yazı 36

damızlık iki boğanın ejakülatlarında bulunan anormal yapıların ultrastrüktürü
https://journals.tubitak.gov.tr/veterinary/issues/vet-98-22-1/vet-22-1-7-97066.pdf

toplumsal cinsiyet bağlamında mekansal davranış: yurt odaları
https://www.sosyalarastirmalar.com/articles/spatial-behavior-in-context-of-gender-dormitory-rooms.pdf

din ve moda
+
vücudunu inceleyen insanoğlu cinsel organının vücudun simetrisine aykırı olduğunu, idrar kokan, kıllı bir uzuv olduğunu fark etmesi çok uzun zaman almamıştır. belki yapraklarla belki başka bir şekilde en başta cinsel organını örtmüş ve bu görüntüsünü çırılçıplak görüntüsüne tercih etmiştir. nitekim süslenme alışkanlığı olan kavimlerde, en azından cinsel organların örtüldüğü; estetik anlayışın olmadığı kavimlerde ise süslenme ihtiyacı duyulmadığı gibi cinsel organın görüntüsünden de rahatsız olunmadığı görülmüştür.
+
cinsel uzuvların örtünmesiyle başlayan örtünme, kültürel derinlik arttıkça daha kapsamlı bir hale gelmiştir. insanlar medenileştikçe daha da örtünmüştür çünkü artan estetik kaygı ile vücutlarındaki kusurları daha net görmüşlerdir. bu durum özellikle kadınlarda daha da gelişmiştir. bu nedenle kadınların vücutlarının estetiği ile daha ilgili oldukları görülmektedir. öyle ki bazı islam alimleri, bu anlamda örtünmenin özellikle kadınlar için bir sığınma olduğunu çünkü çoğunluğu yaşlı ve çirkin olan kadınların, sarkmış ve lekeler hasıl olmuş vücutlarını örtünerek kapatmak isteyeceklerini belirtmiştir.
+
şu bir gerçek ki çoğu insan, özellikle yaşlandıkça, fiziksel açıdan mükemmel olmayan yönlerini ortaya koymakta kendini belli derecede güvensiz hissetmektedir. bir açıdan giyim, bizim gerçek ya da hayali kusurlarımızı da örtmektedir.
+
modacı stephane rolland, şarkıcı prince, yunanistan dışişleri bakanı dora bakoyanni, ingiltere başbakanı blair’in eşi cherie blair gibi birçok ünlü isim kadınların tesettür tercihine saygı gösterilmesi gerektiği şeklinde demeçler vererek onlara destek olmuştur.
+
kapitalizmin tüm diğer sektörlerinde olduğu gibi, moda sektöründe de tek hedef tüketimi artırmaktır. bu amaçta en kolay araç cinselliğin kullanılmasıdır. “seks her zaman satar” sloganıyla cinsellik, tüketim nesnesi haline getirilmiştir. cinsellik, markaların isimlerini duyurmalarının, şöhretperestlerin magazin dünyasında ilgi çekmelerinin en kolay yolu olmuştur. günümüzde araba lastiği reklamlarında dahi kadının cinselliği kullanılmaktadır
+
1930’ların başlarında bu vurgu bacaklardan sırta kaymıştır. sırt bele kadar açık bırakılıyordu ve zaten dönemin giysileri de çoğunlukla arkadan seyredilmek üzere tasarlanmış gibiydi. gündüz giysilerinin bile sırtında bir yarık oluyor, etek ise kalçalara sımsıkı oturarak belki de tarihte ilk kez kalçanın biçimini ortaya çıkarıyordu.
+
j.f.held’in de dediği gibi bir milimetrelik bile olsa kullanılmamış erojen alan kalmamıştır. günümüzde moda, açıkta bırakacak gizli bir alan kalmadığı için belki de son kozunu kullanarak göğüs dekoltesi, omuz dekoltesi, bacak dekoltesi ve sırt dekoltesini bir arada kullanmaya başlamış, süper bikinilerle hatta transparan kıyafetlerle bütün sınırları yıkmıştır.
+
din ve moda çeşitli konularda çatışma halindedir. din müsrifliği kınar ve tevazuyu ön plana çıkarırken moda, lüksü ve gösterişi tahrik eder. din kapalı giysileri önerirken moda açık seçikliği özendirir. dinler ümmetlerine diğer dinden olanlara benzememeyi, kadın ve erkek giyimi arasındaki farklılıkların korunmasını önerirken moda, milli, dini hatta cinsi ayrımlara aldırış etmez.
+
kim yeni bir elbise giyip de: ‘onunla avretimi örttüğüm, giyip güzelleştiğim elbiseyi bana giydiren allah’a hamd olsun’ sonra eskittiği elbiseyi alıp sadaka olarak dağıtırsa, yaşarken de öldükten sonra da o kişi allah’ın himayesi, hıfzı ve korumasında olur.
+
tarihte başı açık gezmek sadece kadınlar değil erkekler için de utanç vesilesidir. erkekler başlarını milli serpuşları veya sarık ile kapatmıştır. başörtüsü günümüzde erkeklerden ziyade, daha çok müslüman kadınlar tarafından yaşatılmaktadır.
+
diğer dinlerde oldu gibi, hinduizm’de de kadın örtünmesine rastlamaktayız. tryambaka ya da sankha, bir kadının göbeğini göstermemesi gerektiğini, ayak bileklerine kadar uzanan kumaşlar giyinmelerini, göğüs bölgesinin açıkta bırakılmaması gerektiğini ve üst giysileri olmadan dışarı çıkmamalarını söyler.
+
erkeklerin başlarına sardıkları sarık, giydikleri başlık, toplumsal hiyerarşiyi ifade ettiği için bütün erkekler, müslim ya da gayrimüslim, alim ya da cahil, toplumsal olarak fes paydasında eşitlenir.
+
onlar gibi olmamak için kafirler gibi giyinmeyin.
+
kendilerini muhafazakâr olarak nitelendiren bazı kesimlerin gösterdikleri bu mazeretlere karşın, dindar müslümanlar arasında kadının pantolon giymesi erkeksi bir tarz olarak kabul edilmeye devam etmektedir.
+
dindar giyiminde başlayan modernizasyon dindar kimliği küçük simgelere indirgemiştir. günümüzde katolik kadının hıristiyan kimliğini, dini aidiyetini simgeleyen geriye tek kalan nesnesinin haç kolyesi olması gibi, müslüman kadının dini aidiyetini simgeleyen tek nesne olarak, başörtüsü kalmıştır. artık dünya kadınları hangi dinden, hangi milletten olursa olsun küreselleşmenin etkisiyle birbirlerine benzemektedir.
+
müslüman kadının dini aidiyetini ilan eden tek unsurun başörtüsü olması gibi müslüman erkeğin dini aidiyetini ilan eden tek simge olarak da gümüş yüzüğü kalmıştır.
+
giyim kuşam konusundaki tuhaf modalar, ortaçağ’da da görünür. çin’de kadınlar arasında küçük ayak modası vardır. bu nedenle kız çocuklara dar ayakkabılar giydirilerek ayaklarının küçük kalmasına gayret edilir.
+
o dönemin dikkat çekici başka bir örneği ise iç çamaşırının avrupa’da hala kullanılmıyor olmasıdır. “iç çamaşırı kullanma geleneği, avrupa’da 13. yüzyılda başlamış ve bunun sonucu olarak uyuz, kellik vb. deri hastalıkları azalmaya yüz tutmuştur. ortaçağ avrupa’sında bir kanalizasyon altyapı sistemi bulunmadığından, bulaşık suları (ve de idrar kapları!) sokağa boşaltıldığı, topuklu ayakkabının ve geniş siperlikli şapkaların, bu sevimsiz tutum nedeniyle ortaya çıktığı söylenir.
+
rönesans’la birlikte başta bilim olmak üzere her alanda gelişmek için dinden uzaklaşması gerektiğine karar veren batı, giyim kuşam alanında da dini liderlerin iktidarından kurtulması gerektiğine karar vermiştir. batı’nın tek hedefi para kazanmak için üretmek, daha çok üretmek, daha hızlı üretmektir. kutsal sınırlarda kalmanın hayal gücünü kısıtladığı, dolayısıyla yenilikleri yavaşlattığı düşünülür, oysa moda tüketimi sürdürmek için daha çok yeniliğe ihtiyaç duyar. bu durumda daha rahat ve hızlı üretim için dini değer yargılarını görmezden gelir hatta elinden geldiğince onları değiştirir.
+
bu bağlamda moda, dini bir engel ve iktidarının rakibi olarak görür. dini çevreler ile iktidar savaşına giren moda, rakibini değersizleştirerek kendini üste çıkarır. bunun için dini liderleri, dini sembolleri hakarete varan yöntemlerle küçültür, değersizleştirir.
+
şüphesiz modanın bu saygısız tavrı modayı üretenlerin değer yargılarını da taşır. sanayi devri modasının başlangıcı ile pozitivist düşüncenin atağa geçtiği dönemin aynı olması, modanın da dinden bağımsız hareket etmesinde kendini gösterir. ardından gelen marks, darwin, freud, nietche’nin gibi din karşıtları toplumun her katmanında olduğu gibi modacılar üzerinde de etki bırakmıştır. christian louboutin, isminin temsil ettiği anlama inanmadığı halde ismi ile marka olmasını tuhaf bulduğunu söylerken, chanel’in alman tasarımcısı karl legerfeld belgesel nitelikli filmi lagerfeld confidentiel’da dinlere karşı inancının olmadığını belirtir.
+
moda, kendisi kutsal olan ile çatışma içine girerken, diğer taraftan kendisini bir tabu olarak sunmaktadır. bu sunuşta kutsal olanın bütün motifleri kullanılmaktadır. mesela defilelerin ayin havası içinde sunulması, aynı modaya uyan insanların bir yere ait oluşlarının pekiştirilmesi (müritlerin aynı tarz giyinişi gibi) –ki bu daha çok markaların imaj meydana getirme yarışında gerçekleşmektedir- modanın kendi etrafında kutsal bir alan oluşturma çabasına işaret etmektedir.
+
moda yeni dindir.
+
moda dinse, vogue incil’dir.
+
moda benim dinimdir.
+
tüketim akımı ve moda tüketimi, birçok kişi için dinin yerini alır hale gelmiştir. bireyler kendilerini daha iyi hissetmek için alışveriş yapmaktadırlar ve araştırmacılarda bu yeni davranışı ve bunun sonuçlarını analiz edip tartışmaktadırlar.
+
moda aptalların dinidir; öyle bir din ki insanların ortak aklı onu sadece yeni bir trend olduğu için takip etmemektedir. kimi insanlar için o, modası geçmiş bir eşyaya karşı suç işlemek gibidir.
+
bazı giyim firmalarının marka ismi olarak religion (din) kelimesini kullanması gelişi güzel bir tercih değildir. bu markalar bu isim ile bir din kadar etkili olmak ve bir dinin takipçileri kadar tutkulu takipçiler istediklerini ima etmektedirler.
+
barnard, giysilerin ve modanın işlevlerinden birisinin de dini içerime sahip olma biçiminde ifade etmektedir. dini içerim açısından barnard, bireyin giyinme tarzının “aynı zamanda dini inancın gücü ve derinliğini gösterme aracı” olarak da çeşitli biçimlerde kullanıldığını belirtmektedir.
+
pisliğe övgüler düzülüyor, etrafa kutsallığın kokusu giderek yayılıyordu. bedenin ve onun giysilerinin temizliği ruhun pisliği anlamını taşır diyordu aziz paul, bite, tanrının incisi adını takmışlar ve bitlenmeyi kutsal kişi olmanın zorunlu göstergesi saymışlardır.
+
ortaçağ avrupası’nın insan bedenine olan aşırı baskısı, kilisenin zayıflamasıyla yerini bu defa adeta cinsel teşhircilik gibi başka bir abartıya bırakmış ve her şeye sermaye gözü ile bakan kapitalistler de, cinsel açlıktan faydalanarak, cinsel öğeleri birer fırsat ve kazanç kapısı olarak sonuna kadar kullanmıştır
+
süslü kıyafetler artık ne asiller ne de burjuvalar tarafından pek tercih edilmektedir. artık bu sektörün takipçileri daha ziyade şarkıcı, oyuncu gibi sahne ve gösteri sanatının üyeleridir. gösteri sanatının içinde kendini göstermek ve diğerlerinin arasından sıyrılarak fark edilmek isteyen üyeleri heute coutere tarzı gösterişli kıyafetleri ile fark edilmeye çalışmaktadır.
+
modaya uymamak bir günah gibi ayıplanır. bu günahın cezası toplumdan dışlanmak, alay edilmek hatta iş hayatında engellenmektir. sosyalleşmek isteyen insanlar modaya uymak zorundadır, modaya uymayanlar, değil bir sosyal gruba girmek, sokağa bile çıkamayacaktır. modayı takip etmeyen insanlar iş görüşmelerine gittiklerinde geri çevrilecek, modaya uymayan sanatçılar sesi, tasarımları ya da fikirleri iyi olsa da hak ettiği mertebelere gelemeyecektir.
+
seçimlerde başarılı olmak isteyen siyasetçiler, medyada aranır olmak isteyen sanatçılar, ürünlerinin satılmasını isteyen tüccarlar hatta öğretilerinin dinlenmesini isteyen kimi din adamları dahi modanın gücünden faydalanır hale gelmiştir. bu durum, modanın gücünün görmek açısından önemlidir.
+
medya üretilen koleksiyonların pazarlanma işini yürütür. sektör, ürünlerini pazarlarken, kimi zaman mankenlerin güzelliklerini, ünlülerin isimlerini, yükselen değer yargılarını kullanır. filmler, diziler, müzik klipleri, dergiler, internet siteleri ile halkın zihnine moda telkinleri yapılır.
+
televizyonun yaygınlaşmasıyla modanın yaygınlaşması da hızlanmış, moda sektörünün ürünleri, filmlerde, dizilerde, müzik videolarında vs. sergilenerek halkta göz aşinalığı uyandırmış ardından hayranlık uyandıracak karizmatik isimlerle halk bu tarzlara özendirilmiştir.
+
zamanın avrupa’sında moda olan fötr şapka dahi kanunlarla zorunlu hale getirilmiş, halk tepeden tırnağa değişime zorlanmıştır. şapkayı hıristiyan başlığı olarak gören halk, dini inançları gereği başka dinden olanların giysilerini giymeyi ret etmiştir. ne var ki devlet itirazlara sert cevap vermiş, şapka kanununa karşı gelenleri cezalandırmıştır. şapka kanununu protesto edip yürüyüş yapanların, vatana karşı ihanet ettiği iddiasıyla asılarak öldürüldüğü dahi olmuştur.
+
kıyafet tarihçileri, 19. yüzyıl öncesinde modayı takip eden çevrelerde giyimde cinsiyet ayrımının o dönemden sonraki kadar belirgin bir biçimde vurgulanmadığını öne sürmektedirler. 18. yüzyılda aristokrasi ve burjuvazinin kadın ve erkekleri, dantelleri, zengin kadifeleri, kaliteli ipekleri ve nakışları cömertçe sergilemeye süslü ayakkabılara, saç yaptırmaya, peruklara ve rokoko süslemeli şapkalara aynı zamanda da kokulu pudraları, allık ve başka kozmetikleri bolca kullanmaya eşit ölçüde meraklıdırlar. 1789 fransız ihtilalı’nda aristokrasinin çöküşü ve burjuvazinin yükselmesi kadın ve erkekler arasındaki kıyafet kodları keskin çizgilerle ayırmaya başlar. ancak bu ayrımın 1789’dan çok önce harekete geçtiği de söylenmektedir.
+
islam’da altın ve ipek, kadınlara caizken, erkeklere yasaktır.
http://acikerisim.dicle.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11468/542/Din%20ve%20Moda.pdf

