pdf 22

sosyolojik açıdan afyonkarahisar ilinde suç ve suçluluk: yaralama ve cinayet suçları
+
araştırmaya katılan kişilerin %38,4’ünün doğum yeri köy iken, %32,3’ünün il merkezi, %29,3’ünün ise ilçe merkezidir
+
kırsal kesimde ikamet eden hükümlülerle yapılan görüşmelerde özellikle arazi anlaşmazlıkları gibi nedenlerden dolayı adam öldürme ve adam yaralama suçuna teşebbüs ettiklerini ifade etmişlerdir
+
afyonkarahisar’da kavga olaylarının sıklıkla yaşanması çocukluk döneminden beri edilen ortak kültürün nedenidir diyebiliriz.
+
aile içi yapılan yaralama ve öldürme olaylarından hüküm giyen kişiye kimin haksız olduğu sorulduğunda net cevaplar alınamamıştır.
+
araştırmaya katılan kişilerin %4,6’sı işsizlik, %4,3’ü arazi anlaşmazlıkları, %0,9’u cinsel doyumsuzluk, %9,1’i bilgisizlik, %0,6’sı evlenmek için, %4,3’ü kan davası, %7,1’i para alacağı, %31,9’u hakarete uğrama, %2’si iş anlaşmazlığı, %12,8’i namus, %4,3’ü maddi sıkıntılar, %3,7’si alkol alma, %4,3’ü bunalıma girme, %3,4’ü trafik kazası, %2’si iftira ve %6,6’sı diğer sebeplerden dolayı suç işlemiştir.
+
suçun işlenme sebeplerine göre dağılımına baktığımızda en fazla değerin hakarete uğrama seçeneğinde olduğu görülür. bir sonraki tabloda suçun nasıl işlendiğine ilişkin olarak en fazla değerin “tahrik edildim” seçeneğinde olduğu görülür.
+
araştırmaya katılan kişilerden %4,9’u işledikleri suçu planlamış, %47,7’si tahrik edilmiş, %14,9’u planlamamış, %22,8’i suçu kazayla işlemişler ve %9,7’si ise suçu diğer şekillerde işlemiştir.
+
abd’de güney kesimlerinde silah taşıma oranı daha fazla olduğu ve bu durumun saldırganlık oranların arttırdığı bilinmektedir. taylor ve arkadaşlarının ifade ettiği gibi güney’ de şiddet olaylarının daha sık görülmesi onur kültürüne saygı gösterilmesi ve değer verilmesi gerçeğinden kaynaklanıyor olabilir.
+
araştırmaya katılan kişilerden %20,5’i işledikleri suçun cezasını önceden bildikleri halde bu suçu yine de işleyeceklerini söylerken %79,5’i suçun cezasını önceden bilmeleri durumunda bu suçu işlemeyeceklerini belirtmişlerdir.
+
araştırmaya katılan kişilerden %29,7’si işlenen suçta kendisini sorumlu tutarken, %7,4’ü ailesini, %25,8’i toplumu, %26,9’u devleti, %16,7’si arkadaş grubunu ve %13’ü ise diğer kişileri sorumlu tutmaktadır.
+
araştırmaya katılan kişilerden %20,9’u arkadaş çevresi tarafından suçlu bulunmuş, %52,5’i arkadaşlarının desteğini görmüş ve %26,6’sı ise arkadaşları ile ilişkilerini kesmişler. eylemi yapan kişilerin %52,5’ i arkadaş grubu tarafından desteklenmiş, yani yaptığı davranıştan dolayı suçlu bulunmamıştır. bu durum aile unsuru gibi sosyal çevre faktörünün de bazı eylemleri normal olarak görmesi, bu yörede şiddet eğilimli kültürel yapının geliştiğini göstermektedir diyebiliriz.
https://acikerisim.aku.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11630/2650/TEZ.pdf

coğrafi bilgi bilimi, kartografya ve mekansal bilişim araştırmalarında güncel durum, gelişmeler ve gelecek
https://www.hkmo.org.tr/resimler/ekler/4b4fd809471c83b_ek.pdf

suç ve değer ilişkisi: suça sürüklenmiş çocuklar üzerine bir araştırma
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/1374/fa7b88b1-9388-4387-9582-9ff18e36fabb.pdf

dindar ve spiritüel olmama (disol) ölçeğinin türkçe’ye uyarlanması
+
inançsızlık (nonbelief, unbelief), din psikolojisi alanında çok az ele alınmış bir konudur. türkiye’de dinden çıkma, din değiştirme, dini şüphe, dini inkâr gibi başlıklarla çalışmalar yapılmış olmasına ragmen, ateizm ve inançsızlık psikolojisini başlıbaşına ele alan çalışmalar yok denecek kadar azdır.3 inançsızlık konusu genellikle felsefe ve ilahiyat alanlarında çalışılmakta, din bilimleri alanında ise çok az ele alınmaktadır.
+
türkiye’de dinin önemi diğer bazı müslüman toplumlarla karşılaştırıldığında daha düşüktür.
+
inançsızlık, din psikolojisi literatüründe yeni sayılabilecek bir kavram olduğu için herkesin üzerinde uzlaştığı bir tanımı bulunmamaktadır. “düşük dindarlık” (low religiosity), “dinsizlik” veya “dindar olmayış” (nonreligious9, nonreligiosity) ve “inançsızlık” (nonbelief) kavramları arasında ciddi anlam farkları mevcuttur.
+
her inançsız, dinsizdir ama her dinsiz, inançsız değildir.
+
inançsızlığın farklı tipleri olmasına rağmen, en yaygın ve bilinen iki tipi ateizm ve agnostisizmdir.11 agnostisizm daha ziyade epistemolojik bir tercih olarak görülmektedir.
+
evrendeki düzen kör bir takım güçlerin ürünüdür.
+
yapılan araştırmalar, dinsizlerin (nonreligious) önemli bir kısmının tanrı’ya veya üstün bir güce inanmaya devam ettiklerini ortaya koymuştur.
+
streib ve klein’e göre inançsızla dindarlığa karşın biraz daha spiritüelliğe yakındırlar.
+
dikey aşkınlık, insanoğlunun üzerinde bir gökselliğin sembolleştirilmesini ihtiva eder. yatay aşkınlık ise “doğa ana” ifadesinde olduğu gibi bu dünyaya ait bir şeyin kutsallaştırılmasıdır.
+
ölçek, farklı dinlerdeki dindarlık anlayışları ve dikey spiritüellik göz önünde bulundurularak geliştirilmiştir. öncelikle, iki uzman tarafından, dini ve spiritüel inanç yokluğuna dair 153 madde hazırlanmıştır. daha sonra bu maddeler elenerek 30 maddeye düşürülmüştür. bu 30 madde, birbirinden bağımsız 8 uzman tarafından (inançsızlık konusunda çalışan 3 psikolog, 3 sosyolog, 1 antropolog ve 1 halk sağlığı uzmanı) incelenerek anlaşılabilirlik ve bağlama uygunluk bakımından değerlendirilmiştir.
+
birinci grup, dini mensubiyeti olmayan, dini faaliyetlerde bulunmayan, hiç ibadet etmeyen, ölümden sonraki hayata inanmayan, kutsal metinleri birer mit olarak gören ve tanrı’ya inanmayan bireylerden oluşturulmuştur.
+
ikinci grup ise dini mensubiyeti olan, her hafta mabede giden, ölümden sonraki hayata inanan, günde birkaç kez ibadet/dua eden, kutsal metinleri literal olarak anlayan ve tanrı’nın var olduğunu “bilen” kişilerden seçilmiştir.
+
sonuç olarak 16 maddelik “dindar ve spiritüel olmama ölçeği”nin geçerlik ve güvenilirliğine ilişkin olarak gerçekleştirilen araştırma ve bu araştırmadan elde edilen bulgular, bu ölçeğin türkçe’ye tam bir uyarlanmasının yapıldığını göstermektedir. konverjan geçerliği için yapılan analizler, ölçeğin tanrı’ya inançla ve dindarlıkla istatistiksel olarak anlamlı düzeyde ters orantılı bir ilişkisi olduğunu ortaya koymuştur. ölçeğin geliştirilmesi aşamasında elde edilen bulgular, kültürel farklara dikkat çekmektedir. kültürel farklardan ötürü türkiye’de dindarlık ve spiritüellik kavramları batı’dakinden farklı bir muhtevaya sahiptir. buna rağmen disol ölçeği; maddenin ötesinde herhangi bir gerçeklik öngörmeyen, doğaüstü alanı kabul etmeyen, kurumsal dine inanmayan veya çok düşük dindarlığa sahip, dikey anlamda spiritüel/manevi inançları olmayan veya inançsız olan bireylerin tespitinde kullanılabilecek güvenirlik ve geçerliğe sahiptir.
+
hemen herkes “din” kelimesini duymuştur ve ne anlama geldiğine dair bir fikri vardır. bu araştırmada din kelimesini belli bir anlamda ele almanızı istiyoruz. din ile ilgili aşağıdaki sorularda, sizden kurumsal dini dikkate almanızı ya da kutsal/doğaüstü ile ilgili inançları paylaşan ve aynı organizasyonun üyeleri olan bir grup insanı göz önünde bulundurmanızı bekliyoruz. bu anlamda islam bir dindir, çünkü burada kutsal/doğaüstü ile ilgili inançları paylaşan ve aynı organizasyonun üyeleri olan bir grup insan vardır. bir futbol kulübü veya siyasi bir ideoloji, aynı amaç etrafında bir araya gelmiş üyelerden oluşmasına rağmen, din olarak kabul edilmemektedir, çünkü doğaüstüyle ilgili paylaşılan inançları yoktur.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/46251

eyyubilerde ve dolayısıyla eyyubi mısır medreselerinde eğitim ve öğretim faaliyetleri, sünni düşünceye göre insanları eğitme amacını taşımaktadır. bu da dini ilimler ile bu ilimlerin anlaşılmasına yardımcı olan birçok ilimlerin öğretilmesi şeklindedir. yani verilen eğitimin ağırlığı din ile ilgilidir. din ile doğrudan alakalı olmayan eğitimin amacı ise yine dindir. dolayısıyla temelde islam’ın ruhuna ters düşmeyip islam’dan önce bulunan astronomi, tıp, şiir, ensab vb. ilimlerin yürütülmesine devam edilmiştir.
https://www.yyu.edu.tr/images/files/dergi_36.pdf

haklar içerisinde kadın haklarına eşitlik, kişi dokunulmazlığı, özgürlük hakkı, inanç, hakkı, düşünce özgürlüğü gibi haklardan daha fazla yer verilmiştir. bu hassasiyet devletin feminist bir politika takip etme projesiyle veya toplumda kadınların en fazla hakları ihlal edilen grup olarak algılanmasıyla açıklanabilir. ancak, metinlerde türk kadınlarının türk toplumunda tarih öncesinden beri mümtaz yerleri olduğuna vurgu yapılması vekadınların haklar konusunda bir problemlerinin olmadıklarının belirtilmesiyle, bu konunun ders kitaplarındaöncelikli bir yere sahip olması çelişkilidir. cinsiyet üzerine vurgukadının ötekileştirilmesine sebep olmaktadır. insan haklarına vurgu yapmak insan olan kadınları da kapsadığından hakların cinsiyetlere göre tasnifi yanlıştır. ders kitapları bu konuda yeniden düzenlenmelidir.
http://www.bingol.edu.tr/media/104223/sayi-5.pdf

molla veli vidadi de hakani gibi devrin hakim güçleriyle geçinememiştir. herhalde bu sebepten olsa gerek, gürcistan’da hapsedilmiştir. hapisteyken yazdığı “könül hesret, can müntezir, göz yolda” mısraı ile başlayan şiiri ile hanlara ve sultanlara karşı nefretini dile getirmiştir.
könül hesret, can müntezir, göz yolda,
ömr azaldı, ve’de keçdi san ile.
bir de könlüm istediyi gözleri,
görerem mi ol şövketle, şân ile?
+
nesimi, yarı soyulmuş vaziyette, islam’ın özünden uzak, sözde ve şekilde müslüman geçinen kara güruh zihniyetin tipik karekterini tasvir edercesine şöyle der:
zahidin bir parmağın kessen dönüp hak’tan kaçar,
gör bu miskin aşığı ser-pa soyarlar ağlamaz.,,
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/32856

bilėn yoḫdur bėnim ġėm-ḫânė köñlimdė nė ‘âlėmdür
bu vîrân olmışı görrėm sėr-â-sėr mihnėt ü ġėmdür
+
eşḳ adını fėrhâdilė mėcnûn nė bilür
birisi daġ dėlisidür biri ṣėḥrâ dėlüsi
https://dspace.gazi.edu.tr/bitstream/handle/20.500.12602/174687/678fd283344

xxı. yüzyıl türkiye’sinde gelenekle modernite arasında din algıları ve dindarlık formları: sosyolojik bir bakış
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/162888

