yazı 25

türkiye’de tıbbi jeoloji sorunları
https://www.jmo.org.tr/resimler/ekler/9578bd91f2c0296_ek.pdf

1960’lardan günümüze depresyonun epidemiyolojisi, tarihsel bir bakış
https://jag.journalagent.com/kpd/pdfs/KPD_10_100_3_10.pdf

tıp etiği açısından tıpta şarlatanlık, yasal ve etik yönleriyle türkiye’de tıbbi malpraktis
+
ilk düzenbaz, ilk budalaya rastladığı andan itibaren şarlatanlık doğmuştur.
+
yankesici insanın malına, şarlatan ise hem malına hem canına kasteder.
http://www.aysegulyildirimkaptanoglu.com/rsmlr/dosya/26%20Subat%20%20T%C4%B1p%20eti%C4%9Fi%20a%C3%A7%C4%B1s%C4%B1ndan%20t%C4%B1pta%20%C5%9Farlatanl%C4%B1k,%20yasal%20ve.pdf

modern tıbba saldırmanın dayanılmaz hafifliği ve tıbbın şarlatanlarının 10 ortak özelliği
sakın kanmayın, sağlığınızdan olmayın!
https://www.istabip.org.tr/site_icerik/2019/ocak/ba_15.01.2019.pdf

hekimlik ve şarlatanlık
+
sözlük anlamında, “uydurmacılık, düzmecelik ve yalancılık” biçiminde belirtilmeye çalışılan şarlatanlık kavramı, insanlık tarihi kadar eskidir. tıp, sağlık ve hekimlik bilincinin oluşmadığı dönemlerden bu yana da, aynı süregelmiştir.
https://www.belgelik.dr.tr/ToplumHekim/download.php?Id=cziAbbq1j0

bilimsellik ve şarlatanlık
onur hamzaoğlu olayı bağlamında bilim kuramı ve bilim etiği üzerine
+
hamzaoğlu, annelerin ilk sütünde ve bebeklerin ilk kakalarında bulunan ağır metallere ilişkin dilovası üzerine yapmış olduğu araştırmasının ilk sonuçlardan bazılarını kamuoyu ile paylaştığı sırada, yaklaşan seçimlerden dolayı ülke çapında politik gerilim oldukça yüksekti.
+
onur hamzaoğlu’nun kamuoyuyla paylaştığı uzun bir gözlem ve izlem süresine de dayanan araştırma verileri de bu havanın kurbanı olacaktı. oysa, yapılmış olan açıklama toplumsal vicdanı olan herkesi ayağa kaldırmalı ve toplumun geleceği konusunda kaygılandırmalıydı.
+
iddiaya göre onur hamzaoğlu bir bilimci değil, “şarlatandır”. bu nedenle yapmış olduğu araştırmanın ve bu araştırmadan elde etmiş olduğu bilginin, iddia sahiplerine göre, bilimsel bir anlamı ve değeri de yoktur.
+
onur hamzaoğlu bir bilim kuramcısı değildir; bir bilim etikçisi de değildir. fakat bilim kuramı ve bilim etiğine dair kendine özgü bir duruşu olan bir halk sağlıkçısıdır.
https://dogangocmen.files.wordpress.com/2012/10/onur-hamzaoc49flu-bilimsellik-ve-c59farlatanlc4b1k.pdf

bilimsel sahtekarlık, intihal, şarlatanlık: bilimin karanlık yüzü
http://journalofsocial.com/Makaleler/435400866_3.%20ID73_5-13.%20B%c3%bcy%c3%bckbing%c3%b6l&%c3%96zdemir_24-32.pdf

örgütsel şarlatanlık ölçeğinin türkçe uyarlama çalışması
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1364945

klinik biyokimyanın doğuşunda idrar analizlerinin önemi
+
madalyonun öteki yüzü: şarlatanlık!
+
antik çağda ya da ortaçağda henüz yeterli anatomik bilgiler olmadığından ve hastalıklara yol açan bakteriler, virüsler gibi etkenlerin varlığı da bilinmediğinden, üroskopi şarlatanlığa kadar varabiliyor.
+
idrarın her türlü hastalık için bilgi taşıdığı kanısı yaygınlaşıyor, önce. ortaçağın sonları ile rönesansın başlangıcında pek çok hekim üroskopiyi amacı ve gücü dışında kullanır oluyor.
+
daha sonra işin boyutları öylesine yozlaşıyor ki, bazı kahin-hekimler çıkarak yalnızca idrar sahibinin hastalığını değil, geleceğini de okur duruma geliyor.
+
bazı “bilimciler”, idrar analizinde şarlatanlığın boyutlarını daha da geliştirirler. leonhardt thurneiser’e göre, idrar dağdan akan dere gibidir. dere nasıl dağdan kopardığı küçük parçacıkları sürükleyip götürürse, idrar da aynı şekilde, vücudun çeşitli bölümlerinden aldığı bilgileri taşır.
+
thurneiser, bu amaçla “anatomik fırın” adını verdiği, idrarın kaynatıldığı bir “cihaz” geliştirir. bu cihazda idrar kaynatıldığında, idrar buharları ve idrarın kaynama sırasında sıçrayan damlacıkları nerede yoğunlaşırsa, hastanın sorunu da o bölgededir, thurneiser’e göre. bu da o zamanın modern şarlatanı olsa gerek!
http://e-kutuphane.teb.org.tr/pdf/mised/mayis02/13.pdf

bilim, felsefe, şarlatanlık, yobazlık
+
şarlatanlar niçin vardır, hayatta ve bilimde? yaşadığımız dünya nasıl bir dünya ki orada sahtekarlar zaman zaman etkili bir biçimde yer tutabiliyorlar?
https://e-dergi.tubitak.gov.tr/edergi/yazi.pdf?dergiKodu=4&cilt=27&sayi=317&sayfa=102&yaziid=7452

paul k. feyerabend’in bilim anlayışı: çoğulcu bilim kuramı
+
paul k. feyerabend, bilimin insan tarafından geliştirilmiş düşünce şekillerinden sadece biri olduğunu, yegâne doğru bilgi üretme biçimi olmadığını savunmaktadır. ona göre bilim tek ve evrensel bilgi üretme biçimi değildir.
+
feyerabend, çağdaş bilimin hasta olduğunu düşünür ve bu öngörüsünü de, bili­min çağdaş dünyada oynadığı tahakküm edici, hatta insanları ve toplumları köleleştirici rolle doğrulamaya çalışır.
+
bili­min yatak odamıza dahi girdiğini öne süren feyerabend, bilimin baskıcı siyasal iktidarla­rın konumlarını meşrulaştırmaya ve pekiştirmeye hizmet etti­ğini söyler.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/32264

çağdaş sanatta kadın temsilinin imgesi: saç
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1013383

uygur kültüründe saç örgüleri ve anlamları
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/32727

kutadgu bilig ve divanü lugati’t türk’e göre ‘saç-sakal’ kültürü üzerine
https://arastirmax.com/en/system/files/dergiler/79199/makaleler/7/3/arastirmax-kutadgu-bilig-divanu-lugatit-turke-gore-sac-sakal-kulturu-uzerine.pdf

islâmiyet öncesi türklerde saç kültürü
http://isamveri.org/pdfdrg/D03601/2020_46/2020_46_SAHBAZM.pdf

bilimde yöntemciliğin reddi ve çoğulculuk: feyerabend’in epistemolojik dadaizmi
https://sbd.aku.edu.tr/VIII2/hhulur.pdf

paul karl feyerabend’in bilim anlayışı
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/285577

cynthia enloe, v. spike peterson, j. ann tickner, christine sylvester, marysia zalewski, sandra whitworth, cynthia weber, anna agathangelou ve l. h. m. ling gibi birçok feminist araştırmacı, aralarındaki farklılıklara rağmen, anaakım ui kuramlarının görmezden geldiği toplumsal cinsiyet ilişkilerinin mevcut uluslararası sistemin devamlılığının sağlanmasında merkezi bir yere sahip olduğunu yüksek sesle dile getirmiş ve uluslararası ilişkileri anlamada toplumsal cinsiyet odaklı bir bakışın gerekliliğini ortaya koymuşlardır.
http://alternatifpolitika.com/site/cilt/9/sayi/3/AP-9-3.pdf

‘ne olsa gitmiyor’: paul karl feyerabend’in demokratik görecilik savı üzerine bir değerlendirme
http://sssjournal.com/Makaleler/1497597619_35_SSS_V3_I10_ID209.%20Emre%20%c3%96ZT%c3%9cRK_1517-1525.pdf

paul karl feyerabend’ de yöntemsel çoğulcu eğitim anlayışı
https://www.atauni.edu.tr/yuklemeler/44e4e630f1fa15410259524333b1986f.pdf

şehirlerin büyümesi, sonra daha da büyümesi, kendini en büyük ilan etmesi, binaların boy atması, sonra göğü deleceğini iddia etmesi, toprağın yerini betonun alması, sonra betonun evrenselleşmesi ve tüm dünyayı kaplaması, şehirlerin insanı duyarsızlaştırması, zenginlerin daha da zengin, fakirlerin daha da köle olması, silahların daha ölümcül, ölümlerin daha kahpece olması, ahlaksızlığın kanunlarla meşrulaştırılıp yayılması, kavramların kaypaklaşması, tüketimin çılgınlaşması, merhametin buharlaşması, insanın dünyada var olma amacını unutması, ölüme duyarsızlaşması, tanrısını yok sayması, inancını kültürel bir öğe haline indirgemesi, büyük insan kitlelerinin anlamsız eylemler peşinde koşması, iletişimin ve aşkların sanal hale gelmesi, her şeyin yapay olanının makbul olması, sahtenin de sahtesi üretilip asıl olanın çoktan unutulmuş olması, her şeyin daha da zorlaştığı zannedildikçe her şeyin daha da kolaylaşması, basitleşmesi, insanların karşı çıktığı şeyleri çoğunlukla kendilerinin de yaptığının farkına varamaması, putların ve günahların çoğalması, erişilmeye daha müsait hale gelmeleri, allah’ın âyetlerinin göz ardı edilmesi, hızlı yaşanılıp hızlı ölünen bir kent içinde rüzgâra kapılmış bir yaprak gibi hayat süren dünyalının kendi ıstırabına razı olması, işçinin fabrikalarda belini bükmesi, ailenin keşmekeşe sürüklenmesi, paranın kalbi fethetmesi, köylerin, yaylaların, dağ başlarının, denizin derinliğinin kirletilmesi, ihtiyaç sahiplerine, hastalara, düşmüşlere, çocuklara fırsatçı bir gözle bakılıp, onların ilkel bir iştahla ve modern bir yöntemle sömürülmesi, saysak bitmeyecek, işte işte hepsi…
https://azkurs.org/pars_docs/refs/23/22115/22115.pdf

türkiye’de hemşire olma kaygısı: varoluşçu felsefe bakış açısıyla bir gözden geçirme
+
varoluşçu felsefenin temelinde insanın varoluşunu ve insanı anlama gayreti vardır. insan hem var olmak ister hem de varoluşunun getirileriyle yüzleştiğinde kaygı yaşar. yalom bu yüzleşmede insanın ölüm, özgürlük, yalıtım ve anlamsızlık çatışmaları yaşadığını belirtir. varoluşçuluk gibi temelinde insan olan hemşirelik mesleği, bu dört nihai kaygı ile yakından ilişkilidir. hemşireler, kendileri ve bakım verdikleri bireylerin taşıdığı varoluşsal kaygıların yanı sıra meslek olarak da var oluş mücadelesi vermektedir. profesyonel bir meslek olarak var olabilmek için, hemşirelerden kendi mesleki politikalarını bilmeleri, otonomi sahibi olmaları, mesleki bilgi birikimlerinin olması, eğitimlerini yükseköğrenim kurumlarında tamamlamaları ve mesleki örgütleri desteklemeleri beklenir. hemşireliğin var oluşunu etkileyen diğer bir konu ise cinsiyettir. toplumsal rollerden kaynaklı hemşirelik kadın mesleği olarak algılanmaktadır. ancak insana bakım vermeyi amaçlayan bir meslek olarak cinsiyet ayrımı yapılmaması gerektiği göz ardı edilmektedir. ayrıca sağlık profesyonellerine yöneltilen şiddet davranışlarına en sık maruz kalan meslek olarak hemşireliğin varoluşu tehdit altındadır. hemşirelerin kaliteli bakım verebilmeleri için güvenli bir ortamda çalışmaları gerekmektedir. sonuç olarak hemşirelerin bu varoluş mücadelesi içerisinde, varoluşlarını sorgulamaları, varlıklarını ve bunu sürdürebilmek için gereken sorumlulukları almaları gerektiği düşünülmektedir.
https://www.sosyalarastirmalar.com/cilt9/sayi43_pdf/4sosyoloji_psikoloji_felsefe/engin_esra_merveuguryol.pdf

hemşireliğin felsefi özü iyileştirme ve iyileştirici bakım yöntemleri
https://www.archhealthscires.org/Content/files/sayilar/12/191-200.pdf