erkmen’in anneannesinin şapkasının izlerini sürdüğü “j, k & h” çalışması gündelik bir nesnenin sanat nesnesine dönüşümünü sağlar. bu çalışmada şapka, bir nesne olmanın ötesinde bellek görevi gören bir sanat nesnesi haline gelmiştir.
http://troyart.dergi.comu.edu.tr/dosyalar/Troyart/cilt-1-8-mart-ozel-sayisi.pdf

moda, içgiyim, renkler, reklam ve gençler….
https://openaccess.iku.edu.tr/bitstream/handle/11413/322/Moda%2C%20%C4%B0%C3%A7giyim%2C%20Renkler%2C%20Reklam%20ve%20Gen%C3%A7ler….pdf

antropoloji
kuramlar/kuramcılar
https://sosyolojiden.files.wordpress.com/2015/09/antropoloji-kuramlar-kuramcc4b1lar-s-c3b6zbudun-b-c59fafak-n-s-altuntek.pdf

duvarda yüksek teknolojik çözümler
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/797604

tarımsal üretim süreçlerindeki değişimin kırsal alanda kadın istihdamına etkileri: 1980 sonrası gelişmeler
https://ailevecalisma.gov.tr/media/2531/esrakulak.pdf

gençlerin toplumsal davranış ve yönelimleri: istanbul’da “apaçi” altkültür grupları üzerine nitel bir çalışma
https://acikerisim.sakarya.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12619/77434/T05652.pdf

kulak kepçesi morfolojisinden kimliklendirmede gözlemci cinsiyetinin etkilerinin araştırılması
https://www.journalagent.com/z4/download_fulltext.asp?pdir=adlitip&plng=tur&un=ADLITIP-08216

yemek kültürünün sürdürülebilirliğini kadınların demografik özellikleri etkiliyor mu?
+
pişirme teknikleri ve araçları, saklama yöntemleri ve kullanılan malzemeler gibi birçok unsur da yemek kültürünü etkilemiştir. özellikle sanayileşmenin artmasıyla birlikte yemek kültürü hızla değişmeye başlamıştır.
+
hazır gıdaların birçok çeşidi bulunsa da besin değeri ve sağlık açısından ev yemeklerinin yerini tutması olası değildir. bu sebeple özellikle kastamonu gibi yöre halkından kadınların iş hayatına büyük şehirlerde olduğu kadar yoğun katılımının olmadığı bölgelerde yöresel yemeklerin unutulmaması oldukça önemlidir.
+
fatih sultan mehmet tarafından 1460 yılında osmanlı topraklarına katılan kastamonu’da, hititler, frigler, lidyalılar, persler ve gaska türkleri olmak üzere birçok farklı medeniyet yaşamıştır.
+
kastamonu yöresinde özellikle hamur işleri ve hamurdan yapılan yiyecekler tercih edilmektedir. hamurdan yapılan yiyeceklerin başında etli ekmek, banduma, inebolu ekmeği, serme, köy ekmeği, ıspanaklı ve patatesli ekmek, kadınların yine kastamonu’ya ait olan simitten veya ekmekten yaptıkları tirit, talaş böreği, mantarlı börek ve mantı gelmektedir. bunların içinde en meşhuru olan etli ekmek hamurun ince bir şekilde açılıp içine baharatlı kıyma harcının konulmasıyla sacda pişirilir. etli ekmeğin dışında banduma aslında hindi eti ve yufkayla yapılmakla birlikte hindi etinin bulunmaması durumunda tavuk etinden de yapılabilmektedir. bu yemek, azdavay ve köylerinde “ıslama” olarak bilinmektedir. tirit ise kastamonu simidi ve taşköprü sarımsağının verdiği aromayla ziyarete gelen turistlerin oldukça ilgisini çekmektedir.
+
çorba bakımından zengin olan kastamonu’nun en meşhur çorbası tarhanadır. kızılcık tarhanası, kiren tarhanası ve yaş tarhana gibi çeşitleri vardır. en yaygın yapılanı yaş tarhana olup en önemli özelliği kurutulmadan yapılmasıdır. içinde süzme yoğurt, taze nane, fesleğen, domates, biber ve kuru soğan bulunmaktadır.
+
meşhur kuyu kebabının kökeni kastamonu’dur. ancak bu yörede kuyu kebabına “biryan” ve “püryan kebabı” da denilmektedir. kuyuda pişen kuzunun kuyunun dibindeki tepsiye damlayan yağlarından yapılan pilava ise “biryan pilavı” denir ve genellikle kebabıyla birlikte tüketilir.
+
kadınların bildiği ve yaptığı yöresel yemeklerin zorluk dereceleri ile demografik özellikleri arasında anlamlı farklılıklar vardır.
kadınların bildiği ve yaptığı yöresel yemeklerin zorluk dereceleri ile eğitim seviyeleri arasında anlamlı farklılıklar vardır.
kadınların bildiği ve yaptığı yöresel yemeklerin zorluk dereceleri ile yaş grupları arasında anlamlı farklılıklar vardır.
kadınların bildiği ve yaptığı yöresel yemeklerin zorluk dereceleri ile medeni durumları arasında anlamlı farklılıklar vardır.
kadınların bildiği ve yaptığı yöresel yemeklerin zorluk dereceleri ile meslek grupları arasında anlamlı farklılıklar vardır.
kadınların bildiği ve yaptığı yöresel yemeklerin zorluk dereceleri ile gelir grupları arasında anlamlı farklılıklar vardır.
https://jotags.org/2019/vol7_issue2_article4.pdf

hadislere göre en faziletli kadın ve özellikleri
+
hz. âişe’nin diğer kadınlara üstünlüğü, tirit yemeğinin diğer yemeklere üstünlüğü gibidir.
+
tirit yemeğinin lezzetli, hızlıca yenip kişiyi doyuran ve tokluk hissi veren bir yemek olarak bir yemekte aranan özellikleri taşıması sebebiyle bu benzetme yapılmış olabilir.
+
tiridin diğer yemeklere üstünlüğü külfetsiz hazırlanması ve kolaylıkla hazmedilmesi sebebiyle olup, o dönemde yemeklerin en üstünü idi.
+
hurma dalını kendine doğru silkele ki, üzerine taze hurma dökülsün. ye, iç. gözün aydın olsun…
https://avesis.istanbul.edu.tr/dosya?id=31480b58-b488-44ec-a209-e629f561f33f

dinler ve beslenme
+
• sığırlar her yıl önemli miktarda tarımda kullanılan gübre bırakırlar
• yemek pişirmek için gerekli ısı sağlayan bu tezeklere
• hintli kadınlar üstün bir mutfak yakıtı olarak görürler
• bu inek dışkısı, yemeği kavurmayan, temiz, yavaş ısıtan, uzun süren bir alevle yanar
• böylelikle kadınlar yemek saatlerce pişerken başka işleri ile ilgilenebilir
https://avys.omu.edu.tr/storage/app/public/zeynep.uzdil/129200/8.Dinler%20ve%20Beslenme.pdf

yemek kültüründe coğrafyanın izleri
http://www.geoced.org/wp-content/uploads/2019/03/geoCED_sayi1_YemekKulturundeCografyaninIzleri.pdf

kazak halk hekimliğinde animistik inanca dayalı benzeri benzer ile sağaltma pratiği
https://www.millifolklor.com/PdfViewer.aspx?Sayi=129&Sayfa=164

yemek ve din: yemeğin dini simgesel anlamları üzerine bir inceleme
+
yemek, basitçe karın doyuran bir besin değil aksine kültürel anlamlara sahip bir olgudur.
+
merdol, geleneksel faktörler olarak belirttiği toplumların besinlerle ilgili inanç ve değerlerinin onların besin seçimini etkileyen faktörler olduğunu belirtmektedir. örneğin; müslüman ve musevi toplumların domuz eti, hintlilerin ise sığır etini yememeleri bu kapsamda değerlendirilebilir.
+
“kutsal ineğin kesilmesi” ve “pis domuzun yenmesi” gibi pratik ve yasaklar bir yandan dini bağlılıkları tanımladığı gibi diğer yandan toplumsal çatışma nedenlerinden biri de olabilmektedir.
+
yeme-içme biçimlerine müdahaleyi sembolleştirerek gerçekleştiren din, besinleri kategorize etmesinin yanı sıra bazen de alışılagelen beslenme şekli üzerinde yaptığı bazı değişikliklerle, beslenmeyi adeta bir dini ritüele dönüştürmektedir.
+
kara’ya göre “dini metinler anlamın yalnızca bilişsel çerçevesini çizmezler, aynı zamanda kendine ait bir habitus yaratma peşindedirler. bu bağlamda dini habitusun bireysel tecrübelerle dini beklentiler arasındaki gerilim ya da boşluktan ziyade dinlerin insana sunduğu yaşam yatkınlıklarından beslendiği söylenebilir.” bu bağlamda din bireylerde oluşturduğu dini habitusla yemek kültürünün oluşmasını ve şekillenmesini sağlamaktadır. dini habitus aracılığıyla sürdürülen beslenme kültürü ve biçimi nihayetinde dini kimliğin üretilmesi ve yeniden üretilmesinde önemli bir rol oynamaktadır. toplumsal sınıflar arasındaki farklılaşma eğilimi kadar sınıf içi benzeşme eğilimi de sınıf habitusunun oluşmasında ve bireylerin sınıfsal konumlarının belirlenmesinde önemlidir. bu bağlamda dini habitusun şekillenmesinde önemli bir yere sahip olan yeme-içme etkinlikleri dini kimliğin inşasında olduğu kadar farklı dinler arasındaki ayrımın belirginleşmesinde kritik öneme sahip bir gösterge olarak görülebilir.
+
gıda tüketim harcamaları coğrafi dağılıma, kırsal-kentsel yerleşime, eğitim ve gelir düzeyine, kültürel ve dinsel farklılıklara, bireysel gereksinimlere ve tercihlere göre farklılık gösterebilmektedir. içinde yaşanılan toplumun kültürel ve dinsel normlarına göre gıda tercihleri değişiklik gösterebilmekte; bourdieu’nun kavramlaştırmasıyla ifade edecek olursak bu tercihlerde kültürel ve dinsel normlar bağlamında insanların habitusu belirleyici olmaktadır.
+
simoons’a göre, et gıdaları bitkisel gıdalardan daha fazla yasaklamalara konu olmuştur.
+
kuran-ı kerim’de haram kılınan tek hayvanın domuz olduğunu söylemek mümkündür. bunun nedeni olarak da domuzun necis yani pis bir hayvan olduğu belirtilmektedir.
+
islam dininde kutsallık atfedilen içecek ise hiç şüphesiz zemzem suyudur.
+
yine bazı besinlere islam dinince kutsallık atfedilmektedir. bu besinlerden en önemlisinin ekmek olduğunu söyleyebiliriz. gıda tüketimindeki besleyici önemi dışında ekmeğin simgesel anlamları da vardır. diğer dinlerde olduğu gibi ekmek, islam dininde kutsal bir anlam taşımakta, tanrısal ve yaşamsal bir yiyecek olarak tanımlanmaktadır.
+
din, yemeğin üretim ve hazırlama aşamalarını olduğu kadar tüketim aşamalarını etkilemekle birlikte yemeğin nasıl yenildiği anlamına gelen sofra adabını da şekillendirmektedir. neredeyse bütün dinlerde sofra adabı sıkı kurallarla belirlenmiştir. hristiyanlıkta yemek yerken sessiz kalınması ve hiç konuşulmaması bu duruma örnek olarak verilebilir. yine hinduizm’de kastlar arasında yemeğin nasıl ve kiminle yenileceği sıkı kurallarla belirlenmiştir. her kast kendi kastının mensuplarıyla yemek yemek zorundadır.
http://www.itobiad.com/tr/download/article-file/315432

