pdf 19

asklepios, ölüleri diriltecek kadar ustalaşınca zeus tarafından gönderilen bir yıldırım ile öldürülür.
+
roma imparatoru diocletianus’un döneminde (284-305), klikya’nın aegae (bugünkü yumurtalık/ ayas) şehrinde insanları hristiyanlığa çekebilmek amacıyla hastaları ücretsiz tedavi eden ikiz kardeş hekimler cosmas ve damian, hükümdarın talimatıyla şehrin valisi lysias tarafından korkunç işkencelerle öldürülmüşlerdi. bir sonraki imparator galerius maximianus’un (305- 311) en gözde doktoru olan (bugün giydiğimiz pantolonun da isim babası) nikomedyalı pantaleon (panteleimon) kendisini kıskanan hekimler tarafından hristiyan olduğu ve fakir hastaları ücretsiz baktığı için gammazlanarak ölüme mahkûm ettirilmişti (her iki olay dolayısıyla bu şahıslar, hristiyan dünyasında azizleştirilmişlerdir). islam kültüründe ise hekimin tıp ilminin kurallarına uygun davranışları sonucunda gelişebilecek herhangi bir zarardan dolayı sorumlu tutulamayacağı hükmü mevcuttur. ahmed hüseyin şerefüddin’in el-ahkâmü’ş-şeriyye li’l-a’mali’t-tıbbiye adlı eserinde “cevâiz-i şer’i tazmine mânidir” (hukuka uygun olan fiillerin tazmini gerekmez) şeklinde belirtilmiştir.
+
bir zamanların putperest roma’sında işkence gören hristiyanlar, roma’nın hristiyanlaşmasından sonra ortaçağda şiddetin ve bağnazlığın sembolü haline gelmişlerdir. kilisenin baskıları dolayısıyla bilim adamları hristiyan ülkeleri terk etmek durumunda kalmışlardır. başta hekimler olmak üzere atina, roma ve bizans’tan kovulan bilim adamları önce iskenderiye ve edessa’ya (urfa) sığınmışlarsa da kilisenin baskıları burada da kalmalarını imkânsız hale getirdiği için iran’daki cundişâpûr’a göç etmek zorunda kalmışlardır (“şerden hayr doğar” vecizesi gerçekleşmiş ve hz. ömer dönemi’nde iran fethedilince cundişâpûr’daki bilimsel birikim sayesinde islam dünyasında bilimde hızlı ilerlemeler olmuş, önemli müslüman bilim adamları ve dünyaca meşhur hekimlerimiz buradan atılan tohumlarla gelişmiştir).
+
ibn-i sina, yaşadığı bölgeye hâkim olan gazneli mahmud’un emrine girmeyi reddettiği için öldürülme korkusuyla uzun yıllar kaçak olarak yaşamak zorunda kalmıştır.
+
edip kürklü, açık kalp ameliyatı yaptığı ve uyuşturucu kullandığını gizlediği için anestezi komplikasyonu sonucu hayatını kaybeden gazinocu bir mafya babasının yakını tarafından öldürülmüştü.
+
nerede o doktor, gösterin bana, öldüreceğim onu!
https://www.medipol.com.tr/medium/Publication-File-100.vsf

bir miladın şahidi:
bosna-hersek’te isviçreli bir doktor
josef koetschet (1830-1898)
https://silo.tips/download/bir-miladn-ahidi-bosna-hersek-te-svireli-bir-doktor-josef-koetschet-1

akademik camia başta olmak üzere tüm toplum, bağnazlığın tüm türevlerinden olabildiğince çabuk arınmalı ve üniversite kurumu yeniden yapılandırılmalıydı.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1167809

iran kökenli pontus hükümdarı vı. mehrdad (mitridates eupator, m.ö.132-63), meşhur doktorlardan bir tanesidir. bu hükümdar etrafındaki insanlara olan güvensizliğinden dolayı zehirler üzerine çalışmış ve bu konuda çok önemli çalışmalar ortaya koymuştur. kendisi mithridatizmin (immünoloji) öncüsü sayılmaktadır. bundan dolayı bu bilim dalı, ismini mihrdad’dan almaktadır.
+
doktorların, bahsedilen özelliklere sahip olmaları ve hastalıkları insanlardan uzaklaştırmak için insanlara sağlıklı yaşamayı öğütlemeleri gerekmekteydi. antik iranlılar hava, su, toprak ve ateşin temiz tutulmasının sağlık açısından çok önemli olduğuna inanmışlardır.
+
persler döneminde hekimler uzmanlaşmadan aryen ırkına mensup kimseleri tedavi edemezlerdi. aryen olmayan üç hasta başarılı bir şekilde tedavi edilirse uzman olarak kabul edilir ve aryen ırkına mensup hastaların tedavisinde görev alırdı. bu tebâbet türünde çalışan veya bu sınıfa aday olan tıp öğrencileri eğer başarısız olurlarsa din adamları tarafından kurulan özel bir mahkemede yargılanarak insan yaşamını tehlikeye sokmak suçundan yargılanırlardı.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/264727

ilaç kontrolunda “neo-liberalizm” yerine devletin sorumluluğu
https://www.belgelik.dr.tr/ToplumHekim/download.php?Id=gvyRRqRA5Bg

poe’ya göre bir hikâye okuyucunun zihninde tek bir etki yaratacak şekilde kurgulanmalıdır.
bu tek etki, okuyucuyu derinden sarsacak şekilde olmalı ve uzun bir süre etkisinde kalmasını sağlamalıdır
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/712907

sanatçı veya şair, sanattan, bilimin ve eğitimin işlevlerini bekleyenlere sert tepki göstermektedir artık. örneğin edgar allan poe, tepkisini şu sözlerle ifade eder: “öğretici denilen sapkınlıktan söz etmek istiyorum. kapalı, açık, dolaylı, dolaysız yollardan bir kanıya varılmıştır: şiirin son amacı doğru’yu bulmak olmalıdır. her şiir, derler, töresel bir etki yapmalıdır, şiirin değeri bu etki ile ölçülecektir”. poe sözlerini şöyle sürdürür: “oysa şöyle, ruhumuzun derinliklerine bir göz atabilsek, yeryüzünde asıl şiirden, kendi başına bir yol alan şiirden, şiir olmaktan başka bir şey olmayan şiirden, salt şiir yazmak amacıyla yazılmış şiirden daha değerli, daha üstün güzellikte hiçbir eser olmadığını ve olmayacağını görüveririz hemen”.
https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/35034/AYDIN%2520AFACAN-DR.pdf

ortaçağ islam dünyası da bedenin incelenmesini kesinlikle yasaklamıştı. yedinci ve on ikinci yüzyıllar arasında müslüman doktorların bilgisi de galen’in bilgisinden fazla değildi. en iyi müslüman doktorlar galen’in hatalarının bir kısmını düzelttilerse de, bu kendi incelemelerinin sonucu değil bir rastlantı sonucu olmuştu. on ikinci yüzyılın başında mısır’da gezen uzman bir arap doktor bir toprak kayması sonucu ortaya çıkmış iskeletlere rastlamıştı. bu iskeletleri inceledikten sonra galen’in açıklamalarındaki hataları düzeltme gereği duydu.
+
hippokrat’ın gerçekleştirdiği büyük bir atılım olsa da aslında bilim hep ağır aksak yürümüştü eski çağlarda. tıp da bundan nasibini aldı elbette. bin beş yüz yıl boyunca avrupalı hekimlerin temel bilgi kaynağı insan vücudu olmadı. bunun yerine eski yunan doktorlarının çalışmalarını temel almışlardı. “bilgi”, bilimin önünde bir engel haline gelmişti. klasik kaynak, bağnazca saygı duyulan bir engeldi.
https://services.tubitak.gov.tr/edergi/yazi.pdf;jsessionid=TMhmMOA+tcDtD7TmXb51W2YH?dergiKodu=4&cilt=33&sayi=395&sayfa=78&yaziid=12343

inşaat mühendisliği matematik, fizik, kimya gibi temel fen bilimlerine dayalı olarak gelişen (biyoloji daha farklı bir etken konumundadır) ve ilk insanların yaşamaya başladığı zamana kadar uzanan bir mühendislik alanıdır.
+
ilk “mühendis” adı, 16. asırda mimar sinan tarafından kullanılmıştır.
+
sözcük olarak “mimar”, “mamur edici”, “mühendis” ise “hendese bilen, hesap adamı” anlamındadır.
+
eski “mimarların”, aynı zamanda “inşaat, ziraat, harita, makine, jeoloji, jeofizik, maden, çevre mühendisleri” oldukları, daha doğrusu olmak zorunda bulundukları kesindir.
+
neredeyse tüm batı kaynaklarında, kendini 1768 yılında “civil engineer-inşaat mühendisi” olarak adlandıran ilk kişinin, eddystone deniz feneri, coldstream, aberdeen ve hexham köprüleri gibi yapıların da tasarımcısı ve yapımcısı olan ve 1724-1792 yılları arasında yaşamış john smeaton olduğu kayıtlıdır.
+
cihan tamirine olmasa mimar
yapılmaz sadece taş ile duvar
+
yukarıdaki anlatımlar birleştirildiğinde, hiçbir bir şüpheye mahal olmadan, dünyada ilk inşaat mühendisinin ve bu meslek adını 1586 yılında ilk kullanan kişinin “mimar sinan” olduğu sonucuna varılır.
+
bu bilginin doğal bir sonucu olarak, bundan böyle “dünyadaki ilk inşaat mühendisi” ve bu meslek adını kullanan ilk kişinin “1768 yılında ve john smeaton” olduğu şeklinde bir bilgi en azından “bilimsel gaf” sayılmalıdır.
+
türk dil kurumu, mimar için “yapıların planını yapıp bunların gerçekleşmesini sağlayan kimse” (web2) yanlış tanımını yapmakta, hem planlama hem de gerçekleştirmeyi mimara ait göstermektedir.
+
inşaat mühendisliğinin veya diğer mühendisliklerin tam ve doğru bir tanımı bulunmamaktadır.
+
evrendeki varlıkların temel var edilme amacının “insanların mutluluğu” olduğu gerçeğinden hareketle, belirli bir uyum içinde bulunmaları gerektiği sonucuna varılır. dünyayı oluşturan temel varlıklardan toprak, su, hava ve ateş, canlılar için hem “var olma” hem de “yok olma” nedeni olabilmektedir. “azı karar, çoğu zarar” şeklinde türk kültüründe veciz ifadesini bulan, temel varlık olan madde ile canlıların uyumu, ancak mühendislik çalışmalarının uygulanması ile sağlanabilir. bu uyum aynı zamanda, varlıklar, canlılar ve insanların sosyal ilişkilerine de katkı sağlar. bu nedenle tümü için, birinin diğerine baskın olmadığı bir uyumun sağlanması zorunluluğu bulunmaktadır. bu durum, inşaat mühendisliğinin tanımlanmasında “ahenk” olarak dikkate alınmıştır.
+
inşaat mühendisliğinin, insanın bulunduğu her yer olan yeryüzü ve diğer gezegenlerde (evren), yapıların yapılmasını içine alan bir bilim alanı olduğunun da tanımlamada dikkate alınmış olması gerekir.
+
inşaat mühendisliği genel tanımı
evrende, canlıların tabiat ile ahenk içinde yaşamalarını temin ve medeniyet inşa etmek üzere, insan eliyle yapılacak tesislerin, yapılabilme, yapım ve yıkım şartlarını araştıran, çevre ile uyumlu ve ekonomik olmak üzere, belirli bir süre kullanılmasını temin edecek dayanım hesaplamalarını, malzeme seçimini ve bilimsel çalışmalarını, yapılmış tesislerde aynı esaslarla tamir, bakım, onarım, değişiklik ve eklentilerini yapan mühendislik bilimi ve uygulama dalıdır.
+
inşaat mühendisliği kısa tanımı
evrende, canlıları tabiat ile ahenk içinde yaşatmak ve medeniyet inşa etmek üzere, temel varlıkların zararlı etkilerini önleyerek, onlardan en üst düzeyde yararlanmayı temin edecek yapılar tesis eden bilimsel çalışma ve uygulama alanıdır.
+
inşaat mühendisi tanımı
inşaat mühendisliği eğitimi almış olup, bu meslek alanına giren tüm faaliyetleri yürütebilecek, bilimsel çalışma ve uygulama yapabilecek donanıma sahip mühendistir.
http://www.imo.org.tr/resimler/ekutuphane/pdf/17754_03_18.pdf

