yazı 37

yaşamın ilk yıllarında oyun: oyuna çok yönlü bakış
http://www.pegem.net/dosyalar/dokuman/18102014155939Pages%20from%20YA%C5%9EAMIN%20%C4%B0LK%20YILLARINDA%20OYUN%20BASKI.pdf

popüler kültürde mizojini
+
mizojini terimi, kadın düşmanlığı olarak kavramsallaştırılmış olup kadınlara karşı her türlü nefret, düşmanlık, önyargılı tutum, tavır veya davranış olarak tanımlanmaktadır. ataerkil ve erkek egemen toplum yapısı içinde, kadınları aşağılamak, onları cinsel bir obje olarak görmek, toplum düzeyinde kötü olduklarına ve hayat kadını potansiyeli taşıdıklarına dair genel inanış nedeniyle onlara güvenmemek, cinsiyet ayrımcılığı ve kadına yönelik şiddet veya cinsiyete dayalı şiddet, taciz ve tecavüzü meşrulaştırmak gibi mizojinik tavır, tutum, davranış ve uygulamalara sıklıkla rastlanmaktadır.
+
mizojini, cinsel ayrımcılığa, karalamaya ve kadının cinsel bir obje olarak görülmesine neden olan genel nefret ve korku olarak ifade edilmektedir. erkeklere, ataerkil toplum içinde kendi cinsiyet rollerinin egemen olması gerektiği yönünde yapılan toplumsal baskı, kadın düģmanlığını (mizojini) beraberinde getirmektedir.
https://www.researchgate.net/profile/Veysi-Baydar/publication/271011594_Populer_Kulturde_Mizojini/links/56470d9908ae9f9c13e8cf2b/Popueler-Kueltuerde-Mizojini.pdf

insanı ahirete hazırlayan dünya hayatının iki önemli enstrümanı: oyun (la’ıb) ve eğlence (lehv)
+
oyun genel olarak, “sınırları kesin bir şekilde tespit edilen bir zaman ve mekanda iradi olarak kabul edilen ancak bağlayıcı kurallara göre uygulanan, gayesi bizzat kendi içerisinde saklı olan, günlük yaşantıdan farklı olma bilinci ve bir rahatlama, bir sevinç hissiyle birlikte meydana gelen istemli bir davranış ya da uğraşıdır.”
+
oyun çocuğun özgürlüğüdür.
+
cebriye ve eş’ari düşünce sistemine bağlı olanların dünya hayatına, zikrettiğimiz baskıcı anne-babanın ise çocukluk ya da oyun hayatına hiç değer vermeyip onu sahte ve yapmacık bulmalarıdır.
+
biliniz ki dünya hayatı bir oyun, bir eğlence, bir süs ve kendi aranızda övünme, mal ve evlat çoğaltma yarışından ibarettir.
+
nasıl ki baskıcı ve otoriter anne-baba, oyunun çocuk için gereksiz olduğunu düşünmekle birlikte, çocuğu başından savmak için onu bir araç olarak kullanıyorsa, cebriye ve eş’ari düşüncesine sahip olanlar da, dünya hayatını gereksiz görmekle birlikte ahirete kadar geçirilecek bir zaman dilimi olarak telakki etmektedirler.
+
dünya hayatı, aldatıcı bir zevkten başka bir şey değildir.
+
dünya hayatı allah nezdinde oyun ve eğlence olsa da biz insanlar için gerçek bir hayattır. bu yüzden, allah bu hayatta sırf zahidane bir hayat yaşamamızı bizden istememektedir. şayet öyle olsaydı, bu, anne-babanın çocuklarına “oyun oynamayın!, sadece ders çalışın!”demesine benzerdi. oysa allah, bu ayetle bizlere hem derslerimize çalışmamızı hem de meşru daireler içerisinde oynayıp eğlenmemizi tavsiye etmiştir.
+
oynamak insanı canlandırır. sanki zihninizdeki bir kapı açılır ve sorunlarınızı daha rahat çözmeye başlarsınız…
+
oyunun, yani eğlencenin olmaması bir insanı köreltir. hatta diyebiliriz ki genel bir oyun eksikliği bir toplumu köreltir, donuklaştırır.
+
eğlenceyle olan ilişkisinden dolayı oyun aynı zamanda “eğlenceye yönelik bir etkinlik”olarak da tanımlanmaktadır.28 eğlence ise, “belli bir amacı olmayan, sadece haz almaya yönelik zorlamasız, kendiliğinden her türlü etkinlik” olarak tanımlanmaktadır. bu tanımlamalar dolayısıyla da oyun ve eğlencenin çalışmayla tezat olduğu düşüncesi yaygın bir kanaat haline gelmiştir.
+
oynamayan tay at olmaz.
+
seyahat ediniz, sıhhat bulursunuz.
+
bir alman atasözünde de “ıch brauche meine abwechslung”yani “değişikliğe ihtiyacım var”denilmektedir; zira “hayata sadece değişiklik çekicilik vermekte ve bu sayede bizler hayatın çekilmezliğini unutmaktayız.”
+
tüm bu açıklamalardan anlaşıldığına göre oyun ve eğlence esas itibariyle boş bir uğraşı olmaktan daha ziyade gerek çocuklar için gerekse yetişkinler için oldukça önemli olgulardandır. kur’an’da geçen oyun ve eğlenceyle ilgili ayetlerin de bu duruma işaret ettiğini düşünüyoruz.
+
la’ib ya da la’b sözcüğü lisânu’l-‘arab müellifine göre “ciddiyetin zıddı”olup, “hiçbir fayda getirmeyen uğraşıların tümüne birden verilen”addır.37 buna göre faydalı olanla ciddi olan eş anlamlı durumundadır. lehv ise, lisânu’l-‘arab’da la’ib ile aynı anlamda değerlendirilmektedir: “kişiyi heva, sevinç-şenlik (tarab) ve buna benzer şeylerle meşgul eden”davranışların genel adıdır.38 buradan hareketle la’ib sözcüğünün lehv sözcüğünün kapsamına girdiğini söylemek mümkün gözükmektedir.
+
…oyun ve eğlence de böyledir, çünkü bunlar çocuklar ve gafil cahillere uygun düşen şeylerdir. ama aklı başında olan zeki kimselere gelince, onlar çok nadiren oyun ve eğlenceye dalarlar…
+
demek istenen; sonsuz ahiret hayatına oranla geçici dünya hayatının, kişinin dinlendikten sonra yeniden döndüğü ciddi bir iş arasında verilen dinlenme ve eğlence gibi olduğudur.
+
“dünya hayatı ancak bir oyun ve bir eğlencedir”, ayeti hep dünyanın geçici olduğu yalan olduğu şeklinde yorumlanmıştır. bunun doğal bir sonucu olarak ta faydasız ve boş bir olgu olarak madem ki oyundan yüz çevriliyorsa, bunun gibi dünyadan da yüz çevrilmesi gerekir anlayışı gelişmiştir. oysa esasen kur’an’ın ve islam’ın ruhuna hiç de uymayan ve de islam’ın dışındaki diğer din ve cereyanlardan iktibas edildiği açıkça anlaşılan böyle bir düşünce tarzı maalesef islam’ın ilk dört asrından sonra müslümanlar arasında hâkim kılınmaya çalışılmış, bunda da başarılı olunmuştur.
https://arastirmax.com/en/system/files/dergiler/116857/makaleler/3/5/arastirmax-insani-ahirete-hazirlayan-dunya-hayatinin-iki-onemli-enstrumani-oyun-laib-eglence-lehv.pdf

kur’ân’da lehv, la‘ib ve lağv kavramları
+
dünya hayatında bir padişahın rolü, sahnede kral rolü oynayan, taç giyip gerçek bir kralın emirleri gibi uyulması lazım gelen emirler veren, gerçekte ise bir kralın hiçbir gücüne sahip olmayıp, yönetmenin emriyle tahtından indirilen, hapsedilen ve öldürülen bir oyuncununkinden hiç de farklı değildir. nitekim çevremizde gece gündüz dünya sahnesinde bu türde çok sayıda oyunlar sergilenmektedir.
+
oyun hakkında mal mülk biriktirmek olduğu söylendiği gibi eğlencenin de kadınlar olduğu da söylenmiştir.
+
âyetin diğer vurguladığı şey de eğlenceye tabiatıyla renk katan dünya hayatının bir süs oluşudur. süs ve süslenme kadınların adetidir. nitekim süsten ve süslenmeden elde edilmek istenen şey, çirkin olan şeyi tamamlama hususunda çaba göstermek demektir.
+
dünya için sıkıntı çekme. çünkü dünya altı şeyden ibarettir: yenilen, içilen, giyilen, koklanan, binilen, nikâhlanılan şeyler… en değerli yiyeceği baldır. o, bir sinek tükürüğüdür. en değerli içeceği su olup onda bütün canlılar ortaktır. en değerli giyeceği ipektir ve onu da bir böcek örer. en değerli kokusu misk olup o da ceylan kanındandır. en değerli bineği attır ancak üstünde insanlar öldürülür. en değerli nikâhlı kadındır o da sidik yolunda bir sidik yoludur.
+
….. kadınlardan uzak durmak, tûl-i emelde bulunmamak, az yemek ve az uyumak, mal sevgisinden kaçınıp mal yığmamak, nimetler içinde yüzmeyip tasadduk etmek gibi birçok başlık oyun ve eğlenceden kaçınma altında zikredilebilir.
https://acikerisim.uludag.edu.tr/bitstream/11452/1575/3/415827.pdf

“el-hayâtu’d-dünyâ”nın kavramsal analizi
https://www.sirnak.edu.tr/resimler/files/444.pdf

kur’an’da anlatılan dünya hayatının mahiyeti
http://isamveri.org/pdfdrg/D03262/2018_2/2018_2_GEDIKLIF.pdf

mâtürîdî’nin kur’ân’da yer alan “el-hayatü’d-dünya” kavramına yüklediği anlamlar
+
insanlara kadınlar, oğullar, yüklerle altın ve gümüş yığınları, salma atlar, davarlar, ekinler kabilinden aşırı sevgiyle bağlanılan şeyler çok süslü gösterilmiştir. halbuki bunlar dünya hayatının geçici (menfaatleri) faydalarını sağlayan şeylerdir.
http://isamveri.org/pdfdrg/G00004/2017_1/2017_1_SUUCAKA.pdf

oyunlaştırma
https://www.ituvakif.org.tr/dergi/sayi_85.pdf

ilkögretim ögrencilerinin din kültürü ve ahlak bilgisi dersinde karşllaştlkları dini kelime ve kavramlarıanlama düzeyleri
http://isamveri.org/pdfdrg/D01777/2005_25/2005_25_TASTEKINO.pdf

iletișimi anlamak
+
küskünlük, çatışma, kavga ve düşmanlık gibi insanlar arası ilişki ve bu ilişkiyle gelen iletişim tarzları, büyük çoğunlukla tarafların birbirini çok iyi anlaması nedeniyledir; yanlış anlama değil.
+
bir birey dikkati çekmek ve vurgulamak için konuşurken sesini yükseltirken, diğer birey bunu öfke olarak algılayabilir.
+
müdürün odasına giren bir memurun ceketinin önünü iliklemesi, ne müdürün fiziksel özelliğinden ne de odanın veya genel müdür masasının haşmetindendir; güç ilişkisinin getirdiği ezme-ezilme kültürel pratiğindendir.
http://irfanerdogan.com/kitaplar/anlamak2011.pdf

görev sırasında din hizmetlerini kötüye kullanma suçları (tck. m.219)
http://www.ankarabarosu.org.tr/siteler/ankarabarosu/tekmakale/2011-3/2011-3-8.pdf

oyunlaştırma, oyun felsefesi ve eğitim: gamification
https://ab.org.tr/ab14/bildiri/233.pdf

kamu yönetiminde ciddi oyunlar ve oyunlaştırma uygulamaları: değerlendirme ve öneriler
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/23458/10312874.pdf

duchamp ve beckett’in kesişen yolları: modern sanatta ve edebiyatta
kavramsallığa yeniden bakış
+
dili tamamen bitiremeyeceğimize göre, en azından onun itibarsızlaşmasına katkı sağlayacak hiçbir şeyi elden kaçırmamalıyız.
http://monografjournal.com/sayilar/13/08-selvin-yaltir.pdf

cinsel sağlık bilgisi dersinin hemşirelik öğrencilerinin cinsel mitleri üzerine etkisi
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/386643

cinsiyetlendirilmiş bir egzersizin sınırlarında: adana’daki erkeklerin pilates deneyimleri
+
cinsiyetlendirilmiş ve günümüzde neredeyse tamamen kadınlarla ilişkilendirilen bir egzersiz olarak pilates, erkekler ve erkeklik için uygun görülmez.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/800119

beynimizin müzik fizyolojisi
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/322279

insan sağlığı ve beslenme fizyolojisi açısından çinkonun önemi
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1186187

kadınların yumurta sayısı sperme göre azdır ve her ay için bir tane döllenecek yumurtası vardır. ayrıca oluşacak gebelik için zaman ve enerji kaynaklarını kullanacaklardır. erkek ise milyonlarca sperm üreten, gebelikte kadın kadar sorumluluk almayan taraftır.
http://docs.neu.edu.tr/library/6811171296.pdf

kadınlarda fiziksel ve fizyolojik performansın değerlendirilmesi
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/55300