farklı kültür ve inançlara sahip destinasyonlarda gastronominin şekillenmesi: kuzey kıbrıs örneği
+
mutfak kültürleri, zamanla dini inançlar çerçevesindeki kuralları da içine alarak bugünkü halini almıştır.
+
gastronomi kavramı kültür ve din kavramlarından bağımsız olarak düşünülemez. hatta bu kavramlar olmadan gastronomi tanımlamaları eksik bile kalabilir. mutfak kültürleri bulundukları bölgelerin iklim, coğrafya, ulaşım gibi tüm koşullarının ürünüdür ve bugün ki turizm hareketlerinin büyük çoğunluğunu oluşturmaktadır.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1603482

küreselleşen yemek kültürünün dönüşümünde sosyal medyanın rolü: ınstagram gurmeleri
http://acikerisim.ticaret.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11467/3122/80122.pdf

arkaik tasavvura göre içmek ve yemek aynı ölçüde karmaşık süreçlerdir. bir şeyleri midesine indiren bir insan hem yediklerine hâkim olur hem de onların eline düşer. zira şeylerin kendine ait hayatları vardır. insanın yediği bitki ve hayvan (yamyamlık konu dışı) insanın içinde hemen etkisini gösterir; dost ya da düşman olmasına göre ya insanlıkla birlik olur ya da ona karşı.
https://academicworks.livredelyon.com/cgi/viewcontent.cgi?article=1044&context=soc_hum_ad_sci

bir yemek sosyolojisi denemesi örneği olarak tokat mutfağı
https://www.acarindex.com/dosyalar/makale/acarindex-1423933496.pdf

yemek, kültür ve kimlik
https://www.millifolklor.com/PdfViewer.aspx?Sayi=87&Sayfa=156

dinsel şiddet kaçınılmaz mıdır?
http://isamveri.org/pdfdrg/D01949/2004_20/2004_20_CAPCIOGLUI.pdf

budizm’de kadının konumu
+
bölgedeki elini-kültürel yapı, mö 2000 yılından buyana hinduizm’in öğretilerine göre şekillenmiş; din adamları ve elini metinlecin otoritesi, ritüel uygulamalar, toplumsal bölünmenin temeli olan kast sistemi uzun yıllar boyunca toplumu şek:illendirrniştir. kadınlar da, değersiz, yararsız ve kast sınıfının en alt katmaruna mensup kabul edilerek bahsettiğimiz söz konusu bu biçimlenclirmeden mağdur olmuştu.
+
budist kültürdeki kadınla ilgili olumsuz önyargılar tamamen aşılamamıştır.
http://isamveri.org/pdfdrg/D00036/2014_39/2014_39_ARSLANH.pdf

çin dininin menşei meselesi ve dinî inançlar
+
en eski devirlerde çinlilere göre, tabiat olayları ve insanların işleri tabiat üstü bir kontrol altında idi. tabiatta her şeyin bir hâkimi, bir ruhu vardı.
+
eski zamanlarda halk arasında bazı insanlar vardı ki, akıllı, dürüst, saygı değer, samimi ve zekalariyle her şeyi aydınlatan insanlardı.
+
bunlar erkek ise ‘hsi’ (sihirbaz), kadın ise ‘wu’ (büyücü) deniliyordu.
+
eğer gök ve toprak arasında bir ahenk varsa tören ve müzikte de bir yükselme olur. bağlılık müziğin temelidir. neşe ve memnuniyet ise müziğin memurlarıdır.
+
şimdi ilkbaharın bu ikinci ayında kurbanlar, ipekli kumaş, içki ve meyvelerle sana takdimeler sunuyorum, bu takdimeleri kabul et.
https://belleten.gov.tr/tam-metin-pdf/3003/tur

çin mitolojisindeki kadın karakterler: shan hai jing eseri üzerinden bir inceleme
+
tarihte lei zu halka ilk defa ipek yapımını öğreten kadın olarak bilinmektedir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/415974

çin’ de kadın imgesi
+
bağlı ayaklarda meydana gelen kemik deformasyonu
+
çinli erkekler ayağı bağlı olmayan kızlarla evlenmezlerdi.
+
kızların sağlıklı olmalarından çok, küçük ayaklara sahip olmaları önemliydi.
+
ayak bağlama uygulamasının erkeklere hizmet eden bambaşka bir özelliği bulunmaktaydı. bir kadının ayağının bağlanması, sadece bedeninin genel duruşunu ve yürüyüşünü değiştirmiyor, aynı zamanda, pelvik bölgesindeki kaslarının sıkılaşmasını sağlıyordu. bu da, erkekler için cinsel birleşmenin daha zevk verici olmasını sağlıyordu.
+
ayak bağlama işlemi, doğal gelişime karşı yapılan bir nevi başkaldırıydı.
+
bazı kız çocukları, çocukluklarını, hiçbir tıbbi sorun yaşamadan geçirirlerdi. ancak zaman ilerledikçe, pek çoğu, ayak bağlama işleminden kaynaklanan sorunlar yaşarlardı. ayağı bağlı kadınlar uzun süre ayakta duramaz ve sıklıkla düşerlerdi.
+
bu geleneğe karşı, 17. yüzyılın başlarında bir muhalefet başladı. qing hanedanı, 1645 yılında, bu geleneği yasaklamak istediyse de başarılı olamadı. çin halk cumhuriyeti’ nin kurulmasının ardından, 1911 yılında, bu uygulama suç olarak kabul edildi ve yasaklandı. ancak, uygulamanın devam ediyor oluşu, hükümeti üç aşamalı bir program başlatmaya yöneltti. programın ilk basamağı, tüm yaygın eğitim kurumlarında, bu işlemin kötü sonuçları hakkında halka bilgi verilmesiydi.
+
geleneksel çin toplumunda uygulanan, çok farklı evlilik türleri bulunmaktaydı. bölgeden bölgeye farklılıklar gösteren bu evlilik türlerinin arasında en yaygını ‘büyük evlilik’ idi. bu evlilik türüne göre, kadın, evlendiğinde kocasının ailesiyle yaşamaya başlıyordu. belirli kurallar dahilinde gerçekleştirilen bu evlilik türü, baştan sona bir seremoni niteliğindeydi. aileler arasında büyük harcamalar yapılmasına sebep oluyordu. bu harcamaların başında, kadını satın alınan bir eşya yerine koyan, başlık parası ve çeyiz geliyordu.
https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/29368/4195.pdf

hastalara, saralılara muska yazanların kitaplarına bakılırsa görülüyor ki o kitaplar yazılacak tılsım ve yazıların misk veya amber suyuyla yazılmasını ve mars ve jüpiter gibi gezegenlerden belirli birinin saatinde yazılmasını muskanın tesiri için şart koyuyor ve yazılırken de bir tütsü yakılıyor.
+
eusebius 324 veya 325’te tamamlanmış olan kilise tarihi’nde “fırat’ın öte yakasındaki milletlerin en ünlü hükümdarı” olan edessa kralı abgar’ın “tedavisi insan gücünün ötesinde” olan bir hastalığa tutulmuş olduğunu anlatmaktadır. abgar, isa’ya hastalığını iyileştirmesi için ricada bulunduğu bir mektup yazmıştır.
http://acikerisim.aku.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11630/3145/Sanl%C4%B1urfa%20tarihinde%20din%20ve%20muzik%20olgusu.pdf

“kertenkele” metin balekoğlu yönetmenliğinde ilk bölümü 25 ekim 2014 tarihinde özel bir kanalda yayınlanan bir televizyon dizisidir. zeki, sıra dışı ve ele avuca sığmaz hırsız karakterinin mahkûm olarak getirildiği hastaneden din adamı kılığına girerek kaçmasıyla başlayan ve bir anda bir mahallenin imamı olmasıyla gelişen olayların şekillendirdiği diziyi diğer televizyon dizilerinden belli ölçülerde farklı kılan unsur ise, dizinin yayınlanan ilk bölümünden itibaren pek çok tepki ile karşılaşmasıdır.
+
hastamız var. hadi o ameliyat oldu, dikişleri var, ama ben refakatçiyim. namaz kılacak yer yok. tam odanın bir yerinde namaza duruyorum, sağlık elemanları giriyor, hemşire kızıyor. bu nasıl iş hem hastalığımıza hem de yok yere kaçan namazlarımıza üzülüyoruz. bu konuda ne önerirsiniz.?
http://acikerisim.ticaret.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11467/1809/75728.pdf

ebrehe , abdulmuttalib ile girdiği bu diyalogdan sonra ordusu ile birlikte kâbe’yi yıkmak için mekke’ye doğru hareket ettiğinde , kaynaklarımızda ebabil olarak tarif edilen kuşların taşıdıkları küçük taşlar ile bozguna uğratılmışlardır. bazı âlimler ibn ishak’ta geçen “ ilk defa fil senesinde ortaya çıkan kızamık ve çiçek hastalığı ”216 rivayetini esas alarak fil ordusunun bahse konu olan bu hastalıklı mikropları taşıyan sinek veya sivrisinek gibi uçucular (tayr) tarafından mikropların atılması sebebiyle hezimete uğradığını söylemektedirler.
http://yenisite.sirnak.edu.tr/dosyalar/kureys-kabilesi-islam-oncesi-etnik-siyasi-ve-ekonomik-yapi-muhammet-fatih-duman.pdf

antik yunan pantheonunda cinsel zorbalığın antropomorfizmi
http://sosbilder.igdir.edu.tr/Makaleler/1340149819_01_Gozlu_(01-21).pdf

herodotos eserinde, babili ziyaret ettiğinde tanrıçayla ilgili olarak, babilliler’in yüz kızartıcı adetleri olduğunu belirtmektedir. herodotos’un verdiği bilgiye göre; her kadın ömründe bir kez tanrıçanın tapınağında oturmalı ve kendisini yabancı birisine vermeliydi. bir yabancı gelip de onunla tapınak dışında beraber olmadıkça evine dönemezdi. böylece kadın tanrıçanın gönlünü yapmış olarak evine dönerdi ve artık bir daha baştan çıkarılamazdı.
+
insanların ne şekilde ve nasıl yaratıldığına inanılırsa inanılsın yunanlar ilk olarak erkeğin yaratıldığını düşünmüşlerdir. kadının henüz dünyada olmadığı ve insanların saadet içinde yaşadıkları bir zaman vardır.
+
tufandan sağ salim kurtulan ve dünyada kendilerinden başka kimsenin kalmadığını gören deukalion ile pyrrha, zeus’a başka insanlar yaratması için yalvarmışlardır. zeus’ta onlara annelerinin kemiklerini arkalarına atmalarını, bunu yaparlarsa dünyaya yeni insanlar geleceğini söylemiştir. annelerinin toprak, kemiklerinin ise taş olduğunu kavrayan deukalion ile pyrrha hemen denileni yapmışlardır. deukalion’un attığı taşlardan erkekler, pyrrha’nın attıklarından ise kadınlar dünyaya gelmiştir.
http://acikerisim.pau.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11499/2781/Ebru%20Uncu.pdf

hititlerin tanrılarını memnun etme yöntemleri ve bunun hitit arkeolojisine yansımaları
+
büyü kavramının hititlere anadolu’nun güney ve güneydoğusunda yer alan hurrice ve luvice konuşulan bölgelerden özellikle kizzuvatna’dan girdiği görülmektedir.21 ak büyü ve kara büyü olarak iki türde yapılabilen büyülerden kara büyü olumsuz sonuçlar doğurması nedeniyle yasaklanırken ak büyü yaygın olarak kullanılmıştır. büyüye çeşitli hastalıklar, adam öldürme, büyü, dedikodu, lanet, yeni doğan çocuğa ad verme, askeri sefere çıkmadan önce yapılan ayinler, tapınak tamiri, kralın tahta çıkması, mezarların kirletilmesi, yalan yere yemin etme, yemini çiğnemesi, yakın akrabalar arasında cinsel ilişki, beşikte çocuk değiştirme, aile bireyleri ya da arkadaşlar arasındaki geçimsizlik, üzüm bağlarının verimsizliği, kralın öfkelenmesi, tanrı adına yeni bir tapınağın yapılması, gibi nedenlerle başvurulmuştur.
+
eski çağ insanının, tanrıların kendisiyle ilgili almış oldukları kararları öğrenme arzusu ise, falcılığın temelinde yatmaktadır tanrıların isteklerinin bulunmasında, kızgınlıklarının nedenlerinin araştırılmasında, çeşitli soruların yanıtlarında, hastalıkların nedenlerini bulmada, özel yaşama dair sorularda, saray entrikalarında, askeri ve siyasi eylemlerde fal yöntemi kullanılmıştır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/591318

animizm
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1390783

religio: klasikten postmodern döneme din bilimlerinde dinin kökeni, işlevi ve anlamı sorunu
http://www.set-science.com/manage/uploads/ISASWINTER-2019(SHS)_0086/SETSCI_ISASWINTER-2019(SHS)_0086_009.pdf

