pdf 8

beynin anatomisi ve fizyolojisi ile ilgili yapılan çalışmalar ve yeni keşifler psikiyatrinin önünü açtı. 1870 yılında v. a. bets tarafından beyin korteksinin yapısı ve pramidal hücrelerin etikileri ortaya kondu. aynı yıllarda fritic ve gitsig yaptıkları çalışmalarda beyin kabugunun motor bölgelerinin uyarılması sonucu periferde çeşitli reaksiyoner hareketlerin meydana geldiğini tesbit ettiler. biolojik psikiyatrinin gelişimine en başta katkıda bulunanların arasında e. krepelin ve ardından da ıngiliz bilim adamı g. modzli (1835-1918) ve fransız bilim adamı e. düperin (1862-1921) belirtmek lazımdır.
https://www.j-humansciences.com/ojs/index.php/IJHS/article/download/69/68/

burada amaç ise katili temizlemek değil, proitos’un kızlarının deliliklerini iyileştirmektir. bu delilik bildiğimiz anlamda fizyolojik bir hastalık değil, bireysel, toplumsal ya da dinî bir suçun sonucunda gelişen türden bir rahatsızlıktır. “hastalıklara yol açan kötü ruhlar” (assaki marşuti) adında bir mezopotamya metninde, kötü ruhları temizlemek isteyen kişiye verilen talimatlarda, bir domuz yavrusunun hasta adamın başının üzerinde gezdirilmesi, kalbinin çıkarılıp hastanın başına koyulması ve kanının yatağın kenarlarına serpilmesi söylenir. daha sonra hayvan hastanın organları üzerinde parçalanır ve üzerine yayılır. hasta daha sonra saf suyla temizlenir, evin dış kapısına kızarmış ekmekler yerleştirilir ve domuzun etiyle kanı sunulur.
http://auzefkitap.istanbul.edu.tr/kitap/tarih_ao/aystarihi.pdf

insanlar kesin bilgilere sağlıklı beş duyu ile, doğru haberlerle ve nazar ve istidlâl gibi akıl yürütme yollarıyla ulaşırlar. bu nedenledir ki, insanların elde ettikleri bilgilere kesbî bilgiler denir.
+
insanların sağlıklı beş duyu ile, doğru bilgiler elde ederken bu organların eşyayı algılama koşullarının da sağlıklı olması gerekir.
+
beş duyu organının sağlıklı olması, fizîkî bir eksikliğinin olmaması gerektiği gibi, bu organların doğru duyumlar sağlamaları için, algılama şartlarının da kusursuz olması gerekir.
http://isamveri.org/pdfdrg/D02237/2004_4/2004_4_TUNCC.pdf

her uyarım duyum değildir ama her duyum uyarımdır.
+
acaba biz her türlü uyarıcıyı duyum olarak alabiliyor muyuz.
http://www.felsefedersligi.com/FileUpload/op30412/File/psi2.pdf

protagoras herakleitos’un düşüncesinden hareketle her şeyin akış içinde olduğunu bu akış içinde geçerli bilgiye sahip olunamayacağına inanmıştır.
+
descartes bizi ara sıra aldatan duyumların bunu her zaman yapabileceğinden şüphe eder. bu şüphe ilkesini her şeye uygular. sonunda şüphe ettiğinden şüphe etmez işte bu apaçık ve araçsız bilgidir.
+
idelerin bir kısmı açık seçik, bir kısmı da bulanıktır. sağlıklı duyu organlarının varlıklardan aldığı güçlü ve kusursuz etkilerin sonucu olarak elde edilen ideler açık idelerdir.
+
eğer bir ide açık değilse bulanıktır. bulanıklığa sebep olan şey duyu organlarının kusurlu oluşu, varlıkların duyu organları üzerinde bıraktığı etkinin sönük ve belirsiz oluşu, ayrıca hafızanın kendi kusuru yani hafızada bir zayıflık olabilir.
+
gerçekte karışıklık yoktur. karışıklık ideleri ifade etmek için kullandığımız isimlerden kaynaklanmaktadır.
+
çok şekerli bir bardak çay, bal yedikten sonra her zaman olduğundan daha az tatlı gelecektir.
+
duyularımız dış dünyayı olduğu gibi yansıtmazlar. çünkü renkler, sesler, kokulardan oluşan bir dış dünya zaten yoktur, nesnelerin gerçek nitelikleri başkadır.
+
bütün fikirlerimizin kaynağı bütün bilgilerimizin temeli deneydir.
http://www.ekevakademi.org/Makaleler/607402153_21%20Cengiz%20KILIC.pdf

sağlıklı bilgi sağlıklı duyu organları ile mümkündür.
https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/27677/632.pdf

ispanya’daki kayaya kazınmış olan bir resimde karnında bir fetüs taşıyan bir hamile kadını göstermektedir. bu durum prehistorik insanların çok basitte olsa anatomik bazı bilgilerinin olduğunu göstermektedir.
+
nil vadisindeki mumyalama teknikleri göz önüne alındığında mısırlı hekimlerin anatomide başarılı oldukları düşünülebilir. aslında başarılıydılar ancak, bu başarıları belli bir noktaya kadardı. hiyerogliflerde kalbin inek kalbi, gırtlağın sığırın nefes borusu ve kafası şeklinde, uterusun (rahmin) bir kadınınkinden farklı bir biçimde çift boynuzlu görünümde tasvir edilmiş olmaları nedeniyle, anatomin hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalardan öğrenildiği anlaşılmaktadır.
+
tahnit işlemini uygulayan mısırlılar, bu uygulama sayesinde insan anatomisi hakkında muhtemelen önemli miktarda bilgi toplamışlardı.
+
çok daha basit bir metot, cesede sedir yağı şırıngalamak, yetmiş gün güherçile içinde bıraktıktan sonra çözeltiden çıkarıp sadece deri ve kemikler kalacak şekilde yağı ve etli parçaları çekip almaktı. fakirler tahnit edildiğinde, sadece bağırsaklar çıkarılmakta ve ceset yetmiş gün boyunca güherçile içinde saklanmaktaydı. ilk iki yöntemi uygulayan tahnitçiler, insan vücudunu ve kısımlarını çok iyi öğrendikleri gibi, cerrahi deneyim yanında önemli miktarda anatomi bilgisi de elde etmişlerdi. ancak vücudun nasıl işlediği konusunda araştırma yapmamış oldukları görünmektedir.
+
mısırlı doktorların anatomi bilgisi insan kadavrasını incelemek dini nedenlerle yasak olduğu için deneyseldi ve insan fizyolojisi ile bilgilerini artırmak için mumyalama işlemine dahil olamıyorlardı. bu nedenle fizyologların böbrekten haberi yoktu, midenin akciğerlerin onun da kalbe bağlı olduğunu düşünüyorlardı. bu nedenle onlara göre kalp bedeni merkeziydi.
+
stoalara yakın yerlerde asklepios tapınağı ve daha küçük olarak artemis ve themis tapınaklarıyla çevriliydi. bunların tümü hacıların şükran dolu armağanlarıyla doluydu. bazılarında hastalıklarının nedeni, tedavi süreci ve tedavi sonucu yazılı olarak belirtilmekteydi. bazıları ise vücutlarının iyileşen kısımlarının gümüş veya altından yapılmış anatomik modelleriydi.
+
hipokrat’tan daha sonra yaşamış olan kos adasının önemli bir başka hekimi praxagoras’ın yetiştirdiği öğrencisi herophilos m.ö. 4.yy’ın iskenderiye okulunun ünlü anatomist ve yazarı olmuştur. hipokrat, chrysippos ve praxagoras bazı yazarlara göre, bir tedavi metodu olarak diyeti (dietetics) keşfeden ve uygulayanlar olarak gruplanırlar.
+
hipokratik korpus’un bölümlerine kısaca göz atacak olursak; anatomi- anatomik detaylar göreceli olarak nadirdir ve sistematik bir gösterim bulunmamaktadır. organlar hakkında bilgiler azdır ancak kalp ile ilgili daha çok eser vardır.
+
fizyoloji- vücudun hayat için ihtiyaç duyduğu sıcaklık havadaki pneuma’dan (elementler) sağlanıyordu ve vücuda ciğerler tarafından alınıyordu. kan ve hava atardamarları dolduruyordu.
+
koslu hipokrat hastalıkları, etkiledikleri organlara göre sıralamıştı. günümüzün modern fizyolojik ve anatomik bilgi düzeyine göre de biz bu metodu oldukça yararlı bulmaktayız.
+
kesinlikle hipokratistlerin pek çok eksiği vardı. öncelikle, çok detaylı olarak üzerine eğilmiş olmalarına karşın anatomik eksikleri çok fazlaydı. hastalık ve yaralanma üzerine çok az şey biliyorlardı.
+
istanköy tıp ekolünde anatomi bilgisinin çok sınırlı olduğu bilinmektedir. kemikleri tanımakla beraber, istanköylü hekimlerin iç organlar hakkındaki bilgileri fazla değildi.
+
ptolemaios, yunan bilim adamlarını mısır’a çağırdı, tıbbi amaçlar için insan vücudunun kullanılması yasağını ortadan kaldırdı. bin yıl boyunca dini nedenlerden ötürü ölülerini mumyalayan mısırlıların yarattığı bu ortamda, cesetlerle ilgili anatomik incelemeler yapılması kötü karşılanmamıştı.
+
herophilos’un “hipokrates üzerine yorumu, ebeler için bilgileri, anatomi çalışmalarını ve ani ölüm nedenlerini içeren bu bilimsel yapıtlar m.s. 272 yılında iskenderiye kütüphanesi’nin yakılması sırasında yok olmuştur.
+
herophilos zamanında da bir çok insana beynin, insan aklının temeli olduğu görüşü gerçekten uzak bulunmuş olmalıydı. onun beyin ile ilgili çalışmalarında, bu basit başarı belki de başarıları arasında en önemlisi olduğu halde, ilk olarak beyin anatomisi üzerinde çok ayrıntılı bir inceleme gerçekleştirmiştir. özellikle de beyincikle ile asıl beyni birbirinden ayırt edebilmiştir.
+
herophilos, tıp teorisini ve uygulamalarını dört salgı (vücut sıvısı) doktrinine dayandırmış olmakla birlikte, en önemli tıbbi çalışmalarını anatomi konusunda yaptı.
+
insan anatomisinin bazı kısımları bugün hala onun ismiyle anılmakta; kalpteki bir çukura calamus herophili, sinüsler ile beynin kalın zarının (dura mater) birleştiği noktaya torcular herophili denmektedir.
+
sonuç olarak herophilos, mantıklı düşünce yöntemini doğrudan araştırmalara uyarlayarak çok önemli anatomik keşifler yapmıştır.
+
galenos’a göre herophilos, anatomik çalışmalarının sonuçlarını geniş deney ve diyet önerileri ile bir araya getirerek sağlığın hizmetine sunmuştur.
+
herophilos’un galenos tarafından insan anatomisinin öncüsü olarak adlandırılması gibi, erasistratos’da fizyolojinin babası olarak tanınmıştır.
+
fizyoloji üzerinde çalışmıştır. daha ziyade teorisyedir. post mortem (ölüm sonrası) teşrih üzerine eğildiği için ona pathalojik anatomist de denmektedir.
+
yazılarından hiçbiri günümüze kadar ulaşamamıştır. ancak kuramları ve başarıları herophilos’unkilerden daha iyi bilinmektedir. çünkü galenos, erasistratos’un fizyoloji öğretisine şiddetle karşı çıkmış ve onu çürütmek için büyük çaba harcamıştır. bu nedenle erasistratos’un çalışmaları da dolaylı da olsa korunabilmiştir.
+
erasistratos çok sayıda kitap yazmıştır. bu kitaplar yalnız anatomiyle değil, aynı zamanda karın bölgesi, ateşli hastalıklar, gut, su toplaması, kan kusma ve sağlığın korunmasıyla da ilgiliydi. bu kitapların büyük kısmı kayıp olmakla birlikte, anatomi çalışmaları ve vücut fonksiyonlarıyla ilgili incelemeleri hakkında kısmen bilgimiz vardır.
+
erarasistratos ile ilgili bir öyküye göre; seleukos krallığının makedonyalı komutanı ı seleukos nikator’un oğlu antiokhos bir gün hastalanır ve yatağa düşer. antiokhos’un hastalığına hiçbir hekim çare bulamayınca, erasistratos saraya çağrılır. erasistratos hastayı muayene ederken, birden odaya yaşlı kralın genç kızlarından stratonike girer. antiokhos’un nabız atışları tam o sırada hızlandığını ve yüzüne kan yürüdüğünü fark eden erasistratos, hastalığın kaynağının fiziksel değil zihinsel olduğunu, antiokhos’un hastalığının kökeninde erişilmez üvey annesine duyduğu tutkunun yattığını anlar. bu öykünün gerçekliği konusunda şüphelerimiz olsa da erasistratos’un fizyoloji konusundaki başarıları hakkında herhangi bir şüphemiz bulunmamaktadır.
+
galenos (m.s. 129-99) önce bergama’da seçkin bir hekim olan satyros ile çalıştı. sonra smyrna’da (izmir) anatomi öğrendi. daha sonra korint’e ve önde gelen tıp merkezlerinden biri ve övgüyle söz ettiği okulun bulunduğu yer olan iskenderiye’ye gitti.
+
yirmi sekiz yaşında bergama’ya dönen galenos, asya’nın başrahibi tarafından bir gladyatör okuluna cerrah olarak atandı. galenos, bu görev sayesinde anatomik bilgi ve deneyimini genişletecek şekilde çok sayıda yara görmüş, operasyon yapmış, diyet ve egzersizde uzmanlaşmıştır.
+
galenos, roma’da nüfuzlu bir hükümet üyesi olan flavius boethus ile tanıştırıldı. boethus, genç adamı, anatomi ve fizyoloji konusunda kitaplar yazması, anatomi konusunda halka açık dersler vermesi ve uygulamalı gösteriler düzenlemesi yönünde teşvik etti.
+
galen’nin yazdığı 400 kadar incelemenin çoğu bir yangında kaybolmuştur. çalışmalarının listesini çıkarma alışkanlığı olduğu için, kurtarılan 83 inceleme yazısının ona ait oluğu kesin olarak bilinmektedir. bu değerli ve çalışkan doktor söylediklerini kaydetmeleri için bir dizi yazıcıyı işe almıştır. anatomi hakkındaki düşüncesinin çoğu “anatomi üzerine” adlı 16 ciltlik çalışmasında toplanmıştır. anatomi bilgisi, insan iskeletleri üzerine yaptığı incelemelerle, gladyatörler üzerine yaptığı ameliyatlarda edindiği deneyimlere ve hayvan kadavralarında yaptığı incelemelere dayanır. ancak hayvanlarda gözlemlediklerinin insanlarda aynı olduğunu düşünme yanılgısına düşmüştür. örneğin bir dananın beyninde gözlemlediği “rete mirabilis”in (harika ağ) insanlar için yaşamsal bir işlevi olduğunu düşünmüştür. oysa insanlarda “rete mirabilis” yoktur
+
tıbba en önemli katkısı, uzun eğitimi süresince yoğunlaşmış olduğu anatomi ve fizyoloji alanlarında olmuştur. başarısının anahtarı keskin bir zeka ve disseksiyona dayalı gözlemleridir.
+
galen pek çok hayvanın üzerinde anatomi çalışmıştır: maymun, domuz, koyun, inek, kedi, köpek, at, aslan, kurt, en azından bir adet fil, pek çok sayıda kuş ve balık. domuzlara değişik şeyler yedirdikten sonra anatomik incelemeler yapmıştır.
+
yunan bilimin ilk zamanlarından başlayarak tartışmaları aydınlatma ve kuvvetlendirme aracı olarak analojinin esasları yaygın olarak geçerli olmuştur. galenos buna özellikle önem veriyor ve büyük başarıyla uyguluyordu. kendi kuram ve araştırmalarını sunduğu kitapların dışında, özel bir konu üzerine, varolan bilgileri toplayıp değerlendirdiği kitapları da vardır. anatomik işlemler ve iyileştirme yöntemleri üzerine, hipokrat ve karışımlar üzerine, kitabı buna örnek olarak verilebilir.
+
galen’in anatomi üzerine yaptığı çalışmalar etkili olduğu kadar hızlı bir ilerlemenin de ilk adımlarıdır. ancak orta çağ’daki öğrenciler galen ‘in bulgularını doğrulamayı düşünmedikleri için bu ilerleme gerçekleşememiştir.
+
galen’in ve aynı dönemde yaşamış diğer insanların yazılarından, galen’in teşhisindeki üstün kavrayışı, tedavi yeteneği ve de azımsanmayacak anatomi bilgisine dair bilgi ediniyoruz.
+
galen, tüm hatalarına rağmen, yaklaşık bin yıldan fazla bir süre nasıl rakipsiz ve rakip olunamayacak bir otorite olarak kalabilmiştir? 203’deki ölümünden sonra, nasıl olmuş da anatomi ve fizyoloji araştırmaları durmuştur.? konu hakkında söylenebilecek olan her şey galen tarafından söylendiği için mi? galen hıristiyan olmadığı halde tek tanrıya inanır, bedenin de ruhun bir aracı olduğunu düşünürdü. bu nedenle hem kilise hem de arap ve yahudi bilginleri tarafından kabul edilmesi son derece kolay oldu.
+
roma imparatorluğu döneminde doğum, ebelerin becerilerine ve büyülere bırakılmıştı. sezaryen yöntemini bulmuşlardı ama sadece ölü ya da ölmekte olan kadınlar için kullanıyorlardı. sezaryen dışında ise hiçbir obstetrik yöntemi bilmiyorlardı. bunun nedenlerinden biri, hipokrat okulunun genital organlar hakkındaki bilgisinin eksik olmasıydı. ayrıca anatomi konusundaki fikirlerinin bulanık olması nedeniyle de döllenmenin fizyolojisi hakkında kesin bilgilere sahip değillerdi. buna rağmen, ceninin alabileceği değişik konumları ve konumlardan bazılarının doğumu nasıl zorlaştırdığını biliyorlardı.
+
soranus’un jinekolojisi’nin özellikle de hasta açısından sevindirici olduğunu tahmin etmek güç değildir, çünkü acı verici ve hoş olmayan yöntemlerden özenle kaçınıyordu. daha da önemlisi, obstetrik tekniği açısından mükemmeldi ve önerilen teknikler denendikçe, ebeler ve hekimler açısından ne kadar değerli bir yapıt olduğu daha iyi ortaya çıkıyordu. kadın anatomisini özellikle de uterusu (rahimi), o dönemin bir çok yapıtından çok daha iyi anlatıyordu. ne sıklıkla olduğunu bilmemekle beraber, soranus’un insan kadavralarında disseksiyon yaptığını biliyoruz. çalışmalarını sürdürdüğü iskenderiye’de disseksiyon yapılıyordu, ancak metodistler, dogmatizm ekolünün gereksiz bir bilimsel araştırması olarak gördükleri disseksiyonu reddediyorlardı. büyük olasılıkla bu nedenle soranus, insan anatomisi üzerinde yapılmış eski bilimsel incelemelere özelliklede galenos’a kadar önemini korumuş olan herophilos’un çalışmalarına dayanmıştır. soranus, kadın pubis kemikleri arasında bulunan ve doğumda pelvis (kalça) kemiklerinin genişlemesini sağlayan kıkırdaksı eklemi ilk fark eden yazardır.
+
sicilya’lı acragas’lı empedocles te insan embriyosunun gelişimi ve döllenme üzerinde düşünceler üretmiştir. bunun yanı sıra solunum ile ilgilenmiş ve kalbi düşüncenin üretildiği organ olarak kabul etmiştir. ancak anatomi bilgilerindeki eksiklik doğaldır ve bu eksiklik tüm yunan dünyasında iskenderiye okuluna kadar sürüp gidecektir.
+
sağlık ile ilgili oluşan ilk düşünce vücut içinde bir dengenin varolmasının sağlığı getirdiği düşüncesidir. bu düşünce en çok croton’lu alcmaeon’a ithaf edilmektedir ve keserek elde edilen anatomik bilgiler ve bu konudaki ilk çalışmalar ona aittir. antik dünyadaki hekimlerin neredeyse tümü plato’nun patolojik teorisinde olduğu gibi hastalığı vücuttaki koşulların fazlalığı veya azlığının oluşturduğu dengesizliğe bağlamışlardır.
+
croton okulunda pisagor’dan daha genç ve tıbba gerçek bilim niteliğini kazandıran ünlü hekim alkmaeon’du. alkmaeon, göze ait sinirleri ve kulaktaki östaki borusunu keşfeden, beynin, akıl ve duyuların merkezi olduğunu saptayan ilk kişiydi. görme duyusunu etkileyen üç ana etkeni, gözdeki dışsal ışık, içsel ateş ve sıvıyı keşfetmişti. bu anatomi ve fizyoloji uzmanı, dolaşım üzerinde de bir takım gözlemlerde bulunarak toplardamarları atardamarlardan ayırdı.
+
pek çok tehlikeli hastalık onların zamanında da tedavi edilememişti. ayrıca hastalıkların mekanizmaları ve diğer konular ile ilgili eksik bilgilerin tamamlanması pek çok nesil almıştır. bunun yanı sıra teknolojinin yetersizliği, hekimlerin tedavi konusunda çok az alternatifinin olması, anatomi konularındaki bilgi eksikliği (insan cesedinin incelenmesinin yasak oluşu nedeniyle), ve fizyolojinin henüz bir bilim olarak ortaya çıkmamış olması tıbbın o zamanki başarısını etkilemiştir.
+
üçüncü ekol, bazı anatomik disseksiyonların yapıldığı ionya tıp ekolüydü. merkezi abdera’da olan dördüncü tıp ekolü ise, özellikle beden eğitimi ve perhizin tıpta uygulanmasına önem vermişti. bu ekolün liderlerinden anatomist demokritos – ki kendisi istanköylü hipokrates’i tesadüfen tanımış olabilir- tıp biliminin diğer yönleri ile uğraşmanın yanında bugün psikomatik tıp olarak adlandırılan konu ile de ilgilenmişti. bu ekolün diğer üyesi herodikos idi ve kendisinin hipokrates’in hocası olduğu söylenir.
+
tıp eğitimi, bir hekimin yanında çalışarak, tıp derslerine katılarak veya halka açık anatomik gösterimlere katılarak dahi edinilebiliyordu.
+
ancak yine de eleştirilerimizde bu kadar katı olmamalıyız. yunanlılar uzun zamandır süre gelene bir tıp geleneği, iskenderiye gibi merkezlerden edinilmiş cerrahi ve anatomi bilgisine sahiptiler.
+
günümüzde aynı hastalığa farklı disiplinlerdeki hekimlerin yaklaşımları da farklı olmaktadır. kanserli bir hastaya cerrah, cerrahi müdahaleyi önerirken, kemoterapist (kimyasal yolla tedavi eden kişi) kanser ilaçlarını, radyolog ise ışınla tedaviyi tercih etmektedirler. bazen tedaviler bunların bir kombinasyonu da olmaktadır. aynı durum antik dönemde de geçerliydi. kimi hekimler cerrahi ve onun altında yatan anatomi bilgisi konusunda uzmanlaşmışlardı. kimi hekimler ise cerrahiyi kanlı ve çok gerekli olmadığı sürece oldukça vahşi bir uygulama olarak görüyor ve daha yumuşak tedaviler, örneğin diyet, masaj, sıcak veya soğuksu tedavileri gibi hastayı yormayan uygulamaları tercih etmekteydiler.
https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/27716/681.pdf

