebileceğimiz perukanın diğer deyişle takma saçın kullanımına antik çağlarda rastlıyoruz.
+
ilk olarak antik mısır’da karşımıza çıkan peruka kullanımı giysi yerine konularak korunma amacı taşırken aynı zamanda statü belirtme amaçlı da kullanılmıştır.
+
fransa’da perukanın mahkemelerde adalet işleri ile ilgili çalışan hakimler tarafından kullanılması tarafsızlığın simgesi olarak kabul edilmiştir.
+
oyuncu peruka sakal, bıyık ve vb. ekleri kullanarak canlandıracağı role daha kolay bürünebilmekte, bu durum aynı zamanda izleyicinin de karakteri daha kolay anlayıp anlamlandırmasını sağlamaktadır.
+
antik mısır’da hem kadınlar hem de erkekler insan saçından, koyun yününden, bitki lifleri gibi malzemelerle yapılan perukları takarak sosyal statülerini belirlerlerdi. mısırlılar’ın saçlarını traş etmelerinin çok sayıda yararları vardı. bunlardan bir tanesi sıcak iklimde saçsız olmanın rahatlığıydı.
+
peruklar aynı zamanda mısırlılar’ı yakıcı güneş ışıklarından da korumuştur. peruklar mısırlılar’da, sosyal statüyü belirten, giysi gibi vazgeçilmez bir parça olma rolünü üstlenmiştir. kadınların perukları saç örgüleri, altın, saç bantları ve fildişinden aksesuarlarla süslendiğinden erkeklerinkilere oranla daha şık görünümlüydü.
+
bu çağın ardından rönesans’ta tekrar bayan saç modelleri eski önemini kazanmış ve kadınlar yeniden saçlarını açığa çıkarmaya başlamışlardır. başlarını bir örtü, şapka, vs. ile kapatmak yerine saçlarını faklı şekillerde tarayarak, çeşitli mücevherlerle bezeyerek süslenmişlerdir.
+
fransız devrimi ile birlikte peruka, moda ve aristokrasi kavramları değerini yitirmeye başlamıştır.
+
karakter makyajında karakterin görünümünü tamamlamak için postiş yapılacağı zaman insan saçı, hayvan kılları veya sentetik saçlar gibi çeşitli malzemeler kullanılmaktadır. postiş ek saç parçası anlamına gelir.
+
bunların yanı sıra yak adındaki hayvanın tüylerinden üretilen kıllar da yine saç, sakal, bıyık yapımında kullanılmaktadır. yak hayvanın kılı kılın kesildiği bölgeye göre yumuşak ya da sert olabilmektedir.
+
at kılı da kullanılan kıl türlerindendir. geleneksel ingiliz mahkemelerinde hakimlerin kullandıkları peruklarda beyaz atların kıllarının kullanıldıkları bilinmektedir. at kılı sert ve düz bir kıl türüdür, dalgası yoktur.
http://www.sahnevemuzik.hacettepe.edu.tr/sayilar/sayi5_7.pdf

okuma ve düşünme: heidegger ve yunanlıların izini sürmek
http://www.posseible.com/uploads/dergi/13.pdf

patrick süskind’in “amnesie in litteris” adlı metninin postmodern yazın bağlamında analizi
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/831243

bu sahnede tramel, kendisini sorgulayan polislerin karşısında bacak bacak üstüne atar. sahne bir grup erkek polisin tramell’i sorgulamak için bir araya geldiğini anlatırken kontrolü ellerinden kaybettiğini gösterir. tramell’in cinsellik yoluyla erkeği yoldan çıkartabileceği, kandırabileceği, bu sahne ile izleyiciye vurgulu olarak gösterilmiştir. catherine tramell, sinema tarihinin popüler ‘femme fatale’ karakterdendir. cüretkarlığı ve yaşam tarzıyla erkek dünyası için yıkıcı bir etkiye sahiptir.
http://earsiv.odu.edu.tr:8080/jspui/bitstream/11489/1168/1/10290180.pdf

“büyüklerin yanında bacak bacak üstüne atmak saygısızlıktır” ve “kadınların kolsuz elbise giymesi doğru değildir” gibi birinci tür yargıların, kişiden kişiye toplumdan topluma değişken olduğu su götürmez bir gerçektir.
https://openaccess.maltepe.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12415/4149/399793.pdf

tabiat ve kainat tıpkı eteklerini hafif yukarı sıyırıp bacak bacak üstüne atıp beğendiği delikanlıya poz veren yeni nesil kızlar gibi tahrik edici.
http://www.tuncell.com/userfiles/M%C3%BChendis%20D%C3%BCnyas%C4%B1-Engineering%20In%20Our%20Life.pdf

bacak bacak üstüne atmak saygısızlık olarak addedilebilirken, kolları birbirine bağlamak -kol kol üstüne atmak herhangi bir ahlaki öğretinin ilgi alanına girmemektedir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/506208

otururken amiriniz veya üstleriniz karşısında bacak bacak üstüne atmayın.
https://www.igdir.edu.tr/Addons/Resmi/uploads/files/313PROTOKOL%20VE%20KURALLARI%20PDF.pdf

hartmann’da değer ve değerlendirme problemi
+
değer yargıları, temelinde norm koyucu yargılardır. bu yargılar insanlararası ilişkilerde kişilerin uymaları beklenen davranışları, yüklemi “iyi” veya “kötü” olan yargılar şeklinde dile getirirler. kişilerden uymaları beklenen bu davranışlar, toplumların o an benimsemiş oldukları ahlaklara göre değişiklik gösterir. kimi toplumlara göre “büyüklerin karşısında bacak bacak üstüne atmak” kötü bir davranışken, kimi toplumlarda bu değer yargısının hiçbir geçerliliği ve önemi yoktur. değerlendirmelere ölçü olarak değer yargıları alındığında, o an değerlendirilen kişinin, olayın ya da tutumun içinde bulunduğu koşulların bilgisel temelleri anlaşılmadan ezbere bir değerlendirme yoluna gidilmiş olur ve bu durum, değerlendirmeye konu olan şeyin gerçek değerinin görülmemesine ve sıklıkla değer çiğnemelere neden olur.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/373250

