pdf 21

görüşleri ile tıp ve ruh bilimini etkileyici şekilde harmanlamasına rağmen tablosu günümüzde kabul görmemektedir. sonraki dönemin doğu uygarlıkları ise yaşam felsefesi açısından ruh hastalıklarına daha ılımlıdır. orta çağ döneminde batı uygarlıklarındaki ekonomi ve din faktörleri, kilisenin gücünü farklı yönlendirmesiyle kötü bir dönem başlamıştır. m.s. 765 yılında bağdat’ta akıl hastalarını istirahate kabul eden bir hastane alanında ilk olmuştur. sonrasında ilk akıl hastanesi osmanlı devleti döneminde nevşehir’de aya mangeros manastırı ismiyle açılmıştır. bimarhane ismiyle de ülkenin çeşitli yerlerine yayılmış, aşk acısı çeken kimselerin dahi gidip kalabileceği bir yer haline gelmiştir. tasavvuf felsefesinden etkilenen doğu medeniyetlerince, meczup kimselerin tanrıya daha yakın olacağı görüşünden dolayı yapıcı bir ilgiyle hastane ruh hastalıklarının anlaşılmasında yeni dönemin öncüsü olmuştur. razi, biruni, ıbn-i sina gibi isimler ruh hastalıkları ve tedavisi üzerine çalışmalar yapmış, açılan bu hastanelerde görev almıştır. avrupa ülkeleri zaman geçtikçe bilinçlenmiş ve aynı kurumsallaşmayı oluştmayı amaçlamışlardır fakat toplumsal sebeplerden açılan hastaneleri işlevsel olarak kullanmak söz konusu olmamıştır. durumu anlatmak için en iyi örnek 13. yüzyılda londra’da açılan ilk akıl ve ruh sağlığı hastanesi saint mary of bethlehem hospital’ dır. hastanede bakım gören hastalar kafeslere konulup para karşılığı halka izletilmiş, konuklar tarafından ekstra ücret karşılığında şiddete maruz kalmışlardır. insanlık olgusundan yoksun bu hastane ortamında var olan kaos ve karmaşadan dolayı ingilizcede hala kullanılan “bedlam” kelimesi oluşmuştur. kelime de aynı şekilde kaos ve karmaşa anlamına gelmektedir. 1486 yılında iki engizisyon rahibi tarafından yazılan malleus maleficarum (cadıların çekici) isimli kitap yayımlanmıştır. kitabin içeriği ise aslında ruh hastalığı olan kadınların cadı olarak görülmesi ve işkence gereksinimi üzerinedir. bu olayın üzerine james clarkesse isimli subayın bethlehem ve finsbury akıl hastanesindeki günlerini anlattığı lucida ıntervalla kitabı pozitif yönde bir çığır açmıştır. sonrasında ise tedavide reform 19. yüzyılda dr. philippe pinel tarafından pitie salpetriere hastanesi’nde yapılır. 20. yüzyıl psikolojisinde avrupa ruh hastalığına sahip insanlara tanı koyma, tedavi üretme ve sosyal haklarını koruma açısından dünyaya öncü merkez olmuştur. tedavi için antipsikotik ilaçlar kullanılmış, ruh hastalıkları birbirinden ayrılmış ve her birine uygun tedavi yöntemleri uygulanmıştır, hak savunucusu örgütler kurulmuştur. hastaların hastanelere kapatılıp toplumdan soyutlanması ise italya’da ilk olarak hastane kapılarının açılması ve hastalara giriş çıkış izni verilmesi ile sonlanmıştır. eski dönemlerin akıl hastanelerinde çalışanlar dışında hastaneden çıkabilen tek canlı kirli çamaşırları taşıyan bir at olduğu için şizofrenide özgürlüğün simgesi olan mavi ata ilham olmuştur. bu mavi at ise onlarca insanın hayatına dokunmuş ve kendisinden çok daha büyük bir şeyin parçası haline gelmiştir.
https://www.iku.edu.tr/sites/default/files/inline-files/Bilim-Siz%201.say%C4%B1.pdf

jacques derrida düşüncesinde “dil”
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/180427

ey sıkıntıların devleti artık güzel veya güzelmiş gibi davran! bağlar ve ilişkiler artık koptu,
http://isamveri.org/pdfdrg/D00064/2020_1/2020_1_SARPE.pdf

şarap, savaşa atılmadan önce, savaşçıya cesaret verici bir unsur olarak görülmüş, savaştan sonra da zafer kazanan taraf için bir kutlama vasıtası, kaybeden taraf için ise bir teselli bulma kaynağı olarak değerlendirilmiştir. bedir savaşında müslümanlar karşısında yenilgiye uğrayan mekkelilerden bir şair (bu kişinin ebû bekr el-esved olduğu söylenir), içki içerek teselli bulmak ister:
ummu bekr esenlik içerisinde ömür sürsün, senin topluluğunun başımıza getirdiklerinden sonra benim için esenlik mi olur?
bırak beni, sabah şarabını içerek teselli bulayım, çünkü ölümün (el-muğîra oğlu) hişam’ı alıp götürdüğünü,
+
islam öncesinde içki ile eğlence ve kadın arasında sıkı bir ilişki vardır. hayatını savaşlar, baskınlar, yağma, kabileler arası mücadeleler ve yaşam kavgası içinde geçiren cahiliye arabının geri kalan zamanını kadınlarla birlikte eğlence ve içkiyle geçirmesiyle övündüğü görülür. bu dönemin önemli rind şairlerinden tarafa bu durumu şiirinde şöyle dile getirir:
o kızın elbisesinin yeni ve yakası geniştir ve arkadaşlarımın, ellerini sokup onu her taraftan sıkıştırmalarına müsaittir. onun vücudunun elbisenin dışında kalan kısımları da yumuşak ve beyazdır.
+
yine hz. ömer şarap tasviri içeren şiir nazmeden ebû mihcen es-sekafî’yi (öl. 650) de hapse atmıştır. ebû mihcen’in sadru’l-islam dönemi için ilginç kabul edilebilecek şiirinin bazı beyitleri şöyledir:
ben öldüğümde beni bir üzüm bağının yanına defnet, ölümümden sonra kökleri benim kemiklerimi sulasın.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/254244

biyomedikalde anatomi ve fizyoloji
http://www.megep.meb.gov.tr/mte_program_modul/moduller_pdf/Biyomedikalde%20Anatomi%20Ve%20Fizyoloji.pdf

bir rönesans mühendisi:
leonardo da vinci
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/567372

biyomedikal mühendisliğinde uzaktan eğitim çalışmaları
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/75240

biyomedikal mühendisliği eğitiminde elektrik, elektronik, bilgisayar mühendisliklerinin yeri
https://www.emo.org.tr/ekler/9c9adb18e44be07_ek.pdf?tipi=2&turu=X&sube=14

ergonomi ve antropometri alanındaki çalışmaların inşaat sektöründeki yeri ve iş güvenliği açısından önemi
https://www.imo.org.tr/resimler/ekutuphane/pdf/17601_39_07.pdf

ataerkilliğin sürdürülmesinde kadının rolünü “eşitlik” ve “fark” kavramları üzerinden yeniden düşünmek
+
kadın cinselliğini ilkelliğe indirgeme aynı zamanda ilkelliği olumsuz anlamıyla ele almayı da beraberinde getirmektedir. o dönemde fahişeliğin fizyolojik ve fizyonomik özellikleri ile ilkellik arasında bağlantı kurulması, her ikisinin de ortak kökenden gelmesi gerektiğinin bir savunusudur. fahişenin anatomik özellikleriyle ilkelliğe ulaşılma çabası halihazırda olumsuz anlamıyla bir “ilkellik” temasının var olduğunu ve fahişeliği de bu temaya uydurarak “bilimsel” söylem işbirliğiyle kötücül bir anlama pek de zorlanmadan oturtulacağını göstermektedir: bir taşla iki kuş vurmak!
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/914434

türkiye’de 19. ve 20 yüzyıllarda tıp tarihinin ana hatları
https://d1wqtxts1xzle7.cloudfront.net/30971405/19-20_Turkiye_Tip_YIUlman.pdf?1363480215=&response-content-disposition=inline%3B+filename%3D19_20_yuzyillarda_Turkiyede_Tip_Tarihini.pdf&Expires=1612911724&Signature=eJGed8PLsNwTTkeYa3UkB~ib1pCgs6ziP525kafKQyOh1BHM~50lP9Bn2UbzLRvEItFtkQqO1S3l7~ie1TvkbVQVMux0sJs7vxuc5YOV3SDop2xwTT9JXEcaxMIXQaCho067Rs89WYMDBlB9Ssl8YRz9Kdum6IAUMXstlK4k9g0KyrgPRPfG08ws7YZCZvxD5FHSXaGPI1PLL4iy08nv65BjFak3qfK7pRtDZzzN9y8I5~uzWlmwSQOB6ZuTUHSAXOF0IjaReGvyZN7NkeYhrlNcTzeE0WrLMqoMoFXdiizw~d7yrxRnowQ5JyweNf0ys8xhVsERr0XMCcQhG07lJg__&Key-Pair-Id=APKAJLOHF5GGSLRBV4ZA

dr. charles ambroise bernard: türkiyede adli otopsinin başlangıcı
+
eski dönemlerde hekimlerin cesetler üzerinde inceleme yapması inançlar, kutsal değerler ve çeşitli hassasiyetlerden dolayı itirazlara neden olmuş ve birtakım zorluklar oluşmuştur. bu zorluklara rağmen alkemon, hipokrat, herophilos gibi bilim insanları m.ö. 5.yüzyıldan itibaren hayvan diseksiyonları ve az da olsa insan diseksiyonları yapmıştır. ayrıca m.s. 1-3. yüzyıllar arasında celsus, rofus ve sonraki yıllarda da luzzio ve vesalius gibi kişiler de diseksiyon yapmıştır. bu sayede çeşitli anatomik yapıları inceledikleri görülmektedir. ilk adli amaçlı diseksiyon 1286 yılında veba salgını sonucu ölen bir kişiye papanın izniyle italya’nın parma şehrinde yapılmıştır. parma’lı fransisken salimbene isimli kişinin 1288 yılında yazmış olduğu günlüğünde bahsedilen bu otopside sadece göğüs duvarı açılmış ve kalp incelenmiştir. bilinen ilk kapsamlı otopsi, 1302 yılında bologna’da zehirlenme şüphesi ile ölen bir kişiye adli makamların talebi ile yapılan otopsidir. bu otopsi dr. barteloma da varignana başkanlığında birden fazla hekim tarafından yapılmıştır. avrupa’da kilise diseksiyona uzun süre karşı çıkmıştır. diseksiyon, 1524 yılında papa vıı. clement tarafından resmen serbest hale gelmiştir.
+
bernard, diseksiyonun tıp eğitiminde oldukça önemli olduğunu düşünmüş ve çevresini buna ikna etmeye çalışmıştır. bernard’ın yoğun çabaları sonucunda 1841 yılında osmanlı devleti’nde diseksiyon için izin verilmiştir. osmanlı devleti’nde ilk adli tıp dersinin de bernard tarafından 5. ve 6. sınıflarda okuyan tıbbiye öğrencilerine verildiği görülmektedir. osmanlı devletinde ilk otopsinin 1843 yılında bernard tarafından başına sırık düşmesi sonucu ölen bir kişiye yapıldığı ve öğrencilerin de bu otopsiyi izlediği bilinmektedir.
+
prag’da 1808 yılında doğan bernard 1844 yılının sonlarında henüz 36 yaşında iken vefat etmiştir. cenazesi istanbul’da bulunan santa maria draperis kilisesine gömülmüştür. osmanlı devleti’nde çalıştığı 6 yıllık süre içerisinde diseksiyon ve adli otopsiyi başlatan bernard, ebelik ve eczacılık okulları da açmış aynı zamanda o dönemde oldukça değerli dört eser yazmıştır. bernard’ın ölümünden sonra yardımcısı olan dr. spitzerbaşta olmak üzere başka hekimlerin dediseksiyon ve otopsi çalışmalarına devam ettikleri görülmektedir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/573621