berkeley, düşünceleri ile zamanında çılgın olarak görülmüştür, çoğu zaman ise anlaşılamamıştır. berkeley’in hayatına bakan bir kişi ilk etapta onun hayatını ve felsefesini eleştirse de, özelde onun hayatındaki olay ve motiflerin ortaya çıktığı şartlar ve durumlar dikkate alındığında bu ilk aşamadaki ani kararlar değişecektir. örnek olarak katran suyu projesi verilebilir. cloyne’de katran suyundan yapılan ilaç projesi vardır. berkeley, bu projenin üzerinde çok uğraşmıştır. ilk bakışta bir din adamı ve filozof olarak onun hastalıklar için bir ilaç kampanyasında bulunması tuhaflık ve saçmalık olarak tanımlanabilir. gerçekte ise, bu proje yani katran suyu, çoğu profesyonel tıp doktoru tarafından dikkate alındı ve o zamanlarda cloyne’de doktor olmadığı düşünülürse çok da saçma değildir.
https://acikerisim.erbakan.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12452/3539/10149555.pdf

douzinas’a göre insan hakları, sırf insan olmanın, akla ve özgür bir iradeye sahipliğin ‘ben’i merkeze alan söylemi içinde temellendirilemez.
+
hegel’den sonra artık tabiat ebedi ve münferit değil, tarihi ve öznelerarası düşünülmelidir.
+
insan haklarının özü, kurumsal temsilleri tarafından kuşatılamaz. “güçleri, yasalaşmış olmalarına bağlı değildir ve tarihsel rota değişiklikleri veya coğrafi arızalar nedeniyle zayıflamazlar.
+
hukuksal biçimi dayatarak benliği parçalayan ama aynı zamanda bütünlüklü bir benliğin, bireyin toplumla kaynaşmışlığı düşüncesini mümkün kılan insan hakları hem hastalığın kendisi hem şifası, hem zehir hem panzehirdir.
https://avesis.kocaeli.edu.tr/dosya?id=5e9b7514-b1df-482a-92f6-b36da5694f97

hipertansif atak yaşayan hastalara watson’ın insan bakım modeli kullanılarak uygulanan hemşirelik bakımı: olgu sunumu
+
jean watson hemşirelik için bakım kuramını geliştiren bir teorisyendir. watson’a göre bakım verme; hemşireliğin özüdür, hemşirelik uygulamasının merkezi ve birleştirici odak noktasıdır.
+
modelde; hemşirelerin dikkatli dinleme, göz teması kurma, rahatlatma, dürüst olma, duyarlı ve saygılı olma gibi bakım davranışlarını kullanması ile hastalığın birey tarafından daha etkili olarak algılanabildiği gösterilmektedir.
+
insan bakım modeli; sevgi, şefkat, saygı, güven ve insan kavramlarını bünyesinde barındıran bir modeldir ve uzun yıllardır birçok kronik hastalığın bakımında kullanılmaktadır. watson’ın iyileştirme süreçleri kullanılarak verilen bakım, hastalık modeline göre uygulama yapmaktan ya da tıbbın istemlerini yerine getirmekten farklı bir yaklaşım sunmaktadır. hekim istemlerini yerine getirmenin de ötesinde ibm, hemşireliğin özünü yansıtmaktadır. bu bakım bireylerin bütüncül olarak ele alınmasını sağlamakta; bireyin memnuniyetini ve güvenliğini de arttırmaktadır. bu olgudaki gözlenen pozitif değişim, memnuniyet ve uyum artışı ibm’nin etkinliğini bir kez daha kanıtlamaktadır.
https://jag.journalagent.com/kvhd/pdfs/KVHD-41275-CASE_REPORT-ERBAY.pdf

watson insan bakım modeli’ne göre şizofreni tanılı bir hastada hemşirelik bakımı: olgu sunumu
+
watson insan bakım modeli (ibm), insanın zihin-beden-ruh’tan oluşan bir bütün olduğunu, bütünden ödün vermeden her bir parçanın ve bunların birbiri ile uyumunun öneminden bahseder. bu yazıda, psikiyatri kliniğinde şizofreni tanısıyla izlenmiş olan olgu watson ibm çerçevesinde tartışılacaktır. ilk şikâyetleri 26 yaşında başlayan ve şu an 47 yaşında olan şizofreni tanılı erkek hastanın, ilaç uyumsuzluğu ve aile desteğinin yetersizliğine bağlı çoklu yatışları olmuştur. son altı aydır ilaç kullanımında bozulma, evdeki eşyaları çöpe atma, yeni eşyalar alma ve eşyaların hepsini yatağının üzerine bırakma, alkol kullanımında artma, para harcamada artma ve annesine yönelik şiddet davranışları nedeniyle psikiyatri kliniğine yatışı yapılmıştır. watson ibm’nde yer alan insan bakımına ilişkin değerler çerçevesinde hastanın kliniğe, tedavi ekibine ve tedavisine uyumuna yönelik bakım verilmiştir. hastanın kısa süre sonra sanrı ve varsanıları kaybolarak, taburculuk sonrası kalacak yeri olmadığı için bir bakım evi ayarlanarak, 65. günde taburcu edilmiştir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1092427

insan insana ilişki modeli ile trakeostomili çocuk hastanın ailesine yaklaşım: olgu sunumu
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/927059

bu belirsizlik ve kargaşa ortamından en belirgin şekilde kazançlı çıkanlar ise kesinlikle ruhban sınıfı ve onların yarattığı bağnaz düşünce sistemi olmuştur. avrupa coğrafyasında sınırlı bir alana hapsedilen ve skolâstiğin içinde boğulan özgür düşünce, toplumda yaşanan sosyal, ekonomik ve dinsel tıkanıklıkları gidermede yetersiz kalmaktaydı.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/604631

yeni yapılan ilaç araştırmalarının varlığını sorgulamak, niteliğini tartışmak, kısıtlanmasına dair imada bulunmak bile bağnazlık olarak algılanmaya başladı. etik tartışmalarda hangi tarafın haklı olduğuna karar verebilmek için gerçek verilere ulaşamıyoruz. bu bilgilere bilim adamlarının, sivil örgütlerin hatta bu ilaçlara lisans veren kurumların bile ulaşmaya hakları yok. kalp krizi geçiren hastalara yıllarca verilen bazı ritim bozukluğu önleyici ilaçların 1990-2000 yılları arasında vietnam savaşında ölenlerden daha çok insanın ölümüne sebep olduğu rapor ediliyor.
http://cdn.istanbul.edu.tr/statics/cerrahpasa.istanbulc.edu.tr/wp-content/uploads/2016/09/%C4%B0%C3%9C-CTF-T%C4%B1pta-Uzmanl%C4%B1k-%C3%96%C4%9Frencisi-Uyum-E%C4%9Fitimi-Kitab%C4%B1-2016.pdf

türkiye’de tıp eğitimine hizmeti geçenler
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/152775

tıp koyu bağnazlığın etkisi altında gerilemiştir.
http://libratez.cu.edu.tr/tezler/7567.pdf

değinmemiz gereken önemli bir nokta daha var. bilimin doğasında bağnazlığa ve dogmatik düşüncelere yer yoktur.
+
insan sağlığını ilgilendiren bu konu ele alınmayıp tüketiciler kendi kaderlerine terk edilirse, hastaların ümitlerini sömürmek için can atan bilim dışı insanların bu boşluğu doldurması kaçınılmazdır.
https://bilimteknik.tubitak.gov.tr/system/files/makale/2017_eylul_598_bilim_ve_teknik_60.pdf

voltaire aptal insanların, ‘doktorum teyzemi kurtardı. onu normal ömründen on yol fazla yaşatmayı başardı’ sözlerini de eleştirir. voltaire’e göre, doktor bu insanı kurtarmamıştır, fakat bunu yaparken tabiata aykırı veya tabiat kanunlarını değiştiren bir şey yapmamıştır. aksine bu kanunlara uymuştur. adamın teyzesi bulunduğu o şehirde doğmuştur ve doktor da o şehirdedir. hasta kadın o doktoru çağırmıştır ve doktor da ona uygun bir reçete yazmıştır. bu durumda kadının iyileşmesinden dolayı tabiat kanunları bozulmuş değildir. voltaire’e göre bizlere kaderin kuklaları diyen bizi çok iyi tarif etmiştir
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/280111

ne doktor, ne kinin, ne de ilaç vardı! “alkaloitlerin türk edebiyatındaki yansımaları”
https://www.researchgate.net/profile/K_Husnu_Can_Baser/publication/340116159_Ne_Doktor_Ne_Kinin_Ne_de_Ilac_Vardi_-_Alkaloitlerin_Turk_Edebiyatindaki_Yansimalari/links/5e79b3dda6fdcceef9731faa/Ne-Doktor-Ne-Kinin-Ne-de-Ilac-Vardi-Alkaloitlerin-Tuerk-Edebiyatindaki-Yansimalari.pdf

doktor fanatik olmadan çok iyi bir din adamı olmalıdır.
https://www.belgelik.dr.tr/toplumhekim/download.php?Id=IkAAbPqpI2

ttb ve tabip odalarının tıbbi etik ve deontolojiyi koruma sorumluluğu
https://www.ttb.org.tr/kutuphane/tibbi_etik_deontolojiyi_koruma.pdf

linke’nin malatya’da gördüğü ilginç bir okul da türklerin “kirli” olduğuna yönelik imajı destekleyen başka bir kanıt olarak düşünülebilir. bu okul, mısır kökenli göz hastalığı olan trahomlu öğrenci ve öğretmenlere ait bir okuldur. bu okuldakiler öteki okullardaki çocuklarla aynı müfredatı işlemektedirler. böylece “okullara döndükleri vakit bir sorun yaşamaksızın” uyum sağlayabileceklerdir. bu çeşit bir okulun yapılmasının nedeni ise bu hastalığın tedavisinin “üç ay ile bir yıl arasında” sürmesidir. görevli doktor, linke’ye geçmişte en çok kadınların bu hastalığı çektiğini, çünkü onların bir arada oturduğunu, aynı mendil ve havluları kullandığını, peçeleri altında sakladıkları yüzlerini yıkamadıklarını söylemiştir. başka bir örnekte ise linke, adana’da konakladığı bir handa “çok kirli ufak bir abdesthane”, “boş bir gaz tenekesiyle orası burası örselenmiş emaye bir küvetten oluşan ilkel banyo” bulunduğu konusunda bilgi vermektedir. linke “pis çarşaflardan” şikâyet ettiği zaman, “hancı nazik bir şekilde, onları son yıkanışlarını takiben yalnızca üç kişinin kullanmış olduğunu” söyleyerek, türklerin hijyen konusundaki eksikliğine dair linke’ye başka bir kanıt sunmuş görünmektedir.
https://ammeidaresi.hacibayram.edu.tr/amme-dergi.pdf

kant’ın newtoncu kozmolojisi ve modern yıldız oluşum kuramının temellerinin atılışı
https://www.safakural.com/files/kantin-newtoncu-kozmolojisi-ve-modern-yildiz-olusum-kuraminin-temellerinin-atilisi.pdf

yıldızlar, kristal gökyüzüne çakılıdırlar, yeryüzünün çevresinde, bir sivri külâhın baş etrafında dönmesi gibi (jiroskobik) dönerler.
+
yıldızlar, ateşten bulutlardır.
+
güneş, ay ve yıldızlar, tekne şeklindedir.
+
güneş, yanıp tutuşan bir kütledir. ay üzerinde tepeler vardır./…/gökyüzü taşlardan (yıldızlardan) yapılmıştır.
+
yıldızlar, ilk anaforda koparak göğe fırlayan katı kütlelerdir.
+
ay, güneş ve yıldızlar bu dönme sonucunda gökyüzü’ne fırlayan ve tutuşan taşlardır.
http://www.durmushocaoglu.com/data/yazipdf/DHocaoglu_685__DERS_NOTU_FELSEFE_SokratesOncesi_Grek_Felsefesi_Edisyon_2.pdf

insanın beden yapısı yerküreye, kemikleri dağlara, beyni madenlere, karın boşluğu denize, bağırsakları nehirlere, …… hareket ve eylemleri yıldızların hareket ve dönüşüne… benzemektedir.
+
bir kimseyi üç yıldızdan biri (merih, venüs, merkür) etkisi altına almışsa, o kimsenin sanat öğrenmesi kolaylaşır.
+
gezegen ve yıldız hareketlerinin, güzel, tatlı ve ruhlara ferahlık veren nağme ve melodileri vardır.
+
“ud” dan çıkan sesler, gezegenlerin ve yıldızların hareketlerinden çıkan seslere benzer ve onlarla uyumlu olur.
http://bilig.yesevi.edu.tr/yonetim/icerik/makaleler/1811-published.pdf

yıldızları hep gökyüzünde midir? yoksa gündüz kaybolur mu?
+
gece aydede bana
gülücük atar
yıldızlar göz kırpar
ışıklar saçar
+
güneş doğdu işte
aydınlık oldu
aydede ve yıldızlar
hemen uyudu
+
yıldızlar pırıl pırıl parlar
https://www.tedegekoleji.k12.tr/wp-content/uploads/2019/12/5-Ya%C5%9F-Aral%C4%B1k-Ay%C4%B1-Ayl%C4%B1k-Program-Tema-%C3%9Czerinde-Ya%C5%9Fad%C4%B1%C4%9F%C4%B1m-D%C3%BCnya.pdf

yıldızların ışığı aydan, ayın güneşten aldığı yargısı, şeran sübut bulmamış bir yargıdır. gerçekte böyle olduğu kabul edilse bile, sübut bulması, ancak güneşin ve ayın burçlarını ve o ikisinin birbirleriyle karşılaştıkları zamanı bilenler içindir.
+
felsefe, yıldızlar ilmidir, ateistlerin (dehriyyun) ilmidir, haramdır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/257894

yıldız, kuyruklu yıldız ve takım yıldız kavramlarıyla ilgili öğrenci algılamalarının belirlenmesi
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/16826

evrenin sınırlarını zorlamak: hikmetü’l-işrâk ve şerhlerinde meşşâî kozmoloji eleştirisi
https://nazariyat.org/content/5-sayilar/1-1/5-m0005/shak-arslan.pdf

kastamonu ülkemizin en fazla iç göç veren illeri arasındadır. ilde özellikle kırsal kesimde yaşayan nüfus, içinde bulunduğu geçim koşullarının yetersizliği sebebiyle göç etmektedir.
+
kastamonu’da arazinin yüksek ve sarp olması, tarım arazilerinin çok parçalı ve küçük ölçekli olmasına sebep olmakta, topraklarının verimsiz ve yetersiz olmasının yanında toprak mülkiyeti ve doğal çevre koģulları da tarım ve hayvancılık açısından güçlükler çıkarmaktadır.
+
kastamonu’nun kuzeyinde adeta bir set gibi uzanan küre dağları, karadeniz ġkliminin kıyı kesimlerinden içeriye doğru girmesini engellemekte ve böylece denizin ılımanlaģtırıcı etkisi iç kesimlere ulaģmamaktadır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/231065