peroneal sinir kompresyon nöropatisi: elektrofizyolojik ve ultrasonografik bakış
+
bu çalışmada, uzun süre bacak bacak üstüne atarak oturup bilgisayar oyunu oynayan 12 yaşındaki olguda gelişen tek taraflı peroneal palsi klinik, elektrofizyolojik ve ultrasonografik bulgular eşliğinde sunulmuştur.
+
on iki yaşındaki olgu, sol ayağında ani gelişen kuvvet kaybı ve yürüme güçlüğü şikâyeti ile başvurdu. öyküsünde daha önce bilinen herhangi bir sistemik hastalığı ve şikâyeti olmayan olgunun üç hafta önce bir gün boyunca bacak bacak üstüne atarak oturup uzun süre kalkmadan bilgisayar oyunu oynadığı öğrenildi.
+
peroneal sinir genellikle direkt travma, cerrahi sırasındaki malpozisyon ve mekanik nedenlerle zedelenmektedir. hematom, tümörler ve ganglion kistleri nadiren bu nöropatiye neden olabilmektedir. habitüel bacak bacak üstüne atma, kısa alçı ve cihazlar, uzun süre diz üstüne çömelme, proksimal fibula kırıkları, diz dislokasyonları, tibial osteotomiler, total diz ve kalça artroplastileri ve artroskopiler, atletlerde adalelerde hipertrofi, aşırı kilo kaybı gibi çok çeşitli nedenlerle ps hasarlanabilmektedir.
http://www.jpmrs.org/uploads/41267169650120.pdf

kadınların, koltuğun biraz ucuna oturmalarındaki inceliğe dikkat etmek gerekir. çünkü bazı kadınlar biraz uca oturup ayaklarını paralel bir şekilde yana uzatarak veya bacak bacak üstüne atarak, bacaklarının daha uzun görünmesini sağlarlar. bu erotik bir sinyal olduğu gibi, kadına estetik bir görünüm de kazandırır.
+
bacak bacak üstüne atma hareketinin kavuşturulmuş kollarla bir araya geldiği durumda ise kişi konuşmadan çekilmiş demektir. bu pozdaki birisinin kararını sormak için, örneğin bir pazarlamacının çıldırmış olması gerekir ve bu durumda yapılabilecek en iyi şey, kişinin neye itirazı olduğunu öğrenmeye çalışarak sorular sormaktır. bu poza pek çok ülkede, özellikle kocaları veya erkek arkadaşlarından memnuniyetsizliklerini ifade eden kadınlarda rastlanır.
+
erkekler, genellikle bacakları açık ve saldırgan bir şekilde otururlar. kadınlar ise bacak bacak üstüne atma hareketini, hassas bölgeleri için bir koruma olarak kullanırlar
+
özellikle etek giymiş olan bir kadın, bir erkeğin karşısına oturup bacak bacak üstüne atarsa, bu onunla ilgilendiğini gösterir. eğer bacaklarının yönü ilgilendiği erkeğe doğruysa, bu çok daha belirgin bir işarettir. eğer pantolon giymişse ve yine bacak bacak üstüne atıp ayaklarını ona doğru yöneltmişse ve üstteki ayağını oynatmağa başlamışsa, ilgilendiği erkeğin dikkatini çekmek istiyor demektir.
https://akademilider.com/wp-content/uploads/2019/07/bedendilisanati.pdf

cerrahi ile hızlı düzelme gösteren nadir bir peroneal sinir tuzak nöropatisi sebebi: obezite cerrahisi
+
cerrahi sonrasındaki 6 aylık süre boyunca 148 kg’dan 81 kg’a düştüğü öğrenildi. uzun süre aynı pozisyonda oturma ve bacak bacak üstüne atma alışkanlığı mevcuttu.
+
diz eklemi çevresinde yer alan koruyucu yağ tabakasının ortadan kalkması nedeniyle, uygun olmayan oturma alışkanlıkları (bacak bacak üstüne atma ve uzun süre aynı pozisyonda bulunma gibi) sinir hasarına zemin hazırlar.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/471240

peroneal sinir felci: ameliyat edilen sekiz olgunun özellikleri ve tedavi sonuçları
+
….. çömelme veya bacak bacak üstüne atma gibi pozisyonel durumlarda ise postural tipte sıkışmaya neden olmaktadır.
+
uzun süre bacak bacak üstüne atma, çömelme ve yoga yapma sırasında postural olarak peroneal sinir felci gelişebilmektedir.
+
2 hastada bacak bacak üstüne atıp saatlerce beklemek peroneal sinir hasarına neden olmuştu.
+
uzun süre çömelerek veya bacak bacak üstüne atarak oturma öyküsü olan zayıf insanlarda veya ayak bileği inversiyon burkulması olan insanlarda yürüme bozukluğu ve düşük ayak şikayeti görüldüğünde peroneal sinir yaralanması akla gelmelidir.
https://www.journalagent.com/sislietfaltip/pdfs/SETB_48_2_140_144.pdf

kadınlarda flört hareketleri
+
• bacak sallama, ayakkabı çıkarma
• dudak yalama, dudak aralama
• boyun bölgesine dokunma
• bacak bacak üstüne atma yönü
https://www.tmmmb.org.tr/images/Etkinlikler/10_TMK/O.A_sunum_bolum_2.pdf

bacak bacak üstüne atma avrupa ve amerika’da gayet normal davranışken, bizde yaş ya da statü olarak büyük olanların yanında saygısızlık olarak düşünülür.
+
bacak bacak üstüne atma biçimi, çok önemli mesajlar verir.
+
bacak bacak üstüne atmak, genelde savunmanın bir şekli veya iç gerginliğin işareti olabileceği gibi, karşılıklı diyalogda rahatlığın yansıması olarak da düşünülebilir.
+
üç veya daha fazla kişiyle otururken bacak bacak üstüne atmanın ayrı bir anlamı vardır. kişi, gruptan kimle ilgileniyorsa veya kime yakınlık duyuyorsa ayağının yönü özellikle o kişiye dönüktür.
http://ismek.ibb.gov.tr/ismek-el-sanatlari-kurslari/webedition/file/2013_hbo_program_modulleri/bedendili.pdf

uzun süre çömelme sonucu oluşan tek taraflı düşük ayak olgusu
http://www.firattipdergisi.com/pdf/pdf_FTD_805.pdf