mumyalama esasında, insan vücuduna uygulanan çeşitli ameliyatlar gerektirmektedir. buna karşın devrin mısırlısının anatomi bilgisinin çok basit bir düzeyde olduğu sanılmaktadır. mumyacılıkla uğraşan kimseler, hekimlikten ayrı olan bir sınıfı teşkil etmişler ve kadavra ile doğrudan doğruya temas halinde olan bu insanların oluşturduğu sınıf, hekimlikten aşağı bir tabaka olarak görülmüştür. insan cesedi üzerinde tetkikler yapmak, din bakımından da menedilmiştir ve bu yüzden mumyacılıkla uğraşmayan hekimler sınıfı, anatomiden ziyade yaşayan insanlarla ilgilenmiştir. yine de görevi ciddiyetle yerine getiren mumyacılar –ki bunlara çeşitli papirüslerde “ölü ilaçlayıcısı ve yardımcısı”, “kher-heb” ya da “şem rahipleri”360 olarak da hitap edilmiştir- hiçbir ayrıntıyı atlamayarak, mumyalama işlemini asırlarca aynı şekilde yapmış ve muhafaza etmiştir.
http://acikerisimarsiv.selcuk.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/6735/274272.pdf

ahitlerin tasvir ettiği tanrı tasavvurunda tenzih imareleri bulunmakla beraber tanrıya atfedilen insani fizyonomiye özgü bedensel uzuvlar daha baskındır diyebiliriz. ahitlerde tanrıya atfedilen bedensel uzuvların başında yüz, göz, kulak, ağız, göz kapakları, sırt ve benzeri uzuvlar gelmektedir. ehl-i kitap‟ın kutsal kitaplarından alıntıladığımız aşağıdaki pasajlar, bedensel ve anatomik açıdan insan biçimci tanrı betimlemesinin en tipik örnekleridir.
+
gulat-ı şia, allah‟ı cismani varlıklara, cismani varlıklar arasında da en çok insana benzeten itikadi düşüncenin üst kimliğinin adıdır. bu bir nevi, ehl-i sünnet cenahının antropomorfist haşviye üst kimliği gibi şii anlayışın antropomorfist üst kimliği versiyonunun muadilidir. gulat tasavvuru, şii düşünce dünyasında allah’ın anatomik yapısını insani fizyonomiye indirgeyen teşbihçi ve tecsimci anlayışın temsilcisi olmuştur.
+
râzî tenzih kuramı gereği, lafzi anlamıyla cismani bir organın adı olan kabz‟ın allah‟a isnadını uygun görmemiştir. çünkü beşer anatomisinin belli başlı organlarını anımsatan bu tür ifadelerin lafzi anlamıyla allah‟a izafesi tenzihe aykırıdır.
http://acikerisim.dicle.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11468/4734/531168.pdf

anatomiyi ameliyatta değil laboratuvarda öğrenmek gerek, ameliyathaneyi cerrahın tecrübe kazanacağı yer olarak görmek doğru değildir.
+
evet değişim baş döndürüyor, nörobiyokimya, nörobiyoloji, nörofizyoloji, nörofarmakoloji, mikronöroanatomi, nöroimmunoloji, nörogenetik, geno-kromozomal cerrahi, telemedisin, robotik cerrahi, endonöroşirurji, nanonöroşirurji heyecan veriyor, adrenalin deşarjına sebep oluyor, serotonin tepe yapıyor, nöroşirürjiyenleri empati, otokritik ve vicdan muhasebesi yapmalarına zorluyor, cerrahi tatmini etkiliyor, operatif libidoyu tetikliyor, insanın kaliteli yaşam ve refahını yükseltiyor, dünyayı daha yaşanılabilir bir ortam haline getiriyor, gençlere yeni ufuklar açıyor, velhasıl her alanda sıra dışı etkileşimlere neden oluyor.
http://www.journalagent.com/sscd/pdfs/SSCD_1_1_7_11.pdf

müslüman nesillerden bir nesil olarak bizim derdimiz, kızlarımızın başörtüsüyle tıp fakültelerine devam edebilmeleri ya da tus’a girebilmelerinden ibaret değildir. erkekler cuma saatinde anatomi dersine girmesin de fakültenin yakınındaki camiye gitsinler diye daraltılabilecek bir derdimiz yok. asıl sorunumuz tıbbın islamlaştırılması da değildir. çünkü tıp, bir meslek ya da sanat olarak islamlaşması gereken bir şey de değildir. müslüman’ın tıbba müslümanca bakması diye bir sorun vardır.
https://azslide.com/mukaddime-1-nureddin-yldz-n-tbba-mslmanca-bak-1-dersidir_5a5233f91723dd6b4e26bdca.html

celal sılay’ın insanın anatomik ve ruhsal kırılganlığını vurgulayan dizeleri bu gerçeğin en çarpıcı örnekleri arasında sayılabilir.
göz sinir ucunda; koptu kopacak
us çizgi üstünde; aştı aşacak
can fanus içinde; kırıldı kırılacak
https://www.ankemdernegi.org.tr/ANKEMJOURNALPDF/ANKEM_19_4_210_212.pdf