… bilinmezliğin derinliklerine, yeniyi bulmak için.
+
sonsuzluk denen şey, sevgili dostum, pek de önemli bir
şey değildir; bir yazım meselesinden ibarettir.
kâinatın varlığı yalnızca kâğıt üzerindedir.
+
o anda, neden bilmiyorum, varèse dinlemeyi bıraktım ve hayata bu kadar yük bindirmenin, onu bir sürü yükümlülükle, yani mesela bir kadın, çocuklar, taşrada bir ev, bir araba vesaire ile doldurmanın doğru olmadığına kanaat getirdim.
http://admin.canyayinlari.com/Upload//BooksPdf/9789750739132.pdf

çağdaş sanatta endüstriyel objelerin kullanımı
https://acikerisim.erbakan.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12452/4083/597618.pdf

delilik oyunu: bir homo ludens olarak hikmet benol
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/627753

küreselleşme sürecinde akıl oyunları
https://www.sosyalarastirmalar.com/articles/mind-games-in-the-process-of-globalization.pdf

pediatrik cerrahide sık karşılaşılan konjenital anomalilere genetik yaklaşım
http://cms.galenos.com.tr/Uploads/Article_23680/BTD-9-91.pdf

bir beden temsili olarak ev: mother!
+
dünyanın sana garezi varmış gibi gelir; yel değirmenleriyle cenk edersin.
+
kaygının bedende iliklere kadar hissedilen, karanlık dehlizlere sürükleyen, delirten etkileri vardır.
+
beden ise bütün aronofsky filmlerinde kaygıların, hastalıkların, mükemmellik arayışının yıkıcı etkilerinin görünür kılındığı bir ekran görevi üstlenir.
+
evin duvarları kadının derisi, duvarların ardındaki kalp, kadının kalbidir. kadın kaygılandığında ev kararmaya başlar, orgazm olduğunda şiddetle sarsılır, kadının doğum yaptığı anda ise gürültüyle sarsılmakla kalmayıp üzerindeki eşyaları havaya uçurur
+
yenilenmiş evde yeni bir kadın dünyaya gelir.
+
kadın, evin kapısından dışarı çıkıp gün ışığı altında durduğunda bütün beden ayrıntıları görülür olur.
+
kadın eve, bedenine, beynine hapsolmuş gibidir adeta.
+
kadın, evin mükemmel olmasını istiyordur. aynı zamanda kendisi de mükemmel bir eş olmak ister. eve yapılan her müdahaleyi kendi bedenine yapılmış gibi hisseder.
+
her şey normal giderken bir gece hiç tanımadıkları bir doktorun kapılarını çalmasıyla uzun zamandır bastırmayı başardığı kaygıları canlanmaya başlıyor.
+
şiddetsiz bir hayat olamaz, çünkü zaten bütün şiddet, dışarıda bırakılma şiddetidir.
+
mother!’daki ilk sinyal; doktorun eve gelmesi ve kadının onu düşman bir yabancı gibi algılaması üzerine bedensel tepkiler vermesi iken ikinci sinyal çok daha net ve işitsel oluyor.
+
bodrum kata inip doktorun karısının çamaşırlarını, yıkanmalarını beklemeden makineden çıkarır ve akabinde hemen üst kata çıkar. zira kirli çamaşırların kirli kalmalarını istemektedir.
+
bu arada eve yeni yabancılar olarak –habil ve kabil alegorisini hatırlatırcasına doktorun iki oğlu gelir ve kavga etmeye başlarlar.
+
kadını gerçeklikten çıkartıp delirten; bu ilk cinayet kadar büyük öteki olarak gördüğü, tanrı konumuna koyduğu kocasıdır aynı zamanda
+
eve gelen tek kişinin bile kadını delirttiği düşünülecek olursa çil ordusu gibi evi dolduran ve eve zarar vermeye başlayan insanlar kadının bedenini istila eden çekirgeler gibidir.
+
insanların umarsızca yiyip içmesi, eve zarar vermesi kadının hep istediği tutarlı cennet ev imgesini bozmaktadır. aslında mükemmel işleyen bir sembolik yapı yoktur; daha doğrusu sembolik düzenin tam işlemesi için sürekli engellerle karşılaşması gerekmektedir
+
lacan’ın üç ardışık düzeninin sonuncusu olan simgesel düzen aslında sadece kurgusal bir yapı olup kültürün, kuralların, normların, yasakların alanıdır. zizek, yamuk bakmak’ta lacan’ın “simgesel” ifadesini, kendi başına anlam taşımayan, gelişigüzel işaretler olan, ancak birbirleriyle ilişki içinde anlam denilen şeyi oluşturan gösterenlerin, dilsel/kültürel kapalı düzenini tanımlamakta kullandığını söyler.
+
aronofsky, tahminleri doğru çıkararak bebeğin öldürülme sahnesini göstermeden parçalanmış beden parçalarını yiyen insanları gösterir. bir rahibin “duyduğun insanlığın sesi, yaşamın sesi” sözlerine bebek bedeni yiyen insanların ağız şapırtıları eklenir.
+
“insanlığın bu dünyada hayvani dürtülerle sadece tüketmek, yıkmak, yok etmek için var olduğu ve tabiat ana’yı ve bize verdiklerini hunharca yediği” mesajını alırız.
+
bedenin temsilcisi evin çöküşü kadar, güzel bir kadının acı çeken bedenidir bütün film bize izletilen…
+
imgeselden simgesele geçtiğimizde anladığımız; aslında dünyada mutlak, sonsuz bir kaynağın olmadığı gerçekliğidir. dolayısıyla tabiat ana dediğimizde her şeyin bol ve tam olduğu imgesine yaslanmayalım diyor aronofsky. en nihayetinde o da kendini yenileyene kadar size yeni bir ev sağlayamayabilir. yenilenmesi de öyle kolay ve hızlı değildir, yaşam süreniz doğanın kendisini yenilemiş halini görmeye yetmez diyor. yani doğanın da sınırsız bir gücü yok diyor; tıpkı kadiri mutlak, her şeye yetebilen bir insanın var olamayacağı gibi. mükemmellik arayışındaki karakterin beyhude çabalar peşinde koşmamasını salık veriyor. zira bu beyhude çabaya devam edenlerin bu tamlık fantezisini yaşayabilecekleri tek yer, hiçbir eksiğin olmadığı tek düzlem var: ölüm.
+
psikanaliz bize, eksik olduğumuzu, ne yaparsak yapalım bu eksiğin kapanmayacağını, başarıdan başarıya koşsak bile, dağlar kadar para, mal ve mülk biriktirsek bile, iktidar koltuklarına çakılsak bile, onlarca çocuk doğursak bile hep eksik olacağımızı söylüyor, bu olguya kastrasyon, bunu tekrar tekrar anlamaya da iç görü diyor. iktidar peşinde sonsuz koşumuzun beyhudeliğini de, kaçınılmazlığını da bu teori gözler önüne seriyor. kapanmaz, maskelenemez eksiklik: insanlık durumunun psikanalitik özeti.
+
bülent somay’a göre de “eksik doldurulamaz, kapatılamaz, kamufle bile edilemez. marifet eksikle birlikte yaşamasını öğrenmekte…”
http://sekans.org/docs/e-sayilar/2019-e10/SEKANS_e10_09a_DOSYA_BirBedenTemsiliOlarakEv_SuheylaTolunayIslek.pdf

minnetpınarı iskeletlerinin paleopatolojik açıdan analizi
+
spina bifida; “ayrık” ya da “açık” omurga anlamına gelen latince bir kelimedir.
+
minnetpınarı iskeletlerinden 2 kadın ve 8 erkek olmak üzere değerlendirmeye alınan 10 erişkin bireyin sacrumunun 3’ünde spina bifida occultanın varlığı tespit edilmiştir. bu olgunun görüldüğü sacrumlardan m4-a ile m21 numaralı bireyler kadın, m17 numaralı birey ise erkektir. genel olarak bakıldığında toplumun % 30 unda lezyonun varlığı anlaşılmaktadır.
+
yapılan araştırmalara göre, hem geçmişte hem de günümüzde, ilkel gruplarda doğuştan anomalilerin kötülüklerin habercisi olduğuna inanıldığı için, bu gruplarda önemli bir bozukluk belirlendiğinde, bebek genellikle ölüme terk edilmektedir. yirminci yüzyılın başlarında hastalıklarda kalıtsal aktarımın anlaşılmasıyla, antropologların çalışmaları bu açıdan gelişmeye başlamıştır ve iskelet populasyonlarında doğuştan anomalileri ele alınmıştır.
https://www.acarindex.com/pdfler/acarindex-2bd668ae-65fa.pdf

pilatesin post-menopoz dönemindeki kadınların fiziksel uygunluk, özellik ve aktivite düzeylerine etkisi
http://acikerisim.gelisim.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11363/1955/600394.pdf

ihmal edilmiş yetişkin çarpık ayak deformitesinin tedavisinde tek seansta yapılan üçlü artrodez ve posteromedial gevşetmenin orta dönem sonuçları
https://www.aott.org.tr/Content/files/sayilar/393/Vol%2049%2C%20No%202%20(2015)%20Pages%20175-183%20TR.pdf

bizanslıların adli paleodemografisi
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/45157.pdf

her yönüyle bacak estetiği
+
kalın bacak, kalın ayak bileği, ince bacak, parantez bacak, asimetrik bacak, kaslı bacak, diz çevresi sorunlar, bacak içi sarkmalar ve x bacak en fazla karşılaştığımız sorunlar arasında.
http://ahmetkaracalar.com/wp-content/uploads/2016/07/PGS_MAG_Haziran-krc.pdf

sen havada sineğin damarından kan alırken, nasıl padişahla, beyle aşık atarsın?
+
bir kemik için köpeklerle dalaşmaktasın; içi boş ney gibi inlemektesin.
+
kemiklerinden iniltiler işitti; canları çiğ taneleri gibi yaş döküyordu.
+
o, yoksulun resmidir, ekmek ehli değildir. köpeğin resmine kemik atma sen.
+
kemiklerine, saçlarına bak da ibret al; eşeğini onlara doğru sürme.
+
ey ulular! o kurtların kemiklerini, tüylerini apaçık görün de öğüt alın.
+
aptalın biri, isa ile yoldaş oldu. o, derin bir çukurda birtakım kemikler gördü.
+
kardeşim, sen düşünceden ibaretsin. senin geri kalanın kemik ve kastır.
+
eşek ırmağın kıymetini bilse, suya ayağı yerine başını koyardı.
+
arazide çekinmeden dolaşanların kemik ve kellelerine baksana!
+
ey rızaya eren dost, mezarlığa varınca başlarından ne geçtiğini kemiklerine sor.
+
kahır kılıcı nice varları yok ettiği için bütün yol kemik, saç ve sinir doludur.
+
ölmüş bir tavuktu ve kargalarca didiklenmekten kemikleri ip gibi incelmişti.
+
fil nedir ki? üç uçan kuş, o zavallı fillerin kemiklerini ufaladı.
+
kışın köpeğin kemikleri büzüşüp çekilir. soğuğun şiddeti onu işte öyle küçültür.
+
yaz gelince ilikleri ısınıp kemikleri genleşir, derisi ferahlar.
+
daha yukarı çıkan daha aptaldır. çünkü kemikleri kötü kırılacaktır.
+
çünkü dünyada, kemik ve fışkı parçaları, ekmek gibi, kargaların gıdasıdır, mezesidir.
+
dünya allah’ın kahır yurdudur; kahrı seçtin mi kahır görürsün.
+
kahra uğramışların kemiklerine, saçlarına bir bak; kahır kılıcı, denize ve karaya savrulmuştur.
http://ekitap.yek.gov.tr/Uploads/ProductsFiles/_55.%20Mesnevi%20%C5%9Eerif.pdf

şarkiyatçı söylemde ötekilik mekanlarının yeniden üretimi
+
doğunun öteki oluşu, kadının öteki oluşuyla kesişmektedir.
+
şarkiyatçılık / oryantalizm, sözlük tanımı oryan, yani şarktır. oryantalizm, şark bilimi, eski dilde kullanımı müsteşrik, müsteşridir. şarkiyatçı / oryantalist, doğu bilimci anlamında da kullanılmaktadır. şarkiyatçılık ya da oryantalizm, nasıl adlandırılırsa adlandırılsın bu sözcüğün araştırma alanı sürekli değişkenlik gösterir.
+
doğu veya batı için kadını temsil ve tahakküm istenci ortak bir paydadır.
+
şarklı kadının eril fantaziyle yaratılmış temsilleri, aynı anda birçok rolü içinde barındırmıştır, (edilgen, doymak bilmez, ezik, fettan, şehvet düşkünü, kurnaz ve eşcinsel) bunun sebebi ise, şarklı kadının cinsellikle dolup taşan hayvani güdülerini bastıramayışı olarak görülmüştür.
+
bitki, kadınsı edilgenliğin simgesidir. bitki kelimesi kadınların edilgenliğiyle eş anlamlı kullanılır. kadınların bitkiler gibi olduğu varsayımı hegel’de alenen ifade edilir; “erkekler ve kadınlar arasındaki fark hayvanlarla bitkiler arasındakine benzer. erkekler nasıl hayvanlara karşılık geliyorsa, kadınlarda bitkilere denk düşer; çünkü kadınların gelişimi daha uysaldır”.
+
gerome’un köle pazarı resminde, tablodaki çıplak kadın diğer “…cinsel cazibe gücünü sergilemek için uzanmış vaziyette resmedilen pek çok öteki çıplak kadın resminden farklı olarak ayakta gösteriliyor (çünkü muayene ediliyor)”.
+
gerome’un oryantalist resimlerinde hiç bir zaman bir “…avrupalı görülmez. orada boy göstererek, çizdiği mekânın saf oryantalliğini bozmaz batılılar; bu mekan… cinsel olanaklarla dolu sapkın bir cennet olarak çıkar karşımıza”.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/371937

mekânlar / zamanlar / insanlar: kimlik, aidiyet ve mimarlık tarihi
http://archist.arch.metu.edu.tr/system/files/mt_kimlik_baski.pdf

topkapı sarayı’nın anıtsal kapılarının işlev ve sembolizm açısından incelenmesi
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/43369.pdf

göğüs hastalıkları bilim dalı olgu sunumu
+
toraks anomalileri: pe ‘li hastalar genelde dar göğüs duvarı çapı veya düz,geniş, kifotik göğüs yapısı vardır. %10-39‘ una skolyoz eşlik eder.
http://tip.kocaeli.edu.tr/docs/cocuksagligihastaliklarianabilimdali/KUNDURACIGOGSU-GUVERCINGOGSU.pdf