“otobüs yolcuları” filmi ilk olarak belgin doruk ile çekilmesi düşünülmüş fakat öpüşme sahnelerinin varlığı sebebiyle doruk bu teklifi kabul etmemiştir. daha sonra ayhan ışık’ın türkân şoray’ı teklif etmesi ile rol türkân şoray’a verilmiştir.
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/4025/Ye%C5%9Fil%C3%A7am%20D%C3%B6nemi%20T%C3%BCrk%20Sinemas%C4%B1nda%20Argo%20S%C3%B6ylemi.pdf

amerika’da film sansürüne ilişkin ilk sansür, 1896 yılında may ırwin ve john c. rice’nin the kiss filmindeki, uzun öpüşme sahnesi karşısında dehşete düşen din adamlarının şikayeti üzerine gerçekleşmiştir.
http://docs.neu.edu.tr/library/6296371111.pdf

türk sinemasında kadın gazeteci imajı: 1940-1980
+
zeynep, gazeteden atılmamak için yazdığı kabadayının pavyonda olay çıkardığı yalan haberini gerçeğe dönüştürmek amacıyla osman’ı dudağından öperek, geceyi onunla geçireceğini söyleyerek ikna etmeye çalışır.
https://iletisimdergisi.kastamonu.edu.tr/index.php/kiad/article/download/84/32

stüdyoda çekilecek the kiss (öpücük, 1896) ise sinema tarihinin ilk öpüşmesine yer verecek, may lrvin ile john c. rice alıcının önünde öpüşeceklerdi.
+
eisenstein’ın potemkin zırhlısı ya da griffith’in iki yetime’si gibi yabancı filmlere de gösterim izni verilmedi. buna karşılık daha sonraları hint sinemasında görülmeyecek olan öpüşme sahneleri (zar oyunu’nda cham roy ile sita devi’nin öpüşmesi gibi) hoşgörüyle karşılandı.
http://digital.isikun.edu.tr/poster/PN19935A1T452009v1.pdf

rıza dışı öpüşme senaryolarında nötralizasyon türünün zihinsel kirlenme ve okb semptomlarına etkisinin cinsiyetler arası incelenmesi: üniversite örnekleminde bir çalışma
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/7414/Ela_Tez_K%C3%9CT%C3%9CPHANE-d%C3%B6n%C3%BC%C5%9Ft%C3%BCr%C3%BCld%C3%BC.pdf

şebnem schaffer’in yeni sevgilisi, işadamı ilhan doğan tartışmalara son noktayı koydu. “6 haftadır birlikteyiz. ne öpüşme, ne sevişme… daha elini bile tutamadım!” diyen doğan; fısıltı gazetesine schaffer’in bekaret raporunu gösterdi.
https://www.istanbulbarosu.org.tr/files/docs/khum/Sunum5.pdf

memlûk sultanlığı tarihinde büyük ün yapan sultan barsbay, 16 senelik saltanatında sükûnet ve istikrarı temin etti. suriye ve mısır’da müslümanlar yararına tedbirler aldı. huzurda yer öpmek gibi bir geleneği kaldırdı.
https://atauni.edu.tr/yuklemeler/0de35033f3ec444f6c3b21fa039b7320.pdf

onaltıncı asırda selamlanmak istenilen bir kadın tabii olarak dudaklarından öpülürdü.
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/GAZETE/turk%20sozu/turk%20sozu_1937/turk%20sozu_1937_tesrinisani_/turk%20sozu_1937_tesrinisani_7_.pdf

saraya gelen zenci köle ocak defterine kaydedilir, bir lalaya el öptürülerek hizmete başlardı.
+
çavuşlar yer öpüp süratle yedeklerin önünden geçerek alay tertibi ile fatih camii avlusuna gelirlerdi.
+
elçi de mektubu aldıktan sonra öper ve geri adımlarla huzurdan çıkardı.
+
fetih suresi bittikten sonra reisülküttab divanhaneye girer sol taraftan sadrazama yaklaşıp etek öperek, selam verir ve sol tarafına geçip telhis kesesini bırakırdı.
+
hırka-i şerif’i önce padişah öper, yüz ve gözlerini hırkaya sürerek, resullah’tan şefaat dilerdi.
+
şehzade usûlen şeyhülislâmdan aldığı bu ilk dersten sonra elini öpmek isterse de şeyhülislâm el öptürmezdi.
http://auzefkitap.istanbul.edu.tr/kitap/tarih_ao/otktarihi.pdf

osmanlı teşrifatı içinde sade (divan toplantıları, cuma namazı, yeniçeri maaşlarının dağıtımı, elçi kabulleri), dinî (ramazan ve kurban bayramları) ve fevkalade törenler (erkek ve kız çocuklarının doğumu, oğullarının sünneti, kızlarının evlenmesi, tahta çıkmak ve sultanın savaşa gitmesi) olarak sınıflandırılan merasimlerde el ve etek öpmek âdettendir.
+
biat, osmanlı devleti’nde el öpmek, etek öpmek, tahta yüz sürmek şeklinde ifade edilirken sadrazam ve şeyhülislâm dâhil olmak üzere üst düzey devlet erkânının el öpmesi kanundu. cülûs törenlerine katılanlar derecelerine göre el öpmekte, el öpmeyenler ise devlet ve saltanatın ifadesi olan tahtın önünde eğilerek saygı ve bağlılıklarını belirtmekteydiler.
http://mts.sosyalarastirmalar.com/Makaleler/9399fe65-ebcd-4d36-b0f0-8a854fa9b8c8.pdf