herpetoloji
https://docplayer.biz.tr/4936138-Herpetoloji-ders-kitabi.html

insan bilincinde “dolaysız gözlem” diye bir şey, yani hiçbir şekilde toplumsal ilişkilerce belirlenmeyen basit bir fiziksel algı eylemi var mıdır? tüm modem fizyoloji bize böyle bir şeyin olmadığını söylüyor.
https://dlscrib.com/download/george-thomson-lk-filozoflar-eski-yunan-toplumu-stne-ncelemeler_5ab14a14e2b6f505388c2ea9_pdf

fizyolog adlı kitapta ve başka tabiat kitaplarında, yabani hayvanlar ve kuşlar üstüne anlatılanlar daha da şaşırtıcıydı.
bu kitaplarda da gerçekle uydurma karışmıştı. fil ve aslanla yan yana, yarı öküz yarı fil, yarı deve yarı pars gibi, tabiatta bulunmayan hayvan resimleri de vardı.
http://evreninsirlari.net/dosyalar/153_s02_02.pdf

sinir hastalıklarının etyopatogonezinin öğrenilmesinde büyük alim v. m. behterev’in hizmetlerini hususî olarak belirtmek lazımdır. o, ruhî hastalıkların meydana çıktığı zamanlarda, beyinde oluşan anatomohistolojik değişilliklerin öğrenilmesine gösterdiği çabayı ve ehemmiyetini ortaya koymak lazımdır.
http://www.psikoterapi.com/kitapsayfalari/psikiyatri1.pdf

pes planusu olan ve olmayan erişkin erkeklerin fiziksel uygunluk düzeyi ve yaşam kalitesinin değerlendirilmesi
+
vücuda dışarıdan uygulanan kuvvetler vücudun yerçekim eksenini etkileyerek postüral sapmalara yol açarlar. pes planus olan bireylerde de ayakta oluşan anatomik olarak naviküler ve küneiform kemiklerde çökme, talusta kalkaneusa göre inferior ve mediale doğru bir rotasyon oluşması ayaktan başlayarak bir dizi postür bozukluğuna yol açmaktadır.
+
ayağın yapı ve işlevlerindeki bozukluklar bireyin aktivite ve sosyal katılım düzeyinde belirgin kısıtlanmalara neden olabilir. ayağın anatomisinin, kemiksel diziliminin, bununla ilişkili kas iskelet sistemi problemlerinin ve bunlarla başa çıkma yollarının iyi anlaşılması, hastanın fonksiyonlarında ve yaşam kalitesinde düzelme sağlayacaktır.
+
pes planuslu hastalarda, görsel yürüme analizinde, ayakta supinasyonda azalma ve yürüyüş sırasında ayağın orta hatla yaptığı açıda artış izlenir. normal ark yapısına sahip ayak yürüme siklusunun midstance fazında esnek bir yapı kazanarak yere uyum sağlarken, terminal stance fazında rijit bir hal alarak parmak kalkışı evresinin gerçekleşmesini sağlar. düşük arka sahip ayakta ise bu dönüşüm tam olarak gerçekleşmeyecek ve ayak rijit halde kalacaktır. böylece düşük ark anatomik açıdan olduğu kadar ayağın şok absorbsiyon, destek ve ilerleme gibi temel fonksiyonlarında da bozukluklara yol açacaktır.
+
pes planus ile hız arasındaki ilişki incelendiğinde pes planusun 10 basamağı hızlı çıkış süresi, iniş süresi ve toplam iniş ve çıkış süresini arttırdığı saptanmıştır. pes planusun; ayaktaki yük dağılımını etkilemesi, ayağın anatomik yapısını bozması ve ayakta şokları yeterince absorbe edememesi gibi nedenler bu sonucu ortaya çıkarmıştır. yapılan çeşitli çalışmalar sonuçlarımızı desteklemektedir.
+
ayak sorunları ve fonksiyonel yetersizlik ilişkisi konusunda daha fazla araştırmaya ihtiyaç olmakla birlikte, ayak ve bacak sorunlarının fiziksel aktivitelerdeki fonksiyonel bozulmaya katkıda bulunduğu ve böylece bireylerin yaşam kalitesini etkileyebileceği genel olarak kabul edilmektedir.
+
ayak ağrısı fonksiyonel kısıtlılık ve ayağın anatomik yapısındaki değişikliklerle ilişkili bir durumdur. yapılan bir araştırmada kronik ve şiddetli ayak ağrısının kadınlarda yürümede zorluğa neden olduğu ve günlük yaşam aktivitelerinietkilediği bildirilmiştir. toplum bazlı bir araştırmada da ağrı ile günlük yaşam aktivitelerinde bir kısıtlılık olduğu belirtilmiştir. ağrı ve fiziksel fonksiyondaki kısıtlanmanın yanı sıra, deformite şiddetine göre bireyler psikolojik olarak da etkilenebilirler.
+
ayağın yapı ve işlevlerindeki bozukluklar bireyin aktivite ve sosyal katılım düzeyinde belirgin kısıtlanmalara neden olabilir.
+
genellikle toplumlarda erkeklerin yaşam kaliteleri kadınlara göre daha yüksektir. yaşam kalitesi, sağlığın göstergelerinden birisidir.
+
yapılan bir çalışmada pes planusun erkeklerde 18-39 yaş aralığında, kadınlarda ise 30-50 yaş aralığında daha yaygın olduğu belirtilmiştir.
+
erkeklerde konnektif dokunun kadınlara göre daha fazla olduğu ve pasif harekete karşı daha çok direnç gösterdiği belirtilmiştir. kadınlarda kas tendonlarının daha küçük, zayıf, hiperlaksite ve hipotoni olması eklemlere daha fazla hareketlilik kazandırmaktadır.
+
bu çalışma pes planusu olan ve olmayan erişkin erkeklerde fiziksel uygunluk parametrelerinin ve yaşam kalitesinin ne derece etkilendiğinin belirlenmesi, kas iskelet sistemine ait sorunların ve postür bozukluklarının tespit edilmesi, pes planus konusunda bireylerin bilinçlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. genel olarak pes planus deformitesinin bireylerde ayağın biyomekaniğini bozduğu ve buna bağlı olarak postüral sapmalar, esneklik, denge, kas kuvveti, yürüme hızı ve ağrıyı olumsuz yönde etkilediği gözlenmiştir. bireylerdeki deformiteye bağlı oluşan bu olumsuzlukların yaşam kalitesini düşürdüğü saptanmıştır.
+
ayakta ortaya çıkan ve vücudun diğer segmentlerini de etkileyen pes planus bireydeki postüral bozukluklara ve kas iskelet sistemindeki sorunlara sebep olduğu gibi fiziksel uygunluğu ve yaşam kalitesini de etkilemektedir.
+
kendall ideal postürü “vücudun minimal stress ve yüklenme ile denge halini korumasıdır”, diye ifade etmiştir. bununla birlikte vücudun görünüşü güzel, duruş ve dengesi iyi, eklemler üzerindeki zorlanması az, organların yeterli ve düzgün çalışabilmelerini sağlayan, bireyin kendisini yormadan gevşek olarak aldığı postür olarak da tanımlanabilir.
+
herhangi bir hastalık sonucu gelişen ağrı ve ağrının yol açtığı fonksiyonel kısıtlanmalar, günlük yaşam aktivitelerinde başkalarının yardımını gerektirir ve bireyin yaşam kalitesini azaltır.
+
kas iskelet sistemi bozuklukları ile ilgili yaşam kalitesini azaltan en önemli semptomlardan biri ağrıdır.
+
sonuç olarak pes planus deformitesinin bireylerin günlük yaşantısını, yaşam kalitesini ve fiziksel uygunluk parametrelerini olumsuz etkilediği belirlenmiştir. pes planus deformitesi tespit edilen bireylerde ilerde pek çok sorunun ortaya çıkmaması için ayak sağlığı ile ilgili koruyucu fizyoterapi yaklaşımlarının ve halk sağlığı çalışmalarının en erken dönemde uygulanmasının çok önemli olduğu görülmüştür. ayrıca daha detaylı çalışmalarla konuya ışık tutulmasının gerekli olduğu kanısındayız.
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/47023.pdf

güreşci ve futbolcuların quadriceps ve hamstring kas kuvvetlerinin izokinetik sistemle değerlendirilmesi ve sakatlık eğilimlerinin araştırılması
https://acikerisim.aku.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11630/4003/243236.pdf

midenin endoskopik incelenmesinde, küçük kurvatürdeki angulus bölgesinin yorumlanması özellikle önemlidir; çünkü bu bölge, patolojik bulguların sıkça rastlandığı bir bölge olmanın yanında, önemli bir anatomik ayrım bölgesidir.
+
anatomiyi değiştiren ameliyat geçiren hastalarda, geçirdikleri ameliyatla ilgili komplikasyonların ya da geçirilen ameliyatla ilgisiz lezyonların tanı ve tedavisi için görüntüleme yöntemleri gerekli olabilir.
+
ameliyatlı midenin değerlendirilmesi ve değişen anatomi sonrası konuları, ercp başlıklı bölümlerde ayrıntılı olarak verilmiştir.
+
radyolojik yöntemler, ameliyattan sonra oluşan karmaşık anatomik ve fizyolojik değişiklikleri ortaya koyması bakımından yararlıdır.
+
ameliyatlı hastalarda, ameliyata bağlı oluşan anatomik değişiklikleri bilmek, doğru ve yeterli değerlendirme yapılması için önemlidir.
+
mide rezeksiyonlarından sonra yapılan billroth ı, billroth ıı veya roux-en-y tarzında devamlılık işlemleri, gastrektomisiz gastrojejunostomi ve bariatrik cerrahi işlemleri, mide ve bağırsakların anatomisini değiştirir.
+
pankreatikoduodenektomi (whipple işlemi), rouxen-y hepatikojejunostomi, koledokoduodenostomi gibi işlemler ise, hem gastrointetinal hem de pankreatiko-biliyer anatomiyi değiştirir.
+
pankreatikoduodenektomi (whipple işlemi), rouxen-y hepatikojejunostomi, koledokoduodenostomi gibi işlemler ise, hem gastrointetinal hem de pankreatiko-biliyer anatomiyi değiştirir.
+
endoskopide hamile kadını bekleyen riskler; karın gerginliğinin sebep olacağı aspirasyon, vena kava inferior basısına bağlı hipotansiyon ve anatomik değişiklik nedeniyle uterus travmasıdır.
https://turkcer.org.tr/files/publications/86/fbd58fceed748112cd1a7911d8df70df.pdf

önemli bir kız çocuk ve kadın sorunu: çocuk evlilikler
+
fizyolojik gelişimi tam olmayan kadın doğumun da zorlukla gerçekleşmesine ve daha fazla sağlık sorunu yaşanmasına neden olmaktadır
https://journalagent.com/tpa/pdfs/TPA_48_2_86_93.pdf

anatomik ölü boşluk: havayı ileten yollarda kalan havanın volümüdür.
fizyolojik ölü boşluk: fonksiyonel bir ölçümde saptanır. akciğerlerde gaz değişimine katılmayan havanın volümüdür.
https://toraks.org.tr/uploadFiles/book/file/1772012111520-7783.pdf

çocuk iskeleli, anatomi, fizyoloji ve biomekanik özellikler bakımından yetişkinlere göre farklı özellikler göstermektedir. bu yüzden tedavileri de farklılıklar gösterir.
+
çocuk kemiklerinin anatomik ve fizyolojik özellikleri düşünülmeden internal tespit yapıldıktan sonra dıştan alçı ile tespit yapılmamış ve kemik vidalarının gevşemesi ile angüler deformiteler oluşmuştur.
http://aott.org.tr/Content/files/sayilar/606/606-6361.pdf

ameliyat sonrası dönemde bağırsak fonksiyonlarını uyarmak için uygulanan girişimlerden biri de sakız çiğnemektir. sakız çiğneme, yemek yemeyi taklit ettiği için sindirimin sefalik fazını aktive eder ve sanal beslenme olarak kabul edilmektedir.
+
sezaryen ameliyatı sonrası sakız çiğnemenin, kadınların ameliyat sonrası ilk gaz çıkarma ve bağırsak seslerinin duyulma zamanlarını kısaltarak, ….. bu olumlu etkiler ile iyileşme sürecinin hızlandırılmasına yardımcı olan bir faktör olduğu söylenebilir.
http://docs.neu.edu.tr/library/6712621935.pdf

doğum şekillerinden biri olan normal doğum, doğal ve fizyolojik bir süreçtir.
http://openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/1475/c1ea3ab2-c363-4dd8-9c26-a240b96594a8.pdf

pet görüntülerinde izlenen, skalpı da içine alan şiddetli fdg birikimlerinin hastanın sürekli yoğun sakız çiğneme öyküsüne bağlı, fizyolojik tutulumlar olduğu anlaşılmıştır.
http://cms.galenos.com.tr/Uploads/Article_7386/6tjnm2007-3147.pdf

postpartum dönemde bilinç bozukluğu ile gelen bir hastada öncelikle sepsis gibi metabolik bir neden düşünülse de, serebral venöz sinüs trombozu ya da arteryel infarkt gibi anatomik olasılıklar da unutulmamalıdır.
http://ctf.edu.tr/stek/pdfs/29/2913SS_AS.pdf

armut
hastalık ve zararlıları ile mücadele
http://cadcom.com.tr/downloads/CsAgriMedya/documents/armut_hastaliklari.pdf

anatomik çalışma sanatçının değil doğa bilimcilerinin işidir.
http://kadinkongre.sakarya.edu.tr/kadin_calismalari_kongresi_cilt_2.pdf

romantik yazarlara göre insana anatomik olarak en uygun diyet vejetaryenliktir.
http://openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/12021/Aristoteles%27te%20ve%20Derrida%27da%20Hayvan%20Sorusu%20.pdf

insan bedeninin her türlü anatomik çizimi en ince detayları ve gizemli mekanik yapısı bilim adamları kadar sanatçıların da ilgisini çekmiştir.
+
anatomi biliminin estetik endişe ile ele alınışı jacques gautier d’agoty ile başlamıştır.
insan bedenini güzel anlatımı tüm gerçekçiliği ile vücudun içyapısının rahatsız edici görünümü çok ustaca bir arada sunulmuştur.
+
bu yüzyılın tıp ve resim ilişkisinin en yoğun gözlemlenebildiği sanatçılardan birisi frida kahlo’dur.
bedenini bir cerrah bazen de bedenine ince ince teşrih eden bir anatomist gibi parçalara ayırmıştır.
+
insan bedeninin eşsiz yapısı inceleyen anatomi görselleşmeye ihtiyaç duymuştur. bu noktada sanatın ve tıp biliminin yapısallığı yüzyıllardır
perçinlenmiş ilişkisi bir ortaklığın vücut bulmuş halidir.
http://idildergisi.com/makale/pdf/1501673629.pdf