eski mezopotamya dininde ve ritüellerinde nesnelerin kutsallığı ve önemi
+
ritüel, kutsalın huzurunda, davranışları belirleyen uygulama kuralları, toplumsal standarda ulaşmış ve sürekli tekrar edilen davranışlar, kültürel bir sistem, toplumsal drama veya kültürel performans, bilinç, gönüllülük ve kozmik ya da kutsalda merkezlenmiş stilize edilmiş sembolik eylemler ve aslında tüm bu ifadeleri kapsayan bir kavramdır.
+
ritüeller esnasında heykel, taş, kil parçası, alet, bitki, hayvan, değerli maden ve taş, besin, sıvılar, sopa vb. pek çok nesne kullanılmıştır. mezopotamya’da uygulanan ritüeller, sadece yeryüzündeki ihtiyaç ve beklentilerin karşılanması amacıyla gerçekleştirilmiş ve tanrılara saygı göstermek, var olan düzeni korumak, yeryüzünde daha iyi bir hayata ulaşmak ve hastalıklardan ve kötülüklerden uzak durmak için uygulanmışlardır.
+
damu mitinin beşinci bölümünde damu’nun annesi, ağıtında sürekli bitkilere gönderme yapmaktadır. hikâyenin bir versiyonunda kadın kendisini, sedir ağacı ile özdeşleştirmiştir: “benim böğürlerim sedir, memelerim selvidir! ey dadı, bacaklarım genç bir sedirdir, henüz toz bir sedirdir, hašur dağlarının tilmun adasının karaağacıdır.”
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/825994

clifford geertz’e göre kültürel bir sistem olarak din
+
tatlı gülüş ve nahoşlukla kaşlarını çatma belli ölçüde genetiktir; fakat alaycı gülüş ve birini alaya alarak kaşları çatma genelde kültüreldir. kişi semboller aracılığıyla biyolojik (anatomik, fiziksel, sinirsel) yaşamını düzenlemekte, organize edilmiş sosyal yaşam biçimi üretmekte ve psikolojik duygularını ifade etmektedir.
+
geertz’e göre mademki insanlar daima anlama ihtiyaç duymaktadırlar ve din de bu ihtiyacı karşılamaktadır, o zaman insan var oldukça din de var hep var olacaktır
+
geertz’e göre hayatı anlamlandırabilmek için her bir din anlama tehdit oluşturan durumlarla baş etmek zorundadır.
+
geertz anlama tehdit oluşturan üç durumdan bahseder. bunlardan birincisi analitik kapasitenin sınırlarını zorlayan bocalamadır. bocalama yaşamın anlamı, ölüm, doğal afetler ve benzeri şeyler karşısında insanların duyduğu acizlik ve bunları anlamlandıramama sonucu ortaya çıkan bir tehdittir. ikincisi, tahammül gücünün sınırlarını zorlayan ıstıraptır. ıstırap genellikle ya hastalık süresi ya da yas süresi boyunca ortaya çıkan bir tehdittir. ıstırap, çoğu zaman uzun sürdüğünde manevi olarak hak edilmemiş görülür. işte bu durum anlama yönelik üçüncü tehdidin ortaya çıkmasına neden olur. bu da ahlaki olarak algılamanın sınırlarını zorlayan kötülük problemidir. kötülük problemi kişinin başına gelenleri hak edip etmediğini sorgulamasıyla ilgili bir şeydir. geertz bu tehditlerin hepsini birlikte anlam problemi olarak isimlendirir. dinler insanlar tarafından algılanan belirsizlik, şaşkınlık ve paradoksları semboller aracılığıyla, dünyanın gerçek bir düzen imajını formüle ederek açıklar. bütün dinler bocalamayı telafi etmek için kozmik bir düzen sunmakta, ıstırapları tahammül edilebilir kılmak için bir şekilde meşrulaştırmakta ve kötülük problemini yenebilmek için adaletin eninde sonunda yerini alacağını vaat etmektedir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/40248

ilkellerde dinsel temel kavramlara genel bîr bakış
+
animizm deyiminin aslı lâtince animus’dan gelmektedir ve ruh anlamınadır. animus’dan türetilen animizm, ruhlara inanma demektir.
+
ingiliz etnologu edward b. taylor (1832-1917), 1871 yılında yayınladığı “primitive culture ” adındaki eseriyle, animizmi en eski din şekli olarak mütalâa etmiştir. bu gün artık kabul edilmiyen bu teoriye göre, dinin başlangıcı ruhlara inanmaktan doğmuştur.
+
tylor’a göre ilkel insan ruh kavramına ateşli hastalıklar, uyku, rüya, vizyon, vecde gelme, cinnet ve ölüm gibi yaşantılar yolu ile varmış olup, ruhu, bedenden ayrı, canlı bir prensip olarak kabul etmiştir.
+
ruhtan farklı olmakla beraber, bedeni izleyen başka bir şey de gölgedir. gölgenin, “ruh inancı” nın meydana gelmesinde yardımcı bir rol oynadığı sanılmaktadır.
+
tylor’a göre dinin başlangıcı ve gelişmesi animizm, manizm, tabiat inancı, fetişizm, politeizm ve monoteizm sırasını izlemiştir.
+
viyanalı etnolog pater wilhelm schmidt (1868-1954), dinin tylorun iddia ettiği gibi, ruh inancından çıktığını kabul etmeyip, bunun başlangıcını bir ilkel tek tanrıcılık’a (ur-monotheizm) bağlamıştır. aynı zamanda bir teolog olan schmidt’e göre, dinin en ilk şekli, gökte oturduğu tasavvur edilen, iyi ve kudretli bir “te k tanrı”y a inanmaktan doğmuştur.
http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/26/1015/12320.pdf

manipüle edilen çağdaş bedeni beden pratikleri üzerinden okumak
https://www.idildergisi.com/makale/pdf/1596573549.pdf

güncel bireysel anlatılar üzerinden burun estetiği hevesini anlamak ve anlamlandırmak: 21. yüzyıl dönemecinde burun buruna gelen toplum ve rinoplasti
https://openaccess.maltepe.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12415/721/10086121.pdf

işte benim kimliğim: moda ve medyanın kadınların kimlik inşası ve ideal beden söylemlerindeki rolü üzerine
+
moda, sürekli değişen giysi ve aksesuarları içeren bir alan olmanın dışında; kişilere sahip oldukları ürünlerle nasıl görünecekleri, nasıl hissedecekleri konusunda sunduğu etiketlerle bir nevi yeni kimlikler sunuyor gibi görünmektedir. örneğin, çeşitli giysi ve aksesuar markalarına ait reklam sloganlarında veya o yılın modası ile ilgili soru yöneltilen modacıların konuşmalarında, belirli türde ürünler için “içinizdeki seksi kadını ortaya çıkaracak” ya da “içinizdeki çılgın kadına hitap ediyor” gibi örnekler kaynağı belirsiz bir şekilde zihinde canlanabilmektedir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/512850

“güzellik-estetik-sağlık” içerikli internet haberlerinin sağlık iletişimi ve gazetecilik etiği bağlamında incelenmesi
http://aid.aksaray.edu.tr/en/download/article-file/1211346

bedene müdahalenin bir yolu olarak moda ve medyada sunulan beden algısı
http://acikerisimarsiv.selcuk.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/1621/331850.pdf

modern tıpta eskiye dönüş: elektronik burun
https://www.toraks.org.tr/site/community/downloads/1488

alternatif tıbbın en yenisi: biorezonans
https://www.biorezonans.com.tr/wp-content/uploads/mynet2014.pdf

geleneksel tıbbî bilgi: hurâfî ve folklorik bir analiz
http://www.smartofjournal.com/Makaleler/1852544676_18_6.30_ID490_Soysekerci_523-537.pdf

sağlığın 3000 yıllık serüveni
http://tekinakpolat.com/wp-content/uploads/2021/05/sagligin-3000-yillik-seruveni.pdf

halk hekimleri
+
tabi ki modası geçmiş sayısız tıbbî teorilerin gösterdiği gibi “akılcı olmak”, “doğru olmak”la –hastalık nedenlerinin pislikler/kirler olduğu gibi- aynı değildir; teoriler deneyseldir, akılcı olarak üretilmiştir ve doğru değildir.
https://www.millifolklor.com/PdfViewer.aspx?Sayi=73&Sayfa=70

yeni medya aracı bilgisayar oyunlarında toplumsal cinsiyetin inşası
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/138348

dijital oyunlarda toplumsal cinsiyet ı̇nşası: warrior of nemesis örneği
https://www.guvenliweb.org.tr/dosya/VSeoF.pdf

feminizm, kapitalizm ve tarihin oyunu
+
örgütsüz kapitalizm, kadının ilerlemesi ve toplumsal cinsiyet eşitliği masalını uydurarak kadınların ağzına bir parmak bal çalar.
http://test.feministyaklasimlar.org/wp-content/uploads/2013/04/8-9.pdf

geçmişten günümüze sosyal normlar
+
sosyal normların amacı daha çok, çeşitli yöntemleriyle bireyi kötü, olumsuz veya uyumsuz davranışlardan uzaklaştırarak, toplum içerisinde yasalara uygun davranış biçimine uymaya zorlamaktadır.
+
gelenekler âdetler gibi, ama onlardan daha güçlü olarak toplumsal hayatın düzenlenmesinde ve denetlenmesinde önemli rol oynarlar. nitelikleri bakımından genellikle tutucu olan gelenekler aile, hukuk, din ve politika gibi toplumsal kurumlar üzerinde daha etkilidirler.
+
türk töresi, oldukça sert ve kesin hükümler ihtiva etmiştir. cezaları ağır olmakla birlikte, töre, türk cemiyetinin belkemiğini teşkil ettiği için hiç kimse bu cezaları haksız ve adaletsiz görmemiştir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/383061

moda hukuku
+
gün geçtikçe büyüyen moda sektöründe bir marka kurmak üzere yola çıkan ya da mevcut markasını uluslararası platforma taşımak isteyen moda sektörünün aktörlerinin gün geçtikçe büyüyen ve küreselleşen moda endüstrisinde doğru atılımlar atabilmeleri için oyunun kurallarını iyi bilen hukukçulardan destek almaları gerekmektedir.
https://modahukukuenstitusu.org/wp-content/uploads/2018/08/Moda-Hukuku-101-ve-201-E%C4%9Fitim-Program%C4%B1-Eyl%C3%BCl-2018-Tan%C4%B1t%C4%B1m-Dosyas%C4%B1.pdf

moda hukukunda yaşanan güncel gelişmeler ve uygulamadaki sorunlar
+
ülkemizde moda hukuku üzerinde, yeni yeni konuşulmaya başlanan bir hukuk dalı olsa da, modanın önemli bir ticari saha olduğunun farkına varıldığı, amerika birleşik devletleri, fransa ve ingiltere gibi ülkelerde güncel ve hızla gelişmekte olan bir moda disiplini haline gelmeye başlamıştır.
https://www.morogluarseven.com/wp-content/themes/paperstreet/pdf/generate.php?name=moda-hukukunda-yasanan-guncel-gelismeler-ve-uygulamadaki-sorunlar&type=post&lang=tr

moda kavramı, moda kuramları ve güncel moda eğilimi çalışmaları
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/193346

bir iletişim biçimi olarak moda: “modus”un sınırları
+
hiç kimse, bir hiç kimse olarak görülmek istemez ya da pek az kimse isteyebilir bunu; ama kıyafetten yararlanarak birisinin birisi olduğu izlenimini yaratmak da, ne ilk bakışta göründüğü kadar kolaydır ne de o kadar açık.
+
geleneksellik, bu vurgulamada başörtüsüne göndermede bulunurken, tesettür belirli amaçlar için seçilmiş bir sembol olarak değerlendirilmektedir. değişen müslüman kadın tipi, bir anlamda siyasal islam boyutuna sıkıştırılarak ele alınmaya çalışılmaktadır.
+
örtünme, kimliklerin ifadesinde bir sembol, kadının kamusal alana çıkışı için bir araç olabilmekte ve tesettür kendini çeşitlendiren bir giyim tarzı olarak da karşımıza çıkabilmektedir. bilici’nin de belirttiği gibi “islami kimlik, kamusal alana katılım ve eklemlenme” sürecinde dönüşmekte ve kendini sürekli olarak yeniden inşa etmektedir.
http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/23/665/8484.pdf

yetiştirme yurdundaki öğrencilerin psikolojik belirti düzeylerinin değerlendirilmesi
http://pauegitimdergi.pau.edu.tr/Makaleler/1284600529_13-YET%C4%B0%C5%9ET%C4%B0RME%20YURDUNDAK%C4%B0%20%C3%96%C4%9ERENC%C4%B0LER%C4%B0N%20PS%C4%B0KOLOJ%C4%B0K%20BEL%C4%B0RT%C4%B0%20D%E2%80%A6.pdf

kimlik edinmede görüntünün gücü: moda
+
bitkilerin aynı görünüp farklı olmak, ya da farklı görünüp aynı olmak gibi kötü bir huyları vardır.
e. smith bowen
+
insanın dış görünüşü, yani giyimi kuşamı, süslenmesi, diğerlerinin kendisini okuyabilmesinde görselliğe vurgu yapmasıyla büyük avantaj sağlar.
+
giyim ve onun aracı olan moda, kimlik hakkında görsel bir metafor oluşturur. böylece giysinin bedenin biçimini değiştirmede, onu farklı kılmada adeta bir kılıf görevi gördüğü söylenebilir. bu biçim değişimi, basit bir yanılsamadan ibaret değildir, “gerçekleri de açığa çıkartabilen kimlik değişimi görüntüsü”dür.
+
modanın orijinal anlamı aynı zamanda bir fetiş fikrine ya da fetiş nesnelere işaret eder; facere aynı zamanda fetiş kelimesinin de köküdür. moda ve giyimin parçaları ise kapitalist toplumda üretilmiş ve tüketilmiş en fetişleştirilmiş emtiadır.
+
insan gündüz işyerine düz ayakkabı, pantolon ve bir tişörtle gidip, kendini rahat bir kimlikle ifade edebilirken, akşam bir davete topuklu ayakkabı, ışıltılı, fark edilen, ama belki de içinde rahat edemediği bir kıyafetle giderek, yapay bir zarafete bürünebilir.
+
şok etmek şıklıktır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/235235