sanatta ve kültürde öpme ritüelinin göstergebilim açısından incelenmesi
+
öpme ve öpüşme içgüdüsel olarak ilk insanlara kadar uzanan bir kavram olması çok tabiidir. hayvanların bile koklaşıp öpüşmesi biyolojik ve duygusal ihtiyaçların bir göstergesi olarak kabul edilebilir.
+
öpme; sevginin, aşkın, yakınlığın, güvenin ve barışın sembolü olmuştur.
+
bir erkeğin diğer bir erkeği dudaktan öpme ritüeli bir toplumsal değer göstergesi olarak antik dönemlere kadar uzanır.
+
ezgiler ezgisi’nde “bırakın beni ağzının öpücükleriyle öpsün: çünkü senin aşkın şaraptan daha güzeldir” ayeti yer alır.
+
el, ayak, alın, göz öpmek, kutsal kitap, kabe, hacer-ül esved öpmek gibi çok sayıda öpme ritüeli islami gelenek içerisinde yer almaktadır.
+
dudaktan öpme, tamamen sevgi, aşk ve cinsellik göstergesi olan bir öpüşme formudur. hatta pek çok ulusun kültüründe bu ahlaksızlık göstergesi olarak kabul edilmektedir.
+
kutsal öpme, her dinde var olan kutsal objeleri öpme biçimidir. müslümanlarda kâbe, hacer-ül esved öpme, hıristiyanlarda incil ve haç öpme, budistlerde buda heykelciği, öpme bunlara bazı örneklerdir.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/273131

“aşk” fenomeni ve sevgi ilişkilerinin nörobiyolojisi
+
“așk” fenomeninin biyolojisi, özellikle de nörobiyolojik yönleri ancak yakın tarihte ilgi çekmeye bașlamıștır. sevgi ilișkilerinin ve yakından ilișkili oldukları bağlanma kavramının sağlıkta ve hastalıkta önem tașıdığı bilinmektedir.
+
bu yazıda “așk” fenomeninin altında yatan ortak nörobiyolojik yolaklar ve bu yolakların tıp ve sağlık açısından önemi gözden geçirilmiștir.
+
“aşk” kelimesi ise etimolojik olarak arapça “sarmaşmak”, “sıkı bir şekilde sarılmak” fiilinden gelmektedir.
http://www.cappsy.org/archives/vol2/no4/cap_02_24.pdf

sanat ve felsefe ilişkisinde güzelin güncelliği
https://www.bisav.org.tr/userfiles/yayinlar/SAM_NOTLAR_28_(5).pdf

yozgat’tan giyimli bir kadın torsosu
http://arkeoloji.uludag.edu.tr/documents/mustafa/Yozgattan_Giyimli_Bir_Kadin_Torsosu.pdf

apameia antik kentinden heykeltıraşlık eserleri
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/56010

hakasların geleneksel dünya tasavvurlarında su iyesinin dişil başlangıcı
https://tdk.gov.tr/wp-content/uploads/2015/01/36%20burnakov.pdf

ateş ve yemek pişirme
+
insanlığın gelişiminde önemli bir rolü olan ateşin kutsal sayılması şaşırtıcı değildir. islam’da ateş ilahi bir nimet sayılır. islam ve yahudi geleneklerine göre hz. âdem dünyada ateş yakıp yemek pişiren ilk kişidir.
+
ocak, mevlevilik ve bektaşilik’te ateş yakılan ve yemek pişirilen yer olarak kutsal sayılmış, mutfak ise tekkeye girenlerin temel eğitim gördükleri yer olmuştur. rivayete göre mevlânâ’nın aşçısı yusuf bin izzeddin, mutfakta odun kalmadığı bir günde ayaklarını kazanın altına sokarak ayak parmaklarından çıkan alevlerle aşı pişirmesinden dolayı ateşbaz veli lakabını almıştır.
+
ateşi kontrol edebilen insanlar, bunu ilk olarak hayvanları korkutarak ve sürerek avlamak için, sonra yemek pişirmek için kullanmışlardır. en ilkel pişirme tekniği, öldürülen hayvanı derisiyle yanan ateşin üzerinde kızartmaktır. sonra ateşte ısıtılan taşlar üzerinde pişirme yöntemi geliştirilmiştir.
http://images.ykykultur.com.tr/upload/document/9e69e9b5-a9a4-4d0a-aa62-3abdfc87d1f0.pdf

ateşle uygarlığın yolu adımlanmaya başlanmış, yeme eyleminden, yemek kavramına geçiş bu yolculuk esnasında gerçekleşmiştir.
+
yemek pişirmeye geçişin damak tadıyla ilgisinin olduğu tartışmaları hala sürmektedir, ancak, tat değişimlerine yön veren gelişmelerden tuzun keşfinden sonra, ateşin kullanımı ilk, çin‟de saptanmıştır.
+
toplayıcılıkla karınlarını doyuran ilk insanlar, tahıl tanelerini, ateşte kavurarak, ya da haşlayarak, çeşitlendirilmiş yiyecekler elde ettiler, bu süreç, eski dünyanın mitolojik yapısına yeni hikâyeler armağan etti, bereket ayinleri, dolayısıyla aynı adla anılan ana tanrıça, bu süreçten doğdu.
+
ve fırında pişmiş ton balığı, ulu tanrılar! ne iri bir şey, ateşten yeni inmiş, taze taze dilimlenmiş, yumuşak karnından ikimizi de memnun edecek kadar çok parça çıkar.
https://acikerisim.isikun.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11729/942/370593.pdf

ateşin filojiston büyüsü
https://kisi.deu.edu.tr/lcavas/dosyalar/seki.pdf

paleolitik çağ’da ateş ve yerleşim biçimleri
ateşin elde edilmesi
https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/158304/mod_resource/content/1/KONU%201-%20ATE%C5%9E%C4%B0N%20ELDE%20ED%C4%B0LMES%C4%B0.pdf

