pdf 3

erkeklerden farklı olarak, kadınların anatomik nedenlerle üreme organları ve idrar yolları ile ilgili hastalık riskleri daha fazladır.
+
kadın ve erkeğin biyolojik cinsiyeti ve üremeye ilişkin fizyolojik fonksiyonlarının farklılığı ve getirdiği yüklerin yanı sıra, toplumun kendilerine biçtiği “toplumsal cinsiyet” rolünden kaynaklanan ve sağlıklarını olumsuz etkileyen faktörler mevcuttur.
+
erkeklere özgü saç dökülmesine bağlı kellik, fizyolojik bir durumdur; genel olarak yaşlanma sürecinin parçasıdır ve genetik temeli olduğu söylenmektedir.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/117729

kars ve ığdır’da “erkekle kadının en önemli farkı” sorusuna verilen “anatomik yapı” yanıtı yüksek çıkarken; ardahan’da “erkek birçok yönden bizden farklıdır” yanıtının yüksek çıkması düşündürücüdür.
https://www.kafkas.edu.tr/dosyalar/ksaum/file/yayin5.pdf

insan vücudunun biçim ve hareketlerini çok iyi bilen namık ismail yeğenoğlu, gerçekçi bir yaklaşımla ele aldığı figürlerini, sağlam anatomi bilgisi üzerine temellendirmiştir.
+
akademi’de nazmi ziya güran, ibrahim çallı ve ahmet haşim gibi hocalardan dersler alan bedri rahmi eyüboğlu’nun en sevdiği dersler estetik ile mitoloji olmuştur. sanatçı, perspektif ile anatomi derslerine ise bir türlü ısınamamıştır.
https://katalog.marmara.edu.tr/eyayin/tez/T0070885.pdf

bedenin ve cinsiyetçi imgelerin mimari tasarımda kullanılması yapının kendi tarihi kadar eski bir gelenektir. tarihsel süreç içerisinde beden yapılarda analojik ve anatomik anlatımlarla kullanılmıştır.
http://oaji.net/articles/2017/1621-1514964292.pdf

doğumun temel simgesi olan kadın (ana) simgeler dünyasında başrolü oynar. kadının biyolojik, anatomik göstergeleri simgesel dünyanın ana temasını oluşturacak biçimde, doğum ve doğurganlıkla ilgili simgeler üretilecektir.
http://sbe.balikesir.edu.tr/dergi/edergi/c14s26/makale/c14s26mk.pdf

erkek doğasının olduğu gibi kadının da bir doğası vardır. bu doğa, bir cinsiyetin bütün üyelerinin anatomik veya fizyolojik özellikleri dışında, kendi cinsiyetlerine özgü yatkınlıklara, davranışlara, niteliklere ya da kusurlara sahip olması demektir.
http://smartofjournal.com/Makaleler/1839059181_10.%2018-4.13_ID122.%20%c3%96z%c3%a7elik%20860-875.pdf

kadınlarda en sık karşılaşılan sağlık sorunlarının başında kas-iskelet sistemi sorunları gelmektedir. bunun nedeni kadınların işte ve evde ağır fiziksel yüke maruz kalması ve yapılarının anatomik olarak bunu yeterince karşılayamamasıdır.
http://www.dergikaratahta.com/files/6/3.pdf

engelli mağdurlar
+
engelli bireylerin sahip oldukları noksanlıklar onları suç için daha kolay bir hedef hâline getirebilmekte, suçlunun yakalanması için gerekli bilgileri yetkili mercilere iletmede engelleyebilmekte veya suç için bir araç hâline getirebilmektedir.
https://magdur.adalet.gov.tr/images/engelli-magdurlar.pdf

kadınlar ve erkeklerle özdeşleştirilen davranış özellikleri kromozomlardan veya anatomiden kaynaklanmamakta; aksine kültürel olarak öğrenilmekte ve kazanılmaktadır.
https://www.ailevecalisma.gov.tr/media/2533/handansayer.pdf

nezaket ya da bağımsızlık gibi kavramlar biyolojik veya anatomik bir özellikle ilişkili olmadıkları için bunlar biyolojik cinsiyetle değil, toplumsal cinsiyetle, yani kültürel olarak kadına ve erkeğe atfedilen farklı değerlerle ilgili kavramlardır.
https://toraks.org.tr/uploadFiles/book/file/201201417158-6466.pdf

anatomik olarak kadınların daha başarılı olması gerektiği düşünülen cerrahi dalı kadın hekimler arasında uzmanlaşmanın en düşük olduğu erkek egemen bir uzmanlık dalıdır.
http://www.calismatoplum.org/sayi29/urhan-etiler.pdf

çocuklar, beş ya da altı yaşa gelene kadar, kişinin toplumsal cinsiyetinin değişmediğini, herkesin bir toplumsal cinsiyeti olduğunu ve kızlar ile erkekler arasındaki cinsiyet farklılıklarının anatomik temelli olduğunu bilmezler.
http://www.ekevakademi.org/Makaleler/132721677_05%20Ibrahim%20AKKAS.pdf

lise öğrencilerinin boyun eğme davranışları ile psikolojik ihtiyaçları arasındaki ilişkinin incelenmesi
+
psikolojik ihtiyaçların (özerklik, başatlık, başarı) boyun eğme davranışı ile pozitif yönde, ilişki alt boyutu ile negatif yönde bir ilişki olduğu, dört alt boyuttan özerklik ve ilişki ihtiyacının boyun eğme davranışını yordadığı saptanmıştır.
http://sbedergi.erciyes.edu.tr/2011-2/9-%20%20_171-187.%20syf._.pdf

keçilerde davranış
+
boyun eğme: boyun eğme, hızlı bir kaçma şeklinde olabileceği gibi yenilginin kabul edildiğini gösteren değişik şekillerde de olabilir.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/544298

1828’de maria marten isimli bir kadının aşığı tarafından vurulduğu red barn murder olayı gibi davalarda suçlu bulunan katillerin derisiyle ciltlenen adli muamele nüshaları da vardır.
+
kadavraların derileriyle ciltlenen anatomi metinlerinin yanında bahsettiğimiz gibi vasiyet olarak yazılan ve vasiyetçinin derisiyle ciltlenen -öldükten sonra yapılan türü-(otoantropodermik kitap ciltçiliği) ciltler var.
+
avustralya milli kütühanesi koleksiyonunda ilk sayfasında “insan derisiyle ciltlenmiştir” yazan bir 18. yüzyıl şiir kitabı bulundurmaktadır. philadelphia’da mütter müzesi’ nde birkaç anatomi kitabı bu şekilde ciltlenmiştir. insan derisiyle ciltlenenen erotik kitaplar da vardır.
+
marquis de sade’ nin kadın göğüslerinden alınan deri ile ciltlenen ve filmi de olan justine et juliette kitabı bu tarz kitaplara bir örnektir.
+
insan derisiyle kaplı cüzdanların, çantaların ayakkabıların olduğu bir sapkınlık hayal edilmemiştir diye umarız.
https://www.ozelburoistihbarat.com/Content/images/archieve/parapsikoloji-gizem-dosyasi-urkutucu-bilgi-insan-derisiyle-kapli-kitaplar-5894a15b-c1a8-4859-8f8e-b6c122fc9b00.pdf

pablo picasso’nun, insan anatomisinin altyapısını sarsarken temel hedefi, duyusal ve bireysel olanı, olabilecek en aşırı uçlarda tasvir edebileceği biçimsel potansiyelin geliştirilmesidir. insan anatomisine bu meydan okuyuşu deformasyon zemininde gelişir.
https://acikerisim.isikun.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11729/1233/S%C4%B0BEL%20ERDAMAR.pdf

âfâkdaki delilleri gerektiği şekilde görebilmek ancak ve ancak astronomi bilmekle, kendi varlığımızdaki delilleri görebilmek de anatomi bilmekle mümkündür. işte bu sebepledir ki, bir çok büyük islâm âlimleri «astronomi ve anatomi ilimlerini olsun bilmeyen kimse ma’rifetullah’da nâkısdır» derler.
https://www2.diyanet.gov.tr/DinHizmetleriGenelMudurlugu/VaazHizmetleri/D%C4%B0B%201964%20Y%C4%B1l%C4%B1%20Vaaz%20%C3%96rnekleri/%C4%B0slam%20Dini%20ve%20M%C3%BCspet%20%C4%B0lim.pdf

fizyoloji biliminde insan, “beden olarak” nesne haline getirilir, psikoloji de ise ruh, toplumbiliminde “toplumsal varlık” olarak ele alınır.
+
insan tamamlanmamıştır ve tamamlanabilir bir varlık da değildir.
+
size bütün varlığımla haykırıyorum,insanı kurtarmak onu sakatlamamaktır, ona yalnızca kendisinin tasarlayabileceği adalet şanslarını vermektir.
+
dünyadaki en üstün değer camus için insandır. bu değeri korumanın tek yolu ise adalet erdemine sahip olmaktır.
http://adudspace.adu.edu.tr:8080/jspui/bitstream/11607/1639/1/10055797.pdf

leonardo’nun belki de en bilinen çalışmaları anatomik çalışmalarıdır. kadavralar üzerinde çalışmaya 30’lu yaşlarında başlamıştır. bu çalışmalarında organları, kasları, sinir sistemini, damar sistemini, eklemleri, bağırsakları, kemikleri, kafatasını vs. resimlemesinde ulaştığı detay ve dakiklik kendi dönemindeki başka bilim adamlarının ulaşamadığı üstün bir düzeydedir. hatta, leonardo’dan sonra ancak 18’inci yüzyılın sonuna doğru, yani kendisinden 300 yıl sonra kadavra çalışmalarında leonardo’yu aşan çalışmalara rastlanmaktadır.
+
hatta çok ilginçtir, günümüzde, 2017’de gerçekleştirilen en önemli bilimsel buluşlar arasında, ilk kez keşfedilen “mezenteri” isimli, sindirim sistemine ait bir organ olduğu açıklanmıştı. leonardo bu organı 1508’de zaten bulmuştu ve anatomik resmini de çizmişti. 2017 buluşu açıklanırken bu gerçek de belirtilmiştir. ne yazık ki tüm bu anatomi çalışmaları leonardo’nun dışında kimse tarafından bilinmediği için çağdaş tıbbın hamle yapması 300 yıl sonraya kalmıştır.
+
leonardo 1500’lerde bir süre ara verdiği anatomik çalışmalarına geri dönüyor. yine statik değil hareket halindeki insan anatomisi çalışmalarının ağırlık noktasını oluşturuyor. 1510 yılında pavia üniversitesine yeni atanan, çok parlak fikirleri olan anatomist marcantonio della torre ile tanışmasından sonra, anatomi bilgisini geliştiriyor ve sadece vücuttaki sistemleri değil ama iç organların, nefes almanın ve kan akışının “fonksiyonları” üzerinde de çalışmanın gerekliliğinin bilincine varıyor.
+
1499’da milano’dan floransa’ya geçen leonardo kendisini destekleyen floransa’yı yöneten medici aileseinden giuliano de medici’nin kanatları altında çalışmalarına, özellikle anatomi çalışmalarına devam ediyor. anatomi konusunda yeni bir aşamaya ayak basıyor: özellikle üreme ve fetus formasyonuna konsantre oluyor. ne var ki bu konudaki görüşleri kiliseyle çatıştığından giuliano’nun kardeşi papa leo x tarafından kafirlikle suçlanıyor ve bundan böyle otopsi ve kadavra çalışmaları yasaklanıyor. yıl 1513.
+
mimar olarak leonardo mimari yapılarla doğadaki yapılar, özellikle insan anatomisi arasındaki benzerlikleri vurgular. ancak, leonardo bunu yaparken sık görülen kıyasların ötesine uzanır, örneğin bir kilisenin kubbesiyle insan kafatasını karşılaştırmaz. o bir yapının “metabolizmasını” inceler, ve merdivenlerle kapıların yapıda nasıl ve ne tür hareket sağladığını keşfeder. bir çizimindeki insan damarlarıyla birlikte merdivenler resmetmesi leonardo’nun nasıl metabolik süreçleri mimari tasarımlarında kullandığını göstermektedir.
https://bodrumarchlib.blob.core.windows.net/assets/pdf/ayperi-okur.pdf