şarkıcı ve şarkıcı olmayan bireyler arasında ses şiddeti ile aerodinamik parametrelerin karşılaştırmalı incelenmesi
https://sagens.erciyes.edu.tr/dergi/2019-1/8_Emine_Petekkay.pdf

radyasyonun fetus üzerine etkileri
https://onkoloji.dergisi.org/pdf/pdf_TOD_739.pdf

kütahya-emet bölgesi yeraltı sularında bor ve arsenik kirliliğinin araştırılması
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/75997

angle sınıf ıı divizyon 1 tedavisinde farklı bir yaklaşım: olgu sunumu
http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/25/2057/21354.pdf

dental anomali görülme sıklığının digital panoramik radyografi ile değerlendirilmesi
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/888004

açık kapanış anomalisi ve tedavileri
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1075335

iskeletsel sınıf ıı anomalilerin tedavisine genel bakış
https://www.researchgate.net/profile/Hakan-Yilmaz-5/publication/347835695_Iskeletsel_Sinif_II_Anomalilerin_Tedavisine_Genel_Bakis/links/5fe4703d92851c13feb5d38b/Iskeletsel-Sinif-II-Anomalilerin-Tedavisine-Genel-Bakis.pdf

pierre robin sendromlu bir hastada hızlı üst çene genişletmesi ile maksiller darlık ve mandibuladaki kaymanın düzeltilmesi: olgu sunumu
http://dergi.dentistry.ankara.edu.tr/wp-content/uploads/sites/97/2018/03/7-2.pdf

erişkin iskeletsel sınıf ııı olguda ortodontik kamuflaj tedavisi
https://turkjorthod.org/content/files/sayilar/73/buyuk/67%20-%20731.pdf

iskeletsel sınıf ııı açık kapanışa sahip bir olgunun ortodontik-cerrahi tedavisi
https://www.selcukmedj.org/uploads/publications/SUTD-122.pdf

sınıf ııı malokluzyonlarında uygulanan tedavi sistemleri
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/48315

mardin midyat aktaş mevkii insan iskeletlerinde diş ve çene patolojileri
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/512518

çene kemiği anomalileri
https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/66324/%C3%A7ene%20kem%C4%B1g%C4%B1%20anomal%C4%B1ler%C4%B1%20%20ve%20%20ortognatik-%20cerr..pdf

güneydoğu anadolu bölgesi’nde yedi farklı dental anomalinin görülme sıklığı
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/891021

onüç yıllık fetal otopsilerimizin geriye dönük olarak irdelenmesi
https://www.turkarchpediatr.org/Content/files/sayilar/96/TPA_41_1_46_50%5BA%5D.pdf

iskelet displazili iki yenidoğan: olgu sunumu
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/334435

adrenal hipoplazi ve iskelet displazisi birlikteliği: image sendromu
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/577987

2005-2009 yılları arasında bolu bölgesinde buzağılarda tespit edilen anomali olgularının değerlendirilmesi
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/308546

dört iskelet displazisi olgusu
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/205288

nizip ve köylerindeki buzağı, kuzu ve oğlaklarda anomalilerin insidansı ve bu olgularda bazı biyokimyasal değerlerin belirlenmesi
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/308449

akdeniz bölgesi’nde bir il kırsalında 5 yaş altı çocuklarda doğumsal anomali sıklığı
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/222222

bir vak’a monasebetiyle marfan sendromu
https://jag.journalagent.com/sislietfaltip/pdfs/SETB_11_3_280_283.pdf

nadir bir doğumsal anomali anoftalmi/mikroftalmi
http://cms.galenos.com.tr/Uploads/Article_25456/European%20Archives%20of%20Medical%20Research-27-118-En.pdf

dünyayı tanımlamak. katılımcıların tamamının dünyayı “kötü” ve “anlamsız” olarak tanımladıklarını görülmüştür. bir katılımcı, dünyayı genel anlamda “kötü” olarak tanımlamakla birlikte dünyada güzel şeylerin de olduğunu belirterek “dünya aslında yaşanması zor bir alan. ama kendi içinde de bir dengesi var. güzel şeyler de kötü şeyler de bir arada…” demiştir. dünyayı iyi ancak insanları “kötü” olarak nitelendiren iki katılımcıdan “kendi sistemi içerisinde aslında mükemmel bir ekosisteme sahip, çalışma düzenini yaşama en uygun hâle getirmesi çok uzun zaman almış, inanılmaz bir değer… fakat insanoğlu olarak bu değeri yerle bir etmekten çekinmiyoruz. buna rağmen dünya yine de bize rağmen var olmaya çalışacak kadar inatçı.” derken de “dünya mükemmel bir yer, ancak insanın dünyası yapısal olarak kanseri andıran (hırsından kaynaklı) tüketim ve yıkıma dayalı bir cehennem.” ifadelerini kullanmıştır. dünyayı tamamen kötü algılayan katılımcılar ise görüşlerini “çocukların öldürüldüğü bir yerden bahsediyoruz. insan doğası gereği kötüdür, insanların şekillendirdiği dünya da kötüdür”, “dünya zalim, acımasız ve çok tutarsız bir yer. böyle bir yerde elimden geldiği kadar insan olmaya çalışıyorum.”, “dünya bence bir bilgisayar oyununun bitmiş ama bugda kalıp masaüstüne dönemediğim bir yer. yani oyun bitmiş, ama masaüstüne dönemiyormuşum gibi…” diyerek açıklamıştır.
https://www.addicta.com.tr/Content/files/sayilar/14/7tr(1).pdf

daha iyi bir dünya, mükemmel bir dünya demek değil elbet. insan doğasının en ateşli savunucularından biri olarak, insanoğlunun yamuk odunundan, düz bir şey çıkmayacağına inanıyorum. kanada’nın büyük şarkıcısı joni mitchell’in şarkı sözlerini biraz değiştirecek olursam: “yıldız tozları değiliz / altından yapılmadık / cennet bahçesine dönüş yollarıysa kapalı.” hayalini kurduğum muhteşem gelecekte hastalıklar ve fakirlik yine olacak; terörizm ve zulüm yine olacak, şiddet suçları ve savaşlar da. ama bu illetler çok çok daha azalmış olacak. dolayısıyla milyarlarca insan bugünkünden daha iyi durumda olacak.
http://www.ozetkitap.com/kitaplar/gelecek_daha_guzel_gunler_mi_getirecek.pdf

tarkovski sineması’nda yönetmenin mucizesi olarak sanatsal gerçeklik fenomeni
http://academicrepository.khas.edu.tr/bitstream/handle/20.500.12469/2153/0097738MuazGunes.pdf

sanat terapisi yönteminin ve tekniklerinin sağlık – iyileştirme gücü üzerindeki etkisi
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/948163

20. ve 21. yy. da sanatta malzeme olarak beden; performans sanatı
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/192486

gördün mü oğlum işte bütün insanlar, insanlığın tümü yanlış ve son derece tehlikeli bir yolda.
+
başkalarıyla birlik içinde yaşamaktan güzel hiçbirşey yokken, insan kendisini çirkin şehirlere hapsediyor.
+
görüyor musun, her şey ne kadar çarpık!
http://egemimarlik.org/1992-3-4/58.pdf

evrim-tasarım ilişkisinin kusur ve kusursuzluk bağlamında okunması
+
bundan yaklaşık 3-4 milyar yıl önce evrensel bir piyango çekilmiş ve büyük bir olasılıkla en büyük ikramiye dünyaya isabet etmiştir. bu, kendi benzerini üretebilen, çoğalabilen, yenilenebilen, değişebilen; fakat, ancak belirli koşullar altında niteliğini koruyabilen canlılığın ilk mayasıdır.
+
yaratılışçılara göre dünya kusursuzdur ve bu kusursuzluk, tüm hayvanlar ve bitkilerin birbirlerine ve çevrelerine mükemmel bir tasarım aracılığıyla adapte olmalarıyla biçimlenmiştir. dolayısıyla dünya da değişmeyecek kadar kusursuzdur.
+
dünya’nın uzun ömürlü ve değişken olduğu, kesintisiz bir şekilde evrildiği ve bu sürekli değişimin yaratılışçıların dünya okumasıyla çelişircesine bir özdüzene sahip olduğu savı ile insanlık tanışmıştır.
+
aslında evrim, değişimdi ama yönelimli bir değişim, mükemmeliyete doğru giden bir değişim. anlaşılacağı üzere değişim devam ettiği müddetçe herhangi bir an ve o anın canlısının kusursuzluğundan söz edebilmek olanaksızdır.
+
dünyanın kusursuzluğunu savunurcasına bir mikro dünya halindeki tasarımı inşa etmeyi mesele edinenlerin var oluşsal kök arayış kronolojisinde eşleştiği dönemde ve dönemin dünya tasavvurunda saklıdır. bu, cennet arayışıdır.
+
tavır hala kusursuzluk temelli bir yaratılışçılık ve mükemmellikten şüphesizlik barındırsa da ortaya konan her mikro dünyanın bir öncekinden daha yetkin olabilmesi için muhataplarıyla temas edeceği tenin her yeni adımda kusurlarından ayıklanması mecburiyeti ile karşı karşıya kalınmıştır.
+
tasarlama fikrini ve tasarım nesnesinin kimliğini kusursuz dünya savı üzerine bina edenler, söz konusu dünyanın tenini ise evrilen dünyanın daha yetkine ulaşmak adına sürdürdüğü değişim akışının düzenine teslim etmek zorunluluğuyla yüzleşmişlerdir. evrilerek gelişen bir arayüz ama kusursuzluğu sabit bir yaratılış yazılımı…
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/743649

pendik höyük kazıları
+
bizans döneminde çeşitli mimari faaliyetler yüzünden, xx. yüzyılın başında da demiryolu inşaatı sebebiyle tahrip olan mezarlar saptanmıştır. örneğin 33/a açmasında yer alan ve iskeletin kafatası ile gövdesinin bir bölümünün korunduğu 12 no.’lu gömüt, muhtemelen demiryolu inşaatı sırasında tahrip edilmiştir. yetişkin bir bireye ait olan iskeletin yanına mezar hediyesi olarak konulan bir kâse de büyük ölçüde korunmuştur.
https://istanbultarihi.ist/assets/uploads/pdf/pendik-hoyuk-kazilari-16.pdf

bir bilinçaltı müzesi, mekamorfi-anatomi çatışmasında makine kafa asamblajı
+
makinalaşmak istiyorum
trrrrum,
trrrrum,
trrrrum!
traktikitak!
makinalaşmak istiyorum!.
1923 yılında şair nazım hikmet ran makineleşmeye olan ilgisini bu kelimelerle dile getirmişti. fütürizm için makine bir hayranlık nesnesi aynı zamanda geleceğin inşası sürecine yönelik büyük bir umudun biçimiydi.
http://sanatyazilari.hacettepe.edu.tr/img/1515318112019__7981225848S.pdf

muhafızların eğitiminde bütün erdemler önemli olmakla birlikte, en önemli erdemler arasında yiğitlik erdemi daha çok önem kazanmaktadır. zira muhafızlar korkularının esiri olmamaları için yiğitlik erdemini içselleştirmeleri gerekir.
+
temel erdemlerden olan yiğitlik, muhafızları en çok ilgilendiren erdem biçimidir. zira muhafızların kazanacağı yiğitlik erdeminin alt yapısı sağlam olmadığında toplumu siyasal ve sosyal bir kargaşa bekleyecektir.
+
ibn rüşd’e göre savaş sanatının yetkin seviyeye ulaşması yiğitlik erdeminin var olması ile alakalıdır. savaş yatkınlığı elde etmek isteyen erdemli bir şehir de yiğitlik bulunmalıdır. şehrin yiğitliği ise hem güç karşısında hem de zaaf halinde aynı görüş üzere hareket etmelidir.
+
ibn rüşd’e göre şehirde yaşayan muhafızlar, kendi doğasında bulunan öfkeyi, müzik ve beden eğitimi ile kontrol altına alabilir. böylece yiğitlik ortaya çıkar.
+
beden eğitimi, öfkelenme yetisine yiğitlik kazandırır; müzik ise, uslandırır ve aklın emrine verir.
+
ibn rüşd’e göre platon siyaset felsefesinden hareketle, muhafızların yiğit (azgın) hem de sevgi dolu olmalıdırlar.
http://www.ekevakademi.org/Makaleler/1507653110_11%20Mirpenc%20AKSIT.pdf

ibn miskeveyh buradan hareketle hikmeti, iffeti, yiğitlik ve adaleti dört temel erdem; cehalet, kendine hâkim olamama, korkaklık ve zulmü dört büyük erdemsizlik ya da bozukluk olarak sayar.
https://img1.wsimg.com/blobby/go/e9b5c76d-4eba-4604-8acc-056974905efd/downloads/Felsefe%20Tarihi_%20Thales_ten%20Baudrillard_a%20-%20Ahm.pdf