çevrenin bozulmasının bir sorun olarak algılanmaya başlanması ıı. dünya savaşından sonra başlamaktadır.
+
antroposentrik (insanmerkezli) yaklaşıma göre: insanın doğaya karşı ahlaki bir sorumluluğunun olmadığı görüşüdür.
+
antroposentrik yaklaşıma göre doğanın kendi değeri bulunmamaktadır, doğa insana hizmet ettiği sürece değerlidir düşüncesi hâkimdir.
+
malthus’a göre kaynakların kullanımı konusunda insanların (condorcet) sınırsız bir ilerleme fikrine kapılması bir yanılgıdan başka bir şey değildir.
+
rawls’a göre her kuşak kendinden sonra gelecek olan nesli düşünmelidir.
+
büyük ihtimalle ilk kuşak hariç, makul bir tasarruf oranı sağlandığında, her kuşağın kazanacağı açıktır.
+
doğa insanın egemenliği altında varlığını sürdürmemelidir.
+
bir hayvana verilen (yapılan) eziyetin hesabı bir başka zamana (örneğin yargı gününe) bırakılıyorsa, çekilen eziyetin ya da son bulan hayatların bir değeri olmayacaktır ve dolayısıyla da önceki kuşaklarla aramızdaki bağ çatırdayacaktır.
+
bacon’la başlayan “doğaya egemen olma” tutkusu sanayi devrimi ile birlikte doğayı sömürme tutkusuna dönüştü.
+
locke’a göre de dünya ve doğadaki bütün hayvanlar ve bitkiler tanrı tarafından insana verilmiş olan nimetlerdir.
+
dünya cansız kuru bir metal yığını olarak düşünülüp, doğa insan karşısında değersiz ve insana itaat eden bir makine haline getirilmiştir.
https://acikerisim.bartin.edu.tr/bitstream/handle/11772/6445/Ya%C4%9Fmur%20Ayd%C4%B1n.pdf

istanbul’a, 1975-1980 döneminde 559 326 kişi gelip yerleşirken 268 484 kişi de, bu ilden ayrılmıştır. buna göre istanbul’ un net nüfus kazancı, 290842 kişidir.
+
istanbul, genellikle karadeniz ve marmara bölgesi halkı için birinci derecede tercih edilen bir il durumundadır.
+
42 ilden ayrılan nüfus, yerleşme yeri olarak birinci sırada istanbul’ u seçmiştir.
http://tucaum.ankara.edu.tr/wp-content/uploads/sites/280/2015/08/cadata1_12.pdf

göç akımları imparatorluklar yaratmış ve yok etmiş, güç dengelerini etkilemiş, geniş bölgelerin etnik ve kültürel kompozisyonlarını değiştirmiş, bazı gelişmeleri mümkün kılmış bazılarını ise tarihinin çöplüğüne terk etmiştir.
+
a) çevresel faktörler her zaman göçün bir nedeni olmuştur;
b)insanlar doğal felaketlerden kurtulmak için ya da sert ve bozulan çevresel koşullarla karşı karşıya kaldıkları zaman kaçarlar;
…..
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/610713

ben bu kulaklara seslenen ağız değilim
+
ilk kez 17. yüzyılda heinrich miller tarafından dillendirilen “üstün insan” kavramı, asıl nietzsche‟yle özdeşleşir, gelişir, zenginleşir ve sistemleşir.
+
gerek kendi ben‟inde, gerek yaşadığı dünyayı algılamada bir irade göstermeyen insan, zamanla bir çöküşün (décadence) eşiğine gelmiş; psikolojisi ve fizyolojisi bozuk bir varlığa dönüşmüştür.
+
onda kadın, değiştirilmesi ve dönüştürülmesi gereken bir varlık olmanın yanı sıra, asıl üstün çocuğu dünyaya getirmek için araç olarak kabul edilir. bu bağlamda, yüzyıllardır hristiyan inancında küçümsenen, değer verilmeyen hatta günahın bir parçası olarak kabul gören “beden”i, özelde de kadın bedenini, üstün insan önemser.
http://www.turkiyatjournal.com/Makaleler/1165445821_10.pdf

alüminyum ve insan
+
2010 yılı ikinci yarısında, macaristan batısında bulunan ajka kentinde, bölgenin en büyük sanayi birimi olan alüminyum üretim tesisinin, atık maddelerinin toplanıp etkisizleştirildiği dev biriktirme göletlerinin bentlerinin yıkılmasıyla tehlikeli ağır metaller de içeren yaklaşık bir milyon ton kızıl çamur 7 yerleşim birimine yayılmıştır. yayılan kızıl çamur pek çok can ve mal kaybına aynı zamanda da ciddi bir çevre felaketine neden olmuştur.
+
alüminyum; gümüşün parlaklığına, altının asaletine, demirin sağlamlığına, camın estetiğine, rahat işlenebilirliğine ve demirin üçte biri ağırlığına sahiptir.
http://tip.baskent.edu.tr/kw/upload/464/dosyalar/cg/sempozyum/ogrsmpzsnm13/13.P1.pdf

kötülüklerin kaynağı, insanın kendisidir, çünkü insanın kurduğu toplumlar kusurludur.
+
aslında hiçbir psikoloji argümanı birgün barışçı ve hoşgörülü bir yeni insanı düşünmemize izin vermiyor ama daha merhametli, daha vicdanlı, daha anlayışlı yapabilir.
+
bütün bu savaş ve felaketler beni ne güldürüyor ne de ağlatıyor, daha çok, felsefe yapma ve insan doğasını daha iyi anlama için gözlemleme isteği uyandırıyor bende.
https://ticaret.edu.tr/uploads/yayin/sosyal23/3_43_57_Sosyal_23.pdf

şu ana kadar açıklanan tüm bilgi türleri varlığı parçalıyor, onu belli bir açıdan ele alıyor ve bulduğu bilgileri doğru olarak kabul ediyor.
https://itunesu-assets.itunes.apple.com/itunes-assets/CobaltPublic6/v4/4c/92/60/4c926050-46c3-beae-670b-7b84436c1cb9/7341ddb36d1c357bdfc55f02a6aff937b05c07157ec835246be6c096afa8dab0-22269749365.pdf

biyolojiden felsefeye akıl sorunu
gazi nöropsikiyatri buluşmaları
22-23 eylül 2006
http://repository.bilkent.edu.tr/bitstream/handle/11693/23728/%27Mind%20problem%20From%20biology%20to%20philosophy%27%20-%20A%20symposium%20organized%20by%20the%20Neuropsychiatric%20Research%20Center%20at%20the%20Gazi%20University%2C%20September%2022-23%2C%202006%20%5BBi%CC%87yoloji%CC%87den%20felsefeye%20akil%20sorunu.pdf

osmanlı tarihinin en muhteşem düğünlerinden, biri, ııı. sultan murad han’ın büyük oğlu veliahd -şehzade mehmed’in sünnet düğünüdür. tören, istanbul’un fethi’nin 129. yıldönümü olan 29 mayıs; günü başladı ve 56 gün sürerek 24 temmuzda bitti.. bu sırada şehzade mehmed, 16 yaşını 3 gün geçmesine rağmen henüz sünnet olmamıştı. operasyonu, 4. vezir cerrah mehmed paşa yaptı. bugün, de istanbul’un bir semtine adını veren cerrah paşa, bu hizmetinden dolayı padişahtan 10.000 duka yani bugünkü rayiçle aşağı yukarı 5 milyon tl, ayrıca 30 top kumaş, som altından leğen ve ibrikle değerli hil’atler aldı.
http://www.tariheglencesi.com/FileUpload/op207895/File/sehzade_mehmedin_sunnet_dugunu.pdf

fransız anatomist, nörolog ve fiziki antropolog louis pierre gratiolet (1815-1865) ise insanlar arasındaki nöroanotomikal farklılıkları incelemiştir. çalışmaları sonucunda “aşağı” ırk olarak tariflediği siyahların beyninde, frontal gyrusların daha düz olduğunu ve kranyal sütürlerinin de daha erken kapanarak mental gelişimi kısıtladığını ileri sürmüştür.
+
her kuşak aktarımda bir insanın beyaz olması için 1 damla kan bile yeterlidir. dolayısıyla bir ırkın aktarılması özcü mantığın gerçekliği kalmamıştır. çünkü 1 damla kan, 1 kromozom bile o ileri sürülen saflığı bozmaktadır.
+
toplumları fiziksel ve entelektüel bakımdan alçaltmak amacıyla gündeme getirilen ırk kavramını ırkçılığı destekleyecek biçimde şekillendirmede amerikalı bilim adamları da büyük rol oynamıştır. amerikan antropoloji okulu’nun öncülüğünü yaptığı çalışmaların merkezinde poligeni teorisi yatmaktadır. bu teoriye göre her ırk ayrı ayrı yaratılmıştır.
+
1861’de ingiliz entomolog andrw murray, dünyanın çeşitli yerlerinde yaşayan insanların bedenlerinden bit toplatıp bunları inceledikten sonra bir ırkın bitinin bir başka ırkın bedeninde yaşayamayacağı sonucuna ulaşacak kadar ileri gitmişlerdir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/645275

ırk kavramına bilimsel çerçeveden bakış
http://bilimveaydinlanma.org/content/images/pdf/mdt/mdtc1s3/irk-kavramina-bilimsel-cerceveden-bakis.pdf

türk hukuku ve mukayeseli hukukta ırk ve etnik kökene dayalı ayrımcılık yasağı
https://www.tuhis.org.tr/upload/dergi/1363163868.PDF

babanzâde ahmed naim’in ilmî ve felsefî kişiliği üzerine
http://mts.sosyalarastirmalar.com/Makaleler/0b6fdc46-207a-4ba0-8426-25c1730c2163.pdf

postmodern dönemde farklılığın kutsanması ve toplumun parçacıllaştırılması: “öteki” ve “ötekileştirme”
http://www.sosyolojidernegi.org.tr/s/2300/i/2012-2-guz-sonmez-selcuk-senem.pdf

felsefeyi anadolu’da yeniden yurtlandırmak -türk felsefesine giriş-
http://www.muhafazakar.com/uploads/articles/54/7.pdf

insan-merkezcilik canlı-merkezcilik ikileminde biyoetik
https://jag.journalagent.com/tjob/pdfs/TJOB-07078-ORIGINAL_ARTICLE-ASAR.pdf

platon’un symposion’unda aşk, üreme, yaratım, güzellik ve ölümsüzlük ilişkisi
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1481283

platon’un symposion’unda eros ya da sokrates’in bildiği tek şey olan aşk üzerine
http://www.posseible.com/uploads/dergi/88.pdf

aşka övgü
http://www.ethosfelsefe.com/ethosdiyaloglar/mydocs/ETHOS%208-%20ASK.pdf

platon’ da trajik varoluşun kökensiz kökeni olarak eros
http://posse-ible.com/uploads/dergi/64.pdf

michael devitt’in deneyciliği üzerine
http://proje.akdeniz.edu.tr/mcri/mjh/4-1/MJH-19-Ali_Bilge_OZTURK.pdf

platon ve russell’a göre devletin baba yerine geçmesi problemi
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/31941