“halk sağlığı hemşireliği felsefesiyle hemşire olmak” anlamı nedir?
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/752973

hemşirelik ve hemşirelik eğitimini etkileyen bazi felsefi akımların incelenmesi
https://fnjn.org/Content/files/sayilar/185/14.pdf

klinisyen hemşirelerle akademisyen hemşireler arasındaki iletişim örüntüsünün incelenmesi
https://acikerisim.deu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12397/11358/215812.pdf

feminist etik ve feminist biyoetik
http://www.deontoloji.hacettepe.edu.tr/ekler/pdf/feminist_biyoetik_yaklasimlar.pdf

feminist biyoetik, geleneksel biyoetiğe karşı!
+
tıp ve bilim dünyasında kişinin kadınlığa veya erkekliğe, kadınlık ve erkeklik durumlarına ait kişisel düşünce ve davranışları, profesyonel yaşamında yapıp etmelerini, eylemlerini belirler mi?
+
biyoetiğin çalışma konularına “feminizm” penceresinden bakıldığında, cinsiyet kör tıp kurumu ile birlikte en az onun kadar cinsiyet kör etik alanıyla karşılaşırız.
+
feminist biyoetik öte yandan tıp kurumunu ve sağlık hizmetlerini de kadın bakış açısıyla yeniden değerlendirir. tıbbın kendi içinde var olan cinsiyetçi rol dağılımını, tıp aracılığıyla kadın bedeni üzerindeki cinsiyetçi uygulamaları ve kadınların merkezinde bulunduğu toplum sağlığı konularını çözümler.
+
tıp tarihi kadınlar yönünden incelendiğinde, tıp biliminin profesyonel anlamda kurumsallaşmasının temelinde kadın şifa vericilerin meslekten dışlanmasının yattığı görülür.
+
ülkemiz tarihinde de, bu biçimde şiddetle değil ama yasalar yoluyla, yıllar boyunca şifa verici olmuş kadınlar, uzun bir süre tıp kurumundan dışlanmıştır.
http://www.hubam.hacettepe.edu.tr/egitim/pdf/feministbiyoetikgelenekselbiyoetigekarsi.pdf

ağ feminizmi ve toplumsal cinsiyet öğrenimi
http://www.feministyaklasimlar.org/wp-content/uploads/2019/07/FY3738_04.pdf

feminist uluslararası ilişkiler yaklaşımı: temelleri, gelişimi, katkı ve sorunları
https://www.uidergisi.com.tr/wp-content/uploads/2013/02/feminist-uluslararasi-iliskiler.pdf

tecavüze ilişkin suçlayıcı tutumlar ve tecavüz mitlerinin farklı değişkenler açısından incelenmesi
+
vahşete verilen olağan tepki, onu akıldan çıkarıp atmaktır. bununla birlikte vahşet gömülmeyi reddeder.
+
failin tarafını tutmak çok caziptir. her fail seyircinin hiçbir şey yapmamasını bekler. kurbansa aksinse seyirciden acının yükünü paylaşmasını bekler. kurban harekete geçme, söz verme ve unutulmama talep eder.
+
yaşanan vahşeti unutmamak, eğer iyi bir sağaltım yapılmamış, toplumla birlikte anlaşılmamış ve vahşeti gerçekleştiren/ ler cezalandırılmamışsa acı vermeye devam eder.
+
eker ve erdener’e göre, tecavüz mitleri bireysel inançlar olmanın ötesinde birer sosyal norm işlevi taşımaktadır.
https://jnbs.org/uploads/files/105455jnbs1529938601_tr.pdf

feminizmin islâm hukuku açısından değerlendirilmesi
https://acikerisim.erbakan.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12452/4236/558534.pdf

yaşam (eros) ve ölüm dürtüsü (thanatos): antik roma neşeli iskelet mozaiği
+
ms 3’üncü yüzyıla ait olduğu iddia edilen bu mozaikteki iskelet sağ tarafında bir testi şarap ve ekmek bulundurmakta, sol eli ile bir kadeh tutup sağ elini ise kafasının üzerinde tutmakta ve bacaklarını rahatça uzatmış şekilde yatmaktadır.
+
insan evladı bu dünyada ne beklemekte ve ne için yaşamaktadır.
+
iskeletin bir yönünde ekmek, diğer elindeki şarap ve oldukça rahat oturuş biçimi ile bize bir zevki-sefa âleminde izlenimi sunmaktadır. ancak buradaki paradoks bu zevki-sefayı bir iskeletin sürüyor olmasıdır.
+
mozaiğin üst kısmı, ευφροσυνος (euphrosynos) yani “neşeli” olarak çevirisi yapılabilecek bir yazıt barındırmaktadır. bir ‘iskelet mozaiği’ bir ‘ölü’ nasıl neşeli olabilir? dünya üzerinde yaşayan birçok insan için ölüm neşeli değil üzücü bir durumdur.
https://www.sosyalarastirmalar.com/cilt11/sayi60_pdf/4sosyoloji_psikoloji_felsefe/guner_ekrem_yusufezelyildirim.pdf

koronavirüsün insanın savunmasızlığını demokratikleştirdiğini ileri süren byun-chul han, “kapitalizm ve ölüm dürtüsü”nde, küreselleşmenin her şeyi aynı ve karşılaştırılabilir kıldığını iddia ediyor.
+
insan ruhu bir makine değilse tamamen şeffaf olamazsa ve “içsel derinlik, kendiliğindenlik ve olaysallık şeffaflığın karşısında yer alır” ise sadece “ölü olan şeffaftır”.
http://www.bizimsakarya.com.tr/images/dosyalarim/1_merged_compressedpdf__1983a.pdf

güzeli kurtarmak: güzeli yeniden düşünmek üzerine
+
han, “pürüzsüzlük” kavramı merkezinde, modern çağın güzellik anlayışı olarak sunulan pürüzsüzlüğün “neden güzel” olduğu sorusundan hareketle, “güzeli kurtarmaya” çalışma denemesi sunmaktadır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/930000

din ve eğitim bağlamında “yorgunluk toplumu”
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/918788

aşk ve ideoloji bağlamında psikanalitik söylem çözümlemesi
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/392256

şeffaflık toplumu: şeffaf toplumun eleştirisi üzerine bir okuma
http://iletisimdergisi.gsu.edu.tr/tr/download/article-file/493268

postmodern toplum ve göstergeleri: yeni bir yorum byung chul han
+
toplumun büyük bir kesimini etkileyen hastalıklar o çağın ne yöne gideceğini hatta sonraki kuşakların neye inanacağını ya da nasıl davranacağını belirleyebilecek güçtedir.
+
insanlığın çok da uzak olmayan bir tarihinde şu an sıradan ve basit bir vaka olarak görülen hastalıklar ilk karşılaşıldıklarında travmatik tablolar ortaya çıkarmış ve hatta tarihsel seyri bütünüyle değiştirmişlerdir.
+
xxı. yüzyılın ne bakteriyel ne de viral bir çağ olduğu söylenebilir. yaşanılan bu çağı betimlerken kullanılabilecek daha uygun ifade “sinirsel hastalıklar dönemi” olmalıdır.
+
sinirsel rahatsızlıklar belirli bir sinirsel şiddet, duygu aktarımı ve etkileme gibi çeşitli başka yollara sahip toplumsal bulaşıcı hastalıklardır.
+
han’a göre geçtiğimiz yüzyılın bağışıklık paradigması bütünüyle soğuk savaş’ın etkisiyle belirlenmiş ve harp içerisinde oluşmuş söz dağarı doğrudan bağışıklık sistemini belirleyen söz dağarındaki terimlerin anlamlarının değişmesine neden olmuştur.
+
bağışıklık direncinin nesnesi, haddi zatında yabancılıktır. hasmane bir gayesi olmasa da herhangi bir tehlike teşkil etmese de yabancı başkalığı sebebiyle imha edilecektir.
+
post immünolojik sistem yani ‘postmodern fark’ artık hasta etmemektedir. immünolojik terminoloji açısından bu durum ‘aynı’ya denk düşmektedir. yabancılık da kendini bir tüketim reçetesine doğru yumuşatmıştır.
+
negatif diyalektik bağışıklığın öne çıkan öğesidir. başka bir deyişle temel özelliğidir. immünolojik başka, kendiliğin içine giren ve onu olumsuzlayan negatiftir.
+
sinirsel hastalıklarla baş edilmesi viral hastalıklarda olduğu kadar kolay değildir. bunlar aşırılık derecesindeki pozitiflikten kaynaklanan patolojik hallerdir.
+
krizlere sürükleyen sınırlarını belirlemeye çalıştığımız sinirsel şiddet ilişkinlik terörüdür. bu immünolojik sistem içerisinde tanısı konulan “oradaki yabancı”dan kaynaklanan korkudan hepten farklıdır.
+
günümüz toplumu artık hastaneler, tımarhaneler kışlalar ve fabrikalardan oluşan bir disiplin toplumu değil. bunların yerini çoktan beridir fitness salonları, bürolardan oluşan gökdelenler, bankalar, havaalanları, alışveriş merkezleri ve yeni laboratuvarlar aldı. xxı. yüzyıl toplumu artık bir disiplin toplumu değil performans toplumudur. sakinleri de itaatkâr özne değil performans öznesidir. bu özneler kendi kendilerinin müteşebbisleridir. normalin mekânıyla anormalin mekânını birbirinden ayıran disiplin kurumlarının duvarları geldiğimiz noktada arkaik kalmaktadır. iktidar analitiği disiplin toplumunun performans toplumuna dönüşümüyle gerçekleşen psikolojik ve topolojik değişimleri tasvir etmekten yoksundur. sıkça kullanılan kontrol toplumu kavramı da bu dönüşüme uygun düşmeyecek. bu kavram da fazlasıyla negatiflik içerir.
+
kişiyi depresyona sürükleyen şey toplumsalın gitgide atomlara ayrılması ve parçalanmasına özgü ilişki yorgunluğudur. depresyonun bu yönü sıklıkla dile getirilmez.
+
performans toplumuna içkin psişik tıkanmalar doğuran sistematik şiddet de görmezlikten gelinir.
+
depresif insan kendi isteğiyle de olsa herhangi bir dış kısıtlama olmaksızın kendini sömüren bir varlıktır.
+
olumluluk toplumu, enformasyon toplumu, apaçıklık toplumu, teşhircilik toplumu, porno toplumu, kontrol toplumu, teklifsizlik toplumu, ivme toplumu ve ifşa toplumu.
+
teşhircilik toplumunda her özne kendi reklam nesnesidir. her şey sergi değeriyle ölçülür. teşhircilik toplumu pornografik bir toplumdur. her şey dışa çevrilmiş, ifşa edilmiş, çıplaklaştırılmış, soyulmuş, ortaya serilmiş durumdadır. teşhir etmenin aşırılığı her şeyi ‘tüm sınırlardan arınmış olarak derhal tüketilmeye açık’ bir meta haline getirir.
+
hakikat antikçağ’dan itibaren tanımlandığı gibi sıklıkla aldatıcı bir görüntünün ardında durmaktadır. bunu aşmak, sanılardan kurtulmak ve zihinsel pek çok üst meziyeti gerektiren bu bilme durumu uzun, araştırma gerektiren yoğun bir çabanın ürünüdür.
https://www.pearsonjournal.com/Makaleler/1258600046_343-353.pdf

reich, deleuze & guattari ve lyotard’ın arzu anlayışlarından hareketle kapitalizm ve arzu ilişkisi
+
cinsel arzuların özgürce bir şekilde gerçekleştirilmesinin engellenmesi yoluyla bireylerin zorba kişilik yapıları edineceğini ifade eden reich, buna yol açan şeyin ise kapitalist düzenin işleyişine uygun bir forma bürünen tekeşli aile yapısı olduğunu iddia eder.
+
nüfusun yeniden üretim merkezinin aile olduğunun farkında olan deleuze ve guattari ise kapitalist toplumda arzunun ailevi alan içerisinde yerliyurtlulandırılıp oidipus karmaşasıyla aşağılandını düşünürler.
+
reich, kaskatı kesilmiş zırhlı yapıya ilkin boyun bölgesinden ağrı çeken hastalarda rastlamıştır. onların temel özelliği, konuşma güçlüğü çekmeleri, konuşamamalarıdır.
+
vücudun üst kısmından zırhları kırmaya başladığımızda göğüs bölgesine, oradan da belin kimi kısımlarına kadar gelindiğini varsaydığımızda, varacağımız yer karın bölecidir.
+
bedensel boşalma kuramı, bitkisel terapi yöntemi ile cinsel ekonomi arasında yer alır ve reich 1922’de bedensel boşalma gücünü, 1935’te ise bedensel boşalma tepkisini bulmuştur.
+
ilkin cinsel gerilim bütün vücutta özellikle de yürek ve karın bölgesinde hissedilir. uyarılma yavaş yavaş üreme organlarında duyulmaya başlanır. üreme organlarına kan akışı hızlanır.
+
saman parçasının suda bekletilmesi sonucunda liflere ayrıldığı, ilksel canlıların oluşmaya başladığı gözlemlenmiştir. aynı şeye mikroptan arıtılmış suda ve çeşitli dışsal şeylerden temizlenmiş, arıtılmış olan saman parçasının suda bekletilmesi sonucunda da ulaşılmıştır.
+
insanın doğayla, bütün canlı varlıklarla ortak noktada buluşmasını sağlayan şey orgon enerjisidir ve onun anlamı da etrafı zarla çevrilmiş, mavi ışık saçan enerjidir. orgon enerjisinin içinde bulunduğu bion kabarcıklarının ortaya çıkışı, keseciklere bölünme yoluyla olur, keseciklere bölünme ise ilk canlı varlıkların, tek hücreli amiplerin ortaya çıkmasını sağlar. tek hücreli varlıkların en temel hareketi aldıkları besini enerjiye çevirmek için genleşip-kasılmadır, bu hareket tarzı ise insanın sahip olduğu enerjiyi boşaltmasının en temel yoludur.
+
gerçek şu ki, cinsellik her yerdedir: bir bürokratın evraklarını okşama, bir yargıcın adaleti sağlama, bir işadamının parayı dolaşıma sokma, burjuvazinin proleteryayı düzme tarzında vb. ve libidonun bir yere geçmek için ne eğreltilemelere ne de başkalaşımlara ihtiyacı vardır. hitler faşistleri tahrik etmiştir. bayraklar, milletler, ordular ve bankalar birçok insanı tahrik eder.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/630878