“okuntu”dan davetiyeye bir dönüşümün anatomisi
+
ilk zamanlardaki davetiyelerde daha sık görülen stilize ve idealize edilmiş gelin-damat resim veya fotoğrafları zamanla yerini kalp, çifte kumru, gül, gonca, alyans figürlerine bırakmıştır. gelin-damat resimleri kalktıktan sonra davetiyelerin ön yüzüne, sözünü ettiğimiz figürlerin yanına belirgin bir şekilde evlenecek kişilerin baş harfleri yazılmaya başlanmıştır. bu yazılırken de kullandığımız alfabenin soldan sağa doğru okunması hasebiyle sola, yani zihnimiz okuma moduna geçtiğinde gözümüzün ilk fark edeceği noktaya, gelinin adının baş harfinin konmasına dikkat edilmektedir.
+
davetiyelerde ilk dikkatimizi çeken hususlardan birisi önceleri sadece babaların adının yazılması, annelerin esamisinin okunmaması ve günümüze yaklaşıldıkça anne adlarının da yer almasıdır (resim 6). bu durum, kadının sesinin artık çıkmaya başladığını, kadına sosyal hayatta ve aile içinde artık daha fazla yer verildiğini göstermektedir.
https://www.millifolklor.com/PdfViewer.aspx?Sayi=84&Sayfa=84

türk hat sanatının felsefi arka planı
+
insan gövdesi ile benzerliği olan harfler: elif, ayın, vav, fe, kaf, he, mim, dal, rı harfleridir.
+
harflerin insan anatomisine benzerliği ibni arabi tarafından da fark edilmiş ve kullanılmıştır.
http://tez.sdu.edu.tr/Tezler/TS02939.pdf

kültürel ve estetik bakımdan “vav” harfine analitik bir yaklaşım
+
vav, kelime olarak “iki hörgüçlü iri erkek deve”, “zayıf erkek” manalarına gelir. ancak diğer harflerde olduğu gibi, vav’ın adının lûgat manası ile isimlendirme sebebi arasında bir bağ kurmak mümkün değildir.
+
necip asım yazıksız (1861-1935), türk kelimesinin yazılışına vav ekleyen kişi olduğu için “vav’lı türk” lâkabıyla anılmıştır.
https://www.acarindex.com/dosyalar/makale/acarindex-1423933488.pdf

diyalektik bağlamda mekamorfi ve anatomi
+
modern bilimin insanlığı, ortaçağ‟ın karanlığından, anatomik uzuvların işlevsel özelliklerini keşfederek başka bir ifadeyle insan bedenini parçalayarak çıkarttığı düşünülür. bu parçalama süreci tıbbın ve anatominin keşfi olmasının yanında bedenle tanrı arasındaki kopuşun da başlangıcıdır. anatominin verileri kaslar, sinirler, damarlarla bedenin ruh olmadan çalışabilen otonom bir mekanizma olduğu fikrini ateşlemiştir. metrie‟nin sözleri bu kopuşun en açık ifadelerindendir.
akciğer sürekli olarak işleyen bir koruk vazifesini görmez mi? rektumun, sidik torbasının tüm büzücü kasları mekanik bir şekilde işlemezler mi? yürek tüm diğer kaslara oranla daha kuvvetli bir şekilde kasılmaz mı? dikleştirici kaslar erkeklerde, hayvanlarda ve hatta bu organın birazcık olsun tahrik edilmesiyle sertleşme yeteneğine sahip olan çocuklarda dahi penisi dikleştirmezler mi? burada belirtmeliyiz ki, bu olay henüz az tanınan bu organın içerisinde anatominin getirdiği bilgilere rağmen henüz iyi açıklayamadığımız bir takım etkileri yaratan bir yay bulunduğunu kanıtlar.
+
bilimin bedeni anatomik parçalara ayırmasıyla iktidarın bedeni parçalara ayırması arasında hedeflenen amaç açısından büyük farklar vardır. bilim insanın doğasını anatominin incelikleriyle anlamaya çalışır. iktidar bunu cezalandırmak için yapar.
+
beden iktidar tarafından sözde tanrının izniyle parçalara ayrılır; ancak hümanist değerlerin yükseldiği aydınlanmayla birlikte insanın anatomisi üzerinden yapılan gösterilerden vazgeçilir ve beden bütünlüğü korunur.
+
makineler tıbbın, işkencenin, tarımın, endüstrinin ve savaşların yani yaşamın her alanında insana protez bir organ olmuştur. bu yüzden makineler, anatomik yapıların uzantısı olarak kendini gerçekleştirir.
+
makinelerin karmaşık mekanizmaları anlaşılır olmanın ötesinde bir gizeme dönüşmüştü. insan bedeni de anatomik parçalara ayrılana kadar aynı gizemi taşımıştı.
+
kahn insan anatomisinin bir makine gibi işlediğini düşünür bu yüzden insan vücudunun dünyanın en yetkin makinesi olduğunu ifade eder. kahn insan vücudunun işleyişini mekanik yasalarla anlatmaya çalışmış bedeni bir fabrika gibi ele almıştır. cerrah, jinekolog ve obstetrik yardımcısı olarak çalışan kahn yüzlerce illüstrasyondan oluşan insan vücudunu nasıl işlediğini makine sistemleriyle anlatan çalışmalar yapmıştır.
+
makine parçaları ve beden biçimsel zıtlık içinde sürekli birbirine çarpar. dinsel bir göndermesi olsa da makinenin düz ve köşegen biçimi anatominin organik kıvrımlı biçimine ısrarcı bir tonda acı çektirir.
+
sanatçıiġngiltere ikon galerideki sergisinde çıplak bir erkek bedeni ve bir jet motorunu sergilemiştir. ġnsan bedeni ve makine birbirinden bağımsız, yaşama karşı kayıtsız bir duruş içindedir.
+
neden bedenimiz, anatomik yapımız, organlarımız yeterli olsun ve neden daha fazla olmasın? tarih öncesinden tek tanrılı dinlere kadar insanlığın evrimsel sürecinde bedenin eksik olduğu düşüncesine pek rastlamayız, hatta insan bedeninin tanrı tarafından kusursuz yaratıldığı inancı bile yaygın bir dinsel inanç olarak taşınmıştır.
http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/22824/D%C4%B0YALEKT%C4%B0K%20BA%C4%9ELAMDA%20MEKAMORF%C4%B0%20VE%20ANATOM%C4%B0yeni.pdf

harflerin oluşum sebepleri
+
bu kasların bir çifti lâmî -yunan alfabesindeki l harfine benzer üçgen yüzeyleri olan bir kemiktir- kemikten gelir ve tiroit kıkırdağa enlemesine bitişir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/184288

tipografide renk ve rengin kullanımı
+
tipografi hayatımızın içerisinde bizimle beraber adeta yaşayan; öğreten, haber veren, bilgilendiren, dikkat çeken, merak gideren vb. birçok işlevi yüklenebilen iletişim türüdür. dikkatimizi bazen bir gazete sayfasında çekebileceği gibi devasa bir binanın üzerinde, bir kadının tişörtünde veya multimedya da sayısız kere çekebilmektedir.
http://johut.karabuk.edu.tr/Makaleler/714897639_8.%20K%c3%96KSAL%20B%c4%b0L%c4%b0D%c3%96NMEZ.pdf

ulusal gazete manşetlerinin tipografik tasarım teknikleri açısından yorumlanması
+
tipografinin okunabilir kılınması, yazının anatomik yapısıyla ilgili olduğu kadar, kullanım alanıyla da yakın ilişkilidir.
http://sosbilder.igdir.edu.tr/Makaleler/724156617_08_Ugur_(147-168).pdf

harflerin anatomik yapıları
https://cdn.istanbul.edu.tr/statics/basimyayinteknikbilimlermyo.istanbulc.edu.tr/wp-content/uploads/2017/10/Tipo%C4%9Frafi-1-Vize-S%C4%B1nav%C4%B1-Ders-Notlar%C4%B1-2017.pdf

harf değişikliği (modification); harflerin et kalınlığı ve eğiminin dışında anatomik yapısında değişiklikler yapılmasını da kapsamaktadır. günümüzün çok sayıda yazı görsel çeşitliliğinde özgün başlık veya amblem-logo oluşturmak çok kolay olmamaktadır. masaüstü yayıncılık sisteminin de sağladığı imkanlarla harflerin anatomik formlarında, okuma ve algılamayı çok zorlamayacak değişiklikler yapılarak yeni harf logo veya yazı elde etmek mümkün olmaktadır.
https://cdn.istanbul.edu.tr/statics/basimyayinteknikbilimlermyo.istanbulc.edu.tr/wp-content/uploads/2018/02/Tipografi-II-Vize-Ders-Notlar%C4%B1.pdf

tipografik karakterler aracılığıyla kimliğin ifşası
+
geçmişten günümüze edilen birikimlerden elde edilen bilgiye göre estetik, şık, cezbedici bir yazı tasarlamanın mümkün olduğu ancak işlevsel bir yazı tasarlamanın daha az mümkün olduğu yadsınamaz bir gerçektir.
+
tipografik unsurlar aracılığıyla kimlik oluşturmanın mümkün olduğu; fontların anatomik ve sınıfsal özelliklerinin onlara şahsiyet kazandırıp kullanıcı – kodlayıcı hakkında çeşitli veriler aktardığı bilgilerine ulaşılmıştır.
+
tipografik öğelerin ayrımcılık gözetmeksizin tüm sınıflara hitap ettiği ancak kod açmaların, genelinde aynı ülkede yaşayan özelinde ise farklı konumlu bireylerin ( din, dil, ırk, mezhep, meslek, eğitim düzeyi, ekonomik düzey vb.) ortaklığı üzerinden gerçekleştiğini söylemek mümkündür.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/685259

adalızade osmanlı mezar taşlarının anatomisi
http://www.kusadasikulturelmiras.com/FileUpload/as907491/File/adalizade_mezar_taslarinin_anatomisi.pdf

çocuk eğitiminde tipografi
+
hedef kitle, harfleri, anatomik yapısından boyutlarına ve hatta rengine kadar etkileyebilmektedir.
+
“m” harfinin anatomik yapısında bulunan üç kıvrım noktalarına, menekşe çiçeklerinin getirilmiş olması ve üst kıvrım noktalarının tepe uçlarının yapraklarla tamamlanmış olması son derece etkili olmuştur.
http://gultekinerdal.com/public/uploads/makale/makale_1d6eec0f09527b99f11f59f0087546f0.pdf

standart türkiye türkçesinin ünlü ve ünsüz parça sesbirimlerini tespit etmede kullanılabilecek kelime çiftleri
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/54707

yerel kültürlerin font tasarımlarına etkisi
+
font tasarımına geçmeden önce harflerin anatomik yapısının iyi bilinip anlaşılaması gerekir. bir fontun karakteristik yapısı harflerin anatomisinde gizlidir. zira bu anatomik yapıyı kavramadan, tasarlanacak harflerle bir aile oluşturmak mümkün olmayacaktır. anatomik yapı fontun karakteristik özelliklerini belirleyip ortaya çıkaracağı gibi, üretilen fontun nerede, nasıl ve hangi amaçla kullanılacağı konusunda da karar verilebilmesini sağlayacaktır. + harflerdeki en belirgin anatomik özellikler.
+
fontlar arasındaki benzerlikler ya da farklılıklar ancak harf anatomilerini iyi bilmekle görülebilir.
http://tez.sdu.edu.tr/Tezler/TS02934.pdf

buzağı sağlığı ve yetiştiriciliği
+
genetik anomaliler embriyonik kayıpların yaklaşık %10’unu oluşturmaktadır. bunun önlenmesi için döl verimi özellikleri bilinen boğa spermaları ile tohumlamaların yapılması önerilmektedir.
http://www.kop.gov.tr/upload/dokumanlar/249.pdf

engellilerde beslenme
https://hsgm.saglik.gov.tr/depo/birimler/saglikli-beslenme-hareketli-hayat-db/Yayinlar/kitaplar/Beslenme-Bilgi-Serisi-1/engellilerde-beslenme.pdf

nohut (cicer arietinum l.) çeşitlerinde kuraklığa bağlı oksidatif stresin fizyolojik ve biyokimyasal parametrelerle belirlenmesi
https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/34543/esra_g%25C3%25BCneri_bagci_tez.pdf

in vitro şartlar altında ‘bursa siyahı’ (ficus carica l.) incir çeşidinin morfolojisi üzerine tuzun etkisi
http://dogadergi.ksu.edu.tr/en/download/article-file/480298

kütahya ağızören iskeletlerine ait dişlerin incelenmesi
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1567000

islam dünyasında norm ve yasa ilişkisine sıra dışı bir yaklaşım: fârâbî ile fazlur rahman örneği
https://www.academia.edu/35118996/%C4%B0slam_D%C3%BCnyas%C4%B1nda_Norm_ve_Yasa_%C4%B0li%C5%9Fkisine_S%C4%B1ra_D%C4%B1%C5%9F%C4%B1_Bir_Yakla%C5%9F%C4%B1m_F%C3%A2r%C3%A2b%C3%AE_ile_Fazlur_Rahman_%C3%96rne%C4%9Fi