19. yüzyılda tıbben açıklanamayan belirtilerin organik yönü öne çıkmış, bununla birlikte patolojik araştırmaların gelişmesi, beyinde ya da diğer organlarda gözlemlenebilir anatomik bir anormalliğin bulunmadığı da gösterilmiştir.
http://psikguncel.org/archives/vol5/no4/cap_05_30.pdf

evcil hayvanlarda schistosoma reflexum olgu sunumları olmasına rağmen, yavrunun iskelet yapısı ve organlarının anatomik incelenmesinin yapıldığı vaka bildirimlerine rastlanmamıştır.
+
üç yavrunun yapılan anatomik incelenmesinde; birinci buzağı ile ikinci buzağının bazı benzerlikler gösterdiği ancak üçüncü buzağının schistosoma reflexum dışında farklı kongenital malformasyonlar taşıdığı tespit edildi.
http://veteriner.fusabil.org/pdf/pdf_FUSABIL_443.pdf

çalgı icracılarında kas-iskelet problemleri ve nedenleri
+
ülkemizde yapılan birkaç fizyoterapi sempozyumunda -yüzeysel olsa da- insan anatomisi ve enstrüman ilişkisi üzerinde yeterince durulmamış olduğu ve anatomi bilinmeden organlara kapasitelerinin üzerinde görevler yüklendiği ortaya konulmuştur.
http://dergisosyalbil.selcuk.edu.tr/susbed/article/download/749/701

omuzluk kullanımında kemancının anatomik yapısının belirleyici etkisi
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/783225

keman çalmada temel yay hareketlerinde omuz ve dirsek eklemlerinde görülen açısal değişikliklerin araştırılması
http://www.gefad.gazi.edu.tr/tr/download/article-file/77320

özofagusun motilite bozuklukları uzun zamandan beri bilinmesine rağmen etiyoloji ve fizyopatolojisi tam olarak aydınlatılamamıştır.
+
hem anatomik hem de fizyolojik durumuna göre özofagusun motilite hastalıkları iki grupta incelenmektedir.
+
endoskopik tedavi anatomik kısıtlamalar nedeniyle bazı hastalarda tercih edilememektedir.
+
alt çenedeki şekil bozukluğu, sınırlı çene hareketi, belirgin ön dişler veya rijit servikal kifozun neden olduğu boyun ekstansiyonunu sınırlayan durumlarda divertiküloskopi yerleştirilmesinde güçlük olabilmektedir.
https://toraks.org.tr/uploadFiles/book/file/13120121852-28092.pdf

incir (ficus carica) yapraklarının bazı anatomik parametreleri üzerine elektromanyetik alan stresinin etkileri
http://biodicon.com/YayinlananMakaleler/5.12.pdf

bilinçsizce ve denetimsiz kullanılan pestisitler en çok kalıntı sorunuyla insan ve hayvan sağlığını tehdit etmekte, çevrenin kirlenmesine ayrıca organizmaların pestisitlere karşı dayanıklılık kazanmasına neden olmaktadır.
+
tarımsal ortamlarda zararlıların ortadan kaldırılmasında kullanılan pestisitler, tarım bitkilerinde de zararlı etkilere neden olmaktadır. bu maddeler …. işlevleri gerçekleştirdiği yapraklarında morfolojik ve anatomik yönden farklılıklara yol açmaktadır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/59110

pinus nigra arnold. ve cedrus libani a. rich yapraklarının anatomisi üzerine taşıt kaynaklı pb kirliliğinin etkilerinin araştırıldığı bir çalışmada, yaprak kutikula kalınlığının arttığı; iletim demeti büyüklüğü yaprak çapı, epidermis hücre sayısı, …….
http://dogadergi.ksu.edu.tr/tr/download/article-file/731137

“gastro – duodenal radyoloji” de tetkik edilen bölgenin işlevsel ve anatomik bütünlüğünü “çin gölgeleri” şeklinde beliren görüntüler üzerinde doğrulamak kadar hiçbir şey güç ve tehlikeli değildi.
http://guncel.tgv.org.tr/journal/64/pdf/100434.pdf

insan hücresinin içinde oluşan özel barış ve dengeden, organların her biri ve birbirleriyle ilişkilerine kadar varolan veya varolması gereken barış kurulamıyorsa rahatsızlık ve hastalık başlar. insan sağlığının hücre içi barış ve ilişkiler arası dengeye dayalı olması gibi, bir toplumun içindeki gruplar arası barış ve denge de sağlanabildiği ölçüde sosyal yapı sağlıklıdır.
+
tüm bu hastahaneler, okullar ve kiliselerde görev yapan öğretmen, hemşire, hastabakıcı ve doktorların çoğunluğu protestan kiliselerinin desteği ile gönderilen kişiler ve yerli halktan bu kurumlarda yetişenlerden oluşmaktadır.
+
selçuklu hükümdârı sultan mesut zamanında denizli ve antalya bölgelerinde yenilen ve suriye’ye dönemeyen haçlılar açlık, hastalık ve yoksulluk içerisinde perişan oluyorlardı. rumlar ise bu zavallı franklara karşı ihanet ediyorlar; ellerinde kalan paraları tehdit ve hile ile alarak, onları ölüme terk ediyorlar veya bizzat kendileri öldürüyorlardı. savaştıkları türkler ise anadolu’da mağlup haçlıları himâye ederek, açları doyuruyor ve hastaları tedavi ediyorlardı.
https://www.ayk.gov.tr/wp-content/uploads/2015/01/D%c4%b0N-1.-C%c4%b0LT.pdf

jan stephan van calcar; andreas vesalius’a anatomi çizimlerinde yardım eden yetenekli bir ressam
http://tttk.org.tr/wp-content/uploads/2019/06/Yeni-T%C4%B1p-Tarihi-Ara%C5%9Ft%C4%B1rmalar%C4%B1-19-2013.pdf

adli tıp üzerine yazılmış kitapların önsözleri ışığında adli tıbbın tarihsel süreci
https://www.journalagent.com/adlitip/pdfs/ADLITIP-46794-OTHER-BILGIN.pdf

ülkemizde adli otopsinin tarihçesi
http://apbs.mersin.edu.tr/files/oyaogenler/Publications_020.pdf

güncel durumu ile hukuki ve tıbbi açıdan otopsi süreci
http://www.klinikgelisim.org.tr/eskisayi/klinik_2009_22/10.pdf

en çok saygı duyulan organ, büyüklüğü ve kanlanması nedeniyle karaciğer oldu. bu nedenle ruh ve aklın merkezi kabul edildi. bilinen ilk anatomik model kilden yapılmış koyun karaciğeridir.
+
cerrahide tıp ilerlemesinin tersine bir gerileme olması ise 2 nedene bağlanır:
1- cerrahinin tıptan ayrılması
2- anatominin ihmali
+
islam-arap dönemi
bu devirde anatomi ve fizyolojiye birşey eklenmemiştir, ancak birkaç yeni ilaç bulunmuş ve yeni hastalıklar tanımlanmıştır.
+
rönesans devri
onaltıncı ve onyedinci yüzyılda ise eski yunan eserlerinin yanlışlıkları düzeltilmeye başlanmıştır. bu dönemde insan anatomisinin tam yapısı belirlenmiş ve fizyolojiyi araştıracak deneyler başlamıştır. bu dönemin en önemli isimleri paracelsus, vesalius and harvey’dir.
+
vesalius ise galen zamanından beri (1500 yıl) değişmemiş bir konuda, anatomi alanında “de humanis corpori fabrica”yı (1543) yazarak devrim yapmıştır.
ancak vesalius’dan 50 sene önce birçok anatomik kısmın resmini yapan leonardo da vinci’yi unutmamak gerekir.
+
vesalıus, andreas (1514-1564) : belçikalı bilim adamı. daha çocukluk yıllarında kuş, fare ve diğer hayvanların diseksiyonundan büyük zevk alırdı. üniversite öğrenimine louvain’de başladı. paris üniversitesi tıp fakültesi’ne devam etti. tıp öğrenimini daha sonra anatomi ve ameliyat profesörü olarak atandığı padua üniversitesi’nde tamamladı. vesalius’a gelinceye dek tıp öğrenimi galen’in öğretilerine dayanıyordu. doğrudan gözlem yerine, galen’den parçalar okuyup ezberlemenin iyi bir yöntem olmadığını anlamıştı. ne var ki, diseksiyon için kadavra bulma büyük sorundu. mezarlıktan ceset çalma dışında bir çözüm yoktu. yirmi sekiz yaşındayken, tasarı vücudunun yapısı üzerine adını taşıyan yedi ciltlik kitabını, imparator v. charles’a sığınarak yayımlama yoluna gider. vesalius uğrayacağı saldırıyı tahmin etmişti. alışılmış tıp öğrenimini ve hekimliği eleştirmek, galen’in otoritesine başkaldırmak kolayca göze alınabilecek bir iş değildi. nitekim uğradığı saldırılara dayanamaması erken ölümüne yol açmıştır. vesalius’un önemi tıpta ilk kez doğrudan gözleme ve anatomi öğreniminde diseksiyona gitmesi ve bunda ısrar etmesidir.
http://drmehmetinan.net/download/Cerrahi_Bilimler_Dersi_Cerrahi_Ders_Notlari/cerrahinin-tarihcesi.pdf

tüm tıp bilimleri içinde ilk gelişen ve diğer dalları etkileyen bilim dalı anatomidir8 . diğer tıp dallarında kullanılan terimlerin çoğunluğunu da anatomi terimlerinin türevleri oluşturmaktadır.
+
lâtincenin seçilme nedenlerinin başında yaşayan bir dil olmaması, ülkeler arası siyasi hareketlerden etkilenmeyeceğinin düşünülmesi gelmektedir. anatomi bilimcileri, terimlerini uluslar arası kurultaylarda ve uzun süren çalışmalarla belirleyen ilk tıp dalı olma unvanını da almışlardır.
+
tıbbî terminolojinin tüm dünyada yerleşmesini ve standartlaşmasını amaçlayan ilk girişim alman anatomistlerinin öncülüğünde gerçekleştirilen nomina anatomica’nın oluşturulmasıdır. alman anatomi derneği’nin girişimleri ile ilk olarak 1895 yılında farklı avrupa ülkelerinden bilim adamları basel (isviçre) kentinde kapsamlı bir çalışma yapmışlar ve saptadıkları 4500 kadar lâtince terimin insan vücudunun çıplak gözle görülebilen bölümlerinin tanımlanmasında esas alınmasını önermişlerdir. bu toplantıda oluşturulan listeler ilk nomina anatomica’yı oluşturmuştur (basel nomina anatomica’sı-bna). bna, günümüz anatomi terimlerinin çok büyük bir bölümünü ve çok sayıda klinik terimin kökenini oluşturmaktadır. bna, almanca konuşulan ülkelerde, italya’da, kuzey amerika ve bütün lâtin amerika ülkelerinde kabul görmüştür. ingiliz ve fransız anatomistleri bna çalışmalarına katılmamış ve sonuçlarını benimsememişlerdir. bna tıbbî bilimlerde terminoloji ile ilgili yapılan ilk uluslar arası toplantı olmuştur.
+
yirminci yüzyılın sonlarında ıanc’nin işlerliğini yitirmesi ve ingilizce’nin siyasi güç dili haline gelerek dünya anatomistleri üzerinde baskı unsuru oluşturması nedeni ile uluslar arası anatomi birlikleri federasyonu (ınternational federation of associations of anatomistsıfaa) tarafından yeni bir çalışma gurubu oluşturulması kararı alınmıştır9, 10. anatomi terminolojisi birleşik komitesi (federative committee on anatomical terminology-fcat), (rio de janeiro-brezilya, 1989) kurularak 1990-1998 yılları arasında yapılan 14 toplantı sonrasında “terminologia anatomica – ınternational anatomical terminology” adlı çalışmayı yayınlamışlardır.
https://arastirmax.com/en/system/files/dergiler/18843/makaleler/28/1/arastirmax-tip-egitiminde-dil-i-onemi-gelismesi-gelecegi.pdf

doğanın diyalektiği, friedrich engels’in kendi dönemindeki temel bilimsel ve felsefi gelişmeleri diyalektik materyalizmin prizmasından geçirerek değerlendirdiği bitmemiş bir eseridir. hem marx hem de engels yaşamları ve işbirlikleri boyunca modern bilimdeki gelişmeleri, fizik ve kimyadan biyolojiye, anatomi ve fizyolojiden astronomiye yaşanan tüm devrimleri yakından izlemişlerdir. bu yakın ilginin odağında ise hiç kuşkusuz insan ve doğa tarihinin dinamiklerini anlamak yer almıştır.
+
flaman doktor ve anatomist (1514-1564). vesalius, kitap ve insan bedeni üzerinde yaptığı incelemeler nedeniyle dini çevrelerden baskı görür ve bir söylentiye göre baskılardan kurtulmak için gittiği kudüs dönüşünde hayatını iyon denizinde kaybeder.
+
1806’da franz joseph gall(12) beyin bölgeleri ile bazı davranışlar arasında doğrudan bağlantı olduğunu öne sürer. frenoloji olarak adlandırılan bu yaklaşıma göre beyinde belirli bölgeler bazı belirli işlevlerden sorumludur. hatta bu belirli bölgeler, bazı kişiliklerde daha fazla geliştiği için büyüyerek kafatasında çıkıntılar meydana getirirler ve bu sayede bir kişinin kafatası şeklinde kişiliğini öngörmek de mümkün olur. aslında ortada düz gözleme dayalı açık bir materyalist bakış vardır artık: toplumsal ve bilimsel gelişmeler beyin ve zihin ilişkisinde artık bir tür kaba materyalist, pozitivist konumu dayatmaktadır.
alman doktor (1758-1828). viyana’da yaşamıştır ve yaptığı “nöroanatomik” çalışmalarla döneminde çok ses getirmiştir. ancak çalışmaları nedeniyle dini çevrelerden baskı görür ve viyana’dan ayrılmak zorunda kalır, paris’te ölür.
http://bilimveaydinlanma.org/content/images/pdf/mdt/mdtc2s4/doganin-diyalektiginde-zihin-ve-beyin.pdf