insan, dış fiziksel etkilere karşı zayıf anatomik yapısının bir gereği olarak daima kendisine bir barınak aramıştır. insanın doğaya hakimiyetinin gerçekleşmesiyle barınak gereksinimini, kültürel ve özel yaşamın bir parçası biçiminde çelişmeye başlamıştır. denilebilir ki, insan yaşadığı çevrenin ve toplumun koşullarına, ulaşılmış kültür ve uygarlık düzeyine uygun bir şekilde yapay bir ortam geliştirme çabası içindedir. barınak yapmak, barınak inşa etmek aslında yerçekimine direnecek bir taşıyıcı düzen kuran, başka bir deyişle bir strüktür sistemi kurgulamaktadır.
+
goethe, morfolojinin biçimle ilgilendiğini net olarak ortaya koyan birçok metin yazmıştır. yazar, yaşamanın dinamik ve sürekli bir olay olduğu tartışmasını başlatmış ve morfolojinin yaşam/büyüme, esneklik/değişim kavramlarıyla ilişkili olduğunu belirtmiştir. bu bakış açısı doğrultusunda fiziksel antropoloji, morfoloji ve karşılaştırmalı anatomi o yıllarda hızla gelişmiştir. “biçim işlevi izler” ya da “işlev biçimi izler” tartışması da bu araştırmaların akabinde gündeme taşınmıştır. 20. yüzyılda modern mimarlık tartışmalarında da yer bulacak bu konu elli yıldan fazla bir süredir yoğun bir şekilde mimarlık alanında tartışılmaktadır. örneğin herbert spencer (1898), biyolojik çalışmaları ile frank lloyd wright’ı etkileyen düşünürlerden olmuş ve mimaride biçim tartışmalarında önemli rol oynamıştır.
+
fransız anatomist ve bilim adamı georges cuvier (1769-1832) hayvanların organlarının anatomik yapıları arasında, mantıklı, anlaşılabilir ilişkiler olduğunu öne sürmüştür. cuvier, 19. yüzyılda bulduğu fosil parçaları ile birçok canlının iskeletini ayağa kaldırmayı başarmasıyla dikkat çekmiştir. anatomist, gotik yapıların strüktürlerinin de bu türden bir stile sahip olduğuna inanmaktadır.
+
doğayı kendine tam anlamıyla referans olarak kullanan, yapılarında biyomorfik üsluptan etkilendiğini savunan, hayvanların kemik ve iskelet sistemlerini birer mühendislik dehası şeklinde yorumlayan en önemli mimarlardan biri olan calatrava’nın üzerinde ayrıca durmak gerekir. mühendislik ve kısa süre biyoloji eğitimi almış mimar, hayvanların iskelet yapılarından esinlenerek lüzern tren istayonu’na çarpıcı bir giriş saçağı tasarlamıştır. 14m yükseklikte ve 109m uzunlukta prekast betondan oluşan bu saçak yapısı, köpek anatomisi gibi zoomorfik öykünmeler barındırmaktadır.
+
bir mühendislik harikası olarak kabul edilen eiffel kulesi’nin tasarımına neden olan olay, kulenin inşasından 40 yıl öncesine dayanır. bu olay o yıllarda isviçre’nin zürih şehrinde uyluk kemiğinin anatomik yapısını ortaya çıkarmayı amaçlayan çalışmadır. 1850’li yılların başında, anatomist hermann von meyer, uyluk kemiğini kalça eklemine bağlayan parçayı incelemiştir. uyluk kemiğinin leğen kemiğine oturduğu yer kendi ekseni dışındaki bir kıvrım üzerinde bulunmaktadır. von meyer, dikey konumdayken bir ton ağırlığı kaldırabilecek bir kapasiteye sahip uyluk kemiğinin içinin tek parça halinde değil, birbiri içine geçmiş kafes şeklindeki minik çubuklardan oluştuğunu fark etmiştir.
1866 yılında isviçreli mühendis karl culmann, von meyer’in laboratuvarını ziyaret etmiştir. anatomist meyer, culmann’a incelediği kemiğin bir bölümünü göstermiştir. culmann kemiğin, üzerinde oluşacak yük ve basınç etkisini azaltacak bir tasarıma sahip olduğunu fark etmiştir. bu tasarım kemiğin içindeki uzantıların, insan ayakta durduğunda kemiklere etki eden kuvvet hatları boyunca düzenlenmiş olmasıdır. bir mühendis olan culmann aynı özelliğin bir dizi çivi ve destek sistemi ile sağlanabileceğini düşünmüştür. daha sonra eiffel kulesi’nin inşası sırasında bu düşüncelerini uygulama fırsatı bulmuştur.
http://docs.neu.edu.tr/library/6342673372.pdf

bu noktada daha özelde monoteist dinler bağlamında dindar insanın anatomik ve fizyolojik yapısı itibariyle nasıl bir varlık olduğu ve diğer varlıklardan ayrılan özelliklerinin yanı sıra sosyal açıdan teşkil ettiği seçilmiş halk, kilise ve ümmet gibi yapılarla toplumdaki sosyo-ahlaki sorumlulukları ile dindar insanların yüce varlıkla yakın ve özel ilişkileri dinler tarihi disiplininin temel çağdaş meselelerinden sayılabilmektedir.
+
antropolojik bir disiplin olan dinler tarihi açısından insanın anatomik yapısı ve onun dinlerdeki teolojik karşılığı olan yaratılış meselesi, sahip olduğu özellikler ve diğer varlıklardan farkı insanı anlamak için büyük önem arz etmektedir.
+
evrimci antropolojik anlayışın izlerini taşıyan bir tanımlama yüklenerek homo, günümüzün temsilcileri olan modern insanların (homo sapiens) bulunduğu primatlar cinsi olarak tanımlanmaktadır. bu anlayışa göre anatomik açıdan primatlar cinsine benzeyen homo sapiens, belli başlı konuşma ve özellikle soyut akıl yürütme kapasitesine sahip beyin gelişimi ile primatlardan ayırt edilmektedir.
+
insanın bedensel arzularının tatmin edilmesini kötülüklerin kaynağı olarak gören budizm, evlenmemeyi en yüksek ideal kabul etmiştir. ancak insan anatomisini göz ardı eden bu öğreti zamanla yumuşatılarak evlenmeye sıcak bakılmaya başlanmıştır.
+
insanın maddi ve manevi gereksinimlerini anlatan ihtiyaçlar hiyerarşisi ile psikolojide önemli yer tutan abraham maslow (ö. 1970)’a göre ise insan, salt fizyolojik ihtiyaçlara sahip bir varlık değildir. insanın psikolojik gereksinimlerinin de onun bir parçası olduğunu belirten maslow’a göre insanın biyolojik ihtiyaçları ile güvenlik, sevgi ve ait olma ihtiyacı, tek nihai gaye olan kendini gerçekleştirme yönündeki adımlardır.
+
müslüman alimlere göre ayette kullanılan “ahsen-i takvim” ibaresi, bilme, konuşma, işitme, görme ve düşünüp karar verebilme gibi hem fizyolojik hem de ruhsal yetenekler ile donatılan insanın en mükemmel biçimde yaratıldığına işaret etmektedir. bunun yanında onlara göre ayetin akabinde gelen ve birkaç anlam ifade eden “esfel-i safilin” ibaresi ise allah’ın insana vermiş olduğu imkanları ve yetenekleri kötüye kullanarak yaratılış amacından sapan insanın kendisinden geride olan varlıkların seviyesine düşürüleceği şeklinde yorumlanabilir.
http://earsiv.ebyu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12432/3497/10225228.pdf

desen eğitimi içinde önemli bir yere sahip olan anatominin kavranabilmesi için bazı yöntem ve metotlara ihtiyaç duyulmaktadır.
+
desen eğitimi yöntemleri geniş bir alana sahip olduğundan dolayı konu sınırlandırılarak “desen dersin de anatomik özelliklerin kavranabilmesi bağlamında üç boyutlu objelerin kullanılmasının önemi” şeklini almıştır.
+
roman sanatında anatomi ve perspektif önemsenmemiştir. avrupa’da 7. ve 13. yy. da roma kilisesine bağlı ülkelerde geçerli olan mimarlık sanatına bağlı olarak gelişen, resimde kilise duvarlarını ve el yazması kitap sayfalarını süsleyen bir özellik gösterir, konular dinsel, figürler ise stilize ve çizgiseldir.
+
15.-16. y.y.da rönesans döneminde; doğa gözlemi ve buna bağlı olarak sanatta insan konusu önem kazanır, insan anatomisi bilimsel bir anlayışla incelenir. ilk kez bilimsel olarak tek bakış noktasına göre perspektif, floransalı mimar brunelleschi tarafından ortaya çıkarılır.
+
matematiksel kurallara dayalı bir perspektifle resim yapan en ünlü sanatçı italyan masaccio’dur. masaccio’nun üslubu ile kütlesel, köşeli, sağlam biçimler gelir. masaccio’nun perspektif kurallara uygun mekân ve anatomik sağlamlığa sahip figürlerinde derinlik ve hacim etkisi çok güçlüdür. bilimsel perspektif kurallarını bilmek ve güzel bir insan vücudunu en gerçekçi biçimde resimleyecek anatomi bilgisine sahip olmak, dönem ressamların tek amaçları olmuştur.
+
rönesans döneminin en önemli sanatçılarından biri olan leonardo da vinci insan anatomisinin biçimsel çözümlenmesine önemli katkısı olmuştur.
+
insan anatomisini hemen hemen eksiksiz olarak incelemiş, sayısız desenler çizmiş, insan vücudunun oranları konusunda bazı kurallar saptamıştır. vücudu kare ve daire içine yerleştirerek insan vücudunun matematiğini çıkarmıştır. da vinci’nin çıkardığı çizim ve notlar; günümüz sanat eğitimi kurumlarında, ders kitaplarında hala örnek olarak yer almaktadır.
+
insan anatomisini yeterince öğrenmek sadece resim alanında değil, plastik sanatların her alanında görsel, objektif ve imgesel anlatımı güçlendiren biçimleri ve maddeleri daha tutarlı bir yapı haline getirmeyi sağlayan birikimlerdir.
+
eski dönemde anatominin bilinmemesine rağmen kusursuz sanat eserleri ortaya çıkmıştır. çünkü anatomi görsel olarak sanatçı tarafından iyice kavranmıştı. yunan toplumunun spor hareketlerinin büyük önem ve güncelliği olan bu dönemde sanatçılar insan vücudunu incelemişlerdir. bu incelemeler sonunda resim ve heykele konu olan insan figürleri adeta tanrısal bir yüceliğe ulaşmışlardır.
+
rönesans döneminde ise sanatçılar canlı modellerle çalışmakla birlikte ellerine geçirdikleri insan kadavralarını ve hayvan leşlerini inceleyerek bir bilim adamı gibi anatomi çalışmaları yapmışlardır.
+
artistik anatomi; insan vücudunu sanatsal açıdan ele alarak vücudun dış görünümündeki değişiklikleri inceler. sanatçı eserini oluşturan figür ve objeleri hareketsiz değil de belli bir hareket düzeninde kompozisyonun dengesini oluşturacak biçimde resmeder.
+
biçimlerde, parçalar arasındaki ve öğelerin birleşmelerindeki bütünsellik, düzgünlük, anlamın, formsal anatominin belirgince algılanmasını sağlar.
+
desen dersinde, anatomik özelliklerin kavranabilmesi bağlamında kullanılan üç boyutlu objeler, öğrencinin nesnelerin yapısını çözümleme aşamasında uygulanması gereken bir yöntemdir.
+
anatomik yapı özelliklerini desenle anlatma, tahlil etme ve üç boyutlu formların bir araya gelmesinden oluşan organik bütünlüğü kavrama açısından önemli yararlar sağlar. antik modelden çalışma öğrencinin bildiğini düşündüğü ancak yeterince tanımadığı insan vücudunu daha iyi tanımasına fırsat verir.
+
desen eğitimi alan öğrencilerin, insan anatomisini tam anlamıyla öğrenmesi sadece resim alanın da değil, plastik sanatların bütün alanında imgesel, görsel anlatımı güçlendiren, nesneleri daha tutarlı bir ürün haline getirmeyi sağlayan birikimler olacaktır.
+
yapılan araştırma sonunda elde edilen bulgular, deneyimli ve uzman görüşleri desen dersinde kullanılan üç boyutlu objelerin anatomik özelliklerin kavranılmasında önemli bir yere sahip olduğu belirlenmiştir.
+
desen dersin de anatomi konusu ele alınırken, üç boyutlu nesneler sadece bir çizim aracı değil, nesneler arasında ilişki kurma, fikir üretme, geliştirme ve anatomik yapıyı algılama aşamasında bir şeklin diğerine olan ilişkisini, görebilip, anlaşılması olduğu unutulmamalıdır.
https://avys.omu.edu.tr/storage/app/public/ramazant/57673/205437.pdf

…… anatomik ve fonksiyonel birimler oluşturan en mini mini canlı organizmalarda da canlı dünyanın incelenmesi, moleküler düzeyine değin her yanda görülen göz kamaştırıcı yapısal bir düzenin varlığını ortaya koyuyor.
https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/37595/HUSEYIN.pdf

tabiatçı filozoflar bir bilim adamı titizliğiyle tabiatı incelemiş, hayvanların anatomisini araştırarak orada yüce allah’ın eşsiz hikmetlerini ve eserinin ilginçliğini görmüş, evrenin yaratıcısı allah’ın varlığını kabul etmek zorunda kalmıştır.
http://auzefkitap.istanbul.edu.tr/kitap/felsefe_ao/islamdusuncesinegiris.pdf

…… nefis, beden manasında alınırsa bu nefsin tesviyesi (düzenlenmesi), anatomi ilminin de ortaya koyduğu üzere, uzuvlarının dengeli olarak yaratılması manasına gelir.
https://www.atauni.edu.tr/yuklemeler/652c5e9dcdc2a208ef303a231f5c7fd8.pdf

edebiyatın hastalıkların çok boyutlu dünyasını ifadeye kavuşturabilme becerisinin yanı sıra edebiyat alanında bir eksiklik de mevcuttur. hastalıklar ve edebiyat konulu bu tablonun içindeki eksiklik, acının anlatılabilme imkânları ile ilgilidir. acının sözcüklerle ifade edilmesi oldukça zordur. susan sontag, kırk iki yaşında meme kanserine yakalanmış, yetmiş bir yaşında bir tür kan kanserinden ölmüş, ömrünün önemli kısmını kanseri yenmekle, ona yenilmekle geçirmiştir. hastalıklarından süzülen deneyimiyle kanser üzerine etkileyici metinler yazmış olan susan sontag, bütün yaşamına yayılan hastalıklarını kısacık tarif etmiştir: “hastalık, hayatın gece karanlığıdır”. susan sontag’ın ifade ettiği gibi, gündüzün aydınlığı kaybolduğu zaman neler olup bittiğini anlatacak sözcüklere ulaşmak o kadar da kolay olmamaktadır. acıyı dile kavuşturmak neredeyse imkânsız bir çabadır. hastalık, acı ile fazlasıyla ilgili bir deneyimdir. hastalık, bir anlamda ağrının, sızının, bulantının, halsizliğin, bitkinliğin, rahatsızlığın, vuruğun, kırığın, çürüğün, eziğin, aksamanın, bükülmenin çeşitli ölçülerde birleşerek belirli bir yaşam süresine ve beden mekânına yayılarak baş göstermeleri halidir. acının yarattığı bu duygusal ve fizyolojik etkileri isimleri ile çağırmak zordur.
https://cins.ankara.edu.tr/21_7.pdf

