yazı 26

mimarlıkta orijin olarak tip kurgusu
http://www.izmimod.org.tr/egemim/62/28-31.pdf

kültürel süreklilik için tipolojik analizin önemi: izmit merkez geleneksel konutları örneği
http://www.adjournal.net/articles/64/648.pdf

yerleşmelerde imaj analizi konusunda bir yöntem: kastamonu örneği
+
bu çalışma bir yerleşmenin nasıl algılandığının araştırılmasına ilişkin bir yöntem denemesini anlatmaktadır. çalışmada topografya, ölçek, doku gibi kente ilişkin özelliklerin yanısıra cinsiyet, eğitim düzeyi, ulaşım tipi ve yerleşmede yaşama süresi gibi kenti algılayanın kişisel özelliklerinin kent algısını nasıl etkilediği ortaya konulmaktadır. ortaya konulan yöntem denemesinin kastamonu kenti aracılığıyla örneklendiği makalede kentsel imaj ve zihinsel haritalar ile ilgili araştırmalarda ifade edilen yöntem ve tekniklerden benzeri çalışmalarda nasıl ve ne ölçüde yararlanılabileceği de açıklanmaktadır.
https://jag.journalagent.com/megaron/pdfs/MEGARON_5_2_67_81.pdf

istanbul’un tarihsel topoğrafyası ve literatür değerlendirmesi
+
roma kenti karakteristiğinin en önemli unsurlarından biri anıtsal nitelikteki kamusal meydanlardır. istanbul, osmanlı imparatorluğu dönemiyle beraber sosyal ve fiziksel bir yaşama alanı olarak önem kazanan meydan-forum kullanma alışkanlıklarından vazgeçmeye başlamıştır. daha öncesinde halkın yoğun olarak kullandığı meydanlar, sosyal yaşam biçimi, avlulu konut tipolojisi ve hane hayatı, “kadın mahremiyeti” gibi olgularla önemini yitirmeye başlamıştır. osmanlı imparatorluğu döneminde meydanların kamusallık işlevini külliyeler almaya başlamıştır. ancak kent içerisinde daha öncesinde gelişmiş olan önemli meydanlar korunmuş ve türk-islâm kültürü ile yeniden ele alınmıştır. bu dönemdeki anıtsal kompleksler kentin eski ulaşım aksına ve bu aks üzerinde gelişen forumlar çevresine yerleşmişlerdir. bu kapsamda istanbul’un en önemli meydanları olarak at meydanı ve beyazıt meydanı üzerinde durulması gerekmektedir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/652793

mimari ve peyzaj arakesitinde topoğrafyanın kullanımı
+
akıl ile bağlantılı olduğu kabul edilen erkek, yapı ve kent değer taşımış, doğurgan olan kadın duygusallıkla ve bereketli, değişken doğa kadınsı niteliklerle ilişkilendirilerek ikincil bir önem taşımıştır.
https://polen.itu.edu.tr/bitstream/11527/3697/1/10184.pdf

istanbul’da iki dünya mirası: yarımburgaz ve inceğiz mağaraları
https://www.jmo.org.tr/resimler/ekler/76ebb4533d15d5a_ek.pdf

karstik yerşekilleri ve türkiye’den örnekler
http://tucaum.ankara.edu.tr/wp-content/uploads/sites/280/2015/08/tucaum3_1.pdf

türkiye’de volkanizma ve volkanik yerşekilleri
http://tucaum.ankara.edu.tr/wp-content/uploads/sites/280/2015/08/tucaum3_2.pdf

istanbul’un anadolu yakasının jeomorfolojik özelliklerinin ana çizgileri
+
bu sahada kuvaterner’deki epirojenik hareketler ve yükselmeler ile birlikte pleyistosen ikliminin nemli devrelerinde akarsu etkinliğinin artmasıyla beraber karstik çözünme ileri bir safhaya ulaşamamış ve akarsular tarafından bozulmuştur. bu bakımdan bölgede büyük karstik yerşekilleri meydana gelmemiş, oluşmuş olanlar ise dış drenaja açılarak bozulmuşlardır. bütün bu açıklamalara dayanılarak inceleme sahasındaki karstlaşma yakın geçmişin eseri sayılabilir.
+
sonuç olarak çok sayıda yerşeklinin görüldüğü inceleme sahasında günümüze doğru artan antropojenik etki, insanın yeryüzünü değiştirici en etkili dış etmen ve süreç olmasına neden olmuştur. insan etkisi ile yerşekillerinin değişiminin ani, yoğun, sürekli ve hızlı bir şekilde gerçekleştiği bu sahada, yerşekilleri üzerindeki antropojenik etkinin asgari düzeye indirilmesi şarttır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/231242

türkiye’de paraglasiyal yerşekilleri, paleoiklim ve paleocoğrafya açısından önemleri
https://www.jmo.org.tr/resimler/ekler/01ff1ec72012139_ek.pdf

iklim, coğrafi konum, yer şekilleri ve denizlerin siyasi coğrafya üzerindeki etkileri
+
deniz kıyısında yaşayanlar ve iç kesimlerde yaşayanlar, verimli arazilerde yaşayanlar ve çöllerde yaşayan insanlar eşit şartlarda değildir.
+
siyasi coğrafya, siyaset ve coğrafya arasındaki ilişkiyi genel bir şekilde ele alırken; jeopolitik, dış politikanın belirlenmesinde coğrafyanın oynadığı rol üzerinde durmaktadır.
+
toplumsal yapıya bağlı olarak siyaset farklılık arz etmektedir. siyasetin özelliklerine nüfuz etmek isteniyorsa, önce toplum yapısının özelliklerine nüfuz etmek gerekmektedir.
+
fırat-dicle havzasına yerleşen sümerlerde yeryüzündeki her şeyin tanrı’nın malı olduğuna inanılmıştı. söz konusu inanışa göre tanrı’nın olduğu kabul edilen ancak yaşamsal anlamda genel itibariyle elverişsiz durumdaki bu toprakları verimli hale getirmek, bunun için de bataklıkları kurutmak ve sulama kanalları inşa etmek gerekiyordu. bütün bu zor işleri başarmak ise ancak ortak bir emeğin ortaya konması ile mümkündü. böylece halk birlikte kanallar açıyor, toprağı birlikte işliyor ve yetişen ürünleri birlikte topluyorlardı. toplanan ürünler ise “ziggurat” denen mabede getiriliyordu. mabette toplanan ürünler daha sonra her ailenin ihtiyacı oranında paylaştırılıyordu. ihtiyaç fazlası ürünler ise satılıyor elde edilen gelirle yerine ihtiyaç duyulan diğer ürünler alınıyordu. yaklaşıma göre mezopotamya’nın coğrafi şartları neticesinde, sümer şehir devletlerinde “emekte ve nimette ortaklık” esasına dayanan yeni bir idare şekli, yeni bir rejim doğmuştu. batılı tarihçiler bu durumu bir çeşit ilkel sosyalizm olarak da nitelendirmektedir. fakat bu sosyalizm gücünü tanrı’dan aldığı için ona “mabet sosyalizmi” ya da “teokratik sosyalizm” de denilmektedir.
+
bir devletin konumunun kuzey veya güney yarımkürede olması da onun siyasi ve ekonomik ilişkileri ve gelişimi açısından önemlidir. çünkü bu iki yarımküre coğrafi açıdan önemli farklılıklara sahiptir. yarımküreler arasından kara ve denizlerin dağılışı yarımkürelerdeki siyasal gelişmelerde etkili olmaktadır. bunu tetikleyen iklime bağlı coğrafi konumdur. ılıman iklim kuşağı siyasi ve ekonomik faaliyetlerin ve birikimin en yoğun olarak yaşandığı sahaları kapsaması buradaki devletlerin yeryüzünde siyasi yönden en aktif devletler olmasına sebep olmuştur.
+
kuzey yarımküre’deki birçok ülkenin güneyi, kuzeyinden daha az gelişmiş ve halkı da daha yoksuldur.
+
söz konusu ülkelerde genellikle kuzeyliler çalışkan ve verimli insanlar olarak nitelendirilirken güneyliler ise eğlenceye düşkün ve tembel insanlar olarak dahi nitelendirilmiştir.
+
isviçre örneğinde olduğu gibi, konumuna rağmen etrafındaki tüm siyasi gelişmelere karşı dağlar, isviçre’nin siyasi olaylarda tarafsız kalmasını kolaylaştırmıştır.
+
dağlarda yaşayan insanlar özgürlüğüne daha düşkündür. ayrıca toplumsal kurallara uyum sağlamakta güçlük çekerler.
+
denizlerin sağladığı dinamizm, ülkelerin yayılmalarını ve imparatorluklara dönüşmelerini kolaylaştırır.
+
ingiltere’nin kıta avrupa’sına karşı denizlere egemen olma yönünden üstünlüğünü coğrafi durumunun doğal bir sonucu olduğu ve bu durumun ingiltere’nin siyasetteki rolü ve gelişimiyle ilişkili olduğu düşünülebilir.
+
denizlerin devlet açısından önemi büyüktür. kıyı sahibi olmak her şeyden önce dış dünya ile serbest bir şekilde ilişkide bulunmak için şarttır. bu durum devletin bağımsızlığını ve gücünü etkilemektedir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/744785

20. ve 21. yüzyılda elde edilen tüm bulgular evrenin üstün bir aklın, kusursuz bir plan ve tasarım sonucu olduğunu ortaya koymuştur.
https://www.isemdijital.com/Uploads/KitapOrnekPDF/7051/8.%20S%C4%B1n%C4%B1f%20Din%20K%C3%BClt%C3%BCr%C3%BC%20DENEME%20K%C4%B0TAP%C3%87I%C4%9EI_Ornek.pdf

kadın dostu kentler
avrupa’dan örnekler
https://turkey.unfpa.org/sites/default/files/pub-pdf/kadin_dostu_kentler_avrupadan_ornekler_4.pdf

mekansal planlamada kadın dostu kent yaklaşımı
+
kadınlar kent yaşamı içerisinde çeşitli nedenlerden dolayı birçok konuda dezavantajlı bir konuma düşmektedirler.
+
kadın kenti her yönüyle ve yoğun olarak kullanabilmeli ve yaşayabilmelidir.
https://www.idildergisi.com/makale/pdf/1476448733.pdf

“bütün bu düşünceleri yazarken ellerim titredi. ama kafamda biriken bütün düşünceleri boşaltmak ve yazmak istiyorum. sadece yazmak. rahatlamak.” marilyn monroe
https://tuti.com.tr/wp-content/uploads/2016/03/olumsozluk-10-sayfa.pdf

kadın dostu kent yaklaşımı kapsamında kentsel açık yeşil alanların değerlendirilmesi: bornova örneği
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1082597

kadın dostu şirketlerin insan kaynakları uygulamaları
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1432609

mekan ve yer kavramlarının anlamsal açıdan irdelenmesi
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/900229

mekân-kimlik etkileşimi: kavramsal ve kuramsal bir bakış
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/577726

geçişlilik kavramının mekâna anlamsal ve simgesel yansımaları
http://docs.neu.edu.tr/library/6583070857.pdf

çağdaş mimarlıkta cephe-yüzey kavramı tartışmaları
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/187062

konuşma anatomisi ve fizyolojisi
https://www.academia.edu/43120647/Konu%C5%9Fma_Anatomisi_ve_Fizyolojisi

çevrenin insan davranışları üzerindeki etkisi
https://www.academia.edu/39191746/%C3%87evrenin_insan_davran%C4%B1%C5%9Flar%C4%B1_%C3%BCzerindeki_etkisi_The_impact_of_the_environment_on_human_behavior_

anatominin toplumsal algısı üstüne: bize, kendimizle ilgili söylenen yalanlar
+
bize bunca zamandır zar diye anlatılan, tarih boyu yüz binlerce kadının uğruna şiddete maruz bırakıldığı, hatta bazen ölüme mahkûm edildiği o incecik deri …..
https://www.academia.edu/41443192/Anatominin_toplumsal_alg%C4%B1s%C4%B1_u_stu_ne_Bize_kendimizle_ilgili_so_ylenen_yalanlar

