pdf 20

şiir hastanede çıkan yangını- hasta toplumda bir devrim – anlatmaktadır. şöyle başlamaktadır:
gece siyah, yol siyah
ev beyaz, bam beyaz,
fener sarı
siyah
beyaz
sarı…
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/ET001500.pdf

hemşirenin varlığı: kuramsal bir bakış
https://jag.journalagent.com/phd/pdfs/PHD_7_2_94_99.pdf

bu aslında yüzyıllardır sorulan bir soru: kusursuz olmasa bile insan yine de özünde nazik, duyarlı ve iyi huylu bir yaratık değil midir? yoksa derinlerde bir yerde kötülüğe, bağnazlığa, tembelliğe, kindarlığa ve bencilliğe mi yatkınız? bu sorunun basit bir cevabı yok. şüphesiz ki bireyler arasında çok fazla çeşitlilik var.
+
bir zamanlar eğitimciler solak öğrencileri döverek “tedavi ederdi”. sonradan solaklığın ana karnında belirlenen bir özellik olduğunu öğrendik. yine bir zamanlar doktorlar veremin vampirler tarafından bulaştırıldığına (mağara, çöller ya da dağlardaki kuru havanın veremi iyileştirdiğine) inanırdı. sonraları veremin nedeninin bakteriler olduğu ve dolayısıyla da antibiyotikle tedavi edilmesi gerektiği anlaşıldı.
http://www.optimistdia.com/dosyalar/site_resim/bulten/Optimist_Newsletter_Almanak_2019.pdf

“bütün hastalıklar bağırsaktan başlar. bağırsak hasta ise vücudun geri kısmı da hastadır.” hipokrat
http://docs.neu.edu.tr/staff/serdar.susever/28probiyotik%20[Uyumluluk%20Modu]_167.pdf

henüz stalin, hitler ve roosevelt iktidara gelmeden önce, benim doğduğum yıllarda, ateşleri yükselince tıbbi bakım ihtiyaçlarından söz edenler sadece zenginler, hipokondriyaklar ve elit birliklerinin mensuplarıydı. o zamanlar doktorlarsa, böylesi bir durumda büyükannelerin yaptığından çok daha fazlasını yapamazlardı. tıpta ihtiyaçların ilk değişimi, sülfa ilaçlarıyla ve antibiyotiklerle geldi. hastalıkların kontrol altına alınması basit ve etkili bir yönteme dönüşürken, ilaçlar reçetelere yazıldıkça yazıldı. hasta rolünü kimin oynayacağını tayin, tıbbi bir tekel haline geldi. kendisini hasta hisseden kimse, bir hastalık ismiyle etiketlenmek ve sözde hastalar azınlığının bir üyesi olduğu resmen ilan edilmek üzere kliniğe gitmek zorunda bırakıldı: insanlar işten muaf tutuldu, şifa bulmaları için yetki verildi, doktorların emrine amade kılındı ve iyileşmeleri emredildi, sırf tekrar yararlı birşey haline gelmeleri için. paradoksal bir olgu olarak -testler ve ilaçları içeren- farmakolojik teknik hekimsiz yaşanabilecek kadar kolay tahmin edilebilir ve ucuz bir şeye dönüşürken toplum ise, bilimin basitleştirdiği ve reçete listesine yerleştirdiği bu prosedürlerin serbest kullanımını sınırlamak için yasalar ve polis kanunları çıkardı.
+
“hastalanınca doktorlara vatırmaktansa, param, sağlıklı kalmak için daha iyi harca” sloganı bugün, paranın kendilerine gelmesini isteyen yeni dolandırıcıların seyyar satıcılığı gibi görünmektedir.
https://anarcho-copy.org/free/tuketim-koleligi.pdf

şair adonis’te son olan bütün şeyler ilktir. bu, görüşünden, açık düşüncesinden ve felsefi ustalığından ileri gelmektedir. o, anlamın ve güzel sözün şairidir; şair-düşünen ikileminde, ilk olanı sonla değil, düşündüğü sonu şiire döker. ondaki anlam kavramı şiirin iskeletidir, hangi durumda olursa olsun, hangi şiiri yazarsa yazsın mutlaka iskeletini düşünceyle oluşturur.
+
ne zaman bir kadının boynuna sarılsan
bir bekçi sorar sana:
gökten izin istedin mi?
https://tdk.gov.tr/wp-content/uploads/2014/05/20140531.pdf

hazır giyim imalatında ergonomik risk değerlendirme ve kas iskelet sistemi sorunları
https://ailevecalisma.gov.tr/media/1516/safinazesraciftci.pdf

maksiller iskeletsel ve dişsel transversal yön boyutlarının farklı malokluzyon grupları arasında karşılaştırılarak değerlendirilmesi
https://jag.journalagent.com/eudfd/pdfs/EUDFD_38_3_151_157.pdf

ortodontik anomalilere giriş ve terminoloji
https://avys.omu.edu.tr/storage/app/public/dis_hekimligi/47/DHF_302_D-2%20Ortodontik%20Anomalilere%20Giri%C5%9F%20ve%20Terminoloji.pdf

açık kapanış vakalarında ortodontik ve ortopedik tedavi
https://neu.edu.tr/wp-content/uploads/2015/10/acik-kapanis-vakalarinda-ortodontik-ve-ortopedik-tedavi.pdf

iskeletsel sınıf ıı anomalilerde fonksiyonel tedavi
https://neu.edu.tr/wp-content/uploads/2015/10/iskeletsel-sinif-2-anomalilerde-fonksiyonel-tedavi.pdf

ortodontik anomalilerde etyoloji
https://cdn2.beun.edu.tr/dis//2017/03/tek/ortodontik-anomalilerde-etyoloji.pdf

dudak damak yarığı deformiteli hastaların ortodontik kayıtlarına ait demografik verilerinin incelenmesi
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/3510/Ece_%C3%87etin_TEZ.pdf

fetal iskelet sistemi anomalileri
https://turkradyolojiseminerleri.org/content/files/sayilar/15/buyuk/284-98.pdf

diffüz iskelet bozukluklarıyla seyreden göğüs duvarı deformiteleri
http://www.jcam.com.tr/files/KATD-296.pdf

iskelet displazileri
https://www.tmftp.org/files/sunumlar/4-kasim-2017/riza-madazli.pdf

prenatal dönemde ekstremite kısalığı saptanan fetüslerin tanısal dağılımı ve postnatal değerlendirmesi
http://openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/4933/Dr.%20Ay%C3%A7a%20Burcu%20KAHRAMAN.PDF

luca pacioli zamanında çin’de muhasebe
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/319969

geçmişten günümüze türkiye’deki muhsebe sistemleri
http://academicrepository.khas.edu.tr/bitstream/handle/20.500.12469/3231/GE%C3%87M%C4%B0%C5%9ETEN%20G%C3%9CN%C3%9CM%C3%9CZE%20T%C3%9CRK%C4%B0YE%E2%80%99DEK%C4%B0%20MUHSEBE.pdf

insan, kendini tesadüfi bir dünyada yaşıyor olarak bulur; onun varlığı kötü bir şekilde ortaya konan bir kumar içerir. dünya bir risk sahnesidir, o, belirsizdir, değişkendir…
+
yaşam bir kumarı barındırır, çünkü yaşam değişkenlik eğilimli bir çevreyle etkileşime bağlıdır.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/494111

hayat, şans ile riskin armonisi değil mi… önemli olan doğru değerlendirerek pozisyon almak. unutmayalım, güzel yaşa’m öngörebildiğimiz ölçüde mümkün.
https://www.guzelyasa.com.tr/wp-content/uploads/2020/12/guzelyasa-14.pdf

rönesans ütopyaları ve distopyalarda bilim anlayışına bakış
https://arastirmax.com/tr/system/files/dergiler/25774/makaleler/18/1/arastirmax-overview-understanding-science-renaissance-utopias-and-distopies.pdf

ideolojik silsileler içerisinde birey adeta ideolojilerle kaplı bir hapishanenin içerisine mahkum olmuştur. bu hapishanede birey özgür düşünme ve özgür hareket etme olanağından uzak olduğu için tarafsız düşünme yeteneğinden de hızla uzaklaşmaktadır.
+
eagleton’a göre ideoloji, baskıcı bir siyasi iktidarın ayakta durmasını sağlayan aldatıcı bir düzendir.
+
ideolojinin kendisinden başka hiçbir şey ideolojiyi değiştiremez ya da bir ideolojiden başka hiçbir şey bir ideoloji ile mücadele edemez.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/177764

althusser, ideoloji ve iletişimin dayanılmaz ağırlığı
http://www.acarindex.com/dosyalar/makale/acarindex-1423870633.pdf

ideolojinin temel/kökensel özelliği, onun insanın haklı olma/hükmetme ihtirasından doğmuş olmasıdır.
+
her ideoloji kutsal olanı aklileştirir, aklı kutsallaştırır.
http://www.bingol.edu.tr/documents/%C4%B0deoloji%20ve%20%C4%B0deolojik%20%20Ki%C5%9Filik%20Kriti%C4%9Fi%20G%C3%BCncel%20Hukuk%20i%C3%A7in%20K%C4%B1salt%C4%B1lm%C4%B1%C5%9F%20Hali.pdf

penguenler neden üşümez?
ipek c. : çünkü penguenlerin içinde yağ tabakası vardır hiç üşümezler. kanatları vücutlarına yapıştırıp yürürler. böylece üşümezler.
duru g. : penguenlerin tüyleri olduğu için üşümezler.
ekin t. : penguenlerin içinde yağ tabakası olduğu için üşümezler.
alaz güney k. : çünkü kanatları vücutlarına doğru kapatırlar ve üşümezler.
tettarman h. : penguenlerin üstünde tüyleri var onun için üşümezler.
ece s. : penguenler tüyleri olunca hiç üşümüyorlar.
kaan b. : fırtına çıktığı zaman penguenler bir araya geliyorlar ve üşümüyorlar.
zeynep k. : penguenler çok tüyleri vardır ve üşümezler.
zeynep a. : penguenler yağ tabakası vardır onun için hiç üşümezler.
defne a. : penguenler soğuğu severler ve tüyleri vardır hiç üşümezler.
nehir g. : penguenler fırtına çıkarsa biri işaret eder hep bir araya gelirler böyle ısınırlar.
güz ç. : çünkü tüyleri olduğu için üşümezler.
ege e. : çünkü kanatları vücutlarına kapatırlar.
arif cem k. : penguenlerin kalın tüyleri vardır, tüyler onları sıcak tutar.
selin a. : penguenlerin tüyleri olduğu için üşümezler.
gülsu naz ş. : penguenlerin tüyleri onları üşütmez.
emre t. : penguenlerin tüyleri olduğu için üşümezler.
https://istekkemalataturkanaokulu20112012.files.wordpress.com/2012/01/4-a.pdf

penguenler neden üşümezler?
almina ö. : çok kalın tüyleri vardır.
deniz ö. : çok soğuk yerde yaşadıkları için üstünde kalın tüyler vardır.
derin i. : çünkü tüyleri sıcaktır.
ipek y. : çünkü penguenlerin çok sıcak tüyleri vardır.
ali a. : çünkü yağ tabakaları vardır.
defne ırmak y. : çünkü yağ tabakaları ve çok kalın tüyleri vardır. o yüzden üşümüyorlar.
halil deniz e. : çünkü çok yağ tabakalarını balık yiyerek alıyorlar. sonrada hiç üşümüyorlar.
naz ç. : çünkü toplanarak birbirlerine yapışırlar, o zaman hiç üşümüyorlar.
bahar i. : yağ tabakaları olduğu için üşümezler.
zelal zeynep i. : penguenler çok yapışınca üşümezler.
mertali n. : penguenlerin ayakları çok küçük oldukları için üşümezler.
hüseyin boran ç. : penguenlerin yağ tabakaları vardır.
azra a. : penguenlerin yumuşak ve kalın tüyleri vardır.
nazlı ö. : çünkü çok kalın tüyleri vardır.
yaz mira t. : çünkü onlar soğukta yaşarlar ve tüyleri en kalın canlılardır.
ayşenaz k. : çünkü onların çok kalın elleri vardır.
levent ege e. : tüyleri çok kalındır ve dünyada en kalın tüylülerdendir, o yüzden üşümezler.
tuana a. : çünkü tüyleri yumuşak ve kalındır.
https://istekkemalataturkanaokulu20112012.files.wordpress.com/2012/01/4-b.pdf

soğuk bölgelerde yaşayan hayvanlar neden üşümezler?
http://cankayacumhuriyetanaokulu.meb.k12.tr/meb_iys_dosyalar/06/06/817374/dosyalar/2021_01/03164800_3_yaYokuloncesi_6.hafta.pdf