korona günlerinde düşünür ve yazarlardan farklı görüşler
https://noropsikoloji.org/wp-content/uploads/2020/04/Korona-G%C3%BCnleri-Yaz%C4%B1lar%C4%B1.pdf

dinler ataerkil yapılar mıdır
bir çifte imkanlılık konusu olarak din ve kadın
+
sadawi’ye göre islam içerisinde kadının konumu başlangıç ve sonraki durum itibarıyla da farklılık göstermektedir. islam tarihinin ilk dönemlerinde kendi haklan konusunda bilince sahip ve kendilerini savunmaya muktedir çok sayıda kadın ömeğinin zikredilmesiyle muhammed döneminde kadına ilişkin durumun genci itibariyle olumlu olarak anılması söz konusudur. ancak peygamber’den sonra ardıllarımn onun adımlarını takip etmeyip önceki dönemdeki evlilik ve boşanma konularındaki özgürlüğün yerine kadınlara, kendi iradelerine rağmen evliliği dayatan ve onları boşanma haklarından mahrum blrakan yeni yasalara tabi kıldıkları belirtilmektedir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/487559

bekâretin “el değmemiş” tarihi
+
nawal el saadawi’nin arap toplumları için söylediği sözler, türkiye için de geçerlidir: “bizim arap toplumumuzda çarpık bir namus kavramı vardır. bir adamın namusu, ailesinin kadın üyelerinin himenleri sağlam olduğu sürece güvendedir. namus, adamın kendi davranışlarından çok, ailedeki kadınların davranışlarıyla ilişkilidir.
https://iletisim.com.tr/Images/UserFiles/Documents/Gallery/bekaretin-el-degmemis-tarihi.pdf

feminist bakış açısından dünyadaki büyük dinler, kadınların erkeklere boyun eğdirilmesi bakımından benzer ilkeleri desteklemektedirler. tanrı’ya eril karakteristikler atfetmek de bu ortak noktalar arasında yer almaktadır. (el-saadawi)
+
tüm önemli mevkilerin islam toplumlarında erkekler tarafından ‘işgal’leri söz konusudur. (el-saadawi)
http://isamveri.org/pdfdrg/D124766/2012/2012_TOKERI.pdf

nevâl es-sa’dâvî’nin imra’e ‘ınde nuktati’s-sıfr (sıfır noktasında bir kadın) adlı romanında yapı ve tema
+
nevâl es-sa’dâvî’nin 1975 yılında yayımladığı đmra’e ‘ınde nuktati’s-sıfr adlı roman, kendisini koruma bahanesiyle bedenini ve parasını sömüren bir kadın tüccarını öldürdüğü için idama mahkum edilen bir fahişenin gerçek yaşam öyküsünü anlatır.
+
firdevs: “bırak konuşayım, sözümü kesme. seni dinleyecek zamanım yok” diyerek anlatma görevini devralır ve hatırlayabildiği ilk çocukluk yıllarından itibaren idam cezasının infaz edilmesine kadar başından geçen olayları, kahraman bakış açısıyla anlatır.
+
herşey yolunda giderken, kendisini sahiplenmeye çalışan bir kadın tüccarını öldüren firdevs, tutuklanıp idama mahkum edilir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/383082

nevâl es-sa’dâvî’nin cennât ve iblîs adlı romanında postmodern öğeler
https://www.sosyalarastirmalar.com/cilt8/sayi41_pdf/1dil_edebiyat/koseli_yusuf.pdf

bedenimiz ve biz
https://core.ac.uk/download/pdf/11738741.pdf

kızlık zarı dikiminin tıp hukuku bakımından değerlendirilmesi
http://earsiv.medeniyet.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/427/TEZ.pdf

havva’nın örtülü yüzü
+
kadın olsun, erkek olsun, insanların anatomik ve biyolojik yapısının ahlak değerleriyle bir ilişkisi yoktur. ahlak değerleri toplumsal sistemin, daha doğrusu belli iktisadi ve siyasal çıkarlara hizmet edebilmek ve çıkarlar sistemini güvenceye alarak iktidarını koruyabilmek üzere yönetici sınıfların dayattığı toplumsal sistemin ürünleridir. bedenin anatomik ve biyolojik özellikleri başka bir amaca, yaşamın korunması ve sürdürülmesine ilişkin hayati, fizyolojik işlevlerin yerine getirilmesine yöneliktir.
+
diğerlerinden farklı bir anatomik yapıya sahip olduğu ya da daha geniş bir zar girişi olduğu için cezalandıran, nasıl bir adalettir?
+
anatomi ve tıp eğitimi gördüm, şimdiye dek bize ders veren profesörlerden hiçbiri klitorisin kadın bedeninde bir işlevi olduğunu bize söylemediği gibi, okuduğumuz tıp kitaplarının hiçbirinde böyle bir bilgiye rastlamadım.
+
ebe ve hemşilerik okulundaki kadın öğrencilere insan anatomisinin bazı unsurları öğretildiğinde mısırlı erkeklerin öfkelenmeleri şaşırtıcı değildir.
https://dlscrib.com/download/neval-el-saadavi-havvann-rtl-yz-cspdf_5aa5108de2b6f5ba628c2fc3_pdf

kasım emin ve kadınların özgürlüğü bağlamında eğitimle ilgili görüşleri
https://dspace.gazi.edu.tr/bitstream/handle/20.500.12602/189648/df7f79fc7257ac29d8a22bded3c9120e.pdf

muhkem duvarda yeni bir çatlak: veciz sözler, bizim büyük çaresizliğimiz ve sinek ısırıklarının müellifi romanlarında eleştirel erkeklik kurguları
http://monografjournal.com/sayilar/10/monograf-sayi-10.pdf

küre dağları doğu kesiminde rüzgâr durumu ve bunun bitki örtüsü üzerine olan etkisinin rubinstein metoduna göre incelenmesi
+
küre dağlarının doğu kesimi, kapsadığı çeşitli şekiller ve ortaya koyduğu farklı görünümler nedeniyle oldukça arızalı bir topografyaya sahiptir. sahanın hâkim unsurlarını dağlar oluşturmakta, vadi ve depresyonlar ise dağlar arasına sokularak parçalı bir topografyaya sebebiyet vermektedir.
+
bölgede kastamonu, taşköprü, boyabat ve durağan depresyonları küre dağlarına paralel bir uzanış göstermekte ve bu depresyonlar içerisine yerleşen akarsular gökırmak’a katılmaktadır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/819183

merzifon şehrindeki arazi kullanım sorunları ve bazı çözüm önerileri
https://silo.tips/download/merzifon-ehrindeki-arazi-kullanm-sorunlar-ve-baz-zm-nerileri

süte depresyonu’nda bazı coğrafi gözlemler
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/26762

inegöl dağı’nın fiziki coğrafya özellikleri
+
aşınım yüzeyi güneye doğru eğimli olup, saha bu durumunu, daha çok genç tektonik hareketler sırasında kazanmış olmalıdır. bu aşınım yüzeyi hem tektonik hareketlerin etkisiyle, hem de akarsuların derine aşındırmasıyla parçalanmıştır. inegöl dağı üzerinde alt-orta miyosen aşınım yüzeylerine genel olarak 1300 m’nin üzerindeki yükseltilerde rastlanmaktadır. bununla birlikte, oluşumlarından sonraki dönemlerde tektonik hareketlerle faylanmalara uğrayarak durumları bozulmuştur.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3120

iznik depresyonu’nun beşeri ve iktisadi coğrafya açısından incelenmesi
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/41260.pdf

istanbul’da kentsel dönüşüm kapsamında gerçekleşen bir olgu: soylulaştırma
+
son 50-60 yılda ise kentler farklı bir dönüşüme ve değişime uğramaktadır. bu dönüşüm hem sosyal hem de kentin yapısal dokusunu değiştiren soylulaştırma sürecidir. new york ve londra gibi küresel şehirlerde soylulaştırma süreci 1950 ve sonrası yıllarda başlamasına karşılılık, istanbul’da ise 1980 ve sonrasında soylulaştırma olarak ifade edebileceğimiz şehrin dokusunda değişimler meydana gelmiş ve bu değişim süreci günümüzde de devam etmektedir.
+
soylulaştırma terimi ilk kez 1960’lı yıllarda bir sosyolog olan ruth glass tarafından kullanılmıştır. glass bu terimi, londra’ da daha önce işçilerin oturduğu mahallelerdeki konutların orta ve üst sınıflar tarafından satın alındıktan sonra yerine yeni ve lüks konutlar inşa edilmesi veya yenilenmesi sonucunda bu mahallelerde iskân edilen işçi sınıfı ile varlıklı insanların yer değiştirmesi hadisesini tanımlamak için kullanmıştır.
+
bozulan konutların yenilenmesi ya da yeniden inşa edilmesi mahallenin yaşamsal döngüsünü beklenmedik bir şekilde sonlandırır ve bu yenilenme yeni bir konut formunu ortaya çıkararak mekânsal anatomiyi tamamen değiştirerek soylulaştırma (gentrification) olarak tabir edilen değişim ve dönüşüm sürecinin gerçekleşmesini sağlamaktadır.
+
knox ve mccarthy aynı zamanda soylulaştırmanın mahallenin yapısını dramatik bir şekilde değiştirmesiyle sosyal çatışmalar için ortam hazırladığını vurgulamaktadırlar.
+
istanbul’da yerleşmelerin ilk nüveleri avrupa yakası ve anadolu yakası olmak üzere her iki yakada da görülmektedir. bahse konu olan yerleşmeler ilk etapta kolonyal yerleşmeler olarak kurulmuştur.
+
sonuç olarak, şehri idare edenler dâhil olmak üzere, istanbul’da yaşayan nüfusun davranışları, algıları ve mekânsal tercihleri şehrin coğrafi görünümü (landscape) etkilemektedir. tümertekin (1997), şehirde yaşayan nüfusun davranışlarının şehrin mekânsal görünümünü etkilediğini ileri sürmekte ve söz konusu durumu “mekânsal anatomi” kavramı ile ifade etmektedir.
+
şehirde, insan mekânla sürekli bir etkileşim içerinde olup, bu etkileşim belirli mekânsal kalıplar doğurmaktadır. tümertekin, bu durumun istanbul için de geçerli olduğunu belirterek istanbul’da yaşayan insanların tercihleri ve davranışları, şehrin mekânsal anatomisini oluşturduğunu ve şehirde sürekli devam eden bir dönüşüme zemin hazırladığını belirtmektedir. şehirde yaşayan insanların farklı çevresel algıları ve davranışları da mekâna farklı şekillerde yansımaktadır. böylece istanbul’un nüfus yapısı şehrin mekânsal anatomisini oluşturmakta ve şehre yeni bir kimlikler kazandırmaktadır.
+
son on yıllık sürece bakıldığında istanbul’da soylulaştırmanın; ilçe belediyeleri, istanbul büyükşehir belediyesi ve çevre ve şehircilik bakanlığı oluşumunda üçlü koordinasyonla toki, kiptaş gibi devlet kurumları vasıtasıyla “devlet eliyle” gerçekleştirilmektedir. bununla beraber özel inşaat firmaları bu pastadan pay alarak istanbul’un mekânsal anatomisinde meydana gelen değişimde öncü rol oynamaktadırlar. istanbul’da kentsel dönüşüm çalışmaları üç aşamalı olarak planlanmıştır. bunlar; deprem odaklı kentsel dönüşüm çalışmaları, tarihi alanlara yönelik kentsel dönüşüm ve yatırım (rant) amaçlı kentsel dönüşüm çalışmalarıdır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/199033

istanbul’da nüfusun gelişimi ve ilçelere dağılımı (1950-2015)
https://www.academia.edu/36759259/%C4%B0stanbul_da_N%C3%BCfusun_Geli%C5%9Fimi_ve_%C4%B0l%C3%A7elere_Da%C4%9F%C4%B1l%C4%B1m%C4%B1_1950_2015_

esenyurt ilçesinde nüfusun gelişimi ve bu gelişimde rol oynayan etmenler
https://www.researchgate.net/publication/349805570_Esenyurt_Ilcesinde_Nufusun_Gelisimi_ve_Bu_Gelisimde_Rol_Oynayan_Etmenler

geçmişten günümüze istanbul’da nüfus
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/231184

akdağ ve yakın çevresinde bitki örtüsünün coğrafi dağılışı
http://www.jshsr.org/Makaleler/1345689822_41_2018_5-25.ID599.%20CO%c5%9eKUN_2365-2373.pdf

taşköprü sarımsağı başarı hikâyesi
https://www.turkpatent.gov.tr/TURKPATENT/resources/temp/4627F559-D0CD-462C-BE9E-E3145A7690B6.pdf;jsessionid=ADACBA5D12546B8C4C5D84BD3447FCCA

coğrafi açıdan derebucak ilçesi (konya)
http://acikerisimarsiv.selcuk.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/8266/189457.pdf

arızalı ve yüksek bir topoğrafyaya sahip olan ülkemizde arazinin derin vadilerle yarılması, yüksek eğimli orojenik kuşaklarda kısa mesafeler içerisinde yükselti şartlarının değişmesi gibi nedenlerle yerleşmelerin dağılışı büyük ölçüde düzensizdir.
https://www.sosyalarastirmalar.com/cilt10/sayi51_pdf/3sanattarihi_arkeoloji_cografya/esen_fatma.pdf

