yazı 28

bir başka sağlık mümkün
+
türkiye’de ilk defa tek bir yayın içinde bu kadar çok sağlıkçı olmayan insan tıp üzerine yazıyor.
+
bu tıp kitabını önemli kılan, kitapta yazısı bulunan 17 yazardan 10 tanesinin hekim -hatta sağlıkçı dahi- olmaması!
+
peki, bu neden bu kadar önemli? örneğin bir radyo televizyon ve sinema bölümü akademisyeni tıp üzerine ne söyleyebilir ki?
+
aslında sağlığımızı borçlu olduğumuz insanlar arasında hekimler ilk sıralarda yer almazlar, hatta çoğu kez son sıralarda bulunurlar.
+
toplum sağlığı söz konusu olduğunda, bu alanda önde gelen isimler arasında çok sayıda sağlıkçı olmayan insan vardır.
+
modern tıbba yönelik en kapsamlı eleştirilerin hekimlerden veya sağlıkçılardan değil, sağlık dışı meslek lerden gelmiş olması bir tesadüf olabilir mi?
+
diyabet konusunda, koroner kalp hastalıkları konusunda, tüberküloz konusunda ilerleme sağlayabilmek için hekimlerin çabaları yetmez; mühendisler de, öğretmenler de, peyzaj mimarları da ellerini taşın altına koymalı.
https://toraks.org.tr/site/community/downloads/162

tıbbi söylem, gündelik hayat ve iktidar: şişmanlığın medya aracılığıyla tıbbileştirilmesi
+
tıbbın toplum içinde önemli bir güce sahip olması ve gündelik hayatımızın tıbbileştirilmesi daha önce tartışıldığı gibi modern dönemin dayandığı rasyonelleşme ve sekülerleşme süreciyle yakından ilişkilidir. dinin egemenliğinin azalması, bilimin gücünün ve bilime olan inancın artması, rasyonalizm ve ilerlemenin egemen olması, tıp mesleğinin prestij ve gücünün artması, batı toplumunda artan insani eğilim tıbbileştirmeyi sağlayan faktörlerdir. tıbbileşitirmenin sosyal demografik ve politik öncülerine bakıldığında, tıbbi sömürü, teknolojik ilerlemeler, kültürel tercihler, koruyucu tıp, yaşlanan nüfus, ilaç endüstrisindeki gelişmeler, yeni pazar yaratma stratejileri, sponsor araştırmaları, kitle iletişim araçlarının tıbbi bilgi akışı sağlaması gibi nedenler sıralanabilir. günümüzde sağlık yükselen bir değer haline gelerek, tıbbi terminoloji kitle iletişim araçları sayesinde gündelik dil içine nüfuz etmeye başlamıştır. bireyler kendi sağlık durumları hakkında sürekli yorum yapabilmekte, televizyon internet aracılığıyla bilgi edinebilmektedir. sağlıkla ilgili artan kamu spotları, reklamlar, güzellik endüstrisinin sağlık ve iyi görünme başlığıyla sunduğu bir takım öneri ve uygulamalar tıbbileştirmenin önünü açan etkenlerdir. buna paralel teknolojik yenilikler de, yeni hastalıkların keşfini kolaylaştırarak; tıbba daha fazla egemenlik alanı açmıştır. tıp hastalık, sağlık gibi konuların yanı sıra; uzun ömürlülük, yaşlılığın olumsuz etkilerinden kurtulama, gençleşme, güzel bir yüze ve bedene sahip olma, ideal kiloya ulaşma gibi konularla ilgilenir olmuştur.
http://dspace.akdeniz.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/123456789/2608/T03760.pdf

ivan illich’in yabancılaşma anlayışı bağlamında modern üniversite eleştirisi
+
modern kurumları eleştiren ivan illich (1926-2002)’in en çok eleştirdiği kurumlardan biri eğitim kurumlarıdır. ona göre, okullaşma olmadan da eğitimli bir toplum mümkündür. bu nedenle illich, öğrenmenin ne anlamlara geldiğini ifade ederek işe başlar. ona göre, birçok öğrenme eğitim kurumları dışında gerçekleşmektedir. illich, eğitim kurumlarının ve özellikle de üniversitelerin amacı dışında yönlendirilen işlevleri üzerine eleştirilerde bulunarak kurumsallaşmaya alternatif olarak tasarladığı “okulsuz toplum” yaklaşımını ortaya koyar. onun okulsuz toplum idealine sâhip olmasının temel nedeni, kurumsallaşmayı ve özellikle de günümüzdeki anlamıyla okullaşmayı insanın yabancılaşmasına neden olan tehdit olarak görmesidir. bu çerçevede düşünüldüğünde illich’in, her insanın özgürlüğünü tehdit eden, başka bir deyişle yabancılaşmasına neden olan bütün unsurlardan korunmasını sağlamayı amaçladığı görülmektedir.
http://kalemacademy.com/Cms_Data/Contents/KalemAcademyDB/Folders/SayiMakaleleri/~contents/KK92UKF8WQH2YJM7/10-23863kalem-2019-111.pdf

sağlığın gaspı
https://anarcho-copy.org/free/sagligin-gaspi.pdf

kapitalist devlette sağlık hizmetlerinin örgütlenmesindeki dönüşüm: türkiye üzerine bir analiz
https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/37700/Aziz%20K%C3%9C%C3%87%C3%9CK-Doktora%20Tezi.pdf

neoliberal politikaların küresel düzeyde sağlık üzerindeki etkileri
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/458467

‘stratejik’ sağlık iletişiminin sağlığın tıbbileştirilmesindeki rolü
https://iletisimdergisi.hacibayram.edu.tr/index.php/IKAD/article/view/303/266

okulsuz toplum
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/886587

covid-19 bağlamında veba romanında bir paradoks olarak yaşam sancısı
+
albert camus’un “saçma veya absürd” olarak formüle ettiği ve sisifos efsanesiyle ilişkilendirdiği hayat ve ölüm felsefesi, intihar etme kolaylığına kaçmadan tüm saçmalığına rağmen hayatı yaşamayı tercih eden bir anlayışla örülüdür. bu paradoksu: “benim ölüm korkum yaşama hırsımdan geliyor” şeklinde özetler.
+
albert camus, veba romanında birçok temayla birlikte yaşamın anlamını da sorgulamaya çalışır. o, hemen tüm yapıtlarında yaşamın saçmalığı ve bu saçmalık karşısında insanın takınacağı tavrı sorgular. yaşamın insanlara sunduğu saçmalıklar karşısında insanın yapabileceği tek şey başkaldırmaktır.
+
romanda salgın ve felaketlerin zengin – fakir demeden herkesi esir aldığına atıf yapılır. ancak bu tür durumlarda da zenginler maddi imkânlarıyla çoğunlukla tedavi olup en azından karınlarını doyurabildikleri halde yoksulların bazen salgından ziyade beslenme problemi yaşayabildiğine atıf yapılır: “öte yandan, giderek artan yiyecek sıkıntısına bağlı başka sıkıntılar da oluyordu. spekülasyonlar işe karışmıştı ve çarşıda pazarda bulunmayan temel gereksinim maddelerine inanılmaz fiyatlar ödeniyordu. böylece zengin ailelerin neredeyse hiçbir eksiği yokken, yoksul aileler çok güç durumda kalıyorlardı. veba kendi yönetim merkezinde o etkin yansızlığıyla yurttaşlarımız arasında eşitliği güçlendirecekken, tersine, o normal bencillik oyunuyla, insanların yüreğinde adaletsizlik duygusunu daha da keskin hale getiriyordu. tabii ki ölümün o mükemmel eşitliği yerinde duruyordu, ama böyle bir eşitliği de kimse istemiyordu. böyle açlık çeken yoksullar, yaşamın özgür, ekmeğin ucuz olduğu komşu kentleri ve kasabaları daha büyük bir özlemle düşünüyordu. kendilerine yeterince gıda sağlanamıyorsa, gitmelerine izin verilmeli diye pek de mantıklı olmayan bir duyguya kapılmışlardı. öyle ki sonunda bazen duvarlara yazılan, bazen de valinin geçtiği sırada bağırılan bir slogan ortaya çıkmıştı: “ya ekmek ya özgürlük!” bu alaycı söz bazı gösteri yürüyüşlerine bir işaret olduysa da bunlar çabucak bastırılmıştı…
+
bertold brecht, “önce ekmek gelir, sonra ahlak” (boussignac ve thoss 2010: 70) sözüyle karnını doyuramayan insanlara genel görgü kurallarından veya kanunlardan bahsetmenin saçmalığına işaret eder.
+
“veba” romanında dr. rieux başkaldıran tek bireydir. rieux, her gün yeni hastalar öldükçe “sisyphus efsanesi”nde adı geçen “etin isyanı”nı yaşar.
+
absürd, mantıksızlık hissiyle, insanın derinliklerinde yankılanan berraklığın bastıran arzusunun karşılaşmasıdır. absürd, amaçtan yoksun bir evrende peşinden koşulan anlamdır ve varoluşu sorgulamanın başlangıcıdır. insan hayatının ağırlığının ve garipliğinin sorumlusu olarak absürd duygusunu görür.
+
michel foucault penceresinden bakıldığında ise vebadan dolayı karantina altında tutulanların başkaldırısı iktidara başkaldırmayla ilişkilendirilebilir. halkı veba bahanesiyle kontrol altına almak ve gözetlemek isteyen iktidarlar mutlak bir direnişle karşılaşacaktır: “foucault, toplumsal ilişkilerin iktidar / direniş dinamiği tarafından belirlendiğini düşünür. ona göre stratejik bir durum / ağ olarak iktidar her yerde hazır ve nazırdır. iktidarın olmadığı bir toplum ancak soyutlamada mümkündür. fakat iktidarın olduğu her yerde direnişte vardır. iktidar ile direniş arasında ontolojik bir birliktelik vardır. iktidar / direniş dinamiğinde özgürlük iktidarı uygulamanın ön koşuludur. özgürlüğün ve direnişin olmadığı yerde iktidardan değil, ancak tahakkümden bahsedilebilir ki, tahakküm de bir iktidar ilişkisi değildir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1168950

sağlık sosyolojisi
http://auzefkitap.istanbul.edu.tr/kitap/saglikyonetimilt_ao/sagliksosyolojisi.pdf

salgınla sınanan insanlık
https://dosya.diyanet.gov.tr/DYYSDosya/Dergiler/Aylik/2020/aylik_mayis_2020.pdf

salgın hastalıklardan ölümler
1914 – 1918
https://vergialgi.net/assets/catalogs/salgin-hastaliklardan-olumler-1914-1918.pdf

uykularımın kaçtığı bu günlerde acaba tanımlarımızı mı değiştirmemiz gerekiyor diye düşünmeden edemiyorum. bir virüse taç anlamını veren zihin, farkına varmadan bu virüsün yayılmasına katkı mı sağlıyor, diye soruyorum kendi kendime. yüzlerce-binlerce “ölüm” karşısında insanlık şölenler yapıyor. mevlana’nın belirttiği gibi “ölüm günüm düğün günüm” derecesinde eylemlerde bulunuluyor.
https://cdn.istanbul.edu.tr/FileHandler2.ashx?f=mart—e-bulten-03-koronavirus-ozel-sayi.pdf