“canguilhem’e dair: reverans ve bir ouverture” ve “biyolojik düşünce tarihinde normallik meselesi”
https://www.academia.edu/30709008/_Canguilhem_e_Dair_Reverans_ve_Bir_Ouverture_ve_Biyolojik_D%C3%BC%C5%9F%C3%BCnce_Tarihinde_Normallik_Meselesi_Georges_Canguilhem_den_%C3%A7eviri_

bakteriyoloji ve on dokuzuncu yüzyıl ‘tıp teorisinin’ sonu
https://www.academia.edu/31122957/_Bakteriyoloji_ve_On_Dokuzuncu_Y%C3%BCzy%C4%B1l_T%C4%B1p_Teorisinin_Sonu_Georges_Canguilhem_den_%C3%A7eviri_

cemiyet-i tıbbiye-i osmâniye toplantısında sunulan bir tıp tarihi makalesi: terakkiyât-ı tıbbiye
https://www.academia.edu/26934289/Cemiyet_i_T%C4%B1bbiye_i_Osm%C3%A2niye_Toplant%C4%B1s%C4%B1nda_Sunulan_Bir_T%C4%B1p_Tarihi_Makalesi_Terakkiy%C3%A2t_%C4%B1_T%C4%B1bbiye_An_Article_Related_to_Medical_History_that_Represented_at_the_Meeting_of_Cemiyet_i_T%C4%B1bbiye_i_Osmaniye_Terakkiyat_%C4%B1_T%C4%B1bbiye

topografik anatomi (karın-urogenital -diş)
https://www.academia.edu/35230970/TOPOGRAF%C4%B0K_ANATOM%C4%B0_Kar%C4%B1n_Urogenital_Di%C5%9F_

teoloji mi antropoloji mi?
http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/37/767/9740.pdf

kutsaldan sekülere: değişen ölüm algısı üzerine sosyolojik bir değerlendirme
+
seküler bir söylemin gelişiminde her şeyin nasıl sekülerleştiğini göstermek gerektiğine dikkat çeken sommerville, “dinî referanstan lâ dini olana kayma” olarak ifade ettiği sekülerleşmeyi zihniyeti oluşturan parametreler çerçevesinde çözümler.
+
bacon, tıbbın üç görevini; sağlığın korunması, hastalığın iyileştirilmesi ve en önemlisi de hayatın uzatılması olarak belirler.
+
tedavi yöntemleri, zengin olanların hastalıklarını iyileştirir; fakirlerin hastalıkları tedavi edilmez niteliğinde doğal olmayan ölüm tanımlamasına sıkıştırılır.
+
aydınlanmayla birlikte ölüm yetkisini hekim üstlenir.
+
ölüm, doktorun tanımladığı bir hastalığın neticesidir.
+
geleneksel aile yapısının dede ve ninelerimizin, hatta küçük çocukların ölümünde aşina olunan ölüm gerçeği, çekirdek aileyle hatıralarda kalır.
+
artık, insanlar hasta ölmektedir.
+
şifayı verenin ancak tanrı olması, toplumsal olarak önemini kaybeder.
+
tedaviyle sağlığına kavuşturma hedefi, doğal ölümün pabucunu dama atmaya başlar.
+
tedavi, son dinî vecibeleri yerine getiremeden ölen insanların sayısını arttırır.
+
20. yüzyılda, doktorların gözetiminde hasta sıfatıyla ölmek bir vatandaşlık hakkı hâline gelir.
+
modern tıp, “doğal ölüm” imgesi oluşturur.
+
ölümün tıbbileşmesi aracılığında, sağlık hizmetleri diğer bütün inançların dışlandığı bir “dünya dini” konumuna yükselir.
+
modern düşüncede ölüm, tedavi edilebilir bir hastalığın sonucudur.
+
hastalık tedaviyle üstesinden gelinebilir bir endişe oluştururken tedavisi olmayan ölüm, korku oluşturur.
+
insan ölümden korktuğu sürece akıldan ayrılarak hevâya tâbi olur.
+
ölümün tanımı da açık değildir.
+
modern dönemde ölüm var oluşu aydınlatmaz tersine karartır.
+
insan bir uzmanın elleri arasında parçalanmakla kalmaz, her parçası çok sayıda rakibi karşı karşıya bırakır.
+
her şeyi bildiğini iddia eden hekimin yanılma hakkı yoktur.
+
harika ilaçlar ve saygı uyandıran ileri teknoloji ürünü donanımlarından oluşan göz kamaştırıcı gösteri aracılığıyla dikkatleri verdiği sözlerin atıllığından uzaklaştırır.
+
onun ne zaman ve hangi kesip biçmelerden sonra öleceğine, sağlık sistemi aracılığıyla eylemde bulunanlar karar verir. toplumun tıbbîleşmesi, doğal ölüm çağının sonunu getirir.
https://dergipark.org.tr/download/article-file/500739

etnik ve mezhepsel çatışmalarda ideolojik ve teolojik arka plan etkisi
+
“mezhepler, etnisite ve çatışma çözümü” konulu bu orta doğu kongresi’nde müstakil bir oturumun “ideolojik ve teolojik arkaplan etkisi”ne tahsis edilmesi son derece isabetli olmuştur. zira belirtilen coğrafyada yaşanan etnik ya da mezhepsel gerilim ve çatışmalarda birçok başka sebeple birlikte, dinî anlayış ve yorumların hatırı sayılır yeri olduğu muhakkaktır. hatta daha açık söylemek gerekirse etnik ve mezhepsel faktörler belirleyici değil, şiddete dayalı çatışmalarda vazgeçilemeyen bir tür “araç” niteliğindedir. hiç kuşkusuz asıl belirleyici olan bölgenin kendine has jeo-politiği, uluslararası ilişkilerin çapraşık dinamikleri ve küresel güçlerin siyasi, sosyal ve ekonomik stratejileridir.
https://tasam.org/Files/Icerik/File/Mezhepler_etnisite_ve_catisma_cozumu_ODK_3_EKT_(1)_pdf_d528a7f3-a95e-45ed-bfbc-7fdacfcd7fea.pdf

modern dönemde taziye geleneği: taziye evleri (batman örneği)
https://acikerisim.erbakan.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12452/4049/566023.pdf

aşağıda sayacaklarımın hepsini bir arada bulabileceğiniz başka tek bir bina var mı? hazırlanan yemeklerden arta kalan hayvansal ve bitkisel atıklar; döküntü ve çöpler; teşhis, tıbbi, cerrahi ve otopsi kaynaklı biyolojik atıklar; yara bezleri; sargı bezleri; ameliyatlarda ve otopsilerde çıkarılmış dokular; havada asılı mikroplar; plasentalar; …..
+
modem tıp kilisesi’ni ayakta tutacak olan da elbette inançtır; yeryüzündeki bütün insanlar sadece bir günlüğüne ona inanmayı bırakacak olsa bütün sistem çöker.
+
doktorlar, anlambilimsel üstünlüklerini, size kendinizi aptal gibi hissettirmek için kullanırlar.
+
ilaca karşı olan doktorlar hemen modern tıp kilisesi tarafından “sahtekâr” veya “şarlatan” ilan ediliyor. buna psikolojide projeksiyon (yansıtma) denir. yani modern tıp ve ilaç sektörü kendi sahtekarlığını ve şarlatanlığını sisteme boyun eğmeyen doktorlara ve tedavi yöntemle’rine yansıtarak kendini aklamaya çalışıyor.
+
dünyanın en güçlü iki endüstrisi silah ve tıp endüstrisi. silah endüstrisi en azından niyetini gizlemiyor. silahın tek bir işe yaradığını herkes biliyor. ama tıp endüstrisi daha da tehlikeli. çünkü bize “sağlık” vaat ederek yavaş yavaş öldürüyor.
+
kadınlar da gereksiz ameliyatların en büyük kurbanlarındandır. her yıl milyonlarca kadının rahmi alınır.doktorların bir hastadan diğerine gittiklerini ama ellerini nadiren yıkadıklarını görürsünüz. bazen doktor ellerini suyun altında öylesine tutar. refakatçiniz, doktorun size dokunmadan önce ellerini iyice yıkamış olduğundan emin olmalıdır. size dokunmadan önce aynı ellerin nerede olduklarını kim bilebilir!
https://www.scribd.com/document/408761886/Ayk%C4%B1r%C4%B1-Bir-Doktorun-%C4%B0tiraflar%C4%B1-Betul-Y-Arslancan-Robert-S-Mendelsohn-pdf

beden, kültür ve erkeklik: vücut geliştirmenin eril bir alan olarak savunulması üzerine sosyolojik bir çalışma
https://www.academia.edu/41470544/Beden_K%C3%BClt%C3%BCr_ve_Erkeklik_V%C3%BCcut_Geli%C5%9Ftirmenin_Eril_Bir_Alan_Olarak_Savunulmas%C4%B1_%C3%9Czerine_Sosyolojik_Bir_%C3%87al%C4%B1%C5%9Fma

genç yüzücülerde antropometrik, fizyolojik ve fiziksel özelliklerin müsabaka performansına etkisinin araştırılması
https://www.academia.edu/44571086/Gen%C3%A7_Y%C3%BCz%C3%BCc%C3%BClerde_Antropometrik_Fizyolojik_ve_Fiziksel_%C3%96zelliklerin_M%C3%BCsabaka_Performans%C4%B1na_Etkisinin_Ara%C5%9Ft%C4%B1r%C4%B1lmas%C4%B1

ışid (ırak şam islam devleti): psikopolitik veteolojik bir değerlendirme
http://sosbilder.igdir.edu.tr/Makaleler/2050822649_04_Cengil_%2851-63%29.pdf

covid-19 salgını’nın psikolojik sonuçları ve etkili başa çıkma yöntemleri
https://corona.hacettepe.edu.tr/wp-content/uploads/2020/06/Covid-19_psikolojik_sonuclari_basa_cikma_yontemleri.pdf

türk üniversite gençliğinin ölüme bakış açısı: alturist ve mutlu ölüm olgusu
+
deneklerden bazıları, anne ya da babaların, evlatlarının hayatını kurtarmak için kendilerini feda edebileceklerini, aynı şekilde, bir evladın da kendi anne ya da babasının ya da kardeşinin, özellikle ölümcül bir hastalık durumunda, aile ferdini kurtarabilmek için kendi sağlığından vazgeçebileceğini söylemiştir.
+
teknolojinin gelişmesine ve ideolojilerin doğuşuna bağlı olarak, ölüm farklı şekillere bürünmüş; bir yandan kitlesel ölümler, katliamlar boy göstermiş, diğer yandan ise, egoist ölüm biçimleri, alturist ölümler, kahramanlık ölümleri ortaya çıkmıştır.
+
türk gençlerinin bir kısmında kolektif bilince bağlılığın zayıfladığı, bireysel bilincin hâkim olduğu bir durumun ortaya çıktığı ayrıca gözlemlenmektedir.
http://tursbad.hku.edu.tr/tr/download/article-file/884340

holocaust problemi ve tanrı: teolojik ve felsefi cevaplar
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/583431

modern iktisadî düşüncenin teolojik arka planı
https://tkbb.org.tr/Documents/Yonetmelikler/MODERN-IKTISADI-DUSUNCENIN-TEOLOJIK-ARKA-PLANI.pdf

kadın için kızlar için onların bedenlerini sömürgeleştiren onların bedenlerini istismar eden devasa korkunç bir cinsellik endüstrisi var.
+
evren, var olduğunda temiz havayla, suyla, toprakla, rüzgârla donatıldı. bitkiler, ağaçlar boy verdi. canlı çeşitliliği sardı her yanı. insan ırkı bu iklimin ortasında buluverdi kendini. berrak, saf, kullanılabilir bilgi ile güçlendirilen insanoğlu, kendisi ile ve çevresi ile dostane bir ilişki geliştirdi. daha ilk anda konuşmayı, okumayı, yazmayı, giyinmeyi, barınmayı, avlanmayı, yemek yapmayı öğrendi. kendine yettiği kadar üretti, tüketti. çevresiyle bir ve beraberdi. yaşamı organikti. evlendi, çoğaldı. nice yüzyıllar sonra, toprağın, ekinin ve insanın genleriyle oynayan fıtrata aykırı bir yaşam biçimi ortaya çıktı. kâinata meydan okuyan bu yapı, gdo’nun temellerini attı. gdo’nun sebep ya da sonuç olduğu üreme sorunları meydana geldi. sezaryenle ilk doğumlar başladı. 2 ya da 3 sezaryen doğumdan sonra, doğumun ölümcül hal alması gibi etkileri nüksetti. kadının doğurganlığı sonlandırıldı.
https://memursen.org.tr/yayinlar/sosyalpolitika/sosyalpolitika40.pdf

kötülük problemi çerçevesinde leibniz ve voltaire’in görüşlerinin karşılaştırılması
https://acikerisim.erbakan.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12452/4428/598364.pdf

voltaire’in zadig, micromegas, candide adlı yapıtlarında yolculuğun işlevi
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/411297

lizbon felaketi üzerine şiir
+
ah talihsiz ölümlüler! ah şu acınası yer!
ah korku içinde yaşayan tüm ölümlüler!
faydasız acıların ebediyen sürüp giden!
ve hatalı filozoflar, haykırarak, “her şey iyidir” diyen,
haydi, gelin de dikkatle seyredin bu korkunç yıkıntıları,
http://www.beytulhikme.org/Makaleler/521647408_13_Voltaire_(279-291).pdf