topografya kıyı düzlüğünün hemen gerisinde arızalanmakta ve yükselti birdenbire 150-200 m. bulmaktadır. buradan itibaren arazi, giderek daralan akarsu vadileri tarafından derin bir şekilde yarılmıştır. gerek ana akarsular ve gerekse bu akarsuların orta çığırları boyunca aldıkları sayısız kollar araziyi şiddetle aşındırmış ve çok arızalı bir görünüş kazandırmıştır. keskin ve birbirine yakın sırtlar, dik yamaçlı “v” profilli vadiler yaklaşık 2000 m yüksekliğine kadar olan bu sahanın karakteristik topoğrafik görünüşünü oluşturmaktadırlar.
+
yüksekliği 3000 m. aşan kısımlar ise rize’nin en sarp ve en arızalı kesimini oluşturmaktadır. geniş ölçüde çıplak ve tamamen kayalık zirveler ile bunların arasındaki keskin sırtların yamaçları çok diktir. rize’nin en yüksek noktalarını bu sırtlar arasındaki zirveler oluşturmaktadır.
https://www.rtb.org.tr/uploads/files/113-DOKAPRizeilRaporu.pdf

türkiye arazisinin başlıca jeomorfolojik özellikleri
1. yüksek dağlık bir yapıya sahiptir
2. arızalı ve engebeli bir topoğrafyası vardır
……
https://avys.omu.edu.tr/storage/app/public/muhammet.bahadir/64089/T%C3%9CRK%C4%B0YE%20JEOMORFOLOJ%C4%B0S%C4%B0-M.%20BAHADIR-2020.pdf

taşeli platosunda (anamur-ermenek arası) jeomorfolojik özelliklerin insan faaliyetlerine etkisi
+
orta toros kuşağında yer alan taşeli platosu, kalkerli yapısı ve topoğrafik özellikleri ile çevresine göre oldukça farklı bir jeomorfolojik ünitedir. araştırmaya konu edilen alan, ermenek (karaman) güneyi ile anamur’un (mersin) kuzeyinde özellikle 1500 m’den yüksek kesimlere karşılık gelen plato sahasıdır. tümüyle karstlaşma süreçlerinin etkin olduğu bu alanda karstik topoğrafya egemen moroflojiyi oluşturmaktadır. sahanın yüksekliği ve karstik süreçlerin doğurduğu arızalı topoğrafya, buralarda insan faaliyetlerini büyük ölçüde sınırlandırmıştır. bu nedenle, belli alanlarda ve bazı faaliyetlere imkan tanıyan bu özel coğrafya türkiye’nin en seyrek nüfuslu sahalarından biri olmuştur. tarım alanlarının azlığı, su kaynaklarının yetersizliği ve ulaşımın zorluğu jeomorfolojik özelliklerin neden olduğu başlıca problemlerdendir. bu sebeple, plato üzerindeki nüfus ve yerleşme geçici karakterdir. araştırma alanında yerleşme özellikleri de büyük ölçüde doğal şartların etkisi altındadır. bu çalışma, taşeli platosunda jeomorfolojik özelliklerin insan faaliyetlerini nasıl etkilediğini, yörede yaşayanların bu mekanı ne şekilde kullandığını ve çevresinden nasıl faydalandığını ortaya koyma amacını taşımaktadır.
http://tucaum.ankara.edu.tr/wp-content/uploads/sites/280/2015/08/semp8_6.pdf

yaşlanan dünyanın yaşlanan insanları
http://e-kutuphane.teb.org.tr/pdf/tebakademi/geriatri_2009/5.pdf

yüzey şekilleri
https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/121792/mod_resource/content/0/Konu%203.pdf

fırtına deresi havzasının uygulamalı jeomorfoloji etüdü
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/41798.pdf

kaçkar dağı’nda bakı faktörünün glasiyal ve periglasiyal topografya gelişimi üzerindeki etkisi
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/198456

tohum ağacı doğal gençleştirme yönteminin karaçam (pinus nigra subsp. pallasiana)’da uygulanması, eskişehir-tandır örneği
+
karaçam (pinus nigra arnold. ssp. pallasiana) türkiye’nin önemli ağaç türlerinden biridir. ülkemizde karaçamın gençleştirilmesinde genellikle siper işletmesi tercih edilmektedir. doğal gençleştirmeyi sağlamak amacıyla alanda bırakılan belirli sayıdaki tohum ağaçlarından gelen tohumlarla yeni gençliği oluşturmada kullanılan yöntemlerden biri de tohum ağacı yöntemidir. bu çalışmada, eskişehir-tandır mevkiindeki 27.9 ha karaçam meşceresinin 2015 ve 2016 yıllarında başlayan gençleştirme çalışmaları araştırılmıştır. araştırma sahasında, tohum ağacı doğal gençleştirme yöntemine benzer şekilde hektarda ortalama 17 tohum ağacı bırakılmıştır. ayrıca sahada 1+0 fidan dikimi yapılmıştır. araştırma kapsamında tandır mevkiindeki birer yıl arayla tensile alınan sahalar ve müdahale görmeyen aynı özelliklere sahip yan meşcere üzerinde incelemelerde bulunulmuştur. her sahadan 30 adet rastgele seçilen tohum ve örnek ağaçlar üzerinde çap, boy ve tepe tacı özellikleri belirlenmiştir. ayrıca tensile alınan sahalarda tohumdan gelen ve dikimle gelen fidanlar araştırılmıştır. tohumdan gelen fidanların tohum ağacına olan uzaklığı ve bakıya göre dağılımı incelenmiştir. ayrıca 1+0 yaşında dikilen tüplü fidanların başarı oranı belirlenmiştir. 2017 sonbaharında veri toplama ve ölçüm işlemleri tamamlanmıştır. çalışma sonucunda, ölçülen ve tespit edilen değerler müdahale gören ve görmeyen sahalar bakımından irdelenmiştir. 27.9 ha’lık toplam çalışma alanında yaklaşık tohumdan gelen fidan sayısı 91.540 adet olarak hesaplanmıştır. böylece 2 m2 ’de 0.65 adet tohumdan gelen fidan tespit edilmiştir. tohumdan gelen fidanların, tohum ağacına göre en fazla yaşayan oranının kuzey yönünde olduğu tespit edilmiştir. tohumlama mesafesine göre ise en fazla 4., 5. ve 6. metreler arasında dağılış gösterdiği belirlenmiştir. tohum ağacı doğal gençleştirme yöntemi düşük bonitetli eskişehir-tandır mevkiindeki karaçam meşceresinin doğal gençleştirilmesinde kısmen başarılı sonuç vermiştir. yöntemin uygulanmasında tohum takviyesi ile başarı oranı yükseltilebilir. ülkemizde farklı türlerin bazı yetişme ortamlarında yöntemin uygulanabilirliği araştırılmalıdır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/704844

batı karadeniz doğu kayını (fagus orientalis lipsky.) ormanlarında gençleştirme sorunları
+
bu çalışmada, bartın ve devrek yörelerinde 2001 yılında kayında gerçekleştirilen doğal grup gençleştirmeleri, büyük alan siper metodu’na göre yapılan gençleştirme çalışmaları ve yapay gençleştirme uygulamalarının başarı durumları incelenmiştir. bu amaçla, 2001 yılında kayında doğal grup geçleştirme çalışmalarının yapıldığı 4 işletme şefliğindeki (ardıç, kumluca, sökü, akçasu) 12 bölmecikten toplam 43 deneme alanı seçilmiş ve bu deneme alanlarında üç yıl süre ile kayın gençliklerinin sayılarındaki ve gelişimlerindeki değişimler izlenmiş ve incelenmiştir. grup gençleştirme alanlarında; meşcere kuruluşlarına, gençlik sayılarına ve gelişme durumlarına göre yapılan tespitler, yörede büyük alan siper metodu ile yapılan gençleştirme uygulamalarına göre daha başarısız olunduğunu göstermiştir. kayında doğal ve yapay gençleştirme çalışmalarında karşılaşılan sorunlar tartışılmış ve başarısız gençleştirme çalışmalarının kayın ormanlarındaki genetik varyasyonu önemli ölçüde daralttığı belirtilmiştir.
+
ülkemiz, çok çeşitli iklim ve fizyografik koşulların varlığına bağlı olarak ortaya çıkan farklı yetişme ortamları nedeniyle gerek ağaç türü, gerekse meşcere kuruluşları bakımından biyolojik ve ekonomik değeri yüksek saf ve karışık doğal orman kaynaklarına sahiptir. ancak, orman kaynaklarımızın yaklaşık %50’si (10.567.526 ha) bozuk ve verimsizdir. nitekim, ülkemiz ormanlarından 15-16 milyon m3 eta alınabildiği ve bu değerin ortalama yılda 0,75-0,80 m3 /ha’lık bir artıma karşılık geldiği belirtilmektedir. bu miktar, romanya (2,6 m3 /ha), yunanistan (2,1 m3 /ha) ve eski yugoslavya (2,7 m3 /ha) gibi ülkelerle karşılaştırıldığında oldukça düşüktür (ürgenç, 1998). bu oranın önemli ölçüde yükseltilebilmesi ancak, doğal orman kaynaklarımızın başarılı gençleştirme çalışmaları (doğal ve yapay) ile kalite ve kantite bakımından ıslah edilmesi ve verimsiz bozuk orman alanlarının ağaçlandırmalarla verimli hale getirilmesiyle mümkün olacaktır.
+
kayın ormanlarında genetik bozulma
doğal ormanlar geniş bir genetik çeşitliliğe sahiptir. bir orman ağacı türünde genetik varyasyonun yüksek olması, o türde yapılacak ıslah çalışmalarında başarıya ulaşılması açısından çok büyük bir önem taşımaktadır. diğer taraftan, geniş bir genetik çeşitliliğe sahip olan bir türün çeşitli biyotik ve abiyotik zararlara karşı dayanıklılığı da yüksektir.
+
ülkemizin farklı yörelerinde çok sayıda türden oluşan doğal ormanlarımızda olduğu gibi, kayın ormanlarımızda da genetik kalite bozulmakta ve verimlilik düşmektedir. 1960’lı yıllara kadar kayın ormanlarında uygulanan ve menfi seleksiyona dayanan seçme kesimleri sonucunda daralan genetik varyasyon, günümüzde uygulanan ve başarılı olunamayan gençleştirme çalışmaları ile daha da azalmıştır.
+
gençleştirme alanlarında 4+0 yaşlı kayın fidanları kullanılarak yapılan tamamlama çalışmalarının büyük bir bölümü başarısızlıkla sonuçlanmıştır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/300080

yaşlanma
https://www.sbb.gov.tr/wp-content/uploads/2020/04/YaslanmaOzelIhtisasKomisyonuRaporu.pdf

“tarihin sonu” olgusu ve eskatologya mitleri
+
coğrafya açısından küresel ısınma ve dünyanın yaşlanması, iklim değişiklikleri; ekonomi açısından küreselleşmenin yol açtığı ekonomik buhranlar, hızlı nükleer silahlanma ve olası bir üçüncü dünya savaşı, kaynakların tükenişi; dinbilim ve dinler tarihi açısından tanrı’nın yeryüzünün kontrolünü tamamen ve radikal bir biçimde eline alması ve insanlığı topluca yok ederek ebedi hayatı başlatması; astrofizik açısından evrenin sürekli genişliyor oluşu, büzüşmesi, güneş’in enerjisinin periyodik olarak azalması, kara delikler… vb. birçok bilim dalını etkileyen kıyamet teorileri dünyanın kaçınılmaz sonunu zorunlu kılmaktadır.
+
kuzey amerika’yı vuran kasırgalar, su kaynaklarının dünyanın hemen her yerinde hızla tükenişi, buzulların eriyişi vb. birçok coğrafi faktör, yaşlı dünyamızın sonu üzerine modern insanın da binlerce kuram geliştirmesine neden olmakta, kutsal kitaplarda yazılı olan kıyamet beklentisinin yaklaştığı düşüncesine yönelik inanç motifleri daha çok ilgi görür duruma gelmektedir.
https://www.millifolklor.com/PdfViewer.aspx?Sayi=128&Sayfa=30

dini ve toplumsal boyutlarıyla cinsiyet
http://isamveri.org/pdfdrg/D094884/2012/2012_BENLIF.pdf

tarımsal araştırmalarda kadın ziraat mühendisi olmak
https://www.turktob.org.tr/dergi/makaleler/dergi16/24-27.pdf

yaratıcı drama yönteminin kadınların özsaygı düzeyine ve toplumsal cinsiyet bilincine etkisi
+
rogers’a göre benlik, bireyin kendini nasıl algıladığı ve diğer insanlarla olan ilişkilerini içerir. benlik, kendini tanıma olarak da adlandırılır. bireyin kendisine ilişkin duygu ve düşünceleridir. bir bakıma “ben kimim?” sorusunun bir yanıtıdır. kendini tanıma, güçlü/zayıf ve gelişmeye açık yönlerini bilmek, duygularını tanımak yoluyla olur .
+
kendisini nasıl algıladığı ile olmak istediği benlik arasındaki fark o bireyin özsaygı düzeyini verir.
+
özsaygı tanımı; kişinin kendisi için onayladığı ya da onaylamadığı bazı özellikleriyle ilgili değerlendirmesidir. coopersmith’e göre özsaygı; bireyin kendini yetenekli, önemli, başarılı ve değerli olarak algılama derecesidir.
+
bireyin başarıları ve toplumsal yaşamda içinde bulunduğu pozisyon ve sahip olduğu statü de özsaygı açısından önemlidir.
+
özsaygısı zayıf bir kişi sıklıkla diğer insanların önünde bir maske takıp, rol oynamaya eğilimli olacaktır
+
bugüne kadar yapılan araştırmaların çoğunluğu kadınların özsaygı düzeyininin erkeklere göre daha düşük olduğunu ortaya koymaktadır
+
kadınlar, geçmişten bugüne, özsaygısını azaltan farklı bir “feminen” (kadınsı) rolü oynamak zorunda kaldıklarından, mağdur olmaktadırlar. ferguson’un da ifede ettiği gibi kadınların benlik duygusu ve sonuç olarak bireysel güçleri, kadınları küçümseyen imajlar sayesinde oluşur ve bunlar kadınlar tarafından da içselleştirilir.
+
kadınlar dünyanın temel taşıdır.
+
zorbalıkla kadın edilmiş köle
şiddetle korkutup verilmiş çile
elifçe isyanla vuruyor tele
o bir emektardır, o bir anadır.
+
size göre erkekler niçin evlenir?
—kendisine hizmetçi almak, cinsellik için. kadınsız bir erkek hiçtir. erkek milleti öyle zavallı ki kadın olmadan kendi hayatını yürütemez.
—kendilerine hizmetçi olsun, annesine hizmetçilik yapsın diye.
https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/30292/TEZ.pdf

isyankar ruhların aydınlık yarınları inşası
düşünürleri ve aktivistleri ile feminist hareket
http://www.mmoizmir.org/8mart2021/8mart2021.pdf