öjenik bağlamında batı ülkeleri’nde ve türkiye’de politika yapımı üzerine karşılaştırmalı analiz
https://www.avekon.org/papers/1847.pdf

üç öjeni distopyası: kızıl nehirler, cesur yeni dünya, gattaca
+
bu dünyanın insanları dünyaya doğarak değil kuluçka makinasından çıkarak gelmekte, pavlovcu şartlandırmalar ve “hipnopedya (uykuda öğretim)” yoluyla yetiştirilmektedir.
https://jag.journalagent.com/tjob/pdfs/TJOB-47966-ORIGINAL_ARTICLE-HALIDI.pdf

panoptik bir toplumdan sinoptik bir topluma dönüşüm: cesur yeni dünya ve öjenik uygulamalar
http://mts.sosyalarastirmalar.com/Makaleler/967c65f9-2111-46ba-a0c0-aaebb2ce3f35.pdf

pozitif öjenizm, arzu edilen niteliklere sahip nesillerin teşvik edilmesi, yetiştirilmesi anlamına gelirken; negatif öjenizm ise istenmeyen özelliklere sahip soyların kurutulması, ortadan kaldırılması manası taşımaktadır.
+
filozof, anne ve babanın çocuk ile arasındaki yaş farkının ne az ne de çok olması gerektiğini; erkek için evlenme yaşının otuz yedi; kadınlar içinse on sekiz civarlarında olduğunu dile getirmektedir.
+
galton, insan neslinin devamına dair bir çeşit yapay seçilim yöntemi önermektedir.
+
dilimizde ıslâh-ı ırk olarak karşılanan öjenizme dair ilk yayınlar -tespit edilebildiği kadarıyla- xx. yüzyılın başlarında kaleme alınmıştır.
+
hasan tahsin de islâm coğrafyasında yaşayanların hristiyanlara nazaran sağlıksız olduklarını şu şekilde dile getirmektedir …..
+
ebeveynin ilk ve ikinci çocukları mutlaka diğerlerinden cılız, hususiyle hastalığa müsta’id bulunuyorlar. acaba niçin?
+
bu ilmin ne kadar mühim olduğunu anlamak için ….. vâzıhan gösteren istatistikler olsa idi millet meclisi, hükûmet, sıhhiyye meclisleri, hekimler, mürebbîler telâşa düşer ve münâkaşalar açılırdı.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/887545

isveç’in koronavirüs mücadele stratejisi ve geçmiş öjenik uygulamalarının acı hatıraları
https://avim.org.tr/tr/Pdf/Analiz/534

ekolojik düzeni okumada iki yanlış: sosyal darvinizm ve öjenik
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/211733

türkiye süt sığırcılığında ıslah ve destekleme politikalarının bölgesel etkileri üzerine bir araştırma
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/35395

türkiye koyun ıslahı çalışmaları
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/154095

bilim insanlarının bilime yönelik sorumlulukları: bir etik temellendirme önerisi
http://higheredu-sci.beun.edu.tr/pdf/pdf_HIG_1677.pdf

çevre ceza hukukunda zaman
+
çevre hakkı, yaşam hakkı kapsamında, korunan bir çevre, bozulmaması gereken çevre dengesi, canlı tüm varlıklarla birlikte insan yaşamının devamlılığına hizmet etmektedir.
+
2872 sayılı çevre kanunu’nun m.1’de kanunun amacı, “bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlamak” olarak belirtilmiştir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/621864
şu özgürlükten yoksun, bilgisiz çağımız insanına, özgürlüğe ve bilgiye susamışlığıyla ezilmiş ve kahraman insana, şu korkunç ve muhteşem yüzyılımızın hor görülmüş, aldatılmış, yaratıcı, değişebilen ve değiştirebilen insanına nasıl bir tiyatro sunulmalıdır ki, ona dünyasının efendisi olmasında yardımcı olunabilsin?
+
düzeni değiştirin, çünkü değiştirilmesi gerekiyor.
+
bir tiyatro oyununda bir ideolojinin varlığı felakettir.
https://arastirmax.com/en/system/files/dergiler/79199/makaleler/8/10/arastirmax-eugene-ionesconun-politik-tiyatroya-bakisi.pdf

insan, bilinci ve iradesi olmasına karşın, eli kolu bağlı olarak nesneler dünyasında yaşamaya zorlanmış, yaşamaya terkedilmiştir.
+
böylesi bir dünyada dini düşünce ve inanışların sarsılması, bilim ve teknolojinin insan yaşamına olumsuz etkileri, endüstrileşmenin düşünüldüğü gibi insan yaşamını kolaylaştırıcı değil darmadağın edici etkisinin kullanılması, insan hakları ve demokrasinin sosyal düzeni koruma ve sürdürmede evrensel bir anlamsızlığa dönüşmesi insan yaşamını yıkan temel nedenler olarak doğmuştur.
+
yaşamdan bezmiş bu insanlar yaşıyormuş izlemi verirlerken oyalanırlar.
+
ben varlığa bir türlü alışamadım -dünyanın varlığına ya da öbür şeylerin varlığına- kendi varlığıma da alışmadım. içini, özünü boşaltmakta olan biçimlerle karşılaşıyorum durmadan; gerçek gerçek değil, sözcükler yalnızca anlamsız sesler…
+
olduğunuzla, evet sadece olduğunuzla yaşam içinde kendinize bir yer edinebilirsiniz.
+
kendi isteği dışında dünyada var olan insan, bir hiçlikten doğar ve ne yaparsa yapsın sonunda yine hiçliğe doğru sürüklenir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/151858

hiçbir toplum, insanın üzüntüsünü yok edemedi, hiçbir politik düzen bizi yaşamanın açısından , ölüm korkusundan, mutlak olana duyduğumuz susuzluktan çekip alamaz.
+
oyunculuk beni utandırıyordu: aktörler için utanıyordum.
+
tüm gerçekçi oyunlar, eğer yazarı samimiyse, birer aldatmaca oyunudur, aynı zamanda. gerçek samimiyet, daha uzaklardan, usa aykırılıktan, bilinçdışından gelir.
+
gericilik her zaman papaz cübbesiyle, hoca sarığıyla ya da kabaralı pabuçlarla ortaya çıkmıyor. gericilik, felsefi planda, sanat alanında çok başka biçimler altında, “değişmezliği” savunarak ortaya çıkıyor. aman ha. dikkat!
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/172504

üniversite hocalarında eksik olan şeyler açık seçik düşünceler, gözlemci kafa, uygulamaya geçememe.
+
doktorlar olmayan hastalıklar yaratırlar
+
ne çar’a, ne mahkemeye ne de veliaht’a inanıyorum.
+
pislik herifler.
+
kan gerek. şehvet ve ölüm gerek.
+
adalet acımasızdır, görecekler.
+
ahlaksızlık ve adaletsizlik içinde sefa sürenlerin hepsi.
+
kızıl meydandaki kasap.
+
işçiler yoksul, çünkü içiyorlar, hepsi alkolik.
https://www.academia.edu/29013598/Toplu_Oyunlar%C4%B1_PDF_Yazar_Eug%C3%A8ne_Ionesco

akademi’de anatomi dersinde yaşadığım bir sanrı; istanbul tıp fakültesi anatomi enstitüsünde hocamızın genç ve çok güzel, sarışın bir kadın ölüsü üstünde “güzellik nedir” olgusunu açıklaması.
https://www.bozluartproject.com/wp-content/uploads/2020/07/www-cumhuriyet-com-tr-21-07-2020.pdf

kant’ın kadınlarla ilgili görüşlerinin ahlak felsefesi bağlamında değerlendirilmesi
+
kant güzelliğin kadının, yüceliğin ise erkeğin belirleyici özelliği olduğuna dair düşüncelerini şu cümlesiyle dile getirir: “kadının erdemi güzel bir erdemdir, erkek cinsin erdemi soylu bir erdem olmalıdır.” kadındaki erdemin güzellik olduğunu belirten bu ifadeler, kadının üstün bir özelliğiymiş gibi gösterilmesine karşın aslında kadını metalaştıran ifadeler olarak algılanmaktadır. insan ne kadar sırrın etrafında dolanırsa dolansın, bir kadının çekiciliğinin temelinde cinselliği yatmaktadır. kanaatimizce bir kadında erkeğin dikkatini çekecek tek şeyin dişiliği olması, kadının aklının, kişiliğinin ikinci plana atılması, belki de yok sayılmasıdır.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/490381

dijital aktivizm: change.org kampanyaları üzerine bir analiz
+
internet ve yeni iletişim teknolojileri, çağcıl dünyanın önemli gündem maddelerinden biridir. toplumsal değişime yönelik etkili bir katalizör olarak kabul edilen internet, işi ve işin yapılma şeklini değiştirerek yeni bir düzenin kurulmasını sağlamaktadır. yaşama dair tüm olay ve olgular, yeni dünyaya özgü bu yeni platform üzerinde varlık göstermektedir. öyle ki internet, aktivizm hareketleri için de bir mecra görevi görmektedir. aktivizm, en yalın ifadeyle bireylerin ve toplumların daha güzel ve daha iyi bir dünya ümidinden beslenen eylemciliktir. ‘dijital aktivizm’ olarak adlandırılan yeni aktivizm anlayışı, birey ya da örgütlerin arzuladıkları toplumsal değişimi yaratmak amacıyla dijital ortamda gerçekleştirdikleri etkinlikleri tanımlamaktadır. slaktivizm -slactivism-, kliktivizm -clictivism-, taraf olma/savunuculuk aktivizmi -advocacy-, hashtag aktivizmi -hashtag activism-, hacktivizm -hacktivism-, infoaktivizm -information activism-, maptivizm -maptivism- ve aplikasyon aktivizmi -apptivismgibi kavram ve etkinlikleri kapsayan dijital aktivizm aracılığı ile toplumsal değişim hareketleri farklı bir niteliğe bürünmektedir. geniş kitlelere kolaylıkla ve hızla ulaşması, çok sesliliğe izin vermesi, farklı şekil ve yöntemlerle gerçekleştirilebilmesi, sosyal medya kanallarında çapraz paylaşılabilmesi dijital aktivizmin her geçen gün daha da yaygınlık kazanması sonucunu doğurmaktadır. bu çalışma, dijital aktivizm kavramını mercek altına almakta ve söz konusu kavramı change.org kampanyaları üzerinden analiz etmeyi amaçlamaktadır. araştırma, nitel desende tasarlanmıştır ve betimsel analiz ile uygulanmıştır. araştırmada elde edilen bulgular, belirli kategoriler oluşturularak yorumlanmış ve bulgulara ilişkin detaylar, çalışmanın sonuç kısmına yansıtılarak dijital aktivizme ilişkin çıkarımlar yapılmıştır. çalışma, dijital aktivizmin türkiye’deki yansımaları ve gelecek çalışmalara yönelik öneriler ile sonlanmaktadır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/913409

dünya ticaret örgütü (wto) üyesi ülkelerin uluslararası ticaret hacimleri üzerine bir çalışma
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/184776

küresel rekabet ortamında türkiye’de elektronik ticaret ve vergilendirilmesi
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/289506