mevlânâ’nın mesnevî’sinde devrin tıp ve halk hekimliği
+
mevlânâ’nın (m. 1207-1273) mesnevi’sinin, devrinin tıbbî bilgilerinin özelliklerini ve halkın hastalıklarını teşhis ve tedavisinde kullandığı metodları ve bu sahada halkın inanç ve âdetlerini belirtmesi bakımından, değeri büyüktür.
+
mevlânâ’nın bizzat hasta tedavi etmesi ve reçete vermesi de, o devirde bilimsel olarak mevcut olan tıbbî bilgilerin özelliklerini gösterir.
+
tıpta genelleme ve kesinlik yoktur; her şeyin olabilirliğini kabul etmek gerekir.
+
o, bütün hastalıkların tedavi edilebileceği kanaatinde olup, devâ kabul etmeyen hastalığın kaza ve kader olduğunu belirtir. zira kaza ve kader gelince, doktorun bocalayacağını söyler.
+
mevlânâ, hastalıkları ikiye ayırır: topallık, yassı burunluk ve körlük gibi sakatlıkların çaresinin olmadığını; buna karşılık ağız, yüz çarpıklığı ve baş ağrısı gibi hastalıkların, çaresinin bulunduğunu belirtir.
+
asurlular, hastalarını yol kenarına koyarak, yoldan gelip geçenlerin tavsiyelerine göre, hastalarını tedavi etmişler.
+
haydi git, tıp kitabını oku! kum sayısınca hastalık bulunduğunu görürsün.
+
bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, bugün tıbbın değil tümü; hatta bir dalındaki bütün hastalıkların sayısını, o dalın profesörü dahi bilmeyip, yeni yeni hastalıklar keşfedilmektedir.
+
mevlânâ’nın, hastalıkları tedavi hususunda hekimlerin fikir alış verişinde bulunup, görüş birliğine varmasını teklif etmesi; günümüzdeki doktorların konsültasyon yapmalarına benzer:
hekimlerin hepsi dediler ki: canımızı dişimize takalım; bir araya gelerek beraberce düşünüp, müşterek tedavilerde bulunalım.
+
hastaları tedavi etmenin gereğine işaret eden mevlânâ, hekimleri de ilâhî ve tabiat hekimleri olarak ikiye ayırır:
o, tabiat hekimleri başkadır. onlar insanın içindeki hastalığı, nabzını yoklayarak anlarlar. biz gönüllere vasıtasız olarak, hoşca bakarız. anlayış bakımından da bizim görüşümüz yüksektir.
+
basur hastalığına karşı sirke ve bal tavsiye eder:
biz basur hastalığına tutulmuşuz, sirkeyi fazlalaştırdık. sen de balı arttır ve lütfunu esirgeme.
+
fazla koku al da, nezle geçsin.
+
virüslere karşı da yapılacak fazla tedavi yöntemi yoktur.
+
kan aldıracak kimse, hacamatçıya altun verir ve kan çıkaran neşteri okşar.
+
susuzluk hastalığına tutulan kişi, her solukta buz gibi erir, fakat her an kendini daha iyiyim sanır.
+
toprak yiyen şahıs, zayıf, halsiz, soluk ve büyüme yönünden geri kalır.
+
hasta kimse, ne tutarsa illet (dert) olur, bulaşır; tuttuğu da illet olur. fakat kâmil biri, küfrü bile tutsa millet (din) olur.
+
bir uyuz, yüz kişyi uyuz eder.
+
güneşli hava kişiyi neşelendirir. kapalı ve puslu hava ise kederlendirir.
+
sinir hastalarının, hastalıklarının ay başlarında artacağını anlatır:
güzelim! şüphesiz ben her ay başı üç gün deli divane olurum.
+
uykuda duygularını taşımazsın, duyguların seni taşır.
+
mevlânâ, çürük dişin sökülmesini bahçivanın, ağacın zararlı dallarını temizleyip, budamasına da benzetir.
+
perhiz yap da, canındaki gücü, kuvveti gör.
+
mide, hastalığın yuvasıdır; perhiz, ilaçların başında gelir.
+
eski tabipler, hastalıkların asıl kaynağını fazla yemeğe bağlarlar.
+
mevlânâ, açlığı ve perhizi aşırı derecede metheder.
+
bütün hastalıklar açlıkla iyileşir.
+
mevlânâ, attarlar çarşısında güzel koku ile bayılan bir debbağın hikâyesini anlatır:
hikâyede konu edilen bu debbağ, pis kokulara alıştığı için güzel kokulardan bayılır. çevresine toplanan halk onu ayıltmak amacıyla uğraşırlarsa da, başaramazlar. bu debbağın anlayışlı kardeşi, kardeşine gizlice köpek pisliği koklatarak, ayıltır.
+
birisi hastalanarak, hekime gelip dedi ki: ey akıllı, hünerli hekim! nabzımı ele al. nabızdan kalbimin halini anlarsın; zira el damarı, kalbe ulaşır. çünkü kalp içtedir, görünmez. onun halini nabzını dinleyerek anla, çünkü nabzın kalple alakası vardır.
+
tabip hastanın yüzünü görüp, nabzını yokladı ve idrarını görüp, muayene etti. hastalığın hem belirtilerini, hem sebeplerini sorup, dinledi”. usta tabip, cariyenin nabzını dinleyerek memleketini, şehrini, mahallesini, ana ve babasını sora sora, nihayet sıra sevgilisinin bulunduğu semerkand şehrine gelince, nabız atışı değişmeye başladı ve tabip hastalığın bir gönül işi olduğunu anladı.
+
talebeler, hocaları hasta olmadığı halde, önceden aralarında hazırladıkları bir planla, ağız birliği ile hocalarının hasta olduğunu, renginin sararıp solduğunu ve zayıfladığını söylerler. hoca, talebelerinin telkinleri ile gerçekten hastalanıp, yatağa düşer.
+
kuruntuyu, biraz daha arttırırsanız… kuruntu sebebiyle akıllı kimse bile delirir.
+
genellikle kişinin kendisini hasta olmadığı halde, hasta göstermesinin psikolojik sebebi; hastalığı sebebiyle, dikkat çekmek veya bir vazifeden kaçmak gibi nedenler düşünülebilir.
+
mevlânâ, hasta olmadığı halde kendisini hasta gösteren (temaruz eden) kimsenin gerçekten hasta olacağını, bir hadisin ışığı altında çöyle açıklar: “hz. peygamber, yalancıktan hasta olmak, insana hastalık getirir. sonunda o insan, mum gibi erir, ölür gider; buyurmuştur.
+
moğollarda bir kimse hastalandığı zaman, şâmanlar bu hastalığın tabii bir hastalık mı, yoksa cin çarpması sonucu mu olduğunu tespit ederek, ona göre tedavi ederlerdi. hastalığın cin çarpması neticesinde olduğu kanaatine varırlarsa, silahla göğe ok atarlar veya hastanın yatağının iki tarafına yalın kılıç asarlardı.
+
ey hasta! hastalıktan kurtulunca, sirkeyi bırak, bal yemeye bak.
+
erkeklik ilacı yaptır; hadım gibi koşma ki sana yüz türlü güzel yüzlü evlat zahir olsun.
http://isamveri.org/pdfdrg/D02535/2007_V_10/2007_V_10_AVCIN.pdf

modernizmin beden tüketimine etkisi: estetik cerrahi operasyonlar örneği
https://acikerisim.sakarya.edu.tr/bitstream/handle/20.500.12619/91044/T06256.pdf

insanlık tarihinin en büyük hastalığı, dünyaya neden gönderildiğinden gaflet içinde olma, varlığını borçlu olduğu rabbi rahim’ini tanımama ve varacağı en son menzil olan ahireti bilmeme hastalığıdır.
http://www.sayikkitapyayincilik.com/kitapindir/TevbeiSayik.pdf

meme kanseri hakkında yeni bir anlayış
http://learninggnm.info/documents/Understanding_Breast_Cancer_Turkish.pdf

modern felsefede eril tahakkümün izlekleri
http://193.140.245.211/bitstream/11452/19418/1/Ahmet%20Y%C3%9CKSEL.pdf

thukydides’in tarih’i ekseninde klasik hellen polis’lerinin siyasi statüsü
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/69328

türkiye’de ve dünyada kanser epidemiyolojisi
https://hsgm.saglik.gov.tr/depo/birimler/kanser-db/yayinlar/sunular/ulusal_kanser_haftasi_2018/Dr._Dyt._NURAL_ERZURUM_ALiM.pdf

hekimlerin kişilik özellikleri bağlamında klinik rehberlere yönelik tutumları ve kullanım engelleri
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/6023/Hekimlerin%20Ki%C5%9Filik%20%C3%96zellikleri%20Ba%C4%9Flam%C4%B1nda%20Klinik%20Rehberlere%20Y%C3%B6nelik%20Tutumlar%C4%B1%20ve%20Kullan%C4%B1m%20Engelleri.pdf

veba salgınlarında hekimlerin iyi bir sınavı veremediklerinden bahsedilmektedir. hastalık kapma korkusuyla ya sivri gagalı garip maskeler takıyorlar ya da hastalara bakmayı reddediyorlardı. hastalığa verdikleri tedavi reçeteleri de çok komikti: “iki fındık, bir incir ye”, “yavaş çiğne, masadan aç kalkma, ağlama ve korkma” gibi.
http://www.halksagligi.hacettepe.edu.tr/duyurular/tarihtekibulasicihastaliklar.pdf

sağlıklı yaşama ve hastalıklardan korunma
https://www.ailevecalisma.gov.tr/media/4791/05_02_sa%C4%9Fl%C4%B1kl%C4%B1-ya%C5%9Fama-kitab%C4%B1.pdf

sığırlarda kızgınlığın saptanması, kimi üreme problemleri ve tohumlamalar
https://arastirma.tarimorman.gov.tr/etae/Belgeler/EgitimBrosur/88-ciftcibro.pdf

ilk konuşmayı biokimya uzmanı dr. ayşegül çoruhlu gerçekleştirdi ve “bundan sonraki günlerimizde, sağlıklı beslenmemek, sebze yememek, vitamin almamak kabul edilemez. böyle olursa zavallılar olarak ölürüz. içinde her vitaminin, her ihtiyacın olduğu tabletler üretiliyor. yüksek modele gelmek istiyorsak, sağlıklı beslenme programlarında duyduğumuz programı uygulamak, ışık üzerinden beslenmeyi, güneşe maruz kalmış, doğal, organik olan besinleri tüketmemiz lazım. bu dünyaya dalmamız lazım.” dedi.
http://www.gazetekadikoy.com.tr/images/dosyalarim/984_sayipdf__ba323.pdf

sağlık alanındaki kişisel markaların marka iletişimi çalışmalarında sosyal medyanın kullanımı
+
genel toplamında en fazla paylaşım %46,86 ile (n=11,780) ayşegül çoruhlu’ya aittir. ikinci sırada %22,23 ile (n=5,589) ile ender saraç, üçüncü sırada %8,95 ile (n=2253) canan karatay, dördüncü sırada %7,32 ile (n=1842) nihat dik gelmektedir.
+
en fazla beslenme-diyet-obezite ve sağlıklı yaşam için önerileri konusunda mesaj paylaşılmıştır. en fazla paylaşımı daha medyatik bir yüz olan ayşegül çoruhlu’nun yaptığı belirlenmiştir. marka farkındalık oluşturmada uzmanlık alanı kullanılmıştır.
+
ayşegül çoruhlu instagram’ı daha aktif kullanmaktadır. paylaşımların son üç aya göre dağılımı incelendiğinde (tablo 3) son üç ayda en fazla ekim ayında paylaşımda bulunulmuştur. doktorlar genelde video paylaşmayı tercih etmektedir.
http://editor.website.tc/492878//11th1icosresse1tam1metinler1final1version.pdf

dr. ayşegül çoruhlu’dan mutluluk için beslenme tüyoları…
+
bağırsakların mutlu ise sen de mutlu olursun. çünkü, mutlulukta birinci kural bağırsakların sağılıklı olması.
https://cdn.magdergi.com/wp-content/uploads/2018/05/12201638/MAG_May%C4%B1s_2018_comp.pdf

bir şeyin yenilebilir olması onu gıda yapmıyor. ayrıca bu gıda olmayan gıdaları tüketmenin de bir bedeli var. raf ömrü uzadıkça bu bedel artıyor. raf ömrü uzadıkça bizim ömrümüz kısalıyor.
dr. ayşegül çoruhlu
http://faydakoleji.com/wp-content/uploads/2021/03/fikir-tasi-5.pdf

alkali yiyecekleri soframızda arttırırsak son derece sağlıklı bir yaşam sürebiliriz. sağlıklı günler dileğiyle.
kaynak: alkali diyet, dr. ayşegül çoruhlu
https://silo.tips/download/kurban-besmele-bismillah-her-hayrn-badr-kurban-bayramnz-mbarek-olsun-kestanepaza

alkali diyetiyle içinizi temiz tutun
+
dr. ayşegül çoruhlu, ileri anti-aging yaklaşımlarını türkiye’de ilk uygulayanlardan biri. biyokimya uzmanı olan çoruhlu, diğer tüm diyet önerilerinin eksik bıraktığı parçayı tamamlıyor.
https://silo.tips/download/1-zorlu-grubu-i-iletiim-yayndr-ayda-bir-yaymlanr-ekim-kasm-aralk-gelecei-birlikt

türkiye’de çocukluğun politik inşası
+
çocukluğun, siyaset bilimi literatürüne girişi, 20. yüzyılın son çeyreğine rastlar.
+
bu tez çalışmasında amaçlanan, osmanlı’dan cumhuriyet’e geçiş aşamasının farklılıklarını ve benzerliklerini ihmal etmeksizin, ulus-devlet oluşum sürecinde ve vatandaşlık projelerinde, çocuğun nasıl bir ‘politik özne’ olarak yeniden kurgulandığını ortaya çıkarmak, bu çerçevede ‘ideal’ çocuğa atfedilen özellikleri ifşa etmektir.
+
üzerinde durulması gereken ikinci eğilim ise yine 1990’lı yılların ikinci yarısından itibaren hız kazanan milliyetçi/ulusalcı çocuk yayınlarının artışıdır. mustafa kemal, çanakkale ve bağımsızlık savaşı üzerinden resmi ideolojiye sıkı sıkıya bağlı eserler kaleme alınmaktadır. milliyetçi önkabullerin tekrar edildiği, militarist değerlerin yüceltildiği bu yayınların ortak noktası yabancı düşmanlığını ve şiddeti yeniden üretmesidir. sözü edilen iki eğilimin öfke ve önyargı üzerinden mevcut gerilimleri ve düşmanlıkları, çocuklara aşıladıkları kolaylıkla savunulabilir.
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/45749.pdf

lağım inşası ve kanalizasyon olmayan yerlerde yapılacak tesisler
http://www.megep.meb.gov.tr/mte_program_modul/moduller_pdf/La%C4%9F%C4%B1m%20In%C5%9Fas%C4%B1%20Ve%20Kanalizasyon%20Olmayan%20Yerlerde%20Yap%C4%B1lacak%20Tesisler.pdf