çocuk herhangi ölüm haberiyle karşılaşmadan (herhangi yakınını kaybetmeden) önce ölüm kavramı çocuklara ölen bir bitki, komşunun ölen bir kuşu, ölen bir balık, ölen bir yaprak vb. aracılığı ile tarif edilmelidir.
bu tarif şu şekilde yapılabilir. artık o burada değil ve hiçbir zaman onu göremeyeceğiz. canlılar doğarlar, büyürler belli bir süre yaşadıktan sonra da ölürler. ölünce farklı bir safaya-aşamayabaşka bir noktaya geçerler. bu ölümün içerisinde de artık onlar yemek yemezler, üşümezler, onları bir daha göremeyiz..
http://gebzevhbanaokulu.meb.k12.tr/meb_iys_dosyalar/41/02/973025/dosyalar/2020_11/10130027_COCUKLARA_OLUM_KAVRAMI_NASIL_ANLATILIR.pdf

iglolarda insanlar nasıl yaşar, üşümezler mi?
https://kare.mam.tubitak.gov.tr/sites/images/kare_mam/antarktikayi_taniyalim.pdf

penguenler neden üşümez?
iki bardak su hazırlıyoruz. küçük bir pamuk alıyoruz ve pamuğumuzu penguen olarak düşünüyoruz. ilk bardağa pamuğumuzu koyuyoruz ve battığını görüyoruz. diğer pamuk parçamızı sıvı yağına buluyoruz ve sonra diğer su bardağına koyuyoruz. yağ ile temas eden pamuğun batmadığını görüyoruz. penguenleri de derilerinin altındaki yağ katmanları korur ve suda batmazlar ve üşümezler.
http://kubraparkanaokulu.com/wp-content/uploads/2019/02/4-YA%C5%9E-OCAK-AYI-E%C4%9E%C4%B0T%C4%B0M-B%C3%9CLTEN%C4%B0.pdf

tüm çocuklar sever karı
üşümezler, hissetmezler soğuğu
sevmeyen yoktur karı
ahh, keşke kar yağsa
https://dosya.diyanet.gov.tr/DYYSDosya/Dergiler/Cocuk/2019/cocuk_aralik_2019.pdf

sığırların işkembeleri kalorifer kazanı gibidir. sığırlar işkembeleri çalıştığı sürece üşümezler. yem, kalorifer kazanına giren yakıt gibi danayı ısıtır. ayrıca; dananın üzerinde kalın bir kürk vardır. üşüyeceğini düşünerek kapalı ahırlarda hayvanları zararlı gazlara maruz bırakmak besicilikte yapılan en hatalı iştir.
https://atafenblog.com/wp-content/uploads/2018/09/kisaylarindabesicilik-12122014.pdf

esnaf ve sanatkârlar, üşümezler. üşüseler de, müşterilerine belli etmezler.
http://tesk.org.tr/resimler/vitrin/213.pdf

bazen kişiler, çok mutlu oldukları zaman acıkmazlar, susamazlar, üşümezler çünkü bu kişiler o anda sevgiyle beslenirler.
https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/28834/3358.pdf

vatansever, cesur ve çalışkan olan komutanlar, askerlik ilim ve sanatının ayrıntıları ile uğraşmayı küçümsüyorlar ve ‘asker acıkmaz, asker yorulmaz, asker üşümez’ gibi bir felsefeyi benimsiyorlardı. tabiat kanununa karşı olan bu felsefenin benimsenmesi askerin eğitimi, yiyeceği, giyimi, sağlık durumu ile ilgili gerekli tedbirlerin alınmasını engelliyordu.
https://tde.sakarya.edu.tr/sites/tde.sakarya.edu.tr/file/savas_ve_edebiyat_2.cilt_e_kitap_sempozyum_bildiriler_kitabi___.compressed_.pdf

üniforma, bir yandan insanın kişiliğini ortadan kaldırıyordu ama öte yandan onu silahlı bir topluluğun güvenilir parçası haline getiriyordu. “asker üşümez, asker acıkmaz, asker yorulmaz” martavalına herkesin inanması da galiba bundandı.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/155530

sultan mehmed bir aralık, havuzda çırçıplak yüzen bizans dilberlerini gördü.
#AD?
-ördekler suda yüzmekten hoşlandıkları gibi, bunlar da havuzda yüzmekten ve biribirini kovalamaktan zevk alırlar. onları seyretmek de ayrı bir zevktir.
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/GAZETE/aksam/aksam_1941/aksam_1941_subat_/aksam_1941_subat_23_.pdf

şehrin kaygısız camları ardındaki insanlar şiir kişisi gibi yalnız değillerdir ve üşümezler. bununla birlikte şiir kişisi yalnızlığını sevgilinin varlığında eritmek ister, hayatın soğuk, acılı yanları onlara işlemez, “her köşe başında öpüşüyorduk” ifadesi bu birlikteliğin sıcaklığını kanıtlar.
https://www.tedankara.k12.tr/templates/gk_university/yayinlarimiz/kalemizleri/sayi13.pdf

ellerim çatladı, bir gör nasıl çatladı.
hava soğuk, çok soğuk, buz gibi derler ya.
asker üşümez, üşümez ama hava soğuk.
tanklı yaşantım nonfigüratif
kargacık burgacık yazılarım inan ki,
şiirlerim bile üşüyor öylesine soğuk.
ben yine seni bekliyorum bu soğukta bile
ama gelmezsin işte, boşuna bekleyişim.
http://tbbyayinlari.barobirlik.org.tr/TBBBooks/609.pdf

yüzde yüz sağlıklı olmalısınız. sağlıklı olmalısınız ve sağlıklı olduğunuzu bilmelisiniz. o yuncular sahnede hapşırmazlar, zatürreeye yakalanmazlar, üşümezler, kaşınmazlar, ayakları sızlamaz, bel ağnsı çekmezler. kısacası onlara hiçbir şey olmaz.
http://esgici.net/022_005/Stella%20Adler%20%20Aktorluk%20Sanati.pdf

lambada titreyen alev üşür de güneş üşümez mi? zaten güneş üşüdüğü içindir sonbahar ve hazan..
+
ve sonbahar bir gurbettir.. tabiatın boğazının düğümlenmesidir. susmasıdır toprak ananın. üşümesidir gök kubbenin ve güneşin. donmasıdır dağların.. lambada titreyen alev üşür de güneş üşümez mi? zaten güneş üşüdüğü içindir sonbahar ve hazan..
+
ama sonbahar beton kadar soğuk değildir, ağaçlar demir direkler kadar üşümezler.. her ne kadar beton evler duygusuzlaştırsa da bizi, demir direklere kuşlar konmasa da dağlara bakan gözlerimiz, ağaçların ağıtına eşlik eden gözyaşlarımız yüreğimizin sesini duymamıza engel değil..
http://mado.com.tr/dondurmado_dergi03.pdf

malzemeler: margarin, lateks eldven, buzlu su içeren bir kap elinizi içi buzlu dolu kaba sokunuz. birkaç saniye bekleyiniz. elleriniz üşüdü değil mi? daha sonra elinize eldiven takıp margarini elinize iyice yayınız. tekrar elinizi buzlu suya sokunuz. şimdi eliniz üşümedi. sonrasında da kutuptaki hayvanlarda bulunan yağ tabakası sayesinde tıpkı buna benzer şekilde üşümedikleri hakkında sohbet ediniz.
https://orgm.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/2020_05/06002206_ETKYNLYK_6_mayYs.pdf

koronavirüs sırasında londra’nın merkezindeki wembley’de cami, mescit başkanı tarafından kapatıldığından, müslümanlar yolda dua ediyor. şunların kibrine bakın! ve bazı batılı feminist, ateist ve islamcılar bu davranıştan nefret ettiğimizden bizi islamofobiyle damgalıyorlar!
https://diam.sakarya.edu.tr/sites/diam.sakarya.edu.tr/file/mayis_2020.pdf

koronavirüs inanç dünyamızı ve dinleri nasıl etkileyecek?
+
tartışmalar koronavirüs salgını sonrası dünyanın bildiğimiz dünya olmayacağını gösteriyor. siyaset bilimcileri, sosyologlar ve daha birçok bilim uzmanları “nasıl bir dünya bizi karşılayacak?” sorusuna cevap arıyor.
https://www.tasav.org/images/Covid/Hilmi_DEMR.pdf

koronavirüs ve mesih
+
bundan iki yüzyıl sonra roma imparatoru julianus (m.s. 332-363) antik roma dinini yeniden canlandırmak istediğinde, hristiyanlığı gittikçe büyüyen bir tehlike olarak gördü ve galatya bölgesinin pagan başkâhinine yazdığı mektubunda şunları söyledi:
ateizm [hristiyan inancını kastediyor] özellikle de yabancılara gösterdikleri sevgi dolu hizmetlerinden ve ölülerin defin işlerine gösterdikleri özenden ötürü son derece yayılmış durumda. bir tane bile yahudi dilenci yokken ve şu tanrısız celileliler [yani hristiyanlar] sadece kendi fakirlerine değil, bizimkilere de yardım ediyorlarken, bizim kendi insanlarımıza yardım etmiyor olmamız bir utançtır.
+
koronavirüsü tanrı’nın bir işi olarak görmekle hristiyanları risk alıp bu hastalığın yarattığı acıları dindirmeye çağırmak arasında bir tutarsızlık yoktur. tanrı düşüşte dünyayı günaha ve ıstıraba teslim ettiğinden beri, kendi halkına mahvolanları kurtarma görevini vermiştir, her ne kadar mahvolanların yargısını veren kişi kendisi olsa da.
https://static1.squarespace.com/static/5e257e6db3dbd6661a228dc7/t/5eb06054a628653343d27c76/1588617306844/coranavirus_ve_mesih_4+May%C4%B1s_AND.pdf.pdf

koronavirüs (covid-19) süreci bağlamında kötülük problemine “holistik bakış” ve “‘sözde problem’ yaklaşımı”
http://isamveri.org/pdfdrg/D03262/2020_4/2020_4_BAYINDIRA.pdf

sayıları 700 milyona ulaşan ateist ve agnostik kişiler dünyanın dördüncü büyük dini olarak tanımlanıyor. sayılarının giderek artıyor olması özellikle birleşik krallık’ta devlet politikaları açısından güncel bir sorun haline gelmiş bulunmakta.
https://www.hayatvakfi.org.tr/wp-content/uploads/2020/10/HSDergisi20-Kapak-

toplumsal cinsiyet bağlamında türk romanında kadın öğretmen kimliği: tanzimat ve cumhuriyet dönemi romanlarına karşılaştırmalı bir yaklaşım
+
ey nisvan-ı islam.. ey muhterem hemşirelerim! çünkü kadınlar erkeklerden keskin olan zekâları sayesinde iyi okurlarsa çok öğrenecekler. rabbimiz teala’nın verdiği ve peygamberimiz efendimiz hazretlerinin (…) buyurduğu imtiyazlara akılları da erecek..2 ticarete, sanata süluk ederek nafakalarını kazanacaklar. sonra erkeklerin başlarına indirmek istedikleri maddi ve manevi darbelere artık boyun eğmeyecekler!
+
cenâb-ı hallâk çocuk büyütüp terbiye etmek hassasını kadınlara vermiş olduğundan, çocuk, validesinin âguş-u şefkatinde iken, aldığı iptidaî ve esasî terbiyeden sonra, bir mektebe girmek mecburiyetinde bulunduğu vakit, o mektepte kendisini terbiye ve talim ve tedris edecek muallimin bile kadın olması terbiyenin teshil ve tesriine medar olur.
+
şemsettin sami bu sözlerinden de anlaşıldığı üzere çocuğun sekiz yaşına kadar olan eğitiminin annesi, sekiz yaşından itibaren ilk eğitiminin ise kadın öğretmenler tarafından verilmesini önermektedir. yazarın çocuğun ilk eğitiminin kadın öğretmenler tarafından verilmesini önermesi kadınların anne olmaları sıfatıyla ilişkilidir. kadın öğretmen aynı zamanda annelik sıfatını taşıdığı için annesinin kucağından henüz ayrılmış olan çocuğun dilinden anlayabilecektir. fakat çocuk, ilk eğitimini tamamlayıp çocukluktan çıktıktan sonra fen bilimleri ve benzeri ciddi ilimleri erkek öğretmenlerden almasını istemektedir.
+
bedia helvila’ya cinselliğini sergileyerek para kazanmak yerine öğretmenlik yapmasını önerir: “iyi ya! validen de okumak yazmak bilir. evinize o kadar erkekleri dolduracağınıza civarınızdaki komşularınızın çocuklarına okumak öğretmek için hanenizde ders de veremez miydiniz?”
+
hayır! anne hayır! daha kaç sene böyle hizmetçilik edeceksin? hem bir evin tekmil hizmeti hem de tahtaya, çamaşıra gitmek artık senin vücudunu harap etmekte olduğunu görüyorum. bir yandan da dikiş dikiyorsun. gayrı zaaf-ı basardan da gözlerini kırpıştırmaya başladın. bir iğne geçirinceye kadar nice dakikalar geçiriyorsun. bu yaşayışsenin vücudunu bitirdikçe benim de yüreğimi eritiyor. bu kadar hevesle çalışmama sebep olan bana gayret veren şeyin çoğu da seni bu hâlden kurtarmaktır. yoksa gidip gelmeye ayakkabı yetiştirmek, kitap parası, el işi masrafı, mektebe götürülecek yiyecek tedariki gibi şeyler bizim çalışmamıza en büyük mevanidendir. fakat görüyorum ki senin sağlam ve iri vücudun bile şu yolda çalışmaya dayanamıyor. ben bir an evvel diplomayı alsam da seni bu zahmetlerden kurtarsam diyorum.
+
ben, mektep hocası olduktan sonra, kendime bir kıyafet düşünmüştüm. fikrime göre bir hoca vazife başında başka kadınlar gibi giyinemezdi.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/155326

