yazı 27

hastanede dini hayat: teorik çerçeve
+
hastaneler, ekonomik, siyasal ve hukuki işlevlere olduğu kadar dini bir takım işlemlere de ev sahipliği yapmaktadır.
+
hastalar, dini hayatlarını hastane koğuşuna, kimi insanların dünyevi kaygılarını kiliseye/camiye taşıdıkları kadar taşırlar.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/184287

dünya hastanelerinde din hizmetleri
https://onder.org.tr/Content/pdf/dunya-hastanelerinde-din-hizmeti-.pdf

hastaların çoğunun hiçbir zaman hekiminden veya hemşiresinden manevi bakım almadığını ifade etmiştir. çoğu hemşirelerin çoğu ara sıra manevi bakımın hastalara verilmesi gerektiğini belirtirken, hekimlerin %63’ü hiç manevi bakıma gerek olmadığını belirtmiştir.
+
din ve maneviyat konusunda hekimlerin görüşlerinin incelendiği 61 çalışmanın ele alındığı, 20.000’den fazla hekim üzerinde yapılan çalışmaların derlendiği metaanalizde, hekimlerin din ve maneviyat konularını nadiren hastalarla konuştukları, konuşanların ise çoğunlukla hastaları rahibe yönlendirdikleri belirlenmiş; manevi bakım ile ilgili engeller zaman ve eğitim eksikliği olarak ifade edilmiştir.
https://www.izu.edu.tr/docs/default-source/sosyal-bilimler-dergisi/cekemce-4.pdf

hayat, bir olgu değil mucizedir.
+
insanın, tanrı’yı inkarı bir kapristen ibarettir.
+
insan,arzın kurdu ve semanın evladıdır.
+
materyalistler için insan kusursuz bir hayvandır.
+
hayvan doğaldır, insan doğaüstüdür.
+
meditasyon kendine hakim olmayı bilim de doğaya hakim olmayı sağlar.
+
sanat dinin kızıdır.
+
ateizm en nihayetinde ahlakın reddiyle sonuçlanır.
+
ahlaklı ateist vardır fakat ahlaklı ateizm yoktur. dinsiz insanların ahlakının kaynağı da dindir.
http://egitimdedirilis.org/upload/dokumanlar/Do%C4%9Fu%20Bat%C4%B1%20Aras%C4%B1nda%20%C4%B0slam%20Kitab%C4%B1%20Sunusu.pdf

dindarlığın kaçınılmaz olarak egemen güçlerin emrinde olma anlamına gelmediğini görmelidirler. sömürenler safında yığınla ateist vardır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/167

saldırganlık tepkisi ortalaması bakımından üçüncü sırada dindışı eğilimlere sahip öğrenciler gelmektedir. dindışılık, ateizmi ve deizmi içerisine alan dine karşı genel tavır alışı kapsamaktadır.
+
dinsel açıdan kararsızların ve agnostiklerin iyi oluşu, ateist ve dindarların iyi oluşundan daha düşük çıkmıştır.
+
dindar kişiler dua etmek vb. dini ritüelleri de stresle baş etme aracı olarak kullanırken, dini inancı olmayanlar dindarlardan farklı olarak alkol vb. maddeleri stres durumunda daha fazla kullanmaktadırlar. ayrıca ateistler; agnostik ve dinsel görüşünden emin olmayan bireylere oranla, stresle baş etmek için mizahı daha fazla kullanmaktadır.
https://dspace.gazi.edu.tr/bitstream/handle/20.500.12602/187887/?sequence=1&isAllowed=y

şüphesiz yalnız zevk için, sadece öldürmenin hatırına toplu katliam yapabilmiş patolojik ateist vakaları vardır.
http://hfsa-sempozyum.com/wp-content/uploads/2019/01/HFSA27-Yu%CC%88ksel.pdf

fanatikler basit gerekçelerle şiddete başvurmaya, kendi inançlarına düşman ve rakip gördüklerini yaralama ve öldürmeye varabilen saldırganlık duygusunun etkisi altında kalmaya müsaittirler. çoğunlukla dinî bilgileri yeterli olmadığından içinde bulundukları grubun inançlarını mutlak doğru kabul ederler. bu sebeple onlara patolojik dindar da denilebilir.
http://libratez.cu.edu.tr/tezler/7326.pdf

ateizm olayı din psikoloğunu, bir varoluş tartışması ve din! tutum karşıtı bir görüş açısı olarak gözükınesi ölçüsünde ilgilendirir. ancak hemen belirtmeliyiz ki, bu tür vaziyet alışların doktrin yönü, din psikoloğunun çalışma alanı içinde değildir.
http://isamveri.org/pdfdrg/D00193/1991_3/1991_3_HOKELEKLIH2.pdf

iki nobel ödüllü marie curie’nin dramı..
+
marie curie, kendisinin bulduğu doğal radyoaktif maddelerin etkisiyle laboratuvarında hem kendisi, hem de radyumlu besinleri, içecekleri, güzellik krem ve pudralarını, diş macunlarını, ilaçları kullanan milyonlarca kişi, o zamanlar, radyasyonun zararlı etkileri bilinmediğinden, vücutlarına aldıkları çok miktardaki radyumun kurbanı oluyorlar. radyumlu boya fırçalarını ağızlarında incelterek saat kadranlarını boyayan yüzlerce fabrika işçisinin (radium girls), hastalanıp ölmeleriyle durum ortaya çıkıyor, ancak radyum‘un 20.yy başlangıcında 30 yıla yakın sağlığa iyi geleceğine inanılıyor.
+
marie curie, radyoaktif maddelerin vücuda olabilecek zararlı etkilerini o zamanlar bilmedliğinden laboratuvarında çıplak ellerle ve hiç bir önlem almadan çalışıyor, uranyum filizi kalıntısını (uraniti) kazanlarda kaynatırken uranyum ve diğer radyoaktif maddelerin havadaki taneciklerini soluyor ve tüm bunların zararlı etkilerine rağmen, 67 yaşına kadar yaşayabiliyor ve kan kanserinden 1934 yılında ölüyor.
https://fmo.org.tr/wp-content/uploads/2021/03/MARIE-CURIE-DRAMI-XXXSN-HBT-240221-copy.pdf

hiçbir doğal afet, salgın hastalık, diktatör; şeriattaki “kafirdir, katli vaciptir zihniyeti” kadar, insanlığı etkilememiştir.
http://tabularatalanayalanabalta.com/wp-content/uploads/2018/04/S%CC%A7UBAT-Ayd%C4%B1nlara-mektup.pdf

her salgın gibi bu salgın da bir gün bitecektir. ama kapitalizmin hastalıkları bitmeyecek, insanlığı çürütmeye devam edecektir.
http://arkadas.ch/index.html/files/Eylul%202020%20%20Fuat.pdf

her salgın hastalık hanedan ve krallar için onurlu son olurken, fakirler için hep bir alın yazısını tasvir eder.
http://journalofsocial.com/Makaleler/1942874552_01.%20ID360_6-31.Soy%c5%9fekerci_1459-1471.pdf

tarihteki her salgın sonrasında toplumlar biraz daha güçlenmiş şekilde bunalım dönemini atlatıp düzlüğe çıkmışlardır. hatta dünya, eskisine göre daha yaşanabilir olmuş ve insan ömrü de uzamıştır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1128143

kariyerimin sonraki dönemlerinde birkaç salgın daha yönettim, örneğin amasya’da bir kızamık salgını. bu o kadar yaygın bir salgın değildi neyse ki. ister büyük ister küçük olsun her salgın insana değişik deneyimler kazandırıyor.
+
tekrar pandemiye dönersek; her salgın eninde sonunda biter, siz hiçbir şey yapmasanız da. salgınlara müdahale etmemizin nedeni, süreci olabildiğince zararsız atlatmaktır.
https://bilisim.com.tr/tur/images/dergi/sayi6.pdf

salgınlar çok faydalı !!!
+
her salgın doğanın eğitici bir deneyidir!
+
bir musibet bin nasihatten evladır!
https://cdn.istanbul.edu.tr/statics/florencenightingale.istanbulc.edu.tr/wp-content/uploads/2016/01/4-Hastanelerde-Salg%C4%B1n-Ara%C5%9Ft%C4%B1rmalar%C4%B1-ve-Y%C3%B6netimi.pdf

atatürk’ün sağlık kavram ve anlayışı
+
atatürk’ün, konuşmalarında, övgü ve takdir dolu birçok söz ve özdeyişe yer vermiş olduğunu biliyoruz. onun bu konuda kullandığı «tema»lardan biri de insan sağlığıyla ilişkilidir. «hangi türk askerini, köylüsünü isterseniz soyup meydana çıkarınız; dik omuzlan, iyi kusursuz oluşmuş adaleleri, keskin yüz çizgileri, yanık tatlı renkleri, kafa yapıları, insanların ruhuna güven ve neşe veren bir eser olarak canlanır» cümlesiyle açık biçimde; mükemmel anatomik özelliklere sahip türk yurttaşlarının bu özelliklerini koruyabilmesi için, sağlıklarının korunması gerekliliğini vurgulamaktadır.
http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/36/858/10886.pdf

kelimelere dayalı bir yaşam sürüyoruz ve hayatımız sığ ve boş. biz ikinci el insanlarız. hayatımızı bize anlatılanlarla devam ettirdik; ya heveslerimizin ve eğilimlerimizin gösterdiği yönde gittik ya da olaylar ve çevre tarafından dayatılanları kabul etmek zorunda bırakıldık.
+
ideolojiye uymaya çalışırken kendinizi bashnrsınız. oysa gerçek olan ideoloji değil sizsiniz. kendinizi başka birisinin düşüncelerine göre incelemeye çalışırsanız hep ikinci el bir insan olarak kalırsınız.
+
insan birilerinin peşinden gitmezse kendini çok yalnız hisseder. yalnız olun o zaman. yalnız kalmaktan niye korkuyorsunuz? gerçek halinizle yüz yüze kalacağınız ve boş, sıkıcı, aptal, çirkin, suçlu ve endişeli olduğunuzu; önemsiz, bayağı, ikinci el bir varlık olduğunuzu anlayacağınız için. bu gerçekle yüzleşin; onu inceleyin, ondan kaçmayın. kaçbğınız an korku başlar.
https://www.kitappdfinndir.com/bilinenden-kurtulmak-pdf-indir/

dünya öğretmeni jiddu krishnamurti’de eğitimin işlevi
+
hindistan’ın madanapalle kentinde doğan krishnamurti, 13 yaşındayken theosophical society derneği tarafından “dünya öğretmeni” olarak seçilmiştir.
+
krishnamurti için “”bilen kişi” olarak otoritenin öğrenmede yeri yoktur”.
+
ona göre, hakikat, yolları olmayan bir ülkedir ve bu ülkeye o, herhangi bir biçimsel din, felsefe ya da tarikat aracılığıyla yaklaşılamayacağını düşünmektedir.
+
mevcut düzende var olan okullarda, dünyanın her bir yanında hâkim olan bitmek bilmeyen, kaba, talep edici davranış kabul edilmekte veya öğretilmektedir.
+
ona göre gerçek eğitim, insan zihninin o geniş akıma çekilmediği, bu akım için de yok olmadığı bir devrimle mümkündür.
+
aileye, topluma, toplumun bir parçası olmak adına dikte edilene uyarak gerçek eğitim almak mümkün değildir.
+
yaşam olarak adlandırdığımız bu akış, açgözlü, şiddete meyilli ve ahlakı bozuktur.
+
filozofa göre, mevcut sistemde hep başkalarının söylediklerinden öğrenmekte ve başkalarına göre yaşamaktayız. oysa kendimiz için yaşamalıyız. başkalarına uymadan ve korkmadan yaşamanın ne anlama geldiğini bulmak zorundayız.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/598103

yakın döneme etkileri itibarı ile kerbelâ
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/31157

kerbelâ hadisesi”ne iki farklı bakış: fuzûlî ve lâmiî’nin maktel-i hüseyinleri üzerine bir mukayese denemesi
+
“maktel” sözcüğü islamî dönemde, önce tarihî sonra tarihî- edebî anlam kazanarak islamiyet’le ilgili savaşların ve verilen mücadelelerin anlatıldığı tür haline gelmiş ve ayrı ayrı bölümler halinde kaleme alınmıştır.
+
lâmiʿî çelebi’nin maktelinde hz. hüseyin şehit edildikten sonra onun ashabına mensup kadınların duyduğu üzüntü ve elem hakkında, yürek yakan ağıtları hakkında etkileyici beyitler yer almaktadır. bunun yanı sıra hz. hüseyin’i şehit eden komutan şemr’in hatunu, hz. hüseyin’in kesik başını gördüğü andaki ıztırabı ve kocasına okuduğu lanetler ile şiirde kendisine yer bulmuştur. bu durum ister ashaptan ister yezîd soyundan olsun kadınların merhamet duygusunu erkeklere nazaran daha yoğun yaşadıklarını göstermektedir.
https://api.hacibayram.edu.tr/files/1/Hac%C4%B1bayram%20AHBV/hbektasveli(tr-TR)/4.%20Uluslaras%C4%B1/KERBEL%C3%82%20HAD%C4%B0SES%C4%B0%E2%80%9DNE%20%C4%B0K%C4%B0%20FARKLI%20BAKI%C5%9E%20FUZ%C3%9BL%C3%8E%20VE%20L%C3%82M%C4%B0%C3%8E%E2%80%99N%C4%B0N%20MAKTEL-%C4%B0%20H%C3%9CSEY%C4%B0NLER%C4%B0%20%C3%9CZER%C4%B0NE%20B%C4%B0R%20MUKAYESE%20DENEMES%C4%B0%20-%20Duygu%20B%C4%B0NG%C3%96L.pdf