1990’larda gatt’a üye ülkeler dünya ticaret örgütü’nü(wto) kurarak ticari konulardaki pek çok sınırlamayı ortadan kaldırdılar.
+
ortaçağ boyunca tacirler, silahlı kervanlar halinde yolculuk etmekteydiler.
+
yaşamını kazanma aracı olan ticaret, ucuza mal alıp pahalı satmak ve böylece başlangıç sermayesini artırarak kazanç sağlamaktır.
+
ticaret sermayesinin, tefeci sermayesinden farkı olmadığı söylenebilir.
+
ya sen başkasını soyacaksın, ya da başkası seni?
+
siyasi iktisadın kuruluşu , ticaretin yaygınlaşmasının doğal bir sonucudur. böylece, kurumsallaştırılmış kusursuz bir aldatmacalar sistemi, eksiksiz bir zenginleşme bilimi, basit ve bilimdışı alışverişin yerini almıştır.
http://acikerisim.ticaret.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11467/194/M00030.pdf

avm’lerdeki satış görevlilerinin çalışma koşulları ve deneyimleri: izmir’de sosyolojik bir saha araştırması
+
bir dükkandan saygıdeğer ne çıkabilir? ticaret, namuslu ne üretebilir? dükkân adını taşıyan şey, namuslu bir insana yakışmaz. (…) tüccarlar, yalan söylemeksizin para kazanamazlar, oysa yalancılıktan daha utanç verici ne var! öyleyse emeklerine ve sanayilerine adi bir şey gözüyle bakmak zorundayız.
+
jacques savary, ilahi kudretin insanların ticaret yaparak arkadaşlık kurmalarını istediğini, montesquieu da ticaretin barbarca davranışları törpüleyip yumuşattığını belirtmektedir.
+
nerede yumuşak huylu insanlar varsa orada ticaret vardır.
+
güzel bir yüz, sessiz bir tavsiye mektubudur.
+
ortalamanın altında güzelliğe sahip olarak algılanan kadınlar, çekici olarak algılanan kadınlara göre daha düşük olasılıkla iş bulabilmektedir.
+
birçok iş görüşmesinde estetik unsurlardan dolayı kaybettiğimi düşünüyorum. hep balık etli oldum. ama mağazacılıkta zayıf olmak zorundasın.
+
ne kadar bakımlı olursanız o kadar müşteriyi çekersiniz.
+
bakımlı ve hoş göründüğünüzde müşteri daha fazla satın almaya meyillenebiliyor.
+
müşterilerle uğraşmak psikolojimi ve etrafımdaki insanlarla olan iletişimimi olumsuz etkiliyor. bu işe başladıktan sonra daha sinirli bir insan oldum.
+
erkek müşteriler apaçık sarkıyor.
+
yaşlı bir amca beni eliyle taciz etti. göğsümü ellemeye çalıştı.
+
erkek çalışan yakışıklı olduğunda bayan müşteriye çok rahat satabiliyor. güzel bayan çalışan da erkek müşteriye.
https://www.apikam.org.tr/YuklenenDosyalar/Dokumanlar/194d3e2d-7a57-4b8a-8131-ddd89b37e809524419.pdf
ÖS 9:29 · 11 Oca 2021·Twitter Web App

büyüsel düşüncenin eşlik ettiği frontal lob sendromu: olgu sunumu
+
fls yüzyıl kadar önce ilk kez harlow tarafından phineas gage vakası ile tanımlanmıştır.
http://www.psikofarmakoloji.org/pdf/18_4_11.pdf

resim 1: demir çubuğun gage’in kafatasından geçerken izlediği olası güzergâhın tasarımı.
+
doktorunun da gözlemlediği şekilde gage artık gage değildir.
https://nazanaydin.com.tr/2018/09/11dkam-metin-izni-var-non-sci-frontal-lobe-syndrome.pdf

phineas p. gage’in geçirdiği kaza sonrası 1,25 inç (≈3,18 cm) çapındaki demir çubuğun sol yanağından girdikten sonra sol göz çukuru ve beynin ön kısmını kat ederek kafatasından çıkmasıyla gerçekleşen yaralamasından sonra dr. harlow tarafından tanımlanmıştır. bu kazadan sonra yakınları gage’in bambaşka biri olduğunu, sorumsuz, saygısız ve kaba birine dönüştüğünü ifade etmişlerdir.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1019089

demir, gage’in sol yanağından girmiş, kafatasının altını delmiş, beyninin ön kısmından geçmiş ve büyük bir hızla kafasının tepesinden dışarı çıkmıştı.
+
bu değişim beyin yarasının akut safhası geçer geçmez belirginleşmişti. o artık “düzensiz, düşüncesiz, eskiden asla kullanmadığı en kaba küfürlere düşkün, adamlarına karşı davranışları saygısız, istekleriyle çakıştığı zaman sınırlara ve öğütlere tahammülü olmayan, bazen …..
+
sizer’ ın gage hakkındaki nihai görüşünü anlayabilirsiniz: “saygı organı tahrip olmuş görünüyor, kaba ve küfürlü konuşması da bunun sonucu olsa gerek.” ne kadar doğru!
https://ur.b-ok.global/book/5417121/3a097f

klasik türk şiirinde marjinal bir üslûp olarak küfürlü söyleşme
http://dspace.kocaeli.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11493/681/548411.pdf

türk şiirinde “yalan-gerçek” ilişkisi
+
şiirde yalanın işlevi nedir?
+
sanat hakikat değildir, sanat bize hakikati anlamayı öğreten yalandır.
+
hakikatten ölmeyelim diye sanat var.
+
gerçekliğin değiştirilmiş, dönüştürülmüş halde bulunması şiirin ilkelerinden biridir.
+
hiçbir edebî metinde yaşanan gerçeklik olduğu gibi anlatılmaz.
+
şiir, “insanoğlunun en sahici dili”.
+
gerçeği olduğu gibi aktarmak insan ruhu için çekilmez bir şeydir.
+
hakikat görünen değil, kurulan bir şey.
+
şiirdeki yalanın ahlâksal olanla hiçbir ilişkisi yoktur.
+
şairin söylediği yalanda gerçeklik değişikliğe uğratılmış olduğundan asla berrak değildir. okurun görevi şairin söylediğine değil, söylemeye çalıştığına veya söylediğinin ötesine geçmek olmalıdır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/830873

yalan, felsefe tarihinde çokça tartışılmış bir konu değildir. bunun nedeni, yalan söylemenin hâlihazırda hemen her filozof tarafından mahkûm edilmesidir. ne var ki, kimi filozoflar yalanın yerine göre kullanılmasıyla yarar sağlayabileceğini düşünürler.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/481193

platon’un devlet’inde/pollteia’sında yalanın ontolojik yapısı
+
platon’un siyasetinde olduğu gibi eğitiminde de yalan bir ilaç ve çaredir; yalanın taşıyıcılığı devletin de kurucu unsuru olan masallarla, şiirlerle ve diğer sanatlarla yapılır.
+
devletinin temelini yalana başka bir deyişle masal, efsane ve inançlara dayandıran platon, öznel bir yaklaşımla her türlü yalana değil platon’un devletine uygun yalanlara müsaade edecektir. platon’a göre kutsal yalan, hakikate yeterince yaklaşamayan yığınları istenilen şekilde bir araya getirmenin ve bir arada tutmanın başlıca yollarından biri ve devlet yönetiminde önemli bir işleve sahiptir.
+
adil şehrin inşası sadece müzik, şiir ve sanatların denetlenmesiyle başlayabilir.
+
şairler, bestekârlar, lirik yazarlar, müzisyenler, mit yapıcıları, masal anlatıcılarını kısacası onların tamamını, bizi mest etme gücünden mahrum bırakmamız gerekir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1002523
ÖS 5:16 · 10 Oca 2021·Twitter Web App

yalanın değeri / yorumun önemi
+
yalan meselesi nietzsche’nin eserlerinde hatırı sayılır bir öneme sahiptir. kendisi mutlak hakikatin varlığına karşı duran bir filozof olsa da, adeta mutlak hakikat savunucularından daha ateşli bir şekilde insanların dünya tasarımlarındaki yalanlara saldırmaktadır.
+
nietzsche’nin yalanla ilgili sorunu, yalanın hakikatten uzaklaştırması değil, bazı yalanların yaşamın değerini düşürecek ve insanlığı “hasta” kılacak denli yaşamsal gerçekliğin üstünü örtmeye kalkışmalarıdır.
+
yalnızca felsefe eğitiminden geçmiş filozof yöneticiler kamusal alanda yalan söyleyebilir. çünkü onlar yalanı kişisel çıkarları uğruna değil yalnızca ve yalnızca kamu yararı için kullanacaklardır. devlet’te yalanın bunun dışındaki bir kullanımı ise kesinkes yasaktır.
+
niçin yalan söyleriz? hangi durumda bu yalan bizim için değerli bir hal alır? yalan karşısında hakikati yüceltirken aslında tam olarak neyi unutuyoruz?
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/481171

anılan hususların yanında, uruguay bitki sağlığı ve hayvan sağlığı politika ve önlemlerini düzenleyen bir dizi kanun, kararname ve yönetmeliğe sahiptir. hayvan sağlığı ile ilgili temel yasa 1910 yılına ve bitki sağlığı ile ilgili 1911 yılına dayanmaktadır.
+
uruguay’da ulusal güvenliği, kamu düzenini, kamu sağlığını, hayvan veya bitki sağlığını, ahlakı etkileyebilecek eşyaların ithalatı yasaklanabilmekte, kısıtlanabilmekte veya lisansa tabi kılınabilmektedir.
https://ticaret.gov.tr/data/5f0c3cc113b8761f08aa4091/URUGUAY%20PAZAR%20B%C4%B0LG%C4%B0LER%C4%B0.pdf

ölüleri bırakıp karacaahmet’de
çıktım yeryüzüne
https://mucadelebirligi10.net/pdf/e-kitap/Soylenceler_AtilaOguz.pdf

girdim karacaahmet’e kendi bahçem gibi
hiçbir taştan kavuk bana “kış” demiyor
….
ne de oturmuş burda kanser
rahat rahat taştan memeler emiyor.
https://www.gecekitapligi.com/Webkontrol/uploads/Fck/filoloji.pdf

hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet;
beyoğlu tepinirken ağlar karacaahmet…
+
deryada sonsuzluğu zikretmeye ne zahmet!
al sana, derya gibi sonsuz karacaahmet!
https://silo.tips/download/1-r-canim-stanbul-ruhumu-eritip-de-kalpta-dondurmular-onu-stanbul-diye-topraa-ko

ahlak felsefesi bağlamında sorumluluk ve özgürlük ilişkisi
http://www.beytulhikme.org/Makaleler/2057372072_12_Coskun_(515-533).pdf

aristoteles ve kant’ta sorumluluk
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/906512

jean paul sartre’ın felsefesinde “özgürlük, sorumluluk ve yabancılaşma” kavramları
https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/28022/1968.pdf

dostoyevski’nin karamazov kardeşler isimli eserinde sorumluluk fikri
+
şunu bilin ki, sevgililerim, hiçbirimiz sadece insanlığa has bazı genel suçlarla suçlanmış değiliz; dünyadaki ayrı ayrı her kişinin sorumluluğu da bizim omuzlarımızdadır.
+
karamazov kardeşler’deki sorumluluk temasına ilham veren isim tikon zadonskidir. “herkesin herkesten sorumlu olması” fikri ise nikolai fedorovich federov’un “ortak eylem teorisi”den gelmektedir.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/386698
ÖS 8:29 · 9 Oca 2021·Twitter Web App

düzenin ve kadının karşısında bir “garip” oğuz atay
+
kadınlar aptaldır albayım: sadece sezmesini ve beklemesini bilirler. ona, aptalsın diyorum. bir de felsefe fakültesini bitirmiş. ha-ha. onunla alay ediyorum. bilmezge diyorum ona. evinde dikiş dikip koca bekleyeceğine felsefe okumuş. fena mı etmiş? ismi de bilge. ha-ha. hiçbir şey bilmiyor.
http://www.thesis.bilkent.edu.tr/0006341.pdf

kırkından fazla yaşamak ayıptır, aşağılıktır, ahlaksızlıktır. kim yaşar kırkından fazla? haydi, bana açıkça, elinizi vicdanınıza koyarak söyleyin! isterseniz size ben açıklayayım: aptallar, namussuzlar yaşarlar kırkından sonra.
http://www.gedizakdeniz.com/dosya/ozgur-hayat-soyleyisileri.pdf

saat akşamın beşi,
güneş kararır
faşizm yükselirken,
ne sevgi, ne hüzün, ne de ölüm…
http://sinematek.tv/wp-content/uploads/2015/08/Ulus-Baker-K%C3%B6rotonomedya-Yaz%C4%B1lar%C4%B1.pdf

dönülmez akşamın ufkundayız. vakit çok geç;
bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç!
+
rinderin akşamı, lirik ve rindane bir ömrün sonlanışına, akşamın romantik senfonisinde takdim edilen ağıttır. akşam günün son bulduğu, gündüzün şaşalı ışığının yok olduğu andır. bir bakıma şairin yaşlılık sendromudur.
+
ne akdeniz’de şafaklar, ne çölde akşamlar,
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/390052