18. asır istanbul’unda şeriye sicillerine göre öldürme (katl) suçu
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/ET000852.pdf

istanbul tersane zindanı
http://osmanliistanbulu.org/tr/images/osmanliistanbulu-4/zubeyde_gunes_yagci-esra_nalbant.pdf

osmanlı hapishaneleri üzerine bir değerlendirme: karesi hapishanesi örneği
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/74051

son dönem osmanlı taşra hapishanelerine bir örnek: bolvadin hapishanesi
+
tanzimat devrinde suç-ceza ilişkisinin osmanlı ceza hukukunda yeniden yapılandırılmasıyla, pek çok suçun cezası hapse çevrildi ve böylece hapishanelere ihtiyaç çoğaldı. ancak imkânların söz konusu büyümeyle mütenasip olmaması neticesinde hapishaneler mahkûmlarla doldu. artan mahkûm sayısıyla birlikte buralardaki fiziki durum ve sağlık koşulları asgari insanî yaşam standartlarının altına düştü ve hapishanelerde yaşam günden güne kötüleşti. söz konusu durum buralardaki koşulların iyileştirilmesi zorunluluğunu da beraberinde getirdi. bu sebeple osmanlı devleti sınırları içinde hız kazanan hapishaneleri yaygınlaştırma faaliyetleri, kısa sürede yerini ıslah girişimlerine bıraktı. bu noktadan hareketle, çalışmada osmanlı devleti’nin son senelerinde bolvadin hapishanesinde gerçekleştirilmeye çalışılan ıslahat konu alınarak; buradaki yaşamı normalleştirebilmek adına girişilen tamirat çabaları, suç türü ile oranı, mahkûm profili, çalışanlar, fiziki durum ve sağlık koşulları ele alındı.
+
insan hürriyetini bağlayıcı cezaların en önde geleni olan hapis, hukukta “sanık veya suçluyu belli bir mekânda cebren alıkoyarak şahsî hürriyetini kısıtlamak” şeklinde tanımlanır.
+
otuz kadar şehir hapishanesi gezen ahmet şerif’in ifadesiyle, xx. yüzyılın başlarında hapishaneler genellikle “rutubetli, pis, havasız, ışıksız, sağlıksız ve dar” yani adeta “mezar” gibiydi.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/492376

siyasi tıp’ta çıkan ses pek hayra alamet değildi, olsa olsa hasta “bitkisel hayat” izleri veriyordu…
https://tustav.org/yayinlar/sureli_yayinlar/yuruyus/y_76_081.pdf

michel foucault‟a göre; hapishaneler siyasi iradenin bir ürünüdür. suçluların hapishanede tutulması ve çalıģtırılması bir hürleģtirme ve ıslah amacı taģımayıp bir siyasi disiplini temin etmek ve sisteme uymayanları tehlike olmaktan çıkarmaktı.
https://acikerisim.aku.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11630/3416/376801.pdf

fen ders kitaplarında sunulan bilim insanlarının basmakalıp bilim insanı imajı açısından değerlendirilmesi
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/188092

modern bilim eğitimine bilim dışı müdahaleler ve akademik özgürlük
https://bilimakademisi.org/wp-content/uploads/2018/02/akozer-das-2018-5-subat-tam-metin-final-taslak-1.pdf

bilim târihi
+
toplumlar gittikçe daha büyük ölçülerde bilimin meşalesinde yürüdükçe ve yürümek istedikçe, bundan faydalanmak ve bilimi kötüye kullanmak isteyenler olacaktır. bilimin gayri bilimsel maksatlar için kullanılmasını rejimler, hükümetler, müesseseler, muayyen ideoloji ve dogmalar ve türlü menfaat iştirakleri ile birleşen çeşitli gruplar destekleyebilir. fakat bu gibi hareketler daima tek tek insanlar marifeti ile yapıldığı için, bütün bunların tek insan hareketlerine ircaı mümkündür. bilimin ayağa düşmesine, emir altında bulunmasına ve türlü morfinlerle uyuşturulmaya çalışılmasına karşı en iyi çare, bilimsel terbiyenin yaygın bir şekilde kavranması ve bilimsel düşünce ve sonuçların tatbik alanlarının ve bu alanların sınırlarının kütlece iyi anlaşılmasıdır.
http://www.kavak.org.tr/upload/files/3-B%C4%B0L%C4%B0M%20TAR%C4%B0H%C4%B0%20-%20Ayd%C4%B1n%20SAYILI.pdf

milli eğitim bakanlığı sisteminin kuvvetler ayrılığından kuvvetler birliğine doğru dönüştürülmesi
+
türkiye cumhuriyeti devletinin işleyişi ile ilgili yukarıda ifade edilen temel çerçeve göz önüne alındığında milli eğitim bakanlığı sisteminin de kendi içinde adeta devlet gibi yapılanmış olduğu görülmektedir. çünkü meb’in teşkilat yasalarında ve buna bağlı oluşturulan örgütsel şemalarında üç birim doğrudan bakana bağlı olarak tanımlanmıştır. bunlar; talim ve terbiye kurulu, müsteşarlık ve teftiş kurulu’dur.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/698107

yeni ilköğretim müfredatının felsefesi
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1196589

imam-hatip liselerinde okutulan dinî mûsikî dersinin nicelik ve nitelik bakımından incelenmesi
+
imam-hatip liselerinde okutulan ders programlarında sürekli değişiklikler yapılması okullarda verilen eğitimin işlevselliğini olumsuz etkilemektedir.
+
bu kadar önemli bir dersin her geçen gün işlevsiz hale gelmesi ülkemizin imam, hatip ve din görevlisi yetiştirme politikalarında başarısız olma riskini doğurmaktadır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/992918

türkçe ders kitaplarındaki yazma etkinliklerinin incelenmesi
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1483534

milli eğitim şuralarında değer, ahlak ve karakter eğitimi ile ilgili alınan kararların değerlendirilmesi
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/614780

talim ve terbiye kurulu kararları
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/108679

islam eğitiminde program geliştirmede yeni bir metodoloji: amerika terbiye projesi örneği
https://www.yekder.org/images/yayinlar/iek_2019/bildiri_kitabi/iek_2019_bildiriler_kitap.pdf

türkiye’de yükselen siyasal islam’ın postmodern nedenleri
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/824571

türkiye’de siyasal islam’ın örgütlenme faaliyetleri
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/63530

türkiye’de bir psikolog tarih ders kitabı yazarı oldu: psikolog ali haydar taner ve ortaokul için tarih ıı üzerine
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/354956

tekerlekli koltuktaki insanların hayatından tablolar ve bir mimarlık kılavuzu
+
insanlarda bulunabilecek sakatlık, anormallik ve eksiklikleri üç ana grupta topluyoruz:
1) bedensel, 2) duyusal, 3) ruhsal-zihinsel.
+
sakatlıklar, zayıflıklar, anormallikler o kadar çeşitlidir ki, hepsinin sorunlarına birden çözüm olacak bir inşa edilmiş çevre yaratmak mümkün olmayabilir.
+
bu dünyada ne kimseye uymuşluğumuz var.
ne şu atlas kubbe altında ev kurmuşluğumuz.
+
modern dünya yaşlıya ve yaşlılığa karşı da anlayışsız davranmaktadır. herşey büyük bir hızla ve kimsenin etkileyemediği bir sistem dahilinde cereyan etmekte ve yaşlı insanlara anlayış göstermek için vakit de bulanamamaktadır.
+
yaşlılıkta da temel kanun değişmiyor: “insan kendine ait bir oyun alanı istiyor.”
+
mimari eser “inşa edilmiş bir çevre” dir.
+
sakat insanın inşa edilmiş çevre içindeki sorunlarını anlamak için de tekerlekli koltuğu ayrıntılı olarak tanımamız gerekmektedir.
https://cdn.istanbul.edu.tr/statics/enuygar.istanbul.edu.tr/wp-content/uploads/2016/01/Tekerlekli-Koltuktaki-%C4%B0nsanlar%C4%B1n-Hayatlandan-Tablolar-ve-Bir-Mimarl%C4%B1k-K%C4%B1lavuzu.pdf

cerrahi ve tıbbi terbiye
https://www.turkjsurg.com/full-text-pdf/918/tur

türkiye’de antropolojik bilginin yetersizliği sorunu ve öğretmenler
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/541618

antropontolojik açıdan eğitim kavramı ve eğitimde etik sorunsalı
https://openaccess.maltepe.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12415/4123/447656.pdf

kültürel antropoloji
http://auzefkitap.istanbul.edu.tr/kitap/gazetecilik_ue/kulturelantropoloji.pdf

“eğitim”e felsefî antropoloji çerçevesinde kavramsal bir yaklaşım
http://eskidergi.cumhuriyet.edu.tr/makale/942.pdf

zeynizade mehmet hazık efendi’nin “terbiye (terbiye-i bedeniye, terbiye-i fikriye, terbiye-i ahlakiye)” adlı eserinin birinci bölümü
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/215590

eski türk kültüründe terbiye kavramı ve terbiye yöntemleri
http://www.ekevakademi.org/Makaleler/1312920274_28%20Yavuz%20Ercan%20GUL.pdf

münif efendi’nin “ehemmiyet-i terbiye-i sıbyân” adlı makalesi hakkında bir çalışma
https://erdem.gov.tr/tam-metin-pdf/811/tur

psikiyatride akademik terbiye veya pedagojik psikiyatri
http://www.cappsy.org/archives/vol8/no3/cap_08_03_09.pdf

terbiye ilminin problemleri ve terbiye felsefesi
https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/14810/Terbiye%20%C4%B0lminin%20Problemleri%20ve%20Terbiye%20Felsefesi.pdf

bodur elma yetiştiriciliğinde budama ve terbiye teknikleri
http://ijans.org/index.php/ijans/article/download/51/51/

oyuncunun sanatı olarak aksiyon yaratmak: stanislavski, brecht, grotowski
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1227579

fiziksel aksiyon dizgesi: organik oyunculuk ve tekrarlanabilirlik
http://academicrepository.khas.edu.tr/bitstream/handle/20.500.12469/2170/0062305SebnemHassanisoughi.pdf

oyuncunun bedensel çalışmasının sahne mevcudiyeti üzerindeki etkisi: beden dramaturjisi ve aksiyon tasarımı
http://academicrepository.khas.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12469/2757/Oyuncunun%20bedensel%20%C3%A7al%C4%B1%C5%9Fmas%C4%B1n%C4%B1n%20sahne%20mevcudiyeti%20%C3%BCzerindeki%20etkisi.pdf

modern dans sanatına yeni bir pencere açan “yoksul beden” bağlamında grotowski ve barba
+
benim tiyatrom seyirci alkışlama lütfunda bulunduğunda önünde eğilmez. benim tiyatromda duygular yapay değildir, gözyaşları sahte değildir, çünkü bir amaca hizmet ederler.
+
bize göre sanatta gelişme yalnızca sanatçının kendini geliştirmesi değil, fakat eşdeğer şekilde seyircisini eğitici işler hazırlamaktır.
+
oyunculuk aslında oyuncunun bedenini keşfettiği bir süreçtir.
+
çocuk neredeyse tümüyle organiktir. organiklik gençken daha fazla, yaşlandıkça daha az sahip olunan bir şeydir. kesinlikle, edinilmiş davranışlara karşı, günlük hayatın uygulamalarına karşı, klişe davranış kalıplarından sıyrılarak organikliğin süresini uzatmak mümkündür.
+
günlük hareketlerin aksine oyuncu bir sonraki eylemin farkındadır. fiziksel hareket yoluyla oyuncu seyirciyi kışkırtabilir ve düşünmeye sevk eder.
+
toplumsal normlardan sıyrılmış ve bedenini özgürce kullanan oyuncular, seyirciyi oyun boyunca sorgulamaya yönlendirir ve oyunun bir parçası haline getirmek için tahrik eder. hedef seyircinin kolektif bilincindeki mitlere ulaşmak ve sorgulatmaktır.
https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/84440/mod_resource/content/0/MOD%20259%208.%20HAFTA%20GROTOWSK%C4%B0%20BARBA.pdf

ritüele dönüşten kültürlerarasılığa: peter brook’un sahne uygulamalarındaki izdüşümleri ve “mahabharata”
http://www.sahnevemuzik.hacettepe.edu.tr/sayilar/burcu_kan.pdf

uzatmıyayım, tafsil etmiyeyim, derine gitmiyeyim; bir pembe köşkün başhekimi için ankara’da bir siyasi tıp fakültesi kurulmuştur. (bravo sesleri, alkışlar). îşin aslı, esası, hakikati budur. yeni kurulan siyasi tıp fakültesine; – utanıyorum bu tâbirden, fakat hakikattir – bu yeni kurulan siyasi tıp fakültesine profesör seçerken şöyle bir kıstas kullanılmıştır. pembe köşkün başhekimi gülhaneye profesör yapılırken kimler onun lehinde rey vermişse onlar profesör olarak ankara tıp fakültesine alınmıştır. ve hangi asîl karakterli kıymetler pembe köşkün başhekimine rey vermemişse onlar gülhanede terkolunmuştur.
https://www.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d09/c005/tbmm09005051.pdf

ortomoleküler tıp yaklaşımıyla magnezyum takviyeleri
http://www.barnat.com.tr/dosyalar/P%2030-04.pdf

osmanlı ahlak ve terbiye kitaplarında ebeveynlere hürmeti teşvik etmeye yönelik hikâyeler
https://www.millifolklor.com/PdfViewer.aspx?Sayi=100&Sayfa=96

sosyal hekimlik
+
sosyal hekımliğin konusu, hıç bır doktrin ve ideolojiye bağıı olmadan hekimlik ile toplum arasındaki ilişkilerin incelenmesi ve hekimlik hizmetinin toplum yararına geliştirilmesidir.
+
sosyalist hekimlik, hekimlik hizmetlerinin sosyalist doktrin açısından ele alınmasıdır.
+
herkesin sağlığının korunması toplumun görevidir.
+
en önemli hastalıklar, bir toplumda en çok öldüren, en sık görülen ve en çok sakat bırakan hastalıklardır.
+
bir kimsenin hasta oluşu sadece o kişinin sorunu değildir. kişinin hastalığı ailesinden başlayarak bütün toplumun sorunudur.
+
hekimlerin ilk görevi okulda ve toplumda halkı eğiterek sağlığı geliştirmektir.
+
toplum, hekimlerden sağlığı koruyucu yöntemler ve örgütler geliştirmelerini istemelidir.
https://www.belgelik.dr.tr/ToplumHekim/download.php?Id=jNsPyyhLy