müslümanların yaşamakta olduğu hemen her ülkede halk kültürü ve edebiyat yönüyle kerbelâ hakkında muazzam bir birikim oluşmuştur.
+
aşiret ve kabilecilik zihniyeti, mezhepçilik, dini veya ideolojik fanatizm üzerinden yürütülen iktidar mücadelesi, bugün de islam dünyasının inanç, ahlak, bilgi ve hukuktan hareketle ileri adımlar atmasının önünde, aşılması gerekli en büyük engeli oluşturmaktadır.
+
ey mor suratlı kadının oğlu! yalan söyledin, benim boynumu vurmaya ne sen kadirsin, ne de o kadir olabilir.
+
bu şehir öyle sıcaktı ki insanın beynini kaynatıyor. mazenderanlı hacıların hepsi sıcaktan hasta oldular.
+
kerbelâ küçük, havası oldukça basık ve rutubetli, nüfusun çok olduğu bir şehirdir. zeminin darlığı ve ölülerin yoğun bir şekilde buraya defnedilmesi ile havası korkunç derecede mikropludur.
+
bu mukaddes toprağın dışında, bu şehre ait özel hediyelerden bir diğeri de kerbelâ kefenidir. bu kefeni almaya da herkesin gücü yetmezdi.
+
hz. ibrahim ise yıldızlara baktığında hz. hüseyin’in başına gelenleri görmüş ve fevkalade üzülmüştü. “bunun üzerine yıldızlara şöyle bir baktı ve ‘ben hastayım’ dedi” ayeti bu hazin durumu ifade etmekteydi.
https://www.cumhuriyet.edu.tr/userfiles/Kerbela1.cilt.pdf

dansçı ayıların rehabilitasyon öncesi ve sonrası yaş ve cinsiyet yönünden serum biyokimya değerleri
https://actavet.org/Content/files/sayilar/49/255-266.pdf

türk dünyası efsanelerinde ayı tasavvurunun değişim ve dönüşümü
https://www.millifolklor.com/PdfViewer.aspx?Sayi=101&Sayfa=146

artvin’de ayı zararları ve sebepleri üzerine bir araştırma
http://karok3.artvin.edu.tr/III.Cilt/(1233-1241).pdf

yalan ve hileyle orman ayısı
kandırır kırmızı ve boz öküzleri
kara öküze saldırır,
yuvarlayıp sürükleyerek sokar derenin içine…
https://m.bianet.org/system/uploads/1/files/attachments/000/001/080/original/zazaca_t%C3%BCrk%C3%A7e_p.pdf?1392889969

diyarbakır koşullarında sarımsak yetiştiriciliğinde farklı dikim tarihlerinin hasat, verim ve kalite üzerine etkisi
http://acikerisim.dicle.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11468/4773/572004.pdf

henüz 10 yaşını idrak etmiş olan küçük mustafa, 1941 yılının mayıs ayında eline geçirdiği bir dinamit kapsülü ile oynarken kapsülün patlaması sonucunda sol gözü ile sağ elinin üç parmağının uç kısımlarını kaybeder. ulaşım imkânlarının yetersiz olduğu o günlerde kağnı ile erzurum’a getirilir ve numune hastanesi’nde bir süre tedavi gördükten soma köyüne götürülür. 1943 yılında sağ gözünde de rahatsızlık hisseden mustafa, tedavilerden sonuç alamaz ve sağ gözünün görme yeteneğini de büyük ölçüde kaybeder.
+
bu olaydan sonra mustafa’da belirgin bir biçimde içe kapanma görülür. organlarından birini kaybetmenin üzüntüsüne hastane kapılarında acılarla geçirilen günlerin sıkıntısı eklenir. yoksulluk içinde kıvranan bir ailenin çocuğu olarak bunlara katlanmak zorunda kalır.
+
âşıklar toplumsal olaylara karşı sessiz kalamazlar. toplumun neşesini, sevincini, derdini, kederini şiirleri ile anlatırlar. ruhani de 2006 yılında dünyada ve türkiye’de görülen salgın bir hastalıkla uğraştı: kuş gribi. bu hastalık yüzünden insanlarımızı kaybettik, kanatlı hayvanlarımızı itlaf ettik. ruhani de bu konu üzerine “kuş gribi” isimli bir şiir yazmıştır. taşlama türündeki bu şiirinin son iki kıtasını eğitimle alakalı bulduğumuz için o kıtayı incelemeyi uygun gördük.
vallahi korkudan sarardık solduk
çare tavukları yakmakta bulduk
ilaç yok imkân yok zavallı kaldık
gel bizi kes dedik kuş gribine
bir hastalık karşısında duyulan acziyeti ifade eden ruhani bu kıtada tavukların canlı canlı yakılmasını eleştirmekte ve ilacın ve imkânın olmamasından yakınmaktadır.
âşık ruhanimin başı olaydı
alt yapı olaydı işi olaydı
iğnesi olaydı aşı olaydı
sus olan sus derdik kuş gribine
son kıtada da alt yapıdan kastı, bilimsel alt yapıdır. “yeterli bilimsel imkâna sahip olabilseydik ve bilim alanında ilerlemiş olsaydık aşısını, ilacını yapar hastalığı engellerdik. bu sayede hayvanlarımızı canlı canlı yaktırmaz, kanatlı hayvanlara yönelik yapılan katliama seyirci kalmazdık.” diyen ruhani, bilim alanındaki yetersizliği eleştirmektedir.
+
ruhani, “sistem” (ruhani 2007: 221) isimli şiirinde de yine birçok konuya değinmiş ve birçok uygulamayı, bu uygulamaların sonuçlarını hicvetmiştir. sistemin çarpıklıklarını dile getiren bu şiirinde ekonomik bozulmalardan ailevi ilişkilerdeki bozulmalara kadar birçok konuya değinmiş, toplum içerisindeki rahatsızlıkları dile getirmiştir. şiirin beşinci kıtasında:
yere göğe sığmaz yaptığı hata
köle oldu şehavete şöhrete
gençliği sevk etti fuhuşiyete
bu kötü zihniyet bu sakat sistem
sistemin çok fazla hata yaptırdığını, gençleri fuhuşa yönlendirdiğini, insanları şöhret ve şehvet meraklısı yaptığını belirtmektedir.
cahili kâmile etti danışman
kamil doğduğuna bin oldu pişman
kardeşi kardeşe bıraktı düşman
bu kötü zihniyet bu sakat sistem
sistemin cahil insanları arif insanlara danışman yaptığını, bu durumun da arif insanı zor durumda bıraktığını, cahil insanın arif insana ayak bağı olup onu engellediğini belirtmektedir. yine sistemin ailevi ilişkileri de bozduğunu, kardeşlerin arasını açtığını belirtmektedir.
âşık ruhani’yim bilmem ki neden
yıllar geçti uyanmadık uykudan
yurdumu düşmana güdümlü eden
bu kötü zihniyet bu sakat sistem
son kıtada da sistemin insanları derin bir uykuya daldırdığını, bu sebeple gerçekleri göremeyen insanların hatalardan dönemediğini söylemekte ve bunun sonucunda da ülkenin düşmanlara güdümlü olmasına sebep olduğunu ileri sürmektedir.
https://www.atauni.edu.tr/yuklemeler/af208dcc4064718a4c965181d4b8996a.pdf

dizi karakterlerinden etkilenme hakkında izleyici değerlendirmeleri
+
“bütün merakın görünene” odaklandığı bir dönemde ekrana yansıyan unsurlar önemli bir konuma yükselmektedir . televizyon karşısında geçirilen sürenin kayda değer oranlarda artması, en çok izlenen program türlerinden birisi olan dizi film2 oyuncularının temsil ettiği modelleri izleyicilerin daha sık aralıklarla görmesine neden olmaktadır.
+
bireylerin dünya hakkında bildiklerinin büyük kısmı kurgusal ama gerçeklikten payı olan sembolik gösterimlerle meydana gelmektedir . sembolik gösterimin yapıldığı ve geniş kitlelere hitap eden unsurlardan birisi de dizi filmlerdir.
+
dizilerin toplum üzerinde yön belirleyici konumunun olabileceği bizzat bu işle uğraşanlar oyuncular tarafından da dile getirilmektedir.
+
dizi karakterlerinden en çok etkilenmenin yaş değişkenine göre ‘61 ve yukarısı’ grupta, meslek açısından ‘işsiz’ grubunda olduğu anlaşılmıştır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/303746

televizyon dizilerinin toplum üzerindeki etkisi
(karabük örneği)
+
kitle iletişim araçları arasında yaygın olarak kullanılan televizyon, toplum içerisinde belli işlevlere sahiptir. bunların başında haber verme özelliği gelmektedir. bilgilerin yayılması toplumsal iletişim açısından oldukça önemlidir. televizyon, haber vermenin hemen ardından bireylere sunduğu programlarla bir eğitim aracı olarak karşımıza çıkmaktadır. günümüzde birçok şeyin televizyon aracılığıyla kısa sürede öğrenilebilir duruma gelmesi eğitsel işlevinin bir göstergesidir. üçüncü sırada ise eğlendirme özelliği göze çarpmaktadır. ucuz ve kolay ulaşılabilir olması izleyicinin serbest zaman geçirmek adına tercihini belirlemektedir. eğlence ve show programları, aynı zamanda dizi filmler, bu işleve hizmet eder. bir diğer işlevi ise mal ve hizmetlerin tanıtılmasıdır. yayınlanan programların pek çoğunda sanal reklamlar yer alır. son olarak inandırma ve harekete geçirme işlevi karşımıza çıkar ki; bu ikisi haber verme ve reklam özellikleriyle bağdaşmaktadır. haber verme özelliği inandırma isteği üzerine kuruludur. reklam politikaları ise kitleleri etkileme ve ürünü pazarlama anlayışıyla donatılmıştır.
+
televizyon dizileri, içerisinde ana karakterler ve çok sayıda yan karakter bulunan, çoğunlukla ana karakter etrafında gerçekleşen olayları anlatan televizyon programlarıdır. dizilerde olay örgüsü sürekli bir akış halinde devam eder. izleyiciyi bu akış içinde tutmak için dizide kendisini bulacağı bireysel hayatlar sunulur.
+
ahlakî değerlere uygun olmadığı için dizi izlemeyi terk edenlerin ilk sırasında 45 yaş üzerindeki denekler (%56) yer almaktadır. 12-18 yaş aralığındaki gençler ise bu konuyu en az önemseyen grup (%18) olarak karşımıza çıkmıştır. aynı şekilde diğer yaş aralıklarına göre daha fazla tüketmeye meyilli olan 12-18 yaş aralığındaki gençler, bir başka dizi sebebiyle izlediği diziden en çok vazgeçenlerdir (%32). oyuncuların siyasi görüşüne göre dizi izlemeyi terk edenler daha çok 45 yaş üstü deneklerle (%14) 19-25 yaş aralığındaki (%13) gençlerdir. 19-25 ile 26-45 yaş aralığındaki denekler, dizinin gizli mesaj içeriyor olmasını olumsuz bir neden olarak görmektedir (her iki grupta da oran %11’dir). oyuncuların özel hayatını dikkate alanlar yalnızca 19-25 yaş aralığında olanlardır (%5). diğer yaş grupları bu konuyla ilgili herhangi bir beyanda bulunmamıştır.
+
kadınlar (%38), ahlakî değerlere uygun olmadığı için dizi izlemeyi erkeklerden (%30) daha fazla terk etmektedir. erkeklerin (%16) herhangi bir diziyi kadınlara göre (%7) daha fazla terk etme sebebi ise oyuncuların siyasî görüşüdür. diğer seçenekler için erkeklerle kadınlar arasında birbirine yakın sonuçlar ortaya çıkmıştır.
+
televizyon simülasyon evrenine ait bir araçtır.39 diziler de bu simülasyon evreninin bir parçasıdır. izleyiciye gerçek olmayan görüntüleri gerçekmiş gibi hissettirir. dizilerde rol alan insanlar ve hayvanlar, gerçek canlılar olduğu için dizi izlerken de bu gerçeklik noktasından hareket edilir. izleyiciler yaşananların gerçek olduğu hissine kapılır.40 araştırmamızdaki deneklerin 92’si (%23) bu yanılsamayı yaşamaktadır. toplum, zamanla, dizilerde olayların abartılarak yansıtılmasına alışmıştır. dolayısıyla seyirci kendisini oyuncuların yerine koyarken bu abartılı durumu içinde yaşamakta, bu durumu gerçeklik zannetmektedir. daha sonra gerçek hayatta yaşadığı olaylara, bunun abartılı halini içinde yaşadığı için, gerçeklik tepkisi verememektedir. dizilerin olayları simüle edip gerçeklikten uzaklaştırma gibi olumsuz bir etkisi bulunmaktadır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/744717

dünyanın en renkli ekranı
türkiye’de dizi sektörü
https://www2.deloitte.com/content/dam/Deloitte/tr/Documents/technology-media-telecommunications/tr-media-tv-report.pdf

televizyon dizilerinin toplum üzerindeki etkileri sosyo-kültürel bir çözümleme (erzurum örneği)
https://atauni.edu.tr/yuklemeler/a8d49dad35c0c121deb57a20bdf2f60f.pdf

2000-2010 yılları arasında türkiye’de dizi yapım politikaları
http://academicrepository.khas.edu.tr/bitstream/handle/20.500.12469/3034/2000-2010%20Y%C4%B1llar%C4%B1%20Aras%C4%B1nda%20T%C3%BCrkiye%27de%20Dizi%20Yap%C4%B1m%20Politikalar%C4%B1.pdf

çocuk oyuncuların hukukı durumu üzerine bir inceleme
http://gunhukuk.com/wp-content/uploads/Makale_%C3%87ocuk-Oyuncular%C4%B1n-Hukuki-Durumu_Av.-%C3%96zlem-Akbulut-G%C3%BCn_07_11_2014-1.pdf

oyuncu sözleşmesi
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/ET001260.pdf

türkiye’deki popüler televizyon dizilerinin çocuklar üzerindeki etkilerinin din eğitimi açısından incelenmesi
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/ET001901.pdf

türkiye’de yerli televizyon dizileri: film enflasyonundan dizi enflasyonuna
https://kutuphane.marmara.edu.tr/dosya/kutuphane/form-files/382/1601743307_5f78a9cbdafc1.pdf