türkiye’de patolojinin gelişimi
http://www.turkjpath.org/pdf/pdf_TPD_179.pdf

kalp anatomisinin tarihsel serüveni
+
tarihsel süreçte kalbin anatomik yapısı ve çalışma sisteminin tespiti ilk çalışma konuları olarak karşımıza çıkmaktadır. daha sonra ki süreç kan gruplarının tespitinden kalp naklinin gerçekleştirilmesine kadar ki aşamaları içermektedir.
http://acikerisim.nku.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/20.500.11776/2268/nermin%20celik.pdf

rakamların anatomik yapısı incelenmesi
http://www.ubaksymposium.org/Upload/editor/files/Sosyal_band%C4%B1rma_hakan.pdf

insan beyni büyük çapta devam eden dalgalanan elektrofizyolojik aktiviteye sahip dinamik bir karmaşık sistemdir. bu dinamik özellikleri anlamak, fonksiyonel anatomi ve nöropsikiyatrik bozuklukların patofizyolojisini anlamak için önemlidir.
https://www.psikiyatri.org.tr/uploadFiles/Konusma-Ozetleri_55-UPK-170220201534.pdf

yüz embriyolojik olarak birçok yapının gelişimini orjin aldığı ve birbiri ile entegre olarak geliştiği karmaşık bir anatomik ünitedir. yüzdeki yapıların büyüklüğü, şekli, eğimleri, açıları, yumuşak dokuların bölgeye göre dağılımları ve simetrisi gibi değişkenler bize bireylerin cinsiyeti, bazı kronik hastalıkları, doğum defektleri hatta hangi etnik gruba dahil oldukları hakkında bilgi verir. ancak bu değerlendirmenin doğru yapılabilmesi için antropometrik ölçümlerle belirli standartların oluşturulması gerekmektedir.
+
gerçek güzelliğin kişilerin iç güzelliğinin mi yoksa yüz güzelliği mi olduğu tartışılmakta, iç güzelliğin temsili olarak da yüz güzelliğinin önemli olduğu ortak kanısına varılmaktadır. burun ve dudaklar yüz estetiğinde önemli bölümlerdendir. hatta burun ve dudaklar hem güzelliğin hem de çekiciliğin simgesi olarak kabul edilirler. burun boyut, şekil ve oranlarıyla kişinin karakteristik özelliğini görsel olarak sunmaktadır. bu yapıların normal antropometrik ölçülerinin ve yaşın ilerlemesiyle birlikte uğradığı değişimin bilinmesi plastik cerrahide, rekonstriktif cerrahide ve maxillofasial ameliyatlarda öncelikle ikincil anomalilerin tedavisi sırasında yarık damak ve yarık dudak hastalarında, ortodontik tedavide, görsel inceleme ile yapılan çoğu tanı ve tedavi planlamasında ve uygulamasında kullanılır. ayrıca artistik anatomide de bu ölçümlerin büyük önemi vardır. bu operasyonlar sırasında normal anatomik yüz oranlarının muhafaza edilmesi estetik yüz görünümünü korumak ve sağlamak için çok önemlidir.
+
burun anatomisi üst solunum yollarının başlangıcı olan burun, inspirasyonla alınan havanın ısıtılması, nemlendirilmesi ve filtrasyonunu sağlar. aynı zamanda koku alma organıdır. burun anatomisi nasus externus (dış burun) ve cavitas nasi (burun boşluğu) olmak üzere iki bölümde incelenir.
+
yüzyılın sonraki bölümünde ise, biyolojik ırkla kültürel ve düşünsel gelişme düzeyi arasında ilişki kuran kuramları savunan kurumsal bilimciler, antropometrik verilerden çoğu zaman öznel amaçlarla yararlandılar. sözde suça yatkın (kriminal) insan tipine fiziksel kanıt italyan psikiyatr ve sosyolog cesare lombroso, antropometrik yöntemler kullanarak mahkûmları inceleyip sınıflandırdı.
+
antropometri bilimi, bireyler veya gruplar arasında, anatomi, coğrafî bölge ve meslek grupları gibi çeşitli faktörlerden kaynaklanan farklılıkları ve benzerlikleri saptayarak daha geniş bir insan kitlesine uygun tasarımlar yapma imkânı sağlar. bu tasarımlar için belirlediği vücut ölçüleri arasında, vücut hareketsiz ve belirli bir standart pozisyondayken alınan yapısal vücut ölçüleri ve vücut hareket halindeyken alınan fonksiyonel vücut ölçüleri bulunur.
+
burun uzunluğu (n-prn) ortalama 38,56±8,32 mm, burun yüksekliği (n-sn) ortalama 50,05±8,36 mm olarak ölçüldü. burun kökü genişliği (mf-mf) ortalama 13,24±2,70 mm, burun kanadı genişliği ise (sal’-al’) ortalama 4,20±1,16 mm olarak ölçüldü. burun morfolojik genişliği (al-al) ortalama 32,16±5,80 mm, burun anatomik genişliği ise (ac-ac) ortalama 27,85±4,92 mm olarak ölçüldü. burun derinliği (prn-sn) ortalama 19,55±5,25 mm olarak bulundu. collumellanın üst kanatları arası mesafe (c’-c’) ortalama 9,42±2,21 mm, collumella’nın genişliği ise (sn’-sn’) ortalama 6,09±1,26 mm idi. burun delikleri tabanı (sbal-sbal) ortalama 16,32±3,63 mm idi. bu ölçümlerle ilgili değerler tablo 4’de gösterilmiştir.
+
burun morfolojik genişliği (al-al) yaşla birlikte artmaktaydı, ancak bu artış oranı yaşlılarda orta yaş grubuna göre daha azdı, bu durum istatistiksel olarak anlamlıydı (p<0,05). burun anatomik genişliği (ac-ac) yaşla birlikte artmaktaydı, ancak orta yaş grubunda yaşlılara göre artış oranı daha fazlaydı. bu durum istatiksel olarak anlamlıydı (p<0,05). burun derinliği (prn-sn) gençlerde, orta yaş ve yaşlılara göre daha azdı. bu durum istatistiksel olarak anlamlıydı (p<0,05). + üst dudak yüksekliğinin yaşla değişimine bakıldığında, yaşla birlikte yüksekliğin arttığı görüldü. ancak üst dudak yüksekliği en uzun olan grup orta yaş grubuydu. yapılan regresyon’a göre yaşın yanısıra, ağırlık, burun uzunluğu (n-prn), burun anatomik genişliği (ac-ac), üst dudak kalınlığı (ls-st), yüz genişliği (zy-zy), yüz uzunluğu (tr-gn), burun kanadı genişliği (sal’-al’), üçgen tip burun deliği ve nazolabial açının üst dudak yüksekliğini istatistiksel olarak anlamlı ölçüde etkilediği belirlendi (p<0,05). + bu yapıların normal antropometrik ölçümlerinin ve yaşın ilerlemesiyle birlikte uğradığı değişimin bilinmesi, rinoplasti operasyonları, travma sonrası oluşan şekil bozuklukları ve doğumsal defektlerin düzeltilmesi sırasında aynı zamanda artistik anatomi gibi birçok alanda bize yardımcı olacaktır. bu operasyonlar sırasında normal anatomik yüz oranlarının muhafaza edilmesi estetik yüz görünümü için çok önemlidir. + burun uzunluğu (n-prn) en fazla han çinlilerinde (7) (50,54 mm) iken en az bizim çalışmamıza katılan kadınlarda (38,56 mm) bulundu. burun derinliği en az han çinlilerinde görülürken (7) (16,54 mm) en fazla kuzey amerika beyazlarında görülmektedir (15) (19,7 mm). bizim çalışmamızda ise 19,55 mm olarak bulundu. ölçümler karşılaştırıldığında burun derinliği ölçümümüz koreli amerikan kadınlarına (50) yakın bulunmuştur. burun morfolojik genişliği en az mısırlılarda görülürken (45) (29,3 mm), en fazla angolan kadınlarındadır (47) (40,8 mm). çalışmamızda ise 32,16 mm bulundu. sonuçlarımız hırvat kadınlarının (45) (32,9 mm) burun morfolojik genişliğine yakın bulunmuştur. burun anatomik genişliği en az bizim çalışmamıza katılan kadınlarda (27,85 mm) iken, en fazla han çinilerindedir (7) (35,14 mm). ağız genişliği en az macarlılarla (45), iran aborjinlerinde (47) (44 mm), en fazla afrika kökenli amerikalılardadır (45) (53,6 mm). çalışmamızda 46,29 mm bulunmuştur, bu ölçüm han çinlilerinde bulunan sonuca eşittir. incelememizin sonuçları ve diğer çalışmalarla karşılaştırılması tablo 22’de gösterilmiştir. üst dudak yüksekliği en az hindistan kökenli amerikalılarda (15) (18,6 mm) iken, en fazla malezyalılardadır (5) (21,1 mm). çalışmamızda ise 20,15 mm bulnmuştur. üst dudak yüksekliği (sn-st) çalışmamızda gençlerde yaşlılara göre daha kısa ölçülmüştür. üst dudak yüksekliğinin yaşla değişimi istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. bu durumu açıklamak için regresyon bakılarak ölçümlerin tek tek bu ölçüm üzerindeki etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. yaş, ağırlık, üst dudak kalınlığı (lsst), yüz genişliği (zy-zy), yüz uzunluğu (tr-gn), sağ burun kanadı genişliği (sal’-al’) ve nazolabial açı gibi ölçümlerin bağımsız olarak artması üst dudak yüksekliğinin artmasını, yine aynı şekilde tek başına burun uzunluğunun (n-prn) azalması üst dudak yüksekliğinin artmasını %80 güvenirlikle açıklamaktadır. bu durumun sebepleri araştırılmalıdır. üst dudak kalınlığı en az bizim çalışmamıza katılan kadınlarda (4,42 mm), en fazla malezyalılarda (5) (9,10 mm) bulunmuştur. alt dudak kalınlığı en fazla malezyalı kadınlarda (5) iken (11mm), en az bizim çalışmamıza katılan kadınlarda (7,71mm) bulunmuştur. alt dudak kalınlığı (li-st) ile ilgili ölçümlerde yaş arttıkça alt dudak kalınlığının azaldığı belirlenmiş ve istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. alt dudağın kalınlığının azalması yaşlılıkla birlikte alt dudağın yağ dokusunda azalmalar oluşuyla ve ya kasların zayıflayarak dudağın şeklini değiştirmesi ile ilşkilendirilebilir. ayrıca diş yapısında ki değişiklikler, protez kullanımı gibi sebepler alt dudak kalınlığını etkileyebilir. + ölçümlerimizde yaşla değişim gözlenmektedir ancak ölçümlerdeki değişimi sadece yaşa bağlamak yanlış olur. bulgular ve tartışmada da görüldüğü gibi tek bir ölçüm değeri üzerinde, diğer yapıların uzunluk ve genişlikleride etkin rol oynayabilmektedir. burun deliği tipleri kişiden kişiye değişebilmektedir. aynı zamanda burun deliği tipleri burun ve dudak ölçümleri üzerinde etkiye sahiptir. bu yapıların normal antropometrik ölçümlerinin ve yaşın ilerlemesiyle birlikte uğradığı değişimin bilinmesi, rinoplasti operasyonları, travma sonrası oluşan şekil bozuklukları ve doğumsal defektlerin düzeltilmesi sırasında aynı zamanda artistik anatomi gibi birçok alanda bize yardımcı olacağına inanıyoruz. http://acikerisim.harran.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11513/1082/298827.pdf

askeritıp okulu – bu okul 1832’de ıı.mahmut tarafından askeri doktorlar yetiştirmek amacıyla kurulur. hızla gelişen kurumun tüm öğrencileri burslu olup, türkler dışında rum, ermeni, yahudi vs. asıllılar alınırlar. ilk başlarda özellikle fransa ve ingiltere ıı.mahmut’a en başarılı profesörlerini göndermekle beraber, okulu tüm gerekli araç gereçlerle donatırlar. osmanlı sultanı da okul binası için beyoğlu’ndaki galata sarayı’nı ayırır. başlangıçta eğitim dili fransızca olup, daha sonra türkçe’ye geçilir. uzun yıllar bu okulun kapıları, onları önerecek etkili birilerinin olmadığından dolayı bulgar gençlerine kapalıdır. öğrenci olarak genelde üst düzey osmanlı görevlilerinin oğulları alınır. bulgarların okula 1863’ten başlayarak kabul edildikleri görülür. bunların arasında hristo stambolski ve sava mutkurov vardır. sınavlara bazen abdülaziz’in oğlu yusuf izzettin efendi’nin de katıldığına, askeri düzenin egemen olduğu okulun üst sınıf öğrencilerinin kılıç taşıdığına ilişkin tanıklıklar vardır. okulu bitirenlere kolağası rütbesi verilip daha sonra binbaşılığa yükseltilerek imparatorluğun dört bir yanına gönderilirler. bu okulun öğrencisi olan pavel bobekov, moliere’in “zoraki evlilik” komedyasını çevirir. diğer öğrenciler arasında da çeviri yapan, gazetelere yazı yazan, kültürel ve yazınsal kurumların etkinliklerine katılanlar vardır. bu okulda, daha sonra operatör profesör olarak görev alacak georgi vılkoviç ve hristo stambolski eğitim görürler. stambolski, türkçe anatomi kitabı yayınlar, ayrıca bulgar okuma yurdu’nun etkinliklerine katılır. 1875’ten itibaren bulgarlara güvensizlikle bakılmaya başlanmasının başlıca nedeni, bazı öğrencilerin de yer almaktan çekinmediği ayaklanmalardır.
http://www.akmb.gov.tr/userfiles/files/Bilge%20Dergisi/Bilge-pdf.45.pdf

v — insiyaki ve hissi hayatta doğrudan doğruya tesirli iç organların ve bilhassa iç guddelerin anatomisi ve işlemesi hakkındaki etüdlerin derinleştirilmesi;
vı — en yeni kriminoloji araştırmalanna yol açan ilmî cereyanlar: bugünkü suçlu antropolojisinin bu vasıflarının her birinden kısaca bahsedeceğiz. fakat bundan evvel biyoloji ve psikoloji sahasında şu dört yeni cereyanın mevcudiyetine işaret etmek lâzımdır. bunlar psikanalizm, iç ifraz guddeleri hakkında araştırmalar, beden yapısına göre tasnifler, beyin anatomisi ve fizyolojisi hakkında araştırmalar. yeni antropolojinin yukarıda işaret ettiğimiz verimleri bu dört yeni cereyan ile teeyyüt etmiş bulunmaktadır.
https://docplayer.biz.tr/12776858-Suclu-antropolojisinin-inkisaf-safhalari.html