şeylerin kalbinde olgunlaşan, bitmek bilmez mücadeleler tarafından savaşa alıştırılan, özgürleştirici güçlerin bütününün yeniden düzenlenmesinden güç alan, bütün kuvvetiyle silahlı toplumsal devrim sonunda genel bir kargaşaya -dönemin halk imgelemindeki büyük akşam’a- varabilir.
https://anarcho-copy.org/free/anarsist-felsefe-sozlugu.pdf

sabah insanı mısınız, yoksa akşam insanı mısınız?
https://www.siirt.edu.tr/dosya/personel/psikoloji-ve-yasam-kitabi-siirt-201925205551586.pdf

platon’da olduğu gibi sürekli değişen evrendeki değişmeyen unsurları çözmek olmuştur. onun bu amacını en iyi biçimde “benimle kal, çabuk çökmektedir akşam” sözünde buluruz.
https://core.ac.uk/download/pdf/35314471.pdf

birinci dünya savaşı öncesi yıllarda münih, berlin gibi alman kentleri çok canlı gece yaşamlarıyla ün salmıştır. kabare tiyatrosu, gece yaşamının odak noktasıdır. buralarda danslı, müzikli, şiirli akşam eğlencelerinin yanı sıra, önemli toplumsal ve sanatsal olaylarda tartışılmaktadır.
http://www.ulakbilge.com/makale/pdf/1531346504.pdf

sokrates, dost meclislerinde, sokakta, akşamları başlayıp sabahlara kadar devam eden şölenlerde felsefe yapmış, başkalarıyla birlikte bir diyalog formu şeklinde hakikatleri aramıştır.
http://www.jshsr.org/Makaleler/1017686036_07_2019_6-37.ID1215.%20%c3%96NCEL-%201308-1316.pdf

akşam yıldızı sabah yıldızı ile özdeştir.
+
gabriel’in bu konuyu açıklamak üzere gündelik hayat tecrübesinden verdiği restoranda akşam yemeği sahnesi örneği meseleyi farklı bir cihetten tebellür ettirmeye çalışır.
http://earsiv.medeniyet.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/257/%C4%B0brahim%20Bah%C3%A7i%2C%20Tez%20%28PDF%29%20%203%20adet.pdf

her gün bir robot gibi fabrikaya gidip gelmekte ve akşamları babasının tacizine uğramaktadır. yaşadığı hayattan kurtulmak için zeynep, çareyi yatırlara gidip dua etmekte bulmuştur.
http://acikerisim.ybu.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/1590/429252.pdf

biz, avrupa felsefesinin akşam kızıllığından kalkan ve zamanımızın şafağından geçerek dünya-felsefesinin sabah kızıllığına giden yol üzerindeyiz.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/14452

bugün sinir bilim bulguları bile her türden metafizik felsefe açısından akşam yemeği niyetine yenebilmektedir.
https://blog.metu.edu.tr/e184159/files/2017/04/OMFK17-Kitap%C3%A7%C4%B1%C4%9F%C4%B1.pdf

felsefe için baykuşun kanatlarını açabileceği ufuklarda akşam olmaktadır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/254656

ben olmayınca bu güller, bu serviler yok.
kızıl dudaklar, mis kokulu şaraplar yok.
sabahlar, akşamlar, sevinçler, tasalar yok.
ben düşündükçe var dünya, ben yok o da yok.
https://www.gurkanbilgisu.com/wp-content/uploads/2016/07/%C3%96mer-Hayyam-Hayat%C4%B1-Eserl

düşüncemiz çok keskin bir parfüm gibi olmalıdır. bir yaz akşamında, dolunayda, buğday tarlalarında, sarı başakların, rüzgarın esintisi ile çıkardıkları koku gibi.
https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/49798/mod_resource/content/0/VI.%20HAFTA.pdf

ne yapabiliriz yaşamak gerek, yaşayacağız, çok uzun günler, boğucu akşamlar geçireceğiz, alınyazımızın bütün sınavlarına sabırla katlanacağız.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/906510

whitehead’de metafizik veya spekülatif felsefe
http://ilahiyat.firat.edu.tr/sites/ilahiyat.firat.edu.tr/files/dizgi5%2B%20h%C3%BCsamettin%20y%C4%B1ld%C4%B1r%C4%B1m.pdf

gerçeklik anonim bir süreçtir: whitehead ontolojisinde dinamizmin kuruluşu üzerine bir inceleme
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/803975

giyim ve modanın kısa öyküsü
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/357980

moda felsefesi ve taklidin etnografisinin izini terzilik rutini üzerinden sürmek
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/765440

19. yüzyıl türk kadın giyiminde avrupa modasının etkileri- bedenle yüzleşme
http://www.ethosfelsefe.com/ethosdiyaloglar/mydocs/Yksl-106-122.pdf

giyim tüketimi ve mahremin eril inşası: iş yaşamında eril giyim kodları üzerine bir araştırma
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/344850

moda endüstrisinin altkültürel referanslı tasarımlarında metalaşma ve anlam kaybı
https://www.idildergisi.com/makale/pdf/1518183873.pdf

modern sanat akımları ve moda
https://www.idildergisi.com/makale/pdf/1354662190.pdf

dilde cinsiyet ayrımcılığı: türkçe’nin içerdiği eril ve dişil ifadeler bakımından incelenmesi
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/41950.pdf

kravat ya da boyunbağı, sosyal statü, siyasi simge veya modern bireyin göstergesi gibi çeşitli amaçlar için kullanılırken yıllar içinde boyuna göre (uzunluğuna-kısalığına), rengine göre (bir dönem fransa’da beyaz kravat muhafazakârlığın, siyah liberalliğin, kırmızı ise devrimci ruhun sembolü olarak görülmüştür.) çeşitli şekillerde anlamlar kazanmıştır. özgürlüğü kısıtlayan bir aksesuar olarak kabul edilen kravatın kullanımı, bazı meslek grupları için zorunlu iken, çoğu zaman kravat takmama bir tür başkaldırı olarak kabul edilmiştir. “erkek egemen kültürün ve sosyal statünün sembolü olarak görülen kravat böylece otoritenin ve eril dilin bir simgesine dönüşmüştür”.
https://idildergisi.com/makale/pdf/1602439562.pdf

hegemonik erkekliğin yeniden üretildiği bir alan olarak spor medyası: spor haberlerinde erkeklik söylemleri üzerine bir inceleme
+
erkek bedeni için eskiden güç ve statü sembolü olan göbekli olma, önemsizleştirilmiş ve artık erkek için, kıyafet, koku, kravat seçimi ile bedenlerinin esnekliği, diğer insanların onları yargılamakta kullandıkları kriterler haline gelmiştir.
http://acikerisimarsiv.selcuk.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/3635/422445.pdf

mekânı yaşamak: lefebvre ve mekânın diyalektik oluşumu
http://tucaum.ankara.edu.tr/wp-content/uploads/sites/280/2015/08/semp7_41.pdf

farklılığın mekanı: foucault ve lefebvre’deki heterotopya ve heterotopi ayrımı
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/622885

mekânın üretimi ve lefebvre’in mekânsal üçlü kavramsallaştırmasının görünürlüğü: taksim gezi parkı örneği
https://jag.journalagent.com/planlama/pdfs/PLAN_28_3_302_314.pdf

eğer bilim adamı, insanların hareketini anlamak istiyorsa, o insanların objelerini, onların kendilerinin gördüğü gibi görmesi gerekmektedir.
http://www.itobiad.com/tr/download/article-file/478366

george herbert mead’in sosyal davranışçılık devrimi: sosyolojizm ve psikolojizm kıskacında bir “ilişkisel faillik” denemesi
http://www.sosyolojidernegi.org.tr/s/2300/i/2018-ekim-Ozturk.pdf

konfüçyüs için aslına bakılırsa esas mesele, ‘iyi bir insan, kötü kılınmış bir dünyada nasıl yaşar ve dahası yaşadığı bu kötü mekânı iyi hale nasıl dönüştürebilir?’ sorusuydu. ona göre bu esaslı sorunu daha da çetrefilleştirecek konum ise gök ile yeryüzü arasında kurulması gereken uyumlu bir ilişki olmadıkça bilgenin bu durumda ne yapılacağına ilişkin önerilerinin boş olacağı kabulüdür.
+
mozi’yi güdüleyen saikler, evrensel insan sevgisi ve onu yok edici tecavüzkâr saldırılara karşı korumak için geliştirmiş olduğu tutumdur. ona göre bir toplumdaki hastalıklar tarafgirlik ve ayrımcılıktan doğmaktadır. herkesin eşit olarak sevilip saygı duyulduğu dünya ise ideal bir dünyadır.
+
işin daha ilginç olanı ise şinciang uygur özerk bölgesindeki hiv taşıyıcılarının neredeyse %85’i ise uygur türkleridir12. bu durum çok milliyeti bölgelerde neden sadece belli milliyette bu tarz öldürücü bulaşıcı hastalıkların yaygın olduğu sorusunu gündeme getirebilecekti.
+
içeri girince görülen sütunun üzerinde bir delik vardır. müslümanlar parmaklarını bu deliğe sokarlar, baştan ayağa ellerini vücutlarına sürerler ve hastalıkları geçer, bu delik (ellerini içine sokanlar nedeniyle) zamanla çok büyük hale gelmiştir.
https://www.tybakademi.com/kitap/akademi20.pdf

câbî ömer efendi’nin gayrimüslim olduklarını özellikle vurguladığı bu gibilere üsküdar’da verilen cevap; ‘‘sizde hastalık var!’’ oluyor ve istenmiyorlardı. hatta tuzla, darıca ve adalar’da ahali parayla sekban tutup gelenlere silah zoruyla engel olmaya çalışıyordu.
+
vebadan kurtulmak için dinî ve ahlakî bozuklukları ortadan kaldırma gayretini tamamlayıcı bir diğer tedbir de duaydı. insanlar tövbe etmeli ve allah’tan bu hastalıktan kurtulmayı niyaz etmeliydi. bu nedenle öncelikle çeşitli cami ve mescitlerde ahkaf ve duhan sureleri okunması için buyruldular hazırlandı. istanbul, üsküdar, galata ve eyüp kadılarına hitaben 21 eylül 1812 tarihli buyrulduda; sabah namazından sonra ahkaf suresi’nin kıraat edilmesi, ardından salat ve selam getirilerek hastalıktan kurtulmak için dua edilmesi emrediliyordu. ayrıca selatin camiler ve diğer ‘‘mümtaz’’ camilerin minarelerinde de güneş doğmadan önce ahkaf suresi okunacaktı. bu emrin icrası için üsküdar’da da duhan ve ahkaf surelerinin okunacağı on cami belirlenmişti. ancak söz konusu uygulama, halkın korkusunu artırdığı gibi takip eden günlerde ramazan bayramı nedeniyle insanların birbiriyle olan münasebeti artıp hastalık da iyice şiddetlenince; ‘‘âd kavminin helakini anlatan ahkaf suresini bu günlerde okumak, allah’ın gazabına neden olur’’ söylentileri üzerine kaldırılmıştı.
+
ıı. mahmud vebalı günlerde gerek cuma selamlıkları ve gerek gezintileri için üsküdar’ı sık sık tercih ediyordu44. bu tercihin, vebanın üsküdar’da da hüküm sürmesi nedeniyle vebadan korunma olarak yorumlanabilmesi güçtür. dahası padişahın veba konusunda bir endişe veya vesvesesi de söz konusu değildir. zira teşrifatın gerektirdiği her türlü merasime katılmaktan ve vebanın hakim olduğu yerlere gidip gelmekten çekinmediği görülmektedir. üstelik vebadan ölenlerin cenazelerine katılmaktan da imtina etmemiştir. her ne kadar vebadan ölümlerin yoğun olduğu günlerde; ‘‘padişahın cenaze namazı kılmasının hastalığın def‘ edilmesinde tesirli olacağı’’ yönünde bir söylenti çıkması bunda etkili olmuş olsa da sultan mahmud çekinmeksizin birkaç defa ayasofya’da vebadan ölenlerin cenaze namazlarına iştirak etmiştir.
+
alınan tedbirlere ve hastalıktan korunmaya yönelik gayretlere rağmen şehirde ölüm kol geziyor, bazı günler binlerle ifade edilen cenazeler kaldırılıyordu. haliyle bir süre sonra cenaze işleriyle ilgili problemler baş gösterdi. ortaya çıkan ilk sorun, bazı imamların vebadan ölenlerin cenaze işlerini yapmaktan çekinmeleriydi. imamlar, bulaşıcı hastalıktan vefat eden birini yıkayıp kefenlemekten çekiniyordu. fakat yakınlarını kaybeden insanlara da birileri yardım etmeliydi. bâbıâlî durumdan haberdar olur olmaz kadılar vasıtasıyla imamlara vebadan ölenlerin cenaze işlerini yapmaktan uzak durmaya son vermelerini emretti.
https://www.uskudar.bel.tr/userfiles/files/US_2018_CILD_01.pdf

intihar kültürü ve ferhad’ın intiharı’nın divan şiiri aşk anlayışına etkileri
http://turkoloji.cu.edu.tr/ESKI%20TURK%20%20EDEBIYATI/haluk_gokalp_intihar_kulturu_ferhad_intihar_divan_siiri.pdf

klasik türk edebiyatında can verme arzusu ve intihar
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/183356

nilgün marmara’nın “savrulan beden “adlı şiirinde intihar düşüncesi
http://mts.sosyalarastirmalar.com/Makaleler/9d3405b3-d8d8-4cf1-aa38-88c861349a48.pdf