öğretmen adaylarının tarihi dizi/filmlerle yaşam boyu öğrenme algısı ve tarih şuuru oluşumu hakkındaki görüşlerinin belirlenmesi
http://earsiv.erzincan.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12432/3340/10274790.pdf

dizi ve filmlerde ürün yerleştirmeye tüketicinin bakışı
https://www.researchgate.net/profile/Deniz-Akguel-2/publication/301695862_DIZI_VE_FILMLERDE_URUN_YERLESTIRMEYE_TUKETCININ_BAKISI/links/572349c908ae262228aa64cc/DIZI-VE-FILMLERDE-UeRUeN-YERLESTIRMEYE-TUeKETCININ-BAKISI.pdf

iskender’in ömrü hazar denizi’ne düzenlenecek keşif seferini görmeye yetmemiştir. mö 323 yılında arap yarımadası’na yapacağı büyük bir askeri harekâtın hazırlıkları ile uğraşırken, içkili bir eğlence sonrasında hastalanmış ve 13 haziran günü hayatını kaybetmiştir.
http://acikerisim.pau.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11499/35391/10375227.pdf

erdemli kadınların etkisi
+
annelerimizin bağlılığı ve yüreklerinde tanrı’nın yaşadığına dair duydukları kusursuz tanıklık olmazsa, bu kilise ölüp gider.
+
büyük kapıların küçük menteşeler sayesinde açıldığını söyleyen bir atasözü vardır. kız kardeşler, küçük olarak görünen şeylerle sergilediğiniz örnek gençlerimizin hayatında büyük farklılıklar yaratacaktır.
+
siz harika bir kız kardeş ve güzel bir örneksiniz. gençlerimiz sizin sayenizde bereketleniyor ve rab sizi bunun için seviyor.
+
onlar fakirlerle ve hastalarla ilgilenirler; sevindirici haberi duyurma, sosyal yardım, insani yardım ve diğer misyon hizmetlerinde bulunurlar.
+
kilise’deki tüm kadınlar için önemli bir zamanda yaşıyoruz. kız kardeşlerim, sizler cennetteki baba’nın sonsuz mutluluk için olan planının önemli bir kısmını oluşturuyorsunuz.
+
güzel, ama genelde sıkıntılı olan dünyamızın neresinde doğmuş olursak olalım, “zayıfların yardımına koşan, sarkık elleri kaldıran ve bükük dizleri kuvvetlendiren” bir insan olabilirsiniz.
+
erkek kardeşlerim, dua ediyorum ki biz rahiplik sahibi kişiler olarak—bu seçilmiş kadınların kocaları, babaları, oğulları, kardeşleri ve arkadaşları olarak—onları rab’bin gördüğü gibi, dünyayı iyilik adına etkilemek üzere sınırsız potansiyeli olan tanrı’nın kızları olarak görelim.
+
ade edilişin ilk günlerinde, rab, emma smith’e, kocası, peygamber joseph smith’in aracılığıyla konuşup ona şu talimatları ve kutsamaları verdi: “sadık [ol] ve önümde erdem yollarında yürü. . . . korkmana gerek yok. . . . bu dünya ile ilgili şeyleri bir kenara koyacaksın ve daha iyi olan şeyleri bulmaya çalışacaksın. . . . yüreğin ferah olsun ve sevin. . . . ve doğruluk tacını alacaksın”.
https://www.mormonum.org/Eylul2009fpm.pdf

platon’dan smith’e sosyal düzenin inşası
+
zenginlik ile yoksulluğun olmadığı bir toplulukta, işte en soylu karakterler bu toplulukta yetişebilir: çünkü ne küstahlık ne de haksızlık, ne rekabet ne de kıskançlık görülüyor.
+
insanlar kendilerinin özgür olduğunu sandıklarından yanılırlar. bu sanının tek dayanağı, insanların kendi eylemlerinin bilincinde oldukları halde, bu eylemleri belirleyen nedenleri bilmemeleridir. insanın eylemlerinin iradeye bağlı olduğunu söylemeleri ise bir laf kalabalığıdır, çünkü bu söze dair hiçbir fikirleri yoktur. hiçbiri iradenin ne olduğunu bilmez, dahası bedeni nasıl hareket ettirdiğini de.
+
insana özgü istencin sosyal düzeninin kuruluşunda tanrı’yı dahi öteleyen gücüne kim selam durabilir?
+
rousseau için sorun en yalın görünümüyle bilginin kendisi değildir. onun için sorun, tarih boyunca edinilen bilginin, eşitsizlik üzerine kurulu bir toplumsal yapıda yarattığı ve eşzamanlı olarak bu yapıdan beslenen çarpıklığını, biçimselliğini ve bozulmuşluğunu açık etmektir.
+
hükümet ve yasalar, bir araya toplanmış insanların, birlik ve huzur içinde yaşamalarını sağlar. onlar kadar egemen olmamakla beraber, belki onlardan daha güçlü olan bilim, edebiyat ve sanatlar insanları bağlayan zincirleri çiçeklerle örter; özgür yaşamak için doğmuş görünen insanların damarlarında taşıdıkları özgürlük duygusunu söndürür. onlara kölelik hayatını sevdirir.
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/3357/Platon%27dan%20Smith%27e%20Sosyal%20D%C3%BCzenin%20%C4%B0n%C5%9Fas%C4%B1.pdf

eğer evreni en derin düzeyde anlamak istiyorsak, sadece evrenin nasıl davrandığını değil, niçin böyle olduğunu da bilmeye ihtiyacmz vardr. niçin hiçbir şey değil de bir şey var? niçin varız? niçin tabiat kanunlar başka türlü değil de böyle?
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/162793

ölüm kuyruğunda üç yıl geçirdim, bu da benim hayatımın yarısı gibiydi. en kötü anılar o vahşi anlarla ilgilidir –dostların infaz edilmesi, o vedalaşmalar…
https://www.maltepe.edu.tr/Content/Media/CkEditor/1311202003082326-bulten_Kasim%202020.pdf

kuyruk teorisi
https://kisi.deu.edu.tr/gokce.baysal/kuyruk%20teorisi_sunum.pdf

iki bankanın farklı şubelerindeki müşteri bekleme sürelerinin kuyruk modeliyle etkinlik analizi
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/382338

hizmet üreten bir sistemin bekleme hattı (kuyruk) modeli ile etkinliğinin ölçülmesi
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/184957

hemen şimdi gidin buradan. kolay ölüm kuyruğuna girin, orası daha hızlı ilerliyor.
https://www.kitabxana.net/files/books/file/1304240424.pdf

xxı. yüzyıl mısır edebiyatında distopik romana bir örnek: besme abdulazîz’in et-tâbûr romanı
+
besme abdulazîz’in 2013 yılında kaleme aldığı et-tâbȗr (kuyruk) adlı romanı bürokrasiyle kuşatılmış bir toplumu hikâye ederken, hegemonya, kontrol mekanizmaları, kimlik kaybı, teknoloji gibi distopik romanın eleştiri unsurlarını da ihtiva eder.
+
otoriter rejimlerin, teknolojik imkânlardan beslenen gücü ve althusser’in deyimiyle “devletin ikna aygıtı” medyanın etkileme tasarrufuyla elinde tuttuğu tahakkümün eleştirildiği romanda, birden fazla karakter üzerinden sağlanan akışla, toplumsal yapı homojen olarak temsil edilmiştir.
+
kapının nüfuzu işletmelerin ve örgütlerin içine, sokaklara, hatta insanların evlerine kadar sızmaya başlamıştır.
+
ortaya çıkmasının ardından katı buyruklarına uymaya zorlandıkları için ayaklanan insanlar ezici birlikler tarafından püskürtülmüş, yaralı protestocular kaosa neden olmak ve güvenlik güçlerine zarar vermekle suçlanmış, “utanç verici olaylar” adıyla tanımlanan bu duruma cevap olarak kapı tamamen kapatılmıştır.
+
ülkenin önde gelen gazetecileri yayınladıkları bildiri metninde, ölen ya da yaralananların vücutlarında tek bir mermiye dahi rastlanmadığını, asilerin taş atarak ve eski bir binadan söktükleri parmaklıklarla birbirlerini yaraladığını duyurmuştur.
+
zefir hastanesi’nde görevli bir doktor hakikat gazetesine yaptığı açıklamada, yüksek ölüm oranlarını asilerin hassasiyetine bağlar. bir kısmı birbirlerine söyledikleri ağır ithamlardan etkilenerek kalp krizi geçirirken bazıları da tesadüfen bulundukları bu ortamda psikolojik travma sonucu yere yığılmıştır.
+
besme abdülazîz hayatlarını devam ettirebilmek için gerekli sıradan olaylarda bile izin almak zorunda kalan insanların, kuyrukta bekleyişi üzerinden kurguladığı romanda yahyâ el-gad adlı karakteri ön plana çıkarken iktidar hakkında farklı düşünceye sahip tiplemelerden oluşan karakter kadrosuyla toplum dokusunu ortaya koymaya çalışmıştır.
+
yahyâ el-gad “utanç verici olaylar” meydana geldiği gün, ne olup bittiğini öğrenmek için dışarı çıktığı sırada idrar torbasına isabet eden kurşunla yaralanmış, kaldırıldığı hastanede ilk müdahaleyi yapan doktor târık fehmi’in, kapı’nın izni olmadan ameliyatı gerçekleştirememesi nedeniyle tedavisi yarım kalmıştır. diğer yaralılarla birlikte ameliyat yetkisine sahip zefir hastanesi’ne sevk edilmiş, ancak hasta yoğunluğu nedeniyle tedavi edilmeden taburcu edilmiştir.
+
ülke gündemine dair bilgisi kulaktan dolma haberler sınırlı olan doktor târık fehmi yahyâ’nın gittikçe kötüye giden durumuyla farkındalık kazanır. olaydan sonra kendisini ziyarete gelen üniformalı bir askerin dosyadaki, kurşunla ilgili tüm delilleri ortadan kaldırması ve yahyâ hakkındaki bilgilerin sürekli güncellenmesi huzurunu kaçırmıştır.
+
yaşamın bütün çehrelerinin akis bulduğu kuyrukta hayat akmaya devam ederken farkındalığın çaresizliğinden bağlılığın güvenine kayan örnekler karşımıza çıkar. öğretmen ines abayalı adamla evlenirken, emânî, röntgen sonuçlarını alabilmek umuduyla gittiği zefir hastanesi’nde, alıkonduğu sırada gördüğü baskı sonucu, her şeyin bir sanı olduğu düşüncesine sığınmıştır. çatışmalarda silah kullanılmamasına rağmen yahyâ yaralandığını zannederek suni bir sancı çekmektedir.
+
ülkede gerçek habercilik yapmak isteyen gazeteci ehap’ın yolu kuyrukta, yahyâ ve arkadaşlarıyla kesişmiştir. kurşunu belgeleyerek iktidarın yalanını ortaya çıkarmak ve halkın mağduriyetini duyurmak niyetiyle yaptığı haberler gazete patronu tarafından geri çevrilir.
+
doktor târık fehmi, vicdanını daha fazla susturamayacağını anlayarak nâcî’nin evinde ameliyatı gerçekleştirmeye karar verir. yahyâ’nın her gün güncellenen dosyasına eklenen son bir cümleyle biten romanda, hikâyeyi tamamlamak okuyucuya bırakılır: “yahyâ gad el-rab saed hayatının yüz kırk gecesini kuyrukta geçirmiştir.”
+
otoritenin hâkimiyetinde, muhalif taraf olmanın bedelini ödemeye hazır olmak dışında bedelsiz özgürlüğün olmadığı toplumda, çoğunluk iktidarla uzlaşmayı tercih eder. otoriter toplumlarda, uzlaşma aklın da bedenin de güvencesidir korku ise iktidarın en büyük muhafızı.
+
mısır’da modern edebiyatın eleştiri konularından biri olan “din”, iktidarın ikna aracı olarak söz konusu romanda da yerini almıştır. fetva ve aklileştirme komitesi başkanı “yüce şeyh”in gündemle ilgili verdiği fetvalar ironik bir üslupla ifade edilirken, dinî perspektiften kadın konusu da romanın eleştiri hedefleri arasındadır.
+
“yüce şeyh”, allah’tan korkan insanlar tarafından işletilen şirketlerin boykot edilmesini yasadışı ilân eder.
+
belli bir ışıktan bakıldığında üzerinde “allah” adının okunduğu şekerler üreten fabrikanın boykot edilmesinde bir mahzur yoktur. zira allah adının yenilmesi dinin toplumdaki yerini aşağılamak anlamına gelmektedir.
+
“yüce şeyh” hakikat gazetesine verdiği röportajda “utanç verici olaylar”da yaralananlarla ilgili iki fetva yayınlar. olaylarda silah kullanıldığına dair haberler dinsiz bir azınlık tarafından yayıldığı gibi, çok şükür ki çoğunluğu mümin olan halk mermilere maruz kalsa bile bunun allah’ın kaderi olduğunu bilecektir. ikinci fetvaya göre onlar allah’ın iradesine karşı gelmemek gerektiğini ve vurulduğunda cennete gideceklerini bildikleri için mutlu olacaklardır.
+
kızına ameliyat izni almak için kapı’da bekleyen ummu mebrûk, metroda kendisini taciz eden adamla arasında geçen olayda, “kadının yeri evidir” şeklinde eleştirilirken, bir yolcunun kuran’dan okuduğu ayetler bu teze delil olarak sunulmuştur. söz konusu romanda dinî eleştiri tek taraflı bir düşünce olarak kalmış bu alana hâkim olmayan okuyucuda soru işareti bırakmıştır.
http://sssjournal.com/Makaleler/1447675025_05_54_6_ID1979_%c3%87elinlio%c4%9flu_35-41.pdf