mircea eliade’da tarihsel bilinç sorunu
+
nasıl ki yağlı boya tablosu tarihsel bir olay ve olgunun ötesinde aynı zamanda bir “durum” (situation) ise, benzer şekilde tarihsel olay ve olgular “kendi başlarına” ve “kendileri için” kategorilerinin ötesinde “durum” teşkil ederler.
+
eliade’ın yorumuna göre, arkaik inançlar, mitler içinde dile getirilen kutsalın zaman öncesi tecrübesi sayesinde tarihsel zaman ve mekan içinde gerçekleşen önemli her olay ve olguyu “durum”a (kutsalın tecrübesine, hierofani) dönüştürmüşlerdir. böylece her bir tarihsel olay ya da olgu, “kendi başına” anlaşıldığında profan (zamansal-mekansal, tarihsel) olarak kalsa da aynı zamanda “durum”a dönüştüğü (kendi başınalık konumunu aştığı) için kutsallaşmaktadır.
+
eliade’a göre, tarihsel bilincin bölünmüşlüğüne karşı düşünceyi derleyip toparlayabilecek ve onu kendi ontolojik temeline bağlı tutabilecek yegane çıkış yolu tarihsel olayları “durum” olarak “görebilmektir”.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/109384

mircea eliade’nin kutsal anlayışı
+
eliade’ye göre mitlerin yapısı ve işlevini çok kısa bir şekilde özetlemek istersek şunları söyleyebiliriz: mit, doğa üstü varlıkların eylemlerinin öyküsünü oluşturur. bu öykü kesinlikle gerçek (çünkü gerçeklerle ilgilidir) ve kutsal olarak kabul edilir. mit her zaman bir “yaratılışla” ilgilidir, bir şeyin nasıl yaşama geçtiğini, ya da bir davranışın, bir kurumun, bir çalışma biçiminin nasıl yaratılmış olduğunu anlatır. bu özelliğinden dolayı da mitler insana özgü her anlamlı eylemin örnek tiplerini oluştururlar. insan miti bilmekle nesnelerin “kökenini” de bilir, bu nedenle de nesnelere egemen olmayı ve onları istediği gibi yönlendirip kullanmayı başarabilir. burada “dıştan”, “soyut” bir bilgi değil de (mitin ya tören havası içinde anlatılması ya da kanıtını oluşturduğu ritüelin gerçekleştirilmesiyle) rit biçiminde “yaşanan” bir bilgi söz konusudur. insan bir şekilde yeniden anımsatılan ve yeniden gerçekleşme aşamasına getirilen olayların kutsal, coşku verici gücünün etkisine girmek anlamında miti “yaşar”. mit, insan uygarlığının temel bir öğesidir, boş bir olaylar dizisi değildir, aksine sürekli başvurulacak olan yaşanan bir gerçekliktir, soyut bir kuram ya da imgeler dizisi değil, ilkel dinin ve pratik bilginin gerçek bir düzenlemesidir. mit, metafiziğin ve teolojinin ortaya koyduklarını yapay yollardan dramatik bir biçimde ifade eder.
+
eliade için kutsal için yapılabilecek ilk tanımlama dindışının zıddı olduğudur. kutsal kendini daima “doğal” gerçeklerden tamamen farklı bir gerçek olarak göstermektedir. ona göre kullandığımız dil, kutsalı ancak çok yüzeysel ve kaba bir biçimde ifade edebilir. kutsal, güce ve bunun sonucunda, gerçekliğe tekabül etmektedir. kutsal, gerçek varlık ve güce sahip, ebedi ve etkin bir niteliğe sahiptir.
+
kutsallıkla kuşatılmış bir yaşam ve dünya anlayışı alışılmadık bir durum değildir. hatta eliade’nin dediği gibi aslında dünyanın bütünüyle dindışı olarak algılanması ya da tamamıyla kutsallıktan arındırılmış bir evren inancı insan zihninin oldukça yeni keşiflerinden biridir. eliade modern insanın kutsallıktan arındırılmış bir evrende yaşama isteğini tespit edip değerlendirirken, bunun din dışı bir varoluşa düşüş olduğunu ifade etmekte tereddüt etmemiştir. hıristiyan düşüncesi açısından bakıldığında dindışılık insanın yeni düşüşüne denktir, diğer bir deyişle dindışılık insan dini bilinci yaşama kapasitesini kaybetmiş ve böylece onu anlama yeteneğini de yitirmiştir. ikinci düşüşten sonra dini duyarlılık öncekinden daha da uzağa, bilinçdışının derinliklerine gömülmüş, yani çağdaş insan tarafından unutulmuştur. insan tarihi bir varlık olmuş, kendini tarih içinde belirlemiş, sadece tarih içinde varolmaya karar vermiş ve kutsal gerçekliği terk ederek onu unutmuş, tamamen dindışı bir varlık olmuştur. kendisini tarihe mahkum ederek dindışı bir varoluş yaratmıştır.
https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/27772/735.pdf

kutsal ve profan unsurların bir arada yaşatıldığı kutlamalar
+
tamamen din temelli olan erkek çocuğun sünnet merasiminde de eğlence ve mevlit okutma bir arada olmaktadır.
+
endüstri toplumunun gerçekleşme sürecinde ortaya çıkan toplumsal değişmelerin sonucu olarak dinî düşünce, uygulama, inanç ve kurallar toplumsal anlam ve önemini eskiye oranla yitirmiştir.
https://arastirmax.com/en/system/files/dergiler/195525/makaleler/3/4/arastirmax-kutsal-profan-unsurlarin-bir-arada-yasatildigi-kutlamalar.pdf

sevgi ve aşkın profan alana indirgenmesi (cinsellik)
+
aşk bir yoksunluk hali olduğu için patolojiktir ve bu nedenle bir ruh hastalığıdır. aşkın hastalık oluşu; ruh ile beden arasındaki ilişkiyi bozduğundandır.
+
değerlerin yer değiştirdiği günümüzde cinselliğin “sevgi” adıyla sunulması, piyasa diliyle konuşacak olursak pazarlanması hayat adını verdiğimiz kutsal emanetin değerini düşürmektedir. bu durumun hayatı anlamsızlaştırmak ve amaçsızlaştırmak olduğu ve bu anlamda bir ahlak terörü oluşturduğu pekala düşünülebilir.
http://isamveri.org/pdfdrg/D180769/2008/2007_TURERC.pdf

kutsal zaman, algılanış biçimi ve ibadet hayatına etkisi
http://earsiv.hitit.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11491/3560/muaamercengil.pdf

mircea eliade’ın eserlerinde toprak ana, kadın ve doğurganlık
http://libratez.cu.edu.tr/tezler/5891.pdf

katografik görüş: coğrafi görüş adı da verilen bu görüşün esası suçu ve suça ilişkin diğer problemleri sosyal ve coğrafi şartların bir sonucu olarak kabul eder ve özellikle suçun coğrafi ve sosyal bölgelerdeki dağılımı ile uğraşmaktadır. bu görüş sahipleri yağmur, toprak ve diğer coğrafi faktörlerin insan tavır ve hareketi üzerinde çok önemli etkiler yaptığını ileri sürmüşler ve suç olayına da bu çerçevede açıklamalar getirmişlerdir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/612493

hayran hanım dünbüli’nin türkçe şiirlerinde arkaizmler
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/263032

yaratılan hastalık ve salgınlar
https://silo.tips/download/yaratilan-hastalik-ve-salginlar

koronavirüs ilk kez 2019’un sonunda, çin’de bir şehir olan wuhan’da tanımlanmış ve hızla yayılmıştır. önce çin genelinde ve ardından dünyadaki diğer ülkelerde salgın ortaya çıkmıştır. antarktika dışındaki tüm kıtalarda artan sayıda vaka bildirilmiştir ve çin dışındaki vakaların sayısı çin’dekini aşmıştır.
https://www.psikiyatri.org.tr/uploadFiles/243202019327-DamgalanmaCOVID.pdf

şizofreni hastaları arasında genç yaşta ölümün birinci nedeni intihardır. doğru tedaviyle şizofreni hastaları psikiyatri hastaneleri yerine, aileleriyle veya toplum içinde üretici bir hayat yaşayabilirler.
https://www.tedankara.k12.tr/templates/gk_university/yayinlarimiz/pusula/pusula.pdf

femur boyun geometrisinin femur ve pelvis üzerindeki gerilme dağılımına etkisi
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/793656

postür bozuklukları
http://www.phd.org.tr/20kongresunum/Postur_HurriyetYilmaz.pdf

ultrasonografik pelvimetrinin baş-pelvis uygunsuzluğu öngörüsünde kullanımı
http://istanbulsaglik.gov.tr/w/tez/pdf/kadin_hast/dr_kerime_binici.pdf

alt ekstremite muayenesi
http://194.27.141.99/dosya-depo/ders-notlari/halil-koyuncu/Alt_Ekstremite_Muayenesi.pdf

skolyozda eğrinin derecesi, skolyozun şiddeti hakkında bilgi vermektedir ve büyük açılı eğriler beraberinde daha çok komplikasyona ve muskuloskeletal bozukluklara neden olmaktadır. skolyoz ve skolyoza eşlik eden değişiklikler omurga ile bağlantılı olan fasya, kas ve diğer anatomik yapıları da etkilemektedir. üç boyutlu spinal bir deformite olan skolyoz aynı zamanda pelvisi de etkileyerek, pelvik asimetriye neden olmaktadır. tüm bu etkiler göz önüne alındığında, skolyozun mekanik ve refleks etkiler ile uterus pozisyonu, tonusu ve vaskülarizasyonunu etkileyerek menstrual ağrı şiddetini değiştirebileceği düşünülmektedir.
+
literatüre bakıldığında skolyoz ile menstrual ağrı ilişkisini veya diğer bir deyişle skolyozun menstrual ağrı üzerine etkisini inceleyen araştırma sayısı çok limitlidir.
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/9212/Burcu%20%C5%9Eenol%20-%20Ref.%20No%20%2010235348.pdf

omurganın sagital plan deformiteleri
http://www.turkomurga.org.tr/upload/07-OMURGANIN%20SAG%C4%B0TAL%20PLAN%20DEFORM%C4%B0TELER%C4%B0-2016.pdf

spinal deformitelere genel yaklaşım
+
omurganın çeşitli eğim ve diziliminin bozukluğuna spinal deformite adı verilir.
+
spinal deformite kavramı antik çağlara kadar uzanan, döneme ait figürlerde rastlanılan bir patolojidir. deformitelere bağlı bozulan insan anatomisi, insanlık tarihinin her döneminde ve her toplumda farklı algılanmış, farklı değerlendirilmiştir.
+
omurga bu biyomekanik dengeyi, içerdiği omuriliği en iyi şekilde koruyacak şekilde sürdürmek zorundadır.
http://norosirurji.dergisi.org/pdf/pdf_TND_866.pdf

bel ağrısı olan hastalarda lomber sagittal denge bozuklukları mutlaka akla getirilmelidir
+
ağrı, omurga dengesizliği olan erişkinlerde en yaygın belirtilerden biridir. bel ağrısı ile birlikte, sıklıkla sagittal denge bozuklukları da ol abilir. sagittal düzlemde görülen uyum bozuklukları, ağrı ve sakatlığın giderek artan bir nedeni olarak kabul edilmektedir
http://dergi.totbid.org.tr/144/201544.pdf

göğüs duvarı deformiteleri
http://www.tgcd.org.tr/wp-content/uploads/dosyalar/gogus-duvari-deformiteleri.pdf

hasta yaşının gelişimsel kalça displazisi tedavisinde uygulanan pelvik osteotomilerin sonuçları üzerine etkisi
http://www.firattipdergisi.com/pdf/pdf_FTD_386.pdf

gece gökyüzünün sanat eserinde kullanımı: astrofotoğraf
+
kadim uygarlıklar içerisinde oldukça önemli bir yere sahip olan antik mısır uygarlığının birçok kalıntısında gece gökyüzünün etkileri göze çarpmaktadır. antik mısır dininde nut veya nuit olarak isimlendirilen gökyüzü tanrıçası, kubbe şeklinde ve yıldızlardan oluşan kadın figürü olarak tasvir edilmektedir.
+
hemen hemen tüm kültürlerde gece gökyüzü objelerinin mitoslara konu olmuş, gözlemlenmiş; yazılı kayıt altına alınmış veya görselleştirilerek kültürel eser haline dönüştürülmüştür.
+
ışık kirliliği sebebiyle günümüzde şehir merkezleri ve çevrelerinde, yıldızların büyük kısmı gözlemlenememekte, samanyolu ise hiç görülememektedir.
+
camille pissarro’nun 1897 tarihli “the boulevard montmartre at night” isimli eserinde, paris’in şehir ışıklandırmalarıyla beraber sunulan gökyüzü tasvirinde hiç yıldız görülememektedir.
https://www.idildergisi.com/makale/pdf/1589722238.pdf

araştırıcı sanat eleştirisi yöntemine göre max beckmann’ın “gece” adlı eserinin analizi
+
gece aslında karanlığın diğer adıdır. karanlık ise, siyah bir örtü gibi yaşamın tüm sırlarını gizleyen, ayrıca, insanlar ve canlılar üzerindeki etkisi düşünüldüğünde; tüm bastırılmış duyguların bilinçaltından çıkmasını sağlayan, her türlü duygunun yaşandığı bir zaman dilimidir.
+
“gece” isimli eser, savaş, politika, acı, nefret, kin, dehşet, ölüm ve tüm ahlaki değer yargılarının alt üst olduğu bir döneme işaret ediyor denebilir.
+
beckmann’ın tabloya “gece” adını verirken, böyle bir karanlıktan, insanlığın sebep olduğu bir alacakaranlıktan bahsettiği düşünülmektedir.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/256339