osmanlı’da kuduz vakaları ve tedavi çalışmaları: antalya örneği
+
“kuduz” kelime olarak delirmiş, kontrolünü yitirmiş ve kudurmuş anlamlarına gelmektedir. oldukça tehlikeli bir salgın olan ve tarihi çok eski dönemlere kadar uzanan kuduz hastalığına dair kayıtlar mö. 4000’li yıllara kadar gitmektedir.
+
kelime olarak yunanca çılgınlık manasını taşıyan lyssa ve fransızca rage kökenli deli, kudurmuş anlamlarına gelen kuduz, hastalık bulaşmış köpeklerin ve diğer memelilerin salyasıyla bulaşan hayvansal bir viral infeksiyondur.
+
kuduz virüsü hastalıklı hayvanların ısırmasıyla insanlara bulaşmaktadır ve genellikle 20-90 gün içinde merkezi sinir sistemini etkileyerek ölümcül sonuçlar yaratacak beyin / omurilik iltihabına yol açmaktadır.
+
hastalığın sorumlusu olarak cinler ve şeytanlar görülüyordu. bu nedenle daha çok sihirle tedavi yollarına başvuruluyordu.
+
ilkçağlarda veteriner hekimliğin en iyi olduğu yer hindistan’dır. mö 1800’lerde başlayan hayvan tedavi yöntemleri giderek gelişmiş ve mö ııı. yüzyılda insanların yanı sıra hayvanların tedavisi için de hastaneler kurulmuştur. bu gelişmelerin yaşanmasında hindistan’a özgü kültürün etkisi büyüktür. insanlarla hayvanları eşit tutan hintliler hayvanları kanunlarla himaye etmekteydiler.
http://www.turkiyatjournal.com/Makaleler/478421516_0027%20ErdalTA%c5%9eBA%c5%9e(B).pdf

ahmet mithat efendi ve beşir fuat’a göre gerçekçilik
https://core.ac.uk/download/pdf/52939847.pdf

nazmi fuad, bedia’da, ansiklopedik bilgi vermeye bayılır. fransızca tıp ve farmakoloji, anatomi, embriyoloji, fizyoloji botanikten felsefe ve mantığa kadar her konuda bilgi verir. köy hekimi’nde de anadolu’daki düğün, nişan âdetleri ve tıp bilgisi geniş yer tutar. böylece romanlar, asıl fonksiyonlarından soyutlanarak âdeta bir faydalı bilgiler kitabına dönüşür. zaman zaman da sanatsal söyleşiler, dönemin yazınsal çalışmalarını ve geçmişin sanatçılarını yüceltme ya da eleştiri biçiminde bilgilendirmeler, sıkça görülen üslûba ait özelliklerdendir.
http://www.turkoloji.cukurova.edu.tr/YENI%20TURK%20EDEBIYATI/osman_gunduz_geleneksel_anlatma_formlarindan_cagdas_romana.pdf

rifâî’den oscar wılde’a gül ve bülbül
http://www.turkiyatjournal.com/Makaleler/100401397_Nil%C3%BCfer%20TAN%C3%87-MAKALE.pdf

charles ambroise bernard’ın (1808-1844) kaplıca risalesi üzerine bir değerlendirme
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/190597

charles ambroise bernard
http://web.harran.edu.tr/assets/uploads/sites/232/files/HUTFD-167.pdf

mekteb-i tıbbiye-i adliye-i şahane’nin kurucusu charles ambroisse bernard’ın eserleri ve osmanlıya etkileri üzerine bir değerlendirme
https://www.adlitipbulteni.com/atb/article/download/852/1221/2453

sultan mahmut ll’nin bu konuşması, ülkemizdeki tıp öğreniminin batılı anlamda modernleştirilmesinin zorunluluğunu açıklamaktadır. bu modernleştirilmede, viyana elçiliğimiz aracılığıyla avusturya joseph akademisi’nden getirtilen prof.dr. charles ambroise bernard’ın etkinliği büyük oldu. tıp tarihçimiz prof.dr. bedi nuri şehsuvaroğlu (1914-1977) onun hakkında şöyle diyor:
“modern tıbbiyemizin hakiki kurucusu olan dr. bernard, bir taraftan idari işlerle uğraştığı gibi, bir taraftan da emrazı dahiliye (iç hastalıkları), seririyatı dahiliye ve hariciye (iç hastalıkları ve genel cerrahi klinikleri) dersleri veriyor ve kitap yazıyordu. kendisi aynı zamanda avusturya hastanesi (avusturya hastanesi, birinci dünya savaşı’ndan sonra, 1919 yılında müttefiklerin eline geçmiş olup o zamandan beri “pasteur fransız hastanesi” olarak kullanılmıştır.) hekimi de olduğundan klinik derslerini hasta başında verdiği gibi, normal ve patolojik anatomi için de oradaki ölülerden faydalanmıştır. böylece tıbbiyemizde ilk olarak diseksiyon ve otopsi yapılmaya başlanmıştır. 1842 yılında da mektebe bir klinik açılarak öğretim bakımından mühim ve nadir vak’alar yatırılmıştır”. bu dönemde fizikhane (fizik laboratuarı), kimyahane, kemikhane, nebatat (botanik) bahçesi ve zengin bir kütüphane de kurulmuştur.
+
23 şubat 1808 tarihinde prag’da doğan, avusturya uyruklu c.a. bernard, otuz altı yıllık bir yaşam sonunda, 2 kasım 1844 tarihinde istanbul’da öldü. ölüm nedenini henüz bilemediğimiz bu ünlü hekim, büyük bir matem içinde, istanbul’daki santa maria italyan katolik kilisesinin bahçesine gömüldü. mezar taşında ” fondateur et remier directeur de l’ecole lmperial de medecine de galata serai” (galatasaray mekteb-i tıbbıye-i şahanesi’nin kurucusu ve ilk müdürü) diye yazmaktadır.
http://cms.galenos.com.tr/Uploads/Article_19181/AUTFM-50-1-En.pdf

roma sadece insanın değil, tanrı’nın taşta somutlaştığı mekândı. imparatorluk ele geçirdiği her yere tanrı’yı dolayısıyla devleti hatırlatan taştan devasa yapılar inşa ediyordu.
+
tanrı devlette, devlet insanda ve insan da taşta tezahür ederek roma’yı inşa ediyor ve dünyaya yayıyorlardı.
+
kilise’nin taş/kaya üzerinden bir mekanlaşma ve bedenin mekana kavuşması olarak düşünülmesi önemlidir ve gözden kaçırılmamalıdır.
+
dindar insan yine taşta can bulacaktı.
+
tanrı tekleşti lakin pagan taş ve kayalarda yaşamaya razı oldu.
+
artık beden rasyonel, insan rasyonel, taş rasyoneldi. yeni insan ve beden tipinin şehri de venedik ve paris’ti.
+
artık taşın bedenleşmesi değil, çeliğin bedenleşmesini görecekti insan.
+
gücü, iktidarı, güzelliği, aklı, parayı, aşkı insan-erkek bedeni üzerinden açıklayan bir zihniyetin hikayesidir ten ve taş..
+
toprağa ruh üfleyen tanrı’ya inat taş’a can veren insanın hikayesi..
http://www.kayseribusam.com/wp-content/uploads/2018/02/Richard-Sennetin-Kitab%C4%B1-Ba%C4%9Flam%C4%B1nda-Bat%C4%B1-D%C3%BC%C5%9F%C3%BCncesinde-Ten-Ta%C5%9F-ve-%C5%9Eehir-Dursun-%C3%87i%C3%A7ek.pdf

ten ve taş – batı uygarlığında beden ve şehir
+
sennett, atinalıların beden ile bina arasında dolaysız bir analoji kurduğunu belirtir. başka bir ifadeyle atinalılar kent formunu yaratmak için fizyolojik beden anlayışlarını kullanırlar.
+
sennett, antik yunan’daki stoa ve tiyatro anlamına gelen theatron’un rahatça görmeyi sağlayan mimarisiyle çıplak beden imgesinin taşlara yansıması olarak görülebileceğini ifade eder.
+
thesmophoria soğuk kadın bedenine itibar kazandırmayı amaçlarken; adonia ise kadınlara söz söyleme ve arzu güçlerini iade etmeyi sağlar.
+
atinalılar için erkeklerden daha soğuk bir bedene sahip olan kadınların mekânı evlerdir.
+
çıplaklık, sadece köle ve kadınlar dışındaki erkek yurttaşların gurur duydukları bedenleri için makbuldür.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1162082

richard sennett’in çalışmalarında toplumsallaşmanın bazı referans alanları ve modernlik
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/151574

kent mekânında toplumsal ayrışma (gettolaşma) ve richard sennett’in açılma korkusu kavramı
https://www.sosyalarastirmalar.com/cilt12/sayi65_pdf/4sosyoloji_psikoloji_felsefe/osmanli_umut.pdf

kırsal mitten kentsel ritüele geçiş ve beden-mekan ilişkisinin 1990 sonrası türk oyun yazarlığı’na yansıması
http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/13/1582/17156.pdf

zanaatkârlığın tarihsel dönüşümü ve richard sennett’in zanaatkârlık kavramı
https://core.ac.uk/download/pdf/195253105.pdf

şehir ve düşünce
https://esenler.bel.tr/wp-content/uploads/2019/12/sehir-ve-dusunce-13.pdf

kadın bedeninin değişen toplum düzenlerinde mimari tasarıma yansıması
http://acikerisim.fsm.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11352/2565/Akyol%26Polato%C4%9Flu.pdf

kalınan şiddet karşısında ise hekimlerin %62,2’si şikayetçi olmamıştır.
https://www.ido.org.tr/lib_yayin/196.pdf

hekimin hizmetten çekilme hakkı
http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2017-131-1678

hayvanlar bitkilerden farklı olarak duyumsama yetisine sahiptirler ve bedenlerini hareket ettirebilir ve böylece bulundukları yeri değiştirebilirler. duyumsama ve hareket edebilme yetisi hayvanları çevreleriyle daha aktif bir ilişki içine sokar. güvenlik, beslenme ve üreme etkinliklerini bu yetileri çerçevesinde çözerler. hayvanların duyusal algı ve mekânsal hareketine ek olarak, içgüdü tarzında istekleri ve belli bir düzeyde gelişmiş bir bellekleri de vardır. aristoteles’in ruhsal biçimler heyararşisinin bir üst aşamasında insan ruhu bulunur, çünkü insan ruhu diğer hayvanlardan farklı olarak akıl (nous) yetisine sahiptir.
http://auzefkitap.istanbul.edu.tr/kitap/felsefe_ao/bilgifelsefesi.pdf

tüketim toplumunda bir “sosyal beden” kurgusu olarak kadın
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/177809

kadın bedeni, mekân ve hareket
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/ET000190.pdf

kent melankolisi
https://www.e-skop.com/images/UserFiles/Documents/Editor/kent_melankoli.pdf

kamusal alanların mekânsal organizasyonu
https://cdn.bartin.edu.tr/fbe/975f166aca5401e5fa0a7450e6f990ea/kamusal-alanlarin-mekansal-organizasyonu.pdf

kadın bedenine yönelik biyoiktidarın sosyal medya üzerinden yansıması
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/761803

kültürel dönüşüm ve şiddetin nesnesi olarak kadın
https://www.acarindex.com/dosyalar/makale/acarindex-1423903285.pdf

ergenin “beden”iyle aradığı imkan
+
ruj, genel olarak, katı, kırmızı rengi olan, kadınların kendilerini süslemek için kullandıkları bir nesne olarak “dışarıdan” haliyle gözümüze görülür. oysa ruj, bir ruh ve vücut aracılığıyla işlevini hayat karakterinin elinde yeniden kurar.
+
ruj, hayat’a bir seks işçisi tarafından hediye edilen “dışarı” halinden uzaklaşarak, onun ergenlik süreciyle farklı bir ilişkiye geçer. hayat, ruju yüzünün bütününe rastgele bir halde sürerek, onu ait olduğu işlevinden uzaklaştırır ve kendi isyanının bir parçası kılar.
+
bal dünyanın vücuduma ve bana yönelik belli bir tutumudur.
+
göstermek daha mı önemli? her gördüğünü gösterebiliyor musun? söylesene, her gördüğünü gösterebiliyor musun? … rüyalarının fotoğrafını çekebiliyor musun?
+
görmek nedir? bir şeye baktığımızda onu diğer şeyler arasında konumlandırmak mı? onu doğrusal perspektif içine yerleştirmek mi?
+
ponty, modern resmi, klasik düşünceden ayırırken görme olayının, aynı zamanda “kendini görme” olduğunu ifade eder.
+
vücudum hem görendir, hem de görünürdür. o ki her şeye bakmaktadır, kendine de bakabilir, ve o zaman, gördüğünde kendi görme gücünün “öbür yanını” tanıyabilir.
+
fotoğraf makinesinin kaydettiği her şey bir ifşadır. fotoğrafçı elindeki silahla gerçeği ifşa etmek için taarruza geçendir.
+
restore etmek bir şeyi maskelemektir.
+
çocukların hemen hemen hepsi yetim kalmışlardır.
http://academicrepository.khas.edu.tr/bitstream/handle/20.500.12469/2990/Ergenin%20Bedeniyle%20Arad%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20%C4%B0mkan.pdf

nöropsikanaliz: zihin ve beden ikilemine bir barış çağrısı
https://www.psikolog.org.tr/tr/yayinlar/dergiler/1031828/tpb134009.pdf