öğretmen algılarına göre kadın öğretmenlerin kariyer engellerinin incelenmesi
+
kadın öğretmenler enerjilerinin büyük bir kısmını ev ve aileye karşı olan sorumluluklarını yerine getirirken harcamaktadırlar. dolayısıyla da daha fazla sorumluluk ve zaman gerektirecek işlerden kaçınmaktadırlar.
+
kadın öğretmenler, toplumsal yapıdan kaynaklı çeşitli şekillerde kendini hissettiren kariyer engeli ile karşılaşmaktadırlar. tarihi bir süreçte oluşan bu engeller, çoğu kez dolaylı yollardan kendini göstermektedir.
+
türklerde kadınlar islamiyet öncesinde erkeklerle eşit oranda toplumsal hayatın içinde yer alırken, hükümdar olabilirken, törenlerde, toplantılarda, ayinlerde, savaş ve barış görüşmelerinde yer bulurken, nizamülmülk ile beraber akıl yönünden eksik olarak görülmüşlerdir. bundan sonra toplum, kadından sadece iyi bir eş ve anne olmasını beklemiştir. bu da, toplumun gelişme ve ilerlemesini engellemiştir.
+
okullarında kendilerine karşı var olan önyargılı davranış ve tutumların yarattığı engellerden dolayı, kadın öğretmenlerin kariyer yapma cesareti kırılmakta ve yükselmeleri engellenmektedir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/16698

kadının toplumsallaşması ve fitne
http://isamveri.org/pdfdrg/D00064/1997_1-2-3/1997_1-2-3_AKTASC.pdf

öğretmen adaylarının toplumsal cinsiyet algılarına göre okul öncesi öğretmenliğine ilişkin görüşleri
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/732305

okullardaki iletişim ortamı ve örgütsel güven arasındaki ilişkinin incelenmesi
https://openaccess.izu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12436/1206/Engin_Kiylioglu.pdf

ilköğretim ve ortaöğretim öğretmenlerinin, denetmenlerin iletişim becerilerine ilişkin algı ve beklentileri
https://toad.halileksi.net/sites/default/files/pdf/mufettislerin-iletisim-becerileri-olcegi-toad.pdf

ortaokul öğretmenlerinin ergenlik dönemi öğrencilerine dair toplumsal cinsiyet algısı: istanbul örneği
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/ET001069.pdf

öğretmenlerin sağlık durumuna bir bakış: kesitsel bir çalışma
+
kadın öğretmenlerde üst solunum yolu hastalıkları (p<0,001), depresyon (p=0,39), huzursuz bacak sendromu (p=0,018) ve osteoporoz tanılarının (p=0.034) erkeklere göre daha fazla olduğu; sınıf öğretmenlerinin sağlıkla ilgili yakınmalarının branş öğretmenlerine göre daha fazla olduğu saptanmıştır. + öğretmenlerde en sık görülen ses kısıklığı yakınmasının kadınlarda anlamlı olarak daha fazla görüldüğü (p<0,001), ayrıca ses kısıklığı olanlarda farenjit, alerjik rinit, üsye, sinüzit gibi üst solunum yolu hastalıkları (hepsi için p<0,001) ve reflü (p=0,017) ile anlamlı ilişkisi saptanmıştır. http://turkishfamilyphysician.com/wp-content/uploads/2016/07/C6-S1-ogretmenin-saglik-durumuna-bakis.pdf

dinî gelenekte ötekileştirilen kadın
+
kadının evlilikteki rolünü bedenini erkeğin istifadesine sunma olarak algılama, evliliği sevgi ve saygıya dayalı manevi bir birliktelik olmaktan ziyade sahiplik anlayışıyla bir ticari anlaşmaya çevirir ki kadının bedeni bir meta durumuna indirgenir. erkeğin geçim sorumluluğu da bu metadan yararlanma karşılığına dönüşür. kadını erkeğin veya pazarın metaına indirgeme, farklı kimlik ve zihniyetlerin kadına bakışının yansımasıdır. kadını metalaştırma kadının bedeni üzerinden gerçekleştirilen bir tasarımdır.
+
nikahta ‘kadının mülkiyetine sahip olmak’, ‘kadın bedenini lezzet için erkeğe tahsis etmek’, ‘kadın bedenini erkeğin özel mülkiyetine ait kılmak’ tarzında kadından istifade ve kadının mülkiyeti vurgusu, bu istifadede erkeğin mutlak hak ve yetkisi, evliliği menfaat odaklı bir anlaşmanın da ötesinde köle-efendi ilişkisine çevirmek, erkeğe, kadının bedeni üzerinde tasarruf yetkisi tanımak ve kadını erkeğin metaı haline getirmektir.
https://acikerisim.uludag.edu.tr/bitstream/11452/3151/1/210158.pdf

egemen bir dini söylem tarzı olarak ataerkillik
+
allah erkeği fallustan ötürü kadına üstün kılmıştır(!).
ibnu’l-cevzi.
http://www.muharrembalci.com/hukukdunyasi/alintilar/521.pd

ithifallik tanrılar ve ifade ettikleri
+
çok tanrılı antikçağda hayatın her alanı tanrı ve tanrıçaların yönetimi ve gözetimi altında idi. tanrı ve tanrıçaların yeteneklerini veya özelliklerini gösteren sembolleri vardı. inanılan ibadet edilen ve çareler istenilen bu tanrı ve yarı tanrılar arasında açıkta penisi veya fallusu ile tasvir edilenler mevcuttu. bu çalışma çok tanrılı dönemde penis veya fallusları ile sembolize edilmiş mitolojik tanrı, yarı tanrı ve kahramanları ile ifade ettiklerini androlojik bakış açısı ile ortaya koymayı amaçlamıştır.
https://jag.journalagent.com/androloji/pdfs/AND_21_4_155_160.pdf

‘cennetten dört nehir’ rivayeti üzerine bir inceleme: (dinler) tarih-coğrafyanın rivayetlerin anlaşılmasına katkısı
+
genel olarak dinler, mesajlarını içeriklerinden dolayı kimi zaman sembolik-mitik bir dil kullanmışlardır. dolayısıyla din dilinin kurucu unsurları olarak bu tarz sembolik-mitik formlara diğer dinsel kültürlerde olduğu gibi, islam geleneğindeki rivayetler içinde de karşılaşılmaktadır. cennetteki dört nehir hakkında ele aldığımız rivayete ilişkin tüm kaynak incelememizden edinilen izlenime göre, bu rivayete ilişkin yorum sorunu, tamamen rivayetin son kısmı olan seyhan-ceyhan (seyhun-ceyhun) ile ilgilidir. seyhan-ceyhan (seyhun-ceyhun) o dönem arapları açısından herhangi bir kültürel ize sahip gözükmemektedir. sonuç olarak içinde mitik öğe barındıran rivayetlerin bu tarz bir (dinler) tarih-coğrafya ilişkisi çerçevesinde ele alınmasının, rivayetlerin anlaşılmasına muhtemel katkılarının, metni yerel ya da ortak (din) dili ve kültürel mirası ile bağlantısı çerçevesinde ele almaya imkân vermesi, dolayısıyla incelemeye derinlik kazandırması ve ona geniş bir açı vermesidir. ayrıca bu analiz yöntemi daha kapalı olan metinlerdeki anlam ihtimallerinin ortaya çıkarılmasına yardımcı olma potansiyelini taşımaktadır.
https://www.islamiarastirmalar.com/upload/pdf/b1f9a2a9614b49a.pdf

sokağa çıkmak intihar. ama evde kalsanız ne olur, mr.tyler, evde kalsanız ne olur. bitmek bilmez bir yok oluş.
https://www.researchgate.net/profile/Hande_Tulum2/publication/339943239_21yuzyil_ev-konut_kavramina_itiraf_filmi_uzerinden_bakis/links/5e6e681c299bf12e23c9d5fd/21yuezyil-ev-konut-kavramina-itiraf-filmi-uezerinden-bakis.pdf

bir sara ile malûl, öylece kalakaldım
bir lânetle başbaşa’. biz les poètes maudits!
kaç kuşuz biz? simurg ya da otuz
tükenmeyiz kırmak ile. muhyî mi dedi?
kalabalık bir yalnızlıkta bile yokuz…
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1005946

ilkokullarda öğretmen-yönetici çatışmaları ve çözüm yöntemleri
+
simirna öğretmen yöneticiler ve öğretmenler arasında yaşanan iletişim sorununu ifade ederken şunları söylemiştir: “idareci iken müdür ve müdür yardımcılarının konuşmaları da öğretmenler hakkında felaketti. “sınıfa girdim bacak bacak üstüne atmıştı da, oturuyordu da, bunun yaptığı da öğretmenlik mi?” yöneticilerin konuşmaları da böyleydi. öğretmenlerin konuşmaları da; “gelip masaya oturuyorlar ne yapıyorlar ki, yaptıkları hiçbir şey yok kameradan bizi izliyorlar.” şeklindedir. biz öğretmenler bu şekilde konuşurken yöneticiler de onu konuşuyorlar.”
https://openaccess.iku.edu.tr/bitstream/handle/11413/4559/Derya%20Bilgir.pdf

show tv’de bir süredir haftada birkaç defa tekrar edilerek ulusal boyutta ve ‘’prime time’’ kuşağında yayınlanmakta olan ’ustura kemal’’ adlı dizi mütareke ve işgal yıllarını (1918- 1923) konu almaktadır. bu dizide ön plana çıkarılan bazı karakterler, türkiye’de türk vatandaşı olarak yaşayan rum toplumunu başından beri rahatsız etmektedir. dizide tüm ‘’fahişe, randevucu, vatan haini, düşman işbirlikçisi’’ gibi tiplemeler rum toplumuna mal edilmektedir. tarih boyunca sosyolog ve antropologların üzerinde anlaştıkları bir gerçek unutulmamalıdır : fahişelik, cinsel sapkınlıklar, hırsızlık, katillik gibi insan zafiyetleri insanoğlunun var olduğu her kültür ve toplumda olabilir. bu nedenle hiçbir ırk ve topluma mal edilemez.
http://www.rumvader.org/Assets/Upload/Images/file/Show%20TV.pdf

gazetelerde meme sağlığı ile ilgili haberlerin incelenmesi
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/198243

kılık değiştirmenin en makbul hâli: erkeksi kadın versus kadınsı erkek
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1022779

meme kanseri ve kendi kendine meme muayenesi’nin pullardaki tarihi
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/643675

kuzey kıbrıs referandum sürecinde kadın kimliğinin ‘evetçi’ ve ‘hayırcı’ basında temsili
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/788679

bir savaş anlatısı olarak nefes: vatan sağolsun ve hegemonik erkekliğin krizi
https://cins.ankara.edu.tr/9_3.pdf

kız yetiştirme yurtlarının fahişe, erkek yetiştirme yurtlarının işe hırsız yuvası olduğunu söylemek ya da bu anlama gelecek beyanlarda bulunmak bile tek başına araştırılması gereken çok ciddi ve vahim bir iddiadır.
https://www.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d18/c048/b004/tbmm180480040013.pdf

vücudunu satarak para kazanan fahişeler. nâzımdan çok daha temizdirler.
http://earsiv.sehir.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11498/7979/001505235006.pdf