rembrandt van rijn, 1642, gece devriyesi (nightwatch), 379×453 cm. tuval üzerine yağlıboya, amsterdam rijkmuseum.
+
amsterdam’daki rijkmuseum’da sergilenen gece devriyesi’nin orijinal adı daha uzun ve daha spesifik olarak verilmiştir: eserin adı “yüzbaşı frans banning cocq ve teğmen villem van ruytenburch’un birliği yürüyüşe hazırlanıyor” şeklindedir.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/545828

hz. ömer yüklenmiş olduğu mesuliyetin ağırlığını her an zihninde taşımaktaydı. halkın huzur ve güvenliğini sağlama mesuliyetinin kendisine ait olduğunu biliyordu. daha önce saldırı ihtimali veya hendek savaşında olduğu gibi muhasara anlarında gece devriye birlikleri çıkarılmıştır. hz. ömer ise medine’de gece istirahat halinde olan insanların can ve mallarına her hangi bir saldırı gelmemesi için bizzat devriye gezmeye başladı. gece bekçiliği onun bizzat yapması gereken bir görev değilken hz. ömer bu yönde kendine görev çıkararak gönüllü yapmaya başladı
http://isamveri.org/pdfdrg/D272956/2018/2018_KILICM.pdf

locke’un ifade ettiği şekliyle devlet, sadece düzen tehdit edildiğinde hizmete çağrılan bir gece bekçisi olmak durumundadır.
https://sosyolojiden.files.wordpress.com/2015/09/felsefe.pdf

varmak,
gözlerinde varmak can tılsımına.
gözlerin hani?
canımın gizlisinde bir can idin ki,
kan değil sevdamız akardı geceye,
sıkdıkça cellad,
+
bir ufka vardık ki artık
yalnız değiliz sevgilim.
gerçi gece uzun,
gece karanlık
https://yildirimalkan.com/ahmed_arif_siirleri.pdf

patočka’nın terimleriyle “ölüme” ve “geceye” karşı barışı ve yaşamı savunan “gündüzün güçleri”(les forces du jour) paradoksal olarak 20. yüzyılın yıkıcı çatışmalarının arkasındadır.
+
negatif bir deneyim olarak cephe çek filozof’un diliyle gündüze karşı gecenin deneyimidir.
+
gece ansızın yarınların kötü sonsuzuna giden gündüzün yolunda mutlak bir engel halini alır. gece bizi baş edilemez bir imkân olarak karşılarken, gündüzün bireyler-üstü gibi görünen imkânları alt üst olur ve gecenin fedası sahici (otantik) bir feda olarak kendini sunar.
http://web.deu.edu.tr/felsefe/wp-content/uploads/2018/12/IZMIR-FELSEFE-G%C3%9CNLERI-2017-2018-BILDIRI-KITABI.pdf

yaradılışın ilk gününde tanrı ışığı yarattı ve bunun iyi olduğunu fark etti. ışığı karanlıktan ayırdı, ışığa “gün”, karanlığa ise “gece” adını verdi. cennette ise insanlar iyiyle kötüyü henüz ayıramıyordu. adem ve havva yasak meyveyi yedikleri anda ışık iyiyse, karşıtı olan karanlığın kötü olduğunu anladılar. adem ve havva’nın torunları da nesiller boyunca bu formülü geceleri ateşe bakarken tekrar edip durdular.
+
yunanlılarsa ışık ve karanlık hakkında farklı bir hikâye anlatır. tanrılardan önce kaos vardı. kaos’tan dünya, yeraltı ve eros oluştu. kaos, karanlık ve gece kardeşleri, ikinci jenerasyonu yarattı. karanlık ve gece seviştiler ve ensest çocukları gün oldu. kozmosun tarihinde ilk defa ışık vardı. genetik kanunları ise aynı bugünkü gibiydi: gün hem babasına hem de annesine benziyordu, karanlık ve gecenin mükemmel bir karışımıydı, tıpkı kardeşleri kıyamet, kader, ölüm, uyku, rüya, utanç ve ızdırap gibi.
+
biz ise cennet’in tanrısı ve hesiodos’un tanrıları arasında sıkışıp kalmışız. gece olduğunda bile kendimize ışığın iyi, karanlığın kötü olduğunu söylüyoruz, fakat ışıkla karanlığın düşman olmadığının, beraber çalıştıklarının da farkındayız. karanlık sadece ışığın varlığında görülebilir oluyor: sadece kontrast varsa, yani gölgeler olduğunda görülebiliyor. rembrandt ve caravaggio karanlığın ressamları oldukları kadar ışığın da ressamlarıydı. kullandıkları chiaroscuro tekniği karanlık ve ışık arasındaki tezatın güçlendirilmiş haliydi.
https://www.depoistanbul.net/wp-content/uploads/2018/09/Rik-Peters-T%C3%BCrk%C3%A7e.pdf

güneş her gün yenidir. — güneş olmasaydı, öteki yıldızlara rağmen gece olurdu.
+
geceleri coşup dolaşanları, sihirbazları, bakkhoları, mainadları, mystleri ateş kavrayacaktır; insanlar arasında âdet olan mysteria’va girmek dinsizliktir.
+
çoğunun öğretmeni hesiodos; en çok onun bildiğini sanıyorlar, o ki günün ve gecenin bir olduğunu tanıyamamıştır.
http://openaccess.maltepe.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12415/2647/3250-Felsefi_Soylem_Nedir-Betul_Chotuksoken-1992-192s.pdf

gece inerken ilk kararan yerler çukurlardır, en son aydınlanan da oralardır.
+
gece ve gecenin dolayısıyla aydınlık ve karanlığın anlamı ve insan üzerindeki etkileri yüzyıllardır bilime, sanata, felsefeye ve inanışa konu olmuştur. zamansal bir düzlemde gece ilerler; karanlık, gerçekliği örter, göz “göremez” olur ve insan karanlıkta korku içine sürüklenir.
+
geceyi metamorfik olarak bilgisizlik- bilinçsizlik, aydınlanmayı da bilgilenme-bilinçlenme olarak niteleyebiliriz. öyleyse karanlıktan korkan, sinen ya da duruma alışan insanlar, tepkisiz cahillerdir. bunlar nerede olduğunu bilmeyen, kendini tanımayan, üstü örtülünün koyu karanlığını ( ) bilinci ile yok edemeyen nietzsche‟nin sürü insanıdır.
+
fotoğraf sanatcısı nicolas buer, “blackout city” adlı kısa filminde ışık kirliğinin olmadığı bir londra hayal eder. amacı şehir ışıklarından uzaklaşarak göremediklerimizi görebilmek, insanları yeniden başlarını kaldırıp gökyüzüne bakmaları için teşvik etmektir.
+
ortaçağ dogmatikliğinin, yeni ve yakınçağ modernizminin vaatlerini boşa çıkaran gecenin karanlığında yalnızdır insan. teknoloji sayesinde bilginin her yerde olduğu ancak gerçeğin karanlıklarla örtüldüğü bir kaosun içindedir insan.
+
insan için gecenin karanlığında kayboluşuna bir çözüm aramak, yol bulmak ve gecenin dışına çıkmak yani güneşin doğması ile her yerin aydınlanmasını beklemek çözüm değildir. gecenin dışına çıkıp aydınlıkta var olmak yerine gece de kalıp, geceye ilişkin bir „özne „ olabilmek için çabalamak, gecenin karanlığı içinde aydınlanmaktır. gün içinde hepimiz bir takım rolleri oynamak zorundayız. iş yerinde, okulda, alışverişte, mahkemede vb çevrede insanların olduğu herhangi bir anda durumun ve ortamın gerektirdiği gibi davranıyoruz. gece saatlerinde yalnız kaldığımızda gerçek ortaya benliğimizi çıkarabiliyor ve kendimizi en yalın halimizle değerlendirebiliyoruz.
+
gecenin karanlığında aydınlanmak, zaman ve mekana takılmadan “değişim” in temellerini ve oluşumunu kavramayı zorunlu koşar. çünkü gece dolayısıyla karanlık üzerimizdeki baskının, içine düştüğümüz kaosun, karamsarlığın, pasifliğin simgesi gibi görünse de herakleitos‟un karşıtların birliği ilkesinden yola çıkarak içinde gündüzü de barındırmakta dolayısıyla aydınlanmaya direnişe ve ümide açılmaktaydı.
+
gece özgürlüktür, istediğini yapabilmektir. seni engelleyecek kimse yoktur. mesai bitmiştir. işyerleri, devlet daireleri okullar kapanmıştır. yasaklara rağmen özgürlüktür. aslında yaşam gece başlar.
http://msbl.meb.k12.tr/meb_iys_dosyalar/33/13/973428/dosyalar/2017_01/11011905_tfoxx%C4%B1yazlar.pdf

15 temmuz milli direniş gecesi
+
15 temmuz gecesi fetö mensupları tarafından sahneye konmuş ve türk milleti canı pahasına verdiği mücadele ile bu hain girişimi bertaraf edip püskürtmüştür.
http://www.turkmedeniyeti.org/Editor/Img/UserDir/Marketing/Anadolu_eksen_15_Temmuz.pdf

belirsizlik mi geceyi getirir yoksa gece mi belirsizliği ayırt etmek mümkün değildir ama ikisi de var olabilmek için birbirlerine ihtiyaç duyarlar.
+
“gece” totaliter rejimlerden doğan baskı ortamını simgeler. Totaliter rejimlerin bilinmezlik, korku ve şiddete dayanan baskı kurma yolları yavaş yavaş çöken gece imgesi üzerinden aktarılır
https://core.ac.uk/download/pdf/287728594.pdf

gece gündüzden önce gelir
+
nsanoğlunun aya gitmesi bir yana aydan gezegenimizin görülmesi gündüzün gece üzerindeki, aydınlığın karanlık üzerindeki hakimiyetine son vermiştir. bunun anlamı hakimiyetin gecenin eline geçtiği demek değildir.
http://www.gedizakdeniz.com/dosya/bilim-felsefesi-ve-tarihi-ders-gunlukleri-temmuz-2019-334.pdf

aristoteles’e göre şiddetli depremler gece ya da öğlen saatlerinde genellikle günün sakin zamanlarında meydana gelirdi. çünkü gecenin gündüze göre daha sakin olması ve güneşin yokluğunda buharlaşmanın bir gelgit dalgası ile toprağı döndürmesine neden olurdu. özellikle şafak vakti rüzgârlar daha şiddetli esmeye başlarlardı. eğer bu rüzgârlar kaynağını değiştirip, yer’in içlerine doğru akmaya başlarlar ise, yeryüzündeki rüzgâr miktarı artmakta ve bu da şiddetli depremlere neden olurdu. aristoteles, depremlerin mevsimsel olarak ilkbahar ve sonbaharda, nemli ve kurak zamanlarda gerçekleştiğini söylemektedir. buna gerekçe olarak da yazın sıcak ve kışın soğuk olması sebebiyle rüzgârların durduğunu anlatır. aristoteles, depremlerden önce gerçekleşen bir takım işaretlerden de söz eder. bunlar bazen yerin altından bir sesin duyulması ve güzel havalarda gökyüzünde uzun, düz bir çizgi gibi bir bulutun oluşması gibi olaylardır.
https://www.jmo.org.tr/resimler/ekler/bc7aaa0000799b9_ek.pdf

en büyük filozoflar daima bu noktaya ger dönmüş ilk filozoflardı ve sokrates (platon’un anlattığına göre) bütün geceyi derin düşüncelere dalmış olarak geçirdikten sonra, sabah gün doğarken güneşe yakarırdı.
http://auzefkitap.istanbul.edu.tr/kitap/kok/felsefetarihisorunlari2.pdf