müdafaaya övgü
+
avukatlık mesleğinin tarihini tetkik beşer kültürünün tarihini tetkik demektir.
+
insan, hayatı boyunca ve daimî surette, zorluklara, adaletsizliklere, kaderin darbelerine, yakınının aşağılık ve kötülüğüne maruz kalır. bunlar onun muvazenesini bozarlar ve onda, bazan aşırı reaksiyonlar husule getirirler. îşte avukat, doktor gibi, din adamı gibi, oradadır….
+
avukat bir ahlâkçı değildir.
+
avukat, otoritesini müdafaa ettiği, hatta kazandığı işlerden değil, müdafaa etmeği reddettiği işlerden kazanır.
+
şüphesiz, kazanç cazibesi avukatı bir davayı kötü niyetle takipte cesaretlendirebilir, böyle ifrat halleri de vardır. baro sinesinde yalnız azizleri topladığı iddiasında değildir.
+
tahsilsiz ve unvansız, müşterilerini iğrenç bir tamahkârlıkla müdafaa ediyorlardı.
+
sizin aranızda hâkimleri arıyorum, fakat itham edenlerden başka kimse göremiyorum.
+
hukukçuların rol ve vazifelerinin gittikçe artan bir ehemmiyet ve müstaceliyet kazandığı bir dünyada yaşıyoruz.
+
sizler öyle bir kâinat içinde yaşıyorsunuz ki bu kainatta müstevli bir teknokrasi tarafından desteklenen despotluğun bütün çeşitleri karşılaşmaktadır.
+
herkesin bir ferd için, bir ferdin herkes için
+
insan haklarına hürmeti teminat altına alan ve onların tatbikine müsaade eden aslî hürriyetler, ancak adaletin müstakil hâkimler tarafından icra edildiği ve baronun bu hürriyetleri tanıtmak hususunda ferde yardım etmeğe ehil ve arzulu bulunduğu memleketlerde neşvünema bulabilir.
http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/38/340/3589.pdf

aktif bir hâkimlik pratiğinin kapsamı ve sınırları: hâkim fiona örneği
+
fiona “dertenerek ilgilenen” bir hakimdir.
+
fiona’nın, hakimlik ödevini sadece bir “iş” olarak değil; bir “erdem” olarak görüp adil karar verme süreçlerinde sancılar yaşadığına şahit oluyoruz.
+
fiona, hukukun kâğıt üzerindeki soyut haklarla değil; yaşamın akışındaki “insan”la ilgilendiğini taraflara hissettirmek ister.
+
yehova şahidi olduğu için nakle karşı çıktıklarını, hastanenin ise onların karşı çıkışlarına rağmen nakli gerçekleştirmek için bir mahkeme …..
+
anne-baba, dinlerinin gereğini yaptıklarını belirtirler.
+
fiona bu görüşme sonrası kararını netleştirir: adam’a gereken kan nakli yapılmalıdır.
+
fiona’nın ahlaki aktivist bir yaklaşımla hâkimlik ödevini gerçekleştirdiğini söylebiliriz.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/744940

bir tenkitçi için en korkulacak şey, isminin sözlerinden çok önem kazanmasıdır. artık okuyucu ona körü körüne inanır, her dediğine baş sallar, öğütlediği kitapları alır, yerdiklerini okumaz bile.
http://www.thesis.bilkent.edu.tr/0002422.pdf

19. yüzyıldan önce eleştiriciler vardı ancak eleştiri yoktu.
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/40041.pdf

heidegger ve badiou’da hakikat
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/1234/1494d693-2315-4a6d-b698-b4ec0aa3437e.pdf

tennant, karşımızda kaos halinde bir evren bulunmadığını, belirli yasaları ve kategorileri bulunan ve belli hedeflere göre işleyen bir evren bulunduğunu belirtmiş, doğadaki işleyişin, organik ve inorganik varlıklardaki uyumun, nesnelerdeki estetiğin ve güzelliğin, insanın ahlaki yapısının bizleri akıl, irade ve inayet sahibi bir tanrı’nın varlığına götürdüğünü belirtmiştir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/162666

merhamet sağlık profesyonellerinin hastalara bakım hizmeti sunmasını kolaylaştıran önemli bir değerdir. hekim ve diğer sağlık çalışanlarının sahip olması beklenen bir duygudur. sağlık profesyonelleri hastalara iyi bir hizmet verebilmek için sorunları olan hastalara merhamet göstermek ve tedavi sırasında empati kurmak durumundadır.
https://jag.journalagent.com/tjob/pdfs/TJOB_5_3_126_131.pdf

hukuk felsefesinin önemini ağırlıklı bir biçimde vurgulayarak ‘dünya hukuk camiasının’ dikkatini çeken ilk düşünür bize göre ronald dworkin’dir.
+
hakları ciddiye almalıdır.
+
hukukçu, pozitif normların basit bir hukuk teknisyeni olmamalıdır.
+
hukuk uygulamalarında da her zaman yorum gündemdedir. özünde hukuk yorumdan ibarettir. yargıcın önüne somut bir olay gelir; o da günün koşulları içersinde adalete uyan bir çözüm yolu arar.
+
her uyarlama bir yorumdur. her karar bir tutum almadır. ’oyunun taraflarının’, yargıcın tutumlarıyla sonuca ulaşılır.
+
ilkeler temel hakları içeren, insan onurunu koruyan, özgürlük ve eşitlik sağlamaya çalışan kavramları kapsamaktadır. …… ne yazık ki, genel olarak ülkemiz hukukçuları bu durumu görmek istememekte, anayasa’nın. maddesi karşısında bile direnç göstermektedir.
+
doğal hukuk uygulaması gerekecektir. bu uygulamada ileri, özgürlükçü, bireyi koruyan, onu merkeze alan bir devlet ve hukuk anlayışı ön plana çıkmalıdır. klasik doğal hukuk anlayışının adeta ‘kutsal kitap’ olarak benimsediği formülasyon aşılmalı, hukuk gerçekçi temellere oturtulmalıdır.
+
doğal hukuk fesefesinin yeniden doğuşunu kuramsal boyutta a. reinach’lar, gerhard husserl’ler, jean louis gardies’ler muştulamıştı. uygulama bağını ise, somut örneklerle ronald dworkin gündeme getirmiştir.
+
kurallar, unsurlardan ve hukuki sonuçlardan oluşan normlardır ve (…) en yüksek ölçüde gerçekleştirilmeye yönelik emirlerdir.
+
çağlar boyunca insanoğlu daha adil, daha ahlaklı bir hukuk düzenini aramıştır. prof. dr. vecdi aral hocamızın deyimiyle ‘insan hiç bir zaman kurulu düzenden barışık ve hoşnut olmamıştır. o hep daha adil bir düzenin peşindedir.
+
otoriter hukuk düzenlerinde devlet adeta kutsallaştırılır, mistifiye edilir.
+
kuşku yok ki sosyal devlet mekanizmalarının yapı ve işlevleri bağlamında değişik analizler gündeme gelebilir. bugünkü sosyal demokrat yaklaşımda piyasa ekonomisi ağırlıklı bir sosyal devlet ön plana çıkmaktadır.
+
antik yunan’dan günümüze erdemli site, faziletli medinenin peşinde koşulmuştur. bu tür sitenin erdemi adalet ve ahlaktır.
+
çoğunlukçu demokrasilerde azınlıkta kalan vatandaşlara, çoğunluk bazı hakları tanıyabilir. bu, bir anlamda lütuftur. oysa ortaklığa dayanan demokrasilerde her vatandaş yönetimde söz sahibidir.
+
cinsel tercihleri, inanç biçim ve uygulamaları, siyasal görüşleri ne olusa olsun her vatandaş siyasal yönetimin, alınan kararların aktörü olmalıdır.
https://www.anayasa.gov.tr/files/pdf/anayasa_yargisi/niyazi_oktem_1.pdf

ronald dworkin’ın hukuk teorisi ışığında yargıçların rolü
http://webftp.gazi.edu.tr/hukuk/dergi/18_3-4_29.pdf

ronald dworkin’in hukuk teorisinde yorum yaklaşımı
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/95934

ronald dworkin’in ilkeler yöntemiyle bir mahkeme kararını yeniden yazmak: herkül olmayı denemek
http://www.hukukdergi.hacettepe.edu.tr/dergi/C8S1makale1.pdf

derrida ve dworkin arasındaki ilişki: yapıbozum ve yargıç herkül
https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/49000/17692.pdf

hayat çözülecek bir problem değil, yaşanacak bir hakikattir.
+
oğul, babanın kendi yansımasını gördüğü bir ayna ve baba ise, oğulun kendisinin gelecekte ne olacağını gördüğü bir aynadır.
+
melankolim, benim en sadık metresim!
https://destekdukkan.com/files/urun_urunler/file/hayat-cozulecek-bir-problem-degil-yasanacak-bir-hakikattir-sren-kierkegaard-1.pdf

nazlı eray’ın kadın tohumu öyküsünün feminist edebiyat eleştirisiyle incelenmesi
+
erkekler insanlar ile tanrı arasındaki iletişimi sağlayan öznelerdir, kadınlar ise tanrı’ya ancak erkek aracılığıyla ulaşabilir.
+
elisabeth badinter, vajinanın fallustan daha ürkünç olduğunu söyler. korkutucu bir gizemle çevrelenmemiş olan fallus yaralayabilir, tecavüz edebilir ama öldürücü bir araç değildir. oysa zengin bir edebiyata yol açan, doğurganlığıyla hayat veren vajina gözle görülür olmadığı için gizemli ve tehlikelidir. bu sebeple mitlerde vajina, doyurulması olanaksız bir güç, bir mağara, erkekler için ölümcül bir tuzak olarak nitelenir.
+
dörthe binkert cinsel ilişkide erkeğin rolünün kadını almak olmadığını aksine vajinanın fallusu aldığını ifade eden kök anlayışa dikkat çeker.
+
ejakülasyon (fışkırma) erkeğin kadın tarafından yutulan gücüdür. erkeğin kadının içine girmesi doğum sürecinin tersine çevrilmiş hâli gibidir; erkeği doğuran kadın onu yok da edebilir.
+
erkeklerin ve kadınların durumları biyolojik kaderin bir ürünü değildir; bu durum öncelikle toplumsal bir inşa süreci sonucunda belirlenmiştir.
+
toplumsal cinsiyet “bedeni oynamak” yani kişinin kendi bedenini kültürel bir gösterge boyutunda giymesidir.
+
alternatif bir kadın yazarlar listesi oluşturmadan, cinsiyete ilişkin, kendileri sorunsal oluşturan, tasvirleri çözümlememiz ve parçalamamız olanaklı mıdır? ataerkil edebî pratiğin parçaları olan “yüksek” ve “düşük” yazı sıradüzeninden nasıl uzak durabiliriz?
+
kadın olarak okumak için dişi olmak yeterli değildir, dişiliğin anlamını bilmek gerekir.
+
erkek tarafından istenen ideal bir eş ve sevgili özelliklerine sahip çeşit çeşit kadın tohumlarının yurtdışındaki bir laboratuvardan getirtilerek satışa sunulduğunu, tohumların toprağa ekilmesinden iki ay sonra etikette yazan özelliklere sahip ideal bir kadına sahip olunacağını yazan gazete haberiyle başlayan öykü…..
+
normalde tohum, bir bitkiye aitken metinde bitki yerine geçen ve saksıda yetiştirilen kadındır.
+
kadın az bir ücret karşılığında satın alınabilir ve her ortamda yetiştirilebilir.
+
playboy şükrü, çapkınlıktan evlenemiyor.
http://www.tekedergisi.com/Makaleler/262753088_15esrapolat.pdf

eril bedenselleşme: hegemonik erkek bedeninin inşası
https://www.acarindex.com/dosyalar/makale/acarindex-1423880902.pdf

hekimin filozof hâli
+
yaptığınız işin felsefesini bilmezseniz/yapmazsanız, yalnızca teknisyen olarak kalırsınız.
+
faik çelik’in yazdığı “bir cerrahın filozof halleri: tanrı hekimden standart hekime” isimli bölüm felsefe-tıp ilişkisi bakımından konuya açık bir dönüştür. çelik, yazısına hekimin özelleşen ilk insan olduğunu ve onun doğum, ölüm gibi farklı hallerini gözlediğini, felsefenin ise bu farklı halleri sorguladığını hatırlatarak başlamaktadır. hekimlerin “cerrahlar” ve “diğerleri” şeklinde bir ayrımla kategorilendirildiğine işaret eden çelik, cerrahların büyük çoğunluğunun narsistik kişilik özelliklerine sahip olduklarını düşünmektedir. cerrahların başarılarından dolayı bir çeşit tanrı hekim olarak görüldüklerinin de altını çizen çelik, tanrılara atfedilen bir özellik olan hekimliğin sokrates’in etkisiyle hipokrat tarafından göklerden yeryüzüne indirildiğini ifade etmektedir. tıpta teori ve pratiğin birlikte olması gerektiğini de belirten çelik, hekimin yeniliklere açık bir kişiliğe sahip olması gerektiğinin de altını çizmektedir. buna karşın cerrahların hekimler arasında “dogmaya” en yatkın kesim olduğunu çünkü onlar için bilgide kesinliğe dolayısıyla eylemlerde kesinliğe inancın önemli olduğunu ifade etmektedir. bu bölüm özellikle cerrahların felsefi ve psikolojik hallerini ortaya koyması bakımından önem arz etmektedir.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/749052

wittgensteincı anlamdaki felsefe çakışması bir cerrahi müdahaleye benzetilemez. filozof bir doktordur, ama cerrah değildir. hastanın her şeyiyle ilgilidir. bu anlamda epistemoloji bir ölçüt bildirme anlamında değildir. aynı şeyi nietzsche de yapmıştır. ikisi de klasik anlamdaki epistemolojiyi eleştirmiştir.
http://auzefkitap.istanbul.edu.tr/kitap/felsefe_ao/20.yyfelsefesi.pdf