covıd-19: küresel salgının siyasî, sosyal ve ekonomik yansımaları
https://www.tasav.org/media/k2/attachments/Covid-19_K%C3%BCresel_Salg%C4%B1n%C4%B1n_Siyasi,_Sosyal_ve_Ekonomik_Yans%C4%B1malar%C4%B1_web.pdf

tarihsel perspektiften covıd-19 felaket kapitalizmi korku güdümlü bir dünya düzenini nasıl üretir?
https://briqjournal.com/sites/default/files/yazi-ici-dosyalar/2020-11/BRIQ_TURKCE%20-%203.%20SAYI%20-%20EFE%20CAN%20G%C3%9CRCAN%20-%20%C3%96MER%20ERS%C4%B0N%20KAHRAMAN%281%29.pdf

adalet kurumunun kendisi çift anlamlıdır: gerçekte o ne kaynağında, ne işleyişinde tüm şiddetten arınmış değildir. her şeyden önce adalet kurumunun kendisi adil olmayabilir. o sadece egemen olanlarla egemen olunanlar arasındaki kuvvet ilişkilerini ifade edebilir ve bu durumda saklı ve örgütlenmiş bir şiddetten başka bir şey değildir.
+
cinayet çok büyük bir kolektif heyecan yaratır. toplum en kutsal değerlerinde yara almıştır. bu kolektif heyecan boşalmaya çalışır.
https://tusiad.org/tr/yayinlar/raporlar/item/download/1782_d452e226e549bd998d7077065cde4b8b

türkiye’de özel otomobillerde sigara yasağının felsefi ve paternalist temelleri
http://www.beytulhikme.org/Makaleler/1585801775_21_Ozturk_(1183-1203).pdf

sağlık psikolojisi
https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/15181/mod_resource/content/0/Sagl%C4%B1k%20Psikolojisi-1A.pdf

burada şeytan tekrar ortaya çıkar ve bu sefer de hekim kılığında saraya gelerek, bu yılanların asla öldürülemeyeceğini, onların, ancak hergün iki insan beyni yedirilirse etkisiz bir hâle getirilebileceğini söyler.
https://tdk.gov.tr/wp-content/uploads/2015/04/20150421.pdf

rahîme’yi kandırmayı başaramayan şeytan birkaç gün sonra hekim suretine bürünerek tekrar onun karşısına çıkar. şeytanın bu teşebbüsü olaylara yeniden hareketlilik kazandırır. eyyûb’a haram yedirerek onu allah’ın huzurundan uzaklaştırmak isteyen şeytan, rahîme’ye bazı tavsiyelerde bulunur.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/316384

şeytani ele geçirilme
+
bu çalışmanın amacı, islam, yahudilik ve hıristiyanlık gibi tek tanrılı dinlerin yanı sıra, hinduizm, budizm, taoizm, şintoizm gibi birçok dinde bulunan, kişinin bedeninin ve zihninin ülkenin inançlarına göre kötü bir ruh, iblis ya da şeytan gibi bir varlık tarafından yönetildiği ve genellikle anormal fiziksel güç, kutsal nesneleri reddetme, gaipten haber verme, farklı bir lisanda ya da dilde konuşmak gibi çeşitli değişimlerle tespit edilen şeytani ele geçirilme ile kültürel yapılanmayla ilişkili olarak muska, haç vb kutsal nesnelerin kullanıldığı, kimi zaman aç, susuz bırakmak ve kırbaçlamak gibi metotların da uygulandığı şeytan çıkarma ritüellerini belirlemek ve ele geçirilme inancının zihinsel ve ruhsal hastalıklar arasındaki durumunu açığa çıkarabilmektir. bu noktada, ilk olarak dini ve kültürel yorumları aracılığıyla ele geçirilme inancı ve şeytan çıkarma ile bu inancın geçmişten günümüze kadar olan süreçte, zihinsel ve ruhsal rahatsızlıklar ile ilişkisi üzerinde durulacaktır. ardından, psikoloji ve psikiyatrinin şeytani ele geçirilme ile ilgili görüşlerine, ele geçirilme vakalarına değinilecek ve analizi yapılacaktır. son olarak, psikoloji ve psikiyatrinin şeytan çıkarma ayini ile ilgili değerlendirmelerine değinilecek ve bu ritüel, ruh ve akıl hastalıklarının tedavi süreçlerine etkisi bakımından işlenecektir. bu açıdan bakıldığında, bu çalışma, ‘’şeytani ele geçirilme inancına dayanan şeytan çıkarma ayinlerinin zihinsel ve ruhsal rahatsızlıkları tedavi etme ve hastanın iyileşme süreçlerine etkisi var mıdır? eğer varsa, bu ritüeller tedavi sürecini nasıl etkilemektedir?’’ gibi sorulara cevap arayacaktır.
http://sssjournal.com/Makaleler/1782750368_5_ID-56_SSSJournal_V3_I5_Tu%c4%9fba%20TA%c5%9eDEM%c4%b0R_403-412.pdf

güneşteki sevbul afiyet, afiyet gömleğinden bize de giydir ya rabbi diye güneşin çıkışını seyretsen arslan gibi durursun. ne hap istersin, ne hekim istersin. onu işittim, dün işittim. şeyde devriyededir, devriye yaparlar onlar. dedim yahu ben seslenmeyeyim ama gece bana talimat verildi. talimat verildi, boş boşuna dolaşıp ezilirler dedi.
+
yediğimiz içimize siner; ne hap ister, ne ilaç ister. bunları kullansa hiç hekime ihtiyacı yoktur oğlum.
+
enerji yüklenirsin bu vakit. öğleden sonra enerjini bitirirsin. enerjisiz millet, onun için hepsi hasta. dertli, hastaneler adam almaz oldu. her evde herkes, hepsi hasta. bir şeyi idare etse; ne hekim ister, ne hakim ister. hakimlik vukuatların hepsi de gece olur. her cinayet, her pislik gecenin içindedir.
https://silo.tips/download/eytanlarin-ntar-ett-zaman

21 yaşındaki sertürner isimli bir eczacı asistanı bulduğu alkaloit ile hayvan deneyleri yaptı. alkaloit çıkarıldığında afyonun hiçbir etkisi kalmıyordu, ama bu maddenin kendisi, işlenmiş afyondan on kat daha etkiliydi. sertürner, afyonun sırrına erdiğinin farkındaydı ve bunu principium somniferum (uyku verici ilke) olarak adlandırıyordu. buluşuna da, yunan rüya tanrısı morpheus’tan ötürü morphium dedi. sonrada morphia, morphinum gibi çeşitli adlarla anılan bu maddeyi günümüzde ‘morfin’ olarak biliyoruz. morfin, keşfedilişinden sonraki on yıl boyunca uyuşturucu bağımlılarının ilgisini çekmemişti ama, güçlü bir madde olduğu için birçok intiharda araç işlevi gördü. balzac’ın comedie du diable (şeytanın komedyası) adlı yapıtında barut ve insan yapımı diğer yıkım araçlarıyla birlikte anılıyor, bizzat şeytanın ağzından, cehennem’deki ani nüfus artışının nedeni olduğu ifade ediliyordu.
+
nuh peygamber çaresiz şeytan ile pazarlığa girer. şeytan bir tek şartla bağlara yeniden hayat verecektir; sürüden yedi hayvan kurban edecek ve bu hayvanların kanlarıyla bağlar sulanacaktır.
http://www.ogelk.net/Dosyadepo/tarihce_kogel.pdf

anton çehov’un üç günahından ilki (yazar-hekimin mektuplarında tütün mamulleri)
https://www.addicta.com.tr/Content/files/sayilar/25/404-425(1).pdf

hekim, hemşire ve sağlık yöneticilerinin meslekleşme düzeylerinin değerlendirilmesi
http://www.saglikcalisanisagligi.org/tezler/hekimyonetici.pdf

hasta ile doktor arasında şeytan olmamalıdır.
http://guncel.tgv.org.tr/journal/70/pdf/100525.pdf

tıbbi müdahalede kötü uygulamanın hukuki sonuçları
http://www.ankarabarosu.org.tr/Siteler/1940-2010/Kitaplar/pdf/t/tibbimudahale.pdf

sağlık sistemleri çerçevesinde hekim yetiştirme ve istihdam etme modelleri üzerine bir alan araştırması
http://tez.sdu.edu.tr/Tezler/TS03548.pdf

dindarhk, depresyon, ve intihar
http://isamveri.org/pdfdrg/D02036/2000_7-8/2000-01_7-8_STACKS.pdf

hekimler yardım etmek isterken çocukları istismar ettiklerinin farkındalar mı?
çocuk-anne-hekim
üçgeninde geçen ilginç bir sendrom: “munchausen by proxy sendromu (mbps)”
http://www.balikesirtabip.org.tr/tr/2017/26%20say%C4%B1.pdf

telesphoros’un köken sorunu
+
yeni platoncu neapolisli
(nablus) marinus’un, “proclus’un hayatı” adlı biyografide proclus’un çocukken hastalandığını ve uyurken telesphoros tarafından iyileştirildiğini yazması, ms. 6. yüzyıl başlarına dek teürjik inançların felsefede ve güncel yaşamda yer bulmaya devam ettiğinin önemli bir kanıtıdır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/772603

felsefe’nin menşei üzerine bazı düşünceler
+
lamplicus “aslında yunan filozofları en iyi düşüncelerini hz. musa’nın kitaplarından çalmışlardır. felsefe, şeytanların bir armağanı olmayıp, tanrının bir armağanıdır,” demektedir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/222242

tabip olan ebû bekr er-râzî’nin tedavi yurdunda bu üç çeşit öğrenci vardı ki, bir hasta önce birinci derecedeki öğrenciye gelir, hastalığı teşhis edemezse ikinciye, o da edemezse üçüncüye,bunlar da edemediğinde, teşhis üstada kalırdı. öğrenci dediğimiz bu kişiler tabip olup râzî’ye nisbetle öğrenci idiler. diploma alışkanlığı yoktu. öğrenci tuttuğu notu veya istediği bir kitabı üstadın huzurunda okur, üstad da “bu kitap bana falan tarafından okunmuştur” şeklinde bir açıklama yapardı.
+
ibn miskeveyh’e göre hayır “bir”de varolandır, şer ise, ne varolandır ve ne de bir olandır. şer, çoklukta yokluktur. çünkü çok olmaklık diye bizatihi bir varlık yoktur. yani şer, kemalin yokluğudur. hastalık, zulüm ve benzerlerinin kökleri ve varlıkları yoktur bilâkis onlar yoklardır. meselâ, hastalık insanın tabii mizacının dengesini kaybetmesi, zulüm adaletin yokluğu, ölüm ise ruhun bedendeki fonksiyonunu yitirmesidir. o halde insanın fiillerinin hayır ve fazilet olabilmesi için bizzat kendi irade ve ihtiyarının bir sun’u olmalıdır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/issue-file/4384

peki, ‘trajik’ kavramının var olmadığı bir dünya mümkün mü yoksa hayal ürünü mü? filozof ioanna kuçuradi yapıtında bu konuya şöyle değiniyor: “eksiksiz dünyada, ahlak düzenine katılan bir dünyada, herkesin gerektiği gibi davrandığı, her şeyin yerli yerinde olduğu bir dünyada trajedi ortaya çıkmaz. şeytanca bir dünyada; yüksek olumlu bir değerler gerçekleştiren hiç kimsenin bulunmadığı bir dünyada da görülmez trajedi.”. yani trajedisiz bir dünya ancak bu iki şarttan birinin yerine getirilmesi ile olabilir. nasıl eksiksiz ve ahlak kurallarının bütünüyle uygulandığı bir dünyanın olabileceği fikri ütopikse; tamamen şeytani, olumlu ve yüksek değerli hiç kimsenin olmadığı dünya da insan ulaşılabilirliğinde değildir. çünkü insan ne yaparsa yapsın mükemmellikten bir adım uzakta olduğu gibi mutlak kötülüğün de hep bir adım arkasındadır.
https://jag.journalagent.com/tjob/pdfs/TJOB_5_4_193_194.pdf

nietzsche platon’un bu tür konularda daha masum olduğunu ve onun bayağı kimselerde görülen şeytanlıktan uzak olduğunu söyler. ona göre platon sokrates tarafından kandırılmıştır.
+
nietzsche bu beyanları doğrultusunda platon ve sokrates’i eleştirmeye devam eder. ona göre “şeytanlık bile doruk noktasına platon’da ulaşmıştır.”
+
platon’dan itibaren yunan filozoflarının ahlakçılığı patolojik koşulların ürünüdür; diyalektiğe verdikleri değer de öyle.
+
nietzsche’ye göre sokrates bir kurtarıcı, bir hekim gibi görünerek insanları büyülemiştir.
+
sokrates bir hekim değildi, sadece uzun süredir hastaydı.
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/3599/9ea70c13-3ea6-4d5b-b0eb-be25cfdc46fc.pdf