çocukluk, oyun ve kent: 80’li yılların gümüşhane’sinde çocuk olmak
+
çocukluk, hayatımız boyunca özlemle geri dönüp baktığımız masumiyet ve mutluluk dönemi, hayatın cennetidir, kayıp cennet…
+
çocuk, içinde yaşadığı dünyayı oyun yoluyla anlamlandırmaktadır. çocuk için sokak, oyunun gerçekleştiği alandır. çocuk sokakta oyun oynayarak, mekân-zaman ve mekân-insan ilişkisini de öğrenmektedir.
+
yeni modernleşme süreciyle beraber, kentler hızlı bir dönüşüm yaşamakta ve eskinin sıcak ve güvenli mahalle ortamı hızla yok olmaktadır.
+
çocuk dostu olan şehirlerimiz hâlâ vardır; ancak zaman içinde büyük bir betonlaşma tehdidiyle karşı karşıyadır.
+
platon, “bir saatlik bir oyun, kişi hakkında bize bir senelik iletişimden çok daha fazla bilgi verir.” diyerek, çocuğun yetenek ve ilgi alanlarının oyunla ortaya çıktığını ve oyunun güçlü bir iletişim şekli olduğunu belirtmiştir.
+
1980’ler kuşağı, sokakta oynayarak büyüyen kuşak olarak bilinmektedir.
+
taş, tahta, kum, toprak, çamur, su eski dönemlerden buyana çocuğun dokunarak, deneyimlediği ve yaratıcılığını geliştiren oyun araçlarıdır.
+
froebel, çocuk oyunlarını insan hayatının merkezine koyarak, beceri ve yeteneklerin oyun yolu ile açığa çıktığı söyleyerek, bunları pratiğe dökmek için, “çocuk bahçeleri” fikrini ortaya ilk atan kişidir.
+
geçmişte çocuğun mahallesinde serbestçe oynayabileceği, toprağa dokunabileceği sokaklar ve boş alanlar artık yerini beton binalarla kuşatılmış alanlara bırakmaktadır.
+
artan trafik, çocukların oyun alanı olan sokaklarda ciddi tehditlere neden olmaktadır.
+
çarpık yapılaşma çocuğun zihinsel ve bedensel gelişimine tutum ve davranışlarına olumsuz yansımaktadır. araştırmalar çocuğun zeka ve kişilik gelişiminde eğitimden daha önemli olan husus içinde yaşadığı mekandır.
+
çocuk sabah erken saatte kalkıp tıpkı işe gider gibi sosyal aktivitelerini saati saatine yapmak zorunda olan kurulu bir makinaya dönüştürülmektedir.
+
tüm katılımcılar gümüşhane’de yaşadıkları çocukluk deneyimini büyük bir özlemle ve mutlulukla hatırlamıştır.
+
tabiat ve doğa bizim zaten doğal oyun alanımız oluyordu ve oyuncağa ihtiyaç duymuyorduk.
+
gümüşhane’de çocukluk dediğinizde ilk aklıma gelen temel şeyler: yaramazlık, kirlenmek ve sonrasında anne korkusu yaşamak, sokak köpekleri, mahallemizdeki yokuştan kaymak özellikle kar yağdığında.
+
çamurdan objeler yapardık. dere kenarlarında yüzerdik, ip atlar, körebe oynardık, uğur böcekleri yakalardık
+
toprak, kum alanlara ev yapardık kendimize. kocaman taşları taşırdık, ev eşyası yapardık onlardan. evimizin odaları bile vardı. yapraklardan çileklerden yemek yapardık. yani düşününce toprağa dokunabildiğim için şanslıymışım.
+
çocukluk, hayatımız boyunca özlemle geri dönüp baktığımız masumiyet ve mutluluk dönemi, hayatın cennetidir, kayıp cennet…
+
iyi ki de oyuncaklarımız sınırlıymış, iyi ki de teknoloji yokmuş. biz gümüşhane’de organik büyüyen çocuklardık. meyveyi marketten değil, dalından koparır yerdik ve çok şanslıydık.
+
80 kuşağının en büyük avantajlarından biri olan bozulmamış mahalle geleneği ve şehrin doğal yapısı ile tabiata ve hayvanlara dokunabilen bir nesil yetişmiştir. bu büyük şans sayesinde 80 kuşağını “son organik çocuklar” olarak ansak hata etmiş olmayız.
+
bunun yanı sıra günümüz çocukları kuralları aileleri tarafından belirlenmiş, kurslar, ödevler, etkinlikler döngüsünde programlanmış kurulu bir hayat sürmektedirler.
+
gümüşhane’de çocuk olmuş 80 kuşağı çocukları da artık bu dönemin gümüşhane’sinde çocuk olmak istememektedirler.
+
sağlıklı bireylere ihtiyaç duyulan günümüz toplumunda, geleceğin yetişkinleri olan bugünün çocuklarına, çocukluklarını yaşayabilecekleri alanlar ve imkânlar sunulmalıdır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/558858

dünya veteriner halk sağlığı tarihine genel bir bakış
+
halk sağlığı kavramının ortaya çıkmasında, fransız ortopedi uzmanı jules rené g. guerin, alman hekim solomon neumann, alman patolog prof. dr. rudolf l.c.virchow, alfred grotjahn gibi ünlü tıp bilim insanlarının rolü büyüktür. 19.yy’da amerika’lı veteriner hekimler, “veteriner bilimi”nin, “halk sağlığı bilimi” ile olan ilişkisini ve katkılarını daha belirgin bir şekilde ortaya koyabilmek için dünyada ilk defa “veteriner halk sağlığı” ifadesini kullanmışlardır. aynı yıllarda amerika birleşik devletleri’nin boston’lu veteriner hekim frank s. billings, 1884’de hayvan hastalıklarının halk sağlığı ile ilişkisinin bir sosyal boyutu olduğunu anlatmıştır. bu boyutun, bilimsel gelişmelere bağlı olduğuna işaret etmiş ve insanların hayvan hastalıklarından korunabilmesi için “veteriner halk sağlığının” gerekliliğini güçlü bir şekilde savunmuştur. dünyanın sayılı veteriner hekimlerinden olan ve salmonella bakterisini ilk defa 1885 yılında tanımlayan dr. daniel salmon, 1890’da veteriner halk sağlığı’nın önemli savunucularından birisi olmuştur.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/758854

fransızca seçme özdeyişler ve türkçe çevirileri
+
savaş; erkeklerin sapkınlığının bir meyvesi, siyasal yapının sarsıcı ve şiddetli bir hastalığıdır.
http://www.ijopec.co.uk/wp-content/uploads/2020/11/2020_14.pdf

tüp bebek tedavisinin biyopsikososyal model üzerinden sosyolojik analizi
http://www.sosyolojikongresi.org/s/2498/i/BildiriOzetleri_Ulusal9_12092019_(1).pdf

anne dostu hastane katılımcı rehberi
https://khgmsaglikhizmetleridb.saglik.gov.tr/Eklenti/33209/0/anne-dostu-hastaneeka298b125-1348-438d-9242-b8a9101211d4—kopyapdf.pdf

sosyal tip problemi: bir gözden geçirme
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/557344

çağdaş erdem etiği bağlamında din ve ahlak ilişkisi
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/43607.pdf

hukuk ve ahlak arasındaki ilişki
+
köleliğin yasaklanması süreci, insanların eşit doğduğu ve eşit olduğu ahlaki ilkesinin hukukileşmesinden başka bir şey değildir.
+
hukukun ahlakiliği konusu, bir ahlak kuralının hukuk kuralı hâline getirilmesi kapsamında da değerlendirilebilir. bu bağlamda bir görüş, hukukun aslında ahlaktan başka bir şey olmadığını, ahlak kuralının devletçe korunan bir kapsamı içermekle hukukileştiğini belirtmektedir.
+
bir ahlak kuralının hukuk kuralı hâline getirilmesi durumunda artık ahlak kuralından değil, hukuk kuralından bahsederiz. zira artık bu kural devlet güvencesinde bir cebre bağlanmış, hukukileşmiştir.
+
buna göre geniş bir yoruma imkân tanıyan ahlak anlayışının özgürlüklerin sınırlanmasında yasakçı tutumu meşrulaştırma aracı veya belirli bir ahlak anlayışını dayatma aracı olarak kullanılması riskidir.
+
pozitif hukuk bağlamında da hukuk sadece yazılı hukuktan ibaret değildir, dolayısıyla kanun maddesi bir ahlak kuralına atıf yapıyorsa kanunda yazılı olarak düzenlenmemiş olsa bile aslında bahsedilen ahlak kuralı hukukileşmiştir. dolayısıyla, pozitif hukuk ile tabii hukukun bu tartışma alanından çıkıldığında, hukukun ahlaka kayıtsız kalamayacağı sonucu ortaya çıkmaktadır.
https://igiad.org.tr/images/is_ahlaki_ders_kitabi/Hukuk_ve_Ahlak_Arasindaki_Iliski.pdf

yaratılan hastalık ve salgınlar
+
sistemin aldığı önlemlere karşın hacmi büyütmenin ve bu büyümeyi sürdürmenin yolu sahte hastalık ve salgınlardan geçmektedir.
https://www.recepakdur.com/media/1431/08-akdur-r-yaratilan-hastalik-ve-salginlar-bilim-ve-u-topya-mayis-2011-17-203-36-45.pdf

biyopolitika ve savaşım: foucault ve agamben arasındaki ayrımın kavramsal içeriği
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/354796

globalleşen dünyada ortaya çıkan sağlık sorunlarının çözümünde tek sağlık konsepti
http://hayatsaglik.hayatvakfi.org.tr/wp-content/uploads/2019/09/HAYAT-SA%C4%9ELIK-DERG%C4%B0S%C4%B0-8.-SAYI.pdf

hayvancılıkla uğraşanlarda zoonotik hastalıklarla ilgili bilgi, tutum ve davranış üzerine kesitsel bir çalışma
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/807334

acaba beni gene korur mu ki yarınlar
ümitler kaybolunca bir mutluluk gelir mi?
acep kalabalıktan meçhul birisi çıkar
benim ruhumu anlar bana cevap verir mi?
+
gökte görünen bir çan
sakince çalar
ağaçta görünen bir kuş
kendi sitem şarkısını söyler
http://www.ahenkdergisi.com/002_e_kitaplar_pdf/siir%20ve%20tercme_ktp.pdf

‘ölümün tıplaştırılması’ ve alternatıf tıp arayışları
https://insamer.com/rsm/icerik/dosya/dosya_2932.pdf

çağdaş siyaset ancak savaş ya da kriz anlarında ortaya çıkan altüst oluşlarla kontrollü bir korku çerçevesinde kitleleri siyasal alana dâhil etmektedir. dolayısıyla siyaset ve ahlaki varoluş alanı arasındaki mesafenin daha da açıldığı, bireyin güçsüzlük hissinden beslenen bir ilgisizlikle bireyselci ideolojinin hâkimiyeti altında siyaset sonrası bir bağlamda inşa edilen çağdaş siyasi panorama, özerk ve otonom özne idealinin ölümü anlamına gelmektedir.
+
kanaat önderlerinin kim oldukları ve nasıl algılandıkları hakkında elde edilen verilere göre kanaat önderleri; şemsiye kavramlar saygı, güven, erdem, cesaret, dindarlık olmakla beraber, hürmet, ileri görüşlülük gibi değerlerin yanı sıra korku, şiddet, ölüm gibi kavramlarla anılmaktadırlar. araştırma boyunca görüşmecilerden elde edilen verilerden anlaşılacağı üzere kanaat önderlerini sadece bir noktaya sıkıştırmak, kanaat önderini oradan tanımlamak eksiktir. kanaat önderleri kimi zaman aşiret asabiyesinin üzerine çıkabilmiş aşiret liderleri, kimi zaman şehirdeki mollalar, şeyhler ya da seyyitler, kimi zaman ekonomik anlamda güç sahibi olan kişiler olarak tanımlanmışlardır. bazen sivil toplum kuruluşlarının başkanları da bu gruba dâhil olabilmişlerdir.
+
modern ahlak, geleneksel ahlaktan üç temel boyutta ayrışarak kendi ahlakını, dolayısıyla özne tipini inşa etmektedir. bunlar bedenin merkezîliğinde siyaset ve kapitalizmin inşası, ölçülebilir olanın önceliği olarak rasyonellik ve duyusal-duygusal alanın hâkimiyeti olarak kavramsallaştırılabilir. bu üç boyut modern toplumsal düzeni mümkün kılan iktisadi ve siyasi gelişmelerin merkezinde olduğu bilişsel, etik ve estetik dönüşümlerin yönlendirdiği bir sürecin sonunda ortaya çıkmaktadır. yine benzer bir doğrultuda modern ahlak, idealleştirilmiş modern bireycilik düşüncesinin merkezîliğinde inşa edilirken, ahlaki olmayan alanların genişlemesine dayalı olarak geleneksel düzende ahlaki kabul edilen birçok tutum ve pratiğin gerçekte ahlakla ilgisinin olmadığını da ilan etmiştir. modern dönemde ahlaki alanla ilgili en önemli dönüşüm ahlakın kesinliğini ya da metafizik kökenini kaybetmesidir. bu durum anlam krizi (berger ve luckman, 2008) olarak değerlendirilebilecek bir duruma tekabül etmekle birlikte modern tecrübe bu kesinsizlik ve köksüzlük durumunu hem olumlu bir durum olarak karşılar hem de toplumsal hayatı mümkün kılacak dil ve pratiği devşirmek için birtakım farklı kurumsal ve entelektüel alanlar geliştirerek ahlakı yeniden inşaya girişir. bunlardan birkaçı ulusalcılık ve görev ahlakı, kapitalizm ve sonuççu etik teorinin farklı biçimleri olan hazcılık, egoizm ve faydacılık gibi biçimleri, hayatın hukukileşmesi ve tıbbileşmesi ekseninde yeni bir buyruk teorisinin sahnede yerini alması olarak zikredilebilir.
http://tde.org.tr/toplumsaldegisim_sayi01.pdf