bir salgını kadın olarak deneyimlemek: covid-19 günlerinde ev içindeki yaşamın eşitsiz doğası
+
kadınlar ilk defa salgın sürecinde eşlerinden şiddet gördüklerini ve eşiyle yaşadıkları tartışmaların arttığını söylemişlerdir. bu süreçte kadınların deneyimleri ailesel rollerle sınırlı kalmış, iş verimlikleri düşmüş, uyum ve sağlık sorunları yaşamışlardır.
http://journalofsocial.com/Makaleler/225806093_05.%20ID403_6-31.%20Ers%c3%b6z_1510-1522.pdf

covid-19 salgınının toplumsal cinsiyete dayalı şiddeti, kadın sünnetini ve çocuk yaşta evliliği sona erdirme çabaları ile aile planlaması üzerindeki etkisi
+
unfpa, sürdürülebilir kalkınma amaçlarına ulaşmak için hedef olarak belirlenen 2030 yılına kadar dünyayı geliştirecek üç sonuç elde etmeyi hedeflemektedir. hedeflenen bu sonuçlar: aile planlaması ihtiyacının karşılanması, kadın sünneti, çocuk yaşta evlilik gibi zararlı uygulamalar dahil olmak üzere toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin sonlandırılması ve tüm önlenebilir anne ölümlerinin sona erdirilmesidir. bu ara dönem teknik bilgi notu; covıd-19 salgınının bu hedefleri elde etmeye yönelik kaydedilen ilerlemeyi ciddi ölçüde sekteye uğratabileceğini gösteren analizler içermektedir.
https://turkey.unfpa.org/sites/default/files/pub-pdf/COVID-19un_Dunyaya_Etkileri_Arastirma_Raporu.pdf

covid-19’un ekonomik etkilerinin toplumsal cinsiyet eşitliği bağlamında değerlendirilmesi
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1262400

covid-19’un kadınlar üzerindeki etkisi
https://turkey.un.org/sites/default/files/2020-06/policy-brief-the-impact-of-covid-19-on-women-tr.pdf

cinsiyet nötr olamayan bir kriz daha: koronavirüsün kadın çalışanlar üzerindeki sosyoekonomik etkileri
https://www.ikv.org.tr/images/files/Cinsiyet_Notr_Olamayan_Bir_Kriz_Daha_Koronavir%C3%BCs%C3%BCn_Kad%C4%B1n_%C3%87al%C4%B1%C5%9Fanlar_%C3%9Czerindeki_Sosyoekonomik_Etkileri_Merve_Ozcan_Altan_son(1).pdf

covid-19 pandemi sürecinde engelli kadınların insan hakları izleme raporu
+
virüsten korunmak için takılan maskelerin dudak okuması gereken sağır bireyler için iletişimi azalttığı ve bu yüzden iş yerinde dahi kimseyle iletişim kuramayan sağır kadınların olduğu,
http://engellikadin.org.tr/wp-content/uploads/2021/03/ENGKAD-COVID-19-IZLEME.pdf

toplumsal cinsiyet perspektifinden covıd-19 salgını ve bakım hizmetleri krizi: bakım hizmetlerine kamu yatırımlarının istihdam etkisi
https://www.tubitak.gov.tr/sites/default/files/Covid19veToplum/ozet-ozgecmis/22SUBAT/CSALONU/17.00-18.00/DeryaKARAKAS_Ozet.pdf

toplumsal cinsiyet çerçevesinde zorluklar, eğilimler, olanaklar
diyarbakır’da pandemi ve kadın
https://tr.boell.org/sites/default/files/2020-12/D%C4%B0SA%20rapor%20-%20son.pdf

domuz gribi (h1n1) salgınıyla ilişkili algıların, kaygı ve kaçınma düzeyi değişkenleri bağlamında incelenmesi
https://www.psikolog.org.tr/tr/yayinlar/dergiler/1031828/tpd1300443320110000m000096.pdf

kırılgan gruplar ve covıd-19; kadınlar
https://www.ttb.org.tr/kutuphane/covid19-rapor_6/covid19-rapor_6_Part54.pdf

covid-19 pandemisinin ruh sağlığına etkileri
https://www.solunum.org.tr/TusadData/Book/881/131020201683-bolum12.pdf

koronavirüs salgını süresince kadına yönelik şiddetle mücadele izleme raporu
https://morcati.org.tr/wp-content/uploads/2020/06/koranavirus-salgini-suresince-kys-rapor.pdf

kara ölüm: 1348 veba salgını ve ortaçağ avrupa’sına etkileri
https://arastirmax.com/en/system/files/dergiler/175743/makaleler/10/arastrmx_175743_pp_123-150.pdf

covid-19 salgınının kas hastaları üzerindeki etkisi
https://kasder.org.tr/wp-content/uploads/2020/10/Covid19-Rapor.pdf

yeni koronavirüs hastalığının toplum üzerine etkileri ve hemşirelik yaklaşımları
https://www.researchgate.net/profile/Hilal-Yildirim-7/publication/347946680_YENI_KORONAVIRUS_HASTALIGININ_TOPLUM_UZERINE_ETKILERI_VE_HEMSIRELIK_YAKLASIMLARI/links/5fe99c24a6fdccdcb80cc78f/YENI-KORONAVIRUeS-HASTALIGININ-TOPLUM-UeZERINE-ETKILERI-VE-HEMSIRELIK-YAKLASIMLARI.pdf

manisa ve çevresinde salgın hastalıkların iskâna etkisi (xvı-xx. yy.)
+
uzun bir yerleşim tarihine sahip olan anadolu’da yerleşmelerinin bugünkü halini alması fiziki (yer şekilleri, iklim, bitki örtüsü, hidrografya) ve beşeri (nüfus, ulaşım, tarım, ticaret, savaşlar vb.) faktörlerin etkisiyle gerçekleşmiştir. söz konusu bu faktörlerin birer birer ele alınması konunun daha da açıklığa kavuşturulması açısından önem arz etmektedir. işte bu sebeple anadolu iskân sürecine önemli etkileri olan köylerin yer değiştirmesine ve hatta kaybolmasına neden olan faktörlerden biriside özellikle tarihi süreçte hiç şüphesiz salgın hastalıklardır. sağlık şartları ve tedavi imkanlarının günümüze göre oldukça geride olduğu geçmiş dönemlerde, şimdi basit gibi görünen bazı salgın hastalıklar insanlık için ciddi bir problemdi ve sonuç genellikle felaket niteliğinde olabiliyordu. salgın hastalıkların iskâna olan etkileri üzerine odaklanan çalışmada konu; mekân olarak manisa ve çevresi ile zaman aralığı ise xvı-xx. yüzyıl ile sınırlandırılmıştır. amaç anadolu iskân tarihinde ciddi bir problem olarak duran ve henüz sebepleri tam olarak ortaya konulamamış köylerin terk edilme/kaybolma sebepleri arasında yer alan salgın hastalıkların etkisini ortaya koymaktır. bu amaca matuf olarak bu çalışmada üç tür kaynaktan yararlanılarak tamamlanmıştır: arşiv kaynakları, arazi çalışmaları esnasında sözlü tarih yöntemi ile derlenen bilgiler ve son olarak ta ilgili literatürden istifade etmek suretiyle toplanan bilgi ve bulgulardır. manisa ve çevresinde araştırmaya konu edilen zaman diliminde xvı. yüzyılın son mufassal tahrir defterinde yer alan 219 köyden günümüze gelindiğinde 142’sinin (%65) kaybolduğu tespit edilmiştir. söz konusu köylerin terkedilmesi ve kaybolmasının nedenleri arasında manisa ve çevresindeki köylerde yaşanan salgın hastalıklar da etkili olmuştur. elbette tek başına tüm köylerin kaybolmasını izah edemese de sahada arşiv belgeleri, araziden alınan bilgiler ve literatürde yer alan bulguların da işaret ettiği üzere bölgede iskân sürecini sarsan ve derinden etkileyen bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. söz konusu bu salgın hastalıkların tesirlerinin bugün halk arasında hala yaşıyor ve hikâyelerinin canlı bir şekilde anlatılıyor olması iskâna olan etkilerini göstermesi açısından ayrıca dikkate değerdir.
+
ülkemizde de oldukça yaygın olduğu anlaşılan kayıp köyler konusuna ilişkin öncü akademik çalışmaların 1950’li yıllardan itibaren ingiltere’de başladığı görülür.
+
türkiye ortalamasının %50 olarak öngörüldüğü (gümüşçü ve yiğit, 2014) kayıp yerleşme oranın manisa’da % 65 olması dikkat çekicidir.
+
padişahın emri ile devlet önde gelenleri halkile b eraber ok meydanı’nda duada bulunmuşlardır. daha sonra taunun devam ettiği anlaşılıyor ki bu kez padişah buyruğu ile alemdağı’na çıkılarak vebanın def’i ve hastaların şifa bulması için dualar edilmiş, kurbanlar kesilerek dağıtılmıştır.
+
öte yandan 1697 senesinde aydın, saruhan, menteşe ve alaiye sancaklarında veba salgınını sebebiyle birçok insan ölmüştür. geriye kalanların avarız ve nüzul bedellerini ödemeyecek durumda oldukları için merkezden vergi indirimi ve yardım talebinde bulunmuşlardır. bu durum üzerine halkın geçmiş borçları affedilmiştir.
+
ege bölgesi, vebanın sık görüldüğü bölgelerdendir. kronolojik olarak hemen hemen hiç eksiği olmayan zengin bir belge birikimine sahip olan izmir şehrinde bir buçuk yüzyılın 80 yılında veba görülür. nitekim 1716’dan 1720’ye, 1734’ten 1743’e, 1757’den 1763’e, 1765’ten 1772’ye, 1783’ten 1795’e ve 1812’den 1817’ye kadarki dönemler veba salgınlarıyla geçmiştir. anadolu’nun bu büyük liman şehrinde, çoğunlukla sınırlı, ama bazen çok ciddi boyutlarda, art arda 6, 7, hatta 10, 12 yıl boyunca veba görülür. izmir’in demografik önemi ve liman faaliyetleri, enfeksiyonun varlığını bölgede devam ettirebilen önemli bir fare popülasyonunun bulunmasına elverişlidir.
+
anadolu’da veba hastalığının en fazla görüldüğü ve etkili olduğu yerlerden birsinin de manisa olduğunu rahatlıkla söylenilebilir. gerçekten de d. panzac tarafından verilen bilgileri doğrularcasına, bu hastalığın manisa’da yaygın olduğunu öğrendiğimiz gibi, belki de bu yüzden hem belgelere daha fazla yansıdığını, hem de yakın dönemde de görüldüğü için halkın hafızasında daha fazla yaşadığını yaptığımız araştırmalarda tespit etmiş bulunmaktayız.
+
arazide yaptığımız araştırmalar sırasında manisa’da tam 9 köyde bu hastalığın hatıralarda yaşadığı ve detayları pek bilinmese de bazı korkunç etkilerinin ifade edildiğini söylemek mümkündür. örneğin, adilobası köyünde, veba hastalığı veya beyin humması nedeniyle geçmişte toyyusufluk ve simad köylerinin terk edilerek adilobası köyünde toplanıldığı bilgisi erol yener tarafından verilmiştir. yunddağı köseler köyünden alınan bilgiye göre, bugün gözeler adı verilen ve ev yıkıklarının bulunduğu yerde geçmişte adını gürzelü olarak okuduğumuz köyün sit alanı olduğu anlaşılmaktadır ve burası, yörede “ölet” denilen vebadan dolayı terk edilmiştir.
+
bağyolu köyünde gerçekleştirilen görüşmelerde feridun yılmaz’dan edinilen bilgilere göre, bugün kovanca mevki adı verilen yerde geçmişte bulunan köy, öletten dolayı yok olmuştur. bu köyden sadece bir kadın bahsedilen hastalıktan kurtularak bergama örtülü köyüne kaçmıştır.
+
sıtma hastalığı ve dolayısıyla sivrisinek de aynı ölçüde öldürücü olmasa da, benzer bir etki yaparak köylerin terk edilmesine sebebiyet vermiş görünmektedir. nitekim manisa bağyolu köyünde feridun yılmaz’dan alınan bilgiye göre; veba hastalığı yanında sıtmadan da zarar görmüş, ova kesimde sivrisinek ve sıtmadan rahatsız olarak yund dağı’na yerleşmişlerdir.
+
manisa’da veba ve benzeri rahatsızlıkların özellikle yuntdağı ve çevresinde onun eteklerindeki yerleşmelerde görülmesi oldukça anlamlıdır. zira yapılan araştırmalarda vebanın çıkış kaynağının kırsal alana işaret edilmesini doğrular niteliktedir.
+
ova tabanında sıtma, dağlık alanlarda özellikle yuntdağı ve spil (manisa) dağı çevresinde veba (taun) arazi araştırması esnasında yaygın olarak görülen salgın hastalıklar durumundadır.
+
vebanın kırsal alandan çıktığı hipotezini arazi araştırması sırasında gerçekleştirdiğimiz görüşmeler teyit eder niteliktedir.
+
yaşanan diğer sebepler ile birlikte salgın hastalıklar xvı. yüzyılda günümüze yerleşmelerin terk edilmesi ve süreç içerisinde kaybolmasına neden olmuştur.
http://tucaum.ankara.edu.tr/wp-content/uploads/sites/280/2016/12/Int_semp_BC8.pdf

anadolu tunç çağı insan iskeletlerinin paleodemografik ve morfometrik analizi: kütahya seyitömer örneği
https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/37411/302126.pdf

geçmişten günümüze pandemilere genetik ve antropogenetik açıdan bakış
http://www.smartofjournal.com/Makaleler/1663496558_30_6.32_ID558_%c3%96zko%c3%a7ak%20vd_1114-1124.pdf

koronavirüs pandemisinin kültüre etkileri
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1250879

insan bağışıklık eksikliği virüsü/edinsel immün yetmezlik sendromu: dünyada ve türkiye’de epidemiyolojik değişimler
http://cms.galenos.com.tr/Uploads/Article_16589/Haseki%20Tip%20B%C3%BClteni-55-4-En.pdf