bir gemici ateşinde dudakların
alev alev ama yanık değil
cezayirli cemile‟nin anısından çıkıp
oturdu kitaplarımın sayfalarına
yaşamak dedi durdu meme uçları
tutulmuş elektrik akımına
tavana doğru ölümün kurşun soluğu
+
bağrı açık yaylalardan yel soluğu
üfler iç çalgısını sevişmenin
küçük ayakları kadının değince
tutuşur kavı erkek çakmağın
boşaltır ateşini serin testisine gecenin
küçük kadın on ikinciye gebe.
http://acikerisim.hakkari.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12814/223/AY%C5%9EE%20ERTU%C5%9E%20TEZ.pdf

sanatta yeni arayışlar ve geleneğin reddi bağlamında yves klein’in “fire color 1 (fc1)” adlı çalışmasına özgün bir bakış
+
ateş, insanlığın en büyük keşiflerinden birisidir. yıkıcı ve tahrip edici özelliğinin dışında canlı yaşamı için son derece büyük bir önemi vardır. ateşin gücünün kavranması, insanları onu etkili biçimde kullanmak üzere harekete geçirmiştir. ateş kimi zaman dünyayı küle çeviren bir silah, kimi zaman ise hayatı kolaylaştıran keşiflerin ana ögesidir.
+
antik yunan inancına göre ateş; su, hava ve toprakla birlikte dört temel elementi oluşturur ve doğadaki her madde bu dört elementten meydana gelir. hayatın temel kaynağı olarak görülen ateş, içinde barındırdığı tehlikeleriyle birlikte insan hayatında kendine haklı bir korku ve saygı edinmiştir.
+
ateşi sanatsal yaratıda bir öge olarak kullanan çağdaş isimlerin başında fransız sanatçı yves klein gelir. 1960’larda yves klein’in ortaya koyduğu “fire-color 1 (fc1)” adlı performansı, sanat tarihi içerisinde önemsenmesi gereken bir sanat tavrı olarak ortaya çıkmaktadır. “fire-color 1” klein’ in kısa hayatına ve sanat kariyerine sığdırdığı pek çok farklı düşüncenin ve ifade biçiminin özeti olarak yorumlanır. klein’in kısa ömrünün final çalışması olan fc1 bugün dünyanın en pahalı sanat çalışmaları arasında yerini alır.
+
bu makale ile sanatta farklı malzeme kullanımı konusunda ateşin bir alternatif olarak ortaya çıkmasının doğurduğu sonuçlar ve bu sonuçlar içerisinde kendine has üslubu ile dikkat çeken yves klein’in “fire-color 1 (fc1)” isimli yapıtı ele alınacaktır. bununla birlikte özellikle içinde yaşadığımız dünyada meydana gelen yıkım, kıyım ve linç eylemlerinde görmeye alıştığımız ateşin, yaratıcı insan aklına ve becerisine hizmet etmesinin sonuçları izlenecektir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/920804

kline kadın vücutlarına sıvılar sürmüş, ve bez üzerinde vücutların izlerini çıkartmıştır. çıkan izleri büyük bir pürmüz ile yakan sanatçı, bez üzerinde yanık vücut izleri çıkartarak desenlerini oluşturmuştur. bu konumda yves kline için ateş, doğasının etkilerine izin verdiği bir madde konumundadır.
+
‘zaman ve madde ilişkisi bağlamında deneysel sanat çalışmaları’ kapsamındaki ateş serisinde de deneysel madde olarak ateş olarak seçilmiştir. boyalı ve boyasız kontraplakların belirli yerlerine tiner dökülmüş ve yakılmıştır.
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/2356/4c0ac884-0446-42df-9cd9-4a85180ffd8b.pdf

kutsal cumartesi günü isa’nın dirilişini simgeleyen ateş, paskalya kandilleri, vaftiz kurnası ve vaftiz suyu kutsanması adettendir.
http://www.itobiad.com/tr/download/article-file/206347

eski yunandan sonra, eski roma mitolojisinde, hephaistos’a karşı vulcanus’u görmekteyiz. ateş tanrısı vulcanus’un, etna yanardağı’nın altında bir demir ocağı bulunmaktaydı.
http://www.maden.org.tr/resimler/ekler/cda54e29207294d_ek.pdf

al, türkçe de kan ve ateş, kızıllık anlamları taşırken moğol ve tunguz dillerinde ayrıca kadın cinsel organı anlamına da geliyordu.
https://www.ayk.gov.tr/wp-content/uploads/2015/01/%C3%87OBANO%C4%9ELU-%C3%96zkul-T%C3%9CRK-M%C4%B0TOLOJ%C4%B0S%C4%B0NDE-AL-D%C4%B0N%C4%B0-VE-OKRA-%C4%B0L%C4%B0%C5%9EK%C4%B0S%C4%B0.pdf

“ateş” redifli iki matla beytinin karşılaştırmalı tahlili
+
dil âteş dil-ber âteş hüsn-i nezzâre-güdâz âteş
ne mümkin vuslat olmak ‘âşıka nâz u niyâz âteş
+
her iki şairin neden ateş unsuruna böylesine değer verdiklerinin cevabını gaston bachelard’ın şu sözlerinde görmemiz mümkündür: “alev (âteş) acı çeken bir varlıktır. yanık iniltiler çıkar bu cehennemden. her küçük acı, dünyanın ıstırabının bir işaretidir”.
http://web.firat.edu.tr/sosyalbil/dergi/arsiv/cilt10/sayi2/065-088.pdf

ameliyat sonrası ateş ve hemşirelik bakımı
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/84315

insanların taş yüreklerinde öylesine bir ateş vardır ki perdeyi kökünden yakar. perde yandı mı, insan hızır hikayelerini de tamamen anlar.
http://www.ozetkitap.com/kitaplar/mevlana_felsefesi.pdf

ateş karşısında kurulan hayaller, sıradan hayallerin çok daha ötesinde bir şeydir. çünkü “alev, dünyada, hayali davet eden nesneler içinde en büyük imge yapıcılarından biridir. bizi hayal kurmaya zorlar.
+
ateş, “maddenin derinliklerinden yükselir ve kendini bir sevgi gibi sunar. geri maddenin derinliklerine iner ve kendini gizler”. işte ateşin bu karşı konulamaz cazibesine kapılan pervane, vecd halinde mumun etrafında, dışarıdan içeriye (başka bir ifadeyle zahirden batına, çemberden merkeze) doğru dairesel hareketlerle dönmeye başlar.
+
unutulmamalıdır ki “her insanoğlu ruhunda ebedi ateş ile birleşmeyi arzulayan ilahi bir kıvılcım taşır”. zira, sadece pervanede değil, mumda da kendini aşıp yaratıcıyla birleşme içgüdüsü vardır.
+
aşk ateşi önce maşuka ondan da aşıka sıçrar; zira mum kendisi yanmadan pervaneyi yakmaz.)
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/328336