17. yüzyılda altın çağını yaşayan hollanda’nın altın saçlı ressamı rembrandt, ibrahim’in kurbanı ile dolaylı yoldan betimlediği anatomi resminde dinî ve dünyevî nesne ve figürleri bir araya getirir.
http://www.idildergisi.com/makale/pdf/1577441616.pdf

tıbbiye yıllarında başlayan bu zihinsel dönüşümü temellendirmek ve görüşlerini yaymak isteyen abdullah cevdet, tercüme faaliyetine girişir. ilk olarak ludwig büchner’e ait olan ve biyolojik materyalist görüşleri halkın anlayacağı bir seviyede ele alan kraft und stoff adlı kitabın bir bölümünü fizyolociya-i tefekkür (1890) adıyla çevirir.
+
abdullah cevdet, tefekkürün temas olunabilir, görülebilir ve tartılabilir şeylerden farklı olduğunu söyler. buna göre tefekkür, beyinde özel bir şekilde bulunan maddelerin terkip, imtizaç veya faaliyetiyle meydana gelen maddi bir salgı olmayıp beynin maddelerinin anatomi ve fizyoloji altında bir neticeye varan faaliyetinin birleşmesi ile gerçekleşir.
+
tefekkürün bir hareket şekli olduğunun tecrübe ile de ispatlandığını kaydeden abdullah cevdet, tefekkürün fizyolojisi konusunda büchner’i takip ettiğini de belirtir. o, beynin işleyiş ve vazifesi ile akli faaliyet arasındaki bağlantı hakkında önemli sonuçlar verdiği için fizyoloji ilmine son derece önem verdiğini ifade eder.
https://insanvetoplum.org/content/6-sayilar/2-2/1-m0024/osman-demir.pdf

tıpta son 25 yıldır özellikle anatomi alanında plastinasyon olarak bilinen yöntem bugünün sıklıkla tartışılan konularından birisi haline gelmiştir.
+
ben anatominin demokratikleşmesinden yanayım.
+
alman anatomistler birliği, dr. hagens’in plastize edilmiş kadavraları halkın önünde sergilemesini bir olarak nitelendirerek bundan duyduğu kaygıyı dile getirmekte, hatta dr. hagens biraz da alaycı bir şekilde bu gibi tanıtılmaktadır.
+
…… bilim demokratikleşmekte, insanlar bedenlerinin iç işleyişine göz atarak bedenleri ve yaşamları hakkında ayrıntılı bilgiler edinmekte ve böylece anatomi bilimi de yaygınlaşmaktadır.
+
eğer anatomi bir tür eğlenceli toplantı haline dönüşürse, insani değerlerden itibar ve hürmetin kaybı gündeme gelmeye başlar.
http://cms.galenos.com.tr/Uploads/Article_10965/37-42.pdf

kadın ve erkek cinsleri arasında, anatomik, fizyolojik, psikolojik vb. açılardan farklılıklar inkâr edilmeyecek bilimsel bir gerçektir.
http://ceidizleme.org/medya/dosya/97.pdf

william james (1842-1910)
+
amerikan psikolojisinin öncülerindendir ve din psikolojisi’nin kurucusudur.
+
dini tecrübenin çeşitliliği isimli din psikolojisinin klasiği kitabını yazmıştır.
+
kitabında insan zihni ve şuurunun fizyolojiye, anatomiye veya kimyaya indirgenemeyeceğini belirterek tıbbi materyalizme karşı çıkmıştır.
https://avys.omu.edu.tr/storage/app/public/aysu.gul/127546/din%20ve%20maneviyat-psikologlar%20ve%20din%20g%C3%B6r%C3%BC%C5%9Fleri-5.%20hafta.pdf

hazâ’inü’s-sa‘âdât’ın “organların sağlıklarının korunmasında, anatomilerinde, tabiatlarında ve hangisi hangi yıldıza bağlıdır onu bildirir” adlı kısmının birinci alt bölümü baş ve beyin hakkındadır.
+
kafada bulunan anatomik tabakalar ve beyin hakkında kısa açıklamalarda bulunulan bölümde, kraniyal sinirler hakkında bilgi verilmiş,
+
beynin hangi gezegenle ilişkili olduğunun yanı sıra, insanın hangi özelliklerinin hangi gezegenle ilgili olduğuyla ilgili de oldukça ilginç bilgilere yer verilmiştir.
+
insan da on iki organdır.
+
baş, beyin aklın sarayıdır.
+
bütün organların vücuda gelmesinden amaç baştır.
+
akıl baştadır.
+
yüce tanrı başı aklın sarayı kıldı; beyni akla taht ve mesken eyledi. o nedenle beyni, başta yedi perde içerisinde koydu, yüceltti.
+
dışarıdan vuran bir afete saç kalkan olur, deriye nesne (bir şey) olmaz.
+
bir gül yaprağı onun dört tanesinin kalınlığındadır.
+
kurtçuğa benzetilen o beynin başı insanın alnındadır, kuyruğu ensesinde.
+
beynin tabiatı soğuk ve nemlidir; burcu yengeçtir; yıldızı aydır.
+
büyük evren (makrokozmos) sayılan toplum, küçük evren (mikrokozmos) sayılan insan yıldızların etkisi altındadır.
http://norosirurji.dergisi.org/pdf/pdf_TND_617.pdf

anatomi alanında yapılan teşrih işlemlerinin dokunul(a)maz olan insan vücudunu dokunulur kılarak sekülerleşmeye zemin hazırladığı savunulabilir.
+
…… anatomisine dair bilgiler, hayvan cesetleri üzerinde yapılan incelemelere dayandırılarak oldukça sığ ve yetersiz kalmıştır.
+
14. yüzyılın başlarında bir kırılma yaşamış, sistematik ve bilimsel amaçla yapılmaya başlanan ilk teşrihler sayesinde bedenin dokunulmazlığına dair kadim tabu yıkılmaya başlamıştır.
+
bedenin dokunulur kılınması, insan vücuduna dair anlatılagelen dinî ya da mistik bilgilerin yanlışlığını ortaya koymuştur.
+
dahası bu anatomi devrimi, batı’da rönesans hareketlerinin ortaya çıkmasına zemin hazırladığı gibi uzun vadede toplumun sekülerleşmesinin de tohumlarını atmıştır.
https://www.academia.edu/36693631/Sek%C3%BClerle%C5%9Fme_Perspektifinden_Anatomi_Devrimi_ve_Bedene_Bak%C4%B1%C5%9F_Anatomy_Revolution_and_the_Viewpoint_towards_the_Body_from_the_Perspective_of_Secularization_

…yvanlarının üretimini ve ticaretini yapanlar, hayvanları sahiplenen ve onu üretmek için seçenler annenin ve yavrularının sağlığını tehlikeye atmamak için gerekli anatomik, fizyolojik ve davranış karakteristikleri ile ilgili önlemleri almakla yükümlüdür.
https://mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.5199-20100611.pdf

okyanus şeytan üçgenleriyle dolu
+
su hareketleri indirekt veya direkt olarak organizmaların dağılışında ,metabolizma ve aktiviteleri ile anatomi ve morfolojileri üzerine etkili olmaktadır.
http://gazi.edu.tr/posts/download?id=139257

müslümanların anatomi ilmine asla cesaret edemediği
+
anatominin, insan vücûdunun tasvîrinin yasak olması sebebiyle islâmiyette pek revaçta olan bir ilim olmadığı
+
din ve örfün anatomiyi mekrûh addettiği
+
anatominin şeriat’a göre yasaklandığı
https://marife.org/marife/article/download/366/366/

sığırların ortopedik hastalıkları
http://cdn.istanbul.edu.tr/FileHandler2.ashx?f=anatomi.pdf

süt sığırcılığı işletmelerinde işletme içi kirlilik ile topallık arasındaki ilişki ve topallığa bağlı ekonomik kayıplar
http://acikerisim.nku.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/20.500.11776/2379/0051059.pdf

karşılaştırmalı suçbilim
+
onun kriminoloji çalışmaları, suçun anatomik bir şey olduğunu kanıtlarken toplumsal yapının da doğa bilimsel ve tıbbî hassasiyetle şekillenmesi gerektiğini savunacaktır.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/4895

yine şu âyet-i kerîme: “yer yuvarlağında yetkin bilgi sahipleri için nice âyetler, vardır, kendi fizyolojik ve psikolojik yapınızda da. hâlâ görmüyor musunuz?” (ezzâriyât 51/20-21).
http://auzefkitap.istanbul.edu.tr/kitap/ilahiyat_ue/dinfelsefesi.pdf

winnicott, klein’ın kuramını genişleterek, manik savunmanın depresif anksiyeteyi inkar etmek amacıyla ortaya çıktığını öne sürmüştür.
+
manik savunmalar, nesne kaybı endişesinin inkar edilmesi yoluyla ortaya çıkan bir savunma mekanizmasıdır. bedenselleştirme, nesne kaybı endişesi sonucu ruhsal işleyişte simgeleştirilemeyen dürtülerin beden yoluyla dışa vurulmasıdır.
+
manik savunmalar, depresif konumdaki kişilerin iç gerçekliklerini inkar edip, dış gerçekliği tümgüçlü bir şekilde kontrol etmek istemeleri sonucu ortaya çıkar.
http://openaccess.maltepe.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12415/282/10217983.pdf

tanzimat şiirinde inanç krizleri
+
1826’da açılan tıbhâne ve cerrahâne’nin 1836’da mekteb-i tıbbiye adı altında birleştirilmesiyle faaliyete başlayan okulun materyalist anlayışa yaklaşması viyana üniversitesi hocalarından doktor bernard’ın 1838 yılında “muallim-i evvel” sıfatıyla göreve atanmasıyla mümkün olmuştur.
+
doktor bernard’ın anatomi derslerini kadavra üzerinde uygulamalı olarak göstermesi türk eğitim tarihinde önemli bir dönüm noktası teşkil eder. bu okulun kütüphanesinde de bilimsel içerikli kitapların yanında materyalist eğilimli kitapların bulunması okulun modern batı düşüncesinin türk gençliği tarafından tanınmasındaki yerini açıkça ortaya koymaktadır.
+
18. yüzyıl fransız materyalistlerine karşı görüşleriyle tanınan mac farlane, bu okula yaptığı bir ziyarette gördüklerine çok şaşırır. kütüphanedeki kitaplar arasında fransız materyalistlerinin kitaplarının çoğunlukta oluşu ve satır satır okunmuş olması onu hayrete düşürür.
+
tanpınar’ın deyişiyle ikinci tanzimat devri aydınının en tipik numunesini veren ziya paşa’nın bütün hayatı ve eseri tıpkı devri gibi acayip bir ikilik içindedir
+
ya bir kulu sevmiyor musun sen?
ya böyle ölüm değil mi erken?
+
kimdir bu aczi hâs kılan nev’i âdeme
kimdir bu nev’i eşref eden cümle âleme
+
halk edip insanları, hayvanları
sonra mahvetmek nedendir anları?
+
evet bir tıfl-ı ekber,
ki olmuştur elinde bu âlem bir oyuncak,
http://turkoloji.cu.edu.tr/YENI%20TURK%20EDEBIYATI/murat_kaciroglu_tanzimat_siiri_inanc_krizi.pdf

mizah, tanrı’dan bir armağan mı yoksa şeytanın getirdiği bir ceza yöntemi mi?
sosyal normların cezalandırma yaptırımı boyutunda ‘sosyal ceza olarak gülme’
+
insan anatomisi üzerinde gerginlik ve rahatlama paradoksu üzerine gerçekleşen gülme ve mizah, kas, solunum sistemindeki farklılaşmayla birlikte psikolojik sonuçları da beraberinde getirir.
https://www.folkloredebiyat.org/Makaleler/1878326297_fe-92-4.pdf

…… öte yandan paris ve londra’da hormonsal dengesizlikler nedeniyle anatomileri bozulan ve ‘yaratık’ imajı çağrıştıran yerlilerin sergilendiği insan zooları kurarak, yaptıkları zulümleri haklılaştırmaya ve sağduyulu vatandaşlarının tepkilerini önlemeye çalışmıştır.
+
bilim adamları ve bilim filozofları bilimi, bir zamanlar roma kilisesi’nin hristiyanlığı savunduğu tarzda savunmaktadır.
http://ulkunet.com/UcuncuSayfa/Mumtaz_Turhan_Sempozyumu_2626.pdf

siyahların neden siyah olduğu sorusu on sekizinci yüzyıl boyunca bilimcileri meşgul etmiştir. bazı anatomistler kara safra gibi fizyolojik nedenler aradılar ve hatta öne sürdüler.
+
beyaz ırk üstün bir zekâ, ahlak ve iradeye sahiptir.
siyahlar, hayvan tabiatı, ahlâk yoksunluğu ve duygusal kararsızlıkla belirlenen çok az kapasiteye sahiptir.
+
zenciler, beyazların istediği ve tasarladığı büyük şeylere hizmet etmek için yaratılmıştır.
+
siyah, sarı ya da beyazların fizyolojik veya anatomik yapılarına bağlı farklı yeteneklerinden değil, sosyolojik, tarihsel ve coğrafî koşullardan ileri gelmektedir.
https://pdfs.semanticscholar.org/1de9/0a18c315e1232f929ab8fc1efae88b868dd7.pdf

sistematik şiddete karşı bir adalet savunusu
(aile şiddetinden, bireyin vicdanına, toplumsal sorumluluğa, kosmosa)
http://tbbyayinlari.barobirlik.org.tr/TBBBooks/626.pdf

insan (taksonomik adıyla homo sapiens, latince “akıllı insan” veya “bilen insan”), homo cinsi içerisindeki yaşayan tek tür. anatomik olarak önce afrika’da ortaya çıkmış ve zaman içerisinde modern davranışlarına kavuşmuştur.
https://dspace.gazi.edu.tr/jspui/bitstream/20.500.12602/186804/1/9c7fb851fac3c8030f2009008559baa2.pdf