çalışma hayatında kadınlar ve karşılaştıkları sorunlar: bir işverene bağlı olarak çalışan emekçi kadınlara ilişkin bir araştırma
+
kadın milletvekillerinin sorunların çözümüne ilişkin sürdürülebilir yaklaşımlarının ve duruşlarının önemini dile getirmişlerdir. diğer yandan kadın olmadan dünyada sürdürülebilir barış, huzur ve kalkınmadan söz edilemeyeceğini önemle vurgulamışlardır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/332688

sovyetler birliği’nde kadının konumuna genel bakış
+
sosyalist liderler kadının toplumdaki konumunu toplumsal ilerlemenin veya gerilemenin bir ölçüsü olarak alıyorlardı. marx’ın şu açıklaması buna kanıt niteliğindedir. “tarih hakkında bir şeyler bilen birisi, kadın mayası olmadan büyük toplumsal değişikliklerin gerçekleşmesinin olanaksız olduğunu bilir. toplumsal ilerlemenin tam ölçüsünü veren, kadın cinsinin toplumsal konumudur.” bu konuda lenin’de marx ile aynı görüşü paylaşırken şunları ifade etmiştir: “insancıl bir topluma değer biçmek kadınlara, anneye ve çocuğa karşı tutumlar göz önüne alınarak yapılabilir.”
+
devrimin ilk yıllarında sovyet liderleri kadının konumuna önemli ölçüde değer vermiştir. lenin “kadın olmadan sosyalizm olmaz” demiştir. sovyet ziraatının kooperatifleşmesinde kadın büyük katkıları olmuştur. stalin’de bildirilerinde kadınları yüceltmiştir. sovyet rejiminde annelikte toplumsal bir vazife olarak görülüyordu.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/828687

neo-liberalîzm ve dünya ekonomik bunalımı
https://xfs-1.ikon-x.com.tr:8880/mulkiye/2015/09/11.pdf

kadın olmadan her şey eksik, hatta yok görülmelidir. türk kadını savaşta-barışta, tarihin her döneminde aktif bir şekilde sosyal hayatın içinde.
http://www.mhpkadinkollari.org/usr_img/docs/kadin-kollari-dergi/dergi-02.pdf

hıristiyanlıkta evlilik sakramenti
http://acikerisim.uludag.edu.tr/bitstream/11452/1508/1/481453.pdf

amiş ailesinde kadının rolü ve bu rolün belirlenmesinde dinin etkisi
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/52300

bir yemin olarak evlilik törenleri ve evlenmeyle ilgili pratikleri ifade ederken kullanılan kelimelere dair: beşik kertmek, söz kesmek, nikâh kıymak
http://www.karamdergisi.com/Makaleler/1560408100_009%20batsiz.pdf

elmalılı hamdi yazır’da evliliğe son veren terimler anlayışı
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/410381

dağlık, tepelik veya arızalı arazilerde erozyon zararı arttığı gibi sürümde güçlük çekilmekte, sulama zorlaşmakta ve istenilen bitkinin yetiştirilmesi sınırlanmaktadır.
https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/122104/mod_resource/content/0/Konu5.3.AraziDerecelendirmeSiniflandirma.pdf

çölleşme/arazi bozulumunun etkileri
http://www.gonder.org.tr/wp-content/uploads/2014/06/%C3%87%C3%B6lle%C5%9Fme-Arazi-Bozulumunun-Etkileri-Makale.pdf

iklim değişikliği ve çölleşme veya toprak/ arazi bozulumunun türkiye’deki boyutları ve çölleşme ile mücadele
http://bhi.nku.edu.tr/basinyonetim/resim/images/editorresimleri/522/files/t10(1).pdf

bugün yeryüzünde, kurak arazilere sahip yaklaşık 110 ülke potansiyel bir çölleşme tehlikesiyle karşı karşıya.
http://arsiv.ekoloji.org.tr/bitstream/handle/20.500.12029/31274/ekolojistler_org_7358.pdf

keban çayı havzasında (elazığ) doğal ortam ve insan ilişkileri
+
keban çayı havzası elazığ’ın kuzeybatısında, 170 km2 alan kaplamaktadır. havza arızalı bir topografyaya sahiptir. geçmişte keban simli kurşun işletmesinde yörenin meşe ormanları kullanılmıştır. ayrıca yöre halkı için yakacak temini ve aşırı otlatma sonucu ekolojik denge bozulmuş, yörenin asli vejetasyonu olan meşeler önemli ölçüde ortadan kaldırılmış, bitki örtüsü önemli ölçüde tahrip edilmiş, böylece çok geniş alanlar antropojen steplere dönüşmüştür. havzada doğal step, kuru orman (önemli ölçüde ortadan kaldırılmış), ve yüksek dağ steplerinden oluşan ekosistemler belirlenmiştir.
geçmişte olduğu gibi günümüzde de keban çayı havzasında asıl geçim kaynağı hayvancılıktır. bitki örtüsünün tahribi ve eğimin çok fazla olması nedeniyle havza toprakları önemli ölçüde aşınmış, çoğu yerde ayrışma zonu ve anakaya açığa çıkmıştır. şiddetli erozyon havzadaki toprak, su ve bitki örtüsü dengesini bozmuş, göç olayını ortaya çıkarmıştır. yakacak temini ve aşırı otlatmanın sürmesi nedeniyle ekosistem kendisini olumlu yönde yenileyememektedir. ekstansif hayvancılık ağaçlandırma faaliyetlerini olumsuz etkilemektedir. sığ, kırmızımsı kahverengi topraklarla kaplı kalker yapılı platolar üzerinde makineli sürüm yapılmış, bu nedenle toprak yağışla yıkanarak derine taşınmış, geriye kalker anakaya kalmış, buralarda ağaçlandırma başarısız olmuştur.
https://sbd.aku.edu.tr/V2/msunkar.pdf

türkiye’nin çok arızalı bir memleket olması
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/03587.pdf

kargı, kastamonu arasındaki yolun aynı kolaylığı sağlamaması ve büyük ve küçük tlgaz dağlarının tabiî arızası dolayısiyla yolun bilhassa kış mevsimlerinde sık sık kapanması halkın il merkeziyle olan irtibatını güçleştirmektedir.
https://www.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d09/c024/b109/tbmm090241090788.pdf

19. yüzyıl sonlarında kastamonu vilayeti
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/154616

topoğrafik yapı, iklim şartları ve kentleşmenin konya’da hava kirliliğine etkisi
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/62485

kanyon turizmi ve ekoturizm açısından değerlendirilmesi gereken bir yöre: küre ersizlerdere-karacehennem kanyonu
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/227361

batı karadeniz bölgesinin başlıca topoğrafik elemanları
http://tucaum.ankara.edu.tr/wp-content/uploads/sites/280/2015/08/cadcae11_1.pdf

kastamonu ilinde bulunan kanyonların turizm potansiyelinin değerlendirilmesi üzerine bir inceleme
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1428971

bir jeomorfosit olarak karaçay kanyonu (çıldır)
https://www.researchgate.net/profile/Harun-Bagci-2/publication/348351196_Bir_Jeomorfosit_Olarak_Karacay_Kanyonu_Cildir/links/5ff96ced92851c13fefb4015/Bir-Jeomorfosit-Olarak-Karacay-Kanyonu-Cildir.pdf

kastamonu/küre ersizlerdere köy tasarım rehberi
https://www.kuzka.gov.tr/paylasim/yayinlar/rapor_analiz/2015-RP-2-1-92_koy_tasarim_rehberi_(ersizlerdere)_II.pdf

destinasyon çekicilik unsuru olarak gastronomi turizmi: kastamonu örneği
http://www.turar.org/files/Sg6ziDZwDryq.pdf

mazlum kenan köstekçi (1910-1936)
+
babası süleyman köstekçioğlu, oğluna yapılan ameliyatı “kaburga kemiklerinden dört beş dıl’ı kesilmek suretile yapılan ameliyat” olarak anlatır.
+
bütün tedavi çabalarına rağmen 13 haziran 1936 tarihinde henüz 26 yaşında iken hayata gözlerini yumar.
+
bir gün ben de bıkarak bu yarım yaşamadan,
bir harap yalı gibi çöküverecek miyim?
zavallı bir sevinçle dolup da taşamadan
kalbimi ellerimle söküverecek miyim?
http://kentarsivi.corum.bel.tr/wp-content/uploads/2018/06/Corumda-edebiyat-hazar-baskiya-giden.pdf

sinematografik zaman ve mekân’ın oluşumunda felsefi arka plan
+
zaman ve mekân varoluşun temel kategorilerindendir. gündelik hayatın hemen her alanında varolan, kendini hissettiren ama sorgulanmayan kavramlardır. zaman, çoğunlukla ölçü birimlerine indirgenirken (gün, ay, yıl, saat, takvim vb), mekân ise; gündelik hayatın içinde eriyip gider.
+
rönesans, zaman ve mekân hakkındaki görüşlerin köklü bir dönüşümüne neden olur. coğrafi keşiflerle birlikte insanların dış dünya hakkındaki bilgileri olağan üstü bir hızla değişmiş ve yerküre bilinebilir bir hal almıştır.
+
göz, resim mekânını kendisinden kopmuş bağımsız bir mekân olarak algılar.
+
gurvich her şeyin bir zamanı olduğu iddiasını tersine çevirerek bunun yerine her toplumsal ilişkinin kendi zaman duygusuna sahip olduğunu ortaya çıkarır.
+
eğer dolaysız zaman imgesi zamansal paradoks içinde şekillendirilirse, hakikat artık değişmezlik, kendisi olma ve kendine benzeme formları altında düşünülemez.
https://acikerisim.deu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12397/9598/280173.pdf

dostoyevski’nin iktisada yaklaşımı ve iktisadi insan eleştirisi
+
kutsal, ama sıkıcı…ya ben?
+
homo economicus eleştirisi modern kapitalist toplum eleştirisine yönelmeksizin eksik kalır.
+
dostoyevski, öykülerinde ve romanlarında, neoklasik iktisadın kaba akılcılığı ve faydacı felsefesiyle örtüşen bilimsel yönteme ve toplum kurgusuna karşı bir dizi eleştiriyi seslendirir.
+
açlık, açlıktır, ama çatal bıçakla yenen, pişmiş etle giderilen açlık, ellerden, tırnak ve dişlerden yararlanarak parçalanan ve yutulan çiğ etle giderilen açlıktan farklıdır.
+
edebiyat bizlere neredeyse sınırsız insan halleri tasvir ediyor. edebiyattaki bu zenginliğin, iktisadı huzursuz etmesi gerektiğini düşünüyoruz.
+
ne oldu da böylesine gizler içinde kalıverdik bir anda?
+
toplum, insanca bir ülküsü yokken zengin olsa da çok yaşayamaz, batar.
+
hayatta gerçek daima iki çelişmenin ara yerindedir.
+
dostoyevski için ‘kitschbilim’, ecinniler’de ‘yarıbilim’ anlamına gelir:
yarı-bilim, insanlığın bu yüzyıla dek gördüğü en büyük baş belasıdır; koleradan da, açlıktan da, savaşlardan da beter bir zalimdir.
+
çağımızda bilim acımayı yasaklamıştır, bu, ekonomi politiğin geçerli olduğu ingiltere’de de böyledir. sorarım size, neden borç para versin bu adam şimdi?
http://www.ekonomikyaklasim.org/fulltext/94-1362954799.pdf