mesken, ev dışında, istanbul surları harabelerinin içindeki inler, kovuklar; cami ve mescid avlularındaki ayak yolları; yakın geçmişde yangın yerlerindeki harâbeler; sahiblerinin para karşılığında göz yummaları ile bostanlar ve çiçek bağçeleri; kayıklar, sandallar; içine girilme imkânı bulunmuş sirkecideki boş yük vagonlan; duvarsız ve bekcisiz mezarlıklar çeşidli fuhşun icrâ edildikleri yerler olmuşdur.
https://bluesyemre.files.wordpress.com/2020/05/istanbul-ansiklopedisi-11-fc4b1rc4b1ncc4b1-gc3b6kc3a7c4b1nar.pdf

swinton’ın kariyeri boyunca pek çok yazı yazdı ama ismini hafızalara kazıyan, yazdıklarından çok 1883’te bir gazeteciler yemeğinde yapmış olduğu bir konuşma oldu. bu konuşmada, gazetecilik mesleğinin gerçek yüzünü -kabul gören bakış açısına göre vicdan muhasebesi yaptığından, olası bir başka bakış açısına göre çıkarmayı planladığı yeni gazetesini diğerlerinden farklıymış gibi göstermek amacıyla- ifşa etti. şöyle dedi:
“dünya tarihinin şu anına dek ‘özgür, bağımsız basın’ diye bir şey olmamıştır. bunu siz de biliyorsunuz, ben de. hiçbiriniz düşündüklerinizi olduğu gibi yazmaya cesaret edemezsiniz. bunu yapmaya kalktığınızda yazdıklarınızın önceden basılmayacağını bilirsiniz çünkü. çalıştığım gazete bana düşüncelerimi özgürce yazmam için değil, tersine yazmamam için haftalık bir ücret ödüyor. içinizde benzer biçimde benzer ücret alan başkaları da vardır. düşüncelerini açıkça yazacak kadar aptal olan herhangi biri, sokakta başka bir iş arıyor olacaktır. gazetecilerin işi; gerçeği yok etmek, düpedüz yalan söylemek, saptırmak, kötülemek, servet sahiplerine dalkavukluk etmek, kendi gündelik ekmeği uğruna yurdunu ve soyunu satmaktır. bunu siz de biliyorsunuz, ben de. öyleyse şimdi burada ‘bağımsız, özgür basının şerefine’ kadeh kaldırmak saçmalığı da nereden çıktı? bizler, sahne arkasındaki zengin adamların oyuncakları, kullarıyız. bizler, ipleri çekilince zıplayan oyuncak kuklalarız. yeteneklerimiz, olanaklarımız ve yaşamlarımız, hepsi başkalarının malı. bizler entelektüel fahişeleriz.”
https://www.kartal.bel.tr/tr/hizmetler/ke_dergisi_1sayi_ekitap.pdf

zafer, belki de harp denilen fahişenin vaat ettiği öpücüktü.
https://www.apikam.org.tr/YuklenenDosyalar/Dokumanlar/48629643-9a99-4bc3-8bf3-39414d5f1a1dKuva-y%C4%B1%20Milliye’nin%2090.y%C4%B1l%C4%B1nda%20%C4%B0zmir%20ve%20Bat%C4%B1%20Anadolu-1.cilt.pdf

ey kavmim, sen ki peygamberlerini bile dinlemedin, beni hiç dinlemezsin. korkarsın kendinden olmayan herkesten. ve sen kendinden bile korkarsın. hazreti ibrahim olsan sana gönderilen kurbanı sen pazarda satarsın. hazreti isa’yı gözünün önünde çarmıha gerseler sen başka şeylere ağlarsın. gündüzleri maria magdelena’yı fahişe diye taşlar, geceleri koynuna girmeye çalışırsın.
https://www.mehmetcik.org.tr/site/assets/files/1368/mehmetcik-vakfi-dergisi-sayi-31.pdf

latincede sokak kadınına meretrix denirdi. öte yandan togata adı da atfedilirdi fakat bu sadece roma’da yaşayan hayat kadınları için geçerliydi. fahişelik yapan bu kadınlar dans eder, şarkı söyler ve gitar çalmayı bilirlerdi. bazıları şiir ve edebiyattan anlarlardı. ve en önemli baştan çıkarma sanatları, ovidius’un aşk sanatı (ars amatoria) adlı kitabında bahsettiği gibi, saç ve makyajlarıydı. mücevherler, akik taşı, değişik saç modelleri, saç boyaları, peruklar, diş macunu, kaş ve kirpik boyaları, omuzları kaldırmak için yastıklar, gerdan düzeltme işlemleri… işte bu kadınlar güzelliklerini bu ve bunun gibi bir çok ayrıntıya borçluydular. sokak kadınlarının roma’da özel giysileri vardı. bu da onların soylu kadınlarla veya patronları ile karışmalarını engelliyordu. stola veya palla giyemezlerdi. bazen uzun, kimi zaman da işlerini yaparken kısa tunica giyerlerdi. tercih ettikleri kumaş oldukça inceydi. horatius kıyafetlerinin nerdeyse çıplak sayılabilecek kadar transparan olduğundan bahseder. dışarı çıkarken erkekler gibi soluk renkli bir togaya sarınırlardı. toga her ne kadar statüsü düşmüş matronanın kullandığı bir giysi olsa da fahişelere togata adının verilmiş olması genel olarak sokak kadınları tarafından kullanıldığını düşündürmektedir. saçlarına genç kızların ve evli kadınların taktıkları çemberlerden takamazlardı ama bu kadınlar yine de kendi hüzünlü giysilerine bile değişik bir hava, çekicilik katmakta ustaydılar. elbiseleri kısa olduğu için ayak bileklerine altın halkalar takarlardı. bu farklı giyim zamanla kalktı. hatta öyle ki ms ıı. asırda tertullianus, fahişelerle şerefli kadınların ayırt edilemediğinden şikayet eder
http://cdn.istanbul.edu.tr/FileHandler2.ashx?f=tabula_02_issuu.pdf

osmanlı-türk romanında kadın tipleri
http://isamveri.org/pdfsbv/D00142/2002_11/2002_11_UGURCANS.pdf

saraçoğlu, türkiye’deki gayrimüslimleri ekonomik ve toplumsal hayattan silme operasyonu olan varlık vergisi’nin mimarlarından biridir. sait çetinoğlu’nun deyimiyle, bu icraat pratikte tam bir nazi yöntemidir ve uygulamada nazilerin deneylerinden yararlanılmıştır. bir yemek daveti sırasında saraçoğlu’nun inönü ve diğer davetlilere söyledikleri, verginin altındaki zihniyeti göstermesi açısından değerlidir: “yahudilere öylesine ağır bir vergi tahakkuk ettireceğim ki yaşayabilmeleri için eşlerini fahişe olarak ikram edeceklerdir”.
http://zanenstitu.org/uploads/dosyalar/Kitaplar/Toplum%20ve%20Kuram/TKD-6-7.pdf

19. yüzyıl cep romanlarının beden-zihin denetimi ve romantik ilişkilenme biçimleri açısından modernleşmedeki yeri
http://repository.bilkent.edu.tr/bitstream/handle/11693/52434/10293066.pdf

fahişe yüzyıl, üç nesli emzirdin
çoktan şiirden nesre göçtü adamlar
elinden hiç değilse oğlumu kaçırdım
sütübozuk yüzyıl, saat onikide donunu çıkar donan
göndere çek, rüzgarlar bütün gece kussun
geride boğulan bir ahmet erhan kalsın
https://www.yyu.edu.tr/images/files/32__sayi.pdf

alegorinin mimarı olarak bakış, ses ve sinematografi: “malena” örneği
https://www.idildergisi.com/makale/pdf/1593431098.pdf

din hizmetlerine erişimde toplumsal cinsiyet eşitliği
http://www.ceidizleme.org/medya/dosya/99.pdf

sinemanın küresel yolculuğu
https://globalmediajournaltr.yeditepe.edu.tr/sites/default/files/%C3%96zge%20ERBEK%20KARA.pdf

bakım sürecinde zorlandığımız alan lgbti’ye yönelik bir gözden geçirme
https://jag.journalagent.com/phd/pdfs/PHD-97659-REVIEW-BEYCAN_EKITLI.pdf

adaletin “lgbt” hâli
https://kaosgldernegi.org/images/library/2009adaletin-lgbt-hali.pdf

lezbiyen, gey, biseksüel ve transseksüellerin sosyal dışlanma deneyimleri
http://acikerisim.baskent.edu.tr/bitstream/handle/11727/2762/10165140.pdf

eşcinselliğe kuşaklararası yaklaşım farklılıkları: trabzon örneği
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/877671

lgbtq haklarının korunmasında anayasa yargısı ve stratejik insan hakları davaları: türkiye örneği
http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2020-148-1911

lgbti sağlık sorunları hekim hasta ilişkileri
http://www.phd.org.tr/19kongresunum/seven_kaptan.pdf

sosyal dışlanma karşısında eşcinsel kimliğin kurulumu
https://dosya.kmu.edu.tr/sbe/userfiles/file/tezler/sosyoloji/leylay%C4%B1ld%C4%B1r%C4%B1m.pdf

farklı cinsel yönelime sahip bireylerin yaşam doyumu, stresle başa çıkma stratejileri ve psikolojik dayanıklılık düzeylerinin karşılaştırılması
https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/31747/Tez.pdf

biyoetikte savunmasızlık kavramının analizi ve lgbt (lezbiyen, gey, biseksüel, transeksüel) bireyler için uygunluğunun değerlendirilmesi
http://dspace.kocaeli.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11493/2316/576065.pdf

klinik hemşirelerinin lgbti bireylere yönelik, tutum, duygu, davranış ve mitleri
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/8478/sinemocalan_30.07.2019..pdf

cinsel yönelimin bağlanma stilleri, cinsel doyum ve psikopatoloji yönünden değerlendirilmesi
https://acikerisim.isikun.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11729/1222/BURAK%20OKC%C4%B0.pdf

heteroseksizm ve ötekileştirme eleştirisi
http://www.libertedownload.com/LD/arsiv/71/05-f.seda-kundakci-heteroseksizm-ve-otekilestirme-elestirisi.pdf

karşılaştırmalı queer okumalar: kulin, mungan ve toptaş metinlerinde queer potansiyeller
http://repository.bilkent.edu.tr/bitstream/handle/11693/33507/10157038.pdf

toplumsal cinsiyet ve queer teori
https://avys.omu.edu.tr/storage/app/public/ozenkulakac/129052/Queer%20teori.pdf

bir queer okuma: sosyal dışlanma ve açılma bağlamında eşcinselliğin tiyatromuzda temsili
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/751482

yeni queer sinema: öncesi ve sonrası
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/937640

queer teorinin izinde avrupalı bir türk: ferzan özpetek ve sineması
http://acikerisimarsiv.selcuk.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/10988/493051.pdf

sinemada queer göçmen temsilleri
http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/23/1817/19190.pdf

queer kurama katkıları bağlamında judith butler düşüncesi
http://www.ethosfelsefe.com/ethosdiyaloglar/mydocs/Erdnc-Queer-22.pdf

yetiştirme yurtlarında ve sevgi evlerinde yaşayan farklı fiziksel aktivite düzeylerine sahip çocukların bazı psikolojik parametrelerinin incelenmesi (amasya-çorum örneği)
http://earsiv.hitit.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11491/419/Emrahcerit.pdf

faşist ideolojinin materyalist örüntüleri: sınıf, sermaye ve savaş
https://www.academia.edu/35905004/Fa%C5%9Fist_%C4%B0deolojinin_Materyalist_%C3%96r%C3%BCnt%C3%BCleri_S%C4%B1n%C4%B1f_Sermaye_ve_Sava%C5%9F

doğanın diyalektiği nedir? friedrich engels’in diyalektik tanımı üzerine bazı düşünceler
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/804059