kültür tarihimizde gizli diller
+
gizli ve gizemli hekim dili
+
hekimler toplum tarafından yaşamı ve ölümü denetleyen, erişilmesi güç ve “hem vazgeçilmez hem ürkütücü” varlıklar olarak algılanmaktadır. bu algılama hekimlerin kullandıkları gizemli konuşma dili, hasta üzerindeki otoritelerini vurgulayan beden dili ve sağlık kuruluşlarında kendi başlarına bir dil oluşturan çeşitli sembolik ögeler ile birleşerek, hekimlerle iletişimi adeta olanaksız kılmaktadır.
+
hekim dili, bu dile yabancı olan çoğunluğun sağlık bilgisi ve hizmetlerinden gereğince yararlanmasına engel oluşturduğu için, tartışılmaya değer bir sorun olarak görülmektedir.
+
iktidarın tartışmasız sahibi olan hekim, çoğu zaman bir de anlaşılmaz ve gizemli bir dil kullanmaktadır. hekimin almış olduğu eğitim toplum tarafından tartışmasızca yüceltilen bir eğitim olduğu için, onun konuştuklarını anlayamayan kişiler, sorunu doğrudan kendi yetersizlikleri, bilgisizlikleri, hatta hasta olmaları ile bağlantılandırmaktadır.
+
hekim ile hasta iletişimi, tıbbın giderek daha ileri teknoloji kullanması nedeniyle insani boyutunu büsbütün yitirme tehlikesiyle de karşı karşıya gelmiştir. günümüzde pek çok hekim, hastalarını artık yalnız anatomi ve fizyoloji terminolojisiyle değil, çok uzmanlaşmış bir mühendislik terminolojisiyle de şaşırtmaktadır.
+
hekimlerin mesleki jargon kullanmasının, hasta ile hekim iletişiminde taraflar arasındaki asimetrik ilişki ve sosyal mesafe kadar önemli bir engel oluşturduğu belirtilmiştir. hastalar ve hasta yakınları hekimlerin kendine özgü bir dil konuştuğunu fark ederler. ama kimisi cahil görünmek kaygısıyla, kimisi de hekimden çekindiği için açıklama talep edemez. kimi durumlarda da bir açıklama talebi dile getirilir, ama hekim bunu ya hiç karşılamaz ya da daha da karmaşık ve yabancılaştırıcı bir üslupla ‘açıklama’ yapar.
https://actaturcica.files.wordpress.com/2019/12/gizli-diller.pdf

hekim bereket’in ḫulāṣatu’t-tıbb (25b-56a) eseri
http://i-rep.emu.edu.tr:8080/jspui/bitstream/11129/2800/1/dogrugizem.pdf

sonsuzluk kavramının fizik ve matematik yönden incelenmesi
https://openaccess.iku.edu.tr/bitstream/handle/11413/997/Mant%C4%B1k%2C%20Matematik%20ve%20Felsefe%20III.%20Ulusal%20Sempozyumu%20Sonsuzluk%20ve%20G%C3%B6relilik%20Metin%20K%C4%B1sm%C4%B1.pdf

tapınak-hekim-sihir üçlüsü
http://www.konak.bel.tr/files/43pdf_03-06-2020_15-56-40.pdf

felsefe tarihinde yapılan rivayetlere göre, milat tan önce beşinci asırda yunan dilinde kendilerine “sofist” yani hekim, bilgin denilen düşünürler vardı. bu düşünürler kendi zamanlarının ilminden sahip olduk ları onca geniş bilgiye rağmen hiçbir sabit gerçeğe ve bilime inanmamakta ve hiçbir ilimde kesin bilgi ve yakinî bir marifeti kabule yanaşmamaya çalışıyorlardı. işleri güçleri hitap ve tartışma ilminin öğrenilmesi idi.
http://mes.journals.miu.ac.ir/article_3868_a2b12c2264335fd8e4fcd9ffeb532217.pdf

tıp metinlerinin çevirisine ilişkin yaklaşımlar ve beklentiler: bir olgu çalışması
+
hekimler aldıkları eğitimden mi yoksa gerçekten “gizemli” veya “seçkin” görünmek istedikleri için mi latince terimleri kullanmayı tercih ediyor?
hem alışkanlık, hem seçkin görünme diyelim. derdini anlatmaya gelen hasta karşısında tam anlamadığı bir dille konuşan hekim karşısında ezilmekte, derdini söyleyememekte ve dolayısı ile çare bulamamaktadır. bu konuşma tarzı hastada ezilmeye, karşısındakini kafasında yüceltmeye neden olmakta sadece bu rol ile hekim başka bir dünyadan olarak, ulaşılamaz olarak takdir de görebilmektedir. yollardaki yabancı terimli tabelalardan rahatsızlık duyan bir yurttaş var mıdır? toplum duyarsızlaştırılmıştır. cumhuriyet döneminde bizzat atatürk‟ün dil ve tarihle ilgili çabaları, i. hakkı tonguç, hasan ali yücel‟in çabaları ile sıçrama yapan türkçe, günümüzde korkarım batmakta olan bir güneş olmaz. herkesin sorumluluğu var bu konuda. özellikle media denen kitle iletim araçlarının. yurttaş olarak dili kötü kullanan, yozlaştıran yazılı ve görsel basın eleştirilmelidir.
http://earsiv.okan.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/123456789/309/Esra%20%C3%87ET%C4%B0NTA%C5%9E%20S%C3%96NMEZ%20%20%20%20%20%20%28%C3%87eviribilim%20Y%C3%BCksek%20Lisans%20Tezi%29.pdf?sequence=1&isAllowed=y

dünden bugüne reçete
http://e-kutuphane.teb.org.tr/pdf/eczaciodasiyayinlari/diyar_86_1/2.pdf

tanrılaştırma ve şeytanlaştırma arasında mitolojik bir figür olarak asklepios
+
tertullianus asklepios’u dünya için tehlikeli bir canavar olarak görmektedir. constantine’nin oğlu crispus’un akıl hocası olan lactantius ise, asklepios için “şeytan atası” ifadesini kullanmaktadır.
+
eusebios ise asklepios’un bir kurtarıcı ve şifacı olduğuna ve uyku yöntemiyle pek çok kimseyi iyileştirdiğine inanıldığını kaydeder. oysa eusebios’a göre bu durum hakikat değil, aksine bir kandırmacadır. asklepios tapımının ruhlara büyük zararlar verdiğini aktarır. aynı zamanda insanların gerçek kurtarıcı ve şifacı olan isa’yı anlamalarına da engel olmaktadır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/267124

güneş’in şeytan’ın iki boynuzu arasından doğması ve batması ile ilgili rivayetlerin tahlili
+
deve idrarının bilimsel olarak faydalı olduğu günümüz modern tıbbı tarafından da tetkik edilmiştir.
+
kapları örtün, tulumları bağlayın. çünkü senede bir gece veba iner. o gece, üzerinden geçtiği kapaksız kaplar ile bağlanmamış tulumlar üzerine vebadan bir şey bulaşır.
http://www.islambilimleri.com/Makaleler/1315511142_6.%20slymn.pdf

tiryaklar: antik çağlardan beri her derde deva ilaç ümidinin sembolü
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/758795

isveç şurubu, tarihçesi ve ülkemiz piyasasında bulunan isveç şurubu örneklerinin incelenmesi
http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/24/2297/23909.pdf

sanat eserlerinde yaşayan bir mit: sağlık tanrısı asklepios ve kızı hygieia
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/205455

ortaçağ türk kadını
+
meme uçlarına dokunm aya yapılan ima anlamlıdır. levchine bunu xıx’uncu yüzyılda kırgızlarda gördüğünü bildirir: “(bu yarışa) katılan her iki cinsten kişiler çift olarak ayrılmak zorundadırlar. her süvari kendisiyle yanşan kıza yetiştiği zaman atının önünü kesmek (yani yarışta onu yenmek) ya da en azından eliyle yanştığı kızın göğsüne dokunmak zorundadır. kırgız güzellerinin gelenekleri ne kadar kaba olursa olsun, onlar, bu özgürlüğü yalnızca hoşlarına gidenlere tanırlar. başka bir yöne dönmelerini sağlayan esneklikleri ve hafiflikleri nedeniyle hoşlanna gitmeyen bir elin dokunuşundan sakınırlar ve gereğinde, kendilerini takip edenin yarattığı hoşnutsuzluğa ve hoşlanmama derecesine göre şiddetini ayarladıklan halat darbeleriyle kendilerini korurlar. bu göğüse yapılan aynı ima, savaşın oldukça bozulmuş anısıyla birlikte, manas destanında (er-töstük öyküsünde) bulunur. kahraman, göksel olduğu belli olan bir genç kızdan (paris’teki milli kütüphane’de bulunan oğuzname’deki kızları hatırlatan) yayılan parlak bir ışıkla uyandırıldığı zaman yurdunda uyuyordu. kızın saçlarını avuçlarına alır, mintanını açar ve “beyaz göğüslerini okşar.” şöyle der: “göğüslerini avuçlarıma alsaydım .” fakat kız doğrulur, bileklerini yakalar ve onu kovar.
+
beşinci yüzyılda w eı ch ou şöyle yazar: “evlilik gecesi erkek karısının evine gider. genç kızın göğüslerini avuçlarına alır ve böylece birleşme tamamlanır. artık karı-kocadırlar.”
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/692219

doğumdan ölüme bingöl geçiş dönemleri inanç ve uygulamaları
http://busbed.bingol.edu.tr/en/download/article-file/438740

mış gibi yapmak
+
“yaşıyormuş gibi görünüp de aslında yaşamayanların yaşamı”dır bu.
+
hepimiz mış gibi yapıyoruz.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/230493

-mış gibi yapma, bütün sanatsal süreçlerin temelinde vardır. çünkü sanat, genel anlamda doğayı, insan ve yaşam gerçekliğini taklide dayalıdır.
https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/125849/mod_resource/content/1/DramaDersNotu.pdf

adudüddin el-îcî’de huy ve erdem problemi
+
îcî’nin tasnifine göre nefsani hastalıklar kökenleri itibariyle üç türdür. şöyle ki, bunlar ya düşünce gücünden ya öfke gücünden ya da arzu gücünden kaynaklanır.
+
düşünce gücünden kaynaklananlar üç tanedir. bunlar, ifrat hâli olan ve cerbeze durumunu da kapsayan kafa karışıklığı; tefrit hâli olan yalın cehalet ve niteliksel sapma hâli olan katmerli cehalettir.
+
öfke gücünden meydana gelen hastalıklar da üç tanedir: ifrat olarak öfke taşkınlığı, tefrit olarak ödleklik ve niteliksel sapma olarak da korkaklıktır.
+
aynı şekilde arzu gücünün de üç hastalığı vardır: açgözlülük ifrata, tembellik tefrite tekabül ederken, üzüntü de niteliksel sapmaya karşılık gelmektedir.
https://www.nazariyat.org/content/5-sayilar/4-4/2-m0023/mustakim-arici_tr.pdf

aristoteles ve îcî’nin ahlâk düşücesinde değişim doğa felsefesinde hareketin gayesi ve değişimin imkânı açısından bir inceleme
+
hastaya göre mutluluk sağlıktır, fakire göre mutluluk servettir.
+
korku, vahşilik gibi aşırı durumlar, bazen yerleşmiş bir hastalık olarak erdemli olma açısından büyük engellerdir.
+
îcî’ye göre, insanda yerleşmiş olan ahlaki kötülük ne olursa olsun, gerekiyorsa güç kullanarak, zorla da olsa insanın onu iyileştirmede ısrarcı olması gerekmektedir. burada zorla değiştirmek, kişinin kendi iradesiyle kendinde olan hastalıkları arayarak iyileştirmesi değil; hastalığın kendi çabasıyla bilincinde olmadığı zaman tedavi görmesi söz konusudur.
+
aristoteles’te de düşünme gücünde ortaya çıkan ifrat, iyileştiremez bir hastalık olarak görülmektedir.
+
îcî, benzer şekilde insanların huylarını tecrübe ederek kalıcı bir şekilde yerleşen haller olduğunu söyler. insan, erdemlerini kazanması nasıl uzun bir uğraş içinde gerçekleştiriyorsa hastalıklarında iyileşmesi ve değişmesi de yaşayarak zaman içinde mümkündür. ona göre: “kime bir hastalık arız olursa, mukabili fazilet işleyerek ve nefsini ayıplayarak onu tedavi etsin; ya da neftse yerleşmiş bulunan kötülüğe karşılık, başka bir kötülük işlesin…”
https://openaccess.ihu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12154/1006/Berat%20YL%20Tez.pdf

tiyatronun eğitim, din ve politika ile ilişkisinin kökleri üzerine
+
sanatın, başlı başına estetiğin konusu haline gelmeden önce, toplumsal işlev taşıyan (büyü, inanç, ritüel, beslenme, avcılık vb. gibi) uygulamaların içinden doğduğu varsayımı kabul edilirse, aynı sosyal işlevi (ya da işlevleri) kendi dinamiklerinde barındırmaya devam etmesi hiç de şaşırtıcı değildir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/172476

bir ideoloji taşıyıcısı olarak mit ve tragedya
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/203742

max weber’den önce ebu’r-rayhan muahmmed b. ahmed el-bîrûnî’de kast sistemi
http://dep.manas.edu.kg/img/files/11/Max%20Weber’den%20%C3%96nce%20Biruni’de%20Kast%20Sistemi.pdf

kapalı toplumsal yapı: kast sistemi üzerinden tabakalaşma
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/651146

toplumsal tabakalaşma
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/805728

hint’te kast sisteminin ilk izleri ve hint edebiyatındaki yeri
http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/26/2131/22051.pdf