“gecenin ebrûzeni” adlı şiiri yeniden okumak
http://oaji.net/articles/2015/1621-1423646698.pdf

türkiye’nin farklı bölgelerinden cinara cedri’nin (hemiptera: aphidoidea: lachninae) morfometrik analizi
http://turkbiod.artvin.edu.tr/tr/download/article-file/1315376

komşu akarsu havzalarının morfometrik analizi: sarıköy ve kocakıran dereleri üzerine temel bir çalışma (gönen havzası, güney marmara)
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/715912

avokado/soya fasülyesinin sabunlaşmayan ekstresi verilen köpeklerin dizlerinde osteokondral defekt iyileşmesi: bir karşılaştırmalı morfometrik analiz
https://www.jointdrs.org/full-text-pdf/376/tur

kemiklerin mekanik özelliklerinin değerlendirilmesinde kullanılan temel biyomekanik kavramlar
http://www.aduveterinaryjournal.org/files/1411.pdf

anadolu insanında kulağın geometrik morfometrik analizi ile yaş tahmini
http://ijopec.co.uk/wp-content/uploads/2018/01/V10.pdf

yeniden yüzlendirmede doku kıvrım kalınlıkları
http://www.set-science.com/manage/uploads/ISASWINTER-2019(HSS)_0087/SETSCI_ISASWINTER-2019(HSS)_0087_0013.pdf

adli fotoğrafçılık ve görüntü analizinde antropolojik ve genetik verilerin önemi
https://www.researchgate.net/profile/Vahdet_Oezkocak/publication/337533423_THE_IMPORTANCE_OF_ANTHROPOLOGICAL_AND_GENETIC_DATA_IN_FORENSIC_PHOTOGRAPHY_AND_IMAGE_ANALYSIS_Elif_CETLI_Ayse_CALISKAN_Firat_KOC_Vahdet_OZKOCAK/links/5ddce20e458515dc2f4dda16/THE-IMPORTANCE-OF-ANTHROPOLOGICAL-AND-GENETIC-DATA-IN-FORENSIC-PHOTOGRAPHY-AND-IMAGE-ANALYSIS-Elif-CETLI-Ayse-CALISKAN-Firat-KOC-Vahdet-OeZKOCAK.pdf

kulak kepçeleri yüzün orta hattına göre simetrik mi?
+
her insanın kulağının şekli asimetriktir, fakat asimetrinin tam olarak nasıl meydana geldiğine dair literatür yeterli değildir, örn. sağ kulak her zaman sol kulaktan% 3 daha büyük olacaktır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/564084

tokat/niksar yakınçağ iskeletlerinin antropolojik analizi
https://www.researchgate.net/publication/334330806_TokatNiksar_Yakincag_Iskeletlerinin_Antropolojik_Analizi

osmanlı dönemi kafataslarında görülen non-metrik (epigenetik) karakterlerin değerlendrilmesi
https://tezarsivi.com/osmanli-donemi-kafataslarinda-gorulen-non-metrik-epigenetik-karakterlerin-degerlendrilmesi

diş ve kafatası morfolojisine dayanarak üç eski anadolu topluluğunda biyolojik uzaklıkların belirlenmesi
http://dishekdergi.hacettepe.edu.tr/htdergi/makaleler/2009sayi3makale10.pdf

olba 2018 iskelet buluntularının antropolojik ve arkeolojik değerlendirmesi
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1146966

midyat aktaş mevkii bireylerine ait calcaneus kemiğinden metrik ve nonmetrik değerlendirme
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/513909

geç bizans dönemi (ms. 13. yy.) calcaneus’larında nonmetrik oluşumlar (peroneal tuberkül, trochlea peronealis)
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/420350

yersel fotogrametride kullanılan metrik olmayan dijital kameraların kalibrasyonunda kullanılan yazılımların incelenmesi üzerine bir çalışma
https://www.harita.gov.tr/uploads/files/articles/yersel-fotogrametride-kullanilan-metrik-olmayan-dijital-kameralarin-kalibrasyonunda-kullanilan–1043.pdf

trabzon kızlar manastırı insan iskeletlerinin antropolojik açıdan değerlendirilmesi
+
kızlar manastırı iskeletlerinin % 19,67’sinin bebek ve çocuk, % 80,3’ünün ise erişkin bireylere ait olduğu saptanmıştır.
+
çoğunlukla kadınlar genç erişkin, erkekler ise orta erişkin yaş grubunda yer almıştır.
+
incelenen insan iskeletlerinin diş ve çenelerinde tespit edilen patolojik bulgular, bu insanların ağız sağlıklarının iyi olmadığını göstermektedir.
+
travmaların yüksek oranda olmaması bu insanların ağır iş koşullarından uzak, kavgasız ve sakin bir yaşam sürdürdüklerini akla getirmektedir.
http://www.kulturvarliklari.gov.tr/sempozyum_pdf/arkeometri/25_arkeometri.pdf

homo commoditus
“sahip olmak, genetik metalar ve fikri mülkiyet”
https://www.istanbulbarosu.org.tr/files/Yayinlar/Kitaplar/doc/HFSA26.pdf

grotowski, “kutsal oyuncu” ifadesini dinsel anlamda değil, “sanatıyla direğe tırmanan ve kendini kurban eden kişiyi tanımlamak için bir metafor” olarak kullandığını söyler. “geleneksel tiyatro”nun oyuncusunu “fahişe oyuncu” olarak nitelendiren grotowski, “yoksul tiyatro”nun “kutsal oyuncu”su ile geleneksel tiyatro”nun “fahişe oyuncu”sunu şu özellikleriyle karşılaştırır:
“fahişe oyuncu” ile “kutsal oyuncu” arasındaki fark, bir fahişenin becerisi ile gerçek aşktan kaynaklanan verme ve alam tutumu – bir başka deyişle, kendini kurban etme – arasındaki farkla aynıdır. ikinci durumdaki asıl önemli nokta, akla gelebilecek her sınırı aşabilmek amacıyla, bütün rahatsız edici öğeleri eleyebilmektir. ilk durumda bu, bir bedenin var olması meselesidir, ikinci durumdaysa var olmaması meselesi. “kutsal oyuncu”nun tekniği bir tümevarım tekniğidir (yani, bir eleme tekniği), oysa “fahişe oyuncu”nun tekniği bir tümdengelim tekniğidir (yani, bir marifetler birikimi).
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/46112.pdf

bir fahişe hiciv ve yergide ilerlemiş, onlar için epey bir şey yazmış.
http://ekitap.yek.gov.tr/Uploads/ProductsFiles/c65ad630-cdc5-43e9-ab01-fd4c557cdb31.pdf

küreselleşme ve psikiyatri
https://www.ttb.org.tr/kutuphane/k_psikiyatri.pdf

tabiatta bulunan bir nesneye, örneğin bir elma tanesine katılan emek, o elmayı, emek verenin malı yapmaktadır.
+
bir nesne herhangi birinin sahip olduğu bir şey haline geldiğinde diğer tüm insanların durumunu etkiler.
https://www.istanbulbarosu.org.tr/files/Yayinlar/Kitaplar/doc/HFSA26.pdf

hauptmann’ın natüralist teknikle yazdığı düşsel oyunu hanneles himmelfahrt (1893)’da yoksullar yoksulu bir genç kızın (hannele) intihara girişimi sırasında kurtarılması ve yoksullar evine getirilip dilencilerin, hırsızların, fahişelerin, ayyaşların ve geri zekâlıların yanında yaşaması konu edilmektedir.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/612205

dramatik yapıda çatışma
https://atauni.edu.tr/yuklemeler/f792d5656bfd2ddf59aee091d31c7baf.pdf

ingeborg bachmann, thomas bernhard ve peter handke’nin eserlerinde avusturya imgesi
https://atauni.edu.tr/yuklemeler/ab3fb134c31f72ff2d1fd3c6d385abed.pdf

ıı. dünya savaşı sonrası alman edebiyatında bellek yansımaları
https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/71717/535275.pdf

alphonse daudet’nin jack romanında çocuğa yönelik şiddet ve istismar
https://www.sosyalarastirmalar.com/cilt7/sayi35_pdf/1dil_edebiyat/guzel_bekir.pdf

çeşitli eğimlerdeki yüzeylere gelen güneş ışınımı şiddetinin doğu ve güneydoğu anadolu bölgelerindeki bazı iller için analizi
http://www.bingol.edu.tr/documents/%C3%87e%C5%9Fitli%20E%C4%9Fimlerdeki%20Y%C3%BCzeylere%20Gelen%20G%C3%BCne%C5%9F.pdf

gabriel tarde’ın izinde medyanın işlev ve etkilerini yeniden gözden geçirmek
https://www.acarindex.com/dosyalar/makale/acarindex-1423903261.pdf

toplumsal yapıdan zihinsel yapıya oğuz atay’da özne ve dil’in yaratımı
http://www.thesis.bilkent.edu.tr/0006949.pdf

gerçeklik bitti kalabalık ve performans
https://www.depoistanbul.net/wp-content/uploads/2018/08/cp_tredit_PRINT_optimized.pdf

suçlu kişilik oluşumunda yakın çevre faktörü
http://acikerisimarsiv.selcuk.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/6761/274299.pdf

sarah kane’in blasted oyununda şiddet ögesi
https://atauni.edu.tr/yuklemeler/1dfcdafac5bc85b243575f14826b3e41.pdf

tiyatroda ‘açık biçim’ ve türk tiyatrosu bakımından önemi
http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/13/1182/13670.pdf

11 eylül ve ırak savaşı sonrası belgesel tiyatro
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/49456.pdf

belgesel tiyatronun üç yüzü
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/172585

alman devletlerinde sosyalist siyasal düşünceler, hukuk felsefesi ve din felsefesi (1830-1840)
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/726847

georg büchner’in lenz’i
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/10958

wolfdietrich schnurre’nin ‘karşı çıkmak gerekiyordu’ kitabını oluşturan kısa hikâyelerin savaş sonrası alman edebiyatında rolü

heinrich böll’de savaş ve evlilik
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/324669

savaş ve edebiyat
https://tde.sakarya.edu.tr/sites/tde.sakarya.edu.tr/file/savas_ve_edebiyat_1.cilt_e_kitap_sempozyum_bildiriler_kitabi__.pdf

kültürlerarası çalışmalar
https://www.researchgate.net/profile/A_Nursen_Durdagi/publication/335192843_Sorun_Bu/links/5d55c33545851545af4673d3/Sorun-Bu.pdf

kürdler bu lisansızlık ile yalnız kavmiyyetlerini değil mezheblerini bile kaybetmek üzere idiler. birçok yerleri bir cehâlet-i fahişe kaplamış, birçok kürdler adeta insanlıktan çıkmış idi.
http://acikerisim.artuklu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12514/952/Ahmet%20ALAN.pdf

katedral meydanı’nda bir zamanlar bölgenin denizcilerine ve tüccarlarına hizmet eden fahişe nüfusunun 500 bine ulaştığı söylenmektedir.
https://ato.org.tr/hekim_postasi_arsiv/2010/pdf/eylul.pdf

fahişelerde akıl hastalıklarının çokluğunu herkes bilir.
+
fuhuş mu cinnet yapar, mecnunlar mı fahişe olur.
+
fahişelerin çoğu abdaldır, hiç olmazsa fikir züğürtüdür.
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/KITAP/103613.pdf

ikinci sebep: ediplerin, yazarların ve şairlerin zararlı yol tutmaları, eskiler oğlandan bahsederken bunların bira, fahişe, dinsizlikten bahsetmeleridir. bunlar, yabancıdan daha yabancı olmaktadırlar.
https://openaccess.izu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12436/116/Uluslararas%C4%B1-mehmet-akif-ersoy-milli.pdf

kanunnamelere göre zina yapanlardan alınan para cezaları
+
fatih’in 1488 tarihli ceza kanununun birinci faslında zina sucunun ceza olarak; evli ve zengin olana üç yüz akçe ceza, orta halliye iki yüz akçe ceza, fakire yüz akçe, çok …….
https://www.uskudar.bel.tr/userfiles/files/U%CC%88sku%CC%88dar%20Sempozyum_2.cilt_14OCAK2016.pdf

kendini idareden aciz kimseye çocuklarmm işlerini tahmil etmek bittabi imkânsızdır. fakat ana, baba hacir altına alınınca velâyet hakkı da kendiliğinden ortadan kalkmaz. velâyetin nezi için ayrıca karar ittihazı lâzımdır. halbuki vasi hacredilince ahlâki bakımdan zarar verecek hallerdir. ayyaşlık veya fahişe vesayet mihaniki olarak bertaraf olur.
https://adaletdergisi.adalet.gov.tr/arsiv/adaletdergisi/1949/s4-nisan-1949-sene40-sayfa181-cilt1.pdf

somatoskopi ve antropometri tekniklerinin adli bilimler için önemi
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/385972

epigenetik osteolojik yapıların adli antropolojik değerlendirilmesi
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/49750.pdf

lâiklik ve atatürk’ün lâiklik politikası
https://www.atam.gov.tr/wp-content/uploads/H%c3%bcsamettin-%c3%9cNSAL-L%c3%a2iklik-ve-Atat%c3%bcrk%e2%80%99%c3%bcn-L%c3%a2iklik-Politikas%c4%b1.pdf

esasen insaniann çoğu, dinlerini bilinçli olarak kendileri seçmezler, bilakis belli bir coğrafya, aile, toplum veya medeniyetin içinde dağmaları dolayısıyla kendilerini o dinde bulurlar. bazı kişiler dinlerini bazı nedenlerden dolayı veya başka bir dinin kendi ihtiyaçlarına, sahip olduklan dinden daha çok cevap verdiğine inandıkları zaman değiştirebilirler. ancak bu gerçekten oran olarak çok ender durumlarda görülen bir olgudur.
http://isamveri.org/pdfdrg/D01949/2002_12/2002_12_ALBAYRAKK.pdf

hıristiyanlığın ilk çağları anadolu da geçmiş, birçok esası da bu coğrafyada şekillenmiştir. hıristiyanlığın mimarı kabul edilen pavlus, hem anadolu’da doğmuş hem de bu dini şekillendirirken faaliyetlerinin büyük çoğunluğunu burada yürütmüştür.
https://acikerisim.uludag.edu.tr/bitstream/11452/4073/1/231184.pdf