çok kültürlü çocuk kitaplarında engellilik kavramının tasviri: schneider ailesi kitap ödülünü kazanan çocuk kitapları üzerine bir araştırma
https://www.researchgate.net/profile/Yahya_Erbas3/publication/332108792_Cokkulturlu_Cocuk_Kitaplarinda_Engellilik_Kavraminin_Tasviri_Schneider_Ailesi_Kitap_Odulunu_Kazanan_Cocuk_Kitaplari_Uzerine_Bir_Arastirma/links/5ca1446292851cf0aea56759/Cokkueltuerlue-Cocuk-Kitaplarinda-Engellilik-Kavraminin-Tasviri-Schneider-Ailesi-Kitap-Oedueluenue-Kazanan-Cocuk-Kitaplari-Uezerine-Bir-Arastirma.pdf

jane addams’ın unutulan mirasını hatırlamak: sosyal hizmet uygulaması bağlamında sporun gücü ve potansiyeli üzerine bir değerlendirme
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/867981

kadın ve savaş: sosyal boyutta bir analiz
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/719626

bir desideratum olarak vatan kavramının tanzimat dönemi erkeklik kavramı inşasındaki rolü
https://cins.ankara.edu.tr/9_4.pdf

sömürge sonrası söylem ışığında utanç
https://www.atauni.edu.tr/yuklemeler/1309082688b4a3b350755b485055c34b.pdf

milliyetçiliğe dair çözümlemelerde toplumsal cinsiyet olgusu
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/801391

milli kimliğin inşasında kadının rolü
https://www.sosyalarastirmalar.com/cilt11/sayi58_pdf/2tarih_cografya_siyaset_uluslararasiiliskiler/ayata_ali.pdf

kemalist modernleşme’de aile, ulus, kadın ve kadın yolu/ türk kadın yolu (1925- 1927) dergileri
https://psi421.cankaya.edu.tr/uploads/files/Gulen%2C%20Kemalist%20Modernlesmede%20Aile%2C%20Ulus%2C%20Kadin%20ve%20Kadin%20Yolu%2C%201925-1927.pdf

milliyetçilik, militarizm ve toplumsal cinsiyet ilişkisini nefes filmi üzerinden okumak
https://www.sinecinedergi.org/wp-content/uploads/2020/08/05sinecine_2013_4_2_tokdogan.pdf

kadınların belleği
http://kadineserleri.org/wp-content/uploads/2018/08/kadinlarin-bellegi-kasim-2004.pdf

toplumsal cinsiyet ve milliyetçilik: muğla, gaziantep ve rize’de bir sözlü tarih çalışması
https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/68988/588609.pdf

ülkücü kadınlar ve kadın kimliğinin inşası: “asenalar”
https://cins.ankara.edu.tr/24_9.pdf

türkiye’de uluslaşma sürecinde milliyetçiliğin kadın imgesi
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/39384.pdf

milliyetçi söylemin her dem “poine” si**: savaş tecavüzleri
http://www.acarindex.com/dosyalar/makale/acarindex-1423869199.pdf

kadın
http://www.deontoloji.hacettepe.edu.tr/ekler/pdf/ss_mart12.pdf

türk silahlı kuvvetleri’nin güvenirliği üzerine bir araştırma ve ordu millet geleneği
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/45202.pdf

erkek millet asker millet: türkiye’de militarizm, milliyetçilik, erkek(lik)ler
https://www.academia.edu/2989004/Erkek_Millet_Asker_Millet_T%C3%BCrkiyede_Militarizm_Milliyet%C3%A7ilik_Erkek_lik_ler

gösteri iktidarı ve militarist erkeklik
https://www.researchgate.net/publication/329364960_Gosteri_Iktidari_ve_Militarist_Erkeklik

erken cumhuriyet dönemi ulus inşa sürecinde milliyetçilik ve kadın imgesi: erken cumhuriyet dönemi türk romanlarında kadın imgesi
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/ET000686.pdf

günümüz türkiyesinde askerliğin temsilleri: sosyal psikolojik bir araştırma
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/710525

iktidar olma sürecinde erkeklerin erkeklikle imtihanı
https://www.millifolklor.com/PdfViewer.aspx?Sayi=104&Sayfa=107

ortadoğu’da kadın hareketleri: farklı yollar, farklı stratejiler
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/5310

kadın homososyalliğinin dönüşümü ve refet romanında kadın dostluğu
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/738195

modernleştirmenin erotik topraklarında bir halk hikâyesinin geleneksel kadın kahramanı: suna
https://www.millifolklor.com/PdfViewer.aspx?Sayi=90&Sayfa=75

halide edib adıvar’ın hikâyelerinde kadınlar
https://core.ac.uk/download/pdf/52928791.pdf

ı. dünya savaşı propaganda afişlerinde kadın temsillerinin toplumsal cinsiyet bağlamında göstergebilimsel incelenmesi
https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/53347/21140.pdf

suriye iç savaşı’na feminist bir yaklaşım
https://www.researchgate.net/profile/Murat_Uelguel/publication/337495350_Suriye_Ic_Savasi’na_Feminist_Bir_Yaklasim/links/5ddbe2b3299bf10c5a3232ab/Suriye-Ic-Savasina-Feminist-Bir-Yaklasim.pdf

iran’da translaşmak ve cinsiyet/toplumsal cinsiyet duvarlarını aşmak
http://www.feministyaklasimlar.org/wp-content/uploads/2013/05/3.najmabadi.pdf

iran islam cumhuriyeti’nde kadın meselesi ve islamî feminist hareket
http://www.akademikortadogu.com/belge/ortadogu9makale/pinar_arikan_sinkaya.pdf

hatırlananlar ve unutulanlar: islam coğrafyasında modernleşme ve kadın hareketleri
http://www.acarindex.com/dosyalar/makale/acarindex-1423873143.pdf

hanımlara mahsus milliyetçilik: fatma aliye ve erken milliyetçi stratejiler
https://kebikecdergi.files.wordpress.com/2012/07/8-elif.pdf

demet dergisi’nde kadın ve ilerleme anlayışı
http://www.eskieserler.com/dosyalar/mpdf%20(1157).pdf

halide edip’in zeyno’nun oğlu romanında analar, oğul ve kutsal vatan
https://arastirmax.com/en/system/files/dergiler/263/makaleler/33/2/arastirmax-halide-edipin-zeynonun-oglu-romaninda-analar-ogul-kutsal-vatan.pdf

17-18-19. yüzyıl osmanlı yazınında erkek-lik(ler) kurgusu
http://repository.bilkent.edu.tr/bitstream/handle/11693/30141/10115888.pdf

vicdanen, tersten: erinç seymen’in çileci sanatı
https://discovery.ucl.ac.uk/id/eprint/1353987/1/Cakirlar_Vicdanen_Tersten_cinsellik%20muammasi.pdf

tanzimat’tan cumhuriyet’e türk şiirinde tema olarak kadın
http://openaccess.ogu.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11684/1666/TANZ%20MAT’TAN+CUMHUR%20YET’E+T%DCRK+%20%20%20R%20NDE+TEMA+OLARAK+KADIN.pdf

din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenlerinin toplumsal cinsiyete ilişkin tutumları: ankara il merkezi örneği
https://acikerisim.erbakan.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12452/4051/S%C3%BCmeyra%20Temizhan.pdf

dede korkut kitabı’nda bir cinsiyet rejimi olarak ‘erkeklik’
http://turkoloji.cu.edu.tr/pdf/esra_akbalik_dede_korkut_kitabi_cinsiyet.pdf

ötekilere bakarken…
https://ziladoc.com/downloadFile/tekilere-bakarken_pdf

devlet, sınır, aşiret: nusaybin örneği
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/1200/f14a9da4-8096-432e-bee7-226d3f6471dc.pdf

yeni “türk” sinemasında milliyetçiliğin ve cinsiyetçiliğin yeniden-üretimi
+
erotik vatan: “büyük şehirlere aşk küçük gelir”
http://images.tsa.org.tr/documents/yeni_turk_sinemasi_nda_milliyetciligin_ve_cinsiyetciligin_yeniden_uretimi_150/yeni_turk_sinemasinda_milliyetciligin_ve_cinsiyetciligin_yeniden_uretimi.pdf

milliyetçilik kuramları ve toplumsal cinsiyet: genel bir değerlendirme
https://ufuk.edu.tr/uploads/page/enstituler/sosyal-bilimler/ensdergi/say-16/p151-163.pdf

vatanım, cihanın gelini sensin
tümüyle bağ, cennet, çayır ve çeşmesin
göz alıcı, naz ve güzelsin
çok şirin, beyaz ve gençsin
+
vatanım vatandır, lat değildir
ki islam evlatları doğurdu
_irem bağları gibi cennet misalisin
ama ne yapayım hunharların elindesin
+
ne zaman ki eşkıya onu sardı
başı, bedeni soydu, avreti çıkardı
+
hâlbuki din ve dünya ile süslendiğin zaman
dünyanın hurisi olmuştun
+
cegerxwîn’in vatana olan dinden bağımsız sevgisi, molla ali’ye göre bir şirktir, ki bu şirk yüzünden vatan, kürtçe ifadesiyle welat, bir put olan lat’a dönüşmüştür.
+
cegerxwîn’in çizdiği hayali kürtlükte biz, kürdistan’ın dünyanın gelini olarak tasvir edildiğini görüyoruz, “alnı göklerde güneş” misali bir gelin. molla ali’ye bakınca da kürdistan melekvari ve sadece müslümanlara ayrılmış bir yer oluverir, ayni “göklerdeki güneşler” gibi kürt alimler yetiştiren bir toprak. bu yüzden kürt olmak isteyen öncelikle müslüman olmalıdır.
https://kurdarastirmalari.com/uploads/3_dosya/Kurd_Arastirmalari-sayi_3_1.pdf

aşiret reisleri çoğu kez kuran ‘in müsaade ettiği dört kadınla evlenmekle yetinmediler. süleymaniye aşireti ‘nin kurucusu ibrahim paşa’nın 40 tane karısı vardı.
+
kürt giyimi,” türkiye’deki kıyafet kanunu’na (eylül 1925)” uygun olarak, batı giyimiyle aynı çizgidedir.
+
altın, gümüş ve değerli taşlardan gerdanlık, bilezik ve pandantifler kadınların giysilerinde ışıldarken, erkeklerin gururu silahlarıdır.
https://bnk.institutkurde.org/images/pdf/D1X8AB43TY.pdf

türkçe şiirde lirik ve ideoloji okumaları ve marksist bir ara konum: niyazi akıncıoğlu
+
siz serin uykunuzu uyuyadurun;
ve rüyasında mes’ut insanlar
meleklerle zina ededursun
+
âdemin nedameti… salkım salkım
ve bir meme başı kütürlüğünde
yeşil asmalarda renklenen üzüm.
kurusun mu bu salkım kütüğünde?
kızarmıyor, hiç kızarmıyor yüzüm.
http://repository.bilkent.edu.tr/bitstream/handle/11693/18314/B128276.pdf

gözlerinden çıkacak kırmızı karanfiller
ve göğüslerinden güller, kar gibi beyaz.
yıldızlara gidecek büyük acın, bir başka
yıldız olup, hepsini üzmeye, karartmaya
+
artık ne ekmeği bölüştüren var ne şarabı çünkü,
ne ölümün ağzında ot yetiştiren,
çirkefin new york’u
demir telin, ölümün new york’u.
yanağında saklanan hangi melektir?
söyleyecek hangi yetkin ses buğdayın doğrularını ?
kirlenmiş lâlelerin korkunç düşü kim?
+
ve amerika boğuyor kendini makinalar ve gözyaşlarıyla,
dilerim en derin gecenin zorlu rüzgârı
koparsın altında uyuduğun kemerden harfleri, çiçekleri
ve zenci bir çocuk bildirsin altın beyazlara
başak krallığın yaklaştığını
http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/26/1249/142

yeşil sana vurgunum yeşil
yeşilrüzgar.yeşıl dallar. .
denlzdeld gemi
ve dağdaki at.
+
ve onu kız sanarak
nehir kenarına götürdüm.
+
ben kıravatımı çözdüm.
o elbisesini çıkardı.
ben tabancalı kemerimi,
o dört kat gömleğini.
http://www.efdergi.hacettepe.edu.tr/yonetim/icerik/makaleler/1575-published.pdf

kadın erkeğin geleceğidir
renktir kadın onun ruhunda
uğultusudur sesidir onun
yoksa kadın eğer bir küfürdür erkek tanrıya (…)
söylüyorum işte size
erkek kadın için doğmuştur aşk için doğmuştur
değişecek bu eskimiş dünya değişecek
önce hayat sonra ölüm
ve bütün birlikte paylaşılan şeyler
hayatın ilk adımları ve kanayan buseler
işte o zaman görülecek
erkek ve kadının çiftinin hükümranlığı
portakal çiçeklerinin nasıl yeryüzüne bir kar gibi
http://www.acarindex.com/dosyalar/makale/acarindex-1423935655.pdf

hapse attılar bizi, işkence ettiler, astılar, kurşuna dizdiler, boynumuzu vurdular, kafamızı giyotinle kestiler. çünkü onursuz olmak, köle olmak, aptal yerine konmak, cahil kalmak istemiyorduk…
+
sen kalkınca dalgalanır su
sen yatınca durulup ışıldar su
sen uçurumlarından çevrilen su
sen kök salan topraksın
üstünde her şeyin yerleşip kurulduğu
sessizlik kabarcıkları çıkarırsın gürültüler çölünde
gece şarkıları söylersin gökkuşağının renklerinde
sen varsın her yerde yok olur tüm yollar seninle
sen kurban edersin zamanı
doğayı çoğaltırken kaplayan
o şaşmaz alevin sonsuz gençliğine
kadın sen hep aynı varlığı getirirsin dünyaya
kendini
benzeyişsin sen
http://acikerisim.nku.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/20.500.11776/1452/5000148298-5000279918-1-PB.pdf