çokkutuplu dünyaya doğru ilerlerken uluslararası ilişkilerde denge politikası analizi
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/91649

türk kamu politikası modelinin doğuşu ve gelişmesi
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/48512

1876-1914 arası osmanlı devleti dış politikasının genel bir değerlendirmesi
https://sbed.ahievran.edu.tr/makaleler/eaxg8t_tammetin.pdf

osmanlı’da estetik ve poetika: kelam, mucize ve zorunluluk
https://www.ilem.org.tr/mediaf/kitapcik-2018-19-ilem-acilis-konferansi_web–.pdf

din felsefesi – felsefe
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/616074

allah-insan ilişkisi açısından ibadet fenomenolojisi
https://atauni.edu.tr/yuklemeler/7d4f37d14c90bf42800eeddb1b60e86e.pdf

örneklerle modern türk edebiyatının felsefe temelleri
https://tdk.gov.tr/wp-content/uploads/2019/05/Mustafa-Atiker-_-BA%c5%9eLIK-_8-sayfa.pdf

camilerin toplumsal kimlik ve değerlerin oluşmasındaki rolü
https://acikerisim.deu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12397/10545/348861.pdf

çanakkale ilindeki hayvansal kaynaklı sağlık risklerinin değerlendirilmesi
https://www.researchgate.net/profile/Vedat-Caliskan/publication/319874144_Canakkale_ilindeki_hayvansal_kaynakli_saglik_risklerinin_degerlendirilmesi/links/59bef002458515e9cfd22c44/Canakkale-ilindeki-hayvansal-kaynakli-saglik-risklerinin-degerlendirilmesi.pdf

geleneksel gaziantep evleri yapı üretimi analizi
http://docs.neu.edu.tr/library/6297508151.pdf

gaziantep tarihi su sisteminin osmanlı dönemindeki yönetimi
https://jag.journalagent.com/megaron/pdfs/MEGARON-93898-ARTICLE-UCAR.pdf

gaziantep tarihi su sistemi ve su yapıları
http://jfa.arch.metu.edu.tr/archive/0258-5316/articles/metujfa2016204.pdf

su ve mimarlık
http://statik.wiki.com.tr/adanamimod/doc/ebb2b8cc-4fef-43a8-bfe0-e15066c8af42.pdf

kentsel açık mekanlarda yapay su elemanı tasarım ilkelerinin mekansal algı ve çevre psikolojisi bağlamında irdelenmesi
http://dspace.yildiz.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/1/6077/0041389.pdf

mimari tasarımda su öğesinin farklı kullanım amaçları bakımından incelenmesi: anadolu örneği
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/553947

mimar sinan’ın su mühendisliği
https://www.imo.org.tr/resimler/ekutuphane/pdf/13582.pdf

mimar sinan’ın su yapıları
http://egemimarlik.org/1991-2/34.pdf

çağdaş istanbul post-modern mimarisinde neoklâsisizm
https://core.ac.uk/download/pdf/230192984.pdf

alain de botton ile mimari-mutluluk üzerine düşünmek: evler hali söyler
https://youngacademia.com/wp-content/uploads/2020/03/11-Alain-de-Botton-ile-Mimari-Mutluluk-%C3%9Czerine-D%C3%BC%C5%9F%C3%BCnmek-Evler-Hali-S%C3%B6yler.pdf

mimari tasarımda dokunma olgusu ve dokunsal haritalamaya ilişkin bir alan çalışması
+
günümüzde, mimarlığın üretiminde, öğretilişinde ve kavranışında, gözmerkezci bir eğilim söz konusudur. gözmerkezcilik, “nesnel bakış” kavramının diğer her şeyden üstün tutulduğu düşünce biçimidir. batı kültüründe benimsenmiş olan, bilgi ve gerçekliğin görme üzerinden sağlandığı anlayışına gözmerkezci paradigma denmektedir. martin jay’in çalışmasıyla daha güncelleşen bu terim, görme duyusunun diğer tüm duyulardan üstün olduğu ve benzersiz bir bilgi üretimi ile bağdaştırılabileceği fikri olarak tanımlanmaktadır.
+
günümüze kadar devam etmiş olan bu kavrayış biçimi, temel olarak, görme duyusunun tarihin ilk dönemlerinden bu yana en soylu ve önemli duyu olarak kabul edilmesi ve kartezyen düşüncenin ortaya çıkmasıyla birlikte, görmenin bedenden ziyade akılla ilişkilendirilmesiyle, bedenin aldatıcı kabul edilmesinin bir sonucudur.
+
sosyal, ekonomik ve kültürel anlamda toplumla ilişkili her tür pratiğe egemen olmaya başlayan; görmeye ve usa üstün bir konum veren bu düşünce biçimi, mimari üretim sürecinde, batının mimari başarı ve mekânsal kalite algısına da sızmıştır.
+
juhani pallasmaa, görmeye odaklanarak; sahne dekoru ya da bir heykel gibi ele alınan ve insan bedeniyle edilgen bir ilişki içerisinde olan yapılar için “retinal mimari” terimini kullanmakta ve insanın evrendeki varoluşunu tam olarak karşılayamadığını iddia ettiği bu tasarımların, akılla görmeye dayalı bakışın mimarlık pratiğindeki baskınlığının yansımaları olduğunu belirtmektedir.
+
mimarlıkta gözmerkezciliği sorgulanması gereken bir olgu haline getiren şey, öznenin deneyim sürecinde mekânla kurduğu bedensel ilişkiyi, bu ilişkinin sonucunda meydana gelen bedensel hafızayı, hareket ve zaman olgularını çok fazla dikkate almayışıdır. oysa mekân sadece görerek değil, tüm bedenle deneyimlenmektedir.
+
duyuların birbirlerinden ayrı mekanizmalar gibi çalıştıkları ve görmenin diğer duyulardan üstün olduğu inancı, görme duyusunu bedenin geri kalanından kopararak akılla ilişkilendiren bir anlayışın yarattığı bir yanılsamadır. farklı duyuların diğerlerinden değerli kabul edildiği ya da her duyunun eşit görüldüğü örnekler, görme duyusunun birincil duyu olarak kabul edilmesinin kültürel bir sonuç olduğunu göstermektedir.
+
görmenin akılla kaynaştırılmasının sonucunda, mantığın hislerden üstün kabul edilmesi; tarihin ilk dönemlerinden itibaren batıda toplumların bilinçaltına yerleştirilen dokunma korkusuyla da beslenmiştir.
+
hâlbuki dokunma, insan bedeni için vazgeçilmezdir. bütün türler üzerinde bugüne kadar yapılan araştırmalara göre, dokunma duyusu ilk gelişen duyu olmuştur ve tüm duyuların dokunma duyusunun farklılaşmasıyla meydana geldiği görülmektedir. şeffaf olan kornea tabakası bile derinin özelleşmiş bir şeklidir.
+
fransız filozof ve fenomenolog maurice merleau-ponty de dokunma ve görme arasındaki ilişkiyi kurarken görmeyi “bakışlarla nesnelere dokunmak” olarak tanımlamıştır.
+
işte nasıl ki, dokunma, kişinin özü ve nesne arasındaki sınırları bulanıklaştırarak onları birbiri içinde kaynaştırıyorsa; mimari ve bedeni birbirine kaynaştıran da dokunma olgusudur.
+
her bir mimari mekânın kendine özgü sesi, ısısı ve kokusu bulunmaktadır.
+
yüzeyleri ve diğer yapısal elemanlarını örten maddenin dokusu, mekânın derisini oluşturmaktadır. bu deri kimi zaman pürüzlü, kimi zaman kaygan, bazen şeffaf, bazen mat, yumuşak ya da sert olabilmektedir. tüm bu sayılan özellikler, peter zumthor’un söz ettiği gibi, mimarinin de vücut bulmuş halleridir.
+
maddesellik, mekânın bedensel algılanmasının en somutlaşmış halidir.
+
karsten harries’e göre, tarihin en eski zamanlarından bu yana, insanı dış kuvvetlerden koruyacak bir barınak olarak görülen mimari mekânın en önemli işlevlerinden birisi, insan varlığını zamanın teröründen korumaktır. zamanın teröründen korunmuş olma, kırılganlık ve ölümlülük gibi hislerden kurtulmak anlamına gelmektedir.
+
kendisi ile barışık mimari, dışarıya herhangi bir mesaj verme kaygısı taşımadan sadece hissedilmek için oradadır.
https://www.researchgate.net/publication/277579495_The_Phenomenon_Of_Touch_In_Architectural_Design_And_A_Field_Study_For_Haptic_Mapping/fulltext/5ac2e2d70f7e9bfc045f3935/The-Phenomenon-Of-Touch-In-Architectural-Design-And-A-Field-Study-For-Haptic-Mapping.pdf

1950’ler izmir mimarlığında apartman olgusu ve melih pekel
http://www.izmimod.org.tr/egemim/71/6.pdf

türk su mimarisinde suluk adını verdigimiz çeşmeler
+
türk su mimarisinin en tanınmış örnekleri, şüphesiz çeşmelerdir. sözlüklerde kısaca, göz gibi olan delik ve bu delikten akan su, diye açıklanan çeşme kelimesinin yerine, xıı.-xv. yüzyıllarda arapça «sıkâye», «ayn» yahut «meska» terimlerinin kullanıldığını görüyoruz. ceşme kitabelerinde rastladığımız bu isimlerin yanı sıra, halk arasında da bu çeşit su tesislerine türkçe göz, göze, pınar denildiğini de biliyoruz.
http://acikerisimarsiv.selcuk.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/12746/Y%C4%B1lmaz%20%C3%96NGE.pdf

mekân örgütlenmesi bağlamında su öğesi kullanımları
https://www.sosyalarastirmalar.com/cilt12/sayi64_pdf/3sanat_sanattarihi_arkeoloji_mimari/duzenli_tugba.pdf

distopya ve neoklasik mimari ilişkisini “yedinci hayat” filminden okumak
https://www.idildergisi.com/makale/pdf/1550745740.pdf

şehircilik ve mimari açıdan modüler bir su ulaşım sisteminin geliştirilmesi: istasyon/su taksisi/su otobüsü
https://www.spo.org.tr/resimler/ekler/8fe2621d8e716b0_ek.pdf

mimari tasarım hataları sonucu oluşan kayıplar
http://www.mitua.net/images/urun/Pdf_412018141554.pdf

mimarlıkta bir mekan üretim aracı olarak kabin
https://www.ulakbilge.com/makale/pdf/1519719715.pdf

sinema-mimarlık arakesitinde bir mekana dokunmak: sine-tasarım atölyesi
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/717055

mimar sinan ve su
https://www.researchgate.net/profile/Atilla-Karatas/publication/329714299_Hidtografik_Acidan_Kirkcesme_Sulari/links/5c17a54092851c39ebf3e7bd/Hidtografik-Acidan-Kirkcesme-Sulari.pdf

perge antik kentinde suyun kullanımı
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/45640.pdf

türk su mimarisi kitabelerinde hat estetigi
http://isamveri.org/pdfdrg/D02535/2010_VIII_15/2010_VIII_15_OZKAYAF.pdf

tezgâh: beden farkındalığı yaratan bır çalışma masası tasarımı
https://aurum.altinbas.edu.tr/wp-content/uploads/2018/02/4-22.pdf

inşanın poetikasından poetikanın inşasına: meclis cami üzerinden mekânda poetikliğin izini sürmek
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/4003/10160370.pdf

metropollerdeki yaşam biçimlerinin günümüz iç mekân tasarımına yansımalarının post-gerçekçi ve bireyci bakış açısıyla tartışılması
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/8022/ALI%20ERGIN%20-%2010268875.pdf