toplum düzeninin sağlanmasında yazılı olmayan hukukun rolü
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/25974.pdf

john austin: analitik pozitivizm
+
austin’e göre pozitif yasa, ‘egemenin yaptırımla desteklenmiş buyruğudur’.
+
bir yasanın, gerçek bir yasa olabilmesi için, mutlaka negatif bir yaptırım ile desteklenmiş olması gerekir.
+
austin’e göre egemenlik, nüfusun çoğunluğunun geleneksel olarak egemene itaat alışkanlığı içerisinde bulunduğu siyasî toplumda mümkündür.
+
her bir yasa ya da kural, bir buyruktur. ya da, daha doğrusu, yasalar ya da kurallar… buyrukların türleridir.
https://hukukfelsefesivesosyolojisi.files.wordpress.com/2019/02/john-austin-analitik-pozitivizm-ertuc49frul-uzun.pdf

eflatun ve aristo’da ilahî buyruk teorisi gibi bir şey söz konusu değildir. eflatun ve aristo’da, ilahî olan, bir mıknatıs gibi işlev görür, kozmosu kendine doğru çeker, fakat buyruk aracılığıyla olmaz.
+
‘saadet ahlakçılığı’ (eudaimonism, saadetçilik), mutluluğu kendimize nihai bir hedef olarak yansıtmasak da yaptığımız her şeyi mutluluk (grekçe eudaimonia) uğruna yaptığımızı söyleyen görüştür.
+
fayda temayülü, eylemi yapan kişinin kendi mutluluğu ve kemaline yönelik dürtüdür.
+
adalet temayülü, eylemi yapan kişiden bağımsız olarak, kendi içinde iyi olan şeye yönelik dürtüdür.
+
william wainwright, ilahî buyruk teorisinin, ilahî motivasyon teorisi de dahil olmak üzere herhangi bir erdem-temelli teoriden çok daha ikna edici bir ahlakî yükümlülük açıklaması sunduğu iddiasını savunmaktadır.
+
kant’ın söylediği gibi, ahlak yasasını yapma ve ona itaat etme konumundan ziyade bizi ebeveynlerine itaat eden küçük çocuklar konumuna koymaktadır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/581978

çağdaş ahlaki doğaüstücülük ve russ shafer-landau
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/449878

ahlak felsefesinde ilahi buyruk teorisi
https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/33257/218116.pdf

göktürk ve uygurlar’da buyruḳ terimi ve idari fonksiyonları
https://tdk.gov.tr/wp-content/uploads/2016/12/DOBROVITS.pdf

yarlıg “buyruk, emir, ferman” ve yarlıka- “(tanrı) buyurmak; lütfetmek” kelimelerinin kökeni üzerine yeni görüşler
https://arastirmax.com/en/system/files/dergiler/79199/makaleler/8/1/arastrmx_79199_8_pp_1553-1560.pdf

fermân; farsça “fermûden” masdanndan alınmış bir kelime olup, emir, irâde ve buyruk anlamındadır.
fermân; osmanlı diplomatiğinde;
her hangi bir iş hakkında ısdar olunan, padişahın alâmet-i şerîfe adı verilen tuğralı emri demektir.
http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/19/1267/14572.pdf

çocuklarda kanser, ölüm kavramı ve yas
+
dünyanın birçok ülkesinde kronik hastalığı olan çocuk ve yetişkinlerin sayısı gittikçe artmaktadır. dünya’da her yıl 6 milyondan daha fazla insana kanser tanısı konulmakta ve bunlardan 4 milyondan fazlası ölmektedir. gelişen teknoloji ve tedavi yöntemlerine rağmen kanser hastalığı olan çocuklarda hastalığın alevlenme evreleri sıklaşıp uzadıkça, hastalık ilerledikçe, çocukların ölümle ilgili korku ve kaygıları artmaktadır. çocuklar; ebeveyninin, kardeşinin ya da kendisinin ölümcül hastalığı nedeniyle yas yaşayabilmektedir. yasın görünümü ve sonuçları, çocuğun ölümle ilgili kavramlarının gelişimine bağlı olarak değişmektedir. bu yazıda ölümcül hastalığı olan çocuklarda ölüm kavramının gelişimi, yas süreçleri ve ölüm sürecinde uygulanacak yaklaşımların gözden geçirilmesi amaçlanmıştır.
+
“ölüm düşüncesi” kimi için bir stres kaynağı iken, kimi için stresten kurtulma yolu; kimine göre bir yok oluş iken, kimine göre de ölümsüz bir hayatın başlangıcı olarak kabul edilmektedir. bu bakış açısı sonucunda kimi insan ölüm karşısında çok kaygılanırken, kimi daha kolay kabullenebilmektedir.
+
çocuklar, ölümle ilgili olarak gereksiz kaygı gösterebilmekte ve bu kaygıları genellikle ölümün biyolojik boyutunu algılayamamalarından kaynaklanmaktadır .
+
piaget’in bilişsel gelişim modeline göre; çocukların ölüm kavramına odaklanmaları, 7-12 yaşları arasında “somut işlemler döneminde” baskın olarak gözlenmektedir.
+
6-9 yaş arası çocuklar ölüme insan ya da insanüstü özellikleri olan birinin yol açtığını düşünmektedirler.
+
kayıp yaşayan ergenler güçlü inkar, öfke, suçlanma, üzüntü, intihar fikirleri gibi duygusal tepkiler verebilmektedir.
+
çocuklar da yas sürecinde yetişkinlere benzer tepkiler göstermektedirler.
+
bir çocuğun ölmek üzere olduğunu bilmek ve bu gerçeği yaşamak, ölümün kabulünü ve başa çıkmayı zorlaştırmaktadır.
+
sağlık ekibi ve ebeveynlerin gerçeği konuşamamaları nedeniyle, çocukların ebeveynlerine en çok gereksinim duydukları anlarda gerekli duygusal yardımı alamadıkları görülmektedir.
+
çocukların sağlıkları ve tedavileri ile ilgili kararlar olabildiğince anlamasına yardımcı olunarak onlarla konuşulmalı, bilgi verilmeli ve kararlara katılmaları sağlanmalıdır.
+
sağlık ekibinin görevi sadece çocuğun yaşam süresini uzatmak olmamalı, aynı zamanda yaşam kalitesini de arttırmaya çalışmalıdır.
+
çocukların yataklarında acı ve umutsuzluk içinde ölümlerini beklemelerine izin verilmemeli, kalan süre az da olsa çocuğa yaşayan bir birey olduğu hissettirilerek ve geri kalan yaşamın niteliği iyileştirilerek yardımcı olunmalıdır.
+
çocuğun kanser tanısı alması bütün ailede duygusal bir kriz durumuna yol açabilmektedir.
https://jag.journalagent.com/aot/pdfs/AOT_47_2_26_30.pdf

oyun: çocuklar için hastalıkla baş etme sürecinde güçlü bır psiko-sosyal destek aracı
http://i-rep.emu.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11129/2562/BA%20ETME.pdf

sağlık ekibi için hasta psikolojisi ve hastalığı kabullenmede evreler!
https://www.baskenthastaneleri.com/uploads/images/adana/pediatriserapduygulu.pdf

çoklu ilaç kullanan yetişkin bireylerin tedaviye uyumu ve öz-etkililik düzeyleri
https://jag.journalagent.com/amj/pdfs/AMJ-16362-ORIGINAL_ARTICLE-DEMIRBAS.pdf

acı veren tıbbi girişimler veya ameliyatlar bazı çocuklar tarafından “kendilerine yapılan saldırılar” olarak algılanır ve çoğunlukla da, özellikle geçmiş yaşantılarında hekim, iğne v.b. ile korkutulan çocuklarda “kötü davranışlarının cezalandırılması” olarak yorumlanabilir, dolayısıyla da daha ürkütücü ve korkunç görüıebilir.
https://www.belgelik.dr.tr/ToplumHekim/download.php?Id=PerAyAqQTT

güncel tıp etiğinin felsefi temelleri üzerine bir deneme
https://acikerisim.uludag.edu.tr/bitstream/11452/12836/1/2011_17_13.pdf

femur ve tibianın kaynama gecikmesi ve kaynama yokluğunun fonksiyonel breys ile tedavisi
https://www.aott.org.tr/Content/files/sayilar/565/565-5701.pdf

son literatür ışığında acil serviste ateşe yaklaşım: eski köye yeni adet mi?
https://tatd.org.tr/uploads/tbl_calisma_grubu_belgeleri/5bdc0bb30f064_tbl_calisma_grubu_belgeleri2018113251.pdf

finansal enfeksiyon ve “aşı” kuramı: bir genel kriz eleştirisi
+
finansal enfeksiyon, gittikçe yıpranan kapitalizmin küresel bir arızası ya da hastalığıdır. “l”, “v”, “u” ya da “w” şeklinde krizler yaratan bu enfeksiyon, girdiği ekonomiyi tahrip etmeyi ve onun bağışıklık sistemini çökertmeyi hedefler.
+
kapitalizmde enfeksiyonlar, artık grip gibi olağandır; her enfeksiyon kendi mevsimini bekler. ayrıca kapitalist dünya “sürdürülebilir enfeksiyon” çağına girmiştir.
+
grip modelinden çok kalp krizi modeli finansal krizlere daha uygun düşmektedir.
https://ms.hmb.gov.tr/uploads/2019/09/002-1.pdf

pek çok enfeksiyon antibiyotik kullanılmadan giderilir
https://www.sundhed.dk/content/cms/38/104438_tyrkisk.pdf

gergin ve kaygılı olmak hem fiziksel hem de ruhsal olarak sizi kötü etkiler. yapacağınız işe odaklanmanızı zorlaştırır ve çalışma performansınızı düşürür.
https://tbm.org.tr/media/kitaplar/TBM_yetiskin_saglik_icerik_web.pdf

her işin başı sağlık
+
sağlığı iyi olmayan kişi hiç bir işi yapamayacağı için önce kişinin sağlıklı olması gerekir.
http://www.insanidegerleregitimi.com/admin/pdf/DD_Saglikli-Yasam_Etk6_2012.pdf

işle ilgili hastalıklar
http://www.halksagligi.hacettepe.edu.tr/sunumlar_ve_seminerler/Isle_ilgili_hastaliklar_Alpaslan_Kilicarslan.pdf

toplumun güdülenmesinde tıbbın rolü: medikalizasyon
+
kapitalist toplumlarda sağlık ve tıp adeta yeni bir ahlak, seküler bir din, hatta toplumsal kontrolün yeni bir türü haline gelmiş durumdadır.
+
toplumun kontrolünde/güdülenmesinde medikalizasyon önemli rol oynar.
+
toplum kontrolünde geleneksel kurumlar; din ve hukuk sisteminin yanında günümüzde tıp da yerini almış durumdadır.
+
tıp, henüz hastalanmamış insanlar üzerinde bir hegemonya kurmaktadır. hastalık çığırtkanlığı yapılmaktadır.
+
bugün dünyanın en büyük ilaç şirketlerinin pazarlama stratejileri saldırgan bir biçimde sağlıklı ve iyi durumdaki insanları hedeflemektedir.
+
hastalık satarken kullanılan reklam stratejilerinin ortak noktası korkunun pazarlanmasıdır. kalp krizi korkusu kadınlara menopozun hormon takviyesi gerektiren durum olduğu fikrini satmak için kullanılmaktadır.
+
kozmetik cerrahi günümüzde büyük bir cerrahi alandır. parça parça tüm insan vücudu medikalize edilmiştir. meme küçültmesi, meme büyültmesi, dudak büyültmesi gibi ameliyatlar yaygın hale gelmiş durumdadır.
http://almanak.savportal.org/index.php/component/k2/item/download/251_84d7315070d0ae1e02b644344ffd94dd

kent ve üniversite kısa tarihi ışığında avrupa tıp ve sağlık felsefesi derneği kongresi izlenimleri
https://jag.journalagent.com/tjob/pdfs/TJOB-73636-LETTER_TO_THE_EDITOR-ULMAN.pdf

meme kanserine yakalanma korkusunun, meme kanseri bilgisinin taramaların farkında olmalarını sağlayarak taramalara katılımlarını olumlu etkilediği düşünülmektedir.
+
bilgi düzeyi yüksek olan kadınların meme kanserine yakalanma korkusununun da yüksek olması şaşırtıcı değildir.
+
meme kanseri sürecinde sevdikleri insanların sıkıntı ve acılarına tanık olma, meme kanseri korkusunu ve meme kanseri risk algısını arttırmaktadır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1096786

meme kanserli kadınların kanserin evrelerine göre hastaneye başvurmalarında etkili olan faktörlerin incelenmesi
http://acikarsiv.beun.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/20.500.12628/9350/Fidan%2C%20Emine.pdf