insanın sevebilmesi için önce görmeyi bilmesi lazımdır. görmek ise sadece bakmaktan ibaret değildir. çünkü bakmak görmenin çok daha altında bir seviyeye hitap eder. görebilen; ilgi gösteren, anlayan algılayan demektir. bu sayede sevginin derinliği artar. görmeyi sadece anatomik bir organ olan göz ile sağlamak mümkün değildir. bunun ötesinde bize özgü bir değerlendirme olan gönül gözü kavramı da önemlidir.
https://hukuk.deu.edu.tr/wp-content/uploads/2019/09/SULEYMAN-SUHEYLA-ZORLU.pdf

duru’nun kısa metinlerinde kendi yaşamsallığının etkisinde büyümüştür. anatomik yapısındaki değişimlerden çevresel etkilere kadar hemen hemen her şey onu yazmaya ve içini dökmeye iter.
http://www.akmb.gov.tr/userfiles/files/EskiErdem%20pdf/Erdem%20_65.pdf

bitkilerin, hayvanların anatomisi ve uzuvlarının faydalarıyla ilgili ilimlerde allah’ın rahman oluşunun nice inceliklerini görürüz.
+
mikelanj biliyorsunuz büyük heykeltıraş. vücuttaki altın oran kuralını bulan bir kimse. vücuttaki dokuların, organların, kol ve bacağın kaç santim, hangi oranda olduğunu bulan, anatomiyi çok iyi bilen ve heykeltıraş ustası, çok iyi heykel yapan.
https://www2.diyanet.gov.tr/DinHizmetleriGenelMudurlugu/YaziliYayinlar/Sempozyumlar/2011%20Hz.%20Peygamber%20ve%20Merhamet%20E%C4%9Fitimi.pdf

sihirbazların eşyaların şekillerini değiştirdikleri artık günümüzde kabul edilemez bir şeydir. zira bir canlıyı başka bir varlığa dönüştürmekle anatomisini değiştirmek bir bakıma hayatına son vermektir. kur’an’ın “mesh” olarak ifade bu durum dünya üzerinde vaki olmuş değildir.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/659253

kadın neden saygı görmüyor
+
dişi bir bakıma sakatlanmış erkektir
+
endonezya’da genç kızlar kadın ticaretinin kurbanıdırlar
+
çin toplumunda, üst sınıftaki kız çocukların ayakları küçük yaştan itibaren bağlanarak deforme edilmiştir. bu uygulama ile büyük fiziksel acılar çektiği ve sonuçta tamamen sakat kaldıkları bilinmektedir.
+
kadınları küçük ve sakat ayakları üzerinde güçlükle durması eski çin toplumu tarafından güzel ve soylu bir görüntü olarak kabul edilmektedir.
+
şiddet erkekle başlar.
+
şiddet olaylarının ilk elden tanığı olan kadın polislerin, karşılaştıkları vakalara göre şiddet tanımlarında çeşitli argümanlar karşımıza çıkmaktadır.
+
çalışmaya katılan 18 kadın polis çok farklı bölgelerde ve şehirlerde karşılaştıkları şiddet olaylarına bağlı olarak, aile içinde kadına yönelik şiddetin çok çeşitli nedenlerine vurgu yapmışlardır.
+
bayanların da yanlış yaptığı şeyler olduğunu inanıyorum.
+
döverde severde.
+
eğitim bizi yalnızlaştırıyor.
+
mala sahip çıkma
+
kadın olmak ayrıdır polis olmak ayrıdır.
+
kadın sorununa toplumun her kesimin sahip çıkması lazım.
+
gazete okumuyor bizim kadınlar.
+
kadına yönelik şiddeti bir kadın sorunu olarak görmemek lazım. bu bir erkek sorunudur.
+
önce bu adamın rehabilite edilmesi lazım.
hapishane gibi değil hastane gibi birimler devreye girmeli.
+
tıp bilimi mensuplarının cinsel suçlar dahil şiddet eylemleri açısından bilinçli müdahalelerde bulunabilmeleri açısından eğitilmeleri gerekmektedir.
+
polise inanmakla avukata inanmak farklı.
+
medya yaptığı yayınlar ile şiddeti özendirmemeli.
http://www.sdergi.hacettepe.edu.tr/makaleler/kadinaYonelikSiddeteKadinPolislerinBakisAcisi27Subat12.pdf

…… eğitim süresi 11-13 yıl arasında olanların, eğitim süresi 14 yıl ve daha fazla olanlardan; polis memurlarının, amirlerden ve eşi bir işte çalışmayanların, eşi bir işte çalışanlardan daha yüksek iş stresine sahip oldukları bulgusuna ulaşılmıştır.
https://arastirmax.com/en/system/files/dergiler/295/makaleler/10/3/arastirmax-polislerde-stresi-algisinin-kisisel-goreve-bagli-bazi-degiskenlere-gore-karsilastirilmasi.pdf

türk polis teşkilatında çalışan kadın polislerin sorunlarının, erkek meslektaşlarından çok farklı olmadığı, sorunların, kadın olmanın yanında polis olmaktan kaynaklandığı görülmektedir.
+
…… düşük olması gibi genel sıkıntıların yanında, toplumsal cinsiyet anlayışıyla toplumumuzun kadına yüklediği görevlerin başında gelen ev işleri ile ilgilenmek ve çocuk bakımı görevlerinin aksaması gibi sorunların olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır.
http://acikerisim.deu.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/20.500.12397/10857/261512.pdf

devletin işlevi, insanın doğal amacına uygun yetkin bir yasal düzeneğin altında yurttaşların iyi ve mutlu yaşamalarının koşullarını sağlamaktır.
+
evren tasarımı, evrenin oluşumu, dünyanın yaşanılabilir duruma getirilişi, insanın varoluşu, bu dünyada hangi ilkelere göre yaşayacağı, öldükten sonraki durumu ve tüm bu süreçte tanrının işlevi gibi konuları içerir.
http://www.maturidiyeseviotagi.com/wp-content/uploads/2015/04/Farabinin-toplum-ve-devlet-g%C3%B6r%C3%BC%C5%9F%C3%BC-doktora-tezi.pdf

ön alıcı ve önleyici saldırı kavramları birbirinden farklı kavramlardır ve bunların her ikisinin de uluslararası hukuka uygunluğu oldukça tartışmalıdır.
+
zoru henüz kolayken tasarla, büyüğü henüz küçükken yap! dünyanın zor işleri henüz kolayken gerçekleştirilmeli, dünyanın en büyük şeyleri, henüz küçükken yapılmalıdır.
+
güçlüler yapacaklarını yaparlar ve zayıflar katlanmaları gerekene katlanırlar.
http://www.ibaness.org/bnejss/2017_03_03/02_Donmez.pdf

devlet egemenliği ilkesinin uluslararası hukukta tamamlayıcı unsuru da karışmama ilkesidir.
https://savunmasanayiidergilik.com/images/uploads/Makale/GSD-9-Art-3-062009.pdf

kant’ta tanrının işlevi: spekülatif teolojiden moral teolojiye
https://www.academia.edu/38889739/Kant_ta_Tanr%C4%B1n%C4%B1n_%C4%B0%C5%9Flevi_Spek%C3%BClatif_Teolojiden_Moral_Teolojiye

patristik felsefe, putperestliğe, yunan felsefesine karşı hristiyan inancını savunmuş ve daha sonra benimsediği platoncu ve yeni-platoncu felsefeyle hristiyan inancını anlamlandırıp güçlendirmeye, onu putperestliğin ve gnostisizmin saldırıları karşısında korumaya çalışmıştır.
+
putperestlerin saldırılarına ya da gnostisizmin dinî spekülasyonlarma karşı korumaya, yanlış anlamaları önlemeye çalışmışlardır.
+
tanrı tanımazlık suçlamasına gelince, ona son derecede cesur ve kararlı bir karşı saldırıyla cevap verir: evet, hıristiyanlar romalıların tanrılarına tapmamakta ve imparatorlara kurbanlar sunmamaktadır.
+
ortada gerçek bir din yoksa o zaman da hıristiyanlar dine karşı saygısızlıkla veya tanrı tanımazlıkla suçlanamazlar.
+
tanrı tanımazlıkla suçlanması gerekenlerin tek ve gerçek tanrı’nın varlığını kabul eden hıristiyanlar değil, bu var olmayan, uydurma tanrılara tapan ve onlara kanlı törenlerle kurban sunanlar olduğunu ileri sürer.
+
….. dünyaya gelmesi gibi, tohumsu nedenlerini içlerinde taşıyan ve gizil halde bulunan şeylerin de zamanı geldiğinde kendiliklerinden aktif hale gelip gelmemeleri sorunudur ki, bu sorun tanrı’nın mutlak iradesi açısından yorumlanmaya ve değerlendirilmeye muhtaç bir durumdur.
+
evrenin işleyişi tanrı’dan bağımsız mıdır; eğer öyle ise bu durum tanrı’nın kudreti açısından bir sorun oluşturmakta mıdır? bir diğer deyişle, temel sorun, doğanın, tanrı’nın müdahalesi olmadan işleyip işlemediğidir.
+
eğer tohumsu nedenler, kendi başlarına iş görüyorlarsa, doğanın kendinde bir iç işleyişi var demektir ve tanrı bu iç işleyişe doğrudan müdahale etmez. bu durum, tanrı’nın sürekli yaratıcılığını savunan teizmden kopmak anlamına gelmektedir.
+
biz öyle bir tanrı’ya ibadet ediyoruz ki, bu tanrı, yarattığı doğaların hem varlıklarının başlangıç ve sonlarını hem de hareketleri tayin eder.
+
insan soyunun düzeltilmesini ve cezalandırılmasını amaçlayan savaşların başlangıcını, sürecini ve sonucunu belirleyen odur.
+
sadece ilk nedenleri değil, ikincil nedenleri de bilen ve düzenleyen odur.
+
şeylerin doğası, tanrısal irade ile varolmak zorundadır. sanki tanrı tohumsu nedenleri ilk kez yaratmakla kalmamakta, onlar aracılığıyla şeyler üzerinde en yüksek neden olarak da iş görmektedir.
+
sorun, tanrı’nın tohumsu nedenlerin işleyişlerini ve doğalarını değiştirip değiştiremeyeceği sorunudur. yani tanrı mutlak kudreti gereği, tohumsu nedenler aracılığıyla kurduğu doğal düzeni altüst edip, zeytin çekirdeğinden incir; insan sperminden at çıkartabilir mi?
+
tanrı’nın kendi planladığı doğa düzenini bozacağı önerisinden kaçınmak için, mucizelerin, yaratılış anında, doğa düzeninin içine ekilmiş tohumların işlerinden ibaret olduğunu ileri sürmektedir.
https://avys.omu.edu.tr/storage/app/public/haydin/129665/orta%C3%A7a%C4%9F%20felefesi.pdf

kierkegaard’ın babası michael pedersen kierkegaard’ın işlediği iki günah özellikle onun bu tür bir düşünceye dalmasına sebep olmuştur.
+
kierkegaard’ın yapı itibariyle saldırgan bir düşünür olmasının bu duruma etkisi olduğu gibi konunun temelinde daha ciddî felsefî ve dinî kaygıların olduğu makalemizde ortaya konulmaya çalışılacaktır.
+
kierkegaard saldırgan bir düşünürdü ve belirttiğimiz gibi danimarka devlet kilise’sinin dünyaperestliği ile hegel metafiziğinin verimsizliği kierkegaard’ın başlıca hücum hedefleri idi.
+
yaşamınızı boşa harcamayın, zamanınızı öldürmeyin, vaktinizi uykuda geçirmeyin, uyanın ve insan olun.
+
zaman zaman kiliseye karşı olanların büyük bir kısmı, çoğu zaman babalarıyla sorun yaşayan insanlar olduğu ifade edilmiştir.
+
kierkegaard’ın kiliseyi düzeltmek için yaptığı saldırıları kurumsal bir değişikliğe yol açmadıysa da çok sayıda din adamının tutumlarını gözden geçirmelerine ve hatta görevden ayrılmalarına neden oldu.
https://core.ac.uk/download/pdf/51374945.pdf

bu çalışmanın sonucunda yoğun bakım hemşirelerinin bakım kavramını daha çok hijyen sağlama olarak algıladıkları ve bakım kavram algısının istendik düzeyde gelişmediği belirlendi.
http://openaccess.inonu.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11616/7938/Tez%20Dosyas%C4%B1.pdf

bakım kavramına ilişkin yaklaşık 40 yıldan beri yazılar bulunmakla birlikte günümüzde hala kavramla ilgili belirsizlikler nedeniyle tanımlanmasının zor olduğu belirtilmektedir.
+
bu kavram, hemşirelik melseğinin temel çatısını oluşturmasına karşın hemşirelik literatüründe henüz tam anlamıyla açıklanamamıştır.
+
bu yazıda, bakım kavramının analizi yapılarak, kavramın anlaşılırlığına katkıda bulunarak, hemşirelerin uygulamalarının her birini bu kapsamda irdelemeleri ve farkındalık kazanmaları hedeflenmektedir.
https://acikerisim.deu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12397/4597/137-140_altiok.pdf

bireyselleştirilmiş bakım, hastaların klinik durumları ile ilgili kişisel özelliklerini, kişisel yaşam biçimini ve tercihlerini, kendi bakımını etkileyebilecek kararların alınma sürecine katılımını göz önünde bulunduran hemşirelik bakım hizmetinin bir öğesidir.
+
aynı zamanda hastaların iş, ev, boş zaman ve hastalık ile ilgili deneyimlerini, fiziksel göstergeleri ve öncelikli baş etme yöntemlerine ilişkin davranışlarını, düşüncelerini ve algılarını ele almaktadır.
+
bireyselleştirilmiş bakım yaklaşımını benimseyen hemşireler; hastaların eşsiz birer birey olduklarının farkında olup hemşirelik bakımını hastaların deneyimleri, davranışları, düşünceleri ve algılarını dikkate alarak hastaları ile birlikte planlar, ……
http://static.dergipark.org.tr/article-download/8cfe/ef82/343b/JA39BA57NY/5c74eb7bbbf18_abc5c217f997daf977c5882f89300069.pdf