çağdaş tıp etiği ışığında rené leriche ve “şirurjinin felsefesi”
+
leriche asıl sorunun cerrahların genellikle felsefe kelimesine verdikleri kötü anlam olduğunu belirtmektedir: “onlara göre felsefe yapmak hayallerle avunmak ve soyutluk âleminde avare dolaşmak demektir. bu bakımdan dokunmak isteyeceğim kimselere uzanmamaklılığım muhtemeldir. fakat ne olursa olsun her beşeri meslek gibi cerrahinin ruhunu belirtmeye uğraşmak da zahmete değer.
+
leriche’e göre asıl sorun gittikçe mekanikleşen tıp pratiğinde cerrahın gelişen teknolojilere güvenerek kendi rolünden uzaklaşmasıdır.
+
cerrahinin gelecekteki en önemli sorunu teknolojinin emrinde kişiliğini ve insani yönünü kaybetmesi olacaktır.
+
ameliyatını yaptığımız insan sadece fizyolojik bir mekanizma değildir. onda düşünme, korkma özellikleri vardır. karşısında sempatinin ışığını görmezse zavallı vücudu titrer, onun için hiçbir şey operatörü ile yapacağı rahatlık verici temasın, karşılıklı bakışların ve başarılı olacağına (hiç olmazsa görünürde) kesin bir kanaat bulunduğu için ameliyatının kabul edildiği hissinin yerini tutamaz. bunlar öyle ince noktalardır ki feda edilemez. etten yapıldığı kadar bir duygu yaratığı da olan insanın sıkıntılı zamanlarında anlayışa, yardıma da ihtiyacı vardır.
+
cerrahi tek başına teknik bir olgudur. onun bir bilim dalı haline gelmesi tıbbın diğer ana unsurları ile bir bütün oluşturabilmesinde, yani tıbbın dahiliye, patoloji, fizyoloji, psikiyatri ve diğer bütün dallarının bilgilerinden yararlanması ile olanaklıdır.
+
her cerrah insan varlığına karşı derin hürmetle mütehassıs olmalıdır.
+
sadece cerrahların değil, hekimlerin hastaların insan olduklarını hatırlamaları konusunda uyarıda bulunmaktadır.
+
hiç şüphesiz hekimlerin çoğu hümanisttir. fakat herhalde onları, bu duruma gelmek için tecrübelerden ders alıncaya kadar bekletmemek daha iyi olmaz mı? işte bu sebeple de şirürjinin insana gerçekten layık seviyede olmasını sağlamak için hümanist fikrin yüklendiği vazifeleri cerrahlara anlatmalıdır.
+
hastayı dikkatle dinlemek ve bunu ona hissettirmek cerrahinin en temel prensibidir.
+
bazı cerrahlar karakter yahut da bazı hesaplar icabı muhtemel tehlikeleri büyütmeyi, şüpheler ve endişeler izhar etmeyi severler ve uygun bulacağı tedavi şeklini seçmeyi hastaya bırakırlar. böylece muhtemel sorumlulukları azaltacaklarını sanırlar. bu lüzumsuz bir tedbir ve gayri insani bir zulümdür. cerrah tereddütlerini, endişelerini kendisine saklamalıdır. hastaya gerekli göreceği muamelenin sorumluluğunu kendi üzerine alarak her türlü kararı yine kendi vermelidir.
+
bugün artık yalnız başına cerrahi kabiliyet kâfi değildir.
+
şüphe buluş yolunda ilk adımdır.
+
bir cerrah için hüküm, iş başında verilebilir. ameliyat salonu onun için hakikat meydanıdır.
+
ameliyat yapmak cerrah olmak için yeterli değildir.
+
bugün gerçekten birçok insan şirürji yapmaktadır. fakat ne yazık ki hepsi de gerçek şirürjiyen olamamışlardır.
+
işbaşında bütün cerrahlar birbirlerine benzemezler.
+
cerrahların çoğunluğu başka bir sınıfa dâhildir. onlarda o fıtri (doğuştan, yaratılıştan) virtiousité (ustalık) yoktur. fakat başka meziyetleri vardır. ameliyat onlar için bir mimari eserin önceden çizilmiş hendesi (geometrik şekle dâir) resmi gibidir, her şey vazıhtır (açık, aşikâr), güçlükler kurnazlıkla örtülmez, her hareket zamanında yapılır, ölçülü ve tamdır. seyirci her şeyi açık olarak görür. nereye gidildiğini anlar. bütün ameliyat sessizlik içinde kusursuz bir metodla yürür. telaşçı, hiddetli, çok konuşan tip, bereket versin ki artık ortadan kalkmıştır.
+
yaşlanan bir cerrah için en ağır olan şey, geleceğe ait yenilikler hususunda artık kendilerine başvurulmamasına tahammül etmektir.
+
en iyi cerrahlar en uzun süren işlerde zindeliklerini ve rahatlıklarını muhafaza edebilenlerdir.
+
her cerrah içinde acı olaylardan meydana gelmiş bir hicran yığını taşır.
+
şirurjikal ruh ancak kendisiyle birlikte ölür.
+
hastalarının düşüncelerini göz önüne almayan cerrah meslek hayatının sonuna gelmiş demektir.
+
her cerrahta şirurjikal ruhla tedavi edici ruhunun birlikte bulunması lazımdır.
https://turkjsurg.com/full-text-pdf/1085/tur

herhangi bir cerrah bir ameliyatı neden yaptığını, bir ilacı neden yazdığını düşünmeden cerrahi girişim yaptığında veya reçete yazdığında, charlie chaplin’in modern zamanlar filminde karikatürize ettiği, bir iş bandının başında önüne gelen makinenin belli bir vidasını otomatik hareketlerle sıkan bir insan-makineden farkı kalmaz.
http://cms.galenos.com.tr/Uploads/Article_8566/3-4.pdf

dikkat tıp sağlığınıza zarar verebilir!
+
zaman zaman cerrahlar greve gidince ölüm oranı düşmüş, grevden çıkınca normal düzeye yükselmiştir.
+
modern tıbbın tehlikesi aşırı ve gereksiz tedavidir.
https://jag.journalagent.com/anatoljcardiol/pdfs/AnatolJCardiol_9_2_153_156.pdf

cerrah olarak biz de sabit, en az değişimin olduğu bir yaşamı severiz; alıştığımız ve öğrendiğimiz cerrahi tekniklerin eleştirilmesi veya değiştirilmeye çalışılması bizi rahatsız eder.
https://www.turknorosirurji.org.tr/tnddata/books/196/dinamik-stabilizasyonun-felsefesi.pdf

yeni anayasada din ve vicdan özgürlüğünün düzenlenmesi
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/790772

din, vicdan ve kanaat özgürlüğü
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/683097

türkiye’de din ve vicdan özgürlüğü: sorunlar, tespitler ve çözüm önerileri
http://tbbyayinlari.barobirlik.org.tr/TBBBooks/546.pdf

tc anayasasında laik devlet ilkesi ve din ve vicdan özgürlüğü
https://hukuk.deu.edu.tr/wp-content/uploads/2019/09/FEVZI-DEMIR.pdf

düşünce, din veya inanç özgürlüğü hakkı nedir?
kapsamı ve sınırları
https://inancozgurlugugirisimi.org/wp-content/uploads/2013/10/D%C3%BC%C5%9F%C3%BCnce-Din-veya-%C4%B0nan%C3%A7-%C3%96zg%C3%BCrl%C3%BC%C4%9F%C3%BC-Nedir-kapakl%C4%B1-2.pdf

margerit’in mezarını da ziyarete gittik ki şubat ayının güneşi onun üzerinde taze yaprakları tenvir eylemekte idi.
+
bir genç kız tabutu gördüm.
+
on altı yaşındaymış! ölmek için çok erken.
+
“dalgın ayaklar” farketmeden mezar taşının üzerinden geçmektedir.
+
habide-i ebeddir o. talu’ onun için
pek çok garib cilveler etmişdi aşikar.
ama yine başardı. kalınca cüd’a fakat
pek sevdiği ferişteden, oldu yeri mezâr
+
ölümün iğrenç biçimleri
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/1436/d568442f-d157-4509-81e8-a4fb1e95c284.pdf

guy de maupassant’da ölüm anlayışı: “la morte”
+
maupassant’a göre, hayat değersiz, anlamsız, saçmadır. hayatın bir mantığı yoktur. hayat bir cezaevidir.
+
her ölüm zamansızdır. ölümün bu zamansızlığı, beklenmedik bir anda başa gelişi insanı şok eder.
+
evcilleştirilmiş ölüm.
+
sevgilisi bir gün yağmurda ıslanır, hastalanır ve ölür.
+
ölüm saygı uyandırır ve bütün çirkinlikleri kapatır.
+
tabutun çivileri çakılınca, çekiç darbelerinin sesini çok iyi hatırlıyorum.
+
mezarlık alan olarak şehirden daha küçük, ama daha kalabalık.
+
burası yabani güllerle, siyah ve gür sevilerle dolu, kederli ve insan etiyle beslenen görkemli bir bahçeydi.
+
yaşarken kendisini aramadığı kadar mezarını arar.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/557537

kadavranın donuk metamorfozunda izler bakış ve müstehcen-bakış
+
kadavra karşısındaki özne neden onun tarafından avlanmaktadır?
+
ölüm yalnızca iğrenç şekilde kötü kokması nedeniyle değil, kendisinin yaşamı sonlandıran bir süreç olmaktansa sonsuz bir döngünün parçası olması nedeniyle korkutucu ve iğrençtir.
+
ceset –tanrıyı hesaba katmadan ve bilimin dışında düşünüldüğünde– iğrençliğin zirvesidir.
+
ceset ya da kadavra kristeva’nın korkunun güçleri’nde ifade ettiği biçimiyle “atıkların en tiksindiricisi”dir ve “her şeyi kuşatan bir sınır” olarak açığa çıkmaktadır.
+
yabancıdan canavara biçimsiz kadavra
+
müstehcen-bakış karşısındaki biçimsizliğin çıplaklığıyla büyülenirken, kendi derisinin altında içten içe çürüyen yapının derisinden taşmaya hazır olduğu hissini deneyimlemektedir. bulantının ve iğrenmenin asıl kaynağı bu durumdur.
+
bu alınan tavırdan, haz aldığı söylenebilir ancak bu haz hoşlanma, beğenme gibi bir haz değildir. sefil ve içler acısı bir hazdır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1350933