başka düzlemde bir kadın olarak öteki olmak
+
başkadüzem (hétérotopie) ve öteki
+
tıp biliminden gelen bu terim “canlılarda, kendisi normal olan anatomik öğelerin aslında normal olarak bulunmaması gereken yerlerde ortaya çıkması” olarak genel bir biçimde tanımlanabilir.
+
selanik’te ud dersleri veren şevket bey’in gelini önce “evlatlık kız”, sonra “yıllar önce evin kapısına bırakılan besleme kız” olarak tanıtılır. bu dik başlı, şuh yüzlü kadın seçimini kendi deyişiyle “orospu” olmaktan yana koyar.
https://www.academia.edu/44245764/BAS_KA_D%C3%9CZLEMDE_BI_R_KADIN_OLARAK_%C3%96TEKI_OLMAK

fethullah gülen’de batı algısı: bir ‘iyi’, ‘kötü’ ve ‘çirkin’ hikayesi
+
komünizm: ‘kötü’nün anatomisi
+
gülen’in batı algısının ilk ayağını komünizm üzerine yazdıkları oluşturur. gülen aslen maddeci ve pozitivist olarak nitelendirdiği batı medeniyetinin içinde, kapitalizme ve hıristiyanlığa başka bir yer ayırırken, yine aynı eleştirilerin arasına ama bu kez başka bir başlık altında, sosyalizmi ve komünizmi de yerleştirir.
+
gülen komünizmin “kapitalist zalimlere” bir “ceza” olması amacıyla allah tarafından yeryüzünde ortaya çıkarıldığını ileri sürer.
+
gülen çoğu kez komünizmi, anarşizm, nihilizm, hatta ateizm’le karıştırır ve sanki bunların tümü aynı kavrammış, aynı anlamlara geliyormuş gibi kapsayıcı ve ortak değerlendirmeler yapar, ortak göndermelerde bulunur. fakat onun asıl derdi ateizm’dir ve kanımca komünizme beslediği hislerin neredeyse tamamı, ateizm’den kaynaklanmaktadır.
+
gülen’in kitaplarında yer bulan bütün “kötüler” (komünistler, anarşistler, esrarkeşler, imansızlar, içki içenler, yahudiler, nefsine yenik düşenler, allah’a şirk koşanlar, iç ve dış düşmanlar vb.’leri ile yeri geldiğinde “haçlı zihniyetini atamamış” misyoner hıristiyanlar ve batı) içerisinde ateist’ler hepsinden özel bir yer sahiptir.
+
gülen algısında ateizm/ateist’lerin böylesine özel bir yeri işgal etmelerinin bir nedeni de, dinsizliği ve tanrı tanımazlığı yayması düşüncesinin yanında, insanlarda kafa karışıklığına neden olduğuna inanmasından ileri gelmektedir.
+
gülen sıklıkla ülkenin başına gelen bütün belaların sorumlularının komünistler ya da ateist’ler olduğunu söyleyerek, milliyetçi ve dindar düşüncenin söylem anlamında beslendiği politik kültürel damarlara geri döner.
+
gülen, komünizmi/ateizm’i/nihilizm’i eleştirirken sıklıkla kullandığı millet ve millîlik vurgusundan ayrılmaz. “büyük türkiye”, “millî kalkınma”, “millî diriliş”, “millî ruh”, “millî düşünce” vb. gülen metinlerinin vazgeçilmez kavramları biçiminde ön plâna çıkarken, bunların önünü tıkayan engeller (komünistler, aydınlar, batı hayranları vb.) de hiç değişmez.
+
her zaman ‘ben aydınım, ben bir entelektüelim’ yâveleriyle oturup kalkar. biraz ateizmin, biraz komünizmin, biraz da nihilizmin tesiriyle tam a’raf insanı ve tam bir berzahtır. 9 duygularıyla, düşünceleriyle bu melez tip, ne tam şarklı kategorisine girer ne de garplı; aksine o, iki dünyanın da mük’ap cahilidir.
+
kapitalizm: ‘çirkin’in hâl-i pür melâli
+
gülen’in batı anlatılarında önemli bir başlığı kapitalizm üzerine yazdıkları oluşturmaktadır. yalnız burada dikkat edilmesi gereken asıl mesele, gülen’in batı’yı sadece kapitalizm üzerinden anlamlandırmadığı, kapitalizmi batı’nın sosyo-ekonomik ve düşünce yapısının hıristiyanlık ile birlikte temel harcı biçiminde ele aldığıdır. dolayısıyla kapitalizm böylesine merkezî bir öğe pozisyonunda yer alarak, tüm toplumsal dokuya ruhunu veren bir tasvirin içerisine de yerleşmiş olur.
+
“kapitalist dünyanın mihrabında madde vardır. madde onlar için her şeydir ve bütün problemlerin onunla çözüleceğine inanılır” şeklinde ilerleten gülen, ferdî kazancın, rekabetin ve çalışmanın önünü açan bu kapitalist sistemin, “işçiye de sonsuz kazanma hakkı verildiği için” onun da bir gün gelip patron olabileceğini söyler.
+
gülen yorumuna göre batı, “kine doymayan dünya”dır.
+
gülen “bugün bilim adına iddia edilen hususların tamamen batı felsefesinin ürünü olduğunu”, fakat bu bilimin menşeinin doğu olmasına rağmen, batı felsefesi tarafından çarpıtıldığını söyler.
+
gülen için hıristiyanlık, isa mesih’in yolundan çoktan sapmıştır: “batı kendi dinî değerlerini ve hazreti mesih’in tavsiyelerini kulak ardı ederek her kıt’aya savaş, kölelik ve sömürü götürdü, götürdü ve dünyanın çehresini kararttı”.
+
gülen metinlerinde, batı’nın yabancılaştırıcı, yozlaştırıcı, “ahlâksızlığa” sevk edici, kendi kültüründen, dininden, tarihinden, duygu ve düşüncesinden uzaklaştırıcı etkilerine maruz kalmış bir ülkenin zavallı insanları olarak resmedilirler.
+
gülen, “keşke insanımız, bu entelektüel cücelerin aktörlüklerini idrak edebilseydi” diye de ekler.
http://alternatifpolitika.com/eng/site/dosyalar/arsiv/12-Kasim-2012/vol.-4,-no.-3-kasim-2012.pdf

kur’an’da kadın-erkek eşitsizliğinin temelleri
+
bir erkek yerine iki kadın şahit tutulmasının nedeni, o günlerde bu tip alış-verişlerde kadınlar genel olarak şahitlik yapmaya alışkın olmadıkları için erkeklerden çok daha “unutkan” olacakları kabul edilmiştir.
http://www.islamiarastirmalar.com/upload/pdf/5a72242860a59d7.pdf

yokuş aşağı inerlerken kolunu handan’ın omuzuna atıyor behiye. aslında handan birazcık daha uzun. kolunu yine de atıveriyor. kendisine şaşırarak; ama doğallıkla. burnunu handan’ın ensesine yaklaştırıp kokluyor çaktırmadan. handan kokusu. dünyanın en güzel kokusu.
http://www.momentjournal.org/custom_files/kadinlarin_arkadaslik_anlatilari.pdf

yönetimde merkezileşmenin bir etkeni olarak salgınlar
+
modern ulus-devlet de kolera, tifo ve veba gibi salgın dönemlerinde virüs-bakteri gibi ‘görünmez düşmanlara’ karşı mücadelenin temel aktörü olarak ortaya çıkmış ve gelişme göstermiştir. ulus-devletin ana karakteristiklerinden olan merkezileşmenin ortaya çıkışı da ülkelere göre farklılık gösterse de nüfusun sağlığı bu sürecin bir katalizörü olmuştur.
+
bu salgında görüldüğü üzere ne uluslararası örgütlerin ne de küresel şirketlerin virüsle mücadelede pek bir etkisi gerçekleşmemiştir.
+
koronavirüs salgını ‘ulusların zenginliği’nin, aslında ‘ulusların sağlığı’ olduğu gerçeğini bir kez daha kanıtlamıştır. modern devletin ortaya çıkması ile özellikle kameralist düşünürlerin savunduğu sağlık harcamalarının ve koruyucu sağlık hizmetlerinin ekonomik büyümeye katkıda bulunan bir yatırım olduğu görüşü bugün hala geçerliliğini korumaktadır.
https://www.researchgate.net/profile/Aziz-Kuecuek/publication/344071449_Yonetimde_Merkezilesmenin_Bir_Etkeni_Olarak_Salginlar/links/5f50ce74a6fdcc9879c479ed/Yoenetimde-Merkezilesmenin-Bir-Etkeni-Olarak-Salginlar.pdf

avrupa’da antikçağ’dan yeniçağ’a beden sağlığı ve sağlık kültüründe yaşanan değişim
https://www.academia.edu/37734951/Avrupada_Antik%C3%A7a%C4%9Fdan_Yeni%C3%A7a%C4%9Fa_Beden_Sa%C4%9Fl%C4%B1%C4%9F%C4%B1_ve_Sa%C4%9Fl%C4%B1k_K%C3%BClt%C3%BCr%C3%BCnde_Ya%C5%9Fanan_De%C4%9Fi%C5%9Fim

entelektüel batılı bir hayvandır.
+
ateizm, allah’a inanmamak değil, avamın inançlarını paylaşmamaktır.
+
ansiklopedi, düşündüren, bağırıp çağıran bir kavga silahı.
http://hatay.gov.tr/kurumlar/hatay.gov.tr/belgeler/ekitaplar/cemil_meric.pdf

darwin’in kara kutusu
+
darwin’in düşündüğü ve öne sürdüğü her anatomik yapı ve aşama o kadar basittir ki, kağıda bile aktarılamayan karmaşık biyokimyasal işlemleri kesinlikle açıklayamamaktadır. darwin’in küçük sıçramalarla açıkladığı şeyler, ne yazık ki ancak helikopterle aşılacak derecede büyümüştür.
biyokimya böylece darwin anatomisi’ne karşı bir liliput üstünlüğü sağlamış ve evrimin moleküler düzeyde meydana gelip gelemeyeceği sorusunu gereksiz kılmıştır.
http://www.ozetkitap.com/kitaplar/darwin_kara_kutu.pdf

tıp, en az insanlık tarihi kadar eskidir. bugünün modern ve çağdaş dünyasından çok önceleri, en ilkel şartlarda dahi tıp var olmuştur. başlarda, insanların anatomiye yönelik ilgisi pek yoktu. zamanla kendi bedenini tanıyan ve biyolojik farkındalığa sahip olan insan, sonraları acıya ve ağrıya yönelik bir takım çözüm arayışlarına girişti. özellikle savaşlardaki can ve organ kayıpları bu anlamda önemli bir role sahipti. bütün bunların paralelinde tıp; ateşin ve suyun günlük hayatın bir parçası haline gelmesi, bitkilerin ve sonraları mikrop ve mikro organizmaların keşfiyle başlı başına devasa bir bilim dalına dönüştü.
https://drsadiyazici.com/Files/pdf/DemokrasininCokKisaTarihi_2-BASKI.pdf

francis bacon ve willem de kooning’in resimlerinde imge bozumu
http://tojdac.org/tojdac/VOLUME7-ISSUE2_files/tojdac_v07i2113.pdf

terörizmi anatomik şiddetten ayıran özellik, bir örgüt tarafından organize edilmesi ve hedeflerinin kesin olmasıdır. kitlesel şiddet ise önceden planlanmış ve kontrolsüzdür, kendiliğinden ve aniden oluşur.
+
günümüzde bir grup insan anarşizm ile terörizmi birbirinin yerine kullanmasına rağmen hiçbir zaman birbirinin yerine geçen kavramlar değildir.
+
anarşizm, ilk defa ingiliz filozoflardan william godwin tarafından sistematik hale getirilmiştir. godwin, “politik adalet” kitabında (1973), insanlığın ahlakını bozduğu için devlet kurumunun ortadan kaldırılması gerektiğini savunmuştur.
+
anarşistlerin felsefelerinin temelini
1- ateizm,
2- anti – militanizm,
3- anti – entelektüelizm,
4- bireycilik,
5- gençlik,
6- eğitim
unsurları oluşturmaktadır ve bir anarşist olan petrov anarşisti ve anarşizmi şöyle ifade etmiştir:
ben bir anarşistim, çünkü tüm otoriteyi aşağılıyor ve ondan iğreniyorum; zira bütün otorite adaletsizlik, sömürü ve insan kişiliği üzerinde zorlamaya dayanıyor. otorite bireyi insanlıktan çıkarır ve onu bir köle yapar…
ben bir anarşistim, çünkü insanlığı kapitalizmin otoritesinden ve dinin aldatıcılığından kurtarmaya çalışan anarşist idealin doğruluğuna inanıyorum…
gürültülü ve kaba “sosyalist” laflarla “proleteryanın ve köylülüğün diktatörlüğü” laflarıyla kendimi kandırıyorum. diktatörlük otoritenin anlamdaşıdır ve otorite de kitlelere yabancı bir şeydir. otorite her zaman ve her yerde yöneticileri yozlaştırır.
http://www.politikadergisi.com/sites/default/files/kutuphane/turkiyede_etnik_teror_asala_ve_pkk_ornegi__0.pdf