21. yüzyılda çağdaş coğrafya bilimi ve temel unsurlar
+
coğrafya, sadece dağ ve nehir adları ile ülke başkentlerini ezberlettiren bir sosyal bilim olarak ele alınmaktadır. coğrafyanın bu çağdışı şekliyle ele alınması, bu ülkelerde beşeri, ekonomik, siyasi, sosyal ve kültürel gelişme yönünden çok büyük dezavantajlara neden olmaktadır.
+
bilindiği gibi iklim değişimi, özellikle son yıllarda insanların, daha çok doğanın yanlış kullanımı ve tahribi neticesinde ortaya çıkan bazı problemlerle birlikte zikretmeye başladıkları bir terimdir.
+
iklim değişiminin ve etkilerinin ortaya konması, birbirinden bağımsız gibi görünen fakat aralarında çok kuvvetli karşılıklı bağların olduğu pek çok sistemi iyi tanımaya ve sentez etmeye bağlıdır.
http://i-rep.emu.edu.tr:8080/jspui/bitstream/11129/2413/1/5.8.%28s.117-133%29aras.gor.alidemirci-dr.soheylaocisik-21.yozyildacagdascografyabilimivetemelunsurlari.pdf

orta karadeniz bölgesinde tarım alanlarının amaç dışı kullanımıyla ortaya çıkan sorunların değerlendirilmesi
https://tarekoder.org/2000tekirdag/13-2.pdf

doğal taşlardaki bozunma (ayrışma) türleri ve nedenleri
https://www.munzur.edu.tr/birimler/dergi/Bilder/arsiv/BGD5-1/5.1.3.pdf

insan etkisi dışında kendiliğinden oluşan her şey doğal unsur olarak kabul edilir. buna göre aşağıdakilerden hangisi doğal bir unsurdur?
a) barajlar b) konutlar c) köprüler d) vadiler e) şehirler
https://mubayayinlari.com/storage/catalogs/0414948001570712109.pdf

yeryüzünün zoocoğrafya bölgeleri ve türkiye’nin yeri
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/231169

ancak teolojik bir kozmolojinin baskın olduğu ortaçağ bağlamında bile bu sürecin dışında kalan dönem düşünürlerinden albertus magnus (1200-1280) teolojiyi tutarlı bir şekilde bilim ile birleştirmeye çalışmıştır.
de natura locorum (yerlerin doğası) adlı eserinde, insan yaşamının astrolojik ve çevresel şartlarla belirlendiğini öne sürmüştür. ona göre ten rengi gibi insanlar arasındaki görünür farklar çevresel etkilere bağlıydı.
magnus dünyadaki insan yaşamının hem astrolojik hem de yerel olarak belirlenen güçlerin etkisinde olduğunu, insanların doğdukları yerlerle sıkı bağlantılara sahip olduğunu savunmaktadır.
insan yaşamının mekanların niteliğini yansıttığını ve doğum yerlerinin dışına taşınmanın kişilerin, aynı zamanda hayvanların ve bitkilerin de belli özelliklerini zayıflattığını savunmakla birlikte katı bir çevresel determinist değildi.
özgür iradenin daha yaşanabilir kılmak için çevresel değişiklikler yapabileceğine inanıyordu.
https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/176412/mod_resource/content/0/Hafta%204_%20Orta%C3%A7a%C4%9Fda%20Co%C4%9Frafya.pdf

ileri marjinalite perspektifinden altındağ’a bakış: suçun mekânı, mekânın suçu mu?
+
türkiye polis bilimleri yazınında sıkça görüldüğü üzere , hemen her kentin suçlulukla özdeş bir mahallinin bulunduğu argümanı, temelini sosyolojik pozitivizmin çıkarımlarından almaktadır.
+
gecekondu ve çöküntü alanı tartışmaları mevzu bahis olunca altındağ, şüphesiz, türkiye kent sosyolojisi tarihinin en tipik örneklerinden biridir.
+
altındağ’ın tarihsel, sosyal, ekonomik ve kültürel dokusu dikkate alındığında, açıktır ki mekân ile suçluluk arasında çok boyutlu bir çözümleme çerçevesi ileri sürmek gerekiyor.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/713215

loïc wacquant ve kent sosyolojisi
https://dergipark.org.tr/tr/download/issue-full-file/45119

arnold gehlen’in antrobiyolojisine eleştirel bir bakış
http://www.jocress.com/Makaleler/1680317359_10-3-3-zaferesenyel.pdf

hayvan folkloru bağlamında türk dünyası ekolojik destanları
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/22853/GACAR%2C%20%C5%9Eamil%20%282020%29.%20Hayvan%20Folkloru%20Ba%C4%9Flam%C4%B1nda%20T%C3%BCrk%20D%C3%BCnyas%C4%B1%20Ekolojik%20Destanlar%C4%B1yeniii.pdf

ülkelerin ve coğrafi bölgelerin markalaşması
https://www.teknolojitransferi.gov.tr/TeknolojiTransferPlatformu/resources/temp/EE776CF8-0884-4F26-9D8C-22A29A46EA87.pdf;jsessionid=B97883702C7848DD6261F72F631A986D

türkiye’de insan-hayvan ilişki bilimi antrozooloji’nin faaliyet alanları
http://www.itobiad.com/tr/download/article-file/465522

sosyal medya salgını: türkiye’de korona’nın mizahi yönü
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1238231

burundi’de pierre nkurunziza, korona virüs salgınıyla mücadeleyi tanrı’ya bırakıyor. resmi olarak sadece 19 vakanın kaydedildiği bu demir yumrukla yönetilen ülke zorunlu mesafe kurallarını reddediyor. burundi tepeleri bir “mucize” ye ev sahipliği yapıyor. uzun bir süredir, bu küçük ülke hiçbir korona virüs vakası kaydetmedi, afrika’da böyle bir bilanço yayınlayan tek ülke. bu sağlık mucizesinin açıklaması yetkililere göre çok basit: “burundi, tanrı’ya ilk sırada tutan bir ülkedir. “onu talihsizliklerden uzak tutan bir tanrı”,diye açıkladı, mart sonunda, başkan pierre nkurunziza’nın sözcüsü jean-claude karerwa . bugün incil inancını omzunda taşıyan eski isyancı lider için çok şaşırtıcı bir şey yok, tanrı’yı aldığı kararlarda kendini haklı çıkarmaya ve az sayıda da olsa eleştirmenlerini susturmaya çağırıyor.
https://www.ankara.bel.tr/files/1115/8879/5531/6_Mays_2020_Dunyada_Korona_Calsmalar_ve_Derlenen_bilgileri.pdf

iblis’in trajik hikayesi
-allah, şeytan, insan ve kötülüğe dair-
+
geçmiş ve gelecekteki tüm insanlar bir araya gelip iyilik ve kötülüğün (hüsun-kubuh) aklen bilinebilir olduğuna hükmetseler, yine de [iblis’in dile getirmiş olduğu] şüphelerden kurtulacak bir sığınak bulamazlar.
+
hepimizce malumdur ki, din dışı bir hayatı tercih eden insanlar (mülhidler), ilâhî yasaktan ve yasaklayandan bihaber oldukları halde zulmün ve yalanın kötü olduğunu pekâla bilmektedirler.
+
ebû ubeyde’nin, “cin, insan ve hayvan türünden bütün azgın varlıkların ortak ismi” olarak tanımladığı şeytan, aynı zamanda insandaki her türlü kötü huy için de kullanılan bir isimdir.
+
şeytan, gözle görülmeyen bir kötücüllüktür. bu yüzden şer üreten insana şeytan denir ama bu tür bir insan cinnî olarak nitelendirilmez. çünkü şeytan lafzı kötülük manâsı içerir. oysa cinnî, sadece gizli oluşu ifade eder.
+
iblis ve şeytan, bilincimizin dışında algılanan düşman ya da kötücül bir gücün veyahut yıkıcılığın kişileştirilmesi, nesnelleştirilmesidir. buradaki kişileştirmenin insan tarafından algılanabilen somut bir karşılığı olmasa da kötülüğün ontolojik gerçekliğini inkar etmek mümkün değildir. bu itibarla, şeytan eski moda bir figür değil, insan ruhunda kendisini hissettiren etkin ve sürekli bir güç olgusudur.
+
haddizatında kötülük insan tarafından nasıl algılanıyorsa öyledir. yine kötülük hiçbir zaman soyut değildir ve bu yüzden insanın çektiği acı temelinde kavranması gerekir. bu bakımdan, “kötülük aslında iyiliğin yokluğu ya da hiçliktir” gibi sükseli mülahazaların dikkate alınacak bir tarafı yoktur. çünkü kötülük, russel’in deyişiyle, gerçek ve dolaysız olup, esas itibariyle, hissedebilen ya da acı duyan bir varlığın incitilmesidir. burada önemli olan, acının kendisidir. kötülük dolaysız bir biçimde zihin tarafından kavranır ve yine dolaysız bir biçimde duyusal olarak yaşanır. kötülüğün varlığı bunun dışında bir kanıt gerektirmez.
+
bundan daha çetin bir başka sorun ise iblis ya da şeytan’ın temsil ettiği kötülüğün ne ölçüde ilâhî planın bir parçası olduğudur. yahudilik, hıristiyanlık ve islam dini için kötülük sorununun en yakıcı tarafı tanrı’nın gücünü ve iyiliğini kötülüğün varlığıyla bağdaştırmaktır. bu, felsefi açıdan da çok anlamlı bir dilemma olup ateizmin en temel gerekçesini oluşturur.
+
bütün bunlara rağmen sınırsız kudret ve merhamet sahibi bir tanrının yenildiği bir dünyada merkezî kötülüğün doğası sorunu yine de tam olarak çözülebilmiş değildir.
+
kötülük ya da şeytan, tanrı’nın iyilikle kötülüğün mücadelesi üzerine kurulu kozmos planının bir parçasıdır ve bu planda şeytan kötülük ordusunun komutanıdır. yine bu planda iyilerin en iyisi allah, kötülerin en kötüsü de iblis ya da şeytan’dır. aslında bu, apaçık bir dualizmdir. lakin, iblis’in/şeytan’ın allah tarafından yaratılmış olması, bu dualizmin ancak ontolojik düzeyde mevcut olduğu anlamına gelir.
+
kısaca, allah’ın kozmos planı gereği kötülük mevcut olmak zorundadır. kötülüğün mevcudiyeti o’nun adaletine halel getirmez. çünkü insan bir imtihan varlığıdır ve onun imtihanında iyiliğin yanında kötülük de mevcut olmalıdır. öyleyse dünya, teodise konusunda çok optimist düşünen gazâlî’nin belirttiği gibi, “mümkün dünyaların en iyisi” (leyse fi’l-imkân ebda‘ mimmâ kân) değil, -belki- imtihan salonu olarak düzenlenen dünyaların en iyisidir. gazâlî’nin, “âlemdeki her şey gayet güzeldir ve her ne varsa yerli yerindedir” demekle aynı kapıya çıkan bu sözü ise, voltaire’nin çok haklı bir biçimde ifade ettiği gibi, hayatımızdaki derin acıları aşağılamaktan başka bir şey değildir.
http://ktp.isam.org.tr/pdfdrg/D02498/2005_1/2005_1_OZTURKM.pdf

camille saint-saëns’ın “tufan” temalı oratoryosu
https://sites.cs.ucsb.edu/~omer/DOWNLOADABLE/Deluge_AKOB.pdf

antik yunan mitolojisinde theseus
http://adudspace.adu.edu.tr:8080/jspui/bitstream/11607/3140/1/10141950.pdf

covid-19 bağlamında kötülük probleminin çeşitleri
+
covid-19 salgını, din felsefesinin önemli problemlerinden birisi olan kötülük problemini ve çeşitlerini tekrar gündeme getirmiştir. kötülük problemi, tarihi kökeni çok eskilere dayanmakla birlikte, tartışma platformlarında güncelliğini korumaya devam eden bir sorun olarak varlığını sürdürmektedir. ateistlerin, teistleri en çok eleştirdiği konuların başında kötülük problemi gelmekle birlikte, onların da bu konuda tatmin edici bir cevapları bulunmamaktadır.
+
dünyamızı kasıp kavuran ve binlerce insanın ölümüne sebebiyet veren covid-19 bu salgın hastalıklardan biridir. bu salgın hastalık genel olarak doğal kötülük olarak değerlendirilmektedir.
+
bu hastalık, tanrı tarafından gönderilen bir musibet midir yada insanların bilerek yaydığı ve sebebiyet verdiği bir olay mıdır?
+
dinlerin çoğu, kötülüğün varlığını inkâr etmemekle birlikte, aslında, kötülük dinlerin varlık sebeplerinden biridir.
+
covid-19 benzeri salgın hastalıkların mutlak iyilik ve kudret sahibi bir tanrı ile bağdaşmadığını savunanlar da az değildir.
+
covid-19’un da insan eliyle laboratuvar ortamında üretildiği iddiaları söz konusudur.
+
bu konuda bir diğer önemli yaklaşım da bunun sahte bir problem olduğu yönündedir.
+
sokrates’e göre covid-19 bilerek üretilen bir hastalık olamaz.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1273372

küresel koronavirüs sonrası yeni dünya düzeni, henüz topyekûn bir değişime gebe olmamakla birlikte, birey, toplum, devlet ve uluslararası sistemin güvenliği, refahı ve istikrarı yeni bakış açısıyla yorumlaması gereken ab, bm, dsö ve nato gibi örgütlerin yapısında ve işleyişinde reformasyonu zaruri kılacak niteliktedir.
https://aybu.edu.tr/yulisa/contents/files/3%20ULI%CC%87SA_12_3_Haziran_2020(1).pdf