ölüm sosyolojisi bağlamında yemek, cenaze ve ölümün sofra pratikleri üzerine
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/200647

alfred de musset’in “bir zamane çocuğunun itirafları“ ve devrim sonrası fransa
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/18795

m. kemal atatürk 1923’te yaptığı bir konuşmasında; “şuna inanmak lazımdır ki, dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir.” diye yüceltmiş kadınları.
http://www.dergibursa.com.tr/e-dergiler/26-Subat2015/files/assets/common/downloads/publication.pdf

hıristiyan bu dünyayı sadece geçici olarak değil bilakis hastalık olarak görür.
https://core.ac.uk/download/pdf/51374935.pdf

luigi pirandello’nun “ağzı çiçekli adam” adlı oyunundaki “ağzı çiçekli adam” rolüne çalışma süreci
http://acikerisim.bahcesehir.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/250/lu%C4%B1g%C4%B1%20pirandello.pdf

düşünce tarihinde ve modern tıpta ölümsüzlük arayışı ve eleştirisi
+
tıbbın ölümden kaçarken farkında olmadan yine ölüme tutulması, bir şekilde ölümle yollarının kesişmesi paradoksal görünmektedir.
+
ister ölümlü varlıklar olalım, isterse ölümsüz; önemli olan, hayatımızı nasıl geçirdiğimiz, öldükten sonra insanlığın kültür mirasına, hayat kalitesine, iyiliğine ve mutluluğuna ne kattığımızdır.
+
uzunluk, süre ve dolayısıyla ölümsüzlük belirleyici olan şeyler değildir. belirleyici ve karar verici olan nasıl’dır. ‘nasıl’ içeriktir.
+
feynman, burada ölümü açıkça bir tür hastalık olarak görmekte ve onun bir gün modern tıp tarafından tedavi edileceğini ve üstesinden gelineceğini, böylece ölümsüzlüğün ölümün yerini alabileceğini vurgulamaktadır.
http://www.beytulhikme.org/Makaleler/913834605_15_Efil_(265-286).pdf

gebermek fiilinin kökeni üzerine
+
türkiye türkçesinde, sevilmeyen insanlar ile değer verilmeyen hayvanların ölümünü anlatan gebermek fiilinin oluşumu hakkında değişik görüşler öne sürülmüştür.
+
bu görüşler iki noktada yoğunlaşmaktadır. ilki, geber-‟in “şişkin, kabarık; hamile” manasındaki kėbe / kebe ~ gebe sözünden geldiğidir. ikinci görüş ise sözcüğün kabar- fiilinin ikili biçimi olduğudur.
http://www.tekedergisi.com/Makaleler/1383999641_5%c5%9fen.pdf

toplumsal birlikteliklerde öncelikler: kabullenme ve dışlamanın sosyo-psikolojik temelleri (alevilik-sünnilik örneği)
+
sosyal mesafe, belirli bir sosyal sınıfa mensup olan herhangi bir ferdin, diğer sınıflarla ve o sınıflara mensup bulunan gruplar ve fertlerle olan hiyerarşik ilişkilerini, bir nüfus içindeki sınıfların birbirleri ile olan ilişkilerini ve belirli nüfusların aralarındaki sosyal farklılık ilişkilerini gösteren bir kavramdır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/40801

bogardus, guttman ve likert ölçekleri
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/188362

suriyelilere bakış açısının toplumsal uzaklık bağlamında incelenmesi: sakarya ili örneği
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/884876

ensar muhacir kardeşliği bağlamında cami cemaatinin göçmen algısı (suriyeli göçmenler örneği)
http://www.jshsr.org/Makaleler/1718683796_20_2017_JSHSR_4-14.ID247.%20%c4%b0sa%20%c3%96ZEL_1753-1767.pdf

din ve sosyal bütünleşme: farklılık ve birlikte yaşama (göksun örneği)
https://www.atauni.edu.tr/yuklemeler/9f177de340d74e7357ff4932bfbf4181.pdf

durkheim’da süreklilik ve kopuş olarak felsefe ve sosyoloji ilişkisi
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/4105

sosyal mesafenin önyargı ve ayrımcılık üzerine etkisi: türkiye’deki türk, kürt ve arap etnik grupları üzerine bir çalışma
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/ET000232.pdf

türklerin ve kürtlerin birbirlerine karşı olumsuz tutumlarının bazı psikolojik değişkenlerle ilişkisi
https://www.psikolog.org.tr/tr/yayinlar/dergiler/1031828/tpy1301996120180000m000012.pdf

biyometrik tanımlama yöntemlerinin sağlık harcamalarındaki suistimalleri önlemede başarımı
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/152161

göktürk alfabesi tabanlı görsel sır paylaşımı metodu ile veri gizleme uygulaması
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/225425

morfolojik farkındalık ve morfolojik farkındalık eğitimi
+
morfolojik farkındalık, dilin temelini oluşturan kelimelerin yapı taşı niteliğindeki parçalarını bilmeyi, bu parçaların farkında olmayı ve gerektiğinde bu bilgi ve farkındalıktan yararlanmayı kapsamaktadır. bir dilin morfolojik bilgisi o dilin işleyiş sisteminin bilgisidir. türü ve içeriği ne olursa olsun bir sistem olarak işleyen şeylerin nasıl çalıştığını anlamak, bu sistemi oluşturan parçaların görevlerini ve işlevlerini bilmek hedefteki sistemin mutlak olarak daha iyi anlaşılmasına ve daha iyi kullanılmasına yardımcı olmaktadır. bu yönüyle bir sistem olarak işleyen dilin de işleyiş özelliklerini bilmek onun hem ana dili hem yabancı dil olarak daha etkili kullanılmasına yardım etmektedir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/823512

türkçe biçim bilgisi
https://muratyayinlari.com/storage/catalogs/0026047001523007523.pdf

türkçe morfolojik analiz için yeni bir yöntem
https://openaccess.maltepe.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12415/4774/10328504.pdf

yapım hataları, yapı denetimi ve yapıların onarımı
+
ekonomimize de çok büyük olumsuz etkileri olan bu iki depremin ardından, yapım hataları, yapıların denetimi ve güçlendirilmesi yeni keşfedilmiş kavramlar gibi birden bire tartışılmaya başlandı.
+
sonuç olarak her konuda olduğu gibi hiçbir şey değişmedi, atasözlerimizi doğrulamak için elden ne gelirse yapıldı, “gelen gideni arattı” ve “hafıza-i beşer nisyan ile maluldür” sözleri doğruluklarını kanıtladılar.
+
kolon boyuna donatılarının ne kiriş ne de temelle bir bağlantısı olmadığı, etriye aralıklarının da hiçbir yönetmeliğe uymadığı görülmüştür.
https://www.imo.org.tr/resimler/ekutuphane/pdf/71.pdf

katarakt cerrahisinde güncel biyometri ölçüm teknikleri
https://www.researchgate.net/profile/Emre_Altinkurt/publication/336813748_Current_Techniques_for_Biometry_Measurements_in_Cataract_Surgery/links/5db376d4299bf111d4c9314a/Current-Techniques-for-Biometry-Measurements-in-Cataract-Surgery.pdf

profesyonel bale dansçılarında aşırı kullanımdan kaynaklanan sakatlıklar ve nedenleri
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/271540

sakatlık sırasında ve tedavi sonrasında sporculardaki psikolojik değişiklikler
https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/32535/tez.pdf

örgütlerde ortopedik özürlüler ve sorunlarının davranışsal yönden incelenmesi
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/24827.pdf

pelvis travmaları: acil tıp uzmanı ne bilmeli?
http://file.atuder.org.tr/_atuder.org/fileUpload/MaMh66WYbmRB.pdf

ağrıyla ilişkili sakatlık indeksinin türkçe sürümünün geçerlilik ve güvenilirliği
https://openaccess.bezmialem.edu.tr/bitstream/handle/20.500.12645/27348/289086.pdf

konya bölgesinde yetişkinlerde sakatlık sabebleri
https://www.selcukmedj.org/uploads/publications/the-causes-of-the-aduli-diseabilities-in-konya.pdf

goffman’ın sembolik etkileşimci yaklaşıma yaptığı başlıca katkılardan biri, insan davranışlarını bir tiyatro oyunu üzerinden ifade ettiği dramaturjik fikirleridir. bireylerin kendilerini ve etkinliklerini günlük hayatlarında nasıl gösterdikleriyle ilgilenen goffman, günlük hayatta benliğin sunumları’nda, sosyolojik bir kavram olan rol kavramını almış ve insan davranışlarını tiyatro sahnesi üzerinde çözümlemek suretiyle tekrar açığa çıkarmaya çalışmıştır. ona göre toplumsal hayat ya da günlük hayat, kadın ve erkek oyuncuların sahne üzerinde, sahne arkasında (arka bölgede) üzerinde çalışmış oldukları rolleri ön bölgede, yani sahnede oynadıkları bir tiyatro oyunu gibidir.
+
goffman, dikkatimizi sahne arkasına çekerek, kişinin kendisini kamuya başarılı bir şekilde takdim etmesi için gerekli gizli işlemleri anlamamıza yardımcı olmaktadır.
http://auzefkitap.istanbul.edu.tr/kitap/kok/sosyoloji.pdf

her bireyin tıpkı oyuncuların olduğu gibi bir sahne arkası vardır. bu yapı kişinin oynadığı rolün kötüye kullanılmasına ve kutsal değerlerinin korunmasına olanak verir.
+
bir oyuncu gibi bizler ahlak tüccarlarıyız.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/408911

goffman tarafından geliştirilen dramaturji teorisi gündelik hayatın bir kurmacadan ibaret olduğunu ve gerçekleştirilen her eylemin, bir sahne içerisinde hayat bulduğunu ifade etmektedir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/381280

sinema ve toplumsal etkileşim bağlamında erving goffman ve dramaturji
http://acikerisim.pau.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11499/27692/Yunus%20Emre%20Y%C3%BCceer.pdf

damgalamanın “köşeye sıkıştırdığı” kadınlar: zihinsel engelli çocukların anneleri
https://www.sosyalarastirmalar.com/cilt7/sayi31_pdf/5psikoloji_sosyoloji_felsefe/mese_ilknur.pdf

üniversite öğrencilerinde benlik saygısı ve damgalama eğilimi arasındaki ilişki
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/ET001450.pdf

kişilerarası iletişim bağlamında madde bağımlılarının iletişim süreçleri ve damgalama ile mücadele biçimleri
https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/69134/570742.pdf

yeni bir toplumsal hareket modeli olarak gönüllü televizyon kanallarında siyasal benliğin sunumu
http://openaccess.maltepe.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12415/501/10255494.pdf

dramaturjik teori ekseninde spor
http://www.sosyolojidernegi.org.tr/s/2300/i/SAD-2015-01-Kilic.pdf

erving goffman tarafından uluslararası kadın dergilerinde ve yazılı basında yer alan fotoğraflar üzerine gerçekleştirilen çalışmada, kadınların fotoğraflarda kullanımına ilişkin çeşitli kategoriler tespit edilmiştir. fotoğraflarda yer alan erkekler, her durumda fotoğrafın temel karakterini oluştururken; kadınlar dekor veya aksesuar olarak kullanılmaktadır. ayrıca kadının cinsel obje olarak görülmesi nedeniyle, kadın bedeninin çeşitli bölümleri farklı ürünlerin tanıtımında kullanılmaktadır. bununla birlikte kadın çocuksu, komik durumlarda sunulurken; erkek güvenli, güçlü ve ciddi olarak yer almaktadır. diğer bir kategori ise kadınların kırılgan, zayıf ve bağımlı olarak sunulduğu fotoğrafları içermektedir.
https://ailevecalisma.gov.tr/media/2534/mugeerdogan.pdf

insan kalbinde mitral kapağa ait chordae tendinea ve musculus papillaris’lerin morfolojik incelenmesi
https://sagens.erciyes.edu.tr/dergi/2009_2/omurkaraca.pdf

insan kalbinde mitral kapağa ait cuspis’lerin morfolojik ve morfometrik incelenmesi
https://sagens.erciyes.edu.tr/dergi/2003-3/omurkaraca.pdf

insan kalbinde tricuspid kapağa ait cuspis’lerin morfolojik ve morfometrik incelenmesi
https://sagens.erciyes.edu.tr/dergi/2003-3/harunulger.pdf

miyokard perfüzyonu ve iskemik kalp hastalıkları
https://turkradyolojiseminerleri.org/content/files/sayilar/18/buyuk/152-1692.pdf

yüksek vücut kitle indeksinin morfoloji dışındaki semen parametreleri üzerinde zararlı etkileri vardır: geniş bir kohort çalışmanın sonuçları
https://jag.journalagent.com/androloji/pdfs/AND_17_61_132_133.pdf

seksen günlük yaban domuzu fetuslarında kalbin intraventriküler yapılarının morfolojisi
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/397959

infertiliteye morfolojik bakış: sperm baş defektleri ve fertilizasyon
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/409749

adli bilimlerde geometrik morfometik yöntemlerin uygulamaları
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/2063/1a1686a5-cbe2-48c3-833e-eb8d9b85a899.pdf

insan kuru kafalarında klivus’un morfometrik analizi: radyoanatomik çalışma
http://cms.galenos.com.tr/Uploads/Article_30443/ATFM-72-227-En.pdf

havza morfometrik özelliklerinin taşkın üretmedeki rolü biga çayı havzası örneği
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/488383

geometrik morfometri
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/835161

insan kemiklerinin analizi ve adli antropoloji’de kimliklendirmede önemi
http://masrop.org/wp-content/uploads/2017/11/2-%C3%87eker-D.-Masrop-Kas%C4%B1m-2017.pdf

antik toplumlarda görülen diş ve çene patolojilerinin antropolojideki önemi
http://masrop.org/wp-content/uploads/2017/11/4-S%C3%B6nmez-S%C3%B6zer-Sevim-Erol-Masrop-Kas%C4%B1m-2017.pdf

antik anadolu toplumlarının geometrik morfometrik karşılaştırılmaları
https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/37130/AHMETIHSANAYTEKDOKTORATEZI.pdf

patara insanlarında bir diş varyasyonu: supernumerary premolar diş ve antropolojik önemi
http://masrop.org/wp-content/uploads/2018/11/3.Patara-I%CC%87nsanlar%C4%B1nda-Bir-Dis%CC%A7-Varyasyonu.pdf

olay yerindeki insan iskeletlerinin sistematik analizi
http://masrop.org/wp-content/uploads/2018/11/7.Olay-Yerindeki-I%CC%87nsan-I%CC%87skeletlerinin-Sistematik-Analizi.pdf

dilin kökeni arayışları 3: hayvan iletişimi
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1556399

sıfır noktası olarak kökenin ulaşılamazlığı
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/612511

paleolitik dönem anadolu fosil insan buluntuları
http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/71/2230/23160.pdf

arkeolojik kazı sonuçlarına göre türklerde mezarlara at gömme geleneği
https://www.ayk.gov.tr/wp-content/uploads/2015/01/%c3%87ORUHLU-Ya%c5%9far-ARKEOLOJ%c4%b0K-KAZI-SONU%c3%87LARINA-G%c3%96RE-T%c3%9cRKLERDE-MEZARLARA-AT-G%c3%96MME-GELENE%c4%9e%c4%b0.pdf