hemşirelerin meme kanseri korku ve kadercilik algılarının meme kanseri erken tanı davranışlarına etkisi
+
korkunun erken tanı davranışları üzerinde kolaylaştırıcı bir faktör olabileceğini göstermektedir.
+
kadercilik algısı yüksek olan kadınların meme kanseri taramasına yönelik eğilimlerinin düşük olduğu ifade edilmiştir.
https://www.gevhernesibedergisi.com/Makaleler/920422081_146-153.pdf

bayan öğretim elemanlarının meme kanserine bakışı ve kanser korkusunun incelenmesi
https://acikerisim.bartin.edu.tr/bitstream/handle/11772/1242/meme%20kanseri%20korkusu.pdf

tıbbileştirme
+
çevresel değişikliklerin akciğer sağlığı üzerine etkiler
https://www.toraks.org.tr/site/community/downloads/1561

din ile bilim arasında var olan bu kadim çatışmanın temelde dinin bilim gibi davranma, bilimin de dinin alanına girerek dinleşme temayülünden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
https://atauni.edu.tr/yuklemeler/bdd8f36827806ce8b4be670dcc7c8102.pdf

müslümanların özgürleşebilmesi için önce islam’ın teorik ve pratik düzeydeki kurumsallaşmalarla, geleneğin dinleşmesiyle etkisizleşmeye başlayan değiştirici ve dönüştürücü, inşa edici boyutunun yeniden öne çıkması, islam’ın özgürleştirilmesi gerekmektedir.
+
kur’an “ataların dini” adı altında atadan dededen kalma inanç biçimlerine ve geleneğin dinleştirilmesine de karşı çıkar.
+
yorum ve anlayış farklılıkları bir alternatif epistemoloji üzerinden gelişiyorsa, kısa sürede bir alternatif teoloji de inşa edilmekte ve mezhepler yavaş yavaş dinleşme sürecine girebilmektedir.
+
mezheplerin dinleşmesi denildiği zaman akla iki husus gelir: birincisi; herhangi bir mezhebin beslenme kaynağı olan din ile bağını kopartıp, doğrudan kendisinin yeni bir din olduğunu iddia etmesidir. bu durumun müslümanların geleneği içindeki örneği bahailiktir. ikincisi, herhangi bir mezhebin islam dairesi içinde olduğu iddiasına rağmen, müntesiplerinin mezheplerini din gibi algılamaları, dinin birtakım etki ve özelliklerinin mezhebe indirgenmiş olmasıdır. bir başka ifadeyle mezhebin dinin yerine ikame edilmesidir. işin gerçeği mezhebi aidiyetler seçilmişlik üzerinden farklı bir kimlik inşa etmekte ve insanlar kendi mezheplerini islam’ın kendisi gibi algılamaktan bir tür mutluluk duymaktadırlar.
+
mezheplerin dinleşmesi bağlamında dinin gelenekle bütünleşmesine, dinin temel fonksiyonların etkisiz hale gelmesine sebep olan fıkhın dinleşmesi mesesine de dikkat çekmekte fayda vardır. günümüzde müslümanların fikir üretmelerinin, bilim alanında istenilen düzeyi yakalayamamaların en mühim sebeplerinden birisinin fıkhın dinleşmesi olduğunu düşünmekteyiz. fıkhın dinleşmesi, muayyen bir zaman dilimindeki din anlayışının dondurulması ve islam’ın da ondan ibaret zannedilmesi anlamına gelmektedir. bu durum, bilim ve teknolojinin gelişmesi ile ortaya çıkan, insanların dinden meşruiyet aradıkları başta organ nakli olmak üzere pek çok sorunun sağlıklı bir şekilde çözüme kavuşturulmasını da engellemektedir. ayrıca vücut bugünde olmasına rağmen anlayış ve istenilen yaşam biçiminin geçmişin bir dönemine çakılı kalması gibi bir zihin yarılması ve kimlik bölünmesi gibi sorunlar da yakamızdan düşmemektedir.
+
fıkhın dinleşmesi, din alanında fikir üretiminin önünün tıkanması anlamına gelmektedir.
http://isamveri.org/pdfdrg/D00064/2018_2/2018_2_ONATH.pdf

nebiye atf ile binlerce herze uydurdun.
yıktın da din-i mübini yeni bir din kurdun.
http://istanbulyayinevi.net/wp-content/uploads/2016/06/KurandakiDin50Bask%C4%B1.pdf

mitolojinin dogmalaşması dini oluşturur. dinleşme iki yönlü değer taşır. mantıkta ‘kesin düşünce’ kavramına yol açar. tanrısal yasa giderek doğa yasasıyla bütünleşir. doğada ve toplumda diyalektik hareketlilik düşüncesi, daha doğmadan engellenmiş olur, idealist düşünmenin yolu açılır. düşünce, alabildiğine olgulardan koparak kendi başına kontrolsüz bir gelişmeye uğrar. kendi içinde bitmez tükenmez bir serüvene giren idealist düşünce, toplumsal zihniyeti bir kat daha gerçekler aleminden uzaklaştırır. dinsel düşüncenin gelişmesi, giderek hukuk, siyaset, ekonomi, ahlak, sanat gibi bir çok temel alanda katı dogmalar haline gelir.
https://s3.amazonaws.com/arena-attachments/771124/cf4095b906e3e5fe720e8dc5f1cbe7e1.pdf

son yüzyılda din siyasallaşırken, bir taraftan da siyaset dinleşme eğilimine geçti.
https://acikerisim.erbakan.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12452/5075/632085.pdf

sakyamuni buda’nın ölümüyle birlikte başta “sangha” üyeleri olmak üzere taraftarlarının; buda’nın manevi şahsiyetine, öğretilerine ve bakiyelerine gösterdikleri aşırı saygı, bu hareketin dinleşme sürecini hızlandırmıştır.
+
sakyamuni buda’nın müritleri tarafından yürütülen çalışmalar neticesinde budizm, zamanla kurumsal manada dinleşme sürecini devam ettirmiştir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/52136

bilim insanlarının oluşturduğu cemaat ile bu kapalı dini cemaatler arasında olgusal olarak bir farklılık bulunmayışıdır. “en doğrusunu ve en iyisini şeyh, derviş bilir” anlayışı ile modern zamanlardaki “en doğrusunu ve en iyisini bilim insanları bilir” anlayışı arasında bir fark görünmemektedir. bunun en büyük müsebbibi ise pozitivist ve materyalist felsefenin tek doğru ve mutlak bilgi edinim türü olduğu yanılsamasıdır. bu, antik çağ’dan günümüze kadar gelen düşünce evreleri arasında en dogmatik olarak görülebilecek bir düşün sistemini göstermektedir. burada tecrübe edilen olgu “bilimin dinleşme süreci”dir. 3 asır önce hâkim olan hristiyan öğreti: “tanrı böyle istedi, o halde vardır veya yoktur” görüşü, yerini “bilim adamları baktı bulamadı, o halde yoktur” görüşü almıştır.
https://www.researchgate.net/profile/Ugur-Kalelioglu/publication/346624925_Sosyolojide_Hakim_Egilim_Pozitivizm/links/5fc9ee7a92851c00f84ce1df/Sosyolojide-Hakim-Egilim-Pozitivizm.pdf

bilimin dinleşme süreci
+
“bilimciler” beyaz önlükleri, kalın gözlükleri, anlaşılmayan kelimeleri ile gitgide bir ruhban sınıfını andırıyorlar.
+
gerçekte fikirleri ve tercihleri sıradan bir vatandaşınkinden daha kıymetli tutulmaması gereken bu insanlar çağımızın şamanları , rahipleri oldular.
http://www.derindusunce.org/img/pozitivizm_derin_dusunce_org.pdf

klasik osmanlı düşüncesinde doğa fenomenleri
+
ibn hacer, vebanın kötü havadan değil cinlerden geldiğini düşünür ve bununla beraber kanı uyaran bir zehrin hastalığa neden olduğuna inanır.
+
rukneddin ahmed, yerin altındaki buharın ısınma nedeniyle yukarı çıkmak istemesi ve zeminin kaynaklı buharın yüzeye yaptığı alttan baskının neticesinde deprem oluştuğunu aktarır.
+
behişti, eserinin başka yerinde ise rüzgârı bir felaket olarak kullanır ve bununla ilgili ayet verir.
+
piri reis’in kitab-ı bahriye’sinde denizciler için hayati önemde olduğundan rüzgârla ilgili detaylı bilgi verilmiştir. bu bilgilerden birisi de fırtınanın kopuş nedenlerinden birisi olarak yıldızın doğuşunu göstermesidir. bu yorumun benzeri arap coğrafyacılarda vardır.
+
15. yüzyıl müelliflerinden ahmed bican eseri dürr-i meknun’da yağmurun çok yağmasını toplumun ahlaki kuralları çiğnemesinden ötürü meydana geldiğini aktarır.
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/5104/10194611.pdf

sakatlık ve kentsel mekân
+
sakatlar, foucault’nun bedenleri ve zihinleri disipline etmenin bir aracı olarak ifade ettiği kurumlara, kapatılırlar. kapatılma ile kentsel mekândan uzaklaştırılmakta, toplumsal ilişkilere dâhil edilmemektedirler.
+
sakatlık nasıl tanımlanıyor, kentsel mekânın, yapılı çevrenin sakatlığın oluşumundaki etkisi nedir?
+
“disability” teriminin dilimizde tam bir karşılığı yoktur. sakat hareketinin gelişimiyle batıda sakatlığın yeni bir tanımının yapılması sonucunda ortaya çıkmış ve daha çok sosyal model kurucuları tarafından kullanılmaktadır. disability, toplumsal bir yaratı olarak ifade edilebilir.
+
lefebvre’ye göre kapitalist piyasa ve devlet, günlük hayatın somut mekânı karşısında, bu mekâna düşman soyut mekânlar üretmektedir. …insanların kendi ürettikleri yaşam mekânlarına ve sokaklara karşılık kapitalizm ve devlet taşıt araçları tarafından işgal edilen otoyolları inşa etmekte, insanların yaya olarak kullandığı yolları ele geçirmekte ve kent mekânını sömürgeleştirmektedir. lefebvre göre bu süreçte kentin en büyük düşmanı devletin elinde kent planlamasıdır.
+
sakatlık olgusu ile kentsel mekân arasındaki ilişki bir anlamda, mekânda yabancılaşma sürecinin devam ettirilmesidir.
+
emeğin metalaşması ve kentleşme süreci iç içe geçmiştir. bu süreç ilerledikçe sakatlayıcı mekânlar ortaya çıkmıştır.
+
tüm günlük ilişkiler içerisinde sakatlığı görmeme, duymama, bilmeme durumu vardır.
+
her dönem sakat olmasına karşın sakatlığa ilişkin bilgi, araştırma, istatistikî bilgilerin düzenlenmesi ve sistematik hale getirilmesi 2000’li yıllar itibariyle gerçekleştirilmeye başlanmıştır.
http://www.ijopec.co.uk/wp-content/uploads/2021/03/2018_45.pdf

yeti yitimli bireyleri sakatlayan kentsel mekânlar
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/797814