cafer höyük ve değirmentepe ortaçağ topluluklarının karşılaştırmalı antropolojik analizi
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/9062/Cafer%20H%C3%B6y%C3%BCk%20ve%20De%C4%9Firmentepe%20Orta%C3%A7a%C4%9F%20Topluluklar%C4%B1n%C4%B1n%20Kar%C5%9F%C4%B1la%C5%9Ft%C4%B1rmal%C4%B1%20Antropolojik%20Analizi-Merve%20G%C3%96KER.pdf

türkiye’de antropolojinin kurulma ve kurumsallaşma sorunlarına tarihsel bir yaklaşım: dtcf örneği
+
antropolojiye yönelik en büyük iki eleştiri antropolojinin “sömürgeciliğin bir bilimi” ve “ırkçılığa en çok katkı sağlayan disiplin” olduğu yönündedir. yıllarca bu “günahkâr” geçmişinden kurtulmanın mücadelesini veren antropoloji, dünyada bununla hesaplaşmış ya da bunu başarmış olsa da, türkiye’de henüz bu durum tam anlamıyla gerçekleşmiş değil.
https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/31576/tez.pdf

avan-zâde mehmed süleyman ve osmanlılarda ilk fizik antropoloji çalışmaları
https://pdfs.semanticscholar.org/d9d8/fa1869fcea114d3f61fbe009bf3fd38f02c0.pdf

türkiye’de dinler tarihi çalışmalarında antropolojinin etkisi
http://acikerisim.ybu.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/2015/604982.pdf

sosyolojik reçetelerle sağlık
+
hastalıkların ve sağlığın adresi yalnızca tıp değil, aynı zamanda sosyolojidir.
+
ne var ki tıp bu uğraşında yalnız başına değil, temel toplumsal kurumlarla ilişki halinde yol almıştır. tıbbın etkileşimde olduğu kurumların başında siyaset ve ekonomi bulunmaktadır. örneğin “tıbbın gerçek anlamda bir meslek olarak oluşması yönündeki ilk adımlar bir hekim veya din adamı tarafından değil, bir hükümdar, babil kralı hammurabi tarafından atılmıştır. m.ö. 2000’lere ait meşhur hammurabi kanunlarında hastaları ve hekimleri koruyan, mesleğin icrasını düzenleyen belli maddeler bulunmaktadır”. benzer şekilde, tıbbın denetlenmesinde siyasi otoritelerin etkileri zaman zaman epey baskın olmuştur. bu, tıbbi camiada kimlerin, nerede, nasıl çalışacağının kararlarına kadar uzanmıştır. “12. yüzyılda papalığın, rahiplerin manastır dışında hekimlik yapmalarını yasaklaması ile… 12. ve 13. yüzyılda karşılıklı onaylamayla hastanelerin ve revirlerin kontrolünün kiliseden alınarak belediyelere verilmesi” bunu yansıtmaktadır.
+
medikal modele dayanan sağlık araştırmaları tıbbi desturlara olabildiğince yer açarken toplumsal kısmı büyük oranda dışlamıştır. izlenen bu yol bir yandan tıbbın otoritesini pekiştirmiş, diğer taraftan toplumsal alanı ihmal ederek tıbbı kendi kendine yetinmeye itmiştir.
+
mikrop teorisine göre hastalıklara neden olan şey bedene giren mikroplardır. böyle bakıldığında “hastalık, tıbbi bir kavrama gönderme yapmaktadır…
+
şayet hastalık mikroplardan kaynaklanan bir anomali ise sağlık, mikroplardan arınma anlamına gelen bir normallik halidir.
+
ancak bu dolaysız bağlantının kısıtlılığı kısa sürede anlaşılmıştır. çünkü mikropları yok etmek zamanla daha mümkün hale gelmiş fakat hastalıklar azalmamıştır. aksine içerik ve form değiştirerek gittikçe çoğalmıştır.
+
bugünkü tıbbi uzmanlıkların çoğu sağlığın değişen yapısına koşut olarak kendini yenilemektedir. tıp, bu yolla sağlığın toplumsal kapsamını büyütürken aslında “sağlıksızlığın” da sınırlarını genişletmektedir. örneğin çirkinlik, şişmanlık, can sıkıntısı, aşırı hareketlilik, özgüvensizlik gibi şeyler şimdiki tıbbın gözünde birer sağlıksızlık göstergeleri olarak alınmaktadır.
+
bireyler kendilerini rahatsız, hasta, sağlıklı veya sağlıksız olarak tanımlarlarken çoğunlukla içinde bulundukları sosyal çevrenin kültürel kodlarından esinlenmektelerdir.
+
kişinin bir hastalığı olmadan kendini rahatsız duyumsaması ya da benzer biçimde rahatsızlık algılamadan hasta olması olasıdır.
+
sağlık, günümüzde hayatta kalmaya bağlı biyolojik bir buyruktan daha çok, statüye bağlı toplumsal bir buyruktur. sağlık, temel bir değerden çok, bir değer yüklemedir.
+
hastalık ve sağlık birer metaya, satışa sunulmak üzere imal edilmiş mal ya da hizmete dönüştürülemez… birincisi, sağlık doğrudan varoluşla ilgili bir durumdur. temelde bir kullanım değeri ifade eder… ikincisi, piyasada sunulan bir metayı tüketme ya da tüketmeme gibi bir tercih yapılabilirken hasta olmamak yönünde bir tercihte bulunma olanağı yoktur.
+
medikal sosyoloji, bireylerin kendilerini ne zaman hasta diye tanımladıklarına, hastalıklarının üstesinden nasıl gelebileceklerine, sakat olanların nasıl tedavi olacaklarına ilişkin yollar göstermektedir… hastalıklara toplumun nasıl cevap verdiği, tedavi sürecinde meslek örgütlerinin işlevleri, sağlık kurumları ve buna ilişkin toplumsal düzenlemeler gibi konularla da medikal sosyoloji ilgilenmektedir. sağlık sosyolojisinin yürüttüğü bu çalışmalar bir bakıma “tıpta sosyoloji” yapmak demektir.
+
sağlık sorunları, çözümü sadece hekimlere bırakılmayacak kadar ciddi sorunlardır.
+
sosyolojik perspektif, tıp uzmanlarını, bir rahatsızlık araştırmasının ilgi odağı olarak ‘hasta’yı değil, ‘kişi’yi ele almaya teşvik etmektedir.
+
bireylerin her zaman sağlıklı olmaları mümkün değildir. hastalıklar kaçınılmazdır. parsons bireylerin hastalanmaları durumunda yaşananları da ele almıştır. parsons’a göre hastalanan bireyler toplumun rutin işleyişine layıkıyla katılamamaktalardır. bu, toplumun genel çıkarına aykırıdır. o halde hastalık sürecine toplumsal bir formül üretmek lazımdır.
+
parsons bu formüle “hasta rolü” adını yakıştırır. parsons’a göre bireyler, sağlıkları bozulduğu zamanlarda hasta rolünü oynamaktalardır. hasta rolü, kişisel ve sosyal yaşamın günlük seyrinde “oyunun dışına çıkmak” anlamındadır. hastalanan bireyler, tedavi süreçlerinde sosyal yaşamdan ve çalışma hayatından uzak kalmakta, işlevselliklerinden bir müddet feragat etmektelerdir. bireylerin söz konusu dinlenme ve tedavi süreleri, sağlıklarına yeniden kavuşuncaya kadardır. hatalık rolü kalıcı değil geçicidir. hastalığın sona ermesiyle bu rol bitmekte ve bireyler olağan toplumsal görevlerini kaldıkları yerden sürdürmektelerdir.
+
hekimler, freidson’ın da belirttiği gibi, bir kişinin hastalığını yasal hale getiren kişilerdir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/307413

yeni koronavirüs (covid-19) salgının sağlık sektöründe kullanılan iletişim modelleri bağlamında değerlendirilmesi: istanbul’daki özel hastanelerin ınstagram paylaşımları üzerine bir inceleme
http://mts.sosyalarastirmalar.com/Makaleler/e078a74f-06d2-453f-9008-3d8589bf3137.pdf

türkiye’de sağlık sosyolojisi çalışmaları
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/4904

sağlık-hastalık olgusu ve toplumsal kökenleri
(burdur örneği)
http://tez.sdu.edu.tr/Tezler/TS00573.pdf

sağlık arama davranışı ve etki eden etkenler
+
sağlığın başlangıcı hastalığı tanımaktır (miguel de cervantes)
https://silo.tips/download/salik-arama-davranii-ve-etk-eden-etkenler

üniversite gençlerinin cinsel sağlık arama davranışını etkileyen faktörler: bir tanımlayıcı çalışma
http://sssjournal.com/Makaleler/516571075_07_58_6_ID2106_%c3%87o%c5%9fun%20&%20G%c3%bcrsoy_1026-1036.pdf

sağlık arama davranışı olarak internet kullanımını inceleyen bir araştırma
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/48118

çevrimiçi sağlık arama davranışı (siberkondri) üzerine bir gözden geçirme
https://www.ejmanager.com/mnstemps/12/12-1589531012.pdf?t=1610474603

bireylerin e-sağlık okuryazarlığı ve siberkondri düzeylerinin incelenmesi
http://oaji.net/articles/2020/6179-1594675422.pdf

sağlık arama davranışını etkileyen faktörler: yapısal eşitlik modellemesine dayalı bir çalışma
+
sağlık durumunun algılaması kişiden kişiye, toplumdan topluma, kültürden kültüre farklılık gösteren bir olgudur. geçmiş dönemlerde ve geleneksel anlayışta sağlık kavramı, yalnızca hastalık ve sakatlığın olmayışı şeklinde algılanmış ve tanımlanmıştır. bu tanımda hastalık kavramı ön plana çıkarılmış, kişilerin, toplumların sağlığı bu kavrama bağlı olarak değerlendirilmiş ve belirli semptomları ya da sakatlığı olmayan herkes sağlıklı olarak kabul edilmiştir. robinson ve elkan’a göre sağlığın pozitif bir biçimde tanımlanmasından ziyade genellikle hastalığın yokluğu biçiminde negatif yönden tanımlanması ile ilgili olarak ortaya çıkan en önemli problem evrensel olarak nitelendirilecek ve bireyin hasta olarak kabul edilip edilmemesinde bir ölçüt olarak başvurulacak normların her zaman bulunmamasıdır. bircher’e göre sağlık yaş, kültür ve kişisel sorumluluk ile orantılı yaşam ihtiyaçlarına cevap veren fiziksel, zihinsel ve sosyal bir potansiyel ile karakterize dinamik bir iyi olma halidir. terris’e göre ise sadece hastalık ve sakatlığın olmaması değil, fiziksel, ruhsal ve sosyal iyilik haliyle, işlevsel yeteneğe sahip olunmasıdır. larsona’a göre sağlık pozitif anlamda iyilik hali, verimlilik ve çalışmaya duyulan istekliliktir. halbert dunn’a göre sağlık, bireyin kendi kendine gerçekleştirebileceği en yüksek potansiyele ulaşmasıdır. birey yüksek düzeyde iyilik haline ulaşabilmek için özgür olmalı ve yaratıcı gücünü kullanabilmelidir. hoyman’a göre sağlık, verimli ve yaratıcı bir çevrede bireyin yüksek düzeyde iyilik halidir. sağlık dinamik bir süreçtir ve genetik, çevre, davranış gibi durumlardan etkilenebilmektedir.
+
sağlık kavramını daha iyi tanımlayabilmek için sübjektif ve objektif olarak ikiye ayırıp incelemek gerekir. sübjektif olarak sağlık: bireyin kendisinin, fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden durumunu algılaması halidir. bu bakış açısına göre birey, hasta olmadığı halde kendisini hasta ya da hasta olduğu halde kendisini sağlıklı algılayabilir. objektif olarak sağlık: hekim muayenesi ve tanı testleri sonuçlarına göre belirlenen hastalığın olmamasıdır. bu durumda bir kişiye sağlıklı diyebilmek için; hem bireyin kendini sübjektif olarak sağlıklı algılaması, hem de objektif olarak gerçekten sağlıklı olması gerekir.
+
hastalığın tanımı sağlığın tanımıyla beraber anlam kazanmaktadır. hastalık tanımında bireysel düzlemde bireyin kendisini tam sağlıklı, mutlu, işlevsel ve huzurlu hissetmesidir. marinker tarafından hastalık; hastalık hali ve hasta olma hali olarak tanımlanmıştır. bu tanıma göre hastalık (disease) genellikle boğaz enfeksiyonu ya da bronş kanseri gibi fiziksel, kimi zaman da şizofreni gibi kaynağı tanımlanamamış patolojik bir süreçtir.
+
field’e göre hastalık kavramı, medikal (disease) ve toplumsal-kültürel içerikli bir kavram (illness) olarak iki anlam içermektedir;
medikal bakış açısı (disease) daha çok hizmet sunucuların bakış açısı veya nesnel bir anlamı ifade etmektedir. bu bakış açısıyla, hastalık, belirli işaret ve semptomlarla kendisini gösteren patolojik bir anormalliği göstermekte, doktorun hastayı muayene etmesi ve tıbbi literatüre göre kişinin subjektif yakınmalarını bir hastalık tanısına bağlaması anlamına gelmektedir. rodney’e göre medikal yönden disease, vücudun içsel çevresini etkileyen değişikliklere veya bazı sakatlık durumlarına verilen biyolojik tepkilerdir. toplumsal-kültürel içerikli bir kavram olarak hastalık (illness) ise, sağlıksız olma durumu veya patolojik sürecin sonuçlarının birey tarafından algılanması, bireyin ağrı, acı vb. duyma durumunu ifade eder. subjektif olarak algılanan hastalık (illness) organik bozukluğun neden olduğu sonuçları değişik derecelerde etkiler ve bu sonuçlardan etkilenir. bu etkileme ve etkilenmenin değerlendirilmesi, hasta bireyin sosyoekonomik, sosyo-kültürel ve psikolojik konumuna göre farklılıklar gösterir. hatta bu bağlamda, subjektif ve objektif anlamda hastalığın birlikteliği söz konusu olmayabilir.
+
hekime giderken bireyin hissettiği rahatsızlık durumu “illness”, doktorun saptadığı hastalık durumu “disease”, hekimden evine dönerken kişideki hastalık hali “sickness” olarak ifade edilmektedir.
+
aynı hastalığa sahip olan insanların hastalık algıları farklılık gösterebileceği gibi sağlık profesyonellerinin de o hastalıkla ilgili algıları da farklılık gösterebilmektedir.
https://toad.halileksi.net/sites/default/files/pdf/saglik-arama-davranisi-olcegi-toad.pdf