kafa travmalarının tarihçesi
http://www.journalagent.com/travma/pdfs/UTD_4_2_86_88.pdf

insan organlarından sırları en son açığa çıkanı beyin. çok uzun bir zaman için insanlar beynin neye yaradığını bile anlayamadılar. beynin anatomisinin, fonksiyonlarının ve süreçlerinin keşfi, bin yıla yayılmış uzun ve yavaş bir yolculuk oldu; bu arada insanların bu gizemli organa dair bilgileri birikti ve gelişti.
https://web.itu.edu.tr/kcankocak/docs/ek_okumalar/Carter_Beyin_Kitabi-8-9.pdf

figüratif resme kaynaklık etmesi açısından anatomi araştırması
https://acikerisim.deu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12397/7011/342314.pdf

kendini ilmi tetkiklere vermiş, çalışkan ve sebatlı bir insan olan ingiliz hekimi william harvey kalp bir pompadır, kan dolaşıyor diyerek tıp rönesansının önemli temsilcisi olmuştur. varlıklı bir tüccarın oğludur. cambridge’de okudu. padua’ya tıp eğitimine gitti. burada anatomi hocası fabricus’un ögrencisi oldu ki fabrikus kalbin hareketi ve kanın özellikleri konusunda bir otorite idi. 1602 de mezun oldu, londra’ya döndü. kral ı.james’in özel hekimi ve oğlu .charles’in hekimi oldu. st.barthelemey hastahanesi’nde çalıştı ve “ingiliz hekimler cemiyeti”nin asli üyesi oldu. lumbley’de cerrahi ve anatomi hocalığı yaptı. burada 40 sene boyunca haftada 2 gün ders verdi. kral haksız hareketleri yüzünden londradan uzaklaştırıldığında onunla beraber gitmişti. sürgünde kendini ilmi tetkiklere vermiş, saray bahçesindeki hayvanlar üzerinde araştırmalar yapmıştı. anatomi hocalığı sırasında ve özel araştırmalarında her türlü hayvan üzerinde fizyoloji ve anatomi araştırmaları yapıyordu. 1628 yılında 12 yıllık yoğun çalışmalarının neticesi olan ufak kitabını yazdı. “hayvanlarda kalp ve kanın hareketleri üzerine anatomik inceleme” . bu çalışma ile kanın vücutta dolaştığını ve kalbin bir pompa görevini yaptığını ispat ediyordu.
+
vesalius’un yazdıkları kilisenin doğrularıyla ters düşmüştür. mesela, kilise öğretisine göre havva adem’in kaburga kemiğinden yaratıldığı için erkeklerin kaburga kemiklerinden biri eksiktir. eserinde bu tip inançların yanlış olduğunu gösteren vesalius dini baskı altında kalmış, imparator charles quint tarafından, ispanya’daki oğlu ıı. philippe’in yanına gönderilmiştir. burada canlı insanlar üzerinde anatomik çalışmalar yapmakla suçlanmış ve inkisizyon mahkemesi tarafından ölüme mahkum edilmiş, kralın cezasını affettirmek için yolladığı kudüs’ten dönerken deniz kazasında ölmüştür.
+
paré, baba mesleği olan berber-cerrahlığı paris’te hôtel-dieu’de uygulamalı anatomi derslerini takip ederek geliştirmiştir. cerrrahinin bilim olarak kabul edilmediği bir dönemde, ameliyatları berberlerin uyguladığı basit teknikler olmaktan çıkarıp tıp dalı durumuna getiren öncü bir şahsiyettir.
http://aysegulyildirimkaptanoglu.com/rsmlr/dosya/XVII%20ve%20XVIII%20Avrupa%20da%20t%C4%B1p%20Kan%20Dola%C5%9F%C4%B1m%C4%B1%20ve%20%C3%87i%C3%A7ek%20A%C5%9F%C4%B1s%C4%B1%20.pdf

medikal illüstratörlüğü “görülemeyeni ve hiç yapılmamış olanı çizmek ve bunu binlerce insana sözsüz olarak söylemek” olarak ifade eden frank h. netter (1906-1991), insan anatomisi, fizyolojisi ve patolojisinin yanı sıra tıpta çığır açan keşiflerin illüstrasyonlarını da üretmiştir. daha sonra, insan anatomisini, embriyolojisini, fizyolojisini, patolojisini ve her bir sistemde ortaya çıkan hastalıkların ilgili klinik özelliklerini kapsayan bir dizi atlas serisini yayınlamıştır.
+
frank netter, 1956’da yazdığı bir yazıda, “yıllar önce patoloji, anatomi, cerrahi ve diğer tıp kollarında tıbbi illüstrasyonun eğitim açısından çok etkili olmadığını düşünmüştüm. fakat tıbbi illüstrasyonun tarihine indiğim zaman resimlerin sadece öğretmede değil aynı zamanda cerrahinin gelişmesine katkı sağlayan hayati bir rolü olduğunu gördüm.” diyerek tıp alanında illüstrasyonun önemini vurgulamıştır.
+
spesifik ameliyatların anatomi ve fizyolojisi için tıbbi illüstrasyonlardan fazlasıyla yararlanılmaktadır. tıp alanında bu önemli ihtiyaçları karşılayan tıbbi illüstrasyonlar, doğru tıp bilgisinin yanında yeterli sanat becerisi de gerektirmektedir.
http://www.idildergisi.com/makale/pdf/1499161431.pdf

kardiyoloji eğitiminin önündeki önemli engellerden biri de anatomik yapıların isimlendirilmesindeki karışıklık ve hatta kimi zaman çelişkilerdir.
+
bir anatomi anabilim dalı çalışanı olarak, insan vücuduyla uğraşmamız ve tıbbi animasyona olan kişisel ilgimiz nedeniyle kendi olanaklarımızla hazırladığımız bu ön çalışmaları sunmak ve böylece kafamızın içindeki düşünce ve hayalleri paylaşmak istedik. bu çalışmada sunulan tıbbi animasyon materyallerini, gazi üniversitesi tıp fakültesindeki anatomi derslerimize uyarlayarak, öğrencinin konuyu daha iyi anlamasını ve dolayısıyla öğrenci memnuniyetini arttırmayı hedeşemekteyiz.
http://194.27.141.99/stek/pdfs/65/6508.pdf

katolik kilisesi kadavra diseksiyonlarına karşı olduğu için insan vücudunun anatomisi bile iyice anlaşılabilmiş değildi. 16. yüzyılın ortalarında belçikalı cerrah andreas vesalius, de humani corporis fabrica adlı eserinde, insan vücudunun karanlık derinliklerine inerek, kadavra diseksiyonları ve insan anatomisi üzerinde deneme ve gözlem yolunu anlatmıştır. 16. yüzyıl, kadavra yapmanın kilise tarafından suç sayıldığı, ama mezarlık hırsızlarının da çoğaldığı bir dönemin de adıdır. vesalius da gençlik yıllarında kimsesizler mezarlığı’ndan kadavra yapmak için gizlice ceset çalan cerrahlardan biriydi. ancak bundan sonra tıbbî gelişmelere dayalı anatomi eğitimi tıp fakültelerinde standart hâle gelmiş ve bu da modern anatominin gelişimine zemin hazırlamıştır. sıra dışı bir hekim olan vesalius’un 1543’te yayımlanan yedi ciltlik de fabricası, önceleri sanatsal ve bilimsel bir eser gibi tanındı. 643 varaktan ve 300 resimden oluşan bu şahesere göre doğru bir metin sadece insan bedenidir: “insan vücudu yalan söylemeyen bir kitaptır.
http://www.idildergisi.com/makale/pdf/1533039985.pdf

marcello malpighi (italyan, 1628-1694)
• bitkilerde ve hayvanlarda mikroanatominin asıl kurucusudur.
• hem insan anatomisi hem de omurgalı ve omurgasızların anatomisi üzerinde çalışmıştır.
+
georges cuvier (fransız, 1769-1832)
• karşılaştırmalı anatomi ve paleontoloji’nin temellerini atmıştır.
https://avys.omu.edu.tr/storage/app/public/cemil.ozdemir/134747/Zooloji%201.%20hafta.pdf

fiziksel aktivitenin şiddeti ve süresine göre %15-29 oranında bir kalori artışı oluşur.
http://tvf.org.tr/wp-content/uploads/2018/04/1_kademe_-egzersiz_-fizyolojisi.pdf

dünya sağlık örgütü’ne göre şiddet; …… bir başka insana, bir gruba ya da topluma karşı yaralanma, fizyolojik hasar, gelişme bozukluğu ya da gerilikle sonuçlanacak ya da sonuçlanma olasılığı yüksek bir biçimde uygulanması” olarak tanımlamaktadır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/516329

kadavra tarihi, kadavra’nın türkiye ve dünya’da anatomi eğitiminde kullanılması ve fiksasyon
http://estudamdergi.org/index.php/kanatomi/issue/viewFile/19/109

kadavra bağışı süreci ve anatomistin sorumlulukları
http://www.anatomidernegi.org.tr/site/27117/uploads/o/2019/34/60a3c6a7e249762f32bfdfb261ee58ec.pdf

özellikle pelvik radyoterapi alacak hastalarda overler radyasyondan korunması amacı ile pelvisin dışına edilir. servikal yada endometrial kanserler ve pelvik sarkomlar gibi patolojilerde pelvik radyoterapi gerekliliği olabilir.bu durumda overler mevcut pelvik sahadaki anatomik lokalizasyonlarından uzaklaştırıldığında pelvik radyoterapi ile overlerin aldığı radyasyon dozu %5-10 oranına düşmektedir. bu gibi vakaların sonrasında spontan gebelik oranları % 75‘dir.
https://acikerisim.uludag.edu.tr/bitstream/11452/1542/1/415074.pdf

françois gigot de la peyronie, kendi adıyla anılan peyronie hastalığı sayesinde, ürologlar arasında çok tanınan ünlü bir fransız genel cerrahtır. la peyronie 1678 yılında montpellier’de doğdu. babası, raymond yerel bir cerrah-berberdi. annesi, elizabeth son derece dindardı. bu yüzden la peyronie de sıkı bir cizvit eğitimi almıştı. mecazen “küçük kaya” anlamına gelen la peyronie atalarının cerrahi geleneğini takip etti ve 1693’de şehir hastanesinden lisansını aldı. daha sonra, charite hastanesi’nin baş cerrahı ve “güneş kral” georges mareschal’in yanında eğitimini ilerletmek üzere paris’e gitti. georges mareschal’in desteği ve arkadaşlığı ile cerrahi yeteneklerini geliştirdi ve ilerletti. o zamanlar avrupa’da, özellikle fransa’da, cerrah berberler, cerrahlar ve üniversite eğitimli doktorlar arasında çekişme vardı.
+
1700’de memleketi montpellier’e döndüğünde, st.eloi hastanesi’nde baş cerrah oldu. cerrahi yeteneklerini geliştirmeye ve ona üniversitede, anatomi ve cerrahi kliniklerinde makam getiren eğitimlerle uğraşmaya devam etti. 1702’de 14.louis’nin askeriyedeki tıbbi birliklerinin başıydı. köylü ve gerillalara karşı montpellier’in kuzeyinde yapılan savaşa katılmış ve savaş sırasında abdominal-barsak cerrahisindeki hüner ve yeteneklerini ilerletmiştir. savaş ve çatışma şartlarında uç uca bağırsak anastomozunu değiştirmiş ve geliştirmiştir.
+
ipp’den kaynaklanan penil kurvatürün ilk çizimi 1691’de alman anatomist fredrik ruysch tarafından kadavra üzerinden yapılmıştır.
http://urolojikcerrahidernegi.org/siteDocuments/guncelSeri/Cilt3Say%C4%B132014Hamdi%C3%96zkara.pdf201835212722.pdf

paleolitik çağın en önemli özelliği, renk tonlarının yanında çift çizgi yöntemiyle, perspektif ve önde-arkadalık yaratan bizon resimleri çizimlerinin oluşudur. bu çağın konulu resimlerinin çoğu, iki alt grup oluşturur ki bu grubun birincisinde hayvanlar yer alır. tıpkı empresyonist resimler gibi izlenime dayalıdırlar. o dönem bu resmi yapan ile empreyonizm temsilcisi claude monet aynı değerdedirler. diğer alt grup, av resimleridir. bizonun vuruluşunun açık ve net görüntüsü çizgi tekniğiyle yapılmıştır. fakat burada paleolitik çağ resminin önemli özelliklerinden biri insan ve hayvanların gösterimindeki büyük farktır. bu resmin konusundan daha önemlidir. hayvanların anatomik özelliklerinin, inanılamayacak ölçüde olağanüstü gösterilmelerine karşın, insanların bu denli acemice gösterilmeleri şaşkınlık yaratmaktadır.
+
dr. tulp’un anatomi dersi 1632’de sanatçının ilk grup portrelerinden biri olan ve 216,5x 169,5 cm ölçülerindeki bu eser, dr. nicholas tulp’un, anatomi dersini anlatmaktadır. buradaki kadavra hırsızlıktan idam edilen adriaen adriaansz’a aittir238. bir sipariş üzerine yapılan resimde dr. tulp, basit yakası, geniş şapkası ve ruhani bir yüz ifadesiyle betimlenmiştir. dr. tulp diyagonal plandaki bir masa üzerine uzatılmış kadavra önünde gösterilmektedir. piramidal bir kompozisyon oluşturan ve tablonun solundaki yedi öğrenci değişik yönlere bakmaktadır. her biri ayrı bir portre özelliği gösterir. ışık kadavra üzerinde patlayarak, izleyen her bir yüze yansımıştır. öğrencilerden biri anlatılanları not tutmaktadır. bir diğer öğrenci de sağ alt köşedeki dr. andreas vesalius’un ünlü tezine bakarken, diğer öğrenciler dr. tulp’un sözlerine odaklanmış görünürler. çok canlı olan rembrandt’ın bu sahnesi, koyu arka planla tezatlık hemen göze çarpar ki soluk yüzler ve cesedin derisi dikkat çekicidir. dr. tulp’un anatomi dersi resminde; rengin ve ışığın ılımlı olduğu kadar, etkileyici kullanımı, portrelere, son derece sıcak, sıkmayan ifadeler yükler ve izleyiciye verilmek istenen mesaj yansır. sanatçı, caravaggio ve tintoretto kadar sertlikler kullanmamıştır.
http://acikerisim.pau.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11499/1206/Y%C4%B1ld%C4%B1z%20Duman%20Ercan.pdf