ışid’in sosyolojisi
+
uzun boylu, yakışıklı arap gencine, “başka eşin var mı?” diye sordum. “mekke’de bir arap eşim var, burada da bir rus ile evlendim, müslüman oldu, baldızın 3. eşim olacak” deyiverdi. o kadar rahat söylüyordu ki! normaldi onun için. “peki, burada işiniz bittiğinde baldızımı boşayacak mısın?” dedim. “onu suudi arabistan’a götüremem” deyince hızla ayağa kalktım, elini sıktım ve “güle güle” deyip baldızımı oradan aldım.
https://www.researchgate.net/profile/Faruk-Arslan-2/publication/287998652_The_Circle_of_Betrayal_ISIS_ISID’in_Sosyolojisi-_Ihanet_Cemberi_in_Turkish/links/567c965108ae051f9ae1b012/The-Circle-of-Betrayal-ISIS-ISIDin-Sosyolojisi-Ihanet-Cemberi-in-Turkish.pdf

adorno ve horkheimer’ın kültür endüstrisi eleştirisi üzerine bir inceleme
+
siyaset, kültür, hukuk gibi kurumlar ekonomik yapının çelişkisini içinde barındıran, sistemin sürekliliği açısından kullanılan ve egemenler tarafından sistemin devamlılığını gözeten yapılardır.
+
kültür, giderek bir endüstri alanı haline gelmiş ve metalaştırılarak kapitalist sistemin sürekliliğini sağlayan unsurlarından ve sistemin yeniden üretim mekanizmalarından biri olmuştur. adorno ve horkheimer’a göre, kültürün endüstrileşmesinin ve bir tahakküm aracına dönüşmesinin nedeni aydınlanma’nın amacından sapmasıdır. dogmaların ve mitlerin ortadan kaldırılması amacıyla yola çıkan aydınlanma düşüncesi amacından saparak, kendisi bir mite dönüşmüştür.
+
adorno ve horkheimer’a göre, kültür 18. yüzyıldan bu yana kapitalizmin insanlıktan uzaklaşma sürecini pekiştirmedeki rolüyle, bu sistemin varlığının ve devamlılığının açıklanması için anahtar olgulardan biridir.
+
aydınlanma rasyonalist akımlarla ilişkili olduğu kadar, ateizm, duyumsalcılık, ve materyalizmle de ilişkilidir.
+
aydınlanma döneminin temel özelliği din ya da tanrı merkezli toplumsal yapı ya da düzenlemelerin yerini, akıl merkezli toplumsal düzenlemelerin almasına yönelik arayıştır.
+
aydınlanma, insanlık tarihinde akıl ve düşüncenin bireyin en güçlü yetisi olarak birleşmiş bir biçimde, dünyanın ve toplumun metafizik ve mitleştirilerek anlaşılmasını temel alan geleneksel toplum ve bilgi yapılarının ortadan kaldırılmasını ifade etmektedir.
+
yönetilenlerin, kendilerini yönetenlerce aşılanan ahlak anlayışını her zaman onlardan daha ciddiye alması gibi, bugün aldatılan kitleler de başarı mitine, başarılı olanlardan daha çok kapılmaktadır. kitleler, yönetenlerin isteklerini benimsemekte, köle haline gelmelerine neden olan ideolojiye inatla sarılmaktadırlar.
+
kültür endüstrisi gerçek bir kültür üretmemektedir. tam tersine, kendiliğindenliği olmayan şeyleştirilmiş/nesneleştirilmiş bir sözde kültür üretmektedir.
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/45615.pdf

kentte kadınlar
+
erkeklerin etkinliklerinin de -o zamana değin yalnızca kadınlar için bir gönderme noktası olan- toplumsal cinsiyetleri bağlamında analiz edilmesi önerisi, birçok coğrafyacının kafasını karıştırmakta, aynı zamanda coğrafya analizlerinde kullanılan ‘insan’ kavramına da doğrudan meydan okumaktaydı.
https://www.academia.edu/30976859/Suzanne_Mackenzie_Kentte_Kad%C4%B1nlar_

bir fiili yapabilmek için, insanda onu gerçekleştirmeye yarayacak soyut ve somut vasıtaların bulunması gerekir. soyut vasıtalar; akıl, irâde, ihtiyar ve kudret gibi şeylerdir. somut olanlar ise, kişinin organlarının sağlıklı olması, sıhhat ve selamette olmasıdır. bunlardan yoksun olan kimseye teklif edilmesi akıl dışıdır. ayrıca kudretin de, fiilden önce olması gerekir.
https://www.ksu.edu.tr/depo/belgeler/1.%20Say%C4%B1_1506091338260301.pdf

imhotep’den leonardo’ya: hekimlik
+
selâmet umudu odundadır.
+
hipokrat’ın, oğullarını ve damatlarını da hekim olarak yetiştirdiği bilinmektedir. kızlarını ve gelinlerini hekim yapmadığına göre her halde bir bildiği vardı!..
+
leonardo, tıp da dahil, belki pek çok şeyin eğitimini alamamıştır ama hekimliğe enjekte ettiği olgular göz kamaştırıcı nitelikte olmuştur.
+
sanırım günümüz hekimleri “ateist” nitelemesini üzerlerinden atmışlardır. gerçek ömür, aslında, kısa değil, sonsuzdur.
https://perinataldergi.com/Files/Archive/tr-TR/Articles/PD-2002010401.pdf

eşlerin dinsel algı ve yaşayışına göre evlilikte dindarlık ve maneviyat huzur mu, kusur mu?
https://www.acarindex.com/pdfler/acarindex-075849e0-d5d3.pdf

özür dilerim ile kusura bakma arasındaki 7 fark
http://www.ankarabarosu.org.tr/siteler/ankarabarosu/hgdmakale/2015-1/24.pdf

evrim teorisi tanrının varlığı için gerçek bir tehdit midir?
+
doğadaki kusursuz işleyen düzen algısı günümüzde ‘akıllı tasarım’ (ıntelligent design) kavramı ile karşılanmaktadır. nitekim bu kavram, teleolojik delilin sınırları içinde dünyanın kusursuzca tasarlandığı iddiasının popüler karşılığı olarak kullanılır hale gelmiştir. bu yönüyle, vahyin bilgisine dayanmadan sadece akılla yetinerek tanrı’yı ne kadar bilebileceğimizin bir sınaması olarak tanımlanabilecek olan ‘doğal teoloji’ (natural theology) ile çok yakın bir ilişki içindedir. doğal teolojinin ayrıca salt bir dinsel kaygı olarak tanrı’nın varlığı meselesinden daha çok, gerek felsefe tarihinin gerekse doğa tarihi incelemelerinin harmanlanması ile ortaya çıkan bir disiplin olduğu söylenebilir. onun temel iddiası, doğadaki canlı yaşamı dâhil her şeyin tanrının kusursuz yaratışının eseri olduğudur. nitekim insanoğlu doğanın her köşesinde ve yaşamın her anında bu mucizevî düzeni gözlemleyebilir.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/144272

bir sorun olarak anlamın anatomisi
+
metinlerin kendisi bizatihi şifredir.
+
yazar hem anlaşılmak için yazıyor, hem de düşüncelerini yazısında şifreliyor. okurdan bir anlamda bu şifrelenmiş metinin kodlarının açımlanmasını istiyor. konumuzun mihenk taşı niteliğinde olan önemli noktası burasıdır. çünkü anlam, bu noktada sorunsallaştırılmış olarak okuruna sunulmaktadır.
+
zaten bazı büyük eserler, adeta iki katlı gibidir. üst kat yani yüzeydeki
kat, çoğunun anlayacağı cinstendir. eserin asıl büyüklüğünü, alt katın anlamını ise, herkes kolay kolay kavrayamaz.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/571736

zenon’un paradoksları
+
parmenides şu inanılmaz düşünceyi savunuyordu: gerçek tektir ve değişmez. çokluk, değişim ve hareket aslında yokturlar ve duyularımızın bizi kandırmasından kaynaklanırlar…
https://ahmetkahya.com/my/pdf_arsiv/populer_matematik/zenonun_paradokslari.pdf

kilise, faiz, kapitalizm: günahtan meşruiyete sancılı bir geçişin anatomisi
+
kapitalizmin krizlerinde faizin günahkâr muamelesi gördüğü de marx’dan beri bilinmektedir. marx’ın bu konuda dinlerle aynı noktaya, farklı amaçlarla gelmesi ilginçtir.
+
günah derdi olmayan kiliseden kopuk rasyonel bir düşünce iklimine girilen dönem olarak aydınlanma faiz yasağının umursanmadığı bir dönem olmuştur.
+
faiz gelirin gayri adil dağılımını ağırlaştırdığı için eninde sonunda bir çatışma sebebidir. kazananlar ve kaybedenler; zenginleşenler ve fakirleşenler hatta fakirliği derinleşenler toplumun hastalığı haline gelir ve sosyal yapı bozulmalarına kaynaklık eder.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/721582

şükran adakları ışığında ürogenital hastalıklarda uzmanlaşmış antikçağ şifa tapınakları
+
varoluşundan bu yana insanoğlu hastalıklarının çaresini aramıştır. bu durum, çok tanrılı antik çağda, yunan mitolojisi ve tanrılarının mutlak etkisiyle kurumsallaşmış bir tapınak tıp modelinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. sağlık veren tanrıların en ünlüsü yunan şifa tanrısı asklepios’tur tapınaklarda sağlıklarına kavuşan minnettar hastalar, tanrının gücüne şahitlik etmesi ve şükranlarını sunmak için tapınaklara, şifa bulan uzuv, organ ya da hastalıklarını ifade eden anatomik adaklar hediye etmişlerdir.
+
erkek üreme organ modellerinin hemen hemen hepsinde, penislerin fimotik ve testislerle birlikte yer aldığı izlenmiştir. bu durum rahatsızlıkların sadece penisle ilgili olmayıp testislerle ilgili de olabileceğini düşündürmektedir. bundan yola çıkarak bu adakların adanmasının tek nedeninin zührevi (veneral disease) hastalıklar ve/veya buna bağlı gelişen fimozis olmadığı, birbirine benzese de bu adaklardan bazılarının idrar yolu iltihabı, disüri, idrar yapma zorluğu, mesane taşı, testislerle ilgili rahatsızlıklar, herniler ve hatta iktidarsızlık, kısırlık gibi genital veya idrar yolu organlarının rahatsızlıklarına işaret ettiği düşünülebilir.
+
hastalıklardan kurtulmanın birer kanıtı olan yazıtlar ve anatomik adak hediyeleri, antik çağ akdeniz dünyasında dini tapınakların tıbbi tedavide oynadığı rolü anlamamız açısından önemli kanıtlar sunmuştur. antik çağ metinleri, yazıtları ve anatomik şükran adakları tapınak şifa modelinde birçok ürogenital hastalığın başarı ile tedavi edildiğini göstermektedir.
https://androloji.org.tr/androlojiDATA/Uploads/files/12-Ulusal-Androloji-Kongresi-Programi-19-22-Mayis-2017-Hilton-Bodrum.pdf

hıristiyanlarla müslümanlar aynı tanrıya mı inanmaktadır? bu sorulara sağlıklı yanıt vermek için öteki dinler hakkında en azından asgari olarak bilgi sahibi olmak gerekmektedir. son soruya sayın aydüz ve diyalog konusunda onun gibi düşünenler evet diye yanıt vermektedir. çünkü onlara göre müslüman ve hıristiyanlar aynı tanrıya inandıklarından onlar ateizme yani inançsızlığa karşı işbirliği yapmalıdır.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/109436

ipek kullanmaktan sakın.
+
islami kimliğin dönüşümü, dinin toplumsal özne, nesne ve meta süreçlerinden hareketle yorumlanabilir.
+
örtünme, küresel moda endüstrisinin değişen döngüsü ile metaya dönüşmekte ve bu durumda temelde İslam ve tesettürlü kadını temsil eden göstergelerinde değişmesine sebep olmaktadır.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/464768

kadınların iç giyiminde kullandıkları kıyafetlerin başında gömlek yer almaktadır. gömlek başka bir ifadeyle gönlek, çıplak tene giyilen şey demektir. kadın gömlekleri ayak bileklerine kadar uzun olur. kadınlar gömleğin altına topuklara kadar inen don giyerlerdi. gömlekler, tereke defterlerine kaydedilirken genelde kumaş türü belirtilmemiştir. gömleklerin bazıları dülbend ve bürüncük ya da doğrudan ipek kumaşlardan yapılmıştı.
http://www.turkiyatjournal.com/Makaleler/2132373145_30ibrahim%20etem%20%c3%a7ak%c4%b1r.pdf

sağlıklı kadınlarda topuklu ayakkabı kullanım sıklığının, gastrosoleus kas kısalığına, ayak postürüne ve dengeye olan etkisinin araştırılması
+
bu çalışmadan elde edilen sonuçlarda, topuklu ayakkabı kullanım sıklığının ayakta deformite oluşumuna yol açmadığı, m. gastrosoleus kasında kısalığa neden olmadığı, statik ve dinamik dengede bozulmaya sebebiyet vermediği saptanmışdır.
http://openaccess.hku.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.11782/1642/Sa%C4%9Fl%C4%B1kl%C4%B1%20Kad%C4%B1nlarda%20Topuklu%20Ayakkab%C4%B1%20Kullan%C4%B1m%20S%C4%B1kl%C4%B1%C4%9F%C4%B1n%C4%B1n%2C%20Gastrosoleus%20Kas%20K%C4%B1sal%C4%B1%C4%9F%C4%B1na%2C%20Ayak%20Post%C3%BCr%C3%BCne%20Ve%20Dengeye%20Olan%20Etkisinin%20Ara%C5%9Ft%C4%B1r%C4%B1lmas%C4%B1.pdf