çağdaş mimarlıkta bağlamın yeniden kavramsallaştırılması üzerine eleştirel bakış
https://dspace.gazi.edu.tr/bitstream/handle/20.500.12602/149597/?sequence=1&isAllowed=y

mimari mekân okumasında algısal deneyim analizinin bir yöntem yardımıyla irdelenmesi
http://openaccess.ogu.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11684/750/465780.pdf

tarihte bulaşıcı hastalık salgınları
https://jag.journalagent.com/terh/pdfs/TERH-93764-REVIEW-PARILDAR.pdf

türkiye’de zoonotik hastalıkların hastalık yükü ve maliyeti
https://www.tuseb.gov.tr/tuspe/uploads/yayinlar/makaleler/pdf/08-06-2020__5ede03c557655__tusperapor01_turkiyede_zoonotik_hastaliklarin_hastalik_yuku_ve_maliyeti.pdf

salgın hastalıkların kısa tarihi
https://arel.edu.tr/files/arelusam/dergi.pdf

kanser vakalarının ve çevresel risk etkenlerinin coğrafi bilgi sistemleri (cbs) ile incelenmesi
https://www.kongresistemi.com/root/dosyalar/uzalcbs2014/219.pdf

covid-19 pandemisinin türkiye’de dağılış seyrinin mekânsal analizi (mart-haziran 2020)
http://mts.sosyalarastirmalar.com/Makaleler/c619b455-ae4b-4e5f-8099-3a75a4e86609.pdf

duyuların mekânsal deneyimleri şekillendirmesi: sagrada familia kilisesi
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/325609

mimari tasarım araç ve teknolojilerinde duyuların rolü ve mekansal deneyim
http://www.izmimod.org.tr/egemim/58/10-13.pdf

mimari ve kutsallık üzerine
http://underarchitects.com/wp-content/uploads/2015/07/DD_BU.pdf

beden etkileşimli deneyim mekanları
https://polen.itu.edu.tr/bitstream/11527/14256/1/10078431.pdf

mimarlıkta mekan kavramı
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/100137

gelişen tasarım araç ve teknolojilerinin mimari tasarım ürünleri üzerindeki etkileri
https://acikerisim.deu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12397/9450/202709.pdf

20. yüzyıl türk mimarlığının nitelikli örnekleri olarak etimesgut ve t.b.m.m. camileri’nin çevre estetiği temelinde okunması
http://proje.akdeniz.edu.tr/mcri/mjh/9-2/MJH-26-Kemal_Reha_KAVAS-Ayse_SEKERCI.pdf

mimarlık yapıtlarının alımlanmasında poli – semantik katmansal yöntem önerisi: sancaklar camii örneği
https://www.researchgate.net/profile/Pinar-Dinc-Kalayci/publication/332801119_Mimarlik_Yapitlarinin_Alimlanmasinda_Poli_-Semantik_Katmansal_Yontem_Onerisi_Sancaklar_Camii_Ornegi/links/5ccaa276299bf120978f5bf9/Mimarlik-Yapitlarinin-Alimlanmasinda-Poli-Semantik-Katmansal-Yoentem-Oenerisi-Sancaklar-Camii-Oernegi.pdf

a. loos mimarlıkta bezemenin yer almasını cinayetle eşdeğer görmüş, işlevsel ve strüktürel olmayan her ögeyi mimarlık dışı saymıştır. bu görüşün tam tersinde ise r. venturi yer almaktadır. venturi, mimarlığı sığınak + dekorasyon olarak tanımlamaktadır. venturi yapının içinin ve dışının birbirinden bağımsız olarak ele alınması gereğine inanır.
https://acikders.ankara.edu.tr/mod/resource/view.php?id=8427

erken cumhuriyet döneminde mekansal değişimlerin popüler yayınlar üzerinden okunması: konutta iç mekan deneyimlenmesi
+
loos, mimaride süslemeye yer olmadığını savunarak, sade, yalın bir mimari anlayışını benimsemektedir. loos’un tasarladığı ve süsten arınmış anlayışın hakim olduğu steiner evi, modern mimarlığın temelinin atıldığı bir örnek olarak karşımıza çıkmaktadır. ayrıca, ilk olarak adolf loos tarafından “ornament is crime” (süsleme cinayettir) gibi katı bir formülle ifade edilmiş olan rasyonalizm, 1919 yılında hollanda’da de stijl ismi ile kurulan bir grup tarafından loos’a göre daha radikal bir tutuma dönüşmüştür.
+
özellikle cami yapıları, saraylar ve gelir düzeyi yüksek sınıf konut iç mekanlarında süslemeye çok önem verilmiştir.
+
her türlü süse hayır diyerek sade ve rasyonalist bir mimarlık anlayışı, ‘biçim işlevi izler’ ilkesi modern mimarlık hareketini dostoğlu’nun tanımlamasıyla en iyi anlatan ilkeler ise işlevsellik, programın belirleyiciliği, strüktürün ifadesi, teknoloji ve endüstrileşmeye olan inanç, süslemeden ve tarihsel referanslardan arınmış soyut formlar, mimarlık ve kent sorunlarına evrensel çözümler bulmaya yönelik pozitivist ve ütopik bir inanç vb. düşüncelerdir.
+
binanın yüzüne süsleme yapmak yerine, işlevselliği sağlayacak bir detaya para harcanmalıdır.
http://www.adjournal.net/articles/71/715.pdf

çağdaş mimari ile moda tasarımı ilişkisinde ‘farkyarat mimari tasarım atölyesi’ deneyimi
+
”bazen sınırları aşmak, kutunun dışında düşünmek daima içine girdiğimiz binayı üzerimize giymekledir. mimarlık eğitimi sanıldığı gibi yalnızca binalarla ilgili olmayıp, düşüncenin ve hayallerin sınırlarını zorlayan bir tasarlama eylemidir.
+
tasarım uzamsal bir olgudur. tüm duyuların etkileşimli ortamında gelişir ve zenginleşir. işte bu nedenle binaya dokunmak, hissetmek ve onu yaşamak, mimarını ve binasını anlamada en önemli araçtır.
+
adolph loos, ‘giyinmenin prensipleri’ isimli makalesinde, insanoğlunun nasıl bina inşa edeceğini öğrenme sürecinin, nasıl giyineceğini öğrenmesiyle başladığını söylemektedir. giyinmenin en eski mimari detay olduğunu ve insanın bedenini soğuk hava koşullarından korumak için hayvan derileri ve tekstil ürünlerinden faydalandığını, aynı yöntemle uyurken kendilerini korumak içinde deriler ve bitkilerle mekanlarını örttüklerini ve bu sayede barınaklar oluşturduklarını ifade etmektedir. diğer aileleri aynı alanda korumak ve ayırmak amacıyla duvarların eklendiğini ve bu şekilde ilk mimarinin oluşmaya başladığını belirtir.
http://www.bilgehanyilmazcakmak.com/staticfiles/file//mimaran_makale.pdf

mimarlıkta rasyonalizm, saf geometrik formlar esas alınarak yapılan tasarımları ifade etmektedir. rasyonel mimarlığın tarihi de, rasyonel düşünce tarihine paralel bir çizgi izlemiştir. rasyonel mimarlık ürünü, çeşitli dönemlerde farklı anlamlar yüklenerek ifade edilmiştir. antik dönemde tanrılara ulaşmanın evrensel ifade aracı olarak kabul edilmiş, rönesans’ta ise ideal güzelliğin aracı olmuştur. endüstri devrimi ve fransız devrimi ile ortaya çıkan aydınlanma dönemi’nde ise, sosyal, ideolojik, teknik, ekonomik bileşenler, kavramın içini doldurmada belirleyici olmuştur. ancak, gerçek anlamda rasyonel mimari ürünlerin ortaya çıkması, 20. yüzyıl başında, “süsleme suçtur” diyen adolf loos ile gerçekleşmiştir. modern mimarlık içinde gelişen rasyonalizm, 20. yüzyılın ilk otuz yılının baskın stili olmuştur. 20. yüzyıl rasyonalizm’i, tasarımı bireycilikten kopararak sosyal gelişmenin hizmetine sunan, onu geniş halk kitlelerine yayabilmek için ekonomiyi dikkate alan, bunun da standardizasyon ve seri üretim ile mümkün olduğuna inanan ve fonksiyoncu bir anlayış esasına dayanmıştır. tüm bunları elde etmenin, evrensel, saf geometrik formlarla mümkün olduğu sonucuna ulaşmıştır.
https://core.ac.uk/download/pdf/230193512.pdf

süsleme ve cinayet
https://abl.gtu.edu.tr/hebe/AblDrive/73746022/w/Storage/326_2011_1_381_73746022/Downloads/4-adolf-loos-werkbund-endustri-kenti.pdf

mimarlık, mimarlığın en büyük engeli (mi?)
https://bogachandundaralp.files.wordpress.com/2011/07/ascan0001.pdf

mimarlıkta “öznellik” etiği ve “özneleşme” estetiği: adolf loos, le corbusier ve sou fujimoto mimarlıkları
https://jag.journalagent.com/tasarimkuram/pdfs/DTJ_14_25_134_152.pdf

süsleme bir suç mudur? süsleme kullanımının modern hareket ve toplumsal algı üzerindeki etkisi: kaunas örneği
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/455987

19.yüzyılda viyana ve otto wagner
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/506111

mimarlıkta süsün ve suçun yüz yıllık anlamları
+
mimarlık, kütlelerin ışık altındaki ustalıklı, doğru ve muhteşem oyunudur, mimarın görevi bu kütleleri giydiren yüzeylere hayat vermektir, ama öyle bir yolla ki, bu yüzeyler, kütleyi yiyip bitiren ve kendi yararına sindiren parazit haline gelmesin.
+
çıplaklık bir maske olarak eklenir ve giyilir.
+
“süsleme ve cürüm” meselesini, bugünün çokluklar dünyasında kulağa küpe yapmaya çalışmak, olsa olsa sakillik olur. süslemeye yüklenen anlamlar dişillik, efeminelik, etnik farklılık, gösteriş, kirlilik, geri kalmışlık vb.’dir; zaten bu nedenle mesafe alma gereği daha da somut hale gelir.
+
beyaz mimarlığın geçmişi tümden reddeden yanı, faşizmin “canına com com”dur.
+
rollins’e göre hegemonik merkezin kendine ait anlamları inşa ettiği yerde beyaz, önemli bir yer kaplıyordu. beyaz binalar ve modern tasarımlar çoğalırken, kendini kararlı hale getirebilen, operasyonlarını rasyonelleştirebilen ve önceki ilerlemeleri tersine çevirebilen kapitalist endüstriyel sistem de güç kazanmaktaydı.
+
alman burjuvazisi hijyenik pozisyonunu netleştirerek, tıbbileştirilmiş tartışma alanına katkıda bulunuyordu. amaç orta sınıfı soylulardan ve alt sınıflardan ayrıştırmaktı. ardından beyaz, hijyen programından ayrı düşünülemez oldu. hijyen; tertiplilik, ahlaki iyileşme, sağlığın korunması ve genel olarak “ilerleme” kavramıyla bağlantılı bir alan olarak tanımlanıyordu. alman orta sınıfının kendini tanımlayışında sağlıklı olmakla ve temizlikle ilgili tartışmalar temel önemdeydi.
+
hijyen, nüfusu “normalleştirmek” ve “tekil bir yaşam tarzı aracılığıyla ulusal bir kimlik yaratmak” için temeldir
+
hijyenik dünya görüşü ışık, hava ve beyazlığı işlevselleştirmiştir.
+
modern mimarlık toz tutmayacaktı ve geçmişin bütün mimarlıklarını, toz tutmaları temelinde süslü ve suçlu addedecekti.
+
onlar viyanalılara modern şapkayı değil, viyanalıların modern olduğunu düşündükleri şapkayı satıyor. ve arada büyük bir fark var.
+
bizler modernleşmeye çalıştıkça, ileri gitmiş olanların kölesi haline getiriliyoruz.
+
gropius, adolf loos’u binalardaki tüm süsleri kaldırmayı teklif eden ilk kişi olarak gösterir.
+
le corbusier, öncülü auguste perret’nin süslemenin her zaman yapısal bir hatayı gizlediği uyarısını sık sık tekrarlamıştır.
+
bir giysi, kültürün merkezinde toplumun önde gelenleri arasındaki seçkin bir olayda en az dikkati çekecek tarzdaysa, moderndir.
+
süslemeyi cezalandırmak hazları cezalandırmaktır; ayrıca bu yolla kültürel ve sınıfsal üstünlük iddiası da sabitlenmiş olacaktır.
+
beyaz modernlik, cinselliği dişil olanla eşitleyip onu kendi eril hegemonyası altına alabilmek için, ötekini geçicilikle damgalayıp kendi kalıcı görsellik rejimini kurgular.
+
wigley, le corbusier’nin binalarını “bakılmak için yapılmış makineler” diye niteler.
+
ev, içinde yaşanacak bir makinedir.
+
beyaza boyanmış olmak yalnızca bir sonuç ürünü anlatmaz, silme (erasure) işleminin de parçasıdır. beyaza boyanmış bina, “silme işleminin aktif mekanizması” olarak dünyayı da “temizlemeyi” sürdürür.
+
modern mimarlık doktorun beyaz önlüğü, banyonun beyaz fayansları, hastanenin beyaz duvarları ve sairedir. yine de tartışma hijyenle sınırlı değildir. tartışma belli bir biçimde temiz görünmekle ilgilidir. ya da daha açıkça, bakışın temizlenmesidir, görmenin hijyenidir. beyaz badana binadan çok gözü saflaştırır. ayrıca hijyende görmenin merkezi rolünü açığa vurur.
+
semper’e göre mimarlık süslemeyle başlar; yapısal olan tek şey dekorasyondur; dekorasyonsuz bina yoktur; inşa edici unsur yapının taşıyıcıları değil, dekorasyonun kendisidir.
+
semper 1860 tarihli metninde giydirme ilkesini mimarlığın özü kabul eder. mimarlığın kökeninde inşa etmek değil, inşa edilmişi maskelemek yatar semper’e göre. bütün bir toplumsal örüntü semper’de aynı mecazi üretimin sürekliliğini kurar: aile dokunmuş bir maske aracılığıyla üretilir, kamusal alan bir maskeli balodur, festivallerin dekorasyonu sosyal hayat tarafından tanımlanır.
+
mimarlık beden politikasını giydirir. binalar içinde yaşanmaktan ziyade giyilirler.
+
le corbusier’de modern nesne modern kıyafetten ayrılamaz. hatta wigley’e göre le corbusier’de bütün bir modernlik meselesi, tıpkı loos’ta olduğu gibi giysiler bağlamında sorunlaştırılır.
+
nesneler bedenin sabit yapısını tamamlayıcı “yedek uzuvlar”, “yapay uzuvlar”, protezlerdir. wigley bu tespiti genişleterek süslemenin reddinin giyinmenin reddi olmadığını, tersine, mimarlığın giysi olduğunu, modern mimarlığın da yapay uzuvlar olan bütün bilimler gibi bir terzilik biçimi olduğunu ileri sürer. le corbusier’ye göre bütün işe yarar nesneler giysidir.
+
loos ve kraus’un wiener werkstätte’ye kadınsı oldukları için saldırmaları boşuna değildir.
+
loos, viyana’daki sanatı “feminist eklektik çöp sanatı” olarak niteler.
+
ben 1908’de yaşıyorum ama komşum 1900’de yaşıyor, karşı komşu 1880’de.
+
loos viyana atölyelerinin mimarlığı bırakması çağrısında bulunur: “kadın terzilerinin (damenschneider) hayal gücüne sahipsiniz, o halde kadın elbisesi (damenkleider) dikin.”
+
loos, van de velde’nin bütün mimarlık işlerini kadın modası olarak görür. loos’a göre bir kadının gece giysisi sadece bir gece için yapılmıştır, bir yazı masasından daha hızlı değiştirilecektir. loos’a göre kadın, kendi hastalıklı cinselliğine erkeği köle etmek için süslemeler kullanır çünkü aslında kendisi bir köledir.
https://www.academia.edu/28249504/mimarl%C4%B1kta_su_s%C3%BCn_ve_suc_un_yu_z_y%C4%B1ll%C4%B1k_anlamlar%C4%B1_pdf