burada ele alınacak olan kitabü’z-zerdaka resimli bir baytarnamedir. arapça olup, 15. yüzyılda kaleme alınmıştır. eserde atın anatomik yapısı, fizyolojisi, çeşitli at cinsleri, iyi bir atın nasıl yetiştirileceği ve at bakımı konularında bilgi verilmektedir”.
http://www.kulturvarliklari.gov.tr/sempozyum_pdf/arastirmalar/01_arastirma.pdf

ecorchéler. ecorcheler, rönesans sanatçısının anatomi bilgisinin birer göstergesidir. bu çalışma, ecorché figürlerin ortaya çıkma sürecini nedenleri ile birlikte incelemeye çalışırken aynı zamanda rönesans dönemi natüralist sanatının gelişimini de anlamaya çalışmaktadır.
https://www.batman.edu.tr/Files/Scientific/26258f8a-1abd-4f4c-906f-a06dbe208099.pdfa

mitral kapak cerrahisi
https://erkankuralay.com/pdf/M%C4%B0TRAL%20KAPAK%20CERRAH%C4%B0S%C4%B0-2017son.pdf

hazır giyim ürünlerinde kadınların alt- üst beden ölçü farklılıklarından doğan uyumsuzlukların belirlenmesi
+
üretilen her şey insan için, yaşamı daha kolaylaştırmak içindir, diğer bir deyişle üretimin asıl faktörünü ve hedefini insan yapısı oluşturmaktadır. üretilen araç ve gereçlerin kullanılabilir olması için, onu kullanacak insanın anatomik ölçüleri, hareket genişliği ve fiziksel gücü gözetilmelidir. aksi halde insan yapısının tüm özelliklerinin bilinmeden veya düşünülmeden üretilen ürünlerin insana uyumsuzluk göstermesi doğal bir sonuçtur.
+
kişinin anatomik yapısıyla uyumsuzluk gösteren ürünler kişiyi rahatsız edeceğinden, kişi bu ve benzer türdeki ürünleri tercih etmeyecektir.
+
anatomi, fizyoloji, psikoloji gibi disiplinlerden yararlanan ergonominin giyim konusuna önemli katkılarından söz edilebilir. bu katkılardan daha çok giyim fizyolojisi ve iklim, antropometri ve fonksiyonel özellikler ile ilgilidir. bireyin kendisini rahat hissetmesi ve rahat hareket edebilmesi, vücuduna uyan, hareket serbestliği sağlayan, hava koşullarına uygun giysilerle mümkündür. rahatlık ve emniyet için olduğu kadar, sosyal tatmin için de giysi tasarımı konusunda ergonomik yaklaşım önemlidir.
http://acikarsiv.gazi.edu.tr/File.php?Doc_ID=6155&ses=

gürültü türlerine örnek olarak, iletişim süreci içinde kaynağın mesajı iletmesi ve alıcının mesajı alması sırasında çevresel faktörler nedeniyle ortaya çıkan engeller olarak bilinen çevresel gürültü (örneğin, öğretmenin ders anlatması sırasında öğrencilerin kendi aralarında yüksek sesle konuşmasından ötürü öğretmenin mesajını net olarak iletememesi ve mesajın net olarak algılanamaması); belirli bir bölgede, belirli bir ülkede, bir grup içinde, belirli bir alanda, bir organizasyon içindeki dilin kullanımı ve sözcüklerin anlamlarının oraya ait olması nedeniyle anlamda sorunlar yaşanmasına yol açan anlamsal/ semantik gürültü; (örneğin, “çocuk” sözcüğü yerine trakya’da “kızan”, karadeniz bölgesinde “uşak” sözcüğünün kullanılması) ; kişilerin anadilinin dışında iletişim kurarken karşılaşılabilecek sözdizimsel/sentaksik gürültü (amerikalı’nın “ben var gitmek” şeklinde gitmek istediğini ifade etmesi); iletişim süreci içinde bulunan katılımcıların toplumsal beklentileri ve istekleri nedeniyle ya da genellikle önyargıların, kişilerin belirli kurallara uymak istememesi gibi nedenlerle mesajları engelleyen toplumsal gürültü; iletişim sürecindeki katılımcıların stres, düşünceli olma ya da sıkıntılı olma gibi psikolojik nedenlerle mesajların etkili bir biçimde iletilmesinin ve alınmasının engellenmesi durumunda ortaya çıkan ruhsal/psikolojik gürültü ve iletişim sürecinde bulunan kaynak ya da alıcının fizyolojik olarak bir rahatsızlık durumu söz konusu olduğunda ortaya çıkan fizyolojik gürültü (örneğin, iletişim sırasında kaynağın başının ağrıması, tansiyonunun düşmesi) verilebilir.
+
fizyolojik ve psikolojik rahatsızlıklar da iletişimin engelidir. alıcının fizyolojik ya da psikolojik rahatsızlığı da iletişimi engeller.
+
işlevsel dokunma karşıdaki kişiyi bir insan olarak değil de bir nesne olarak görüp dokunmayı ifade eder. fizyo-terapistler, diş doktorları, kuaförler gibi meslek sahipleri işlerini icra ederken, muhataplarını (hastalarını, müşterilerini) rahatsız etmemek, mahrem mesafeleri ihlal ederek karşılarındaki kişileri taciz etmemek için işlevsel/fonksiyonel dokunmaya başvururlar. söz konusu kişilerin uygun olmayan davranışları sadece iş ahlakının çiğnenmesi olarak değil, suç olarak da görülür.
http://auzefkitap.istanbul.edu.tr/kitap/kok/etkiliiletisimbecerileriau243.pdf

cerrahpaşa öğrenci bilimsel dergisi
https://cobid.files.wordpress.com/2009/11/cc3b6bid-sayi-1.pdf

türk erkeklerinde “leonardo çemberi” ve üst ekstremite ile ilgili oranlar
http://balkanmedicaljournal.org/uploads/pdf/pdf_BMJ_1490.pdf

dişin anatomik yapısı ve üzerindeki morfolojik oluşumlar
https://avys.omu.edu.tr/storage/app/public/necati.kaleli/107966/4.%20Di%C5%9Fin%20Anatomik%20Yap%C4%B1s%C4%B1%20ve%20%C3%9Czerindeki%20Morfolojik%20Olu%C5%9Fumlar.pdf

centaurea l. cinsine ait 4 taksonun morfolojik ve anatomik yönden araştırılması
https://openaccess.firat.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11508/8048/1%20Tasar_Neslihan_FBD_bask%C4%B1_79_87.pdf

insan fetuslarında tuba uterina morfolojisi: morfometrik ışık mikroskobu çalışması
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/196573

anatomi eğitim materyallerine 1931’den bir örnek: mükemmel vücudubeşer haritası
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/643698

kemiğin anatomik ve morfolojik yapısı, kemik hücreleri ve tipleri, insan vücudundaki kemikler
https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/18852/mod_resource/content/0/5-Kemi%C4%9Fin%20anatomik%20ve%20morfolojik%20yap%C4%B1s%C4%B1%2C%20kemik%20h%C3%BCcreleri%20ve%20tipleri%2C%20insan%20v%C3%BCcudundaki%20kemikler.pdf

adli antropolojik incelemelerde “bütünsel yaklaşım”: multidisipliner bir çalışma
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/645300

kadavralardan elde edilen kemiklerin varyasyonu
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/43770.pdf

cerrahpaşa tıp fakültesi eğitim programı
http://www.ctf.edu.tr/egitim_ogretim/kitap/CTF_Amac_Hedefler_2001.pdf

tıp ve felsefe
https://turkthoracj.org/content/files/sayilar/148/buyuk/pdf_Toraksder_539.pdf

böbrek anatomisi: karşılaştırmalı tarihsel bir çalışma
https://eurjther.com/content/files/sayilar/2/buyuk/3.pdf

insan anatomisine giriş ve genel bilgiler
https://alonot.com/wp-content/uploads/2019/02/%C4%B0nsan-Anatomisine-Giris-Ve-Genel-Bilgiler.pdf

tıbbi eğitim
https://www.3bscientific.com.tr/medialibrary/downloads/Medical_TR.pdf

bundan 500 yıl önce, tıbbi disseksiyonların tabu olarak görüldüğü bir dönemde, andreas vesalius görselleştirmenin gücüne inanıyordu. insan vücudunu segmentlere ayırarak en ince detayına kadar arşivlediği çalışmaları, anatomi mühendisliğinin yapı taşlarını oluşturdu. bugün geldiğimiz noktada, gelmiş geçmiş en karmaşık mühendislik harikası olan insan bedenine yaşam kalitesi katmak amacı ile tıbbi bilimler ve mühendislik disiplinlerinin kesişmesi sayesinde sunulan çözümler, üretilen ürünler, hayat kurtarıyor, bilimi ve insanlığı ivmelenerek ileri taşıyor.
+
bilgisayar destekli anatomi mühendisliği uygulamaları, 3 boyutlu katmanlı üretim teknolojilerinin sağladığı tasarım serbestisi ve kalite sayesinde imkansızdan gerçeğe dönüşüyor.
+
geçmişten geleceğe anatomi mühendisliği
cerrahi prosedürlerin zorluğu sebebiyle gerçekleştirilemeyen veya başarısız olan ameliyatlar, yapısının karmaşıklığı nedeniyle imal edilemeyen implantlar, engellenen yaşamlar, kaybedilen hayatlar hızla tarihe gömülüyor.
+
kişiye özel protezler trafik kazası, kanser, ateşli silah yaralanması başta olmak üzere kemik dokusu için ihtiyaç duyulan ve standart yollarla yapılması mümkün olmayan, her bir hasta için özel olarak tasarlanan ve üretilen vücut içi protezleridir. her insanın anatomik yapısı birbirinden farklıdır ve standart protezlere aynı şekilde uyum göstermez. hastaların iyileşme süreci ise implantın uyumluluğu ile doğrudan bağlantılıdır.
+
kişiye özel implant uygulamaları radyoloji, anatomi, patoloji gibi altyapıları gerektiren, ileri mühendislik ve tersine mühendisliğin birleştiği yeni tasarım metodlarıyla yapılan ve 3d üretim teknolojileriyle üretilen, multidisipliner bir çalışmadır.
+
dünyanın ilk ve tek üç boyutlu anatomi mühendisliği yazılımı mimics ınnovation suite ile, mr, 3 boyutlu ultrason, bt, mikro bt görüntülerinden elde edilen data sanal ortamda 3 boyutlu modellere çevrilerek segmentasyonu gerçekleştirilir. böylece belirli bir anatomik yapının 3 boyutlu bilgisayar destekli tasarım modeli çıkartılır. tasarım modelinin, cerrahi bir prosedürden önce cerrahlara sağlayacağı güven ve rahatlık tartışılmazdır. tasarımınız sanal ortamda ne kadar gerçekçi olursa olsun; elinizde tutabileceğiniz gerçek bir modelin yerini tutamaz. bu sayede, karmaşık ve riskli prosedürlerin provasını önceden yapabilir, gerçek operasyon esnasındaki riskleri minimuma indirebilirsiniz.
+
makine kalbin anatomisini, fonksiyonunu ve kardiyak akışı gösterir ve sonuçları yedi boyutta – üç uzam, bir zaman ve üç hız boyutunda – görüntüleyerek doktorların bir kalp atımında her bir noktada kan akışının hızını ve yönünü net olarak görmesini sağlar.
+
özellikle son yıllarda hibrid spect ve pet cihazlarının geliştirilmesi ve yeni radyofarmasötiklerin keşfi ile anatomik ve fonksiyonel görüntülemenin yanısıra, moleküler süreçlerin incelenmesi mümkün hale gelmiştir. ayrıca elde edilen yüksek dijital görüntü kalitesi sayesinde, “kantitatif görüntüleme biyomarkerleri”nin geliştirilmesi mümkün olabilmiştir. bu görüntüleme biyomarkerleri in vivo görüntülerden elde edilen, normal veya patojenik süreçlerin ya da hastanın tedaviye yanıtının kantitatif ölçümlerini içermektedir.
+
yazılım tarafında, düzeltmelerin yanısıra üç boyutlu rekonstrüksiyon için uygulanan osem gibi tekniklerin iyileştirmeleri çabaları da sürmektedir. anatomik ve fonksiyonel görüntülerin elde edilmesi için kullanılan ct, mr gibi diğer görüntüleme cihazları için de görüntü kalitesinin iyileştirilmesi hedeflenmektedir. diğer yandan bt ve mr ile entegrasyon sağlamanın aşılması gereken çeşitli zorlukları bulunmaktadır ve bunlar üzerinde çalışılmaktadır.
https://www.hospitalmanager.com.tr/wp-content/uploads/hm-31-nisan-2016.pdf