felsefede ve fizyolojide camera obscura
19. yüzyıl alman düşünce dünyasına dair bir inceleme
+
feuerbach’ın özel olarak müller’in erken dönem çalışmalarıyla değil, genel olarak fizyolojiyle alıp veremediği, daha doğrusu ‘çattığı’ yöntemsel unsurlar da vardı. burada feuerbach’ın tıp bilimine ve anatomiye kendince nedenlerden ötürü ‘çattığını’ söylemek, yerinde bir karikatürleştirme olacaktır; bunun bir dizi nedeni var. feuerbach’ın kesin hükmüne göre somut nesne somut gerçeklik içinde ele alınmalıdır. bunu, der feuerbach, tıp bilimi yapamaz; çünkü, diye devam eder, tıp bilimi canlıları sadece ölü olduklarında inceleyebilir: canlıları canlıyken inceleyemez. buna karşın feuerbach’ın antropolojisi, tez budur, verili olanı fenomenolojik ve durumsal olarak bir bütün halinde ortaya koyma becerisine sahiptir. buradan hareketle feuerbach fizyolojiye bir bakış daha atar ve onu acizlikle damgalar. ona göre fizyoloji ayakları havada, baş aşağı durmaktadır:
fizyoloji bir “ters durma” hali (verkehrtheit) içindedir: “fiziksel bir araç olarak insan gözünü sadece ölümden sonra tanıyabilirsin; ama gözün sinirsel faaliyeti, görme – bir yaşam faaliyetidir. bunu bu şekliyle, en azından dolayımsız olarak, ne kadar az fizyolojinin nesnesi” yaparsan o kadar iyi tanıyabilirsin. “fizyolog, yaşamı kendi araştırma ve gözlemlerinin nesnesi haline getirebilmek için şiddet uygular; ama nasıl bir tersliktir ki bu [verkehrtheit], yaşamın özüyle mutlak surette çelişmek, evet, düşmanca bir şekilde bunun özünü incelemek, işkence aletleriyle hakikatin itiraflarını zorla açığa çıkarmak, bıçakla hayatın sırlarını çözmek istesin! her nesne, anlaşılmak için, şart koşar ki, kişi onunla dostluk kursun […]; ve sadece yaşam mı tek başına burada bir istisna yapmak zorunda? onun azılı düşmanı olan ölüm mü yine onun yegâne yorumlayıcısı ve açıklayıcısı olacak?”
romantik felsefe soslu tıp etiği kokan bu itirazlar üzerinden feuerbach fizyolojinin ters duruşuna ve bu tersliğin yine ters çevrilmesi ve sonuçta kendince doğru bir eksene oturtulmasını ister; keza bu istek, bunun tam olarak nasıl yapılabileceği daha yakından incelenmediği için, serzeniş olarak kalır. şu kadarını söyleyebiliriz ki, feuerbach’ın bu serzenişleri kimse tarafından ciddiye ve dikkate alınmadı – ne tıp doktorları ne de felsefeciler tarafından. ölü beden üzerinde yapılan fizyolojik-anatomik çalışma, tıp pratiği açısından hem geçmişte, hem de bugün kaçınılmaz. felsefî nedenlerden ötürü felsefî olmayan belirli bir pratiğe karşı çıkmak, haliyle, pratiğin teori karşısındaki öncelliğini sorgulatıyor. feuerbach’a göre teori “benim kafamın içine girmiş” olan şeydir. pratik ise “birçok kafanın tükürdüğüdür”.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/803972

diyalektik bağlamda mekamorfi ve anatomi
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/22824/D%C4%B0YALEKT%C4%B0K%20BA%C4%9ELAMDA%20MEKAMORF%C4%B0%20VE%20ANATOM%C4%B0yeni.pdf

çağdaş toplumlarda sınıfın dört yüzü: çalışma, mülkiyet, gündelik sosyal iletişim ve ideoloji
https://sbfdergi.ankara.edu.tr/dergi/erken_gorunum/1667—Cem-Ozkurt.pdf

(marksist kuram açısından) kapitalist düzende ücret ve kuramın görüşlerinin türkiye’deki asgari ücrete yansımaları
http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2017-128-1633

orta sınıf üzerinden kitle hareketine: ulusötesi yönetsel ve ideolojik bir hareket olarak faşizmin iki yüzü
https://www.researchgate.net/publication/336156427_ORTA_SINIF_UZERINDEN_KITLE_HAREKETINE_ULUSOTESI_YONETSEL_VE_IDEOLOJIK_BIR_HAREKET_OLARAK_FASIZMIN_IKI_YUZU

modernite, hijyen ve bedenin teşhiri
+
sağlıksız, düzenli beslenemeyen, ağır çalışma ve yaşam koşulları ile çevrelenmiş modern insanın, sağlıklı yaşam koşullarına geçebilmesinin önünde iki yardımcı alan vardır. birincisi, yeni tedavi yöntemleri ile tıp, diğeri yeni yapı tipleri ile mimarlık.
+
içinde yaşadığımız makina tüberkülozla dolu eski bir kulübedir.
+
modern insan güneş, sıcaklık, temiz hava, temiz alanlar ihtiyacı içindedir.
+
sağlık ile ilgili gelişmeler, x-ray teknolojisinin doğuşu modern mimarlığın insan bedeni ile kurduğu analojik yaklaşımla tarihsel olarak paralellik gösterir. geniş yüzeylerde şeffaf cam kullanımı ve yapı iskeletinin dışarıdan okunması bedenin iskelet sisteminin x-ray altında okunurluğuna benzetilir.
+
1930-1950 yılları arasında türk mimarlığı’nın temsil kaynaklarından biri olan arkitekt dergilerinde de “sıhhi mesken”, “aydınlık, havadar ticarethaneler”, “tecdidi hava” kavramlarına vurgu yapıldığı görülür
+
zeki selâh’ın 1930 yılı arkitekt dergisinde ‘müşterek ikametgâhlar’ (1931) isimli makalesinde oturmakta bulunduğumuz şehirlerimizin “hiçbir ilmî, sıhhî, esas ve kaideye nazaran yapılmış olamadıklarından, birçok hastalıkların ve bilhassa veremin husule gelmesinde” sorumlu olduklarından yakınılır.
+
mimar behçet ve bedrettin, ‘mimarlıkta inkılâp’ (1933) yazısında bugünün mimarlığının görevinin “sıhhat, hayat ve istirahat ile beraber, iktisadi düşünmek” olduğunu belirtir.
+
toplum sağlığı hareketinin ilk çıktığı ülke olarak ingiltere’de ilk hijyen müzesi 1875 tarihli ‘parkes musuem’dır.
+
beden bir fizyolojik akış şemasına ya da mimari kat planına, bir tasarıma – grafik tasarımın, endüstriyel tasarımın ve tasarım estetiğinin profesyonelleştiği ve kurumsallaştığı ve modernitenin en modern yanı olarak kutsandığı bir dönemde dönüşmüştür.
+
colomina da tıp ve mimarlığın nesnesi ile kurduğu ilişki açısından benzerlik gösterdiğini belirtir. yüzyıllardır her ikisi de kesitler alarak detaylı iç görüntüler elde eder ve bu yolla nesnesini daha iyi algılamayı ve daha detaylı incelemeyi amaçlar. böylece, gözle görülemeyenin içini görme fırsatı yaratılır. iç, dış olmuştur. tıp bilimi ve onun bilgisinin ürettiği ters yüz edilmiş iç dünya, bedenin her hangi bir hastalık karşısında kontrol edilebilir olduğunun göstergesidir.
https://jag.journalagent.com/megaron/pdfs/MEGARON_11_4_502_514.pdf

dünya nüfusunun artması ve sanayileşme gibi nedenlerden dolayı yaşayacak alan sorunu, kaynak tüketimi, çevre sorunları gibi pek çok problem ortaya çıkmıştır. bu sorunların gittikçe artmasıyla dünyanın insanlar için artık yaşanmaz bir yer olacağı tahmin edilmektedir. dünyanın gelecekte yaşanamaz hale dönüşeceği düşüncesiyle birlikte dünya haricindeki diğer gezegenlerde yaşam arayışına girilmiştir.
+
dünyayı kirleten, hunharca tüketip yaşanmaz hale getiren insan, yaşayacak başka bir gezegen arayışına çoktan girmiştir. dünyanın yaşanmaz hale gelmesi durumunda yaşayacak yeni bir gezegen bulan insan, dünya’daki mutluluğu, doğal güzellikleri bu gezegende bulabilecek mi? böyle bir yaşam için dünya’yı kirletmeye değer mi?
+
pixar stüdyolarında yapılmış olan wall- e filmi 2009 yılında en iyi animasyon filmi oscar ödülünü almıştır, ayrıca bilim kurgu filmi olarak da değerlendirilmektedir. wall-e filmini seçmemizin nedeni filmin çevreci ve anti-tüketimci bir film olmasıdır. filmde tüketim çılgınlığına ve insanların yaşadığı doğal çevreye verdiği zararlara dair sert eleştiriler aktarılmıştır. filmde geçen olaylar günümüzden yaklaşık yedi yüz yıl sonrasına işaret eder. kurgu dikkate alındığında dünya yaşanmaz bir haldedir. insanlar bnl adlı bir mega şirkete ait uzay gemisi ile dünya’yı terk etmek zorunda kalmışlardır. filmde bir çöp presleme robotu olan wall-e’nin insanlardan geriye kalan atıkları istifleyerek yaptığı kocaman çöp kuleleri göze çarpmaktadır. wall-e dünyada yalnız kalmış bir böcekle yaşayan bir robottur. wall-e her zamanki gibi çöpleri preslemeye giderken üzerinden geçtiği “aşırı çöp dünyayı kapladı, dünya çapında acil durum ilan edildi.” yazan bir gazete parçası bize durumun ne derece kötü olduğunu kısaca özetlemektedir.
+
dünyayı hunharca tüketmiş yaşanmaz hale getiren insanoğlu yaptıkları sonucunda uzaya çekilmiş tüketim çılgınlığına devam etmektedir. yaşadıkları uzay gemisinin reklamı şu şekildedir: “etrafınızda fazla çöp mü var? uzayda hâlâ çok boşluk var. bnl uzay gemileri her gün seferde. siz yokken dünyayı temizleriz biz de. bnl filosunun baş tacı aksiyon 5 yıllık yolculuğunuzu yirmi dört saat servisle tam otomasyonlu mürettebatla geçirin. durmak bilmeyen eğlenceler, nezih yemekler ve uçan sandalyelerle büyük anneler bile eğlenceye katılabilir. yürümeye hiç gerek yok. aksiyon on yıldızlı, uzay gemilerinin yıldızı. sizler için bnl ile uzay sonsuz bir eğlence olacak.” bu reklam filmi bize dünyanın artık yaşanmaz bir alan olduğunu göstermektedir. uzaya çekilen ve uzay gemisinde yaşayan insanlar dünyada wall-e’nin bulmuş olduğu bitkinin peşine düşmüşlerdir ve dünyaya bir uzay aracı göndermişlerdir.
+
günümüz açısından bakıldığında uzayda tatil fikri kulağa çok hoş gelmektedir. şimdilik tatil planları kurulsa da, tüketip, yaşanmaz hale getirdiğimiz dünya’yı tıpkı wall-e filmindeki gibi terk edip gitme düşüncesi de yavaş yavaş ortaya çıkmaktadır.
https://journals.indexcopernicus.com/api/file/viewByFileId/278915.pdf

endüstri devrimi’nin getirdiği gelişme ve değişimler buna bağlı olarak yaşanmaz hale gelen kent havası özellikle avrupa’da insanların kentlerden uzak, temiz havanın ve yeşilin bol olduğu kırsal alanlara yönelmelerine neden olmuştur. fransa’da kentin yaşanmaz havasına karşı anti-metropolitan grupların sesleri yükselmeye başlarken endüstri devrimi’nin beşiği ingiltere’de de durum farklı olmamış şehirlere yoğun göç nedeniyle, gecekondu bölgeleri (slums), işsizlik ve kent suçu yayılmaya başlamış, insanlar alternatif yaşam merkezleri arama çabalarına girmişleridir.
+
büyük şehrin artan nüfusu gittikçe kalabalıklaşan trafiği ile yaşanmaz hale gelerek kendi kendisinin sürdürülebilirliğine zarar verdiğini düşünen howard’a göre kentsel olanaklardan kentte yaşayanların büyük kısmı yararlanamamaktaydı.
https://atauni.edu.tr/yuklemeler/0598cd5183a89f29b592b1abe7d6bcd4.pdf