insanın ilahi bir ruh ile ilişki araması olarak tanımlanan spiritüalite, bütüncül bakım felsefesinin vazgeçilmez boyutlarından biridir.
+
her insanın spiritüel bir boyutu vardır. bu nedenle, yaşamı tehdit eden hastalık gibi olumsuz durumlarda, karşılanması gereken spiritüel gereksinimler ortaya çıkmaktadır.
+
yoğun bakım ünitelerinde hastaların fiziksel ve psikolojik gereksinimleri ile birlikte spiritüel gereksinimlerinin de karşılanması gerekmektedir.
+
spiritüel inanç ve değerler bir din ile bağlantılı olabilir ya da olmayabilir. dini inançları olmayan insanların da spritüel boyutları vardır.
+
bireyin insanın tabiatını anlama ve ruhsal acılarına çare bulma çabası ve inançlarının tehdit edildiğini düşündüğü anlarda ortaya çıkan spiritüel sıkıntı, spiritüel bakım kavramını ortaya çıkarmıştır.
+
spiritüel bakım, hastanelerde yatarak tedavi gören hastaların tıbbi tedavilerine müdahalede bulunmamak şartı ile talep eden hastalara manevi telkinde bulunmak, onları manevi ve moral yönünden desteklemek, ibadetlerini hastalıklarının verdiği imkânlar çerçevesinde yerine getirmelerine rehberlik etmek ve yaşama umutlarını desteklemek amacıyla sunulan manevi destek hizmetler olarak tanımlanmaktadır.
+
spiritüel bakım yüksek kaliteli bakımın bir parçasıdır ve hemşirenin sorumluluğundadır.
https://www.journalagent.com/jaren/pdfs/JAREN_3_1_37_42.pdf

bir yazarın adı nedir? nasıl bir işleve sahiptir?
+
yazar adı belli bir söylemler bütününün sürekliliğiyle ilişkilidir.
+
yazar kurmaca bahanesiyle her şeyin söylenmesine izin verilen bir kurumda sözünü söyler.
+
edebiyat uzamı, yalnızca bir kurumsallaşmış kurgunun değil, ayrıca ilkece insanın her şeyi söylemesine olanak tanıyan bir kurgusal kurumun alanıdır.
+
edebiyatın yasası, “kurumun dışına taşma eğilimi gösteren bir kurumdur”. o halde, edebiyat hem kurumsal bir uzam hem de bir karşı-kurumsal kurumdur; koruyucu ve yıkıcı olabilir.
+
insanlara uzanmaktan söz ediyorsunuz, anladıkları yalnızca bedenin uzanması oluyor.
http://monografjournal.com/sayilar/8/yok-olus-arzusu-olarak-yazar-monograf-sayi-8.pdf

güzel, mütenasip bacaklar en az görülen şeylerdendir. çok defa oyluk kemikleri ya fazla uzun, yahut fazla kısa olur, vücudün tenasubünü bozarlar.
+
kadın kemiği tabii olarak ince olduğundan normal halde ayak bilekleri de ince olurlar, baldırlarla ayak arasında mutlaka. bir ince kısım bulunur.
+
…. bileğe hiç te normal olmıyan bir kalınlık ve çirkinlik verir.
+
çocukluğunda bu hareketleri yapmış olan genç kızın bacakları mutlaka mütenasip ve güzel olur.
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/GAZETE/tan/tan_1937/tan_1937_nisan_/tan_1937_nisan_29_.pdf

kadın kemikleri çoğunlukla daha hafif ve daha küçüktürler. çünkü gelişmelerini daha erken tamamlarlar.
https://acikerisim.aku.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11630/3851/194092.pdf

herkes bilir ki kadın kemiği erkek kemiğinden, daha küçük, daha ince, çok narin olur.
+
kafa tası da farklıdır. kadının kafa tası daha küçük, daha hafif ve daha uzuncadır.
+
böyle küçük kafanın içindeki beyin de daha küçük olur. şu kadar ki ikisinin de küçüklüğü aynı nisbette değildir. kadının beyni kendisinin kafa tasına nisbetle, erkek beynine göre daha büyük gelir. bundan dolayı kadın erkekten daha sinirli ve erkeğe hakim olur.
+
tabiat kadına hükmünü geçirtmek için bir de kuvvetli silah vermiştir. kadınlarda alt çene kemiğinin kafa tasına nisbeti erkeklerdekinden daha az olur. bunun için kadınların alt çene kemiği hafiftir. bunun neticesindeki kuveti izaha lüzum görmezsiniz.
+
hafif olan alt çene kemiği mutlaka düşük olur, denilemezse de söz söylemeğe daha uzun müddet tahammül edebilir. erkek çenesi artık kımıldamıyacak kadar yorulduğu vakit kadın söz söylemekte devam eder.
+
şairin dediği gibi, söz harb meydanlarında kılıçları ve mızrakları bile durdurur.
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/GAZETE/ulus/ulus_1938/ulus_1938_nisan_/ulus_1938_nisan_6_.pdf

çürük oluşumuna başlıca üç temel etken vardır. bunlar fermente olan karbonhidratlı besinler, ağızdaki bakteri-enzim sistemleri ve dişlerin anatomik yapılarıdır.
https://www.gecekitapligi.com/Webkontrol/uploads/Fck/cilt_3.pdf

bir büronun beyaz yakalı çalışanlarında kas-iskelet sistemi yakınmaları ve ilişkili faktörler
+
kadınlarda son bir yıl içinde herhangi bir kis şikayetine sahip olma sıklığı erkeklere göre anlamlı olarak fazlaydı.
+
işe bağlı kas iskelet hastalıkları (kis), çalışma ortamında tekrarlı fiziksel hareketlere maruz kalma sonucu kas, sinir, tendon, eklem, kıkırdak, diğer yumuşak dokular ve spinal disklerin hasarı veya hastalığı olarak tanımlanmaktadır.
+
kis rahatsızlıkları özellikle eğilme, doğrulma, tutma, kavrama, bükme ve uzanma gibi basit vücut hareketlerinden kaynaklı meydana gelmektedir.
+
dünya ölçeğinde saptanan tüm kas iskelet sistemi hastalıklarının yaklaşık %30’unun işe bağlı olduğu belirtilmektedir.
+
sakatlık yükü sıralamasında kis hastalıkları %9,9 ile üçüncü sırada yer almaktadır.
https://www.journalagent.com/kocaelitip/pdfs/KTD-91668-ORIGINAL_ARTICLE-KURNAZ_AY.pdf

eski türk inancında iskelet yani kemikler kutsaldır ve ölümden sonra bedenden geri kalan tek bölümdür. kemikleri yok etmek hayatı, nesli yok etmektir.
https://www.acarindex.com/dosyalar/makale/acarindex-1423873275.pdf

aşık kemiğinin latince adı olan talus kelimesinin etimolojik kökeni helenistik ve roma dönemleri kumar oyunlarına dayansa da, aşık kemiklerinin neolitik dönem’den günümüze dünyanın pek çok bölgesinde çocuk oyunu, kumar, falcılık ve kozmolojik aktivitelerde zar olarak kullanıldığı arkeolojik ve etnografik verilerden bilinmektedir.
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/6021/10237901.pdf

aşı yapmak ile de ilişkili olan ve son derece eski bir türkçe ibare olan aşı, türk mitolojisinde insan ve hayvanların bazı büyülerle diriltilebileceği “aşık kemiği” ile de ilişkili olması son derece dikkat çekicidir.
+
yeterince zengin olmayan ve altından oluşan bir elbiseye sahip olamayan türk veya altaylı da eğer iskeleti veya beyni gibi organları aşı toprağıyla sarılıp korunursa toprağın altında yeterince kalınca altına dönüşeceği inancıyla korunmuş ve günün birinde yüce dağların üstünde yer alan “süt gölü” cennetine ulaşma şansını yakalamış oluyordu.
https://www.ayk.gov.tr/wp-content/uploads/2015/01/%c3%87OBANO%c4%9eLU-%c3%96zkul-T%c3%9cRK-M%c4%b0TOLOJ%c4%b0S%c4%b0NDE-AL-D%c4%b0N%c4%b0-VE-OKRA-%c4%b0L%c4%b0%c5%9eK%c4%b0S%c4%b0.pdf

güzel bir kadın polis yaklaştı.
+
özür dilerim, size kelepçe takmak zorundayım.
+
polis hanım, bana o yemeği yedirmedi.
+
polis hanım, gözümün içine baka baka, yüzbaşıya, ‘burada böyle bir ilaç yok ki’ dedi!
+
bir yanınızda polis, bir yanınızda asker var.
+
polis hanım beni rapor etti.
+
kadın polisler ve kadın gardiyanlar. erler kapıda bekliyor.
+
ne kirli kafanız var.
+
kadın polis, gelip, “yürü” dedi.
+
revirde sekiz dikiş atılacaktı, “hiçbir şeycik olmaz” denen yaraya.
+
şu dönemde en kötü sınavı verenler doktorlar oldu.
+
önce askersiniz, sonra doktor.
+
vitamin vermezler ki, direnciniz artmasm.
+
sabah doktor çağırmıştım, şimdiye dek gelmedi.
+
beni bir daha doktora gitmeye tövbe ettirecek, onur kırıcı bir biçimde muayene ettiler.
http://muharrembalci.com/kitaplik/kitapozet/291.pdf

“polis olmak için başörtüsünü çıkarmayı düşündün mü hiç?” diye sordum. “polis sınavına girmek için de başını açmak gerekiyor ve ben açtım” dedi.
https://emekveadalet.org/wp-content/uploads/Yeni-Tu%cc%88rkiyede-Kad%c4%b1n-Politikalar%c4%b1-ve-Kad%c4%b1n-Mu%cc%88cadelesi.pdf

çocuk polislerinin kendilerine yönelik algılarını olumlu yönde arttıracak, sosyal destek ağlarını genişletecek ve aynı zamanda dünyaya ve kendisine yönelik algılarını şans ve rastlantısallık varsayımlarından uzaklaştıracak çalışmalara gereksinim olduğu …
https://atif.sobiad.com/index.jsp?modul=makale-goruntule&id=AW0gyQsoyZgeuuwfSPMZ

türk polislerinin iyi bir fiziksel uygunluğa ve somatotip özelliklerle sahip oldukları belirlenmiştir.
https://j-humansciences.com/ojs/index.php/IJHS/article/download/1887/845/

polislere sağlıklı beslenme konusunda doğru bilgi sağlanmalı ve farkındalık oluşturulmaya çalışılmalıdır.
http://dspace.baskent.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11727/2542/10124285.pdf

…… flört ederek evlenen polislerin evlilik uyumu görücü usulü ile evlenenlere göre daha düşük iken, evlilikte problem çözme beceri ile evlilik biçimi arasında fark bulunamamıştır.
http://acikerisimarsiv.selcuk.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/14370/509729.pdf

demokratik polislerden hem hükümetlerin taleplerini yerine getirmesi hem de halkın özgürlüklerine saygı gösterilmesi beklenir. bu durumda polis halkla hükümet arasında sıkışmış durumdadır.
http://tid.gov.tr/Makaleler/Polis%20Te%C5%9Fkilatlanmas%C4%B1n%C4%B1n%20Farkl%C4%B1%20%C3%9Clkelerden%20%C3%96rneklerle%20Kar%C5%9F%C4%B1la%C5%9Ft%C4%B1r%C4%B1lmas%C4%B1.pdf

polis memurlarının eğitim düzeyi arttıkça suç işleme eğilimlerinde önemli bir azalma meydana geldiği tespit edilmiştir.
http://alicaglar.net.tr/StaticFiles/file/egitim-duzeyi-suc-iliiskisi-turk-emniyet-teskilati-ornegi.pdf

polis teşkilatının yeterince bilgi sahibi olmadığı, kadının polise müracaatında evine geri gönderildiği ve bu nedenle tekrar şiddet görme olasılığının arttığı tespit edilmiştir.
http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2012-99-1176

hollanda polisinin dünyası neredeyse devamlı hareket içindedir. çünkü polis, toplumun içinde yer alan ve alması gereken bir kuruluştur.
+
kadınların oranı %18 civarındadır.
https://politieacademie.nl/kennisenonderzoek/kennis/mediatheek/PDF/2813%20(Turks).pdf

tıp fakültesi öğrencilerinin anatomi eğitimi ile ilgili görüş ve önerilerini belirlemeyi amaçlayan çoktan seçmeli sorular, cevap seçenekleri ve işaretlenme oranları tablolar halinde gösterilmiştir.
+
açık uçlu sorulara verilen yanıtların incelenmesiyle, öğrenci sunumu şeklinde yapılan aktif katılımlı derslerin verimsiz olarak değerlendirildiği, aktif görev alan öğrencilerin dışında kalanların konuyu anlamada güçlük çektikleri belirlendi. ayrıca öğretim üyelerinden daha yapıcı bir diyalog ve ilgi bekledikleri de tespit edildi.
http://static.dergipark.org.tr/article-download/imported/5000140310/5000128374.pdf