mekan tasarımlarında kimlik oluşum süreçleri ve yersizleşme kavramının irdelenmesi
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/2302/f17e656e-62a0-4159-99b5-85914dc642b0.pdf

kültürel bir tamirat şansı: pandeminin yarattığı yeni kültürel ve materyal gerçekliğin yeni babil üzerinden okunması
http://egemimarlik.org/108/17.pdf

mimarlığın zulmü
http://www.mimarlarodasiankara.org/dosya/dosya40.pdf

aykırı mimarlık
https://www.researchgate.net/profile/Feray-Maden/publication/258209384_Dinamizm_De-Konstruktivizm_ve_Aykiri_Mimarlik_Coop_Himmelblau_Dynamism_De-Constructivism_and_Marginal_Architecture_Coop_Himmelblau/links/56cecc2c08ae85c82340404f/Dinamizm-De-Konstruektivizm-ve-Aykiri-Mimarlik-Coop-Himmelblau-Dynamism-De-Constructivism-and-Marginal-Architecture-Coop-Himmelblau.pdf

bir mimarlık bilinmeyeni: postmodern gündelik yaşamda ‘konut’ tükendi mi?
https://jag.journalagent.com/megaron/pdfs/MEGARON-63835-ARTICLE-ARAS.pdf

kubbenin cami mimarisindeki yeri ve önemi
https://www.idildergisi.com/makale/pdf/1522262369.pdf

yorumlanan cami mimarisi
https://www.ulakbilge.com/makale/pdf/1523218293.pdf

evrensel ve yerel arasında bir okuma denemesi; modern mimarlığın beş ilkesi ve corbusier konutları
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1171068

süs suç değildir
http://egemimarlik.org/73/20-27.pdf

iç mekânda bir tasarım kriteri olarak açıklık kavramının loft mekânlarda analizi ve örnekler üzerinde inceleme
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/2308/f6837702-9636-4f43-b570-5daceaed7556.pdf

mimari ürünün görsel kimliğinin belirlenmesinde “mimar-işveren” etkilerinin incelenmesi
http://docs.neu.edu.tr/library/6346989379.pdf

medyanın mimarlığa etkisi, mimar imgesinin oluşumunda medyanın rolü
https://acikerisim.deu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12397/8052/283544.pdf

frank lloyd wright evi ve stüdyosu
https://abl.gtu.edu.tr/hebe/abldrive/76787209/w/storage/326_2011_1_221_76787209/downloads/modernizmin-ncleri-publish.pdf

“taşı taş gibi, ahşabı ahşap gibi göstermek”: frank lloyd wright’ın malzeme teorisi
http://jfa.arch.metu.edu.tr/archive/0258-5316/2012/cilt29/sayi_1/321-338.pdf

soyutlama kavramının mekân tasarımı eğitimine yansıtılmasının önemi: 20. yüzyıl soyut resim sanatı ve f. l. wright’ın yapıları üzerinden bir inceleme
https://jag.journalagent.com/tasarimkuram/pdfs/DTJ-88700-RESEARCH-KAYA.pdf

adolf loos üzerinden bir okuma: ‘modern’ mimarlık ve gelenek
https://www.academia.edu/9994318/Adolf_Loos_%C3%9Czerinden_Bir_Okuma_Modern_Mimarl%C4%B1k_ve_Gelenek

modern iç mekanlar: adolf loos & frank llyod wright
https://www.academia.edu/26885827/MODERN_%C4%B0%C3%87_MEKANLAR_ADOLF_LOOS_and_FRANK_LLYOD_WRIGHT

mimarlıkta “öznellik” etiği ve “özneleşme” estetiği: adolf loos, le corbusier ve sou fujimoto mimarlıkları
https://www.researchgate.net/publication/328329213_Mimarlikta_Oznellik_Etigi_ve_Oznelesme_Estetigi_Adolf_Loos_Le_Corbusier_ve_Sou_Fujimoto_Mimarliklari

aydın afacan’ın “metruk şehir” şiirinde mekânsal poetika
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/549270

cahit külebi şiirlerinde mekânın poetikası
https://www.sosyalarastirmalar.com/cilt11/sayi60_pdf/1dil_edebiyat/simsek_yasar.pdf

mekânın poetikası olarak safiye erol’un romanlarında istanbul ve edirne
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/857765

mekân poetikası bağlamında âşık kahvehaneleri ve âşık üzerinde kimi fonksiyonları
https://www.acarindex.com/dosyalar/makale/acarindex-1423933168.pdf

çalışmanın mutluluğu ve sıkıntısı
http://www.isahlakidergisi.com/content/6-sayilar/11-6-cilt-1-sayi/d0030/alpaydin.pdf

alain de botton ve modernizm eleştirisi
http://dspace.yildiz.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/1/621/0152786.pdf

çalışma mutluluğu düzeyi ve algısı: özel sektör avukatları üzerine bir araştırma
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1052011

çalışma mutluluğu: kavram ve kapsam
https://www.uludag.edu.tr/dosyalar/iibfdergi/genel-dokuman/2018_1/asl%2008.pdf

modern kültürde kentten kaçmanın ve uzaklara gitmenin sosyolojisi
+
“eğer toplum zorunluluk ve açgözlülüğün baskısı altında, doğanın armağanlarını ancak yırtıcı bir hırsla alacak, en yüksek karla satabilmek uğruna dalından ham meyvayı koparacak, karnını tıka basa doldurmak uğruna her çanağı sıyıracak kadar soysuzlaştıysa, o zaman dünya yoksullaşacak, toprak kötü hasat verecektir”. walter benjamin
+
paris’te ev yoktur. büyük kentte oturanlar, üstüste konmuş kutularda yaşarlar.
+
doğada hayatta kalmayı ifade eden insani çaba, kent yaşamında belli bir kesintisizlik içinde hep daha fazlasını elde etme hırsına dönüşmektedir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/325403

çalışma psikolojisi
http://auzefkitap.istanbul.edu.tr/kitap/iky_ao/calismapsi.pdf

esnek çalışma mekânlarının çalışan memnuniyetine etkisinin akıllı bir ofis binası örneğinde incelenmesi
https://jag.journalagent.com/megaron/pdfs/MEGARON-46547-RESEARH_BRIEF-GOCER.pdf

ortaçağ’da katolik roma kilisesi’nin hâkim iktidarla birlikte, halk üzerinde kurduğu baskıcı din anlayışı, toplumu bir kargaşa ortamına sürüklemekteydi. 16.yy.’ın başlarında yaşanan savaşlar nedeniyle halk bir taraftan, açlık ve sefalet ile mücadele ederken bir taraftan da savaşlar ve salgın hastalıklarla pençeleşmekteydi. ayrıca insanlar, sosyal hayatı düzenleyen kilise kuralları altında kıvranmaktadır. bu nedenle katolik kilisesinin sorgulanmasına dair sesler yükselmeye başlamıştır. anlaşmazlıklar, ı. bölümde yer verildiği üzere reform hareketlerinin ortaya çıkış noktası olmuş ve irili ufaklı pek çok reform kilisesinın varlık sebebi olmuştur. socinianizm de reform hareketlerinin radikal reformcular kanadında yer alan kiliselerden birisidir. socinian veya genel anlamda radikal grupları oluşturan kişilerin, protestanlardan mı yoksa katoliklerden mi ayrıldıklarına dair net bilgiler olmakla birlikte, eldeki veriler çerçevesinde, katolik kilisesinden ayrılarak protestanlığa intisab eden kişilerden radikal gruplara katılanların daha fazla olduğunu düşünüyoruz.
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/46071.pdf

meme kanseri hastası olan kadınlarla yapılan araştırmalarda ise hastalık nedeniyle kişilerin maneviyata yöneldikleri, sosyal destekle birlikte manevî inançların hastalığa çözüm arayışını pekiştirdiği, hastalığı kabullenme ve hayata olumlu bakma açısından motivasyon sağladığı ile ilgili olumlu sonuçlar ortaya çıkmıştır.
https://acikerisim.sakarya.edu.tr/bitstream/handle/20.500.12619/77006/T06678.pdf

medya, toplumun ahlakını yozlaştırmaktadır. kadın cinayetlerinin artış göstermesinin nedeni tv programları olarak belirtilmiştir. örtünüp gizli kalması gereken kadınlar sosyal medyayı aktif olarak kullanarak bedenlerini metalaştırmışlardır.
http://tez.sdu.edu.tr/Tezler/TS02111.pdf

kadınların modaya yöneliminde ötekileştirilmenin rolü “süleyman hilmi tunahan cemaati” konya örneği
https://acikerisim.erbakan.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12452/1031/10064466.pdf.pdf

kur’an-ı kerim’de kadın ve psikolojisi
+
erkek cinsel performansı ve sonucu önemser, kadın sevilmeyi önemser. kadın cinsel yönden vericidir, yumuşaktır, sıcaktır ve yuvarlaktır. erkek alıcıdır, katıdır, köşelidir ve soğuktur.
+
erkek cinsinin muhayyilesini tahrik edecek şekilde kendilerinden bahsedildiğini ifade edebileceğimiz huriler, kur’an’da daha çok cennette inanan erkeklere hediye edilecek cinsel bir obje olarak tasvir edilmektedir.
+
kur’an’ın kadını bir “cazibe merkezi” olarak takdim etmesinin sebebinin, “insan neslinin devamını temine ve insanca yaşamayı sağlayan aile kurumunun devamına hizmet etmesi olduğunu söyleyebiliriz.
http://acikerisimarsiv.selcuk.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/7353/261209.pdf