üretme hırsının ve artan tüketimin sonucu olarak ekolojik sistem bozulmakta, dünya giderek biyolojik varlıklar için yaşanmaz hale gelmektedir.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/887865

birleşmiş milletlerin raporlarına göre, 2050 yılında dünya nüfusu 10 milyarı aşacak ve bu durumda şehirlerde hayat yaşanmaz hale gelecek, içecek temiz su bulunmayacak, iletişim vasıtaları çalışamaz duruma düşecektir4 . abd’nin milli ilimler akademisi’nde yapılan bir araştırmaya göre ise, dünyadaki nüfus artışı bugünkü hızla artmaya devam ederse, 2075 yılında ulaşılacak olan nüfus sayısı 30 milyarı bulacaktır.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/863913

giresun’da sel, beton lobisinin kentlerimizi yaşanmaz hale getiren anlayış ve uygulamalarını vurdu..!!
https://www.jmo.org.tr/resimler/ekler/9d5467006c6785e_ek.pdf?dergi=JEODERG%DD

türkiye kadınlar için giderek daha da yaşanmaz hale geldi.
http://johut.karabuk.edu.tr/Makaleler/1527739382_Elif%20Ceyda%20ALBAYRAK%20ve%20Didem%20DEN%c4%b0Z.pdf

uzay rahibi filofey “kendi özü dışında hiçbir şeyi umursamayan bilimin ‘karanlık koğuşu’ndan” bahseder. insanî özü ve doğal dengeyi umursamayan bilim, yaşamı yok etme noktasına her an gelebilir. gün uzar yüzyıl olur’daki atom denemeleri, çift tepkili roketler, nükleer atık ve artıklar, evrende yaşamın tek ümidi olan dünyayı çölleştirmekte, yaşanmaz hale getirmektedir. zira dünyada varlık tabakaları arasında herhangi birinin varlık alanı, tecavüzkâr bir şekilde ihlâl ve iğfal edildiğinde, bu hareket kısa bir zamanda silsilevî bir felâketler zinciri oluşturarak bütün bir kozmosu kaosa dönüştürebilmektedir.
http://bilig.yesevi.edu.tr/yonetim/icerik/makaleler/3481-published.pdf

herkes bağırıyor; “yolların hali ne olacak?” işte, “dünya yaşanmaz hale geliyor, trafikte sorunlar var”… bütün bunlar insanlığı zorluyor.
+
şimdi bilim adamları “trafikte insanları hizaya getiremedik bari araçları akıllı yapalım da onların hatalarını telafi edelim” diye uğraşıyor. kazaların %86’sı insan kusurundan kaynaklanıyor.
https://www.uab.gov.tr/uploads/pages/kutuphane/4c46eca73870407-5ea0428bce223.pdf

sağlık kurumlarında değişen paradigmalar ve iyileştiren hastane kavramının mimari tasarım açısından irdelenmesi
https://jag.journalagent.com/megaron/pdfs/MEGARON-97659-ARTICLE-SUNGUR_ERGENOGLU.pdf

çocuk hastanelerinin bekleme alanlarında iç mekan değerleri üzerine bir inceleme
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/7733/ekin%20su%20ar%C4%B1k%20tez.pdf

iyileştiren mimari tasarım bağlamında hasta bakım odalarının değerlendirilmesi
https://polen.itu.edu.tr/bitstream/11527/3379/1/11055.pdf

asklepieion’dan nosokomeion’a antikçağ’da tedavi kurumlarının gelişimi
http://www.naimkaragoz.dr.tr/images/dokumanlar/asklepiondan_03032015145116.pdf

mekanlarda erişilebilirlik, kullanılabilirlik ve yaşanabilirlik
http://www.mimarlarodasiankara.org/dosya/dosya36.pdf

hastanelerin tarihsel gelişimi
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/616366

genel hastanelerde teknolojik gelişmelerin bina ihtiyaç programına etkilerinin araştırılması
http://acikerisimarsiv.selcuk.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/4108/222901.pdf

insan – mekan etkileşimınde sağlık yapıları ve mekanın iyileştirici rolü
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/653538

sağlık yapıları
http://statik.wiki.com.tr/adanamimod/doc/3abf30c7-2884-4cb8-b5eb-b18d1a42f58f.pdf

hastanelerde ve sağlık merkezlerinde erişilebilirlik
http://acikerisim.ticaret.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11467/926/M00597.pdf

dünyada tüberkülozun tarihçesi
https://turkthoracj.org/content/files/sayilar/103/buyuk/pdf_Toraksder_263.pdf

hastanelerde mekânsal program değişiminin ulusal mimari proje yarışmaları üzerinden analizi
https://acikerisim.erbakan.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12452/3618/476707.pdf

biyofilik tasarım ve iyileştiren mimarlık: sağlık yapıları üzerine bir değerlendirme
https://www.ejons.co.uk/Makaleler/1879145649_5.pdf

ocak hekimleri nasıl bir sağlık ocağı istiyor?
https://www.ttb.org.tr/sted/sted1204/ocak

antik dönemde felsefe ve sanat
https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/37482/191400.pdf

yasalar ve gelenekler ışığında arkaik ve klasik dönem yunan ve cumhuriyet dönemi romalı kadınların aile hayatı
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/428655

homeros ve felsefe tarihinde alegorik homeros yorumları
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/317227

hellenizm öncesi yunan felsefesinde güzellik anlayışları
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/30752

karl popper’de bilgi sorunu
http://acikerisim.ybu.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/1537/414453.pdf

farklı özgürlük anlayışları çerçevesinde ifade özgürlüğünün temellendirilmesi ve sınırlandırılması
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/43433.pdf

platon’da bilgi-iktidar ilişkisi
https://acikerisim.uludag.edu.tr/bitstream/11452/2036/1/333908.pdf

cinsiyet temelli bir savaş: kadın cinayetlerinin medyada temsili üzerine bir değerlendirme
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/812220

toplumsal cinsiyet ve medya ilişkisi: yazılı basında kadına şiddet ve kadın cinayetleri haberleri üzerine bir analiz
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/611984

medya merkezli kahraman dönüşümü: alp/alperenden postmodern delikanlılığa
https://www.millifolklor.com/PdfViewer.aspx?Sayi=128&Sayfa=128

türk sinemasında anlatı-kurgu ilişkisi: 9 ve yazı-tura filmlerinin anlatı-kurgu ilişkisi açısından incelenmesi
https://openaccess.firat.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11508/16139/187124.pdf

yazar olacak kişi otuz yaşına kadar okumalı, altmış yaşına kadar seyahat etmeli, altmıştan doksana kadar yazmalı.
+
idare memurları, idare yanlısı kişiler ve kilise zorbaları, yıllarca çuvaş köylüsünün kanını emip fazlasıyla zengin olurlarken halkı da gittikçe fakirliğe sürüklemişlerdir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/issue-full-file/46610

masallarda toplumsal cinsiyetin işlenişi
https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/28329/556.pdf

van folklorunda hastalıkların tedavisi ile ilgili anlatılan efsaneler
https://dergipark.org.tr/tr/download/issue-file/28178

atasözlerinin salgın hastalık ve etkilerinden koruma işlevi: covıd-19 salgını ve türk atasözleri
https://dergipark.org.tr/tr/download/issue-full-file/56792

gabriel marcel’in somut felsefesi ve varoluşçuluktaki yeri
+
gabriel marcel’in somut felsefesinde rehber soru “ben kimim?” sorusudur. sadece bu sorunun peşinden gitmekle insan, modern düşüncedeki objektifleştirme temayülünden kurtulabilir ve “kendi vasıtasız deneyi” ne dönebilir. düşünce bu canlı deneyi ancak hayatın ayrılmaz bir parçası olduğu müddetçe aydınlatacaktır. bu bağlamda marcel, düşüncede iki seviye belirtir: birinci ve ikinci düşünce. birinci düşünce tahlilcidir ve kendinden ayrılmayan “ben”e varoluşsal olarak yaklaşan deneyin bütünlüğünü bozma meylindedir. ikinci düşünce ise, birinci düşünce ile kaybedilen birliği yeniden kazandırmaya çalışır. dolayısıyla insanın kendi benliğinin derinlerine nüfuz edebilmesi ancak ikinci düşünce ile gerçekleşir. birinci refleksiyon, pratik, gayri şahsi, herhangi bir insan için ortaya çıkabilecek türden problemlerle ilgilenmek için gerekli olan düşüncedir. bu düşünüş, varlığı ve insanı nesnelleştirme eğilimi gösterir.
bu düşünce şekli, varlıkla bir tutulan bir zihni obje gibi anlaşılır. dolayısıyla birinci düşünce, benimle vücudum arasındaki bağı çözmeye meyleder ve vücudumla kendimi yaşayışımdaki orijinal birliği parçalar. bu düşüncenin önünde vücut bir anatomi ve fizyoloji konusu olarak genelleşmiş bir obje olur.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/556567

insan vücuduna giriş, iskelet sistemi ve sinir sistemi
https://www.karahan.dr.tr/tr/files/download/p1bsa0hap1b976hrikg1mrv4of4.pdf

ammihatna ritüelinde hastalıklar ve tedavi yöntemleri
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/770896

hitit uygarlığında bitkilerin yeri
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/643772

hitit tıbbının ana hatları
https://core.ac.uk/download/pdf/216409858.pdf

hitit metinlerinde geçen bazı çiçekler, otsu bitkiler ve kullanım alanları
http://www.sssjournal.com/Makaleler/1641624956_8_4-28.ID1101%20%c3%9cnar_6260-6266.pdf

hitit krallığı’nda veba salgını ve etkileri (m.ö. ıı. binyılın ilk yarısı)
https://acikerisim.aku.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11630/7151/10274725.pdf

karaciger falı (hep atoskopi)
https://jag.journalagent.com/terh/pdfs/TERH_1_1_47_49.pdf

iskelet ve kasların yapı ve işlevleri
http://ostimmem.meb.k12.tr/meb_iys_dosyalar/06/25/123323/dosyalar/2020_11/04170704_Anatomi_Fizyoloji_Iskelet_Kaslarin_Yapi_Islevleri_1.pdf

omurga ve sanat
https://www.ulakbilge.com/makale/pdf/1505560206.pdf

eflatun (plato); eski yunan’daki attica tepesinin ormandan yoksun bırakıldığını ve ardından üretken su sistemlerini ve toprak örtüsünü kaybettiğini yazmıştı. hatta bu duruma “hastalıktan mahvolmuş bir vücudun iskeleti” benzetmesini yapmıştı.
http://ofd.artvin.edu.tr/tr/download/article-file/25722

yozgat termallerinden serabral palsili çocuklara şifa: akuatik rehabilitasyon
+
yozgat ilinde termal turizm ve kas iskelet hastalıkları
http://turizmsempozyumu.bozok.edu.tr/dosya/bildiriler/2.cilt.pdf

meyve sistemi ve yapısal özellikleri
https://avys.omu.edu.tr/storage/app/public/huscelik/121513/MEYVE%20S%C4%B0STEM%C4%B0.pdf

asmanın morfolojik yapısı
https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/112358/mod_resource/content/0/ASMANIN%20MORFOLOJ%C4%B0K%20YAPISI%204.pdf

yarı işlenmiş meyve ve sebzelerin muhafaza yöntemleri
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/448185

sağlık personelinin covid-19 korkusu ile tükenmişliği arasındaki ilişkide aşırı iş yükü ve algılanan sosyal desteğin etkisinin yapısal eşitlik modeliyle belirlenmesi
http://www.ekevakademi.org/Makaleler/288698056_12%20Emre%20YAKUT-Ozlem%20KURU-Yasin%20GUNGOR.pdf

covid-19 salgını sırasında sağlık çalışanlarında spielberger durumluk ve sürekli kaygı düzeyi: tepecik hastanesi örneği
https://jag.journalagent.com/terh/pdfs/TERH_30_60_1_9.pdf

acil birimlerde çalışan hemşirelerin triyaj konusundaki bilgi düzeylerinin ölçülmesi
+
araştırmada hemşirelerin büyük çoğunluğu öğrencilikte (%51,3) ve mezuniyet sonrasında (%72,1) triyaj ile ilgili eğitim almadığını ifade etmiştir. çalışmada hemşirelerin eğitim düzeyleri ile triyaj uygulaması yapma durumları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark tespit edilmiştir (p<0,05). hemşirelerin %72,7’sinin triyaj konusunda kendilerini yeterli bulmadıkları, %68,2’si triyaj uygulamanın acil bakım hemşiresinin görevleri arasında olduğunu düşündükleri belirlenmiştir. hemşirelerin çalıştıkları acil servisin fiziki koşullarının, personelin triyaj konusundaki yeteneğinin ve alanında uzman hekim ve hemşirenin olmamasının triyaj uygulaması üzerine etkili olduğu saptanmıştır (p<0,05). + araştırmada acil birimlerde çalışan hemşirelerin çoğunluğunun triyaj konusunda eğitim almadıkları, triyaj konusunda kendilerini yeterli bulmadıkları ve hizmet içi eğitim programlarına triyajın eklenmesi gerekliliği ortaya çıkmıştır. http://cms.galenos.com.tr/Uploads/Article_16439/%C3%87AY-4-3.pdf

triyaj uygulamalarında hemşirelerin rolleri
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/223811

hastane öncesi alan triyajında etik yaklaşımlar
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1035241

gençleştirme budaması yapılırken dikkat edilecek ilk husus kalın dal kesmemektir. 4-5 santimetre çapından daha kalın dal kesilmez. pratik olarak baş ve işaret parmağı birleştirildiğinde oluşan daireden daha kalın olan dalların kesilmemesi gerekir. bu şekilde kesim yapıldığında ağacın iskeleti ortaya çıkar.
http://megep.meb.gov.tr/mte_program_modul/moduller/Turun%C3%A7gil%20Meyveler.pdf

güzel sanatlar liselerinde çalgı eğitimi alan öğrencilerde karşılaşılan fizyolojik rahatsızlıklar
http://earsiv.odu.edu.tr:8080/jspui/bitstream/11489/1158/1/10281531.pdf