öğrencilerin geri bildirimlerinin eğitimde amaçlanan değişiklik ve gelişmelere yön vermek anlamında ipuçları içerdiği görülmektedir. öğrenciler daha çok interaktif, uygulamalı, kadavranın da yer aldığı anatomi derslerini tercih etmektedir.
+
çalışmanın ileriki yıllarda öğrenciler klinik stajlara başladıktan sonra, öğrenilen anatomi bilgilerinin nerede ne kadar işlerine yaradığı, anatominin hangi konularında bilgi açığı hissettikleri ile ilgili bir çalışma yapılması planlanmaktadır.
http://static.dergipark.org.tr/article-download/imported/5000140429/5000128482.pdf

quesnay’e göre, bir doktorun hastasını iyileştirmesi için nasıl hastasının fizyolojisinin bilmesi gerekiyorsa, toplumu anlamak için de buna benzer bir yöntem gerekir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/727169

toplumsal kurumlar iki türlü incelenir:
…… anatomik inceleme denir.
…… fizyolojik inceleme denilir.
http://kitaplar.ankara.edu.tr/dosyalar/pdf/689.pdf

mutluluk hali olan “tabiat hali” sona erecek, hürriyet ve eşitliğin olmadığı, zulmün anarşinin boy gösterdiği, mülkiyet hırsıyla bezenmiş bir toplum modeli olarak “medeni toplum” ortaya çıkacaktır.
+
bir toprak parçasının etrafını çitle çevirip ‘bu bana aittir’ diyebilen, buna inanacak kadar saf insanlar bulabilen ilk insan, uygar toplumun gerçek kurucusu olmuştur.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/357731

medeniyet değirmenlerinin karşısındaki, ticâret tarlalarına diktim,
hemen, kuyumcunun eviyle papazın evinin arasına,
birlik olup, tam üzerine taş döşediler, …..
+
içinde sükunet ve cefa olan bir bahçeden kalkıp,
hengâmesi her yeri saran bir şehre vardım,
+
maddenin, mânâ üzerinde hakimiyet kurmasını kabul etmeyen reyhânî, çevreci bir yaklaşımla, şehrin ve medeniyetin tabiatı kuşatmasına, âdeta ona baskın yapıp şâirin ve filozofun ilham kaynaklarını kurutmasına şiddetle karşı çıkmaktadır.
http://isamveri.org/pdfdrg/D00193/2006_15_2/2006_15_2_SAHINS.pdf

tırnak uzadığı zaman insanın derisini yırtar; karşısındakine, kendisine zarar verir. altına kirler toplanır, mikroplar toplanır… çeşit çeşit mikropların barındığı ve insana zarar verdiği bir mıntıka olur.
+
şu insanın kafatası… vur bir tekme geç. öyle şey yok. şu insanın kemiği… eskiden mezarlık varmış burada, çoluk çocuk oynasın… öyle şey yok. insanın her şeyi gayet muhteremdir.
+
öldü; kemiğini yakalım, şu işte kullanalım! yağını sabun yapalım, bilmem nesini…”
öyle şey yok! müslümanın her şeyi muhteremdir.
+
sen bana akıl verdin, iz’an verdin, göz verdin, kulak verdin, el verdin, ayak verdin… islâm verdin, iman verdin… kadın verdin, çoluk verdin, çocuk verdin, itibar verdin, mevki verdin, makam verdin…
http://www.esadcosankulliyati.com/arsiv/kitap/hadisdersleri/hadisdersleri3.pdf

devlet aile olmadan işlevini gerçekleştiremez; aynı şekilde ailenin de devlet olmadan işlevini yerine getirmesi mümkün değildir. devletin vatandaşlarını yetiştirmenin yanı sıra, ölüleri defnetmek de aileye düşer.
http://openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/5032/Hegel%20Heidegger%20ve%20Levinas’ta%20%C3%96l%C3%BCm%C3%BCn%20Kurucu%20Rol%C3%BC.pdf

engelli tuvaleti/banyosu veya tutamağı bulunmadığı
+
engelli bir mahpusun duş alırken ve lavaboyu kullanırken son derece zorluk çektiği
+
engelli bir kadın mahpusun çok zorlandığı
https://tihek.gov.tr/upload/file_editor/2019/07/1562845586.pdf

hiçbir sorunumu çözmüyorlar, dilekçelerimin cevabını vermiyorlar, ihtiyaçlarım karşılanmıyor, dilekçe ve mektuplarım dışarıya gönderilmiyor ve engelleniyor.
+
hormon tedavisi engellenen mahpuslar da bulunmaktadır.
http://pembehayat.org/uploads/editor/files/turkiyede_trans_kadin_mahpuslar.pdf

bolu f tipi hapishanesinde kalan bir mahpusun engel oranının %70‟den %30‟a bilerek düşürülmesi ve daha sonra itiraz üzerine yeniden %70‟e çıkarılması bu ayrımcılığın önemli örneklerinden biridir.
http://eczozgurozel.com/dosyalar/hasta_mahpuslar_raporu.pdf

hapishanede engelli, yabancı, lgbti olmak
https://ozelihtiyaclimahpuslar.files.wordpress.com/2015/07/occ88zel-ihtiyaccca7larc4b1-olan-mahpuslar-raporu-2014-15.pdf

hele türkiye cumhuriyetinde ölüm haberi vermek daha da zor
+
bir gözünle hastaya bakarken diğer gözünle hasta yakınına bakacaksın!!!!
+
acil servis personelinden ve din görevlisinden yardım
+
ah şu kadınlar!
http://file.atuder.org.tr/_atuder.org/fileUpload/cUW7m7kdETqG.pdf

dünya, allah (c.c) tarafından bizlere bir mekan olarak bahsedildiği için, fizyolojik, biyolojik, anatomik yapımıza göre bazı imkanlar ve uygun şartlar hazırlanmıştır.
+
erkeklerin kadınlardan üstün oldukları yerler:
erkekler, fizik ve anatomik yönleri ile bütün canlılarda olduğu gibi üstün ve kuvvetli yaratılmışlardır.
http://derindusun.com/depo/e-kitap/EmineSenlikoglu-GencliginimaniniSorularlaCaldilar.pdf

ölseydim de unutulup gitseydim!
+
hz.meryem‘in insanlardan utanarak dininde kötü bir kadın olduğunun zannedilmesinden veya bu durumda kendisine birinin iftira etmesinden korktuğu için ölmek istediği dile getirilmektedir.
+
âyette, hz. meryem‘in psikolojik acılarının yanında fizyolojik sancıların pençesinde de kıvranmakta olduğu ve bundan dolayı bu sözleri söylediği anlaşılmaktadır.
http://acikerisim.lib.comu.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/COMU/662/Ahmet_Erdincli_Tez.pdf

kadın anatomisi, üreme sağlığı ve günümüzde yaygın olan meme kanseri ve rahim ağzı kanseri gibi kadın hastalıkları konularında daha da bilinçlendiğimiz söyleşimiz başarıyla tamamlandı.
https://www.hkmo.org.tr/resimler/ekler/d95fb528f49f74e_ek.pdf

diğer nadir vakalarda, x kromozomunun sadece bir kopyası (45, x) veya x kromozomunun yapısal anomalileri olan kadınlar, x’e bağlı çekinik bir durumu gösterebilirler.
+
kırmızı-yeşil renk körlüğünden sorumlu genler erkeklerdeki genetik bozuklukların en yaygınlarından birisidir.
+
cinsiyete ait olmayan x’e bağlı genler de erkek tipi kellikten sorumludur (bu genlerin çoğu sadece kadın fiziksel ve anatomik özellikleri ile ilişkili değildir).
http://dekaum.deu.edu.tr/wp-content/uploads/2019/01/2._Uluslararasi_Kadin_Kongresi_-_Bildiri_Ozeti_Kitabi.pdf

tdk sözlükte kadın bekaretine dair saptanan bazı kelimelerin karşılıkları bekaretin anatomik bir şey olduğu iddia etse de bekaretin ve bekaretle ilişkili anatomik tanımların toplumsal cinsiyetle ve toplumsal cinsiyetin de ötesinde çok çeşitli toplumsal anlamlar yüklenmiş ……
+
kadınların anatomi kitaplarıyla seyrek karşılaştıkları, bu kitaplarda vajinanın yapısı ve doğum gibi bilgilere ulaşabildikleri, ancak himen konusunda doyurucu bir yahut kapsamlı bir bilgi edinemedikleri görülmektedir.
+
tez kapsamında görüşülen kadınların ifadelerinde anatomi kitapları yer tutmamaktadır. yalnızca iki kadın bundan bahsemektedir.
+
anatomi kitaplarının yerini zamanla güzin abla’nın aldığı, güzin abla”ya son 20 yıldır haydar dümen’in, haydar dümen’e de tv’deki tıp ve sağlık programlarının eklendiği, ……
+
kadının anatomik olarak kızlık zarının olmaması anormal ya da istisna mıdır? kanamalı olan niye normal olandır? bu normu kim belirlemekte, ayrıca aşırı kanama durumu yalnızca kadının zar yapısından mı kaynaklıdır?
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/ET001147.pdf

kadının eğe kemiğinden yaratılması, elbette anatomik bir bilgi değildir.
http://isamveri.org/pdfdrg/D00018/2004_21/2004_21_GUNESA.pdf

kadın eğe kemiğiden yaratılmıştır. eğe kemiğinde en eğri yer ise en üst noktasıdır. şayet onu düzeltmeye kalkışırsan kırarsın, ama kendi haline bırakırsan eğri olarak kalır gider.
https://silo.tips/download/kadnnaile-iindeki-konumu

medine’ye geldiğimizde burası allah’ın en vebâlı yerlerinden biriydi. buthan’dan pis su akardı. muhacirler, medîne’yi temizlemeye özen gösterdiler ve çoğu, buhur yakarak onun havasını temizlemeye başladılar.
https://dergipark.org.tr/en/download/issue-full-file/26793

anatomi ve fizik bilgini gallen, müziğin akrep ve böcek sokmalarına karşı bir panzehir olduğunu söyler. athennoaops, hasta bölgenin üzerinde çalgı çalarak ağrı tedavi etmiştir. aristidis, teofrastos, platon, asclepiades, xnocrates, cicero ve celsus musiki ile akıl hastalıklarını tedavi etmişlerdir.
http://www.yeditepehastanesi.com.tr/geleneksel-ve-tamamlayici-tip-bulteni//files/assets/common/downloads/Geleneksel%20ve%20Tamamlay.pdf?uni=8491a88113897d7714ff7eefe85caadf

ebû ali ibn-i sînâ (ö. 428/1037)’nın el-kânûn isimli eseri de sistematik bir anatominin yanı sıra özgün bir ilm el-cirâha’ (cerrahi bilgisi) zikretmektedir.
+
göz anatomisine ve fizyolojisine dair kesin bir bilgiye ise ibn-i el-heysem sahipti” diyerek, tarihî gerçeği bilimsel bir gerçek olarak ortaya koymaktadır.
+
göz anatomisi ve terminolojisi bağlamında hirschberg şöyle demekte: “biz, yunanlardan değil, daha ziyade araplardan, yani arapların ortaçağ latince tercümelerinden, göz tabakalarının ve sıvılarının bugün kullanılan isimlerine sahibiz.” hirschberg göz anatomisine ilişkin ayrıca şunları eklemekte: “er-râzî [ö. 313/925]’nin el-mansûri kitabının bize aktardığı önemli şeylerden birisi de ışık düşmesinde göz bebeğinin daralmasıdır.
+
günümüze ulaşmış en eski anatomik göz resmi huneyn b. ishâk (ö. 259/873) ’dan gelmektedir.
https://www.uskudar.bel.tr/userfiles/files/2019/Fuart_Sezgin_Kitap_SML.pdf

eyyûbiler döneminde abdullatif el-bağdadi anatomi sahasında galen’in altçene kemiğinin iki kemikten ibaret olduğu bulgusunu çürütmüş ve onun tek kemik olduğunu tespit etmiştir.
http://www.sosyalarastirmalar.com/cilt7/sayi32_pdf/4ilahiyat/dundar_mahmut.pdf

müslüman âlimler, ilim öğrenmek ve bunu paylaşmak konusunda hassas davranmışlar ve üzerlerine düşen görevi yerine getirmişlerdir. müslümanların kaleminden çıkan en eski eserlerde bile bilginin önemi, mahiyeti, ahlak ve adabı, işlevselliği konularında bölümler oluşturulması, islam medeniyetinin bilgi temelinde inşa edildiğinin bir göstergesidir. matematikten astronomiye, tıptan anatomiye, musikiden edebiyata kadar pek çeşitli alanları kuşatan geniş bir bilimsel sahada çalışmalar yapılmıştır. bugün insanlığın hizmetinde olan bilimsel birikimin temelinde müslüman ilim adamlarının emekleri olduğunu bir bilim tarihi kitabından tespit etmek mümkündür.
http://aok.meb.gov.tr/kitap/aol-kitap/Din-Kulturu/dinkulturu-1/din_kulturu_1.pdf

halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi
olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.
+
tedavi sıralaması; önce söz, sonra bitki ve en son bıçak.
+
birisi için besin olan, diğeri için kuvvetli bir zehir olabilir.
+
besinler ilacınız; ilacınız besinler olsun.
+
her madde zehirdir, zehir ile ilacı ayıran dozdur.
+
sağlık istersen çok yeme, saygı istersen çok deme.
+
önce, zarar verme.
+
her şeyin fazlası doğaya aykırıdır.
+
yürümek en iyi ilaçtır.
+
hastalık yoktur, hasta vardır.
+
ağlamak derde deva olsaydı, eczane soğan satardı.
+
doktorun hatasını eczacı, eczacının hatasını mezarcı temizler.
+
ilaçla tedavide eczacı kalite güvencesidir.
+
yeni çıkan ilacı ilk; terk edilmiş ilacı son kullanan olma.
+
acıkmadan yeme, doymadan kalk.
+
önlemek, tedavi etmekten yeğdir.
+
insanlar önce para kazanmak için sağlıklarını, sonra da sağlıklarını kazanmak için paralarını harcarlar.
+
hareket sağlıktır.
+
bahar kokulu da olsa hiçbir kimyasal, çevre dostu olamaz.
+
doğa, zaman ve sebat, üç büyük hekimdir.
+
ayağını sıcak tut, başını serin;
gönlünü ferah tut, düşünme derin.
+
bilmediği otu yiyen keçinin karnı ağrır.
+
soğuk algınlığı, ilaç içersen yedi günde; içmezsen bir haftada geçer.
+
epilepside ani ilaç kesilmesi, sıkıştırılmış valizin ani açılmasına benzer.
+
sulu yaraya sulu pansuman uygulanır.
+
suya sabuna dokunun.
+
su, hava ve saflık benim başlıca eczalarımdır.
+
içimden geldiği gibi çalışıyorsam sağlığım yerindedir.
+
palyaço aspirine benzer, gücünün iki katı kadar etki eder.
+
eczacı dediğin gözünü kapatarak düşünebildiği gibi gözünü açarak da görmesini bilmelidir.
+
yürek nabızla konuşur.
+
katlanılması en kolay ağrı başkalarının çektiği ağrıdır.
+
benzeri benzerle tedavi ediniz.
+
etiksiz bilim kör, bilimsiz etik boştur.
+
bilim ve sanat takdir görmediği yerden göç eder.
+
kütüphane aklın eczanesidir.
+
dünyaya iyi davranın. o size ailelerinizden miras kalmadı, onu çocuklarınızdan ödünç aldınız.
+
temiz eller, dolu ellerden daha değerlidir.
+
en iyi ilaç huzurdur.
+
ağrıyı dindirmek ilahi sanattır.
+
tanrı, doğada ilacını sağlamaksızın hiçbir hastalığa izin vermez.
+
hastalık dediğin şey atla gelir, yaya gider.
+
hastalık hissedilir de sağlık hissedilmez.
http://www.eczaakademi.org/images/upld2/ecza_akademi/20140820110443eczacilikta%20sozun%20demi%20bellevue%20font%20(18).pdf