ateş ölçümünde dört farklı vücut bölgesinin karşılaştırılması ve hasta tercihinin incelenmesi
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/793288

iyi meyve vermeyen her ağaç kesilip ateşe atılır. gerçi ben sizi tövbe için suyla vaftiz ediyorum, ama benden sonra gelen benden daha güçlüdür.
+
kendisine iman edenleri kutsal ruh’la ve ateşle vaftiz edecektir.
https://bursakilisesi.com/kitaplar/hristiyan-mujdesi-nedir.pdf

ateşin psikanalizi
https://docplayer.biz.tr/141767585-Atesin-psikanalizi-gaston-bachelard-q-raglam-fransizcadan-ceviren-aytac-yigit.html

mevlana’ya hayranlık duyan her insan onun divanında ve mesnevisinde aşk ateşiyle yükselen feryatlarına kulak vermek zorunda ve onu deliye döndüren bu derviş hakkında çok şey bilmek ister
+
şems-i din hem ateş hem nurdur. onun verdiği sarhoşluk gam, hüzün ve pişmanlık veren türden değildir.
+
ey ay! gönlümde ateşi artıran sensin
dostlar var fakat gönlümü yakan sensin
insanlar nevruzla ve bayramla mutludurlar
ancak nevruzum da bayramım da sensin
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/695671

ateş gazeli
‘şeyh gâlib’in bir gazelinin şerhi’
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/31948

kadınlar, yiyeceklerden, örgülerden, kirli gömlekler altında ateşli memelerden, yuvarlak kalçalardan bir kördüğümdüler.
https://www.yordamkitap.com/doc/86

cinler (tabii ki bunlara şeytanlar da dahil) ateşin dumansız alevinden yaratılmışlardır:
cinleri, dumansız alevden yarattık.
http://ktp.isam.org.tr/pdfdrg/D03296/2008_2/2008_2_DARTMAB.pdf

cinlerin özellikleri:
* çok hızlı hareket edebilirler.
* dumansız ateşten yaratılmışlardır.
cini de yalın ateşten yarattı. (rahman suresi, 15. ayet)
+
allah hz. adem’i akıllı ve irade sahibi olarak yarattı ve bilmesi gerekenleri öğretti. meleklere adem’e secde(saygı) edin deyice şeytan kibirlendi (ateşin topraktan üstün olduğunu söyleyerek) ve secde etmedi. bunun üzerine allah’ü teala şeytanı huzurundan kovdu.
http://turktelekom.meb.k12.tr/meb_iys_dosyalar/28/08/975415/dosyalar/2020_11/06090516_7.1.1.pdf?CHK=49628c71aae67df06a34ba347534162c

şeytan, sizin düşmanınızdır, siz de onu düşman sayın. o, kendi taraftarlarını ancak ateş ehlinden olmaya çağırır
+
cinleri de daha önce zehirli ateşten yaratmıştık
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/143882

ürünün üç farklı kadının yer aldığı “özel kızıllar serisi” kutularının önünden geçen alevlerle sunulan aslında “ateşli kadınlar serisi”dir. reklam müziği içinde geçen “make it fire” yani “ateşle, yak” sözü kadına bir rol(ateşli kadın) belirlemektedir.
https://dspace.gazi.edu.tr/bitstream/20.500.12602/175119/1/1f759876bcfc28fced9ba5ff7d08c499.pdf

cinsel ihtiyaçlardan kaynaklanan, fizikî yapısıyla ön plana çıkan ve cinsel tatmini sağlayacak birer nesne hükmündeki şehvetli ve ateşli kadınlar
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/117842

klasik türk şiirinde bir haberleşme vasıtası olarak ateş
https://tdk.gov.tr/wp-content/uploads/2016/11/17_Derya%20MANTU%20_%20Klasik%20T%c3%bcrk%20%c5%9eiirinde%20Bir%20Haberle%c5%9fme%20Vas%c4%b1tas%c4%b1%20Olarak%20Ate%c5%9f.pdf

sağlık profesyonellerinin ateş yönetimi bilgilerinin değerlendirilmesi
http://cms.galenos.com.tr/Uploads/Article_16089/53-59.pdf

‘ateşin kızı’ füreva
https://core.ac.uk/download/pdf/38323595.pdf

osmaniye halk kültüründe ateşin yeri ve işlevleri
http://turkoloji.cu.edu.tr/pdf/ali_doganer_osmaniye_halk_kulturu_atesin_yeri.pdf

türk kültüründe ateş ve ocak iyeleri
http://dspace.balikesir.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12462/4358/sat%C4%B1-kumarta%C5%9Fl%C4%B1o%C4%9Flu.pdf

islam öncesi türk kültüründe ateş ve ateşe hükmedenler (maddi kültür izleri ışığında)
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/633610

sibirya türklerinde ateşle ilgili inançlar, törenler ve bazı efsaneler
http://www.acarindex.com/dosyalar/makale/acarindex-1423873255.pdf

türk kültüründe ateş: söz, davranış ve inançlar ekseninde kısa bir değerlendirme
http://www.ulakbilge.com/makale/pdf/1604037505.pdf