özgürlüğe saygısızlık: devletin göz yaşartıcı gazı silah olarak kullanması ve türkiye’deki sağlık çalışanlarına yönelik saldırılar
https://www.istabip.org.tr/icerik/phrapor.pdf

hırvatistan’da serbest eczacıların hasta bakım yetkinliklerinin genel düzey çerçevesi ile değerlendirmesi
http://www.rehbereczanem.com/okuma/2.pdf

tıbbi antropoloji açısından halk hekimliğinin değerlendirilmesi
http://www.sssjournal.com/Makaleler/1409286246_15_68_6_ID2559_Ko%c3%a7_3684-3693.pdf

asırlar boyunca insanoğlu doğa ile mücadelesi sırasında yaşamını tehdit eden hastalıklara karşı önleyici ve iyileştirici yöntemler bulmaya çalışmıştır.
http://www.sssjournal.com/Makaleler/1409286246_15_68_6_ID2559_Ko%c3%a7_3684-3693.pdf

corci zeydan’ın “islam medeniyeti tarihi” adlı eserine karşı yazılmış bir tenkit yazısı
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/260647

kur’an-ı kerim’de kadınlara karşı bir pozitif ayırımcılık örneği
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/257767

şiir kerimleri de alçaltır,
gök gürlemesinin yagmuru alçalttıgı gibi
+
bu yeni dinden, kumardan daha fazla -maddi ve manevi- kazanç elde ederim.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/30802

alçağı hapset, kötü kokuludur, arsızdır, kıskançtır..!
hastalıkları yayandır, şerefsizdir, ihmalkârdır, iğrençtir, adidir!
pisliktir, aç gözlüdür, inatçıdır, lanetlidir, bozguncudur!
kendisine güven duyulmaz, üçkâğıtçı, göz diken, kerim olmayan,
düşmanlığı şiddetli olan!
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/260807

sizin hayırlınız, kadınlarına hayırlı olandır. kadınlara ancak kerim olanlar ikram ederler. onlara kötülük edenler leîm (kötü insan) lerdir.
http://www.islamiarastirmalar.com/upload/pdf/14fed54fb31ad0e.pdf?sid=c5e89101bb3b4e03a6e32a19ea64f13e

etmez kerîm olanlar bâb-ı recâyı mesdûd
kılmaz rahîm olanlar ehl-i niyâzı merdûd
http://earsiv.erzincan.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12432/1431/%C4%B0zzetPa%C5%9FaDivan%C4%B1-.pdf

evet bu, kerim olan bir elçinin sözüdür
https://kuranmeali.com/AyetKarsilastirma.php?sure=69&ayet=40

kadınlara ancak kerîm olanlar lütuf ve hürmetle muamele ederler.
https://www.zeytinburnu.istanbul/Document/FileManager/islam_mecmuasi_3.pdf

kerim olanlar için hâd yoktur.
https://www.tbmm.gov.tr/tutanaklar/tutanak/cs__/t12/c008/b023/cs__120080230312.pdf

halife mu‘temid’in ikinci veliahdı olan muvaffak’ın, 278 (891) yılında hastalığının şiddetlenmesi ve artık ölümünün beklenmesi üzerine, vezir ebü’ssakr, önce tedbir olarak mu‘tazıd’ın bulunduğu hapishanenin kapısındaki kilitlerin sayısını artırmış, ardından bu sırada medâin’de bulunan halife mu‘temid ile oğlu ve birinci veliahdı mufavvad’ı durumdan haberdar etmek üzere yanlarına gitmişti.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/47038

uzrî gazelin kapsamını genişleterek gazel konuları içinde, kadının fizikî güzelliğinin tasvirinde mucûnluğu herkesin önünde alenen işlemekten hiç çekinmemiştir.
+
şair beşşâr kadınlara o kadar yakındı ki onlarla ilgili her şeyi dile getirir ve onlara karşı duyduğu arzu ve isteklerini hiç gizlemezdi.
+
mucûn şairleri; zındıklık, sefihlik ve ahlaksızlık şiirlerin yanı sıra kadın, âile, din vb. gibi konularda mahrem olan her şeyi şiirlerinde açık açık zikretmekten kaçınmamışlardır. şairler, söyledikleri bu tür şiirleri din ve geleneklere karşı takındıkları alaycı tavrı ilan için bir vasıta haline getirmişlerdir.
https://www.kafkas.edu.tr/dosyalar/sobedergi/file/15_/2.pdf

savaş ve terörizme antropolojik bakış
+
terör ve savaş olaylarının sebep ve sonuçlarının irdelenmesi ve mücadele çalışmalarında bu bilim dalının yer almasının gerekliliği vurgulanmıştır.
+
terörün, kelime anlamı olarak korkutmak ve sindirmek anlamına gelen “terre” kelimesinden türediği düşünülmektedir. terör ve terörizm kavramı son yıllarda ismini yapmış olduğu kanlı eylemler ile duyursa da terör kavramı çok eskilere dayanmaktadır.
+
terör, bireylere korku veren eylemi ifade ederken, terörizm; mevcut durumu yasadışı yollardan değiştirmek için örgütlü ve sistematik olarak terör eylemlerini kullanma şekli olarak adlandırılabilmektedir.
+
tarihimizde ilk terör örgütü olarak kabul edilen sicariler; m.s 70 yılında romalıları filistin’den çıkarmak için örgütlenen yahudilerdir.
+
ezilen halk artık din adamları ve soylulara karşı isyan bayrağını çekmiş ve bunun sonucunda fransa’nın her sokağında kanlı çatışmalara yaşanmış ve bu eylemler önü alınamaz büyük olaylara dönüşmüştür.
+
insanlar niçin terörist olur?
teröristler nasıl motive olurlar?
+
pkk terör örgütünün en büyük gelir kaynağını uyuşturucu ticareti oluşturmaktadır.
+
kendisini dünyanın jandarması olarak gören abd tarihinde bir ilk yaşayarak kendi topraklarında büyük çaplı bir saldırıya uğramıştır.
+
dönemin siyasi ve dini kişileri olan hz. osman, hz. ömer ve hz. ali arasındaki halife olma rekabeti, zamanla terör saldırılarına neden olmuş ve birçoğu bu sebepten dolayı hayatını kaybetmiştir.
+
antropoloji, insan bilimidir.
+
antropologlar, yerel çatışma potansiyeli olan yerleri incelemektedir.
+
terörle mücadelede psikoloji, hukuk, tarih, ekonomi, antropoloji, sosyoloji bilimlerini içeren multidisipliner bir yaklaşım ile ele alınması gerekmektedir.
+
terör örgütleri, amaçları ve amaçları doğrultusunda uyguladıkları şiddeti haklı göstermek için ve kendine insan kaynağı sağlamak amacı ile antropolojik verileri de kullanmaktadırlar.
+
savaş ve terör olaylarının antropoloji açısından değerlendirilmesi çalışmaları gün geçtikçe önem kazanmaktadır.
http://www.smartofjournal.com/Makaleler/1560163270_20_6.30_ID495_Yerli&Ozkocak_550-560.pdf

feminist antropolojinin tarihsel süreci üzerinden aynılık ve farklılık kavramları
http://www.ethosfelsefe.com/ethosdiyaloglar/mydocs/Gzd-feminizm%20Ethos%2019.pdf

antropolojide sınıf ve toplumsal cinsiyet gerilim hattında marksist ve feminist yaklaşımlar
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/98109

bir kadın antropoloğun hayatı ve antropolojisi: maria a. czaplicka’nın sibirya’sı ve türkler
+
antropolojide kadınların adının yeni yeni duyulduğu bir dönemde, polonya’dan ingiltere’ye ve sibirya’ya uzanan bir hayat hikâyesinin kahramanıdır maria czaplicka.
+
czaplicka, bristol şehrinde 1921 yılında aniden intihar ederek hayatına son verir.
+
ona göre ruslar doğu’ya egemen oldukları sürece “orta asya türklerinin hayatına barış gelmeyecektir.”
+
robert marrett’in ölümünün ardından, yaşasaydı antropoloji için çok daha fazlasını yapabileceğini söylediği czaplicka’yı intihara neyin sürüklediği belirsizdir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/645152

antropolojide beden sorunsalına bedenlileşme teorisinin katkısı
http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/71/1760/18662.pdf

tıbbileşme, sekülerleşme ve rasyonalizasyon beden üzerinde ya da daha doğrusu ‘gündelik hayatın içindeki beden’ üzerinde ilerleyen önemli güçlerdendir.
+
sosyal inşacılar -bedenin medikal söylem tarafından inşa edildiğini iddia eden görüşü benimseyenler- ‘uzman görüş’ün iddialarını sorgularlar.
+
özellikle medikal alana yönelen hümaniter disiplinler, hastalık diye nitelendirilen şeyin sosyal bağlamını da göz ardı etmemek gerektiği konusunda eleştireldirler. tıp, pozitivist paradigmanın ontoloji ve epistemolojisi gereği bedene bilimsel bulgu sağlayan ve her an müdahale edilebilecek bir obje olarak bakar. işte bu nedenle bedensel bir deneyimi anlamak üzere geliştirilen hümaniter bilimler, ontolojik olarak bedeni ‘yaşanılan beden’ olarak varsaymalıdır. bunun için fenomenolojik bir bedensel yaklaşıma medikal antropoloji feminist antropoloji veya post modern antropoloji hatta ve hatta insanı çalışan her tür disiplin ihtiyaç duymaktadır.
+
csordas, hiçbir antropolog kültürün insan bedeninde temellendiği düşüncesini ciddiye almamıştır derken, bedenliliğimizin kültürün doğasını ve kültürel varlıklar olarak varoluşsal durumumuzu yeniden ele almak için güzel bir başlangıç noktası olacağını iddia eder.
http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/71/1760/18662.pdf

öncelikle insanların yaygın kesimi aşağı yukarı diğerlerinin “günah işlediği” tarzda günah işler. diğer bir ifadeyle yoldan sapma biçimleri çok farklı değildir. örneğin bir ölçüye kadar sürücülerin hız sınırını aşma eğilimi böyledir.
https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/120263/mod_resource/content/0/3%20K%C3%BClt%C3%BCrel%20Etkile%C5%9Fim.pdf

günah ve zevk: çikolatanın tıptaki hikayesi
+
montezuma’nın sayısız eşleri ile cinsel ilişkide bulunmadan önce çikolata içkisini hazırladığı söylentileri.
+
kilise, önce çikolatanın orucu bozacağını açıkladı. 1662 de kardinal brancaccio sıvı çikolatanın orucu bozmayacağını açıkladı: kakao ticaretinde bu ifade etkili oldu.
+
hernandez humoral vücut ve unsurları dengede iken sağlıklılığı iddia eden tıp çerçevesinde, çikolatanın kullanımını kabul eden ilk kişi oldu.
+
çikolata ilaç olarak kullanılmalı çünkü insan bünyesini değiştiriyor.
+
çok miktarda kullanılırsa göğüs az kullanılırsa mide rahatsızlıklarına iyi geliyor.
+
çikolata galenik felsefeyle yararlı bir içecek.
+
tüm doktorlar etkisine ikna olmadılar, sağlık sorunlarına neden olarak çikolatayı suçladılar.
+
venüs’ün dostudur bu da ruh ve beden için iyidir.
+
ilaçların kötü tadını örtmek için ilaçların çikolata ile kaplanması.
+
çikolata ilaç mı gıda mı?
+
tanrıların yiyeceği.
http://www.deontoloji.hacettepe.edu.tr/ekler/pdf/makale_sunulari/15_16/karahanci_1.pdf