saint-vallier humması denen darağacından korkma hastalığının –tanrı’dan değil insandan geldiği için hastalıkların en dehşetlisi olan bu hastalığın– doğacağı bu uğursuz yerden kaçırılmasına az katkıda bulunmuyordu.
+
tıp, rüyaların kızıdır. iamblikhos.
+
koca hippokrates’i bir maymunun bir fındığı taktığı kadar takmıyorsunuz. tıp bir rüyaymış, öyle mi? eczacılar ve hekimler burada olsalardı sizi taşa tutarlardı bence. demek ki iksirlerin kan üzerindeki, merhemlerin ten üzerindeki etkisini inkâr ediyorsunuz! insan adı verilen ebedî hasta için özel olarak yapılmış dünya adı verilen şu ebedî çiçek ve maden eczanesini inkâr ediyorsunuz!
https://achiqkitab.aztc.gov.az/Books/Read/2535/Victor-Hugo–Notre-Damein-Kamburu

modernliğin sıkıntılarının edebiyat metinlerinde biçimsel ifadeleri: türkiyeli kadın yazarlar merkezli bir inceleme
+
ötekine anlatmak kendi acından seni kurtarmak için mi, yoksa daha çok, kendi acınla yüzleşmek için mi?
+
sol görüşlü filiz’in ciğerleri türkiye’de işkence görürken bitap düşmüştür.
+
göbekli, çift metresli, aşağılık bir adama duyulan aşk.
+
dünya sağlıklı ve genç erkeklerle yani bu kadınlarda bulunmayanlarla özdeştir.
+
aslı erdoğan yapıtlarının neredeyse tümünde şiddet ve beden kavramları ile uğraşmıştır.
https://core.ac.uk/download/pdf/51100084.pdf

gülünç olmak da soylu olmamanın bir parçasıdır. çünkü gülünç olmanın özü soylu olmamaya ve kusura dayanır.
+
asiller başından beri güçlü ve sağlıklıdırlar.
+
soylu ahlakında kendinden olmayana, kendi gibi olmayana, güçsüze karşı bir çeşit küçümseme ve önemsememe vardır.
+
asil hem bedence hem de ruhça güçlüdür, savaşçıdır, zengindir; yaşamdaki gücü artıran her şeye sahiptir. “kötü” ise soylunun kendinden olmayanı tanımlamak için kullandığı bir adlandırmadır ve nietzsche’ye göre “– zayıflıktan doğan her şey”dir.
+
başlangıçta, soylu kastlar, her zaman barbar kastlardı.
+
eski metinlerde soylu, sağlıklı anlamlarında, kötünün (κᾰκός) karşıtı olarak kullanılır. dolayısıyla yunan aristokratları onları sıradan insanlardan ayıran tipik karakter özellikleriyle (güçlülük, asalet, sağlık, zenginlik) “doğru”, “doğrucu” olarak algılanmışlardır.
+
eskinin asil, soylu, güçlü, güzel ve iyi arasında kurduğu anlam ilişkisi, yahudilerle birlikte, yoksulların, güçsüzlerin, sefillerin, acı çekenlerin dindar ve tanrı’nın övgüsüne layık oldukları; soyluların ve güçlülerin ise zalim, hırslı, doyumsuz ve lanetlenmiş oldukları yönünde perspektifsel bir değişime uğrar.
+
hınç duygusu insanlarından oluşmuş bir ırk, sonunda herhangi bir soylu ırktan daha kurnaz oluverir.
+
soylu insanda ortaya çıkabilecek hınç duygusu aniden parlayıp sönüverir, herhangi bir zehirlenmeye neden olmaz. soylu insan düşmanına karşı saygılıdır, onu kendisi için ister.
+
soylu ahlakın “iyi ve kötü”sü, köle ahlakının “hayır ve şer”inden farklıdır.
+
asil insanın ‘iyi’si, onun tininin iyiliğini ifade eden doğaçlama bir icattır; köle insanın ‘hayrı’ ise, asil insanın gücünü zayıflatmak için duyduğu bayağı arzuyu açığa çıkartan geçici tedbir kabilinden bir kavramlaştırmadır.
+
nietzsche’ye göre hıristiyanlık tanrısal bir özden gelmemiştir, soylu değerlerin(in) hınç duygusuyla yıkılması ile kurulmuştur.
https://acikerisim.sakarya.edu.tr/bitstream/handle/20.500.12619/90402/T08994.pdf

on altıncı yüzyılda üsküdar ve civarında şarap ile ilgili hukuki uygulamalar
http://isamveri.org/pdfdrg/D252192/2014/2014_ERDOGRUMA.pdf

on yedinci yüzyılda alkol tüketimi ve meyhanelerin işletilmesiyle ilgili olarak hükümetin siyaseti epeyce farklıdır. 1660’larda kadızadeliler döneminde hükümet, alkol içimi konusunda, satışı yasaklanması ile en sert cezanın verilmesi arasında kararsız kalmıştır. 1668’den sonra alkol tüketimi için “günah vergisi” konulması ile daha yumuşak bir siyaset uygulanmıştır. 1690’da köprülü fazıl mustafa paşa zamanında balkanlardaki ortodoks hristiyanların habsburglar’a meyletmemeleri için para cezası kaldırılmıştır. alenen alkol servis etmek yasaklanmış, müslümanların meyhaneye gidip gitmediğini denetleyen özel bir polis görevlendirilmiştir.
http://earsiv.odu.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11489/809/10164652.pdf

obezite vergisi
obezite, besinlerle alınan enerjinin (kalori) harcanan enerjiden fazla olması ve fazla enerjinin vücutta yağ olarak depolanması sonucu ortaya çıkan, yaşam kalitesini ve süresini olumsuz yönde etkileyen bir hastalıktır.
+
devletler obeziteyi engellemek için şekerli ya da fazla kalorili yiyecek ve içeceklerden vergi alma yoluna giderek sağlığa zararlı olan tüketimin azaltılmasını amaçlamakta; bu aşamada obezite vergileri önem kazanmaktadır.
+
obezite vergisi ile toplumun beslenme alışkanlıklarını düzenlemenin ve toplumda olumlu bir etki oluşturmanın yanı sıra, devletin gelir elde etmesi de amaçlanmaktadır.
+
günah vergisi
günah vergisi, toplum sağlığına fiziksel veya ahlaki açıdan zararlı olduğu düşünülen mal veya hizmetlerden alınan vergidir. topluma zararlı olan bu mal ve hizmetler arasında tütün, alkol ve kumar bulunmaktadır.
+
günah vergilerinin sağlıksız veya kötü alışkanlıklardan vazgeçirme, devlet giderlerini karşılama ve diğer vergilere kıyasla toplum tarafından daha kolay kabul edilme gibi avantajları bulunmaktadır.
+
ahlaki olarak onaylanmayan bir davranış yasaklanamıyorsa bunu önleme yolu olarak tarihte de vergilendirme politikaları kullanılmış ve ülkeler toplum yapılarına bağlı olarak çeşitli günah vergileri uygulamıştır.
+
günah vergisi uygulaması osmanlı devleti döneminde de karşımıza çıkmaktadır.
https://ubaksymposium.org/Upload/editor/files/asos%20-%2010_%20kitap(2).pdf

halk hekimliğinden diş hekimliğine: 19. yüzyılda osmanlı devletinde dişçilik mesleği (erbâb-ı esnân)
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/972175

işlevsel teori bağlamında yemek kültürünün iletişimsel yönü
+
yemek yeme isteği karın doyurmak, manevi doyun sağlamak ve toplumsal saygınlık kazanmak olarak tanımlanmaktadır.
+
yemek topluluk düzeniyle, disiplin ve onurları da kuran bir vasıta ve sembol özelliği taşımaktaydı.
+
malinowski, yemek yemenin ihtiyaçları gidermenin ötesindeki toplumsal işlevlerine yer vererek; statü simgesi, dostluk, arkadaşlık ve iletişim, hediyeleşerek paylaşma, toplumsallaştırma aracı olarak yiyecekler, ailenin yüceltilmesi, üstün tutulması gibi işlevlerden söz etmiştir.
+
yemek sadece karın doyurmaya değil, aynı zamanda düşünmeye de iyi gelir. beslenmenin eşsiz birleşik doğası (asimile etme), yemeyi kutsal ve önemli sembol haline getirir. grupla tanrı arasındaki ilişki, cemiyet üyeleri arasındaki ilişki gibi rızkı paylaşma ve değişme halinde açıkça görülmektedir.
+
etnologlar insanoğlunun yiyeceklerle ayinler, semboller ve inanç sistemlerini nasıl ilişkilendirecekleri üzerine yapılan çalışma için birden çok giriş noktası buldular. görünmeyen varlıklarla bağ kurulması, bolluğun ve doyumun şükran duygusu ile tanımlanması, üretim ve bereketin kutsanması gibi durumlar insanın varlık nedeni arayışı ile başlayıp, günümüze kadar süregelen bir olgudur. dinsel bağlamda yiyecek, insanlar ile onların inançlarını yiyecek ve zihinleri arasındaki güçlü bağlarla bağlamaktadır. geçmişten bugüne sahip olunan öğretiler neticesinde kazanılan değerlere uygun davranışlar içerisinde, yiyeceğin kutsiyet sayılması ile yokluğunda yalvarışın, varlığında ise şükran duygusu yer almaktadır.
+
tatlı ile birlikte ilişkilerinde aynı doğrultuda olumlu olacağı aile, akrabalık ilişkilerinin kuvvetlenip ağız tadının bozulmayacağı inanışı hâkimdir. yukarıdaki doğum âdetinde de bu tür bir inanış olduğu düşünülebilir çünkü tatlı türü yiyecekler türk kültüründe en son yenir ve bunun da manası tatlılığın devam etmesi, onun üzerine bir şey yenmeden sofradaki yemek yeme işlemi bittiğini göstermektedir.
+
yemek ve iletişim arasında, insanlar arasında köprü kurabilmesi açısından önemli bir bağ vardır.
+
kahve içmek statünün psikolojik olarak yükselmesini sağlamaktadır denilebilir. hatırlı misafir olma, güzel ağırlanma, önemli konular konuşma gibi durumlar kahve içimi ile doğru orantılıdır.
+
emek olmadan yemek olmaz.
+
aç aman bilmez çocuk zaman bilmez.
+
parasız yemek olmaz.
+
türk toplumunda süt içmenin çocuksu bir hareket belirttiği bilinmektedir.
https://arastirmax.com/tr/system/files/dergiler/79199/makaleler/9/11/arastirmax-islevsel-teori-baglaminda-yemek-kulturunun-iletisimsel-yonu.pdf

16. ve 19. yüzyılları arasındaki yabancı seyahatnamelerde osmanlı devleti’ndeki kadın algısı
https://journals.indexcopernicus.com/api/file/viewByFileId/214206.pdf

dindarlık ve toplumsal cinsiyet ayrımcılığı
+
cinsiyet teşekkülü, inanç alanı ve diğer sosyal alanlar arasındaki simgesel alışveriş vasıtasıyla nesnelleşirken, içselleştirmeler vasıtasıyla da bireylerin zihinlerinde ve bedenlerinde cisimleşmektedir.
+
dinin toplumsal normlar üzerindeki belirleyici yerini rasyonaliteye bırakmaya başlamasıyla, kadınlara bazı haklar tanınmış, ancak ataerkil ideoloji yeni dayanaklarla etkin olmaya devam etmiştir.
+
köysüren’e göre, geleneksel toplumda kadın, namus olgusu üzerinden sahiplenilmiş ya da dışlanmıştır.
+
modern bilim, ataerkil ideolojinin kabullerini ve hedeflerini yansıtmakta, hatta ataerkil düzenin eşitlikçi fikirleri bile cinsiyet hiyerarşisinin devamına hizmet etmektedir.
+
iktidar ilişkileri bedeni kimlik kategorilerine sabitleyerek toplumsal cinsiyeti oluşturmaktadır.
+
geleneksel toplumlardan farklı olarak kapitalist modern toplumlar, kadın bedenine yönelik hazları kışkırtıcı araçları da geliştirmiştir.
+
tıpkı namus üzerinden gerçekleşen algı gibi kadını cinsel nesne olarak konumlandıran algı da bireysel tercihlerin değil, genelin talebine dayanmaktadır.
+
kadın, üzerinde her türlü inisiyatife sahip olunan bir meta, nesne gibi algılanır. bu derece edilgen algılanan bir varlığa erkeğin tüm arzularını, fantezilerini, korkularını yüklemesi, yani şiddet uygulanması ise kaçınılmaz bir son olarak karşımıza çıkar.
https://acikerisim.cumhuriyet.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12418/12063/10315382.pdf

kadın mühendis olmak
+
kadın mühendis olmak gerçekten güçtür; kadın mühendis olmak demek, erkeklere ayrılmış “mutena” bir alanda bir kadın olarak var olmak, var olmaya çalışmak demektir.
+
kadın mühendis olmak, kimi zaman da cinsel içerikli şakalara maruz kalmak; çeşitli toplumsal cinsiyet rolleri üzerinden yaftalanmak; bazen de erkek şiddetiyle, taciz ve mobbingle mücadele etmek demektir.
+
kadın mühendis olmak aynı zamanda, hane içindeki bütün iş yükünü “üstlenmeye” devam etmek demektir.
+
“mühendis de olsa” bir kadın, ataerkil toplumsal normlar gereği, çocuklarına bakmalı, yemekleri hazırlamalı, evin temiz kalmasını ve düzenini sağlamalı, yaşlı ve hastalarla ilgilenmelidir.
+
aristoteles’e göre toplum üç katmandan oluşmuştur; yönetmek için doğmuş olan kendisi gibi efendiler; yönetilmek için doğmuş köleler ve ikisi arasında, biraz duygu sahibi olan ama akıldan pek nasibini almamış kadınlar bulunur.
+
üniversiteden başlayarak gerek hocalarımızın, gerekse aynı sınıfta ders aldığımız erkek arkadaşlarımızın temelde konuya ne kadar cinsiyetçi yaklaştığını zamanla fark eder oldum.
https://www.emo.org.tr/ekler/e9d0fa6f802238e_ek.pdf?dergi=1229