telli, vurmalı ve yaylı enstrüman kullanan müzisyenlerde palmar deri rezistansının el becerisi ve ince motor kavrama üzerine etkisinin araştırılması
https://core.ac.uk/download/pdf/287916288.pdf

türk kadınlarında farklı iskelet bölgelerinde kemik mineral dansitometresi
http://abakus.inonu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11616/4144/Makale.pdf

kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti’ndeki çiftçilerde kas iskelet sistemi problemleri ve etkileyen faktörlerin incelenmesi
http://i-rep.emu.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11129/4821/gilanl%C4%B1o%C4%9Fluesra.pdf

sıçan tip 2 diyabet modelinde farklı egzersiz tiplerinin metabolik parametreler, inflamatuar belirleyiciler ve kasın histolojik yapısı üzerine etkisi
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/6474/10214688.pdf

giresun ili doğankent ilçesinde yetişen vaccinium türlerinin pomolojik ve morfolojik özellikleri üzerine araştırmalar
http://earsiv.odu.edu.tr:8080/jspui/bitstream/11489/623/1/10139854.pdf

tokat/niksar yakınçağ iskeletlerinin antropolojik analizi
https://acikerisim.cumhuriyet.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12418/12328/TOLGA%20K%C3%96RO%C4%9ELU%2010133964%20ANTROPOLOJ%C4%B0.pdf

bilim (adamı) “değer yargılarından arınmış” olmalıdır ve “ne zaman işe kişisel değer yargısını karıştırmışsa, gerçekleri tam anlama olanağını yitirmiştir.
+
neyin geçerli olduğu, hukuk doktrininin yerleşmiş kurallarına göre belirlenir. bu kurallar ise, kısmen mantıken zorunlu kısmen de teamüllere dayanan şemalara bağlıdır.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/629439

fatma aliye hanım’ın felsefî görüşleri
http://acikerisim.ybu.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/2122/584256.pdf

evcil hayvanları ev içinde bizimle birlikte tutarız, onlar bizimle birlikte ‘yaşarlar’. ancak biz onlarla birlikte yaşamayız.
+
bizimle beslenir –ama yine de biz gerçekten ‘beslenmeyiz’. o, bizimle birlikte yer –ama yine de, o gerçekten ‘yemez’.
http://tabularasafelsefe.com/wp-content/uploads/2020/01/Say%C4%B1-29-Aral%C4%B1k-2018.pdf

nicolai hartmann’da estetik değer
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/184109

epikuros’ta ataraxia kavramı ve pierre gassendi’nin
felsefesine yansımaları
https://www.atauni.edu.tr/yuklemeler/bd894ded7ebf967023e1c8101d9b1409.pdf

mikrobiyolojinin tarihçesi ve gelişimi
https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/97474/mod_resource/content/0/1.hafta_Mikrobiyoloji_Tarih%C3%A7esi_Geli%C5%9Fimi.pdf

öyle işkence yöntemleri var ki hekime gittiğiniz zaman dış görünüşünde hiçbir şey yok, ama kafana poşet geçirip seni boğma işkencesi uyguladığı zaman kızarıyorsun, morarıyorsun. bu işkence. ama adli hekime, günlük kontrole gittiğin zaman bu gözükmüyor. bazen erkeklere uygulanan copla tecavüz işkencesi… hiçbiri hekimle konuşmuyor. normalde hekimin istanbul protokolü’ne göre muayene yapması lazım. bu yapılmıyor. adli tıp’ta muayene yapmakla görevli hekimlerinin tamamının istanbul protokolü’ne göre muayene yapması lazım, isteğine göre değil. istanbul protokolü’ndeki kurallar bellidir ve seni muayene etmesi lazım ama ancak sen şikâyetçi olursan bakıyor. öyle olunca da işkence belirlenemiyor.
http://fes-tuerkei.org/media/2019/disa2019_baris_mekanlari_tur.pdf

“kürt sorunu”nda politik psikolojinin önemi
http://sam.baskent.edu.tr/makaleler/kurt_sorununda_politik_psikoloji.pdf

anadolu’nun kuzeyinde yaşayan pontus kralı mithridates (m.s. 132 – 163), roma ile yaptığı başarısız bir savaş ve kendi askerlerinin ayaklanmasını takiben, intihar etmek amacı ile, zehirli otları ördek kanı ile karıştırarak, sabahları aç karnına içmeye başlamıştır. ölmeyince daha fazla miktarda içmiş, yine ölmeyince, para ile adam tutarak kendisini bıçakla öldürtmek zorunda kalmıştır. böylece farkında olmadan bizlere, ilk yazılı bağışıklık bilgisini bırakmıştır.
https://drmurataydin.com/endodontik-immunoloji.pdf

nöropsikiyatrik hastalıklar toplamda yüzde 27,8 ile birinci sırada, kas ve iskelet sistemi hastalıkları yüzde 9,9 ile ikinci sırada ve istemsiz yaralanmalar yüzde 9,3 ile üçüncü sırada yer almaktadır.
+
kadınlarda ise kas ve iskelet sistemi hastalıkları ve beslenme yetersizlikleri ikinci sıradadır.
https://sbu.saglik.gov.tr/Ekutuphane/kitaplar/kas%20ve%20iskelet%20.pdf

vaginal agenezi 4,000 ila 10,000 doğumda bir görülen ve kişinin sosyal hayatını derinden etkileyen tedavisi zor bir durumdur.
+
bu dönemde seksüel organlardaki anomaliler derin kişilik problemlerine, vücut imajının bozukluğuna ve hamile kalamamaya bağlı düşük özgüvene yolaçabilir.
+
genetik kayıp olduğunda vajen gelişimi tam olmayacaktır
+
vaginanın proksimal üçte birinin daralma oranları yüksektir.
+
türkiye’deki bekar genç kadınlar tabular nedeniyle uzun süre dilatasyon uygulamak istemeyebilir.
http://www.istanbulsaglik.gov.tr/w/tez/pdf/kadin_hast/dr_onur_parlak.pdf

mülleryan kanal anomalileri
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/933416

derrida ve laiklik
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/219956

dostlarım, gerçek dost yoktur
+
sevgi‚ ’sorunsuz’ bir kavram değildir.
+
dostluk, gerçekte bir tür etkileşimsizlik ve iletişim kopukluğu içerir. dostların hayatı birbiriyle kesişmemekte tersine dostlar birbirinden ayrılmakta ve birbirlerine ne kadar yaklaşırlarsa gene birbirlerinden o ölçüde uzaklaşmaktadırlar.
+
dostluk, sanıldığının tersine ve yakın plandan bakınca görüldüğü üzere ciddi bir sorun içermektedir.
+
söz konusu ilişki bir ‘sevgili’ ilişkisidir türkiye’nin nazarında. türkiye, yıllar yılı fransa’yı kendisine ‘eş’ kabul etmiş, ona benzemeye çalışmış, onun değerlerini benimsemiş, savunmuş ve kurumlaştırmıştır.
http://digital.sabanciuniv.edu/elitfulltext/3011800000166.pdf?ref=ARKADASBUL.NET

konukseverlik mümkün müdür?
+
sınırı “tanrı misafiri” kimliğiyle aşan mülteci, içerideki tüm düzenin tanrısallığını kabul etmiş de olur. tanrı misafiri, ev sahibinin misafiridir. mülteci, “kim o?” sorusuna “tanrı misafiri.” cevabı verdiğinde, evsahibini kutsamış olduğunun, tanrısallaştırdığının idrakindedir.
+
konuksever bir eylem, ancak şiirsel olabilir.
+
mülteci yer yüzünün her yerinde olma ihtimali olan; fakat belli hiçbir yerde olmayan kişidir.
+
konukseverlik, ev sahibi olma ile düşman kazanma arasındaki gerilimden türer.
+
rıza, beklenmedik olaylara karşı bir konukseverliktir; kazaya, musibete, belaya olduğu gibi zafere, başarıya ve nusrete karşı sabır, itidal ve olgunluktur.
+
olaya karşı gösterilen konukseverlik; bir kişi, aile, ulus ya da toplumun özdeşliğini değiştirebilir, iyilik de kötülük de getirebilir, zehir de panzehir de olabilir, dost da düşman da kazandırabilir, nihayet nobel ödülüyle de terörist hücrede de sonlanabilecek bir sonuç doğurabilir.
+
ve bu konukseverliğin kendisidir, olaya karşı konukseverliktir. herhangi bir şey, herhangi birini, geleni ve sınırı geçeni-muhaciri, göçmeni, misafiri veya bir yabancı olay beklenmez. fakat gelen, yeni yelmişse yenidir, o beklenmiyor olmalıdır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/216690

misafirlik kelimesinin karşılığı “hospitalitat” olarak yer alır ve bu kelime latince “konukseverlik” anlamında kullanılan “hospitalite”den gelir. derrida’ya göre “latince kökenli bu sözcük parazitini içinde barındırır, karşıtını kendi bedeninde kendisinin çelişkisi olarak barındırır, konuksevmezliği (hostitilite) kendisinde parazit olarak barındırır.”
+
dünya küre biçimindedir ve insanların sonsuz dağılımı mümkün değildir. dolayısıyla, insanlar birbirine tahammül etmek zorundadır. ebedi barış ancak bu tahammüllere ve koşullara bağlıdır.
+
tanrı misafiri zorunlu olarak bir davetli değildir. tanrı misafiri, beklenti ufku veya çevreni olmadan her an gelebilecek olan, mesih gibi şaşırtarak gelebilendir.
+
yabancı olanı, ötekiyi, yabancı bünyeyi belli bir noktaya kadar ve dolayısıyla kısıtlamalar dâhilinde kabul ederiz. hoşgörü koşullu, sakıngan, ihtiyatlı bir konukseverliktir.
+
anne ve çocuk birbirinin “zilleti”dir.
+
sınır pis işlerin döndüğü, insanların kaçak yollarla girmeye çalıştığı, böylece metaların ve canlıların sürekli dâhil edilip dışlandığı, içerisi ile dışarısı arasındaki farkın muğlaklığının yüzeye yansıdığı, alanlardır.
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/ET001262.pdf

benim bir câriyem var hûb u matbû‛
zihî sâni‛ k’onundur işbu masnû‛
+
alırsan ger onu sana satam ben
cefâsından onun tâ kurtılam ben
http://sivas.bel.tr/Files/PDF/ekitap/%C5%9EEMSEDD%C4%B0N%20S%C4%B0VAS%C3%8E%20K%C3%9CLL%C4%B0YATI%20MANZUM%20ESERLER/%C4%B0BRETN%C3%9CMA%20K%C4%B0TAP.pdf

geçmişle hesaplaşma: hukuksal ve tarihsel imkân ve sınırlılıklar
https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/70058/Bercan_Aktas_YL_Tez.pdf

intihar, basın ve iktidar
http://www.abalci.com/wp-content/uploads/2013/11/%C4%B0ntihar-Bas%C4%B1n-ve-%C4%B0ktidar-Ali-Balci1.pdf

insanın dostu bir başka kendidir.
+
herkes kendisi için iyi olanı sever.
+
ah dostlar, hiç dost yok!
+
dostlar, dost diye bir şey yoktur.
+
düşmanlar, düşman diye biri yoktur.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/803959

elektronik-devlet olarak sanal ağ toplumlarının bireysel ve toplumsal edimleri dönüştürücü gücü üzerine felsefî bir okuma
+
eğer hakikat özgürlükse, hakikat olmayan teslimiyettir.
+
bir ifade özgürlüğü aranacaksa, bunun bulunma olanağı ancak dışarıdadır, sanal yapaylıkta değil.
http://www.umut.org.tr/userfiles/files/Aydan%20Aksakal%20-%20Burak%20Cakr.pdf

göçün öznelerinin anlatımı problemi: konukseverlik, hayırseverlik ve hakseverlik bağlamında felsefî soruşturmalar
https://arastirmax.com/en/system/files/dergiler/260433/makaleler/3/4/arastirmax-gocun-oznelerinin-anlatimi-problemi-konukseverlik-hayirseverlik-hakseverlik-baglaminda-felsefi-sorusturmalar.pdf

insan hakları sorunu olarak kozmopolitan haklı savaş teorisi
https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/71390/602251%20%281%29.pdf

kozmopolitanizm hülyası ve 21. yüzyıl
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/46955.pdf

tuva şamanları ve tedavi uygulamalarından bazı örnekler
http://sosbildergi.msgsu.edu.tr/images/dergiler/pdf/2017/nisan/18/3.pdf

türkiye’de yürütülen ruh sağlığı hizmetleri politikalarının değerlendirilmesi
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/2477/cde30c4d-c892-4f2d-a7b9-7e09ec56494b.pdf

dünden bugüne sağlık mevzuatında kadın sağlığı kapsamında ana çocuk sağlığı hemşirelik hizmetleri
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/29589

diyojen sendromu: bîr olgu nedeniyle
http://geriatri.dergisi.org/uploads/pdf/pdf_TJG_85.pdf