mezopotamya’da cerrahi/cerrahi hemşireliği: mısırdaki kadar ileri bir uygarlık kuran asur ve babil devletlerinde hastalıkların görünmez şeytanlar tarafından oluşturulduğuna inanılırdı. rahip hekimler hastalarına çeşitli büyülü sözler ve dualar reçete ederlerdi. bu devirde hayvanların iç organlarına bakarak geleceği tahmin etmek çok geliştiği için anatomide buna paralel olarak ilerlemiştir. en çok saygı duyulan organ, büyüklüğü ve kanlanması nedeniyle karaciğer olmuştur. bu nedenle karaciğer ruh ve aklın merkezi kabul edilmiş ve bilinen ilk anatomik model kilden yapılmış koyun karaciğeri olmuştur. bu dönemde veterinerlik ayrı bir dalmış ve abse drenajı, yara tedavisi gibi cerrahi girişimlerin oldukça yaygın olarak kullanıldığı görülmektedir.
+
hindistan’da cerrahi yunan ve roma devrinde cerrahi/cerrahi hemşireliği: bu dönemde cerrahi özel bir uzmanlık dalı idi. ancak egzersiz, diyet ve ilaçlar işe yaramadığı zaman cerraha başvuruluyordu. yunan tıp tarihi ve bilgisi hipokrat’a dayandırılır. tüm kitapları kendisi yazmamış bile olsa, onun adıyla yazılmış kırıklar, çıkıklar ve diğer cerrahi girişimler için kitaplar vardır. “cerrahi üzerine” adlı kitapta yazar bir cerrahın özellikleri ve ne bilmesi gerektiği ile tedavi basamakları hakkında ayrıntılı bilgi vermektedir. hipokrat kitaplarında hastalıkların kaynağının insan vücudunu oluşturan kan, balgam, sarı safra ve siyah safra gibi dört temel sıvının birbirine olan oranının bozulması olduğu düşünülmüştü. iskenderiye tıp okulunun kurulmasına kadar tıp konusunda başka ilerleme olmamıştır. bu okulun en tanınan kişisi olan praksagoras oldukça cesaretli bir hekimdi. barsak tıkanıklığında karnın açılmasını, tıkanan kısmın çıkartılmasını ve uçların birbirine dikilmesini önermiştir (mö 300). onun öğrencisi olan herofilus zamanında iskenderiye tıp okulunda insan anatomisi konusunda büyük ilerleme sağlanmıştır. kalp kapakları, beyin kısımları ve duodenum tanımlanmış, sinirlerin gerçek işlevi anlaşılmış ve motor ile duyu sinirleri ayrılmıştır. milattan sonra (ms) 130’da bergama’da doğan galen, geniş çaplı fizyolojik deneyler yapan ilk kişidir. daha önce inanıldığının aksine arterlerde hava yerine kan taşındığını deneylerle göstermiştir.
+
ortaçağ avrupa’sında cerrahi/cerrahi hemşireliği: bu dönemde daha önce üretilen eserler ve fikirler ile bunları savunan insanlar sistematik olarak yok edilmiştir. on birinci yüzyılın sonunda cerrahlar kendi loncalarını kurmaya başlamıştır. ancak bunlarla birlikte daha da az eğitim görmüş olanlar yani berberler ortaya çıkmıştır. ingiltere’de berberler ve cerrahlar loncası 14. yy’da birleşmiştir ve 1540’da yapılan bir anlaşma ile cerrahlar berberlik yapmama ve berberlerde yaptıkları cerrahinin diş hekimliği konusunda sınırlı kalma konusunda anlaşmışlardır. ortaçağ avrupası’nda cerrahide tıptaki ilerlemelerin tersine gerileme olması cerrahinin tıptan ayrılması ve anatominin ihmali olmak üzere iki nedene bağlanır. ancak barutun icadı ve 14.yy başlarında olan savaşlar cerrahiye ilginin artması ve gelişmesine neden olmuştur. cerrah anatomist andreas vesalius, de humani corporis fabrica, “insan bedeninin oluşumu üzerine” adlı eserini 1543 yılında yayınlamış ve bu çalışmayla tıp ve cerrahi arasındaki bağın tekrar güçlenmesine yardımcı olmuştur.
+
rönesans döneminde cerrahi/cerrahi hemşireliği: bu dönemde üniversiteler yaygınlaşmış ve cerrahi de hak ettiği önemli konuma doğru yol almıştır. bu dönemde insan anatomisinin tam yapısı belirlenmiş ve fizyolojiyi araştırmak amacıyla deneyler yapılmıştır.
+
modern tıp döneminde cerrahi/cerrahi hemşireliği: bu dönemde hastalıklı anatomi incelenerek hastalıkların nedeni ortaya konulmaya çalışılmıştır.1800’lü yılların başında cerrahi alanda anestezi ve mikropların tanımlanmasını içeren iki devrim olmuştur. 1846’da w.thomas morton tarafından eter anestezisi altında yapılan bir cerrahi girişimle gösterilmiştir. ancak bu döneme değin her türlü yaralanmadan sonra olan enfeksiyonun önüne geçmek mümkün olamamıştır. bu alandaki önemli gelişme pasteur’ün 1857 yılında fermentasyona neden olan olayı tanımlamasıdır. lister yara enfeksiyonlarının önlenmesinde pasteur’ün mikrop teorisini göz önüne alarak bazı uygulamalar başlatılmıştır. ameliyat odasının kaynar suyun buharı ile spreylenmesi ve kullanılan malzemenin ve ameliyata girecek kişilerin ellerinin karbolik asit ile temizlenmesi bu sistemin iki ana basamağını oluşturduğu görülmektedir. böylece 19.yy sonunda sağlanan gelişmelerle cerrahinin gelişmesinin önündeki iki büyük engel olan “ağrı” ve “enfeksiyon” ortadan kaldırılmıştır.
+
hemşirenin laparoskopik ve robotik cerrahideki sorumlulukları:
• incelenen organların normal ve normal dışı yapı ve işlevlerinin ayırt edebilmek için laparoskopik tanı ve tedavi prosedürleri ile ilgili olarak anatomi, fizyoloji, patofizyoloji temel bilgilerine sahip olmalıdır
+
organ nakli cerrahisi yüksek risklidir.
• çalışılacak sahanın doğal anatomisi bozuk olabilir.
+
ameliyathanelerde cerrahi girişim planlanan hastalara pozisyon vermenin amacı;
• anatomik pozisyonun devamını sağlamak,
+
komplikasyonların önlenmesi ve güvenliğin sürdürülmesi dikkat edilmesi gereken noktalar
• mümkün olduğunca anatomik pozisyonlar korunmalıdır.
• hastanın başının anatomik doğruluğu sağlanacak şekilde tutulması ve uygun baş destek pedi yerleştirilmesi gerekmektedir.
+
yenidoğanın ameliyatlarında görev alacak hemşirenin, bu hasta grubunun özellikli durumu ve ihtiyaçlarına aşina olması beklenir. özellikle yenidoğan anatomisi ve fizyolojisindeki farklılıklar hakkında tüm cerrahi ekibin bilgi sahibi olması gerekmektedir.
+
yenidoğanlar, anatomik ve fizyolojik yapıları nedeniyle, ameliyat sırasında basınç ülseri gelişimi açısından da risk altındadırlar. uygun destek yüzeylerinin kullanılması, uygun ebatta baş altı simidi, pozisyon jeli vb. nin kullanılması gibi önlemler bu riski azaltmaktadır.
http://das.org.tr/kitaplar/SAD2016-kitap-Web.pdf

aykırı kriminologa aykırı bir bakış: cesare lombroso (1835-1909)
https://www.academia.edu/11683814/Ayk%C4%B1r%C4%B1_Kriminologa_Ayk%C4%B1r%C4%B1_Bir_Bak%C4%B1%C5%9F_Cesare_Lombroso_1835-1909_

şiddet davranışının nedenlerini açıklamada biyolojik temelli kuramların rolü
https://www.psikolog.org.tr/tr/yayinlar/dergiler/1031828/tpy1301996120160000m000044.pdf

jean constant, eléments de criminologie (1949) başlıklı eserinde, geniş kriminolojiyi iki büyük gruba ayırır. ona göre; suçluyu, organik yapısı bakımından inceleyen ve verasete ilişkin, biyolojik, anatomik, fizyolojik etmenleri ele alan suç antropolojisi, -yaş, cinsiyet, karakter vb. gibi- suçun oluşmasına neden olan ya da suçu doğuran psikolojik olayları ve mekanizmayı inceleyen suç psikolojisi, suçu toplumsal bir olgu olarak ele alan ve suça sebep olan toplumsal etkenleri inceleyen suç sosyolojisi, anormal ve akıl hastası suçluları inceleyen ve akıl hastalıkları ile suç arasındaki ilişkileri irdeleyen suç psikiyatrisi, ve cezaların ve güvenlik tedbirlerinin kaynağını ve gelişimini açıklamaya çalışan penoloji gibi disiplinlerden oluşan birinci grup ‘teorik kriminoloji’ olarak adlandırılır. ikinci grubu oluşturan uygulayıcı kriminoloji ise; suçları önlemek için devletin yerine getirmesi gereken faaliyetler ve araçların tamamı anlamında suç siyaseti, toplumun suça sebebiyet veren sosyo-ekonomik faktörlerin önlemek ya da azaltmak veya yok etmek için başvurduğu tüm araçları inceleyen ve tıbbî ve toplumsal boyutları olan bir alan olarak suç profilâksisi ve suçluların ortaya çıkarılmasını sağlamak için başvurulan bilimsel araçları inceleyen –daktiloskopi, antropometri, balistik gibi dalları olan- kriminalistik veya bilimsel polis gibi araştırma alanlarından oluşur. geniş anlamıyla kriminolojiyi oluşturan birkaç alt bilim alanı daha vardır: suç istatistikleri, hukuk sosyolojisi, (suçun nedenlerini araştıran) suç etiyolojisi, suçlu davranış sistemleri ve viktimoloji (mağdurbilim) gibi…
+
cesare lombroso (1835-1909), pesaro üniversitesinde adli tıp profesörü olarak görev yaptığı sırada, şehir hapishanesinde yatan suçlular üzerindeki incelemelerinin sonuçlarını l’uomo delinquente (1876) isimli kitabında yayınladı. “lombroso’ya göre suç, ölüm, doğum gibi doğal bir olaydır. bir eylem, belirli bir memleketin ve zamanın âdet, gelenek ve düşünceleriyle çelişme halinde bulunduğunda suç vasfını alır. suç genel nedensellik kanunu içinde gerçekleşen tabii bir olaydır. zira suç önemli bir kısmı itibarı ile organizma şartlarının ürünüydü, lombroso’ya göre. bazı insanlar, belirli hayvanların yırtıcı, bitkilerin parazit olması gibi, suçlu olarak doğarlar. suç işleyen insan sui generis antropolojik bir tip teşkil eder ve bedeninde bulunan anatomik, biyolojik ve psikolojik olağan dışı özellikleri dolayısıyla suç işler. kişileri suç işlemeye zorlayan bu stigmatların kökeni atavizm, dejenereleşme ve saradır. lombroso’ya göre ceza, suçu meydana getirmek hususunda birleşen fiil ve tabiî kuvvetleri yok edemez. bu nedenle ceza yerine iyi bir sağlığı koruma, hijyen, suçları önlemekte daha etkili olur. devlet suçla, bir kefaret, manevi ödetme amacı ile değil ve fakat sosyal savunmayı sağlamak için savaşmalıdır.” garofalo ve ferri, hocaları lombroso’nun suç ve suçlular hakkındaki düşüncelerini geliştirerek ve çeşitlendirerek sürdürmüşlerdir.
+
italyan suç antropolojisine karşı fransız suç sosyolojisi okulu eleştirel bir tutum alarak gelişti. bu karşıt teori montesquieu, locke ve rousseau’nun yazılarından esinlendi ve alexander lacassagne (1843-1924) ve gabriel tarde (1843-1904) tarafından geliştirildi. onlara göre insan içinde bulunduğu şartlara göre suçlu olacak ya da olmayacaktır. bu nedenle lacassagne’ye göre toplumlar layık oldukları suçlulara sahiptirler. tarde’a göre sadece suçlu değil aynı zamanda dünya sorumludur. italyan suç antropolojisi ve fransız suç sosyolojisinin yaklaşımlarını franz von liszt (1851- 1919) sentezleyerek, suçu failin kısmen doğuştan kısmen edinilen özelliğinin ve onu kuşatan toplumsal ve özellikle ekonomik ilişkilerinin ürünü olarak gördü. buna marburg okulu (bileştirme teorisi) adı verildi. liszt’in öncülüğünde ‘uluslararası kriminoloji birliği’ kuruldu…
+
1920 ve 1930’larda yeni çağdaş kriminoloji ortaya çıkmaya başlamıştır. bu dönemde suç teşkil edici davranışı izah bakımından iki aslî görüş öne sürülmüştür. bunlardan birincisi, sigmund freud’un teorilerinin etkisi ile, suçu kişinin ruh yapısında mevcut olan gerilim ve ihtilatların sembolik bir ifade tarzı telakki etmiştir. ikinci izah tarzı ise, sosyologların etkisi ile suçu bireyin içinde yaşadığı ortamın bir sonucu gibi ele almak olmuştur. halen de bu iki esas görüş kriminoloji alanında egemendir.
http://auzefkitap.istanbul.edu.tr/kitap/kok/sosyolojiyegiris2.pdf

lombroso’ya göre toplumsal öğrenme suç davranışının ortaya çıkışını etkilese de daha çok suçlunun biyolojik bakımdan bozuk ya da kusurlu olduğu ve bu nedenle suçlu insanın “antropolojik bir tür” olduğu ifade edilmektedir. lombroso, charles darwin’in çalışmalarından etkilenip evrimci bir bakış açısıyla hareket ederek; suçlu bireylerin belirli anatomik özelliklerle belirlenebileceğine inanmaktadır. tamamen antropolojik esaslara dayanan biyolojik okulun görüşlerine göre, suç işleyen insanın özgür iradesi yoktur ve suç doğuştandır. lombroso’ya göre insan vücuduna ait fiziksel özellikler insan evriminin önceki aşamalarından kalan özellikler sergilemektedir. doğuştan suçlu birey evrimleşme sürecini tamamlayamamış olup ilkel insanların“fiziksel özelliklerine, zihinsel kapasitesine ve dürtülerine” sahiptir. suçlu birey bulundurduğu bir takım “stigmataların” varlığıyla, örneğin uzun kol, kalın dudak, geniş çene kemiği, seyrek sakal ve kıvrımlı burun yapısına sahip olma ve acıya duyarsızlık gibi, belirlenebilir. bireyin doğuştan ne kadar izi varsa, suçla dolu bir yaşama o kadar eğilimlidir görüşü hâkimiyet kazanmıştır. bu kapsamda lombroso suçluların diğer insanlara göre “evrimleşme sürecini tamamlayamamış ‘insan-altı’ (subhuman) dejenere varlıklar” olabileceği düşüncesini benimsemiştir. lombroso bu görüşten hareketle deney ve gözlem (tümevarım) metodunu kullanarak şehir cezaevinde suç işlemiş italyan mahkûmlarının “kafatası ve alnın biçimi, çene büyüklüğü ve kol uzunluğu” gibi özelliklerini incelemiş ve bunları italyan askerlerin özellikleri ile karşılaştırmıştır. yaptığı çalışmanın sonucuna göre suçlular, suçsuz vatandaşlardan fiziksel özellikler açısından ciddi farklılıklar göstermektedir ve bu farklılıklar suç davranışının biyolojik nedenlerine işaret etmektedir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/5150

gözlemin önemi özellikle anatomi ve fizyolojinin gelişiminde tam bir açıklıkla ortaya çıkmıştır.
+
anatomi ve fizyoloji alanlarında gerçekleştirilen keşifler, bununla birlikte insanların eski, geleneksel teorilerle iddialara duydukları güveni çok ciddi bir biçimde sarsmak ve onların dikkatlerini deneysel araştırmaya yöneltmek açısından önem taşır.
https://avys.omu.edu.tr/storage/app/public/hasan.atsiz/65079/ilt310_unite_10.pdf

ibn-i sina (avicenna) ve anatomi
http://estudamdergi.org/index.php/kanatomi/issue/viewFile/15/62