ölümün değişen yüzü
+
kellehear, “ölme üzerine bir inceleme” adlı eserinde ölümü; “organizmadaki kritik işlevlerin kalıcı olarak durması şeklinde tanımlamıştır. bu kritik işlevler ise; kan dolaşımı, solunum sistemi ve bilinç olarak ifade edilebilir” biçiminde nitelendirmektedir ki bu nitelendirme de bedensel anlamda canlılığın durması anlamına gelmektedir.
+
schopenhauer, ölüm hakkında;
“aldığımız her nefes bizi sürekli etkisi altında olduğumuz ölüme doğru çeker… nihai zafer ölümün olacaktır, çünkü doğumla birlikte ölüm bizim kaderimiz olmuştur ve avını yutmadan önce onunla kısa bir süre için oynar. bununla birlikte hayatımıza olabildiğince uzun bir süre için büyük bir ilgi ve özenle devam ederiz, tıpkı sonunda patlayacağından emin olsak ta olabildiğince uzun ve büyük bir sabun köpüğünü üflememiz gibi”.
sözlerini ifade ederek, ölümün yaşamla birlikte geldiğini, kaçınılmazlığını ve bu kaçınılmazlıkla birlikte -kaçınılmazlığa rağmen- nasıl yaşadığımızı vurgulamakta, ortaya koymaktadır.
+
tarlacı‟nın dediği gibi “insan iradesinde ve kontrolünde olmayan iki şeyden birisi ölümdür, diğeri de doğumdur”. insan, nasıl doğacağı zamanı, cinsiyetini, ailesini seçemiyor, kendi istemi dışında tam bir bilinemezlik haliyle dünyaya geliyorsa ölümü de aynı şekilde irade dışı bir gerçekliktir.
+
hökelekli‟nin ifadesiyle ölüm, “seçilen bir şey değil katlanılan bir şeydir, olumsal değil zorunludur”.
+
ölümün biyolojik gerçeklerinin sadece tıbbı personele ve cenaze levazımatçılarına havale edildiği günümüzden farklı olarak erken homininler cesetlerin çürüyerek parçalanmasının her aşamasına tanık olmuşlardır.
+
artık her şey, ne ben ne de sevdiklerim, artık ölümlü değilmişiz gibi yaşanıyor. teknik olarak ölebileceğimizi kabul ediyoruz, kendi yakınlarımızı sefaletten korumak için yaşam sigortaları yaptırıyoruz. fakat gerçekten en derinlerimizde ölümlü olmadığımızı hissediyoruz.
+
modern çağın insan ömrünü uzatmasının insan hayatına olan katkısı insan hayatını rakam olarak uzatmak mıdır? yoksa yaşadığı hayatın kaliteli ve yaşanılabilir insancıl bir hayat olmasına vesile olmak mıdır?
+
teknolojinin gücü sayesinde yaşam suni hayat üniteleriyle uzatılabiliyor, insan ise makineler ve güçlü uyuşturucular yardımıyla bitkisel faaliyetlerin sürebildiği sırf biyolojik bir organizmaya indirgenebiliyor.
+
ölümün olmaması halinde insanlığın geldiği son durum çok vahimdir.
+
moseley‟in de belirttiği gibi “ fizyolojik bakış açısından ölüm bedensel fonksiyonların durmasıdır. bunlar artık çalışmamakta ve organizmanın hayatı sürdürülememektedir. bu yüzden bedenin hücreleri çöker ve birbirlerini yemeye başlar. tabii bu durum yaşlılıktan travmaya kadar çok farklı faktörlerin sonucu olarak ortaya çıkabilir”. ölmesek bile yaşlanıyoruz hastalanıyoruz ve o sona doğru adım adım yaklaşıyoruz. ölüm onun için bu durumdaki insanlar için bir nevi kurtuluş oluyor.
+
artık hastaneye iyileşmek için değil, tamda ölmek için geliniyor ya da gelinecektir.
+
xvııı. yüzyıldan itibaren duygusal bir kaymanın olduğu, inisiyatifi ölmek üzere olan kişinin ölümünden ailesine- artık tamamen güvendiği ailesine- geçirdiği izlenimine sahiptik. günümüzde inisiyatif, ölmek üzere olan kişi kadar duruma yabancılaşan aileden, doktora ve hastane ekibine geçmiştir. ölümün, ölüm anının ve koşullarının efendileri onlardır.
+
artık hastanın hakkında son kararı verecek merci hastaneler ve hastanın kendi hekimleridir. tıp bilimi sağlığı iyileştirici bir bilim olmanın ötesine geçmiş ve artık insanın doğasının bir parçası olan ölümü önlemek için elinden geleni yapmaya çalışmıştır.
+
uzmanların tanısı, ilerisi için tahminleri, kararları karşısında güçsüz kalan insan, bir dişli çark düzenine kasılıp kalmıştır. hasta hekimlerin malı olmuştur.
+
ölüm, “tedavinin sona erdirilmesi ile ortaya çıkan teknik bir olgudur, bu sona erdirme, hekim ve hastane ekibinin az veya çok yetersiz kaldığını itiraf etmesiyle belirlenmektedir. ölümün dini ve ahlaki algılanışları yerini tıbbı algılayışa bırakmıştır”.
+
gerçek düşman ölüm değil hastalıktır. yüzleşmeyi gerektiren habis[ kötücül] güç hastalığın ta kendisidir. ölüm bir savaş kaybedildiğinde gelen durma anıdır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1415618

modern kültürde hastalık ve ölüm: şimdi’ye ve sonsuzluk’a dair
+
ölümcül kanser virüsü, turner’ın önerdiği gibi, bedenselden ziyade sosyolojik bir durumdur ve tedbir kırıcı, başına buyruk, düzen bozucu, işgalci, yayılmacı ve öngörülmez kanser, modernitenin bir tür antiseptiği.
+
kanser, metafor yüklü bir hastalık ve modern kültürün kod açımını mümkün kılan bir tür projektördür.
+
akışkan modernlikte ölüm mutlak bir son; hayat sadece yaşamak; ve sonsuzluk da sadece şimdi demektir.
+
byung-chul han’ın, “the burnout society” (yorgunluk toplumu) eserinde altını çizdiği gibi, tıpkı ölüm ve yaşam gibi, gelecek de şimdi’ye sıkıştırılmış ve şimdiki zaman olarak kısaltılmıştır.
+
bir tür eşitleyici dışsallık olarak ölümün kendisi, modern aceleci bireyin kibrini yerle bir eder—ki bu kibir, en fazla modern tıbbın sağlığı kutsayan ve insani bedene dönüştüren tavrında somutlaşır.
+
ölüm hayatidir. çünkü o, kullan-at modelini işleten modernitenin elden çıkaramadığı tek şeydir.
+
filmler yalan söylerken bile toplumsal yapımızın canevindeki yalanı anlatırlar.
+
kanser, estetize edilmesi güç bir hastalık olduğundan şiir ve edebiyat için istisnai ve pespayedir. kanser lirik değil; daha ziyade görsel ve sinematik bir durumsallıktır.
+
her hastalık, kanserde olduğu gibi, ortaya çıktığı çağı kasıp kavurmakla kalmaz; o çağın belli başlı kolektif sorunlarını da temsil eder. nitekim her hastalık hayat tarzındaki değişikliğe koşut olarak gelişir.
+
eğer kemoterapiye devam etseydim muhtemelen biraz daha yaşardım. fakat o beni kötü hissettirdi. ve ölmeden önce yapmak istediğim şeyler var… evet, bir listem var… içindekilerin çoğu yasadışı…
+
kanseri, yalnızca biyolojik-temelli bir hastalık olmanın ötesinde, modern toplumun metaforu olarak ele alan en dikkat çekici düşünür susan sontag’tir.
+
kanser, yalnızca hastayı değil; yaşamın kendisini ölüme yöneltir.
+
kitabında esas olarak verem, aıds ve kansere odaklanan susan sontag, kanseri zamandan ziyade mekansallığı ifşa eden işgalci bir hastalık olarak tanımlar.
+
kanser, toplumsal farklılaşmaları askıya alan popüler kültür, moda ve tüketimcilik gibi, beden topografisinin şehirleri olan organlara çok kısa süre içinde yayılarak her yeri işlevsizleştirir; dokunduğu her hücreyi kendi çetesine katar. modern toplumun temel düsturu olan ‘mobilite’ ve ‘hızlılık’, bu açıdan kanserin modernlikten öykündüğü bir diğer niteliği olsa gerektir.
+
iyi ölme, ani olmayan, ölmekte olan tarafından iyi hazırlanılmış, başkaları tarafından da kabul ve takip edilebilen ölme şeklidir. iyi ölüm, kellehear’a göre ölmekte olan kişinin çıkmak üzere olduğu geri-dönüşsüz yolun neresinde bulunduğunu bildiği, önceden gidenler ve daha sonra gelecekler arasında nerede durduğunu kestirebildiği ölüm formudur.
+
her ne kadar, iyi ölme, genelde pastoral çağa özgü ölüm biçimi olsa da, modern çağ hastalığı olarak kanser, hastayı yoğun bakım ünitesine kitlemeye çalışan çağdaş tıp biliminin profesyonel tutumuna karşı, ölüm döşeğini, tıpkı pastoral çağdaki gibi, yeniden gündeme getirmiştir.
+
kanser bireyin tekil vücudunun içinde genişlese de, imgesel olarak bir bütün halinde toplumun ruhuna işler. tabulaştırılmasının nedeni budur. zira kanser hastasını, sanki bulaşıcı bir virüse sahipmiş gibi dış-dünyadan izole etmeye çalışan yeni bir kurumsallaşmanın varlığı göz ardı edilmemelidir.
+
kanser hızla yayılan ama ölümlülük gerçeğinin altını yavaş yavaş ve net olarak çizen bir tür kolektif söylemdir. bu açıdan o, esasında ölümden ziyade yaşamı dizayn eder.
+
kanser, tüm beden ve sağlık politikalarını iflasa zorlamaktadır.
+
kanser, olanca kontroldışılığı ve düzensizliğiyle, kusursuz beden politikalarına karşı bir tür başkaldırı formu geliştirmektedir.
+
aşırı dikkatli bir şekilde sterilize edilen ameliyathanelerde mikrop ve bakteri barınamaz. buna rağmen en gizemli hastalıklar da burada doğar. çünkü virüsler boş bırakılan yerleri doldurarak çoğalırlar. önceki enfeksiyonlardan arındırılmış bir dünyada—buna ideal klinik dünya da denebilir, mikropsuzluğun yarattığı yeni patolojiler belirir.
+
kanser, gerçekten de bedenin kendisinden çok savunma sistemine saldırır. o, nuland`a göre de yalnızca gizli bir düşman değil, önüne gelen herşeyi öldürme coşkusuyla dolu kuralsız, itaatsiz, talancı, lidersiz, çılgın, başıboş, kontrolden çıkmış, deforme, sinsi, ahlak dışı ve barbar bir çeteyi andırır.
+
kanser, o kadar görünürdür ki, kontrol edilemeyen düzensiz ilerleyişini tıbbın gözüne sokar. hekim belki de yalnızca kanserde, hastayı ölüme terk eder. çünkü kanserin açtığı savaşın yarattığı tahammül edilemeyen başarısızlık hissi, hekimin ben-merkezci ve hayatverdiğine inanılan ulvi öz-imgesini yerinden oynatır.
+
sosyalleşme çağrıları yapan modernitenin karşısında kanser oldukça asosyaldir.
+
sana birşey söyleyeceğim… burada hasta değilim. artık hasta değilim. sadece bu ağacın üstünde kalmam gerekiyor. modern dünyadan ve onun makinalarından uzakta olmalıyım; böylece hasta olmayacağım. eğer istersen sen de benimle kalabilirsin. kalmanı isterim. birşeyler inşa ederiz, barınaklar ve yollar. sebzeler yetiştiririz. güvende oluruz…
+
sontag’a göre, kanser metaforu kent yaşamını terketme düşüncesini harekete geçirir.
+
turner`ın tasvir ettiği “kahraman (heroic) tıp” bilimi, ölüm karşısında hala sessizliğini korumaktadır. yine onun altını çizdiği şekilde mikrobun yerini stresin ve tedavinin yeriniyse rehabilitasyon ve bakımın alması da bundan olabilir. buna rağmen ölüme karşı duran tıp, dolaylı ve esaslı olarak ölümden beslenmektedir de. çünkü tıp, ölümün kendisiyle onun ancak görünür nedenleri ve semptomları üzerinden mücadele eder ve bu mücadele genç ve güzel kalmak için yapılacak her türlü harcamayı meşru kılar. dahası tıp, varlığını ancak hastalıkla ve ölümün yer açtığı yeni bedenlerle yeniden üretebilmektedir.
+
kierkegaard, ölümü yaşamın en coşkulu, en anlam-dolu tarafı olarak ele alır. sorun ölmek değil; yaşamaktır.
+
yaşam, yaşamayı en fazla sevenler için tehlikelidir. oysa ölümü kabullenmiş birisi, onun her an çıkıp gelebileceğini yakından bildiği için, risk faktörlerinden çekinmek zorunda kalmaz.
http://www.beytulhikme.org/Makaleler/332317725_16_Demir_(287-305).pdf

modernite ve ölüm: açık erişimli ölüm döşeğinden izole yoğun bakım ünitelerine
bedenin ve ölmenin değişen yüzü
+
nietzsche, ölen tanrı’nın yerini sağlığın alacağını öngörmüştür. foucault da benzer şekilde tıbbın eskinin rahiplerinin misyonunu üstlendiğini yazmıştır. lupton bir adım öteye giderek “tıbba iman”dan bahseder ve bunun bir tür mezhepsel öğretiye dönüştüğünü belirtir.
https://globalmediajournaltr.yeditepe.edu.tr/sites/default/files/sertac_timur_demir_-_modernite_ve_olum_acik_erisimli_olum_doseginden_izole_yogun_bakim_unitelerine_bedenin_ve_olmenin_degisen_yuzu.pdf

ölümden dönme yaşantıları: bir gözden geçirme
https://www.researchgate.net/profile/Lut_Tamam/publication/260421216_Olumden_donme_yasantilari_Bir_gozden_gecirme_Near-death_experiences_A_review/links/552aaa160cf2779ab792d63d/Oeluemden-doenme-yasantilari-Bir-goezden-gecirme-Near-death-experiences-A-review.pdf