bu kültürlü, düzeyli ses
temkinli ve ölçülüp biçilmiş duraksamalarıyla
dolduruyor oturduğum odayı, çöp sepetimi,
şömine rafının üstündeki vazoyu,
besliyor içindeki kurumuş çiçekleri fırtına
“sorumluluklarım var” diyor ses
sözcükler pekmez gibi dökülüyor ağzından
sinekler mutluluktan yiyip bitiriyor şurubunu sözlerin
yalvarıp dahası için.
+
kutsal kaseleriniz petrol ile dolunca
toprak petrolden kararınca
alnınıza petrol sürülünce
tüylü kalemleriniz petrole daldırılınca
dilleriniz petrole bulanınca
petrolün içinde yazılmış dualarınızla
+
rüyamda o kadının memelerini dudaklarımda erittim
güneşin açısına tuttuğum göbek deliği
parmak uçları sarsıntılarla tutunurken bana
her zerresinde bedenimin infilak eden bombalar
radyo dalgalarının alıcısı tellerle çevrilmiş gibi
öpüştükçe dalgalanıyor dillerimizde frekanslar
gözleri bir flaş bombasının dumanıyla kaplanırken kavrıyorum onu
rüyamdaki kadın tenimi yalarken, her sözcüğünü anlıyorum arapça’nın
ve ağzından çıkanları kayalara geçiriyorum çivi yazısıyla
duhok’tan basra’ya, bu zevk topraklarında
her nehir ve vadiye yeni adlar veriyorum
dilim yağmurda, tuzda ve terde
bedeninin kıvrımlarında dolanan bir kalem gibi.
+
gevşet zihnini tatlım ayaklarını ovarken
her bir parmağına kondurduğum narin öpücükler
kışkırtıyor beni ilerisine
baldırlarından yukarı çıkarken utanma sakın ve gülümse
eh, bu bacaklar kalçalarla da tamamlanmalı değil mi!
öyleyse dön ki okşayayım arkanı
tanrım! nasıl da şehvetli bütün bunlar!
+
öleceğini söylüyor erkekler onun.
bombalar yaklaşıyor diyor erkekler
bunlardan habersiz, ağır ağır kalkıp yerinden
limon koparıyor ağaçtan kadın
içine çekiyor kokusunu limonun
aldığı son nefesiyle belki de.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/889529

denize bir kasırgayla açıldı gözlerim;
ölüm kervanı dalgaları kattım önüme;
bir mantardan hafif, tam on gece, hora teptim;
bakmadım fenerlerin budala gözlerine. güneşi gördüm, alçakta, kanlı bir âyinde;
sermiş parıltısını uzun, mor pıhtılara.
eski bir dram oynuyor gibiydi, enginde,
ürperip uzaklaşan dalgalar, sıra sıra. bataklıklar gördüm, geniş, fıkır fıkır kaynar;
sazlar içinde çürür koskoca bir ejderha,
durgun havada birdenbire yarılır sular,
enginler şarıl şarıl dökülür girdaplara. büründüm mor dumanlara, başıboş, derbeder,
delip geçtim karşımdaki kızıl semaları;
güvertemde cins şaire mahsus yiyecekler,
güneş yosunları, mavilik meduzaları.
http://www.ajindex.com/dosyalar/makale/acarindex-1423871704.pdf

köy boşaltmaları sonrası kadın anlatıları: küçükçekmece kanarya mahalesinde yapılan bir niteliksel araştırma, 2013
https://openaccess.maltepe.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12415/813/24%20mart_final%20d%C3%BCzeltmeler–Blm%201%2C%202%203%2C4-eoi-1.pdf

tek ateşten gömlek, iki ayrı coğrafya: ateşten gömlek ve zeynep romanlarında vatanın temsili olarak kadın
http://www.itobiad.com/tr/download/article-file/459338

oyuncunun sesinin erotik veçheleri
http://academicrepository.khas.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12469/2768/Oyuncunun%20sesinin%20erotik%20ve%C3%A7heleri.pdf

erotik resimde ahlak ve şiddet imgeleri
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/2353/187a7f8d-dc19-4224-bc9e-43a9c9c64f2f.pd

bir anlatım aracı olarak erotik ve tiyatro estetlğinde kullanımı
https://acikerisim.deu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12397/9588/235226.pdf

cinsel davranışın anatomi ve fizyolojisi
https://fnjn.org/Content/files/sayilar/201/9.pdf

bilim erotik bir etkinliktir, felsefe erotik bir etkinliktir.
https://www.imo.org.tr/resimler/ekutuphane/pdf/10723.pdf

aydınlanma felsefesi ışığında, modernizm’den postmodernizm’e aklın ve bedenin estetikle dansı
http://acikerisim.akdeniz.edu.tr/bitstream/handle/123456789/1563/T02002.pdf

cassırer sembolizminde insan mit ve anlam sorunu
http://earsiv.medeniyet.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/384/Mona%20Ahmed%20Tufan%20Doktora%20Tezi%20%28onayl%C4%B1%29.pdf

karar problemine ilişkin risk her zaman mevcuttur ve riski tümü ile ortadan kaldırabilmek mümkün değildir. karar verme belirsizliğin araştırılmasını gerektirir. risk alma kaçınılmaz bir durumdur. risk alma bir şans oyununa ya da piyangoya katılma gibi düşünülmeli.
+
istatistiğin karar teorisindeki karşılığı olasılıktır. 16. yy. da olasılığın kuralları genç bir italyan olan gerolama cardano tarafından geliştirilmiştir. cardano’nun başarısı bir matematikçinin çok üstünde fakat onun ünü zamanın katolik kiliseleri tarafından kötü yönde yayılmıştır. 1501de italya’da doğdu ve oldukça zeki ve araştırmacı bir insandı. ilk buluşu arka mil şaftlı arabalardır. cardano’nun tutkusu ilaçlar üzerinde çalışmaktı ve fakir bir ailenin çocuğu olduğu için öğretimine gereken parayı bulmak zorundaydı. en iyi şansının kumar oynamak olduğunu düşündü. babası da bir kumarbazdı ve bir kumar kavgası esnasında, hile yaptığı için öldürülmüştü. cardano’nun niyeti babası gibi hile yapmak değildi. kumar esnasında, olasılık teorisinin temelini oluşturacak kuralları keşfetti ve bu tezini 23 yaşında yazdığı “liber de ludo alea” adlı kitapla yayınladı. kitabın geliri sayesinde tıp okuluna girdi. ancak gerolama bunlarla yetinmedi. hayatı boyunca karmaşık sayılarla ilgili yeni buluşlar yaptı ve 1540 ta bu konu ile ilgili iki kitabını yayınladı.
http://auzefkitap.istanbul.edu.tr/kitap/endustrimuhlt_ue/kararanalizi.pdf

olasılık kuramı ile ilgili sessiz tarihin başlaması için bir kumarseverin bir zar sorusu yöneltmesi yetmez, bir matematikçinin de onu çözmeyi başarması gerekir. bu matematikçi blaise pascal’dır.
+
bugün ise tarihsel rollerini oynamış olan kumarseverler artık yerlerini bilimsel araştırmacılara bırakmışlardır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/727496

bulanık çok kriterli karar verme yöntemleri ve uygulama
http://acikerisim.pau.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11499/2963/Nilsen%20Karaka%C5%9Fo%C4%9Flu%20.pdf

şans değişmelerine bağlı hemen hemen bütün gözlemleri, bu şans değişmelerinin doğal özelliğini incelemek olasılık kuramıdır. şans kavramları ve onunla birlikte “şans” tarih öncesine kadar gider, ancak bunların matematiksel incelenmesi 300 yıl eskiye dayanır.
+
quetelet ve arkadaşları, maxwell, boltzman ve gibbs çalışmalarında olasılık teorisinden şans oyunlarında, fizik ve astronomi sahalarında, sigortacılıkta, özellikle de ölüm istatistiklerinin oluşturulmasında, istatistiksel mekanikte bol miktarda yararlanmışlardır.
http://earsiv.odu.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11489/613/10131691.pdf

yanlış gerekçelerle doğru sonuca ulaşmak da olanaklıdır; ancak bu da rastlantısal olarak ya da şans eseri doğru olabilir. bu şekilde elde edilmiş bir şeyi biliyorum demek ya da bilgi olarak görmek mantık dışıdır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/676833

bilgi, şansı dışarıda bırakır. yani inandığımız şeyin doğruluğunu teminat altına alacak ilave koşula ihtiyacımız vardır.
+
doğru inanç bilgi olmadığı gibi gerekçelendirilmiş doğru inanç da bilgi değildir.
https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/97091/mod_resource/content/0/Theaetetus%20Sorunu%20ve%20Gettier%20Sorunu.pdf

gettier ve bilgide şans unsuru
http://earsiv.hitit.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11491/3015/hasanyucell.pdf

gerekçelendirilmemiş ve doğru olduğu iddia edilen bir inanç ise şanslı bir tahminden öteye gitmemektedir.
+
bir önermenin şans eseri edinilmiş bir önerme olması durumunda, dışsalcılık, epistemik öznenin “biliyor olduğunu bilmesinin” şansı önlemek için yeterli olduğunu ifade etmektedir. ayrıca içselci yaklaşım da bilgi ediniminde şansın önlenebilmesi için, “bildiğini biliyor olduğunu gösterme” şeklinde bir gerekçelendirme olması gerektiğini öne sürer.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1452513

ibn sina’da kesin bilgi ve kesin bilginin unsurları
http://acikerisim.ybu.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/1621/451957.pdf

insanoğlu tarih öncesi zamanlardan beri seçkisiz (rasgele) fiziksel olaylarla karşı karşıyadır. öngörülemeyen doğa olaylarını yorumlamak (gaipten haber vermek) ve şans oyunları bunlara tipik örneklerdir.
+
matematik dünyası şans oyunlarının matematikle bir ilişkisi olduğunu bilmiyordu.
+
seçkisizlik kavramı, başlangıçta şans oyunlarından çıkmıştır.
https://acikders.tuba.gov.tr/pluginfile.php/333/mod_resource/content/0/odevler/Olasilik.pdf

“evrendeki her şey şansın meyvesidir” – democritus
+
olasılık şansın matematiksel karşılığıdır.
+
bilim adamları farklı amaçlar için kullanılan şans oyunlarının temelinin aslında matematik olduğunu uzun yıllar boyunca fark edememişlerdir.
+
olasılığın tarihi incelendiğinde başlangıçta olasılık, insanoğlunun kontrol edemediği doğa olayları ve şans oyunları gibi konularla ilgilenmekteydi. ancak zamanla bilim, genetik, ekonomi, kuantum fiziği gibi birçok alanda kullanılarak önem kazanmaya başladı.
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/6902/10243300.pdf

moivre ve laplace’in ortak noktası şansa inanmamalarıdır. onlara göre şans yanılgıdan ibarettir. şans diye düşünülen şey aslında fizik kuralları ile meydana gelmiştir. her şeyi kendinden önce oluşan olayların sonucu olarak kabul ederler. buna kelebek etkisi de örnek gösterilebilir. hiçbir şeyin belirsiz olamadığını, her şeyin bilinen veya bilinmeyen bir sebebinin olduğunu savunan bu düşünce sistemine determinizm denir. “hiçbir şey belirsiz değildir; her şey kendinden önceki sebebin bir sonucudur, biz bu sebebi bilsek de bilmesek de… “ cümlesi ile de bu düşünce açıklanabilir. her birimizin en az bir kere duyduğu ve en basiteindirgenmiş olan örneğe başvuracak olursak bir madenî parayı havaya attığımızda yazı mı tura mı geleceği bazı fizik kurallarına göre şekillenir; elin açısı, hava akımı, elin yüksekliği, paraya uygulanan kuvvet, paranın alaşımı, paranındüştüğü yerin şekli, havada bulunan toz miktarı, sıcaklık, paranın büyüklüğü gibi. bunları ve bunun gibi daha fazla etkisi olabilecek fizik kuralını hesaplayarak tahmin etmek yerine paranın yazı mı tura mı geleceğini hesaplayabilir ve kesin olarak ne gelebileceğini söyleyebiliriz. bunları hesaplamaya insan beyninde bulunan kapasite izin vermeyecek bile olsa bir insanın hesaplayamıyor oluşu asla kimsenin hesaplayamayacağı anlamına gelmez.
http://hekimoglual.meb.k12.tr/meb_iys_dosyalar/42/01/964122/dosyalar/2018_03/09174200_dergi_4_e-dergi_-_mobil.pdf

“su hakkı” olmalı mı?
http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2007-72-356