18 yaş üzeri sağlıklı bireylerde aşil tendonunun ultrasound görüntüleme yöntemi ile morfometrik özelliklerinin incelenmesi
http://abakus.inonu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11616/5099/Tez%20Dosyas%C4%B1.pdf

insan mandibula ve kanallarının morfometrik olarak multidedektör bilgisayarlı tomografi ile incelenmesi
http://acikerisimarsiv.selcuk.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/3856/410886.pdf

insan fetuslarında m. plantaris’in morfometrisi
https://www.researchgate.net/profile/Necdet_Kocabiyik2/publication/279549286_Morphometry_of_plantaris_muscle_in_human_fetuses_Insan_fetuslarinda_m_plantaris’in_morfometrisi/links/559fa15108aea7f2ec56b782/Morphometry-of-plantaris-muscle-in-human-fetuses-Insan-fetuslarinda-m-plantarisin-morfometrisi.pdf

ivesi koyunlarda (ovis aries) kafatasının morfometrik analizi
http://veteriner.fusabil.org/pdf/pdf_FUSABIL_1388.pdf

bizans ve günümüz dönemlerine ait insan üst ekstremite uzun kemiklerinde uzunluk tayini
https://acikerisim.uludag.edu.tr/bitstream/11452/1334/1/468733.pdf

harput ve yakın çevresinin cbs-uzaktan algılama ile morfometrik özelliklerinin analizi
http://web.firat.edu.tr/harput/sempozyum/1/28.%20Halil%20G%C3%BCnek.pdf

erkek ve bayanlarda kafatası kemiğinden geometrik morfometri metoduyla cinsiyet tayini ve ramus flexure
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/33860

ön çapraz bağın anatomik ve biyomekanik özellikleri ve diz kinematiğindeki rolü
+
diz eklemi insan vücudundaki en büyük sinoviyal eklerndir. yapısal özelliği nedeniyle vücutta yaralanmalara en açık olan bu eklernde ön çapraz bağ (öçb) yaralanmaları oldukça sık görülür. bu nedenle oçb’ın özelliklerini, işlevlerini ve tamir yöntemlerini konu alan pek çok çalışma yapılmıştır. klinik öncesi bilimlerin temel ilgi alanına giren ön çapraz bağın anatomisi, biomekaniği ve kinernatiği genellikle klinisyenlerin çok fazla ilgisini çekmeyen konulardır fakat ön çapraz bağ hasarının teşhisi, tedavisi ve rehabilitasyonu ile ilgilenen ortopedik cerrahların bu bölümde ele alınacak bazı temel kavramları bilmeleri önem taşımaktadır.
+
genellikle kabul gören görüş öçb’ın anatomik yapısının iki bantlı olduğudur. ancak önce norwood ve cross, daha sonra amis ve dawkins, yaptıkları kadavra çalışmalarına dayanarak öçb’ın üç bantlı (anteromedial, intermedier ve posterolateral bantlar) bir yapıya sahip olduğunu öne sürmüşlerdir.
+
ön çapraz bağın topografik anatomisinin iyi bilinmesi bağ rekonstrüksiyonunda greftin izometri ilkesine en uygun biçimde yerleştirilmesi açısından kritik öneme sahiptir.
https://www.aott.org.tr/Content/files/sayilar/547/547-5332.pdf

adım adım anatomi
http://www.anatomidernegi.org.tr/site/27117/uploads/o/2019/48/344a55ca1a06af4e0ade32f316d5d5d8.pdf

diyabetik ayakta fizyolojik ve anatomik hasar
+
hastaların yarısı habersiz
diyabetin en önemli sakatlık nedeni
diyabette en sık hastaneye yatma nedeni ayak hastalıkları
https://www.klimik.org.tr/wp-content/uploads/2014/03/1.-Do%C3%A7.-Dr.-%C3%96nder-KALENDERER.pdf

iran’ın kuzeyinde yayılış gösteren bal arısı populasyonlarının morfometrik ve geomorfometrik analizi
https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/30512/m.nimabadali.pdf

bal arılarının (apis mellifera l.) sınıflandırılması ve ekolojik koşulların morfolojisi üzerine etkisi
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/408451

çocukluk ve çocukluğun sosyolojisi bağlamında çocuk hakları
+
çocuk işçiliğinin bir türü de çocukların cinsel ticari sömürüsü olarak tanımlanan fuhuş alanında çalıştırılmasıdır. çocuk fuhuşu çocuğun maddi ya da başka bir yarar karşılığı cinsel etkinliklerde kullanılması anlamına gelmektedir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/592766

pierre bourdieu’da epistemolojik bir tavır olarak düşünümsellik ve din sosyolojisine yansımaları
http://mts.sosyalarastirmalar.com/Makaleler/6aae83ce-ed4e-442a-b6ff-2ac315ce7749.pdf

tür ve alttürlerin ayrımında geometrik morfometri yöntemlerinin kullanılması
https://www.atlasjournal.net/Makaleler/1222042028_17.%204-14_ID221.%20Y%c3%bcksel&Ero%c4%9flu_1595-1602.pdf

diyabetik ayağın anatomik bozukluğu: charcot nöropatisi
https://jag.journalagent.com/vtd/pdfs/VTD-60948-CLINICAL_RESEARCH-OZKAN.pdf

habermas, haber dolaşımının muhatabı olarak halkın içinde merkezi bir yer işgal eden yeni bir toplumsal zümreye işaret etmektedir: burjuva sınıfına. “bu ‘burjuva’ tabakası, kendisini başlangıçtan itibaren okuma topluluğu olarak ortaya koyan kamusal topluluğun esas taşıyıcısıdır.” sözünü edilen burjuva sınıfının içeriğini ise, hükümdarlık idaresinin memurları, hukukçular, hekimler, papazlar, subaylar, profesörler, öğretmenler ve diğer tahsilliler, meydana getirir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/806313

jürgen habermas’ın iletişimsel eylem kuramı
https://sbd.aku.edu.tr/VIII2/yyildirim.pdf

jürgen habermas’ın yöntem anlayışı
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/593716

habermas’da kamusal alan/özel alan ayrımı
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/43449.pdf

jürgen habermas, hannah arendt ve rıchard sennett’in kamusal alan yaklaşımları
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/324290

avangard sanat gündelik yaşamın değer yönelimlerine nüfuz eder ve yaşam dünyasını modernizm anlayışıyla hasta eder.
https://acikerisim.uludag.edu.tr/bitstream/11452/1625/1/446787.pdf

yaşam-dünyasının sömürgeleştirilmesi olarak modernitenin krizi
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/452235

genetik, insanın özgür ve özerk oluş konumunu tehdit eder mi?
http://www.deontoloji.hacettepe.edu.tr/programlar/lisansdersbilgipaketleri/savunmasizorselenebilirgruplarderssunumlari/genetiksukrukelessunum.pdf

çevrenin en güzel dostu: özgürlük
+
her şeyden önce, “tabiî kaynak” diye bir şey yoktur. neyin bir kaynak olduğunu tabiat değil; insan istekleri ve zekâsı belirler. bu anlamda, bütün kaynaklar, insan ürünüdür. saçmalamayınız! yeraltındaki petrolü insan değil, tabiat yaptı.
+
hakikat şu ki, insanlar, binlerce yıldır diğer canlı varlıkları genetik olarak değiştirmişlerdir. daha önceki yöntemler, hakikaten, modern gen ekleme yöntemlerinden daha az tahmin edilebilir ve daha fazla zaman tüketen yöntemlerdi. her zaman yapmış olduğumuz şeyi yapıyoruz, yani dünyayı isteklerimize daha yatkın hale getirmek için değiştiriyoruz.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/791636

biyoteknoloji ve insan hakları
https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/37408/250273.pdf

2023 te ilaç ve tedavi
https://www.tubitak.gov.tr/tubitak_content_files/vizyon2023/si/EK-10.pdf

sağlık sisteminde hekim hasta ilişkisi ve güven unsuru
https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/34021/gunnurertongtez.pdf

bürokrasi teorisi ve yönetim
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/9616

habermas’ta bürokratik kuşatma sorunu: yaşam evreni ile dizge ilişkisi
+
bürokrasi kuşatmayı kuşatılanların iyiliği için yaptığına inandırdığı ölçüde ya da başka bir ifadeyle kuşatılmayı hissettirmediği ölçüde varlığını bir zorunluluk olarak sunabilir.
+
devlet sistematik olarak bir sınıfın çıkarı doğrultusunda hareket ederken, diğerinin de sadakatini sağlamak zorunda olduğundan dolayı meşruluk açığı her zaman vardır. devletin ilk işlevi (sınıf çıkarı) görünür olduğunda kitle sadakati tehdit altında olacaktır.
+
bürokratik kuşatmanın özellikle 1980’li yıllardan başlayarak devletin küçültülmesi yönünde neo-liberal politikalarla kaldırıldığının iddia edilmesi, gerçeklikten uzak bir iddiadır.
+
burjuva yurttaşlar bürokratik bir kuşatma tehlikesine karşı modern devletten özerklik isterken kendileri evde ve toplumsal yaşamda kadını kuşatmakta, kamusal alanda kadınlara duyarsızlaşmaktadırlar.
+
kuşatmasız bir yaşam evreninin verili koşullar altında gerçekleşmesi olanaklı değildir.
http://earsiv.hitit.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11491/3051/ahmetozalppp.pdf

hegemonya-müzakere ikilemi bağlamında halkla ilişkilere yönelik algı araştırması
http://acikerisimarsiv.selcuk.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/5558/354849.pdf

modern sosyolojide işlevselcilik – eylemcilik teorileri ikiliğini aşma çabaları
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/263806

özgür irade ve genler
+
huntington, “hastalığın sebebi genlerden başka bir yerde değildir” derken gerçeği ne kadar ifade ediyor? yani bu söz “mutasyonlu geniniz ya vardır ve hastalığa yakalanacaksınız ya da bu mutasyon sizde yoktur ve hastalanmayacaksınız” anlamına geliyor.
+
sigara içseniz de içmeseniz de spor yapsanız da yapmasanız da doğal beslenseniz de beslenmeseniz de sonuç değişmez. ne kadar can sıkıcı değil mi?
+
beyinde 100 milyar hücre var ve tek tek bu hücrelerin içine girip her bir hücredeki hatalı genleri düzeltmek neredeyse imkânsız.
+
benim bu hastalıklı geni çocuklarıma aktarmam ne kadar ahlâki.
+
eğer yazgımız genlerimizde ise ve bu değişmezse özgür irade konusu ne olacak?
+
tacizcilerin çocukları tacizcilik özelliklerini ebeveynlerinden kalıtım yoluyla alırlar.
+
bana bir bebek verin ve ben onu eğiterek hırsız ya da topluma yararlı biri haline nasıl getiriyorum görün.
+
katilin avukatları mobley’in cinayeti “genetik etkenler” doğrultusunda işlediğini savunarak idamı müebbette çevirmeyi başardılar.
+
avukatlara göre o sorumlu değildi; sadece genetik yapısının dediklerini yapan bir robottu.
+
terapistler danışanların mutsuzluğunu kötü ebeveynlere yüklerken, sosyologlar bir bölgedeki suç oranlarının yüksekliğini sosyal şartlara bağlarken, bir adam karısını aldatmasını çapkınlık genleriyle ilişkilendirirken, üfürükçüler karı koca arasındaki huzursuzluğu büyüyle ve cinlerle izah ederken, suç işlediği için hapse düşen biri suçu alın yazısına bağlarken ve astrologlar kısmetimizin açılmasını burçlarla ilişkilendirilirken “iyi de özgür iradem nerde” demek kimsenin aklının ucundan bile geçmez.
+
dinler tarihi de özgür irade tartışmaları ile doludur. meselenin özü şöyle: eğer bir insan kendi davranışlarını yaratıyorsa “allah’tan başka yaratıcı mı var” sorusu gündeme geliyor ve şirk kapısı aralanmış oluyor. yok eğer insanlar kendi davranışlarını yaratamaz, allah her şeyi yaratır derseniz bu sefer insan emir kuluna dönüyor ve işlediği günahları allah’a yükleme riski beliriyor. bu noktada can alıcı soru şöyle: sorumluluğumuz, yani kendi davranışlarımızı seçme özgürlüğümüz yoksa günah işlemek ve bunun sonucunda cehennemi boylamak zalimce olmaz mı? islâm bu çıkmazdan cüz’î ve küllî irade kavramlarıyla kurtulmaya çalışmaktadır.
+
genler davranışları, davranışlar da genleri etkileyebilir.
+
ben mi davranışlarımı belirlerim, yoksa davranışlarım mı beni belirler?
http://drmustafabilici.com/pdfler/ozgur-irade.pdf