sağlık arama davranışı ve sosyal belirleyicileri üzerine bir değerlendirme
https://www.sosyalarastirmalar.com/cilt8/sayi41_pdf/4sosyoloji_psikoloji_felsefe/koroglu_cemilezehra1.pdf

geleneksel tıbbın halk üzerindeki etkisi ( adıyaman ili ören köyü örneği)
+
modern tıbba yöneltilen diğer önemli bir eleştiri ise onun etkililiğine yöneliktir. yanlış uygulanan tıbbi tedaviler, kullanılan ilaçların yan etkileri ve bazı hastalıkların tedavisinin bulunamaması bu eleştirinin özünü oluşturmaktadır. amerikan tıp enstitüsü’nün 2000 yılında tıbbi hatalardan dolayı her yıl 98 bin kişinin öldüğünü açıklaması, bu eleştirinin çok da yersiz olmadığını göstermektedir. türkiye’de ise tıbbi hatalardan dolayı ölenlerin sayısını verecek bir çalışma bulunmamaktadır. yapılan tahmin ise ürkütücü, bu rakamın 19.000–50.000 arasında olabileceği yönündedir.
+
modern tıpta, hastalığın nedenini ortadan kaldırmaya yönelik bir tedavi uygulanmaz. tedavinin amacı daha çok hastalığın belirtilerini ortadan kaldırmaya yöneliktir. bu da tedavi bırakıldığı anda hastalığın yeniden nüksetmesine neden olur. sonuç olarak tedavi, hastayı maddi manevi yıpratan bir süreç haline gelir.
+
modern tıp hastalara insan olarak yaklaşmaz, pasif nesneler olarak davranır. tıp eğitiminde çalışma nesnesi bedendir. tıpta hasta değil hastalık vardır.
+
illich’e göre modern tıp, hem fiziksel hem de sosyal yönden zararlıdır, çünkü tıp üzerinde profesyonel kontrol vardır, politik koşullar sağlığın kötü olmasına neden olur ve insanların kendi sağlıklarını kontrol edebilmeleri ellerinden alınmaktadır. kısaca illich’e göre tıp, kar amacı güden ve hastalık üreten bir kurumdur.
+
modern tıp insan gelişiminin birer parçası olan fizyolojik olayları birer hastalık olarak tanımlar ve bu dönemlerde kişilerin tıbbi yardım almasını öngörür: ergenlik, hamilelik, doğum ve yaşlılık dönemleri gibi. bu dönemler insanoğlunun doğal süreçleridir.
+
bauman’a göre bu sistemin bedenden istediği tek şey, dışarıdan yapılan uyarılara doğru biçimde ve gerekli canlılıkta tepki vermesi için gereken iç gücü kendisinde toplama yetisiydi ve bu yetiye sağlık adı veriliyordu.
+
sağlık ürünleri, sadece hasta insanların ihtiyacı olmaktan çıkmış, sağlıklı insanların da almaları gereken birer ürün haline gelmiştir. bunun için özel hazırlanmış vitaminler, aşılar, güzellik malzemeleri üretiliyor.
+
ülkeler, halklarının sağlıklarını korumak adına milyonlarca dozluk aşı satın aldılar. türkiye’de aldığı 8 milyon doz aşı ile bu ülkelerden biri oldu. sonradan domuz gribi hastalığının aslında korkulduğu kadar öldürücü bir hastalık olmadığı anlaşılmıştır.
+
modern tıp ve geleneksel tıp, hastalıkların etiyolojisi bakımından birbirinden ayrılır. modern tıp hastalıkların nedeni ve sonuçlarının açıklanması bakımından rasyoneldir. modern tıpta hastalıkların nedeni bakteriler, virüslerdir. hastalık nedeni olarak gözle görülebilen, ölçülebilen nedenler ortaya koyar. halk tababetinde, bir takım büyüsel, doğaüstü, açıklanmayan mistik varlıklar hastalık nedeni olarak görülür. halk tababetinde ev tedavisi vardır, modern tıpta hekim ve hastane tedavisi vardır.
+
modern tababet, hastalıkların tedavisi ve korunma tedbirleri bakımından daha kesin ve rasyoneldir. modern tıpta tedavi olumsuz sonuçlanırsa halk, doktor tedavisinin yetersiz olduğu kanısındadır ve doktora güvenmemektedir. halk tababetinde ise iyileşme gerçekleşmezse bu şifacıya değil hastaya bağlanır. geleneksel tedavi yöntemlerinde hastanın iyileşmesine katkı sağlayan diğer bir faktör, kişinin tedaviye olan inancıdır.
+
sonuç olarak denilebilir ki; geleneksel tıp ve modern tıp arasında anlaşma-çatışma ve ayrılma gibi üç kavramı kapsayan bir dilemma mevcuttur. halkımız; sağlık kültürü, belirli davranış biçimleri, inanç ve tutumların yöneldiği hastalık ve tedavi tarzları hariç, diğer bütün hastalıklarda mesleki sağlık kültürünün gerektirdiği olanaklara yerini terk etmediği müddetçe bu çatışmayı doğal karşılamak gerekir. geleneksel tıp ve modern tıp arasındaki bu ikilem modern tıbbın geleneksel tıbbı kabul etmesine, geleneksel tıbbın ise bilimsellik kazanacağı zamana kadar sürecek gibi gözükmektedir.
+
dsö, geleneksel tıpla ilgili olarak ilk çin tıbbı ile ilgilenmiştir.
+
dsö’ nün geleneksel tıp ile ilgili ilk çalışmaları 1970 yılında başlamıştır. dsö geleneksel tıbbı; hastalıkları teşhis, tedavi veya sağlığı korumaya yönelik bitki, hayvan, mineral temelli sağlık uygulamaları, yaklaşımları, bilgi ve inançları, ruhsal terapiler, el kullanılarak yapılan teknikler, egzersizler bütünü olarak tanımlar. 1977 yılında geleneksel tıp ve modern tıbbın işbirliğinin gelişiminin hızlanması amacı ile cenevre’de bir toplantı düzenlenmiştir. toplantı sonucu 1978 yılında yayınlanmıştır. aynı yıl dsö geleneksel tıbbı resmen tanıdığını ilan etmiştir.
+
görüşülenlerin yaklaşık üçte biri hastalık nedenine kaderci bir yaklaşım sergilemektedir. hastalık nedeni olarak bilemem allah’ın takdiri en çok işaretlenen şık olmuştur.
+
araştırmamıza katılanların yarısı tedavi için doktoru seçerken yaklaşık üçte bir oranında tedavi sürecinde hem modern tıp yöntemlerini hem de geleneksel tedavi metotlarını birlikte kullanmaktadır.
+
deneklerin yarıdan fazlası modern tıp açısından kabul edilmeyen nazar ve büyü gibi inanışların hastalık nedeni olduğuna inanmaktadırlar.
+
dini inanışlar sağlıkla ilgili davranışları etkilemektedir.
+
ankete katılanların yaklaşık dörtte birinin kırıkçı (sınıkçı), otacı ve büyücü gibi halk hekimlerine gitmesinden dolayı sakat kalan bir yakını bulunmaktadır.
+
hastalığı iyileştirmediği halde geleneksel iyileştiriciye gitme oranı beşte birdir.
+
kadınların yaklaşık yarısı evde doğumu tercih ederken, diğer bir yarısı hastane ortamını tercih etmektedir.
+
yedi yaşından küçük çocuk ölüm oranları yüksektir. görüşülenlerin yaklaşık üçte birinin yedi yaşından küçük ölen çocuğu bulunmaktadır.
+
örneklem grubumuzun yarıya yakını akıl hastalıklarının tedavisinin hoca ve kutsal yerlere gidilerek olacağına inanmaktadır. diğer bir yarısı ise tedavinin modern tıp yöntemleri ile olması gerektiğini düşünmektedir.
+
son dönemde sağlık politikalarında hasta lehine gelişmeler yaşansa bile görülüyor ki hasta memnuniyeti istenilen düzeyde olmamıştır.
+
araştırmaya katılanların yaklaşık yarısı doktor seçiminde hekimini gelenek ve dini inançlarını ön planda tutmaktadır.
+
46 yaş üzerindekilerde doktora gitme davranışı daha fazla görülmektedir.
+
doktor seçiminde, alanında iyi olmasına göre değil, gelenek ve dini inançlarına bağlı olması ve cinsiyetine göre seçim yapılmaktadır.
https://acikerisim.sakarya.edu.tr/bitstream/handle/20.500.12619/94391/T04944.pdf

örgütsel sağlık ve erdemli raporlama (whıstleblowıng) arasındaki ilişkinin araştırılması: eğitim ve sağlık kuruluşları örneği
http://openaccess.ahievran.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12513/1537/mustafa-altuntas.pdf

mu’tezile atomculuğu
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/179824

hint inek tapımının bugünkü durumu
+
onların yiyecekleri, çöp tenekesi olmayan bu ülkede insanların kaldırımlara ve çöplere bıraktığı atıklardır.
+
uysal ve oldukça yararlı olan bu evcil hayvan, hint mitolojisinde kendisine bir yer bulmakta zorlanmamıştır. nitekim vedik samhitalar (veda ilahileri) gibi erken bir dönemde, tanrısal nitelikteki sütüyle tanrıları ve insanları besleyen kamadhenu (dünyayı besleyen inek)efsanesiyle karşılaşıyoruz. hatta rigveda’nın üç yerinde evren ile ineğin kıyaslandığına şahit oluyoruz.
+
bu, hint-avrupa ırklarına ait bir efsanedir: zira biz burada, iskandinavya mitolojisindeki audumla ineğine benzer mitolojik bir anlatımla karşı karşıyayız. “bir ymir’in yiyeceği olarak, ineğin dolu memelerinden dört ırmak fışkırdı.” rigveda’da sadece kamadehenu zikredilmiş ve ama ona tanrısal bir değer atfedilmemiştir. çocuk krişna’nın, inekleri otlaklarda gütmesinden gururla söz eden hanedan döneminde ise, dinî tarihteki inek tapımı en yüksek seviyeye çıkmıştır. çünkü bu dönemde krallık onuru yurtseverlikle ilişkilendirilmiş ve hindu hayatında sonsuza kadar devam edecek bir hayvan tapımının temelleri atılmıştır.
+
bugün tembel ve uyuşuk inek sürüleri, bütün hint şehir ve beldelerinde avare avare dolaşmakta, çöplerden beslenmekte, yağmurlu mevsimlerde ayağa kalkamamakta ve sadece yıllık ortalama 186 litre süt vermektedir. bu haliyle bile onlar, hem turistlerin hem de yerli dindar halkın ilgisini çekmeye devam etmektedir.
+
ineğe gösterilen bu saygı, günümüzde siyasetin bir parçası haline gelmiştir. devleti ve hint toplumunu geliştirmek ve modernize etmek isteyen her türlü girişime karşı çıkan muhafazakâr ve ayrılıkçı güçler, inek kültünün arkasına sığınmaktadır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/285927

insan bir hayır işi olarak inekler ve altın sunabilir,
+
kamadhenu (arzuları yerine getiren inek)
http://www.sssbpt.info/turkish/sss/2003/sss2003-01.pdf

çoktanrıcılığın ilkel tezahürleri ve samiri’nin buzağısı
+
inek, ahirette kurtarabilir: şefaat
ölen kişi adına inek hediye edilirse, ineğin onu cennete götüreceğine inanılır. bu uygulama, din adamlarını zenginleştirme amacı gidiyor olmalıdır.
+
ineğe kutsiyet atfetmek, hem halka hem de hayvanlara zarar vermektedir
http://www.hakveadalet.com/wp-content/uploads/samirininbuzagisi.pdf