kültür tarihinde ateş sembolü
+
ateşi elde etme ve kullanma yeteneği, insanı hayvanlardan ayıran, açık, yalın ve tartışma götürmez işaretlerden biridir. hiçbir hayvan bu yeteneğe sahip değildir.
+
atalarımızın ateşle tanışması nasıl oldu? eski “mitoloji” ekolünün (xıx. yüzyılın ortaları) taraftarları ilk insanları gök ateşi (yıldırım) ve yer, doğal ateşi (birbirine sürtünen kuru ağaçların kendiliğinden yanışı) kendi hayal güçlerinde oluşturduklarını düşündüler.
+
ağaçların yanmasından tekerlek, ateş kuşu, kutsal içecek, hatta insanın kendisi oluştu.
+
burada incelenen bütün mitik dünya görüşleri için ilk ve temel olan insanların yeryüzünde olduğu gibi bulutlarda da kutsal ateş ve kutsal içkinin aynı şekilde oluştuğunu düşündüklerini kabul etmek gerekir; üstelik bütün bu görüşün merkezi kıvılcımın elde edilmesidir; ancak daha sonra buna içkiyle ilgili görüş de katılmıştır.
+
ateşe saygı sorunu
+
ateşin anası, ateşin kadın sahibi veya ocağın ana
+
ilkel çağda ateşin elde edilmesi ve korunmasında kadının rolü çok büyüktür.
+
eğer ateşin temin edilmesi ve onun desteklenip korunması güçlüğünden hareketle bunu kadına bırakmak mümkün olmasaydı, kadına bulunduğu yerdeki ateşi korumak dışında ne kalırdı?
+
kadın erkekten daha fazla ateşle uğraşmak, onun özelliklerini, alışkanlıklarını öğrenmek imkanına sahipti…
+
kadın ateşin neden kızdığını, neden çatırdadığını ve kıvılcımlar çıkardığını anladı, onun dilini yukarı kaldırmasını ve kendisine atılan yiyeceği aç gözlülükle ısıtmasını sağladı.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/406254

“ateş”in geçmişi, ateş-insan-dans ilişkisinin kökeni ve nevruz
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1005750

herakleitos ve k. kerim’de ateş: karşılaştırmalı bir deneme
https://www.sosyalarastirmalar.com/cilt12/sayi66_pdf/4sosyoloji_psikoloji_felsefe/bilgin_onder.pdf

herakleitos felsefesinin temel kavramları
+
ona göre varlığın temelinde bulunan arkhe, ana madde, ateştir. her şey ateşle yanarak değişir. ateşin yanarken aldığı haller düşünülerek her şeyin bir değişim içinde olduğu anlatılır.
http://sosbilder.igdir.edu.tr/Makaleler/333525142_03_Usta_(87-106).pdf

könlüme delisen – démişem başdan
üşümez borandan, islanmaz yaşdan.
boğulmaz denizden, yanmaz ateşden,
ateşi, hem közü özünden olan.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/135849

ölü bulunan çadırın etrafında at üzerinde yedi defa dolanırlar. kapının önünde bıçakla yüzlerini kesip ağlarlar. yüzlerinden kan ve yaş karışık olarak akar. bu töreni yedi defa tekrar ederler. sonra muayyen bir günde ölünün bindiği atı, kullandığı bütün eşyayı ölü ile beraber ateşte yakarlar; külünü, yılın muayyen bir gününde mezara gömerler.
+
kısmet-i evvel nasîbin almayadan gizlüdür
âteş-i aşk ile pişmiş yahşi ni’met ehliyem
+
inip beytullah’tan kendün dinlersün
cibril’e perde altunda söylersün
bu âteş-i cehennemi neylersin
hamamın mı var ya külhancı mısun
+
behlül dânâ’m eydür cennet yaratdın
cehenneme nice kulları atdın
nicesin âteş-i aşk ile yakdın
yakıp da neylersin bundan sana ne
+
gönlüm ona kaynıyor
(çünkü, evin) içinde onunla oynaşıyorum
bana mağrur bir şekilde gelmişti
oynaşıp sevişerek beni yordu
https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/69485/T%C3%9CRK%20HALK%20%C5%9E%C4%B0%C4%B0R%C4%B0.pdf

kurbağaların seslerine ateşböceklerinin çığlığı karışıyor.
+
giderek büyüyen ateşi içindeki hissetmek tuhaf bir haz veriyordu.
+
bazen taş evin ufacık bahçesinden topladığı solucanları parça parça bölüp yeni solucanlar yaratır sonra yaktığı ateşte nasıl yandıklarını izler, bazen kaplumbağaları yakalayıp sağlamlığını denemek için bulduğu taşlarla kabuklarına defalarca vurur, bazen komşu kümeslere girer çatlamak üzere olan yumurtaları çalardı. çocuk aklıyla, kısıtlı imkânlarla büyük bir eğlence dünyası kurmuştu kendine, kendi zalimliğince.
+
koca ellerinin arasında tuttuğu koyunları gülümseyerek birer sopaya geçirip ateşin üzerinde döndürdükten sonra ağzına hızlıca attı.
+
her yanımız ateşe ağıt yakan
canlılar mekânı
+
hıdırellez’de izmir’de ateşten atlamak için dışarıya çıkmıştım.
+
sizce bu ateş ne zaman sönecek ve bizler ne zaman bilginin ışığıyla aydınlanacağız?
https://www.kartal.bel.tr/tr/hizmetler/ke_dergisi_3sayi_ekitap.pdf

bu yaştaki kadınların en büyük şikayeti vazomotor şikayetler olup görülme sıklığı %60-85 arasında değişmektedir. vücudun üst yarısı, kollar ve yüzde ani başlayan ateş basması hissi ve ardından terleme ile karakterizedir.
http://www.tabukamu.com/images/uzman/kadinlarda-cinsel-saglik-ve-ureme-sagligi-acisindan-saglikli-yaslanma-cetad-2006.pdf