cinsel seçilim sürecinde dişlerin, ellerin ve ayakların simetrisinin eş seçiminde önemi
http://acikerisim.gelisim.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11363/1210/530395.pdf

cennetten kovulan insanın cenneti yeniden inşa uğraşı: transhümanizm
https://tdk.gov.tr/wp-content/uploads/2020/05/Ahmet-M.-Karau%c4%9fuz-_-Cennetten-Kovulan-%c4%b0nsan%c4%b1n-_-8-1.pdf

bir iletişim dizgesi olarak giyim ve giyime yönelik göstergebilimsel çözümlemelerdeki değişkenler
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/630645

feminist hareketin 1960 sonrası sanat üretimine etkisi
+
rönesans’tan günümüze kadınlar sanatta metalaştırılmış, ataerkil sistemin haz nesnesi haline getirilmiştir. geçmiş dönemlerden günümüze eril bakışın hakim olduğu kadın bedeni, ressamların tablolarında arzunun simgesi olmuştur. kadın, kendini kendi kimliğiyle değil, ataerkil sistemin kodladığı toplumsal cinsiyet rolleriyle seyredebilmektedir. sanat tarihi alanında da kadın tarihini erkekler yazmıştır.
+
tom wesselmann çalışmalarında kırmızı bir dudak ya da kadın memesi gibi görüntülerle kadını tüketim nesnesi haline getirmiştir. wesselmann kadının dudakları dışında yüzünde herhangi başka bir detaya gerek görmemiş, çıplak vücut ve kırmızı davetkar dudakların amerikan erkeğini cezbetmek için yeterli olduğunu düşünmüştür. rönesans resimlerindeki edilgen kadın imgesi wesselmann’ın çalışmalarında yeniden hayat bulmaktadır.
+
mutfak ev içinde kadınla en çok ilişkilendirilen oda olduğu için sanatçılar en çok mutfak üzerinde durmuştur. mutfağın tamamı pembe renge boyayarak duvarlarına ve tavana meme formunda pişmiş yumurtalar yapıştırılır. çalışmayı robin weltsch hazırlamıştır.
https://acikerisim.sakarya.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12619/90226/T08546.pdf

çağdaş sanatta “beden” teması üzerine yaklaşım biçimleri ve görsel çözümlemeler
+
“andy warhol, roy lichenstein, david hockney, jasper johns gibi isimlerin bir arada olduğu akım walter benjamin’in “sanat ürünlerinin metalaşma sürecinden nasibini alacağı” öngörüsünün gerçekleştiği döneme denk gelmiştir. gerçekten hızlanan üretim ve bunun sonucu olarak nerdeyse fetiş kelimesine denk gelecek marka enflasyonu bu durumu 20. yüzyılın başından itibaren yavaşça yaratmıştır. kültür ortamının eril söylemin tesiri altında gelişmesi nedeniyle de, fetiş haline gelen kadın bedeni, metalaşan başka bir malzeme olmuştur. playboy gibi iletişim araçları, çizgi roman kültürünün ilkel sanattaki artırımını andıran abartılı bedenleri, reklam ve afişlerde parça halinde görünen beden parçaları, bedenin fetiş bir obje olarak kavranmasında etkili olmuştur. pop sanatçısı için, mel ramos’un bir çok röportajında belirttiği gibi, insanlar superman’i izliyor ve eğlenceli buluyorsa, artık onu inkar etmenin de anlamı yoktur.
https://dspace.gazi.edu.tr/bitstream/handle/20.500.12602/175749/386048.pdf

görsel sanatlarda özel alan ve iktidar ilişkileri
+
sherman‘ın bu resmi, anne olma durumundaki kadını ele alır. sanatçının çalışmalarında yapma biçimde meme kullanarak kadının memesinin çocuğunu doyurmaya yarayan bir biberon gibi eşyaya benzetilmesini eleştirdiğini görürüz. fetişist bir davranış biçimi olan bu durum, kadının sadece organlardan ibaret bir varlık olarak görülmesine, düşünülmesine karşı gerçekleştirilmiş bir protestodur. kadının, cinsiyle karşılıklı iletişime geçen, ruhsal, düşünsel bir cins olarak düşünülmesinin yerine, sadece görevlerini yerine getiren, hizmet eden ikinci bir cins olarak görülmesinin sonucudur.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/410612

greimas’ın anlattığına göre, barthes yemek sırasında “kadın giyiminin, modasının en önemli, en anlamlı yeri sizce neresidir” diye sorar. bu soruda daha çok cinsel yananlamların vurgulandığını düşünen martinet de hiç duraksamadan “bacaklar elbette, yani çoraplar, ayakkabılar” karşılığını verir. buna barthes’ın tepkisiyse olumsuzdur: bacakların göstergebilimsel bakış açısından usa yatkın görünmediğini belirtir ve kadın giyimi açısından bacakların olsa olsa üç anlamsal kategori içerebileceğini söyler: çoraplı ya da çorapsız; çorap söz konusu olursa dikişli ya da dikişsiz; ayakkabı söz konusu olursa da topuklu ya da topuksuz. barthes bu üç kategorinin hiç zengin bir dizge oluşturmadığını belirttikten sonra, buna karşılık şal’ın (fr. chtile) göstergebilimsel bakış açısından çok zengin bir dizge oluşturduğunu, en azından otuz temel kategoriden söz edilebileceğini vurgular. barthes’a göre kadın modasının bütün şiirselliği de bacaklardaki giyim kuşam öğelerinde değil şalın kullanıldığı yerde yatar.
https://docplayer.biz.tr/109783797-Insan-giyinir-sayi-55-yaz-2008.html

ruh sağlığı ve bozukluklarının sosyolojisi
https://alpha-psychiatry.com/Content/files/sayilar/144/109-120.pdf

bir kültür yanılsaması; maladaptasyon ve bozuk işlev
+
kültür çalışmaları için de bir o kadar elzem olan adaptasyon (uyarlama/uyarlanma) ve maladaptasyon (kötü uyarlama/uyarlanma) konuları yahut kavramları, bilhassa insanı ve onun biyolojik/kültürel gelişimini anlamak adına önem teşkil etmektedir.
+
uyumsuzluk yahut kaos, insan doğasında bulunan bir çeşit adapte olma durumu ve geleceği şekillendirme biçimidir.
+
eşikte kalan, topluma adapte olamayan kişi ve toplumlar maladaptasyonun bir örneğini oluşturur.
+
türk toplumunun şehirleşme çabası, büyük oranda bir eşiktelik hali ve maladaptif bir durumdur.
+
maladaptasyon ve bozuk işlev arasındaki en temel fark, biri biyolojik davranışla ilgiliyken, diğerinin kültürel davranışlarla ilgili olmasıdır. basit bir örnek ile açıklayacak olursak, savaşlar bu durumun en çarpıcı örneğini oluşturacaktır. türkler gibi göçebe ve savaşçı bir yaşam modelini benimsemiş toplumlar için savaş, devletlerin bekasını ve geçim kaynaklarını oluşturup şekillendirmiştir. bir koruma içgüdüsü ve devletin/toplumun devamı fikri ile hareket edildiğinden, savaş görünürde adaptif bir durumdur. hatta biyolojik perspektifte bakıldığında ise, doğanın bir kanunu bile sayılabilir. fakat, insan gibi kültürel boyutu da olan bir canlı için bu durum karmaşık bir hal alır. savaşa hazırlık psikolojisi önemlidir, savaş öncesi ve sırasında söylenen marşlar (mehter gibi), gaza getirici sözler, atılan tekbirler öfke ve hırs duygularını tetikleyerek adaptasyona yardımcı olurlar. özellikle bu duygu durumları, insanın doğasında var olduğu için, biyolojik bir boyuta da sahiptir ve yitirildiğinde maladaptif bir durum karşımıza çıkar. buradaki bozuk işlev örneği ise, devletinin ve milletinin bekası ve kutsallığı adına savaşan binlerce ya da milyonlarca insanın ölmesi, geçindirdikleri ailelerinin ise belki de açıkta kalacak olmalarıdır. bu sebeple maladaptasyon insanın biyolojik; bozuk işlev ise kültürel boyutuyla ilgilenir. savaş kazanıldığında ise hem devletin varlığı devam edecek hem de elde edilen ganimetler sayesinde ekonomik çark dönecektir.
+
merton, toplumsal sistem ve kurumların her zaman mükemmel bir şekilde işleyemeyeceği, herhangi bir aksaklıkta bu sistemlerin kendilerini yeniden üreteceği veya aile, evlilik gibi önemli kurumların bile bozuk/yararsız işlevlerinin olabileceğinden bahseder.
+
din olgusu dikkate alındığında, dinin bütünleştirici etkisi adaptif bir durum sayılırken; örneğin islamiyet adı altında kurulan onlarca tarikat, bu bütünlüğü bozduğu ve çatışmalar yarattığı için maladaptif bir durumdur.
https://www.researchgate.net/profile/Fisekcioglu-Asli/publication/351571689_cagdas-yaklasimlar-odaginda-toplum-ve-kultur-arastirmalari-1/links/609de24c299bf1476996451b/cagdas-yaklasimlar-odaginda-toplum-ve-kultur-arastirmalari-1.pdf

güncel sanatta evlilik, düğün ve kadın imgesi: gülsün karamustafa, şükran moral, canan ve gülçin aksoy
+
türk geleneklerinde bayrak, birçok düğünde, düğün evinin kime ait olduğunu belirleyen unsur olarak kullanılmaktadır. bu resimde de, bayrak imgesinin taşıdığı anlam düğün evini sembolize eden işarettir. fakat, barbara heinrich’in figürün iç dünyasına yönelik yaptığı analizden anlaşılacağı üzere, diğer düğün resimlerdeki gibi “kutlama” havası yoktur. sanatçının, kadınların bir meta gibi zorla evlendirmelere gönderme yaptığı bu çalışmada, türk bayrağı ve anadolu motifleri diğer düğünlerdeki gibi işaret olma bağlamından uzaklaşıp, ataerkil dili imleyen sembole dönüşmektedir.
https://www.idildergisi.com/makale/pdf/1502722865.pdf

kadına yönelik şiddet ve edebiyat: thomas hardy ve tess of d’urbervılles
+
beauvoir, “kadın, dünyanın bütünüyle erkek dünyası olduğunu kabul eder; erkekler kurmuştur bu dünyayı, onlar yönetmektedir ve bugün dünyanın efendisi onlardır” der.
+
michel carrouges’e göre “kadınlar iyi bir eş, iyi bir aşçı, bir fahişe yani kısacası erkeklerin arzularına cevap veren bir yaratık olmaktan öteye gidemez.
https://www.guvenplus.com.tr/imagesbuyuk/UHBAB-7.pdf

psikiyatrik bozukluklar bulaşıcı mı?
https://doku.tips/edoc/pskyatrk-bozukluklar-bulaici-mi-dr-ahut-duran-psikiyatri-uzman-trkiye-psikiyatri-dernei-rgtlenme-sekreteri.html

kadınlar neden cinsel obje olarak görülüyor?
https://www.academia.edu/11970632/Kad%C4%B1nlar_neden_cinsel_obje_olarak_g%C3%B6r%C3%BCl%C3%BCyor

müzisyen beyni: profesyonel kadın müzisyenlerle müzik eğitimi almamış kadınların müziği algılayışındaki farklar: bir fmri çalışması
https://www.academia.edu/3824393/M%C3%BCzisyen_Beyni_Profesyonel_Kad%C4%B1n_M%C3%BCzisyenlerle_M%C3%BCzik_E%C4%9Fitimi_Almam%C4%B1%C5%9F_Kad%C4%B1nlar%C4%B1n_M%C3%BCzi%C4%9Fi_Alg%C4%B1lay%C4%B1%C5%9F%C4%B1ndaki_Farklar_Bir_fMRI_%C3%87al%C4%B1%C5%9Fmas%C4%B1

dini temelleri açısından eşitlik
+
malthus, insanlığın artış hızının hastalık, kazalar, savaş, kıtlık gibi birtakım pozitif kontrol vasıtalarıyla geciktirildiğini söylerken, darvin bunun bitki ve hayvan nüfusunun çoğalmasını da kontrol ettiğine inandı ve her alanda varlık mücadelesi olduğu tezini savundu.
+
ehli sünnete göre ise hz. ebubekir ve hz. ömer`in yaptığı doğrudur ve şayet tayin gerçekleşseydi bile bu hastalığın verdiği travmadan bağımsız düşünülemezdi. dolayısıyla vasiyet geçerli olmazdı.
+
felç hastalığının bile saf arap kanını taşıyan kimselere isabet etmeyeceğine, aksi görülürse bu hastalığa yakalananın kanının bir şekilde anne tarafından yabancı bir kana karışmış olduğuna inanmışlardı.
https://openaccess.firat.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11508/15030/327972.pdf

kolonyalist bir kavram: iyi yönetim
http://emekarastirma.org/uploads/dergi/228.pdf

kadınların daha duygusal ve öznel olduğuna dair önyargı, aynı şekilde siyahların daha ağır psikiyatrik rahatsızlıklara yakalanacaklarına dair önyargı doktorların teşhis ve tedavi pratiklerini etkilemiştir.
https://www.belgelik.dr.tr/ToplumHekim/download.php?Id=pwyyPcqAlZk

hipokrat’ın kimi yapıtlarında, böylesi yanlış saptamalar bulunuyorsa da bunlar, otopsi bulguları ve bilimsel deney verileriyle terk edilmiştir. örneğin aşağıdaki iki aforizması, modern tıbbın reddettiği birer düşüncedir.
“gebe bir kadının yüz rengi iyi ise doğacak çocuğu erkek, kötü ise kız olacaktır”.
“çoğu kez erkek fetüs, uterusda sağda, dişi fetüs soldadır”.
http://cms.galenos.com.tr/Uploads/Article_19192/AUTFM-50-67-En.pdf