azteklerden günümüze çikolatanın sağlıktaki önemi
+
tanrıların kutsal içkisi çikolata.
+
meyveleri gövde ve dallar üzerinde yetişir ve olgunlaştığında kendiliğinden düşmez.
+
bazı hayvanlar olmasaydı kakao ağacı çoğalamazdı. maymun ve sincap, fare, yarasa gibi kemiriciler bu meyvenin pulpasını yemekten zevk alırlar ve acı tohumları atarlar. böylece zengin toprağa düşen tohumlar yeni kakao ağaçlarının üremesini sağlar.
+
ağacın beş petalli küçük çiçeklerinde oluşan polenler sadece bu ortamda gelişip üreyen bir sinek tarafından taşınır ve bitkiyi döller.
+
çekirdekleri ise işe yaramaz diye atarlar. bir gün bir yerli çekirdekleri kavurmayı akıl eder. öyle güzel bir koku yayılır ki: “bu kadar güzel kokuyorsa yemesi de güzel olmalı” diye düşünür.
+
paris çikolata müzesinden çikolata kapları.
+
çikolata adı verilen bu içecek, çok sağlıklıdır. bir fincan içen kişi ne kadar uzun mesafelere yürürse yürüsün, başka hiçbir şey yemeksizin tüm bir gün boyunca yoluna devam edebilir. bu nedenle savaşta askerlere içirilir.
+
rivayete göre aztek kralı moctezuma haremindeki hanımları memnun etmek için hareme girmeden önce altın bir tastan çikolata içermiş.
+
kako tohumları vergi ödemelerinde de kullanılıyordu.
+
ispanyollar yerlilerin kendilerine ikram ettiği çikolatayı pek beğenmezler ve insanlardan çok domuzlara göre bir içecek diye tanımlarlar.
+
para olarak kullanılan kakao ile çikolata hazırlanan kakao arasındaki ilişkiyi ilk anlayan ise italyan hümanist pierre martyr d’anghiera (1457-1526) olmuştur.
+
fernandez de oviedo (1478-1557) kakao bitkisinin detaylı tarifini yapan ilk avrupalıdır.
+
çikolata kısa sürede kadınların ve papazların beğenisini kazanarak popüler olur.
+
1847’de bristol’de çikolata üreticisi fry ilk yenen çikolata tabletini kalıba dökmeyi başardı. böylece tanrıların içkisi tatlı bir yiyeceğe dönüşmüş oldu.
+
herşeyi tedavi eden çikolata.
+
aztek askerlerinin tüm gün sadece çikolata yiyerek yürüyebildiğini hayretle kaydetmişlerdir.
+
çikolata düşmana verilen zehiri taşıyıcı olarak da kullanılmıştır.
+
augustin farfan (1532-1604) : «bref traité de médecine» (1579) kakao ve çikolatanın özellikle tedavi edici etkilerinden bahseden ilk metindir. farfan’a göre kavrulmuş ve toz edilmiş iki kakao çekirdeği meme uçlarındaki çatlakları tedavi etmek için kullanılabilir. sabah çok sıcak olarak içilirse çok iyi bir müshildir ve böbrek taşlarını düşürür.
+
francisco hernandez (1517-1587): kral ıı.filip’in doktorudur. yeni ispanya’ya bu uzak ülkenin doğa tarihini ve tıpla ilişkilerini araştırmak için gönderilir. yeni dünyanın florası ve faunası üzerine 17 ciltlik latince bir el yazması hazırlamıştır, ancak 1671 de çıkan bir yangında tamamen yanmıştır. bugün elde olan bir papaz tarafından yapılan ispanyolca çevirisidir.
+
ilk çikolata yapımcıları eczacılar olmuştur. bir gıda olmadan önce çikolata ilaç olarak kullanılmıştır.
+
eczacı sulpice debauve, ilk tıbbi çikolatayı yapar: “salepli analeptik çikolata” yapmıştır.
+
tarihte çikolata majik ve mistik olarak görülüyordu.
+
modern bilimin araştırmaları sonucu ortaya konan siyah çikolatanın terapötik değeri, milyonlarca yıllık bilginin doğrulanması olmuştur.
https://avesis.istanbul.edu.tr/resume/downloadfile/afifemat?key=5773fd76-9e37-4375-a119-9803af8cc298

çikolata ve sağlık beyanları
https://beslenmevediyetdergisi.org/index.php/bdd/article/download/288/246

çikolatada tat-koku etkileşimi: şeker miktarını azaltmak amacıyla farklı aroma maddelerinin kullanılması
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/553587

çikolatanın tarihinde isviçre ve isviçre kültür ekonomisinde çikolata
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/7752/10264129.pdf

erken dönem mitolojisinde afrodizyak yiyeceklere ait inanışlar
https://jotags.org/2020/vol8_issue4_article21.pdf

pişirilmiş et ve et ürünlerinde polisiklik aromatik hidrokarbonların oluşumu ve engelleme yolları
https://www.gecekitapligi.com/Webkontrol/uploads/Fck/muhendislikyayin_6.pdf

tıp bilimlerinde farklı bakışlar
https://iksadyayinevi.com/wp-content/uploads/2020/02/TIP-B%C4%B0L%C4%B0MLER%C4%B0NDE-FARKLI-BAKI%C5%9ELAR.pdf

farklı pişirme tekniklerinin havuç dilimlerinin bazı kimyasal ve biyoaktif özellikleri üzerine etkisi
https://www.jotags.org/2019/vol7_issue4_article15.pdf

kütahya ili murat dağı florasında bulunan bazı tıbbi ve aromatik bitkilerin kullanım alanları
https://www.gecekitapligi.com/Webkontrol/uploads/Fck/ziraatyayin1.pdf

mobilyalardaki kimyasallar ve sağlık etkileri
https://www.ttb.org.tr/STED/sted1205/mobilya.pdf

mucizeden belaya yolculuk
tütün
+
ıv murad’ın ölümünün ardından, kendisi de tütün kullanmakta olan şeyhülislam mehmed bahai efendi’nin, tütünün mubah olduğuna yönelik fetvasının ardından, 17. yüzyılın ortalarıyla birlikte osmanlı devleti içinde tütün kullanımı hızla yayılma imkanı bulmuştur.
https://ataturkilkeleri.deu.edu.tr/wp-content/uploads/2015/01/Sa%c4%9fl%c4%b1k-Tarihinde-T%c3%bct%c3%bcn.pdf

tuza karşı günah işleme
https://www.jmo.org.tr/resimler/ekler/f3c5d0c3666eec8_ek.pdf

basımevi günah, fabrika günah, tiyatro günah, karyola günah, tramvay günah, elektirik günahtı.
http://www.umrandergisi.com.tr/u/umran/pdf/43-1421148583.pdf

kutsal mekân ve coğrafya: nazimiye (tunceli) örneği
+
kutsal mekân ve insan arasındaki ilişkinin varlığına, coğrafi bir bakış getirilerek hazırlanan bu çalışma doğrultusunda, mekân üzerinde inanca bağlı değerler ele alınıp, ziyaretçilerin kutsal mekân algısının altında yatan düşünceler ve eylemler neden ve sonuçlarına bağlı olarak açıklanmıştır.
+
kutsal mekânlar, inancın saf olarak sürüldüğü ve bu yola giren insanların günahlarından arınarak tövbe edip hayatlarında yeni bir yola girdikleri birer kapı olarak görülürler.
+
dağın zirvesi düzgün baba’nın başı olarak sembolize edilir ve zirve kısmına çıkılması günah sayıldığı için bu kısma gelen ziyaretçilerin çıkması yasaktır.
+
bu post kurban edilen kurbanın derisinden yapılır ve pir dışında başkalarının oturması yasak ve günahtır.
http://dspace.balikesir.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12462/3496/Buse_Y%C4%B1ld%C4%B1z.pdf

yapay yağış: yağmur bombası hakkında fıkhî bir değerlendirme
http://www.itobiad.com/tr/download/article-file/379894

din ve coğrafya ilişkisi: şemsü’d-din essemerkandî ve ibn haldûn’un yedi iklim anlayışlarının karşılaştırmalı analizi
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/611486

coğrafya-din ilişkisi; kentlileşme, muhafazakârlık ve mezhep demografisi bağlamında doğu ve batı
karşılaştırması
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/882827

ilk günah miti
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/4142/10171752.pdf

sâmiha ayverdi’nin kurgu evreninde insanın içsel gelişimi ve dönüşümü
http://tez.sdu.edu.tr/Tezler/TS02666.pdf

cervantes döneminde magripli, mürtet ve ispanyol gizli ajanları
+
barbaros hayrettin paşa, donanmasının hareketlerini fransızlarla birlikte koordine ediyordu.
+
hem avrupa katolik ülkeleri, hem de reform hareketleri gören ülkelerde, türkler veya berberilerle yapılan uzun politik ittifaklara rağmen, türk imajına kâfir ve hatta şeytan damgası vuruluyordu. türk dendiğinde, yahudiler gibi büyük düşman, müsibet sözcükleri anımsanmaktaydı.
http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/19/821/10438.pdf

kazılan tarlalar
ekime değil
siper sürüleridir

bu yıl ekilmeyecek
ekilmeyecek güzelim
tarlalarımız
bari çocuklarımız öğrenmese
savaş oyunlarını
http://afrikagazetesi.net/Afrika-Arsiv/Yil/Arsiv%202017/Mart%202017/26%20MART%202017.pdf

on
embriyonik umutların askeri kuytularında: eroinin gözyaşında boğuldu
uçak sesleriyle dolu kese kağıdından paketlerin askeri kuytularında, uzay boşluğunda
çırılçıplak zihinlerin nörondan kuytularında & çaresiz elektro ameliyatlar
on alcoholcorners of pointlessdiscussion & historical hangovers.
mısır gevreklerinin televizyon kuytularında & iktidarsız amerika
at gözlüklü entellektüelitenin üniversitelerinde & yunan mektup açıcıları
milyonlarca ölümün askeri kuytusunda & dinbilimsel batıl kum
uzun eserlerin radyo kuytusunda & statik buluşmalar
çizgiroman kültürü ve bozuk gitarların ergen kuytularında
adaylıkların ve ritüellerin politika kuytularında
konuşma terapisinin ve analiz edilmiş korkunun entelektüel kuytusunda
seksi başlıkların ve dini mizahın gazete kuytularında
bitmiş ilişkilerin kuytusunda & şimdi öl sonra öde morgları
semantik desperadoların felsefe kuytularında & fikir tüccarları
ergenliğe ulaşmanın orta sınıf okullarında & anatomik devrim
terkedilmiş roller coasterların aşkı ultra real kuytularında
yere dökülen yaprakların şair kuytularında & ıslak peygamber gözleri
https://rasgo.files.wordpress.com/2014/11/revista-turca.pdf

diferansiye tiroid kanserlerinde braf v600e ve k-ras mutasyonlarının kanser davranışı üzerine etkileri
https://acikerisim.ege.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11454/6829/mutluunver2012.pdf

günahın sosyo-ekonomik yapıya etkisi
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/159915

tevbenin itizali yorumu
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/52297

geçmişten günümüze cerrahi dikiş ipliklerinin tarihsel gelişimi
https://www.turkjsurg.com/full-text-pdf/900/tur

boz doğanda (falco columbarius) bursa fabricius’un morfolojisi ve stereolojik metod ile hacminin hesaplanması
+
bursa fabricius (bursa cloacalis veya bursa fabricii) kanatlıların lenfoepitelial bir organı olup ilk kez hieronymus fabricius tarafından açıklanmıştır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/621298

bursa fabricius’un histolojik yapısı
http://vetdergikafkas.org/uploads/pdf/pdf_KVFD_2557.pdf

kırgız türklerinin kültüründe müzikterapi uygulamaları ve maneviyat ilişkisi
https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/30113/tez.pdf

sanırım dünya yüzünde hiç bir şehrin istanbul kadar çok resmi veya gravürü yapılmamış, fotoğrafı çekilmemiştir. auguste boppe “bir ressam için geçmiş asırlardaki istanbul’un cazibesi kim bilir nasıl güçlü idi.” diye sormaktadır. istanbul’un cazibesi gerçekten çok güçlüdür. 1701’de istanbul’u ziyaret eden fransız bilim insanı joseph pitton de tournefort “avrupa’nın bu en büyük şehrinin bütün evlerini bir bakışta görmekten daha hoş bir manzaraya dünyanın başka bir yerinde rastlanmaz.” diyerek yaklaşık iki yüz yıl önce boppe’ın sorusuna bir anlamda cevap vermektedir.
https://osmanliistanbulu.org/tr/images/osmanliistanbulu-1/25_sinan-genim.pdf

joseph de tournefort anılarında ‟türkiye’de ne dilenci, ne de para isteyen kimse vardır: çünkü onların gereksinimleri karşılanıyor” diyerek Osmanlı dünyası ile Batı arasındaki derin ve sistemik farkı açıkça ortaya koyuyordu.
https://core.ac.uk/download/pdf/50614077.pdf

p. belon ve j. p. de tournefort’un seyahatnamelerindeki türkiye bitkileri
https://kebikecdergi.files.wordpress.com/2012/07/15_baytop.pdf

barbar istilaları, bilim ve sanata tamamen düşman veya pek az ilgi gösteren hükümetler, çin’de anatominin gelişmesini engelleyen, kadavralara duyulan saygı gibi sonsuz sayıda farklı biçim alabilen önyargılar ve fanteziler, evrensel savaş koşulları ve benzeri durumlar sıklıkla uzun zevksizlik ve cehalet dönemlerine sebep olmuştur.
+
joseph pitton de tournefort, provence’deki aix’te, 5 haziran 1656 tarihinde, tournefort şövalyesinin silahtarı olan pierre piton ile asil bir fransız ailesinden gelen aimare de fagoue’nin oğlu olarak dünyaya geldi.
aix’teki cizvit okuluna gitti. tüm diğer öğrenciler gibi onun da latince öğrenmesi gerekiyordu, ancak bitkileri görür görmez bir botanikçi olmak istediğine karar verdi. bitkilerin adlarını öğrenmek istiyor, farklarını dikkatlice işaretliyor, kırlarda dolaşarak bitkileri inceleyip tasnif ederken derslerini kaçırıyor ve antik romalıların dili yerine doğayı öğrenmek istiyordu.
babası onun kiliseye girmesini istediğinden onun teoloji eğitimi almasını sağladı hatta onu bir ilahiyat fakültesine gönderdi. ama doğal kaderi galip geldi. bitkilere bakması gerekiyordu, bu yüzden eczacılık bölümüne ait ilginç bahçelerde, yakınlardaki tarlalarda veya tepelerde sevdiği konuda çalışmaya devam etti.
anatomi ve kimya konularında da botaniğe duyduğu tutkuya yakın bir tutku duyuyordu. bir süre sonra fizik ve tıp ona öylesine büyük bir güçle hâkim oldu ki, haksız biçimde ona hükmeden teoloji ondan vazgeçmek zorunda kaldı. çok yetenekli ve saygıdeğer bir doktor olan amcasının örneğinden cesaret alarak ve 1677 yılında babasının ölmesi üzerine kendisini tamamen eğilimlerine teslim etti.
+
sör william petty (1623-1687), doktor, anatomi profesörü, bilirkişi, mucit, sosyal bilimci olmanın yanı sıra kraliyet cemiyeti’nin asıl üyelerinden biriydi. “politik aritmetik” terimini icat etmiş ve restorasyon dönemi boyunca nüfus ve ticaret ile ilgili yazılarında nüfus istatistiklerini kullanmıştı.
http://dusuncetarihi.kapadokya.edu.tr/pdf/batiya_yon_veren_metinler_cilt2.pdf