zeka gerilikleri
http://194.27.141.99/dosya-depo/ders-notlari/alaattin-duran/Zeka_Gerilikleri.pdf

entelektüel sermayenin aktifleştirilmesi ve bir uygulama örneği
https://bmij.org/index.php/1/article/download/1478/1359/6858

gramsci ve bourdieu düşüncesinde entelektüel kavramsallaştırmasının tekel işçi eylemi üzerinden analizi
+
sınıf bağlamında entelektüeli tanımlayan gouldner, laik eğitimin etkisiyle ortaya çıkan “kültürel veya insani sermayeye” sahip bir entelektüel sınıfı, kültürel burjuvazi olarak tanımlamaktadır.
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/2492/9d99752c-0635-41ed-8c61-471f9281279b.pdf

gramsci, özellikle hükümranlık ve hegemonya arasında ayrım yapıyor. “entelektüeller, hükmeden grubun ‘memuru’durlar ve toplumsal hegemonyanın ve siyasal iktidarın alt kademedeki görevlerini yerine getirirler.
+
gramsci, köylülerin en çok da öğretmen, imam, noter, avukat, doktor gibi kişileri kendilerine model aldığını söylüyordu.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/117705
ÖS 11:08 · 18 Şub 2021·Twitter Web App

said’e göre, “gerçek entelektüel laik bir varlıktır.”
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/567028
ÖS 10:50 · 18 Şub 2021·Twitter Web App

sosyolojik açıdan entelektüel kavramlaştırmaları
+
habermas’ın terimleriyle, entellektüeller, ancak “edebi kamu”nun “siyasal kamu”ya evrilmesi sürecinin sonucunda aristokrasiyle ve kiliseyle aralarına bir mesafe koyarak, ortak çıkarları doğrultusunda burjuvaziyle işbirliğine gitmişlerdir.
+
din adamı derebeyiyle köylü arasında bir aracıdır; karşılıklı olarak, onların ortak bir ideolojiye sahip olduklarını bilmelerini sağlar. dogmaları korur, geleneği aktarır ve uyarlar.
https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/28134/2136.pdf

xv. yüzyıl memlük kahire’sinin entelektüel kadınları
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/798300

entelektüel sanatçı ilişkisi ve türkiye’de entelektüelin konumu
+
entelektüelin kim olduğu ya da olması gerektiği çokça tartışılan fakat kesin cevap bulunması zor bir sorudur. entelektüel çoğu zaman akıl ve bilgi ile ilişkilendirilse de, kişinin entelektüel sayılabilmesi için toplumsal ve evrensel kültürel ve ahlaki değerlerle hesaplaşmış olması gerekmektedir.
+
camus’nün de dediği gibi, “tarihin kara ve sefalet günlerini hesaba katmadığı takdirde çağımız sanatçısının en azından yalan söyleyebileceği ya da boşuna konuşmuş olacağı…” söylenebilir
+
politikacıların usulca omuz silkerek dedikleri gibi, duygusal bir dava. evet, yalnızca yüreğim etkilenmişti.
+
muhalif, aktivist, dürüst, aklını kullanan, dobra, vicdan sahibi, vb… bu sıfatlar pek çok entelektüel tanımında mevcuttur.
+
entelektüel, pek çok düşünür tarafından farklı kategoriler altında değerlendirilmiştir. örneğin, gramsci ‘organik aydın’ ve ‘geleneksel aydın’, olmak üzere iki çeşit aydın tanımı yapmıştır.
+
benda ise aydına oldukça üst nitelikler atfeder. aydınların ihaneti’nde, aydınların, milliyetçilik ve iktidar hırsı uğruna nasıl bu yüce nitelikleri kaybettiklerini ve iktidarın kölesi haline geldiklerini anlatır.
+
ilk tanımlarıyla eski din adamlarının, mürekkep yalamışların ve yazıcıların görevini üstlenen “entelektüel, … bir lider konumuna sahiptir, insanların bilmedikleri ama öğrenmeleri gereken gerçeği bilendir”.
+
entelektüel, spesifik bir disiplin ya da kurumda çalışan kişidir: hastanede, akıl hastanesinde, laboratuvarda, üniversitede, ailede, vb…
+
spesifik aydının yapacağı şey artık insanların zihniyetini değiştirmek değil, siyasi, ekonomik ve kurumsal rejimi değiştirmektir.
+
said’in de belirttiği gibi entelektüel, sürgün, marjinal ve yabancı biridir. hem de bir o kadar yalnızdır.
+
otoritenin belirlediği statükoya değil yeniliğe ve deneye duyarlı olmak demektir. sürgün soylu entelektüel cüret ve küstahlığa açıktır, alışılmışın mantığına değil, değişimi ve hareket halinde olmayı temsil eder, yerinde saymayı değil.
+
sartre’ın belirttiği gibi entelektüel “emekçi sınıfarın gözünde bir şüpheli, egemen sınıfarın gözünde bir hain…”dir.
+
kültürlü insan, dünyadaki durumunu anlamasına yarayan bilgiyi ve yolları edinmiş olan insandır.
+
entelektüel işlevi yerine getirmeye karar vermek ahlaksal bir seçimdir.
+
aydın kendi içinde ve toplumdaki, pratik gerçekliğin araştırılmasıyla (…) egemen ideoloji [geleneksel değerler sistemiyle birlikte] arasındaki karşıtlığın bilincine varan insandır.
+
entelektüele düşen görev gibi sanatçının da gerçeklerden kaçması, yaşanan insanlık durumunu görmezden gelmesi beklenemez.
+
demek ki yazmak hem dünyanın üstündeki örtüleri kaldırmak, hem de onu okuyucunun cömertliğinin karşısına görev gibi çıkarmaktır.
+
yazmak günümüzde bir şerefti.
+
sanatçı, çağının tanığıdır, ama bir ahlak hocası değildir. sanat eseri ise bu tanıklığı içerdiği çok anlamlılık sayesinde dile getirir. sanatın bu özelliği sayesinde ‘tek anlamlı, sığ bir dünya, kısacası içinde yobaz bir gerçeklik anlayışı barındıran bir dünya yerine, çok boyutlu, çok anlamlı bir dünya kurduğu söylenebilir.
+
entelektüelin bir sanatçı olması şart değildir. daha önce de belirtildiği gibi, entelektüeli belirleyen bir meslek ya da sınıfsal kategori yoktur.
+
türkçe’de ‘entelektüel’ kelimesi kullanılmakla birlikte, ‘aydın’ kelimesi bunu karşılamaktadır. arapça’dan aldığımız ve köken olarak ‘nur’ ‘kelimesinden türeyen ‘münevver’ kelimesi de eski karşılığıdır entelektüelin.
+
bunun sonucunda ise aydın ve halk arasında büyük uçurumlar oluşmuştur. aydınlar halkı anlamakta yetersiz kalmışlar ve ona karşı elitist bir tavır içine girmişlerdir. halk ise aydına hep başkası olarak bakmış, ona ‘entel’ sıfatını yakıştırmıştır.
+
osmanlı’da ve aşağı yukarı tüm müslüman dünyasında …ortaya çıkan aydın kitlesinin ana özelliği halktan kopuk olmasıdır” bunun nedeni, okuma-yazma bilen kişilerin azlığı ve de bilginin tek ve mutlak olduğu yönündeki inançtır.
+
düşün cesareti aydının en önemli özelliklerinden biridir. aydın, düşün geleneklerinin, akımların ve toplumsal değer yargılarının yarattığı tabulara, putlara aldırmadan düşünebilen ve düşünme sürecindeki bu yürekliliği, düşüncelerini açıklarken de sürdürebilen kişidir.
+
biz çok aydınlar gördük. vatan hainliği yaptılar. bazı şairler vardı, yurt dışına kaçtılar. o aydın değil miydi? ne yapayım ben böyle aydını? bu millete hükmetmek için aydın olmak gerekmez ki. son padişah vahdettin de aydındı, ama memleketi düşmanlara teslim etti.
+
ülkemizdeki entelektüellere yapılan bu eleştiriler doğrultusunda çoğu aydınımızın, entelektüel tanımlarındaki nitelikleri tam karşılamadığı söylenebilir. nitekim aydın tanımlarında görülen odur ki, aydının muhalif ve ezilenden yana, halkı eğitmekten ziyade onunla yan yana olması, ulusal olduğu kadar evrensel insani değerleri de hesaba katması gerekir.
+
batılı çürümüş diplomatları taklit etmeye çalışıyoruz. batılı gerçekten hesaplıdır, dostluk, yardımlaşma gibi sözler kalıplardan ibarettir. biz de onlara özeniyoruz.
+
sol görüşleri yüzünden, kendilerini çokça savunmak zorunda kalan, hapis veya sürgün yiyen sanatçı aydınlarımız bir hayli çoktur. abidin dino, nazım hikmet, vedat türkali, nazım hikmet, aziz nesin bunlardan bir kaçıdır.
+
kendi zayıf tarafarımızla yüzleşmek için sosyal refekslerle değil, insanı anlamaya çalışarak film yapmak bana daha anlamlı geliyor.
+
kimse hayatının her anında her konuda söz alamaz. ama insanın kendi toplumunun yurttaşlarına hesap vermek zorunda olan yerleşik ve yetkili güç odaklarına seslenme konusunda özel bir görevi olduğuna inanıyorum ben; özellikle de bu güçler apaçık ahlakdışı ve kendisinden çok daha güçsüz bir tarafa karşı yürütülen bir savaşta ya da kasten ayrımcılığı, baskı yapmaya ve toplu zulmü hedefeyen programlar için kullanıldığında.
https://www.researchgate.net/profile/Fatma-Serdaroglu/publication/328567747_The_Relationship_of_Intellectual_and_Artist_and_the_Situation_of_Intellectual_in_Turkey/links/5bd55ed992851c6b27931edb/The-Relationship-of-Intellectual-and-Artist-and-the-Situation-of-Intellectual-in-Turkey.pdf