şiddete uğramış kadın sendromunda özen etiği ve meşru savunma bağlantısı üzerine bir inceleme
http://evici-adalet.hukukfelsefesi.org/wp-content/uploads/sites/4/2015/09/%C5%9Eiddet-G%C3%B6ren-Kad%C4%B1n-Sendromu-%C4%B0ncelemesine-Dair-Bir-%C4%B0nceleme-Deniz-Polat.pdf

bir hastalık olarak aşk: karşılıksız aşk sendromu
+
neredeyse modern psikiyatri tarihinin başlangıcından beri aşk patolojileriyle ilgilenilmesine rağmen, hemen tüm insanların gündelik yaşamlarında çok önemli olan “aşk”, “arzu”, “istek” gibi kavramlar ve onların psikopatolojik görünümleri, günümüzün betimleyici psikiyatrisinde yer bulabilmeleri çok zordur. bugün betimleyici psikiyatride, insanların aşk ilişkilerinde ortaya çıkan psikopatolojik görünümlere, çok basit olarak sanrısal bozuklukların erotomanik alt-tipinde ve ilişki sorunları arasında yer verilmektedir.
+
arzuya hegelci bakış, daha sonra nesne ilişkileri ve kendilik psikolojisi kuramlarında, belirgin biçimde ortaya çıkmıştır. insan ilişkisine, insann varoluşuna yapılan basit eklemeler değil bizzat varoluşun kendisi olarak bakan bu kuramlar sayesinde, insan psikiyatrideki bilimsel yalnızlığından kurtulma şansına kavuşmuştur.
http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/21/68/633.pdf

gruplarda olumlu (tedavi edici) ve yıkıcı (destruktif) etmenler
https://www.21yyte.org/assets/uploads/files/261-294%20EROL.pdf

insan ilişkilerinde yansıtmalı özdeşim
http://www.turkpsikiyatri.com/C17S1/insanIliskilerinde.pdf

yoksullara hayatlarının idamesi için gerekli koşulların sağlanması gerektiğini, zira insanları suça iten şeyin esas itibariyle ihtiyaç olduğunu savunan more’a göre, söz konusu ağır cezalar da bir işe yaramamıştır.
+
epiktetos için ölüm bizatihi kötü değildir ama onu kötü gösteren bizim ölüm hakkındaki görüşümüzdür. ona göre, insanlar ölümden, fakirlikten ve hastalıktan korkarsa hem mutsuz olur hem de alçalır.
+
haz biricik iyi, acı da biricik kötüdür.
+
biyologların hastalık araştırmalarıyla bedenin normal işleyişini anlamaları gibi, sosyal fizikçiler de normal toplumsal süreçleri patolojik örnekleri inceleyerek anlayabilirler.
+
bir psikanalistin hastasının gördüğü düşün hastanın çocukluktan kalma çözüme kavuşturulmamış bir cinsel çatışmayla ilgili olduğunu iddia ettiğini düşünelim; bu iddiayı yanlışlayabilecek hiçbir ampirik veri ya da gözlem bulunmamaktadır.
+
üç parçalı ruh anlayışını bu şekilde ortaya koyan platon, daha sonra bu parçalar arasındaki, erdemi meydana getiren doğru ilişkileri betimlemeye, erdem anlayışının ayrıntılarını ortaya koymaya geçer. erdem anlayışının belirleyici unsuru, sokratik işlev düşüncesidir; bu anlayışa göre, dünyadaki bütün varlıklar gibi, ruhun söz konusu parçalarının da kendilerine özgü birtakım işlevleri vardır. sözgelimi aklın görevi bilmek, tinin görevi kişiye gerçekten gurur kazandıracak şeyler için ölesiye mücadele etmek, iştihanın görevi ise fiziki tatminlerde aşırıya kaçmayıp, ölçülü olmaktır. erdem için ikinci ve çok daha belirleyici unsur, bütünsel ruhun gerçek çıkarlarını gözetme, ruhun birliğini ve bütünlüğünü hesaba katma olgusudur. buna göre, bir kimsenin aklı ruhun bütünsel iyiliğini gözetecek şekilde hâkim olduğu, diğer parçaları bütünlüklü insan hedefini gözeterek yönettiği takdirde, o kişi bilge olmak durumundadır. aynı kişi, tinsel parçası ya da gönlü, akılla ittifak yaptığı, onun neden korkulup neden korkulmayacağıyla ilgili kanaatlerine dayanarak, insanın birliğini ve bütünlüğünü korumaya çalıştığı için cesurdur. onun ölçülülüğü ise neyin yönetip neyin itaat etmesi gerektiği sorusuna cevaben oluşturulmuş, ahenkli karşılıklı ilişkilere bağlıdır. nihayet, en temel erdem olan adalet de bu genel psikolojik ahenk, yani her bir parçanın kendi yerinde durup, kendi görevini yapması olarak tanımlanır.
+
buna göre, “insan” ideasına ilişkin analizine dayanarak, bir insan doğası tasarımı geliştiren ya da başka bir deyişle, insan doğası üzerine bir anlamda psikolojik bir analiz gerçekleştiren platon’un, öncelikle insanın çok çeşitli işlevleri bir denge ve ahenk içine sokulması gereken bir organizma olduğunu öne sürdüğünü söyleyebiliriz. insanın ahlaki açıdan nihai ve en yüksek hedefi olan mutluluğun da onun bakış açısından, organizmanın uygun ve doğru etkinliğinin bir ürünü olması gerekir. platon bu tezini öne sürerken, aslında yunan düşüncesinde çok sık yapıldığı üzere, tıp ile etik arasında bir analoji ya da benzerlik ilişkisi kurmuştur. analojiye göre, beden iyi ya da sağlıklı olduğu zaman, onun bütün parçaları ya da organları arasında tam bir ahenk vardır: yürek, ne hızlı ne yavaş ama uygun oranda ya da gereği gibi kan pompalar, akciğerler nefes alır ve verir, mide, karaciğer, bağırsaklar vb. hepsi de kendi gerçek fonksiyonlarını gerçekleştirir. bedenin iyi haline tekabül eden sağlık, bütün organların bireyin hayatında genel bir birliktelik içinde kendi uygun etkinliklerini gerçekleştirmelerinden, gerçek fonksiyonlarını hayata geçirmelerinden meydana gelir. organlar arasında nedensel bir bağımlılık ilişkisi bulunduğundan, bir organın hastalanması veya fonksiyonunu yerine getirememesi diğerlerinin fonksiyonunu da etkileyip, bütün organizmanın sağlığını bozar.
https://avys.omu.edu.tr/storage/app/public/engin.yurt/139205/Felsefe%20Tarihi.pdf

abaelardus, iyi olacağını düşünerek yanlış yapan kimsenin suçlu olmayacağını düşünür. niyete bağlı ahlâkın günah tanımı da benzer şekilde olacaktır. günah, davranışların nasıllığıyla işlenmez; yani davranışın tek başına kendinde iyi veya kötü oluşu günahı belirlemez. günah, yanlışlığını bilerek, özgür irademizle katıldığımız eylemlerin sonucunda açığa çıkar.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/46985

(i)nananlarda canlı bir ruh yarattın. sonra da sadece sana tabi olan, örnek alabileceği hiçbir insan otoritesine ihtiyacı olmayan bir ruhu senin suretinde ve benzerinde yeniledin; kadını erkeğe tabi kıldığın gibi akıllı bir eylemi, yöneten akla tabi kıldın.
+
eğer, insana ilişkin ilk günahın kaynaklarına ve tanrı tarafından kadına karşı söylenen (‘acıyla çocuk sahibi olacaksın’) cezalandırmaya kadar geri gidersen, erkeğin de erkeklik organıyla zorla katıldığı bu günahta payı olmasından dolayı bunun son derece olağan olduğunu göreceksin; erkeğin sürgün toprağında ölü oğullar ürettiği bu organıyla acı çekmesi doğrudur; çünkü o hatalı davranışıyla, kendisiyle birlikte bizi de cennetten kovdurdu ve bu yaşamın tüm sıkıntılarını içine soktu. kadının gebe kaldığı ve doğurduğu organıyla acı çekmesi, gebe kalışı sırasında duyduğu hazzın karşılığını doğum sırasında ödemesi ve böylece günahının acısını çekmesi doğaldır.
+
abelardus’un devam eden sözlerinde kadına ceza olarak verilmiş olan “fiziksel acı” ve erkeğin cezası olan “ter dökerek kazanma” bir başka anlatımıyla “emek” kavramının ortaya çıkışı açıklanmış olur. ilk günahın nedeni değilse bile sonucu olan cinselliğin cezası olarak fiziksel acı ve emek kavramları ortaçağ üzerine yapılan bir çalışmayı ilginç bir noktaya taşır.
http://dspace.kocaeli.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11493/1808/226086.pdf

spinoza’da iyi kavramı, insanın bedensel ve ruhsal bütünlüğünü, düşünce, duygu, beden arasındaki uyumu ve harmoniyi anlatırken; kötü, isteklerin parçalanması, zihinsel karışıklık, bedensel gücün sönüp gitmesi olarak değerlendirilmiştir. “spinoza, kötülük kategorisi altında topladığımız her şeyin, zehirlenme, hazımsızlık, hastalık gibi, ilişkileri bozan, birleşimleri çözen olgular olduğunu belirtir ve iyi ya da kötü yerine yararlı ve zararlıyı geçirmeyi önerir, tıpkı nietzsche’nin şu sözleriyle anlatmak istediği gibi: ‘iyi ve kötünün ötesi, en azından yararlı ve zararlının ötesi demek değildir.’ aynı şey insanın diğer insanlarla ilişkileri için de geçerlidir: iyi insan, ilişkilerini kendi doğasının özüne yararlı olacak biçimde ve uygun olanlarla kurmaya çalışan özgür, akıllı, ya da güçlü insandır. kötü insan, karşılaşmalarını rastlantılara bırakan, onlardan yalnızca etkilenen ve bu konuda yakınan, suçluluk duyan köle, zayıf ya da budaladır”.
+
gerek spinoza gerek schopenhauer ömürleri boyunca bedenleriyle savaşmış, her iki filozof da çırpınma, didinme ve çatışmanın elinden ölümleriyle kurtulmuş ve bedenleri sükunet bulmuş, ancak yaşarken de tek tesellileri yine felsefe olmuştur.
http://proje.akdeniz.edu.tr/mcri/mjh/5-1/MJH-27-Fatih_YILDIZ.pdf

hastalık hakkında hiçbir bilgisi olmayan kişi hastalığın varlığını bilir. doktorun, hastalığı delilleriyle bilmesi ilimdir fakat bunu delille bilen doktor hasta olmadığı sürece hastalığın gerçek tadını bilemeyecektir.
https://avesis.erciyes.edu.tr/dosya?id=cd29ad78-51ba-4cb4-93da-0e63b88a7b83

şehirler evli insanların manastırlarıdır. şehirler, iyilikseverlik tarafından bir arada tutulur. her şehir bir kardeşlik mekanıdır.
https://dosyalar.nevsehir.edu.tr/0ca6e5ccc1793f9bac808ede4c0394dd/1_uluslararasi_nevsehir_tarih_ve_kultur_sempozyumu-6.pdf

gerçekten de oc edebiyatının özelliği, “courtois ” aşk anlayışını yaratmış olmasıdır. ‘courtois’, yani saraylı aşkı. seçkin bir azınlığın duyabileceği bu aşkın niteliği üzerinde durmamız yerinde olur.
+
sevgilisinin kendisini aldatmasından şikâyet ettiği bir şiirinde, catullus : “ben seni bir kadın sevilir gibi değil, bir babanın oğul ve damatlarını sevdiği gibi sevmiştim” der.
+
erkeğin toplumda kadından daha alçak basamakta bulunması, çok güzel olmaması tercih edilir.
+
sevgili önünde eğilme, ırkın geleneklerindendi. halife harun elreşid’in bir şiirinde bu temayı bütün canlılığı ile görürüz: «eğilmez sandığım gönlümü üç kadın boyunduruk altına aldı. bütün bir millet sözümden çıkmazken, üç pervasız genç kadının esiri oldum. kudretli, bir hakan olarak devletin bütün bahçelerine girebilirim, ama kirpiklerinin bir titreşimi dudaklarımı dudaklarına değdirmeği yasaklar, aç bir dilenci gibi üzgün giderim».
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/10479

aşk ince, aristokratik bir oyundur.
https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/103985/mod_resource/content/1/III.%20set..pdf