iskelet displazileri ile birlikte olan spinal patolojiler – displazilerde spinal sorunlar
http://dergi.totbid.org.tr/20164/totbid.dergisi.2016.36.pdf

erzurum yöresindeki buzağılarda doğmasal anomalilerin görülme sıklığı ve sağkalım oranları
+
doğmasal anomaliler en çok kas-iskelet sisteminde (% 59,79) görülürken, bunu sindirim (% 27,84), üriner (% 7,22) ve sinir (% 3,09) sistemlerinde görülen anomaliler izledi.
+
sağkalım oranı % 76,29 olarak belirlendi.
http://veteriner.fusabil.org/pdf/pdf_FUSABIL_792.pdf

simental bir buzağıda görülen çoklu konjenital anomaliler
+
bu olgu sunumunda; simental bir buzağıda gözlenen çoklu konjenital anomaliler tanımlandı. şekillenen anomalilerin çoğunlukla iskelet sisteminde yer aldığı saptandı. buzağının ön ve arka bacak kemiklerinde çeşitli morfolojik bozukluklar ile birlikte bu kemiklere ait eklemlerin tamamında arthrogryposis şekillendiği gözlemlendi. iskelet sistemi dışındaki en önemli anomali; kalın bağırsaklarda caecum’dan önce, caecum’a benzer ve onunla aynı noktaya açılan bir bağırsak segmentinin daha mevcut olması idi. kalpte ise musküler ventriküler septal defektin bulunduğu tespit edildi.
https://www.researchgate.net/profile/Yasin-Demiraslan/publication/269813940_Simental_Bir_Buzagida_Gorulen_Coklu_Konjenital_Anomaliler/links/56a71f7208ae0fd8b3fda1f8/Simental-Bir-Buzagida-Goeruelen-Coklu-Konjenital-Anomaliler.pdf

yetiştiricilik ortamında çipura (sparus aurata) larvalarında meydana gelen iskelet deformasyonları
https://www.researchgate.net/profile/Deniz-Coban/publication/242762818_Yetitiricilik_Ortamonda_Cipura_Sparus_aurata_Larvalaronda_Meydana_Gelenskelet_Deformasyonlaro/links/55107bb90cf20352196bc2d8/Yetitiricilik-Ortamonda-Cipura-Sparus-aurata-Larvalaronda-Meydana-Gelenskelet-Deformasyonlaro.pdf

balıklarda iskelet eğrilikleri
+
iskelet eğrilikleri balıklarda karşılaşılabilen bir sağlık sorunudur. bu eğrilikler vertebral füzyon, lordoz, kifoz ve skolyoz gibi mekanik sorunlar ile kendini gösterebilir. bu tür omurga eğrilikleri beslenme yetersizliği, genetik faktörler, hastalıklar, parasitizm, vitamin ve mineral noksanlığı, hipoksi, termal şok, erken gelişim döneminde travmatik yaralanmalar, stok yoğunluğu, ayrıca kimyasallar ve kirleticiler gibi bazı çevresel faktörler nedeniyle oluşabilmektedir. skolyoz gelişen balıkların fonksiyonel yüzme yetileri kısıtlanır ve bu nedenle beslenme yetersizliği oluşur. bunun sonucunda ise balık sağlığında olumsuzluklar meydana gelmeye başlar. ayrıca, iskelet hasarları balığın genel performansını, büyümesini etkiler ve balık sağlığı ile ilgili problemlere neden olur. düzgün şekilli olmayan balıklar, aynı zamanda ürünün görsel olarak değerlendirilmesi ve derecelendirilmesi nedeniyle de ticari kayıplara neden olurlar.
+
kuluçkahane popülasyonlarında daha fazla olmak üzere, hem kültür hem de doğadaki balıklarda iskelet deformasyonları yaygın olarak görülebilmektedir. balık yetiştiriciliğinde biçimsel anatomik anormalliklerin varlığı su ürünleri sektörü için önemli bir sorun oluşturmaktadır. günümüzde, balık yetiştiriciliğinde görülen iskelet eğrilikleri, ürünün görüntüsüneden dolayı değerini ve ayrıca yetiştirilen balıkların biyolojik performanslarını (büyüme hızı, hastalıklara duyarlılığı vb.) düşürdüğü için hem piyasa değeri hem de üretim maliyeti üzerinde doğrudan olumsuz etkileri olan ve sık görülen önemli bir sorun olmaya devam etmektedir. iskelet kusurlarının varlığı morfolojik değişikliklerin bir sebebi gibi görülmemelidir, bu durum su ürünleri yetiştiriciliğinin genel hayvan refahı ile uyumlu hale getirilmesiyle baş edilmesi gereken bir konudur.
http://editor.website.tc/492878/10th4icosresse4tam4metinler.pdf

hukuki ve etik yönleri ile biyotıp araştırmalarında biyobankalar
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/1037/afc2895b-460b-48f0-8fd2-6a0697f29c1c.pdf

türk hukukunun bir parçası olarak avrupa konseyi insan hakları ve biyotıp sözleşmesi
http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/38/270/2432.pdf

soğuk havalar ve sığır besisi
https://www.trouwnutrition.com.tr/contentassets/5ad87435a1d34111bb0d24d2c5a878b9/ruminant-katk-servisler/katki_bulten2003-04.pdf

ineklerde beden dili ve sürü yönetimi
+
inekler o günkü durumuyla ilgili mutlaka bir tepki gösterir. bu tepkilere beden dili adı verilir ve beden dilinin doğru okunmasıyla ineklerle iletişim kurulmuş olur, yani ineklerin niçin böyle davrandığı ve onlar için ne yapılması gerektiği anlaşılmış olur. hayvanın neyi, nasıl, niçin yaptığı ve ne demek istediği anlaşılabilirse hayvan için yapılabilecek düzenlemeler hakkında doğru kararlar verilebilir. örneğin; ineğin omuz başındaki kıl dökülmesi ve derideki kalınlaşma yemlik bariyerinin alçak olduğunu ve inek yem yerken bariyerin omuz başına sürttüğünü gösterir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1469052

yahyâ kemâl ve ahmet hâşim’de “anne” imajı
+
bahar mevsimiyle beraber toprağın canlanıp her yere güzellikler saçması, annenin toprakta yatıyor olmasıyla izah edilir.
+
hasta ve mutsuz anne, etkileyici tabiat manzaralarıyla dicle kıyıları ve annenin hastalığı‐ölümü karşısında duygusal sarsıntılara maruz kalan zayıf çocuk resmedilir.
+
hâşim için anne, bir zamanlar merhamet dolu kalbiyle huzur ve güven bahşeden, kusursuz fakat erken yitirilmiş bir sığınaktır.
http://acikerisimarsiv.selcuk.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/13873/Melih%20ERZEN.pdf

toplumsal cinsiyete özgü tıp üzerine sosyolojik tartışmalar
+
günümüzde tüm dünyada farklı ülkelerin sağlık göstergeleri incelendiğinde kadınların daha uzun yaşam beklentisine sahip olduğu görülmekte, ancak erkeklere göre daha çok hastalıklara maruz kaldığı bilinmektedir.
+
kadın bedeninin kültürden kültüre değişen güzellik algısı ve ideal beden kurguları nedeniyle, kadın bedeninin sürekli müdahale ve inşa edilmeye açık olması söz konusudur. moritanya’da leough uygulaması buna örnek olarak verilebilir. batının aksine, “güzel” görünmenin ve evlenebilmenin ön koşulunun “şişman olmaktan” geçtiği bu kültürde, çok küçük yaşlarda kız çocukları kalori kamplarına alınarak, oldukça kalorili gıdaların zorla verildiğini medyada görmekteyiz. bu kültürel pratiğin doğrudan kadın sağlığına olumsuz yansıdığı, obezite ve diyabet gibi kronik hastalıklara maruz kalma oranını yükselttiği ve erken ölümlere yol açtığı görülmektedir.
+
kadın bedeninin medyanın da etkisi ile tıbbi söylemler aracılığı ile yeniden inşa edildiği iddia edilebilir. özellikle 1970’lerden itibaren feminist sosyologlar tarafından sıklıkla gündeme getirilerek, menopoz, doğum, doğum sonrası depresyon, mensturasyon gibi kadının yaşam süreci içinde gerçekleşen dönemlerin tıbbi bir sorun olarak ele alınarak, hastalık kategorisine sokulması ve tedavi edilmesi eleştirilmiştir.
+
tıbbın cinsiyetlere göre uzmanlaşmasının da sosyolojik olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
+
tıp özellikle 20. yüzyılda hiç olmadığı kadar toplumsal konulara dahil olmuş ve bedene müdahale etmiştir. moulin 20. yüzyılda bedenin tarihinin, tıbbın insan yaşamına en fazla dahil olmasının tarihi olarak ifade eder.
+
tarihsel olarak bakıldığında, önceleri virüs, bakteri ya da mikrop gibi biyolojik faktörlere dayanan tek nedenli hastalık anlayışının hakim olduğu tıp, sonraları özellikle de 1980’lerde biyotıbbi hastalık modeli ve tıp kurumu eleştirilmiş, sağlık ve hastalığın davranışsal, toplumsal ve psikolojik yönlerinin öneminin ortaya konması ile birlikte değişime uğramıştır.
+
tıbbileştirmenin farklı, dönüşmüş ve bir hayli karmaşık bir biçimi ile karşı karşıyayız.
+
21. yüzyılda biyotıbbileştirmeye geçildiğini belirten clarke vd., biyotıbbileştirmeyi “tekno-bilimsel biyotıbbın pratikleri aracılığı ile yaygınlaşan büyük ölçüde karmaşık, çok-yerleşimli ve çok yönlü bir tıbbileştirme” olarak tanımlamaktadırlar.
+
yeni tıbbi gelişmelerin ve uzmanlaşmanın toplumsal sonuçları bağlamında düşünüldüğünde biyotıbbileştirme çağında bir iktidar biçimi olarak tıbbın insan bedenine dair daha fazla söz sahibi olduğu, söylemler yolu ile iktidarını birçok alanda deneyimlediği söylenebilir.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/866540

sevgi, sadakat ve güven söylemlerinde namusun izini sürmek: öztahakküm aracı olarak namus
+
dilimize arapçadan geçen “namus” sözcüğünün etimolojik kökeni “kurucu ilke ya da genel ilke” anlamlarına gelen yunanca “nomos” sözcüğüne dayanır.
+
schmitt’in yeryüzünün nomosu (der nomos der nerde) adlı eserinde nomos; “yeryüzünü belirli bir düzen içinde bölen ve yerleştiren ölçüyü ve böylece siyasal, sosyal ve dinsel düzene verilen biçimi” işaret eder.
https://dergipark.org.tr/tr/download/issue-full-file/50367

kanalizasyon ve su işleri genel müdürlükleri’nde; geri hizmetler dışında, sahada yapılan asıl iş kapsamında, kadın çalışana rastlanmamıştır. kanalizasyon işlerinin çok tehlikeli sınıfta yer alması, sahada yapılan işlerin yüksek oranda fiziksel kuvvet gerektirmesi ve toplum dinamikleri göz önüne alındığında çalışan cinsiyetlerinde gözlenen orantısız dağılımın olağan bir sonuç olduğu kanısına varılmıştır.
https://ailevecalisma.gov.tr/media/1469/mertkaya.pdf

mutlak güç: kadın
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/59729.pdf

suyu mevcut olup kanalizasyonu yoktur. atıklar okulun bahçesindeki foseptik çukuruna toplanmaktadır.
https://azdavayihl.meb.k12.tr/meb_iys_dosyalar/37/04/168411/dosyalar/2020_06/17155010_2019-2020_Brifing_DosyasY.pdf

ozofagus atrezisine eşlik eden diger anomaliler: 17 olguluk otopsi serisi
https://jag.journalagent.com/terh/pdfs/TERH_10_2_72_75.pdf

geri çekmenin aile planlaması yöntemi olarak kullanılma nedenleri
+
kadında ve erkekte psikolojik ve fizyolojik sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
https://www.atauni.edu.tr/yuklemeler/59b200b50e1cf308bc4b8e447c690281.pdf

küresel kültür’ ve türkiye televizyonlarında bilgi yarışmaları: ‘en zayıf halka’ ve ‘kim 500 milyar ister’
https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/27651/607.pdf