guatr, latince’deki “guttur” , boğaz, kelimesinden köken almaktadır ve tiroid bezinin büyümesini tarif eder. hieronymus fabricius isimli italyan anatomist, 1619 yılında guatrın tiroid bezinden kaynaklandığını tanımlamıştır.
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/44603.pdf

uzun süre antik yunan felsefesinin biçimlendirdiği, doğu tıbbının el verdiği tıp bilimi, ortaçağ karanlığının sona ermesinin ardından, insan bedenine yönelik araştırmalarla yeni bir yola girdi. günümüz italya’sında bir taşra kenti olan padova, ortaçağın en önemli bilim merkezlerinden biri olarak çıktı tarih sahnesine. andreas vesalius’un diseksiyon çalışmalarıyla ünlenen padova üniversitesi, 1594’te hieronymus fabricius’un özgün tasarımının bir ürünü olan dünyanın ilk anatomi amfi tiyatrosunu açarak anatomik diseksiyonun uygulandığı, eğitim ve öğretiminin verildiği önemli bir merkez haline geldi. fabricius’un ven diseksiyonunu tanımladığı dönemde onun öğrencisi olan, william harvey yıllar sonra 1628’de, ülkesi ingiltere’de yayınladığı “exerciato anatomica de motu cordis et sanguinis in animalibus” (canlılarda kalp ve kanın hareketi üzerine anatomik bir çalışma) adlı kitabında dolaşım sistemini ayrıntılı olarak tanımladı. harvey’in ölümünden dört yıl sonra, padova’dan çokta uzakta olmayan bir başka italyan kentinde, bolonya üniversitesi’nde çalışan marcello malpighi kılcal damarların varlığını ortaya koyarak, harvey’in atardamarlarla toplardamarlar arasında bıraktığı boşluğu doldurdu.
http://kmtd.org.tr/web/wp-content/uploads/yayinlar-pdf/2013-16-Ulusal-Kan-Merkezleri-ve-Transfuzyon-Tibbi-Kursu.pdf

erken embrivonal dönemde vumurtava verilen testosteron propivonat’ln tavuk bursa fa bricii’si üzerindeki etkileri
http://eurasianjvetsci.org/pdf/pdf_EJVS_494.pdf

tiroid nodüllerinde ince iğne aspirasyonunun değeri
http://www.istanbulsaglik.gov.tr/w/tez/pdf/aile_hekimligi/dr_cagri_dogan.pdf

ıı. sargon mö 705’de kuzeybatı iran’da pusuya düşürülerek öldürülür, cesedi gömülmez ve akbabalar tarafından parçalanır. oğlu sanherib’in yazıtlarında, rahiplerin bu sonu, eski başkentlerin tanrılarına karşı günah işlemesine bağlar.
https://www.kocaeli.bel.tr/webfiles/userfiles/files/birimler/kultur-ve-sosyal-isler-dairesi-baskanligi/3_cilt.pdf

obruk köyünde yapılan dokumalarda kullanılan motiflerin; bereket, şans, sağlık, ölüm, günah, yeniden dirilme, nazar ve sonsuzluk gibi konuları simgelediğini görülmektedir. dokumalarda en fazla kullanılan desenler göz, yıldız, hayat ağacı, muska, akarsu, çavuşlu, tavukayağı, elmalı ayak, geyik ve koçboynuzu gibi motiflerdir. obruk halıları, kaba yani kalın dokumalardır. 20×29, 19×32 (dm2’deki ilmek sayısı) gibi kalitelere sahip olan obruk halılarının orta zemininde göbek denen büyük bir bölüm ve onu tamamlayan iri motifler yer almaktadır. bunlara “göbekli halı” denilmektedir.
https://www.ci.gov.tr/Files/GeographicalSigns/274.pdf

sadece modern drama değil genelde edebiyat- epey uzunca bir zamandan beri- doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü, yüksek ile alçağı, bu değerleri doğrudan izah ederek değil de tabiri caizse, günahların kefaretini, başka bir deyişle bu değerlerin yokluğunda olabilecek olan şeyleri göstererek, bir değerler ideasına göndermeler yapmaktadır.
https://www.ktu.edu.tr/dosyalar/edebiyat_066f2.pdf

yabancı öğrencilerin öğrendikleri dilin kültürünü yazarak anlatmaları: gaziantep örneği
http://www.ressjournal.com/Makaleler/1953737102_5%20Mehmet%20%c3%87i%c3%a7ek.pdf

antropoloji ve din: tarihsel ve kuramsal temeller
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/227971

nevşehir ili, jeolojik yapısı nedeniyle akarsu bakımından fakirdir. ilin belli başlı akarsuyu kızılırmak’tır. kızılırmak, avanos ilçesinden il topraklarına girerek ili ikiye böler ve gülşehir’den sonra il sınırı dışarısına çıkmaktadır. arazi yapısı nedeniyle bu yörede çok su kaybetmektedir ve geçtiği değişik topraklı araziler nedeniyle bulanık bir suya sahiptir. derinden aktığı için de sulamada pek fazla kullanılamamaktadır.
https://www.kalkinmakutuphanesi.gov.tr/assets/upload/dosyalar/20-kop_bolgesi_entegre_turizm_master_plani.pdf

türkülerde manisa çevresinin sosyo-kültürel-ekonomik özellikleri üzerine bir inceleme
http://dspace.balikesir.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12462/9572/Belk%C4%B1s_Yurt.pdf

arabesk kader algısı
-orhan gencebay örneği-
+
özellikle ilk dönemlerinde pek çok ekonomik ve kültürel sorun yaşayan ve şehrin hayatına ancak gecekondudan bakabilen ve bir şekilde alışmaya çalışan bu kesim, arabesk müzik ile kendini ifade edebilme ya da başkasının dilinde kendini bulma imkânını elde etmiştir. bu konuda doktora çalışması yapan martin stokes ilgili eserinde şu tespitleri yapmıştır:
“göç, güneydoğu ve gecekondu dili, insanların sorunlarını, sıkıntılarını, hayal kırıklıklarını tanımlayıp sunabilecekleri bir tarz sağlıyordu. bu sorunlarla ilgili duygular, resmi söylem alanında yasaklanmışken arabeskin altüst edici söylemlerinde kabul ediliyor, tanımlanıyordu. bu söylemlerin müziksel, şiirsel ve görsel düzeyde yaptıkları önermeler iç tutarlılığa sahipti ve sürekli tekrarlanan anlatıları, imajları, metaforları birarada tutuyordu.”
+
yapılan bir araştırmada arabesk müziğin dinleyicisinin şu özelliklerde olduğu tespit edilmiştir:
1. arabesk müzik dinleyicileri çoğunlukla taşra kökenlidir.
2. bunlar genellikle gecekondularda yaşamaktadır.
3. büyük bir kısmı kentlerin küçük ölçekli işlerinde, kamu kuruluşlarının yardımcı hizmetlerinde çalışmaktadır.
4. küçük esnaf, memur, fabrika işçisi gibi düşük gelir düzeylerinde olan kentlilerin de arabesk müzik dinleyici kitlesi arasında yer aldıkları bilinmektedir.
+
stokes’un araştırmalarındaki şu tespitleri bu tezi destekler mahiyettedir:
“arabesk, dünya işlerinin bir süre ertelendiği, arkadaşlığın koyulaştırılıp kutlandığı, yakınlık iç çemberiyle tanımlanmış, erkeklerin rakı masası buluşmalarının vazgeçilmez elemanıdır…. kanun hocam,… rakı masası olmadan arabeski anlamaya çalışmanın boşa kürek çekmek olduğunu düşünüyordu…. acı, ayrılık, yalnızlık ve yabancılaşma gibi konuları işleyen arabeskin bu toplumsallaşma kalıbıyla bağdaştırılması şaşırtıcı gelebilir ama muhabbet, eski arkadaşların, eski günlerin ve toplumsal varoluş hazlarının geçici doğasının anıldığı, acılı-tatlılı sarhoşluk sohbetlerinin yapıldığı bir olaydır.”
+
arabesk, şehir için şehirli bir müziktir. yalnızlığa, kötü sona mahkûm âşıkların, karışık, çalkantılı duygu dünyalarını resmeder. fakir göçmen işçilerin sömürüldüğü, kötü işlerde kullanıldığı, gün geçtikçe bozulan bir şehri tanımlar ve dinleyenlerini, bir bardak daha rakı doldurmaya, bir sigara daha yakmaya, kaderlerine ve dünyaya lanet okumaya çağırır. nüfusunun çoğunluğu müslüman olan herhangi bir toplumda böylesi bir müzik, büyük tartışmalar yaratacaktır.
+
gencebay arabeskinin ortaya çıktığı 1968’lerde dünyada öğrenci olayları başlamış, türkiye’de başlamak üzeredir. öte yandan yine bu dönemde yayılan ve büyüyen ekonomik sıkıntılar ve doğurduğu gerginlikler de dikkat çekmektedir. özellikle yukarıda arabesk müziğin kitlesinden bahsederken de değindiğimiz üzere, kırdan kente göçen yoğun nüfus, kent çevrelerindeki sefalet yuvası gecekondularda işsiz, güçsüz, yoksulluk içinde yaşamlarını sürdürmektedirler. işte bu ortamda gencebay bir teselli ver ya da başa gelen çekilirmiş gibi plaklarıyla satış rekorları kırmış ve onun şarkıları bu sıkıntılı kesim için bir ifade ve yansıtma aracı, diğer taraftan kendini başkasında bulma olmuştur.
+
dinleyici kitle, arabesk müziği tüketirken aslında sahte bir doyuma ulaşmaktadır.
+
orhan gencebay’ın şarkı sözlerinde yer alan temel sözcükler ve sıklıkları sayılmıştır. araştırmanın yapıldığı döneme kadarki eserler bazındaki istatistiklere göre, 100’ün üzerinde ve ona yakın bir sıklıkla geçen ve pek çoğu kaderle ilgili bazı kelimeler ve sıklıklarını örnek olarak zikredebiliriz: aşk: 374, ben: 436, biz: 123, dert: 259, dünya: 114, felek: 30, gel: 141, gün: 103, kader: 93, ölüm: 98, sev: 626, sevgili: 136; sen: 600; tanrı: 18, ver: 110.
+
meçhulden gelmişim meçhule giderim/ömür denen bu yoldan” denerek, yaşamın başlangıç ve sonucu itibariyle bilinemezliğine işaret edilmiştir. yaşanılan tecrübelere göre de “hayat zaten bir tesadüf”tür ve “anladım ki, bu dünya bir dert meyhanesi” sözünün de ifade ettiği gibi bu dünya dertlerin içildiği bir meyhanedir.
+
şarkının adının “ben doğarken ölmüşüm” şeklinde belirlendiğine dikkat edildiğinde, bu cümleyi hisseden ve doğrulayan bir dinleyicinin hayata bakışından herhangi bir hayır beklenemeyeceği anlaşılacaktır.
+
kaderci söylemlerde, sorunlar karşısındaki çaresizlikten dolayı hem mevcut duruma kader, felek, baht gibi değişik soyut kavramlarla teslim olunmakta hem de bu dünyada sürdürülmesi gereken ümit öteki dünyaya aktarılmaktadır. burada bireyin kültürel alt yapısı ve çevresi yönlendirici olduğu gibi din anlayışı da son derece etkindir.
+
insanın yaşamı ve yaşam içerisinde karşılaştığı olayları ifade için kullandığı en etkili dini ve kültürel kavramlardan birisi de bilindiği üzere kaderdir. arabesk müzikte, özellikle bireyin isteğinin pek de gerçekleşmediği duygusal ilişkiler, kader ve bağlantılı kavramlarla işlenmektedir.
+
geçti artık değil mi bizim bizim/neşemiz her şeyimiz/hayat ıstırap felek kahpe kahpe değil mi
+
arabesk müziğin kahramanı için yaşamın bütün anlamı, var olmanın tek nedeni söz konusu olan aşktır. bütün sorunların, bütün acıların, dertlerim tek suçlusu olan aşk, var olmanın da tek nedeni olduğu için aynı zamanda da mutluluğun ta kendisidir. tek amaç sevgiliye kavuşmaktır. ama bunun ne tür bir kavuşma olduğu belli değildir. yani onu elde etmek mi, yoksa sevgilinin katına yükselmek, yani tanrıya erişmek midir, belli değil. ancak açıkça anlaşılan bir şey vardır ki, o da tek mutluluğun, yaşamın daha doğrusu var olmanın tek amacı sevgiliye ulaşmaktır.
+
dinî kültürlerde sadece yaratıcıya has kılınan kulluk ve tapınma, artık sevgiliye yönlendirilmiştir.
+
bu kişi sevgili de olsa, bu sözler mecazen de söylense fark etmez. allah’a has olan bir kavram ve içeriğinin hiçbir surette başka varlıklara tevcih edilmemesi temel bir prensiptir.
+
böylece kendi iradesi dışında bir olayla karşılaşan ya da istediğini elde edemeyenler ya bir savunma psikolojisi ya da başkalarını suçlama refleksi olarak kadere ve alın yazısına sığınmaktadır.
+
batsın bu dünya şarkısı ve yukarıdaki sözleri açıklarken orhan gencebay şunları söylemektedir:
“orhan allah’a inanmıştır, inanmaktadır ve orada allah’a olan duygularını da, hatta allah’a der ki, inancıyla;
“şaşıran sen misin/yoksa ben miyim bilemedim”
diye, hatta ona sitem eder.
yani senin yarattığın bu dünyada bir bozukluk var ama, ben mi şaşırdım, sen mi? diye sitem eder; öyle bir dert verdin ki, yolu şaşırdım, diye sitem eder.”
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/31206