inek kültü
http://isamveri.org/pdfdrg/D126489/2008/2008_YITIKAI.pdf

“dövme”nin çeşitli dillerdeki etimolojisi ve kısa tarihçesi
+
dövme, yalnızca bedene [basit] bir resim işlemek değil; grubun bütün geleneklerini ve felsefesini [adeta] zihne kazımaktır.
+
bugün batı dillerinde kullanılan “dövme (tattoo)” sözcüğü, tahiti dilinde, büyük bir olasılıkla dövme yaparken çıkartılan ritmik “çakma”, “vurma” ya da “dövme” sesinin yankısı olan “ta-tatu” sözcüğünden türemiştir.
+
türk dünyasında ise dövmenin karşılığı olarak daha çok “dağ/tağ” ya da “dağlama/tağ- lama” sözcükleri tercih edilmiştir.
+
türk dünyasında, mö 5. yüzyılın ortalarından itibaren çeşitli vücut organlarının hareket kabiliyetini geliştirmek, vücudun genel dayanıklılığını artırmak, sayrılıkları iyileştirmek gibi çeşitli amaçlar için hayvanlar kadar insanların da dağlandığı bilinmektedir.
+
türkler hayvanlarını özellikle de atlarını damgalama geleneğini çok eski dönemlerden beri sürdürmektedir.
+
divânu lügati’t-türk’te ise “tamga”, “hakanın mührü”; “tamgalama” ise “hakanın mührüyle damga vurma” olarak açıklanmıştır.
+
ilk olarak ne zaman ve nerede ortaya çıktığı kesin olarak bilinmese de dövmeye ilişkin en eski kalıntılar, fransa, portekiz ve iskandinavya’daki çeşitli mağaralarda yapılan kazılardan elde edilmiştir.
+
dejeneratif eklem hastalığına sahip olduğu saptanan ötzi’nin, bütün dövmelerinin eklem ve akupunktur noktalarında olması, ötzi’nin vücudunda bulunan bu dövmelerin çeşitli hastalıklara karşı tedavi amaçlı olarak kullanılmış olabileceğini akla getirmektedir.
+
mezopotamya’da dövme sadece mülkiyet belirlemek için değil, aynı zamanda köle ve suçluları cezalandırmak için bir “cezalandırma işareti” olarak da kullanılmıştır.
+
nino-va’dan kalan bir belgeden, saygın bir bilim ve din adamının bilinmeyen bir nedenle asur’dan kaçtığı ve görünüşe göre “elleri ve yüzü damgalanarak” sonradan bir köle haline gelmiş olduğu anlaşılmaktadır.
+
eğer bir evlat, babasına ‘sen benim babam değilsin derse, onu babası tıraş eder ve ona kölelik damgası vurur, gümüş karşılığı köle olarak onu satar.
+
dövme” eski mısır’da dinsel ve mistik bir ritüelin parçası olarak adak törenlerinde de kullanılmıştır.
+
savaşta düşmana korkunç görünerek psikolojik üstünlük elde etmek için askerlerin boyanması ya da “dövme” yapması pek çok orduda daha sonraki dönemlerde de gözlenmiştir.
+
doğu roma (bizans) döneminde dövme konusunda kuşkusuz en önemli isim diyarbakır’da yaşamış ünlü tıpçı amidenus aetius’tur.
+
önce dövme yapılacak yer pırasa suyuyla yıkanır, sonra kan gelinceye kadar iğnelerle delme suretiyle deri üzerinde bir desen çizilir ve sonra da yukarıdaki karışım, yani ‘mürekkep’ zerk edilir.
+
osmanlı döneminde dövmenin yeniçeriler arasında son derece yaygın olduğu ve yeniçerilerin bağlı bulunduğu “orta (birlik)”yı gösterdiği bilinmektedir.
+
tevrat’ta “dövme”, ibranice sözcüğüyle geçmektedir ve yaygın bir şekilde “kesik”, “kesi” ya da “derinin kesilmesi” olarak tanımlanmıştır.
+
eğer bir insan derisinin üzerine yazı yazar da, ancak kalıcı bir iz bırakırsa günah işlemiş sayılır.
+
incil’de kesin bir ayet bulunmadığı için hıristiyanlıkta “dövme” tartışmalı bir konu olarak kalmıştır. hıristiyanlıkta dövmeye ilişkin yaklaşımlar daha çok “efendimiz isa’nın yolunda öğrendiğim ve ikna olduğum gerçek şu ki; hiçbir şey özünde kirli değildir; yalnızca onu kirli sayan kişi için kirlidir.
+
ms ıv. yüzyılda katolik kilisesi “tanrı’nın yaratmış olduğu görüntüyü bozduğu” gerekçesiyle roma’daki köle ve mahkûmların yüzüne dövme yapılmasını yasaklamış; 787 yılında papa i hadrianus (ms 700 – 795), vücudun herhangi bir yerine dövme yapmayı batıl inançları ve paganizmi çağrıştırdığı gerekçesiyle tümüyle yasaklamıştır.
+
hıristiyan hacılar “kutsal topraklar”ı ziyaret ettiğinde hatıra olarak dövme yaptırmıştır. danimarkalılar, iskandinav ve saksonlar çivit otunu kalıcı vücut boyası şeklinde kullanarak aile armalı çeşitli dövmeler yaptırmıştır.
+
islâm’da, “dikkat çekmek ya da daha güzel görünmek için doğal özelliklerin değiştirilmesi”; “fıtratı bozma” olarak kabul edilmiş ve bu anlamıyla dövme en azından “mekruh” sayılmıştır.
+
dövme yapan ve dövme yaptırmak isteyen kadınlara allah lânet etsin.
+
sağlıksız koşullarda oluşturulsan altında çalışan dövme atölyelerinde yapılan dövmelerin hepatit gibi çeşitli bulaşıcı hastalıkların yayılmasına neden olduğu tespit edilmiştir. abd başta olmak üzere pek çok ülkede sağlık gerekçesiyle dövmeye kısıtlama getirilmiş; hatta bazı ülkelerde dövmenin tamamen yasaklandığı dahi görülmüştür.
+
çoğu yükseköğrenim görmüş iyi eğitimli ve deneyimli sanatçılar; dövmeyi, kalıcı ve yasal bir kariyer yolu olarak görmeye başlamıştır.
+
dövme ve dövmeciliğin gelecekte alacağı hale ilişkin birkaç saptama yapmakta büyük bir yarar var. moda ve tüketim eşyası olmanın dışında dövme, günümüzde “giyilebilir teknoloji” kapsamında vücut sıcaklığı, vücuttaki su düzeyi, ph değerleri, şeker miktarı, vitamin değerleri gibi hastaların vücutlarına ilişkin yaşamsal verileri gözlemleyen bir “elektronik hastabakıcı” olarak kullanılmaya başlanmıştır. teknoloji alanında ortaya çıkan bu gibi yenilikler, elektronik dövmelerin önümüzdeki yıllarda özellikle sağlık sektöründe çok büyük önem kazanacağını daha şimdiden göstermektedir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/411858

meteoroloji ve çığ
+
çığ, genellikle bitki örtüsü olmayan engebeli, dağlık ve eğimli arazilerde, vadi yamaçlarında tabakalar halinde birikmiş olan kar kütlesinin iç ve/veya dış kuvvetlerin etkisi ile başlayan bir ilk hareket sonucu(tetiklenen),yamaçtan aşağıya doğru hızla kayması olarak tanımlanır.
+
çığ kurtarma köpekleri, elektronik cihazlar taşımayan kazazedeleri bulmada kullanılan en iyi yoldur.
https://www.mgm.gov.tr/FILES/genel/makale/meteorolojivecig.pdf

değişen marmara denizi ve değişen su ürünleri
https://marmara.gov.tr/UserFiles/Attachments/SehirveToplumSayi4.pdf

korona salgını algı araştırması
araştırma raporu
https://pragmaresearch.com.tr/wp-content/client/covid-19-pandemi-arastirmasi-raporu-pragma-2020-v1.pdf

bu şimdi yüzeyde mi? kaç saat kalıyor orda? havada kalmadığını söylüyorlar ama bazıları kalıyormuş? herkes ayrı bir şey söylüyor: plastikte şu kadar yaşıyor, çelikte bu kadar yaşıyor-mış-muş dünyası. hakim olduğumuz bir konu değil. neyin abartı neyin olmadığını bilmiyorum, plastiği yıkayana da bir şey diyemem. hepimiz belirsizlik içindeyiz. insan kafasında tam birleştiremiyor hikayeyi.
https://www.stgm.org.tr/sites/default/files/2020-09/habitus-sosyal-etki-derneginden-koronavirus-algi-arastirmasi-raporu.pdf

mazlumların sesine kulak vermek, onlara güler yüzlü davranmak, işlerini görmek ve çok konuştuklarında sıkılmamak adaletin esaslarındandır. padişah tabip konumunda, mazlum ise hasta konumundadır. hasta bütün dertlerini tabibe anlatmak ister. eğer tabip, hastayı tam olarak dinlemezse hastalığını teşhis edemez. hastalık öğrenilmeden onun nasıl tedavi edileceği anlaşılamaz.
+
yaşlı kadın gibi hasta yatağında ölmektense bin yara almayı tercih ederim.
+
allah’ım! dünya padişahları senin nimetini kendi arzularına sermaye yaptılar, zayıf ve muhtaçların hallerinden gafil kaldılar. eğer kıyamet günü onlar cennette olacaklarsa izzet ve celaline yemin olsun ki ben oraya adım atmayacağım.
+
fakirlerin ve mazlumların padişaha ulaşmalarını sağlamaktır. böylece mazlumlar adalet hastanesi doktorunun önünde dertlerini anlatabilirler ve istedikleri şifa şerbetini içerler. korkusundan halkın sultana ulaşamadığı bir komutan, ırmağın içine girdiği için suya muhtaç olan susuzların, korkusundan ırmağa yaklaşamadığı timsaha benzer.
http://ekitap.yek.gov.tr/Uploads/ProductsFiles/_138.%20Ahlak-%C4%B1%20Muhsini.pdf

televizyonda kadın, sağlık ve hastalık
+
temelinde sağlığın cinsiyetlendirilmesi ya da sağlığın kadınsılaştırılması bulunan bu yeni sağlık anlayışı merkezine “önlem tedaviden daha iyidir” düşüncesini yerleştirmiştir.
+
erillik hastalıklardan muaf olma durumu olduğuna göre hastalık gelmeden önlem alma söylemi erkeğe değil kadına seslenir.
+
sağlığın kadınsılaştırılması medyanın üretim, yeniden üretim ve tüketim dünyasınca yerleştirilmekte ve yaygınlaştırılmaktadır.
+
bir yandan hastalığını kaçınılmaz oluşu diğer yandan da hastalıktan kaçmak ve ona karşı savaşmak konusunda yapılması gerekenlerin anlatılması bir paradokstur ki tıpkı diğer alanlarda olduğu gibi daima canlı tutulur.
+
tek bir gerçek vardır: ortalama bir kadının kendine bakma ve kendi kendisiyle ilgilenme durumu, kendi dışındakilerin onu basit bir oyuncak bebeğe ya da model indirgeyen isteklerinde doğarak kadını nesneye dönüştürmüştür.
+
kadınlar bu istekleri karşılamaya kendilerini adarken yani güzel olmak ya da her daim zayıf ve bakımlı olmak adına uğraşırken aslında binyıllık ataerkil ideolojinin çağrısına yanıt vermiş, onun neoliberalizmle yaptığı evliliği desteklemiş ve bizzat kendi ideolojik inşalarına katılmışlardır.
+
doktorum programı, bedeninden hoşnut olmayan, doktorlara ya da diyetisyenlere yardım etmesi için yalvaran kadınlarla doludur.
+
cinsel obje olarak bir takım standartları tutturmak zorunda kalırken, bir taraftan da ev kadını ve anne olarak resmedilmeye devam eder.
+
bahçıvanın şimşiri bir top, bir koni, bir küp şeklinde yaşamaya zorlaması gibi, erkek de kadının imgesine, temel kesinliklerini, düşüncelerinin geometrik ve cebirsel yapısını yükler.
+
kadın kendi bedeninin sağlığından sorumlu tutulurken paradoksal şekilde bu beden yani kadın bedeni hali hazırda modern tıp tarafından denetim ve gözetim altına alınmıştır ve her bir noktası medikalleşmeye tabi tutulmuştur.
+
medikalizasyon tıbbi olmayan problemlerin, tıbbi problemler olarak hastalık ve bozukluk terimleriyle tanımlanması ve ona göre muamele görmesi sürecini ifade etmektedir.
+
medikalleşme gündelik hayatın olağan hallerini patolojilere çevirir. endişe, ruh hali, mestrüasyon ve doğum gibi yaşamın son derece genel süreçleri medikalizasyon aracılığıyla tıbbi sorunlar haline getirilir.
+
layne’e göre “kadının medikalleşmesi” sürekli artarak ilerlemiştir.
+
…. menopoz endüstrisi doğmuştur. 1980’lerden sonra menopozun ticarileşmesi çığ gibi büyümüş ve bu büyüme ünlülerin menopozla mücadele tekniklerini medyada görünerek anlatmaları ile hızlanmıştır. bugün artık menopozla başa çıkmaya çalışan kadınlara büyük ilaç firmaları sınırsız destek sunmak için yarışmaktadırlar.
+
doğum gibi kadın bedeninin ve yaşam döngüsünün olağan evrelerinin mühahale edilmesi gereken tıbbı sorunlar olarak inşa edilişini doktorum programı üzerinden gözlemleyebiliriz.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/117701

türkiye’de çekişmeli bedenlere giriş
+
bazı çalışmalarda kadın bedenleri çekişmeli bedenler (contested bodies) olarak incelenmiştir.
+
medikalizasyon sürecinde en kırılgan hale gelen beden ve sağlıkta özelleşme dinamikleri ile sağlık otoritelerine, tıbbi kararlara ve toplumsal baskılara maruz kalan kadın bedeni vajinismus ile çoklu aktörlerle büyük bir çekişme halinde olduğunu söyleyebiliriz.
+
hande güzel’in “himenoplasti sonrası iyileşme sürecinde devinimsizlik alanı ve neoliberal (na)bakire kadının inşası” başlıklı makalesinde ise kadının kendi bedenine istemli bir şekilde müdahalesiyle gerçekleşen himenoplasti (kızlık zarı dikimi) işlemine odaklanarak neoliberal (na) bakire kadını bedeni konu edilmektedir.
+
şafak kılıçtepe’nin kaleme aldığı “devlet tarafından düzenlenen üremeye yardımcı teknolojilerin kullanımı ve demografik süreç” başlığını taşıyan çalışması kamusal sağlık sistemi tarafından sunulan üremeye yardımcı teknolojilerinin (üyt), kürt kadınlarının sağlık kurumlarında nasıl müzakere ettiklerini ve bu müzakere sürecinde biyopolitika bağlamında siyasi bir arenada dolanan ve çekiştirilen kadın bedenlerini ele alıyor.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1690306

televizyonda yayınlanan sağlık programlarının kadın izleyicilerin sağlığa ilişkin bilgi, tutum ve davranışlarına etkisi
+
televizyonda yayınlanan sağlık programlarının kadınların yaşamı ve sağlığı üzerine, sağlığa dikkat etme ve sağlık kontrolü yaptırma gibi olumlu etkilerinin yanısıra; endişe ve korkuda artış, kafa karışıklığı ve sağlığa yönelik harcamalarda artış gibi olumsuz etkileri de vardır. tüm bu nedenlerle program içeriklerinin dikkatli hazırlanması, sağlık ürünlerinin televizyon kanalıyla reklamının yapılmasına sınırlama getirilmesi konusunda çalışmalar yapılması önerilmiştir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/767427

kadın dergilerinde sağlıklı yaşam sunumları: “formsante” dergisi örneği
https://www.researchgate.net/profile/Eda-Turanci/publication/328955718_KADIN_DERGILERINDE_SAGLIKLI_YASAM_SUNUMLARI_FORMSANTE_DERGISI_ORNEGI/links/5bed064ca6fdcc3a8dd6f19e/KADIN-DERGILERINDE-SAGLIKLI-YASAM-SUNUMLARI-FORMSANTE-DERGISI-OeRNEGI.pdf