çağdaş heykel sanatında kadın bedeninde anomali ve biçimin tecridi
+
çalışmada amaçlanan insan tarafından üretilen ilk formlardan biri olan kadın bedeninin ideal anatomik unsurlardan dışlanarak deforme edilmesi, yapı bozuma uğratılmasının biçimsel ve kuramsal nedenlerine yapıtları merkeze alarak odaklanmak ve araştırılan konudan hareketle eser metni kapsamında üretilen eserlerin sergilenmesidir.
+
biçimsiz, grotesk, tiksindirici, çirkin, şiddet görmüş, orantısız, patalojik, abartılı, anomaliye sahip, eksik-fazla uzuvlu, olağandışı kadın bedenlerinin tasvirindeki itki anti estetik bağlamda irdelenmiştir.
+
sanat tarihi doğurganlık, bereket gibi niteliklerle can veren ve besleyen kadının işlevselliğinin, estetik özelliklerinin önünde tutulduğu anaerkil dönemden başla-yarak, 19. yy’a kadar ezici yoğunlukla güzelin tarihi olmuştur.
+
“doğa yoktur, sadece etkileri vardır : doğasını bozma ya da doğal kılma”
+
estetik, felsefenin yada belli bir felsefenin kendi çıkarı uğruna sanat eserlerinin ve zevk yargılarının anlamını saptırmasına araç olan aldatıcı bir söylemdir.
+
kadın bedeni yüzyıllar boyunca haz nesnesi olarak tuallere hapsolmadan önce, anaerkil dönemde estetik değil, işlevsel kriterlerle değerlendiriliyordu.
https://www.proquest.com/openview/75d29eabe21ba53d9c8393ae5006dbbb/1?pq-origsite=gscholar&cbl=2026366&diss=y

nicolas andriomenos
fotoğraf
1890–1894
ameliyat sonrası kadınlar
haseki hastânesi
https://eikones.philhist.unibas.ch/fileadmin/user_upload/eikones/Dokumente/Ausschreibungen__Events__etc/Gu__rsel-eikonesColloquium__2_.pdf

jacques rancière’de entelektüelin işlevinin sorgulanması: “cahil hoca” okulda
https://dergipark.org.tr/tr/download/issue-full-file/56156

öğrenen öğretmen, “cahil hoca” olabilir mi?
https://www.alanyazin.com/wp-content/uploads/2020/10/0102012020-y%C4%B1ld%C4%B1r%C4%B1m.pdf

jacques rancière’de hiyerarşilerin yıkımı ve yeni bir eşitlik okuması
+
rancière’in ifade ettiği gibi, politika, hiçbir paya sahip olmayanların var olduğunu iddia ettiğimiz anda başlar. bu nedenle, politika her yerde var olma potansiyeline sahiptir.
+
cahil birinin bir kez yaptığını bütün cahiller her zaman yapabilir. çünkü cehalette hiyerarşi yoktur.
+
cahil hocanın en önemli özelliği, öğreteceği şeyi bilmiyor olmasıdır.
+
eğer zenginler, yoksulların yanında alimleri, cahilleri, eğer alimler, cahillerin yanında yaşlıları, gençleri, zenginleri ve yoksulları yönetmek istiyorsa, fazladan bir unvana daha ihtiyaç vardır. bütün bu unvanlarda, herkesi birbiri ile ortak kılacak bir unvana ihtiyaç vardır. “…geriye tek bir unvan kalır: anarşik unvan. yönetmek için unvanı olmadığı kadar, yönetilmek için de unvanları olmayanlara özgü unvandır bu.
+
demokrasi her şeyden önce bu anlama gelir. ne bir anayasa biçimidir ne de bir toplum biçimi. halkın iktidarı, bir araya toplanmış insan topluluğunun çoğunluğunun ya da emekçi sınıfların iktidarı demek değildir. demokrasi ne yönetmek ne de yönetilmek için unvanları olanlara özgü iktidardır. çoğunluğun tiranlığını, kocaman hayvanlığın aptallığını ya da tüketici bireylerin ciddiyetsizliğini kınayarak bu iktidardan kurtulunamaz. çünkü bunu yapmak için politikanın kendisini bir kenara atmak gerekir. toplumsal ilişkilerin olağan akışı içinde işleyen unvanlara ilave olan ek bir unvan varsa politika var olabilir. demokrasi ve onun özünü oluşturan kura çekme, bu unvanın unvan yokluğundan başka bir şey olamayacağını gözler önüne serdiği için skandaldır. toplumların yönetiminin son kertede kendi olasılıklarından başka bir şey dayanamayacağını ortaya koyduğu için demokrasi skandal olarak tanımlanır. ……ne ki, eğer yaşlıların iktidarı bir gerontokrasiden ve zenginlerin iktidarı da bir plütokrasiden fazlası olmak zorundaysa, eğer eğitimsizler, bilgi sahiplerinin düzenine boyun eğmek zorunda olduklarını kavramalılarsa, iktidarları ek bir unvana dayanmalıdır. ne yönetmek ne de yönetilmek için önceden belirlenmiş hiçbir niteliğe sahip olmayanların iktidarıdır bu. iktidar siyasal bir iktidar olmak zorundadır. dahası, siyasal bir güç, son kertede yönetmek için hiçbir doğal sebebi olmayanların yönetilmek için hiçbir doğal sebebi olmayanlar üzerindeki iktidarı demektir. en iyilerin iktidarı en nihayetinde sadece eşitlerin iktidarı ile kendini meşru kılabilir.
https://acikerisim.uludag.edu.tr/bitstream/11452/14930/1/10318832.pdf

sanat felsefesinde kültürel bir metafor olarak kadın imgesinin çağdaş seramik sanatına yansımaları
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/716824

safra kesesi anomalileri ve sıklığı
https://jag.journalagent.com/terh/pdfs/TERH_1_2_168_170.pdf

orta karadeniz toplumunda dental anomalilerin görülme sıklığı
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/48492

kayseri ili popülasyonunda diş anomalileri ve konjenital diş eksiklikleri prevalansı
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/848264

bir danada bi lateral palatoschisis’le birlikte şekillenmiş kalıtsal anamoli olayı brachygnathia inferior, ankylose ve perosomie üzerinde etütler
http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/11/654/8374.pdf

buzağılarda doğmasal anomali olguları
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/146806

kerti (derbe) höyük 2013 kazılarında elde edilen insan iskelet kalıntılarının paleoantropolojik analizi
https://www.researchgate.net/profile/Gizem-Kartal/publication/309580184_Karain_B_Gozu%27nun_Neolitik_ve_Kalkolitik_Yontmatas_Endustrileri/links/581857d908aeffbed6c37ce3/Karain-B-Goezuenuen-Neolitik-ve-Kalkolitik-Yontmatas-Enduestrileri.pdf

yerli manda ile yerli sığırın iskelet kasları arasındaki sabit makro-anatomik ayrımlar
http://vetjournal.ankara.edu.tr/tr/download/article-file/1377204

yerli manda ile yerli sığırın iskelet kemikleri (baş hariç) arasındaki ayrımlar üzerinde karşılaştırmalı incelemeler
http://vetjournal.ankara.edu.tr/tr/download/article-file/1377728

doğumları müdahele ile yaptırılan dört koyundan elde edilen kuzulardaki fötal anomaliler
http://vetjournal.ankara.edu.tr/tr/download/article-file/1407128

bir koyun işletmesinde görülen anomali vakalarının değerlendirilmesi
+
anomali vakalarının insidansına yönelik çalışmalar sığırlar üzerinde yoğunlaştığı, küçük ruminantlara yönelik çalışmaların ise ihmal edildiği gözlendi. bu çalışmada 109 akkaraman koyun ve 10 adet sakız koçundan oluşan ve ikiz gebeliğin yaygın olduğu bir koyun işletmesinde görülen anomali olguları değerlendirildi. sonuç olarak; bir koyun işletmesinde karşılaşılan anomali olguları, düşük ve gebe kalamamaya bağlı olarak yaklaşık %25 oranında önemli bir kayıp oluşturdu.
+
malformasyonlar bireysel bir faktör ile ortaya çıkan, bir organda ya da vücudun bir kısmında görülen morfolojik yapı bozukluğudur. genetik ve büyük kongenital anomaliler fötal ve neonatal ölümlerin başlıca nedenidir.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/308541

normal sığır tırnağının özellikleri
https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/131540/mod_resource/content/0/13.pdf

jacques rancière’de estetik devrimin imkanı
http://www.beytulhikme.org/Makaleler/1013513670_18_Ekinci_(347-367).pdf

çağdaş sanatta ölüm temasının etik ve estetik açıdan incelenmesi
https://acikerisim.sakarya.edu.tr/bitstream/handle/20.500.12619/90132/T07937.pdf

küresel ayaklanmalar çağında direniş ve estetik
https://iletisim.com.tr/Images/UserFiles/Documents/Gallery/direni%C5%9F.pdf

dilbilimsel kavramsalcılıkta anti – görsel deneyim ve anti – estetik haz: joseph kosuth
https://www.idildergisi.com/makale/pdf/1367311109.pdf

modern resim sanatında kadın figürüne yönelik anti-estetik yaklaşımlar; willem de kooning ve jean dubuffet
+
enerjik bir fırça işçiliğiyle oluşturulan resim, belli belirsiz anatomiye sahip oturan bir kadın figürünü konu alır. oldukça iri yapıda olan kadın figürünün bedeni, tuvalin bütün bölgelerine hakim olacak şekilde kompoze edilmiştir. geniş erkeksi omuzları, kollar arasında sıkışmış izlenimi veren iri göğüsleri ve tüm bunlara tezat oluşturan olağanüstü incelikteki bacaklarıyla bu kadın figürü, bilindik anatomik kuralların tamamen dışına çıkmıştır. oran-orantı ilişkilerinin tamamen yok sayıldığı figürde baş kısmı, boyun yokmuşçasına gövdeye bağlanmaktadır. resme yeni başlamış amatör bir ressamın çizimini andıran bu kısım, resmin en dikkat çekici bölümünü oluşturur. izleyiciyi tehdit edercesine öfkeli ve ilkel bir bakışa sahip iri gözleri ve hemen altında kenetlenmiş dişlerin ön plana çıktığı gülümseyen ağız kısmı ile bu portre, alışıldık güzel kadın imgesinin neredeyse tam zıddıdır.
+
dubuffet’in “kadın bedenleri” serisinde ele aldığı kadın figürleri güzel değildir. hatta fazlaca iri gövde yapıları, kaba jestleri ve orantısız anatomik yapıları ile insanı kendinden uzaklaştıran bir yönü vardır. geleneksel ve kalıplaşmış güzel kadın imgesinin aksi yönde hareket eden bu figürler, kafalarımızdaki “güzel” algısına saldıran kışkırtıcı imgelerle doludur. aslen dubuffet’in amacı da budur. bireyin toplumsal koşullanmışlığının tüm kalıplarını sarsmak ve bu çerçevede estetik olarak idealize edilmiş “güzel” imgesini yerle bir etmektir.
+
dubuffet’in bu konudaki yöntemi, çocukların ve akıl hastalarının resimsel ifade biçimlerini incelemekten geçmekteydi. ona göre bu kişilerin bir imgeyi ifade etme biçimleri, toplumsal ve kültürel koşullanmışlığın tüm etkilerinden uzak, olabilecek en özgün seviyede resimlerdi. onların herhangi bir mantık ve estetik bağıntıyı dikkate almaksızın çizdikleri kaba, olgunlaşmamış çizimleri, dubuffet’e göre yaratıcılığın özüydü. bu yüzden dubuffet, henüz toplumsal bir kimlik edinmemiş çocukların ve bunun uzağında kalan akıl hastalarının dünyayı algılama ve bunu ifade etme biçimleri ile yakından ilgilenmiş ve bunu sanatının en temel konusu haline getirmiştir.
+
resim geleneksel resim kalıplarına ve güzellik ölçütlerine karşı bilinçli bir amatörlüğü, kasıtlı bir anti-estetik yaklaşımı sergiler.
bunun nedeni, sanatçının antik yunan’dan günümüze süregelen, kalıplaşmış “güzel” yargısına ve onun estetik biçimlenişine duyduğu nefrettir.
https://www.idildergisi.com/makale/pdf/1508579068.pdf

anti-estetik önermeden trans-estetiğe yeniden tanımlanan estetik ve günümüz sanatında görünürlüğü
https://journals.indexcopernicus.com/api/file/viewByFileId/281121.pdf

geçmişten bugüne kimlik göstergesi olarak sanat
https://www.sosyalarastirmalar.com/articles/from-past-to-nowadays-art-as-an-indicator-of-identity.pdf

anti-estetik versus estetik
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/383436

normun koruma amacı teorisi
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/624748

inceleme: kadınlar ve engellilik
http://engellikadin.org.tr/wp-content/uploads/2017/11/Lakoff-1989-Review-Women-and-Disability.pdf

sanatta cinsel kimliğe dair bir belirsizlik göstereni olarak otoportre: 20. yüzyıldan günümüze
+
lacan erkeklerin fallus’a “sahip olmak”, kadınların ise fallus “olmak” istediklerini iddia eder. … hem (heteroseksüelleştirilmiş) eril arzunun nesnesi, ötekisi olmaktır, hem de o arzuyu temsil etmek veya yansıtmaktır…
+
kadının bu negatif fonksyonuna atfen skandal yaratan bir ifadeyle “kadın yoktur” der. bu bilinçdışında kadın için bir gösteren olmadığı anlamına gelir.
+
cinselliğin ikili düzenlemesi, heteroseksüel hegemonyayı, üreme hegemonyasını ve tıbbi hukuksal hegemonyayı kesintiye uğratan bir cinselliğin altüst edici çokluğunu bastırır.
+
bizce bir veya iki değil pek çok cinsiyet vardır.
+
klauke, erkek kimliğinin ve heteroseksüel erkek cinselliğinin sıkıcı belirlenmişliğine savaş açar.
+
bedenler mecburiyet nişanı ile kadın kıyafetlerine hapsedildiğinde zihinler ve ruhlar kendilerine hükmedemezler.
http://dspace.yildiz.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/1/6502/0080481.pdf

claude cahun, cindy sherman, ilke veral’ın oto-portrelerinden yansıyanlar
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/203663

diane arbus: central parktaki oyuncak el bombalı çocuk
+
amerikalı fotoğrafçı diane arbus, cüceler, eşcinseller, fahişeler, çirkinler, şişmanlar, yaralılar, travestiler, sakatlar, ucubeler, deliler, down sendromlular gibi alt kimlik sahibi modellerinin yanı sıra sirkler, çıplaklar kampı, parklar, akıl hastaneleri, ucuz otel odaları gibi sıradan tematik konularla günlük yaşamın yalın gerçekliğini gözler önüne sermiştir.
+
çocuğun sağ elinde taş ya da oyuncakmış gibi görülen oyuncak el bombası toplum düzenini tehdit eden iç savaş algısına bir gönderme yapmaktadır.
http://www.smartofjournal.com/Makaleler/396530788_11_5.23_ID352_Y%c3%b6nsel_1392-1399.pdf