stenberg’e göre, bilgeliğin açık görüşlülük, bir hatayı kabul etmekten ve düzeltmekten korkmamak, bir problemin tüm yanlarını incelemek gibi yönleri entelektüel tevazu ile ilişkilidir.
+
entelektüel tevazu bilgiye sahip olma ve bu bilgiyi uygulama konusunda mütevazi olma anlamına gelir.
+
entelektüel tevazu hakkında çeşitli görüşler ortaya atılmış olsa da bu kavramın tam olarak neyi anlatmak istediği tümüyle ortaya konabilmiş değildir.
+
tanımlar incelendiğinde, entelektüel tevazunun, bireyin inançlarının ve fikirlerinin yanlış olma ihtimalinin de olduğu görüşüne dayandığı anlaşılmaktadır.
+
entelektüel tevazu bilişsel bir fenomendir. yani entelektüel tevazu bireylerin kendisi ve dünya ile ilgili bilgileri nasıl düşündüklerini ve bu bilgileri zihinsel süreçlerle nasıl işlediklerini inceler.
+
entelektüel tevazu sahibi kimseler diğer kişilere göre inançlarının yanlış olup olmadığını daha fazla sorgular. ayrıca bu kişiler diğer insanlara göre gerçek iddialarla ilgili kanıtların gücüne daha çok inanırlar.
+
hatta entelektüel tevazu sahibi kimseler insanların kendileriyle aynı düşüncede olmadığını anlamaya çalışmada daha çok isteklidirler.
+
entelektüel tevazu sahibi bireylerin sahip oldukları inançlarının temeline daha çok önem verdiği, diğer insanların kabul etmediği inançları anlamak ve anlamlandırmak için daha fazla zaman harcadığı ifade edilebilir.
+
entelektüel tevazu sahibi kimselerin kendi bakış açılarında yanıldıklarını daha kolay kabullendiği ve sahip oldukları inançların doğruluğunu sorgulamak için daha çok zaman harcadıkları söylenebilir.
+
entelektüel tevazu dogmatizm ile ilişkilidir. yani entelektüel tevazu sahibi birey sahip olduğu inancı mümkün olduğu kadar savunur. fakat entelektüel tevazu aynı zamanda yeni fikirlere açık olma ve tecrübe sahibi olma eğilimi ile de ilişkilidir.
+
entelektüel tevazu sahibi olmak daha kabul edilebilir inançlara ve haklı görüşlere sahip olunduğu anlamına gelmemektedir. çünkü entelektüel tevazu sahibi kimse yeni fikir ve deneyimlere açık olduğu için mevcut inancını daha da geçerli kılmaya çalışır.
+
entelektüel tevazu sahibi birey mevcut inancının eksikliklerini gidermek ve yanlışlarını düzeltmek için uğraşır.
+
entelektüel tevazu sahibi birey mevcut görüş ve düşüncesine daha az güvenir.
+
entelektüel tevazu sahibi kişi, diğer kişilere göre gerçek ve sahte konular arasında daha kolay ayrım yapabilir ve sahip oldukları bilgilere olan inançlarını savunur.
+
entelektüel tevazu sahibi kimseler yanılabileceklerini ve cehaletlerini ön planda tutabilecekleri ihtimalinden ötürü duygusal bir tepki verirler.
+
kadınların tevazuya karşı tavırlarının, erkeklere göre biraz daha iyi olduğu, fakat kadınların kendilerini tevazu sahibi olarak düşündükleri durumları tarif etmeleri istendiği zaman daha fazla olumsuz duygu ifade ettikleri görülmüştür.
https://toad.halileksi.net/sites/default/files/pdf/kapsamli-entelektuel-tevazu-olcegi-toad.pdf

entelektüel üzerine eleştirel bir çalışma: aliya izzetbegoviç örneği
+
aydınlanma, insanın kendi suçu ile düşmüş olduğu bir ergin olmama durumundan kurtulmasıdır. bu ergin olmayış durumu ise, insanın kendi aklını bir başkasının kılavuzluğuna başvurmaksızın kullanamayışıdır. işte bu ergin olmayışa insan kendi suçu ile düşmüştür; bunun nedenini de aklın kendisinde değil, fakat aklını başkasının kılavuzluğu ve yardımı olmaksızın kullanmak kararlılığını ve yürekliliğini gösteremeyen insanda aramalıdır. sapere aude! aklını kendin kullanmak cesaretini göster! sözü imdi aydınlanmanın parolası olmaktadır.
+
şimdi acaba aydınlanmış bir çağda mı yaşıyoruz? sorusu sorulunca yanıt şöyle olacaktır: hayır, aydınlanmış bir çağda değil fakat aydınlanmaya giden bir dönemde, bir aydınlanma döneminde yaşıyoruz.
+
aliya izzetbegoviç‟in hayat hikâyesine, eserlerine ve nasıl bir düşünce adamı olduğuna baktığımızda; esasında belirli bir toplumun özel koşullarından doğmuş olan entelektüele hiç benzemediğinin farkına varmamız mümkündür. o hem düşünce adamlığı itibari ile hem de düşünce adamlığının yanında bir siyasetçi ve halkının lideri olması sebebiyle entelektüelliği aşan bir kimsedir. bu sebeple o‟nu bir entelektüel olarak değerlendirmek o‟nu sınırlandırmak anlamına gelmektedir.
http://acikerisimarsiv.selcuk.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/490/Faruk%20Karaarslan_084205001013_Tez.pdf

halka karşı entelektüel, entelektüele karşı halk: birbirine ‘yaban’ iki kesim
http://busbed.bingol.edu.tr/tr/download/article-file/701132

şiirde “bilinmeyen dil” ve “hüsnütalil”
https://tdk.gov.tr/wp-content/uploads/2015/12/20151224Hasan%20Akay%20-%20%c5%9eiirde%20Bilinmeyen%20Dil%20ve%20H%c3%bcsn%c3%bctatil.pdf

hoşköy deresi havzası’nın (tekirdağ) jeomorfometrik özellikleri
https://arastirmax.com/tr/system/files/dergiler/79201/makaleler/33/1/arastirmax-hoskoy-deresi-havzasinin-tekirdag-jeomorfometrik-ozellikleri.pdf

raman dağları güneyinde (dicle vadisi) morfometrik ve morfotektonik analizler
https://www.acarindex.com/dosyalar/makale/acarindex-1423939842.pdf

değişik yazılımlar kullanılarak beyin hacminin ve yüzey alanının mr görüntüleri ile hesaplanması
https://avesis.erciyes.edu.tr/dosya?id=f2aca8e2-f893-40b8-9f61-46d379a0dd09

psikometri
psikolojik özelliklerin ölçülmesi ve değerlendirilmesi
https://www.researchgate.net/profile/Ergul-Demir/publication/336231489_PSIKOMETRI_Notlarim_Ergul_Demir/links/5d95ad5a299bf1c363f2dca9/PSIKOMETRI-Notlarim-Ergul-Demir.pdf

psikiyatride psikometri: temel kavramlar
http://www.psikguncel.org/archives/vol1/no2/cap_1_13.pdf

psikometrik terimlerin türkçe karşılıklarının anlamları ile yapılan işlemlerin uyuşmazlığı
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/65986

erişkinlerde epilepsi cerrahisi ve nöropsikometrik değerlendirme
https://jag.journalagent.com/epilepsi/pdfs/epilepsi_2_3_123_126.pdf

alzheimer hastalığının voksel tabanlı morfometri analizi ile incelenmesi
http://www.bad.org.tr/usk16/wp-content/uploads/2018/05/USK2018-Bildiri-Kitabi.pdf

insan fetuslarında mandibula gelişiminin morfometrik ve açısal ölçümlerle araştırılması
https://www.researchgate.net/profile/Ismihan-Uysal/publication/270790891_Insan_Fetuslarinda_Mandibula_Gelisiminin_Morfometrik_ve_Acisal_Olcumlerle_Arastirilmasi/links/54b50ee30cf26833efd05fbc/Insan-Fetuslarinda-Mandibula-Gelisiminin-Morfometrik-ve-Acisal-Oelcuemlerle-Arastirilmasi.pdf

temel psikoradyoloji: kısa bir gözden geçirme
http://yenisymposium.com/Pdf/TR-YeniSempozyum-accfc40a.pdf

gelişme dönemindeki ratlarda sigaranın pelvis morfometrisi üzerine etkisinin belirlenmesi
https://actavet.org/Content/files/sayilar/41/107-121.pdf

testis üzerine morfometrik bir araştırma
http://www.turkjpath.org/pdf/pdf_TPD_1024.pdf

proksimal femur’un morfolojik ve morfometrik değerlendirilmesi
http://acikerisim.deu.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/20.500.12397/10367/224931.pdf

insanda öz ve varoluş
https://www.tufed.net/arsiv/1.pdf

logos ve mitos ayrımına platon mitosları üzerinden bir yorum
https://www.sosyalarastirmalar.com/cilt11/sayi55_pdf/4sosyoloji_psikoloji_felsefe/ak_sukrusuha.pdf

antik dünyanın dehası,
buddha
“arınarak uyanmak, kurtuluştur!”
https://ckk.com.tr/Felsefe/Buddha/Buddha%20-%20Genel%2001.pdf

chinchilla (chinchilla lanigera) femur’unun farklı modelleme teknikleri ile morfometrik değerlendirilmesi
http://vetdergikafkas.org/uploads/pdf/pdf_KVFD_L_1998.pdf

insan nasıl “insan” oldu?
https://www.jmo.org.tr/resimler/ekler/96fab78f4c997de_ek.pdf?dergi=HABER%20B%DCLTEN%DD

ege bölgesi’nde insan sağlığı ve mekân arasındaki ilişkiler (guatr örneğinde)
+
yapılan çalışmada fizikî ortam şartları ile guatr dağılımı arasında ilişkiler araştırılmıştır. jeolojik ortam ile guatr arasında bir ilişki olabileceği ortaya çıkmıştır. özellikle çalışma sahasında yer alan kula, foça, şaphane gibi guatrın çok görüldüğü ve hızlı artış yaşandığı ilçelerin jeolojik yapı olarak volkanik kayaçlar üzerinde yer alması bunu düşündürmüştür. jeomorfolojik özelliklerden yükselti ile guatr arasında bir ilişki olup olmadığına bakılmış ancak doğrudan bir ilişki kurulamamıştır. ancak yükseltinin yağış ve erozyon üzerindeki etkileri ile guatrı dolaylı olarak etkileyebilmesi mümkündür. iklim elemanlarından yağış ile guatr ilişkisine bakılmıştır, örneğin kemalpaşa volkanik bir sahada olmamasına rağmen guatr sayı, prevalans ve hızı yüksek çıkmıştır. kemalpaşa nif dağı eteklerinde yer almaktadır. diğer ilçelere göre yağış miktarı daha fazladır. yağış toprakta yıkanmaya neden olacağından guatr üzerinde etkili faktörlerden biri olabileceği düşünülmüştür. vejetasyon özellikleri ile guatr arasında net bir ilişki kurulamamıştır. toprak özellikleri olarak bakıldığında ise volkanik sahalarda, kahverengi topraklarda yer alan sahalarda guatrın daha çok görülmesi dikkati çekmiştir. ancak daha dar bir alanda daha ayrıntılı çalışmalar ile daha net sonuçlar ortaya konulabilecektir.
+
önlenebilir bir hastalık olmasına rağmen guatrın, ege bölgesi’nin yaklaşık % 30’nda görüldüğünün ifade edilmesi hastalığın bölgedeki varlığını ve durumun ciddiyetini ortaya koymaktadır. bu yüzden çalışma sahası olarak ege bölgesi ele alınmış, bölgede hastalığın oluşmasında ve dağılımında doğal ortam özellikleri (jeoloji, jeomorfoloji, klimatoloji, içme sularındaki iyot miktarı vb)nin etkili olup olmadığını sorgulanmıştır.
+
çalışma alanının çok geniş olması, bazı özelliklerin daha ayrıntılı incelenmesini engellemiştir. örneğin her ilçedeki farklı birimlerden (jeolojik, jeomorfolojik, klimatik vs.) gelen sular ayrıntılı olarak incelenememiş, bir yerde birden fazla içme suyu örneği alınamamış, farklı parametreler analiz ettirilememiştir.
https://www.apikam.org.tr/YuklenenDosyalar/Dokumanlar/ab884268-5990-486b-947e-4b1bc29ae96e230996.pdf

türkiye’de sağlık coğrafyası çalışmaları üzerine bir değerlendirme
+
insan yaşadığı ortam ile etkileşim halindedir. belli hastalıkların bazı yerlerde görülüp diğer yerlerde görülmemesi insan ve çevre arasındaki bağlantıyı göstermektedir. bu durum hipokrat’tan beri bilinmesine karşın, dikkat edilmediğinden hala bazı hastalıklar belli yerlerde yoğunlaşmaktadır. sağlık coğrafyası’na ilişkin çalışmalar yurtdışında 18. yüzyıldan itibaren yoğun olarak çalışılırken, türkiye’de son 70-80 yıldır üzerinde durulmaya başlanmıştır. sağlık, hastalık, bunların dağılım ve planlaması ile ilgili konularda hekimlerin, mühendislerin ve coğrafyacıların yayınları vardır. yapılan incelemelerde coğrafyacıların yaptıkları araştırmaların daha sınırlı yer kapladığı görülmüştür. coğrafyacıların bu konuya daha çok yönelmesi hastalıkların önlenmesi ve sağlık planlamalarına katkıda bulunacaktır.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/111999

ganos dağı ve yakın çevresinin tektonik jeomorfolojisi (tekirdağ)
https://www.sosyalarastirmalar.com/cilt8/sayi37_pdf/2tarih_uluslarasiiliskiler_cografya/ozsahin_emre.pdf

gökpınar çayı havzasının jeomorfometrik indisler ile incelenmesi
http://www.futurevisionsjournal.com/Makaleler/841603656_fvj_c03s03_04.pdf

jeomorfolojik indisler
https://silo.tips/download/jeomorfolojk-ndsler

jeomorfolojik indisler
http://www.kursatozcan.com/ders_notlari/jeomorfoloji/Gr_1-12.pdf

bayramdere havzasında (biga yarımadası, çanakkale) havza gelişiminin morfometrik analizler ve jeomorfik indislerle incelenmesi
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/198487

lale dere (yalova) havzası’nın jeomorfolojik özelliklerinin jeomorfometrik analizlerle incelenmesi
http://www.ressjournal.com/Makaleler/1475946507_5%20Murat%20UZUN%20d%c3%bczeltilen.pdf