rousseau, su etrafında ilk aşk ateşlerinin ortaya çıktığını belirtir.
+
saçtığı güneş ışığına göre çok daha düşük yoğunlukta bir ışığın hayat verdiği gölge, ne ışık ne de karanlık olup ikisinin bir karışımıdır. sofist bu ‘gölge varlık’ olarak esasen karanlığa aittir çünkü doğası gereği ışıkta barınamaz.
+
zincirlerini kıran mahkûm öncelikle esaret altında tutulduğu, karanlığın hükmettiği ve ancak bir ateşin aydınlatabileceği yeraltı mağarasından güneşin aydınlattığı yeryüzüne çıkarak hürleşir.
+
logos’un sembolü ya da aracı olan ateş de stoa fiziğinin temeli olarak zeno tarafından kanıksanmıştır.
+
töz olduğu düşünülen şeylerin çoğunun gücüllük olduğu açıktır; hayvanların parçaları (çünkü bunların hiçbiri ayrı değil, ayrıldıkları takdirde hepsi madde olarak varlık) ve toprak, ateş ve hava, bunların hiçbiri bir değil, bunlar ısıtılmadan ve onlardan bir olan bir şey meydana gelmeden önce bir yığın gibiler.
https://dergipark.org.tr/en/download/issue-full-file/41888

holi; hinduist geleneği ama zamanla tüm din ve kültürlerin yer aldığı uluslararası bir etkinlik oldu. holi festivali, iyinin şeytana karşı galip gelişini kutlar. hemen ertesi gün temsili holika, meydan ateşinde yakılır.
+
holi kışın bitişini ve baharın başlangıcını simgeliyor. eğlence yukarıda anlatılanlarla sınırlı kalmaz çoğu zaman, insanlar ateşin etrafına toplanırlar ve yemek yiyerek ateşi seyrederler.
+
insanlar yavaş yavaş birbirini tanıdıkça ateş de yavaş yavaş ısıtmaya başladı. o kadar üşüdük ki ateş bulunmadan öncesini düşündük. nasıl yaşamışlar, soğuktan sonra sıcağın keyfini nasıl tadamamışlar, diye ateşin varlığından bir haber insanlara üzüldük.
+
şehir hayatında kolayca ulaşamadığımızdan olsa gerek odun ateşinde pişen çayın tadı bir başkaydı. hem daha acıydı hem de her şeyden daha tatlıydı. bu nasıl oluyor, diye sormayın. gidin, ateş yakın ve çay demleyin.
https://www.medipol.edu.tr//medium/document-file-5201.vsf

thoreau’nun nazarında, insanların mutsuzluğunun nedeni, yaşamak için, yani basit bir tabirle, yaşamsal ateşini korumak için gerekli ve yeterli olanı unutuyor olmalarıdır.
+
tenin çığlığı : acıkmamak, susamamak, üşümemek. her kim ki bu durumdan ve bundan zevk alma umudundan zevk alırsa, mutlulukta tanrı ‘nın kendisiyle yarışabilir.
+
thoreau için olduğu kadar, epikuros için de felsefe, yalnızca yaşamsal ateşini mümkün olduğunca ekonomik bir biçimde muhafaza etmekten ibarettir.
+
eğer, acıkmayan, susamayan, üşümeyen kişi, mutlulukta tanrı ‘nın kendisiyle yarışabilirse, bu tam da, tıpkı tanrı gibi, kösteksizcesine, var olma bilincinden ve üstelik dünyanın güzelliğini algılamanın yalın hazzından zevk alıyor olmasındandır.
https://avys.omu.edu.tr/storage/app/public/engin.yurt/64371/Ruhani%20Al%C4%B1%C5%9Ft%C4%B1rmalar,%20s.%2019-64,%20269-32

düşük sıcaklık stresi
https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/19108/mod_resource/content/0/Konu%204.%20D%C3%BC%C5%9F%C3%BCk%20s%C4%B1cakl%C4%B1k%20stresi.pdf

meyvelerde derim sonrası dönemde görülen üşüme zararı üzerine sıcaklık koşullandırmalarının etkileri
+
üşüme stresine maruz kalan üşümeye hassas ürünlerde çeşitli fizyolojik ve biyokimyasal değişimler ve hücrelerde fonksiyon bozuklukları meydana gelmektedir. en fazla karşılaşılan üşüme zararı belirtileri; beneklenme (pitting), iç kararması, öz kararması, yumuşak iç bozukluğu, yumuşak yanıklık ve olgunlaşma bozukluklarıdır.
+
farklı meyveler için farklı sıcaklık koşullandırmaları kullanılmaktadır.
+
tropikal ve suptropikal bitkiler (veya bitki kısımları) 10-15°c’nin altında ve donma sıcaklığının üzerindeki sıcaklıklara maruz kaldıklarında belirgin bir fizyolojik fonksiyon bozuklukları sergilerler. bu fonksiyon bozuklukları üşüme zararı olarak tanımlanır (lyons, 1973) ve çeşitli fizyolojik bozukluklarla sonuçlanır (içsel ve dışsal kararmalar, olgunlaşma bozuklukları, kabuk kusurları vb.). bunun sebebi hala tam olarak açıklanamamıştır fakat dokulara zarar veren metabolitlerin aşırı üretimine neden olan metabolik aktivitedeki dengesizlikten kaynaklanabileceği bildirilmiştir.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/308626

duş ile ilişkili hipotermi olabilir mi?
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/389181

felsefi süreç içinde düşünme olgusu
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/910488

tommaso campanella ve thomas more’un ütopyalarının karşılaştırılması
https://atauni.edu.tr/yuklemeler/6d612d30d3b9a2feb9a8865975d2833e.pdf

modern ve postmodern düşünceler hemşirelik felesefesini etkiledi mi?
+
ezbere yaşama durumundan sıyrılmaya başlayan hemşirelik ise, bu dünyada insanca yaşamanın olanaklarını aramaya başlayacak ve bu konuda üzerine düşen ödev ve sorumluluk bilinciyle yaşayacaktır.
+
bu paralelde; 2000’li yılların hemşiresi; düşünen, aklını kullanan, problem çözme yetisine sahip, kendi öğrenme gereksinimlerinin farkında, yetkin, azimli, kendine güvenen ve güvenilen, sorumluluklarının bilincinde, bireylere ve topluma danışmanlık edebilen, sosyal, politik ve ekonomik durumdan haberdar, güdülmeyen, özgür, insan haklarına ve bireyselliğe saygılı ve insanı bir bütün olarak gören bir birey olarak toplumda yerini alan bir profesyonel olmalıdır.
http://eskidergi.cumhuriyet.edu.tr/makale/2099.pdf