ölü beden yönetiminde dini mesleki bir form: gassal
https://cdn.istanbul.edu.tr/file/1CD58DF90A/1CAF7FAA43C641369ED193F9217328DF?doi=10.26650/JECS2019-0088

bireylerin yaşlılık ve ölüm algısının sağlık hizmeti kullanımına etkisi
http://tez.sdu.edu.tr/Tezler/TS03388.pdf

bresson sinemasında aşkınlığın içkinliği
https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/32170/tez.pdf

hemşirelik biliminde teorik bilginin yayılışını anlamak: meleis’in geçiş kuramı için atıf analizi
https://fnjn.org/Content/files/sayilar/150/7-HemSirelik.pdf

tüketimin zamanlar arası tercihinde ölüm kaygısının etkisi
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/48385.pdf

oğuz mitolojisinde kaos ve onun deli paradigmalari
+
makalede oğuzların dünya hakkındaki tasavvurlarının zengin bir mitolojiye sahip olduğu gösterilmiştir. eserler üzerinden öğrenilmiştir ki, eski oğzularda “kozmos” oğuz” diye adlandırılmıştır. araştırma sırasında, oğuzların kaosu “yalancı dünya” diye adlandırdıkları tespit edilmiştir. oğuz mitinde “yalan” kelimesi, “yalan söyleme/uydurma” anlamına gelmiyordu. “yalancı dünya” semantiği, “oğuz”a (yani, kozmosa) dönülen dünya anlamına geliyordu. kaosla irtibata geçen mitolojik karakterler, “deli” olarak adlandırılmıştır. “yalan”, her zaman dönüş anlamında konuşmak ve yapmak anlamına geliyordu.
https://www.acarindex.com/dosyalar/makale/acarindex-1423907758.pdf

sanatta kadının temsiliyeti ve göstergeler üzerinden yeni ifade olanaklarının araştırılması
+
gösterge olarak kullanılan saç, bir yanıyla son derece romantize edilebilen, arzulanabilen güzel bir nesne iken bedenden ayrıldığı anda bir abject nesnesi olarak iğrenç bir şey haline gelebilmektedir. kadına dair en önemli göstergelerden biri olan saçı abject nesnesi olmaktan çok estetize ederek kullanan sanatçı mona hatoum, feminist bir sanatçı olmamasına rağmen bazı çalışmalarında kadın meselesine değinmiştir.
+
1993 yılında gerçekleştirdiği keffieh isimli çalışmasında kültürüne ait bir örtü üzerine saçlarla tel örgü-kafes örgü motifi oluşturan hatoum, kadın imgesini yaratan saç ve örme eylemlerini gösteren olarak çalışmasına taşır. böylece coğrafyasına ait bir nesne(örtü) ile kadına ait bir göstergeyi birleştirerek, kadının hapsedilişine ve sınırlara karşı eleştirel bir tavır sergiler.
+
saçın, kadın kimliğini erkek kimliğinden ayıran bir özelliğe sahip olmasının yanı sıra kadının çekiciliğini artıran bir yönü de vardır, bu nedenle saç kadını simgeleyen güçlü bir gösterendir. ancak bedenden ayrıldığı zaman bir abject nesnesi olan saç, bu çalışmada estetize edilerek kullanılmıştır. bu haliyle bedenden ayrılan saç, bir abject nesnesi olmaktan çıkarılmış ve kadının yaşam gücünü temsil etmek üzere göstergeler dünyasında bir nesneye dönüştürülmüştür. saçı temsil eden bir desen yerine saçla çizilen ve artık saçı temsil etmeyen bir desen olarak ‘şeffaf şehir’ adlı çalışma eril iktidarın kadın bedeni üzerinden oluşturduğu kodları yıkmayı amaçlamaktadır. öte yandan saçın pleksiglaslar arasına sıkıştırılması kadının ev içinde sıkışıp kalmasına vurgu yapmakta ve kadının ev içindeki emeğini değersiz-önemsiz olarak değerlendiren düşünce eleştirilmektedir. farklı ölçülerde ve faklı desenlerle yükseklikleri farklı olarak kompoze edilen çalışma, kendi içinde dinamik bir etki yaratarak kadınların da kendi içindeki farklılıklarına gönderme yapar.
+
ayak sesleri, her bir parçanın saçaklarına örtülü ve örtüsüz kadınlardan toplanmış gerçek saçlar ve küçük ziller eklenmiş 100 adet başörtüsünden oluşmuştur. açık alanda sergilenen bu başörtüleri, üzerindeki ziller rüzgârla birlikte büyük bir uğultu çıkarır.
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/4649/sibel%20boyac%C4%B1-tez.di.pdf

platon’da kadın sorunu üzerine bir tartışma
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/804011

kalevala destanı bağlamında türk ve fin kültürlerinin evlilik âdetleri ve kadın algısı konusundaki müşterekleri
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/288298

bir gelin sözlüğü: tercüme-i arûsnâme-i mîrzâ mehdî hân
https://dergipark.org.tr/tr/download/issue-full-file/50760

ordu ağzı sözlüğü
http://earsiv.odu.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11489/244/10066663.pdf

türkiye kadın thesaurusu
http://kadineserleri.org/wp-content/uploads/2020/04/T%C3%BCrkiye-Kad%C4%B1n-Thesaurusu.pdf

orta asya’nın ilk türk-islâm metinlerinde kadim gelenekten islâmî döneme din algısı: ‘türk tanrısı’ndan ‘tanrı’nın türkleri’ne
https://www.researchgate.net/profile/Mavlyuda-Yusupova/publication/310607032_Islamic_Influence_on_Development_of_Architecture_in_Mavarannahr_During_the_8th_-_Early_20th_century_pages_815-859/links/5833561c08ae004f74c5abbf/Islamic-Influence-on-Development-of-Architecture-in-Mavarannahr-During-the-8th-Early-20th-century-pages-815-859.pdf

kendini gerçekleştiren kehanet teorisi bağlamında kadınlarla ilgili kalıp yargılara yönelik bir araştırma
https://openaccess.dpu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12438/2150/mercan_nuray_2018.pdf

başka ülkelerde kadınlar…
+
bir ağabeyim ile birlikte akşam almanların da olduğu bir gece kulübüne gittiğimi gören diğer ağabeyim saçlarımdan sürükleyerek beni dövdü…
https://www.izmirbarosu.org.tr/Upload/files/Sayfalar/komisyonlar/8mart2013bulten.pdf

derî farsçasında gazelin oluşumu, felsefesi: bu gazeldeki aşk söylemi ve güzellik unsurlarının kaynağı olarak hadarî ve uzrî gazel
+
bu neşe içindeki mecliste kadehler, birkaç kere dönünce dünya padişahı neşelenir, mutlu ve güler yüzlü olur. selvi boylu, dalgalı saçlı, peri yüzlü, siyah gözlü güzelin elinden güzel kokulu kadehi alınca secistan şahını anar. kendisi içer, ileri gelenler içer. şaraptan herkes neşelenir.
+
onun dağınık zülüfleri, sanevbere benzeyen boyu var. onun kıvır kıvır saçları altında amber kokulu ayva tüyleri bulunur.
+
ey kırmızı gülden renk ve koku almış, yanağın ucundan renk ve saçın dibinden koku almış! sen yüzünü yıkayınca bütün ırmak gül rengine dönüşür. sen saçını dağıtınca her yer misk kokusuna bulanır.
+
onun yüzü, saçı ve dudağı karşısında; gül, servi, misk ve şeker (onlar kadar güzel olmadıkları için) utandı.
+
onun saçı üzüm salkımı gibi, dudağı da renkte şarap gibi kırmızıdır.
+
onun parlak ve beyaz yüzü, kıvırcık saçı içinde nasıl esir ise, benim gönlüm de öyle tutsaktır” +
cahiliye dönemi gazellerinde şairler, sevgililerinin fiziki özelliklerinin görüntülerini öne çıkarmışlardır: beyaz tenli, ince belli, siyah saçlı, dolgun ve sık bacaklı olan sevgili, bir ceylandır.
+
atın saç örgüsü gibi örgülü siyah saçları, parıldayan ayna gibi alnı var. berrak ve güzel olan alnını kapatan/örten saçları, tarandığında şiddetli yağmurlarda yıkanmış parlayan üzüm tanesi/salkımı görünümündedir. zincir halkalarına benzer dolgun yay gibi kaşları var. onlar, karbon siyahı gibi koyu olup sanki bir kalem tarafından çizilmiş gibi mükemmel tasarlanmış ve güzel bir kuşun güzel gözlerine benzeyen, alımlı gözlerinin üstünde kıvrılmıştır.
+
boynu, gümüşten yapılmış ibrik/sürahiye benzer. sanki kemik ve damardan arınmış gibi etli ve yağlı olan güzel kolları vardır. göğüsleri iki nar gibi yuvarlaktır. yumuşak ve çok narin elleri vardır. elbise altında görünen katlanmış bez gibi bir karın, karnının ortasında kat kat yaprağa benzeyen, fildişi gibi beyaz ve parlak bir göbeğe sahiptir.
+
uzrî şairler, sevgilinin yüzünden sonra güzellik unsuru olarak en çok saçı öne çıkarmışlardır. onlar saçın şekli ve rengini cahiliye gazellerinden aldılar, kokusunu da bir ilk olarak gazellere taşıdılar. böylece saçın üç ana yönüyle ele alınıp işlenmesi gelenek olarak yerleşmiş olur. saç, uzrî gazellerde özellikle fesleğen ve amber kokulu, siyah renkli, genellikle dalgalı, bazen de kıvrım kıvrım olarak tasvir edilmiştir. kuseyr, azze’nin saçlarını sırtına kümelenmiş üzüm salkımları biçiminde betimlemiştir.
+
ay senin muhteşem göğüslerinin parlaklığına, çekici göğsüne sahip değil.
+
uzrî gazelde kadın sık olan bedeni ile gurur duyulan biri olarak tasvir edilir. sık bedenli sevgililerin göğsü, beden ve kalçalarıyla orantılı olarak dolgundur. bu irilik, giyilen iç çamaşırlarından taşacak kadar büyüktür. cemîl, “iç çamaşırının önüne geçti” diyerek buseyne’nin göğüslerinin iriliğini vurgulamıştır. göğüs, gazellerde renk itibariyle beyaz ve parlak olarak tasvir edilir.
+
uzrî şairin överek betimlediği kalçalar ağırdır. ağır kalçalar için çeşitli benzetmeler yapılmıştır. en çok yapılan ve beğenilen benzetme ıslatılmış kum ve kumun sağrı-eğrisidir. urve, “ikizlerden gelen yağmur damlacıkları tarafından vurulmuş olan iki meme altında bitişik iki kum tepesi vardır” diyerek, afrâ’nın kalçalarını ıslanmış kumula benzetmiştir.
http://www.doguesintileri.com/ViewerJS/sayi/1/1-3.pdf

insanın üç yüzü; homoeconomicus, homoislamicus ve true man: “takva” filmi üzerinden bir değerlendirme
http://www.itobiad.com/en/download/article-file/1140200

homoeconomicus’tan homoislamicus’a: karşılaştırmalı bir araştırma
+
zaman, islam iktisadının neoklasik modelle benzerliklerini ifade eden görüşleri eleştirmektedir. neoklasik modeldeki; kendi faydasını ve kârını en yüksek seviyeye çıkarmaya çalışan bencil bireyin kur’an’da geçtiği söylenmektedir. “kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. bunlar dünya hayatının geçimliğidir. oysa asıl varılacak güzel yer ancak allah’ın katındadır” (kur’an,3/14) zaman’a göre bu ayette, insanın bir zayıflığının ifade edildiğini ve aynı zamanda insana bir uyarı yapıldığına işaret edilmektedir. o halde insan bu ayeti uyarı olarak ele aldıktan sonra zaaflarına meyletmemeli ve allah’ın merhametini kazanmalıdır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1254949

“homo-economıcus”a karşı “homo-islamicus”
http://www.muharrembalci.com/hukukdunyasi/alintilar/1037.pdf

islâm ekonomisinin temelleri
+
kadınlara, oğullara, evlatlara yığın yığın altın ve gümüşe, güzel cins atlar ile sağmal hayvanlara ve ekinlere karşı insanların aşırı sevgisi vardır. bunlar dünya hayatının metaıdır. oysa, asıl güzellikler allah katındadır.
+
müslüman insan, tüketim harcamalarında bulunurken gelirini, içkiye, kumara, gayri-meşru kadın ilişkilerine vs. harcamamalıdır.
https://www.izu.edu.tr/docs/default-source/kitaplar/iz%C3%BC-yay%C4%B1n-no-06—islam-ekonomisinin-temelleri—pdf.pdf

sabahattin zaim’e göre insan homo economicus gibi davranmamalıdır. bunun yerine zaim “homo islamicus” (müslüman adam) şeklinde bir tabir kullanmıştır. bu insan nefsini tatmin etme ve menfaatlerini maksimize etme duygularını, allah’ın emir ve yasaklarıyla makul ölçülerde tanzim etmeye çalışan insandır. bunu yapabilmesi için de islami bilgiye sahip olması ve bu bilgileri uygulaması gerekir. ona göre homo economicus her şeyi hesaba göre yapar, menfaati yoksa adım dahi atmaz, ruh ve kalp dünyası yoktur, bir robot gibidir.
https://avesis.erciyes.edu.tr/dosya?id=92d1c93f-062a-43bc-bcf8-d8dc915e21c5

dil üzerine notlar: insan’ın ve dil’in sıfır noktası; insan, dil ve cemiyet ve bir tipoloji olarak aveyron’lu victor
+
…dilin başlangıcının, çeşitli doğal seslerin, başka hayvanların bağırtılarının ve insanın kendi içgüdüsel çığlıklarının, işaretlerden ve el hareketlerinden de yararlanılarak örnek tutulması ve onlarda biraz değişiklik yapılması olduğundan şüphe edemiyorum.
+
tek başına çınlayan bir sözcük, aynı zamanda bir düşüncenin,…vücut bulmasıdır.
http://www.durmushocaoglu.com/data/yazipdf/DHocaoglu_620_Dil_Uzerine_Notlar_Insanin_ve_Dilin_Sifir_Noktasi_Insan_Dil_ve_Cemiyet_ve_bir_Tipoloji_Olarak_Aveyronlu_Victor.pdf