“zeytin ekmek” hikâyesi de hayat kadını/fahişe figürünün belirgin bir şekilde ele alındığı hikâyelerdendir.
+
ailesini balkan bozgununda kaybeden naciye fakir bir adamla evlendirilmiştir. kocası savaşta olan bu kadın sadece zeytin ekmek yiyerek kocasını sabırla beklemektedir.
+
naciye her ne kadar namusunu korusa da sabahtan beri hayalini kurduğu yemek sofrasına karşılık zeytin ekmekle karşılaşmış; bu utanç ve pişmanlıkla ağlayarak bulunduğu evi terk etmiştir.
https://www.academia.edu/44922518/Boza_B%C3%BC%C5%9Fra_%C3%96MER_SEYFETT%C4%B0N_%C4%B0N_H%C4%B0K%C3%82YELER%C4%B0NDE_KADIN_ARKET%C4%B0PLER%C4%B0_

osmanlı’da homososyal mekânlar ve cinsel yönelimler
+
homososyal mekânlar ve ortamlar aynı cinsiyetten bireylerin bir arada bulunduğu ya da karşı cinsiyetten birilerinin bulunmasının istenmediği sosyalleşme mekânlarıdır.
+
fallusun iktidarında, kadının yerini alan efemineler, parlak oğlanlar, köçekler, hizanlar gibi pasif erkek çocuklar, aslında modern dönemin kadınlarını sembolize etmiştir. aktif olmaktan yoksun ve zayıf görülen bu kimlikler, heterotopik homososyal mekânlarda, kadının yokluğunda kadını oynayarak saklı bir biyolojik dikotominin maskeler aracılığıyla sürdürüldüğü bir oyunun kendine içkin melez kimliklerini yaratmışlardır.
https://egitimsen.org.tr/wp-content/uploads/2021/05/38-63_Osmanl%C4%B1%E2%80%99da-HomoSosyal-Mek%C3%A2nlar-ve-Cinsel-Y%C3%B6nelimler.pdf

ismihan ve mezid’in hikâyesi: osmanlı toplumunda mahremin kamusal alana taşınma biçimi hakkında bir değerlendirme
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1162068

madde, diyalektik ve toplum
http://bilimveaydinlanma.org/content/images/pdf/mdt/mdtc1s2/madde-diyalektik-ve-toplum-cilt-1-sayi-2.pdf

biyoloji eğitimi ile sağlanan davranış değişikliklerinin insanın yücelişi ve dünya barışına katkısı
+
biyoloji eğitimi ile hayvan korkusunu yendim. yılan, tırtıl, solucan gibi hayvanların gereksizliğine inanır; çiçeği koparıp almak isterdim. şimdi o hayvanların gerekliliğinie inanıyor; çiçekleri koparmıyorum.
https://journals.tubitak.gov.tr/biology/issues/biy-98-22-3/biy-22-3-11-97089.pdf

hindu mezhebi şaktizm: tanrıça kali
+
dünya dinler tarihinde hindu tanrıçası kali’den daha karmaşık ve kışkırtıcı bir figür yoktur. kali dişiliğin, yaratmanın ve enerjinin sembolü şakti’yi cisimleştirir. bu yüzden kali hint tanrıçaları içinde özellikle şakti mezhebinde önemli bir yer tutmaktadır. o çok yönlü bir tanrıçadır. anadır, kötülüklerle savaşandır, anaerkil bir semboldür. kali dişil gücün eril güce karşı kazandığı bir zaferin adıdır. bu yüzden kali’ye ait kanlı ve kansız birçok takdimelerin yapıldığı tapınaklar vardır. kalküta’da kalighat tapınağı’nda, daha küçük tapınaklarda ve bazı türbelerde kali’ye binlerce erkek keçi kurban olarak sunulmaktadır. kali’nin kusursuz memeleri bütün varlıkları besleyenin o olduğuna, beyaz dişleri huzura ve dinginliğe (satva), sarkık kırmızı dili aktifliğe (raja), sarhoşluğu eylemsizliğe (tama) işaret eder. kali bütün halkın kendisine taptığı bir tanrıçadır. bu yüzden kali rahipleri pujar diye bilinen halk keşişleridir.
http://e-dusbed.com/InstitutionArchiveFiles/c305be46-4d62-e711-80f0-00224d68272d/4ce9b3d4-4f62-e711-80f0-00224d68272d/Cilt11Sayi22/9d7cff7e-735e-4f04-9c01-72a0b5c59de8_20190117001.pdf

hezeyanı münasebetiyle: kadının asıl şimdi adı yok!
https://docplayer.biz.tr/9537559-Bir-doktora-tezi-hezeyani-munasebetiyle-ka-dinin-asil-simdi-adi-yok-yahya-kemal-tastan.html

aynı kemikler, değişen anlamlar: ırk biliminden biyoarkeolojiye
https://www.researchgate.net/profile/Handan-Uestuendag/publication/315754585_Ayni_Kemikler_Degisen_Anlamlar_Irkbiliminden_Biyoarkeolojiye/links/5ff24183a6fdccdcb82a6e59/Ayni-Kemikler-Degisen-Anlamlar-Irkbiliminden-Biyoarkeolojiye.pdf

arabesk kültür olarak ifade edilen kavram yeni olsa da kökleri geçmişe gitmektedir. bu durumun nedenlerinden biri ise uzun dönemler boyunca anadolu kültürünün başta islam kültürü olmak üzere diğer kültürlerle karışarak bir anlamda kendisine ait kültürü asırlar boyunca muhafaza etmesidir.
+
çarpık kentleşme ve gecekondulaşma ise arabesk kültürün önemli bir ögesidir.
+
arabesk kavramı genellikle müzik ile özdeşleştirilse de aynı zamanda kültürü de ifade etmektedir. mimarlık terimi olarak arabesk girişik bezeme anlamına gelmektedir. arabesk kavramı 1950’li yıllardan önce avrupa, bizans ve islam coğrafyasında mimari ve süsleme ile ilgili olarak kullanılırken göç olgusuyla birlikte müzik anlamında kullanılmaya başlanmıştır.
+
“ben zaten her acının tiryakisi olmuşum, ömür boyu bitmeyen derdimle yorulmuşum” sözleri maddi durumu kötü olan, şehre alışamayan, köyüne geri dönemeyen ve büyük ümitlerle gelmiş olduğu kentte tutunamayan insanlar için ortak kimlik yaratmaya başlamıştır.
+
arabesk kültürün ortaya çıkması keyfiyetten ziyade mevcut sosyal, siyasal ve ekonomik süreçlerin yarattığı karmaşanın bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.
+
anavatan partisinin liberal politikaları ve dışa açılımcı politikaların varlığı arabeskin de dolaylı bir şekilde değişmesine sebep olmuştur. bu zaman zarfında arabeskin farklı versiyonları olan taverna, sol arabesk gibi müzik türlerinin ortaya çıktığı görülür.
+
arabesk kültür ise melez bir kültür olarak anlaşıldığı için bir an önce bu kimlikten çıkılıp tam bir şehirli sınıfına sokmak isteyen iktidar için liminal mekân karmaşa olarak değerlendirilir.
https://www.ulakbilge.com/makale/pdf/1586434686.pdf

postmodern perspektiften bakıldığında arabesk kültür, kimlik ve liminal mekân ilişkisi
https://www.researchgate.net/profile/Ahmet-Oezkaya-2/publication/344097559_POSTMODERN_PERSPEKTIFTEN_BAKILDIGINDA_ARABESK_KULTUR_KIMLIK_ve_LIMINAL_MEKAN_ILISKISI_RELATIONSHIP_BETWEEN_POSTMODERN_PERSPECTIVE_AND_ARABESQUE_CULTURE_IDENTITY_AND_LIMINAL_SPACE/links/5f51f7e192851c250b8f045c/POSTMODERN-PERSPEKTIFTEN-BAKILDIGINDA-ARABESK-KUeLTUeR-KIMLIK-ve-LIMINAL-MEKAN-ILISKISI-RELATIONSHIP-BETWEEN-POSTMODERN-PERSPECTIVE-AND-ARABESQUE-CULTURE-IDENTITY-AND-LIMINAL-SPACE.pdf

fani dünyada baki insanlığın antropolojik izdüşümleri
+
islami antropoloji bir teoloji değildir. marranci bunu “islam antropolojisi müslümanların çevrelerini kendi ideolojik ve retorik anlayışıyla ifade ettikleri dinamikleri incelemek demektir” şeklinde ifade eder. merrly wyn davies de bilginin islamileştirilmesinden benzer bir yararın hâsıl olmasını beklemektedir. ona göre islami antropoloji seküler bir antropolojik bilgi üretim şekline alternatif, onun araçlarının dışında yeni ve farklı araçlarla antropolojinin kapsamına giren alanlarda bilgi üretme faaliyetidir. ele alınan tüm veçheleriyle de görmekteyiz ki islami antropoloji çabası reaksiyoner değil fakat aksiyona dayalı bir çabayı vazetmektedir. bu çabanın sonunda ortaya konacak bilimsel bilgi islam coğrafyalarının kendi muhteviyatının hakikatini ele alacak bir üretim faaliyetinin sonucu olacaktır. mauroof’un islami bir antropolojinin imkânını tartışmaktan öteye geçerek müslüman antropologların batılı gibi düşünüp yazmalarının, bu şekilde öğretmelerinin vebali olduğunu söylemesinin altında salt bir reaksiyoner tavır değil fakat böyle bir temsili hakikat arzusu yattığını düşünebiliriz.
http://acikerisim.artuklu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12514/2119/FAN%C4%B0%20D%C3%9CNYADA%20BAK%C4%B0%20%C4%B0NSANLI%C4%9EIN%20ANTROPOLOJ%C4%B0K%20%C4%B0ZD%C3%9C%C5%9E%C3%9CMLER%C4%B0.pdf

batıl inançların psikolojisi
+
“bir gün gelecek o günün insanları kendilerince bilinen şeylerin daha önce bilinmiyor olduğuna şaşacaklar” demişti seneca bundan yüzyıllar önce.
+
500 yıl önce yaşayan insanlar televizyonu gördüklerinde muhtemelen şoka girecekler ve kumandanın fonksiyonunu anladıklarında muhtemelen şeytan işi olarak nitelendireceklerdi bu uzaktan kanal değiştirebilen aygıtı…
+
birçok teolog karşı da çıksa günümüzde dinden sonra insanoğlunun varoluşsal korku ve endişelerini gideren temel araçlardan birisi de batıl inançlardır.
https://elyadal.org/pivolka/17/PiVOLKA_17.pdf

insan ayağının evrimsel gelişmesi ve dik yürümeye uyumu
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1558576

pisidia antiokheia antik kenti aedılıcus ve kuzey kiliseleri iskeletlerinde entesopatiler
+
entesopatiler, kasların kemiğe tutundukları bölgeler olan entesislerde osteofit (küçük kemik çıkıntısı), düzensizlik ve kabartı şekillerinde gözlemlenen lezyonlardır.
+
pisidia antiokheia aedilicus ve kuzey kiliselerinden iskelet serisinde erişkinlerin %75’inde entesopati saptanmıştır. erkeklerde kadınlara göre daha yüksek oranda entesopati gözlemlenmiştir.
+
ayakta ve/veya ayak/bacaklarla sürekli yapılan mesleki/fiziksel aktiviteler kalça, alt ekstremiteler ve ayak kemiklerinde entesopatiye yol açar. antiokheia insanlarının kalça/bacak/ayak kemiklerinde entesopati %82 oranındadır. çiftçilik, hamallık, at biniciliği, dokumacılık, değirmen taşı pedalının çevrilmesi gibi mesleklerde ağırlıklı olarak bel, bacak ve ayaklara kuvvet bindiğinden ilgili kemiklerde entesopati oluşumuyla daha yüksek oranda karşılaşıldığı belirtilir.
https://www.researchgate.net/profile/Nalan-Damla-Usta/publication/336956704_Pisidia_Antiokheia_Antik_Kenti_Aedilicus_ve_Kuzey_Kiliseleri_Iskeletlerinde_Entesopatiler/links/5dbc589192851c818021041c/Pisidia-Antiokheia-Antik-Kenti-Aedilicus-ve-Kuzey-Kiliseleri-Iskeletlerinde-Entesopatiler.pdf

xıx. yüzyılda önem kazanan köken arayışları, millet, millî kültür vb. gibi kavram ve anlayışlar, yeni kurulan devletlerin inşasında önemli görülmüştür. bu bağlamda beden ile kişilik arasındaki ilişkileri ilk sistemleştiren ve frenoloji/phrenology (kafatası/zihin inceleme) biliminin kurucularından olan fizyolog ve nöroanatomist dr. franz joseph gall (1758- 1828), insan beyninin kafatasına etki yaparak milletlere has bir yapının oluşmasına yol açtığını ortaya atmıştır.
https://www.paradigmaakademiyayinlari.com/wp-content/uploads/2021/05/sosyal-bilimler-isiginda-pdf.pdf