üniversite öğrencilerinde dismenore yaşama durumu ve kişilik özellikleri arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
+
öğrencilerin çoğunluğunun dismenore yaşadığı ve duygusal olarak nörotik ve tutarlı kişilerde dismenorenin daha fazla görüldüğü bulunmuştur. sağlık personelinin bu kadar yaygın görülen bu problemin çözümünde kişilik özelliklerinin de dismenoreyi etkileyen bir faktör olduğunu bilerek kadınları bütüncül olarak ele alması önerilmektedir.
https://jag.journalagent.com/kuhead/pdfs/KUHEAD-46667-RESEARCH_ARTICLE-SENER.pdf

toplumun farmasötikalizasyon düzeyinin değerlendirilmesi
+
tabii ki sağlık alanına sirayet eden kapitalist görüntü de, yeni hastalıkların inşası ve onlara yaren ilaçların piyasaya sürülmesiyle olmaktadır. bitkisel karışımlar adıyla özellikle kadın bedenlerinin denetlenmesi kozmetik ve yaşlanmayı geciktirme (antiaging) alanlarını oldukça geliştirmiştir. tabii kadınları bu tip şeylere özendiren en büyük etken de medya organları olmaktadır.
+
yukarıda sayılan tıbbileştirme araçlarının yanı sıra yeni hastalıklar kişilerin cinsiyetlerine göre de arttırılabilmektedir. örneğin; tıbbileştirme herkesin sağlığında etkili olmakla birlikte kadınlar üzerinde daha etkili olmaktadır.
+
kadın bedeni ise en güzel tüketim nesnesidir. tıbbileştirme; kadınların genç ve zayıf olmalarının onlar için tek sağlık normu olduğunu belirtmektedir.
+
modern kadınlık, modern tıp bilgisiyle ve cinsiyetlerin bedenleştirilmesiyle var olmaktadır.
+
erkeklerde tıbbbileştirme kadın bedeninin tıbbileştirilmesi kadar olmasa da gün geçtikçe erkek bedenine de müdahale artmaktadır.
+
batı temelli olduğu düşünülen ideal beden kriterleri (erkeğin kaslı, kadının ise zayıf olması) aslında batı‟nın karakteristik bir özelliği değildir. roma ve de antik yunan medeniyetlerinden kalan kadın heykelleri ya da son 500 yılın gelmiş geçmiş kadın portreleri günümüzün kadın güzellik anlayışından çok farklıdır.
+
batı kapitalizminin git gide sömürü kaynakları tükenmektedir. ve yeni sömürü kaynağı olarak da beden keşfedilmiştir.
+
çağımızda özellikle gençlerde ve kadınlarda kalıcı stres ve memnuniyetsizlik meydana getiren hatta bedenlerinden nefret etmeye kadar götürebilen batı kaynaklı ideal beden anlayışı, hekimlerin “beden imajı bozukluğu” diye adlandırdığı bir durumdur. genellikle, aç kalma, diyet yapma ve istifra (yediğini kusma) gibi genel anlamda sağlığı bozucu davranış bozukluklarını beraberinde getiren değişik tüketici davranışlarına sürüklemektedir. estetik ameliyatlar başta olmak üzere zayıflama, güzellik ürünleri, vücut geliştirme merkezleri, tekstil ve moda ürünleri bunlardan yaygın olanlarıdır.
+
beden denetimleri genel olarak “kadın bedeni” temalı yapılmaktadır. çünkü kadınlar hem beden güzelliğine ve fitliğine daha düşkün hem de dışarıdan bedenlerine dair gelen fikirlere de daha açıktır. ersöz‟e göre “anoraksiya nevroza” yani “sıfır beden hastalığı” bugün kadınlarda oldukça sık rastlanan bir rahatsızlığa dönüşmüştür.
+
yukarıda sayılan ve özellikle kadın bedenlerine yönelik olarak uygulanan beden denetimleri (bazıları hâlâ farketmese de) kadınlara faydadan çok zarar getirmektedir.
+
güzel‟e göre; kadınlar resmen güzellik dayatmaları karşısında nesneleşmekte, hiçleşmekte ve ikincileşmektedirler. bunun için de toplum bazlı kadınlık bilinci oluşturulmalı ve bu bilinç toplumsal duyarlılık taşımalıdır. kadınlar, sevgili, eş ve de anne olmaktan ayrı görevlerinin de olduğu bilinmeli, hayat boyu eğitim, ekonomik özgürlük, düşünme, sorgulama ve üretme gibi faaliyetlerin kadınlar için de olduğu göz ardı edilmemelidir. sadece dış görünüş değil, akıl, zeka ve entelektüel özelliklerle bütüncül kadın örnekleri medyada daha çok yer almalıdır.
http://tez.sdu.edu.tr/Tezler/TS02214.pdf

televizyon sağlık programlarında ideolojik söylemler
+
kadın programlarının çok yönlü içeriklilerinde kendisine tanınan kısıtlı sürede tıbbi bilgisini aktarmaya çalışan doktorların bir kısmı bu programlara konuk olmaktan kaçındı. kadın programlarına konuk olmayı tercih eden doktorlar ise bu tür programlarda sıklıkla görünür olmanın başarılı olmakla eş değer olduğu kanısına vararak bir kadın programından diğerine geçerek “medyatik doktorlar” olarak anılmaya başladılar.
+
bu programlarda konuk koltuğunda oturan uzman doktorlar bir yemek tarifi ile bir türkü arasındaki kısa sürede önemli bir hastalıkla ilgili bilgi vermek durumunda kaldılar.
+
aytuğ kolankaya, kadın hastalıkları ve doğum uzmanıdır. zahide yetiş ise trt kökenli bir sunucudur.
+
zahide yetiş sarı saçlarıyla ekranlardaki diğer kadın programlarının sunucularıyla benzer görünüşüne rağmen hekimlerin giydiği beyaz önlükle programı sunmaktadır.
+
sağlık ve güzellik konularının iç içe geçmesi olgusunu antik dönemlere kadar izlemek olanaklıdır. özellikle kadın resim ve heykellerinde güzel bir kadın genellikle sağlıklı bir kadın olarak betimlenmiştir. kadının sağlıklılığının öncelikle doğurganlığıyla ilişkilendirildiğini, bunun da güzellik anlayışını şekillendirdiğini söyleyebiliriz. ingiliz yazar william shenstone’un (1714-1763) “sağlık güzelliktir; en kusursuz sağlık ise en kusursuz güzellik demektir”, sözünü aktaran singh vd. ingiliz, hint ve çin edebiyatlarında güzel kadınların ince belli betimlenmesine sıkça yer verildiğini belirtiyorlar.
http://iletisimdergisi.gsu.edu.tr/tr/download/article-file/82913

devlet tarafından düzenlenen üremeye yardımcı teknolojilerin kullanımı ve demografik süreç
https://sosyolojidernegi.org.tr/s/2300/i/Kilictepe-v2.pdf

himenoplastiden sonra: himenoplasti sonrası iyileşme sürecinde devinimsizlik alanı ve neoliberal (na)bakire kadının inşası
https://sosyolojidernegi.org.tr/s/2300/i/Guzel-v2.pdf

havuzdere ortaçağ iskeletlerinin paleoantropolojik analizi
https://papers.ssrn.com/sol3/papers.cfm?abstract_id=3280960

paleoantropoloji alanında güncel gelişmeler
+
son yıllarda yapılan keşifler ve analizler atalarımızın evrimi hakkında şimdiye kadar bildiğimiz her şeyin yanlış olabileceğini gösterir niteliktedir.
+
paleantropoloji ise insanın ortaya çıkışından başlar ki bu dört milyon yıl öncesi veya daha erken bir dönemdeki en erken insan fosil formlarından ( ardipithecus, australopithecus ve homo) modern insan görünümünü kazanmasına kadar olan dönemi irdeleyen disiplindir. paleoantropoloji araştırmalarının temel çalışma malzemesi, fosil insan kemikleridir. paleoantropologlar, fosil insan türleri ile günümüz insanı arasındaki farklılıkları ve benzerlikleri değerlendirerek davranışsal sürekliliğin izlerini takip eder. dolayısıyla soyu tükenmiş insan türlerini incelerken, onların oluşturduğu kültürel sistemleri evrensel bir dil ile değerlendirir. ayrıca, fosil insan türlerinin yanı sıra bitki ve hayvan kalıntıları da paleoantropologların veri kaynağı içerisinde yer alır. bu çalışma, son yıllarda paleoantropoloji alanındaki buluntular ve yorumlar hakkındaki gelişmelerin bir değerlendirmesidir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/564090

paleoantropoloji’nin dayanılmaz hafifliği: hominin meselesi
+
“mutabakat” ve “paleoantropoloji” kelimeleri, şayet arkalarından “yoksunluğu” kelimesi gelmiyorsa çok nadiren aynı cümlede kullanılır.
http://masrop.org/wp-content/uploads/2017/11/3-Mutlu-H.-Masrop-Kas%C4%B1m-2017.pdf

hemşirelik bölümü öğrencilerinin himen muayenesi ve himenoplastiye karşı bakış açılarının incelenmesi
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/753024

fiziksel performans etkisinde mental aktivitenin elektrofizyolojik bulgularının değerlendirilmesi
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/785204

klazomenai iskeletlerinin paleoantropolojik açıdan değerlendirilmesi
+
klazomenai izmir’in urla ilçesi sınırları içinde yeralan bir kazı merkezidir.
+
elimizdeki iskeletlerin ait olduğu bireylerde yaş ortalaması 34’tür.
+
klazomenai gelişmiş bir kent olsa da, salgın hastalıklar, hijyenik sorunlar, çevre koşulları bu yaşam süresini belirleyen kaçınılmaz etkenler olarak gözükmektedir.
+
incelemelerimiz osteomiyelit gibi kemik ihtilaplarının yaygın olduğunu ortaya çıkarmıştır.
https://belleten.gov.tr/tam-metin-pdf/2105/tur

kemik dokunun çevresel faktörlerden yumuşak dokulara oranla daha az etkilenmesi genetik eğilimler konusunda incelemelerde kemik dokunun kullanılmasına sebep olmuştur.
+
diğer taraftan daha sonra yağ ve kas dokunun önemli olduğu anlaşılmış ve bu konuda ölçümler yapılmıştır.
+
kinantropometri, antropolojinin alt dalı olup insan hareketlerini ve bu hareketlerin sonuçlarını değerlendirir.
+
kinantropometri terimi ilk kez 1966’da kanadalı roche meynard tarafından kullanılmıştır. ancak bir bilim olarak 1984 olimpiyatları kongresinde kabul edilmiştir.
http://web.hitit.edu.tr/dosyalar/materyaller/abdusselamturgut@hititedutr041120172R9D1M2O.pdf

raşitizm hastalarında kemik formu yumuşamakta, ağırlık taşıyan kısımlar –özellikle femur ve tibia– eğrilmektedir. iyileşmiş raşitizm bazen yetişkin iskeletlerinde de görülebilmektedir.
https://kvmgm.ktb.gov.tr/Eklenti/4647,27arkeometri.pdf

virüsün anatomisi
https://covid19.tubitak.gov.tr/sites/default/files/inline-files/mayis-2020-2.pdf

sosyal kontrol aracı olarak tıp: kavramsal bir çerçeve
https://ssyv.org.tr/wp-content/uploads/2019/06/1-Sosyal-Kontrol-Arac%C4%B1-Olarak-T%C4%B1p-Kavramsal-Bir-%C3%87er%C3%A7eve.pdf

post-modern çözülüş ve sağlık
https://sbd.aku.edu.tr/V1/zcirhin.pdf

sapmanın tıpsallaştırılması ve tıbbın toplumsal normaliteyi sağlama işlevi
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/593273

türkiye’de sağlık politikalarının sosyolojik altyapısı
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1354082

sosyolojide bir alan: sağlık sosyolojisi ve sağlık-toplumsal yapı ilişkileri
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/593128

tıbbileştirme
https://toraks.org.tr/site/community/downloads/1622

tıbbi biyoteknolojik ürünler kapsamında türkiye’de biyopolitika
http://sosyolojidernegi.org.tr/s/2300/i/2019_Sosyoloji_Kongresi_Tam_Metin_Kitab%C4%B1.pdf

geçmişten günümüze veba hastalığı ve kolektif bilinç: “çağımızın vebası” söyleminin kökenleri
http://www.jshsr.org/Makaleler/627827183_10_2019_6-42.ID1355.%20SARIBA%C5%9E-%202470-2485.pdf

kavramsal açıdan tıbbileştirme
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/551369

kraniosinostoz olgularında fizik muayene ve nörolojik değerlendirme; kiba, hidrosefali, mental durum, epilepsi, endokrin sorunlar, ek malformasyonlar
http://norosirurji.dergisi.org/pdf/pdf_TND_1292.pdf

kafa travmaları
ıı. kafa kılıflarında görülen lezyonlar ve oluş mekanizmaları
https://jag.journalagent.com/adlitip/pdfs/ADLITIP_1985-304-312.pdf

kraniyofasiyal malformasyonlar
http://www.tnrd.org.tr/files/kraniyofasiyelanomali-kko.pdf

kraniosinostozlu olgularda radyolojik değerlendirme
http://norosirurji.dergisi.org/pdf/pdf_TND_1291.pdf

kraniyosinostozis: ardışık 15 vakanın analizi ve tedavisi
https://jag.journalagent.com/vtd/pdfs/VTD-28199-CLINICAL_RESEARCH-AYCAN.pdf