biyopolitikanın yeni iletişim teknolojileri üzerinden inşası: biyoe-politika
+
tanrının yeryüzündeki gölgesi olan kral adeta bir çoban gibi halkı (yani sürüyü) gütmekte, yönetmektedir.
+
sürünün selametini de sağlamak gibi görevleri olan çoban; sürüye yeni yaşam alanları bulma, onları doyurma, koruma gibi misyonları da edinmiştir.
+
ayrıca idam etme, kurban etme gibi eylemler çobanın hakkı ve kudreti olarak görülmektedir.
+
cinsellik de bu amaca ulaşmada en büyük hedeflerden biri haline gelmiştir.
+
yeni kamu yönetimi olarak da bilinen bu anlayışla e-devlet, e-nabız, e-okul, uyap, elektronik kimlik kartı ve passolig gibi uygulamalar hayata geçirilmiştir. bu uygulamalar biyoepolitika adı verilen yeni bir biyopolitik anlayışın unsurları olarak karşımıza çıkmaktadır.
+
pastorallikte sürü, başına gelen her şeyin nedenini çobana bağlamaktadır. sürüye göre bolluk ve bereketi getiren çoban, onun olumsuz davranışlarına göre kötülük ve acı da getirebilmektedir. ancak çobanın bu dışavurumu sonrası oluşan acı, günahlardan kurtulmak için bir fırsat olarak görülebilir. “cüzzamlı dünyadan ve zahiri kilise cemaatinden uzaklaştırıldıysa da varlığı her zaman tanrının dışavurumu olmaktadır; çünkü bütünü itibariyle onun öfkesini işaret etmekte ve iyiliğini vurgulamaktadır”. “hastalık, günahkâr için şans, selametini riske atan çürümüşlük miyasmasından ruhunu arıtması için bir fırsattı”. acı çekmek sürü için fırsattır, çobanı da ona göre konumlandırmışlardır. sennett, “insanlar, kral isa’dan çok “acı çeken” isa’yla, çile çeken isa’yla özdeşleşmektedirler” der.
+
çoban hayvanlara yem ve otlak bulma, onlara rehberlik etme ve onların çoğalmasını sağlamaktadır. kral ise çoban gibi tek başınadır; ancak bireylerin yiyeceğini sağlamaz, bu işi çiftçiler yapar. hastalarla kral değil hekim ilgilenir. krallık makamına erişmek isteyen rakip çoktur. “sonuç olarak, siyasetçinin gerçekte ve özünde ne olduğunu öğrenmek istiyorsak, onu etrafındaki kalabalıktan çekip çıkarmamız ve böylece hangi bakımdan bir çoban olmadığını göstermemiz gerekiyor”. tanrılar artık çoban değildir, insanlar artık kendilerine yetmelidir. siyasetçi tanrının işini devralıp onun yerine geçemez; ancak ondan çeşitli rolleri almıştır. kral, sitenin düzenli durumunun devamını sağlamak ve kumaşın dokunması için iplikleri uyum içerisinde yan yana getirmeye çalışan erk olarak karşımıza çıkar.
+
tıp ve psikoloji gibi bilim dallarıyla değerlendirilen normallik, iktidara göre biçimlendirilmekte ve bu yolla bireyler bir bakıma iktidar için görünür kılınmaktadırlar.
+
iktidarın araçsallaştırdığı tıp, psikoloji, hukuk gibi bilim dalları; bireyi iktidarın belirlediği normlar çerçevesinde normalleştirme işine girişirler. iktidar tarafından belirlenen normlar, bahsedilen bilim dallarıyla toplumsallaştırılır.
+
anormal olarak adlandırılan tutum ve davranışlar, iktidar çıkarlarına ters düşen hareketlerdir.
+
iktidar tarafından işe yaramaz olarak görülen engelliler, hastalar tıp dilinde anormaldir. iktidarın düzenini bozan, ona başkaldıran ve asi olan suçlu, mahkûm edilir çünkü anormaldir.
+
tıp söylemi kişiden kişiye geçmekte, evlerin nasıl inşa edildiğine tıp adına bakılmakta, bir deli, bir suçlu, bir hasta da tıp adına fişlenmektedir.
+
modern tıp, temeli belli bir toplumsal beden teknolojisi olan toplumsal bir tıptır. bu gelişmenin iki ayağı vardır: ilki salgın hastalıklarla mücadele bağlamında geliştirilen politikalardır. ikincisi ise tıbbın etkinliğinin genişlemesi ve tıp üzerinden normal ve anormalin belirlenmesidir
+
tıpçı xavier bichat’nın klinik tıbbın merkezine patalojik anatomiyi koymasıyla tıp tarihinde, kadavranın ve dokuların incelenmesi gibi kırılmalar gerçekleşir. foucault bu kırılmaları bichat’nın genel anatomi (1801) kitabından yaptığı şu alıntıyla aktarır:
“yirmi yıl boyunca, hastaların başucunda, sabahtan akşama kadar, kalp, akciğer, mide hastalıklarıyla ilgili notlar alırsanız, her şey sizin için, hiçbir şeye bağlanmayıp, sizi bir dizi tutarsız fenomen sunan semptomlardaki karışıklıktan başka bir şey olmayacaktır. birkaç kadavra açın: yalnız gözlemin dağıtmaya yetmediği karanlığın hemen o anda yok olduğunu göreceksiniz.”
https://toad.halileksi.net/sites/default/files/pdf/biyoe-politik-gozetim-ve-denetime-iliskin-algi-olcegi-toad.pdf

antik kaynaklar ve arkeolojik kanıtlar ışığında antik yunan ve roma’da ruh hastalıkları
https://acikerisim.uludag.edu.tr/bitstream/11452/14745/1/10264364.pdf

antik yunan sosyal tarihi
+
burada amaç ise katili temizlemek değil, proitos’un kızlarının deliliklerini iyileştirmektir. bu delilik bildiğimiz anlamda fizyolojik bir hastalık değil, bireysel, toplumsal ya da dinî bir suçun sonucunda gelişen türden bir rahatsızlıktır. “hastalıklara yol açan kötü ruhlar” (assaki marşuti) adında bir mezopotamya metninde, kötü ruhları temizlemek isteyen kişiye verilen talimatlarda, bir domuz yavrusunun hasta adamın başının üzerinde gezdirilmesi, kalbinin çıkarılıp hastanın başına koyulması ve kanının yatağın kenarlarına serpilmesi söylenir. daha sonra hayvan hastanın organları üzerinde parçalanır ve üzerine yayılır. hasta daha sonra saf suyla temizlenir, evin dış kapısına kızarmış ekmekler yerleştirilir ve domuzun etiyle kanı sunulur.
http://auzefkitap.istanbul.edu.tr/kitap/tarih_ao/aystarihi.pdf

türkiye’de eski batı tarihçiliğinin sorunları üzerine değerlendirmeler
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/837091

antik çağ’dan sanayi devrimi’ne batı dünyasında engellilik tarihi
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/893806

üzümün akdeniz’deki yolculuğu
http://www.izmeda.org/Upload_Files/FckFiles/file/Kitap/UzumunAkdenizdekiYolculuguWEB.pdf

antik kaynaklar ışığında roma cumhuriyeti’nin yıkılış süreci
http://dosya.kmu.edu.tr/sbe/userfiles/file/tezler/Tarih/Enginkarakus.pdf

antikçağdaki ruh anlayışlarının zihin felsefesi tarihindeki yansımaları üzerine
https://openaccess.maltepe.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12415/318/10203380.pdf

ucube bedenden paralimpik bedene
+
çirkinliğin bir “eksiklik” olarak ve kusursuzluğun da matematiksel formüllerle ifade edildiği geçmişten günümüze pek bir değişiklik olmamıştır. günümüz dünyasında çirkinliğe yer yoktur ve beden mükemmel olmak adına tüketilen bir nesne haline gelmiştir.
+
görme engelli bir sporcuyu basında pek göremez iken; protez bacağa sahip güzel bir kadın sporcuyu sayfa sayfa görmek mümkün günümüzde.
+
türkiye’de kadın olmak zaten zor. pek çok konuda ayrımcılığa uğrayan kadınların bir de ‘sakat’ olduğunu düşünün. pek çok aile sakat bir çocuğu olduğu için onu eve kapatıp kötülüklerden koruduğunu düşünüyor. hele bide bu sakat ‘kadın’ ise namus da işin içine giriyor. bizler yani ‘bir arızası’ olan kadınların evlenmesi mucize gibi. toplum içine karışmak bile çoğu zaman uzun yıllarımızı alıyor. spor yapabilmeyi siz düşünün artık. cinsiyetimiz yokmuşçasına bir algı ile karşılaşıyoruz. sakatın ‘kadını’ bile zor.”
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/705740

kadın-erkek ayrımında simgesel aklın inşası: kimin aklı?
+
eğer kadın da erkek gibi akılla donatılmışsa, erkeği kim tek yargıç yaptı?
+
platon kadın ruhunun ise; haz, acı, korku, kızgınlık gibi ihtiraslarının etkisinde akıl’dan yoksun ve eğrilik içinde yaşayan erkeklerin, günahkâr ruhundan doğduğunu söyler.
+
dünyaya gelen insanlar arasında korkaklık gösterenler, kötülük edenler, dünyaya ikinci gelişlerinde kadın olarak doğdular.
+
irigaray, platon’un devlet’indeki mağara söylenini, şöyle yorumlar: imgesel anne mağaraya (dölyatağına) ve imgesel baba idea’ya atfedilir. ışığa doğru ilerledikçe gölgelerden uzaklaşan mağaradaki mahkûm, aynı zamanda anneden de uzaklaşır.
+
eksik görülen beden (kadın) ile ölümsüz olarak varsayılan ruh (erkek) arasındaki kutuplaşma, daha sonraki dönemlerde musevi ve hırıstiyan düşünürler tarafından erkeğin kadın üzerindeki tahakkümünü haklılandırmak üzere kullanılmıştır.
+
antik yunan’da kadınlar, çocuklar, akıl hastaları, barbarlar ve geçimini beden gücüyle karşılayanlar asıl anlamda insan değildir.
+
kadın bedeni, tohumu besleyen bir araç olarak ruhtan yoksundur. ruh erkek sperminde olduğuna göre gerçek yaratıcı erkektir. formun taşıyıcısı olan erkek, madde olan anneye bu formu empoze eder.
+
batı kültürünün temel anlatımı, cennetten düşüşle kaybedilen aden bahçesinin geri kazanılmasının öyküsüdür diyen merchant’a göre, doğa düşmüş bir kadın olarak (havva) tasvir edilirken, âdem teknoloji, bilim ve siyasi gücü kullanarak, düşmüş araziyi kullanan kahraman olarak resmedilir.
+
orijinal günah ne olursa olsun, bilgi ile büyük ölçüde yeniden cennetsel bir düzen kurulabilir. düşüşle kaybedilen hâkimiyeti geri kazanmanın yolu, bilgi aracılığıyla doğanın (kadının) sırlarını zorla ele geçirmektir.
+
kadının ufkunu genişleterek güçlendirin aklını; körü körüne itaat sona erecektir; iktidar her zaman körü körüne itaate ihtiyaç duyduğundandır ki zorbalar ve şehvet düşkünleri, haklı olarak karanlıkta tutmaya çalışırlar kadını. çünkü bunlardan birincisinin tek istediği bir köledir, ikincisinin istediği ise elinde tutacağı bir oyuncak.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1223284

hastalığını anlatmak, dünyaya doğru açılmak, dayanışmak ve güçlenmek üzerine: kadınların sözlerine uğrayan sağaltıcı diyaloglar
+
makale, kadınların hastalıklar etrafında ördükleri iletişimi, günümüz tıbbının hastayla diyalog kurmakta daha becerikli olabilmesi için değerli bir başvuru kaynağı olarak ele almaktadır.
+
makale, kadınlar arasında, farklı tarihsel dönemlere, farklı coğrafyalara ve sınıfsallıklara özgü olarak biçimlenen sağaltıcı diyalog kurma alışkanlığının, kadınların sözünü değersiz görme ve onları sessizleştirme eğiliminde olan modern tıp pratiği karşısındaki dönüştürücü gücünü göstermektedir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1024934

meme kanserinde erken tanıya yönelik sağlığı geliştirme programının tarama davranışlarına etkisi
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/42948.pdf

feminist sinema ve film teorisi -ve ayna çatladı
+
“nihayetinde gerçek olan hiç ama hiçbir şey görmedim.” (lady yeshe tsogyel, tibet, sekizinci yüzyıl)
+
“gülüyorum; öyleyse işin içindeyim. gülüyorum; öyleyse aklıselim ve sorumluyum. ” (donna haraway)
+
ludo akıl hastanesine gönderilmiştir, orada çok mutsuzdur; denizi ve annesini özlemektedir. hastalardan biriyle (istemeden?) aşk ilişkisi yaşama girişiminde bulunduğu için cezalandırılınca evi ateşe verip kaçar.
+
filmlerde şiddet her zaman kadınların kurbanlaştırılması ekseninde sunulmamıştır; direnişin de şiddet içerdiği olabilmektedir.
+
1990’lardaysa cinayet işleyen genç kadın aşıkları (heavenly creatures) bir fenomen olarak görürüz.
+
feminizm, erkekçil kültürün mimetik aynasına zarar verdi. ister aynanın içinden geçmiş, ister tuzla buz etmiş olsun, aynanın çatlamasına sebep oldu bir kere.
https://sinekutuphane.files.wordpress.com/2015/04/anneke-smelik-feminist-sinema-ve-film-teorisi.pdf

meme kanserinin aile ilişkilerine etkileri
http://cms.galenos.com.tr/Uploads/Article_42677/ejbh-3-163-En.pdf

sinema ve hastalık: iktidar, hasta rolü ve hastalık süreci açısından the doctor ve wit filmlerinin analizi
+
bilindiği üzere hastalığı teşhis ederken veya hastalık sürecinde kullanılan metaforlar bile tedaviyi etkileyen şeylerdir. günümüzde kanser ve aids gibi hastalıklarda kullanılan metaforlar çoğunlukla askeri metaforlardır. çünkü modern çağda hastalık savaşılması, alt edilmesi gereken gereken bir durumdur. fakat susan sontag’ın da ileri sürdüğü üzere bu askeri metaforların kullanımı hastalık ve tedavi sürecini çok daha zorlu hale getirebilir ve “hastaların toplumdan aforoz edilip damgalanmasına ciddi derecede katkıda bulunur…” sontag, bu askeri metaforların ortadan kaldırılması gerektiğini şu cümlelerle ifade eder: “biz istila altında değiliz. beden bir muharebe alanı değildir. hastalar, ne kaçınılmaz kayıplar ne düşman. biz – tıp, toplum- önüne çıkan her sorunla her vasıtayla savaşmaya yetkili değiliz…onun için, bu metafor, yani askeri metafor hakkında…lucretius’u aktarmak isterim: askeri imgeleri, savaşları çıkaranlara geri postalayın.”
+
vivian, hastane odasında seyirciyle konuşurken çektiği sıkıntıların veya acıların aslında doğrudan hastalığın değil, aslında kemoterapinin sonucu olduğunu söyler. yani onu hasta eden doğrudan kanser değil, aldığı tam doz kemoterapidir.
+
vivian bu şefkati hocasından bulabilmiş, fakat kendilerini insana ve insan sağlığına “adamış” doktorlardan bulamamıştır. çünkü modern tıbbın eleştirisi olarak görülebilecek filmde de hasta, şefkat gösterilecek bir ruh değil, son nefesi havaya karışana kadar araştırma sürecinin bir nesnesidir.
+
ivan illich, insanlar için uygun görülen ölümün sınırlarını biraz daha genişletir: “toplumca uygun görülen ölüm, insanın yalnızca üretici olarak değil, tüketici olarak da işe yaramaz hale geldiği zamandır. bu, büyük masraflarla eğitilmiş bir tüketicinin sonunda tam bir kayıp olarak listeden silinmesinin gerektiği andır. ölmek, tüketici direnişinin son biçimi haline gelmiştir.”
https://www.sosyalarastirmalar.com/cilt12/sayi63_pdf/4sosyoloji_psikoloji_felsefe/senses_mihriban.pdf