endülüs müslümanları tıp sahasında da önemli gelişmeler kaydettiler. bunda daha önce doğu’da yapılan çalışmaların büyük payı vardı. ancak endülüslüler doğu’dan aldıkları bilgilere pek çok katkıda bulundular ve özellikle hayvanlar üzerinde yaptıkları çalışmalarla fizyolojide önemli başarı sağladılar. fizyoloji ve anatomide galen ve hipokrat gibi klasik dönem hakîmlerinin bilgilerinden faydalanmakla beraber onların bazı hatalarını da düzelttiler.
http://auzefkitap.istanbul.edu.tr/kitap/ilahiyat_ue/islamtarihiI.pdf

hz.peygamber’in biyolojiye dair bilgileri geleneklerden gelen bilgilerdir. bunun yanında kesilen hayvanlardan ve savaş meydanlarında öldürülüp kesilen insanlardan da anatomiye dair bilgiler elde edilebilmekteydi. biyolojiye dair bilgiler bağımsız olarak değil, tıp dahilinde farklı kültürlerelen gelmiştir. bu sebepten dolayı biyolojiye dair bilgiler sadece anatomi ile ilgilidir. ayrıca hadislerde insanın yaratılışıyla ilgili bilgilere de rastlamaktayız.
http://static.dergipark.org.tr/article-download/31b3/3a22/248e/5808b4725ee9d.pdf

rasûlullah’ın izin verdiği şeylerden yola çıkarak, rasûlullah’ın bunların üretimine de izin verdiğini belirtmiş, anatomi, tıp, antropoloji gibi bilim dallarında canlı varlıkların resimlerine ihtiyaç duyulduğunu ve bunlara karşı islâm’ın hoşgörü ile yaklaştığını söylemiştir.
http://acikerisim.erbakan.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12452/804/10032960.pdf.pdf

modern iktidarı, “yaşam üzerinde yürütülen iktidar” olarak kavrayan foucault‟ya göre bu iktidar egemenliğini başlıca iki biçimde sürdürür: birincisi, “bedenin disiplinleştirilmesini, yeteneklerinin geliştirilmesini, güçlerinin gasp edilmesini, yararlılığının ve uysallığının buna koşut artmasını, etkili ve ekonomik denetimler sistemiyle bütünleştirilmesi”ni sağlayan, bedeni bir makine olarak devreye sokan “disiplinler” yani “insan bedeninin bir anatomi politiği”. ġkincisi ise “üreme, doğurganlık ve ölüm oranı, yaşam beklentisi, sağlık düzeyi, yaşam süresi ve bunların değişimine yol açabilen bütün koşullar”ın yönetimini hedefleyen, bedenin biyolojik süreçlerine ve yaşam mekaniğine odaklanan “düzenleyici denetimler” yani “nüfusun bir biyo-politiği”dir.
https://acikerisim.bilgi.edu.tr/bitstream/handle/11411/1461/Nusayrilik%20S%C4%B1r%20ve%20direni%C5%9F.pdf

m. ö. 331 yıllarında iskender ilk defa anatomi ve fizyoloji bilgilerine önem veren üniversiteyi kurmuştur. şüphesiz ki hemşirelik bu çağlarda henüz anlam kazanmamıştır.
https://services.tubitak.gov.tr/edergi/user/yaziForm1.pdf?cilt=13&sayi=151&sayfa=42&yaziid=2399

modern eğitim kurumlarının öğretime xıx. yüzyılda başlaması, “mekteb-i tıbbiye”nin kurulması ve bu dönem osmanlı aydınlarının fizyoloji, zooloji, anatomi bilgilerini bu okullardan alması, yabancı hocaların da eğitici kadrolarda bulunması, materyalizmin gelişmesini sağlamıştır.
http://acikerisimarsiv.selcuk.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/219/HAT%C4%B0CE_%C3%87%C3%96PEL_TEZ.pdf

kur’ân’ın birçok sahada olduğu gibi yakın bir gelecekte astronomi ve anatomide gelişmelerin olacağını ve bunun allah’ın varlığının delilini, kur’ân’ın hak bir kelam olduğunu ortaya koyacağını sarahaten bildirmesi bu kabil ayetlerdendir.
+
ayette gelecek zaman anlamında س َifadesinin kullanılması kur’ân’ın ilk kuşaklardan daha ziyade ve astronomi ve anatomi ilimi ve uygulamalarının inkişaf ettiği günümüze hitap ettiği anlaşılmaktadır.
+
günümüzde anatomi ilmindeki gelişme insan vücudundaki harikulade yapıyı ortaya koyduğu gibi devasa teleskoplarla yapılan gözlemler ve uzay keşif araçlarının (discoverler) vasıtasıyla gerçekleştirilen uzay seyahatları sayesinde de uzaydaki ince esrar ve azamet gözleri büyülemiştir.
+
yirminci asırda anatomi ilmindeki gelişmeler kur’ân’ın insan oluşumuyla ilgili ifadelerini, teleskopların gelişmesi, uzay seyahatları gibi devasa ilmî yenilikler de kozmolojiyle ilgili ayetlerini doğrulaması ilmî i’cazını desteklemiştir.
http://eders.manas.edu.kg/pluginfile.php/7681/mod_folder/content/0/%C4%B0sb%20436%20G%C3%BCn%C3%BCm%C3%BCz%20Tefsir%20Problemleri.pdf

anatomi ve üreme konularını işlerken öğrenciler karşısında rahat olamıyoruz.
https://www.atam.gov.tr/wp-content/uploads/E%c4%9e%c4%b0T%c4%b0MDE-GELECEK-ARAYI%c5%9eLARI-C%c4%b0LT-11.pdf

dinsiz bilim topal, bilimsiz din kördür.
+
evren’in kökeni, yapısı ve işleyişine dair birçok iddia ortaya atılmıştır. muhtemelen tarihte çok az konu bu kadar hararetle tartışılmış olunmasına rağmen görüş birliğine varılamamıştır.
+
evren’deki tüm maddelerin yapıtaşı atomlardır. atom üzerindeki çalışmalar ilerledikçe var olan parçacıkların sırf protonlardan, nötronlardan, elektronlardan oluşmadığı, atomun sandığımızdan da kompleks, daha hassas, daha mükemmel bir yapısı olduğu anlaşıldı.
+
atmosferimiz şeffaf yapısına rağmen bu meteor bombardımanına karşı çelikten bir set gibi karşı koymaktadır.
+
gece ile gündüzün oluşma sebebi dünya’nın küremsi yapısıdır.
+
mikroskobun icadı ve geliştirilmesi ile fizyoloji, anatomi ve embriyoloji gibi alanlardaki bilginin artması ve tüm bu birikimin birleşimi sonucu bilimsel anlamda bu bilginin elde edilmesi mümkün hale gelmiştir.
http://www.emredorman.com/wp-content/uploads/2016/06/Allah%C4%B1n-Parmak-I%CC%87zi-Emre-Dorman-1.pdf

dna, hücre çekirdeğinde yerleşik bir yazılım programıdır. bu programlama dilinin sadece 4 harfli bir alfabesi vardır. bunlar adenin, citosin, guanin ve timin’dir. genler binlerce harflik bir şifreden oluşur. hücrenin tüm karmaşık işlevleri bu harflerin dizimiyle yönlendirilmek zorundadır.
https://dosya.diyanet.gov.tr/DYYSDosya/Dergiler/Ilmi/2019/ilmi_ekim_2019.pdf

kartezyen fizyolojide bedenin bir makineye indirgenmesiyle tüm biyolojik süreçler bir saat ya da başka bir makinenin çalışma düzeneği örnek verilerek açıklanabileceğinden, herhangi bir bitkisel ya da hayvansal ruhtan söz etmeye gereksinim yoktur.
+
descartes açısından zihin rasyonel ruha dönüşüm içinde ve koşut olarak hiçbir şeye indirgenemeyecek denli soyut bir yetiye işaret ederken, edilgin ruha ve sonra sinirlere indirgenen fizyolojik eylemlerin tamamen otomat olarak gerçekleştiği görülür.
+
nörofizyolojistler, zihinle beynin etkileşimde bulunduğu, zihnin bilgisayarın sabit diskine benzeyen beyin içinde yer alan bir yazılım programı olduğu ve beden olmaksızın ne beynin ne de zihnin yaşama şansının bulunduğu görüşünü savunurlar.
http://sosbilder.igdir.edu.tr/Makaleler/1150289976_04_Altuner_(55-67).pdf

bergama asklepieionu’nun tıbbi bakış açısı ile değerlendirilmesi
https://www.apikam.org.tr/YuklenenDosyalar/Dokumanlar/aea0453f-7c92-4613-b2f0-020e9471dac7331512.pdf

şiddeti ortaya çıkaran anatomik faktörler
http://acikerisim.pau.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11499/531/Arzu%20Cino%C4%9Flu.pdf

çalışmalarda şiddet ve suç davranışının oluşmasına neden olan biyolojik, genetik ve nörofizyolojik faktörlerin de belirlenmesi ile sosyal ve çevresel faktörlerin tek belirleyici olmadığı gösterilmiştir.
http://cappsy.org/archives/vol5/no4/cap_05_26.pdf

19. yüzyılın ikinci yarısında kriminoloji tarihinde üç büyük isme rastlıyoruz. bunlar lombroso, ferri ve garofalo’dur. cesare lombroso, pesaro üniversitesinde adli tıp profesörlüğü yapmakta iken bu şehir ceza evinde suçlular üzerindeki incelemeleri sonucunda 1876 yılında sonradan, büyük devrim yaratacak olan (l’uomo delinquente-suç işleyen insan) adlı büyük eserini meydana getirmiştir.
+
lombroso’ya göre suç, ölüm, doğum gibi tabiî bir olaydır; hatta bitkiler ve hayvanlar âleminde bile vardır. bir fiil belirli bir memleketin ve zamanın âdet, gelenek ve düşünceleriyle çelişme halinde bulunduğunda suç vasfını alır. suç genel nedensellik kanunu içinde tabii bir olaydır. zira suç önemli bir kısmı itibarı ile organizma şartlarının ürünüdür. bazı insanlar, belirli hayvanların yırtıcı, bitkilerin parazit olması gibi, suçlu olarak doğarlar. suç işleyen insan sui generis antropolojik bir tip teşkil eder ve bedeninde bulunan anatomik, biyolojik ve psikolojik olağan dışı özellikleri dolayısıyla suç işler. kişileri suç işlemeye zorlayan bu stigmatlar’ın kökenini atavizm, dejenereleşmedir. lombroso’ya göre ceza, suçu meydana getirmek hususunda birleşen fiil ve tabiî kuvvetleri yok edemez. bu nedenle ceza yerine iyi bir sağlığı koruma, hijyen, suçları önlemekte daha etkili olur. devlet suçla, bir kefaret, manevi ödetme amacı ile değil ve fakat sosyal savunmayı sağlamak için savaşmalıdır.
+
raffaelo garofalo fikirlerini (criminologia) adlı eserinde açıklamıştır.11 yazara göre ahlak dışılık serbest iradenin ürünü değildir; failin biyolojik teşekkülünün sonucudur. öyleyse, cezalandırmada da ölçü tehlike hali olmalıdır; ceza sorumluluğunun dayanağını bu teşkil etmelidir. zira suç serbest iradenin ürünü olmayınca manevî sorumluluk, suç ve ceza arasındaki oranı haklı gösteremez.
+
enrico feri, düşüncelerini (sociologia criminale-suç sosyolojisi) adlı kitabında açıklamıştır. kısaca fikirlerinin özetini şöyle verebiliriz: suçluluk olayının incelenmesinde esas, pozitif metot olmalıdır. suçlu genellikle anormaldir; onu biyolojik, fizik ve sosyal etmenler, kendisine rağmen, iradesi dışında suç işlemeğe zorlar. suçluluk istatistikleri cezanın suçları önlemek veya kişilerin suçlarının tekrar etmelerine engel olmak bakımından etki yapmadığını ortaya koymuş bulunmaktadır. öyleyse toplum başka savunma araçları geliştirmek zorundadır.
http://udakb.timav.com.tr/5_sempozyum_kitap1.pdf