karakter inşasında dinî sembol ve karakterlerin rolü: kâbe örneği
+
maddi ve manevi yönlerden insanların belini doğrultmaları anlamına gelen kıyâm, islam dininin öğretilerine göre ahlâkî karakter inşası ve bu inşadan sonra karakter normlarının sosyal hayatta eyleme ve aksiyona dönüşmesi olarak yorumlanabilir. bu açıdan bakıldığında, kâbe’nin, dini etik sermayenin muhtevasının zenginleştirilmesinde ve moral karakter inşasının oluşmasında etkin bir sembol olduğu görülecektir.
http://www.ekevakademi.org/Makaleler/378979271_09%20Ismail%20GULLUK.pdf

mekkî sûrelerde kişilik inşâsı
https://openaccess.izu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12436/321/Handan%20Filinte.pdf

kişilik ve karakter inşasında kur’an’ın sunduğu güzel insan modeli
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/642586

tasavvufî eğitim metodu olarak halvet (gümüşhânevî örneği)
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/390548

müslüman iran’da zerdüştî kimliğinin inşası
http://isamveri.org/pdfdrg/D03906/2014_2/2014_2_SULARME_SALMAZZEMM.pdf

ahlâkın fıkıh kuralları arasında buharlaşması
http://isamveri.org/pdfdrg/D02895/2017_35/2017_35_BARDAKOGLUA.pdf

allah’ın isimlerinin insanın kişilik gelişimine etkisi
http://isamveri.org/pdfdrg/G00217/2016/2016_1_YARE.pdf

namazın karakter inşâsındaki yeri
http://isamveri.org/pdfdrg/G00217/2016/2016_1_PEKDEMIRS.pdf

medyanın kullandığı iki temel argüman olan şiddet ve cinselliğin kişilik ve karakter inşasına etkileri
http://isamveri.org/pdfdrg/G00217/2016/2016_1_GUNESA.pdf

dinlerin kötü karakteri şeytan’ın kişilik oluşumuna etkisi -dini sembolizm bağlamında bir değerlendirme-
http://isamveri.org/pdfdrg/G00217/2016/2016_1_KARS.pdf

kişilik ve karakter inşası için islâm felsefesi geleneğinde bir bilim olarak ahlâk (taşköprîzâde’nin şerhu’l- ahlâki’l-adudiyye örneği)
http://isamveri.org/pdfdrg/G00217/2016_II/2016_2_KAYAH.pdf

kur’an açısından kişilik ve karakterin inşasında rol modellerin niteliği ve önemi
http://isamveri.org/pdfdrg/G00217/2016_II/2016_2_VATANDASC.pdf

kur’an’ın karakter inşasında anahtar bir kavram: fıtrat
http://isamveri.org/pdfdrg/G00217/2016/2016_1_OZDEMIRM.pdf

sağlıklı aile oluşumunda karakterin rolü
http://isamveri.org/pdfdrg/G00217/2016_II/2016_2_OZN.pdf

kişilik kelimesi, latincede “persona” kelimesine karşılık olup, oyuncuların tiyatroda rollerine uygun olarak taktıkları maske demektir.
http://isamveri.org/pdfdrg/G00217/2016/2016_1_KARACOSKUNMD.pdf

akademisyenlerin kovid-19 algısı
+
akademisyenler, kovid-19 salgınıyla mücadelede alınan ulusal ve yerel tedbirleri yeterli görmekle birlikte bu salgının küresel akıllarca tasarlanmış ve ilerde devam edecek biyolojik saldırılardan biri olabileceğine yönelik bir algıya sahip olduklarını da belirtmişlerdir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1336139

covid-19 pandemisini ve iklim krizini birlikte okumak
https://ipc.sabanciuniv.edu/Content/Images/CKeditorImages/20201220-23123921.pdf

covid-19 pandemi sürecinde sosyal medyada nefret söylemi raporu
+
covid-19 pandemisi döneminde türkiye’de de nefret söylemi taşıyan içerikler üretildi. sosyal medyada çin halkı, 65 yaş üstü yurttaşlar, lgbti+ bireyleri hedef alan, ötekileştiren söylemler üretildi.
+
diyanet işleri başkanı prof. dr. ali erbaş’ın pandeminin 45. günü olan 24 nisan 2020’de lgbti+ bireyleri hedef alması nefret söylemlerinin tırmanmasına neden oldu.
+
çin’in wuhan kentinde ortaya çıkan koronavirüs, türkiye kamuoyunda uygur otonom bölgesi’ne ilişkin duyarlılık nedeniyle çin halkına dönük ırkçı söylemlerin yayılmasını körükledi.
+
asya kökenlilere veya lgbti+ bireylere dönük nefret söyleminin suriyeliler ve muhalif aktörlere de yöneldiği görülmüştür.
+
nefret söylemi hutbeden sonra 8 kat arttı
+
dünya sağlık örgütü’nün covid-19 salgınında hayatını kaybedenlerin yüzde 95’inden fazlasının 60 yaş üzeri hastalar olduğu açıklamasının ardından yaşlı bireyler tehdit unsuruymuş gibi sunuldu.
+
belediyeler ise parklarda bulunan bankları söktü, 65 yaş üstü vatandaşların ücretsiz ulaşımı kullanmalarını sağlayan düzenlemeleri iptal etti.
https://ekitap.alternatifbilisim.org/pdf/covid19-nefret-soylemi-raporu.pdf

mimarlıkta meslek etiği ve mimarların insanlığa karşı sorumlulukları
http://isahlakidergisi.com/content/6-sayilar/9-5-cilt-1-sayi/m0048/sadri.pdf

doktorlara yönelik izlenim ve tutum oluşumunun; yazılı basında doktorlara yönelik oluşturulan söylem bağlamında irdelenmesi
+
yazılı basındaki haber söylemi doktorlara karşı önyargı ya da olumsuz bir imaj oluşmasına yol açmaktadır.
https://www.acarindex.com/dosyalar/makale/acarindex-1423905502.pdf

yoğun bakım ünitelerinde hekim ve hemşirelerin etik duyarlılığı
+
ölçek puan ortalamaları, hekimler ve hemşirelerin genel toplamda (3.0), otonomi (2.7), yarar sağlama (3.3), bütüncü yaklaşım (2.5), uygulama (3.1) ve oryantasyon (2.4) altboyutlarında etik duyarlılık gösterdiğini; ancak, çatışma (4.4) altboyutunda etik duyarlılığın düştüğünü gösterdi. diğer hastanelerle karşılaştırıldığında, üniversite hastanesi ybü’lerinde çalışan hekimlerde, hemşirelerde ve tüm grupta yarar sağlama boyutunda etik duyarlılık daha düşük bulundu (sırasıyla, p=0.017, p=0.016 ve p=0.001). ayrıca, üniversite hastanesi ybü’lerinde çalışan hekimlerde bütüncü yaklaşım (p=0.025) ve oryantasyon (p=0.029) altboyutlarında, hemşirelerde ise çatışma boyutu (p=0.045) ve genel toplamda (p=0.028) etik duyarlılık daha düşük düzeydeydi.
+
tüm hastanelerin yoğun bakımlarında çalışan hekim ve hemşirelerde etik duyarlılık vardır; ancak, hastaya yaklaşımlarda ya da karar alırken çatışma yaşadıkları görülmektedir. ayrıca, üniversite hastanesi ybü’lerinde hastanın yararına ilişkin yaklaşımlarda etik duyarlılık daha düşük bulunmuştur.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/260124

intörn doktorların etik duyarlılık düzeyleri ve etkileyen faktörler
+
ahlaki duyarlılık düzeyi kadınlarda daha yüksek bulundu.
+
intörn doktorların ahlaki duyarlılıklarının üst orta düzeyde olduğunu göstermektedir. intörnlerin ahlaki duyarlılığını kadın cinsiyet ve yüksek gelir düzeyi algısı olumlu yönde etkilemektedir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/987117

çocuk hemşirelerinin etik duyarlılık düzeyleri ve etkileyen faktörler
https://jag.journalagent.com/behcetuz/pdfs/BUCHD_6_2_97_102.pdf

hemşirelerin kişilerarası duyarlılık ve çatışma çözme yaklaşımları
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/1515/0d0cea91-9beb-4905-97e3-cca190010f75.pdf

hasta hekim ilişkileri açısından din öğretiminin önemi
+
din ile tıp ve psikiyatrinin ilişkisi eski dönemlere dayanmaktadır. eskiden din, bilim, sağlık ve ruh sağlığı aynı bağlamda düşünülmüştür. bazı dönemlerde din ve sağlık arasında çatışmaların olduğu da görülmüştür; ancak çeşitli zamanlarda sağlık ve din hizmetlerini insanlara götürenler genellikle aynı kişiler olmuştur. 5000 yıl önce mısırlılarda hastalık, din bağlamında düşünülüyor ve yorumlanıyordu. hastalığın günahlarla irtibatı olduğuna inanılıyor ve hastalık din adamları tarafından tedavi ediliyordu. eski türklerde şamanlar hastaları dinî törenlerle iyileştirmeye çalışıyorlardı.
+
hıristiyan dünyasında da din adamlarının sağlık konusuna ilgi duyduklarına tanık oluyoruz. kiliseler tarafından organize edilen bazı şifa kurumları ve hastanelerde hastalara hem sağlık hizmeti hem de din hizmeti sunuluyordu. ilk hemşire florance nightingale’in bir rahibe olduğu bilinmektedir.
+
tıp ve psikiyatrinin din ile irtibatı eskilere dayanmasına rağmen bu bilimlerin dinin etkisinden kurtulmaya çalıştığı bilinen bir gerçektir.
+
tıp ve psikiyatri bilimi, dinin etkisinden kurtulmaya çalışmış, bir bakıma dinin sağlık üzerindeki etkisini yok saymıştır. tıp ve psikiyatri, hayatın dinî ve manevî boyutunu ya büyük ölçüde görmezlikten gelmiş ya da patolojik bir fenomen olarak ele almaya yatkınlık göstermiştir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/143926

seküler hekim ve dindar hasta: klinik ortamda dinî uyumsuzluğun üstesinden gelme
+
iyi iş çıkaracağından eminim çünkü tanrı ile senin ellerin birlikte çalışıyor.
+
doktor gözlerini devirdi (öfke ile baktı) ve yapacak olduğu işlemin tanrıyla hiçbir alakasının olmadığını söyledi. midemin ağrıdığını hissettim.
+
tıbbî tedavi ele alınırken dinî dil ile birlikte beraberinde gelen teolojik mantığı da kullanmak hastalar için ender bir durum değildir.
+
hastaların 3’te 2’sinden fazlasının hekimlerin kendilerinin manevî isteklerini göz önünde bulundurmaları gerektiğine inandıklarını ve yaklaşık yarısının (% 48) doktorlarından kendileri için dua etmelerini istediklerini ortaya koymuştur.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/52141

doktorlar, ölümü tanımlayacak iyi kötü bir teşhis ve tecrit istidadına sahipken, din adamı bu teşhiste herhangi bir kritere sahip midir? hekim, “öldü” dedikten sonra, bu bedenin defnine karar veren yine hekim mi yoksa din adamı mıdır?
+
ölmeden az önce bir ünite kan bağışı yaptıktan sonra, kapıdan çıkar çıkmaz ruhunu teslim eden birisi öldü kabul edilirken, o bir torba kanda yaşayan hücreler kime aittir? öldü denilerek toprağa verilen koskoca bir bedene karşılık, yine o bedenden olduğu halde hala hayatta olup iş gören o kan hücreleri de neyin nesidir?. gerçek ölüm nedir?. nefes almamak mı, kalbi durmak mı?…
http://hastanetip.gantep.edu.tr/upload/files/gaziantep-universite-hastanesi-haber-bulteni-sayi-33.pdf

mikrosefali
makrosefali
tanı ve yönetim
https://www.tmftp.org/files/sunumlar/1-ekim-2017/cem-batukan.pdf

hekimlik işlevinde etik davranış
https://www.gunceltipdernegi.org/pdf/5/mustafa_yenigun.pdf

ilaçlama makinelerinde modern püskürtme memeleri
https://konya.tarimorman.gov.tr/Belgeler/liflet/ilaclama_makine.pdf

modüller çalışmaya başladığında (manyetik supaplar vasıtasıyla) yapıştırma maddeleri modüllerine takılan memelerin içindeki yapıştırıcı deliklerinden geçerek modüllere çıkış yapar. aynı zamanda hava örneği ısıtma havası bağlantı boruları vasıtasıyla memelerin hava deliğinden geçerek yapıştırıcının istenen örneğe benzer biçim almasına neden olurlar.
https://emanuals.nordson.com/adhesives/Translated_Manuals/7192919.pdf

yüksek basınçlı sisleme memeleri
http://www.immak.com.tr/webpdf/NOZUL.01.pdf