çağdaş bir eğilim olarak abject art (iğrenç sanat)
https://www.academia.edu/33495261/%C3%87A%C4%9EDA%C5%9E_B%C4%B0R_E%C4%9E%C4%B0L%C4%B0M_OLARAK_ABJECT_ART_%C4%B0%C4%9EREN%C3%87_SANAT_

adolesan kızlarda pelvik ağrı
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/934296

jinekolojik ağrı: tanı ve tedavide güncel yaklaşımlar, kanıt temelli uygulamalar
+
jinekolojik ağrı, üreme çağındaki kadınlarda daha sık görülmekle birlikte her yaş grubunda da görülebilen yaygın ve önemli bir sağlık sorunudur. ağrı nedeni ne olursa olsun kadınların yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilemektedir. bu ağrı klinisyenler tarafından yönetimi zor bir durum olup, tanı ve tedavi sürecine kadar kadınların bir çoğu bu durumdan dolayı acı çekmektedir. jinekolojik ağrının patofizyolojisi iyi anlaşılamamış olmasından dolayı uygulanan tedaviler yetersiz kalmakta ve genellikle semptomları rahatlatmaya yönelik olmaktadır. jinekolojik ağrıda kanıtlanmış etkili müdahaleler sınırlıdır. bundan dolayı ağrı olgusunun ele alınması ve tedavisi multidisipliner bir yaklaşımını gerektirir ve bu ekibin vazgeçilmez üyesi ise hemşirelerdir.
https://fnjn.org/Content/files/sayilar/161/Jinekolojik%20A__r___%20Tan__%20ve%20Tedavide%20G__ncel%20Yakla____mlar%2C%20Kan__t%20Temelli%20Uygulamalar%5B%23112232%5D-95094.pdf

şanlıurfa’da tersiyer merkeze başvuran gebelerde izlenen konjenital malformasyonların retrospektif analizi
+
hastanemizdeki 1631 doğum retrospektif olarak incelendi. majör konjenital anomaliye sahip altmış sekiz fetüs saptandı.
https://jag.journalagent.com/vtd/pdfs/VTD-58159-CLINICAL_RESEARCH-SAK.pdf

oyun çalışmalarında dijital anlatı ile oyun biçimi karşıtlığı ekseninde süren tartışmalara farklı bir bakış
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/451613

oyun nedir ve oyun türlerinin tanımlanmasında sosyal oyunların yeri
https://ab.org.tr/ab14/bildiri/231.pdf

hazır nesneden sanat nesnesine: saat
https://www.ulakbilge.com/makale/pdf/1606998488.pdf

travmatik bir geçmişin etkilerinden doğan ölü(!) doğa resimleri
+
witkin’in çalışmaları çoğu zaman ölüme odaklanır ve fotoğraflarında kullanacağı akla gelebilecek her türlü tuhaflığı barındıran modellere ulaşması çok zordur. bu tip insanlara ulaşabilmek için vermiş olduğu bir gazete ilanında şunlar yazmaktadır: “cüceler, vücut bozuklukları olanlar, devler, kamburlar, transseksüeller, sakallı ve çok kıllı kadınlar, kuyruklu, boynuzlu, kanatlı, dört memeli kadınlar, doğumdan dolayı sakat kalmışlar, kolu, bacağı, burnu, kulağı, memesi kopmuş herkes. aşırı derecede büyük her türlü organı olan herkes. her tarzda garip ve değişik görünümü olanlar.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/848772

günümüz sanatında fotoğraf-resim ilişkisi
+
walker evans‟ın fakir köylü fotoğrafını yeni bir şey eklemeden kopyaladığı fotoğraf çalışması “after walker evans” ve edward weston‟ın oğlunu bir yunan torsu gibi çektiği fotoğraflarını temellük ederek imzaladığı “after edward weston” adlı çalışması sanatçının kendine mal ettiği bu işlerden iki tanesidir. deha erkek sanatçı sabitine gönderme yaptığı bu çalışmalarında levine, “psikolojik yapısöküm nesneleri yaratır. duchamp gibi nesneleri sıradanlaştırarak, nesnelerin temsil değerleri ile oynar. sanatçı, kadın bedenini sıradanlaştırarak; kadının temsil ettiği her anlamın içini boşaltır.
+
kruger, kadın bedeninin doğum, regl gibi fiziksel özelliklerine odaklanmak yerine kadın üzerindeki bir takım kültürel kodların sanatsal çözümlemesine yönelmiş, çalışmalarında erkek egemen düşünsel yapılara eleştirel göndermelerde bulunmuştur.
+
türkiye‟de foto-gerçekçilik akımın öncülerinden sayılan bir diğer sanatçı ise 1941 doğumlu nur koçak‟tır. koçak çalışmalarında genellikle tüketim toplumuna ve kadının haz nesnesi olarak görülmesi üzerinde durmuş ve eleştirel yaklaşmıştır.
+
polke çalışmalarında klasik olarak tuval yerine kumaşları kullanmayı tercih etmiştir. aynı zaman da teknik olarak da üslubu farklı bir noktadaydı. “kız arkadaşlar” çalışması tekniğini en iyi ifade çalışmalardan biri olmuştur.
https://dspace.gazi.edu.tr/bitstream/handle/20.500.12602/190110/d3a94694f1fbb4d500a5257f692873c3.pdf

kavramsal sanatın öncüsü marcel duchamp’ın çalışmalarında kadın imgesi
+
marcel duchamp’a göre,“sanat bütün zamanlarda bütün insanlar arasında oynanan bir oyundur”.
+
sanatçının burada kadın imgesini izlenen, seyredilen cinsel öğe olarak değil, duygusal bir varlık ve bir birey olarak ifade ettiğini söyleyebiliriz.
+
erkek figürleri tüm dikkatlerini satranç oyununa vermişken, kadın figürleri de çok düşünceli, hatta mutsuz ve kaygılı bir şekilde oturmaktadırlar.
+
marcel duchamp’ın “gelin” isimli yapıtı, birçok sanat tarihçisi tarafından başyapıt olarak kabul edilmiştir. sanatçı bu dönemlerde kendine özgü bir sanatsal dil oluşturmaya başlamıştır.
+
karşımızdaki kadın bedeni, resim sanatında çok sık karşılaştığımız estetik bir beden, izlenen bir beden olmaktan, ya da yine geleneksel açıdan toplumsal cinsiyet rollerini oynayan kimliklerinden uzaklaşmış bir kadın bedenidir.
+
buradaki kadın imgesi, ironik bir şekilde insani duygulardan tamamen uzaklaşmış, devinen bir makineye ve aynı zamanda bir tüketim nesnesine dönüşmüş olarak ele alınmıştır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/537433

güncel sanatta oyun kuramı ve oyun kavramı
+
oyunu kabul etmek, ruhu kabul etmektir.
+
hayvanların ve biz insanların oyun oynuyor olmamız bizlerin salt akıllı varlıklar olmadığımızı, hayvanların mekanik varlıklar olmadıklarını vurgular.
+
çocuklar oyun oynarken gayet ciddi olurlar, oyunları bitip yapacak birşey bulamadıklarında çocuksulaşırlar.
+
kutsal eylem her açıdan oyundur ve katılanları başka bir evrene götürdüğü ölçüde özü itibarıyla da oyundur.
+
sanatçının yaratımı da bir çeşit oyundur.
+
yayoi kusama
geceleri akıl hastanesinde kalan sanatçı, gündüzleri atölyesinde çalışmalarına devam etmektedir. japonya’nın yaşayan en önemli sanatçısıdır. aynı zamanda işleri dünyada çapında hayli yüksek meblağlara alıcı bulan sanatçılar arasındadır.
http://acikerisim.akdeniz.edu.tr/bitstream/handle/123456789/2902/T04062.pdf

huizinga, avlanmanın arkaik toplulukta oyun biçimine büründüğünü, avın kültür olmadan önce oyun olduğunu söyler ve sonraları “kültür” hâline gelecek bu gibi etkinliklerden hareketle kültürün başlangıçtan itibaren oynanan bir şey olduğunu ifade eder.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/911057

huizinga insan kültürüne yeni bir boyut getirmiş, insanı niteleyen temel kavramlardan; homo faber (alet yapan insan) ve homo sapiens (düşünen insan) ikilisinin karşısına üçüncü bir insan; homo ludens’i (oynayan insan) çıkartmıştır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/118244

uzun bir zaman ciddiyet kavramının zıttı olarak oyun kabul edilmiştir. huizinga homo ludens isimli eserinde bu anlayışa kesinlikle karşı çıkmaktadır. ona göre oyun insanın temel özelliğidir ve son derece ciddi olabilir. huizinga kitabında”oyuncu insan” tablosu çıkarmakta ve oyunun hukuk, savaş, şiir ve felsefeye kadar hayatın hemen hemen her yerinde görüldüğünü ortaya koymaktadır.
+
huizinga’ya göre oyun kültürden eskidir, ve örnek olarak hayvanların bile oyun oynamak için insanoğlunun kendisine öğretmesini beklememesi gösterilebilir. + oyun bu basit biçimiyle bile fizyolojik bir olgudan veya psişik bir tepkiden çok daha fazlasıdır. psikoloji ve fizyoloji oyunun doğasını ve anlamını saptamaya ve hayat düzlemindeki yerini belirlemeye uğraşmaktadır.
https://ab.org.tr/ab14/kitap/sakallioglu_erol_ab14.pdf

homo ludens
oyunun toplumsal işlevi üzerine bir deneme
johan huizinga
https://anarcho-copy.org/free/oyunun-toplumsal-islevi-uzerine-bir-deneme.pdf

oyun ve oyun materyalleri
http://auzefkitap.istanbul.edu.tr/kitap/cocukgelisimilisans_ao/oyunveoyunmateryalleri.pdf

felsefi soruşturmalar’da oyun kavramının kuruluşu üzerine wittgenstein
http://proje.akdeniz.edu.tr/mcri/mjh/2-2/MJH-4-Sercan_Calci-Felsefi_Soru%C5%9Fturmalar_da_Oyun_Kavraminin_Kurulusu_Uzerine_Wittgenstein.pdf

oyun kuramları
https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/42273/mod_resource/content/0/11.%20HAFTA%20%20Psikomotor%20geli%C5%9Fim.pdf

adil yargılanma hakkı oyun teorisi ve hukuk eğitiminde aktif öğrenim
http://web.deu.edu.tr/aek2004/21/Ozekes.pdf

minimalizm akımı kapsamında nesne anlayışının yeniden değerlendirilmesi
https://www.idildergisi.com/makale/pdf/1382372198.pdf

beden olmaksızın hiçbir şey algılanamaz ve duyular işlev görmez. bununla beraber beden zihinsel düzeyde sosyal olarak inşaa edilir. başkaları tarafından dönüştürülen ve başkasını dönüştüren, kolektif bilinçteki beden fikridir.
+
mendieta’nın taşınabilir evi bedenidir.
+
dünya-mekanı boş uzamdır ve kendini dışlayan bedenden ayrı olarak varolur. bu anlamda mutlak ve fiziksel mekandır.
http://academicrepository.khas.edu.tr/bitstream/handle/20.500.12469/3236/B%C4%B0R%20ANA%20MEND%C4%B0ETA%20VARMI%C5%9E%2C%20B%C4%B0R%20ANA%20MEND%C4%B0ETA%20YOKMU%C5%9E.pdf

görsel dünyanın simülasyonu ve sanatta gerçeklik sorunsalı
+
bizler bir simülasyon dünyasında yaşıyoruz, göstergenin en büyük işlevinin gerçekliği kayboluşa itmek ve bu yolla onun kayboluşunun üzerini örtmek olduğu bir dünyada. sanat başka bir şey yapmıyor.
+
günümüzde reklam dünyasını ele geçirmiş olan mizah, ironi ve göz boyayan yaklaşımlar estetik yanılsama yaratarak sanat dünyasını da etkilemektedir.
+
çağımızın… tasviri nesneye, kopyayı aslına, temsili gerçekliğe, dış görünüşü öze tercih ettiğinden kuşku yoktur… çağımız için kutsal olan tek şey yanılsama, kutsal olmayan tek şey ise hakikattir. dahası, hakikat azaldıkça ve yanılsama çoğaldıkça çağımızın gözünde kutsal olanın değeri artar, öyle ki bu çağ açısından yanılsamanın had safhası, kutsal alanın da had safhası’dır.
+
platon’un tanımlamasıyla imge gerçekliğin yansımasıdır. yani imge yanılsamadır ve gerçekliğe sadık kalan “yaratıcı imgelem” olarak yorumlanır.
+
estetik dünya bir fetişlertirme dünyasına dönüşmüştür.
http://www.sssjournal.com/Makaleler/21423375_19_68_6_ID2584_Parlakkalay_3723-3734.pdf
oyun içinde oyun oynayan kadınların psikolojik motivasyonu: toplum
http://www.set-science.com/manage/uploads/ISASWINTER-2019(APD)_0085/SETSCI_ISASWINTER-2019(APD)_0085_0050.pdf

oyun, bilişsel gelişim ve toplumsal dünya: piaget, vygotsky ve sonrası
https://www.acarindex.com/dosyalar/makale/acarindex-1423870038.pdf

matematik ve oyun etkileşimi
http://www.gefad.gazi.edu.tr/en/download/article-file/77106