suçluluğun kişisel nedenlerinin kişinin biyolojik özelliklerinden kaynaklandığını ileri süren bilim adamları bulunduğu gibi bunun psikolojik nedenlerden kaynaklandığını ileri süren bilim adamları da bulunmaktadır. biyolojik özelliklerinden kaynaklandığını ileri süren bilim adamları, suçlu ve suçsuz kişiler arasında bazı biyolojik farklılıklar olduğunu ileri sürmektedirler. bu yaklaşıma göre suçlu kişilerde aileden gelen anatomik ve genetik eksiklikler sebep olmaktadır.
+
bu konuda irsiyetin suçluluktaki tesirini ilk inceleyen ve ileri süren lombroso olmuştur. lombroso, suçun ortaya çıkmasında biyolojik ve kalıtsal nedenlerin etkili olduğunu öne sürmüştür. lombroso’ya göre suç, organizma koşullarının bir ürünüdür. bazı insanlar suçlu olma potansiyeline sahip olarak doğarlar. doğuştan suçlu olan bireyin fiziksel, biyolojik ve psikolojik bazı anormallikleri vardır ve bu anormallikler, bu bireyleri iradeleri dışında suç işlemeye iter. lombroso’ya göre, suçlular doğuştan farklı bir yapıya sahiptirler. belli izlerle tanınabilirler. örneğin, acıya az duyarlı olmaları ya da uzun ve basık bir çene yapısına sahip olmaları gibi. ancak bu fiziksel izler özellikle suç işlemeye neden olmazlar, suçluları tanımlamaya olanak sağlarlar. yalnızca katı sosyal kurallar, doğuştan suçluların suçlu davranıştan kaçınmasına neden olabilirler. lombroso’nun eserleri bu konuda verilmiş örneklerle doludur. örneğin incelemiş bulunduğu 104 suçludan 71’inin irsi istidat ve işaretler taşıdığını, 20’sinde babanın, 11’inde ananın alkolik, 8’inde babanın, 2’sinde ananın suçlu, 3’ünde babanın, 5’inde ananın aklen hasta yahut sara’lı, 6’sında kardeşlerin deli, 14’ünde suçlu, 4’ünde sara’lı, 10’unda kız kardeşlerin fahişe olduğunu tespit etmiştir.
https://pdfs.semanticscholar.org/6a44/a6dbd6d01f860f4f9ced4ddde9038e9a32ba.pdf

farklı tip suçlular arasında, aynı zamanda da suçlu olmayanlar ve suçlular arasında ırk farklılıkları ve anatomik değişiklikleri bulmaya çalışan antropolog hooton, 17 bin suçlu üzerine yaptığı araştırmalarda, ince dudaklar, dar ve eğimli alın, zayıf ….
+
hooton’a göre hırsızların kısa kafası, sarı saçları ve çıkık alt çeneleri, yağmacıların ise uzun dalgalı saçları, uzun kafaları, kısa kulakları, geniş yüzleri bulunmaktadır.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/177979

antropologlar suçun nedenlerini ilk önce çevremizdeki fiziksel doğada, meteorolojik, iklimle bağlı, jeolojik ve diğer faktörlerde görüyorlardı. fakat daha sonra insan üzerine dikkat çekmeye başlamış, suçun nedenlerini onun antropolojik, fizyolojik ve psikolojik yapısında aramışlardı. eğer suç işlenmişse, insan yalnız kendi hayvansal (fizyolojik, biyolojik) tabiatının değil, aynı zamanda vücudunun içinde bulunduğu durumun doğurduğu heyecanı kapsayan psikolojisini de ortaya koyuyor. antropologların görüşüne göre, suç davranışının oluşmasında “kısacası bütün duyduğumuz, gördüğümüz ve diğer konular bizim ilişkilerimizde yer alıyor”.
+
c. lombroso’ya göre hayvanların suçlarının öğrenilmesi insanlar tarafından işlenen suçların daha derinden anlaşılmasına yol açacaktır. yani, hayvanların anatomisi ve fizyolojisi insan doğasının idrak edilmesine katkıda bulunacaktı. gerçekten hayvanların suçlarını öğrenmekle insan suçu daha derinden öğrenilebilir mi? lombroso bunun sadece hayvanlarla değil, aynı zamanda bitkilerle de mümkün olduğunu iddia ediyordu.
+
antropolojinin konusu veya insanla ilgili eğitimi onun doğasını anlatıyordu. antropoloji, insanın suç işlemesi ile kalıtsal ilişkisinin mevcut olduğu sonucunu çıkarmak fırsatı sundu. günümüzde suç işlenmesinin kalıtsal olduğuna kimse inanabilir mi? lombroso’nun kendisinin de buna inanmadığını düşünüyorum. o her bir suçun ilkel insan alışkanlıklarından ileri geldiğini, her bir suçlunun manevi ve maddi olarak vahşi insana benzediğini iddia ediyordu.
+
suçu fizyolojik değil, sosyal açıdan değerlendiren l. p. manouvrier’e göre: “insan kendi fizyolojik yapısına göre hareket ediyor. ancak onun doğası ve karakteri tamamen dış ortamla bağlıdır. insanın faaliyetleri onun anatomi ve fizyolojisine bağlıdır. onun nasıl faaliyet göstermesi artık ortama bağlıdır”.
+
“yok edicilik teorisi”nin (anatomie der menschlichen destruktivität) kurucusu e. fromm insan davranışının sapmasını sadece psikolojik nedenlerden, hareketle ve sosyal olaylarla bağlı durumda anlatmanın imkansız olduğunu söylemiştir. sovyet kriminoloji biliminde hiçbir âlim doğuştan suçlular, suçlu tiplerin varlığını iddia etmiyordu. aynı zamanda onlar suçun biyolojik tarafına dikkat etmiyorlardı. c. lombroso’nun açık veya gizli taraftarları asla olmamıştır. ama insan sadece sosyal gelişme kanunlarını değil, hem de doğal ve biyolojik yasalara tabidir ki bunlar da determinasyonun biyolojik ve sosyal faktörlerinin birliğini oluşturur. buna göre suçun biyolojik yönünün araştırılmasıyla birlikte sosyolojik yönünün de araştırılması gerekir. daha doğrusu, suçun önemli sosyal olay olarak bilimsel yönden araştırılmasına ve suçun sosyal ortamla ilişkilendirilmesine ihtiyaç vardır. i. i. karpets’e göre: “insanı sosyal ortamdan ayırmak mümkün değildir. aynı zamanda suçlu davranış ve genellikle suçluluk nedenlerini biyolojik etkenlerle anlatmak imkânsızdır.
+
her bir insan genetik açıdan benzersizdir: anatomik, biyokimyasal, fizyolojik özelliklerine ve mizaçlarına göre tekrar olunmazdır. onun genetik kopyası ne şimdi, ne tarihi geçmişte, ne de gelecekte olmamış ve olmayacaktır. hatta yumurta ikizleri bile kendi somatik mutasyonları açısından farklıdırlar. bu nedenle insanın suçlu davranışının nedenlerinin ve mekanizmalarının saptanmasında bunu dikkate almak gerekir.
+
her bir halkın ruhu onun ahlaki ve entelektüel özelliklerinin bir bütünüdür. her bir halkın anatomik belirtileri gibi psikolojik özellikleri de kalıtımla ortaya çıkar. genel psikolojik özellikleri karışımı o halkın milli özellikleri adlandırılır. hatta çeşitli milletleri temsil eden suçluların suç işlemeden önce de, onun işlenmesi sırasında da kendi psikolojik özellikleri oluyor. yasaya uyma fikri onun bizim düşüncelerimizi imal eden “bilinçaltı” alanına dâhil olduğu zaman etkilemeye başlar. maalesef, avrupalılardan farklı olarak bizde bu his hala bütün olarak yoktur.
+
bugün bildiğimiz gibi, avrupa kendi iyi niyeti ile uygarlığın daha aşağı basamağında duran diğer halkları suçlulara karşı ceza kanunlarının uygulanmasında kendi şartlarını kabul ettirmeye çalışıyordur. onlar diğer halklara suçlulukla mücadelede cezanın öneminin gözden geçirmeye davet ediyor. peki, bu mümkün mü?
bence biz bugün buna hazır değiliz. avrupa ve eski sovyetler birliği halklarının psikolojik yapıları arasında uçurum vardır. dış görünüşte birbirine benzeyen halklar, kendi duygu ve davranış kuralları, inançları, kültürleri, sanatı ile birbirinden çok farklı olabilirler. suçlu davranışını lombroso’nun belirttiği iklim, renk, ırk gibi anatomik faktörler değil, bu özellikler etkiliyor.
+
aslında ise “patolojik” veya suçlu insanın genel tipi mevcut değildir. suçluluğun çeşitli tipleri mevcuttur. profesör manouvrier’in anatomik ve fizyolojik “suçlu tipinin” mevcutluğuna ilişkin adil yorumlar bundan ibarettir.
+
vurguladığımız üzere, antropologlar “suçlu tipi”inden bahsederken malum “dış” tipi ele almışlardır. bu tip, suçluları diğer insanlardan ayıran özelliklerin kombinasyonu şeklinde ortaya konulmuş ve anatomik-fizyolojik ve antropolojik tiplerde olduğu gibi onların sınıflandırılması ve tanınmasına hizmet eden faktörlerin bileşenidir. buna göre, “suçlu tipi” teorisini ileri sürenler, daha çok insanın dış görünüşüne dikkat etmektedirler. günümüzde suçluyu, sıradan ve yasalara uyan kişilerden farklı kılan dış belirtilerle inan insanların olmasına ihtimal vermek zordur.
+
ne zaman anatomi araştırılmaları gelişirse, insan davranışlarını onun tutkuları ile ilişkilendirmek imkânı olacaktır. marquis de sade
https://ekoavrasya.net/images/upload/attachments/Su%C3%A7%20ve%20Ceza%20Felsefesi.pdf

constant’a göre ise kriminoloji, teorik ve uygulamalı olarak iki büyük gruba ayrılır. teorik kriminoloji bünyesinde yer alan konular şunlardır:
• suç antropolojisi: suçlu incelenirken kalıtım, biyolojik, anatomik, fizyolojik faktörler göz önüne alır.
• suç psikolojisi: suça yol açan veya gelişmesine etki eden yaş, cinsiyet, karakter gibi ölçütleri inceler. suç sosyolojisi: suçu sosyal bir olay olarak görür ve sosyal yaşam, çevre, alkol, din vb. faktörlerin etkisini araştırır.
• suç psikiyatrisi: anormal davranışları ve akıl hastası suçluları inceler.
• penoloji: cezaların ve emniyet tedbirlerinin içeriklerini, gelişmesini ve ne derece etkili olduklarını inceler.
uygulamalı kriminolojide ise şu alanlarda çalışmalar yapılır:
• suç siyaseti: suçları önlemek ve suçla mücadele etmek için devletin yerine getirmesi gereken yükümlülüklerden bahseder.
• suç profilaksisi: tıbbi ve sosyal yaklaşımlarla suçluluğa yol açan faktörleri azaltmak veya ortadan kaldırmak için gereken yöntemleri araştırır.
• kriminalistik (bilimsel polislik): suçluların belirlenmesi için kullanılan çeşitli bilimsel verileri araştırır ve uygular.
+
türk dil kurumu’na göre suç; törelere, ahlak kurallarına aykırı davranıştır. bir diğer anlamı hukuk yasalarına aykırı davranış, cürüm olarak ifade edilmektedir.
+
suç; ceza ve güvenlik önlemleri ile birlikte çağdaş ceza hukukunun temel kavramlarındandır. suç, biçimsel açıdan hukuk düzeni tarafından ceza veya güvenlik önlemi yaptırımına bağlanmış kanuni tip olarak tanımlanabilir. ancak, suçun bu biçimsel görünümünün yanı sıra anatomik bir yapısı da vardır; yani suç hukuka aykırı ve kusurlu bir hareketle gerçekleşebilen bir olgudur.
http://acikerisim.ticaret.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11467/2499/78271.pdf

pozitivist okulun kurucusu olan lombroso’ya göre suçlu çocuklar ana babalarının anatomik ve genetik zayıflıklarını kalıtsal olarak almışlardır. lombroso, suçlu kişilerin evrim içinde en ilkel evrelerde görülen bazı fiziksel özellikler ile ayırt edilebileceğini savunmuştur. lombroso, özellikle fiziki eksikliğin suçluluğa neden olduğunu belirterek, çalışmasının başlangıcında suçluluğu bireysel olarak ele almış ve onu insan davranışının biyolojik yapısını artırmıştır. ona göre suç bedensel koşulların bir ürününü olarak ortaya çıkmaktadır. yani bazı insanlar suçlu olarak doğarlar. bu insanların fiziki yapısı diğer insanlara göre farklılık arz eder ve bu anormallik onları suç işlemeye yöneltir. lombroso, doğuştan suçluların hissiz olduğunu, vücutlarının muhtelif yerlerinde dövmeler bulunduğunu, kadın suçlularda erkekleşme, erkek suçlularda kadınlaşma olduğunu, psikolojik olarak intikam hırsı, mal hırsı bulunan, kindar, bencil, kumar, içki ve sigara gibi alışkanlıkları olan, küçük sebepler yüzünden büyük suçlar işleyebilen kimseler olduklarını söyler. ancak bu kuram daha sonra başka uzmanlar tarafından eleştirilmiş ve bu görüşün doğru olmadığını ispatlama yönünde yeni araştırmalar yapılmasına sevk etmiştir. dr. charles goring ve karl pearson, 3000 mahkûmun vücut ve kafa ölçüleri üzerine 12 yıl süren bir çalışma yapmış ve beden yapılarını detaylı olarak incelemişlerdir. sonuçta suçlu olan bireyler ile suçlu olmayan bireyler arasında göze çarpacak fizik farklarının olmadığını ortaya koymuştur.
http://acikerisimarsiv.selcuk.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/9800/217520.pdf

“biyo-psikolojik yaklaşım”; çerçevesinde fazla testosteron, düşük kalp atım hızı, ön kortekste gözlenen genetik bozukluklar gibi kalıtsal özellikler, anatomik özellikler ve yetersiz beslenmenin suç ile ilişkisi incelenmiştir.
+
bio-antropolojik, görüşe göre “suçluluk eğilimi” aynı biyolojik olguların ifadesi olup, kalıtsal nitelikteki beden şekillerine bağlıdır. bu kuramlar, suçluların biyolojik özellikleri nedeniyle suç işlemeye eğilimli oldukları inancına dayanır.
+
lombrosso, “born-criminal” (doğuştan suçlu) kavramını getirmiştir. suç bedensel koşulların bir ürünüdür. bazı insanlar suçlu olarak doğarlar (charles goring çalışmaları sonucunda, fiziksel bir kriminal tipin var olmadığı sonucuna ulaşmış ve lombroso’nun görüşlerini doğrulamamıştır.).
http://dspace.balikesir.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12462/2546/M.Levent_Y%C4%B1lt%C4%B1rak.pdf