musikimizde orhan gencebay tavrının dini-felsefi motifleri
+
gencebay, musikimizde, din musiklsi ile uğraşınamasına rağmen eserlerinde dini kavram ve ifadelere en çok yer verenlerden birisidir.
+
tasavvuf duyarlığını yansıtacağı bir senfoni yazmaktan bahseden sanatçı hepimiz tanrıdan bir parça değil miyiz derken tasavvuf tarihinin en çetrefil konularından birine de adım atar: vahdet-i vücud.
+
bütün bunlara dayanarak diyebiliriz ki orhan gencebay ne söyledigini bilen, niçin söylediğini bilen bir tavırla çıkar karşımıza. bu söz ve melodi evreninde halkın midesini karıştıracak, kabullenmesi imkansız unsurlar da barınamaz.
http://isamveri.org/pdfdrg/D02044/1999_2/1999_2_HARMANCIM.pdf

başlangıçta batı’da da saldırıya ve eleştiriye uğrayan, kınanan ama zamanla önemi anlaşılan ‘şeytani’ yazarlara karşın şerif mardin’e göre sansürün değil ama otosansürün etkisiyle şeytani yaratıcılıktan uzak duran müslüman türk yazarlar şeytaniliğin yaratıcı gücünden mahrum kalmışlardır. şeytan, yani mutlak kötülük imgesi, hıristiyanlıktan farklı olarak, insanın dışındadır. nefs kavramı da içerideki şeytan değildir. hilmi yavuz’un sözleriyle;
müslüman insan için nefs, ne içselleşmiş kötülük, ne şeytan, ne de daemon’dur! islam’da şeytan, nefs’in masiva’yla olan arzu ve haz ilişkisini, o arzu ve hazzı hırs ve ihtirasa dönüştürerek beden’den varlık’a, dışarı’dan içeri’ye, taşımanın peşindedir. yoksa, hıristiyanlıkta olduğu gibi, ‘mütemmim cüzü’ olduğu varlık’ı içeriden kuşatmak değil! müslümanlıkta şeytan, dışarı’dan içeri’ye (beden dolayımında varlık’a) nüfuz etmek konumundadır; hıristiyanlıkta ise o, zaten hep içeri’dedir.
+
yavuz, söz konusu yazılarında türk edebiyatından birkaç kötü karakter sayarken, ekliyor: “bu karakterlerin hepsinin kadın olması üzerinde de düşünmek gerekir!”
+
antropologların birçok araştırmayla gösterdikleri gibi, ahlaki değerler ve normlar, mitler, dini inanç ve pratikler uyarlanma stratejileri üzerine inşa edilmiştir.
http://www.elestirelpedagoji.com/FileUpload/ks7397/File/elestirel_pedagoji_sayi_40.pdf

din ve uyarlanma ilişkisine antropolojik bir bakış
http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/49/1876/19697.pdf

“sorgulama, tepki, uzlaşı”
elazığ alevileri üzerine alan araştırması
https://www.academia.edu/3643205/_SORGULAMA_TEPK%C4%B0_UZLA%C5%9EI_ELAZI%C4%9E_ALEV%C4%B0LER%C4%B0_%C3%9CZER%C4%B0NE_ALAN_ARA%C5%9ETIRMASI_Querying_Reaction_Concensus_A_Field_Research_on_Elaz%C4%B1%C4%9F_Alevis_

tarihin arka odası’nda
“kadın”
+
söz almak konusunda diğer kadın sunuculara nazaran daha sık girişimde bulunan pelin batu’nun, tüm bilgi birikimi ve yeterliliği diğer iki erkek sunucu tarafından görmezden gelinmiş, sözü kesilmiş ve sıklıkla azarlanmıştır.
+
prof. dr. nurhan atasoy’dan önce programda kadın sunucu olarak yer alan pelin batu, selin barlas ve zeynep özkartal’ı cinsiyeti ile görmekten rahatsızlık duymayan bakış, söz konusu olan yaşça büyük ve kısmen daha birikimli bir kadın olduğunda, ona kadınsı araçları çok görmekte ve ondan cinsiyetsiz olmasını talep etmektedir.
+
1 mayıs 2010 tarihli yayında pelin batu “konuşmama izin verin lütfen”, “sözümü kesmeyin lütfen” ifadelerine başvurarak konuşmasını sürdürme çabası vermiş ancak bunda başarılı olamamıştır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/292752

doğduğu günden beri evde sanatla iç içe yaşayan pelin batu, deyim yerindeyse beş parmağında beş ayrı sanatla uğraşıyor.
+
kaçak elektrik bağlamak zorunda kalıyorsunuz…
+
ben kuşu kucağıma aldım ama üzerime pisledi. bu sefer kostüm kirlendi.
+
sinirlendiğim zaman piyano çalarak ya da resim yaparak tüm stresimi atıyorum.
+
televizyona çıkıp üçüncü köprüyle ilgili konuşabilmek çok güzel bir şey.
+
televizyon inanılmaz vahşi bir ortam.
+
profesörler bile televizyona çıktığında bir reyting canavarına dönüşebiliyor.
+
sigorta, para-pul gibi konulardan pek anlamam.
+
sağlık sistemi çok vahşi.
+
sigortaların insanların hayatını ferahlattığını, rahatlattığını, nefes aldırdığını düşünüyorum.
+
bir filmde oynamak tıpkı evcilik oynamak gibi. insanın içindeki çocuğa enerji veren, onu ayakta tutan bir şey…
+
kızım bu ülkede akıllı kadın olmak çok tehlikeli bir şey. çünkü erkekler akıllı kadından korkarlar. güzellik ve akıl güç demektir. o gücü istemezler…
http://www.gmgadmin.com/pdf/sayi7.pdf

yeni medyada yaratıcı kültür: troller ve ürünleri ‘caps’ler
https://www.trtakademi.net/wp-content/uploads/2016/08/Sule-Karatas-Mutlu-Binark-Yeni-Medyada-Yarat%C4%B1c%C4%B1-Kultur-Troller-ve-Urunleri-Capsler.pdf

çevrimiçi trol davranış ölçeğinin geliştirilmesi ve trol davranışlarına yönelik farkındalığın incelenmesi
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/8914/F%C4%B1rat_KIZILTEPE_YL_Tezi.pdf

dijital karnavalın aktörleri olan trolleri incelemenin “asıl amacı”
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/869891

dijital dünyanın yeni gerçeği: troller
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/200425

siber propaganda ve dezenformasyon: kitle kaynaklı troll birimler
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/481596

john toland’ın din görüşü
https://acikerisim.uludag.edu.tr/bitstream/11452/4716/1/701321018.pdf

pasa yığınları için statik koşullarda şev duraylılığının araştırılmasının önemi: yeniköy linyitleri işletmesi yaylıktepe sahası örneği
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/277601

avrupa’ya 16. yüzyılda ulaşan patates her gittiği yerde garip, zehirli ve şeytani bir ürün olarak karşılanmıştır. o günlerde “yemezler” diyenler; patatesin cüzama, frengiye, deri veremine, cinsel isteksizlik ve kısırlığa neden olduğunu, ekildiği her toprağı da öldürdüğünü söylüyorlardı.
http://research.sabanciuniv.edu/20601/1/Yerseniz.pdf

köy seyirlik oyunlarında insan, doğa ve topluluk ilişkisi
https://dergipark.org.tr/tr/download/issue-full-file/46995

carolus linnaeus: bitki sistematiğinin babası
http://www.bilimtarihi.org/pdfs/LINNAEUS.pdf

sağlıklı beslenme ve akdeniz diyeti
+
amerika’lı bir bilim adamı olan ancel keys 1952’de avrupa’nın akdeniz bölgesi’nde koroner kalp hastalığı sıklığının abd ve kuzey a vrupa’ya göre çok düşük olduğunu gözlemiştir.
https://beslenmevediyetdergisi.org/index.php/bdd/article/download/503/453/

fabrikaları kim icat etti?https://www.redhouse.com.tr/images/products/pdf/o%C3%8C%CB%86rnek_sayfalar(7).pdf

devingen reklam görüntülerinde tutku öğeleri aracılığıyla cinsellik kavramının aktarımı ve çözümlenmesi
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/212762

yeni medya sanatında devingen imgeler: video alanlar
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/3750/10153857.pdf

zeytin ağaçlarında göz ardı edilen bir zararlı: resseliella oleisuga (targioni-tozzetti, 1887) (diptera: cecidomyiidae)
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/556651

izmir ili şeftali ağaçlarında dut kabuklubiti, pseudaulacaspis pentagona (targioni-tozzetti)
(hemiptera: diaspididae)’nın zararı ve doğal düşmanları üzerinde araştırmalar
https://www.apikam.org.tr/YuklenenDosyalar/Dokumanlar/90fdfe2d-0ceb-448b-9cad-d4816b85937a252620.pdf

türkiye’deki sertkabuklubitlerin konukçu bitkileri
https://ziraat.isparta.edu.tr/assets/uploads/sites/163/files/turkiyedeki-sertkabuklubitlerin-konukcu-bitkileri-20022018.pdf

gebelikte huzursuz bacak sendromu
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/933382

hint düşüncesi ve hint düşüncesinin islam düşüncesine etkisi üzerine
+
eğer insanlar cahilliklerine devam edip günah işlemeye devam ederlerse, yalnızca insan hayatı kısalmaz, evren de bozulmaya yüz tutar. insanın eylemi evreni de etkilemektedir. bu yeniden yaratılma süreci, sadece budizm’de değil, hindistan menşeli tüm inanç sistemlerinde mevcuttur.
+
hint düşüncesinden tıp ve astronomi gibi bilim alanlarından islam düşünürlerinin etkilendiğine dair genel kabuller vardır.
+
islam düşünürlerinin hint düşüncesinden bugünkü pozitif bilim olarak tanımlanan tıp ve astronomi bilimlerinden faydalandığı görülmektedir.
http://sosbilder.igdir.edu.tr/Makaleler/85555350_02_Sunter_(21-40).pdf

üniversiteli kadın öğrencilerinin fiziksel serbest zamana katılımlarında dindarlığın etkisi: bölgesel farklılıklar
+
sonuçlara göre coğrafi bölge, yaş ve aylık gelir dindarlık açısından önemlidir. ayrıca yaş ve aylık gelir ile dindarlık arasında olumsuz bir ilişki varken düzenli egzersiz alışkanlığı ile dindarlık arasında bir ilişki yoktur.
http://earsiv.batman.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12402/2228/son.pdf

unctad’ln kendi ifadesi küreselleşmenin 7 günahı vardır diyor:
https://www.belgelik.dr.tr/toplumhekim/download.php?Id=YjIRyZbAo1p

eleştirel kentsel toponimi ve prestijli mekanlar yaratmada kentsel isimlerin kullanılması: fikirtepe örneği
https://jag.journalagent.com/megaron/pdfs/MEGARON-05826-ARTICLE-CETIN.pdf

hükümlülerin transaksiyonel analiz teorisine göre benlik durumlarının belirlenmesi: kırıkkale sulakyurt kapalı ceza infaz kurumu örneği
http://acikerisim.ybu.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/1876/566844.pdf

yunanistan ve türkiye arasında frontex: geri çevrilme sınırı
https://www.fidh.org/IMG/pdf/rapport_tu_web-sommr-tu-ok.pdf

türk halk dindarlığının medyada dini sorular üzerinden değerlendirilmesi
http://acikerisim.ybu.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/1217/emine_kaya_tez.pdf