süt ineklerinde sağım ve meme bakımı
+
süt ineklerinin memeleri diğer hayvanlara kıyasla daha fazla gelişmiş ve büyümüştür. zira bu hayvanlar yavrularının gereksiniminden daha fazla süt salgılarlar.
+
arka memeler ön memelerden biraz daha büyüktürler.
+
memenin yangısı, iltihabı, (mastitis) :
zamanında tedavi ile memenin kurtulma şansı çoğaltılabilir. aksi taktirde meme kör olabilir.
+
meme yangınları laktasyondaki hayvanlarda sık olarak görülmekle beraber, kuruya geçmiş ineklerde veya hiç yavru yapmamış düvelerde de görülebilir.
http://eurasianjvetsci.org/pdf/pdf_EJVS_962.pdf

memeleri kusurlu olan hayvan kurban edilebilir mi?
+
ister doğuştan ister sonradan memelerinin yarısı olmayan hayvan kurban olmaz. aynı şekilde bir hastalığa dayalı olarak memelerinin yarısının sütü kesilen hayvan da kurban olmaz.
https://yardimeli.org.tr/yukle/belge/09072020_kurban_yardimeli.pdf

süt sığırlarında, yarattığı ekonomik değer bakımından, en önemli organ memelerdir.
https://arastirma.tarimorman.gov.tr/etae/Belgeler/EgitimBrosur/112-ciftcibro.pdf

sağım teknikleri ve meme sağlığı
https://www.amasyadsyb.org/public/docs/009_sagim_meme_sagligi.pdf

urla, çeşme, karaburun, balçova ilçeleri ve mordoğan yöresi sakız enginar çeşidi için çok elverişli iklim koşullarına sahiptir.
+
dip sürgünleri ile yapılan üretimde alınan dip sürgünü alındığı bitkinin bütün özelliklerini taşır. halk arasında bu sürgünler piç olarak adlandırılır. toprağın altında köklerin bağlı bulunduğu rizom üzerinde bulunan ve bahçıvanlar arasında “meme” adı verilen ve anatomik olarak birer koltuk tomurcuğu olan yan gözlerin (memelerin) sürmesiyle bitki kendisini her sene yeniler.
https://itb.org.tr/dosya/dergi/izmir-ticaret-borsasi-dergisi—sayi-101—mart-2018.pdf

ana arı memelerinden çıkan genç ana arılardan biri diğerlerini yok eder.
+
eğer elde varsa yedek ana arı verilebilir ya da başka bir kovandan ana arı memesi kesilerek anasız kovana verilebilir.
http://www.ibb.gov.tr/tr-TR/kurumsal/Birimler/VeterinerHizmetleriMd/Documents/AriYetistiriciligiEgitimi/OguldDonemical%C4%B1smalari.pdf

maksiller darlığı olan hastada cerrahi destekli üst çene genişletme (sarme) tedavisi: olgu sunumu
https://www.researchgate.net/profile/Sertac-Aksakalli/publication/270401222_Maksiller_Darligi_Olan_Hastada_Cerrahi_Destekli_Ust_Cene_Genisletme_SARME_Tedavisi_Olgu_Sunumu/links/571736bd08ae497c1a570d23/Maksiller-Darligi-Olan-Hastada-Cerrahi-Destekli-Uest-Cene-Genisletme-SARME-Tedavisi-Olgu-Sunumu.pdf

ortodonti
anomaliler, sefalometri, etioloji, büyüme ve gelişim, tanı
http://www.dentistry.ankara.edu.tr/wp-content/uploads/sites/28/2017/03/ulgen2.pdf

asimetrik üst çene genişletmesinin dentofasiyal yapılarda meydana getirdiği değişimler ve bu değişimlerin kondil pozisyonu üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi
http://acikerisimarsiv.selcuk.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/6628/267109.pdf

malokluzyon etyolojisinde rol oynayan faktörler
https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/57311/mod_resource/content/0/Malokl%C3%BCzyonlar%C4%B1n%20etiyolojisinde%20rol%20oynayan%20fakt%C3%B6rler.%20Prod.%20Dr.%20Ufuk%20Toygar%20Memiko%C4%9Flu.pdf

hasta ile hekim maloklüzyon algılaması arasındaki ilişki
+
maloklüzyon, alt ve üst çenenin kapanış halinde iken, dişler arasındaki oklüzal ilişkinin bozulması ile ortaya çıkan oklüzyon bozukluğu olarak tanımlanmaktadır. maloklüzyonların neden olduğu problemlerden biri de diş ve yüz estetiğin bozulmasıdır. estetiğin bozulmasıyla psikososyal problemler ortaya çıkmakta, ortodontik tedavi görme istekleri uyanmakta ve tüm bu problemler nedeniyle hastalar ortodontik tedavi görmek için ortodonti kliniklerine başvurmaktadırlar. graber ve vanarsdall, estetik kaygıların hastaların hayatını etkileyeceğinden dolayı, maloklüzyonun estetik komponentinin küsümsenemeyecek kadar önemli olduğu vurgulamışlardır.
+
ortodontik tedavi, hasta ve ortodontistin algılayışına göre değişebilen, isteğe bağlı bir tedavidir. bir hastanın ortodontik olarak tedavi edilip edilmemesine karar verilirken, hastada mevcut olan maloklüzyon ile ilişkili objektif tedavi ihtiyacının ortodontist tarafından belirlenmesi kadar, hastanın kendi ortodontik tedavi ihtiyacının ne derecede farkında olduğunun da bilinmesi önemlidir. hastaların maloklüzyonları algılayışları, genelde maloklüzyonun objektif değerlendirilmesi ile orantısızdır. bu amaçla bu tür çalışmaların daha fazla yapılması ile kafalardaki soru işaretlerinin tamamen silinmesi gereklidir.
https://www.turkjorthod.org/content/files/sayilar/75/buyuk/1300-3550-25-2-95.pdf

malatya bölgesi popülasyonunda ortodontik anomalilerin angle sınıflamasına göre değerlendirilmesi ve uluslararası ölçek (icon) indeksleri çerçevesinde ortodontik tedavi ihtiyaçlarının belirlenmesi
+
maloklüzyonlar, sadece dişsel bozuklukları değil aynı zamanda çene içi ve çeneler arası iskeletsel uyuşmazlıkları kapsamaktadır. bu kapsam, 21 asır önce hipokrat’ın “çarpık diş” durumundan söz ettiği günden beri epidemiyologların ilgi alanı içinde yer almaktadır.
http://abakus.inonu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11616/6268/Tez%20Dosyas%C4%B1.pdf

iskeletsel ön açık kapanışın erken dönem tedavisinde arka ısırma bloğu-dikey çenelik ve arka ısırma bloğu-oksipital headgear ile tedavi yöntemlerinin çene yüz iskelet morfolojisi ve dentoalveoler yapılar üzerine etkilerinin karşılaştırılması
http://tez.sdu.edu.tr/Tezler/TT00386.pdf

kitlesel felaketlerde hekim sorumluluğu ve bilirkişilik
+
çok sayıda kişinin yaralanması ve ölümüyle sonuçlanmış deprem, çığ, sel, heyelan gibi doğal olaylar, terör amaçlı bombalama eylemleri, ulaşım kazaları, endüstriyel kazalar, askeri operasyonlar, cezaevi isyanı gibi olayların her biri kitlesel felakettir.
+
adli tıp alanında oldukça saygın bir yeri olan bernard knight’a göre ise; aynı olayda en az 12 kişinin ölmüş olması kitlesel felaket tanımı için yeterlidir.
http://www.klinikgelisim.org.tr/eskisayi/klinik_2009_22/11.pdf

herakleia perinthos (marmara ereğlisi) toplumunda erken sutur kaynaşması
+
mezardan bulunan 3-4 yaşlarında bir çocuk kafatasında, kraniyosinoztoz adı verilen ve kafatası suturlarının erken kapanması ya da yokluğu olarak tanımlanan doğumsal bir anomali tespit edilmiştir.
+
bu bireyin mezarında mezar hediyesi olarak ise bir çift küpe bulunmaktadır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/645305

catherine breillat sineması’nda kadın cinselliği ve beden algısı
+
victorya döneminde ingiliz tıp dünyası, arkasına hükümeti ve kiliseyi alarak, kadınları, seksten aldıkları zevki pahalıyla ödeyecekleri konusunda uyarıyordu. doktorlar, cinsel ilişki sırasında hareket ederse kadının çocuğu olmayacağını, kuvvetli cinsel tahriğin hayatı kısalttığını, kadınların mastürbasyon yapmasının sağlıksız olduğunu ve oral seksin ağızda kansere neden olduğunu iddia ediyorlardı.
+
dinler kadın cinselliğini kışkırtsalar da, baskı altına alsalar da; kadını cinselliğin nesnesi olarak görürler. kadın cinselliğinin kışkırtıldığı dönemlerde de bu durum, erkekleri cinselliğin öznesi olarak görmenin bir yansımasından ibarettir ve kadın cinselliği erkeği memnun etmesi ya da aile kurumunun saadetinin sağlamlığı için desteklenir.
+
dinlerin çoğunda, tanrı doğrudan erkeklere seslenerek kadınları ikincil konuma düşürür fakat konu cinselliğe gelince tüm bu dinler bütün yasaklarını kadınlar üzerinden kurarlar.
+
kutsal kitaplar, bedenler üzerinden kendini göstermeye başlayan bir baskının yasalarıyla doludur.
+
cinsellikle ilgili söylenmeden sessizce konulan yasakların ilki, susmaktır.
+
erkeğin kadının bedeni üzerinde yaptığı keşif en az marie’nin jinekolojik muayene sahnesi kadar tıbbi bir incelemeyi andırır.
+
marie, hastaneye gittiğinde doktor ve yanındaki bütün asistanlar, marie’yi aynı şekilde tekrar ve tekrar muayene ederler. marie, bir doktor grubunun ortasında bacakları iki yana açılmış ve çaresizdir: “kurbandım, sonuçta… kadınlar erkeklerin adakları gibidir.
+
mastürbasyon yaparken bile ayaklarını çapraz biçimde tutan marie bu durumu kendi kendine tecavüze benzetir.
+
odanın beyazlığı, sterilliği ve adamın kadının vajinasını izlemesi ve bunun karşılığında para alması ile odadaki yatak bir jinekolog koltuğuna dönüşür.
+
kadın, bu kan yüzünden kadınların pis görüldüklerini ama aynı zamanda bu kan yüzünden erkeklerin kadınlardan korktuklarını ifade eder. kristeva’ya göre dışkının tabuları ihlal eden ve özgürleştirici bir anlamı vardır.
+
kristeva iğrenç arzunun kritik bir şekilde belirsizlikle bağlantılı olduğunu belirtir. temiz olmama yâda hasta olma iğrençliğe yol açtığı gibi sistemi, kimliği ve düzeni rahatsız eder.
+
bataille’da da, erotizm her zaman en pis olan şeye bağlıdır; pislik, sidik, kusmuk gibi…
+
ırkı kısmen ırkçılık; cinsiyeti cinsiyetçilik; eşcinselliği de homofobi inşa etmiştir. tarih bir abjection (dışa atma) tarihidir. tarih norm olan bedenleri inşa ettiği gibi, birtakım bedenleri de dışa atar.
+
breillat’ya göre freud burjuva toplumunun koruyucusudur ve belirtileri bastırarak toplumun değişmesini engellemiştir.
+
film boyunca kadının ağzından söylediği sözler bütün bir kadın bedeninin ezilme tarihinin kasvetli bir analizi gibidir.
https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/33356/bilge_tas.pdf

nedret hanım bu rolü hollywood’da oynasaydı mutlak oscar alırdı.
+
mehtap, iri güller ve senin en güzel aksin
velhasıl o rüya duruyor yerli yerinde
+
stanislavski yöntemiyle yetişmiş bir oyuncu olan ışık yenersu için karşısındaki oyuncuyla göz göze oynamak önemlidir “ gözümün bebeğine bakamıyan oyuncuyla rahat edemem” der.
+
ışık yenersu der ki “peki biz niçin tiyatro yapıyoruz? bir: daha güzel bir dünya için.. iki: daha güçlü bir insan olmak için; üç: daha mutlu daha aydınlik bir yaşam için..”
+
yeter artık yeter, bir grup polis tarafından tecavüze uğrayan bir kadının bir gece boyunca hastanede ve karakolda suçluları yakalatıp adaleti sağlamaya çalışırken caydırılmaya çalışılmasının, tehdit edilmesi ve hapsedilmesinin, buna rağmen direnişinden vazgeçmemesinin hikayesi…
+
ebru, meme kanseri olduğunu öğrendiğinde hayatı aniden değişir. kavramakta zorlandığı bir durumla karşı karşıyadır artık.
https://ucansupurge.org.tr/belgeler/festival-kataloglari/21-festival-katalogu.pdf

maksiller retrognatiye sahip postpubertal dönemdeki bir hastanın cerrahi destekli hızlı üst çene genişletmesi ve yüz maskesi ile tedavisi: olgu sunumu
https://jag.journalagent.com/eudfd/pdfs/EUDFD_36_2_98_104.pdf

doksanlı yıllar ve sonrası amerikan korku sinemasında kadına yönelik dinsel içerikli şiddetin psikanalitik incelemesi
https://acikerisim.deu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12397/9759/236047.pdf